Savunma ve Stratejik Analizler

3 Ocak 2012 Salı

KÜRESEL KAVRAM: Türk bayrağı...


Ardan ZENTÜRK
2 Ocak 2012 Pazartesi

Mustafa Denizli’nin çalıştırdığı İran’ın Persepolis takımını sakın yabana atmayın, Asya’nın seyirci desteği ve popülerlik açısından önde gelen ilk üç takımından biridir. Fenerbahçe-Galatasaray arasında şekillenen “İstanbul derbi”sinin benzeri Persepolis ile İstiklal takımları arasında “Tahran derbi”si olarak yaşanır ki, öyle böyle değildir. Persepolis ve İstiklal açısından asıl kabus ise gittikleri Tebriz deplasmanında yaşanır.

Tebriz, “Güney Azerbaycan” olarak da adlandırılan İran Azerbaycan’ının başkenti. Azeri Türkleri, 75 milyonluk İran nüfusunun yaklaşık yüzde 35’ini oluşturuyor. Bu, “Kuzey Azerbaycan”da, yani günümüz bağımız Azerbaycan Cumhuriyeti’nde yaşayan Azeri Türkler’inden çok daha büyük nüfusun İran vatandaşı olduğu anlamına geliyor.

Bu nedenle...


Ne Türkiye, kendi soydaşlarının büyük zarar görebileceği bir Amerikan-İsrail askeri saldırısında İran’a karşı planlamalarda yer alabilir... Ne de, Tahran’daki birkaç tuhaf açıklamanın dışında, İran yönetimi, Türkiye ile “kan bağı” olan vatandaşlarının düşüncelerini ezerek Türkiye’ye karşı bir askeri saldırıyı planlayabilirler.

Geçelim... Dönelim futbola...

Tebriz’in Traktor Sazi isimli takımı, İran’da yaşayan Türkler’in sembol takımıdır. Mustafa Denizli, Persepolis’in başında Tebriz deplasmanına gittiğinde karşısında 70 bin kişilik stadı dolduran Türkler’i, Türk siyasetinde bir partinin tekelinde görülen “bozkurt işaretini” ve daha da önemlisi Türk bayraklarını görecek!.. Traktor Sazi taraftarları, ulusal kimliklerini futbol stadyumunda en net şekilde sergileyen ve özellikle Türk bayrağını Tahran takımlarına karşı dalgalandıran taraftarlar olarak tanınıyor. Yönetim o taraftardan haliyle rahatsız ama ülkenin iç dengeleri Tahran’ı hareketsiz kılıyor...

Türk bayrağının Tebriz stadyumunda dalgalanması, İran vatandaşı Azeri Türkleri’nin ayrılıkçı yapıda olduğunu göstermiyor. Türk bayrağı, giderek, dünyanın hemen tüm sorunlu bölgelerinde ezilenin, hakkını arayanın ve zalime karşı direniş sergileyenin sarıldığı bir “küresel kavrama” dönüşüyor.

İsrail askerlerinin Gazze sınırında yaşanılan en küçük gerginlikte karşılarında Türk bayrağı sallayan Filistinliler ile karşılaşmaları bir tesadüf olabilir mi? Hayır!.. Gazze’de yaşayan Filistinli için Türk bayrağı, onun hakkını kollayan bir ulusun sembolü niteliğinde... Yarın, “Özgür Filistin” kurulduğunda biliyoruz ki, tıpkı Kosova’nın bağımsızlık ilan gününde olduğu gibi meydanlar Türk bayrağı ile dolacak. Bir devletin doğduğu anda Priştine’de yükselen Türk bayrağı nasıl Kosova halkının özgürlüğünün garantörü ise yarın aynı durum Filistin’de de yaşanacak...

Kaddafi rejimine karşı sürdürülen direniş sırasında Libya’nın Bingazi kentinde görülen Türk bayrağının, günümüzde Suriye direnişçilerinin elinde olması bize bir tek gerçeği gösteriyor: Türk bayrağı, hiçbir ulusun bayrağına nasip olmayan bir küresel gelişmenin sembolü haline geliyor. Kaderlerini bizimle birlikte yaşamakta kararlılık gösteren mazlum uluslar için Türk bayrağı haksızlığa karşı direnişin ve özgürlük mücadelesinin bayrağı oluyor.

Ay-yıldızlı bayrağın gölgesinde yaşamımın en anlamlı anısına 2004 yılında Afganistan’ın başkenti Kabil’de ulaştım. 2003 yılında başlayan savaşın taze günlerinde Kabil’de görevli Mehmetçik ile birlikte devriyeye çıktım ve onların sokakta, namlularını Afgan halkına çevirmeden, sanki, o ülkenin öz evlatları, öz askerleriymiş gibi, yaya gerçekleştirdikleri, devriye görevlerini görüntüledim. Aynı dakikalarda başka ulusların askerleri zırhlı personel taşıyıcılarından başlarını bile çıkaramıyorlardı!..

Afgan halkı da “o bayrağın” anlamını ve bütün mazlum doğu halkları gibi çok iyi biliyordu...

Bu, 2012’nin ilk yazısı...

Bu yıla bir kez daha ülkeme olan güvenle başlıyorum...

Millet büyüktür...

Milletin bayrağı, artık, zalimin korkusu, mazlumun umududur...


Belki de, “dünyanın emperyalist başkentlerinden” yükselen homurtuların ana nedeni budur...

http://www.stargazete.com/yazar/ardan-zenturk/kuresel-kavram-turk-bayragi-haber-411370.htm

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder