Savunma ve Stratejik Analizler

30 Temmuz 2012 Pazartesi

İlk Milli Füze Cirit, Milli Helikopter Atak'a Entegre Edilecek

27 Temmuz 2012 CİHAN

Türkiye'nin imal ettiği ilk milli füze Cirit, Atak helikopterlerine entegre edilecek. Seri üretime geçen füzenin Türk Silahlı Kuvvetleri'ne teslimatı yapılıyor.

Türkiye'nin imal ettiği ilk milli füze Cirit, Atak helikopterlerine entegre edilecek. Seri üretime geçen füzenin Türk Silahlı Kuvvetleri'ne teslimatı yapılıyor.

Türkiye’nin ürettiği ilk milli Cirit füzeleri hakkında bilgi veren Taktik Füze Sistemleri Mühendislik Geliştirme Direktörü Sartuk Karasoy, milli füzelerin Türkiye’nin ilk mili taarruz helikopteri Atak’a entegre edileceğini söyledi. Karasoy, seri üretime geçen füzenin Mayıs ayından itibaren Türk Silahlı Kuvvetleri(TSK)’ne de teslimatının yapılmaya başladığını açıkladı.

Dr. Sartuk Karasoy, Cirit füzesinin Türkiye’de ilk defa milli olarak Türk mühendisleri tarafından tasarlanan ve üretilen güdümlü füze olduğunu söyledi. Geliştirilen sistemin şu anda envantere girdiğini dile getiren Sartuk Karasoy, Cirit füzesinin Türkiye’nin ilk milli taarruz helikopteri Atak helikopterlerine monte edileceğini bildirdi.

Cirit’in dünyada rakiplerine göre az rastlanan özelliklere sahip olduğunun altını çizen sisteme Karasoy, "Cirit, rakiplerine göre gerek menzil olarak avantajlı gerekse milli yazılıma sahip olması nedeniyle elektronik harp konusunda silahlı kuvvetlerimize avantajlar getiriyor. Cirit, atak helikopterlerinden kullanıldığı gibi başka hava araçlarından veya yer, deniz platformlarından da atılabiliyor. Platformu çeşitlendirme planlarımız da var." dedi.

"YAKIN GELECEKTE TANKSAVAR SİSTEMLERİ DE TAMAMLANIYOR"

Cirit projesini dolayısıyla bir başarı öyküsü olarak gördüklerini de anlatan Karasoy, Türk savunma sanayisi açısından buna paralel olarak geliştirilmekte olduğumuz tanksavar silah sistemlerinin olduğunun müjdesini de verdi: "Uzun ve orta menzilli tanksavar, uzun menzilli olanı atak helikopterlerinde kullanılacak. Orta menzilli olanı ise piyade tarafından kullanılabilecek. Yakın bir gelecekte daha kısa menzilli bir tanksavar projesi daha imzalamayı hedefliyoruz. Bunun dışında hava savunma projelerinde de görev almış durumdayız. Alçak ve orta irtifa hava savunma füzesini de geliştirmeye başladık. Roketsan olarak güdümlü ve güdümsüz birçok projemiz mevcut. Bunların bir kısmı gizlilik derecesi olan projeler."

"BU TİP PROJELERLE SAVUNMA SANAYİNİN GÜCÜNE GÜÇ KATIYORUZ"

Türkiye’nin stratejik hedeflerini yalnızca komşu ülkelerinin durumlarıyla bağlantılı olarak geliştirmediğini düşündüğünü ifade de eden Karasoy, bu hedeflerin siyasi olarak daha üst seviyede alınan kararlar doğrultusunda belirlendiğini kaydetti. Türkiye’nin bölge ülkeleri arasında füze sistemleri konusunda bir geç kalınmış stratejik unsur da görmediğinin altını çizen Karasoy, "Gerek tanksavarlar olsun, gerekse hava sistemlerinin üst düzey teknoloji gerektiren çok zor işler olduğunu vurgulayarak bunların altından kalkabilmek esasında başka nelerin de altından kalkabileceğimizi, belki de kalkmakta olduğumuzu gösteren şeyler. Amacımız TSK’nın yeteneklerini sürekli en üst düzeyde tutmak. Bunu yaparken de dünyada rekabetçi olacak ürünler yapabilmek. Bu, itibar acısından da çok önemli. Türkiye bundan 8-10 sene önce yüzde 25’in altında, yerli katkı payıyla savunma ihtiyaçlarını karşılarken, şimdi bunun yüzde 50’nin üstünde olması çok güzel bir gelişme. Tabi durumun ihracatla da destekleniyor olması bir kere savunma sanayimizi daha da güçlendirmemizi sağlıyor. Çünkü, ülke kaynaklarından ziyade yurtdışı kaynakları da finansman açısından kullanmaya başlıyorsunuz. Dolayısıyla ülke bütçesinden daha az pay alarak savunma sanayisini daha çok geliştiriyorsunuz. Güçlü savunma sanayi de zaten başlı başına bir caydırıcılık unsuru. Hem TSK için de daha büyük bir garanti. Bu, mevcut durumumuzu pekiştirmek açısında da çok önemli bir aşama." diye konuştu.

Roketsan’ın savunma sanayi alanında ihracatta önemli bir payının olduğunu da kaydeden Karasoy, Cirit füzesinin ciddi bir ihracat potansiyeline de sahip olduğunu ifade ederek, ihracat yapmalarının Milli Savunma Bakanlığı’nın izni ile gerçekleştiğini hatırlattı.

"MAYIS AYINDAN İTİBAREN TSK’YA TESLİMAT BAŞLADI"

Karasoy, cirit füzelerinin Türk Silahlı Kuvvetleri’ne tesliminin ise Mayıs ayında yapıldığını sözlerine ekleyerek, füzenin teknik özellikleri hakkında da şunları anlattı: "Kullanım konsepti açısından cirit füzesi, yarı aktif, lazer güdümlü. Hedefin bir lazer ile işaretlenmesi tarafından belirlenmesi sonrasında, bir lazer arayıcı başlık sayesinde hedefi görerek o hedefe yönelmesi prensibine dayanıyor. Bu anlamda, vuruş hassasiyeti de yaklaşık 8 kilometre menzilde 3m x 3m hedefinin yüzde 90 olasılıkla vurulması ile özetlenebilir. Şimdiye kadar gerçekleştirdiğimiz atışlarda, bu hassasiyetin lazer spot etrafında yaklaşık bir metre içinde olduğu yönünde. Bunun dışında füzenin ara safha ataletsel güdüm özelliği de var. 3 maksatlı harp başlığı var; hem yangın çıkartma hem zırh delme hem de anti personel özelliği bulunuyor. Bunun dışında ciritin duyarsızlık özelliği motor ya da harp baslığı, yangın ya da mermi çarpması durumunda füzenin patlamamasını sağlıyor. Bu gibi durumlarda yalnızca tutuşarak yanıyor. Bu da örneğin atak helikopterinde pilotun helikopteri ve kendisini riske atmadan füze podunu bırakma ve kendisini kurtarma şansı veriyor. Bu platform acısından çok önemli bir emniyet özelliği, ancak yeni nesil füzelerde görülebilen bir özellik."

http://www.haberimport.com/haber/ilk-milli-fuze-cirit,-milli-helikopter-ataka-entegre-edilecek-112871.htm

27 Temmuz 2012 Cuma

Chinese Navy Tests Land Attack Cruise Missiles

(Source: Japan Security Watch; posted July 26, 2012)

Deployment of the DH-10 land attack cruise missile (LACM), similar in design to the American BGM-109 Tomahawk and Russian KH-55, on Chinese warships could bring new meaning to gunboat diplomacy in the Asia-Pacific.

Images have surfaced of a naval variant of the DH-10. The missile canisters spotted on the test ship appear to be virtually identical to the land-based variant. This sort of arrangement is reminiscent to the deployment of the BGM-109 Tomahawk on United States Navy surface combatants by way of the MK-143 Armored Box Launcher. The MK-143 enabled vessels such as the Iowa Class Battleships and Spruance Class Destroyers to launch the BGM-109.

The images suggest that the DH-10 would be installed in the same way as the YJ-62 or YJ-83 anti-ship missiles. This is advantageous for the current generation of People’s Liberation Army Navy (PLAN) surface combatants, giving designs such as the 052C land attack capability with minimal structural modification. However, the downside is that the arrangement would sacrifice anti-ship capabilities by substituting the YJ-62 or YJ-83 systems with DH-10 launchers. It also means that only a maximum of eight missiles can be carried and that is assuming the launch canisters can be stacked on top of one another.

In spite of its disadvantages and simplicity compared to the deployment of vertically launched LACMs by other navies, the adoption of a naval variant of the DH-10 is a considerable capability leap for Beijing.

The emergence of a navalised version of the DH-10 completes China’s “cruise missile triad”, complementing the already in-service land-based system and the air-launched variant, the CJ-10. Missiles launched from land-based platforms are restricted to striking targets around China’s periphery, not so dissimilar to the range limitations faced by the Second Artillery Force’s inventory of conventional ballistic missiles. Missiles launched from the air force’s H-6 bombers provide more operational flexibility and reach for China’s cruise missiles, similar to the way in which the United States Air Force deploys cruise missiles from its bomber fleet. However, without aerial refuelling capability, the H-6 is an aircraft restricted to regional operations. The bomber’s obsolete design and its vulnerability to interception are also limiting factors.

The PLAN, on the other hand, is the only branch of the Chinese military capable of projecting power far beyond China’s shores. While it is debatable whether the PLAN may not seek the same sort of global reach as the United States Navy, the possession of ship-launched LACMs would essentially enable Chinese warships to conduct long range precision attacks against land targets around the Indian and Pacific Oceans. For China’s neighbors, PLAN surface combatants could now execute attacks on Taiwan, Japan and most of Southeast Asia without the need to venture far from Chinese waters. American bases across the Indo-Pacific region could also be vulnerable to conventional cruise missile attack. Facilities in Guam, Hawaii, Diego Garcia and Darwin, strategic locations that were traditionally safe from anything short of a Chinese nuclear strike, could now be potentially brought within the firing range of PLAN ships armed with the DH-10.

It must be stressed, however, that arming Chinese warships with LACMs is not necessarily a silver bullet in a regional conflict. It is not clear how the PLAN would coordinate with other services such as the Second Artillery Force in the execution of a cruise missile attack. A saturated or sustained cruise missile bombardment from the navy alone may not be achievable given the limited number of ships and munitions. A PLAN surface task force approaching or taking up firing positions off the adversary’s coast would most likely be detected, offering ample warning for air defenses and even providing sufficient time for the adversary to respond with sea or air attacks.

The current way the DH-10 is being tested or fielded should only be regarded as an interim solution. All eyes are now on the 052D destroyer, the successor of the 052C that is reportedly under construction, and whether the PLAN will adopt a universal vertical launch system to accommodate the DH-10. It would also be interesting to monitor the development of undersea systems. Arming Beijing’s fleet of conventional and nuclear attack submarines with submarine-launched cruise missiles will have far reaching implications.

http://asw.newpacificinstitute.org/?p=11412

Turkey’s defense purchases to reach $8 billion by 2016

July/27/2012  - Ümit Enginsoy
With large defense projects on the agenda, Turkey will spend $8 billion in defense purchases, the country’s procurement office forecasts. This nearly doubles the current volume

Turkey will spend up to $8 billion in defense purchases as its exports will reach $2 billion in 2016, four years from now, according to a major estimation by the procurement agency, the Undersecretariat for Defense Industries (SSM).

The present figures are around half of that.

The expectations in the SSM’s updated 2012-2016 strategic program are realistic given the money Turkey would pay for expensive systems – such as the F-35s or the U-214 submarines from Germany – over the next few years, as well as the rapid increase in its exports mainly to Islamic countries, according to one defense analyst.

Turkey is in talks with four key foreign suppliers on a $4 billion Long Range Air and Missile Defense Systems project.

The country’s mainly exports armored vehicles of many sorts, rockets and other ammunition, as well as military electronics like radios, to more than 10 Islamic countries. It also sells aviation equipment as part of offset deals.

Fighter jet program delayed

Separately, Turkey has delayed a program to develop a domestic fighter aircraft for the Air Force nearly two years, the strategic document has revealed. “A conceptual design ... for the fighter aircraft will be completed by the end of 2014,” the SSM’s program said.

The defense minister at the time, Vecdi Gönül, announced on Dec. 14, 2010, that Turkey would build a fighter aircraft, to be constructed together with a friendly country or fully by itself, by the 100th anniversary of the Turkish Republic in 2023.

Gönül told reporters after a meeting of the Defense Industry Executive Committee that the SSM would start talks with the Turkish Aerospace Industries (TAI), the country’s main aerospace company, for a “conceptual design” of a fighter aircraft and a jet trainer to be built after the year 2020.

At the time, Gönül said the TAI would have two years for the conceptual design. He said Turkey’s newly designed fighter aircraft “would be a next-generation type, replacing the [U.S.-made] F-4Es and functioning well with the F-16 and the F-35 … This is effectively a decision for the making of Turkey’s first fighter aircraft.”

However, the new strategic document calls for the completion of the conceptual design by 2014.
“The original timetable must be wrong. It’s impossible to complete the conceptual design of a new aircraft in two years. The estimate is more reasonable now,” said one senior procurement official.

Turkey will buy around 100 F-35 Joint Strike Fighter Lightning II aircraft built by a team led by the U.S. firm Lockheed Martin, but Gönül said at the time that they were planning to develop the new fighter with a partner other than the United States.

Turkey previously had South Korea in mind, but one South Korean official in Ankara said South Korea was at a more advanced stage than Turkey, and was currently developing its KF-X model with Indonesia. “We can’t say at this point whether it will be with South Korea or not,” Gönül said.

http://www.hurriyetdailynews.com/turkeys-defense-purchases-to-reach-8-billion-by-2016.aspx?pageID=238&nID=26451&NewsCatID=344

24 Temmuz 2012 Salı

Turkey to produce ballistic missile to beef up defense capabilities

23 July 2012 / EMRE SONCAN, ANKARA

As Turkey faces challenges to its national security in a volatile region amid ongoing uncertainties ignited by the Arab Spring and the unfolding nuclear crisis between the West and Iran, it has accelerated the process of a developing a ballistic missile system to beef up its defense capabilities.

According to information acquired by Today’s Zaman from sources within the Defense Ministry, Ankara will produce its own ballistic missile system to avert any threat directed against Turkish national security. The decision was taken in a recent meeting of the Defense Industry Executive Committee led by Prime Minister Recep Tayyip Erdoğan on July 17.

Turkey delayed its final decision on the tender for a long-range air defense system at the meeting ahead of Erdoğan’s visit to Russia. The main competitors for the tender are US partners Raytheon and Lockheed Martin with the Patriot missile long-range air defense system; Russia’s Rosoboronexport with its S-400 system; China’s HQ9, exported as FD-2000; and Italian-French Eurosam with its SAMP/T Aster 30.

“There are ongoing meetings on what can be done regarding ballistic missiles. The establishment of satellite launch vehicles will provide the capability of sending missiles outside the atmosphere,” a Defense Ministry official told Today’s Zaman. This will help to reach the critical edge for ballistic missile technology.

The United States, China, the UK, France and India are among the countries which have a long-range air defense and ballistic missile systems. Acquisition of this technology means gaining the capability to fire at targets anywhere in the world, including those far away from the launching site.

Officials underlined that it is an imperative and necessity for Turkey to produce and develop such missiles to maintain its deterrent capability and to feel safe in an insecure environment. The Scientific and Technological Research Council of Turkey (TÜBİTAK) is now developing a missile called an SOM with a range of 300 kilometers. This will be a first step towards developing a ballistic missile with a range of 2,500 kilometers. Unlike other types of missiles, ballistic missiles can fly beyond the Earth’s atmosphere as they don’t burn oxygen, meeting no air resistance. A ballistic missile spends most of its flight in space. After the lunch, the missile arches up from one point and lands at another point. It is difficult to detect a ballistic missile on radar and harder to intercept a ballistic missile than a conventional one.

Speaking to Today’s Zaman on Monday on condition of anonymity due to the sensitivity of the issue, an official from the Defense Ministry said the committee in its last meeting decided to work on a new project, which aims to establish Turkey’s own satellite launch vehicle. According to speculations, Ankara may work with an Eastern European country which retains Soviet-era systems and experience in this field to develop a satellite launch vehicle.

http://www.todayszaman.com/news-287436-turkey-to-produce-ballistic-missile-to-beef-up-defense-capabilities.html

Türkiye, kıtalar arası füze üretecek

EMRE SONCAN, ANKARA - 24.07.2012

Türkiye'de ilk kez balistik yani kıtalararası füze için çalışmalar başlatıldı. Zaman, Ankara'da yürütülen gizli projenin ayrıntılarına ulaştı.Alınan bilgilere göre Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 2500 km menzilli füze istemesinin ardından düğmeye basıldı. Geçtiğimiz hafta Erdoğan başkanlığında toplanan ve Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel'in de katıldığı Savunma Sanayii İcra Komitesi'nde konuyla ilgili karar alındı. Uydu merkezi fırlatma projesinin başlatılmasına ilişkin karara işaret eden savunma kaynakları, "Bir süredir 'balistik füze' görüşmeleri vardı. Uydu fırlatma merkezinin kurulması Türkiye'ye atmosferin dışına füze gönderme yeteneği kazandıracak. Böylece füze için kritik eşik aşılacak." dedi.

ABD, Rusya, Çin ve Fransa gibi ülkelerde balistik füze bulunuyor. Bu teknolojiyi edinmek, bir ülkenin kendi topraklarından dünyadaki herhangi bir noktayı vurabilme gücüne sahip olması anlamına geliyor. Balistik füze projesi üzerinde Milli Savunma Bakanlığı, Savunma Sanayii Müsteşarlığı ve TÜBİTAK yetkilileri arasında bir süredir görüşmeler sürdürülüyordu. TÜBİTAK tarafından geliştirilen ve menzili şu an için 300 km olan ilk seyir füzesi SOM da yetkilileri umutlandırdı. SOM'un menzilinin önce 1500 ardından da 2500 km'ye çıkarılması hedefleniyor. İşte böyle bir ortamda balistik füze rüyasının gerçekleştirilmesi için de temaslar ve çalışmalar sıklaştırıldı. Balistik füzeler, diğer füzelerden farklı olarak atmosferin dışına çıkıyor. Hedefe yönelirken bir süre uzayda seyrediyor. Uzay boşluğunda sürtünme olmadığı için burada çok daha az yakıt harcanıyor. Bu durum da füzenin menzilini dünya üzerindeki herhangi bir yere ulaşacak konuma getiriyor. Balistik füze, hedefe yaklaştığında uzaydan tekrar atmosfere giriyor ve binlerce kilometre uzaktan güdümlendiği hedefe doğru dik bir şekilde yaklaşmaya başlıyor. Radarda zor tespit ediliyor. Diğer füzelere göre durdurulması ise çok güç.

Zaman'a balistik füze projesiyle ilgili bilgi veren üst düzey bir yetkili, çarpıcı değerlendirmelerde bulundu: "17 Temmuz'da toplanan Savunma Sanayii İcra Komitesi'nde uydu merkezi fırlatma projesinin başlatılması kararlaştırıldı. Bu proje, Türkiye'nin kendi ürettiği uyduları fırlatması için kullanılacak. Fakat asıl hedeflenen amaç başka. Uzaya uydu fırlatmanız demek, balistik füze teknolojisinin de büyük bölümünü tamamlamış olmanız anlamına geliyor. Çünkü balistik füzeler de önce uzaya çıkıyor ardından atmosfere giriyor. İlk aşamada uzaya fırlatma teknolojisi kazanılacak, ardından da atmosfere girdikten sonraki süreç için çalışmalar yapılacak." Ankara'nın, söz konusu uydu fırlatma merkezi projesi için Doğu Avrupa'dan bir ülkeyle temasa geçebileceği kaydediliyor.

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1322229&title=turkiye-kitalar-arasi-fuze-uretecek

21 Temmuz 2012 Cumartesi

TUSAŞ'a savaş uçağı yetkisi!

21 Temmuz 2012 AA

Tasarım Organizasyonu Sertifikası alan TUSAŞ'ın bölgesel uçak ve savaş uçağı gibi yeni ürünlerin de geliştirmesinin yolu açıldı

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ), eğitim uçağı ''Hürkuş'' için Avrupa Havacılık Güvenliği Ajansı'ndan (EASA) ''Tasarım Organizasyonu Sertifikası'' aldı.

Tüm tasarımcı mühendislerin yönergeler ve yönetmeliklere uygun olarak bir uçağı emniyetli olarak tasarlayabildiklerini tescilleyen söz konusu sertifikaya başvuru 2007'de yapılmıştı. O tarihten bu yana EASA ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) uzmanlarının yaptıkları denetimlerden başarıyla geçen TUSAŞ'a, her türlü emniyeti gözeterek uçak tasarlayabilir yetkisi verilmiş oldu.

Bu, EASA'nın Türkiye'ye verdiği ilk uçak tasarlama yetkisi oldu. Verilen yetki, fikir aşamasından uçağı uçurana kadar TUSAŞ'ın tüm organizasyonunun uluslararası kurallara göre uyum içinde çalıştığını kanıtlıyor.

Tescil edilen yöntem ve yönetmelikler, TUSAŞ'ın bölgesel uçak/savaş uçağı, vb. yeni ürünlerin de geliştirilmesinin yolunu açıyor.

TUSAŞ

TUSAŞ, sabit ve döner kanatlı hava platformlarından uydu sistemleri ve insansız hava araçlarına kadar entegre havacılık ve uzay sistemlerinin tasarım, geliştirme, modernizasyon, üretim, entegrasyon ve yaşam döngüsü destek süreçlerinde Türkiye'nin teknoloji merkezi konumunda. Havacılık, uzay ve savunma sanayinde küresel ilk 100 oyuncu arasında yer alan TUSAŞ'ta 1.500'ü mühendis olmak üzere yaklaşık 4 bin kaliteli ve deneyimli personel çalışıyor.

http://ekonomi.haberturk.com/airport/haber/760630-tusasa-savas-ucagi-yetkisi

20 Temmuz 2012 Cuma

Thales delivers four maritime patrol aircraft to Turkey

18 July 2012

Delivery of the initial standard aircraft between February and June 2012 marks a major milestone in the Meltem II programme

Ankara – Thales has completed delivery of initial standard maritime patrol aircraft under the Meltem II programme for Turkey, with four aircraft entering service between February and June 2012. Pierre Eric Pommellet, Executive Chairman of Thales Systèmes Aéroportés, officially handed over the aircraft during a ceremony at the Tusas Aerospace Industry (TAI) facility in Ankara attended by representatives of the Turkish Undersecretariat for Defence Industries (SSM), the Turkish Naval Command, the Turkish Coast Guard Command, the local contractors involved in the programme – TAI, Aselsan, Havelsan and Milsoft – the French defence procurement agency (DGA) and the French embassy in Ankara.


Thales is prime contractor for the Meltem II programme, which calls for delivery of six maritime patrol aircraft for the Turkish Navy and three maritime surveillance aircraft for the Turkish Coast Guard. The aircraft are based on modified CASA CN-235 platforms. The programme also includes the provision of 10 additional maritime patrol systems for integration on ATR 72 aircraft in service with the Turkish Navy. Seven of these have already been delivered to the SSM. The 19 mission systems are based on Thales's AMASCOS solution (Airborne MAritime Situation & Control System).


The four initial standard aircraft underwent significant modifications to accommodate the mission system and have completed airworthiness qualification by the DGA in France. Turkish Navy pilots and aircrews have been trained with the new aircraft and mission systems and performed a series of test flights covering a range of operational mission profiles: surveillance, search and rescue, target designation, anti-surface warfare and anti-submarine warfare. On the basis of these test flights, the aircraft have been accepted into operational service.

The initial standard aircraft provide the Turkish Navy with an operational maritime patrol capability.

Mr Yakup TAŞDELEN, Department Head in SSM, said: “this delivery marks a true milestone in the development of our maritime patrol capability. The Turkish Navy can now rely on Thales state-of-the art solution to conduct their mission.”

Pierre Eric Pommellet emphasised: “the climate of confidence and dedication which drove Thales and its partners during the last couple of years and which made possible the delivery of a solution tailored to the operational need of our customer.” Pommellet added “Thales is now looking forward to delivering the next systems to the Navy and to the Coast Guard.”

This success marks a major milestone in the Meltem II programme and is a further endorsement of the high level of maturity of the AMASCOS solution. It consolidates Thales's market leadership in maritime patrol systems and its positioning as a world-class systems supplier and integrator offering a wide range of mission systems to meet the specific requirements of forces around the world.

Notes to editors:
Designed around a latest-generation integrated tactical command system, the AMASCOS solution ties together multiple sensors – radar, FLIR, ESM, acoustic system, AIS, MAD, SLAR radar, IR/UV scanner – to detect, identify and track threats, maintain real-time tactical situation awareness, manage NATO and national tactical datalinks and deploy onboard weapon systems.

http://www.thalesgroup.com/Press_Releases/Markets/Defence/2012/18072012_Thales_delivers_four_maritime_patrol_aircraft_to_Turkey/

19 Temmuz 2012 Perşembe

Türkiye ciritle vuracak

19 Temmuz Perşembe  - Kıymet Sezer

ABD’nin silahlı predatorlere sorun çıkarması üzerine yerli üretime yönelen Türkiye’nin bu görevi verdiği TUSAŞ’ın üzun süredir bu konu üzerinde çalıştığı ortaya çıktı. Türk silahlı İHA’sı teröristleri yerli füzeyle vuracak.

SAVUNMA Sanayi İcra Komitesi’nin silahlı insansız hava taşıtı yapımı için görevlendirdiği TUSAŞ, yerli predatorü, ABD ve İsrail gibi ülkelerle aynı hızda geliştirip üretecek. Yerli silahlı İHA, ANKA’nın 1.5 katı daha büyük olacak, 40 bin feet’e kadar yükselebilecek, 462.5 km seyir süresi hıza ulaşacak. İletişimi yer istasyonlarıyla değil uydudan sağlayacak. Turbo Prop motor ihraç edilecek ancak tüm kritik ekipmanları yerli olacak.

ABD’den silahlı predator alımında karşısına Senato kararı çıkarılan ve görüşmelerden sonuç alamayan Türkiye’nin silahlı İHA için görevlendirdiği TUSAŞ, bu doğrultudaki çalışmalara çoktan başlamış durumda.

ABD ve İsrail ile aynı sürede

Bugüne kadar ürettiği tüm araçların TSK’nın öngörülebilir ihtiyaçları doğrultusunda ileri versiyonları üzerinde düşünmeye başlayan TUSAŞ’ın yerli predatör için de kontept çalışmaları uzun süredir yürüttüğü öğrenildi. TUSAŞ’ın ANKA’dan da kazandığı tecrübe ve altyapıyla yerli predatorü ABD ve İsrail ile aynı hızda üreteceği belirtildi. Yerli predator ANKA’nın gelişmiş versiyonu olarak değil, bambaşka bir araç olarak tasarlanacak ve üretilecek. Turbo Prop motoru dışında tüm kritik ekipmanlarının yerli üretim olması beklenen Türk silahlı İHA’nın özellikleri şöyle olacak:

40 bin feet’ten gözleyecek, Cirit’le imha edecek

- ANKA’nın 1.5 katı daha büyük olacak.

8 Yerli silahlı İHA, ANKA’dan daha ağır olacağı gibi taşıyabileceği faydalı yük ağırlığı da yaklaşık 1500 kilogram olacak. Böylelikle ANKA’dan 7-8 kat daha fazla yük taşıyabilecek. Böylelikle keşif görevi doğrultusunda kamera sistemleri ile görüntü aktarım sistemlerinin yanı sıra silah sistemleri de yüklenebilecek. ANKA’nın ise taşıyabildiği faydalı yük 200 kilogram, toplam ağırlığı ise bin 600 kilogram seviyesinde. Bu nedenle de sadece kamera sistemi (ASELSAN üretimi AselFlir) ve yine ASELSAN üretimi radar sistemi (yer istasyonuyla iletişimi sağlayan anten ekipmanı) yüklenebiliyor.

- ANKA’dan 2 kat daha süratli olacak. ANKA 100-110 knots (yaklaşık 200 km/sa) seyir süresine sahipken yerli predatörde bu hızın 250 knots’a (462.5 km/sa) kadar çıkarılması bekleniyor. Bu da intikal hızını arttıracak.


- ANKA telsiz iletişimi, görüntü aktarımı gibi konularda iletişimi yer istasyonlarıyla sağlıyordu. Ancak yerli predatör iletişimi uydu vasıtasıyla kuracak. Böylelikle daha yüksekten uçacak ve yerden hedef olma riski minimuma inecek.

- Uydu iletişiminin sağlanmasıyla, mevcut ANKA’daki gibi antenin yer istasyonu anteniyle birbirini görmesi zorunluluğu da ortadan kalkacak ve yerli predatör daha geniş bir alanda görev yapabilecek.


- Yerli predatör yolcu uçaklarından bile daha yüksek irtifalarda uçabilecek. Bu da 40 bin feet irtifanın üzerine çıkması anlamına geliyor.

- Türkiye, yerli predatörün tüm kritik ekipmanlarını yurt içinden temin edecek.

- ANKA, İsrail üretimi Heron marka insansız hava araçlarına rakipti. Yerli predatör için ise ABD’nin Predatör B olarak bilinen silahlı versiyonu rakip olacak.

- Yerli silahlı İHA, dünyada bu işi yapan ABD ve İsrail’le aynı geliştirme ve üretim hızında üretilecek.

- Yerli predatöre yüklenmesi beklenen silah sistemlerinde de yerli üretimlerin ön plana çıkması bekleniyor. Bu kapsamda Roketsan üretimi Cirit’in yerli predatörde kullanılacağı belirtiliyor.

http://www.stargazete.com/politika/yerli-iha-milli-fuzeyle-vuracak/haber-641904

Turkey set to produce its own armed UAVs

July/19/2012 Özgür Ekşi

The Defense Industry Executive Committee (SSİK) has assigned the task of launching studies aimed at production of the country’s first armed unmanned aerial vehicles (UAVs) to the Turkish Aerospace Industries (TAI).

The project is a further step after the partly successful test-flights of the Anka, a medium-altitude and long-endurance (MALE) UAV, which was also designed and produced by TAI.

According to the new project, which is called “Anka Plus A” in classified files, the Turkish armed UAVs will be similar to the American Reaper and the Israeli Heron with regard to its capabilities.

Ankara’s decision comes after years-long efforts to buy Predators and Reapers, the type of armed drones the U.S. has used in places like Yemen, Somalia and Pakistan to target militants. Nevertheless, the U.S. Congress has so far opposed the sale of drones to Turkey, reportedly because of Ankara’s worsening relations with Israel.

Anka made its maiden flight in December 2010, flying at an altitude of 10,000 feet for 14 minutes, but the flight ended in a crash-landing. The drone’s specifications call for a flight time of almost 24 hours at 30,000 feet. Two later flights also ended up in crash-landings, although their flight in the air was extended. The drone had its first successful test flight on Oct. 25, 2011.

Despite being in sub-standard flight conditions, the footage released by TAI put speculation about the crash-landings at a rest. On Nov. 22, 2011, the Anka held the follow-up test flight for 6 hours at an altitude of 20,000 feet.

TAI plans to start design studies for the Anka Plus A soon. Although not able to give an exact date for the finalization of the project, defense sources noted that they had gained important experience in the Anka project, which would be useful for the Anka Plus A too.

“The new Anka Plus A will have higher flying altitude and longer flying endurance, but will be still categorized in the medium altitude long endurance (MALE) class. The first Anka that TAI is currently testing is also in the MALE class, but the new one will be closer to the High Altitude Long Endurance (HALE) class.”

http://www.hurriyetdailynews.com/turkey-set-to-produce-its-own-armed-uavs.aspx?pageID=238&nID=25830&NewsCatID=345

Azərbaycan, Türkmənistan və Qazaxıstan gəmilərinə rus raketləri

18-07-2012

Hər üç ölkə “Uran-E” kompleksi alır.

Azərbaycan Rusiyadan “Uran-E” gəmi raket kompleksləri alacaq. “AzeriDefence.com” saytının məlumatına görə, bu barədə Rusiyanın “Taktik Raket Silahlandırmaları” Korporasiyasının 2010-cu ilə dair hesabatında qeyd olunub.

Azərbaycan ümumilikdə 75 milyon ABŞ dolları dəyərində sifariş verib. Sifariş üzrə çatdırılmaların son tarixi 2014-cü ildir.

Azərbaycanla yanaşı Xəzəryanı ölkələrdən Türkmənistan və Qazaxıstan da analoji komplekslərdən sifariş verib. Türkmənistanın sifarişinin məbləği 79.8 milyon dollar təşkil edir və çatdırılmalar bu il yekunlaşmalıdır. Türkmənistanın yerləşdirdiyi 40 milyon dollarlıq ikinci sifariş üzrə komplekslər isə 2014-cü ildə təhvil veriləcək. Qazaxıstanın sifarişi isə 30 milyon dollar həcmindədir və bu ölkənin sifarişi üzrə çatdırılmalara 2013-cü ildə başlanacaq.

Qeyd edək ki, “Uran-E” kompleksi 5 min tona qədər çəkili suüstü gəmilərin məhvi üçün nəzərdə tutulub. Kompleks suüstü gəmilərin, katerlərin və köməkçi gəmilərin silahlandırılmasında istifadə olunur. Kompleksin atış uzaqlığı 5-130 km təşkil edir. kompleks 2-3 saniyə intervalla, eyni zamanda 6-dək hədəfə
atəş aça bilir.

http://www.azeridefence.com/news.php?id=7575

17 Temmuz 2012 Salı

USS Abraham Lincoln Antalya’da

17.07.2012

ABD’nin ünlü uçak gemisi USS Abraham Lincoln Antalya’ya geldi. Beş gün boyunca Antalya açıklarında kalacağı açıklanan 3 bin 200 mürettebatlı geminin rotasının gizli tutulduğu belirtildi. Suriye'ye gitmek üzere Akdeniz'e açılan Rus savaş gemileri de dün Kıbrıs'a ulaşmıştı.

Denizden, karadan ve havadan geniş güvenlik önlemleri eşliğinde Antalya Körfezi’ne giren ’USS Abraham Lincoln’ uçak gemisine, Sahil Güvenlik botları eşlik etti. Geminin gelişi sırasında bölgede bulunan tur yatları, turistik tekneler ve balıkçılar, Sahil Güvenlik tarafından uyarılarak gemiye 2.5 milden fazla yaklaşmamaları istendi.

Antalya’nın dünyaca ünlü Konyaaltı Plajı’ndan görülen ’USS Abraham Lincoln’, ’Yüzen Kale’ lakabını doğrulayan bir görüntü sergiledi. Ufuk çizgisinin kaybolduğunu gören tatilciler, şaşkınlıklarını gizleyemedi. Ufuk çizgisi üzerine konuşlanan uçak gemisi görkemli görünümüyle turistleri kendisine hayran bıraktı.

Antalya Limanı açıklarında 5 gün demirli kalacak geminin mürettebatı günübirlik kent gezilerine katılacak ve kent merkezinden alışveriş yapabilecek.
...
USS Abraham Lincoln’, 22 Temmuz Pazar günü Antalya’dan ayrılacak.

http://haber.gazetevatan.com/abraham-lincoln-antalyada/465575/30/Dunya

SAVUNMA SANAYİİ İCRA KOMİTESİ TOPLANTISI BASIN AÇIKLAMASI 17 TEMMUZ 2012

SAVUNMA SANAYİİ İCRA KOMİTESİ, GÜNDEMİNDE YER ALAN KONULARI GÖRÜŞMEK VE İLGİLİ KARARLARI ALMAK AMACIYLA SAYIN BAŞBAKANIMIZIN BAŞKANLIĞINDA TOPLANMIŞTIR. ALINAN KARARLAR AŞAĞIDAKİ GİBİDİR:

I. SAVUNMA SANAYİİ MÜSTEŞARLIĞI TARAFINDAN TEKLİF DEĞERLENDİRME ÇALIŞMALARI TAMAMLANAN PROJELERDE YÜKLENİCİ FİRMALAR İLE SÖZLEŞME İMZALAMAK ÜZERE SAVUNMA SANAYİİ MÜSTEŞARLIĞI YETKİLİ KILINMIŞTIR. BU ÇERÇEVEDE;

1. UZUN MENZİLLİ BÖLGE HAVA VE FÜZE SAVUNMA SİSTEMİ PROJESİ KAPSAMINDA ALINAN TEKLİFLERİN İYİLEŞTİRİLMESİNE YÖNELİK OLARAK, SAVUNMA SANAYİİ MÜSTEŞARLIĞI TARAFINDAN YÜKLENİCİ ADAYLARIYLA GÖRÜŞMELERE DEVAM EDİLMESİNE VE ELDE EDİLECEK SONUÇLARIN SAVUNMA SANAYİİ İCRA KOMİTESİ’NE SUNULMASINA,

2. TÜRKİYE’NİN UZAYDAN DAHA FAZLA İSTİFADE EDEBİLMESİ MAKSADIYLA UYDU
FIRLATMA MERKEZİ KURULUMU PROJESİNİN BAŞLATILMASINA,

3. ANKA INSANSIZ HAVA ARACININ DAHA UZUN MENZİL VE YÜK TAŞIMA KAPASİTESİNE SAHİP TURBO-PROP MOTORLU VERSİYONUNUN ÖN TASARIM FAALİYETLERİ İÇİN TUSAŞ FİRMASI ILE SÖZLEŞME GÖRÜŞMELERINE BAŞLANMASINA,

4. DENİZDE İKMAL MUHAREBE DESTEK GEMİSİ PROJESİ KAPSAMINDA TASARIM FAALİYETLERİNİN GERÇEKLEŞTİRİLMESİNE YÖNELİK OLARAK SAVUNMA TEKNOLOJİLERİ MÜHENDİSLİK VE TİCARET A.Ş. İLE SÖZLEŞME GÖRÜŞMELERİNE BAŞLANMASINA,

5. SAHİL GÜVENLİK SAR-33 BOTU MODERNİZASYONU PROJESİ KAPSAMINDA İSTANBUL DENİZCİLİK GEMİ İNŞA SANAYİ VE TİCARET A.Ş. İLE SÖZLEŞME GÖRÜŞMELERİNE BAŞLANMASINA,

6. DENIZALTI DALIŞ SIMÜLATÖRÜ PROJESI KAPSAMINDA HAVELSAN HAVA ELEKTRONIK SANAYI VE TICARET A.Ş. ILE SÖZLEŞME GÖRÜŞMELERINE BAŞLANMASINA,

7. YAVUZ SINIFI FIRKATEYNLERİNE MİLLİ ELEKTRONİK HARP SİSTEMİ GELİŞTİRİLMESİ MAKSADIYLA ASELSAN ELEKTRONİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. İLE SÖZLEŞME GÖRÜŞMELERİNE BAŞLANMASINA,

8. TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ İHTİYAÇLARI DOĞRULTUSUNDA YURT İÇİ GELİŞTİRME
YOLUYLA TEDARİKİ PLANLANAN SİLAH, SİSTEM VE PLATFORMLAR İÇİN ALT SİSTEM VE MALZEME GELİŞTİRİLMESİNİ HEDEF ALAN MUHTELİF AR-GE PROJELERİNİN İLGİLİ SANAYİİ KURULUŞLARI VE ÜNİVERSİTELERİN KATILIMI İLE BAŞLATILMASINA,

KARAR ALINMIŞTIR.

II. ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN BİLDİRİLEN 5 ADET HAFİF SINIF HELİKOPTER İHTİYACININ EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İHTİYACI İÇİN BELL HELİCOPTER FİRMASI İLE İMZALANMIŞ MEVCUT SÖZLEŞME KAPSAMINDA TEDARİKİ HUSUSUNDA MÜSTEŞARLIK YETKİLENDİRİLMİŞTİR.

III. AYRICA, İCRA KOMİTEMİZ SABİHA GÖKÇEN ULUSLARARASI HAVAALANI İKİNCİ PİST İNŞAATININ ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI TARAFINDAN YAPILMASINI TEMİN AMACIYLA GEREKLİ İŞLEMLERE SAVUNMA SANAYİİ MÜSTEŞARLIĞI TARAFINDAN BAŞLANMASINA,

IV. YERLİ SANAYİ KURULUŞLARININ NİTELİKLİ ÜRÜN GELİŞTİRME FAALİYETLERİNE VE TEKNOLOJİK ALTYAPILARINI İYİLEŞTİRME SÜREÇLERİNE KATKIDA BULUNMAK AMACIYLA BİR TEŞVİK-KREDİ SİSTEMİ KURULMASI HUSUSUNDA MÜSTEŞARLIK YETKİLENDİRİLMİŞTİR.

V. İCRA KOMİTESİ BUNLARA İLAVETEN, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’NİN GELİŞEN İHTİYAÇLARI ÇERÇEVESİNDE;

ÖZEL KUVVETLER HELİKOPTER MODERNİZASYONU,
CN-235 AVİYONİK MODERNİZASYONU,
LOJİSTİK DESTEK GEMİSİ TEDARİKİ,

İÇİN GEREKLİ PROJE FAALİYETLERİNİN BAŞLATILMASINA KARAR VERMİŞTİR.
İSMET YILMAZ
MİLLİ SAVUNMA BAKANI

http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/hizli/duyurular/PressReleases/Sayfalar/17072012_SsikBasinAciklamasi.aspx

16 Temmuz 2012 Pazartesi

Russian Navy Command explained warships sending to the Mediterranean Sea

12.07.2012

The warships group from Russia's Northern, Baltic and Black Sea Fleets, sending to the Mediterranean Sea, will hold an exercise there, Interfax reports referring to the Russian Naval General Staff.

In particular, the warships group will drill company sailing under the sole command, antiaircraft and anti-submarine defence, anti-piracy protection of civil and commercial vessels. As part of manoeuvres every warship will carry Marine Corps personnel, the General Staff spokesman said.

According to him, the main goal of the campaign is not a call in the Syrian port Tartus. As expected, only support and auxiliary ships will visit Tartus for replenishment. As to warships, they will be sent there if the technological necessity appears.

The flagman of the group is Admiral Chabanenko, a Project 11551 large antisubmarine warfare ship of the Northern Fleet. All the warships will join forces a week later in the the Mediterranean Sea.

Recall, reportedly by Central Navy Portal, Admiral Chabanenko and three Russian amphibious assault ships left NF Main Base Severomorsk on July 10. Three amphibious assault ships transport Marine Corps submits on-board. Baltic Fleet guard frigat Yaroslav Mudry and auxiliary ships, based in Baltiysk, will join Admiral Chabanenko later.

Later the unnamed source from the Russian Ministry of Defense told that "the program of the voyage includes a call in the Syrian port of Tartus". According to Interfax, the source insisted that the deployment was not linked to the escalation of the situation in Syria. "In Tartus the ships are going to top up on supplies of fuel, water and foodstuffs," the source said, adding that their deployment in the Mediterranean would last until the end of September.

Also the Russian Navy representative informed RIA Novosti that the warships group from Russia's Northern, Baltic and Black Sea Fleets was preparing for drilling in the Atlantic ocean as well as in the Mediterranean Sea and the Black Sea

As reported, the group will include:

Northern Fleet:
Baltic Fleet:
Black Sea Fleet:

In 2012 Russian warships called at Tartus port many times. To replenish supplies, destroyer Admiral Chabanenko, Ladny, a Project 1135 frigate and tanker Lena, being deployed with the Russian Navy's carrier group in the Mediterranean, visited the port in Jan 2012. Admiral Flota Sovetskogo Soyuza Kuznetsov, a Project 1143.5 heavy aircraft carrying cruiser, the only Russian aircraft carrier, and rescue tug Nikolai Chiker were anchored off the Tartus port then.

Tartus hosts a Soviet-era naval supply and maintenance base, under a 1971 agreement with Syria, which is still staffed by Russian naval personnel. Tartus is the last Russian military base outside the former Soviet Union, and its only Mediterranean fueling spot, sparing Russia’s warships the trip back to their Black Sea bases through straits in Turkey, a NATO member.

http://rusnavy.com/news/newsofday/index.php?ELEMENT_ID=15491

1ea Project 11551 Udaloy class destroyer
1ea Project 01090 Kashin class destroyer
1ea Project 11540 Neustrashimyy class frigate
1ea Project 1171 Alligator Class
4ea Project 775 Ropucha class landing ship
1ea Project P-5757 rescue tug
1ea Project 1559 petrol carrier
1ea Project 577 Uda Class petrol carrier

Kıbrıs açıklarında 'soğuk savaş'

16 Temmuz. 2012 Selim SAYARİ

Türk donanmasının Kıbrıs Rum Kesimi’nin doğalgaz sondaj platformunun yer aldığı bölgede tatbikat yapmasının hemen ardından Rus donanmasına bağlı savaş gemileri Kıbrıs’a geldi.

Rus donanmasına bağlı 3 savaş gemisinin Kıbrıs-Suriye arasında bulunduğu, bir fırkateynin dün Rum kesimindeki Limasol limanından ikmal yaptığı belirtildi.

Rum basını, Türkiye’nin İsrail’in Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerini yakından izlediğini, hareketliliğe Rusların da katılmasıyla bölgede tansiyonun arttığı yorumunu yaptı.

Rus donanmasına bağlı fırkateynin ilk kez Limasol limanına geldiğini ve yaklaşık 200 askerin karaya çıktığını bildiren Rum gazeteleri, 3 Rus savaş gemisinin Kıbrıs’la Suriye arasında görev yaptığını belirtti.

Rum kaynaklara göre, önümüzdeki günlerde Rus savaş gemilerinin sayısı artacak ve Suriye kıyılarında toplam 11 ile 15 Rus savaş gemisi bulunacak. Kıbrıs-Suriye arasında konuşlanmış mevcut 3 gemiye Cebelitarık’tan Doğu Akdeniz yönünde seyreden Rus Kuzey Deniz donanmasına bağlı filo da eklenecek.

5 İSRAİL GEMİSİ DEVRİYEDE

Bölgede 5 İsrail gemisinin Suriye açıklarında devriye gezdiği de biliniyor. Rumlar, Türkiye’nin uzun bir süredir 4 savaş gemisiyle Rumların doğalgaz sondajı yaptığı bölge yakınlarında bulunduğunu, yalnız Rumların değil İsrail’in de faaliyetlerini yakın takibe aldığını iddia ediyor.

Rum kaynaklar İsrail donanmasının Ege’deki Milos adasının kuzeyinde, Yunanistan’la birlikte icra edeceği planlı tatbikatın Türkiye tarafından yakından izleneceğini belirtiyor.

http://www.ntvmsnbc.com/id/25366798

14 Temmuz 2012 Cumartesi

İsrail Ege’de askeri tatbikat yapacak


Daha Büyük Görüntüle

13 Temmuz 2012 ATİNA (AA)

Yunan medyası, Yunanistan-İsrail askeri işbirliği çerçevesinde gerçekleştirileceğini belirttiği tatbikatın 18 Temmuz’da Milos Adası’nın kuzeyinde yer alan ”Karavia” atış bölgesinde icra edileceğini duyurdu.

Sadece İsrail’e ait savaş gemilerinin yer alacağı tatbikatta, gerçek mermilerin kullanılacağı ve Parnithas dağındaki radarlar tarafından koordine edileceği belirtildi.

Tatbikatla ilgili bölgedeki gemi ve uçakların NAVTEX aracılığıyla uyarıldığı belirtilen haberlerde, tatbikatta yer alacak gemilerin sayısı ve tipi ile ilgili bilgi verilmedi.

http://dunya.milliyet.com.tr/israil-ege-de-askeri-tatbikat-yapacak/dunya/dunyadetay/13.07.2012/1566780/default.htm

İnsanlı istihbarat uçağı geldi, 'acil' koduyla görevde

14.07.2012 - EMRE SONCAN - ANKARA

Terörle mücadelede istihbarat zafiyetini ortadan kaldırmak için ABD'den 2 yıllığına kiralanıp son teknoloji sistemlerle donatılan King Air 350 tipi uçakların ilki Türkiye'ye geldi.

Zaman'ın edindiği bilgiye göre, geçtiğimiz gece Ankara'ya inen uçağı Genelkurmay Başkanlığı yetkilileri teslim aldı. İstihbarat toplama uçağı Batman'da konuşlandırılacak ve hemen göreve başlayacak. Geri kalan 4 uçağın da eylüle kadar gelmesi planlanıyor. Teröristin elindeki silahın markasına kadar odaklanma özellikli kameralarıyla dikkat çeken King Air, topladığı istihbaratı kriptolu hatlarla yer kontrol istasyonlarına iletecek.

İnsanlı istihbarat uçaklarından 3'ü 24 saat havada kalacak. 30 bin feet yani yaklaşık 10 km yüksekliğe kadar çıkacak. Projenin toplam bedeli 70 milyon dolar. Zaman, hükümetin aldığı kararı ve söz konusu uçakların Türkiye'ye geleceğini 6 Nisan'daki haberiyle duyurmuştu. İsrail'le yaşanan kriz ve yer kontrol istasyonu eksikliği nedeniyle aynı anda üçten fazla Heron'un uçamaması hükümeti uzun süredir düşündürüyordu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla başlatılan proje kapsamında Genelkurmay, Emniyet ve MİT üçgeninde gizli görüşmeler yapıldı. Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) tarafından yürütülen ve gizli tutulan ihale 70 milyon dolara sonuçlandı ve sözleşme imzalandı.

Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın emrine verilecek uçaklardan Emniyet Genel Müdürlüğü de faydalanabilecek. Proje başarıya ulaşırsa, MİT için de King Air kiralanması gündeme gelecek. Uçaklar için Batman'a veri iletişim hatları kurulacak. Uçakların topladığı görüntüler bu hatlar aracılığıyla hem bölgedeki üslere hem de Ankara'ya iletilecek.

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1317697&title=insanli-istihbarat-ucagi-geldi-acil-koduyla-gorevde

Intelligence Surveillance & Reconnaissance Missions
http://www.hawkerbeechcraft.com/military_and_special_mission/isr_surveillance.aspx

13 Temmuz 2012 Cuma

Azerbaycan ve Türkiye Ortak Deniz Tatbikatı Yapacak

10.07.2012 BAKÜ-1NEWS.COM.TR A.Z.-F.V

Azerbaycan askerleri Türkiye ve Ukrayna'da yapılacak askeri eğitimlere katılacak.

Azerbaycan Savunma Bakanlığı basın servisinden verilen bilgiye göre, Azerbaycan-Türkiye işbirliği planı çerçevesinde 10 Temmuz-13 Ağustos tarihlerinde İstanbul'da Açık Deniz tatbikatı-3 yapılacak.

16-28 Temmuz tarihlerinde ise Lvov`da `Rapid Triedent 2012` çöl eğitimleri düzenlenecek. Her iki eğitime de Azerbaycan askerleri katılacak.

http://www.1news.com.tr/azerbaycan/siyaset/20120710021358065.html

Rumlara göre Akdeniz'de sular ısınıyor

13 Temmuz 2012

Kıbrıs Rum Kesimi'nde basın, Türkiye, İngiltere ve İsrail'in Egemenlik Bölgesi'nde savaş tatbikatı yaptıklarını ve Akdeniz'de suların ısındığını yazdı.

Rum basını bunun yanı sıra NATO üyesi ülkelere ait donanma gemilerinin Kıbrıs etrafında toplandıklarını ve Suriye'ye karşı bir cephe oluşturulduğunu iddia ederken, Rusya'ya ait savaş gemilerinin de bölgeye yöneldiğini öne sürdü. Güney Kıbrıs'ta yayımlanan Politis gazetesinin "Filolar bölgeyi kuşattı. Türk, İngiliz ve İsrailliler egemenlik alanımızda savaşıyor" başlıklı haberinde söz konusu üç ülkenin hava ve deniz tatbikatlarına dikkat çekildi.

Tatbikatların dolaylı fakat net olarak Suriye yüzünden Doğu Akdeniz'de meydana gelen ortamla ilişkilendirilmekte olduğunu yazan gazete, Rusya'ya ait savaş gemilerinin bugünlerde bölgeye yönelmekte olduklarını, ABD ve Almanya'ya ait savaş gemilerinin ise bölgede göründüklerini kaydetti.

Diplomatik kaynaklara dayanan gazete, Kıbrıs etrafındaki deniz hareketliliğinin son günlerde arttığını ve NATO mensubu ülkelerin gemilerinin Suriye'yi denizden resmi olmayan bir şekilde ablukaya aldıklarını belirtti. Gazete, NATO şemsiyesi altında faaliyet göstermekte olan gemilerin Suriye'ye mühimmat taşıması muhtemel yük gemilerini tespit etmek ve engellemek için bugünlerde Kıbrıs'ın güneyinde ve doğusunda devriye gezmekte olduklarını ekledi.

Türkiye'nin dünden itibaren gerçekleştirmekte olduğu iki günlük tatbikatın uluslararası sularda fakat aynı zamanda Rum MEB'inde ve daha da somut olarak 8, 9 ve 12'inci parseller içerisinde icra edileceğini iddia eden gazete, Türkiye'nin gerçek mermilerle tatbikat yapmak için bölgeyi bağladığını ileri sürdü. İngiltere'nin de 9-13 Temmuz tarihlerinde aynı bölgede bir hava-deniz tatbikatı icra etmekte olduğunu belirten gazete, İngiltere'nin tatbikat için Rum yönetiminin iznini istediğini kaydetti. İsrail'in de buna yakın bir mesafede ve sözde Rum-İsrail MEB sınırlarında bir hava-deniz tatbikatı yapmakta olduğunu ifade eden gazete, tatbikatın İsrail İletişim Bakanlığı tarafından açıklandığını yazdı.

Gazeteye açıklamalarda bulunan Rum Savunma Bakanı Dimitris İliadis ise, Türkiye'nin bölgede tatbikat yapmak için Rum yönetiminin iznini istemediğini söyleyerek, Türkiye'nin bu tarz faaliyetleriyle havacılığın ve denizciliğin ötesinde İngilizlerin tatbikatını da tehlikeye atmakta olduğunu iddia etti. Rum Yönetimi'nin konuyla ilgili olarak gerekli şikayetlerde bulunacağını dile getiren İliadis, Türklerin ve İngilizlerin tatbikat bölgelerinin bir derece çakışmakta olduğunu öne sürdü.

Simerini gazetesi ise "Kıbrıs MEB'i Savaş Alanı" başlıklı haberinde, Türklerin ve İngilizlerin dün ve bugün bölgede eş zamanlı tatbikatlar yapacaklarını iddia etti. Sözde Rum MEB'inin dün ve bugün savaş alanına benzeyeceğini yazan gazete, Türkiye ve İngiltere'nin neredeyse aynı anda bölgede hava-deniz tatbikatları icra edeceklerini yineledi.

Türkiye'nin sözde Rum MEB'i içerisinde tamamen yasadışı olarak tatbikat yapacağını iddia eden gazete, İngiltere'nin ise yakındaki bir bölgede meşru tatbikatını yapacağını ifade etti.

FİLELEFTHEROS: "DAİMİ OLARAK KALACAKLAR"

Fileleftheros ise "Daimi Olarak Kalmayı Planlıyorlar. Bugünden İtibaren Türk Tatbikatları, İsrailliler ve İngilizler de Yakınlarda Egzersiz Yapıyorlar" başlıklarıyla yayımladığı haberinde, Türklerin tatbikatlar ve devriyelerle Doğu Akdeniz'de neredeyse daimi olarak kalmayı planladıklarını iddia etti. Bunun Türkiye'nin bölgede sürekli tatbikatlar planlamasından, aynı zamanda savaş gemi ve uçaklarının da sürekli devriye gezerek sözde Rum MEB'i içerisinde hareket etmesinden ortaya çıktığını ileri süren gazete, hedeflenen şeyin sözde "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin" egemenliğine karşı çıkılması ve doğalgaz araştırmalarıyla ilgili problemler çıkarılması olduğunu iddia etti.

Türk kuvvetlerinin sözde Rum MEB'i içerisindeki tatbikatının dün başladığını yazan gazete, Türkiye donanmasının sözde Rum MEB'indeki 8, 9, 12 ve 13'üncü parsellerde tatbikat yaptığını ileri sürdü.

İngilizler ile İsraillilerin de tatbikat amacıyla bölgede bulunduklarını kaydeden gazete, İngilizlerin tatbikatının 9 Temmuz'da başladığını ve buna sadece uçakların katılacağını ifade etti.

İsrail'in ise "Lefkoşa-Kahire" hava sahası sınırlarında bulunan bölgeleri bağladığını kaydeden gazete, İsrail ile İngiltere'nin bu tatbikatlar için Rum Yönetimi'nin iznini aldığını iddia etti.

http://www.denizhaber.com.tr/dis-basindan/43216/kibris-rum-nato-akdeniz-tatbikat-deniz-donanma-savas-gemisi-dogu-denizhaberajans.html

Münhasır Ekonomik Bölge (MEB)

http://tr.wikisource.org/wiki/M%C3%BCnhas%C4%B1r_Ekonomik_B%C3%B6lge

Not: Münhasır Ekonomik Bölge aynı zamanda uluslararası sular olup, uluslararası sularda askeri tatbikat yapmak veya başka bir askeri faaliyette bulunmak için hiç kimseden izin almaya gerek yoktur.

12 Temmuz 2012 Perşembe

Türk Hava Kuvvetleri'nin dev bebeği!

12 Temmuz 2012

İspanya’da yer alan Airbus Military A400M son montaj hattı Türk Hava Kuvvetleri envanterine girecek ilk A400M için çalışmalara başladı

MSN9 olarak adlandırılan uçağın kanatları ve merkez kanat kutusunun entegrasyonu Mayıs ortasında, burun ve gövde montajı da Haziran sonunda başlamıştı. Kuyruk dikmesi ve yatay kuyruk stabilizesinin montaj hattına varması ile birlikte dün son montaj merkezinde, seri üretimin üçüncüsü olan uçak için tüm hazırlıklar tamamlandı.

Türk Hava Kuvvetleri, askeri nakliye uçağının Fransa'nın ardından ikinci kullanıcısı olacak.

İlk uçuşun Mart 2013'te yapılmasının ardından A400M hem Airbus hem de Türk Hava Kuvvetleri pilotları ve mühendisleri tarafından test edilecek. Türkiye ilk A400M’ini 2013 yılında teslim alacak.

Projede ortak olan Türkiye, toplam 10 adet A400M alacak. 4 motorlu uçak, en fazla 37 ton yük veya 116 tam teçhizatlı asker taşıyabiliyor. 20 ton yük ile 6 bin 950 kilometre menzile sahip A400M'in seyir hızı ise saatte 780 kilometre.























http://ekonomi.haberturk.com/airport/haber/758438-turk-hava-kuvvetlerinin-dev-bebegi

İlk lazer güdümlü Türk füzesi TSK envanterinde

EMRE SONCAN ANKARA - 12.07.2012

Türkiye'nin ilk lazer güdümlü füzesi Cirit, TSK'ya teslim edildi. Envantere giren 100 füze şu an için kullanıma hazır. Havadan karaya atılan ve 8 km menzile sahip olan Cirit, Türk-İtalyan ortak yapımı taarruz helikopteri T-129'da kullanılacak.

Roketsan tarafından yürütülen proje kapsamında, toplam 2 bin füze Silahlı Kuvvetler'in kullanımına sunulacak. 70 mm çapındaki yarı aktif lazer güdümlü füze 'Cirit'in özellikle hafif zırhlı hedeflerde istenilen tahribatı sağladığı belirtiliyor. Cirit'in şimdiye kadarki atışlarında hava platformu olarak AH-1W helikopteri kullanıldı. Daha önce, MSB ve Roketsan arasında Cirit füzesinin geliştirilmesi için 28 milyon dolarlık bir anlaşma imzalanmıştı. Füzenin milli imkânlarla geliştirilmesi, Türk savunma sanayii açısından büyük önem taşıyor. Zaman'a konuşan üst düzey bir yetkili, "Bu proje önümüzdeki dönemde yapılacak çalışmalar için bir atlama taşı olacak. Füze üretiminde çok geç kaldığımız da bir gerçek. Uzun menzilli hava savunma füzeleri için toplam 4 milyar dolar ödeyeceğiz ve bu para maalesef dışarı gidecek." diyor. İlk lazer güdümlü Türk füzesi Cirit'in Amerika'dan satın alınan Kobra ve Süper Kobra helikopterlerinde de kullanılması hedefleniyor.

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1316729

ASELSAN'dan 1 milyar euroluk üretim

11.07.2012

Dünyada sadece 4 ülke tarafından üretilebilen dijital takograf cihazı, Türkiye'de de üretilecek.

Dünyada sadece 4 ülke tarafından üretilebilen dijital takograf cihazı, TOBB iştiraki TOBB UND Lojistik Yatırım AŞ, Türktrust ve ASELSAN arasında imzalanan işbirliği sözleşmesi ile Türkiye'de de üretilecek.

ASELSAN tarafından üretilecek dijital takograflar, Türkiye'nin 1 milyar avrosunun da yurt içinde kalmasını sağlayacak.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı Necmettin Baykul, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Talat Aydın ile TürkTrust Yönetim Kurulu Başkanı Sabri Demirezen ''Sayısal Takograf Cihazı Projesi'' imza töreni için ASELSAN'da bir araya geldi.

ASELSAN, DÜNYA'DA 5. ÜRETİM ÜSSÜ OLACAK

Bugün dünyada sadece 4 ülkenin dijital takograf üretebildiğini belirten Rıfat Hisarcıklıoğlu, "Proje kapsamında 1 milyar avroluk kaynağın ülke içinde bırakılmasını sağlayacağız. Bu, cari açığın azaltılmasına da katkı sağlayacak. Komşu ülkelere de bu takografları ihraç edeceğiz'' dedi.

TOBB UND Lojistik Yatırım AŞ ve ASELSAN arasında imzalanan işbirliği sözleşmesi ile Türkiye'de ilk dijital takografın önümüzdeki yıl üretilmesi hedefleniyor.

Türkiye'nin de taraf olduğu Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Yapan Taşıtlarda Çalışan Personelin Çalışmalarına İlişkin Avrupa Anlaşması (AETR) uyarınca uluslararası taşımacılıkta 2010 yılı ve sonrasında üretilen araçlar için dijital takograf zorunlu hale getirilmişti.

Bu yılın Ocak ayında, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayımlanan yönetmelik gereğince 2014 yılından itibaren yurt içinde yük ve yolcu taşımacılığında kullanılan 3,5 ton üzeri taşıma kapasitesine sahip kamyon ve kamyonetler ile 9 ve daha fazla yolcu taşıyan minibüs ve otobüslerin AB standartlarında dijital takograf kullanması zorunlu olmuştu.

Takografları değişecek yaklaşık 1 milyon araç ile yeni araçlarda kullanılacak ithal takografların maliyeti 1 milyar avro olarak hesaplanıyor.

EN İLERİ TEKNOLOJİ İLE ÜRETİLECEK

Türk malı dijital takografda AB normlarındaki standart takograf özelliklerinin dışında, GPS modülü ile anlık yer bilgilerinin sorgulanması, sesli uyarı modülü, sürücü davranışlarının izlenmesi gibi özelliklerin bulunması öngörülüyor. Sürücüler için kullanım kolaylığının en yüksek seviyede sağlanacağı takografta denetim otoriteleri için de uzaktan çıktı alma olanağı sağlanması planlanıyor. Sürücülerinin anlık verilerini saklamak zorunda olan firmalar için takografın uzaktan veri indirme özelliği ile maliyetli veri indirme çözümlerine gerek kalmayacak.

Türk malı dijital takograf, başta AB olmak üzere, AETR'ye taraf olan 46 ülkeye TOBB UND Lojistik Yatırım AŞ tarafından kurulacak olan satış ve servis ağı üzerinden ihraç edilecek.

DİJİTAL TAKOGRAF

Takograf cihazı, araç hareket halinde iken anlık hız verilerinin ve sürücü çalışma saatlerinin kaydedildiği bir cihaz. Özellikle polis ekipleri tarafından yapılan yol kontrollerinde takograf verileri esas alınıyor. Ancak, AB'de takograf verilerinin yol denetimlerinin yanısıra firmalar tarafından da saklanması zorunlu.

AB'de 2006 yılından bu yana ''dijital'' takograf sistemi kullanılıyor. Böylece trafik kazalarının önlenmesi açısından büyük önem taşıyan takograf cihazlarının manipülasyonu büyük ölçüde engelleniyor.

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2012/07/11/aselsandan-1-milyar-euroluk-uretim

11 Temmuz 2012 Çarşamba

Denel Inks €340 Million IFV Turret Deal with Malaysia

July 11, 2012

Denel has signed a €340 million (R3.5 billion*) contract with Malaysia to supply a range of turret and integrated weapon systems to be fitted onto 8x8 armoured infantry fighting vehicles. The deal has been several years in the making.

Zwelakhe Ntshepe, the Group Executive Business Development and Corporate Affairs of Denel, says this is the largest export contract in the company’s history and will result in a significant cash injection and job creation in the local industry. The turrets will be exported to Malaysia over a seven year period – with the first consignment ready for delivery this coming January.

Ntshepe says the final negotiations with Malaysia were concluded at the recent Defence Services Asia Exhibition held in Kuala Lumpur, together with their local partners DRB-Hicom (Deftech).

Denel Land Systems (DLS) CE Stephan Burger says his company will be responsible for a number of strategic components that have been designed and developed at its campus in Lyttelton:

• 69 two man turrets fitted with the South African GI30 30mm main gun.
• 54 missile turrets equipped with the GI30 30mm gun and Denel Dynamics Ingwe anti-tank missile system. The order also includes the supply of 216 laser-guided Ingwe missiles.
• 54 remote control weapons systems.

Burger says the production of the first consignment of turrets is on schedule and will be delivered in January 2013 for trials by the Malaysian Army. The turrets and weapon systems will be integrated on the Malaysian Army’s new 8x8 vehicles which are based on the Pars armoured vehicle platforms from the Turkish company, FNSS.
...
http://defpro.com/daily/details/1021

10 Temmuz 2012 Salı

International Sea Breeze-2012 Naval Exercises Begin in Black Sea

09 July 2012

Sea Breeze-2012 international naval-military exercises have begun in Ukraine’s Odessa region today. The opening ceremony was held in Odessa’s Officers House, Kommersant Ukraine reported July 9.

According to the press-service of the conference, this year’s Sea Breeze-2012 will be dedicated to the topic of conducting a naval international security operation.

The maneuvers will last till July 21 with the participation of 1,500 troops from 16 countries, including U.S., Ukraine, Azerbaijan, Algiers, Belgium, Georgia, Israel, Canada, Moldova, Germany, Sweden, Portugal, Turkey and others.

The exercises are being conducted on Ukrainian territory since 1997 within the framework of bilateral cooperation between the defense ministries of Ukraine and the U.S.

The scope of Sea Breeze-2012 covers 4 stages, all to be held in Odessa and Odessa Region.

http://www.tandempost.com/TPnews/4335-politics/international-sea-breeze-2012-naval-exercises-begi

Concerned by missile threat, Israel Navy seeks new ships

By YAAKOV KATZ , 07/09/2012

The navy is looking to secure a NIS 3 b. budget to purchase new missile ships to protect Israel’s growing economic waters.

In face of the ongoing upheaval in the Middle East and concern with the proliferation of anti-ship missiles to terrorists, the Israel Navy is looking to secure a NIS 3 billion budget to purchase new missile ships needed to protect the state’s growing economic waters.

The IDF General Staff recently approved the navy’s request to purchase four new vessels that it will use to deploy at gas rigs that are under construction in the Mediterranean Sea and expected to begin operations in 2013. The request is now pending government approval.

The navy is looking to purchase four 1,200-ton vessels which will be required to accommodate an advanced radar system, a helicopter as well as a launch system capable of firing long-range air defense and surface-to-surface missiles.

OC Navy Adm. Ram Rothberg said that the navy needed the new ships to effectively protect the state’s economic waters, the gas rigs and the pipelines that will carry the gas to Israelis shores.

“The size of the gas reservoirs is larger than the size of the State of Israel and has significant consequences for how we operate and how we grow,” Rothberg told reporters during a briefing on the INS Lahav, one of the navy’s Sa’ar 5-class corvettes. “The main solution is to be present in the area to protect the rigs and ensure that the gas reaches Israel.”

The navy is also considering deploying missile interceptors on the gas rigs to protect them from surface-to- surface missiles as well as anti-ship missiles. Alternatively, if a ship, equipped with the Barak missile defense system is deployed nearby, it will be able to protect gas rigs from incoming missiles.

As reported Sunday in The Jerusalem Post, the navy is also looking to install short-and long-range surface-to-surface missiles on new vessels to assist large IDF ground offensives either in the Gaza Strip, Lebanon or Syria. The missiles could be used to attack enemy installations – bases or radar stations – and to provide fire support for ground forces.

Rothberg said that the navy had increased its training over the past year and was focusing on improving its interoperability with the IDF’s other branches – particularly the air force and the ground forces.

“The navy will play a critical role on any front, or war,” he said.

The navy is specifically concerned with the proliferation of anti-ship missiles throughout the region. During the Second Lebanon War in 2006, a Hezbollah-fired anti-ship missile hit the INS Hanit, killing four sailors and causing extensive damage to the ship. The navy said that an Iranian radar-guided missile operated by Hezbollah hit the ship.

Since then, Hamas and Islamic Jihad have also tried to obtain anti-ship missiles, demonstrated by the navy’s seizure of the Victoria cargo ship in 2011, which was carrying Iranian C-704 anti-ship missiles bound for Gaza.

In addition, the navy is concerned with Syria’s recent purchase of the Russian Yakhont anti-ship missile, which could be transferred to Hezbollah. Syria already tested the Yakhont in recent maneuvers and the missile is said to have a range of about 300 km.

“The navy has learned the lessons of the Second Lebanon War and is today prepared for every front and threat against any enemy in any place and at any time,” Rothberg said. “The Yakhont is a significant weapon and the navy knows how to provide a response for all different missile threats on every possible front.”

http://www.jpost.com/Defense/Article.aspx?id=276800

Israeli navy seeks purchase of four ships

July 9, 2012
JERUSALEM, (UPI)

The Israeli navy is looking to purchase four 1,200-ton vessels for 3 billion shekels ($760 billion) to deploy at gas rigs being built in the Mediterranean Sea.

The proposal to purchase the ships was pending government approval as of Monday, The Jerusalem Post reported. Each ship is expected to be equipped with an advanced radar system, a helicopter, surface-to-surface missiles and a long-range air defense system.

The ships are expected to protect gas rigs and pipelines in the Mediterranean Sea from incoming missiles and other threats.

"The size of the gas reservoirs is larger than the size of the State of Israel and has significant consequences for how we operate and how we grow," Adm. Ram Rothberg said. "The main solution is to be present in the area to protect the rigs and ensure that the gas reaches Israel."

http://www.upi.com/Top_News/World-News/2012/07/09/Israeli-navy-seeks-purchase-of-four-ships/UPI-42221341857692/

Australian Navy eyeing off new Japanese submarines
















July 9, 2012

Hamish McDonald

THE admiral in charge of planning for Australia's next generation of submarines and the chief defence scientist are studying an advanced new submarine in service with the Japanese navy.

Rear-Admiral Rowan Moffitt, head of the Royal Australian Navy's Future Submarine Program, and Dr Alexander Zelinsky, the Chief Defence Scientist, travel to Japan this month to look at the Soryu-class submarines, which started service with the Japan Maritime Self-Defence Force three years ago.


Access to the Soryu technology was discussed during a visit to Australia last month by the Japanese navy's chief, Admiral Masahiko Sugimoto. It was only in December that Tokyo lifted its post-World War II embargo on defence exports.


The 4200-tonne Soryu-class boats are the only new conventional submarines of the size and capabilities set out in Canberra's 2009 defence white paper for 12 new submarines to take over from the Collins-class subs from the late 2020s.

''Our strategy with the Japanese is one of hope, because there are some very attractive characteristics about the Japanese submarine,'' Rear-Admiral Moffitt said.

As well as having a close alliance relationship with the United States similar to Australia's, Japan's navy operated in the same Asia-Pacific environment, which was reflected in its submarine design, he said.

''Their submarine, by all accounts, and their design and the evolution of that design, has by all accounts brought them to the point of having a very good submarine,'' Rear-Admiral Moffitt said.

''However, submarine technology tends to be crown-jewel stuff for nations, it tends to be at the most extreme end of sensitivity that nations have about protecting their intellectual property - especially if they have developed it themselves, as Japan has, as the US has. They've invested a vast amount of money doing that.''

Under a $214 million allocation in this year's budget, the RAN has stepped up work on selecting the new submarine design. Four options are: Adapting an existing ''military off the shelf'' or MOTS submarine, a large ''evolved MOTS'' design, an evolution of the Collins class, and a completely new Australian design.

Until the Soryu became theoretically available, off-the-shelf submarines included only German, French and Spanish designs of about 2000 tonnes.

http://www.smh.com.au/national/navy-eyeing-off-new-japanese-submarines-20120708-21pgb.html

Norway fires first ground-based Evolved Sea Sparrow Missile from NASAMS launcher

July 9, 2012 FARNBOROUGH, England

The Royal Norwegian Air Force successfully fired a Raytheon Company Evolved Sea Sparrow Missile from a National Advanced Surface-to-Air-Missile System (NASAMS). During the first-of-its-kind test at the Andoya Rocket Range in Northern Norway, the ESSM intercepted and destroyed an air target.

"Completion of this live-fire exercise is a major step forward in our efforts to qualify ESSM as a ground-based air defense solution," said Rick Nelson, Raytheon Missile Systems' vice president of Naval Weapon Systems. "We will continue our engineering efforts to fully integrate ESSM into NASAMS and other land-based launch systems."

In addition to the launcher, the risk-reduction firing event used the NASAMS Fire Distribution Center (FDC) and the Hawk air defense system's High-Power Illuminator radar that served as the semi-active illumination source.

"Raytheon and our Norwegian partner KONGSBERG are expanding the flexibility and capability of our NASAMS, Hawk and Hawk XXI systems," said Tim Glaeser, vice president of Business Development and Strategy for Integrated Air and Missile Defense at Raytheon's Integrated Defense Systems business. "Our Hawk customers may have the option in the future to implement ESSM with modifications to the system. NASAMS system users will also benefit from having ESSM as an additional effector."

Joining AMRAAM and AIM-9X, ESSM is the third Raytheon missile to be successfully fired from the NASAMS launcher. ESSM adds another capability to Raytheon's growing portfolio of ground-based air defense solutions.

http://raytheon.mediaroom.com/index.php?s=43&item=2125

9 Temmuz 2012 Pazartesi

Polise milli bomba robotu

09.07.2012 KAMİL ELİBOL / BUGÜN GAZETESİ

Bomba imha uzmanı polisler Aselsan’ın yaptığı “milli” robotlarla tuzak ve uzaktan kumandalı patlayıcılara müdahale edecek.

Robotik kollu akıllı robotlar her türlü bombanın etkisiz hale getirilmesinde aktif rol oynayacak.

Emniyet Genel Müdürlüğü, bomba uzmanlarının lojistik yönden güçlendirilmesi için bomba imha robotu alımına gitti. Geçtiğimiz günlerde açılan ihaleyi 750 bin liralık teklifiyle Aselsan kazandı. Yıllarca ABD ve Kanada yapımı ithal robotlar kullanan bomba imha uzmanları “Ak-Er” adlı yerli robottan sonra şimdi de “milli” robotla tanışmış olacak. Her biri 150 bin liraya malolacak bomba imha robotları Emniyet Genel Müdürlüğü’nün envanterine girecek. Aselsan Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin Jandarma Genel Komutanlığı için tasarladığı bomba imha robotu bombacı polislerin talepleri doğrultusunda geliştirildi. Emniyet GenelMüdürlüğü, önümüzdeki günlerde teslimatı yapılacak “paletli” hareket sistemine sahip bomba imha robotlarını terör eylemlerinin yoğun olduğu Diyarbakır, Hakkari, Şırnak, Ankara ve İstanbul’a göndermeyi planlıyor. İlerleyen süreçte yeni robotların alımı planlanıyor.

6 KM HIZ YAPABİLİYOR

Süspansiyon sistemi bulunan akıllı robotlar düz asfalt yolda en az 6 km hız yapabiliyor. Her biri 170 kilo ağırlığında olan robotlar paletleri sayesinde 30 derece eğimli, düz ya da yuvarlak köşe kenarlı merdivenleri bile inme-çıkma özelliğine sahip. Robot; beton, asfalt, taşlı, çamurlu, otlu, karlı zeminlerde ve aynı zamanda kapalı alanlarda bulunabilecek halı, mozaik, parke gibi zemin çeşitlerinde dahi rahatlıkla kullanılabilecek. Sağanak yağmur ve etkili kar yağışı altında bile çalışabilen robotlar, -30 ile +49 C sıcaklığında kullanılabiliyor. Bomba imha uzmanlarının da katkılarıyla Aselsan tarafından geliştirilen “milli” bomba robotlarında “robotik” kol bulunuyor. Robotik kolunun kıskacı yuvarlak ve düz şekilli nesneleri kavrayabiliyor ve kavradığı nesneleri kaydırmayacak yapıda bulunuyor. Kola geri tepmesiz Ak-Er cihazı takılabiliyor. Robot kolunun üzerinde lazer işaretleyici de yer alacak. Robottan 30 santim uzakta olan kol en az 12 kilo ağırlığındaki nesneleri kaldırabilecek özellikte.

http://teknoloji.bugun.com.tr/polise-milli-bomba-robotu-197941-haberi.aspx

7 Temmuz 2012 Cumartesi

"Black Sea Hawk-2012 Tatbikatı" gerçekleştirildi

07 Temmuz 2012

Karadeniz'e kıyısı olan ülkelere ait gemiler ve botlar, Karadeniz açıklarında tatbikat yaptı.

Karadeniz'e kıyısı olan ülkelerin katılımıyla "Black Sea Hawk-2012 Tatbikatı" gerçekleştirildi. Karadeniz'e sahili bulunan Türkiye , Bulgaristan , Romanya , Ukrayna, Rusya Federasyonu ve Gürcistan'ın da aralarında bulunduğu ülkelerin sınır-sahil güvenlik teşkilatları arasında birlikte çalışabilirliği ve işbirliğini geliştirmek amacıyla yapılan tatbikat katılımcı gemilerin Karaköy'deki Salıpazarı Rıhtımı'ndan hareketiyle başladı.

Tatbikata, Türk Sahil Güvenlik Komutanlığı , 3 sahil güvenlik botu, bir sahil güvenlik helikopteri, bir denizde arama güvenlik ve operasyon timi (DAGOT), bir dalış, emniyet, güvenlik ve arama kurtarma (DEGAK) timi ile, katılımcı diğer ülkeler ise birer adet gemi ve bot ile katıldı. Tatbikat kapsamında, denizde gemi sorgulama, gemi araması, keşif karakol, denizde denetim, arama-kurtarma ve tıbbi tahliye eğitimleri gerçekleştirildi.

HAREKETLİ SAATLER

Tatbikatın yapılacağı Karadeniz açıklarına Boğaz'dan nizami olarak ilerleyen gemiler, önce kendilerine temsili olarak saldıran küçük bir botu su sıkarak geri püskürttü. Ardından yoluna devam eden gemiler, İstanbul Boğazı'na 20 mil açıktaki tatbikat alanına geldi. Tatbikat, Bulgaristan ve Ukrayna gemilerine boarding (kontrol) yapılarak devam etti. Ardından uyuşturucu yüklü gemiye komandolar tarafından baskın düzenlendi.

Sonrasında yanan bir tekne söndürüldü ve son olarak da denizde kurtarılmayı bekleyen bir bottaki insanlar, helikopterle denizden alınarak, kurtarıldı.

http://www.denizhaber.com.tr/dkk-sgk/43103/black-sea-hawk-tatbikat-sahil-guvenlik-gemi-savas-gemisi-deniz-bot-denizhaberaja.html

Türk-Yunan ilişkilerinde bir ilk

07.07.2012

Yunanistan Genelkurmay Başkanı, uçuşunu Twitter’da paylaştı, Mirage uçağına binip Ege’ye çıktı, tweet mesajını alan Türk F-16 uçakları da generale eşlik etti.

Michalis Kostarakos
https://twitter.com/Kostarakos

Yunanistan'la Türkiye arasında son yıllarda giderek ivme kazanan iyi ilişkiler, Ege Denizi'nde bir ilk yaşanmasına neden oldu. Yunanistan'da yayımlanan Ethnos gazetesinin haberine göre 4 Temmuz Salı günü Meis Adası üzerinde yapılacak sanal bombalama tatbikatını izlemek üzere Ege'ye çıkan Yunanistan Genelkurmay Başkanı uçuşunu önce Twitter'da paylaştı.

Cumhuriyet Gazetesi'nden Murat İlem'in haberine göre; Salı sabahı "Bugün benim için önemli bir gün çünkü Mirage 2000-5 savaş uçağımız ile Doğu Ege adaları üzerinden Meis Adası'na kadar uçacağım. Bu uçuş için sabırsızlanıyorum" mesajı atan Orgeneral Mihalis Kostarakos, öğlen saatlerinde Ege'ye çıktı. Yunanistan hava kuvvetlerine ait iki Mirage uçağının da eşlik ettiği Kostarakos, bir süre Yunan adaları üzerinde uçtu. Ardından Kaş karşısındaki Meis Adası üzerine yönelen Yunanlı komutanın uçağını Ege üzerinde Dalaman'dan kalkan Türk F-16 uçakları karşıladı. Gazete haberine göre Yunanlı komutanın uçacağını Twitter'dan öğrenen Türk pilotları hiçbir engelleme yapmadığı gibi gerginliğe yol açmayacak şekilde eskortluk görevlerini yerine getirdiler.

İLK KEZ YAŞANIYOR

Yunanlı komutanın önce tweet atıp, ardından Ege Denizi üzerinde uçuş yapması, iki ülke ilişkileri dikkate alındığında ilk kez yaşanıyor. Bugüne kadar Yunanistan silahlı kuvvetlerinde görev yapan komutanlar uçuşlarını NATO çerçevesinde paylaşıp, Türkiye'nin dolaylı yoldan bilgi edinmesini sağlıyorlardı. Ege'de gerilimden uzak uçuşlar yapmayı amaçlayan bu gibi paylaşımlar askeri bilgiler ışığında değerlendirilip, karşılama yapacak Türk pilotlar uyarılıyordu. Yunanlı komutanın Türk uçakları eşliğinde Meis Adası üzerinde bir süre dolaşıp iki Yunan Mirage uçağının yaptığı sanal bombalama tatbikatını izlediği öğrenildi. Haberde Türk uçaklarının NATO ve 6. Filo'nun radarları tarafından dikkatle izlendiği de belirtildi.

http://www.sabah.com.tr/Gundem/2012/07/07/turkyunan-iliskilerinde-bir-ilk

İlk milli tank yaz sonunda görücüye çıkıyor

EMRE SONCAN, ANKARA - 07.07.2012

Prototip üretimi için 500 milyon dolarlık kaynak ayrılan milli tank projesi Altay için kritik dönemece girildi. Otokar fabrikasında hummalı bir çalışma dönemi yaşanıyor. Yaz sonunda görücüye çıkacak olan ilk prototip modelle birlikte tasarım süreci de tamamlandı. 250 adetlik ilk parti seri üretiminin ise 2017'de başlaması bekleniyor.

Türkiye'nin merakla beklediği milli tank projesi Altay'dan müjdeli haber geldi. İlk prototipin montaj çalışmaları başladı. Gelinen son durumla ilgili Zaman'a açıklamalarda bulunan Altay'ın üreticisi Otokar'ın Genel Müdürü Serdar Görgüç, "Yaz sonunda, Türk kamuoyu ilk milli tankla tanışacak." dedi. Görgüç, tankın sıfırdan Türk mühendisler tarafından tasarlandığının da altını çizdi.

Türkiye'nin ilk milli tankı Altay'ın üretecisi Otokar'ın Genel Müdürü Serdar Görgüç, proje hakkında bilgi verirken, savaş konseptlerinin değiştiği bir dönemde tanka yatırım yapılmasını eleştirenlere de karşı çıktı. Görgüç bunu şu örnekle açıkladı: "Ayağını basmadığın toprak senin değildir. Bunu Irak'ta gördük. ABD, Saddam rejimini havadan ve denizden vurdu. Daha sonra ise kara harekâtı düzenlemek zorunda kaldı. Ayağınızı kuvvetle yere basmak istiyorsanız, çok iyi tanklarınız olmalı. Tank, çok uzun yıllar boyunca tüm dünya ordularının ana demirbaşı olarak kalacak. 2020'den sonra sil baştan tank yapmaya hazırlanan ülkeler var."

Altay'ın, TSK'nın savunma stratejisine göre hazırlandığına dikkat çeken Görgüç, "Altay tamamlandığında, dünyanın bir numarası olacak. Hareket kabiliyeti, zırhı ve yüksek atış isabetiyle adından söz ettirecek. İleri teknolojisiyle, yeni gelişen tehditleri bertaraf edecek." ifadelerini kullandı. Prototip üretimi için 500 milyon dolarlık kaynak ayrılan Altay için kritik dönemece girildi. İlk prototip, yaz sonunda görücüye çıkacak. 250 adetlik ilk parti seri üretiminin 2017'de başlaması bekleniyor. Projenin teknik destek sağlayıcısı, Güney Koreli Rotem olurken aracın üzerinde Aselsan, MKE, Roketsan gibi kuruluşların desteği bulunacak. İlk milli muharebe tankında dizel motor kullanılacak.

Tankın tasarım ve prototip üretimi ihalesini kazanan Otokar'da şu anda hummalı bir çalışma var. Şirketin Adapazarı'ndaki tesislerinde Altay'ın montajına başlandı. Otokar Genel Müdürü Serdar Görgüç, proje sona erdiğinde Türkiye'nin tank tasarlama ve üretme kapasitesine sahip olacağının altını çiziyor. Muharebe sahasında bir tankın başarılı olabilmesi için üç şart olduğunu kaydeden Görgüç, "Bunlar, koruması, hareket kabiliyeti ve atış gücüdür. Altay, tüm bunları en üst seviyede gerçekleştirecek. Çağdaşlarından bir nesil önde olacak." dedi. Altay projesinin TSK'nın caydırıcı gücünün daha da artırılması için büyük önem taşıdığına işaret eden Görgüç, şunları ifade etti: "Ordular karşılaştırıldığında, alt alta yazılan kalemler bellidir: Savaş uçakları, tanklar, füzeler. Altay gibi modern ve güçlü bir tank Türkiye'ye avantaj sağlayacaktır."

Görgüç, daha şimdiden birçok ülkenin Altay'la ilgilenmeye başladığını, önümüzdeki yıllarda önemli bir ihracat potansiyelinin yakalanacağını söyledi. Bunun işaretlerini almaktan da memnuniyet duyduklarını kaydeden Genel Müdür, projede Rotem firmasından destek alınmasına yönelik 'Projenin ne kadar milli olduğunun sorgulandığını' belirterek "İlk defa tank tasarlıyoruz. Bazı konularda destek almak gerek. Kore kendi tankını tasarlamış bir ülke. İyi bir mühendislik altyapısı var. Bazı belirlenen alanlarda teknik destek sağlanacak. Böylece daha kısa zamanda önemli teknolojileri alabileceğiz." diye konuştu.

Altay projesinde yaz sonunda MTR adı verilen hareket kabiliyetini test edecek araç ortaya çıkacak. 2013'ün ilk çeyreğinde FTR yani atış testlerinin yapılacağı araç üretim bandından inecek. 2014'te iki ana prototip üretilecek. TSK ile birlikte testleri gerçekleştirilecek. 2016 sonu ya da 2017 başına Altay seri üretime hazır hale gelecek.

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1314578&title=ilk-milli-tank-yaz-sonunda-gorucuye-cikiyor

5 Temmuz 2012 Perşembe

Riyadh to Beijing: We’ll Pay for Nuclear-Capable Ballistic Missiles with All the Oil You Need

June 15, 2012

King Abdullah restored National Security Adviser Prince Bandar bin Sultan to favor for a very special mission. DEBKA-Net-Weekly’s military and intelligence sources reveal that the talented former ambassador to the US was recently brought back from exile to conduct secret negotiations with China for the oil kingdom’s acquisition of single-nuclear warhead, medium-range MRBM ballistic missiles – the Dong-Feng 21 (DF-21) model (NATO code name CSS-5).

After acting as the king’s confidential coordinator of Saudi intelligence in the Arab revolt, Bandar removed himself (or was removed) some months ago from Riyadh to escape the royal infighting plaguing the court.
Facing him across the negotiating table in Beijing was Chinese Defense Minister Liang Guanglie who reported directly to Chinese President Hu Jintao.

The first Saudi approach for these missiles was made when Chinese Premier Wen Jiabao called on the Saudi monarch on January 15. In their official communiqué, the two leaders announced they had “agreed to make concerted efforts to enhance bilateral relations under a strategic framework.”
The phrase “under a strategic framework” referred to the Saudi request for Chinese nuclear missiles.

The Saudis keep one-third of their missiles ready for instant launch

Saudi Arabia’s present arsenal, our military sources report, contains three Chinese CSS-2 ballistic missile batteries from the 1970s (IRBM, with conventional warheads and a range of 2,600 kilometers), the oldest type of liquid propellant ballistic missiles in the Chinese inventory.

Responsible for their maintenance is a Chinese missile corps battalion composed mostly of missile technicians who are employed at three military facilities – Sulail, 500 kilometers south of Riyadh near the Khamis Mushait military complex, which is Headquarters of the Saudi Southern Area Command and home to the Field Artillery and Infantry Schools and to the King Khalid Air Base; Prince Sultan Air Base in Al Kharj, 77 kilometers south of Riyadh; and Al-Dilam, also south of Riyadh and bordering on the Sultan Air Base.

DEBKA-Net-Weekly‘s military sources note that the Saudis keep their ballistic missiles in three stages of readiness – those at Sulail sit on pads prepared for instantaneous launch; those at Al Kharj are also on launching pads with their tanks half full; and the third group is still in storage at Al-Dilam.

Saudi Arabia's Ballistic Missile Force
Source:
The newest updated variants of the DF-21s are capable of delivering either nuclear warheads or conventional weapons. They have a maximum range of 1,700 kilometers and a payload of 600 kg. Submunitions with high explosives and chemical warheads are believed to be available.

A colossal price payable in 23 years’ worth of oil supplies

Confident that Washington was unaware of the secret negotiations going on in Beijing, our intelligence sources report the Saudis offered the Chinese two major incentives for the deal:

1. The fabulous sum of $60 billion in payment for the purchase of the missiles. Part of the package would be the construction of new bases to house them in Saudi desert regions most inaccessible for Iranian attack.
2. Since solid investment outlets are hard to find in the global economy’s present state and Beijing suffers from a surfeit of cash, Bandar also put on the table as part of the price a long-term Saudi commitment to cover all of China’s oil needs until the year 2035, no matter what happens in the interim and irrespective even of an oil crisis besetting the desert kingdom.
Never before has any oil-producing country offered such terms – least of all the world’s largest oil exporter. In effect, Gulf sources point out, Riyadh agreed to open its oil fields to partial Chinese control for the sake of gaining nuclear missiles.
Not surprisingly, Chinese President Hu informed the Saudi King of his assent to the transaction once all the particulars are ironed out.
One of the weightiest would be the criteria to be fixed for calculating the price of oil on sale to China and the number of barrels; whether the baseline would be the 2020 or 2030 market prices.

Back-up talks for Pakistan’s Gauri nuclear missiles

Also to be decided is how China will get around its signature on the Missile Technology Control Regime, the MTCR, an informal and voluntary association of countries dedicated to the non-proliferation of unmanned systems capable of delivering weapons of mass destruction.
Another snag is presented by the commitments Riyadh undertook in signing nuclear conventions at the International Atomic Energy Agency in Vienna.
DEBKA-Net-Weekly‘s intelligence sources report further that Saudi Arabia has launched back-up negotiations with Pakistan for the purchase of its Ghauri nuclear ballistic missiles in case the transaction with China falls through.

http://warsclerotic.wordpress.com/2012/06/15/riyadh-to-beijing-well-pay-for-nuclear-capable-ballistic-missiles-with-all-the-oil-you-need/