Savunma ve Stratejik Analizler

1 Mart 2015 Pazar

Hükümet iptal kartını açacak

1.3.2015 YAHYA BOSTAN

Çin'li CPMIE C firmasıyla müzakereleri sürdürülen uzun menzilli füze projesi, 'teknoloji transferi' konusunda tıkandı. Olumlu sonuç alınamazsa ihale tamamen iptal edilerek yeni bir süreç başlatılacak Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın "NATO'ya entegre edilmeyecek" çıkışıyla yeniden gündeme gelen uzun menzilli füze ihalesinde yeni bir gelişme yaşanıyor. İhale süreci tamamlanan, Çin'li CPMIEC firmasıyla müzakereleri sürdürülen uzun menzilli füze projesinde, hükümetin ihaleyi tamamen iptal ederek yeni bir süreci başlatabileceği belirtiliyor.

ŞARTLARI ZORLUYORLAR

Üst düzey kaynaklardan edinilen bilgilere göre, uzun menzilli füze ihalesinde süreç tamamlandı. Çinli CPMIEC firmasıyla yürütülen müzakerelerde teknoloji transferi konusunda detay çalışmalar yapılıyor. Ancak görüşmelerde, teknoloji transferi konusunda Türkiye'nin istediği düzeye gelinemediği, çalışmaların devam ettiği belirtildi. Eğer Çinli CPMIEC firmasıyla yürütülen müzakereler olumlu sonuçlanmazsa, önce Fransız, o da başarıya ulaşmazsa ABD'li firmayla masaya oturulacak.

TALİMAT VERİLDİ

Kaynaklar, firmalarla yürütülen müzakerelerin olumlu sonuçlanmaması ihtimalini göz önüne alarak hükümetin, ihalenin tamamen iptalini değerlendirdiğini ve bu yönde ikinci bir çalışma başlattığını belirtiyor. Bununla ilgili savunma sanayisi bürokrasisine çalışma talimatı verildiği öğrenildi. Eğer uzun menzilli füze ihalesinde Türkiye'nin teknoloji transferi konusundaki kesin şartları yerine gelmezse hükümet yeni kartını açacak ve ihaleyi iptal edecek. Bu kararını "Ürün satın almaktan vazgeçtim. Ortak üretim yapacağım. Kendim üreteceğim" açıklamasıyla gerekçelendirecek.

ORTAK ÜRETİM KARTI

Uzun menzilli füze ihalesi iptal edilirse, farklı ülke ve şirketlerle Türkiye'de ortak üretim seçeneği gündeme gelecek. Bu takdirde yeni bir ihale sürecine girilmesi gerekmiyor. Hükümet, ortak üretim seçeneğiyle hem teknoloji transferi hem de fiyat konusundaki şartlarını sorunsuz bir şekilde yerine getirmeyi hedefliyor. Kaynaklar, ihalenin iptali halinde uzun menzilli füze projesinde gecikme yaşanabileceğini, bu yüzden bu hamlenin en son seçenek olduğunu belirtiyor. Ancak teknoloji transferi 'olmazsa olmaz' olduğu için iptal seçeneği de masada olacak.
http://www.sabah.com.tr/ekonomi/2015/03/01/hukumet-iptal-kartini-acacak

27 Şubat 2015 Cuma

Ares Hercules devriye botlarının motorlarını, Rolls-Royce temin edecek

26.02.2015 DENİZ HABER AJANSI

Rolls-Royce, Katar Sahil Güvenliği için Türkiye’deki Ares Tersanecilik’te inşa edilen 17 devriye botu yapımında Rolls-Royce MTU yüksek hızlı motor ve su jeti tahrik sistemleri sağlamak için 15,8 milyon Sterlin değerinde bir anlaşma imzaladı. Rolls-Royce, Katar Sahil Güvenliği için Türkiye’deki Ares Tersanecilik’te inşa edilen 17 devriye botu yapımında Rolls-Royce MTU yüksek hızlı motor ve su jeti tahrik sistemleri sağlamak için 15,8 milyon Sterlin değerinde bir anlaşma imzaladı. Bir Türk tersanesinin tek seferde aldığı en büyük gemi ihracat siparişi olan bu anlaşma, Rolls-Royce'un Türkiye pazarına girişini güçlendiriyor.

Anlaşmayla ilgili değerlendirmelerde bulunan Rolls-Royce Denizcilik Birimi Başkanı Don Roussinos “Ares Hercules devriye botları Katar Sahil Güvenliği'nin Rolls-Royce Kamewa su jetlerini barındıran ilk filosu olacak. Bu işbirliği, Ares Tersanecilik ile gerçekleştirdiğimiz ilk proje değil ancak en büyüğü ve en önemlisi… Türkiye ve Katar pazarlarına girişimizin stratejik kararını güçlendiren bu projede yer almak bizim için mutluluk kaynağı oldu” dedi.

Roussinos sözlerine şöyle devam etti: “Yüksek hızda maksimum yakıt ekonomisi elde etmek için bir arada kullanılan Rolls-Royce MTU dizel motorları ve Kamewa su jetleri, bu yüksek kapasiteli botların verim ve performansını daha da artıracak. Özellikle A3 model su jetimiz 45 deniz miline kadar ulaşan hızlarda dahi yüksek performans sağlıyor”.

Roussinos, “Ares Tersanecilik ile birlikte çalışmayı dört gözle bekliyoruz. Bu yenilikçi tersaneye hem iç pazarda hem de ihracat pazarlarında destek vereceğimiz için son derece heyecanlıyız” diye ekledi.

Ares Tersanecilik Yönetim Kurulu Başkanı Kerim Kalafatoğlu ise “Rolls-Royce gibi prestijli tedarikçilerle sürdürdüğümüz iş ortaklıklarımız, yüksek kaliteli devriye botları üretimimize olan bağlılığımızın bir göstergesidir” şeklinde konuştu.

Kalafatoğlu, “Bu anlaşma bir Türk tersanesinin tek seferde aldığı en büyük gemi ihracat siparişidir. Elyaf takviyeli plastik kullanılan sahil güvenlik botları inşası için yapılan en önemli projelerden birine imza atıyoruz. Anlaşma dahilindeki 17 gemiyi ileri teknoloji ürünü kompozit malzemelerle inşa edeceğiz” diye ekledi.

MTU Türkiye Genel Başkanı Ekrem Kuraloğlu da “Ares Tersanecilik önemli başarılara imza attığımız en önemli iş ortaklarımızdan biri… 2010 yılından itibaren proaktif bir yaklaşımla çalıştığımız bu projede de Ares’in ihtiyaçlarına uygun desteği verebilmek için çalışmaya devam edeceğiz. İş ortaklığımızın uzun vadeli olarak devam edeceğine dair inancımız tam” dedi.

2060kW’a ulaşan güç verimliliğiyle, Kamewa A3 serisi bir önceki modeliyle karşılaştırıldığında yüzde 3 daha fazla enerji verimliliği ortaya koyuyor. Devriye botunun izdüşümünü ve ağırlığını azaltarak toplam işletme maliyetini düşürüyor ve mevcut yakıt harcamalarıyla karbondioksit salımını da dengeliyor.
http://www.denizhaber.com.tr/ares-hercules-devriye-botlarinin-motorlarini-rolls-royce-temin-edecek-haber-60589.htm

ROKETSAN’dan TSK’ya sürpriz teslimat

25.02.2015 C4 DEFENCE

Roketsan’ın uzun süredir üzerinde çalıştığı yaklaşık 300 km menzilli bir füzenin TSK envanterine girmesi için çalışmaların tamamlandığı öğrenildi. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın 20 Mart 2014 tarihinde Sinop’a gerçekleşen ziyareti sırasında varlığını ilk defa dile getirdiği füze üzerindeki çalışmalar tamamlandı. Edinilen bilgiye göre füzenin kabul testleri Aralık 2014’te tamamlandı ve teslimat çalışmaları başladı. 

Roketsan, ABD’nin 1992 yılına kadar radar üssü olarak kullandığı, MSB’nin de boş duran tesisi uzun bir aradan sonra Roketsan’ın kullanımına açtığı Sinop Sülük Gölü yakınlarındaki bir üs bölgesinde denemelerini gerçekleştirdi.
http://www.c4defence.com/roketsandan-tskya-surpriz-teslimat/

ASELSAN ve Thales işbirliğini geliştiriyor

26.02.2015 AA

ASELSAN ile havacılık, ulaşım, savunma ve güvenlik alanlarında faaliyet gösteren Thales arasında mutabakat muhtırası imzalandı.

Abu Dhabi'de düzenlenen IDEX 2015 Fuarı'nda ASELSAN ile Thales arasında işbirliği anlaşması yapıldı. Bu sayede Thales yapımı LMM füzelerinin ASELSAN Füze Sistemi tarafından atılması amacıyla işbirliği yapılabilecek.

ASELSAN ve Thales arasında konuya yönelik işbirliği 2010 yılında başlatılmıştı. LMM füzelerinin ASELSAN Füze Atıcı Sistemi ile ilk aşama atışlarına yönelik gösterimler 2014 yılı içerisinde gerçekleştirildi. Söz konusu anlaşmayla ASELSAN Füze Atıcı Sistemi ile LMM füze atışlarına yönelik ek gösterimlerin yanı sıra, işbirliği kapsamının genişletilmesine ilişkin görüş birliğine varıldı.

Havacılık, ulaşım, savunma ve güvenlik alanlarında faaliyet gösteren Thales, 2013 yılında 56 ülkedeki 65 bin çalışanıyla 14,2 milyar dolar satış elde etti.
http://www.dunya.com/sirketler/aselsan-ve-thales-isbirligini-gelistiriyor-254269h.htm

26 Şubat 2015 Perşembe

Dev füze ihalesinde Rus iştahı

26.02.2015 REUTERS

Türkiye'nin ilk uzun menzilli füze savunma projesinde Çin'le yapılan müzakerelerde şartnamedeki taleplerin karşılanmaması Rusya'nın iştahını kabarttı.

Türkiye'nin ilk uzun menzilli füze savunma projesinde Çin'le yapılan müzakerelerde başta teknoloji transferi olmak üzere şartnamedeki taleplerin halen tam olarak karşılanamadığı belirtilirken, Savunma Sanayi Müsteşarlığı yetkilileri Çin'in yanı sıra diğer teklif sahibi ülkelerle görüşmelere hız verdi. Yetkililer, ihalenin ilk aşamasında elenen Rusya'nın halen uzun menzilli füze sistemini Türkiye'ye verme konusunda istekli olduğunu belirtiyorlar.

Kritik konuda güvence alınamadı

Reuters'a konuşan konu hakkında bilgi sahibi bir kaynak, uzun menzilli füze projesi için düzenlenen ihalede sözleşme görüşmelerine başlanan Çin ile yürütülen müzakerelerde şartnamedeki taleplerin yerine getirilmesi konusunda Türkiye'nin kafasındaki soru işaretlerinin tam olarak silinemediğini belirterek, "Bu konuda temaslar sürüyor, ihalenin en önemli konularından olan teknoloji transferinin sağlanması konusunda tam bir güvence alınamadı" dedi. Türkiye 2013 yılının sonbaharında ilk uzun menzilli füze projesinde Çin ile sözleşme görüşmelerine başlamış, bu süreçte ikinci sıradaki Fransa-İtalya ortaklığı ile üçüncü sıradaki Patriot füze savunma sistemini üreten ABD'li Raytheon ve Lockheed Martin'den teklif sürelerini uzatmaları birkaç defa istenmişti. Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ocak ayındaki Savunma Sanayi İcra Komitesi toplantısı sonrasında, "Sadece Çin firması ile değil üç firmayla da görüşmeler sürüyor. Son gelen bazı teklifler söz konusu oldu, daha önceki tekliflere revizyon oldu bunları değerlendirip görüşmelerin bir süre daha sürmesine karar verdik" demişti.

'Çin'den vazgeçilmedi'

Konuyla ilgili bilgisi olan bir başka yetkili ise, "Henüz Çin'den vazgeçilmiş değil, müzakereler devam ediyor. Teknoloji transferi konusu bu projedeki önceliklerden bir tanesi. Çin'den vazgeçilse de diğer teklif sahipleri ile teknoloji transferi konusu Türkiye'nin önceliklerinden biri olmaya devam edecek" dedi. Çin ile yürütülen görüşmelere paralel olarak SSM yetkilileri diğer teklif sahipleri ile de müzakereler yürütüyor.

Yoğun görüşme trafiği

Reuters'a konuşan diğer bir kaynak, bu çerçevede Savunma Sanayi Müsteşarı ve beraberindeki bir heyetin Ocak ayı sonunda Fransa-İtalya ortaklığı ile görüşmek üzere İtalya'ya gittiğini belirtirken, "Mart ayında da önce diğer teklif sahibi ABD ile görüşmek üzere bir heyet bu ülkeye gidecek. Son olarak Çin'e gidecek heyet de orada görüşmeler yapacak" dedi.

Teklifi revize etti

Kaynaklar, ihalede sunduğu teklif ile ihale sürecinden elendiği açıklanan Rusya'nın da projeye yeniden dahil olmak konusunda istekli olduğunu ve bunu Türk yetkililere yeniden ilettiğini belirtti. Daha önce Reuters'a bilgi veren yetkililer, Rusya'nın sürece yeniden dahil olmak üzere teklifini revize ettiğini ve Türkiye'ye S400 füzeleri vermeyi teklif ettiğini belirtmişti.

ABD ve NATO'nun tepkisi

Türkiye'nin ilk uzun menzilli füze projesinde Çin ile sözleşme görüşmelerine başlaması ve teklifi sunan Çinli şirket CPMIEC'in ABD'nin yaptırım listesinde olması ABD'nin yanı sıra NATO yetkililerinin de tepkisine neden olmuştu. NATO üyesi olan Türkiye'nin, Çin sistemini alması durumunda bunun NATO sistemlerine entegre edilemeyebileceği endişesini dile getirmişti. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz söz konusu sistemin NATO'ya entegre edilmeden kullanılacağını belirtmişti.

SSM yetkilileri ise bu açıklamanın, söz konusu ihalenin şartnamesinde alınacak sistemin NATO'ya entegre edilme şartının bulunmadığı anlamına geldiğini belirtti ve daha sonra gündeme gelecek bir başka proje ile bu entegrasyonun yapılabileceğini söylediler. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da geçen hafta, sistemin NATO sistemlerine entegre edileceğini söyledi.

http://www.dunya.com/dunya/ulkeler/dev-fuze-ihalesinde-rus-istahi-254296h.htm

25 Şubat 2015 Çarşamba

Kıbrıs Rum yönetimi ile askeri iş birliği!

25 Şubat 2015 AA

Rusya Devlet Başkanı Viladimir Putin ile Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiadis askeri iş birliği anlaşması imzaladı.

Moskova'daki Novo-Ogarevo Başkanlık Rezidansı'nda Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Anastasiadis'i kabul eden Putin, iki ülke arasındaki ilişkileri ele aldı.

Görüşmenin ardından liderler, Rusya ve Güney Kıbrıs Rum kesimi arasındaki 2015-2017 yılı faaliyet programını yanı sıra yatırım, eğitim, askeri gibi 9 farklı alanda iş birliği anlaşmasına imza attı.

İmzalanan askeri iş birliği anlaşmasına ilişkin açıklama yapan Putin, "İki ülke arasındaki askeri iş birliği ve Rus donanmasına ait gemilerin Kıbrıs limanlarına girmesi kimseye karşı bir hareket değil" dedi.

Rusya, ayrıca, Kıbrıs Rum Kesimi'ne ekonomik istikrarın sağlanması amacıyla daha önce verilen 2,5 milyar Avroluk borcu yeniden yapılandırdı. Putin, Rusya'nın Kıbrıs'a mali yardım sağlamaya devam edeceğini söyledi.

Rus lidere yardımları için teşekkür eden Anastasiadis, Rusya'nın Kıbrıs sorununun çözümünde önemli rol üstlenebileceğini ileri sürdü. Rusya'ya karşı uygulanan yaptırımların Avrupa Birliği'ndeki üye ülkelere de olumsuz etki yaptığını söyleyen Anastasiadis, Putin'i Güney Kıbrıs Rum Kesimi'ne ziyaret için davet etti.
http://www.haber7.com/dunya/haber/1306406-kibris-rum-yonetimi-ile-askeri-is-birligi

ASELSAN ve HAVELSAN arasında işbirliği

21.02.2015 AA

ASELSAN'dan yapılan açıklamada, iki kuruluşun Milli Gemi Projesi'ndeki başarılı çalışmalarından sonra güvenlik projelerine yönelik olarak da işbirliği yapma kararı aldıkları belirtildi.

Bu kapsamda taraflar arasında gaz ve boru hatları güvenliği konusunda iş ortaklığı kurulduğu ifade edilen açıklamada, "İş ortaklığı ile iki kurum, kabiliyetlerini ülkemizdeki gaz ve boru hattı güvenlik sistemleri yanı sıra uluslararası gaz ve boru hattı güvenlik sistemleri projelerinde kullanmak üzere bir araya geldi" denildi.

Açıklamada, kurulan iş ortaklığı ile güvenlik projelerinde yerli katkının en üst düzeyde olmasının hedeflendiği, yerli sanayide oluşan teknik birikimlerin ve çözümlerin projelerde azami ölçüde yer almasına gayret gösterileceği kaydedildi.
http://www.ulkehaber.com/sirketler/haber/93077-aselsan-ve-havelsan-arasinda-isbirligi

Savunma sanayiinde yapılanma tartışması hızlandı

20.02.2015 ANKARA - MEHMET KAYA- Dünya Gazetesi

Savunma sanayii temsilcileri, sektörde herkesin aynı alanda üretim yapmasının mümkün olmadığına işaret ederek, "25-30 yıl bir ürünü destekleyebilecek yapı yoksa, savunma sanayiini kurmanın da anlamı yok" görüşünü vurguladılar.

Savunma sanayiinde son dönemde sağlanan başarılar, sektörün nasıl yapılandırılması gerektiği konusundaki tartışmaları da alevlendirdi. DÜNYA’nın sektörün önde gelen kesimlerinden derlediği bilgilerde, uzun süreli Ar-Ge yapabilecek, sermaye ve birikimi güçlü şirketler etrafında yapılanma, mükerrer yatırım olmaması ve sektörün güçlü biçimde koordinasyonu ön plana çıktı.

Savunma sanayiinin bilinen ekonomik (arz-talep) yapılanma ile yönetilmesinin mümkün olmadığını belirten sektör mensupları, bu alanda yıkıcı-yıpratıcı rekabete izin verilmeden rekabetin korunmasının ve sektörün koordinasyonunun şart olduğunu vurguladılar. Yüksek teknolojili yerli ürünlerin, özel sektörün katılımıyla üretilmesi için stratejik karar bulunduğu ve bunların ilk aşamasının tamamlanmak üzere olduğunu belirten sektör mensupları, bu yönde yapıcı bir yaklaşım sergilenmesi gerektiğini vurguladılar.

Bu sektör kolay, karlı ve dönemlik bir iş değil

Sektör mensupları tarafından, Türk savunma sanayiinin şu anda yıllık 5 milyar dolar, 2016’da da 8 milyar dolar ciroluk büyüklüğe ulaşacağı, bu miktarın birçok sektöre göre küçük kaldığı kaydedildi. Savunma sanayiinin ağır ve zor, sonuçları bakımından mutlak başarıya odaklı telafi edilemez, yüksek yatırım gerektiren bir sektör olduğu belirtilirken, bu alana girecek herkesin sadece istekli değil, çok uzun süre her türlü zorluğa katlanacak kurumsal yetkinlik ve mali güce, hatta dayanıklılığa da sahip olması gerektiği, hatırlatıldı. İmalat sanayiinin kullandığı en önemli avantajlardan biri olan “ihracat” aracının bu sektör için geçerli olmadığını belirten sektör mensupları, savunma sanayiinde ihracatın çok zor koşullar altında gerçekleşebildiği, dolayısıyla yerli kaynakların kullanımının da olağanüstü hassasiyeti şart kıldığını hatırlattılar.

"Asgari şart, güçlü şirket yapılanmasıdır"

Yerli savunma sanayiini oluşturma ve bunda da özel sektörü mümkün olan en güçlü biçimde kullanma yönünde stratejik kararın önceden verildiğini hatırlatan sektör mensupları, bunun en sağlıklı yönteminin çok uzun vadeli olarak planlanması gerektiği, asgari şartın güçlü şirket yapılanması olduğu konusunda herkesin hemfikir olduğu kaydedildi.

Bu konuda şu değerlendirmelere yer verildi: “Sahip olduğunuz bir teknoloji ve ürünü sürekli desteklemek ve geliştirmek zorundasınız. Bunu yapabilmek de çok güçlü bir kurumsal yapıyı ve elbette bunu sağlayacak mali gücü gerektirir. Bugün en gelişmiş hava aracına, zırhlı araca ya da deniz platformuna sahip olabilirsiniz, bunları en üstün sistemlerle donatabilirsiniz ama iki yıl, beş yıl sonra daha güçlü karşı sistemlere sahip olan ürünler çıkacaktır. Sizin de platformunuzu mevcut gelişmeler ve istenenler doğrultusunda üretirken, bir yandan daha iyisini yapmak için çoktan Ar-Ge ve inovasyona başlamış olmanız gerekiyor. Yapıp sattıktan sonra işiniz bitmiyor. Burada hangi kriterlere göre, kimin bu işi daha iyi yapacağı konusunda iyi karar vermeniz, güvenmeniz ve sonuçta da başarının olması gerekir. 25, 30 hatta 50 yıl boyunca sürekli geliştirebileceğiniz, tehdide göre yeniden şekillendirebileceğiniz ürünleri üretecek kimse yoksa, savunma sanayiini kurmanın anlamı da yok.” Savunma sanayiinde sağlanan özgüvenin sivil alana da yansıdığı, çok kritik alanlarda yerli firma tercihlerinin arttığı, bunun da hem teknolojik derinleşme hem de kaynakların yerli firmalarda kalmasına katkı vereceği kaydedildi.

Herkes her şeyi üretmeye başlarsa sonuca ulaşılamaz

Sektöre ilgi gösteren ve ürün geliştirme- üretmeye giren birçok şirketin “mevcut ürünlere” yoğunlaşmasının ciddi bir sorun göstergesi olduğunu belirten sektör mensupları, bu alanda koordinasyona ihtiyaç olduğunu, tasarımı milli ürünlerde, muadili ürün ya da yazılımlar olduğu halde, bunların ya kendi bünyelerinde tekrar geliştirilmeye çalışıldığı ya da yurtdışından tedarik etme eğiliminin başgösterdiğini hatırlattılar.

Bu tutumun diğer şirketleri de aynı konuda rekabete zorlayacağı, bunun da verimsizlik yanında, sektör yapılanmasını çok daha zor ve karmaşık hale getireceği kaydedildi.

Kritik portföydeki ürünler henüz tamamlanmadı

Yerli savunma sanayiinin güçlü bir imaja sahip olduğu, yetenekli gençlerin bu alana yöneldiği ve kamuoyu nezdinde de güven oluştuğunu hatırlatan sektör temsilcileri, kritik bir aşamaya gelindiğini vurguladı. Kamuoyu gündemine taşınan ürünlerin henüz tamamlanmamış, seri üretime geçmemiş ya da teslim edilmemiş olduğu, gerçekçi ama başarıya odaklı yapıcı bir yaklaşıma ihtiyaç bulunduğunu dile getiren sektör yetkilileri, mevcut proje potföyünün kritik ihtiyaçlara binaen hazırlandığı ve sonuca ulaştırılmasının büyük önem taşıdığını kaydetti.
http://www.dunya.com/savunma-sanayiinde-yapilanma-tartismasi-hizlandi-253645h.htm

Çözüm konsalidasyon.

Türkiye’nin Gururu Roketsan Avustralya’da!

24.02. – 01.03.2015 tarihleri arasında Avustralya’nın Geelong kentinde düzenlenecek olan AVALON Fuarı bugün başladı. Türkiye’den tek katılımcı olarak fuarda yer alan Roketsan, sergilediği ürün ve yetenekleri ile ilk günden büyük ilgi toplamayı başardı. Hava gösterilerinin de düzenlendiği fuarda, Roketsan üst düzey heyetleri standında ağırlayıp, savunma sanayiinin dünya devleri ile görüşmeler gerçekleştiriyor.
http://www.roketsan.com.tr/turkiyenin-gururu-roketsan-avustralyada/

Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi Projesi BASIN BİLDİRİSİ

19 Şubat 2015 SSM

İzmir Milletvekili Aytun ÇIRAY tarafından verilen 7/58111 sayılı Yazılı Soru önergesi cevapları doğrultusunda kamuoyunca yanlış anlaşılmalara mahal vermemek adına bir açıklama yapılması ihtiyacı oluşmuştur.

Söz konusu soru önergesinde Müsteşarlığımızca yürütülen Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi Projesi kapsamında “Türkiye'nin de üyesi olduğu NATO'nun savunma ağına Çin üretimi söz konusu füze savunma sisteminin entegrasyonu nasıl yapılacaktır?” sorusu sorulmuş ve hazırlanan cevapta “Tedarik edilecek sistem Türkiye’nin savunması için kullanılacak olup, Nato’ya entegre etmeden kullanılacaktır. Tedarik edilecek sistemler millî sistemlere entegre edilecektir.” bilgisi iletilmiştir. Bu konuda detaylı açıklama aşağıda yer almaktadır.

Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi Projesi kapsamında belirlenen teknik istekler içerisinde, tedarik edilecek sistemin teknik olarak NATO sistemlerine doğrudan entegrasyonu yer almamaktadır. Proje kapsamında, FD-2000, SAMP/T veya PATRIOT sistemlerinden hangisi tedarik edilirse edilsin, sadece Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından kullanılan milli hava savunma komuta kontrol ağına entegre edilmesi öngörülmüştür. Türkiye’ye teklif edilen hava ve füze savunma sistemlerinin tamamı, sahip oldukları sistem unsurları (radar, komuta-kontrol, atış kontrol) sayesinde kendi başlarına harekât icra edebilmektedirler. Bu açıdan, hiçbirinin NATO ağına doğrudan bağlı olarak çalışma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Milli komuta kontrol ağı ile NATO komuta kontrol ağı arasındaki bağlantı ve veri alış-verişi ise, TSK’nın harekât konsepti çerçevesinde, koşullara bağlı olarak ayrıca düzenlenmekte olup, yürütülen Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi Projesi ile doğrudan bağlantısı bulunmamaktadır.

Savunma Sanayii İcra Komitesi’nin 7 Ocak 2015 tarihli toplantısında, ihalede yer alan yüklenici adaylarıyla görüşmelerin sürdürülmesine karar verilmiş olup, söz konusu Karar doğrultusunda çalışmalara halihazırda devam edilmektedir.

Türkiye’nin İlk Yerli Uydu Yer İstasyonu Projesi Başlatıldı

20.02.2015 Tubitak

Projede uydu yer istasyonları konusunda daha fazla sistemin yerli imkânlarla tasarımı, üretimi, test ve entegrasyonu hedefleniyor.

Milli Yer İstasyonu Geliştirmesi Projesi (MİYEG) düzenlenen törenle başlatıldı. Törene TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Abdullah Çavuşoğlu, TÜBİTAK UZAY Enstitü Müdürü Dr. Lokman Kuzu, Kalkınma Bakanlığı Araştırma, Geliştirme ve Girişimcilik Dairesi Başkanı Özgür Kadir Özer ve Milli Savunma Bakanlığı Ar-Ge ve Teknoloji Dairesi Başkanı Müh. Alb. Hayri Özden ve Hava Kuvvetleri Komutanlığından yetkililer katıldılar.

MİYEG projesi hakkında bir sunum yapan TÜBİTAK UZAY Enstitü Müdürü Dr. Lokman Kuzu, projenin Türkiye açısından son derece önemli olduğunu belirterek, “TÜBİTAK UZAY, yer gözlem uyduları için milli bir yer istasyonu geliştirerek önümüzdeki yıllarda fırlatılması planlanan tüm yer gözlem uydularının yer istasyonu ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla gerçekleştirilecek Milli Yer İstasyonu Geliştirme Projesi (MİYEG) ile bir ilke daha imza atıyor” dedi.

MİYEG Projesi’nin MSB Ar-Ge ve Teknoloji Dairesi Başkanlığının koordinasyonu ve Kalkınma Bakanlığı’nın teşvikiyle ile TÜBİTAK UZAY tarafından gerçekleştirileceğini ifade eden Kuzu konuşmasında özetle şunları söyledi:

“Yer İstasyonu, X ve S Bantlarında Haberleşme Sağlayacak”

“TÜBİTAK UZAY, geçmişten günümüze gerçekleştirdiği projeler ile uydu-uzay ve yer istasyonu konularında önemli bir tecrübe ve altyapıya sahip. Enstitü kazanılan söz konusu tecrübe ve altyapıyı MİYEG Projesi’ne aktaracaktır. Projede yer istasyonları konusunda daha fazla sistemin yerli imkânlarla tasarımı, üretimi, test ve entegrasyonu hedefleniyor. Söz konusu hedeflere TÜBİTAK UZAY öncülüğünde ve yerli altyüklenici sanayi kuruluşlarınca ulaşılacak. Bu proje kapsamında, X ve S bantlarda haberleşme yeteneğine sahip yer istasyonu sistemi geliştirilecek.

Besleyici (feed), reflektör ve frekans seçici yüzeyi, hareket sistemi, yer istasyonu kontrol sistemi (istasyon ve anten kontrol sistemi), haberleşme, görüntüleme sistemi ve ilgili modül ve yazılımlardan oluşan projenin 2019 yılında tamamlanmasını hedefliyoruz.”
http://www.tubitak.gov.tr/tr/haber/turkiyenin-ilk-yerli-uydu-yer-istasyonu-projesi-baslatildi

20 Şubat 2015 Cuma

Füze’nin rotası Çin

20 Şubat 2015 Cahit Saraçoğlu

Türkiye’nin hava savunma füze sistemi teknolojilerinin alımında firmalara verdiği süre doldu. Milli Savunma Bakanı Yılmaz’ın, “Yeni bir resmi teklif olmadı” açıklaması, rotayı Çin’e çevirdi.

Türkiye’nin, silah sanayinin millileştirilmesine dönük çalışmada yerli oranı en yüksek ve maliyeti en uygun teklifi 3.4 milyar dolarla Çinli CPMIEC vermişti.

Türkiye’nin, silah sanayinin millileştirilmesine dönük çalışmalar kapsamında uzun bir zamandır hazırlıkları süren kritik adımda sona gelindi. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın bir soru önergesine verdiği cevap, Türkiye’nin hava savunma füze sistemi teknolojilerinde uzun süre batıya bağımlı ülke oluşuna son verecek olan füze savunma sisteminde rota iyice Çin’e dönderdi. CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın yazılı soru önergesini yanıtlayan Bakan Yılmaz, Hava Savunma Füze Sistemine ilişkin proje ile ilgili olarak, aday ülkelerle teknoloji transferi tabanlı görüşmelere devam edilmesi Savunma Sanayi İcra Komitesi tarafından talimat verilmesi nedeniyle görüşme takviminin uzadığını belirtti.

SÜRE DOLDU YENİ TEKLİF YOK

Söz konusu sistemin, Türkiye'nin savunması için milli sistemlere entegre edileceğini ve NATO'ya entegre edilmeden kullanılacağını kaydeden Yılmaz, cevap yazısında, "UMBHFSS Projesi kapsamında sistemin TSK üst komuta kontrol kademeleri ile bağlantısına ve entegrasyonuna yönelik iş paketi milli olarak yetkilendirilmiş firma tarafından yurt içinde yapılacaktır. Proje dış finansman kredisi ile finanse edilecektir. Proje kapsamında teklif değerlendirme süreci tamamlanmış olup, yeni bir resmi teklif alınmamıştır" ifadelerine yer verdi.

ROTA İYİCE ÇİN'E DÖNDÜ

Batının her türlü engelleme girişimine rağmen uzun menzilli hava savunma füzesi ihalesinde 3.4 milyar dolarla en uygun teklifi Çinli CPMIEC vermişti. Bakan Yılmaz’ın açıklamasında yer alan ‘Yeni teklif gelmedi’ ifadelerini de değerlendiren uzmanlar, Türkiye’nin bu sistemle ilgili temel talebinin teknoloji paylaşımı olduğunu kaydettiler.

SÜRE DOLDU YENİ TEKLİF YOK

Sadece Çin firmasının Türkiye’nin hassas olduğu bu teklifini kabul ettiğine atıfta bulunan yetkililer, “ABD kabul etmemişti. Görüşmeler sürerken Fransa’nın teknoloji paylaşımından yana olduğu izlenimi belirmişti, ancak Bakan Yılmaz’ın açıklaması Fransa’nın da teknoloji paylaşımı konusuna sıcak bakmadığı şeklinde değerlendirildi” yorumunu yaptılar.

Aynı anda 100 hedefi takip ediyor

ABD’li Raytheon ve Lockheed Martin PAC-3, Avrupa (Fransa-İtalya) Eurosam SAMP/T, Rusya S-400, Çin ise FD-2000 füzeleri ile yarışa girmişti. Fiyat-performans ve yerli sanayiye teknoloji transferinde en cazip teklifi Çinli CPMIEC firması vermişti. Çinli CPMIEC firmasının 3.4 miyar dolarlık teklifinin uzun süredir gündemde olduğu biliniyordu. Ortak üretimin tamamlanmasından sonra kat edilecek her aşama milli kıtalararası füze üretiminde kilometre taşı olacak.

HANGİ MODELİ ALIRIZ?

Türkiye’nin alacağı FD-2000 füzeleri, Çin Ordusu’nun uzun menzilli hava savunma füzesi HQ-9’un ihraç modeli. Füzelerin etkili menzilleri 125 kilometreye kadar çıkıyor. Sistemin en önemli parçası, “arama, tespit ve takip radarı. Radar aynı anda 100 hedefi takip ediyor. Çin menşeili CPMIEC’in ürettiği füze sistemi 2’li ve 6’lı bataryalar halinde konuşlandırılabiliyor.

http://www.yenisafak.com.tr/ekonomi/fuzenin-rotasi-cin-208696

HQ-9C
http://www.ausairpower.net/APA-HQ-9-FD-FT-2000.html

VOLKAN 2015/1 TATBİKATI: Hava ve Uzay Gücü Volkan 2015/1 Tatbikatı ile Her Seviyede Öncelikli ve En Etkin Kuvvet Olduğunu Kanıtladı

19.02.2015 HAVA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

Muharip Hava Kuvveti ve Hava Füze Savunma Komutanlığının 5 Ağustos 2014 tarihinde kurulumunun ardından tüm muharip unsurların katıldığı ilk tatbikat olan VOLKAN-2015/1 Tatbikatı, Türk Hava Sahasında Hava Kuvvetlerinin tüm muharip ve destek unsurlarının katılımıyla 7-13 Şubat 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir.

Hava ve Uzay Gücünün günümüz harplerinde etkin ve etkili kullanılabilmesi için gerekli modern sistemler ve donanımın yanı sıra eğitimli personel, iyi bir yönetim anlayışı, doktrin ve yeni teşkilatlanma ile Hava Harekât Merkezi (HHM/JFAC) oluşturulmuştur. Harp Karargâhının harbe hazırlığının milli amaçlara uygun daha iyi bir seviyeye çıkartılması ve aynı zamanda Hava Harekât Merkezi’nin 2020 yılındaki NATO sorumlu Hava Karargâhı olması yolunda VOLKAN-2015/1 Tatbikatı önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.

Tatbikat ile Hava Kuvvetleri K.lığı’na bağlı tüm muharip ve destek unsurlarının benzetilmiş harekât ortamında Harp ve Komuta Kontrol Karargâhından (HHM/JFAC K.lığı) yönetilebilirliğinin denenmesi, Hava Harekâtı Planlama ve Komuta Kontrol Süreciyle Hava Savunma ve Hava Sahası Kontrol Usullerinin etkinlikle işletilmesi, gece gündüz kesintisiz hava harekâtı icra edilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca tatbikatta, Millî ve NATO standartlarının uyumunun denenmesi hedeflenmiştir.

Türk Hava Sahasında ve tüm Hava Kuvvetleri muharip ve destek unsurlarının beraber icra ettiği ilk tatbikat olan VOLKAN-2015/1 Tatbikatı, bünyesinde birçok ilki barındırması yönüyle de önem arz etmektedir. Volkan serisi tatbikatlarda kullanılmak üzere ANKA senaryosu geliştirilmiştir. Takiben Hava Harekâtı Planlama Grubu (AOPG-Air Operations Planning Group) oluşturularak tatbikatın harekât planının hazırlıkları yapılmış, Hava Harp Akademisi’nin katılımıyla oluşturulan yaklaşık 60 kişilik Hava Harekâtı Planlama Grubu ile geniş katılımlı planlama faaliyeti icra edilmiştir. Bu çalışmalar Ek’leriyle beraber plana dönüştürülerek jenerik Hava Harekât Planı hazırlanmıştır.

Yine ilk defa bir tatbikat süresince; hem bilgisayar destekli hem de fiili uçuşlu olmak üzere iki safha kapsanmış, gece ve gündüz kesintisiz 500’den fazla muharip sorti icra edilmiştir.

Tatbikatın icrasında tüm muharip Üs Komutanlıklarının Savaş Harekât Merkezleri, Filo Harekât Odaları, Radar Harekât Odaları ve Dağılma Meydanları Harekât Merkezleri 7/24 esasına göre açılıp işletilmiş ve verilen tüm görevler mevsim şartlarının güçlüklerine rağmen büyük bir özveri ve başarı ile tamamlanmıştır.

Tatbikatın Komuta Heyeti Muharip Hava Kuvveti ve Hava Füze Savunma Komutanı, Komutan Yardımcısı ve Hava Savunma Komutanından oluşmuştur. Planlama ve icra sürecinin her safhasında Muharip Hava Kuvveti ve Hava Füze Savunma Komutanı Hava Orgeneral Abidin Ünal’ın direktif ve emirleri ile tatbikata yön verilmiştir. Tatbikat süresince amaçlanan tüm hedeflere ulaşılmış olup, başarı ile tamamlanan VOLKAN-2015/1 Tatbikatı, Hava Gücünün tek merkezden, eğitimli ve profesyonel harp karargâhından yönetilmesinin önemi bir kez daha vurgulanmıştır.

http://www.hvkk.tsk.tr/TR/HaberDetay.aspx?IcerikID=6447&ID=93

19 Şubat 2015 Perşembe

Hava Kuvvetleri Komutanı Akın ÖZTÜRK Ege Üzerinde Uçtu



19 Şubat 2015, Perşembe TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ

Hava Kuvvetleri Komutanı Hava Orgeneral Akın ÖZTÜRK, 17 Şubat 2015 tarihinde, Ege Denizi’nin uluslararası suları üzerinde icra edilen Deniz Üzeri Eğitim Uçuş Görevlerinden bir tanesini bizzat uçarak denetlemiştir. Bu kapsamda Orgeneral ÖZTÜRK komutasındaki dört adet F-16 uçağı, 4’üncü Ana Jet Üs Komutanlığından (Akıncı) kalkış yapmış ve 6’ncı Ana Jet Üs Komutanlığına (Bandırma) intikal etmiştir. Paket kol konsepti içerisinde icra edilmesi planlanan uçuş için, 162’nci Filo Komutanlığında, “Kurt” Filo ve “Zıpkın” Filo pilotlarının katılımı ile görev brifingi yapılmıştır.

Görev brifinginin ardından, Türk Hava Kuvvetleri pilotları tarafından kış şartlarında deniz üzeri uçuşlarda kullanılan ve pilotun hayatta kalma süresini önemli ölçüde uzatan “Hayatta Kalma Kıyafeti”, bizzat Orgeneral ÖZTÜRK tarafından da giyilerek uçak başı yapılmıştır.

Bandırma Meydanından gerçekleştirilen kalkışların ardından Orgeneral ÖZTÜRK’ün lider olarak uçtuğu “Kurt” kol asıl görevi, 6’ncı Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral Suat Murat SEMİZ’in liderliğindeki “Zıpkın” kol asıl görev kolunu himaye, 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığından “Kobra” kol ise devriye görevini üstlenmek üzere buluşmuşlardır. Toplam sekiz uçaktan oluşan paket, Orgeneral ÖZTÜRK komutasında Babakale noktasından denize çıkarak Ege Denizi’nin uluslararası suları üzerindeki uçuşlarını icraya başlamıştır.

Orgeneral ÖZTÜRK, Babakale’den Kaş’a kadar toplam 410 deniz mili (740 kilometre) boyunca Ege Denizi’nin uluslararası bölümünde yerden 500 feet (150 metre) irtifada, 400 Knot (700 km) ila 600 Knot (1.100 km) sürat aralığında, yaklaşık 50 dakika boyunca uçmuştur.

Kuzeyden güneye tüm Ege boyunca, Midilli, Sakız, İpsara, Ahikerya, İleryoz, İstanköy ve Rodos adalarına 6 deniz mili mesafeden icra edilen uçuş İzmir, Çanakkale ve Datça radarlarının kontrolünde gerçekleştirilmiştir.

Türkiye’nin Ege Denizindeki millî hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla icra edilen bu Ege Eğitim Uçuşunun ardından Orgeneral ÖZTÜRK, hem paket kol içerisinde görev alan pilotları hem de ilgili radarlarda görev yapan kontrolör personeli tebrik etmiş ve başarılarının devamını dilemiştir.
http://www.tsk.tr/3_basin_yayin_faaliyetleri/3_4_tskdan_haberler/2015/tsk_haberler_13.html#haber1

İsviçre Hava Kuvvetleri personeline Türkiye'de eğitim verilecek

18/02/15 Zafer ATAMER - CENEVRE (DHA)

Tribüne de Geneve gazetesi, İsviçre Konfederasyonu Savunma Bakanlığı'nın aldığı karar ile İsviçre Hava Kuvvetleri personelinin aralarında Türkiye'nin de bulunduğu ülkeler tarafından eğitime tabi tutulacağını yazdı.

Bakanlık, personelin savaş uçaklarının kullanımı, taktiksel eğitim ve uçakların bakımı kapsamında Türkiye, İskandinavya, Almanya, İspanya ve İtalya'da eğitime tabi tutulacağını duyurdu.

Uzun yıllardır Türkiye ve İsviçre arasında askeri alanda bir soğukluk yaşanıyordu. İsviçre kendi yasaları doğrultusunda iç karışıklık yaşayan ülkelere silah satışı gerçekleştirmemesi nedeniyle bir çok projede İsviçreli şirketler yer almıyordu. Uzmanlar, 2011'de bu yasağın kalktığına dikkat çekerek iş birliğinin gelişmeye başladığını ifade ediyor.
http://kokpit.aero/isvicre-havakuvvetleri-turkiye-egitecek