Savunma ve Stratejik Analizler

30 Kasım 2010 Salı

SSM İhracat Stratejisi 2010

Genel Esaslar

İhracat Sürecine Bakış ve Tespit Edilen Sorunlar

İhracat süreci, savunma sanayinde bir ürünün fikri olarak ortaya çıkması, fikrin olgunlaşması, geliştirilmesi ve üretiminin gerçekleştirilmesi sonrasında bu ürünün hem iç hem dış pazarlarda tanıtılması, finansal olarak desteklenmesi ve ihraç edilmesi aşamasına kadar geçen süreç olarak tanımlanabilir. Sektörde faaliyet gösteren firmaların bu süreçte düzenlenmesini/iyileştirilmesini öngördükleri sorun alanlarının tespiti amacıyla Anket yapılmıştır. Bu çalışmada, alıcı veya aracı kuruluşların ödemelerini zamanında yapmamaları ve navlun giderlerinin yüksek olması sebebiyle firmaların ihracat finansmanını karşılamakta zorlandıkları tespit edilmiştir.
Öte yandan ilgili kuruluşların yanı sıra firmaların kendi kurumsal yapılarındaki aksaklıklar ortaya çıkmıştır.

Firmaların ihracat birimlerinin olmayışı veya hatalı örgütlenme yapıları, ihracat sürecine dâhil olmalarını zorlaştırmaktadır. İhracat potansiyelimiz olan pazarlara ilişkin araştırmaların yetersiz olduğu, uluslararası ihale bilgilerine ulaşım zorluğu, firmanın kendini tanıtma imkânının kısıtlı olması, dış pazarlardaki firmalar ile iletişim kurma zorlukları Anket kapsamında tespit edilmiştir. Ayrıca diğer ülkelerin uyguladıkları ithalatı zorlaştırıcı veya engelleyici politikalar çerçevesinde imzalanan uluslararası anlaşmaların, ihracatı engellediği veya sınırlandırdığı görülmektedir.

İhracata konu ürünler açısından değerlendirildiğinde ise, ürünün kalite standartlarını karşılayamaması, dış pazarlar için güncelliğini yitirmiş olması, üretim maliyetlerinin yüksek olmasından kaynaklı rekabet açısından olumsuz etki yaratacak düzeyde yüksek fiyata sahip olması ve bir diğer ülkenin lisansı altında üretiliyor olmasının ihracata mani olması firmaların ihracat sürecinde yaşadıkları
temel sorun alanları arasında yer almaktadır.

I. Stratejik Konu 1:

İhracatı Teşvik ve Geliştirme Mekanizması Oluşturulması

Stratejik Değerlendirme

Firmaların talepleri incelendiğinde teşvik ve geliştirme mekanizmasının ayrı ayrı ele alınması gerektiği ortaya çıkmaktadır. İhracat teşviklerinin sağlanması sürecinde devlet tarafından özel fonlamalar vasıtasıyla, ihracatçılara doğrudan kredi/garanti sağlar veya ticari bankaların/ihracatçıların borçlarını garanti altına alır. Devlet tarafından teşviklerin sağlanması durumunda, herhangi bir finansman maliyeti veya risk primi yansıtılmaması, piyasadan bulunan ticari kredilerden daha düşük geri ödemeyle ihracatçılara kredi sağlanmasına yardımcı olur.

İhracat teşviki sürecinde garantinin devlet tarafından sağlanmış olması sebebiyle, aracı kurum/kuruluşlar yüksek riski üstlenirler ve bu sebeple ticari piyasadan sağlanamayan ihracat kredilerini sağlayabilirler. Düşük Gelirli Ülkelere (Çin, Hindistan, Endonezya, Nijerya ve Pakistan gibi) G-7 ülkeleri olan (Kanada, Fransa, Almanya, İtalya ve İngiltere)’den teşvik ajansları veya devlet garantisi ile sağlanan ticari ihracat kredileri kullanılarak askeri satışların yapıldığı göz önünde bulundurulmalıdır. Ülkemizde ise, Dış Ticaret Müsteşarlığı ihracatın geliştirilmesi kapsamında istihdam yardımı, yurtdışı fuarlara katılım, yurtdışında ofis-mağaza açma ve marka tanıtım, pazarlama, eğitim, danışmanlık ve tasarım desteği sağlamaktadır. Türk Eximbank, ihracata yönelik üretim yapan imalatçıları ve yurt dışında faaliyet gösteren girişimcileri kısa, orta ve uzun vadeli nakdi ve gayrinakdi kredi, sigorta ve garanti programları ile desteklemektedir.

Türk Eximbank kredi, garanti ve sigorta işlemlerini aynı çatı altında toplamakta, ihracatçı firmalara verilen hizmetlerde bir bütünlük oluşturulmasına imkan tanımaktadır. Bu kapsamda ülke güvenliği alanında faaliyet gösteren ve ürünü olan firmaların, ihracata ilişkin faaliyetlerini yürütürken Türk Eximbank kaynaklarından faydalandıkları bilinmektedir. Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından da, milli katılım sağlanan uluslar arası fuarlarda firma  ların çeşitli masraflarının sübvanse edildiği, Türk savunma sanayiinin SK/O gibi araçlar kullanılarak ihracatlarının teşvik edildiği bilinmektedir.

Stratejik Amaçlar

Stratejik Amaç 1: Başta Öncelikli Ülkelere Öncelikli Ürünlerin ihracatı olmak üzere, savunma ürün ve hizmetlerinin ihracatını artırmaya yönelik kredi mekanizmasının “Savunma Sanayine Yönelik Teşvik ve Destek Kredi Uygulamalarına Dair Yönerge” kapsamında oluşturulması

Hedef 1.1 Platform, sistem ve hizmet alanında Öncelikli Ülkelere, Öncelikli Ürün ihracatının arttırılmasına, uluslararası geliştirme projeleri ve uluslararası konsorsiyumlara katılım sağlanmasına yönelik teşvik ve kredi mekanizmaları ile, ihracata ilişkin belli başlı firma masraflarının düşük faizli krediler ile karşılanmasını, geri ödemede kolaylık sağlanmasını düzenleyen mekanizma ve Öncelikli Ürün ve Öncelikli Ülke listesi 2010 yılı itibarıyla oluşturulacak, Öncelikli Ürün, Öncelikli Ülke ve transfer edilebilecek teknoloji listesi 2 yılda bir veya ihtiyaç duyulduğu durumlarda güncellenecek, stratejik işbirliği alanlarının tespit edilmesi ve işbirlikleri geliştirilme sürecinin yönetilmesi, Öncelikli Ürünlerin Öncelikli Ülkeye ihracatının gerçekleşmesi durumunda ilave bir katsayı verilmesi için mevcut SK/O Uygulamaları Yönergesinde yer alan katsayı uygulamasında gerekli düzenlemeler yapılacaktır.

Stratejik Amaç 2: Öncelikli Ürünlerin başta Öncelikli Ülkelere olmak üzere dış pazarlara etkin bir şekilde tanıtım ve pazarlanmasını sağlamak

Hedef 2.1 SSM koordinasyonundaki fuarlar ileDış Ticaret Müsteşarlığı tarafından bireyselkatılımların desteklenebileceği fuarların listesi 2011 yılında, Öncelikli Ülkeler ve Öncelikli Ürünler göz önünde bulundurularak yenilenecektir.

Hedef 2.2 Sabiha Gökçen Havaalanında fuar alanıinşasına ilişkin çalışmalar yürütülecektir.

Hedef 2.3 Türk Savunma Sanayii’nin yurtdışındabir kimlik altında tanınmasını sağlayacak“Marka/Slogan Tespiti ve TanıtımıÇalışması” kapsamında oluşturulacak marka/slogan ile, 2010 yılından itibaren uluslararası savunma fuarlarında Türk Savunma Sanayii’nin tanıtımı yapılacak, marka/slogan ihtiyaca binaen güncellenecektir.

Hedef 2.4 SSM başkanlığında yabancı ülkelere yapılacak olan ihracat ziyaretleri, 2011 yılından itibaren Öncelikli Ülkelere , Öncelikli Ülkelerin tedarik makamları ve son kullanıcılarından oluşan heyetlerin Türkiye’ye yapacağı ziyaretler ise karşılıklı iletişimi sağlayacak ve her ay en az 1 ülke davet edilecek şekilde planlanacaktır.

Hedef 2.5 Yabancı askeri heyetlere, tanıtım amaçlı “atölye çalışmaları” gerçekleştirilecek, savunma sanayii firmalarının atölye çalışmalarına ve ürünlerine yönelik doküman, sunum vs 2010 yılı sonuna kadar hazırlanması sağlanacak ve tüm Türk ve yabancı paydaşlara dağıtılacaktır.

Hedef 2.6 Öncelikli Ülkelerle SSİ anlaşmalarının imzalanması için MSB.lığı ve DİB nezdinde koordinasyon sağlanacaktır.

II. Stratejik Konu 2:

Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın Savunma Ürünleri Ve Hizmet İhracatı Sürecindeki Konumu Etkinleştirilerek, Türk Savunma Sanayiinin İhracat Odaklı Olarak Yeniden Yapılandırılması

Stratejik Değerlendirme

Savunma sanayi alanında uluslararası işbirliğinin, küreselleşen pazarda sadece Türk Savunma Sanayi firmalarının çabasıyla değil, ihracat sürecinde yer alan Savunma Sanayii Müsteşarlığı, Dışişleri Bakanlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı, Milli Savunma Bakanlığı ilgili Daireleri, Ticari Ataşelikler, Askeri Ataşelikler ve uluslar arası örgütlerdeki temsilciliklerin, ihracat odaklı olarak yönlendirilmesiyle artırılabileceği değerlendirilmektedir. Savunma ürünleri ihracatı, “Harp Araç ve Gereçleri ile Silah, Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Kanun - 5201 (03.07.2004 t. 25511 s. R.G.)” ile yürütülmektedir.

Savunma firmaları, ihraç etmek istedikleri ürünlere ilişkin ön izinlerini (satış hakları, veri paketi üzerindeki haklar, lisanslara ilişkin hususlar) imzaladıkları sözleşmeler gereği Savunma Sanayii Müsteşarlığı veya Türk Silahlı Kuvvetlerinin ilgili Makamları’ndan almakta, ön izinler tamamlandıktan sonra Millli Savunma Bakanlığına başvurmaktadır. Milli Savunma Bakanlığı tarafından ihracat izni sürecinde, Dışişleri Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığının olumlu görüşleri alınmakta, bu sürecin tamamlanmasını müteakip firmaya ihracat için izin verilmektedir. Bu süreçte yaşanan aksaklıklar izin sürecinin uzamasına sebep olmaktadır.

Öte yandan özellikle KOBİ’lerin izin sürecinde eksik belgelerinin olduğunun ortaya çıkması ile ihracatın gerçekleşemediği durumlar olmaktadır. Muhatap olunan Öncelikli Ülkeler nezdinde izinlerin geç alınması veya alınamaması gerek ülke, gerekse ihracat alanında gelişmekte olan sektörümüz açısından sıkıntılı sonuçlar doğurmaktadır. Bu kapsamda üretim izni, tesis güvenlik ve kişi güvenlik belgelerinin alım sürecinin hızlandırılması amacıyla Milli Savunma Bakanlığı nezdinde gerekli girişimlerin Müsteşarlığımız tarafından yapılması kaçınılmazdır. Diğer taraftan, sektörde faaliyet gösteren firmaları dış pazarlara ilişkin güncel bilgilere ulaşmak için askeri ataşelikler, ticari ataşelikler veya kendi temsilciliklerine başvurmaktadırlar.

Ancak bu bilgi edinme süreci uzun sürdüğünden ihalelere geç cevap verilmekte ve ihracat imkanları değerlendirilememektedir. Bu nedenle, dağınık bilgi kaynağı yerine bilgiler toplulaştırılarak tek bir merkezden dağıtılmalıdır. Bu amaçla SSM tarafından 2008 yılında oluşturulan Türkçe ve İngilizce İhracat Portali’nin daha kapsamlı kullanımı iletişim hızlandıracak bir unsur olarak değerlendirilmektedir. Ülkemizde askeri alımlarda kullanılmakta olan mevcut SK/O uygulamaları savunma ürün ve hizmet ihracatını teşvik etmektedir. Ancak mevcut uygulamanın Öncelikli Ürünleri ve Öncelikli Ülkeleri destekler hale getirilmesi gerekmektedir. SK/O uygulamalarına ek olarak diğer bir karşılıklı ticaret yöntemi olan “Barter (Takas)” yöntemi de bir araç olarak kullanılabilir. Bu yöntemin uygulanması ile Türkiye’nin özellikle yüksek harcamalar gerektiren kamusal ihtiyaçlarının karşılanması karşılığında savunma ürün ve hizmet ihracatının teşvik edilmesi gerçekleştirilebilir.

Stratejik Amaçlar

Stratejik Amaç 3: Savunma Sanayiinin İhracat Odaklı Olarak Yapılandırılması

Hedef 3.1 “Savunma sanayii İhracatçılar Birliği”nin kurulmasına ilişkin koordinasyon sağlanacaktır.

Hedef 3.2 NATO Tedarik Ajansları tanıtım faaliyetleri ve sanayi günleri yıllık olarak planlanacak ve ajans temsilcileri ile Türk sanayisi bir araya getirilecek, NAMSA ve NC3A gibi Ajanslardan gelen ihale çağrılarına Türk savunma sanayi firmaların cevap vermesi sağlanacak, NATO ile BOA imzalayan firma sayısı artırılacaktır.

Hedef 3.3 Sürekli aynı firmaların değil tüm sektöre yayılan bir ihracat potansiyelinin oluşturulması yönünde firmalar arası işbirliği sağlanacaktır.

Hedef 3.4 SASAD’ın SSM.lığı’nı ihracata ilişkin veri sağlamada desteklemesi sağlanacaktır.

Hedef 3.5 Türk savunma sanayinin ASD ve NIAG faaliyetlerine katılımı etkinleştirilecektir.

Stratejik Amaç 4: Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın İhracat Sürecindeki Yeri Etkinleştirilecek, uygulamaları
yaygınlaştırılacaktır.

Hedef 4.1 Sektör içi ve paydaşlar arasında ihracata ilişkin bilgi paylaşımı 2010 yılı itibarıyla etkinleştirilecektir.

Hedef 4.2 Pazarlama ve ihracat izin mekanizması 2011 yılından itibaren uluslararası kriterlere uygun ve rekabetçiliği artıracak düzeyde yapılandırılacaktır/hızlandırılacaktır.

Hedef 4.3 Öncelikli Ülkelerdeki faaliyetlerin takip edilmesini sağlayacak 5 bölge ile ABD ve Brüksel (Belçika)’de 2010 yılından itibaren savunma sanayii temsilciliği açılması süreci başlatılacaktır.

Hedef 4.4 Tedarik politikalarının değerlendirilebilmesi açışından, benzer tedarik ajansları ile personel değişim programının 2011 yılından itibaren gerçekleştirilmesine yönelik yönerge çıkartılacaktır.

Hedef 4.5 İhraç edilebilir teknolojileri belirleyecek ve ihracata ilişkin izinlerin koordinasyonunu sağlayacak İhracat Onay Kurulu’nun oluşturulması amacıyla gerekli girişimlerde bulunulacaktır.

Hedef 4.6 NATO Silahlanma süreçlerine katılım etkinleştirilecek,MCG/1, MCG/6, MCG/8, JCGUAV,LandGroup2, Joint ISR Capability Group, SC/1-C3 CC SC WG/2, SC/1-C3 CC SC WG/3, SC/1-C3 CC SC AHWG/1,SC/5IS SC WG/1 Data Link, SC7-IDENT SC AHWG/4 NATO Mode
and Mode S Identification çalışma gruplarına katılım sağlanacaktır. ,

Hedef 4.7 NATO Ajansları ile işbirliği güçlendirilecektir.

Hedef 4.8 İhracat çalışmalarının desteklenmesi amacıyla Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, DTM, İhracatı Geliştirme Merkezi, TOBB DEİK, DEİK Ülke Konseyleri, Uluslararası Rekabeti Araştırmaları Kurumu (URAK), SERA, uluslararası çerçevede tanıtım yapılabilecek Arap Birliği, Amerikan Türk Konseyi, gibi kuruluşlar ile yerli ve yabancı basın yayın kuruluşlarıyla işbirliği geliştirilecektir.
 
Stratejik Amaç 5: Karşılıklı ticaret türlerinin savunma ürün ve hizmet ihracatına uygulanması

Hedef 5.1 2011 yılına kadar kamu alımlarının karşılığında savunma ürün ve hizmet ihracatının yapılması şeklinde olmak üzere Barter (Takas) yöntemine ilişkin bir sistematik yaklaşım geliştirilecektir.

III. Stratejik Konu 3:

Uluslararası İhtiyaçların Güncel Teknolojiler İhtiva Eden Ürün Ve Hizmetler İle Karşılanmasına Yönelik Teknolojik Destek Mekanizmalarının Geliştirilmesi

Stratejik Değerlendirme

Savunma sanayi alanında uluslararası işbirliğinin, yurtiçi yetenekler ve ulusal ihtiyaçlar ile geliştirilen ürünlerin yanı sıra uluslar arası ihtiyaçları karşılayacak ürünlerin kullanımıyla arttığı, ürün yelpazesinde ihracatı da destekleyecek ürünlerin bulunmasıyla rekabetçiliğin yükseldiği görülmektedir. Türkiye’nin dış ticaretinde verimlilik ve birim işgücü maliyetler, dış ticaretin yönü konusunda önemli göstergelerdir. Verimliliğin artırılması, birim işgücü maliyetlerinin düşürülmesi teknolojik gelişmeler ile mümkün olabilmektedir. Teknolojik gelişmeler mevcut ürünlerin daha düşük maliyetlerle üretilmesini veya yeni ürünlerin geliştirilmesini sağlayacaktır. Belirlenen Öncelikli Ürünlere yönelik teknolojik kabiliyetlerin Türk Savunma Sanayine kazandırılması gerekmektedir. Böylece Türk Savunma Sanayi uluslar arası pazarda rekabet edebilen, dış ticaretin yönü konusunda söz sahibi bir yapıya sahip olacaktır.

Stratejik Amaçlar

Stratejik Amaç 6 : İhracat Hacmini Artıracak Teknolojik Çözümler Geliştirilmesi

Hedef 6.1 Uluslararası pazarda ilgi yaratabilecek “ürün hattı ve sistem paketlemesi” yaklaşımı için uluslararası ve ulusal çalışmalar yürütülecektir.

Hedef 6.2 İkili Kullanım ürünlerinin uluslararası işbirliği fırsatları değerlendirilerek kullanımı teşvik edilecek, Eximbank kaynaklarının kullanımı etkinleştirilecektir.
 
Hedef 6.3 Ulusal projelerin ihtiyaç ve proje tanımlama sürecinde orta uzun vadede ihraç edilebilir ürünlerin SSM tarafında yürütülen projeler kapsamında tanımlanmasına yönelik SSM.lığı ilgili Daire Başkanlıkları ile koordinasyon ve değerlendirme toplantısı yapılacaktır.

Hedef 6.4 İhracatta Öncelikli Ürünlerin geliştirilmesine veya yerli üretimine katkıda bulunabilecek teknoloji transferleri ve/veya yatırımlara ilave katsayı verilmesi için mevcut SK/O Uygulamaları Yönergesinde yer alan katsayı uygulamasında gerekli düzenlemeler 2011 yılı içinde yapılacaktır.

Hedef 6.5 Mevcut SK/O Uygulamaları Yönergesinde yer alan teklif değerlendirme formülünün bir parçası olan teknoloji transferi/yatırım (Kategori C) türü SK/O faaliyetlerinin Öncelikli Ürünlerin üretimi ve/veya ihracatı kapsamında bir teknoloji transferi/yatırımı içermesi durumunda daha yüksek bir katsayı ile
ağırlıklandırılarak değerlendirilmesi ve Öncelikli Teknolojilerin yurtiçine transferi (Kategori C) türü SK/O faaliyetleri için gerekli düzenlemeler 2011 yılı içinde yapılacaktır.

IV. Stratejik Konu 4:

Uluslararası Piyasada Rekabet Avantajı Oluşturmak Amacıyla Dost Ve Müttefik Ülkeler İle Stratejik İşbirliklerinin Teşvik Edilmesi

Stratejik Değerlendirme

Türk savunma sanayi altyapısı; Kara, Hava ve Deniz platformlarının geliştirilmesi ve bu platformlar için ihtiyaç duyulan elektronik sistemler ile silah sistemlerinin geliştirilmesi ve üretilmesini bakım ve idamesini destekleyecek şekilde oluşturulmuştur.Dünya savunma ürünleri pazarında sürmekte olan güçlü rekabetten Türk savunma sanayi firmalarınınetkilenmesini en aza indirmek, yabancı firmaların kendi ülkelerinde Türk firmaları ile işbirliği yapmalarını sağlayarak ülkelerin uygulmakta oldukları kısıtlamalardan muafiyet sağlamaya çalışmak stratejik işbirlikleri geliştirmenin temel amaçları arasında yer almaktadır.

Stratejik Amaçlar

Stratejik Amaç 7: İhracat Hacmini Artıracak

Stratejik İşbirlikleri Geliştirilecektir

Hedef 7.1 Uluslararası pazarı hedefleyen ve sanayi ağları içerisinde hareket eden firmaların tedarik zincirlerine dahil olunmasına yönelik mekanizma 2011 yılına kadar geliştirilecek,SSM ve Kobi Danışma Merkezi’nin yerli ve yabancı firmaları koordine etmesi sağlanacaktır.

Hedef 7.2 Dünya pazarına hitap edecek ürün odaklı ortak girişim şirketlerinin kurulmasının teşvikine yönelik mekanizma 2011 yılı içerisinde geliştirilecektir.

Hedef 7.3 Rekabete hazırlama ve rekabet politikalarının oluşturulmasına yönelik işbirliği çalışmalarına 2010 yılı itibarıyla başlanacak, Teknoloji İşbirliğinde Öncelikli Ülkeler listesi oluşturulacaktır.

Hedef 7.4 Büyük boyutlu ulusal projelere erken safhada ve değişik seviyelerde katılımcı ülke kabul edilmesinin sağlanması ve bu yolla işbirliği sürecinin ve orta-uzun vadede ürünlerimizin ihracat imkanının garanti altına alınmasına imkan verecek bir yaklaşım ilgili kurumlarla değerlendirilecek, uygun bulunan
projelere yabancı ülkelerin “Ortak” statüsünde davet edilmeleri sağlanacaktır.

Vestel wins Turkish Armed Forces bid on unmanned planes

Turkey's Vestel Corporation has won a Turkish Armed Forces, or TSK, tender for the supply of unmanned aerial vehicles, or UAVs. The UAVs in the tender were engineered completely by Vestel.

Speaking to Anatolia news agency, Vestel's Executive Board Chairman Ömer Yungul said the company was giving a high importance to the project.

“We have won the TSK tender. However, we have not signed the agreement yet,” he said. “We will sign the agreement shortly. The project will be worth $20 million. We will manufacture eight UAVs with two land stations for two fleets.”

The manufacturing process will take place in Ankara, Yungul said. “This project will be a good beginning for us.”

Vestel’s UAV project will be a good reference for Vestel as it seeks markets around the globe, he said. “These vehicles' technology will be as good as those utilized by the United States and Israel.”

Noting that the Turkish Aerospace Industries, or TAI, currently manufactures UAVs, Yungul said Vestel may cooperate with TAI in the future on joint production.

http://www.hurriyetdailynews.com/n.php?n=vestel-wins-turkish-armed-forces-bidding-on-unmanned-planes-2010-11-29

SAVUNMA VE HAVACILIK Dergisi Sayı 140 Notlar

Savunma Ve Havacılık Dergisi Sayı 140

Sayfa 26
HvKK, Savunma Sanayi Müsteşarlığı [SSM] ile gerçekleştirdiği yakın işbirliği sonucu Suudi Arabistan Kraliyet Hava Kuvvetleri [RSAF]'nin hizmet dışına çokararak, teklif almak suretiyle satışa sunduğu 6 adet C-130E Hercules uçağının alımına karar verdi. Türkiye'nin yaptığı ABD$26.3 Milyon teklifi RSAF uygun buldu.

Uçakların TAI tarafından alımına karar verilmesi ile birlikte, ilk incelemeleri tamamlayan HvKK/SSM/TAI Ekibi, Ekim/Kasım döneminde Suudi Arabistan ile anlaşmayı sonuçlandırmak ve uçakları Türkiye'ye getirmek niyetindeler.

Sayfa 27
Suudi Arabistan Kraliyet Hava Kuvvetleri Stoklarından temin edilen 6 adet C-130E HErcules uçağının da Erciyes paketine dahil edilmesi kararlaştırılmıştır.

Sayfa 52
DzKK'nın ihtiyacı çerçevesinde 8 gemiyi kapsayan projenin son 4 gemisine RIM-162B ESSM füzesi kabiliyeti kazandırılacaktır. Bu maksatla gemiler 8 hücreli Mk-41 VLS [quad-pack özelliği sayesinde 32 ESSM füzesi yerleştirilebilmektedir] ve SMART-S Mk2 3-boyutlu arama radarı entegre edilerek GENESİS SYS üzerinde gerekli modifikasyonlar yapılacaktır.

Edindiğimiz bilgiye göre MK-41 VLS sistemi entegrasyonu  [Mk-13 lançerinin önüne] çalışmasına 6ıncı gemiden itibaren başlanmış durumda. Ardından 7nci, 8nci ve 5nci gemiler üzerinde Mk-41 VLS entegrasyonu gerçeklerştirilecek.


Ancak, SMART-S Mk2 radarı teslimat takvimi proje takvimi ile örtüşmediği için 3-boyutlu radar entegrasyonuna 8nci gemiden itibaren başlanabilecek. Ardından 5nci, 6ncı, 7nci gemilere 3-boyutlu radar kabiliyeti kazandırılacak. Bu arada 5nci gemiden [F-494, TCG Gökçeada] itibaren gemilere Link 11'e ilave olarak Link 16 haberleşme kabiliyeti de kazandırılmaya başlanmış durumda. GENESİS Projesi'nin '11 yılı sonuna kadar tamamlanması bekleniyor.

Sayfa 58
H. Baysak:

Roketsan, ana ürünleri roket ve füzelerin alt-bileşenleri olan motor/yakıt, harp başlığı, uçuş kontrol/güdüm sistemleri ve bunlara ait yazılımların hemen tamamının tasarım ve üretim kabiliyetine ulaşmıştır. Roket ve füzelerin yanı sıra fırlatma araçları, mühimmat taşıma ve yükleme araçları, komuta ve kontrol sistemleri ve araçları ile bakım onarım sistemlerinin tasarımı ve modifikasyonu da Roketsan'ın yetenekleri arasındadır.

Sayfa 61
H. Baysak:
Katı roket yakıtlarında bağlayıcı olarak kullanılan Hidroksi Sonlu Polibutadien [HTPB] Polimeri startejik bir malzeme olup, Türkiye'de üretimi yoktur. Roketsan, MSB tarafından yürütülen HTPB Yakıt Polimeri Geliştirilmesi Projesi kapsamında Ana Yüklenici olarak görev almıştır. Proje kapsamında HTPB Polimer malzemesi laboratuar ölçeğinde sentezlenmiş, pilot üretim alt yapısı kurulmuş ve ürün Roketsan uygulamalarında doğrulanmıştır. Yurtdışı bağımlılıktan kurtulmak amacıyla ulusal teknolojiye büyük katkı sağlayacak olan bu proje sayesinde; ülkemize stratejik bir kimyasalın üretim bilgisi ve yeteneğiyle birlikte diğer stratejik malzemelerin sentezlenmesi ve üretimi ile ilgili bir alt yapı kazandırılmıştır.

Sayfa 62
H. Baysak:
Sözleşmesi devam etmekte olan ÇAİHSFS Projesi ve sözleşme görüşmeleri devam etmekte olan LAlADMİS [Alçak İritifa Hava Savunma Füze Sistemi - AİHSFS] Projelerinin tek bir proje olarak ele alınması öngörülmektedir. Bu doğrultuda proje klapsamında tek tip bir füze geliştirilecektir. MAlADMİS [ Orta İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi - OİHSFS] Projesi kapsamında ise ortak alt sistemler [ arayıcı, harp başlığı, güdüm, vb] azami ölçüde kullanılmak kaydı ile farklı bir füze geliştirilecektir. Bu hem toplam proje süresinin kısaltılması, hem de maliyetin düşürülmesi açısından önem arz etmektedir.

Sayfa 63
H. Baysak:
T-LoRAMİDS Projesi kapsamında ilgili füzenin (PAC-2 GEM-T) ve fırlatma platformunun önemli komponentlerinin Türkiye'de yerel katkı kapsamında üretilmesi konusunda görüşmelerimiz sürmektedir. Ayrıca PAC-2 GEM-T füzesinin diğer bazı alt-sistemlerinin Roketsan'da üretimi konusunda da görüşmeler devam etmektedir.

Sayfa 64
Roketsan Birleşik Arap Emirlikleri [BAE]'ne yalıtılmış kompozit podlu ve tapaları bilgisayar tarafından ayarlanabilen 10.000  dolayında TRB-122 ve TRK-122 topçu roketi teslimatı gerekleştirmiştir.

Sayfa 74-75
A.SİPAHİ:
Uzun Ufuk Projesi AYESAŞ için çok önemli bir açılım olmuştur. Projenin tüm kabulleri tamamlanmış ve sistem devreye alınmıştır. Kullanıcı DzKK'lığından çok olumlu geri bildirimler almaktayız. Bu çerçevede sistemin genişleme planlamaları da yapılmaktadır. Bu kapsamda elde edilen kazanımların önümüzdeki günlerde ülkemizde ve dünyada yapılması planlanan çok önemli projelerde kullanımı söz konusu olabilecektir. Örnek vermek gerekirse Sahil Güvenlik Komutanlığı ihtiyacı için Teklif İstek Dökümanı hazırlıkları SSM tarafından yürütülmekte olan Sahil Gözetleme Radar Sistemi [SGRS] Projesi'ni ele almak uygun olacaktır. Bu iki sistem birbirine çok benzer  özellikler içermektedir.

Sayfa 75
A. SİPAHİ:
... GENESİS deyince AYESAŞ'ın görev aldığı Otomatik Hedef Tespit ve Takip Sistemi [OTOHETTS] Projesi'nden de bahsetmek doğru olacaktır. OTOHETTS Projesi, GENESİS Projesi'nin bir tamamlayıcısı olarak tanımlanabilir. GENESİS Projesi'nde ayrı olarak ihale edilen ve AYESAŞ'ın ana yükleniliciliğinde GENESİS Projesi paralelinde yürüyen projede AYESAŞ, gemide bulunan radar ve IFF gibi sensörlerden gelen bilgileri kullanarak otomatik hedef tespit, takip ve veri füzyonu yapan kritik teknoloji içeren bir sistemi Milli imkanlarla tasarlayıp gerçekleştirerek DzKK'mıza kazandırmıştır.

Sayfa 76
A. SİPAHİ:
T-LoRADMİDS Projesi'nde ise AYESAŞ ana sistemin mevcut üst kademe sistemlere, haberleşme sistemlerine, komuta kontrol ve hava savunma sistemlerine entegrasyonu konusunda SSM tarafından görevlendirilmiştir.Bu kapsamda ana sistemin mevcut sistemlerle her türlü komuta kontrol, haberleşme, Taktik Data Link bazında entegrasyonunun yapılması için Ana Yüklenici adayı firmalar ile çalışmalarımız devam etmektedir.

Kaynak: Savunma Ve Havacılık Dergisi Sayı 140

Yerli uydu için ilk imza atıldı

İlk yerli üretim haberleşme uydusu olan 3USAT'ın 2011 yılı sonunda yörüngesine fırlatılması bekleniyor

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Arı Teknokent ve TÜRKSAT Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme A.Ş arasında, ilk yerli üretim haberleşme test uydusu üretimi için anlaşma imzalandı.
İTÜ Üniversitesi Rektörlük Senato Odası'nda düzenlenen imza töreninde konuşan TÜRKSAT Genel Müdürü Dr. Özkan Dalbay, TÜRKSAT Ara Uydu Projeleri kapsamında ''Haberleşme amaçlı TÜRKSAT-3USAT Uydusu''nun, İTÜARI Teknokent tarafından üretilmesi ve testlerinin İTÜ laboratuvarlarında yapılmasının öngörüldüğünü belirterek, bu çalışmaların geçen 50 yıl içerisinde, özellikle de son yıllarda büyük ivme kazandığını söyledi.

Ulaştırma Bakanlığı ve TÜRKSAT'a, Türkiye'de yerli haberleşme uydusu tasarımı yapılması, bu konuda araştırma ve geliştirme faaliyetleri gösterilmesi, insan gücü yetiştirme görevinin verildiğini kaydeden Dalbay, bu görev kapsamında yaklaşık 4 yıldır TÜRKSAT'ın bir ekip oluşturarak yerli haberleşme uydusu tasarımına başladığını bildirdi.

Dalbay, tasarım kapsamında, değişik kuruluşlarla da işbirliği çalışmalarının yürütüldüğünü ve çalışmaların başında da büyük yerli haberleşme uydusunun üretimiyle ilgili Savunma Sanayi Müsteşarlığı ve Türk Havacılık Uzay Sanayi ile sürdürülen işbirliğinin olduğunu vurguladı.

GÖZLEM UYDUSUNU DA İTÜ YOLLADI

Üniversitelerin ve akademisyenlerin de çok geniş bir şekilde bu projeye katılmasının önemine değinen Dalbay, geçtiğimiz yıl Türkiye'de ilk defa üretilen ve halen kullanımda olan gözlem uydusunu uzaya İTÜ'nün yolladığını vurgulayarak, üniversite ve TÜRKSAT'ın güzel bir çalışmasının örneğini bugün atılan imza ile neticelendireceklerini ifade etti.

Dalbay, projenin toplam maliyetinin 1 milyon Türk Lirasını geçmeyeceğini söyleyerek, esas maliyetin bilgi birikimine harcandığını ve bilgi ücreti almayan İTÜ'ye teşekkür ettiklerini kaydetti.

İTÜ Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin de, bu noktaya kolay gelinmediğini belirterek, üniversitelerinin geçen yıl ilk Türk Küp Uydusu'nu yaptığını, arkasından da uydular ile ilgili çok geniş araştırmaları olan Japonya'dan bir teklif aldıklarını dile getirdi.

Japonya'daki uydu haberleşmeleri ile ilgili çalışma yapan birim tarafından kurulan uluslararası konsorsiyumdan Türkiye adına davet aldıklarını belirten Şahin, yerli üretim haberleşme test uydusunun devamının da geleceğini söyledi.

TÜRKSAT Genel Müdürlüğü sahipliği ve desteğindeki proje çalışmalarının, ARI Teknokent A.Ş yürütücülüğünde İTÜ ve TÜRKSAT mühendisleri tarafından yapılacağını ifade eden Şahin, bundan sonra da daha kapsamlı ve daha büyük uydular geliştirmek için ülke adına aday olduklarını dile getirdi.

Açıklamaların ardından, 2011 yılı sonunda yörüngesine fırlatılması beklenen ilk yerli üretim haberleşme uydusu olan 3USAT'ın üretimine ilişkin, Rektör Şahin, TÜRKSATGenel Müdürü Dalbay, TÜRKSAT Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Öz ve ARI Teknokent Yönetim Kurulu Başkanı Ertuğrul Kurdoğlu arasında anlaşma imzalandı.

http://www.dunyabulteni.net/?aType=haber&ArticleID=137671

Savunma sanayiinden küresel ihracat atağı

Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM), savunma sektörünün ihracatını artırmak için gerekli adımları ve izlenecek stratejileri belirledi. Strateji kapsamında savunma ürün ve hizmetlerinin ihracatını artırmaya yönelik kredi mekanizması oluşturulacak, Savunma Sanayii İhracatçılar Birliği kurulacak, öncelikli ürün ve öncelikli ülke listesi belirlenecek.

Edinilen bilgiye göre, Savunma Sanayii Müsteşarlığı, savunma sanayi sektörünü uluslararası pazara entegre etmek ve rekabetçi bir yapıya kavuşturmak amacıyla ihracat stratejisi hazırladı. Stratejiyle savunma sanayi ürün ve hizmet ihracatının artırılması, sanayinin daha çok sayıda uluslararası projede görev almasının sağlanması ve projelerdeki iş payının artırılması hedefleniyor.

İhracat Stratejisi, aynı zamanda ihracat artışını nitelikli ve sürdürülebilir kılmak için öncülük etmek, bu sektörde faaliyet gösteren bütün firmalara yol gösterme amacını taşıyor.

-İHRACAT SÜRECİNDE TESPİT EDİLEN SORUNLAR-

Stratejide, savunma sanayi sektöründe faaliyet gösteren firmaların ihracat sürecinde karşılaştıkları sorunlara da ışık tutuldu. Firmaların ihracat birimlerinin olmayışı veya hatalı örgütlenme yapıları, ihracat sürecine dahil olmalarını zorlaştırıyor.

Stratejiye göre, sektörün sorunları arasında ihracat potansiyeli olan pazarlara ilişkin araştırmaların yetersizliği, uluslararası ihale bilgilerine ulaşımdaki zorluklar, firmaların kendini tanıtma imkanının kısıtlılığı, dış pazarlardaki firmalar ile iletişim kurma gibi zorluklar bulunuyor.

Ayrıca diğer ülkelerin uyguladıkları ithalatı zorlaştırıcı veya engelleyici politikalar çerçevesinde imzalanan uluslararası anlaşmalar, ihracatı engelliyor ve sınırlandırıyor. İhracatı gerçekleştirilen ürünün kalite standartlarını karşılayamaması, dış pazarlar için güncelliğini yitirmiş olması, üretim maliyetlerinin yüksekliği de ihracat sürecinde yaşanan temel sorunlar arasında yer alıyor.

-STRATEJİK AMAÇLAR-

Sektörde ihracatı artırmak için de 7 başlık altında stratejik amaçlar belirlendi.

Buna göre öncelikli ülkelere öncelikli ürünlerin ihracatı olmak üzere, savunma ürün ve hizmetlerinin ihracatını artırmaya yönelik kredi mekanizması ''Savunma Sanayine Yönelik Teşvik ve Destek Kredi Uygulamalarına Dair Yönerge'' kapsamında oluşturulacak.

Uluslararası geliştirme projeleri ve uluslararası konsorsiyumlara katılım sağlanmasına yönelik teşvik ve kredi mekanizmaları ile ihracata ilişkin belli başlı firma masrafları düşük faizli krediler ile karşılanacak ve geri ödemede kolaylık sağlanacak.


Öncelikli Ürün ve Öncelikli Ülke listesi oluşturulacak. Öncelikli Ürün, Öncelikli Ülke ve transfer edilebilecek teknoloji listesi, 2 yılda bir veya ihtiyaç duyulduğu durumlarda güncellenecek.


Öncelikli ürünlerin başta öncelikli ülkelere olmak üzere dış pazarlara etkin bir şekilde tanıtımı ve pazarlanması sağlanacak.

Bu kapsamda SSM koordinasyonundaki fuarlar ile Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından bireysel katılımların desteklenebileceği fuarların listesi 2011 yılında, öncelikli ülkeler ve öncelikli ürünler göz önünde bulundurularak yenilenecek.

-SABİHA GÖKÇEN HAVAALANINA FUAR ALANI-

Sabiha Gökçen Havaalanında fuar alanı inşasına ilişkin çalışmalar yürütülecek.

Türk Savunma Sanayiinin yurt dışında bir kimlik altında tanınmasını sağlayacak marka ve sloganlar oluşturulacak. İhracatın artırılması çalışmaları kapsamında öncelikli ülkelerden heyetler her ay en az 1 kez Türkiye'ye davet edilecek.

Yabancı askeri heyetlere, tanıtım amaçlı ''atölye çalışmaları'' gerçekleştirilecek.

Belirlenen strateji kapsamında Savunma Sanayii İhracatçılar Birliği kurulacak.

NATO Tedarik Ajansları tanıtım faaliyetleri ve sanayi günleri yıllık olarak planlanacak ve ajans temsilcileri ile Türk sanayisi bir araya getirilecek. NATO Lojistik ve Tedarik Ajansı (NAMSA) ve NATO Komuta Kontrol ve Danışmanlık Ajansı (NC3A) gibi ajanslardan gelen ihale çağrılarına Türk savunma sanayi firmalarının cevap vermesi sağlanacak. BOA (NATO ile NATO tedarik ajansları ile iş yapmak isteşen firmaların imzalaması gereken temel sipariş anlaşması) imzalayan firma sayısı artırılacak.


Sürekli aynı firmaların değil tüm sektöre yayılan bir ihracat potansiyelinin oluşturulması yönünde firmalar arası işbirliği sağlanacak.

Savunma Sanayii Müsteşarlığının ihracat sürecindeki yeri etkinleştirilecek, uygulamaları yaygınlaştırılacak.


Öncelikli ülkelerdeki faaliyetlerin takip edilmesini sağlayacak 5 bölge ile ABD ve Belçika'da (Brüksel) savunma sanayii temsilciliği açılacak.

İhraç edilebilir teknolojileri belirleyecek ve ihracata ilişkin izinlerin koordinasyonunu sağlayacak İhracat Onay Kurulu oluşturulacak.

İhracat çalışmalarının desteklenmesi amacıyla Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Dış Ticaret Müsteşarlığı, İhracatı Geliştirme Merkezi, Dış Ekonomik İlişkiler Koordinasyon Kurulu, Uluslararası Rekabeti Araştırmaları Kurumu, uluslararası çerçevede tanıtım yapılabilecek Arap Birliği, Amerikan Türk Konseyi gibi kuruluşlar ile yerli ve yabancı basın yayın kuruluşlarıyla işbirliği geliştirilecek.

-BARTER'A SİSTEMATİK YAKLAŞIM-

2011 yılına kadar kamu alımlarının karşılığında savunma ürün ve hizmet ihracatının yapılması şeklinde olmak üzere Barter (Takas) yöntemine ilişkin bir sistematik yaklaşım geliştirilecek.

İhracat hacmini artıracak stratejik işbirlikleri geliştirilecek. Uluslararası pazarı hedefleyen ve sanayi ağları içerisinde hareket eden firmaların tedarik zincirlerine dahil olması sağlanacak.


Dünya pazarına hitap edecek ürün odaklı ortak girişim şirketlerinin kurulması teşvik edilecek.

http://www.stargazete.com/ekonomi/savunma-sanayiinden-kuresel-ihracat-atagi-haber-312054.htm

29 Kasım 2010 Pazartesi

Europe finalises Airbus A400M bailout deal

Saturday, 06 November 2010 11:15
European buyer nations reached a final agreement on Thursday on a 3.5 billion euro bailout to rescue the troubled Airbus A400M military transporter

European buyer nations reached a final agreement on Thursday on a 3.5 billion euro bailout to rescue the troubled Airbus A400M military transporter, French Defence Minister Herve Morin said.

The agreement lifts a two-year cloud over the future of Europe's largest defence project and some 10,000 jobs threatened by delays and cost overruns.

"The A400M is an emblematic programme which Europe could not abandon," Morin told a news conference.

"Giving it up would have meant Europe saying it wanted to be dependent on the United States in the 21st century (in the strategic area of military transport)," he added.

The A400M was ordered in 2003 to meet a shortfall in military and humanitarian airlift. The European buyers include Belgium, Britain, France, Germany, Luxembourg, Spain and Turkey.

By reducing dependence on U.S. makers Boeing and Lockheed Martin, the project was conceived as a pillar of European defence ambitions.

But delays in making the West's largest turbo-prop engines put the A400M back four years to 2013 and sent costs soaring.

Buyers hammered out a provisional funding deal in March, following the discovery of 7.6 billion euros in excess costs. Taxpayers will end up bearing just under half of this.

But finalising the accord took longer than expected amid pressure on defence budgets and a raft of disagreements over technical aspects of the 20-billion-euro aircraft programme.

Buyers will take a total of 170 planes instead of 180 planned when the project was launched. Britain will cut its order by three planes to 22 and Germany by seven to 53.

The deal calls for a price increase per plane of 11 million euros for a total price hike of just under 2 billion euros. A further 1.5 billion will come as credits against future exports.

Each buyer nation must adopt the accord, which EADS Chief Executive Louis Gallois said he hoped would happen by end-year.

Gallois said there were no significant changes from terms agreed in March, and the agreement would have no further financial impact on EADS. Some government payments may, however, arrive more slowly than initially expected, Airbus said.

Last minute snags

Morin, whose political future is uncertain ahead of a government reshuffle later in November, toured the aircraft pursued by cameras before disappearing into a private meeting area while a scheduled news conference was delayed by an hour.

The politically delicate accord nearly dissolved at the last minute, delegates said, as new objections surfaced over support costs and a pricing mechanism for the plane.

Delegates said Morin intervened with his mobile phone to prevent what could be his last chance to oversee an agreement slipping away as he took charge of the final lap of talks.

It was the second time the centrist politician has worked his cellphone to dig the A400M out of a rut after he brokered a deal between a roomful of ministers and Louis Gallois, at the other end of the line, to prevent Britain walking out in 2009.

A separate financial dispute between French supplier Thales and Airbus over responsibility for carrying the risk linked to a delayed navigation system was resolved. It was not immediately clear how this would affect Thales's finances.

The talks came to a head at a sensitive time as governments slash spending on defence and other areas while bailing out the A400M, which France and Britain say is needed in Afghanistan.

Besides Morin, who is seen as keen to keep a high profile ahead of the reshuffle and a possible presidential run in 2012, other ministers stayed away from the final session of talks, and plans for a joint briefing were dropped and flags folded away.

"This aircraft remains excellent value for money compared with the possible costs of buying off the shelf," Morin said, before adding for Gallois's benefit: "Still quite expensive".

Each aircraft will cost just under 120 million euros, which analysts say is about mid-way between the competing Lockheed C-130 prop plane and the Boeing C-17 jet transporter.

Reuters
http://www.worldbulletin.net/news_detail.php?id=66008

Uçan kalelerin finansmanı bulundu

Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu Airbus A400M'in alıcılarının finansman sorunu çözüldü

Fransa savunma Bakanı Herve Morin, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu, Airbus'un A400M askeri nakliye uçağı projesindeki alıcı ülkelerin, projenin finansmanında anlaşmaya vardığını bildirdi.

Morin, düzenlediği basın toplantısında, Mart ayında mutabakata varılan 3,5 milyar avro tutarındaki anlaşma gereğince alıcı ülkelerin cezalardan feragat edeceğini ifade ederek, projenin Avrupa'nın gözardı edemeyeceği sembolik bir önemi olduğunu vurguladı.

Airbus firmasının ana ortağı Avrupa Havacılık Savunma ve Uzay Şirketi'nin (EADS) üst yöneticisi (CEO) Louis Gallois ise anlaşmanın, EADS'ın hesaplarında ek bir maliyet oluşturmayacağını söyledi. Gallois, alıcı ülkelerin anlaşmayı yıl sonundan önce imzalamasını umduğunu kaydetti. Resmi olarak imzalanmadan önce alıcı yedi ülkenin anlaşmayı onaylaması gerekiyor.

EADS, Türkiye, Almanya, Fransa, İspanya, İngiltere, Belçika ve Lüksemburg'dan oluşan 7 alıcı ülke ile yaptığı uzun müzakereler sonucunda, geçen Martta 5,2 milyar avro değerindeki ek finansmanın sağlanması konusunda prensipte anlaştığını açıklamıştı. Askeri nakliye uçağı A400M'nin Fransa'ya ilk teslimatının 2013 yılında yapılması planlanıyor. Alıcı ülkeler, 2003 yılında Airbus'a toplam 180 askeri nakliye uçağı (A400M) siparişi vermişti. Bu ülkelerin söz konusu tarihte Airbus ile imzaladığı anlaşmaya göre proje 20 milyar avroya mal olacaktı. Ancak, projenin çok karmaşık olması, A400M'lerin teslimatında gecikmelere ve maliyetin artmasına neden oldu.
http://www.dunyabulteni.net/index.php?aType=haber&ArticleID=135380&q=a400m

Sale by Tender - HMS Invincible

Sale by Tender - HMS Invincible

HMS Invincible is for sale by tender. Laid down in 1973 at Vickers Shipbuilding, Barrow-in-Furness, she was completed in 1980. She is currently stable for tow, subject to buyer confirmation.

Displacement - Current 17000 Tonnes
Estimated metal weight - 10000 Tonnes
Estimated metal % - 95% mild steel
Length - OA 210m, W/L 193m
Draught - Fwd 5.2m, Mid 5.8m, Aft 5.8m
Beam - Extreme 35m, Ex-walkways 32m, W/L 27.53m
Height - 46m (estimated at current draught
Engines - Removed
Generators and Pumps - Generally unserviceable or not working
For fuller information, please see the General Particulars
Product ID: Sale by Tender - HMS Invincible


Manufacturer: Vickers Shipbuilding
Availability: In stock
Our Price: N/A
http://www.edisposals.com/is-bin/INTERSHOP.enfinity/WFS/Disposals-Public-Site/en_US/-/GBP/ViewProductDetail-Start;pgid=MieqQ4wkQg8000ArvQ_8K1sp0000-vcOyy7S?ProductUUID=38jAqBIQwVwAAAEsaApaBWLN&CatalogCategoryID=VaLAqBELPagAAAED8GeasfoP&JumpTo=OfferList

Russia lends Venezuela $4 bln to buy weaponry — Chavez

Moscow has recently loaned Venezuela $4 billion to buy Russian military hardware, Venezuelan President Hugo Chavez said.

Speaking at a ceremony to celebrate 90 years of Venezuela's Air Force on Saturday, Chavez said the sides reached the loan agreement during his visit to Russia in October although no official statement was made at the time of the visit.

"We were in Russia not long ago and the Russian government gave us a $4-billion credit to help us with [building up] our defense capability," the president said.

Moscow has already provided Caracas with several loans to buy Russian-made weaponry, including a recent $2.2-mln loan on the purchase of 92 T-72M1M tanks, the Smerch multiple-launch rocket systems and other military equipment.

Russia has also exported 24 Su-30MK2 Flanker aircraft, over 40 Mi-17 Hip transport helicopters and 10 Mi-35 Hind-E gunships as well as three Mi-26T Halo heavy transport helicopters to Venezuela.

Chavez did not specify the types of weaponry Venezuela was going to buy from Russia in the future.

He justified big spending on arms by his country's need to defend the nation from potential external threats.

"We are simply doing the task of defending the fatherland from the threat of [U.S.] empire and its allies," Chavez said.

MEXICO, November 28 (RIA Novosti)
http://en.rian.ru/world/20101128/161530081.html

Vestel'in İHA'sı TSK ihalesini kazandı

Vestel'in kendi teknolojisiyle üretmeyi başardığı insansız hava aracının Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ihtiyaçları için açılan ihaleyi kazandığı, anlaşmanın imzalanmasının ardından üretime başlanacağı bildirildi.

Vestel İcra Kurulu Başkanı Ömer Yüngül, yaptığı açıklamada, Vestel'in savunma sanayisinde önem verdiği projeler arasında yer alan insansız hava aracında önemli bir aşamaya geldiklerini belirtti.

Dünyada özellikle ABD ve İsrail'in etkin olduğu bu sektörde Türk teknolojisini geliştirmek üzere çalışma başlattıklarını, bütünüyle Vestel mühendislerinin geliştirdiği aracın test uçuşlarını tamamlayarak, TSK ihtiyaçları için açılan ihaleye girildiğini anlatan Yüngül, ''TSK'nın ihtiyaçları için açılan ihaleyi kazandık.

Ancak anlaşma henüz imzalanmadı. Kısa bir süre içinde imzalayacağız. Toplam 20 milyon dolarlık bir proje olacak. 2 filoda 2 yer istasyonu ve 8 insansız hava aracı üreteceğiz. Üretimi Ankara'da yapacağız. Bu bizim için iyi bir başlangıç olacak'' dedi.

İnsansız hava aracı üretiminin, bir çok dalda teknoloji geliştirme projesi bulunan Vestel için en heyecan verici projelerden birisi olduğuna işaret eden Yüngül, bu alanda biran önce sonuç elde etmek istediklerini ancak savunma sektöründe bu tip projelerin hızlı yürümesinin mümkün olamadığını dile getirdi.

İLK ÜÇ HEDEFİ

TSK için yapacakları üretimin dünya pazarlarına açılmada kendileri iyi bir referans olacağını, ayrıca sivil kullanım için de üretim yapabileceklerini kaydeden Yüngül, ürettikleri hava aracının ABD ve İsrail'in geliştirdiği teknolojinin altında bulunmadığını, gelecekte çok daha iyi olacaklarını ifade etti.

Yüngül, dünya pazarında önemli bir yer elde etmeyi planladıklarını belirterek,''İnsansız hava aracı üretimi konusunda 7-8 yıllık periyotta dünyada ilk üçte yerimizi alırız. Şu anda önemli olan ilk ihale sonucu ürettiğimiz uçakların biran önce görevlerine başlaması''diye konuştu.

Hava savunma teknolojisinin insansız araçlara yöneldiğini, ABD önderliğinde geliştirilen F 35'in son insanlı savaş uçağı olacağını kaydeden Yüngül, artık ülkeler için yeni rekabet alanının insansız araçlar olduğunu, bu teknolojiye sahip olmanın çok önemli hale geldiğini söyledi.

Yüngül, Türkiye'de TAI'nin de insansız hava aracı ürettiğine dikkat çekerek, ''TAI ile başka bazı projelerde işbirliklerimiz var. Şu anda yok ama bu konuda TAI ile gelecekte işbirliğimiz olabilir'' dedi.

AA
http://www.haber7.com/haber/20101129/Vestelin-IHAsi-TSK-ihalesini-kazandi.php

Savunma Sanayi Müsteşarlığı 2009 Faaliyet Raporu ---Sayfa 56

1- H-14 Taktik İHA (Pist) 2 Sistem (12 Hava Aracı)+1 Sistem (6 Hava Aracı )Opsiyon KaleKalıp/ Baykar Makina Ortak Girişimi, toplam 12 İHA + 6 İHA opsiyon
2-H.14.03 Taktik İHA Gelifltirme 1 Sistem (3 Uçak) Vestel Savunma, 3 İHA
Hangi proje? Daha evvelki SSM 2009 faaliyet raporu ile çelişmekte. Belki bir revizyon?

Mirage 2000N Test-Fires ASMPA Nuke Missile

The first evaluation firing of the new weapon system formed by the Mirage 2000N and the ASMPA enhanced stand-off missile took place on Tuesday, Nov. 23. This test was code-named Topaze.

The aircraft’s crew, comprising a pilot and a navigator from the 3/4 “Limousin” fighter squadron, flew a long mission (about 5 hours) during which it flew at different flight profiles: high altitude, several in-flight refuellings from a C135 tanker belonging to the 2/91 “Bretagne” In-Flight Refuelling Group, low-level penetration, terrain following etc.

At the end of these five hours, the crew fired the ASMPA missile (without its nuclear warhead) which followed its intended flight trajectory. Mission accomplished for this initial trial!

“The 3/4 “Limousin” fighter squadron invested a lot [of effort] in this project,” the unit’s commanding officer, Lt. Col. Luc Pernet, said in an interview for the official air force magazine.

Other agencies that shared in the project’s execution are the air force’s strategic command assets; the DGA armaments agency with the missile test center in Biscarosse and the Horus program management office; missile prime contractor MBDA and, finally, the French navy whose assets patrolled the firing area.

ASMPA is a new missile, fitted with a nuclear warhead and powered by a solid fuel motor and a powder booster. It can be fired at various altitudes, and flies at supersonic speeds along a trajectory that allow it to evade enemy defenses.

Its warhead is the first to be developed in France without recourse to nuclear tests, using only computer simulations. Its development used mainly physical data collected during the last nuclear test campaign, as well as intensive computer calculations and simulations.

http://www.defense-aerospace.com/articles-view/release/3/120458/mirage-2000n-test_fires-asmpa-nuke-missile.html

Iran to Launch New Destroyer More Powerful than Jamaran

TEHRAN (FNA)- A senior Iranian Navy commander announced on Sunday that the country plans to launch a new home-made destroyer in the Caspian Sea which will enjoy more advanced naval equipment compared with Iran's first home-made destroyer Jamaran.

Speaking to FNA in Iran's Northern provincial capital city of Rasht today, Commander of the Northern Fleet of the Iranian Navy Seyed Mahmoud Mousavi announced the new destroyer is presently under construction in Shaheed Tajvidi Industrial Complex in Iran's Northern port city of Bandar Anzali.

"At present, the equipments are being mounted onto the destroyer, and effort has been made to optimize its equipments in comparison with those used in Jamaran (Iran's first home-made destroyer)," Mousavi stated, adding that the new destroyer will use 100% home-made and optimized equipments.

According to official statements, Jamaran has been tasked with patrolling Iran's Southern waters in the Persian Gulf and Sea of Oman, while the new destroyer will be used in the country's Northern waters in the Caspian Sea.

"The destroyer will be used in one of the combat units of the Islamic Republic of Iran's Navy in the Caspian Sea and will start its naval mission and operation in the lake in the near future," the commander announced.
According to the commander, the vessel will have the duty to establish peace and security in Iran's Northern waters.

Iran's first home-made destroyer, Jamaran, was launched in a ceremony in late February attended by senior Navy commanders and Supreme Leader of the Islamic Revolution Ayatollah Seyed Ali Khamenei.

The Mowdge Class vessel has a displacement of around 14,000 tons and is equipped with modern radars and electronic warfare capabilities and is armed with a variety of anti-ship, surface-to-surface and surface-to-air missiles.

Jamaran successfully test-fired different kinds of weapons, including a powerful and intelligent missile named 'Nour' (light), in March.

http://english.farsnews.com/newstext.php?nn=8909071378

 14,000 tons ???  14,000 tons   1400 tons

28 Kasım 2010 Pazar

Yunanistan'dan şok silah kararı

Yunanistan’ın, Rusya’dan satın almayı planladığı 1,5 milyar avro değerindeki tank ve zırhlı araç alımını, ekonomik krizi gerekçe göstererek iptal ettiği bildirildi.

Yunanistan Milli Savunma Bakanlığı’nın resmi internet sitesinde yeralan açıklamada, "Yürürlükteki yasalara göre, TOMA BMP-3M tipi zırhlı araçların satın alımıyla ilgili müzakere komisyonu çalışmalarının, Yunanistan Silahlanma Genel Müdürü Dimitrios Yorgopulos’un kararıyla 22 Kasım 2010 tarihinde durdurulduğu" açıklandı.

Yunan medyası, "Yunanistan Milli Savunma Bakanlığı’nın, ülkedeki ekonomik krizi gerekçe göstererek aldığını belirttiği bu kararının, Karamanlis döneminde imzalanan anlaşma uyarınca, Rusya’dan 450 zırhlı araç satın alımının iptal edildiği anlamına geldiğini" duyurdu.

Haberlerde, "Yunanistan’ın bu kararı almasında, başta 1,2 milyar avro olarak hesaplanan silahların maliyetinin sonradan 1,7 milyara yükselmesinin etkili olduğu" öne sürüldü.

Yunanistan Savunma Bakanı Yardımcısı Panos Beglitis, kısa bir süre önce Associated Press’e verdiği demeçte, "Atina yönetiminin, silahlanmayla ilgili sürdürdüğü görüşmelerde ekonomik ve finansal durumu gözönünde bulundurduğunu" belirtmişti.

Finansal krizin pençesindeki Yunanistan’ın askeri bütçesinin, GSYH’ye oranı bakımından AB’nin en büyük askeri bütçesi olduğu belirtiliyor.

http://haber.gazetevatan.com/yunanistandan-sok-silah-karari/343187/30/Dunya

25 Kasım 2010 Perşembe

NATO 30 ülkeyi tehdit olarak algılıyor

NATO'da Lizbon zirvesi sona erdi ancak tartışmalar bitmedi. İran'ın tehdit olarak tanımlanmasına karşı çıkılan zirveye ilişkin NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanı Oramiral James Stavridis açıklamada bulundu.

NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanı Oramiral James Stavridis, NATO füze savunma sisteminin komuta ve kontrolü, radarların nerelere yerleştirileceği, ABD'nin füze savunma sistemiyle NATO'nun sisteminin birbiriyle nasıl entegre olacağı gibi konularda henüz somut kararlar alınmadığına işaret ederek, "Tüm bu konular konuşulup, nihayetinde teklifler sunulacak ve ortak uzlaşı yoluyla karara bağlanacak" dedi.

Stavridis, Washington'daki Yabancı Basın Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında bir gazetecinin, "30'dan fazla ülkenin NATO'ya tehdit olarak görüldüğü sıklıkla söylense de, daha önceleri hep İran'ın adı öne çıkarılmıştı. Tehdit olarak görülen ülkeler hangileri?" şeklindeki sorusu üzerine, "NATO'ya tehdit oluşturmada tek bir ülke tanımı yapmaya çalışmaktansa, '30'dan fazla ülke' değerlendirmesinin doğru olduğunu düşünüyorum, çünkü dünya değişiyor" diye konuştu.

ABD'nin "aşamalı uyarlanabilir yaklaşım" adı verilen füze savunma sistemiyle, onun entegre olacağı NATO füze savunma sisteminin yapılarının birbiriyle paralel olacağını ifade eden Stavridis, şunları kaydetti:

"(ABD sisteminde) Başkan'dan başlayıp, Savunma Bakanına, muharip komutan olarak bana, Almanya'da bulunan hava savunma merkezindeki astlarıma ve oradan da gemilere uzanan bir idareyle işleyecek bir komuta ve kontrol omurgasına sahip olacağız. Zaman içinde NATO sistemiyle nasıl entegre olacağımıza karar verirken, bu yapının NATO parçasını devreye sokacağız ve bu, ABD'ninkiyle kabaca paralel olacak. 28 üye ülkeden NATO Genel Sekreteri'ne, bana ve NATO'daki paralel komuta zinciri yoluyla aşağılara uzanacak şekilde yönetilen bir yapısı bulunacak."

"6 AY İÇİNDE BİR TEKLİF GELİŞTİRECEĞİM"

Füze savunma sisteminin komuta ve kontrolü ve iki sistemin birbiriyle nasıl entegre olacağı gibi konulara dair detayların üzerinde ise çalışılacağını, bu süreçte teknik zorlukların üstesinden geleceklerine emin olduğunu belirten Stavridis, gelecek 6 ay içinde bu konuda bir teklif geliştireceğini, bu teklifin Kuzey Atlantik Konseyi yoluyla ülkelere sunulacağını ve tüm bu kararların ortak uzlaşıyla alınacağını söyledi.

Stavridis, "Sistemin radar unsurlarının Türkiye'ye yerleştirileceğinin kesin olup olmadığının" sorulması üzerine de, "NATO sistemi içindeki yerleştirmeler konusunda henüz somut kararlar alınmadığını, tüm bu konuların konuşulup, nihayetinde tekliflerin sunulacağını ve ortak uzlaşı yoluyla karara bağlanacağını" belirtti.

Lizbon Zirvesi'nde alınan kararlara bakıldığında, 28 üye ülkenin tümü arasında büyük bir uzlaşının görüldüğüne dikkati çeken Stavridis, "bu nedenle, teknik detaylar üzerinde çalışılarak, tüm ülkeler tarafından kabul edilebilir bir yapıya ulaşılacağından emin olduğunu" kaydetti.

Stavridis, bir gazetecinin, "Amerikalılar, mevcut plan çerçevesinde Romanya'ya radar sistemi konuşlandırırsa, entegre edilmiş sistemin Avrupa ve NATO ucunu korumada bu yetmez mi? (Radar konuşlandırmada) Türkiye ya da başka bir yeri eklemeye ihtiyacınız var mı?" şeklindeki sorusu üzerine de, sadece savunmak zorunda oldukları coğrafyayı değil, potansiyel tehdidin kaydettiği gelişmeleri de izlemek açısından, bir yerine, birden fazla radarın olmasının gerekliliğine işaret etti. "Bir radarın olması iyi, ikinci radarın olması ise daha iyi" ifadesini kullanan Stavridis, bu tür teknik detayların üzerinde çalışıldığını yineledi.

AA
http://www.haber7.com/haber/20101125/NATO-30-ulkeyi-tehdit-olarak-algiliyor.php

Kore ve İsrail: Soğuk Savaş

Ardan ZENTÜRK
25 Kasım 2010 Perşembe

Kuzey Kore’nin, Güney Kore’yi topçu ateşine tutması, dünyanın aklı başında geniş bir kesimi açısından hayli gerilerde kalmaya başlamış bir kavramın son uzantısı gibi: Topçuların konuştuğu o sınır, aynı zamanda, 2’nci Dünya Savaşı sonrasında insanlığa yön vermiş Soğuk Savaş’ın da fiilen başladığı yerdir.

1950’lerin başlarında Kore’de karşı karşıya gelen güçler, küresel dengelerde söz sahibi olmak istiyorlardı. Amerika’nın liderliğindeki “özgür dünya” ve Çin-Sovyet hattında şekillenen “komünizm” ilk bilek güreşini o küçük yarımadada gerçekleştirdiler.

Soğuk Savaş yıllarından Kore için geriye kalan gerçek şudur: Amerikan finansı ile desteklenmiş, sosyal güvenlik sistemi yerlerde sürünen, uzun süre ucuz emek gücü olarak değerlendirilen fakat günümüzde dünya ekonomileri sıralamasında 12’nciliği yakalamış Güney Kore... Halkı açlıktan telef olmak üzere, elinde nükleer silah olan bir garip diktatoryal sistem Kuzey Kore...

İnsanlık, “nükleer silah üretim kapasitesini” geliştirmiş, bunu, İran, Suriye gibi ülkeler ile de paylaşan Kuzey Kore üzerinde şekillenen bir hesaplaşmanın kara bulutlarını izliyor...

Aslında önümüzdeki gerçek şu: Soğuk Savaş ile şekillenen siyasi yapılanmalar, ömürlerini tamamlamaktadır.

Artık ne, Kuzey Kore o haliyle varlığını sürdürebilir... Ne de Güney Kore... Yeniden yapılanacak bir sentez, Kore’nin tarihsel kimliğiyle uyumlu bir siyasi yapılanmayı da beraberinde getirecektir.

Umudumuz, bunun “çılgın” bir hesaplaşma, hatta nükleer silahların kullanıldığı bir yıkımla değil, daha sakin bir süreçte olması...

İsrail’in telaşı

Aslında, “çanların Ortadoğu’da da Soğuk Savaş’la çizilmiş suni sınırlar için çaldığı” bir gerçektir. Türkiye, son dönemde izlediği atak politikayla, Suriye ve Irak sınırlarını “doğal haline döndürme” başarısını göstermiş durumda...

NATO üyesi Türkiye ile “Moskova’ya yakın Şam ve Bağdat” gerçeği tarihin tozlu raflarına gönderildi bile...

Tıpkı, Soğuk Savaş yıllarında pompalanan “İran endişesi”nin olduğu gibi!..

Bu, kendini değiştirmede hayli zorluk çektiği belli olan bir devleti, İsrail’i, bir hayli telaşlandırmış görünüyor.

Bir Soğuk Savaş ürünü

İsrail, Kuzey ve Güney Kore, Küba, bugün dağılmış olan eski Yugoslavya gibi tipik bir Soğuk Savaş ürünü olan bir siyasi yapılanma!.. 2’nci Dünya Savaşı sonrasında doğu-batı dengelerinin tetiklediği bir coğrafyada bölge dışı güçlerin desteğiyle kuruldu, bugüne kadar da o dengeleri kullanarak yaşamayı sürdürdü.

Fakat, dünya, artık, İsrail’in kurulduğu dünya değil!..

Ortada ne Sovyetler Birliği var, ne nükleer dehşet dengeleri ne de küresel anlamda birbirleriyle her bölgesel savaşta hesaplaşan güçler...

Soğuk Savaş dünyasında Türkiye, Batı savunmasının kanat ülkesiydi... Günümüzde, bölgesel politikaların geliştirildiği bir merkeze dönüşüyor...

Soğuk Savaş dünyasında Ortadoğu, tıpkı bugünün Kore yarımadasında olduğu gibi “askeri güçlerin” önem kazandığı bir bölgeydi, günümüzde, “soft power” olarak adlandırdığımız kültürel-ekonomik ilişkilerin harmanlandığı bir bölge haline geldi...

Ortadoğu’nun yeni sentezi

Belli ki, artık, “orduların” değil, “sivil ilişkilerin” önem kazandığı bir Ortadoğu’dan söz ediyoruz. Bu, Ortadoğu’da, İsrail ordusundan çok, İsrail finans merkezlerinin bölgenin ortak zenginliğine yapacakları katkının Batı için öne çıktığı bir süreç... Ya İsrail, Soğuk Savaş şartlarında kalmış bir “muz cumhuriyeti” gibi olacak ya da, tıpkı Türkiye gibi hızla dönüşerek bölge barışının ve refahının yeni garantörü, demokratik bir devlet...

Lizbon’daki son NATO Zirvesi’nde ortaya çıkan tablo sonrasında İsrail’de yaşanılan telaşın temelinde bu var... Dünyanın gerçeği karşısında dönüşmek zorunda olduklarını anlıyorlar, bir türlü beceremiyorlar...

Kuzey Kore nasıl durmadan çevresini askeriyle tehdit ediyorsa, onlar da yaşamlarını bütün bir bölgeyi tehdide dayandırarak sürdürmeye çalışıyor...

Giderek... Kore’nin “Kuzey”i ne ise, Ortadoğu’nun İsrail’i de o oluyor...

Özellikle Amerikan yönetiminin geleneksel İsrail politikalarından sıyrılıp, Türkiye ağırlıklı Ortadoğu stratejisine döndüğünün sorgulaması yapılırken bu gerçeğe lütfen dikkat!..

http://www.stargazete.com/gazete/yazar/ardan-zenturk/kore-ve-israil-soguk-savas-311222.htm

Dışişleri'nden Suriye açıklaması: Askerî toplantı aralıkta

25.11.2010

Türkiye ile Suriye arasında gerçekleştirilecek işbirliği toplantısının İsrail'i rahatsız edebileceğine yönelik, Genelkurmay'ın hazırladığı iddia edilen rapor, Dışişleri Bakanlığı tarafından yalanlandı.

Ekim ayı içerisinde Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın temasları neticesinde Suriye'yle Askerî Diyalog Toplantısı yapılması kararlaştırılmıştı. Bakanlık, toplantının aralık ayının ikinci yarısında bir tarihe alındığını duyurdu. Açıklamada, "Genelkurmay Başkanlığı'mızın önümüzdeki dönemde gerçekleştirilmesi planlanan Türkiye-Suriye Askeri Diyalog Toplantısının İsrail'i rahatsız edeceği gerekçesiyle yapılmaması tavsiyesini içeren bir rapor hazırlattığı yolunda bazı basın organlarında yayınlanan haber asılsız ve temelsizdir. Nitekim, Genelkurmay Başkanlığı'mız ve Suriyeli karşıtı arasında yapılan mektup teatisi sonucunda Türkiye-Suriye Üst Düzey Askeri Diyalog Toplantısı'nın aralık ayının ikinci yarısında gerçekleştirilmesi hususunda mutabakat sağlanmıştır." ifadelerine yer verildi. Basında yer alan bir habere göre, 21 Kasım 2010 tarihinde başlayacak bu toplantının İsrail tarafından olumsuz karşılanacağı şeklinde bir rapor hazırlandığı iddia edilmişti. ANKARA ZAMAN

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1056704&title=disislerinden-suriye-aciklamasi-askerî-toplanti-aralikta

Chengdu J-10 Next Variant Developing

Nov 19, 2010
By Reuben F. Johnson

ZHUHAI, China

Chengdu Aerospace’s most famous product, the J-10 fighter aircraft, made its inaugural appearance at Zhuhai’s Air Show China in 2008, offering one of the most remarkable flight displays of the event. In the intervening two years, the program has made notable progress.

The J-10’s evolution mirrors that of another famous single-engine fighter aircraft, the Lockheed Martin F-16 in more than one respect.

One of the F-16’s major developmental milestones was the introduction of a second, alternate engine, the F110-GE-100, which at the time produced 6,000 lbs more thrust than the F-100-PW-100/220 that was the aircraft’s original power plant. In the same vein, Chinese industry has been hard at work to complete testing and development of the Liming Aeroengine Manufacturing Corporation (LMAC) WS-10A engine.

According to Chinese news reports, the WS-10A has been flying on board prototype aircraft of the J-10’s next block-series development, which has been designated as J-10B. The WS-10A will replace the Salyut AL-31FN engine, which was the aircraft’s original power plant.

Included as part of the J-10B’s configuration is an entirely new design for the engine inlet, which has changed from the rectangular configuration developed for the AL-31FN to an oval-shaped inlet. This again parallels the F-16’s development in which a “big mouth” inlet was developed for the aircraft to provide an increase in air flow for the enhanced thrust of the GE F110 engine.

In the modern day, however, what makes the major difference in combat aircraft performance is the capability of the on-board electronic systems. Chinese industry officials told Aviation Weel that a new line of products is in development to replace some of the major pod container systems in use now on the J-10 and other aircraft.

Most notable here is the CETC KG300G electronic warfare pod, which will be redesigned in a new variant that expands the frequency bandwidths it can cover. Also in development is a new-generation active electronically scanned array (AESA) radar that would replace the aircraft’s current mechanically-steered array. “AESA radars are a major improvement for any fighter aircraft,” said one Chinese designer, “in that it provides a significant increase in reliability and radar performance.”

Photo: Douglas Barrie

http://www.aviationweek.com/aw/generic/story_generic.jsp?topicName=zhuhai_2010&id=news/awx/2010/11/19/awx_11_19_2010_p0-271212.xml&headline=Chengdu%20J-10%20Next%20Variant%20Developing

Changes in the Turkish Threat Perception

10:52 GMT, November 17, 2010

Turkey's National Security Council document, the 2010 “Red Book,” which maps the expected threats to Turkey in the coming years, includes a number of sections that are highly problematic for Israel. The document itself is classified, and therefore there are different versions regarding its content. Nevertheless, according to published information, Israel’s precedent-setting inclusion in the Red Book, and especially the claim that Israel’s policy is undermining the stability of the region, are additional evidence of the difficult state of Israel-Turkey relations. The document does not claim there will be a direct clash between the two countries, but the very fact that Israel is mentioned will intensify the mutual suspicion between Israel and Turkey.

Compared with previous documents of this type, the 2010 document is radically different. The omission of Syria in the Red Book and the indirect reference to Iran’s nuclear program, rather than the reference to Iran as an explicit threat, reflect Turkey’s “zero problem” policy toward its neighbors. According to this policy, promoted by Turkish Foreign Minister Ahmet Davutoglu, Turkey must and can solve its conflicts with its neighbors. This is in contrast to Turkey’s traditional approach that the country’s borders are under constant threat. That the Red Book reflects the zero problem policy also stems from the changes that have taken place in the makeup of the National Security Council since 2003. As part of the reforms connected with Turkey’s attempt to enter the European Union, a majority of the council members are civilians, as opposed to the former situation, when the council was controlled by military figures and mainly reflected the positions of the Turkish armed forces. Therefore, Davutoglu’s success in making his innovative ideas the guideline for Turkish foreign and defense policy is not surprising.

While to a large extent the Red Book reflects changes that have already taken place in relations between Turkey and its neighbors, a future development that could affect Israel is connected to the Turkish army. There is a large gap between the size of the Turkish army, the second largest in NATO, and the Turkish perception of the threat. According to this threat perception, as reflected in the Red Book, there are few direct threats to Turkey. Already now, some in Turkey are expressing opposition to the country’s military draft, and there are calls to turn the Turkish army into a professional army of more limited scope. Such a change, if it occurs, can be expected to be gradual. Nevertheless, it would accelerate the process of weakening the Turkish army as a player in Turkish politics. The weakening of the army, which is connected to the struggle between the old secular elite and the rising religious elite, has been underway for some time. This trend has accelerated in the past two years, and was expressed, inter alia, in the accusation that retired senior military officials attempted to bring about the fall of the government headed by the Justice and Development Party.

The weakening of the Turkish army is worrisome for Israel for two reasons. One is that it was the Turkish army and security establishment that played a central role in promoting Israel-Turkey relations in the past. Two, the lack of direct threats to Turkey ostensibly reduces both the need to purchase advanced weapon systems and Turkey’s dependence on purchasing such systems from the West.

Another source of concern for Israel is the possibility that changes in the size of the Turkish army will affect Turkey’s standing in NATO. The strength of the Turkish army was a decisive factor in the importance NATO attributed to Turkey during and after the Cold War. Turkey’s continued membership in NATO as a significant player is in Israel’s interest because it reduces fears of a potential Turkish-Syrian-Iranian defense axis. It is already possible to see the tension between Turkey’s changed threat perception and the perception of most NATO members. For example, Turkey is opposed to defining the anti-missile defense system that NATO will apparently station on its territory as a system intended to protect it from a possible Syrian, Iranian, or Russian attack. The reason for this, it is claimed, is that not only do these neighbors not constitute a threat to Turkey; they also do not constitute a threat to the other members of NATO. Nevertheless, the fact that Turkey is making efforts to reach a compromise formula on the stationing of the defense system makes it clear that Turkey too still sees its membership in NATO as a central axis in its defense strategy.

The significant change in the Turkish threat perception, as derived from the zero problem policy and the Red Book, is connected to Turkey’s relations with its neighbors. However, these relations cannot be conducted in isolation from developments in the regional and international system. It seems, therefore, that there is a certain contradiction between Turkey’s desire to stabilize the regional system on the one hand, and its support for revisionist players like Iran on the other. True, the Turks claim that only a policy of dialogue will lead to a resolution of the dispute with Iran on the issue of building its nuclear capability, but in practice, Iran is continuing to promote its nuclear program. In light of this, a comprehensive and critical look at the Red Book raises the question whether some of Turkey’s actions – even if indirectly – are undermining stability in the regional system.
----
By Gallia Lindenstrauss, , Institute for National Security Studies, INSS Insight No. 220

http://defpro.com/daily/details/695

Büyükada gemisinin inşası devam ediyor

Milli Gemi Projesi MİLGEM adı altında, İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda 22 Ocak 2007 tarihinde inşasına başlanan HEYBELİADA Korveti 2 Kasım 2010'da ilk seyrine çıktı. Projenin ikinci gemisi olan BÜYÜKADA F-512'nin inşası İstanbul Tersanesi komutanlığında devam ediyor.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı sitesinden aldığımız bilgilere göre MİLGEM Projesiyle, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir savaş gemisinin savaş sistemleri de dahil olmak üzere tüm tasarım, entegrasyon ve analiz aşamalarını tamamen milli olarak gerçekleştiriliyor.

Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, bu projeyle çok sayıda milli sanayi kuruluşu, üniversite ve bilimsel kurumu da bir araya getirerek, bilgi ve tecrübe birikimiyle Türkiye'nin kendi savaş gemisinin tasarım ve üretimini yapmasını sağladı.

Türkiye’nin ilk milli üretim savaş gemisi olan HEYBELİADA (F 511)’nın donatım, test/tecrübe ve eğitim faaliyetlerine yoğun bir program dahilinde devam ediliyor. Bu kapsamda; 02 Kasım 2010 tarihinden itibaren Deniz Kabul Tecrübelerine başlanılan HEYBELİADA (F-511)’nın, ana tahrik (ana makina), seyir sistemleri ve savaş sistemlerinin deniz şartlarındaki performans kontrolleri yapılıyor. Projenin ikinci gemisi olan BÜYÜKADA (F-512)’nın tekne inşası da İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda devam ediyor. Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından HEYBELİADA (F-511)’nın tasarım, inşa ve kullanım sürecinden elde edilecek bilgi ve tecrübeler ışığında Deniz Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarına yönelik su üstü ve su altı silah sistem ve platformlarının geliştirilmesine devam edilecek.

http://www.denizhaber.com.tr/gemi-insa-san./28227/buyukada-heybeliada-milli-gemi-proje-milgem-tasarim-entegrasyon-asama-korvet.html

24 Kasım 2010 Çarşamba

ASELSAN, Mikrodalga Modül Üretiminde Büyük Oynuyor

İhracat hacmini büyütmeyi hedefleyen ASELSAN, Macunköy tesislerinde bulunan Mikrodalga Modül Üretim Merkezi’ni yeni yatırımlarla genişletiyor. 23 Kasım’da yaptığı açıklamada, mevcut tesislere ilave olarak, 200 milyon doları aşan yatırımla kurmakta olduğu Ankara Gölbaşı’ndaki Radar ve Elektronik Harp Sistemleri Tesisi’nde de bu modüllerin üretileceği ilave temiz odalar inşa edileceğini söyleyen ASELSAN, modül üretim alanını 2 bin metrekarenin üzerine çıkartmayı planlıyor. Bu sayede Avrupa’nın en büyük üç mikrodalga modül üreticisinden biri haline gelecek olan ASELSAN’ın hedefinde ise kendi projelerindeki ihtiyacı karşılamanın ötesine geçerek modül ihracatçısı olmak var.

ASELSAN, hem manuel hem otomatik kaynak, bağlama, lehim, yalıtma cihazları gibi mikrodalga modül üretimi için özelleştirilmiş çok sayıda ekipmanın bulunduğu bu üretim altyapısının, uzay sistemlerinin gereklerini karşılayan “uzay kalifiye” mikrodalga modül üretimine de olanak verdiğini belirtiyor.

Hâlihazırda Türk Silahlı Kuvvetlerinin ileri teknoloji içeren sistemlerinde kullanılmakta olan bu modüller, ileri teknoloji ürünü faz dizili antenlere sahip radar sistemleri ve uçak, helikopter gibi hava platformlarında kullanılan elektronik harp sistemlerinin vazgeçilmez bir unsuru. Dünyanın sayılı firmalarında bulunan özel altyapılar sayesinde üretilebilen ve mikrodalga frekanslarında çalışan bu modüller, radar ve elektronik harp sistemlerinin birçok işlevini askeri sistemlerin gerektirdiği hassasiyette yerine getirirken, küçük ve hafif olmaları sayesinde önemli avantajlar sağlıyor. Örneğin bir radarın sinyal gönderme ve alma işlevlerini sağlayan “Göndermeç-Almaç Modülü”, küçük bir cep telefonu ebatlarında üretilebiliyor. Sistem tasarımına göre, sinyal alma işlevini üstlenen “Almaç Modülü” veya sinyal gönderme işlevini üstlenen “Göndermeç Modülü” daha da küçük olabiliyor. Bu modüllerin belirli bir sayıda bir arada kullanılmasıyla, hedeflenen yüksek performans çok küçük boyutlarda elde edilebiliyor.

ASELSAN tarafından özgün olarak geliştirilerek Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim edilen radarlarda ve elektronik harp sistemlerinde; almaç, göndermeç ve göndermeç / almaç modüllerinin yanı sıra frekans indirgeme modülleri, frekans yükseltme modülleri, anahtarlama modülleri, ayırıcı modülleri gibi çok farklı işlevleri yerine getiren mikrodalga modüller kullanılıyor.

ASELSAN’ın, yapılan bu yeni yatırımla, 36 ülkeye doğrudan satış yaptığı ürün yelpazesine mikro dalga modülleri de çok kısa bir zaman içerisinde eklemesi şaşırtıcı olmayacak.

http://www.milscint.com/haberdetay.asp?haberid=1592&hid=10

Iran to Develop New Generation of S-200 Air Defense Missiles

TEHRAN (FNA)- A senior Iranian military commander announced on Sunday that the country will unveil a new generation of long-range S-200 air defense missile system by February.

"We have made good progress in developing HQ and S200 systems. Our S200 systems were active for a few hours a day but we have managed to turn it to a 24-hour system," Commander of Khatam ol-Anbia Air Defense Base Brigadier General Ahmad Miqani told a news conference today.

"The second optimization phase of the system will be carried out in (the Iranian calendar month of) Bahman (January 21- February 19, 2011) this year. In this phase the radar system of the S200 missiles will be boosted and will be made fully digital," Miqani noted.

S-200 system is a very long range, medium-to-high altitude surface-to-air missile (SAM) system designed to defend large areas from bomber attack or other strategic aircrafts. Each battalion has 6 single-rail missile launchers and fire control radar. It can be linked to other, longer-range radar systems.


Each missile is launched by 4 solid-fueled strap-on rocket boosters. Maximum range is between 200 and 350 km depending on the model. The missile uses radio illumination mid-course correction to fly towards the target with a terminal semi active radar homing phase.

Tehran launched an arms development program during the 1980-88 Iraqi imposed war on Iran to compensate for a US weapons embargo. Since 1992, Iran has produced its own tanks, armored personnel carriers, missiles and fighter planes.

Yet, Iranian officials have always stressed that the country's military and arms programs serve defensive purposes and should not be perceived as a threat to any other country.

In November 2009, Lieutenant Commander of Khatam ol-Anbia Air Defense Base General Seyed Reza Taheri told FNA that Iran has successfully increased the speed and range of its air defense systems.

"The air defense systems' operational speed and range have been promoted thanks to the attempts made by our country's experts. We are witnessing a jump in this field when considering the previous models," the Commander said at the time.
http://english.farsnews.com/newstext.php?nn=8908231551

Iran developing long-range radar, upgraded missile defense

November 14, 2010 By the CNN Wire Staff

Iran's military is working to exponentially boost the range and numbers of its radar systems as part of a series of stepped-up defense measures, state-run media reports.

Brig. Gen. Ahmad Miqani, commander of the Khatam ol-Anbia Air Defense Base, said Sunday that Iran is working on a radar system to detect low-altitude objects as far as 3,000 km (1,864 miles) away, according to Iran's semi-official Fars News Agency. Previously, the maximum range for Iranian radar was 400 km (250 miles), he said.

"Today, we are building all types of active or passive radar systems, with any kind of range and in any frequency," Miqani said, according to Fars.

The latest public comments touting its upgraded military capabilities come days after Israeli Prime Minister Benjamin Netanyahu called Iran the biggest threat to his country and the world, in a speech to a major Jewish organization.

Starting Tuesday, Iran's military will hold five days of air defense drills to assess the effectiveness of its missile defense and weapons systems, Miqani said, according to state-run Press TV. During the drills, which were described as an annual exercise, Iranian forces will fend off "mock enemy" aircraft and missiles, the report said.

Besides the new and upgraded radar, all of which will be produced domestically, Iran is also making progress in updating its missile defense systems, according to the Fars report.

Miqani said that the military has finished the design stage of its long-range air missile defense system. Iran, too, expects to double the range of its low-altitude Mersad air defense system, he added Sunday.

These announcements come a month after the national defense ministry said Iran had successfully expanded the range of its mid-range Mersad missile defense system.

Iranian Defense Minister Ahmad Vahidi said earlier this year that Iran's radar systems can now detect any air-borne target, the Fars report said.
"Today, we own sea-based and ground-based radars, as well as radars (that) are capable of identifying multiple air targets in various frequencies and different altitudes," Vahidi said.

http://articles.cnn.com/2010-11-14/world/iran.military.radar_1_defense-system-missile-defense-long-range-radar?_s=PM:WORLD

Iran Boosting Range of Home-Made Radars
http://english.farsnews.com/newstext.php?nn=8908231655

Pakistan Air Force to Purchase 4 Chinese SAM Systems

In an interview with the Global Times newspaper, Rao Qamar Suleman, air chief marshal of the Pakistan Air Force has confirmed the rumors that Pakistan Air Force will purchase up to four Chinese Surface-to-Air Missiles to meet its airdefence needs.

Air Chief Marshal Rao Suleman has said that Pakistan air force is evaluating, different Chinese surface-to-air missiles for the purchase of 3 to 4 SAM systems. One of the systems under evaluation is "HQ-18"surface-to-air missile system.

HQ-18/ SA-12A "Gladiator"

As per Jane's Defence weekly Hong Qi-18 (HQ-18) surface to air missile system is Chinese version based on the S-300 that is also known as SA-12A "Gladiator". HQ-18 system has a range of 100 km and it can be used against short-range ballistic and cruise missiles as well as against aircraft.

HQ-12/ KS-1A

Another surface to air missile that may be under consideration is China's indigenously developed HQ-12 / KS-1A SAM. These surface-to-air missiles are available with two engagement radars H-200 phased array radar and SJ-231 phased array radar.

The SJ-231 radar system for the KS-1A/HQ-12 SAM system is based on the on the HT-233 PESA engagement radar which is associated with the advance Chinese surface-to-air missile system HQ-9 / FD-2000. SJ-231 is a self propelled radar.

China's indigenously developed HQ-12 / KS-1A missile is a single stage missile that uses the solid propellant. It has very short span delta wing design that is very much like that of the US Hawk SAM. KS-1A Missiles uses the rail launchers. Depending upon the target’s speed maximum range of KS-1A varies from 38-50km. It can be used against targets flying as high as 27000m and as low as 300m.
http://pakmr.blogspot.com/2010/11/pakistan-air-force-to-purchase-4.html

China Rolls out First of Four ZDK03 AEW&C Aircrafts 'Karakoram Eagle' for Pakistan Air Force

First of four Pak-Chinese ZDK-03 Airborne Early Warning and Control System (AEW&C) Karakoram Eagle for the Pakistan Air Force was displayed in a rollout ceremony was held at Hanzhong in China. Pakistan Air Force’s chief Air Chief Marshal Rao Qamar Suleman was the guest of honor for this ceremony at this ceremony. It was also attended by the Commander of the PLA Air Force and other military and civil officials from the China.

Pakistan Air Force signed an agreement for the joint development of four ZDK-03 AEW&C aircraft Karakoram Eagle which were to be configured to meet Pakistan's specifications in 2008 with China Electronics Technology Group Corporation.

The ZDK-03 AEW&C is specifically designed to meet the requirements of the Pakistani airforce. It has very advance AESA radar along with other sensors and communications equipment. This arrangement is similar to the one being used by the E-2C/D Hawkeye Airborne Early Warning Aircraft used by the USN.

This arrangement will allow ZDK-03 AEW&C Karakoram Eagle to provide 360º radar coverage. Air Chief Marshal Suleman has said that this event as "another milestone in the exemplary history of cooperation between Pakistan and China”. This AEW&C aircraft will strengthen the PAF's capabilities to maintain "peace with honour in the region".

Generally speaking ZDK-03 AEW&C Karakoram Eagle is very much similar to the P-3 Orion aircraft fitted with the E-2C Hawkeye 2000 Airborne Early Warning (AEW) suite which were offered to the Pakistan Navy. ZDK-03 AEW&C Karakoram Eagle will offer PAF with long-range, high endurance and extra internal space for the equipment and personal when compared to the Saab-2000 AEW&C Erieye.

After the development of the KJ-2000 AWACS which is based on the IL-76 military transport aircraft and KJ-200 Balance Beam AEW&C based on Chinese Y08 aircraft in 2001/02, development of the a type of AEW&C aircraft was revealed in 2005. This AEW&C aircraft like KJ-200 is also based on Y-8 Turboprop Transport Aircraft. This AEW&C was based on the Y-8F400 airframe and it was equipped with the conventional rotodome mounted above the fuselage to carry the Radar for Early warning.

The Y-8F-400 aircraft was an improvement over the older Y-8 models. ZDK-03 AEW&C Karakoram Eagle is based on the Y-8F600 which is the most advance variant of the Y-8 aircraft . This version of y-8 has been extensively upgraded with modern technologies including turboprop engine and avionics.

The Y-8F600 is also called “Category-III Platform” which can be used as platform for the airborne early warning, ELINT) or as a maritime patrol aircraft. Y-8F600 features new advanced glass cockpit which only requires only crew of two to operate. Compared to earlier versions Y-8F600 offers significant improvement in the take-off performance from hot and high airports and high altitude cruise performance, reduced noise levels.

Chinese KJ-2000 AWACS based on the IL-76 carries AESA Radar within its fixed rotodome in a triangular arrangement to provide a 360 degree coverage, on the other hand ZDK03 AEW&C Karakoram Eagle have a conventional rotating rotodome very much like that of E-3 and E-2C/D to provide a 360 degree coverage.

ZDK-03 AEW&C Karakoram Eagle has single active electronically steered array radar from the Chinese KJ-2000 which is mounted on a turboprop-powered Y-8F600 in a rotating rotodome. It was because of the high performance and low cost of this AEW&C system after joing Pak-China upgrade that forced PAF to reduce its order for the Saab-2000 AEW&C Erieye from 6 to 4 systems.

http://pakmr.blogspot.com/2010/11/china-rolls-out-first-of-four-zdk03-aew.html

Offer Turkey Tank Production

23 November 2010

JAKARTA (SINDO) - The government of Turkey offer cooperation production combat vehicle types of tanks to Indonesia. This is expressed by a spokesman for the Ministry of Defence (Kemhan) I Wayan Midhio Brigadier General in Jakarta, yesterday.

Midhio said Turkey's offer in the form of technology transfer. The offer was still in the process of discussion in Kemhan. "Turkey has come to offer cooperation in the production of tanks with transfer of technology," he explained. However, no mention Midhio offered these types of tanks. Defense industrial cooperation with Turkey, continued Midhio, so far going well. Both countries, he said, also has agreed to transfer technology in the form CN-235 aircraft modification from the planes used to be a maritime patrol aircraft with advanced electronic means completeness.

"Indonesia's military cooperation with Turkey is quite profitable and continue to be enhanced because this country is very advanced military technology capability," he said. Indonesia is being active lately conduct strategic talks with a number of countries, especially concerning the procurement of major weapons systems (defense equipment) as well as the development of the defense industry. Last week, Defense Minister Purnomo Yusgiantoro said Indonesia and China also are exploring joint missile production. China is planning to produce anti-C-705 missiles for air defense and sea.

The missile was developed from C-802 missiles have been used kapalkapal Navy's war. "For example, the procurement of missiles C 802 and C 705. If you want to multiply, why not built in Indonesia alone? "Said Purnomo. Military observers from the Centre for Strategic and International Studies (CSIS), Evan A Lesmana said defense cooperation must be coupled with follow-up of concrete. For example, the extent to which cooperation can be realized in the form of military training or technology transfer in defense equipment procurement? "The problem's not a defense cooperation in terms of quantity of how much cooperation ditandatangani.Tapi, his follow-up to help the capability of the armed forces," he said.

Furthermore, Evans said, in the context of procurement of defense equipment are faced with problems that are not easy. Government and Armed Forces need to think about for arms to be held or technology transfer plan is really well-planned and well integrated. Referring to data released Kemhan in 2004, said Evan, so far Indonesia still use defense equipment from 17 countries, 173 species. "The purchase and transfer of technology must be planned. There must be no weapons that are not needed, "he said. (Definitely Liberti)

http://defense-studies.blogspot.com/2010/11/turki-tawarkan-produksi-tank.html

Buying submarines that nobody can operate is a bit foolhardy

November 16th, 2010

By Abdul Milazi
 
The SA Navy submarine SAS Manthatisi could not put to sea because she did not have a trained crew, SA Navy’s chief director maritime strategy, Rear-Admiral Bernhard Teuteberg, told members of Parliament’s defence portfolio committee.

Teuteberg, said the fact that the submarine was currently dry-docked at the Simon’s Town naval dockyard was “not only the batteries” as aluded to by Defence Minister Lindiwe Sisulu, early this year in a written reply to a parliamentary question.

She said the Manthatisi was languishing in the submarine shed at the naval base “to minimise exposure to the elements while its batteries are being subjected to maintenance”.

Okay, I am thinking here why spend billions of rands on submarines when we don’t have crews to operate them? But I guess it’s just me thinking.

It’s like buying a Lamborghini before getting your drivers licence, and then realising much later that you in fact need to learn how to drive and get a licence – a conclusion that only needs common sense.

If we can’t operate them, we might as well loan them to the Somali pirates – that way we will get some money out of owning them.

http://blogs.timeslive.co.za/common-dialogue/2010/11/16/buying-submarines-that-nobody-can-operate-is-a-bit-foolhardy/