Savunma ve Stratejik Analizler

28 Şubat 2012 Salı

"YERLİ KATKI ORANININ ARTIŞINDA OSB'LERİN ROLÜ BÜYÜK"

14 Şubat 2012 --- GİRAY DUDA

Türkiye'de savunma, savaş, silah, araç ve gereçlerini üreten veya bu üretimlere katkıda bulunan üretici firmaları bir çatı altında topluyor. Stratejik vizyonu, savunma sanayiinin, Türkiye'nin savunma ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılayabilen ve Uluslar arası alanda rekabet edebilen bir sektör haline getirmek.

SaSaD Genel Sekreteri M. Kaya Yazgan, derneğin, ülkemizin savunma sanayii sektöründeki üreticileri büyük ölçüde bünyesinde topladığını, bu hassas sektörde çalışabilmek için gerekli koşulları yerine getirenlerin de yedek üyelikten asil üyeliğe geçirildiğini anlatıyor.

Savunma sanayiinin krizlerden az etkilendiğini hatırlatan M. Kaya Yazgan, uzun yıllara dayalı teknoloji ve finansman planlaması yapan sektörde bir kriz yaşanmadığını ve yaşanmasının da beklenmediğini vurguluyor.

Yazgan, silahlı kuvvetler için üretim yapmak isteyenlerin, öncelikle bu konuyu ciddi biçimde incelemeleri, sorumluluklarını ve yükümlülüklerini yerine getirmek için neler yapmaları gerektiğini iyi değerlendirmelerinin şart olduğunu belirtiyor.

SaSaD Genel Sekreteri M. Kaya Yazgan'a Global Sanayici adına sorduğumuz sorular ve aldığımız yanıtlar şöyle:

- SASAD bugün savunma sanayiinin temel taşlarından birisi haline geldi. Asil ve aday üyeleri birlikte düşünürsek, Savunma Sanayii üreticileri hangi oranda dernekte yer alıyor?

Günümüzde üye ve aday üyelerimizin toplamı 130’u geçti. Hemen hemen yurdumuzun savunma sanayiinde kayda değer bir çaba gösteren bütün ana oyuncuları kapsıyoruz. Bildiğiniz gibi savunma sanayii kuruluşları hem teknoloji hem de firma boyutu açısından büyük farklılıklar gösteriyor. Üyelerimiz birçok yan sanayici ve tedarikçi kullanıyor. Bunların hepsinin bize üye olmasına kuşkusuz gerek yok. Örneğin bir NATO projesi, gelen bir yabancı heyet, sektöre özgü bir yasal düzenleme, özel bir toplantı, uluslararası bir fuar vs. gibi konuları izlemek için SaSaD bir odak noktası. Benzer biçimde sektörün tümünü ilgilendiren sorunların ilgili makamlara iletilmesi için de bir ortam. Bu gibi konularla ilgilenen bütün üreticileri kapsıyoruz.

- Aday üyelik ile asil üyelik arasındaki fark nedir? Üyeler ne gibi prosedürler sonrasında asil üye olabilmektedirler?

SaSaD en kısa tanımı ile savunma sanayii alanında çalışan üreticilerin derneği. “Savunma sanayii” 5201 ve 5202 sayılı yasalar ve yıllık ürün ve teknoloji listeleriyle tanımlanan bir kavram. Bu kapsamdaki ürünlerin üretimi, ithalatı, ihracatı özel mevzuata tâbi. Askeri üretimin özel bir kalite sistemi var. Üretim tesisi ve gizlilik dereceli bilgiye ulaşacak personel için güvenlik belgeleri gerekli. Biz “üye” derken bu açılardan gerekli onayları almış üreticileri tanımlıyoruz. Haberleşme ağımızdaki aday üyeler ise bu işlemleri henüz tamamlamamış, ama sektöre girmek için çalışmalar yürüten üreticiler. İlgili onaylar alındığında aday üye, üye olmak için başvurursa üye olabiliyor.

- Dernek üyelerine, savunma sanayiinde kalıcı olmalarına yardımcı olacak, büyümelerine katkı sağlayacak ne tür olanaklar sağlıyorsunuz?

Yukarıda değindiğim gibi SaSaD iki yönlü (TSK, MSB, SSM’den üyelere ve üyelerden yetkili makamlara) iletişimde bir odak noktası. Ayrıca derneğimizin düzenlediği çeşitli etkinliklerde üyeleri bir araya getirmek, tanıştırmak, ortak çalışmalar koordine etmek gibi işlevleri var. Giderek yurt dışı ile olan bağlarımız güçleniyor. Fuarlar, endüstri günleri, özel ziyaretler, çeşitli uluslararası toplantılarda Türk savunma sanayii hakkında olumlu bir imaj oluşturmaya hem de üyelerimizin müşterileri ile ikili temaslar yapmasına yardımcı oluyoruz. Ama biz SaSaD’ın hep “katkı yapması” “destek olması” gerektiğine inanıyoruz. Asıl yük üreticinin omuzlarında!

- Savunma sanayiinin en büyük kuruluşlarının, kimileri de kurucu olarak SASAD içinde yer aldığını görüyoruz. Yurdun çeşitli bölgelerindeki organize sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren KOBİ'lerin de bu sektöre çekilmesi için tanıtım faaliyetleri yürütüyor musunuz?

Organize sanayi bölgelerinin sanayiin yayılması ve yerli katkının derinleşmesi için vazgeçilmez bir öneme sahip olduğuna inanıyoruz. Bu kapsamda savunma sektörünün birçok ana yüklenicisinin Ankara’da olması nedeniyle bu bölgedeki yan sanayi ile daha yakın ilişkilerimiz olduğunu itiraf etmeliyim. Bunun dışında Eskişehir, Tuzla, Gebze, İzmir, Bursa gibi bölgelerde de üyelerimiz var. Üyelerimizin birbirini tanımalarını sağlayan teknik gezileri bu gibi bölgelere de düzenliyoruz. Örneğin bu günlerde Ankara OSTİM’in yanında Bursa ve İzmir’e gitme hazırlıkları içindeyiz.

- Ana Yüklenicilerle yan sanayii ve KOBİ'ler arasındaki ilişkiler rahat yürütülebiliyor mu? Yükleniciler ve KOBİ'ler açısından yaşanan en belirgin sorunlar nelerdir?

Bu ilişkilerin bizim sektörümüzde diğer sektörlere göre daha sağlıklı yürüdüğünü söyleyebilirim. Her şey bir yana bütün büyük programlarımızda üretimin %20-30 gibi belirlenmiş bir oranda KOBİ’lere aktarılması sözleşme gereğidir. SaSaD’ın 8 adet danışma kurulundan biri KOBİ ve Yan Sanayi Kuruludur. Bu kurul konulan kurallara ve yapılan uygulamalara ilişkin öneriler geliştirdiği gibi, örneğin Kalite Kurulumuzla çalışarak özel küçük üretici için eğitimler de örgütler.

Sektörümüzdeki KOBİ ve alt yüklenicilerin en önde gelen sorunlarının uzun vadeli planlama ve buna dayalı yatırım yapamamak, projelere yeterince erken dönemde girememek gibi konularda yoğunlaştığını görüyoruz. Buna karşılık ana yüklenicilerinin KOBİ ve yan sanayiden önde gelen beklentilerinin de konularında uzmanlaşmaları, kurumsallaşmış ve güvenilir bir yapıya kavuşmaları olduğunu söyleyebiliriz.

- 2012 yılı Türkiye'de küçülme hesapları ve dünyada kriz beklentileri ile başladı. Savunma sanayiinde bugüne değin tek alıcı durumdaki silahlı kuvvetlerin ödemelerinde sorun yaşandı mı? Önümüzdeki dönemde yaşanması olasılığı var mı?

Savunma sanayii bütün dünyada olduğu gibi bizde de güncel krizlerden en az etkilenen sektörler arasındadır. Bu sektör çok daha uzun vadeli gereksinimlere, dolayısıyla teknoloji ve finansman planlamasına dayanır. Bu anlamda bir “kriz” yaşamıyoruz ve yaşamayı beklemiyoruz. Öte yandan toz pembe bir tablo çizmek de istemem. Örneğin müşteri ilişkileri değil ama döviz kurları, banka kredilerindeki zorluklar, teminat mektubu giderlerindeki artışlar bizi de etkileyecektir. Ayrıca yukarıda değindiğim gibi sektörümüz çok sayıda alt yüklenici ve tedarikçi kullanıyor. Böyle bir gelişme hiç istemeyiz; ama birçoğu ağırlıklı olarak sivil ürünler üreten tedarikçilerimizin krize girmesi, yatırım yapamaması, nitelikli personelini kaybetmesi bizi çok etkileyebilir.

- Savunma sanayii sektörüne girmek isteyen KOBİ'lerin ne gibi hazırlık ve çalışmalar yapmalarını tavsiye edersiniz? Nereden başlamalı, neler yapmalılar?

Öncelikle bu konuyu ciddi biçimde incelemeleri, sorumluluklarını, yükümlülüklerini yerine getirmek için neler yapmaları gerektiğini iyi değerlendirmeleri gerekiyor. Bir alt yüklenici olsalar bile son kullanıcı “silahlı kuvvetlerdir”. Özel koşulları, kalite kuralları vardır ve ilgili testler tavizsiz uygulanacak, denetimler yapılacaktır. Ayrıca üretim adetlerini birçok zaman az bulacakları konusunda uyarmak isterim. Teknolojik tayf o kadar geniş ki genel olarak daha fazla bir şey söylemek zor. Gerisi yapmak istedikleri işe ve müşterilerinin isteklerine bağlı.

- SASAD'ın Yürütme Kurulu üyeliğine katıldığı OSTİM Savunma ve Havacılık Kümesi gibi yeni kümelerin kurulmasına gerek var mıdır? Yoksa yurdun değişik yerlerindeki KOBİ'ler kendilerine yeni kurulacak Kazan Kümelenmesinde yer bulabilecekler midir?

Yukarıda değindiğim gibi savunma sektöründe ana oyunculardan bir olmanın birçok kuralı var. Eğer bir tedarikçi olarak sektöre ürün vermek amaçlanıyorsa, bu kuralların hepsine uyan bir yapı kurmak çok masraflı ve gereksiz de olabilir. Diğer yandan sektörle bağlantı kurmak istenebilir. Bu anlamda yeterli potansiyel varsa küme oluşturmak kuşkusuz iyi bir yöntem. Potansiyel varsa diye vurguluyorum. Çünkü bu kümelenmenin gerektirdiği özellikle personel – haberleşme – ofis gibi giderlerin öngörülmesi gerekiyor.

- Yüksek teknoloji kullanılan savunma sanayiinde AR-GE büyük önem kazanıyor. Derneğinizin anketinde ise özkaynaklardan AR-GE'ye ayrılan payın giderek azaldığı izleniyor. Gelecek için endişe oluşturan bu eğilim sürüyor mu?

Bu bizim de dikkatle izlediğimiz bir eğilim. Bu güne kadarki gözlemlerimiz özkaynaklardan ayrılan payın azalmasının üç nedenine işaret ediyor:

Kamunun Ar-Ge fonlarındaki artış

Üyelerimizin kamu kaynaklarına yönelik proje hazırlamak ve yürütmekteki becerilerinin artışı

2009-2010 yıllarındaki ekonomik zorluklar ve endişeler.

Sektörün toplam Ar-Ge harcamaları günümüzde çok iyi. Bu konuda şimdilik endişemiz yok. Ama bu noktaya dikkat çekmekte haklısınız. Yakından gözlenmesi gereken bir eğilim.

- TÜBİTAK'ın ve diğer teknoloji araştırma kuruluşlarının çalışmalarından sektördeki şirketler yeterince yararlanabiliyor mu?

Bu konuda da yukarıda KOBİ konusunda söylediklerime benzer şeyler söyleyeceğim. Bizim sektörümüz Ar-Ge’ye en büyük oranda kaynak ayıran sektör ve bu konuda da kurallarımız, yöntemlerimiz var. Diğer sektörlerle karşılaştırılamayacak kadar iyi olduğumuzu söyleyebiliriz. Diğer yandan “yeterli mi?” Hayır. Daha yapmamız gereken çok iş var. Bu günlerde TÜBİTAK’ın hemen tümüyle yenilendiğini görüyoruz. Bu süreç tamamlandıktan sonra bundan sonrası için çalışmak gerekli.

- Yerli üreticilerin parlak başarılara imza atarak önemli ihracat bağlantıları kurduğunu görüyoruz. Savunma sanayiinde ihracatın daha da büyümesini sağlamak için nelere ihtiyaç vardır?

Bu konu başlı başına ele alınması gereken çok geniş bir konu. Kuşkusuz ana faktör sizin de değindiğiniz gibi üreticimizin pazarlanabilecek bir ürünü olması ve ihracat için yürüttüğü çabalar. Ancak bu çabaya katkı sağlamak ve gerekli ortamı oluşturmak için girişimciye destek olmalıyız. Bu konuda çok ana ilkeler olarak birkaç konuyu vurgulayabilirim:

Ülkeler arasında sağlam ve uzun vadeli güven ortamı oluşturulması

Rakiplerimizin sahip olduğuna benzer hükümetten hükümete bir kredi mekanizması kurulması

Hedef ülkelerde Türk sanayii ve teknolojik düzeyi hakkında olumlu bir imaj oluşturulması

İhraç potansiyeli olan ürünler için Türk Silahlı Kuvvetlerinin referansı

- Yerli savunma sanayii üreticilerinin portföylerindeki ürünler büyük çeşitlilik arz ediyor. Şu anda silahlı kuvvetler tarafından kullanılan ve Türkiye'de henüz üretilmeyen bir ürün var mıdır?

Kuşkusuz var. Örneğin ana malzeme dediğimiz gruplar içinde savaş uçağı ve denizaltı konusunda yurt içi üretim programımızın olmadığını söyleyebiliriz. 2010 yılı hedefimiz Türk silahlı kuvvetleri gereksiniminin en az %50’sini yurt içi kaynaklardan temin etmekti. Bu hedefe ulaştık. 2010 oranı %52,1 oldu. Demek ki %50’ye yakın ithal ürün var. Tümüyle kendine yeterli ve bağımsız olmak hedefi pek gerçekçi olmayacaktır. Bu konuda dış kaynağa bağımlılığın azaltılması için genellikle “çok kaynaktan satın alım” veya “karşılıklı bağımlılık” gibi yönetmelerin uygulanıyor.

- 2012 yılı Ocak ayı itibariyle sektörün profili, üretim, ciro, ihracat ve ARGE açısından ne durumdadır?

Ne yazık ki günümüzde sayısal verilere dayalı açıklama yapamıyoruz. Çok genel bir ifade ile sorun beklemediğimizi, sektörün büyüme eğiliminin devam etmesini beklediğimizi söyleyebiliriz. Bildiğiniz gibi SaSaD üyelerinden mali verileri yıllık olarak topluyor ve açıklıyor. Bu kapsamda hedefimiz 2011 yılı verilerini Nisan ayında açıklamak.

http://www.haberakis.net/index.php?option=com_content&view=article&id=10262:yerli&catid=91:manet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder