Savunma ve Stratejik Analizler

19 Nisan 2014 Cumartesi

Suriye sınırını Zeplin koruyacak

16.04.2014 Vatan

Türk Silahlı Kuvvetleri, terörle mücadele ve sınır güvenliğini sağlamak amacıyla Zeplin ile gözetleme projesini başlatıyor. Bu sistem ile başta Suriye sınırı olmak üzere tüm sınırlar 24 saat aralıksız izlenecek.

Türk Silahlı Kuvvetleri, terörle mücadele ve hudut güvenliğinde Türkiye'de bir ilk olacak 'Amerikan modeli'ne geçiyor. Uzun zamandır tartışılan, sınırların zeplinle gözetlenmesi projesi hayata geçiyor. VATAN'ın askeri kaynaklardan edindiği bilgilere göre, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, gözetleme balon sistemlerini envantere alma çalışması başlattı. Başta ABD, İngiltere ve Almanya gibi gelişmiş ülkeler tarafından sınır güvenliği, operasyonel ihtiyaçlar, komuta kontrol ile keşif ve gözetleme maksatlı kullanılan kurşun geçirmez özellikli "Güdümlü Balon Sistemi- Aerostat" geliştirme çalışmalarını tamamlayan TSK, bu yeteneğini başta sınır hattı olmak üzere operasyonel olarak kullanacak. Sistem, tedarik süreci tamamlandıktan sonra 2015 yılı içinde başta hudut güvenliğinden sorumlu Kara Kuvvetleri Komutanlığı birliklerinde kullanılmaya başlayacak.

Zeplin adı da verilen sistem, başta terörist sızmalar ve kaçakçı terörü olmak üzere özellikle Suriye ve Irak sınırından yapılan sızmalarla kırsal alanlarda yuvalanan teröristleri tespit etmede kritik önem taşıyacak. Güdümlü balon sistemi, yanıcı olmayan helyum gazı ile dolu olan bir balondan oluşan bir platform ve bu platform üzerine monteli, uzaktan komuta alabilen gece ve gündüz yaklaşık 4-10 kilometre yükseklikten 7-8 kilometre yarıçapındaki bir alanda, her türlü hareketi teşhis ve tespit edebilen üstün teknolojik yeteneklere sahip olacak. Sistemin bir an önce devreye girmesi için G.Kurmay Başkanı Org. Necdet Özel ve Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Hulusi Akar'ın özel hassasiyet gösterdikleri öğrenildi.

İHA'LARDAN DAHA UCUZ

Bu sistemler 50-70 kilometre yarı çapında bir alanda ise gece ve gündüz, her türlü hareketi tespit etmesi yanında İnsansız Hava Araçlarından (İHA) daha az maliyet ve risk içeriyor. Ayrıca işletim ve kullanımının daha kolay olduğu biliniyor. Kaynaklar, bu sistemlerin haftanın 7 günü günün 24 saati sürekli şekilde aynı bölgeyi gözetlemesi açısından da İHA'lardan daha avantajlı olacağını vurguladı.

GÖRÜNTÜLER ANINDA KOMUTA MERKEZİNDE

Balonlu gözetleme sistemi, havadan tespit, teşhis, tanıma ve takip yapabiliyor. Sistem, takip edilecek hedefi otomatik olarak ya da operatör tarafından seçilebiliyor. İstihbarat toplama amacıyla kullanılacak balonlara termal kamera ve sensörler yerleştirilecek. Balonlardan alınan görüntüler anında komuta merkezine aktarılacak.
http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2014/04/16/suriye-sinirini-zeplin-koruyacak

IMPRESSIVE COMMUNICATIONS VE HAVELSAN ELEKTRONİK HARP İÇİN MALEZYA’DA İŞBİRLİĞİ YAPIYOR

HAVELSAN BASIN BİLDİRİSİ 15.04.2014

Impressive Communications, Malezya Silahlı Kuvvetleri’nin özellikle elektronik harp yetkinliği olmak üzere savunma yeteneklerini arttırmak için, 15 Nisan 2014’te HAVELSAN ile elektronik harp veri tabanı yönetimi ve bilgi sistemleri konusunda işbirliğine yönelik bir mutabakat anlaşması imzaladı.

HAVELSAN ile birlikte yerel aktör olarak rol alacak olan Impressive Communications, güçlü bir sinerji oluşturmayı ve her iki şirketin de en iyi bilinen uzmanlık ve yetkinlik alanlarını değerlendirerek potansiyel son kullanıcılara çözümler sunmayı planlıyor.

HAVELSAN Türkiye'nin en büyük yazılım ve sistem entegratörü olarak, savunma ve bilişim sektöründe ihtiyaca özel milli yazılımlar ve çözümler üretmektedir. Başlıca faaliyet alanları, Komuta Kontrol Sistemleri, Simülasyon ve Eğitim Sistemleri ile Bilişim ve Güvenlik Teknolojileridir. Tecrübeli, uzman ve yetkin personeliyle sunduğu kaliteli, özgün, milli ve amaca uygun çözümler ile HAVELSAN, ülkemizde yüksek teknolojinin uygulama merkezi haline gelmiştir. Bu süre içerisinde teslim ettiği projeler ve aldığı yeni proje kontratları ile Türk Savunma Sanayiinin öncü bir şirketi olarak, HAVELSAN ismi güven ve başarı ile anılmaktadır.

Bugün HAVELSAN dünyanın farklı yerlerinde teknik ve stratejik yetenekleriyle varlık göstermekte, savunma sektöründe ve sivil pazarlarda en gelişmiş çözümleri sağlamanın yanı sıra kamudan ve özel sektörden birçok müşterisine tam proje yaşam döngüsü desteği vermektedir.

Türkiye modern harp başlığı üretecek

16 Nisan 2014 ANKARA - Recep Demir

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık, "Dünyada sadece birkaç ülkenin sahip olduğu modern Harp Başlığı Üretim Tesisi'nin açılışını bu yıl içinde yapacağız" dedi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, dünyada sadece birkaç ülkenin sahip olduğu modern Harp Başlığı Üretim Tesisi'nin açılışını bu yıl içinde yapacaklarını belirterek, "Bu tesiste üretilecek harp başlıkları ve uçak bombaları ile Türkiye, savunma sanayinin bu çok önemli alanında yurt dışına bağımlılıktan kurtulacak" dedi.

Türkiye'nin savunma gücünü artıran yerli silah sistemlerini tasarlayan ve geliştiren TÜBİTAK, modern patlayıcıların üretim ve dolumunun yapıldığı tesislerin tasarımı, kurulumu ve işletmeye alınması konusunda da çalışmalar yürütüyor.

TÜBİTAK Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü (SAGE) ile Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) arasında imzalanan sözleşme ile TÜBİTAK mühendisleri tarafından ileri teknolojiye sahip Harp Başlığı Üretim Tesisi tasarlandı. Tesis, yakın zamanda Kırıkkale'deki MKE Mühimmat Fabrikası yerleşkesinde faaliyete geçirilecek.

"İzin alan değil, izin veren olacağız"

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, bu tip ileri teknolojiye sahip üretim tesislerinin tasarım ve kurulumunu dünyada sadece birkaç ülkenin yapabildiğini söyledi. Türkiye'nin her alanda olduğu gibi savunma sanayinde de her geçen gün dünyada daha fazla söz sahibi olmaya başladığını dile getiren Işık, şunları kaydetti:

"Bir alanda söz sahibi olmak için mümkün olduğunca dışa bağımlılığı azaltmanız gerekiyor. Patlayıcı üretim tesislerinde kullanılan özel üretim ekipmanları, Füze Teknolojileri Kontrol Rejimine tabi olup yurt dışından alımı, yüklenici firmanın bulunduğu ülkenin hükümet iznini gerektiriyor. Yani sizin bu ekipmana ihtiyacınız var ama alacağınız ülkenin hükümeti size izin vermezse, bunu alamıyorsunuz. Açacağımız tesiste yapılacak çalışmalarla bu durumu artık tersine çevireceğiz. Artık izin alan değil, izin veren olacağız."

Tesis A'dan Z'ye Türk mühendislerin elinden çıkıyor

Bakan Işık, modern mühimmatlar için patlayıcı üretilecek tesiste kurulan tüm özel üretim ekipmanlarının da yerli firmalarla birlikte yurt içinde tasarlanıp üretildiğini bildirdi. Öte yandan, bu tesiste üretilecek modern patlayıcıların formülasyonu ve üretim süreçlerini de TÜBİTAK mühendislerinin geliştirdiğini anlatan Işık, tesisle ilgili şu bilgileri verdi:

"Modern patlayıcıların üretimi için gerekli teknik ve üretim bilgi paketleri, proje kapsamında MKE'ye aktarılacak. Söz konusu tesis, MKE Mühimmat Fabrikası yerleşkesinde 55 dönümlük arazi üzerinde kurulacak ve 11 ayrı üretim biriminden oluşacak. Dünyada sadece bir kaç ülkenin sahip olduğu modern tesisin açılışını bu yıl içinde yapacağız. Tesiste, tam kapasite çalışıldığında yıllık 600 ton plastik patlayıcı üretimi yapılabilecek. Bu tesiste üretilecek harp başlıkları ve uçak bombaları ile Türkiye, savunma sanayinin bu çok önemli alanında yurt dışına bağımlılıktan kurtulacak."
http://www.aa.com.tr/tr/manset/314438--turkiye-modern-harp-basligi-uretecek

18 Nisan 2014 Cuma

Defence Services Asia: Havelsan MoU aims to enhance Malaysian EW capability

16th April 2014 - 5:02 by Andrew White in Kuala Lumpur

Havelsan has agreed a memorandum of understanding (MoU) with Malaysian company Impressive Communications to collaborate on electronic warfare (EW) database management and information systems for the Malaysian Armed Forces (MAF).

Signed on 15 April at the Defence Services Asia (DSA) exhibition in Kuala Lumpur, the MoU is aimed at improving MAF’s EW competence and will comprise a long-term relationship to jointly develop software based on Havelsan’s existing solutions. A Havelsan spokesperson said the initiative would ‘constitute the backbone of future expansion of EW capabilities in the country’.

The MoU was signed by Impressive Communications CEO Tan Sri Dato Wira Abd Halim Karim and Havelsan’s CEO Sadik Yamac.

Specifically, the agreement will include training of electrical and electronic engineering students in EW at Malaysia’s National Defense University.

The Kuala Lumpur-based Impressive Communications will act as Havelsan’s local partner in Malaysia. Impressive Communications’ Data Collection, Archiving and Transfer Service (DCATS) can be integrated into existing data servers, remote processing sites and processing software. It is capable of capturing, securing, storing and transferring ‘high volume’ data files in real time and comprises a 19-inch rack.

The Royal Malaysian Air Force currently utilises 18 Sukhoi Su-30MKM multirole aircraft for EW missions. The platforms are equipped with KNIRTI SAP-618 advanced jamming pods. MAF also operates EW units in army and navy units.

Havelsan already has a footprint in Asia-Pacific in the EW realm. It currently supports Pakistan which launched its EW Test and Training Range in 2011.

http://www.shephardmedia.com/news/digital-battlespace/defence-services-asia-havelsan-mou-aims-enhance-ma/

15 Nisan 2014 Salı

Instead of mothballing Navy ships, give them to our allies


















April 15, 2014 By Michael Moran,  LA Times

The Navy should consign vessels to other countries, not the scrapheap.

A bitter debate has raged in the Pentagon for several months about the wisdom of taking the nuclear aircraft carrier George Washington out of service to save money. The Washington, at 24 years old a relatively young vessel, is due for a costly refit, a routine procedure that all of the 11 large carriers in service undergo regularly.

The Navy fought hard against mothballing the giant ship. But Defense Secretary Chuck Hagel has warned that when the two-year reprieve Congress granted from sequester cuts expires in 2016, the George Washington will be back on the chopping block. Moreover, the chief of naval operations said last month that the Navy plans to remove 11 of its 22

Ticonderoga-class cruisers from active duty to save on operating costs, as well as removing from service early the last frigates in the fleet. But the critics are right. This hardly seems the moment to be scrapping them, with China expanding its fleet and acting aggressively in the South and East China seas and the ongoing need to keep a significant carrier force near the Persian Gulf.

Instead, what about taking a page from history and transferring surplus warships to allied navies?

Imagine Australia, India, Brazil and Britain — the latter struggling along with no active carrier at the moment — operating the five oldest active-duty U.S. carriers. The offer of such superpower bling might prove irresistible, even with the high maintenance costs that come with them. There is ample precedent. When World War II ended, the U.S. Navy had a fleet that included 28 large aircraft carriers and 71 smaller escort carriers — more by far than any other nation, and far more than the peacetime world seemed to demand.

Hundreds of other warships, overnight, went from vital weapons systems to costly maintenance inventory. Many of them found their way to scrap yards, others to the reserve fleet, where they sat rusting for a few decades before their own date at the breaking yard came due.

A select few, mixed and mingled with captured German battleships, Japanese subs and some Allied hulks, were moored off Bikini Atoll and vaporized in an atomic test.

But not all of America's wartime investment in its huge fleet met such ends. Aware that the cost of keeping a ship at sea would be prohibitive, the Navy hit on a perfect way to balance its desire to downsize and its need to fill the gap in maritime security that Britain's shrinking Royal Navy was creating across the globe. Rather than mothballing every ship or selling them for scrap, the U.S. transferred entire fleets of destroyers, cruisers and other vessels to allied navies.

For much of the Cold War, in fact, the navies of some of America's closest allies were led by ships that once fought the Japanese off Okinawa or hunted German submarines in the Atlantic. Greece, Turkey, Spain — as well as Peru, Colombia, Argentina and even former enemies like Japan, Italy and West Germany — all took delivery of warships they could never have afforded to build or purchase.

The carriers Langley and Belleau Wood, for instance, were transferred to France before that nation finally built its own carrier. The carrier Cabot was given to Spain in the 1960s, a time when Washington was trying to lure Spain's dictator, Francisco Franco, into joining NATO.

During the 1940s and '50s, dozens of smaller warships were sent to navies around the world, a stopgap measure to check the sudden rise of Soviet naval power. Greece and Turkey operated so many Fletcher-class destroyers that they occasionally fired warning shots at their own ships, mistaking them for the enemy. The General Belgrano, the Argentine cruiser sunk by a British submarine during the Falklands War at a loss of 323 people, began its life in the 1930s as the Phoenix, a Brooklyn-class light cruiser that survived the Japanese attack on Pearl Harbor.

The Belgrano is the exception, though. Most of these "transferred hulls," in Navy parlance, never again fired a shot in anger — at least not intentionally. Some helped newly independent countries such as India and the Philippines establish professional navies in place of colonial forces. Others, particularly in Europe, represented a vital stopgap and deterrent at a time when those nations' postwar resources were devoted to reconstruction and the Soviet Navy had begun its own rise to prominence.

How might such transfers play out today? For one thing, transferring a handful of the 11 big nuclear carriers in the U.S. fleet to our allies would eliminate the need to mothball many other ships. It would also free up money to develop the next generation of platforms, including the pilotless drone carriers. Such transfers would be useful in another way. Secretaries of Defense speak the mantra of "burden sharing" to our allies constantly and get little in return. Hand these nations a big-deck bangle, though, and the ally in question has to consider stepping up its defense commitments — the Navy estimates it cost about $400 million annually to operate these ships — to contribute to the collective defense of its interests.

In a perfect world, of course, the enormous investment that went into building these magnificent vessels would be enough justification for keeping them at sea — and under U.S. command. But that simply is not the world America inhabits today.

Of course, we won't be able to order an Australian or Brazilian carrier to do our bidding. But if the United States acts as it should, that should not be necessary. The mere presence of these behemoths in the hands of responsible states makes war less likely. And it avoids the humiliating prospect of turning warships with years of useful service left in them into floating museums.
http://www.latimes.com/opinion/commentary/la-oe-0413-moran-navy-surplus-ships-20140415,0,210323.story#axzz2ywbIru00

13 Nisan 2014 Pazar

Greece to receive 460 M113s from US

01 April 2014 Theodore L Valmas, Athens - IHS Jane's Defence Weekly

The Greek Army has finalised the transfer of 460 M113A2 series armoured vehicles from the United States, delivery of which should be in batches in mid-2014.

The M113s are being transferred free of charge under the US Excess Defence Articles (EDA) programme, with Greece paying EUR4 million (USD5.5 million) for their transportation.

The vehicles will be inspected at the 304 Army Depot at Velestino before being forwarded to operational units.

Among the vehicles included in the transfer are M113A2 armoured personnel carriers, M577A2 command post vehicles, M901A2 Improved TOW launcher carriers, M106A2 mortar carriers, and M1059 smoke-generating vehicles.

Also in line for transfer later in the year are 320 Oshkosh HEMTT series trucks comprising M977 and -985 utility trucks and M978P1 fuel tankers.
http://www.janes.com/article/36253/greece-to-receive-460-m113s-from-us

The Ukrainian crisis and the Naval Balance in the Black Sea

30 March 2014
Dr Lee Willett, Head of IHS Jane's Naval Desk,
IHS Aerospace, Defence & Security

 


http://www.janes.com/article/35679/the-ukrainian-crisis-and-the-naval-balance-in-the-black-sea

Otokar’a 67 milyonluk sipariş

08.04.2014

Otokar tarafından KAP’a yapılan açıklamada şöyle denildi; ‘’Şirketimiz , İç Güvenlik Kuvvetlerinin ihtiyacı olan Taktik Tekerlekli Zırhlı Araç tedarikini kapsayan yaklaşık 67 Milyon TL tutarında yeni bir sipariş ile ilgili anlaşma imzalamıştır. Söz konusu sipariş ile ilgili teslimatların 2014 yıl sonuna kadar partiler halinde tamamlanması planlanmaktadır.’’
http://www.borsagundem.com/haber/otokar_a-67-milyonluk-siparis/584667

T129 Erken Duhul Helikopterlerinin üretimi tamamlandı

13/04/14 Muhammet METİN/Kokpit.aero

Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın acil ihtiyacı kapsamında alımına karar verilen T129 EDH (Erken Duhul) helikopterlerinin üretimi tamamlandı.

Acil ihtiyaç kapsamında, mevcut ATAK projesine ek olarak 2010’da 9 adet T129 alımına karar verilen Erken Duhul Helikopterlerinin üretimi tamamlandı. Kalifikasyon ve Kabul testleri devam eden program kapsamında helikopterlerin önümüzdeki aylarda Kara Kuvvetlerine teslim edilmesi planlanıyor.

T129 ATAK Helikopterleri, 2011 yılından itibaren 3.200 saatin üzerinde test uçuşu gerçekleştirdi. Bu test uçuşlarında toplam 5.000 adete yakın 70mm'lik roket atışı yaptı. T-129 EDH helikopterinin ilk ikisinin öncelikle öğretmen pilotların eğitimlerinde kullanılması planlanıyor. ATAK projesi kapsamında milli aviyonik ve silah sistemleri ile donatılacak helikopterlerin üretim çalışmalarına ise devam ediliyor.

T129 İNGİLTERE YOLCUSU

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TAI) tarafından üretimi gerçekleştirilen ve geçtiğimiz aylarda Bahreyn'de düzenlenen Uluslararası Havacılık Fuarı’nda ilk kez sergilenen ve gösteri uçuşu yapan T129 ATAK helikopteri, 19-20 Temmuz arasında İngiltere'de yapılacak Farnborough Havacılık Fuarı'na katılacak. ATAK helikopteri fuar da gösteri uçuşu da yapacak.

http://kokpit.aero/t-129-erken-duhul-helikopteri-uretimi-tamamlandi

12 Nisan 2014 Cumartesi

F-16'LARA YERLİ "ELEKTRONİK HARP PODU" TAKILACAK

07 Nisan 2014 airporthaber.com

Yerli sanayi ile üretilecek “elektronik harp podu” uçakları radar karşısında koruyacak.

TÜBİTAK, TSK'nın ihtiyacı olan üstün nitelikli modern silah sistemlerini milli imkânlarla geliştiriyor ve bu sistemlere ait teknolojileri, yerli savunma sanayi şirketlerine transfer ederek üretime geçmesini sağlıyor. Tamamen yerli olarak geliştirilen milli seyir füzesi, beton delici bomba, lazer güdümlü füze dedektörü gibi TSK'nın gücüne güç katacak silah ve sistemler sayesinde Türkiye, savunma alanında dünyada daha fazla söz sahibi olacak.

Milli Savunma Bakanlığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın iş birliğiyle yeni bir proje için düğmeye basan TÜBİTAK, F-16'ların olmazsa olmazı elektronik harp sistemlerinin milli olarak tasarlanması ve geliştirilmesi için hazırlanacak yüksek bütçeli projelere destek verecek.

Uçak başına maliyeti yaklaşık 2 milyon dolar olan “elektronik harp podu”, harekat esnasında savaş uçaklarının radarlar ve hava savunma sistemleri karşısında güvende olmasını sağlıyor. Dünyada sadece 5 ülkenin üretebildiği sistem, radar algılayıcı ve karıştırıcı özelliklere sahip olacak. Sistem, tehdit radar bulduğunda pilotu ikaz edecek ve otomatik olarak kendini izleyen radarları yanıltabilecek.

http://www.airporthaber.com/havacilik-haberleri/f16lara-yerli-elektronik-harp-podu-takilacak.html

MİLGEM arapsaçı

08.04.2014 Mehmet KAYA / ANKARA

MİLGEM’de ne ihale bitiyor, ne de iki geminin üretimine başlanabiliyor

Türkiye’nin en önemli savunma sanayii projelerinden, milli tasarımlı korvet üretiminin (MİLGEM) seri üretim sürecinde (MİLGEM-S) sorun çıktı. DÜNYA’ya bilgi veren kaynaklar, prototiplerin üretilmesi ve isimlendirilmesiyle ‘ADA sınıfı’ olarak adlandırılmaya başlanan korvetlerin seri üretim ihalesinin iptal edilmesinin, Savunma Sanayii İcra Kurulu’nun kararını tartışmalı hale getirdiğini, çözüm için 4 paketlik yeni seri üretim ihalesinde gemilerin ‘farklılaştırılmaya çalışıldığını’ açıkladı. Diğer yandan, MİLGEM-S Projesi’nde Deniz Kuvvetleri’nin Tuzla Tesisleri’nde (prototip korvetlerin üretildiği tersane) 2 adet daha ADA sınıfı korvet üretiminde de sorun olduğu, motor üreticisi Alman MTU'nun fiyat yükseltmeye çalıştığı öğrenildi.

İptal edilen ihale yeni sorunlar doğurdu

MİLGEM olarak adlandırılan 2 adet prototip korvet savaş gemisinin, Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) koordinatörlüğünde, Savunma Teknolojileri Mühendislik (STM) proje yürütücülüğünde geliştirilmesi ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın Tuzla Tersanesinde inşa edilmesi projesinin tamamlanmasının ardından bir türlü seri üretime geçilemedi. Seri üretim projesinde 6 adet geminin inşa edilmesi için Koç Grubu’na verilen ihale, Ağustos 2013’te başbakanlığın inceleme başlatmasının ardından fiilen durdu ve 26 Eylül'de iptal edildi. Bu karara göre, 6 gemilik MİLGEM-S projesi ikiye bölündü ve 2 geminin daha Tuzla Tersanesi’nde yapılması, 4 gemi için de ayrı ihale açılması kararlaştırıldı. Buna karşılık, SSM’nin elinde inşa edilmeye hazır bir tasarım olduğu halde hem 4 gemiyi inşa edecek ihale tamamlanamadı, hem de 2 geminin inşasına başlanamadı. Edinilen bilgilere göre, öncelikle prototiplere de ürünlerini veren motor ve güç aktarım organları üreticilerinin fiyat yükseltmek istemesi Tuzla Tersanesi’nde imalata başlanmasını engelledi. Daha yüksek bedel isteyen Alman MTU ile hem SSM, hem de STM görüşmeleri halen yürütüyor.

MİLGEM-S’te 4 gemilik ihalenin sonuçlanmama nedeninin ise ‘bürokratik incelik’ olduğu kaydedildi. Savunma sanayii ihalelerinde, yasal olarak ihale çeşitleri ve ihalelerin verilme şartları konusunda SSM ve karar organı Savunma Sanayii İcra Kurulu bir kısıtlamaya tabi değil. Buna karşılık, MİLGEM-S’te ‘rekabet koşulları oluşmadığı’ yönünde Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun raporu bulunuyor ve buna dayalı olarak kendi aldığı kararı iptal eden bir Savunma Sanayii İcra Kurulu bulunuyor. Yeni ihalede ortaya çıkacak fiyatın daha önceki birim bedelden fazla olması durumunda kararların tamamı tartışmalı hale gelecek. Fiyat düşük olursa da ortada idari soruşturmayı mümkün kılacak bir sonuç olacak.

Formül, farklılaşmış yeni ADA sınıfı gemi

Denizcilik kaynakları, çözümün inşa edilecek 4 geminin farklılaştırılması olarak bulunduğunu dile getirdi. MİLGEM’de birinci gemi Heybeliada ile ikincisi Büyükada arasında da konfigürasyon farklılıkları bulunuyor. MİLGEM-S’teki 4 gemilik üretim paketinde yer alacak gemilerde de bazı farklılaştırmaların yapılmaya çalışıldığı, bunun için çalşma yürütüldüğü kaydedildi. Bu kapsamda yürümekte olan TF-100 (ADA sınıfı korvet tasarımı üzerine geliştirilmiş savunma ağırlıklı hızlı firkateyn) projesine de temel olacak şekilde 15 metre uzatılmış bir korvet düşünüldüğü belirtildi. Diğer alternatifin ise ADA sınıfı korvet üzerindeki konfigürasyonun değiştirilmesi olarak ortaya çıktığı vurgulandı. Savunma çevrelerinde konuşulan bu sorunlara bağlı olarak “ADA sınıfı 4 gemi ile bitecek” yargısının yanlış olduğu, MİLGEM-S ile 2’si Deniz Kuvvetleri tarafından 4’ü de yapılacak ihale ile ürettirilecek gemilerle birlikte MİLGEM projesinde 8 adetlik ADA sınıfı gemi yapılacağı vurgulandı.

MİLGEM'in görünür şirketi STM oldu

Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı’nın iştirakleri arasında bulunan Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret Şirketi (STM), ADA sınıfı korvetlerin ‘görünür şirketi’ oldu. MİLGEM projesinin geliştirilmesi ve inşasında alışılageldik ana yüklenici olmadığı için yüksek talep görmesi beklenen bu sınıf gemilerin ihracı için şirket muhatabı sağlanması gerektiği, STM’nin de bu gemilerin ihracından sorumlu kılındığı açıklandı.

http://www.dunya.com/milgem-arapsaci-224582h.htm

MIZRAK-U FÜZESİ İLE İLK DENEMEDE TAM İSABET



MIZRAK-U Projesi Atış Testleri

Uzun Menzilli Tanksavar Füzesi MIZRAK-U, Helikopterden yapılan ilk güdümlü atış testini başarıyla gerçekleştirmiştir.

Kara Kuvvetleri Komutanlığı envanterinde bulunan AH-1S Helikopterinden 3500 metre menzile yapılan atışta, hedef başarı ile vurulmuş ve proje çalışmalarında önemli bir aşama tamamlanmıştır.

ATAK helikopterinden kullanıma yönelik olarak geliştirilen MIZRAK-U füzesi ROKETSAN tarafından yurt içi altyapı kullanılarak tasarlanmıştır. Rakiplerine karşı önemli teknik üstünlüklere sahip olan füzenin içerisinde bulunduğumuz yıl içerisinde kalifiye edilmesi hedeflenmiştir.

Ana muharebe tanklarına karşı kullanılacak olan MIZRAK-U füzesinin azami menzili 8 km olup yüksek vuruş hassasiyeti ve etkin zırh delme yeteneğine sahiptir.

2015 yılında seri üretime geçecek sistem uluslararası pazarda da büyük bir ilgi ile karşılanmaktadır.
http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/hizli/duyurular/etkinlikler/torenler/Sayfalar/20140303_MIZRAKU.aspx

TSK KIŞ TATBİKATI






Bir Millet İki Devlet

9 Nisan 2014 Çarşamba

Kiev Türkiye’ye Şeytan sattı mı

9 Nisan 2014 Nerdun HACIOĞLU/MOSKOVA

Rusya, Ukrayna’nın yeni yönetiminin, nükleer başlık taşıyabilen “Şeytan” füzesinin çizimlerini Türkiye ve üçüncü ülkelere satmak için temaslarda bulunduğunu iddia etti.

Ukrayna ve Rusya arasındaki gerilime füze krizi de eklendi. Moskova, Kiev’deki Avrupa yanlısı yeni yönetimin, Kırım’ın Rusya’ya bağlanmasının intikamını almak için, Rusya savunmasının belkemiğini oluşturan bir balistik füzenin çizimlerini Türkiye dahil üçüncü ülkelere satmaya çalıştığını iddia etti. Rusya Dışişleri Bakanlığı “Ukrayna’ya ciddi uyarı” başlıklı bir yazılı açıklama yayınlayarak, Kiev yönetimini nükleer başlık taşıyabilen  R-36M2 “Voyevoda” (SS-18 SATAN MOD 6 (VOYEVODA/R-36M2/RS-20V/15A18M)
füzelerinin teknik çizimleri üçüncü ülkelere satmaya çalışmakla itham etti. NATO tarafından “Şeytan” füzesi olarak adlandırılan R-36M2 füzeleri Ukrayna’da üretiliyor. Rusya, Şeytan füzelerini nükleer savunma şemsiyesinin en önemli parçası olarak görüyor. Ayrılabilen birçok nükleer başlık taşıyan bu füze aynı zamanda ABD ve NATO’nun kurmakta olduğu füze kalkanına da direnebilen en ciddi silah olarak gösteriliyor.

SAKIN SIZDIRMAYIN

Rus Dışişleri Bakanlığının açıklamasında şöyle denildi: “Ukrayna’nın içine sürüklendiği kaos ortamına rağmen şimdiki Kiev yönetiminin stratejik silahlar ve özellikle R-36M2 “Voyevoda” füzesi sırlarını dünyaya sızdırmayacağını umuyoruz. Ukrayna’nın Lahey’de imzalanan ‘Füze Teknolojilerini Yaymama Anlaşmasını’ imzaladığını da hatırlatırız. Bu temennimizi dile getirmekle birlikte son zamanda basında yer alan bazı haberler bizde kuşku uyandırmıştır. Füzenin üretildiği Ukrayna’nın Dnepropetrovsk bölgesindeki Yujmaş fabrikası yetkililerinin dış ülkeleri ziyaret ederek bu füzeyle ilgili görüşmeler yaptıklarını öğrenmiş bulunuyoruz. Rusya yönetimi, Kiev’deki yeni iktidarı bu tür davranışlardan kaçınmalarını ısrarla tavsiye ediyor.” Rusya hükümeti yayın organı Rossiyskaya gazetesi de dünkü sayısında, bir Ukrayna heyetinin Şeytan füzesi çizimlerini satmak amacıyla Türkiye’yi ziyaret ettiğini yazdı. Rus sosyal paylaşım sitesi “Livejournal’” da bazı anonim hesaplarda Ukrayna heyetinin Türkiye’yi 5 Nisan’da ziyaret ettiğini ileri sürüldü. Fabrikadan başka bir heyetin de Çin’de temaslarda bulunduğu da iddialar arasında.
...
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/26182847.asp