Savunma ve Stratejik Analizler

17 Haziran 2018 Pazar

Türk Savunma Sanayi Silah Sistemleri

17.06.2018 İsmail Demir - Savunma Sanayi Müsteşarı

Işın, MPT-76, Tufan, Bora, Sarp ve Şahi209 ordumuz için yerli ve ileri teknoloji silah sistemleri üretimi için çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz.

https://twitter.com/IsmailDemirSSM/status/1008355271389995013




Milli piyade tüfeği için özel sektör de görevde

17.06.2018 AA

Güvenlik güçlerinin yerli silahlarla donatılmasına yönelik çalışmalar kapsamında Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumunun (MKEK) ardından özel sektör de Milli Piyade Tüfeği (MPT-76) teslimatlarına başladı.

Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) koordinasyonunda yürütülen proje kapsamında, Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın piyade tüfeği ihtiyacının karşılanması amacıyla geliştirilen MPT-76'nın prototipleri 2014'te üretildi.

MPT-76'nın seri üretim sürecinde ise MKEK'ye 20 bin, Kale Kalıp'a 15 bin, Sarsılmaz'a 10 bin adet sipariş verildi.

İlk teslimatları gerçekleştiren MKEK, bugüne kadar 16 binden fazla MPT-76'yi güvenlik güçlerinin kullanımına sundu. Kurum, bu ay yaklaşık 4 bin tüfek daha teslim edecek. MKEK böylelikle aldığı 20 bin adetlik ilk siparişi tamamlayacak.

MKEK'nin önümüzdeki dönemde 26 bin 500 MPT-76, 15 bin MPT-55 üretimi için sorumluluk üstelenmesi bekleniyor.

MKEK'nin ardından MPT-76 teslimatında özel sektörden Kale Kalıp da devreye girdi. İlk teslimatta yaklaşık 500 tüfeği SSM'ye teslim eden Kale Kalıp, bu hafta 1000 civarında tüfeği daha kullanıma sundu. Kale Kalıp'ın teslimat sayısı yaklaşık bin 500'ü buldu.

Seri üretim ve teslimat sürecindeki bu gelişmelerle ay sonunda güvenlik güçlerinin envanterindeki MPT-76 sayısı 21 bin 500'ü bulacak.

MKEK ve Kale Kalıp üretim süreci yanında katıldıkları uluslararası etkinlikler ve tatbikatlarda MPT-76'nın tanıtımına yönelik faaliyetler yürütüyor.

Tamamen milli kaynaklar kullanılarak, yurt dışından teknik destek alınmadan üretilen MPT-76, NATO standardı olan soğuk ve sıcak hava, kum, yağmur, çamur gibi ağırlaştırılmış tüm testleri hatasız geçti.

1 milyon 500 bin adetten fazla fişekle test edilen MPT-76, envantere girmesinin ardından yurt içinde ve dışında güvenlik güçleri tarafından kullanılmaya başlandı.

Ağırlığı 4,1 kilogram olan tüfeğin etkili menzili 600 metreyi buluyor. 7,62 milimetre çaplı mermi kullanan MPT-76, 12 bin atıma kadar namlu ömrüne sahip bulunuyor.

Modüler bir kundağa entegre edilmiş kızak sistemi bulunan MPT-76'ya ray sistemiyle uyumlu aksesuarlar eklenip, çıkarılabiliyor.
http://www.star.com.tr/ekonomi/milli-piyade-tufegi-icin-ozel-sektor-de-gorevde-haber-1354772/

15 Haziran 2018 Cuma

DENİZALTILAR ASELSAN İLE GÜVENDE

Haziran 9, 2018 Kaynak: (ASELSAN) / SavunmaSanayiST.com

Millî Savunma Bakanlığı ile imzalanan ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından yürütülen Denizaltılar için Akustik Aldatıcı Sistemi (Lançer) Projesi kapsamında geliştirilen sistem prototipinin fabrika kabul testleri başarıyla tamamlandı.

Denizaltı Lançer Sistemi, 2013’te DAKA Projesi kapsamında ASELSAN tarafından daha önceden üretilen ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca halihâzırda kullanılan Preveze/ Gür Sınıfı Akustik Aldatıcıları ve Akustik Karıştırıcıları denizaltılardan fırlatmak amacıyla geliştirildi. Sistem, Türkiye’de denizaltılar için millî olarak geliştirilen ilk ve tek fırlatıcı sistem konumundadır. DAKA Projesi kapsamında teslim edilen Karar Destek Sistemi ile de entegre olarak çalışacak Lançer Sisteminin denizaltılara entegrasyonu sonrasında denizaltılarımızın torpido tehdidine karşı savunma etkinliği en üst düzeye çıkarılacak. İskele ve sancakta fırlatıcı hücreden oluşan sistem, denizaltının her türlü hareket ve manevrasında kısa sürede fırlatma işlemini gerçekleştirebiliyor. Derin su basıncında çalışabilen ve fırlatma esnasında dışarı hava bırakmayan özgün tasarımı sayesinde projede başarı sağ- lanarak yurt dışı pazar için benzer sistemlere göre önemli rekabet avantajı elde edildi. Sistem modüler yapıda olup entegre edileceği platforma göre hücre sayısı ve yerleşimi uyarlanabiliyor. (ASELSAN)

http://savunmasanayist.com/2018/06/09/denizaltilar-aselsan-ile-guvende/

F-16 Uçağı EH Podu [EHPOD] Sistemi Geliştirilmesi Projesi

08.01.2018 İbrahim SÜNNETCİ

HvKK’nın ihtiyacı kapsamında Milli Savunma Bakanlığı [MSB] tarafından başlatılan ve imzalanan sözleşme altında TüBiTAK koordinasyonunda milli imkanlarla yürütülen F-16 Uçağı EH Podu [EHPOD] Sistemi Geliştirilmesi Projesi altında çalışmalara 1 Aralık 2o14 itibarıyla başlanmıştır. 2o14 Aralık ayı içinde basına yansıyan haberlere göre EHPOD’un uçak başına maliyetinin yaklaşık ABD$2 Milyon, Projenin geliştirme ve prototip üretim maliyetinin ise TL135 Milyon mertebesinde gerçekleşmesi öngörülmüştür.

F-16 Uçağı EH Podu [EHPOD] Sistemi Geliştirilmesi Projesi kapsamında seri üretim prototipi olarak üç EHPOD üretilecektir. EHPOD, F-16 Uçağının taarruz, savunma ve müşterek harekat esnasında hava savunma unsurlarına karşı kendini korumasını sağlayacak, harici pod şeklinde asarlanarak uçağa entegre edilecek, algılama [RWR] ve karıştırma [ECM] özelliklerine sahip, KTAS/CMDS ile koordineli çalışacak ve F-16 Platformunun tüm uçuş profillerinde kendi başına görev yapabilecek bir sistem olarak geliştirilmektedir.

Sıvı/Hava [RAM Air] Soğutmalı, Doğal Isıtmalı Milli EHPOD Sistemi bir kendini koruma [Öz Savunma] podu olarak geliştirilmektedir. Projede çalışmalar takvime uygun olarak ilerlemekte olup, Detaylı Tasarım ve Kritik Tasarım Aşamaları ile modül bazında ilk prototip üretimler tamamlanmıştır. Halen EHPOD prototiplerinin üretim süreci devam etmektedir. Yaklaşık 4m uzunluğundaki EHPOD’un F-16 Uçağına entegrasyon çalışmalarının 2o18'de yapılması ve uçuş testlerinin 2o19 yılında icra edilmesi hedeflenmiştir.

F-16C tipi uçaklar için entegre edilip sertifikasyonu yapılacak EHPOD Sisteminde Aktif Elektronik Taramalı Faz Dizin [AESA] anten teknolojisi yerine geniş hüzmeli, çoklu ‘horn [huni]’ anten grubu kullanılmıştır. EHPOD, yüksek kapasiteli DRFM kabiliyetine sahip olup, modern faz uyumlu [coherent] ve faz uyumsuz [non-coherent] karıştırma tekniklerini birden fazla tehdit radarına uygulayabilmektedir. Bu yetenekler tehdit radarlarının hem arama, hem de izleme modlarında etkinliklerini yok edebilecek kabiliyettedir.

2ooo’li yılların baslarında İsrail Hava Kuvvetleri [IAF] ile Anadolu Kartalı Tatbikatı sırasında icra edilen bir eğitimde IAF Uçakları taşıdıkları modern faz uyumlu [coherent] ve faz uyumsuz [non-coherent] karıştırma tekniklerini kullanabilen EH Sistemi sayesinde EHTES’ndaki tehdit radarların antenlerini adeta dans ettirmiş ve uygulanan güçlü karıştırma sonucu yerdeki hava savunma sistemleri radar antenlerinin kontrolsüz bir şekilde sağa sola, aşağı yukarı dönmesinden dolayı tehdit oluşturan IAF uçaklarına kilitlenememişti.

Modern EH Podları tehdit radara karşı hem ‘coherent’, hem de ‘non-coherent’ tekniğini kullanmaktadırlar. Faz uyumlu [radarla eşgüdüm (coherent)] karıştırma tekniğinin teknolojik olarak en üst seviye karıştırma tekniği olduğu belirtiliyor. Burada sayısal DRFM kullanılarak tehdit adarın pulse’ı alınır, kaydedilir ve onun üzerine ET/aldatma tekniği uygulanarak tekrar radara gönderilir. Radar eğer teknolojik olarak akıllı bir radar ise kendi pulse’ının geri geldiğine böylece ikna olur. Ama siz akıllı bir radara DRFM olmadan ET uygularsanız, gönderdiğiniz suni pulse ile radara ben seni karıştırıyorum dersiniz ki bu durumda radar gönderilen pulse’ı aldığı zaman kendi yayını olmadığını anlayarak onu kenara atmakta [‘jamming stop’ kabiliyeti] böylece elektronik karıştırmadan etkilenmemektedir. Bu kabiliyete ECCM/EKKT denmektedir.

https://twitter.com/5nci_Boyut/status/1005878732366761989


ASELSAN Milli Elektronik Harp Podu (MEHPOD)

MEHPOD, ASELSAN, MSB ve TÜBİTAK işbirliği ile milli imkânlarla geliştirilen güdümlü tehditlere karşı savaş uçaklarını koruyan Elektronik Harp POD sistemidir.

Uçakların taarruzi savunma ve müşterek harekât esnasında hava savunma unsurlarına karşı kendini korumasını sağlayacak, harici pod şekilde tasarlanarak F-16 VE F-4 uçağına entegre edilecek, Algılama (RWR) ve Karıştırma (ECM) özelliklerine sahip, Chaff/Flare salma sistemi (CMDS) ile koordineli çalışacak ve F-16 Platformunun tüm uçuş profillerinde kendi başına (autonomous) görev yapabilecek bir sistemdir.

Harekât esnasında savaş uçaklarının radar tehditleri ve hava savunma sistemlerine karşı güvende olmasını sağlayan elektronik harp sistemlerinde, tehdit radar bulunduğunda pilotu ikaz eden ve otomatik olarak kendini izleyen, radarları yanıltan özellikler bulunuyor.

Savaş uçaklarına takılıp sökülebilen bir sistem olan elektronik harp podu, harekat esnasında savaş uçaklarının tehdit radarlar ve hava savunma sistemlerine karşı güvende olmasını sağlıyor.

Ürünün yaklaşık maliyeti uçak başına 2 milyon USD olup, Milli savaş uçağı geliştirme projesinde önemli bir aşamayı daha geçmiş olacağız. Elektronik harp sisteminin dünyada temel olarak sadece 5 ülkede geliştirilebilmektedir. Türkiye 6. ülke olarak sıralamada yerini almıştır.

Muharip uçakların radar güdümlü tehditlere karşı hayatta kalabilme kabiliyetini arttırmak amacıyla milli olarak geliştirilmiş bir Elektronik Harp Kendini Koruma POD sisteminin özellikleri aşağıda sıralanmıştır.

Özellikler:

RF güdümlü tehditlere karşı elektronik karıştırma,etkin koruma
Muharip platformlar için POD yapısında entegrasyon
E-J frekans bandında hızlı tehdit tespiti, sınıflandırma ve teşhis
I-J frekans bandında tehdit takibi ve tehdide özel aktif karıştırma
Katı Hal Güç Yükseltici ve Aktif Elektronik Taramalı Faz Dizinli Anten [AESA] mimarisi iletkin ve yönlendirilmiş RF enerji gönderimi
Tamamen programlanabilir Görev Veri Dosyası mimarisi
Teknolojiler:

Anlık Frekans Ölçümü [IFM]
Yüksek duyarlılık Superhet sayısal almaç,
Sayısal Hafıza [DRFM]
Katı hal güç yükseltici, Aktif Elektronik Tarama [SSPA, AESA]
Aerodinamik tasarım/analiz,
Kalifikasyon, Hava Aracı Sertifikasyon
İklimlendirme, Güç Yönetimi

http://www.millisavunma.com/aselsan-milli-elektronik-harp-podu-mehpod/

ASELSAN ile Nurol Makine arasinda sözlesme

08.06.2018 Turan Oguz

ASELSAN ile Nurol Makine arasinda Katar’a ihrac edilecek araclarda kullanilacak urunler icin $149.960.000‘lik sozlesme imzalandi. Teslimlerin 2018’de tamamlanmasi planlanmakta. Urunler:
•342 ad Ejder Yalcin‘a, SARP Dual
•214 ad Yörük’e, Hava Savunma Sis. ve Tanksavar Silah Sis.

https://twitter.com/TyrannosurusRex/status/1005329403214204928

Tank Taşıyıcı Araç ve Römorku ile Taşıyıcı Araçlar Projeleri ihalesini BMC kazandı

11.06.2018 Turan Oguz

16 Nisan 2018 tarihinde teklifleri alinan “8x8, 10x10, 12x12 tekerlekli tank tasiyici, konteyner tasiyici ve kurtarici arac projesi” ihalesini kazanan BMC firmasi ile sözleşme görusmelerine baslanmasina karar verildi.

https://twitter.com/TyrannosurusRex/status/1006055516248952834

Milli Savunma Bakanı Canikli AA Editör Masası'na konuk oldu




12.06.2018 Turan Oguz ‏

Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli: ‏

https://twitter.com/TyrannosurusRex/status/1006574871319646208 ‏

1-Firat Kalkani Harekati’nda 70’e yakin tankimiz isabet aldi. Zeytin Dali Harekati’nda ise 5 veya 6 tane tankimiz isabet aldi, sadece 1 tanesi kullanilmaz halde. ‏

2-Zeytin Dali Harekati’nda 20 km (MKE’nin lancer ve roketi) ve 40 km menzilli (Roketsan’in lancer ve roketi) Cok Namlulu Roketatar (CNRA) kullandik. Su anda 60 ve 90 km menzilli CNRA gelistirme calismamiz da sona yaklasti. ‏

3-Firtina obusu mermilerinin ve tank mermilerinin gudumlu hale getirilmesi icin calismalarimiz var. Bu konuya yonelik olarak sadece GPS/INS degil, lazer arayici baslikli gudum icin de calisiyoruz. ‏

4-4.5 ton agirliginda, 1.5 ton faydali yuk tasiyabilecek Akinci TIHA (Taarruzi Insansiz Hava Araci) icin sozlesme yaptik, teslimleri 2020'nin basinda baslayacak. 40.000 feet'e kadar cikabilecek. ‏

5-Dogu Avrupa'dan bir ulke bizden SIHA talep etti. ‏

6-TF-X projemizi insallah 2026'da havalandiracagiz. ‏

7-TF-X motorunun Rolls Royce ile birlikte gelistirilmesi projesi devam ediyor. ‏

8-PULAT Aktif Koruma Sistemi’nin herseyi bize ait yani tasarimi da, uretimi de.

(Turan Oguz: PULAT, Ukrayna’nin yavas davranmasi uzerine, TUBITAK SAGE’nin yardimiyla, hic teknoloji transferi olmaksizin, sifirdan, tamamen yerli imkanlarla gelistirildi.) ‏

9-15 km menzilli Hisar-A'yi yaptik. 25 km menzilli Hisar-O testleri devam ediyor. Hisar-U'nun calismalarina da basladik. 70-90 km menzilli. Hava soluyan butun hedeflere karsi etkili. Ama balistik fuzelere karsi etkili degil. ‏

10-DzKK.ligindan talep geldi. Gemi su ustu radari, 70-90 mil menzilli. Dunyada tek ureticisi SAAB. Bize 25 adet lazim. Toplam $200 milyon eder. Aselsan‘a sorduk, 1 onceki modelini urettim dedi. Aselsan’la toplam $17,75 milyon dolara anlastik ve calismaya basladi. ‏

11-Bundan sonra urunlerin guvenligine ve gelistirmelerine zarar vermeyecek sekilde kamuoyuyla daha fazla bilgi paylasmamiz gerektigine inandik.

ALTAY Tankı Güç Grubu Geliştirilmesi Projesi Sözleşmesi imzalandı

14.06.2018 İsmail Demir / SSM Müsteşarı

Milli Tankımız Altay'ın milli motorunu geliştiriyoruz. ALTAY Tankı Güç Grubu Geliştirilmesi Projesi Sözleşmesi Savunma Sanayii Müsteşarlığımız ile BMC Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında imzalandı.

https://twitter.com/IsmailDemirSSM/status/1007221127670878209


Türkiye’nin havadaki yeni gücü Akıncı SİHA’sı

14.06.2018 Göksel Yıldırım / AA

Türkiye'ye insansız hava aracı teknolojilerinde sınıf atlatacak taarruzi İHA Akıncı, yoğun bir çalışmayla kısa sürede güvenlik güçlerinin kullanımına sunulacak.

Türkiye, insansız hava aracı (İHA) teknolojilerindeki iddiasını yeni ürünlerle büyütüyor. Bu kapsamda, Baykar tarafından geliştirilen taarruzi İHA Akıncı'nın 2019'un ilk çeyreğinde gökyüzüyle buluşması hedefleniyor.

Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, milli İHA'lara yönelik Ar-Ge ve üretim çalışmalarını modern bir tesiste birlikte yürüttüklerini söyledi.

Genç mühendis ve teknisyenlerle elektroniğinden yazılımına, haberleşme sistemlerinden hava aracı tasarımına kadar 5 ana mühendislik disiplininde mühendislik faaliyetleri yürüttüklerini anlatan Bayraktar, milli İHA'ları bu tesiste geliştirdiklerini bildirdi.

Bayraktar TB2 İHA'nın 3 yıldır Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde görev yaptığını anımsatan Bayraktar, tamamen milli ve özgün olarak geliştirilen bu araçların yurt içinde ve dışında kuvvet çarpanı olarak ciddi katkılar sağladığını vurguladı. Bayraktar, "Bayraktar
TB2, 50 bin saat uçuşu geride bıraktı. Akıllı bombasıyla hava aracı elektronik sistemleriyle dünyada silahlı İHA yapabilen 6 ülke içindeyiz." dedi.

Haluk Bayraktar, hedeflerinin İHA teknolojilerinde ulaştıkları noktayı çok daha ileriye taşımak olduğunu vurguladı.

"Uçan balık" olarak da nitelendirilen Akıncı İHA'nın bu hedefe yönelik önemli bir aşamaya karşılık geldiğini ifade eden Bayraktar, Akıncı'nın, taarruzi İHA sistemiyle çıtayı Bayraktar TB2'den daha yukarıya taşıdığını dile getirdi.

Birçok milli sistemle donatılacak

Bayraktar TB2'nin taktik sınıfında yer aldığını, 20 bin feet irtifalarda 150 kilograma kadar faydalı yük taşıyabildiğini ve 24 saate kadar havada kalabildiğini aktaran Bayraktar, bu aracın hem keşif gözetleme hem de anlık imha kabiliyetine sahip olduğunu ifade etti. Bayraktar, Akıncı sistemine ilişkin de şu bilgileri verdi:

"Akıncı sistemi, 40 bin feet irtifaya kadar çıkabiliyor, 24 saat havada kalabiliyor ve faydalı yük taşıma kapasitesi bin 350 kilograma kadar ulaşıyor. Bu özellikleriyle savaş uçaklarımızın yaptığı bir kısım görevleri icra edebiliyor. Taşıdığı elektronik destek podu, uydu haberleşme sistemleri, hava-hava radarları, engel tespit radarı, sentetik açıklıklı radar gibi çok daha gelişmiş faydalı yüklerle görev yapacak. Bunlar da ülkemizde milli olarak geliştirilen/geliştirilecek sistemler. Akıncı, bu sistemleri bir arada taşıyabilen, havadan taarruz gücüne sahip ve hızlı şekilde hedefe angaje olabilen bir sistem. Adeta savaş uçaklarımızın yükünü azaltacak, onların görevlerini, havadan bombardımanı da icra edebilecek. Ülkemizde milli olarak geliştirilen hava-hava füzeleriyle donatabileceğimiz Akıncı İHA, hava-hava görevlerinde de kullanılabilecek. Akıncı, kendi sınıfında 3 sene içinde dünyanın en ileri teknolojik sistemi haline gelecek."

Dededen gelme balıkçılık tasarıma yansıyor Haluk Bayraktar, geliştirdikleri sistemlerin hem teknolojik olarak en ileri düzeyde bulunduğunu hem de tasarımlarıyla kimlik sahibi olduğunu söyledi.

Akıncı'nın tasarımına yönelik "uçan balık" benzetmesini de değerlendiren Bayraktar, "Dedelerimizin denizcilik ve balıkçılık kültürünün tasarımımızda ciddi etkisi var. Geliştirdiğimiz tüm uçaklarda denizciliğin tasarıma etkisini görebiliriz. Balık, suyun içinde hidrodinamik bir ortamda yüzüyor, İHA'lar da hava ortamı içerisinde uçuş gerçekleştiriyor. Dolayısıyla hem Bayraktar TB2 hem de Akıncı balıkların şeklinden ilham alınmakta." diye konuştu.

























Akıncı Projesi'nin seyrine ilişkin de bilgiler veren Bayraktar, "Görmüş olduğunuz platformun ilk prototip gövdesi. Kanatlarıyla çok daha heybetli bir duruşu olacak. Hedefimiz 2019'un ilk çeyreğinde ilk uçuşunu gerçekleştirmek. 2019 boyunca çok yoğun şekilde uçuş ve yer testleri yapmayı planlıyoruz. 2020 içinde de bu sistemi ülkemizin hizmetine sunmayı hedefliyoruz. Akıncı aynı zamanda türbin motorlu, çift motorlu bir araç." ifadesini kullandı.

Türkiye, İHA'ları en etkin kullanan ülkelerden biri Haluk Bayraktar, 15 yıldır Türkiye'yi İHA teknolojilerinde en ileri seviyeye taşıyabilmek için Ar-Ge ve üretim çalışmaları yürüttüklerini söyledi.

Bunu yaparken elektronik sistemlerden yazılımına, haberleşme sistemlerinden hava aracı tasarımına kadar teknolojinin en derinine indiklerini anlatan Bayraktar, "Sahadan aldığımız geri beslemelerle ülkemiz şu anda dünyada bu teknolojiyi en etkin kullanabilen birkaç ülkeden biri haline geldi. Bu da ülkemiz mühendisinin kullanıcı makamların birlikte koordineli çalışmasıyla sağlandı." değerlendirmesinde bulundu.

Tüm bu çalışmaları genç mühendis ve teknisyenlerle gerçekleştirdiklerine dikkati çeken Bayraktar, ortaya çıkan başarıda yaş ortalaması 30 olan 400 kişilik bir ekibin imzası bulunduğunu ifade etti. Bayraktar, "Ülkemizde müthiş gençler var. Gerçekten özgüveni yüksek, ülkeyi ileriye taşıyacak gençler, mühendisler, teknisyenler böyle proje ve ortamlardan yetişiyor. Bu sene çalışan sayısı kadar stajyer mühendisimizi kabul ettik. Gönül ister ki çok daha fazlasını kabul edelim. O gençlerle bu projeler ortaya çıkıyor. İHA'lar ve havacılıkta paradigma dönüşümü bir kırılımı ifade ediyor ve bu alanda ortaya konulan her şey sizi bir anda ileri noktalara taşıyor. Bunların tamamı gençlerle olan işler." dedi.

Farklı yerli mühimmatlarla görev yapabilecek

Baykar tarafından geliştirilen Akıncı, savunma sanayisinde elektronik sistemler, radarlar, akıllı mühimmatlar, türbin motorları gibi bir dizi alanda faaliyet gösteren yerli şirketlerin en ileri ürün ve kabiliyetlerini bünyesinde barındıracak.

Platform, 4,5 ton kalkış ağırlığına, 20 metre kanat açıklığına sahip olacak. Çift türbin motorlu tahrikle görev yapacak Akıncı, 900 kilogram harici, 450 kilogram dahili faydalı yük taşıyabilecek. Platform, milli uydular üzerinden kontrol edilebilecek.

Akıncı'da Milli Görüş Hattı ve Uydu Haberleşme Sistemi, Milli Elektronik Destek Podu, Milli AESA (Çok Amaçlı Hava Radarı, Sentetik Açıklıklı Radar, Meteoroloji Radarı) Radarı gibi donanımlar olacak.

Akıncı, başta yerli mühimmatlar olmak üzere çeşitli mühimmat konfigürasyonlarıyla görev yapabilecek.

Araç, MAM-L, MAM-C, Cirit, L-UMTAS, Bozok, MK-81, MK-82, MK-83, Kanatlı Güdüm Kiti (KGK)-MK-82, Gökdoğan, Bozdoğan, SOM-A gibi mühimmat, füze ve bombayla donatılabilecek.

Öngörülen mühimmat konfigürasyonları kapsamında Akıncı aynı anda 2 adet KGK-MK-82, 2 adet Teber-82, 2 adet MAM-L taşıyabilecek.

Görev gereklerine göre 2 adet KGK-MK-82, 2 adet Teber-81, 8 adet MAM-C'yle donatılabilecek Akıncı, ayrıca başka bir konfigürasyonda aynı anda 2'şer adet Teber-81, TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen ilk milli hava füzelerinden Gökdoğan ile görev yapabilecek.

Baykar, bunların dışında da bir dizi mühimmat konfigürasyonu üzerinde duruyor.

https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/iste-turkiye-nin-havadaki-yeni-gucu-akinci-siha-si/1174616

14 Haziran 2018 Perşembe

SSM Müsteşarı Demir: F-35'e en büyük alternatif kendi uçağımızdır

14.06.2018 TGRT Haber TV

Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir, Kandil operasyonunda kullanılan silah ve mühimmatlara ilişkin, “Harekatlarda kullandığımız ürün, mühimmat gibi unsurlar arasında bizi yarı yolda bırakacak hiçbir unsur yok. Falanca bir harekatta envanterimizde olduğu için yabancı bir mühimmat kullanmış olabiliriz. ‘O olmazsa ne yapacaksınız?’ sorusunun cevabı her zaman var. Çünkü yerli alternatifi bulunmakta. Bizim harekatımızı engelleyecek herhangi bir unsur yok” dedi.

Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir TGRT Haber televizyonunda "Gündem Özel" programında İhlas Medya Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’ın sorularına cevap verdi.

F-35 uçağının teslimi ile ilgili bir problem olup olmadığına yönelik soruya, "Uçağın teslimi planlandı. Bu ilk uçağımız. İkincisini de bir ay sonra teslim alacağız. İkinci uçağımızın da uçuş görüntüleri düştü. İlk uçağımız testlerden geçip kalifikasyon sürecini tamamladı. Uçak teslimatı ile ilgili sorunumuz kalmadı. Meselenin bizi ilgilendiren bir boyutu var, o da program ortağı bir ülke olarak ortaklıkla ilgili her türlü teknik görüşmeyi yapmak, şirketlerin iş dağılımını planlamak, görüşmelere katılmak, programın geliştirilmesi sırasında, üretilmesi sırasında, üretim sonrasında destek faaliyetleri ile ilgili alınacak tedbirlerle ilgili masada bulunmak, Türkiye’nin alacağı iş payını planlamak, bunlar bizim bulunduğumuz ortamlarda konuşulan şeyler. Nihayetinde geçen hafta arkadaşlarımız Washington’daydılar, orada yapılan ortak ülkeler toplantısına katıldılar F-35 projesi kapsamında. Burada bizim açımızdan bir sorun yok. Program ofisi açısından da, diğer ortaklar açısından da bir problem yok. Ortaklık anlaşması çerçevesinde program yürüyor. Siyasi arenada, kongrede veya senatoda olan faaliyetler, bu gibi konular ise bizim tartışma gündemimiz içinde değiller. O dışarıda yürüyen bir süreç. O süreç eğer sonuçlanırsa bizim sürecimizi etkiler mi o zaman düşünülecek bir şey. Olan bitenlerle ilgili gerek ortakların, gerekse bizim kulağımıza gelen şeyleri duyuyorsak ta fiziki olarak iş yapış tarzımızı, uçakların teslimatını etkileyen bir husus yok" yanıtını verdi.

Batuhan Yaşar’ın "Uçaklar teslim edildikten sonra olası bir kongre müdahalesinde Türkiye’ye gönderilmeme durumu olabilir mi?" sorusu üzerine Demir, "O uçaklarla ilgili bir eğitim süreci var. Her ülkeye uygulanan bir sistem bu. Onsuz uçağı getirmenizin bir anlamı olmaz. Bu eğitim süreci devam ederken 2019 teslimatlarımız da var. Bir taraftan da biz burada eğitim merkezi faaliyetlerimizi devam ettiriyoruz. Mesela ilk 6 uçağımız için bu işlem devam ederken, daha sonraki uçaklarımız için burada yapılacak faaliyetler olacak. Uçak teslim edildiği halde ‘vermeyiz, gönderemeyiz’ veya çeşitli konulacak tedbirler bunların hepsi bir anlamda anlaşmaların dışında, anlaşmanın ruhunu bozan yaklaşımlar olur. Bir yerde orman kanunu kullanmak isterseniz kullanırsınız ama onun bir yasal süreci olur" şeklinde konuştu.

Türkiye’nin programa girerken "alırız" dediği uçak sayısının 100 olduğunu, 16 tane opsiyonun bulunduğunu açıklayan Demir, "Bu sürede bu rakamlar değişebilir ama bu niyet beyanı olarak söylenmiş bir rakam" dedi. F-35 alan İngiltere’ye de aynı prosedürün uygulanıp uygulanmadığının sorulması üzerine Demir, "Yüzde 100 aynı olmayabilir ama benzer prosedürler uygulanıyor" şeklinde cevap verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "F-35’in başından itibaren ortağıyız, birçok F-35 parçası Türkiye’de üretiliyor" dediğini ve 800 milyon dolarlık bir kaynak ayrıldığını ve harcandığını belirttiğini hatırlatan Yaşar’ın " ABD tarafından atılabilecek olası bir olumsuz adım karşısında bu nasıl telafi edilebilir?" şeklindeki sorusuna Demir, şu cevabı verdi: Uçak aslında bir anlamda çok küçük bir yüzde de olsa bizim uçağımızdır. Biz bu programına dahil olmuşuz ve uçağın içinde bizim paramız var, Türkiye’nin de uçağı. Bir de iş payı dağılımı var. Çeşitli şirketlerimiz bu uçağa çeşitli parçalar tedarik ediyorlar. Şuana kadar 700 milyon dolarlık ihraç fırsatı oluştu. Bizim projeksiyonumuz, süreç devam ederse 7 milyarı aşan bir ihracat öngörüyoruz. Bunları ortaya koyduğumuzda ortaklık ruhunun zedelenmesi gibi uluslararası ilişkilerde yeri olmayan bir kavrama doğru gider. Biz kendi muhataplarımızla konuşma seviyelerimizde sürecimizin kendi parametreleri ile anlaşma şartlarında yürüdüğünü görüyoruz. Diğeri dış müdahale olur. Dış müdahalenin ne getireceği siyasi ve uluslararası bir konudur

"En büyük alternatif kendi uçağımızdır"

Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir, "Alternatif var mı?" sorusuna ise şu cevabı verdi:

"Alternatif her zaman olabilir. En büyük alternatif kendi uçağımızdır. Kendi uçağımızla tüm gücümüzle ilgileneceğiz. Bu ülkede herhangi bir şeyin yapılamayacağını iddia eden bir kimseden ben şüphe ediyorum. Bu ülkede her şey yapılır. Hamaset için söylemiyorum. İnsan yapısı ise biz daha iyisini yaparız. Biz bu güvendeyiz. Gençlerimizi teşvik ediyoruz, onların bu özgüvenlerini kaybetmemeleri için onlara fırsatlar verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Süreçte evet tecrübemiz yok, bir dizi risk var, bunların farkındayız, süre uzar kısalar ama çok hayalperest şeklinde konuşmamak lazım. Meşhur bir örnek var ‘9 kadın bir çocuğu bir ayda doğuramaz’ Bunun bir olgunlaşma süreci var. Çeşitli işbirliklerine açığız. Bu ülke bu uçağı yapacak, ‘yapamaz’ diyenlerin hiç birisine inanmıyorum. Bu bir özgüven eksikliğidir."

"Bir yapılanma yaptık, bütün beyni burada oluşturmak istiyoruz"

İsmail Demir, yerli uçakla ilgili ise şu ifadeleri kullandı:

"Yüzlerce mühendis devrede. Hızla tasarım üzerinde çalışıyorlar. Bunun öncesi de var. Motor ile ilgili faaliyetlerimiz devam ediyor. Bir iki ay içinde 50 kadar mühendis arkadaşımız çalışmaya başladı. Bir motor yapılanması oluşturduk, bir motor şirketimiz var, bir taraftan helikopter ve diğer motor çalışmaları var, TAİ kendi bünyesinde çalışıyor, Türkiye’nin motor bilgi birikiminin bir kapta toplanması gerektiğine inandığımız için çeşitli yerlerde motor projeleri yürüyor. Bir yapılanma yaptık, bütün beyni burada oluşturmak istiyoruz. Diğer şirketlerimiz çeşitli şekilde bu sürece katılabilir ama bu bilgi birikiminin çok uzun vadede Türkiye’de ulaşması lazım. Bir iki ay içinde en az 10 tane yurt dışından tecrübeli arkadaşlarımızı transfer ettik yerli ve yabancı."

"İlk çıkardığımız uçak F-35 ile muadil olmayabilir"

TF-X’in F-35 ve Su-57 ile karşılaştırılması durumunda Türkiye’nin nasıl bir şey yapmayı planladığının sorulması üzerine Demir, "Bizim 5. nesilden kastımız bu tip bir uçak. Bunlara muadil bir uçaktan bahsediyoruz. İlk çıkardığımız uçak F-35 ile muadil olmayabilir ama Hava Kuvvetlerimizin öngördüğü operasyon gerekliliklerini karşılayan çok yetkin bir uçak. Hiçbir uçak ilk çıktığı versiyonda gitmiyor. Bizimki de öyle olmayacak. ‘Mükemmel mümkünün düşmanıdır’ mantığı ile yaklaşıp önce olabilecekleri, kısa zamanda saha sürebileceklerimizi yapıp daha sonra bunu mükemmelleştirerek gitmek durumundayız" açıklamasında bulundu.

Yaşar’ın, "ABD F-35’i vermezse Rusya’dan Su-57 uçağını alabileceği söylenmişti. Bu konuda bir görüşme var mı?" sorusuna Demir şu yanıtı verdi:

"Spesifik olarak şu veya bu ülke demek doğru değil. En büyük alternatifimiz kendi uçağımız ama Türkiye kendisi için çözümleri aktif açık tutar. Bunların ne olacağını zamanı gelince görürüz. Şu anda ülke telaffuz etmek çok doğru değil ama Rusya ile sadece S-400 değil, bir dizi konunun görüşüldüğü teknik müzakerelerimiz var. Bunun illaki bir uçak tipi olması gerekmiyor ama geniş anlamda birçok teknik müzakereleri yaptığımız söylenebilir. Çeşitli ülkelerle, çeşitli ürünler ile ilgili ortak çalışmalar, ortak geliştirmeler sürekli gündemimizde olan konulardır. Savunma sanayii öyle bir alan ki kendi başınıza her alanda koşturmanız, oradaki bütün yükleri kaldırmanız çok zor. Gerektiğinde teknik, gerektiğinde finansal iş birlikleri yapılır. Bazen bir şeylere sıfırdan başlamak yerine belli bir iş birliği ile başlanır."

Yerli motorda gelinen aşamayı da paylaşan Demir, "Motor meselesini gündemimizden kaldırmak istiyoruz ama bu bir şeye başlamazsanız yol alamazsınız. Başlamak gerekiyor. Başladık. Belki hepsine birden başladık. Hepsine birden başlamada mahsur yok. Sadece onlar değil, bir taraftan da küçük füze motorları, bir taraftan karada yapılan motorlar var. Bunlar şu anda performans gösteren motorlar. Motor meselemizin çözülmesi gerekiyor. Hatta motor teknolojileri ile ilgili olarak sadece geçmişten gelen teknolojiler değil, hem geçmişten gelen klasik teknolojileri daha iyi öğrenmek, tecrübeyi kullanmak hem de yeni gelişmekte olan bazı konuları gündeme almak ve motorlara bunları uygulamak durumundayız. Büyük bir bilgi birikimi ile gelen bir tarihçe var. Biz ortadan başladık. Bahsettiğimiz o geniş bilgi birikimi yok ama dünyada bilimsel alanda bir dizi çalışma var. Bu çalışmaların da birçoğu ulaşılabilir durumda. Açık bilgi kaynaklarından da aklınızın alamayacağı ölçüde bilgiyi değerlendirip, başkalarının sıfırdan başladığı yere çok daha ortadan, yukarıdan başlayabilecek durumdasınız. Bu avantajı kullanmamız lazım. Hem eski teknolojileri devreye koymak hem de yeni gelişmeleri yakından takip etmek adına" ifadelerini kullandı.

"Mekanik aksamı yapabilecek miyiz?" sorusuna ise Demir, "Bu bizim görünmeyen yüzümüz. Bir taraftan yarı iletken çipler, bir taraftan çeşitli sektörlerde kullanılan bor ve ürünlerinden tutun yüksek alaşımlı çelikler, alüminyum alaşımları, diğer seramikler, kompozitler, karbon fiberler bizim sürekli radarımızda olan ve her birisi içinde şu veya bu şekilde adım attığımız, faaliyete geçtiğimiz, destek verdiğimiz konular. O konulardaki boşlukların farkındayız ama hangi konuyu orada önüne getirseniz onunla ilgili ben atılmış bir adım söylerdim. Bu görünmez yüzümüzde de şu veya bu şekilde faaliyetlerimiz var. Bir kaynağa bağlı kaldığınızda riskiniz artıyor. Birden fazla kaynağı harekete geçirip ilerde gidişata göre orada oluşan kabiliyetleri bir noktada birleştirmek mümkün" cevabını verdi.

"Harekatlarda bizi yarı yolda bırakacak hiçbir unsur yok"

Yaşar’ın, "Kandil operasyonunda yerlilik ve millilik oranı nedir?" sorusu üzerine Demir, "Ürün bazlı analiz ettiğimizde bazı ürünlerde yüzde 100’e yakın çıkıyor. Net bir şey söylemek gerekirse, bu harekatlarda kullandığımız ürün mühimmat gibi unsurlar arasında bizi yarı yolda bırakacak hiçbir unsur yok. Falanca bir harekatta yabancı bir mühimmat kullanmış olabiliriz envanterimizde olduğu için. O olmazsa ne yapacaksınız sorusunun cevabı her zaman var. Çünkü yerli alternatifi bulunmakta. Bizim harekatımızı engelleyecek herhangi bir unsur yok. Harekatta kullanılan yabancı menşei bazı ürünler olabilir ama onun yerli bir alternatifi vardır. Türkiye bu tür harekatlarda bağımsız hareket edebilecek durumdadır" cevabını verdi.

İHA ve SİHA sayısı 40’ı geçti

Türkiye’nin İnsansız Hava Aracı (İHA) ve Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) sayısının 40’ı geçtiğini belirten Demir, çok hızlı bir üretim aşamasının olduğuna dikkat çekti. Yeni SİHA sistemine ilişkin bilgi veren Demir, "İHA ve SİHA’lara bir sistem zinciri olarak bakılmalı. Bu savaşan bir jet uçağına kadar gidecek bir yol haritası. Bunun çeşitli aşamaları var, ayrıca çeşitli boyutları var. Örneğin mikro, mini, midi, operasyonel gibi çeşitli aşamaları var. Bizim operasyonel ihtiyacımız ne, hangi tür İHA’ya ihtiyacımız var. Şu anda o yol haritası ve hedef konulduğunda yapamayacağımız İHA olduğunu düşünmüyorum. Çünkü o konuda bir şeyleri aştık" dedi.

Yaşar’ın, "AKINCI İHA dışında bir tip var mı?" sorusunu yanıtlayan Demir, "Bu bir yol haritası. Bunun uç noktası savaşan bir jet uçağı tipi bir İHA’dan bahsediyoruz. İhtiyaç makamlarının belirttikleri ihtiyaca göre biz onu somutlaştırıp parametrelerini belirleyip devreye alıyoruz. Bu parametre belirleme çalışmaları ne zaman olgunlaşırsa o zaman başlatıyoruz. Bir taraftan da bunu mümkün kılacak teknoloji altyapısını hazırlamak gerekiyor. Şimdi Akıncı İHA’dan bahsediyoruz ve onun motorunu hazırlıyor olmamız gerekiyor. Kameralarımızın şu anda çoğu yurt dışından gelen kameralar. Ama orada da geçmişte bir engel çıkma durumu vardı. Biz kamerayı yaptık ve engel kalktı. Şu anda ASELSAN’ın kameraları devrede. Bundan sonraki İHA’larda artık bizim isteğimize göre, tedarikçinin pozisyonuna göre yerli kameralar kullanılır durumda" açıklamasında bulundu.

Lazer silah sistemlerine ilişkin bilgi veren Demir, "Lazer silah dünyada da çalışılan bir sistem. Burada lazer güç kaynağının üretilmesi anlamında da bir teknoloji aşamasına geldik ve onlarda artık yerli üretiliyor. Şu an lazerle belirli bir mesafede, lazer gücünüze göre, havanın durumuna göre değişen şeyler bunlar ama dünya ölçeğine yaklaştık. Bu tür silahları şu anda entegre edip denemeleri yapıyoruz. Ürünlerin sahaya çıkma aşamasına çok yaklaştık. Bundan sonra lazer silahları kullanıcının amacına göre kullanılabilir hale gelecek. Ne kadar uzak mesafe o kadar iyi. Deniz ve hava platformlarında kullanılıyor. Karşı tedbir olarak kullanılan yöntemleri de var" diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo arasındaki görüşmede ABD’nin, Türkiye'nin Rusya'dan alacağı S-400 savunma füzelerini alıp kullanmamayı teklif ettiğine ilişkin ise Demir, sürecin devam ettiğini söyledi. Demir, Avrupa ortakları ile yapılan çalışmanın devam edip etmediği konusunda, "Devam ediyor. Bu bir belirleme çalışması, tasarım belirleme süreci. Şu anlama geliyor; Türkiye kendi ihtiyaçlarında nasıl bir ürüne doğru gitmesi gerektiğinin tanımında bir teknoloji yol haritası koydu. İtalya ve Fransa kendi ihtiyaçları içinde bir belirleme sürecindeler. Onları birleştirip çalışılacak sistemin ana parametrelerinin teknoloji haritasının belirleneceği görev dağılımının yapılacağı bir çalışma" diye konuştu.

Türkiye'nin tek başına çalıştığı bir hava savunma sistemi olduğu ve orada kendi içinde alternatiflerin olup olmadığının sorulması üzerine Demir, "O bizim milli sistemimiz. Bu bahsettiğimiz diğer sistemlerle ilgili çalışmalar buraya bir anlamda bilgi taşıma veya bir teknolojik işbirliği yapma imkanı doğuracak" dedi.

"Boralarla beraber bizde uzak hedefleri Akdeniz’den vurabilecek kapasiteye ulaştık mı? Boralardaki durum merak ediliyor" sorusu üzerine Demir, bu konularda çalışmaların olduğunu ancak bu konuların uluslararası bir düzenlemesi olduğunu, bu düzenlemelere sadık kalarak çalışma yaptıklarını anlattı. Demir, "Bizde dünyadaki diğer ülkelerde bu konularda çok fazla açıklama yapmayı tercih etmezler. Zaten yaptığımız çalışmaların da belli bir deklarasyonu var. Biz bir test yaptığımızda bütün uluslararası camiada bunun belirli kanalları var. Deklarasyonun testin ön bilgileri veriliyor ama orada Türkiye’nin hedefleri her zaman için en iyisini daha iyisini yapmak" açıklamasında bulundu.

Füze sistemleriyle ilgili soru üzerine Demir, şunları kaydetti:

"Orada boşluk bırakmamak istiyoruz. Bir füzenin bir silahın çeşitli kabiliyetleri var. Artık maliyeti etkin çalışmak gerekiyor. Kalkıp da 500 bin dolarlık bir füzeyle bir yeri vurmaya kalkmakla aynı işi eğer siz 50 bin dolarlıkla yapacaksınız 50 bin dolarlıkla yapın. Orada bir optimizasyon yapmak lazım. Sisteminiz en iyi unsurlarla donatılmış olabilir ama onun bir altı veya bir altını çıkarttığınızda aynı işlevi verebiliyorsanız onun çeşitli versiyonlarını yapmanızda uygundur. Biz bir anlamda ona çalışıyoruz. En iyisi en iyisinin bir altı böyle bir çeşitlendirme gerekiyor ki malum bir operasyon sırasında onlarca yüzlerce kullanmanız gerektiğinde bunların maliyete etkisi olacak."

"Kandil operasyonunda Türkiye’nin elinde hava sistemlerinin yanı sıra kara sistemleri de artık var diyebilir miyiz?" sorusu üzerine Demir, "Evet. Bunların zırhlı araçların üzerinde, çeşitli ortamlarda ne yaptık mesela İHA’larda kullandığımız sistem aslında İHA’larda kullanılmak için geliştirilmiş bir sistem değildi. Onu ne yaptık tanksavar sistemine adapte ettik oraya takıldı yeni bir silah oldu. Ciritler bu sefer oraya adapte edildi. Bu anlamda hangi silahın hangi ortamda ne tür bir modifikasyon değişiklikle kullanılacağı da bizim şu anda denedikçe gördüğümüz ilginç bir alan. Bunu önemsiyoruz. Çünkü silahlı kuvvetlerimizde elindeki opsiyonların tercihlerin çeşitli olması gerekiyor. Operasyonun karşınıza ne çıkaracağı ne tür bir unsur kullanmanız gerektiğiyle ilgili elinizdeki seçeneklerin az olmasıyla çok olması arasında büyük bir fark var. Kullanıcılarımız çok alternatifli olmak isterler bizde bunu sağlamak isteriz" ifadelerini kullandı.

Pakistan’a 30 ATAK’ın satıldığı ve yeni anlaşmaların olup olmadığı sorusu üzerine Demir, şöyle konuştu:

"İhracat hiç bıkmadan takip ettiğimiz bir konu. Genelde de ihracat konularında haberi önceden söylemenin bazen faydadan çok zararı olabiliyor. Onun için bizim ihracat haberlerimizi olduğu zaman açıklayalım o zaman duysun kamuoyu deriz ama bu konuda gerek deniz gerek hava platformlarında sürekli olarak gerek elektronik telsiz haberleşme gibi unsurlar da sürekli bir faaliyet var. Bugün ATAK’tan bahsettiğinizde gerçekten dünyadaki en iyi helikopterler arasında. Ondan sonra satılması gerekiyor. Bu pazar var olduğu müddetçe Türkiye’de bu pazarda bir oyuncu olmak durumunda. Kullanıcılar çok memnun. 11’inci ATAK’ımızla 21’inci ATAK veya 31’inci ATAK farklı derken daha değişik sistemlerle donatılmıştır. Biz eksiklerini tamamlayarak gidiyoruz. Bu sürekli gelişim ve özellikle silah entegrasyonu açısından ATAK’lar daha kabiliyetli olarak sahaya gidiyorlar."

ASELSAN'ın halka arz edildiği hatırlatılarak, o paranın Ar-Ge’ye ayrılacağı sorusuna Demir, "ASELSAN’ın halk arzında da şunu tekrar gözlemledik ki halkımızın gerçekten savunma sanayine ilgisi çok büyük. Talebin çok büyük kısmı halkımızdan geldi. Hatta beklenen talebin birkaç misli geldi. Başarılı bir halka arz oldu. Savunma sanayi alanında teknoloji demek. ASELSAN’da bizim en önemli savunma sanayi teknoloji şirketlerimizden birisi. Onların gerek radar olsun gerek entegre devreler gerek çeşitli haberleşme ulaşım sistemleri olsun buralarda çeşitli projeleri var. Alan o kadar geniş ki elektro optikten tutun, radara, çip entegre devreler komünikasyon sistemleri bunların entegre edilmesine dair yazılım ve donanımlar gibi o kadar çok çeşitli alan var ki, bir de her üründe olan malzeme yazılım siber güvenlik gibi konular da var. Bunların hepsi belirli bir altyapı, yatırım ve kaynağa ihtiyaç duyuyor. Ne kadar kaynak o kadar kullanacak yer var. ASELSAN bunu değil bunun birkaç mislini çok daha rahat Ar-Ge’ye harcayabilecek konumda. Bunu Ur-Ge ve Ar-Ge olarak demek daha doğru" cevabını verdi.

http://www.star.com.tr/teknoloji/ssm-mustesari-demir-f35e-en-buyuk-alternatif-kendi-ucagimizdir-haber-1353883/

13 Haziran 2018 Çarşamba

Tuzaklı mayınlar yeni nesil dedektörlerle bulunacak

12.06.2018 IHA

Türkiye’de ilk kez yapay zeka teknikleri ve pasif algılama yöntemi kullanılarak yeni nesil mayın dedektörü geliştirildi.

Hitit Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi işbirliğinde gerçekleştirilen savunma sanayi projesi kapsamında yapılan “Manyetik Anomali Yöntemi İle Gömülü Cisimlerin Tespit Edilmesi (Mayın Tespit Sistemi)” çalışması neticesinde her türlü mayını ve gömülü el yapımı patlayıcıyı (EYP) tespit eden mayın dedektörü prototipi gazetecilere tanıtıldı.

Hitit Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) kapsamında desteklenen projeye 14 bin liraya mal olurken proje Gazi Üniversitesi’nden Doç Dr. Cemal Yılmaz, Yusuf Sönmez ve Dr. Salih Söyler, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Doç. Dr. Hamdi Tolga Kahraman, Hitit Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Yusuf Sönmez ile Araştırma Görevlisi Çağrı Suiçmez görev aldı.

Ar-Ge çalışmaları 3 yıl süren ve yazılımına kadar tamamı milli olan yeni nesil mayın dedektörüyle, pasif sinyal özelliği ile mayın araması yapan operatörü patlamalara karşı koruyan ve hatalı alarm oranını minimuma indiren dedektör, yapay zeka algoritması sayesinde el yapımı patlayıcıları büyüklüğüne göre ayırt ederek sınıflandırabiliyor.

Gazi Üniversitesi Doç. Dr. Cemal Yılmaz, yeni geliştirilen mayın dedektörünün kullanım teknikleri, yapay zeka teknikleri ile akıllı bir dedektörü olduğunu belirterek, zaman zaman mayın aramalarında yaşanan olumsuzlukların önüne geçmeyi sağlayacak yenilikleri de bünyesinde barındırdığını söyledi.

Türkiye’de mayından arındırılmak istenen çok sayıda bölgenin olduğunu dile getiren Doç. Dr. Cemal Yılmaz, “Ülkemizin güne bölgesinde mayından arındırılmak istenen çok büyük bir bölge var. Zaman zaman çok büyük sorunlarla karşılaşılıyor. Bu problemlere çözüm üretebileceğimizi ve yapılan çalışmalar katkı sağlayabileceğimizi düşünüyorum. Kullandığımız yöntemler hem yazılım hem yöntem olarak yeni yöntemler. Mevcut sistemdeki dedektörlere farklı bir bakış açısı ve sistem getirdik. Bunu yaparken de milli imkanlarla milli yazılım geliştirdik” dedi.

Cihazı kullanılabilecek boyutlara taşımak için çalıştıklarını dile getiren Doç. Dr. Yılmaz, patentini alarak son halini vereceklerini belirtti. Yazılımını özel sektörden talep eden firmalarını olduğunu dile getiren Yılmaz, öncelikli olarak Türk devletini, milletini ve askerini ve bu alandaki ihtiyaçlara cevap vermek istediklerini ifade etti.

Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Reha Metin Alkan, Türk insanına fırsat verildiğinde, şans verildiğinde yapamayacağı hiçbirşey olmadığını dile getirerek, “Buda onlardan bir tanesi. Savunma sanayisinde yüzde 20 olan yerlilik payı şunda yüzde 60-70’lere ulaştı. Bu gerçekten gurur verici. Artık sınır ötesinde varsak, artık dünya 5’ten büyük diyorsak, artık bunu tüm dünyaya haykırabiliyorsak bu şey bu ve bunun benzeri çalışmalar sonucu ortaya çıktı. Bu çalışmayı çok önemsiyorum. Bu konuda gücümüzün yettiği ölçüde destek olacağız” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Alkan, Hitit Üniversitesi’nin sadece tek başına değil, diğer üniversitelerle birlikte olunca daha güçlü olduğunu belirterek, bu işbirliğinin daha farklı alanlarda devam edeceğini sözlerine ekledi.
http://www.star.com.tr/teknoloji/tuzakli-mayinlar-yeni-nesil-dedektorlerle-bulunacak-haber-1353389/

PAKISTAN SIGNS CONTRACT FOR TYPE 054A FRIGATES FROM CHINA
























01.6.2018 Quwa

On 01 June, Pakistan’s Ministry of Defence Production (MoDP) signed a contract with China Shipbuilding Trading Co. Ltd. (CSTC) for two Type 054A frigates for the Pakistan Navy (PN). However, according to the MoDP and the PN (as reported by the state-owned Associated Press of Pakistan: APP)[1], this order is a follow-on to an earlier order, also for two Type 054As. The PN is to receive four Type 054As by 2021.[2]

News of Pakistan procuring the Type 054A began in October 2017 through statements from the previous Chief of Naval Staff (CNS), Admiral Muhammad Zakaullah. In his retirement speech, Zakaullah announced that the Pakistan Navy concluded a deal for new Chinese frigates.

In December 2017, the commanding officer of the F-22P frigate PNS Saif – i.e. Capt. Shahzad Iqbal – had told Shanghai TV that the PN would procure the Type 054A. Shortly after, Defense News confirmed from a Pakistan Navy official that a single Type 054A with an option for two more.[3]

According to Defense News, Pakistan’s forthcoming Type 054As will be configured with the same weapons and subsystems as their People’s Liberation Army Navy (PLAN) counterparts.[4] Notable subsystems in the PLAN Type 054A include the Type 366 over the horizon (OTH) radar and Type-382 3D air search radar.

However, if the PN’s frigates are configured differently, then CSIC has at least two export variants. First, a version centered on a four-panel active phased-array radar (APAR). Second, a variant using APAR coupled with an OTH radar, likely the China Educational Instrument and Equipment Corp (CEIEC) SLR-66.

In terms of munitions, the Type 054A would provide the PN with its first platform equipped with vertical-launch system (VLS) cells for surface-to-air missiles (SAM). Today, the PLAN deploys the HHQ-16 medium-range surface-to-air missile (MR-SAM) from the Type 054A’s VLS. The HHQ-16 has a range of 40 km.

The Type 054A is also armed with a dual-quad-cell (2×4) anti-ship missiles (AShM), dual-triple (2×3) anti-submarine warfare (ASW) torpedoes, one 76-mm main gun and Type 1130 close-in-weapons-system (CIWS). The aft helicopter hangar and deck can support a medium-weight ASW helicopter, notably the Harbin Z-9EC. CSIC’s export versions offer the FL-3000N point defence missile system (PDMS) instead.

The Type 054A – i.e. Jiangkai II – displaces at 4,000 tons. It was designed as a multi-mission platform that can undertake anti-ship warfare (AShW), anti-submarine warfare (ASW) and anti-air warfare (AAW) roles. The PN expects its forthcoming frigates to “substantially enhance [its] war fighting capabilities, while [also] effectively contributing towards Maritime Security Operations in the region.”

This is the PN’s second big-ticket acquisition from China in recent years. In 2015, Pakistan inked a contract with China Shipbuilding Industry Corporation (CSIC) for eight air-independent propulsion (AIP)-equipped submarines (SSP). The PN is slated to have all eight of these SSPs by 2028.

The exact model of Pakistan’s AIP submarine is not known, though it has been speculated to be the S26 – i.e. the AIP-equipped version of the double-hulled S20. Thailand agreed to purchase three S26Ts for $1.02 billion US. Based on that price, a Pakistani S26 deal would be valued at least $2.7 billion US. In 2015, Gabe Collins (via The Diplomat) estimated the Type 054A to roughly cost $348 million US per ship.[5] Based on these estimates, Pakistan’s current naval acquisitions from China would amount to at least $4 billion US.

Expected Capability Improvements

The most significant outcome of these acquisitions will arguably be the provision of capable sub-surface and surface-based platforms for launching long-range cruise missiles, notably the Harba dual-AShM and land-attack cruise missile (LACM) and the Babur submarine-launched cruise missile (SLCM).

In terms of the Harba AShM/LACM, the Type 054A’s Type 366 (or SLR-66) OTH radar will provide the PN the ability to detect and track surface targets such as ships at long-range (280 km). It would follow that the Harba will be fitted to the Type 054A, but the PN may use the Type 054A to provide off-board target detection and tracking to other Harba-equipped ships, such as the Azmat-class fast attack craft (FAC)…

https://quwa.org/2018/06/02/pakistan-signs-contract-for-type-054a-frigates-from-china-2/

Akıncı TİHA üretim hattına girdi

12.06.2018 Selçuk Bayraktar / BAYKAR

BAYKAR makina genel Müdürü Selçuk Bayraktar resmi Twitter hesabından yaptığı paylaşımda yeni ve çok daha büyük kapasiteli Taarruz İnsansız Hava Aracı'nın üretim hattına girdiğinin müjdesini verdi.

BAYKAR makine genel Müdürü Selçuk Bayraktar resmi Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Akıncı TİHA İnsansız hava aracının üretim hattına giriğini ve kısa sürede tamamlanacağını bilidirdi.

Akıncı TİHA 4.5 ton ağırlığında olacak 1.5 ton faydalı yük taşıyabilecek. Bunun 1 tonu mühimmat olacak.

Ayrıca paylaşımda Akıncı TİHA'nın yanısıra üretim hattında 10 adet Bayraktar TB2'nin de olduğu görülüyor.

Akıncı İHA çift motorlu olacak. Motorunun Yerli imkanlarla geliştirilen TS-1400 çekirdeğinden evrileceği tahmin ediliyor.

Ayrıca akıncı İHA'da AESA radar da bulunacak.

https://twitter.com/Slck_byrktr/status/1006521968634494978

http://www.star.com.tr/teknoloji/akinci-tiha-uretim-hattina-girdi-haber-1353351/































Askeri araçlara duvar arkasını gösteren radar

12.06.2018 AA

STM, araca monte edilerek duvarların arkasındaki hedeflerin uzaktan tespitine olanak sağlayan Uzaktan Engel Arkası Hedef Tespit Sistemi geliştirdi.

Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ (STM), duvar arkası radar konusundaki kabiliyetleriyle yeni ürünler geliştirdi.

Şirket, Savunma Sanayii Müsteşarlığı için geliştirilen ultra geniş bant radar ailesinin yeni üyesi Uzaktan Engel Arkası Hedef Tespit Sistemini (UHTES), Paris’te düzenlenen Eurosatory Uluslararası Savunma ve Güvenlik Fuarı'nda ilk kez sergiledi.

STM, bu alandaki ilk ürünü tek kişi tarafından kolaylıkla kullanılabilecek şekilde tasarladı ve güvenlik güçlerinin kullanımına sundu. Duvar Arkası Radar (DAR) olarak isimlendirilen ürün, güvenlik güçlerinin ihtiyaçlarına yönelik olarak rehine kurtarma ve özel operasyonların yüksek başarı ve en az kayıpla gerçekleştirilmesi için bina içindeki veya engel arkasındaki sabit ve hareketli hedeflerin tespiti amacıyla milli olarak geliştirildi.

Güvenlik güçlerinden alınan geri dönüşler ve iletilen talepler doğrultusunda yürütülen çalışmalar sonunda araca monte edilebilen UHTES ortaya çıktı.

UHTES'le güvenlik güçleri engel arkasında insan olup olmadığını uzaktan da tespit edebilecek. Araca monte edilmesi sayesinde UHTES, hedefe yaklaşmanın mümkün olmadığı durumlarda, uzaktaki bina içerisinde bulunan insanların ya da canlıların tespit edilmesini sağlayarak, operasyonun başarılı geçmesinde kritik önem taşıyor.

Rehine kurtarma operasyonları, terörle mücadele ve benzeri operasyonlarda kullanılabilecek UHTES, STM’nin son radar teknolojisini yansıtıyor. UHTES, dahili bataryasının yanı sıra bulunduğu araçtan güç alabilmesi sayesinde uzun saatler görev yapabiliyor.

Dünyada çok az ülke tarafından geliştirilebilen, görsel erişim ve keşif imkanının olmadığı kapalı mekanlarda bulunan insanların konumlarını tespit etmek için radyo frekans dalgaları kullanan DAR sistemi, ilk ürünün geliştirilmesinin ardından geçen kısa sürede bir ürün ailesine dönüştü.

İlk ürün olan DAR'a, araca monte edilebilen UHTES ve mini DAR (m-DAR) eklendi.
https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/askeri-araclara-duvar-arkasini-gosteren-radar/1172748