Savunma ve Stratejik Analizler

31 Ekim 2013 Perşembe

Kalekol’un yeni silahları CİRİT ve GÖZCÜ

31/10/13  Muhammet METİN/Kokpit.aero

Türk mühendisleri tarafından geliştirilen Roketsan’ın Cirit Lazer Güdümlü Füze ile Kale-Baykar ortaklığının Mini İnsansız Hava Aracı Gözcü, Terör ve Kaçakçılıkla mücadele kapsamında yeni inşa edilen Kalekol'larda göreve başladı.

Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, sınır bölgesinde terör ve kaçakçılıkla mücadele kapsamında yeni inşa edilen Kalekol'ların etkinkinliğini ve güvenliğini arttırmak maksadıyla Roketsan tarafından geliştirilen Cirit Lazer Güdümlü Füze ile Baykar ve Kale gruplarının birlikte geliştirdiği Mini İnsansız Hava Aracı Gözcü başta Aktütün Kalekol'u olmak üzere sınır bölgesinde inşa edilen Kalekol'larda hizmete girdi.

Cirit Lazer Güdümlü Füze sistemi, 360 derece dönme kabiliyetine sahip bir platforma entegre edildi. İki lançerden oluşan ve dört Cirit füzesi fırlatma kabiliyetine sahip platform Aktütün Kalekol'unda yüksek bir mevziye yerleştirildi.

İKİ FARKLI BAŞLIĞA SAHİP

Aktütün Kalekol'unda görevli askeri yetkililerden edinilen bilgiye göre, "platformun mobil bir sistem olduğu, istenilen bölgeye kısa bir süre içerisinde intikal edebildiği ve göreve hazır duruma getirildiği bildirildi". Kalekol'da Cirit Füze'sinin Anti-Personel ve Yangın Çıkarıcı harp başlıklı modelleri kullanılıyor.

Bunun yanısıra, Mini İnsansız Hava Aracı Gözcü Aktütün Kalekol'unda gece-gündüz, keşif, gözetleme ve istihbarat amacıyla kullanılmaya başlandı. Askeri yetkililer, bu iki sistemin Kalekol'ların etkinkinliğini önemli ölçüde arttırdığını ve yakın bir zamanda Suriye sınırında bulunan Karakol'larda da hizmete gireceği bilgisi verildi.

GÖZCÜ 6 YILDIR BAŞARIYLA KULLANILIYOR

Gözcü Mini İnsansız Hava Aracı Sistemi tamamen özgün ve milli olarak geliştirilmiş elektronik, yazılım ve yapısal bileşenleri ile Türkiye'nin ilk mini robot hava aracı sistemi. Gözcü Mini İnsansız Hava Aracı, 2007 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından gece ve gündüz, keşif amaçlı olarak kullanılmaya başlandı. Özgün tasarım, otopilot güdüm kontrol sistemleri, yer kontrol istasyonu komuta kontrol elektronik donanım ve yazılım sistemi bulunan Gözcü teslim edildiği tarihten itibaren yoğun bir kullanım sürecine girdi. Bugüne kadar teslim edilen 170'in üzerinde mini insansız hava aracı binlerce saat uçuş sortisini başarıyla gerçekleştirdi.

CİRİT HEM KARADAN HEM HAVADAN ATILIYOR

CİRİT, 2.75” Lazer Güdümlü Füzesi ise, taarruz helikopterlerinden hafif zırhlı / zırhsız, sabit ve hareketli hedeflere karşı kullanılan yüksek hassasiyetli ve maliyet etkin bir sistem. Yeni nesil bir füze olan CİRİT, 2.75” güdümsüz roketler ile güdümlü antitank füzeleri arasındaki taktiksel boşluğu doldurmak amacıyla tasarlandı. CİRİT Füzesi helikopter, İHA, kara aracı, sabit kara platformu, hafif saldırı uçağı, deniz platformları vb. gibi farklı platformlara entegre edilebiliyor.

http://kokpit.aero/kalekol-cirit-gozcu-iha

Turkey to renew F-35 order by mid-January

October 31 2013 Burak BEKDİL

Turkey will revisit plans to purchase new F-35s at the beginning of next year, having previously postponed a decision in January. A top undersectariat official says the delay will actually work to Ankara’s advantage

Turkey’s government and military planners must decide on the country’s commitment to a U.S.-led, multinational new-generation fighter jet program by mid-January 2014 at the latest, according to Turkey’s top defense procurement official.

Murad Bayar, head of the Undersecretariat for Defense Industries (SSM), has said Ankara will renew an order for an initial batch of two F-35 aircraft soon. The order had been suspended in January.

Bayar said the SSM would submit a request to renew the suspended order to the Defense Industry Executive Committee in December or January 2014. The committee is the ultimate decision-maker in defense procurement matters and is chaired by Prime Minister Recep Tayyip Erdoğan. Its other members are Defense Minister İsmet Yılmaz, Chief of General Staff Gen. Necdet Özel and Bayar himself.

In a Jan. 10 decision, SSM cited rising costs and technological issues for its decision to indefinitely postpone an order to purchase its first two F-35 fighter jets.

But procurement officials admitted at that time that there was a “certain degree of psychological deliberation at work, too.” Turkey did not want to “stand alone in the dark’’ on the program, said an SSM official.

“We must make a decision on the first order by mid-January,” Bayar said. “The delay in placing the order has worked to our advantage in terms of price, more stable costs and technology.”

After the initial purchase of the two jets, Turkey plans to order 100 units of the stealth fighter to replace its F-4 Phantoms and F-16 Fighting Falcons.

Bayar said Turkey remained committed to an eventual acquisition of 100 aircraft.

Turkey is one of nine countries that are part of a U.S.-led consortium to build the F-35 fighter. The others are Britain, Canada, Italy, the Netherlands, Australia, Norway and Denmark.

Turkey announced in March 2011 that it was placing its order for 100 jets on hold due to a U.S. refusal to provide adequate access to the aircraft’s source codes. Ankara said negotiations for access to the codes, including codes that can be used to control the aircraft remotely, had not yielded satisfactory results, and under these conditions, Turkey could not accept the aircraft. The issue remains unresolved.

http://www.hurriyetdailynews.com/turkey-to-renew-f-35-order-by-mid-january.aspx?pageID=238&nID=56999&NewsCatID=483

Almanya’da kurduğu GSW ile İzmir’de zırh üretimi yapacak

29 Ekim 2013 Sedat ALP

GSW ve GTE şirketleri ile Almanya’da Leopar tanklarının ana gövdesi başta olmak üzere, ağırlığı savunma sanayisine yönelik zırh ve ağır makine parçaları üreten işadamı Remzi Şimşek, İzmir’de Bağyurdu OSB’de fabrika kuruyor. Türkiye’deki faaliyetlerini Remo Ağır Makine Sanayi Ticaret Ltd. Şti. ile sürdürecek olan Şimşek, Almanya’daki üretiminin bir kısmını buraya kaydıracak.

GSW, ağır sanayi makineleri için parça ve savunma sanayine yönelik yan sanayi ürünleri üretiyor. Almanya’nın efsane tankı Leopar’ın zırh kısmını da oluşturan ana gövdesinin tamamını GSW yapıyor. Şimşek’in diğer şirketi GTE ise malzeme tedariği, kaynak ve ışıl işlemlerini yapıyor ve parçayı kütle halinde işlenmeye hazır hale getiriyor.

GSW, Almanya’nın pres devi Diffenbacher firmasının ürettiği ağır tonajlı pres makinelerinin, ağır yük taşıyıcı makinelerin ve mayın tarama araçlarının ana gövdelerini üretiyor. Alanında yine dünya devi olan ve dünyada savunma sanayi ihalelerinden en çok pay alan şirketlerden Krausmafai’nin en büyük yan sanayi firması da GSW.

Almanya’dan 12 TIR makine getirdi

Remzi Şimşek’in, Stutgart’ta bulunan GSW ve GTE şirketleri ile 3 fabrika işlettiğini belirten Remo Ağır Makine Sanayi Genel Koordinatörü Abdullah Kasap, Eylül 2012’de Türkiye’de yatırıma karar verildiğini ve yatırım için Bursa ile Trakya üzerinde durulurken, İzmir’de karar kılındığını söyledi. Kasap, 31 Aralık 2012 tarihinde de Bağyurdu OSB’de 10 binmetrekarelik arsa satın alınarak inşaata başlandığını belirtti.

Abdullah Kasap, fabrikanın Ocak 2014’te üretime başlayacaklarını belirterek, “Yatırım 15 milyon TL’yi buldu. Almanya’dan 12 TIR’la makineleri getirdik. İlk etapta proje bazında ağır makine sanayisine yönelik üretimler yapılacak. Remo Ağır Makine Sanayi, Türkiye’de zırhlı araçlar başta olmak üzere savunma sanayisinin yerlileştirilmesinde önemli bir misyon üstlenecek. Bir süre sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyacı için üretilecek zırhlı araçların ve mühimmatın üretiminde rol almak istiyoruz” diye konuştu.

Kasap, şöyle devam etti: “Birinci hedefimiz üretim konumuz olan ürünlerde Türkiye’nin yaptığı ithalatı önlemek. Savunma sanayine yönelik projelerle ilgileniyoruz. Mayın tarama araçları, füze, silah, tank gövdeleri, F16’ların attığı füzelerin gövdeleri, bu ürünlerin tamamını biz üretebiliyoruz. Savunma Bakanlığı ile bu konularda görüşmelerimiz var. Şartları karşılayıp gerekli izinleri aldıktan sonra bu alanda atağa geçeceğiz.”

Zimmermann’ın Türkiye’deki üssü oldu

Abdullah Kasap, Zimmermann’ın dünyanın en büyük CNC portal freze makineleri üreticisi olduğunu, bu Alman devini Türkiye’de yatırım yapmaya ikna ettiklerini söyledi. Kasap, şu bilgileri verdi: “İlk aşamada bizim Bağyurdu OSB’deki fabrikamızda bir holün kendilerine tahsis edilmesini istediler. Bu holü tamamen onları istediği gibi inşa ettik. Biz, onların makinelerinin ana gövdesini üreteceğiz, onlar da kendilerine ait holde makineyi işleyecek ve buradan ihraç edecekler. Ancak, 1-2 yılda Zimmermann da burada bir fabrika kuracak ve Almanya’daki üretiminin bir kısmını Türkiye’ye kaydıracak.”

http://www.dunya.com/almanyada-kurdugu-gsw-ile-izmirde-zirh-uretimi-yapacak-206280h.htm

İsrail, Türk jetlerinden şikayet etti

31 Ekim 2013 Dünya Bülteni / Haber Merkezi

İsrail, ordusu Türk jetlerinin Akdeniz'de kendi jetlerini taciz ettiğinden şikayet etti

İsrail ordusundan yapılan şikayette, "Türk ordusu bize pazılarını gösteriyor. Pilotları uçaklarımızla 'tavuk oyunu' oynuyor" denildi.

İsrailli kaynaklara atfen haberi yayınlayan Worldtribune sitesi, "Türk jeteri 6 aydır Akdeniz'de İsrail jetlerini taciz ediyor" diye yazdı. Bu yüzden bir tatbikat da etkilendi. 'Tavuk oyunu', karşılıklı yaklaşan iki uçaktan birinin ötekini kaçırmasına deniyor.

http://www.dunyabulteni.net/?aType=haber&ArticleID=278786

30 Ekim 2013 Çarşamba

Landsberger Transall bald in der Türkei ? – Kaufinteresse bekundet

Posted by Peter Heckel on 18. März 2013

Die Tage des Lufttransportgeschwaders 61 auf dem Fliegerhorst Penzing sind bekanntlich gezählt. Im Rahmen der Bundeswehrreform soll das Geschwader noch in diesem Jahrzehnt aufgelöst werden, weil dann die C-160 Transall durch 40 Airbus A 400 M ersetzt werden. Diese werden allerdings nicht in Penzing, sondern auf dem Fliegerhorst Wunstorf stationiert sein. Zur Lösung der Frage, was mit den bis dahin ausgemusterten 86 Transall-Maschinen geschieht, bahnen sich jetzt schon Lösungen an. Die Türkische Luftwaffe hat nämlich die Absicht geäußert deutsche Transportflugzeuge vom Typ C-160 Transall aus Bundeswehrbeständen zu erwerben.

Vier Tage lang weilte deshalb eine Expertenkommission der türkischen Luftwaffe auf dem Fliegerhorst in Penzing. Unter der Führung von Offizieren des Waffensystemkommandos aus Köln diskutierte die Delegation über technische Fragen und begutachtete den Zustand der Luftfahrzeuge. In Begleitung des militärischen Attachè der Türkischen Luftwaffe, Oberstleutnant Ismael Kurt aus Berlin, informierten sich Piloten, Ingenieure und Kommandeure über technische Abläufe sowie die Beschaffung von Ersatzteilen. Bereits 1971 waren 20 Maschinen an die Türkische Luftwaffe verkauft worden, die noch heute zufriedenstellend im Einsatz sind.
...
http://radio-lechtal.de/blog/2013/03/18/landsberger-transall-bald-in-der-turkei-kaufinteresse-bekundet/

http://en.wikipedia.org/wiki/German_Air_Force

Google Translate:
Landsberger Transall soon in Turkey? Expressed an interest in buying -

The days of the Air Transport Wing 61 at the airbase Penzing are known to be counted . As part of the reform of the Bundeswehr , the squadron is still to be resolved in this decade , because the C- 160 Transall then be replaced by 40 Airbus A 400 M . These are not , however, be stationed in penzing, but at the airbase Wunstorf. To solve the question of what happens to the by then retired 86 Transall aircraft , railways have now to find solutions . The Turkish Air Force has expressed the intention namely German transport aircraft C-160 Transall to purchase from Bundeswehr stocks.

Therefore stayed for four days , an expert commission of the Turkish Air Force at the airbase in Penzing . Under the guidance of officers of the weapon system command from Cologne , the delegation discussed the technical issues and examined the condition of the aircraft. Accompanied by the military Attachè the Turkish Air Force, Lieutenant Colonel Ismael Kurt from Berlin to pilots , engineers and commanders on technical processes and the procurement of spare parts informed . Already in 1971, 20 machines were sold to the Turkish Air Force, which are still satisfactory in use .

S. Korea develops first radar-absorbing paint

2013/10/25  BUSAN,  (Yonhap)

South Korea has developed its first radar-absorbing paint to camouflage its warships, fighter jets and tanks to help them bypass detection, a local university institute said Friday, in its latest efforts to arm the nation's weapons with stealth features.

Korea Maritime and Ocean University's Stealth Technology Center unveiled the "stealth paint" designed to have a low detectability during the International Naval & Defense Industry Exhibition held in the southeastern port city of Busan from Tuesday to Friday.

Stealth technology has been considered one of the key features that raise survivability during wartime, with many countries developing related technologies, designs and materials.

During the exhibition that drew some 1,590 companies from 55 nations and foreign delegations, military officials from such countries as the United States and China, which keep much of their stealth technology highly confidential, have paid keen attention to the radar-absorbing paint, the center's exhibition team said.

The radar-absorbing material can be applied with a spray to make it lighter, durable and cheaper than the current tile- or sheet-type electromagnetic wave absorbers made of an iron mixture, Kim Yong-hwan, the director of the Stealth Technology Center, said.

"This paint greatly decreases warships' visibility on radars to help raise their survivability from missile attacks," the former Navy Captain said, showing an iron sheet coated with the paint that absorbs up to 99 percent of radar waves.

While the paint has recently passed certification in 11 categories by the Korea Testing & Research Institute, it is expected to first be applied in naval weapons systems as South Korea has the world's three biggest shipbuilders.

Daewoo Shipbuilding & Marine Engineering is among the companies that are eyeing the material for their latest Navy destroyers under development, said Hwang Young-woo, the center's vice president.

"It is easy to apply evenly to any surface as it is a spray, saving considerable time compared to other sheets or tiles," Hwang said. "Plus, it's much cheaper than the normal paint."

As the South Korean military has included the development of radar-evading and anti-stealth technology in its long-term defense strategy, Hwang said the center has been developing various types of paints to meet different requirements for the Navy and Air Force, and is consulting with local defense contractors.

The paint for warships needs to withstand corrosion from sea waters, while the material for fighter aircraft must endure the high engine temperature and frictional heat.

The radar-absorbing material is one of the anti-detection techniques to reduce radar cross section (RCS) that are more effective when incorporated with other features, Hwang said, hoping to see a warship designed with flat surfaces reflect the radar directly back for a low profile.

Since radar is the most difficult form of detection to elude, avoidance is generally accomplished by reducing RCS of the object to within the level of background noise.

The U.S. has leading stealth technology already demonstrated in its F-35 and F-22 fighters as well as B-2 stealth bomber. Its Navy recently unveiled the DDG-1000 Zumwalt-class ships with downward-sloping designs optimized for stealth, with plans to deploy three ships to the Pacific.

China is building its own experimental stealth jets, such as the J-20 and J-31, as well as a stealth-detecting radar to counter U.S. stealth jets, with the goal of deploying them in a few years.

"As other advanced countries are developing stealth jets and anti-stealth radars, South Korea should speed up developing technology to counter potential threats in future warfare," Hwang said.

While North Korea reportedly has its own stealth jet that absorbs radar waves, Hwang doubted its capability as the isolated communist country does not produce the required materials.

"It is highly likely that the North is trying to show off with fake materials," he said, noting a report smuggled out of the North by a South Korean Christian group in 2010.
http://english.yonhapnews.co.kr/national/2013/10/25/99/0301000000AEN20131025002300315F.html

29 Ekim 2013 Salı

Aselsan, radara yakalanmayan boya üretti

29 Ekim 2013  airnewstimes

Hacettepe Üniversitenin ortaklığında kurulan teknoparkta yerleşik Hacettepe İleri Boya Teknolojileri ve Kimya Sanayi A.Ş. (HİBTEK) Teknik Danışmanı ve aynı zamanda Hacettepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Hayrettin Aydın, Yaptığı açıklamada, Kıbrıs Barış Harekatı dolayısıyla yapılan özellikle askeri ambargonun, yerli savaş sistemleri geliştirilmesine vesile olduğunu söyledi.

Üniversitede 1989 yılında başlayan SADAK (Savaş Uçakları Boyasının Yurtiçinde Yapılabilirlik Projesi) kapsamında binlerce saat ar-ge yaptıklarını ve sonunda başarıyı yakaladıklarını ifade eden Aydın, şunları söyledi:

"Boyasız uçağı savaşa göndermezsiniz çünkü uçağın gövdesi alüminyum alaşımdır ve düşman radarları için çok belirgin bir hedeftir.

Projenin adı 'Savaş Uçakları Boyasının Yurtiçinde Yapılabilirlik Projesi'ydi. Proje çok hızlı gelişti. 1989'da başladık 1990'da 2 adet F-5 uçağını uçurduk. Bir savaş uçağı -60 dereceden çok hızlı bir şekilde pistteki +70 derece sıcaklığa inebiliyor. 130 derece ani ısı değişimi boyayı perişan ediyor. Her hafta uçakların fotoğrafları çekildi ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından boyada 'atma, kabarma, yıpranma var mı' diye ince ince kontrol edildi.

Yaklaşık bir yıl sonra F-4, F-104, T-37 ve T-38 tipi uçaklarda boyandı. Onlar da bir yıl uçtu herhangi bir sorun olmadı. 30 Nisan 1993'de Hava Kuvvetleri Komutanlığı, boyaların Hacettepe'den alınabileceğine dair Hava Lojistik Komutanlığı'na yazı yazdı. Türkiye'de yaklaşık 20 yıldır bütün askeri uçak ve helikopterler bizim boyalarla boyanıyor. Satışları üniversitenin döner sermayesi üzerinden yapıyoruz."

Taze boya çok önemli

Savaş uçakları, helikopterleri ve diğer ekipmanlarının hem korozyona karşı korunması hem de kamufle edilmesi gerekliliği nedeniyle boyanması gerektiğini anlatan Aydın, hem yerli hem de daha kaliteli boya yapmak için çalıştıklarını ve başardıklarını bildirdi.

Aydın, "Boyanın Türkiye'de yapılması çok önemli çünkü boyaların raf ömrü maksimum 1 yıl. Ama ABD'den gelirken hem daha önceden üretilmiş rafda beklemiş oluyor hem nakliyede vakit kaybediliyor hem de bize göre yüzde 30 daha pahalı. Biz 3'er aylık periyotlarla üretiyoruz ve en önemlisi TSK'daki hangi savaş uçak yada helikopterinin ne zaman boyanacağı belli. TSK'nın ihtyacına göre malzeme teslim ediyoruz" görüşünü dile getirdi.

Bir yolcu uçağında yaklaşık 300-400 kilo boya kullanılırken, F-16 savaş uçağında ortalama 50-60 kilo boyanın kullanıldığını ifade eden Aydın,savunma sanayine iş yapan firmaların da kendilerinden boya aldığını anlattı. Hayrettin Aydın, bu firmaların birinin projesi dolayısıyla yurt dışındaki alt yüklenici firmanın da kendilerinden boya aldığını dolayısıyla ilk ihracatı gerçekleştirmiş olduklarına işaret etti.

HİBTEK'de aynı zamanda Infrared boya da ürettiklerini belirten Aydın, boyalara doğanın ışık yansıma değerlerini verdiklerini dolayısıyla infrared boya ile boyanan askeri araç ve ekipmanların düşman tarafından kolay kolay farkedilemediğini vurguladı.

Radara yakalanmayan boya

Hayrettin Aydın, bugün itibarıyla dünyanın en iyi RAM boyasının (Radar Absorbing Material - Radar Sinyali Emici Materyal) Türkiye'de üretildiğini bildirdi.

Aydın, yurt dışına satılmasının mümkün olmadığını belirttiği boya ile ilgili şu bilgileri verdi:

"RAM, hiç geriye yansıma yaptırmayan dolayısıyla örneğin uçakların radara yakalanmasını önleyen bir boya. Diğer boyaları herkes yapabilir ama bu boyayı, bu kalitede ABD ve bizden başka kimse yapamıyor, net konuşuyorum. Yapılan testlerde bizim ürettiğimiz boyanın ABD'nin ürettiği boyadan çok daha iyi olduğunu raporlarla ortaya koyduk.

Bugün düşman bir ülkenin sınırlarını RAM boyalı uçakla geçin, radarlar göremeyecektir. Savaş zamanı bu uçak sınırı geçiyor bombayı atıyor sonra radarlara görünmeden çıkıp gidiyor. Bu işte saniyelerin önemi var, uçak ya da yer radarı, hangisi önce görürse diğerini bertaraf edebiliyor."

"1 kilo boya mı, 1 litre yakıt mı ?"

Savaş uçakları için ağırlığın çok önemli olduğunun altını çizen Aydın, şu bilgileri de verdi:

"Formula 1 arabaları da savaş uçakları gibidir ve ağırlık çok önemlidir. Yarışma kuralları gereği arabanın ağırlığının; şoför dahil, benzin hariç en az 642 kilogram olması gerekiyor. Aynı motor gücüne sahip araçtan hafif olan daha hızlı gideceği ve ekstra benzinin ekstra tur anlamına geleceği için formula pilotları kilo anlamında mümkün olduğunca hafif kişilerden seçilir.

Savaş zamanında bir uçak 1 kilogram gereksiz yük yerine 1 litre fazla yakıt alırsa havada daha fazla kalabilir.

Savaş uçaklarında yer radarlarının ve havadaki başka bir uçağın görebileceği yerlerin özellikle RAM ile boyandığını belirten Aydın, "Sembolik olarak söylüyorum; bu boyanın kilosunu 1 dolara üreten ABD'ye isterseniz 100 dolar teklif edin, kesinlikle vermez, çünkü stratejik bir ürün" dedi.

RAM boyanın kamuflaj boyaya göre 4 kat daha pahalı olduğunu anlatan Aydın, bu boyanın F-35 gibi yeni nesil ve pahalı olan savaş uçaklar için hayati önem arz ettiğini söyledi.

Aselsan - Hacettepe ortaklığı

RAM boyası üretmeye Aselsan-Hacettepe ortak projesi olarak başladıklarını, on yıldır çalıştıklarını ve radar emici boyayı 9 yıldır ortak ürettiklerini anlatan Aydın, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterinde olan ve RAM boya ile boyanan bir denizaltının, RAM boya ile boyanmayan denizaltının 300 metre yakınına kadar farkedilmeden geldiğinin altını çizdi. Aydın, RAM'sız denizaltıların ortalama 4-5 deniz mili mesafeden birbirini görebildiğine dikkati çekti.

Dünyada hükümetlerin kontrolünü çok sıkı yaptığı ve diğer ülkelere satışını sınırladığı yüksek teknoloji içeren bu ürünü Aselsan ile yerli olarak ürettikten sonra muhtelif uygulamalar sonrasında yapılan saha denemelerinde de ürünlerin çok yüksek performanslara sahip olduğunun belgelendiğini de bildiren Aydın, "Kamuflaj, infrared ve radar sinyallerini emen boyalarımız, Türkiye'nin savaş gücünü kat ve kat artırdı" dedi.

http://airnewstimes.com/aselsan-radara-yakalanmayan-boya-uretti-25356-haberi.html

Milgem TCG Büyükada (F-512) | 2013

28 Ekim 2013 Pazartesi

TEKNO HD BOLUM 37

ANKA-S PROJESİ SÖZLEŞME İMZASI



















28.10.2013 Savunma Sanayi Müsteşarlığı Facebook Sayfası

Türk Silahlı Kuvvetlerinin havadan keşif, gözetleme, hedef teşhis ve tespit ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla geliştirilmekte olan ANKA İnsansız Hava Aracı (İHA) sisteminin seri üretimine yönelik sözleşme, Müsteşarlığımız ile TUSAŞ Türk Havacılık ve Uzay Sanayi A.Ş. arasında 25 Ekim 2013 tarihinde imzalanmıştır.

Yurt içi imkânlardan azami faydalanılacak proje kapsamında, TUSAŞ firması ana yükleniciliğinde birçok Türk firması görev alacaktır. ANKA İHA sistemi, hâlihazırda sahip olduğu kabiliyetlere ilave olarak uydu üzerinden kontrol, kriptolu veri linki, milli uçuş kontrol bilgisayarı ve yüksek çözünürlüklü kamera özelliklerini içerecektir.

Sözleşme kapsamında tedarik edilecek 10 adet ANKA İHA’sı ve ilgili yer sistemlerinin 2016 yılında başlayacak teslimatları, 2018 yılında tamamlanacaktır.

https://www.facebook.com/savunmasanayii?hc_location=timeline

ÇÇ: Kanatları ve motoru değiştirip UCAV yolu açılabilir!

C-130'lar 'Gun Ship' olacak!

27/10/13 Muhammet METİN/Kokpit.Aero

Erciyes Projesi ile modernize edilen C-130 uçakları için yeni bir görev geliyor. Özel silahlarla C-130'lar 'Gun Ship' olarak adlandırılan yakın hava desteği görevlerinde de kullanılacak!

Türk Hava Kuvvetleri'nin envanterinde ki 19 adet C-130 nakliye uçağı, Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nın (SSM) başlattığı ERCİYES projesi ile Türk Havacılık ve Uzay Sanayi (TUSAŞ) ve Kayseri 2nci HİBMK tarafından modernize ediliyor.

ERCİYES Projesi altında modernize edilecek iki C-130T uçağının ERCİYES Sözleşmesinde yapılacak yeni bir değişiklik ile GunShip (Silahlı Uçak) konfigürasyonuna dönüştürülmesi bekleniyor. 2nci HİBMK ERCİYES projesinde görevli yetkiliden edinilen bilgiye göre, TAI, 2nci HİBMK, HvKK ve SSM’nin C-130 uçaklarının silahlandırılması konusunda çalışmalara başladı. Modernizasyon kapsamında C-130 uçaklarının silahlandırılması konusunda belli birikim ve uzmanlığa sahip yabancı bir firma ile görüşmeler gerçekleştirildi.

HANGİ SİLAHLAR OLACAK?

2nci HİBMK ERCİYES projesinde görevli yetkili, yabancı firma tarafından proje kapsamında 3omm GAU-23 Bushmaster otomatik topunun yanı sıra halen KC-130J Harwest Hawk ve AC-130W Stinger II uçaklarında yer alan ve 18km menzile sahip Griffin-A (AGM-176) füzelerinin C-130 uçağında kullanılması teklif edildi.

TAI ana yükleniciliğinde yapılması planlanan projede, Aselsan ve Roketsan’ında görev alması da planlanıyor. Aselsan geliştirdiği başta FLIR sistemi olmak üzere birçok aviyonik sistemin entegre edilmesi, Roketsan’ın ise yerli imkanlarla geliştirilen UMTAS, L-UMTAS ve CİRİT gibi füze sistemlerinin de uçağa takılması gündemde.
...
http://kokpit.aero/c130-gun-ship-erciyes

Havelsan | 2013 - Tanıtım Filmi

Derin endişe ikinci madde

27 EKİM 2013 - ABDÜLKADİR SELVİ

Yeni Şafak, Çin'e verilen füze ihalesiyle ilgili çarpıcı detaylara ulaştı. 26 Eylül'deki Savunma Sanayii İcra Kurulu'ndan iki maddelik karar çıktı. Firma tercihi açıklanırken, tamamen yerli ve daha uzun menzilli füze sistemi üretme kararı gizli tutuldu. O madde ABD'yi rahatsız etti.

Füze hızı kadar olmasa da Çin'den alınacak füze konusunda hızlı gelişmeler yaşanıyor.

Çin füzesine ABD'nin beklentilerin ötesinde tepki göstermesi üzerine Başbakan Erdoğan, 'Füze için teklif getirilirse düşünürüz' demişti.

Başbakan'ın bu açıklamasından sonra kritik bir adım atıldı. Savunma Sanayii, füze ihalesinde görüşmeye kalan üç firmaya teklif sürelerini 31 Ocak 2014 tarihine kadar uzatmaları ve tekliflerini yenilemeleri için yazı yazdı.

Çinin birinci sırada yer aldığı füze ihalesinde Fransa-İtalya ortaklığı ve ABD görüşmeye kalmıştı.

Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından ilgili firmalara gönderilen resmi yazıda, 31 Ekim tarihinde dolacak olan teklif sürelerinin 31 Ocak tarihine kadar uzatılabileceği bildirildi.

Firmalara teklif süreleriyle birlikte yeni teklifte de bulunabilecekleri ve bunun değerlendirmeye alınacağı iletildi.

Başbakan Erdoğan'ın, 'Yeni teklif getirsinler görüşürüz' açıklamasından sonra ilk somut adım atıldı. Böylece, ihalenin Çin'e verilmesine tepki gösteren ABD'ye teklif süresini uzatma ve yeni teklif sunma imkanı sağlandı.

TÜRKİYE'NİN ÖNCELİKLERİ

ABD'liler füze ihalesinde 'her şey bir anda oldu-bitti' şeklinde bir hava oluşturmaya çalışıyorlar ama durum bu gerçeği yansıtmıyor. Türkiye, Uzun Menzilli Füze Savunma Sistemi ihalesine tam 6 yıl önce çıktı.

Teklifler alındı, değerlendirmeler yapıldı. 31 Ocak 2013 tarihinde yapılan Savunma Sanayii İcra Komitesi toplantısında görüşmeye kalan firmaların açıklanması bekleniyordu. Yüksek fiyat verdiği için elenen Rusya Antey 2500, ABD yine Patriotlarla, Fransız-İtalyan ortaklığı Samp-T füze savunma sistemiyle ihaleye katılmıştı. 26 Eylül tarihli SSİK toplantısında birinci sırada geldiği açıklanan Çin de yine FD-2000'le ihaleye katılmıştı. O zaman da Çin ihaleyi almaya en yakın teklifi vermişti. Ancak İcra Komitesi'nde Başbakan Erdoğan, 'Ortak üretim yapalım' önerisini getirdi.

Bunun üzerine Savunma Sanayii yetkilileri, yeni durum muvacehesinde ilgili firmalarla temasa geçti.

Türkiye'nin öncelikleri şunlardı:

1-Ortak üretim.
2-Süre
3-Fiyat

ÜÇ DÜŞÜNÜLDÜ 1 KARAR VERİLDİ

ABD'nin, füze ihalesini Çin'in kazanması üzerine, ihalenin oldu-bittiye getirildiği şeklinde bir hava oluşturmasına rağmen, bunun gerçekleri yansıtmadığı ortaya çıktı.

Çünkü İcra Komitesi'nde alınan 'ortam üretim' konusundaki karar iletilmesine rağmen ABD, sunduğu 3 teklifte de ortak üretim konusunda adım atmadı. Patriotların denenmiş bir sistem olduğunda ısrar ederek, ortak üretime yanaşmadı. Bunun yerine paket halinde satış sistemini önerdi.

Firmalardan bu şartlar kapsamında tekliflerini yenilemeleri istendi. Putin'in özel önem verdiği ihaleyi almak isteyen Rusya, teklifini fiyat konusunda yenileyerek, 5.2 milyar dolardan aşağıya çekti. Firmalar üç kez aynı teklifi sundular ama aceleci davranmayan Türkiye, 'Üç düşündü, bir karar verdi.'

FİRMALARIN FİYAT TEKLİFLERİ NEYDİ

2500 kilometre menzile sahip olan Rusya Antey 2500 tipi füzeleriyle girdiği ihalede teknik özellikleri itibariyle yüksek puan alırken, verdiği fiyat teklifi ile ihale dışında kaldı.

İhaleye

Çin, 3.5 milyar dolar
Fransa-İtalya ortaklığı, 4.4 milyar dolar
ABD, 4.5 milyar dolar fiyat verdi.

YERLİ KATKI ORANLARI

31 Ocak tarihli İcra Komitesi Toplantısı'nda alınan karar gereğince ihalede ortak üretim ve yerli katkı oranları da değerlendirmede ayrı bir puanlamaya tabi tutuldu.

Çin, ortak üretim ve yüzde 30 yerli katkı önerdi.

Fransız-İtalyan ortaklığı ve ABD ise ortak üretime yanaşmazken, yerli katkı oranını yüzde 10-12 arasında tuttu.

İhaleyi 3.5 milyar dolar fiyat önerisi ve 80 puanla birinci sırada tamamlayan Çin, ortak üretim ve 1.1 milyar dolarlık iş payı sundu.

Tepkinin altında yatan neden...

31 Ocak tarihine uzatılan sürede, eğer ihale şartlarında bir değişiklik olmazsa, Türkiye-Çin ortak üretimi FD 2000 tipi Uzun Menzilli Füzelerin üretimi Ankara'da gerçekleştirilecek. Savunma Sanayimizin önemli firmaları olan ROKETSAN, ASELSAN ve AYESAŞ füze üretiminde 1.1 milyar dolarlık bir iş hacmiyle Çinlilerle ortak üretimi gerçekleştirecekler.

BMC'DEN FÜZE RAMPASI

Türkiye'de üretilecek olan füze savunma sistemlerinin taşınması ve havaya fırlatılması için BMC kamyonlarından yararlanılacak. 250 adet BMC kamyonu füze rampalarının taşıyıcı özelliğine göre modifiye edilecek.

SADECE FÜZELERE DEĞİL

Çin'le ortak üretilecek olan füzelerin teknik özelliklerinde Türkiye'nin ihtiyaçlarına göre önemli değişikliklere gidildiği ortaya çıktı.

Uzun Menzilli Hava Savunma Sistemlerinin füzelere karşı özelliği ön plana çıkmasına rağmen, Türkiye'nin, Çin'le birlikte ortak üretmeyi planladığı sistemin ise yüzde 70 hava soluyan sistemler olan savaş uçakları, helikopterler ve İHA'lara, yüzde 30 oranında ise füzelere karşı etkili olacak.

MENZİLİ 600 KİLOMETRE

Balistik ve güdümlü füzelere karşı etkili olan FD 2000 füze savunma sisteminin menzili 600 (edit : arama radarı) kilometre. Füzeleri 150 kilometreden tespit eden sistem, Türkiye topraklarına gelmeden füzeyi imha ediyor.

Füze sistemi,
1-Arama radarı
2-Takip radarı
3-İmha bölümlerinden oluşuyor.

26 Eylül tarihli Savunma Sanayii İcra Komitesi toplantısından sonra yapılan açıklamada Uzun Menzilli Füze Savunma Sistemleri ihalesini birinci sırada kazanan Çin'le görüşmelere başlanacağı açıklanmıştı.

Bu açıklama ABD'nin ayağa kalkmasına yol açsa da bilinmeyen bir durum değil. Ama asıl açıklanmayan bir madde var ki, Türkiye açısından hayati öneme haiz.

O da ikinci madde.

Peki orada ne deniliyor?

'Yüksek İrtifada Hava Savunma Sistemi'

ABD'NİN TEPKİSİ BU YÜZDEN Mİ?

6 yıldır devam eden ihale sürecinin her aşamasını bilen ABD, sanki ilk kez haberdar oluyormuşçasına tepki gösterdi.

ABD'nin aşırı tepkisinin arkasında açıklanmayan 2. madde yatıyor olmasın.

Birinci füzeyi Çin'le ortak üretmeyi planlayan Türkiye'nin asıl hedefi Yüksek İrtifa Gelişmiş Hava ve Füze Savunma Sistemi kurmak.

Bu sistem hem kendi üretimimiz olacak hem de daha yüksek irtifadan gelecek olan füzeleri karşılayacak.

'Türkiye hep alıcı olarak kalsın'
Türk mühendisleri tarafından tasarlanacak olan Yüksek İrtifa Gelişmiş Hava ve Füze Savunma Sistemi'nin üretilmesinde Çin, bize teknik destek sağlayacak.

İhalede ABD, Rusya ve Fransız-İtalyan ortaklığının yanaşmadığı nokta bu: 'Türkiye kendi sistemini üretmesin. Üretici biz olalım Türkiye alıcı olarak kalsın.'

Peki bunun NATO üyeliği ile ilgisi ne?

Bu durumda Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun, 'Niye bizimle ortak üretimden kaçınılıyor?' sorusu önem kazanıyor.

Türkiye, Çin'den alacağı teknik destekle birlikte yazılımını kendisi yaptığı Yüksek İrtifa Hava ve Füze Savunma Sistemlerini üretip, kendi hava savunmasını güçlendirecek. Yetinmeyecek bunu ikinci ülkelere de satabilecek.

Çin'in verdiği desteği vermeye yanaşmayan ABD ve Fransa-İtalya ortaklığı kararını gözden geçirir ve bunu vermeyi taahhüt ederse, neden olmasın? Zaten aynı savunma sistemi olan ortak NATO üyeliğimiz ve Soğuk Savaş dönemine uzanan dostluğumuz bunu gerektirmez mi?

Birinci Körfez Savaşı ve Suriye sorununda olduğu gibi başı sıkıştığı anda NATO'ya koşan Türkiye, bu sistemi üretmeyi hak etmiyor mu?

TÜRKİYE NELERİ YAPTI

Hava savunma sistemlerinde çalışmalarını hızlandıran Türkiye,

1-Alçak İrtifa Hava Savunma Sistemlerini ürettik. (Roketsan-Aselsan ortak üretimi)
2-Orta İrtifa Hava Savunma Sistemi'nin tasarımını gerçekleştirdik. Üretim aşamasına geçilecek.
3-Yüksek İrtifalı Hava Savunma Sistemi'ni yapmayı planlıyoruz.

http://yenisafak.com.tr/politika-haber/derin-endise-ikinci-madde-28.10.2013-576935

26 Ekim 2013 Cumartesi

KAI Proposes Smaller KF-X Design



























October 28, 2013 By Minseok Kim, Bradley Perrett
Source: Aviation Week & Space Technology

Korea Aerospace Industries (KAI) is pushing for South Korea to cut the technical challenges of its proposed KF-X fighter program, offering a single-engine concept that probably has a distant connection with the Lockheed Martin F-16. KAI's KFX-E design should be cheaper to develop and build than the larger proposals put forward by the Agency for Defense Development (ADD), the chief proponent of the KF-X.

Also much smaller than and more differentiated from the Lockheed Martin F-35, the KFX-E may offer the further advantage of minimizing competition from that U.S. stealth fighter. But it may have Lockheed Martin or other U.S. intellectual property in its design, exposing it to a foreign veto over sales or even development.
...
KF-X Alternatives

KAI KFX-E
Weight, empty 9.3 metric tons (20,500 lb.)
Weight, max. 20.9 metric tons (46,000 lb.)
Internal fuel 3.6 metric tons (8,000 lb.)
Span 9.8 meters (32 ft.)
Length 15.2 meters (50 ft.)
Wing area 37.1 sq. meters (400 sq. ft.)
Engine 1 X P&W F100 or GE F110
Hardpoints 9
Weapons bay None

ADD C103
Weight, empty 10.9 metric tons (24,000 lb.)
Weight, max. 24 metric tons (53,000 lb.)
Internal fuel 5.4 metric tons (12,000 lb.)
Span 10.7 meters (35.2 ft.) Length 15.7 meters (51.3 ft.)
Wing area 42.7 sq. meters (460 sq. ft.)
Engine 2 X EJ200 or GE F414
Hardpoints 10
Weapons bay Space provided

Sources: Korea Aerospace Industries and Agency for Defense Development
http://www.aviationweek.com/Article.aspx?id=/article-xml/AW_10_28_2013_p24-629700.xml&p=1

Iran has provided Russian army with the Yasir UAV a copy of U.S.-made ScanEagle

























October 26, 2013

The Islamic Revolutionary Guards Corps has provided the Russian army with a copy of the US ScanEagle drone which was hunted by the IRGC in 2012 and a video showing how Iran monitors the trans-regional countries' vessels and equipment in the Persian Gulf.

"The drone built by the IRGC is a symbol of the technical capabilities of the Islamic Iran and today we presented a real model of it as a gift to (Russian Air Force Commander) Lieutenant General Viktor Bondarev and the Russian people," Commander of Iran’s Khatam ol-Anbia Air Defense Base Brigadier General Farzad Esmayeeli said after a meeting with Bondarev in Tehran.

Esmayeeli also gifted Bondarev a video of the IRGC's monitoring of the trans-regional states' warships and equipment in the Persian Gulf to be given to Russian Defense Minister Sergei Shoigu.

On December 4, Commander of the IRGC Navy Rear Admiral Ali Fadavi announced that his forces hunted a US Unmanned Aerial Vehicle (UAV) over the Persian Gulf after the drone violated the country's airspace.
...
http://www.armyrecognition.com/october_2013_defense_industry_military_news_uk/iran_has_provided_russian_army_with_the_yasir_uav_a_copy_of_u.s.-made_scaneagle_2610131.html

Iran designs and manufactures new type of Unmanned Combat Aerial Vehicle named Shahed 129






























October 17, 2013

Iranian researchers designed and manufactured a new type of Unmanned Combat Aerial Vehicle (UCAV) named Shahed 129 which can be used for surveillance, imaging, and defense missions. The project manager, Seyed Mohammad Mavaei, said the aircraft, developed by Iranian students and academics from Kermanshah University of Technology in Western Iran, has an exceptional degree of autonomy and flight endurance.

Earlier this month, Lieutenant Commander of the Islamic Revolution Guards Corps (IRGC) Brigadier General Hossein Salami announced that Iran has produced a new UAV that can fly 24 hours non-stop.

The commander added that Iran's new unmanned combat aerial vehicle (UCAV) Shahed 129 enjoys a very long flight time and a high Maximum Operating Altitude.

"The drone, Shahed 129, which enjoys high flying duration can fly for 24 hours non-stop and without any need to refueling and is also able to fire rockets at targets with a high precision capability," Salami told FNA.

"It also enjoys unique aviation depth, high technical capabilities and a relatively high flight duration and Maximum Operating Altitude," Salami added.

He said that the drone means the emergence of a new aviation capability for Iran to break the monopoly of the major powers in the sky.
...
http://www.armyrecognition.com/october_2013_defense_industry_military_news_uk/iran_designs_and_manufactures_new_type_of_unmanned_combat_aerial_vehicle_named_shahed_129_1710132.html

China Start Development OF Long-Range Stealth Bomber

Chinese long-range stealth bomber
26.10.2013
Senior colonel Wu Guohui of the People's Liberation Army Air Force (PLAAF) has confirmed that China has started designing and development of a long-range stealth bomber with similar capabilities to the PAK-DA and B-2 of the United States Air Force.

When the PLAAF was founded in 1949, few resources were spent on the development of long-range bombers as Mao Zedong believed that ground forces were much more important for China to defeat foreign invaders. In the era of the Korean War and Taiwan Strait Crisis, the PLAAF was initially established as a tactical air force to support the army in combat against the United Nations forces and the Chinese Nationalist (Kuomintang) government. The modern PLAAF only began to take shape after Deng Xiaoping came to power in the late 1970s after Mao's death.

Wu said that a long-range stealth bomber is able to launch more than one missile during an aerial engagement because it cannot be detected by enemy radar, and that is why the US is willing to spend US$1.2 billion on 80 to 100 second-generation stealth bombers. Realizing that the United States is also developing a second-generation stealth bomber based on the B-2 stealth jet, Wu said that it is now time for China to seek a replacement for its Cold War-era H-6 strategic bomber.

Both the United States and Russia are developing new bombers and China will certainly have its stealth bomber too, Wu said. China's ambition to build a stealth bomber was first reported by John Reed, a US military analyst, in an article written for Foreign Policy magazine in June. Citing aircraft models displayed on the Chinese website, Reed stated that Beijing would usually demonstrate small-scale models before constructing the real aircraft.

Meanwhile, Vasiliy Kashin, an Russian analyst from the Center for Analysis of Strategies and Technologies told the the Moscow-based Voice of Russia that the new Chinese stealth bomber must be able to launch an attack against targets within North America if it really wants to pose a national security threat to the United States.

Some analyst have questioned China's ability to design its own stealth bomber, however. An source said that no other country in the world except the United States has the proper experience in developing a stealth bomber. Even countries like Russia with advanced aviation industries are limited to the design of wind tunnels for the stealth bomber. The source added that China cannot even design the engine for its J-20 fifth generation stealth fighter, and must rely on Saturn AL-31 engines from Russia through the purchase of Su-35 fighters.  ÇÇ:?
Sourece:
http://www.asian-defence.net/2013/10/china-start-development-of-long-range.html

Rus uçakları Türk sınırlarını turluyor

25 Ekim 2013 ANKARA

Dün akşam (24 Ekim 2013) üzeri Rusya Federasyonu’na ait bir IL-20 (edit: Il-18D-36 Bizon / Il-20M Coot-A olmalı) tipi askeri uçak Karadeniz’de Gürcistan-Türkiye-Bulgaristan-Romanya kıyılarına paralel olarak uluslararası hava sahasında uçuş gerçekleştirdi. Benzer bir olayın 22 Ekim Salı günü de yaşandığı Genelkurmay açıklamasıyla ortaya çıkmıştı.

TSK’dan yapılan açıklamaya göre Rusya Federasyonu (RF)’na ait bir İL-20 tipi askeri uçak, 24 Ekim 2013 tarihinde, 16.36-18.42 saatleri arasında, Karadeniz’de; Gürcistan-Türkiye-Bulgaristan-Romanya kıyılarına paralel olarak ve uluslararası hava sahasında uçuş icra etti. RF’na ait söz konusu uçağın, Karadeniz sahil şeridi boyunca, uluslararası hava sahasında uçuşu esnasında, Merzifon’dan kalkış yapan iki adet F-16 uçağı, Türk hava sahası içerisinde devriye uçuşu gerçekleştirdi.

3 gün önce de önleme yapılmıştı

Türk Silahlı Kuvvetleri 22 Ekim Salı günü de Rusya Federasyonu (RF)’na ait bir IL-20 tipi bir askeri uçağın, 16.37-19.05 arasında, Karadeniz’de Türkiye-Gürcistan hudut bölgesinden, Türkiye-Bulgaristan hudut bölgesine kadar, uluslararası hava sahasında, Türk kıyılarına paralel olacak şekilde doğudan batıya doğru uçuş icra ettiğini, uçağı önleme yapıldığını açıklamıştı.

TSK söz konusu Rus uçağının Karadeniz’in uluslararası hava sahasında ve Hopa/Artvin açıklarında Ankara FIR’ına girişi ile birlikte, muhtemel hava sahası ihlal girişimlerini önlemek amacıya, Hava Kuvvetleri Komutanlığına ait Merzifon’da konuşlu iki F-16 uçağına “alarm” görevi verildiğini bildirmişti.

Merzifon’dan kalkan Türk uçaklarının, saat 17.14’de Rusya Federasyonu uçağını, Ordu açıklarında önleme yaptığı ve Türk Hava Sahasında seyrederek, Rus uçağını Türkiye-Bulgaristan hududuna kadar izlediği belirtilmişti.

http://www.dunya.com/rus-ucaklari-turk-sinirlarini-turluyor-205976h.htm

24 Ekim 2013 Perşembe

Kritik deniz üsleri 'Levent'lere emanet

24 Ekim 2013

İnsansız su üstü aracı Levent projesinde sona gelindi. Uzaktan kontrol edilen Leventler, gündüz ve gece kameraları yanı sıra makinalı tüfek ve uçaksavarlarla kritik üslerde güvenliği sağlayacak.

Savunma Sanayii'nde yerli üretimdeki artış dikkat çekiyor. Aselsan tarafından geliştirilen ve Aksaz, Foça gibi önemli askeri üslerin güvenliğini sağlayacak insansız su üstü aracı Levent projesinde sona gelindi. İnsanlı ve insansız olarak kullanılabilen insansız su üstü aracıyla ilgili çalışmalar Gölcük Tersane Komutanlığı bünyesinde Aselsan Deniz Sistemleri Sistem Mühendisliği ve Sonar Sistemleri Gölcük Laboratuvarı'nda yürütülüyor.

MÜDAHALE SENARYOSU

Levent, insansız su üstü aracı, mayıs ayındaki Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı (IDEF) öncesinde test edildi. Deniz Kurdu 2013 Tatbikatı'nın seçkin gözlemciler günü kapsamında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ve kuvvet komutanları için özel bir gösteri icra edildi. Gösteride, liman ve üs koruma senaryosu kapsamında temsili olarak açık denizde notamlı alana izinsiz girmek isteyen bir bota müdahale senaryosu gerçekleştirildi. Levent üzerinde bulunan yönlendirilebilir kameralar ile uzaktan keşif sistemi test edildi. Bot, Leventler yardımıyla uyarıldı. Bot üzerindeki SARP silah sistemi ile atış yapılarak izinsiz giriş yapan botun alanı terk etmeye zorlanması canlandırıldı. Komuta Merkezi'nden yönlendirilen botun gösterisi başarılı bulundu. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın botun daha uzun menzillerden kumanda edilebilmesi ve daha uzak mesafelere gerçek zamanlı görüntü transferi yapabilme kabiliyetine sahip olması yönünde talepte bulunduğu öğrenildi.

5 MİL MENZİLDEN İNSANSIZ KONTROL

Araç, sa­de­ce li­man ve üs ko­ru­ma­sın­da de­ğil ge­mi­ye ko­nuş­lu ola­rak da kul­la­nı­la­cak. Risk­li koy­lar­da uzak­tan ku­man­da ile dev­ri­ye gezecek olan Le­vent­ler, fir­ka­teyn ve­ya kor­vet üze­rin­de de gö­rev ala­bi­le­cek. Or­ta­la­ma 5 mil olan VHF men­zi­lin­de kon­trol edi­le­bi­len in­san­sız su üs­tü ara­cı, is­te­nir­se in­san­lı ola­rak da kul­la­nı­la­bi­li­yor. Şiş­me bot üze­ri­ne ko­nuş­lan­dı­rı­lan araç­ta yön­len­di­ri­le­bi­lir gün­düz ve ge­ce gö­rüş ka­me­ra­la­rı da bu­lu­nu­yor. Uzak­tan ku­man­da edi­le­bi­len 7.62 mi­li­met­relik ma­ki­ne­li tü­fek ve­ya 12.7 mi­li­met­re uçak­sa­var da yer alı­yor.

FAN ATÖLYESİNDE YERLİ İHA MOTORU ÜRETTİ

Bursa'da endüstriyel fan üreten emekli Astsubay Fahri Dönmez, Türkiye'nin ilk İnsansız Hava Aracı motorunu üretti. 80 kilogram itme gücüne sahip motor, üniversitenin yaptığı İHA'ya monte edilecek.

Emekli Astsubay ve Uçak Teknisyeni Fahri Dönmez, Bursa'da endüstriyel fan üretimi atölyesinde, yerli uçak motoru üretti. Dönmez, makine mühendisi kızıyla birlikte hazırladığı motor projesi prototipini 2 yıl içinde üretti. Ardından endüstriyel üretime geçmesi için KOSGEB'den maddi destek almaya hak kazandı. 36 metrekarelik dükkanında 400 bin lira yatırımla Dönmez, İnsansız Hava Aracı'nda (İHA) kullanılan özel üretim paramotorlar üzerine yoğunlaşarak ilk yerli İHA motorunu hazırladı.

MÜSTEŞARLIK İNCELEDİ

Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nın işletmelerini inceleyerek beğendiğini söyleyen Dönmez, "İki silindirli motorumuzu 19 Mayıs Üniversitesi'yle protokolümüz çerçevesinde hazırladık. 6 metre kanat açıklığındaki uçak için yer testleri yaptık. Motoru deneyeceğiz" dedi.

İSTENEN İTME GÜCÜNÜ AŞTIK

Dönmez, insanları uçurabilen en basit motorlu hava aracı olan paramotordan 11 tane ürettiklerini söyledi. Motorlarla ilgili şu bilgileri verdi: "20 ve 36 beygirlik ip starterli ve elektrik marşlı iki motorumuz var. Daha güçlü modellerle serisini oluşturmaya çalışıyoruz. Avrupa'daki motor teknolojisiyle üretim yapıyoruz. Sadece seramik silindirleri yurtdışından alıyoruz. Bunları da yerli üretmek için çalışmalar sürdürülüyor. Başarırsak yüzde 100 yerli olacak." Motorların üretimini yapan Makine Mühendisi İsmail Avcı da İHA'ları uçuracak çift silindirli motorun itme gücünün 80 kilogram olduğunu kaydederek, 19 Mayıs Üniversitesi'nin 1 metre pervane ile 50 kiloluk itme gücü istediğini kendilerinin bunun üzerine çıktığını vurguladı.

http://www.haber7.com/guncel/haber/1087607-kritik-deniz-usleri-leventlere-emanet

23 Ekim 2013 Çarşamba

Türk jetleri, Rus askeri uçağına önleme yaptı

23 Ekim 2013  DHA

Rusya'ya ait bir IL-20 (edit: Il-18D-36 Bizon / Il-20M Coot-A  olmalı) tipi askeri uçak, 22 Ekim 2013 tarihinde, 16.37-19.05 saatleri arasında, Karadeniz’de Türkiye-Gürcistan hudut bölgesinden, Türkiye-Bulgaristan hudut bölgesine kadar, uluslararası hava sahasında, kıyılarımıza paralel olacak şekilde doğudan batıya doğru uçuş icra etti.

ALARM GÖREVİ VERİLDİ

Rusya'ya ait askeri uçak Karadeniz’in uluslararası hava sahasında ve Hopa/Artvin açıklarında Ankara FIR'ına girişi ile birlikte, muhtemel hava sahası ihlal girişimlerini önlemek maksadıyla, Hava Kuvvetleri Komutanlığına ait Merzifon’da konuşlu 2 adet F-16 uçağına 'alarm' görevi verildi.

2,5 SAAT SÜRDÜ

Merzifon'dan saat 16.38’de kalkış yapan uçaklar, saat 17.14’de Rusya'ya ait askeri uçağa Ordu açıklarında önleme yaparak, Türk hava sahasında seyirle, uçağı Türkiye-Bulgaristan hududuna kadar izledi. Uçağın, saat 19.05’de bölgeden uzaklaşması ile birlikte, uçaklar üssüne dönüş yaptı.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/24967463.asp

Ayrıca bakınız:
http://en.wikipedia.org/wiki/Russian_Air_Force
http://en.wikipedia.org/wiki/Ilyushin_Il-18

22 Ekim 2013 Salı

Genelkurmay, Kirpi’yi silahlandırıyor

22 EKİM 2013 EMRE SONCAN - ANKARA

Hakkari-Yüksekova bölgesinde terörle mücadelede kullanılmak üzere modüler üs bölgelerinin kurulumuna hız veren Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), önemli bir adım daha attı.

BMC’ye el koyan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile Kirpilerin üretiminin yeniden başlamasına ilişkin yaptığı anlaşma üzerine Genelkurmay, yeni bir istekte bulundu. Daha önce silahsız olarak teslim alınan mayına dayanaklı Kirpilerin silahlandırılması istendi. İlk etapta Kara Kuvvetleri Komutanlığı için 300 silahlı Kirpi talebinde bulunuldu.

BMC’nin TMSF’ye devredilmesinin ardından, bu şirketin ürettiği mayına dayanıklı zırhlı araç Kirpi’nin üretiminin devam etmesi yönünde karar alındı. 2009’da 468 zırhlı araç için BMC ile anlaşma imzalanmış, ancak firmanın yaşadığı maddî sıkıntı yüzünden araçların 278’i teslim edildikten sonra üretimi durmuştu. Daha sonra küçük bir teslimat daha yapıldı. Kalan Kirpilerin ise üretimi bitirilemedi. Zaman’ın edindiği bilgiye göre üretimin başlamasıyla birlikte ilk 300 Kirpi eskisi gibi silahsız olarak verilecek. Fakat sonraki 300 Kirpi silahlandırılacak. Kirpi’nin üzerine yerleştirilecek otomatik silah, aracın içinden kumandayla kontrol edilecek. Böylece, saldırı durumunda Mehmetçik aracı terk etmeden teröristlere cevap verme imkanı bulacak.

http://www.zaman.com.tr/gundem_genelkurmay-kirpiyi-silahlandiriyor_2155040.html

Kirpi’de yerli zırh devrimi

21.09.2013 UFUK ŞANLI / VATAN

‘Kirpi’yi yeniden üretmek için kolları sıvayan TMSF, zırh patentini elinde bulunduran firmayla yolları ayırdı. İsrailli şirketi toplu ödemeye razı eden Fon yönetimi, bu sayede çok ciddi bir maliyet avantajı sağladı.

Çukurova Grubu’nun borçlarından ötürü yönetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) geçen BMC’de çarklar yeniden dönmeye başlıyor. Yaklaşık bir yıldır üretim yapmayan ve piyasaya 608 milyon lira borcu bulunan şirketi iflastan kurtaran Fon yönetimi şirketi yeniden ayağa kaldırmak için harekete geçti. Piyasaya ve işçilere olan borçların bir bölümü ödendi. Hemen sonrasında Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) ile iptal edilen siparişlerin teslimi için masaya oturuldu.

Bu süreçte çok önemli bir gelişme yaşandı. TMSF, Kirpi’lerin üretim ortağı olan İsrailli Hatehof Industries ile masaya oturdu. Kirpi’nin tasarım, Ar-Ge çalışmaları ile aracın zırhlı kapsüllerinin ana malzemelerini tedarik eden Hatehof, satılan her araçtan yüzde 20 komisyon alıyordu.

2009’da 468 zırhlı aracın üretimi için BMC ile SSM el sıkıştı. Piyasa değeri yaklaşık 375 milyon lira olan bu anlaşmadan İsrail şirketinin 75 milyon lira alacaktı. Ancak BMC içinde bulunduğu mali sıkıntılardan ötürü sadece 278 aracı teslim edebildi ve sonrasında da üretim durdu. İsrailli şirket de alacaklarını tahsil edemediği için Nisan’da BMC’nin iflası için İzmir’de dava açtı.

TMSF, 17 Mayıs’ta Çukurova Grubu şirketlerine el koyunca BMC önce kalan 190 aracın yeniden teslimi için savunma bürokrasisi ile yeniden temasa geçti. Hemen ardından üretim maliyetlerini aşağıya çekmek için de İsrailli partner ile masaya oturdu. Yapılan görüşmelerin ardından İsrailli şirket 14 milyon dolar karşılığında davalardan ve alacaklarının tamamından vazgeçti. Böylece Kirpi’lerin üretimi tamamen yerli hale gelmiş oldu.

BMC’de üretim iki hafta içinde başlıyor

Öte yandan 1800 işçinin çalıştığı fabrikada üretim çarklarının yeniden dönmesi için geri sayım başladı. TMSF kaynakları, üretimin en geç 2 hafta içinde başlayacağını açıkladı. İlk etapta işçilerin bir bölümünün işbaşı yapacağını aktaran kaynaklar, yeni siparişler gelmesi halinde fabrikanın tam kapasite çalışır hale geleceğinin altını çizdi.
http://haber.gazetevatan.com/kirpide-yerli-zirh-devrimi/570850/2/ekonomi

Şimdi sıra ‘milli motor’da

22 Ekim 2013 Star/Ankara

Türkiye, Atak Helikopteri, Hürkuş uçağı, Altay Tankı, MİLGEM gibi milli projelerde ithal motor kullanıyor. Atak ihracatına motoru üreten ABD izin vermedi. Diğer projelerin ihracına da izin çıkmama ihtimali üzerine ‘milli motor’ çalışması başlatıldı. Türkiye'nin yerli milli projelerinde ithal motor kullanılması nedeniyle giderek artan sıkıntı için çözüm aranıyor. Milli tank Altay, milli helikopter Atak, milli eğitim uçağı Hürkuş ve milli gemide kullanılacak motorlar ABD, Kanada, Fransız ve Alman yapımı. Son olarak ABD’nin, motorunu verdiği Atak helikopterlerinin ihracatına blok koyması nedeniyle aynı sıkıntının diğer projelerde de yaşanmasından endişe ediliyor. Milli motor geliştirmek için özel sektörün de içinde olduğu arayışlar başladı.

İhracat için ‘lisans’ şartı

Türkiye’nin savunma sanayi kapasitesini artıracak milli projelerde motor problemi yaşanıyor. Maliyeti oldukça yüksek projelerin finansmanının sağlanabilmesi için ihraç edilmesi gerekiyor. Ancak savunma projelerinde motor gibi kritik parçaları tedarik eden ülkelerin ihracat lisansı vermesi şartıyla ihracat gerçekleştirilebiliyor. Son olarak Atak Helikopteri’nin Pakistan’a ihracı konusunda ABD yönetiminin izin vermemesi üzerine gözler diğer projelere çevrildi.

Yerli motor üretemiyoruz

Atak helikopterinde Amerikan motorunun kullanılmasının yanı sıra diğer milli projelerde de ithal motorlar kullanılıyor. Türkiye’nin yerli motor üretme kabiliyetine sahip olmaması nedeniyle, savunma sanayi de üretimde sıkıntı yaşıyor. Milli Tank Altay’da Fransız  (edit : Alman MTU firması), eğitim uçağı Hürkuş’ta ise Kanada üretimi motor kullanılıyor. Aynı şekilde milli insansız hava aracı ANKA, milli gemi MİLGEM’de de ithal motorlar kullanılıyor.

ANKA’da dizel motor atağı

Türkiye’nin yerli motor üretme kapasitesine sahip olması otomotivden savunma sanayine kadar pek çok alanda büyük atılım sağlayacak. Bunun için özel sektörü de kapsayan çıkış yöntemi aranıyor. İlk etapta ANKA’nın yerli bir dizel motora sahip olabilmesi için önemli mesafe katedildi. Yapımı en karmaşık motorlardan biri olan tank motoru için ise arge çalışmalarının kapasitesinin yükseltilmesi gerekiyor. Diğer projelere yönelik yerli motor üretimi için çalışmalar sürerken, yatırım maliyetlerinin milyar dolarlar seviyesinde olduğu ifade ediliyor.

http://haber.stargazete.com/guncel/simdi-sira-milli-motorda/haber-799227

Azimle çalışmaya devam...

Sikorsky anlaşması tamam

22 Ekim 2013

3 yıldır devam eden pazarlıklar sonucunda ABD'li Sikorsky ile 109 helikopter alımı konusunda anlaşma imzala aşamasında.

Türkiye'nin uzun menzilli hava savunma füzelerini 3,5 milyar dolarla Çin'den alma kararının ardından "Türkiye, ABD'ye sırtını çevirdi" tartışmaları devam ederken, önümüzdeki günlerde ABD'li Sikorsky firmasıyla 3,5 milyar dolarlık bir sözleşme imzalanacak. Türkiye'nin en uzun soluklu ihalelerinden biri olan "genel maksat helikopteri" programında ABD ve İtalyan üreticileri arasındaki rekabette kazanan ABD oldu. Sikorsky Askeri Sistemlerden Sorumlu Başkanı Samir Mehta, "Bu anlaşma önümüzdeki 30 gün içinde bütünüyle imzalanacak. Program kapsamındaki tamamlanmış helikopterin tesliminin 2018 yılında olması planlanıyor" dedi.

İmzalanacak sözleşmeyle Türkiye, Sikorsky firması ile ortak olarak 109 adet "genel maksat helikopteri" üretecek. Helikopterler Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Özel Kuvvetler Komutanlığı'na verilecek. Helikopterler, muharebe arama/kurtarma ve yangınla mücadelede kullanılacak. Gerekli görüldüğü takdirde diğer sivil kurumlar için de helikopter üretilebilecek.

ABD'li Sikorsky firması ile 2010'da "görüşmelere başlama kararı" alınmıştı. Ancak Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile Sikorsky firması arasında yaklaşık 3 yıldır süren sözleşme görüşmelerinde çok sayıda çıkmaza girilmişti. "Sözleşme görüşmelerinin iptal edilmesi" noktasına kadar gelen müzakerelerde geçtiğimiz günlerde sonuca varıldı. ABD'li firma ile imzalanacak 3,5 milyar dolarlık helikopter anlaşmasının maliyetinin de Çin'den alınacak füze sistemlerinin maliyetiyle aynı olması dikkat çekti.

ORTAK ÜRETİM YAPILACAK

Türkiye ile ABD arasındaki kritik anlaşmanın ardından sürecin nasıl işleyeceği de ortaya çıktı. Buna göre, ASELSAN, helikopterin en kritik elektronik sistemi olan kokpiti tamamen milli imkanlarla üretecek. TAI de helikopterin kritik parçalarının ve gövdesinin üretiminde büyük rol oynayacak. Bunun yanında çok sayıda yerli firma da helikopterin üretimi konusunda destek verecek.

İZİNLE SİLAH TAKILACAK

Proje kapsamında "genel maksatlı" üretilen helikoptere silah takılmasıysa ABD hükümetinin izniyle mümkün olabilecek. Bu konuda ilk önce, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gelecekteki ihtiyaçlarına, ardından da ABD'den alınacak teknik onaya bakılacak.

http://ekonomi.haber7.com/ekonomi/haber/1086939-sikorsky-anlasmasi-tamam-dikkat-ceken-rakam

MİLGEM-3 ne zaman teslim edilecek?

21 Ekim 2013

Milli Gemi (MİLGEM) Projesi kapsamında yapılan üçüncü gemi 3 yıl içinde teslim edilecek. Savunma Sanayii Müsteşar Yardımcısı Faruk Özlü, Türkiye'nin önemli projeleri hakkında açıklamalar yaptı.

Milli Gemi (MİLGEM) Projesi kapsamında yapılan ikinci milli gemi TCG Büyükada'nın 27 Eylül'de törenle Deniz Kuvvetleri Komutanlığına teslim edildiğini hatırlatan Özlü, "MİLGEM-3'ün kaynağı yapıldı. Heybeliada ve Büyükada nasıl üretilmişse, 'MİLGEM-3 ve 4 de o şartlarda üretilecek" dedi.

Özlü, MİLGEM-3'ün inşaasına 27 Eylül'de başlandığını kaydederek, "Genelde yapım süreleri 36 ayı buluyor. İnşaası, test aşamaları bittikten sonra 3 yıl içinde teslim edilecek." diye konuştu...

-Füze ihalesinde anlaşma yıl sonunda-

Öte yandan uzun menzilli füze savunma sistemi ihalesinde Çin Halk Cumhuriyeti'nden CPMIEC firması ile sözleşme görüşmelerine başladıklarını anımsatan Özlü, "Görüşmeler muhtemelen yıl sonuna kadar sürer, anlaşma sağlanırsa yıl sonunda imzalar atılır" ifadesini kullandı.

Görüşmelere ilişkin birkaç ülkeden tepki aldıklarına dikkati çeken Özlü, sözlerini şöyle tamamladı: "İlk teklif ile ikinci teklif arasında 1 milyar dolar fark var. Çin'in verdiği teklif diğerlerinden daha ucuzdu. Hem teknik puanı yüksek hem fiyatı ucuz hem yerli katkısı fazla hem de teslimat süresi erken olduğu için çok iyi bir teklifti. İlk önce onlarla görüşeceğiz, anlaşırsak imzalayacağız, anlaşamazsak ikinci sıradaki İtalya-Fransa işbirliği firmasıyla görüşeceğiz."

http://www.denizhaber.com.tr/dzkk-sgk/51627/3.-gemisi-ne-zaman-teslim-edilecek-denizhaber-deniz-kuvvetleri-milgem-savunma-sa.html

21 Ekim 2013 Pazartesi

Savaş uçaklarına mühimmat Türk robottan

21 Ekim 2013

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş (TAI Tusaş) ile 2012 yılı sonunda imzaladığı alt yüklenici sözleşmesiyle Boeing ve Airbus uçakları için sac şekillendirme parçaları üreten Bursa’da kurulu YEPSAN Savunma Sanayi ve Havacılık AŞ, savaş uçaklarına mühimmat yüklemek için yazılımı ve mühendislik çalışmaları tamamen yerli olacak bir robot sistemi geliştiriyor.

Depodaki mühimmatı raftan doğrudan alıp insan eli değmeden uçağa kadar götürerek mekanizmaya takacak robot sisteminin üretimine, gelecek yıl başlanacak.

YEPSAN Savunma Sanayi ve Havacılık AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Baş, Ankara’da Başkent Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) 18 bin metrekare alanda 5 bin 500 metrekare kapalı bölüme sahip fabrika inşa ettiklerini, tezgah yatırımlarını tamamladıklarını ve gelecek ay ortalarında üretim faaliyetine başlamayı planladıklarını belirtti. Şu ana kadar 9 milyon doları aşkın bir yatırım harcaması yaptıklarını, belirten Baş, yatırımın maliyetinin 12 milyon doları bulacağını söyledi.Yatırımlarının yüzde 80’inin, Boeing ve Airbus uçaklarının parça imalatını kapsadığına işaret eden Baş, havacılık alanındaki yatırımlarının, savunma sanayisinde faaliyet gösteren şirketlerin de ilgisini çektiğini vurguladı.

HÜRKUŞ İÇİN DE ÇALIŞMA

Baş, Agusta helikopterleri için simülatör anlaşması yaptıklarına da değinerek, “Agusta helikopterinin bir modeli için Katar’a helikopter simülatörü imal ediyoruz. Teslimatı, kamu kurumlarından biri üzerinden yapacağız. Yine denizaltıların elektronik beyinlerinin kabinlerini yaptık. 3 adet kabin teslimatını gerçekleştirdik” dedi.Baş, Türkiye’nin ilk temel eğitim uçağı HÜRKUŞ’un, iniş takımları ve yakıt depolarının üretimiyle ilgili bir çalışmalarının olduğunu da söyledi.

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/24949076.asp

Silent and Unseen: the Next Generation of IDF Submarines

http://www.defense-aerospace.com/article-view/release/148680/israel-lifts-veil-on-submarine-flotilla.html

Saudi Arabia & United Arab Emirates (UAE) - Various Munitions and Support

DSCA

Saudi Arabia - Various Munitions and Support

WASHINGTON, Oct. 15, 2013 – The Defense Security Cooperation Agency notified Congress on Oct. 11 of a possible Foreign Military Sale to Saudi Arabia of various munitions and associated equipment, parts, training and logistical support for an estimated cost of $6.8 billion.

The Government of Saudi Arabia has requested a possible sale of 650 AGM-84H Standoff Land Attack Missiles-Expanded Response (SLAM-ER), 973 AGM-154C Joint Stand Off Weapons (JSOW), 400 AGM-84L Harpoon Block II missiles, 1000 GBU-39/B Small Diameter Bombs (SDB), 40 CATM-84H Captive Air Training Missiles (CATM), 20 ATM-84H SLAM-ER Telemetry Missiles, 4 Dummy Air Training Missiles, 60 AWW-13 Data Link pods, 10 JSOW CATMs, 40 Harpoon CATMs, 20 ATM-84L Harpoon Exercise Missiles, 36 SDB Captive Flight and Load Build trainers, containers, mission planning, integration support and testing, munitions storage security and training, weapon operational flight program software development, transportation, tools and test equipment, support equipment, spare and repair parts, publications and technical documentation, personnel training and training equipment, U.S. Government and contractor engineering and logistics support services, and other related elements of logistics support. The estimated total cost is $ 6.8 billion.
http://www.dsca.mil/major-arms-sales/saudi-arabia-various-munitions-and-support

United Arab Emirates (UAE) - Various Munitions and Support

WASHINGTON, Oct. 15, 2013 – The Defense Security Cooperation Agency notified Congress Oct. 11 of a possible Foreign Military Sale to the United Arab Emirates of various munitions and associated equipment, parts, training and logistical support for an estimated cost of $4.0 billion.

The Government of the United Arab Emirates has requested a possible sale of 5000 GBU-39/B Small Diameter Bombs (SDB) with BRU-61 carriage systems, 8 SDB Guided Test Vehicles for aircraft integration, 16 SDB Captive Flight and Load Build trainers, 1200 AGM-154C Joint Stand Off Weapon (JSOW), 10 JSOW CATMs, 300 AGM-84H Standoff Land Attack Missiles-Expanded Response (SLAM-ER), 40 CATM-84H Captive Air Training Missiles, 20 ATM-84H SLAM-ER Telemetry Missiles, 4 Dummy Air Training Missiles, 30 AWW-13 Data Link pods, containers, munitions storage security and training, mission planning, transportation, tools and test equipment, integration support and testing, weapon operational flight program software development, support equipment, spare and repair parts, publications and technical documentation, personnel training and training equipment, U.S. Government and contractor engineering and logistics support services, and other related elements of logistics support. The estimated cost is $4.0 billion.
http://www.dsca.mil/major-arms-sales/united-arab-emirates-uae-various-munitions-and-support

Imagery shows new HQ-9 radar at Chinese SAM training site

2013-10-06 O'Connor, Sean

Astrium satellite imagery taken in August shows a new Chinese air-defence radar at a training site near Xian.

The radar appears to be a Chinese derivative of the Russian 64N6E radar for the PLA's HQ-9 SAM system

Satellite imagery captured on 29 August 2013 by Astrium and provided to IHS Jane's shows a new air-defence radar deployed at the People's Liberation Army (PLA) Sanyuan surface-to-air (SAM) training complex near Xian, China.

The radar, which is associated with the HQ-9 SAM system, appears to be a Chinese-manufactured derivative of Russia's 64N6E. China operates the 64N6E and 64N6E2 in support of S-300PMU-1 and S-300PMU-2 batteries. The HQ-9 is a Chinese-developed enhancement of the S-300PMU-1 system.

The unidentified radar was first seen in DigitalGlobe imagery captured in May 2011 of the Jurong radar test centre southeast of Nanjing. Chinese-sourced handheld imagery depicting the radar emerged on the internet in July 2013, revealing a phased-array antenna virtually identical to that of the 64N6E.

The primary external difference between the Chinese system and the Russian 64N6E is the vehicle. China's radar employs a less robust tractor-trailer arrangement. While potentially restricting system mobility, the result is a complete system approximately 1 m shorter than the 64N6E.

The new radar will serve to supplement pre-existing battery-level electronic warfare (EW) assets deployed with the HQ-9. If it follows the operational model employed by the 64N6E, the new radar will serve in a higher-echelon battle management capacity, providing long-range surveillance and target track hand-off to subordinate batteries.

As such, the system represents a force multiplier, increasing the effectiveness of subordinate HQ-9 batteries by performing target track deconfliction and providing accurate pre-engagement track data. As a derivative of the 64N6E, the new system may possess the ability to operate with both Chinese and Russian-produced systems. This would serve to further integrate the nationwide integrated air-defence systems (IADSs), increasing the effectiveness of the network as a whole.

The presence of the battle-management radar at the Sanyuan SAM training complex indicates the start of crew training on the system, a precursor to field deployment to support operational HQ-9 batteries. Sited in the southeastern portion of the Lanzhou Military Region on the grounds of a former HQ-2 site, the training complex performs crew certification for various systems, with HQ-2 and HQ-9 components present in available imagery. Also visible in the imagery is an HT-233 (96L6E in Russian service) radar, which is associated with the S-300PMU-2/HQ-9.

The radar's location at Sanyuan also suggests that the first operational unit to add the system will be the Lanzhou Military Region's 17 SAM Brigade. The 17 SAM Brigade operates six HQ-9 batteries near Xian, Baoji, and Lanzhou, with the 25 Battalion's site located about 650 km northwest of the training complex.

http://www.militaryaerospace.com/news/2013/10/06/imagery-shows-new-hq-9-radar-at-chinese-sam-training-site.html

17 Ekim 2013 Perşembe

Özgün Helikopter - Konsept Tasarım


















Source:
https://www.facebook.com/huseyin.balta.75641

ABD ile Atak gerilimi

16.10.2013 Uğur KOÇBAŞ / VATAN

Pakistan’ın helikopter filosunun yenilenmesi için Türkiye ile ABD teklif yarışına girdi. Milli helikopter Atak’ın ihracının ABD’nin onayına bağlı olduğu ortaya çıktı. ABD, Atak helikopterlerin motorunun Pakistan’a ihracına taş koyabilir.

Türkiye’nin İtalyan Augusto ile ortak ürettiği ilk milli helikopter Atak T-129, son test aşamasını da başarıyla geçti ve teslimata hazır hale geldi. Önümüzdeki haftalarda Türk Hava Kuvvetleri’ne ilk Atak Saldırı Helikopteri’nin tesliminin yapılması, yıl sonuna kadar da bu sayının 9’a ulaşması bekleniyor. Üretimi üstün başarıyla gerçekleştirilen milli helikopteri ihraç etmek isteyen Ankara, AH-1F Cobra helikopter filosunu yenilemek isteyen Pakistan’la dirsek temasına geçti. Pakistan lideri Navaz Şerif’in 16-18 Eylül tarihleri arasında Türkiye’ye yaptığı ziyaret sırasında bu konu gündeme geldi ve Şerif’e Atak’ın yetenekleri konusunda detaylı bir sunum yapıldı. İki ülke arasında helikopter ihracı için görüşmelerde belirli bir noktaya gelindiği de açıklandı. Türk yetkililer, sadece finansal getirisi için değil Atak’ın tanıtımı için de Pakistan’la yapılacak olan anlaşmanın çok önemli olduğunu belirtti.

ABD’den onay şart

Ancak Defense News adlı saygın savunma haber sitesine göre bu durum Pakistan’a Amerikan malı helikopterler satmak isteyen Washington’da rahatsızlık yarattı. Ankara’daki bir Amerikalı savunma endüstrisi yetkilisi siteye yaptığı açıklamada Atak helikopterinin motorunun Amerikan üretimi olduğunu hatırlatarak, ‘Bu motorun ihraç edilmesi için Washington yönetiminin ihracat lisansı vermesi gerekiyor. Bu konuda Washington’da hem siyasi hem endüstriyel parametreler göz önünde bulundurularak karmaşık tartışmalar yapılacağını sanıyorum’ dedi. Gerçekten de Atak T-129’un motoru İngiliz Rolls Royce ve Amerikan Honeywell şirketlerinin ortak şirketi olan LHTEC adlı Indianapolis merkezli bir Amerikan firması tarafından üretiliyor. Helikopterin bu motorla Pakistan’a ihraç edilebilmesi için ABD yönetiminin onay vermesi gerekiyor.
...
Pakistan Başbakanı Navaz Şerif, Türkiye ziyareti sırasında TAI-Aselsan ortaklığında geliştirilen T-129 ATAK helikopteri hakkında bilgi almış ve yerinde incelemelerde bulunmuştu. Şerif’e Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Savunma Sanayii Müsteşarı Murad Bayar, TAI Genel Müdürü Muharrem Dörtkaşlı ve üst düzey bürokratlar eşlik etti. Türkiye ile havacılıkta işbirliği yapmak isteyen Pakistan, AgustaWestland tasarımı T-129 helikopterden 30-50 adet satın almak istiyor. Pakistan’ın yanı sıra geçtiğimiz aylarda Ürdün ile Mısır T-129’la yakından ilgilenmişti.

http://haber.gazetevatan.com/abd-ile-atak-gerilimi/576753/1/gundem

11 Ekim 2013 Cuma

Havuzlu Çıkarma Gemisi'nde şartlar değişti

10 Ekim 2013

Savunma Sanayi Müsteşarlığı'nın Deniz Kuvvetleri Komutanlığı için ihaleye çıkardığı ve 3 özel tersanenin teklif verdiği Havuzlu Çıkarma Gemisi'nde (LPD) şartlar değişti.

Daha önce yapılan tekliflerde Havuzlu Çıkarma Gemisi'ni inşa edecek tersanelerin, kredi bulma konusunda kendi firmaları tarafından organize edilmesi istenirken, Savunma Sanayi İcra Komitesi'nde alınan kararla, kredi finans ayağını devlet garantisi ile yapılacağı belirtildi. Buna göre, ihaleye teklif veren, Sedef Tersanesi, RMK Marine Tersanesi ve Desan Tersanesi, fiyat tekliflerini yeniden revize ederek Savunma Sanayi Müsteşarlığı'na verecek.

http://www.denizhaber.com.tr/serbest-kursu/51389/havuzlu-cikarma-gemisinde-lpd-sartlar-degisti-denizhaber.html

‘ATAK’ hazır

11 Ekim 2013 Cengizhan ÇATAL / ANKARA

Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) teslim edilecek milli ATAK helikopterlerinin test aşamasının bittiği, teslimat için yalnızca Savunma Sanayi Müsteşarlığı ile TSK arasındaki protokollerin kaldığı öğrenildi.

Milli saldırı helikopteri ATAK’ın yakıt tüketimi ise beklenenin altında çıktı. Son kontrolleri yapılan helikopterlerin uçuş dengesinin sorunsuz, motor performansının da beklenenin üzerinde olduğu görüldü. TSK’ya ilk etapta 5 helikopterin teslimi yapılacak. ASELSAN’ın helikopterlere eklediği “Milli Görev Bilgisayarı” da çok sayıda testten başarıyla geçti. ATAK helikopterini kullanacak pilotlar ilk etapta Ankara’daki TAI tesislerinde daha sonra ise yine Ankara’da konuşlu olan Kara Havacılık Okul Komutanlığı’nda eğitim görecekler. TAI tesislerinde üretilen helikopterler Kara Kuvvetleri envanterindeki mevcut saldırı helikopterlerinin teknik verileriyle de karşılaştırıldı. ATAK helikopterinin elektronik uçuş sistemlerinin envanterdekilerden daha modern olduğu ortaya çıktı. ATAK’ın Türkiye’nin ABD’den ithal ettiği saldırı helikopterinden daha sessiz olduğu, bunun da hedefe “karşı saldırı için hazırlanma” şansını azaltacağı kaydedildi. 3 milyar dolarlık ATAK projesi kapsamında helikopterlerin tamamı Türkiye’de üretilecek.

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/24897434.asp

ÖZGÜN HELİKOPTER PROGRAMI BAŞLANGIÇ TOPLANTISI

















11 EKİM 2013  Savunma Sanayi Müsteşarlığı

Özgün Helikopter Programı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve diğer ihtiyaç sahibi makamların eğitim helikopteri ve hafif sınıf genel maksat helikopteri ihtiyacının özgün tasarım bir platform ile karşılanması amacıyla, milli imkanlarla tasarlanması, geliştirilmesi, test edilmesi ve üretilmesini kapsamaktadır.
















26 Haziran 2013 tarihinde TUSAŞ A.Ş. ile Özgün Helikopter Programı Sözleşmesi imzalanmış olup, 6 Eylül 2013 itibari ile program takvimi başlamıştır. Sözleşme; 5 ton sınıfında, 3 mürettebat ve 9 yolcu kapasiteli bir hafif sınıf genel maksat helikopterinin milli imkanlarla tasarlanması, geliştirilmesi, test edilmesi ve üretilmesi, Avrupa Havacılık Emniyeti Ajansı (EASA)’dan uluslararası sivil sertifikasyonunun alınması ve askeri kalifikasyonunun tamamlanması konularını kapsamaktadır. Program takvimine göre ilk uçuşun 60. ayda gerçekleştirilmesi, sivil sertifikasyonun 78. ayda EASA’dan alınması ve 90. ayda Askeri Kalifikasyonun tamamlanması hedeflenmektedir. Program kapsamında 11 Ekim 2013 tarihinde TUSAŞ A.Ş. ile Program Başlangıç Toplantısı gerçekleştirilmiştir.

Kaynak: Savunma Sanayi Müsteşarlığı Basın Açıklaması

9 Ekim 2013 Çarşamba

Anka ve T129 Atak Helikopteri - Anka UAV and T129 attack helicopter

İlk yerli füze atışı gerçekleştirildi

07 Ekim 2013

Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) alçak irtifa hava savunma ihtiyacının milli olanaklarla karşılanması amacıyla 2011 yılında Savunma Sanayii Müsteşarlığınca başlatılan, Alçak İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi (HİSAR-A) Projesi kapsamında yurt içinde geliştirilen ve üretilen füzelerin ilk deneme atışları başarıyla gerçekleştirildi. Savunma Sanayii Müsteşarlığından yapılan yazılı açıklamada, proje çerçevesinde yurt içinde geliştirilen ve üretilen füzelerin ilk deneme atışlarının Tuz Gölü atış sahasında yapıldığı bildirdildi.

Yapılan testlerde füzenin, fırlatma aracından sorunsuz bir şekilde ayrıldığı ve hesaplanan yörüngede kararlı bir şekilde uçuşunu tamamladığı belirtilen açıklamada, "Deneme atışları sırasında radar ve diğer ölçüm cihazlarıyla füzeye ilişkin veriler planlandığı şekilde alındı" ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, ana yükleniciliğini ASELSAN firmasının yürüttüğü HİSAR-A Projesi'nde, radar, komuta kontrol ve atış kontrol sistemlerinin ASELSAN, füze sistemlerinin de ROKETSAN firması tarafından geliştirildiği, projede yurt içinden çok sayıda sanayi kuruluşunun da görev aldığı kaydedildi.

Alçak irtifa hava savunma füze sisteminin Türk mühendisleri tarafından tasarlandığına işaret edilen açıklamada, dikey fırlatma kabiliyeti sayesinde tüm hava unsurlarına karşı koruma sağlayan sistemin 2017 yılında TSK envanterine girmesinin planlandığı hatırlatıldı.

http://haber.stargazete.com/guncel/ilk-yerli-fuze-atisi-gerceklestirildi/haber-795936

Türkiye’nin radar üssü Gölbaşı’nda yükseliyor

09 Ekim 2013 iha.com.tr

ASELSAN Genel Müdürü Cengiz Ergeneman, Ankara-Gölbaşı’ndaki yerleşke hakkında Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’a bilgi verdi. Ergeneman, uzun mesafe ve yüksek irtifa radar sistemlerini de üretecek kapasitedeki tesisin Mart 2014’te bitirileceğinin altını çizdi. Bakan Yılmaz’a ziyareti esnasında Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Genel Müdür Vekili Fikri Gönültaş, ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı Necmettin Baykul, Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Canpolat ve Savunma Sanayii Müsteşar Yardımcısı Dr. Faruk Özlü eşlik etti.

UZUN MENZİLLİ HAVA SAVUNMA RADARLARI BURADA ÜRETİLECEK

ASELSAN Gölbaşı’ndaki Radar ve Elektronik Harp Sistemleri Tesisi için yaklaşık 200 milyon dolar yatırım yaptı. Macunköy tesislerinde devam eden radar üretim faaliyetleri tesis tamamlandığında Gölbaşı yerleşkesinde toplanacak. Sanayi Bakanlığı tarafından onaylanan Radar, Elektronik Harp ve İstihbarat Sistemleri Ar-Ge Merkezi de faaliyetlerini bu yerleşkede sürdürecek. Yerleşkede binden fazla mühendis ve teknik eleman görev yapacak. ASELSAN, söz konusu tesiste TSK’nın ihtiyacı olan uzun menzilli hava savunma radarları başta olmak üzere her türlü radar, sinyal kesici jammer cihazları, mikrodalga modül ve çeşitli elektronik harp teçhizatlarının tasarım, üretim ve lojistik desteğini gerçekleştirecek.

GÖLBAŞI YERLEŞKESİ
Yeni yerleşkede, radar ve elektronik harp alanında mevcut olan tasarım/üretim yeteneklerini geliştirmek üzere yeni radar sistem entegrasyon alanları, mikrodalga bileşen/modül tasarım ve üretim tesisleri, özel ölçüm laboratuvarları, hassas mekanik üretim tesisleri kuruluyor.

http://www.iha.com.tr/teknoloji/turkiyenin-radar-ussu-golbasinda-yukseliyor/304572

7 Ekim 2013 Pazartesi

Alçak İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi (HİSAR-A) Projesi İlk Deneme Atışı

Oct 7, 2013

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) alçak irtifa hava savunma ihtiyacının milli imkânlarla karşılanması amacıyla, Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından 20 Haziran 2011 tarihinde başlatılan Alçak İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi (HİSAR-A) Projesi kapsamında, yurtiçinde geliştirilen ve üretilen füzelerin ilk deneme atışları, 6 Ekim 2013 günü Tuz Gölü Atış Sahası'nda başarıyla gerçekleştirildi.

 

Uzun Menzilli Hava Savunma Sistemi NATO sistemine uyacak

07 Ekim 2013 TAHİR ALPEREN ANKARA

Füze alımı için Çin’le anlaşılmasının yankıları sürerken, Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nda yönetim değişiyor. 10 yıldır bu görevi sürdüren Murat Bayar’ın yerine İETT Genel Müdürü Baraçlı’nın geleceği öğrenildi. SAVUNMA Sanayi Müsteşarlığı’nda (SSM) tepe yönetim değişiyor. Savunma sanayi alanında Türkiye’nin devler liginde yarışır hale gelmesine büyük katkı sağlayan SSM Müsteşarı Murat Bayar, 10 yılı aşkın bir süredir yürüttüğü görevinden ayrılıyor. Bayar’ın yerine İETT Genel Müdürü Hayri Baraçlı’nın getirileceği öğrenildi. Türkiye Şeker Fabrikaları Yönetim Kurulu Üyeliği’nin yanı sıra, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Proje Koordinatörlüğü, Milli Prodüktivite Merkezi Yönetim Danışmanlığı, İDO Yönetim Kurulu Üyeliği ve Türkiye Güreş Federasyonu Denetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulunan Baraçlı halen İETT Genel Müdürlüğü görevini yürütüyor. Baraçlı için Başbakan Erdoğan ve Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın fikir birliğine vardığı, atamanın yakında yapılacağı öğrenildi.

NATO sistemine uyacak

Öte yandan Yüksek Menzilli Hava Savunma sistemi için Çin ile anlaşmaya varılması sonrası alınacak olan HQ-9 (FD2000) füze savunma sisteminin NATO sistemiyle olan uyum sorunu milli radarlarla çözüldü. Alınacak olan füzelerin mevcut sisteme entegrasyonu için milli radarlar üretilerek kullanıma hazır hale getirildi. SSM tarafından yürütülen süreç kapsamında yüksek menzilli hava savunma sistemi için ABD, Rusya, İtalya-Fransa konsrosiyumu ve Çin teklif vermişti.

Çözüm milli radar

ABD, yeni sistemin teknik açıdan NATO sistemine entegrasyon olanağının bulunmadığı yönünde açıklamalar yaparken, SSM’nin Çin’le anlaşmadan çok önce, NATO sistemiyle uyumlu çalışabilmesi için milli radarların üretilmesi konusunda harekete geçtiği öğrenildi. SSM ve dirsek temasında bulunduğu ilgili bir firma ve yine ona destek veren iki diğer kurum tarafından milli radarların üretildiği ve kullanıma hazır hale getirildiği belirtildi. Yerli firmalar tarafından, Çin’den alınacak roketlerin entegre edileceği çok sayıda radar üretilerek sorun çözüldü. Milli olarak üretilen radar sistemleri sayesinde de hem ekonomik açıdan kazanç sağlanmış oldu hem de mülkiyeti mevcut radarların aksine NATO’nun değil tamamen Türkiye’nin olmuş oldu.

http://haber.stargazete.com/ekonomi/savunmanin-10-yillik-patronu-yerini-iett-mudurune-birakiyor/haber-795686

4 Ekim 2013 Cuma

Türkiye'den AB'ye 'anahtar teslimi' uydu

03 Ekim 2013 ŞABAN GÜNDÜZ - İZMIR

Türkiye’de uzay çalışmaları hız kazandı. TÜRKSAT ve ASELSAN’ın yanı sıra özel şirketler de uydu işine girdi. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Teknopark’ta faaliyet gösteren DVL Ar-Ge Mühendislik, Avrupa Birliği’ne anahtar teslimi uydu yapıyor. Firmanın sahibi Armağan Ergün, 10x10 cm çapında ve 1 kg ağırlığında tasarladıkları ilk uyduyu 18 ay sonra tamamlayacaklarını söyledi. Ekim 2015’e kadar 50 uydu üretilip fırlatılacak.

ABD’deki Silikon Vadisi’nde sekiz yıl çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönen ve Aselsan’ın 90 milyon lira bütçeli askerî haberleşme uydusu projesinde görev alan elektronik mühendisi Armağan Ergün, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Teknopark’ta kurduğu şirketiyle AB’ye uydu tasarlıyor. Ergün, projenin 6 ay önce AB tarafından kabul edildiğini söyledi. Uydunun tasarım çalışmasına başladıklarını, 18 ay sonra üretime geçeceklerini vurgulayan Ergün, “Proje iki yıl sürecek. Toplam bütçesi 1,5 milyon Euro. Uydunun üretimini, entegrasyonunu ve tasarımını biz yapıyoruz, finansmanını AB sağlıyor. İlk uydu, 18 ay sonra tamamlanacak. İki yıl içinde üç tane prototip yapıp test edeceğiz. Ekim 2015’e kadar 50 tane üretilip fırlatılacak. Standart bir uydunun bütün özelliklerine sahip olacak. Hareket edebilen bir uydu olacak. 150 km yukarıda dünyanın çevresini saracak şekilde biner kilometre aralıklarla yerleştirilecekler.” dedi. Uyduların dünyanın yörüngesine yerleştirildikten sonra devamlı hareket halinde olacağını ifade eden Armağan Ergün, bu sayede diğer uydulardan farklı olarak dünyanın her tarafını görmenin mümkün olacağını dile getirdi. AB’nin bu uyduları daha çok çevre ve iklim değişikliklerini gözlemek, hava durumunu ve bitki üretimini izlemek için kullanacağı bilgisini verdi.

Ergün, AB’nin küçük uydu projelerine de kaynak sağladığını, Türkiye’de ise uydu çalışmalarını yürüten Türksat’ın, küçük firmaları muhatap bile almadığını kaydetti. Ergün, “Bundan dolayı projeye Türkiye’den kaynak bulamadık, AB’ye müracaat etmek zorunda kaldık. AB’den de proje desteği alabilmeniz için en az üç ayrı ülkeden ortağınız olması gerekiyor. Biz de bu projede Almanya Frauenhofer Enstitüsü ile ortak çalışıyoruz. Fransız ve İspanyol ortaklarımız da var. Bu proje referans olacak ve Türkiye’de uydu çalışmaları artacak.” şeklinde konuştu.

Uydu yapımında en büyük maliyetin fırlatma olduğunu kaydeden Ergün, büyük uyduların fırlatma maliyetinin, 100 milyon dolara kadar çıktığını kaydetti. Ergün, Türkiye’nin fırlatma rampası bulunmadığı için imal edilen uyduların başka ülkelerden fırlatıldığına işaret etti. Ergün, “Savunma Sanayii Müsteşarlığı, bu konuda bir çalışma başlattı ama henüz gelişme yok. Eğer yerli uydu yapacaksak, fırlatma rampamızın da olması lazım.” değerlendirmesini yaptı.

http://www.zaman.com.tr/ekonomi_turkiyeden-abye-anahtar-teslimi-uydu_2146106.html

3 Ekim 2013 Perşembe

Füze savunma sözleşmesi 6 ay içinde imzalanacak

03 Ekim 2013 - ANKARA -  AA

Savunma Sanayii Müsteşarı (SSM) Murad Bayar, Savunma Sanayii Müsteşarlığında düzenlediği sohbet toplantısında, füze savunma ihalesine ilişkin bilgi verdi ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bayar, bir soru üzerine füze ihalesi kapsamında 4 füze sistemi bulunduğunu, toplam 288 füzenin atılabileceğini söyledi. Sistemin mobil olacağını, istenilen yere konuşlandırılabileceğini ifade eden Bayar, bu sistemin birçok araçtan ve radardan oluştuğunu, bu araçların da yerli üretim BMC olmasını öngördüklerini söyledi.

İhale şartnamesine göre sözleşme imzalanıp, avans ödendikten sonra Çinli firmanın füze sisteminin bütün teslimatını 4 yıl içerisinde tamamlayacağını ifade eden Bayar, sözleşmenin de 6 ay içerisinde imzalanabileceğini öngördüklerini kaydetti.

Bayar, sistemin lisansını almayacaklarını, dolayısıyla ihracatının söz konusu olmayacağını da belirtti.

Sistemin üretilebilmesi için teknoloji transferi yapacaklarını anlatan Bayar,"Biz Türkiye'de kendi sistemimizi yapmaya başladığımızda kullanacağımız bir altyapı ve yetenecek olacak. Mesela füzelerin tamamına yakını Türkiye'de üretilecek" dedi.

Bayar, alınacak 4 füze sisteminin Türkiye'deki 4 büyük şehri koruyabileceğini, bunların mobil olduğu için tehdidin bulunduğu yerlere konuşlandırılabileceğini söyledi.

"NATO üyesi bir ülke ilk kez mi NATO dışından alım yaptı?" sorusunu yanıtlarken de Bayar, bunun örnekleri olduğunu yakın zamanda Yunanistan'ın S-300 füzesi aldığını belirtti. Türkiye'nin hava savunma sisteminde bu konuda eksiklik olduğunu, bunu gidermek için böyle bir ihale düzenlendiğini ifade eden Bayar, "İhalede iyi bir çözüm bulundu ve bu da entegrasyon ve haberleşme açısından NATO'nun kriterlerini sağlıyor. NATO ülkeleri sadece NATO ülkelerinden silah alır diye bir kriter yok" dedi.

MİLGEM Projesi

MİLGEM Projesi ihalesinin iptal edilmesine ilişkin soruya da Bayar, "MİLGEM konusu takvimsel olarak güncel siyasi durumla ilişkili değil" yanıtını verdi.

Askeri gemilerin inşası için son 10 yıllık dönemde özel sektörün katılımını sağlamak üzere bir strateji uyguladıklarını anlatan Bayar, şöyle konuştu:

"Biz bugün 2 milyar dolardan fazla askeri gemi projesini özel sektör tersanelerinde yürütüyoruz. Bunlardan başarılı sonuçlar aldık. MİLGEM bunların içinde daha kompleks bir platform. Benim kanaatimi sorarsasnız Türkiye'de MİLGEM seviyesinde bir savaş gemisi yapacak hiç bir tersane yok. Biz yaratmaya çalışıyoruz. Çünkü dünyada bu gemiyi yapabilecek sadece 10 tersane var. İhalede teftiş kurulu siz rekabeti daraltmışsınız dedi. Biz de icra komitesine sunduk. (Böyle bir itiraz varsa buna uyun) denildi. Dolayısıyla konu siyasi bağlantılı değil. "

Müsteşar Bayar, bir başka soru üzerine de ilk A 400 uçağının şu an kabul testlerinde olduğunu, ekim veya kasım ayı içerisinde teslimatının yapılacağını belirtti.

http://www.aa.com.tr/tr/manset/235849--fuze-savunma-sozlesmesi-6-ay-icinde-imzalanacak