Savunma ve Stratejik Analizler

25 Haziran 2016 Cumartesi

Komuta Kontrol Uçağı (KKU-2) Projesi İhale İlanı

25.06.2016 SSM

Proje Kapsamı

Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın ihtiyaçlarını karşılamak üzere, asgari 12 kişi taşıma kapasitesine haiz 2 (iki) adet Komuta Kontrol Uçağı tedariği gerçekleştirilecektir.

http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/hizli/duyurular/projeDuyurulari/Sayfalar/20160624_KKU.aspx

23 Haziran 2016 Perşembe

Türkmənistan üçüncü 33 metrlik raket katerini dənizə endirib

09/06/2016 Azeridefence

Türkmənistan Sərhəd Qoşunları üçün Türkiyənin DEARSAN şirkəti tərəfindən inşa edilmiş SG-123 bort nömrəli itisürətli kater dənizə endirilib.

“AzeriDefence”nin məlumatına görə, SG-123 kateri Türkmənistan Sərhəd Qoşunları ilə DEARSAN arasında 2014-cü ilin ortalarında imzalanmış müqavilə üzrə nəzərdə tutulan 6 kiçik itisürətli raket katerindən (33 metrlik) üçüncüsüdür.

Müqavilə üzrə 6 katerin inşası 2017-ci ilin sonunadək tamamlanmalıdır.

Katerlərin sürəti 43 mil, üzmə uzaqlığı 350 mildir. Katerlərin silahlanmasında MBDA Marte Mk 2/N gəmi əleyhinə raket kompleksinin iki işəsalma qurğusu, ASELSAN şirkətinin istehsalı olan 1 ədəd 25 mm çaplı top və ASELFLİR elektro-optik sistemi ilə komplektləşdirilmiş STOP silah sistemi yer alır.

http://az.azeridefence.com/turkmenistan-ucuncu-33-metrlik-raket-katerini-denize-endirib/

DEARSAN 33 m Hücümbot
http://www.dearsan.com/urunlerimiz/33-m-hucum-botu.html

COBRA II sayısı artıyor

22.06.2016 savunmaveteknoloji.com

ürk Kara Araçları üreticisi Otokar, iç güvenlik kuvvetlerinin çeşitli hizmetlerinde kullanılmak üzere 106,1 milyon Euro tutarında COBRA II taktik tekerlekli zırhlı araç siparişi aldı. Araçların teslimatının 2017 yılı ilk çeyreğinde tamamlanması planlanıyor.

Otokar’ın kendi tasarladığı ve ürettiği, yüksek koruma seviyesi, geniş iç hacmi ve üstün hareket kabiliyeti ile dikkat çeken Cobra II aracının ülke savunmasındaki rolü artıyor. Otokar, güvenlik güçlerinin çeşitli hizmetlerinde kullanılmak üzere 106,1 milyon Euro tutarında yeni bir sipariş aldı. Sipariş kapsamında COBRA II 4×4 taktik tekerlekli zırhlı araçları, çeşitli sistemler, bakım ve destek hizmetleri ile birlikte sunulacak. Araçların teslimatının yıl sonunda başlanarak, 2017 yılı ilk çeyreğinde tamamlanması planlanıyor.

“MİLLİ VE MODERN ÇÖZÜMLER SUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Türkiye’nin tek milli kara sistemleri üreticisi olan Otokar’ın Genel Müdürü Serdar Görgüç, siparişe ilişkin şunları söyledi: “Fikri mülkiyet haklarının tamamı Otokar’a ait olan ve gelişen tehditlere karşı özel olarak tasarlanan Cobra II için ilk iki siparişi geçtiğimiz yıl almıştık. Mühendislik kabiliyetimiz, ar-ge imkanlarımız ile iç güvenlik güçlerimiz ve silahlı kuvvetlerimiz için modern ve çağdaş çözümler sunmaya devam edeceğiz.”

YÜKSEK KORUMA VE TAŞIMA SEVİYESİ İLE ÖNE ÇIKIYOR

Günümüz tehditlerine uygun ve kullanıcı beklentileri doğrultusunda Otokar tarafından tasarlanan ve üretilen COBRA II araçları yüksek koruma ve taşıma seviyesi ile öne çıkıyor; büyük iç hacmi ile dikkat çekiyor. Yine fikri mülkiyet hakları Otokar’a ait olan, COBRA taktik tekerlekli zırhlı araç ile aynı hareket kabiliyetine sahip olan COBRA II, balistik, mayın ve EYP tehditlerine karşı üstün koruma sunuyor. Ülkemiz koşullarına uygun olarak yapılan testlerden başarı ile geçen COBRA II farklı görevler için modüler bir yapı sunuyor. Aracın ihracat pazarları için özel olarak geliştirilen amfibik tipi de bulunuyor. Yakın zamanda bir Körfez ülkesinde sıcak iklim ve amfibi testlerine tabii tutulan Cobra II, bu testlerde binlerce km yol katetti ve açık deniz yüzme testlerini başarı ile tamamladı.
http://savunmaveteknoloji.com/guvenlik-guclerinin-cobra-ii-sayisi-artiyor/

Aselsan Sözleşme İmzalanması

23.06.2016 KAP

ASELSAN ile Savunma Sanayii Müsteşarlığı arasında Radar Sistemleri tedarikine ilişkin olarak toplam bedeli 285.251.924,- TL ve 210.523.548,- ABD Doları tutarında iki ayrı sözleşme imzalanmıştır. Söz konusu sözleşmeler kapsamında teslimatlar 2017-2023 yılları arasında gerçekleştirilecektir.

https://www.kap.org.tr/tr/Bildirim/540542

ASELSAN 49,2 MİLYON DOLARLIK SİPARİŞ ALDI

23 Haziran 2016 Dünya

ASELSAN, yurt dışı bir müşteriden toplam bedeli 49 milyon 181 bin 592 dolar olan haberleşme teçhizatı siparişi aldı.

ASELSAN tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) yapılan açıklamada, "ASELSAN, yurt dışı bir müşteriden toplam bedeli 49 milyon 181 bin 592 dolar olan haberleşme teçhizatı siparişi almıştır. Söz konusu sipariş kapsamında teslimatlar 2016-2018 yılları arasında gerçekleştirilecektir." ifadelerine yer verildi.
http://www.dunya.com/ekonomi/ekonomi-diger/aselsan-492-milyon-dolarlik-siparis-aldi-303950h.htm

Türbin geliştirme laboratuvarı açıldı

23.6.2016 AA

Yerli jet ve uzay teknolojilerine yönelik araştırma yapmak üzere ilk yerli türbin geliştirme laboratuvarı açıldı. Türkiye'de havacılık adına önemli bir adım atıldı. İlk yerli türbin geliştirme laboratuvarı, TÜBİTAK ve ODTÜ iş birliğiyle Ankara'da açıldı.

3 MİLYON LİRA HARCANDI

ODTÜ'den yapılan yazılı açıklamaya göre, ilk yerli türbin teknolojisinin malzemelerinin geliştirileceği araştırma ve geliştirme laboratuvarı ODTÜ kampüsü içerisinde hizmete girdi. TÜBİTAK ve ODTÜ'nün kendi öz sermayeleriyle iki yıllık ön çalışma sonrası kurulan 'İnce Film ve Kaplama Araştırmaları Laboratuvarının toplam 3 milyon liraya mal olduğu bildirildi.

YERLİ JET İÇİN ÇALIŞMA

Türkiye'nin yerli uçak motoru ve yerli jet motoru teknolojisinin geliştirebilmesi için gerekli malzemelerin üretilmesi yönünde araştırmaların yapılabileceği laboratuvarda, enerji, savunma, iletişim, elektronik-optik ve uzay teknolojilerinde de kullanılabilecek katman malzemelerin geliştirilebileceği ifade edildi.

Laboratuvarda İstanbul-Ambarlı doğalgaz enerji santralinin türbin motorları için malzeme geliştirileceği vurgulanan açıklamada, Türkiye'nin diğer bütün doğalgaz enerji santrallerinin türbin motorları için de malzeme teknolojisi geliştirilebileceği kaydedildi.
http://www.sabah.com.tr/ekonomi/2016/06/23/yerli-jet-icin-onemli-adim

Amerikan ‘derin devleti’ karıştı!

20.06.2016 Ardan ZENTÜRK

Bir hatırlatmayla başlayalım: Filmlere konu olan Amerikan “derin devleti” bir gerçektir ve ABD Savunma Bakanlığı, Pentagon’un içindedir. Pentagon’un içindeki bu yapılanmanın adı, “Office of Net Assessment”tır. Adından çıkarım, yani, “Kesin Değerlendirme Bürosu...” Görevi, dünyanın yaşamakta olduğu gelişmeleri değerlendirmek ve Amerikan askeri yapılanmasını bu değerlendirmeler doğrultusunda 30-50 yıl aralığında izlenecek rota çerçevesinde şekillendirmektir. Orada çalışanların, bugün yaşanılanlardan çok 50 yıla dönük bir beyin fırtınasında olduğunu, aldıkları kararların da çocuklarınız, hatta torunlarınızın geleceğiyle ilgili olduğunu bilin!..

1973’te, Richard Nixon tarafından kuruldu ve başına 1921 doğumlu, strateji alanının efsane isimlerinden Andrew Marshall atandı. Marshall, o günden, kendi isteğiyle emekli olduğu Ocak 2015’e kadar (94 yaşında) bu görevde kaldı, yapılanmadaki devamlılığı, emekli olana kadar kaç Başkan değiştirdiğini artık siz düşünün!..

Dünyanın güvenlik ve istihbarat dünyasında “Yoda” olarak adlandırılan Andrew Marshall, her zaman gelişmelerin ve olaylara yön verdiğini sandığımız insanların perde arkasının da perde arkasında olmasıyla tanınıyordu, yerine geçen, ABD Hava Kuvvetleri’nden albay rütbesiyle emekli olmuş Jim Baker’ın da benzer karakter taşıdığı fakat sürekli uzun vadeli planlamaların yanında artık, yakın tehditleri de değerlendirmekte kararlı olduğu belirtiliyor.

“Office of Net Assessment”, kurulduğu günden bugüne, Washington güvenlik bürokrasisindeki “İsrail lobisinin” güçlü temsil edildiği, Amerikan-İsrail derin devlet yapılanmalarını birlikte çalışan, uyumlu ortaklar kılan zeminde kaldı, Jim Baker bu yapıyı sürdürür mü bilemiyoruz ama bildiğimiz nokta, bugün Ortadoğu’da yaşanılan tüm gelişmelerin Andrew Marshall ve “neo-con/İsrail lobisi” ekibinden kaynaklandığıdır.

Diplomatların ayaklanması

ABD’yi, Ulusal Güvenlik Konseyi üzerinden, Pentagon yönetir!.. Beyazsaray’a gelen Başkan, kişisel siyasi tercihlerini söyler, çok önceden belirlenmiş ana strateji değişmeden taktik bazı uygulamalarla Başkan tatmin edilir o kadar...

Bu nedenle, 50 orta-düzey ama hepsi, en az, “Office of Net Assessment”ta çalışanlar kadar birikimli diplomatın bir iç yazışmayla sürdürülen Suriye politikasına kazan kaldırması önemlidir. Amerikan diplomatları, Pentagon’da pişirilen yemeği ustaca servis eden görevlilerdir, demek, mutfağın iyi çalışmadığına ve Pentagon’a hakim “neo-con/İsrail lobisi” kliğinin “Amerikan ulusal güvenliği” açısından riskler ürettiğine inanıyorlar!..

“Yoda”, 2001 terör saldırılarını İsrail’in güvenliğini öne çıkartan stratejiyi uygulamaya sokmak için kullandı, dönemin başkanı, George W. Bush, bu süreçte seyirciydi, her iş, Başkan Yardımcısı Dick Cheney’in üzerinden yürüdü. Amaç, Irak’ın işgaliyle pandoranın kutusunu açmak, güçlü ordulara sahip büyük iki Arap devleti Irak ve Suriye’yi parçalamak ve “ehlileştirilecek” Mısır’la birlikte, İsrail’in (onlara göre, tabii ki ABD’nin) kalıcı güvenliğini sağlamaktı.

Planın bugüne kadar yürüdüğünü söyleyebiliriz. Irak şu anda 3 parça ve artık toparlanamaz halde. Suriye’deki durum ise açık, ülke fiilen parçalandı, daha da vahimi, geleneksel Arap topraklarında bir de PKK kontrolünde Kürt siyasi yapılanması yaratılıyor.

Plan sürdürülebilir değil

Irak’ta yaklaşık 2 milyon, Suriye’de ise şu ana kadar 500 bin masum sivilin ölümüne yol açan, milyonlarca insanı, “coğrafi etnik temizlikler” nedeniyle mülteci kılan berbat ve sürdürülebilirliği tartışılan bir plan bu... Pentagon zorluyor, bunu zorlarken, Türkiye gibi, Soğuk Savaş yıllarının en güvenilir müttefiğini ABD’ye kaybettiriyor!..

PKK’nın Suriye-Irak’ta önemli aktör yapılmasının TSK-Amerikan ordusu arasında kolay tamir edilemeyecek güvensizliğe yol açması, Rusya’nın, Ukrayna saldırısı göğüslenmeye çalışılırken Akdeniz’e inmesinin ve NATO müttefiki Türkiye’yi güneyden kuşatması, Amerika’nın giderek, Müslüman coğrafyanın büyük çoğunluğu Sünniler’le karşı karşıya gelmesi... Kuşkusuz, bunları gören ve idrak eden beyinler de yaşıyor Washington’da...

50 diplomat imzalı o iç yazışma, Amerikan “derin devleti”nin tahmin ettiğimizden daha ağır bir çalkantıya girdiğini göstermesi açısından önemli...

İşin sonunda “neo-con/İsrail lobisi” etkisiz hale getirilecek mi, bunu anlamak için biraz zaman gerekecek... Şu anda elimizdeki tek veri, Jim Baker’ın Marshall’ın yetiştirdiği bir isim olmaması...

Belki, 50 imzalı o iç yazışma, Washington’da yaklaşan temizliğin ilk adımıdır..

http://haber.star.com.tr/yazar/amerikan-derin-devleti-karisti/yazi-1119613

22 Haziran 2016 Çarşamba

STM Pakistan’da Denizaltı Modernizasyon İhalesi Kazandı

22.06.2016  STM

STM, Pakistan Savunma Üretim Bakanlığı’nın açtığı denizaltı modernizasyon ihalesini, denizaltıyı yapan firmaya karşı kazanarak önemli bir başarıya imza attı. Böylece ülkemizde ilk defa denizaltı gibi ileri teknoloji gerektiren bir alanda mühendislik ihracatı yapılmış olacak.

Pakistan Deniz Kuvvetleri’nin envanterinde bulunan “Agosta 90B” sınıfı denizaltıların yarı ömür modernizasyonu amacıyla yapılan uluslararası ihalede, bu denizaltıları tasarlayıp üreten Fransız firmaya karşı yarışan STM, büyük başarı göstererek ihaleyi kazandı. 1’i kesin, ikisi opsiyonlu 3 denizaltının modernizasyonunu ilgilendiren anlaşma, Pakistan Savunma Üretim Bakanlığı ile STM arasında, Türkiye'nin Pakistan Büyükelçiliği ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı yetkililerinin müşahitliğinde 22 Haziran 2016 tarihinde Rawalpindi/Pakistan’da imzalandı.

“Agosta 90B’ sınıfı denizaltıların modernizasyonuna yönelik proje kapsamında STM, anılan denizaltı gemilerinin tasarım ve üretimini gerçekleştiren Fransız DCNS Tersanesi ile zorlu ve uzun bir rekabet gerçekleştirdi. 16 Nisan’da başlayan ihale sürecinin sonucunda STM, Pakistan Savunma Üretim Bakanlığı tarafından teknik ve ticari olarak üstün bulundu ve ana yüklenici seçilerek sözleşme imzalandı. Modernizasyon faaliyetlerinin Pakistan’daki yerel bir tersanede yapılacağı projede, ilk denizaltı 45 ay sonra teslim edilecek. Diğer denizaltıların ise 1 yıl ara ile modernize edilmesi planlanıyor.
https://www.stm.com.tr/haberler.html

Azerbaycan ve Ermenistan Dağlık Karabağ için anlaşmaya vardı

22 Haziran 2016 AA

Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı İdaresi Dış İlişkiler Şube Müdürü ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı Novruz Memmedov, Azerbaycan’nın Ermenistan ile Dağlık Karabağ'da aşamalı çözüm için prensip anlaşmasına vardığını açıkladı.

Azerbaycan medyasına konuşan Memmedov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, AzerbaycanCumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın 20 Haziran'da St. Petersburg'da gerçekleştirdiği Dağlık Karabağ toplantısının sonuçlarını anlattı.

Toplantıda, Dağlık Karabağ sorununun aşamalı çözümü üzerinde durulduğunu belirten Memmedov, "Aşamalı çözüm ise şöyledir. İlk önce işgal altındaki 5 ilin tahliye edilmesi (Ermenistan ordusunca), daha sonra iki ilin tahliye edilmesi ve (Dağlık Karabağ ve Ermenistan arasındaki) koridorun belirlenmesi. Daha sonra ise Dağlık Karabağ'ın statüsünün belirlenmesi. Taraflar bu yönde prensip anlaşmasına vardı." dedi.

Putin, Aliyev ve Sarkisyan görüşmesinin ardından ortak bildiri kabul edilmiş, taraflar, temas hattında istikrarın sağlanması ve Dağlık Karabağ'da barış sürecinin tamamlanmasını sağlayacak atmosferin oluşturulması yönünde kararlı olduklarını teyit etmişti.

DAĞLIK KARABAĞ SORUNU

Dağlık Karabağ sorunu, Sovyetlerin dağılmasının ardından Ermenilerin bu bölgelerde hak iddia etmesiyle başladı ve Ermeniler 1991'de başlattıkları saldırılarla Hankendi'yi, 1992'de Hocalı ve Şuşa'yı işgal etti. Daha sonra Laçın, Hocavend, Kelbecer ve Ağdere'yi de ele geçiren Ermeniler, 1993'te Ağdam'a girdi. Ağdam'ı, Cebrayıl, Fuzuli, Gubadlı ve Zengilan illerinin işgali izledi.

Azerbaycan topraklarının yüzde 20'si işgal edilirken, 1 milyona yakın kişi doğduğu toprakları terk etmek zorunda kaldı.

Taraflar, 4-5 Mayıs 1994'te, Bişkek'te, Bağımsız Devletler Topluluğu Parlamentolararası Meclisi,Kırgızistan Cumhuriyeti'nin Parlamentosu, Rusya'nın Federal Meclisi ve Dışişleri Bakanlığının inisiyatifiyle Bişkek Protokolü diye bilinen ateşkes anlaşması imzaladı.

Anlaşmayla geniş çaplı saldırı ve operasyonlara son verildi. Kelbecer, Ağdere, Ağdam, Hocavend ve Fuzuli illerine konuşlandırılan Ermeni güçleri ile diğer bölgeleri savunmak için konuşlanan Azerbaycan güçleri arasında cephe hattı oluştu.

Mevzilerin inşa edildiği, siperlerin kazıldığı cephe hattı, Ermenistan'la sınırda bulunan Gazah, Ağstafa, Tovuz ve Gedebey illeri boyunca da uzandı. Birbirlerine çok yakın olan mevzi ve siperler arasındaki alanlara ise olası saldırıları önlemek için mayınlar döşendi.

Bişkek Protokolünün imzalanmasından bu yana ateşkes kağıt üzerinde kaldı ve çatışmalarda her iki taraf da kesin rakam verilmeyen fakat sayıları binlerle ifade edilen askerini kaybetti.
http://www.sabah.com.tr/dunya/2016/06/22/azerbaycan-ve-ermenistan-daglik-karabag-icin-anlasti
http://www.yeniakit.com.tr/haber/azerbaycan-ve-ermenistan-daglik-karabag-icin-anlasmaya-vardi-187460.html

Türkiye'ye 100 milyon dolarlık yatırım

Haziran 21, 2016 AA

Genel Maksat Helikopter Projesi'nde görev alan Alp Havacılık, proje sürecinde bazı kritik teknolojileri Türkiye'ye kazandıracak. Alp Havacılık, bu amaçla dişli imalatında dünyanın önde gelen teknolojik altyapılarından birini kuracak. Tamamı yeni yatırım olarak planlanan ve yaklaşık 11 bin metrekarelik kapalı alan içerisine kurulacak yeni tesis, ilave iş olanakları da sağlayacak.

Alp Havacılık, teknolojisi, tecrübesi, özgün kabiliyetleri ile havacılık ve uzay sanayisinin gelişimine yön veren, ürün ve hizmetleriyle sektöründe dünyanın önde gelen firmaları tarafından iş ortağı olarak tercih ediliyor.

Eskişehir Organize Sanayi Bölgesinde mevcut 23 bin 500 metrekare kapalı alan ve 30 bin metrekare genişleme alanında, 600'ün üzerinde nitelikli personel ve çok sayıda alt yüklenici ile üretim yapan şirket, titanyum, alüminyum, çelik, paslanmaz çelik, bakır alaşımları ve süper alaşımların işlenmesinde çok geniş çaplı deneyime sahip bulunuyor.

Alp Havacılık, yüksek katma değerli, yüksek bilgi ve teknoloji içeren ürün yapısıyla ABD, Fransa, Kanada gibi gelişmiş pazarlara ihracat gerçekleştiriyor.

Kabiliyetleri ve alt yüklenicilerinin imkanlarıyla Sikorsky, Pratt amp; Whitney, Pratt amp; Whitney Canada, Lockheed Martin, UTC Aerospace Systems, Honeywell ve Boeing gibi müşterileri için helikopter dinamik, helikopter kuyruk pervanesi sürücü mili sistemi, iniş takımı ve uçak yapısal parçaları ile hidrolik ve yakıt boru sistemleri üreten Alp Havacılık, birçok hava platformu ve motor programlarına önemli katkı sağlıyor.

Özellikle titanyum alanında dünyanın önde gelen havacılık firmaları arasında yer alan şirket, yeni projeler için 2016-2017 döneminde 100 milyon doların üzerinde yeni yatırım yapacak.

Alp Havacılık, son olarak Türk Havacılık ve Uzay Sanayi AŞ ana yükleniciliğinde Sikorsky ile yürütülen Türk Genel Maksat Helikopteri Projesi'nde önemli bir rol oynayacak. Bu proje kapsamında, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Orman Genel Müdürlüğü için 109 T70 Kara Şahin Helikopteri üretilecek. Bu sayı, Türkiye'nin artan ihtiyaçları ve ihracat pazarı da dikkatle alındığında çok daha yukarıya çıkacak.

Alp Havacılık, bu çerçevede Black Hawk helikopterlerinde bulunan tüm dişliler, dişli kutuları, pervane mili gövdesi ve ana mil gibi ana uçuş kritik ve dinamik ürünler, bunların montaj grupları, uçuş kontrol mekanizması ve iniş takımlarının da kaynağı olacak. Proje kapsamında dişli test merkezi de şirket bünyesinde oluşturulacak.

Proje ile Alp Havacılık'ta, dişli imalatında dünyanın önde gelen teknolojik altyapılarından birinin oluşturulması hedefleniyor. Bu kapsamda uçuş kritik parçaları grubunda imalatı yapılacak alt sistem ve parçaların üretim safhalarında ihtiyaç duyulan tezgah, teçhizat ve özel proseslere yatırım yapılacak.

Genel Maksat Helikopteri Projesi kapsamında, tamamı yeni yatırım olarak planlanan yaklaşık 11 bin metrekarelik kapalı alan içerisine kurulacak yeni tesis, ilave iş olanakları da sağlayacak.

Şirketin iş payı hemen hemen Black Hawk helikopterinin yedek parça niteliğinde tüm unsurlarını kapsadığından Türk Silahlı Kuvvetleri ve diğer kullanıcıların yedek parça ve test ihtiyaçlarının da Alp Havacılık tarafından ulusal imkanlarla karşılanması mümkün olacak.

http://www.yenisafak.com/ekonomi/turkiyeye-100-milyon-dolarlik-yatirim-2484418

İrtibat Ve Genel Maksat Uçağı (GMU) Projesi İhale İlanı

21.06.2016 SSM

Proje Kapsamı: Türk Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın ihtiyaçlarını karşılamak üzere, personel ve malzeme taşıma/atma kabiliyetine haiz, 6 (altı) adet İrtibat ve Genel Maksat Uçağı tedariği gerçekleştirilecektir.
http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/hizli/duyurular/projeDuyurulari/Sayfalar/20160621_GMU.aspx

Preveze Sınıfı Denizaltı Yarı Ömür Modernizasyonu (YÖM) Projesi İhale İlanı

21.06.2016 SSM

Proje /Sistem Kapsamı: Preveze Sınıf Denizaltı Yarı Ömür Modernizasyonu Projesi’nin amacı; Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterinde yer alan 4 adet Preveze sınıfı denizaltının modernizasyonudur.

http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/hizli/duyurular/projeDuyurulari/Sayfalar/20160620_Preveze.aspx

18 Haziran 2016 Cumartesi

TCG Burgazada korveti törenle denize indirildi

18.06.2016 Deniz Haber Ajansı

Türkiye’nin ilk milli gemileri TCG Büyükada ve TCG Heybeliada’dan sonra TCG Burgazada İstanbul Tersanesi'nde denize indirildi. TCG Kınalıada korvetinin de kaynak töreni yapıldı. Hayalet gemi diye tabir edilen MİLGEM Ada Sınıfı Korvetlerin 3. gemisi TCG BURGAZADA, İstanbul Tersane Komutanlığı'nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım'ında katıldığı törenle denize indirildi. TCG Kınalıada korfetinin deilk kaynak kesimi yapıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan TCG Burgazada korvetinin denize indirilmesi ve TCG Kınalıada korvetinin ilk kaynak töreninde konuştu.

TCG Kınalıada korvetinin saç kesimini yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlar 8 gemiden oluşan MİLGEM projesinin 3. ve 4. gemilerini oluşturuyor. Başbakanlığım döneminde attığımız bu adımın neticelerini görmek mutluluk veriyor. Daha önce iki gemimizi bitirmiş, donanmamıza sunmuştuk. Bu gemilerimiz birçok tatbikatta donanmamızı temsil ettiler, göğsümüzü kabarttılar. Öncelikle iki projenin de hayırlı olmasını diliyorum. Bu çalışmalarda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Artık icra konseyinin başında başbakanımız gemi inşa mühendisi olarak bulunuyor. Çok daha seri olarak bu üretimleri yapmamız lazım. Bu imkana bu güce Türkiye sahip. Biz artık yüzde 60'la yetinemeyiz. En önemli adımlarımızdan birisi kendi gemilerimizdeki makineleri de üretmemiz suretiyle bu süreci hızlandırmamız gerekiyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı açıklamada, "Amfibi türü Anadolu gemisinden sonra artık biz kendi uçak gemimizi yapar hale geleceğiz ve uçak gemimizi inşallah yapacağız. Türk Silahlı Kuvvetleri kendi uçak gemisine de sahip olacak, bunu da başaracağız. Hiçbir engel yok. İnanırsanız başarırsınız, azmederseniz başarırsınız. Şu anda evelallah bu azim ve kararlılıkta olan bir hükümet ve bir devlet vardır, bunu böyle bilin. Türkiye'nin bilhassa savunma sanayi ve askeri konularında atalete düşme, durma, duraksama lüksü yoktur. Her şeyden önce ülkemizin içinde yer aldığı stratejik coğrafya buna izin vermiyor." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi:

"Tarih boyunca farklı medeniyetlere ve kültürlere ev sahipliği yapmış bu bölge, insanlık tarihinin nüvelerini bünyesinde barındıran bir açık hava müzesidir. Anadolu'nun, Ortadoğu'nun tarihi okunmadan dünya tarihinin anlaşılması, tam olarak kavranması mümkün değildir. Ancak içinde yer aldığımız bölge aynı zamanda bir devletler mezarlığıdır. Askeri, siyasi, kültürel ve toplumsal olarak güçlü olmayan nice devlet, bu meşakkatli coğrafyada çok kısa sürede yıkılıp gitmiştir. Sadece kendilerini yenileyen, zamanın ruhunu iyi okuyan, geleceğe dair bir vizyonu, bir hedefi olan, en önemlisi cazibe merkezi olmayı sürdüren milletler bu coğrafyada asırlar boyu varlıklarını koruyabilmişlerdir."

Başbakan Yıldırım'dan 'Güçlü ordu' vurgusu

Burgazada korvetinin denize indirilmesi ve Kınalıada korvetinin ilk kaynak töreninde Başbakan Binali yıldırım da bir konuşma yaptı,

Başbakan Yıldırım, yaptığı açıklamada, "Güçlü ülke, güçlü orduyla mümkün. Ülkemizin bulunduğu konum itibarıyla güçlü olmaktan başka hiçbir çaresi yok. Zira etrafımız ateş çemberi ve birçok mazlum milletler bizim desteğimizi bekliyor ve bizden umut bekliyor. Onun için kendi ülkemizde, Türkiye'de sadece savunma kabiliyetimizi geliştirmek yetmez, aynı zamanda caydırıcılık kabiliyetimizi de geliştirmek zorundayız. Bunu da yaparken yerli ve milli kaynaklara dayanmamız gerekir."

Başbakan Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü: "Özellikle bölgesel uçak projesi, milli harp uçağı projesi, helikopter projesi, piyade tüfeği, milli tank, milli gemi daha niceleri... Bütün bunların amacı Türkiye'nin savunma ve caydırıcılık kabiliyetini artırmak, dosta güven, düşmana korku salmaktır. Bu hedefe yönelik çalışmalarımız bundan böyle de artarak devam edecektir. Son 14 yılda liderliğinizde (Cumhurbaşkanı Erdoğan) savunma sanayimizde 30 milyar dolar yatırım yaptık. Yıllarca ben genç mühendisken hatırlıyorum bu ve buna benzer gemiler Türkiye'nin hep gündeminde olmuş, 80'li yıllarda başlayan projeler 2000'lere geldiğimiz halde hala konuşulmaya devam etmiştir ama şimdi konuşmuyoruz, yapıyoruz. Az konuşuyoruz, daha çok iş yapıyoruz. Bize yakışan, bu millete de yakışan budur."

MİLGEM Projesi, Milli Savunma Sanayi için bir lokomotif

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu, MİLGEM Projesi'nin ikinci dörtlü paketini, "İ sınıfı fırkateyn" olarak inşa etmeyi planladıklarını belirterek, "İSTANBUL" ismi verilecek ilk geminin inşasına 2017 yılının Ocak ayında İstanbul Tersanesi'nde başlanmasının hedeflendiğini bildirdi.

Bostanoğlu, İstanbul Tersane Komutanlığı'nda düzenlenen Burgazada Korveti'nin denize indirilmesi ve Kınalıada Korveti'nin ilk kaynak törenindeki konuşmasında, MİLGEM Projesi'nin, milli savunma sanayi için bir lokomotif olduğunu kaydetti.

Başarısıyla uluslararası alanda da model olmayı başaran bu projenin, Türk deniz kuvvetleri personeliyle Türk mühendis ve işçisinin örnek bir eseri olduğunu vurgulayan Oramiral Bostanoğlu, teknolojik bir atılım projesi olan MİLGEM'in, başarısıyla savunma sanayi için bir dönüm noktası olduğunu ve daha büyük projeler için Türk mühendisini cesaretlendirdiğini anlattı. Bostanoğlu, bugün gelinen aşamanın, ülkenin korvet ve fırkateyn gibi muharip gemi inşa projelerini milli dizayn ve azami yerli katkı oranıyla gerçekleştirebilecek seviyeye ulaştığını gösterdiğini ifade etti.

Oramiral Bülent Bostanoğlu, denizlerin, ekonomik, siyasi ve askeri alanda öneminin her geçen gün daha da arttığını anlatarak, denizlerin, insanlığın vazgeçilmez hayat alanını ve ekonomik mücadele zeminini oluşturduğunu söyledi.

"Denizlerde güçlü olmak zorunluluk"

Bu gerçekle birlikte büyüyen ve gelişen Türkiye'nin, bulunduğu zorlu coğrafyada istikrarlı ve müreffeh bir devleti idame ettirebilmek için denizlerde güçlü olmasının bir seçenek değil, zorunluluk olduğunu belirten Bostanoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bin yıla yaklaşan şanlı deniz tarihimiz, çağdaş ve caydırıcı bir deniz kuvveti olma ve bunu idame etmedeki azim ve kararlılığımızın güvencesidir. Bugün milli gemilerimizin 1455 yılında Haliç'te kurulan Tersane-i Amire'nin günümüzdeki izdüşümü olan İstanbul Tersanesi'nde inşa ediliyor olması bunun en güzel kanıtıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Mükemmel ve kaadir bir donanmaya sahip olma' hedefi doğrultusunda, 60'lı yıllarda başlayan askeri gemi inşa faaliyetleri günümüze kadar ivmelenerek sürmüştür. 2000'li yıllara gelindiğinde askeri tersanelerimizde ulaşılan bilgi birikimi, milli bir harp gemisinin ülkemizde tasarlanması ve inşa edilmesi konusunda bize cesaret vermiştir. Bu cesaretimizi kuvvetlendiren en önemli faktör yine milli imkanlarla geliştirilen ve 'GENESİS' adını verdiğimiz Savaş Yönetim Sistemi'dir. Milli bir savaş yönetim sistemi olmadan üretilen herhangi bir silah ve sistem üzerinde tasarruf sahibi olunması mümkün değildir."

Oramiral Bostanoğlu, Türkiye'nin, yetiştirdiği değerli mühendislerin gayretleriyle savaş yönetim sistemi geliştirme ve entegrasyon kabiliyetine sahip dünyadaki az sayıda ülke arasına girdiğini, 2000'li yıllardan itibaren kendi harekat ihtiyaçlarına göre istediği silah ve sensör kombinasyonunu bir platform üzerinde birleştirebilecek ve tam performans ile kullanabilecek yeteneği kazandığını kaydetti.

MİLGEM çerçevesinde hizmete giren TCG Heybeliada ve TCG Büyükada korvetlerinin önemli hizmetler yaptığını hatırlatan Bostanoğlu, bu sayede projenin küresel bir saygınlık kazandığını aktardı.

"İ sınıfı fırkateyn inşa edilecek"

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bostanoğlu, şu bilgileri verdi: "MİLGEM projesinin ikinci dörtlü paketini, 'İ sınıfı fırkateyn' olarak inşa etmeyi planlıyoruz. Gemilerin seyir menzillerinin artırılması ve satıhtan havaya güdümlü mermi entegrasyonunu içeren dizayn değişiklik çalışmalarına İstanbul Tersanesi bünyesinde yer alan Dizayn Proje Ofisi'nde devam edilmektedir. 'İSTANBUL' ismi verilecek ilk geminin inşasına 2017 yılının Ocak ayında İstanbul Tersanesi'nde başlanması ve 'İ' sınıfı fırkateynlerin 2021-2024 yılları arasında hizmete girmesi hedeflenmektedir. Projenin altıncı, yedinci ve sekizinci gemilerinin özel sektör tersaneleri tarafından inşa edilmesi öngörülmektedir. Bu sayede, ülkemizde ilk defa, fırkateyn tipi muharip bir gemi özel sektör tersanelerinde inşa edilecektir."

Günümüzde, modern gemilere sahip olanların değil, bunları dizayn ve inşa edebilme kabiliyetine sahip olanların itibar gördüğünü ifade eden Bostanoğlu, platformun sadece operatörlüğünü yapan bir gücün değil, üretken ve gelişen bir gücün uzun vadede etkili olabileceğinin farkında olduklarını dile getirdi.

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu, buradan yola çıkarak, asıl gücün, değişen harekat ortamına göre ihtiyaç duyulan silah, sistem ve platformları üretebilen, idamesini sağlayabilen insan gücüne ve teknolojik kabiliyete dayandığının bilincinde olduklarını aktardı.

MİLGEM Projesi'nin, örnek gösterilebilecek seviyede koordineli bir yönetim anlayışının ve ortak çalışmanın milli alanda nasıl başarılı sonuçlar üretebileceğinin somut bir kanıtı olduğunu vurgulayan Bostanoğlu, "Bu projede sorumluluk alan tüm yüklenici sivil firmalarımız, askeri gemi inşa standartlarına uygun sistemler üreterek, uluslararası pazarda rekabet edebilir nitelik kazanmışlardır. MİLGEM Projesi'nde yakaladığımız sinerji, yine MİLGEM konsepti ile dizayn ve inşa edilecek TF-2000 Hava Savunma Harbi Fırkateyni ve MİLDEN adını verdiğimiz Milli Denizaltı projelerine de yön vermektedir." şeklinde konuştu.

İnşasına 17 Aralık 2014'te başlanan "Burgazada"nın, çelik gövde inşası ve önemli tekne donatımları planlanandan 100 gün önce bitirilerek denize indirmeye hazır hale getirildiğini belirten Bostanoğlu, geminin, planlı teslim tarihinden 8 ay önce denize indirilmesini hedeflediklerini dile getirdi.

İstanbul Tersane Komutanlığı’nda düzenlenen TCG Burgazada korvetinin denize indirilmesi ve TCG Kınalıada korvetinin ilk kaynak törenine; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Başbakan Binali Yıldırım, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım'ın eşi Semiha Yıldırım, GİSBİR Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kıran, İMEAK Deniz Ticaret Odası Meclis Başkan Vekili Faruk Ürkmez, denizcilik sektörü temsilcileri ve askeri yetkililer katıldı.

Yapılan konuşmaların ardından TCG Burgazada Emine Erdoğan tarafından denize indirildi.
http://www.denizhaber.com.tr/tcg-burgazada-korveti-torenle-denize-indirildi-haber-68678.htm

Altay Tankı’nda hedef seri imalat

18.06.2016 Mithat Yurdakul - Milliyet

Milli tank projesinde önemli aşamaya gelindi. Serdar Görgüç, “Ön tespitler yapıldı, kabul edildi. Projede bir sanayi altyapısının kurulması da var. Hedefimiz hızla seri imalata başlamak” dedi.

Altay Milli Ana Muharebe Tankı Projesi’nin ana yüklenicisi konumundaki Otokar, seri üretim kararı için tüm hazırlıklarını tamamladı. Paris’te düzenlenen Avrupa’nın en büyük savunma sanayi fuarı Eurosatory 2016’da Milliyet’in sorularını yanıtlayan Otokar Genel Müdürü Serdar Görgüç, “Kalifikasyon testleri başladı. Kara Kuvvetleri yüzlerce sayfalık talepleri bize verdi. Biz ona göre kavramsal tasarım yaptık. Ön tespitler yapıldı ve kabul edildi. Bu bir ürün projesi gibi dursa da ilgili bir sanayi altyapısının kurulması tarafı da var. Hedefimiz bir an önce seri imalata başlayabilmek” dedi.

Milliyet’e Otokar’ın fuar alanını gezdiren Görgüç, Eurosatory 2016’ya katılan altı zırhlı araçla ilgili bilgiler verdi. Görgüç, “Beş kıtada 30’a yakın ülkeye ihracat yapıyoruz. 29 binden fazla askeri aracımız, dünyanın çok farklı noktalarında, zorlu iklim koşulları altında, riskli bölgelerde aktif hizmet veriyor” dedi. Başka yabancı askeri yetkililer olmak üzere, Otokar standına ilgi yüksek oldu.

Ateş ve koruma... Serdar Görgüç, ana muharebe tankı Altay’ın hakkında da bilgi verdi. Görgüç, şu bilgileri paylaştı:

“Biz beş tane prototip imal ettik. Gelişmiş ülkelere göre göre kısa bir sürede. Hareket kabiliyeti, ateş gücü ve koruma. Kara Kuvvetleri yüzlerce sayfalık talepleri bize verdi. Biz ona göre kavramsal tasarım yaptık. Ön tespitler yapıldı ve kabul edildi. Sıra kalifikasyona geldi. Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın (SSM) uygun gördüğü bir zaman seri üretimle ilgili teklifimizi vermemiz gerekiyor. Biz bu teklifi ocak ayında verdik. SSM bu teklifi değerlendiriyor. Bunun önemli boyutu yatırım. Prototiplere uygun bir de seri imalat yatırımı yapmak lazım. İstenilen zamanda yetiştirmek için daha seri üretim yapmanız lazım. Altay’da 109 alt yüklenici var. Yaklaşık da 20 tane yurtdışından var. İthal aldığımız bazı şeyleri de yerlileştirmemiz lazım. Türkiye’de ana muharebe tankıyla imalatıyla ilgili bir sanayi altyapısı da kuruluyor Altay’la birlikte. Bu bir ürün projesi gibi dursa da ilgili bir sanayi altyapısının kurulması tarafı da var. Teklifte böyle bir yanımız da var. Gelişmiş batı ülkelerinde bu altyapı var. Projeyle birlikte bizde de bu altyapı kurulmuş oluyor.”

TULPAR-S ilk kez Paris’te sergilendi

Otokar, Eurosatory 2016’ya altı farklı zırhlı aracıyla katıldı. TULPAR-S’in Zırhlı Personel Taşıyıcı modelini ilk kez Paris’te sergileyen Otokar, fuarda Altay tankı hakkında da bilgi paylaştı. Fuarda Otokar’ın kendi tasarımı Arma 8x8, Arma 6x6, Cobra, Cobra II, Ural araçları da görücüye çıktı.

‘22 yıldır bomba testi yapıyoruz’

Serdar Görgüç “Otokar’ın bir önemli özelliği, bünyesinde büyüklüğüne göre çok fazla mühendis çalıştırması” sözlerinin ardından, “Kuvvetli bir Ar-Ge bölümümüz var. Ciromuzun yüzde 4’ünü Ar-Ge’ye ayırıyoruz. Son 15 senedir böyle. 1994’ten beri gelişen tehditlere göre her yıl bir sürü mayın ve el yapımı patlayıcıyla araçlarımızı test ediyoruz. Emniyet kemeri nasıl olsun, her koltuk nasıl olsun, bir çok şey önemli. Fuarda sergilediğimiz Cobra 2 aracı var. Bu araç mesela kara kuvvetlerinin ve iç güvenlik hareketinin ihtiyacı olan yüksek korumalı bir araç” şeklinde devam etti.

“SSM’nin ve TSK’nın talebi ve planlaması, 2018’de en azından envantere girmeye başlaması. Bu çok kritik bir tarih. Şu an için herkes, bunun için seferber olmuş durumda. Bu yatırımların devreye girmesi 2 sene” diyen Serdar Görgüç, şöyle devam etti:

“Pek vakit kalmadı. Hedefimiz bir an önce seri imalata başlayabilmek. Tankımız NATO standartları olduğundan kendi tankını üretmeyen NATO ülkeleri için de bir alternatif bu. 3 plus jenerasyonda bir tank. Bir sürü mevcut tanklarda olmayan özelliği var. Dünya silahlı kuvvetlerinin isteyeceği bir hareket, ateş kabiliyeti var. İhracat kapasitesini çok kuvvetli görüyoruz.”

http://www.milliyet.com.tr/-altay-tanki-nda-hedef-seri-imalat-ekonomi-2264412/

17 Haziran 2016 Cuma

TUSAŞ (TAI) Proje Çağrıları


TUSAŞ Teknoloji Geliştirme Programları ile ilişkili hedefler ve ihtiyaçlar doğrultusunda Milli Muharip Uçak (MMU) Programı çerçevesinde ihtiyaç duyulan alanlarda insan kaynağı yetiştirmek önceliğiyle kurgulanacak araştırma projelerinin oluşturulması amacıyla, 8 yeni proje konusu yayınlanmıştır;

Ø Radar Soğurucu Malzeme ile Kaplanamayan Bölgelerde Kullanılmak Üzere Aktif Sönümleme Teknikleri
Ø Yazılıma ve İşlemciye Entegre Edilebilen Bilgi Harbine Karşı Dayanım Teknikleri
Ø Yedekli Sistemler İçin Gürbüz Kontrolcü Algoritmaları
Ø Eniyileştirilmiş Kanard Tasarımı ve Kanat Etkileşiminin Eniyileştirilmesi
Ø Aeroakustik tasarım/analiz optimizasyonu için alt yapı ve metotların geliştirilmesi
Ø Transonik/Süpersonik Hızlarda Boşluk (Cavity) Aerodinamik Analizi
Ø Harekât / Görev Profillerine Uygun Senaryo Simülasyonları
Ø Temel pilotaj davranışları için bilişsel pilot modeli geliştirilmesi

http://www.uludag.edu.tr/duyuru/view/1581
http://www.uludag.edu.tr/dosyalar/anasayfa/tusa%C5%9F%20%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1lar.pdf