Savunma ve Stratejik Analizler

30 Kasım 2013 Cumartesi

Russia Speeds Up Development of New Strategic Bomber

28/11/2013     RIA Novosti. Grigoriy Sysoev

Russia will begin the full-scale R&;D work on its future strategic bomber in 2014, a senior aircraft-manufacturing industry official said Thursday.

The project, known as PAK-DA (an acronym meaning “future long-range aircraft”), has been in the works for several years but was given the formal go-ahead by the Russian leadership last year.

“A decision was made this year to expedite the development of the PAK-DA aircraft,” Mikhail Pogosyan, head of Russia’s United Aircraft Corporation, said at a meeting on the future of the Russian air force chaired by President Vladimir Putin.

“We finished coordinating the project with the Defense Ministry in September and at present we are getting ready to start full-scale work on research and development of these aircraft next year,” Pogosyan said.

According to Russian media reports citing defense ministry sources, the Tupolev design bureau has won the PAK-DA development tender with its concept for a subsonic aircraft with a “flying wing” shape that provides superior “stealth capabilities.” The Defense Ministry insisted that the PAK-DA should be equipped with advanced electronic warfare systems and armed with new nuclear-capable long-range cruise missiles in addition to a variety of high-precision conventional weapons.

The new bomber is expected to go into production by 2020 and will most likely be built at a new aircraft assembly line at Russia's Kazan plant (KAPO), according to defense ministry officials.

The PAK-DA is due to replace Russia’s aging fleet of 63 Tupolev Tu-95MS Bear and 13 Tu-160 Blackjack strategic bombers in the next decade.

Pogosyan said Thursday that the preliminary tests of the modernized Tu-160 and Tu-95 bombers have been completed and they will now undergo a series of inspections by a state acceptance commission.

He did not specify the number of modernized aircraft to be inspected. According to aircraft industry officials, the modernized bombers feature new weaponry, improved electronics and avionics that double their combat effectiveness.

http://en.ria.ru/military_news/20131128/185110769/Russia-Speeds-Up-Development-of-New-Strategic-Bomber.html

Iran to unveil 1st semi-heavy submarine by yearend

Nov 30, 2013 www.presstv.ir

A high-ranking Iranian military official says the Islamic Republic will unveil its first domestically designed and built semi-heavy submarine within the next few months.

Head of the Iranian Navy's Industrial Research and Self-Sufficiency Jihad Organization Rear Admiral Ali Gholamzadeh said on Friday that the watercraft will be put on display by the end of the current Iranian calendar year (ending March 20, 2014).

“Under adopted measures, many light submarines are currently being manufactured in the country,” Gholamzadeh stated.

He further noted that Iran, relying on the knowledge and expertise of its own professionals, has managed to perform much better than countries globally renowned in the production and overhaul of various submarines, particularly the semi-heavy ones.

Gholamzadeh said the Iranian Navy has lunched numerous destroyers, including Jamaran, and is developing newer versions of the indigenous destroyer.

The senior Iranian Navy official added that the country’s naval forces have effective presence in open seas in order to protect and ensure maritime security for ships and vessels.

Iran has so far launched different classes of advanced submarines including 
Fateh, 
Ghadir, 
Qaem and 
Nahang.

In September 2012, Iran's Navy launched the super-heavy Tareq 901 submarine overhauled by Iranian experts.

Ghadir submarine was first unveiled in 2007. The 120-ton submarine has excellent shallow depth performance and can conduct prolonged coastal missions and launch torpedoes.

Over the recent years, Iran has made significant breakthroughs in its defense sector and attained self-sufficiency in producing important military equipment and systems.

Tehran has repeatedly assured other nations that its military might poses no threat to other countries, saying that the Islamic Republic’s defense doctrine is entirely based on deterrence.

http://www.presstv.ir/detail/2013/11/30/337387/iran-to-unveil-1st-semiheavy-submarine/

29 Kasım 2013 Cuma

TSK yeniden yapılandırılıyor

28 Kasım 2013 Aydın HASAN -milliyet.com.tr
...
Toplantının genel gündemini, Türk Silahlı Kvvetleri'nin harbe hazırlık durumu oluşturdu. Suriye'deki gelişmeler nedeniyle 2. Ordu'nun yapısı ve harbe hazırlık durumu toplantının ana gündem maddeleri arasında yer aldı. Terör örgütü PKK'nın çekilmeyi durdurması ve iç güvenlik harekat bölgesindeki durum ile çözüm sürecinde gelinen aşamada toplantıda değerlendirilen konular arasında yer aldı. PKK'nın yanısıra El Kaide gibi bölgede etkin olmaya başlayan terörist unsurlar da toplantıda masaya yatırıldı.
...
Profesyonel birlikler 

Ayrıca zaman içinde TSK'nın daha fazla profesyonel personelden oluşması planlanıyor. Şu aşamada kamonda tugaylarının profesyonelleşmesi önemli ölçüde tamamlanmış durumda. Bunun yanısıra tabur ve tugay gibi yapıların hareket kabiliyetinin yükseltilmesi üzerinde duruluyor. Başlatılan çalışma ile TBK'nın mobil, hareketli birliklerden oluşması amaçlanıyor. TSK'nın teklojik gücünün yükseltilmesi, orta ve uzun menzilli füzelere sahip bir güç haline gelmesi yönünde de toplantıda önemli kararlar alındığı yorumları yapıldı.

Jandarmanın durumu

Hükümet; demokratikleşme yönünde atılması planlanan adımlar çerçevesinde askeri yönden Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı bulunan ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin fiilen dördüncü kuvvetini oluşturan Jandarma Genel Komutanlığı'nın tamamen İçişleri Bakanlığı'na bağlanması için çalışma başlattı. Çalışmada; yaklaşık 200 bin kişilik silahlı güce sahip jandarmanın; iki ana unsurdan oluşması öngödürülüyor. Buna göre, iç güvenlikle ilgili jandarma birlikleri zaman içinde profesyonel kır polisine dönüşecek. Jandarmanın diğer birimi ise sınır güvenliği ile gümrük kapılarının güvenliğinden sorumlu olacak. Toplantıda, bu konudaki çalışmanın askeri boyutu ele alındı.

http://siyaset.milliyet.com.tr/orduya-yeni-duzen/siyaset/detay/1799412/default.htm

Akdeniz'de güçlü donanma kurulacak

29 Kasım 2013    www.Denizhaber.Com.tr

YAŞ toplantısının dün yapılan bölümünde TSK'nın yeniden yapılandırılması, füze gücü ve Doğu Akdeniz'de güçlü bir donanma konuları masaya yatırıldı

Türkiye, Doğu Akdeniz için güçlü bir donanma kuracak.

TSK'nın zaman içinde bütünüyle profesyonel hale gelmesi, esnek - hareket kabiliyeti yüksek birliklerden oluşması, teknolojik kapasitesinin yükseltilmesi, orta-uzun menzilli füze gücüne sahip olması, donanmanın Akdeniz'deki gücünün büyük ölçüde artırılması ve jandarmanın TSK'dan alınarak bir tür kır polisine dönüştürülmesi planlanıyor.

Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) Olağan Toplantısı, 28 Kasım 2013 tarihinde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, Genelkurmay Başkanlığı Karargâhında yapıldı.

Toplantıda şu dört önemli karar alındı:
  • Türk Silahlı Kuvvetleri Hazırlık Durumu ve Değerlendirilmesi,
  • Terörizmle Mücadele ve Değerlendirilmesi,
  • Türk Silahlı Kuvvetlerinin Yeniden Yapılandırılması Çalışmaları,
  • GATA'nın Üniversite Olarak Yapılandırılması çalışmaları ile ilgili konular görüşüldü.
DOĞU AKDENİZ'DE GÜÇLÜ DONANMA

Toplantıda ele alınan bir başka konu ise donanmanın özellikle Doğu Akdeniz'deki gücünün artırılması oldu. Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği'nin çalışmasına göre, küresel ticaretin yüzde 30'u, petrola ticaretinin de yüzde 25'i Akdeniz üzerinden yapılıyor. Suriye krizi, ABD, Rusya ve Çin başta olmak üzere büyük ülkelerin Akdeniz'deki askeri varlıklarını artırmasına neden oldu. Türkiye'nin de hem petrol - doğalgaz gibi enerji kaynaklarına sahip olması hem de deniz ticareti nedeniyle Doğu Akdeniz'de daha güçlü bir harp filosu bulundurma gereğinin toplantıda değerlendirilen konular içinde yer aldığı belirtildi. Türkiye; ABD, Rusya ve Çin gibi Akdeniz'de zaman içinde deniz gücüne sahip bir güç olmayı planlıyor. Mil-Gem projesi çerçevesinde üretiler korvetler ayrı bir önem taşıyor.

PROFESYONEL BİRLİKLER

Ayrıca zaman içinde TSK'nın daha fazla profesyonel personelden oluşması planlanıyor. Şu aşamada kamonda tugaylarının profesyonelleşmesi önemli ölçüde tamamlanmış durumda. Bunun yanısıra tabur ve tugay gibi yapıların hareket kabiliyetinin yükseltilmesi üzerinde duruluyor. Başlatılan çalışma ile TBK'nın mobil, hareketli birliklerden oluşması amaçlanıyor. TSK'nın teklojik gücünün yükseltilmesi, orta ve uzun menzilli füzelere sahip bir güç haline gelmesi yönünde de toplantıda önemli kararlar alındığı yorumları yapıldı.

JANDARMA BAKANLIĞA BAĞLANACAK

Hükümet; demokratikleşme yönünde atılması planlanan adımlar çerçevesinde askeri yönden Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı bulunan ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin fiilen dördüncü kuvvetini oluşturan Jandarma Genel Komutanlığı'nın tamamen İçişleri Bakanlığı'na bağlanması için çalışma başlattı.

http://www.denizhaber.com.tr/dzkk-sgk/52427/dogu-akdenizde-guclu-donanma-kurulacak-yuksek-askeri-sura-denizhaber.html

28 Kasım 2013 Perşembe

Russia Floats Out “Stealth” Submarine for Black Sea Fleet

28/11/2013 RIA Novosti. Igor Russak

A St. Petersburg-based shipyard on Thursday floated out the first of six Varshavyanka-class diesel-electric submarines to be delivered to the Black Sea Fleet in the next two years.

The much-anticipated delivery of these submarines, dubbed by the US Navy as “black holes in the ocean” because they are nearly undetectable when submerged, is a key part of Russia’s naval strategy in the Mediterranean, where Moscow has recently deployed a permanent task force consisting of some 10 surface ships.

Construction of the Novorossiisk submarine started at Admiralty Shipyards in August 2010, followed by the Rostov-on-Don sub in November 2011 and the Stary Oskol in August 2012.

The Varshavyanka-class (Project 636) is an improved version of the Kilo-class submarines and features advanced stealth technology, extended combat range and the ability to strike land, surface and underwater targets.

These submarines are mainly intended for anti-shipping and anti-submarine missions in relatively shallow waters. The vessels, crewed by 52 submariners, have an underwater speed of 20 knots, a cruising range of 400 miles (electric propulsion) with the ability to patrol for 45 days. They are armed with 18 torpedoes and eight surface-to-air missiles. The Russian Black Sea Fleet has not received new submarines for decades and currently operates only one boat – the Kilo-class Alrosa, which joined the navy in 1990.

Commenting on the floating out of the Novorossiisk, Russian naval expert Capt. 1st Rank (Ret.) Mikhail Nenashev said Russia needs at least 10 Varshavyanka-class submarines in the Black Sea and the Mediterranean to protect the country’s interests in the region.

The expert specifically cited the presence of US warships equipped with the formidable Aegis integrated missile system in the Mediterranean and the deployment of US missile defenses in coastal countries around the region.

http://en.ria.ru/military_news/20131128/185107706/Russia-Floats-Out-Stealth-Submarine-for-Black-Sea-Fleet.html

ASELSAN'dan sınırları koruyacak yeni proje

26 Kasım 2013 AA

İçişleri Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Bağış ve Milli Savunma Bakanı Yılmaz, ASELSAN'ın öncülüğünü yaptığı "Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 2 Projesi" törenine katıldı.

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz "Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 2 Projesi" töreninde, entegre sınır yönetimi eylem planı 2. aşama projesinin, bir Türk savunma sanayi firması olan ASELSAN'ın, uluslararası firmalarla hem fiyatta hem de kalitede rekabet ederek kazandığı bir proje olduğunu söyledi.

Yılmaz, AB tarafından finanse edilen bu projede ASELSAN'ın sağladığı başarının, Türk savunma sanayinin hangi aşamaya geldiğini de gösterdiğini aktardı.

Sınır güvenliğinin en zor konulardan biri olduğunu belirten Yılmaz, bugün hiçbir ülkenin sınır güvenliğini tam anlamıyla güvence altına alamadığını vurguladı. Yılmaz, "İsrail, kendi duvarlarını çekti ama henüz daha yüzde 100 koruma sağlamış değil. 'Süper güç' denilen Amerika, Meksika ile olan sınırının bir kısmına duvar çekmiştir, bir kısmına elektronik sensörler yerleştirmiştir fakat yüzde 100 sınır güvenliği sağlayamamıştır" dedi.

Sınır güvenliğinin zor olduğuğunu, kurumlar arasında iş birliği gerektirdiğini anlatan Yılmaz, sınır güvenliği projesinin sadece Türkiye'nin değil, AB'nin de menfaatine olduğunu bildirdi. Yılmaz, "Çünkü AB'nin de sınırı Türkiye'nin sınırıyla başlıyor. Bu zor projeyi kolay yapmak için iş birliği, ortak çalışma gerekli. İşte bu projede de ortak çalışan kurumları görüyoruz" diye konuştu.

Kara kuvvetlerine 187 adet yeni nesil sabit termal kamera 30 adet taşınabilir termal kamera

İçişleri Bakanı Muamer Güler, mevcut sınır güvenliğinin kapasitesinin çeşitli projelerle artırılmaya çalışıldığını belirterek, şöyle devam etti:

"Uzun vadeli bir hedef olarak da Bakanlığımıza bağlı yeni bir sınır güvenliği teşkilatı kurulması çalışmalarına devam ediliyor. Bugüne kadar sınır yönetimi alanında birçok AB projesi yapılmıştır. Gerek teknik gerekse araç gereç desteği anlamında birçok proje hayata geçirilmiştir. Toplam bütçesi 10 milyon 960 bin avro olan entegre sınır yönetimi aşama 1 projesi, 2010-2012 yılları arasında gerçekleşti. Bir diğer sınır projemiz entegre sınır yönetimi aşama 2 projesi kapsamında da Emniyet Genel Müdürlüğü'nün sınır kapılarındaki teknik altyapısı güçlendirilmiş oldu. Bu projeyle Kara kuvvetlerimize 187 adet yeni nesil sabit termal kamera, 30 adet taşınabilir termal kamera alınmaktadır."

Sınır gözetiminin daha modern yöntemlerle yapılması için çalışmaların sürdüğünü belirten Bakan Güler, "AB ile işbirliği kapsamında önümüzdeki dönemde uygulayacağımız projelerden 2 aşamalı olarak, Türkiye'nin doğu sınırlarında mayın temizlenmesi ve sınır gözetleme kapasitesinin artırılması projesi yer alıyor. Bu projenin toplam bütçesi 105 milyon 950 bin avrodur. Bu proje kapsamında Ermenistan ve İran sınırlarında toplam 15 milyon 975 bin metrekare alanda mayın temizliği gerçekleştirilecektir" ifadesini kullandı.

ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı Necmettin Baykul ise Hazine Müsteşarlığı tarafından "Entegre Sınır Yönetimi Eylem Planı Aşama 2 Projesi Pilot ve Prototip Bölgelerde Kara ve Deniz Sınırları Gözetleme Ekipmanları Tedarik Bileşeni" başlığıyla uluslararası bir ihale açıldığını, ihaleyi fiyat ve kalite bakımından en uygun teklifi veren ASELSAN'ın kazandığını söyledi.

Baykul, ASELSAN'ın sözleşme kapsamında yeni nesil sabit ve mobil termal kamera sistemlerini geliştirdiğini, proje finansmanının yüzde 75 oranında AB genl bütçesinden, yüzde 25'inin ise ulusal bütçeden karşılandığını belirterek, İçişleri Bakanlığı Sınır Yönetimi Bürosu'nun projenin teknik koordinasyonunu yürüttüğünü kaydetti.

Sistemin nihai kullanıcısı olan Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın da yeni nesil sabit ve mobil termal kamera sistemlerinin kabul işlemlerini gerçekleştirdiğine değinen Baykul, geliştirilen sistemlerin teslimatlarının devam ettiğini bildirdi.

Yeni nesil termal kamera sistemleri, sınır güvenliği ihtiyaçları dikkate alınarak özel olarak tasarlanırken, ortadalga kızılötesi bantta çalışan termal görüntüleme birimi, gündüz görüntüleme birimi, lazer mesafe ölçer, sayısal manyetik pusula, küresel konumlama sistemi, operatör ve kumanda birimi, uzaktan kumanda edilebilen yönlendirme birimi ve aksesuarları içeren bir yapı sunuyor. Yeni nesil mobil termal kamera sistemi ise hafif, ergonomik ve aynı zamanda yüksek menzil performansı sağlayan elde taşınabilen bir sistemi içeriyor.

İçişleri Bakanı Muamer Güler, Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ve askeri erkan, konuşmaların ardından yeni nesil termal kameraları inceleyerek, gözetleme yaptı.
http://gundem.bugun.com.tr/yeni-nesil-proje-haberi/875794

IRGC Commander: Iran Among Rare World States with Ballistic Missile Technology

Nov 26, 2013   FNA

Lieutenant Commander of the Islamic Revolution Guards Corps (IRGC) Brigadier General Hossein Salami said Iran is among the only three world country enjoying an indigenous ballistic missile technology. “Many countries may have access to cruise missiles technology, but when it comes to ballistic missiles, I am confident that only the US and the (former) Soviet Union could master this technology, and now we can announce that we own this technology as well,” General Salami told FNA on Tuesday.

He pointed to Iran’s capabilities in the field of Unmanned Aerial Vehicles (UAVs), and said, “While we did not have any knowledge about drones, we have developed and acquire drones that travel 2,000 kilometers, conduct their operations and then land in our desirable regions.”

Earlier this month, General Salami said the precision targeting of IRGC's ballistic missiles has been improved to have a margin of error near zero.

“Our situation has improved now because our ballistic missiles margin of error (in precision targeting) is near zero now,” General Salami said in a ceremony held in Tehran to commemorate the martyrs who were killed in a blast at the IRGC base on November 12, 2011, including General Hassan Tehrani Moqaddam who was in charge of the IRGC's Arms and Military Equipment Self-Sufficiency Program.

He pointed to the role played by the late commander and head of the IRGC Missile Research Center, Martyr Major General Tehrani Moqaddam, in the designing and production of high-precision ballistic missiles, and said, “Due to such attempts the precision of Iran’s ballistic missiles has approached (a) zero (margin of error) and our ballistic missiles target moving vessels on the sea and they operate against (enemies') command and control centers.”

“Martyr Tehrani Moqaddam led us to self-sufficiency in area of ground-to-ground missiles and his ideas resulted in the development of an innovative missile power for Iran,” he added.

Earlier this year, Commander of the IRGC Aerospace Force General Amir Ali Hajizadeh said that Iranian experts at the IRGC Aerospace research center have increased the precision capability of the 'Persian Gulf' supersonic ballistic missile to a maximum margin of error of 8.5 meters.

Hajizadeh said the late commander and head of the IRGC missile research center, Martyr Major General Tehrani Moqaddam, played a major role in the designing and production of the Persian Gulf Missile.

"When in its second test the Persian Gulf missile hit a moving vessel with 30m precision, we felt to have made a great success," Hajizadeh said in June.

"When we explained the achievement to the Supreme Leader, His Excellency voiced pleasure in the increased precision of the missile, but demanded us to increase its precision capability to less than 10-15 meters," he added.

"Less than 6 months later, our experts improved the precision capability of this missile to less than 8.5m," General Hajizadeh continued.

"And when the Persian Gulf missile came into operation in the IRGC Navy, the countdown started for the trans-regional countries to end the mission of their warships," the IRGC Aerospace commander stressed.

The supersonic projectile, which carries a 650-kilogram payload, is smart and immune to interception, and features high-precision systems.

The Persian Gulf supersonic ballistic missile is the most advanced and most important missile of the IRGC Navy.

The distinctive feature of the missile lies in its supersonic speed and trajectory. While other missiles mostly traverse at subsonic speeds and in cruise style, the Persian Gulf moves vertically after launch, traverses at supersonic speeds, finds the target through a smart program, locks on the target and hit it.

The range of the solid-fuel missile is 300km and it can be fired from triple launchers.

The missile could successfully hit a mobile target one-tenth of an aircraft carrier in its early tests.

In early 2011, Iran started the mass-production of the Persian Gulf anti-ship missile which is designed to destroy targets and hostile forces at sea.

In April 2012, Hajizadeh noted the production of the Persian Gulf ballistic missiles, and said, "The research and testing phase of the Persian Gulf missile ended last year, and it is now being mass produced by the Defense Ministry."

Also in the same month, IRGC Navy Commander Rear Admiral Ali Fadavi underlined Iran's high defensive capabilities and power, and said the newly developed 'Khalij-e Fars (Persian Gulf)' missile would make the enemies change their equations and calculations due to its unusual and unique features.

"The Persian Gulf missile has been developed somehow different from the usual trend and can change the equations on which the enemy most relies," Fadavi said at the time.

Referring to Iran's missile power, he said that Iran is now in possession of home-made missiles with the range of over 200km which can be mounted on Iranian high-speed boats.

In July 2012, Iran's Persian Gulf missiles displayed their 100 percent precision capability after hitting and destroying the specified targets in the last phase of the Payambar-e Azam 7 (The Great Prophet 7) drills.

"The Persian Gulf missile precisely hit and destroyed the target which was several times smaller than the marine targets which can pose a threat," Commander of the IRGC Aerospace Force said at the end of the last phase of the wargames on July 4, 2012.

http://english.farsnews.com/newstext.aspx?nn=13920905001745

Iran Unveils New Home-made Long-Range Radar

Wed Nov 27, 2013   FNA

The Iranian Navy unveiled its new long-range phased array radar system called ‘Asr’ on Wednesday

Asr was unveiled today in a ceremony concurrent with November 28 which marks the ‘Navy Day’ in Iran, during which the Navy discloses its latest achievements in weaponry and equipment every year.

Lieutenant Commander of the Iranian Army Brigadier General Abdul-Rahim Mousavi and Iranian Navy Commander Rear Admiral Habibollah Sayyari attended the unveiling ceremony of ‘Asr’.

In September, Head of the Self-Sufficiency Jihad of the Iranian Navy Rear Admiral Ali Qolamzadeh announced that he Iranian Navy is testing Asr radar.

“This radar which has been manufactured by the experts of the country’s defense industry and Navy is currently undergoing (different) tests and will be mounted on some warships of the Navy in future,” Admiral Qolamzadeh said at the time.

Also in September, Commander of Khatam ol-Anbia Air Defense Base Brigadier General Farzad Esmayeeli announced that it is now using new passive phased array radars to detect stealth targets and cruise missiles.

General Esmayeeli pointed to the designing and building of new passive phased array radars under the name of 'Soundless Project', and said, "The radar is capable of detecting stealth (radar-evading) targets and cruise missiles and enjoys a high movement and mobility capabilities and acts in different ranges."

In December, a senior Iranian military official announced that Iran has equipped its navy with modern electronic warfare systems and radar equipment in a bid to boost its capabilities in sea warfare.

“Given the fact that equipping units with electronic warfare systems is the first need and requirement in sea battles, the Islamic Republic of Iran's Navy has equipped all its surface and subsurface units with these systems,” Spokesman of Velayat 91 Naval Wargames Rear Admiral Amir Rastegari said.

In February, former Iranian Defense Minister Brigadier General Ahmad Vahidi said that Iran plans to develop different types of radar systems with satellite detecting capabilities.

Addressing the second conference on radar technology systems here in Tehran at the time, Vahidi said Iran has witnessed "a jump" in the field of radar designing and manufacturing.

"Today, we have many achievements in different fields. Radars covering ranges of 500km to 700km have been manufactured and production of radar systems with 1,000km to 3,000km of range is underway," Vahidi explained.
http://english.farsnews.com/newstext.aspx?nn=13920906000743

Burraq UCAV Unmanned Combat Air Vehicle enters in service with the Pakistani Army and Air Force

November 26, 2013 www.armyrecognition.com

The new home-made Burraq UCAV (Unmanned Combat Air Vehicle) officially enters in service with the Pakistani Army and Air Force during an official ceremony. Army Chief, General Ashfaq Parvez Kayani, Chief of Air Staff, Air Chief Marshal Tahir Rafique Butt, Lieutenant General (Retd) Khalid Ahmed Kidwai, Director General Strategic Plans Division and senior officials of Pakistan Army, Air Force and Navy were also present during the ceremony.

The Burraq is an advanced unmanned combat aerial vehicle (UCAV) developed by a venture of PAF (Pakistani Air Force) and the NESCOM, a civilian defence research and development organisation.

Burraq UCAV can carry up to two laser-guided anti-tank guided missile (ATGM) serving a role much like American MQ-1 Predator UAV and AGM-114 Hellfire.

Marshal Farhat Hussain ( Aeronautical Complex Chief Air ) said that the production of drones was very important for country defense, and this shows the professional capabilities of Pakistan Army.

The Pakistan Navy also acquired rotorcraft drones from foreign sources while the Pakistan Army has been working to develop partnerships with China and has provided incentives to local manufacturers to continue developing advanced platforms within the country.

The Pakistani UAV program is one indicator of the potential of this country in the defense areas. The Burraq UCAV is an example of new military technology that Pakistan can provide for national and international defense and security markets.

http://www.armyrecognition.com/november_2013_defense_industry_military_news_uk/burraq_ucav_unmanned_combat_air_vehicle_enters_in_service_with_pakistani_army_and_air_force_2611133.html

Iran unveils a new home-made anti-cruise missile system Asefeh 23mm Gatling cannon.

November 18, 2013 www.armyrecognition.com

The Islamic Revolution Guards Corps (IRGC) Ground Force has designed and built an anti-cruise missile weapon system, named as Asefeh Project. Asefeh was unveiled during a visit by IRGC Commander Major General Mohammad Ali Jafari to an exhibition of the latest military achievements of the IRGC Ground Force’s Research and Self-Sufficiency Jihad Organization in Tehran on Monday, November 18, 2013.

Asefeh is a 23mm Gatling cannon with a cyclic triple-barrel design and is capable of pumping out 900 shots per minute.

In November 2012, different systems with the capability of intercepting incoming cruise missiles as well as optimized and indigenized air defense missiles were tested in massive air defense exercises code-named 'Modafe'an-e Aseman-e Velayat 4 (Defenders of Velayat Skies 4)'.

The advanced home-made Ya Zahra air defense missile system was among the systems tested in the wargames.

The air defense weapon is capable of identifying, intercepting and destroying aerial targets, including different types of aircraft, choppers and Unmanned Aerial Vehicles (UAVs).

Ya Zahra is a mobile system and can be linked to the country's integrated air defense network and is capable of engaging and destroying several aerial targets simultaneously and also has a powerful fast reaction and full detection capabilities.

During the wargames, Iran also tested a variety of missile systems, including anti-cruise weapons.

Also artilleries, shoulder-launched weapons and low-altitude missile systems were used in the military drills.

Iranian air defense units also exercised targeting Unmanned Aerial Vehicles with anti-aircraft Hawk missiles.

The missile was fired by a mobile air defense system on a missile-launching vehicle.

http://www.armyrecognition.com/november_2013_defense_industry_military_news_uk/iran_unveils_a_new_home-made_anti-cruise_missile_system_asefeh_23mm_gatling_cannon_1811133.html

27 Kasım 2013 Çarşamba

Milli Tank Altay Arazi ve Atis Testleri - Altay Acceptance Tests (Mobility, Firing)

T-129 için alternatif motor

27.11.2013 Levent İÇGEN / ANKARA

ABD ve NATO'nun tepkisine rağmen 3,4 milyar dolarlık uzun menzilli bölge hava ve füze savunma sistemiyle ilgili Çin Halk Cumhuriyeti'nin CPMIEC firmasıyla ihale görüşmelerini başlatan Türkiye'nin, ilk milli helikopter ATAK'la ilgili alternatif plan hazırlığında olduğu ortaya çıktı.

VATAN'ın edindiği bilgilere,ATAK'ı, ihraç etmek isteyen Türkiye, olası bir ABD vetosu durumunda alternatif planı devreye sokacak. Türkiye'de motor yapılamadığı için ATAK'ın motoru, ABD'de üretiliyor. Bu nedenle Türkiye'nin ATAK'ı başka bir ülkeye satabilmesi için motor haklarına sahip ABD'nin ihracat lisansı vermesi gerekiyor. Bu aşamada ise Türkiye'nin ATAK'ı ihracatında ABD'den gelebilecek veto satışın önüne geçmiş olacak. Türkiye, ATAK'ın satışıyla ilgili resmi olarak açıklanmasa bile Pakistan ile görüşme yaptı ve helikopterle ilgili ön tanıtım yapıldı. Ancak teklif ve sözleşme aşamasına henüz gelinmedi. ATAK'ın Pakistan'a satışına ise bu ülkeye Amerikan malı helikopter satmak isteyen ABD'nin sıcak bakmayacağı iddia ediliyor. Şayet ATAK'ın satışına ABD onay vermezse Türkiye, ABD'den temin edilen motor yerine eski Doğu blokundan motor yapan ülkelerle görüşme gerçekleştirecek.

KABUL TESTLERİ SÜRÜYOR

Türkiye'nin İtalyan Augusto ile ortak ürettiği ilk milli helikopter Atak T-129'un elektronik yazılımlarını Türkiye yapıyor. Helikopter, tasarım, geliştirme ve prototip testlerini geçti. Kabul testleri ise sürüyor. Bu yıl sonuna kadar ilk teslimatların yapılması beklenilen ATAK'ta, bazı teknik sorunlar nedeniyle gecikme yaşanıyor. Geçtiğimiz yıl kasım ayında TSK'ya teslim edilmesi planlanan 9 erken duhul ATAK helikopterlerinin en erken Kasım 2014'te TSK envanterine girebileceği belirtiliyor. Gecikmenin sözleşme şartnamesinde belirtilen bazı teknik şartların yerine getirilmesinin uzamasından kaynaklandığı belirtildi. 9 adetlik bu paketin yanı sıra geçtiğimiz temmuz ayında AgustaWestland ile ortak seri üretimine başlanması planlanan 50 adetlik T129 ATAK helikopterinin de en erken temmuz 2014'te üretilmeye başlanabileceği kaydedildi. Daha önceki ertelemelerde, "ağırlık", "denge" ve "titreşim"gibi şartnamede bulunan teknik kalibrasyonları yerine getirilmemesi etkili olmuştu. Ardından da bu şartların aşılması için sözleşme değişikliğine gidilmişti. ATAK helikopterlerinin ön tarafının arka tarafına göre daha ağır bastığı belirtiliyordu. Helikopterin dengelenmesi için arka tarafına ağırlık konulması durumunda ise teknik şartnamedeki ağırlığın üzerine çıkılıyordu. Ağırlık farkı ise dağlık arazide görev yapacak olan helikopterlerin istenilen irtifaya çıkmasını ve havada kalış süresini etkiliyordu. Kaynaklar, helikopterde artık denge ve motor sorununun olmadığını, bazı teknik sıkıntıların aşılmasının ardından terörle mücadele kritik önem taşıyacak olan ATAK helikopterlerinin TSK envanterine dahil edileceğini belirtti. Helikopter pilotları ve teknisyenlerinin ATAK helikopterinde intibak, harbe hazırlık ve göreve yönelik eğitimleri için ATAK Helikopter Simülatörü tedarik edilmesi için de harekete geçildi.

LİDERLERİN BEĞENİSİNİ KAZANDI

Atak T-129'un motoru İngiliz Rolls Royce ve Amerikan Honeywell şirketlerinin ortak şirketi olan LHTEC adlı Indianapolis merkezli bir Amerikan firması tarafından üretiliyor. Helikopterin bu motorla Pakistan'a ihraç edilebilmesi için ABD yönetiminin ihracat lisansı vermesi gerekiyor. Milli helikopteri ihraç etmek isteyen Ankara ise AH-1F Cobra helikopter filosunu yenilemek isteyen Pakistan'la resmi olarak açıklanmasa bile görüşmelere başladı. Pakistan'a, helikopterle ilgili ön tanıtım yapıldı ancak teklif ve sözleşme aşamasına henüz gelinmedi. Ancak Pakistan'a Amerikan malı helikopter satmak isteyen Washington'un bu satışa sıcak bakmayacağı iddia ediliyor. Şayet ATAK'ın satışına ABD onay vermezse Türkiye, ABD'den temin edilen motor yerine eski Doğu blokundan motor yapan ülkelerle görüşme gerçekleştirecek. Pakistan lideri Navaz Şerif'in 16-18 Eylül tarihleri arasında Türkiye'ye yaptığı ziyaret sırasında bu konu gündeme geldi ve Şerif'e Atak'ın yetenekleri konusunda detaylı bir sunum yapılmıştı. Şerif'e Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Savunma Sanayii Müsteşarı Murad Bayar, TAI Genel Müdürü Muharrem Dörtkaşlı ve üst düzey bürokratlar eşlik etmişti. Geçtiğimiz aylarda Türkiye'ye resmi ziyarette bulunan Ürdün Kralı 2. Abdullah İbn Al Hussein de ATAK'ı incelemişti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile birlikte Ürdünlü konuk ATAK helikopterine binerek, fotoğraf çektirmişti. ATAK, basın önünde ilk özel uçuşunu da Ürdün Kralı için gerçekleştirmişti. Yine geçtiğimiz günlerde Türkiye'ye resmi ziyarette bulunan Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev de Gül ile birlikte ATAK helikopterini incelemişti. Türkiye ile havacılıkta işbirliği yapmak isteyen Pakistan, AgustaWestland tasarımı T-129 helikopterden 30-50 adet satın almak istiyor. Pakistan'ın yanı sıra geçtiğimiz aylarda Ürdün, Güney Kore ile Mısır T-129'la yakından ilgileniyor.

http://haber.gazetevatan.com/abd-onay-vermezse/587454/1/arama

24 Kasım 2013 Pazar

Pakistan ve Azerbaycan Cirit ve UMTAS alacak!

24/11/13  Muhammet METİN/Kokpit.aero

Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından 5. düzenlenen Savunma Sanayii Günlerinde Roketsan yetkilileri Kokpit.aero'nun sorularını cevaplandırdı.

Yıldız Teknik Üniversitesi'nin gerçekleştirdiği 5. Savunma Sanayii Günlerine başta Savunma Sanayii Müsteşarlığı olmak üzere, Aselsan, Roketsan, Havelsan ve Tübitak gibi kuruluşlar katıldı. Seminer kapsamında Roketsan yetkilileri ile Kokpit.aero olarak gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde şirketin çalışmaları ve ihracat planları konusunda detaylı bilgiler paylaşıldı.

PAKİSTAN'LA GÖRÜŞMELER BAŞLADI

Roketsan tarafından geliştirilen Cirit ve Umtas tanksavar sistemlerinin Pakistan Silahlı Kuvvetlerine satış görüşmeleri başladı. Pakistan askeri heyetinin uzun bir süredir Roketsanı ziyaret ettikleri ve Cirit ve Umtas tanksavar sistemleri hakkında bilgi paylaşımı yapıldığı, bunun yanında Cirit ve Umtas test atışlarına katılım gösterdikleri bilgisi verildi.

Roketsan yetkililerininde benzer şekilde Pakistan'a ziyarette bulundukları Pakistan Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçları konusunda çalışmalar yapıldığı ve özellikle Pakistan ordusunun envanterindeki AH-1 F Cobra helikopterine Cirit Sisteminin entegrasyonu konusunda öngörüşmelerin başladığı aktarıldı.

SIRADA AZERBAYCAN VAR

Roketsan'ın ihracat faaliyetleri kapsamında Azerbaycan ile Cirit, Omtas ve Umtas sistemlerinin satış görüşmeleride başladı. Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri envanterindeki Otokar firmasına ait Cobra 4X4 araçlarına üzerine entegre edilmiş Cirit ve Omtas Tanksavar Silah Sistemlerinin satış çalışmaları yakın bir dönemde tamamlanarak, Cirit ve Omtas sistemleri bu ülke envanterine dahil olacak.

BAE'DE ATIŞ TESTLERİ

Roketsan'ın Birleşik Arap Emirliklerine gerçekleştirdiği Cirit Tanksavar Silah Sistemi satışı kapsamında BAE Silahlı Kuvvetleri tarafından Cirit test atışları devam ediyor. BAE' leri ile yapılan Cirit anlaşmasının ardından diğer Ortadoğu ülkeleride Cirit sistemi ile ilgileniyor. Cirit Tanksavar Sistemi BAE' leri envanterindeki tek turboprob motorlu Air Tractor AT-802 uçağında kullanılacak.

Orta Menzilli Tanksavar Silah Sistemi (OMTAS) önümüzdeki günlerde FNSS firmasına ait PARS 6X6 ve 8x8 Taktik Tekerlekli Araç üzerine entegre edilmesi ve bu araçların OrtaDoğu ve Uzak Doğu'daki ülkelere teklif edilmesi planlanıyor. Özellikle Uzakdoğulu bir ülkenin envanterindeki PARS 8x8 araçlarının belli sayıda OMTAS ve diğer sistemler ile entegre edilmesi için istekte bulunduğu açıklandı.

SIRADA HİSAR-O VAR

Türk Silahlı Kuvvetlerinin alçak irtifa hava savunma ihtiyacının milli olanaklarla karşılanması amacıyla 2011 yılında başlatılan, Alçak İrtifa Hava Savunma Sistemi ( HİSAR-A) projesi kapsamında deneme atışları devam ediyor. Orta İrtifa Hava Savunma Sistemi (HİSAR-O) projesinde ise çalışmalar sürüyor. Yakın bir dönemde HİSAR-O deneme atışları Tuz Gölünde gerçekleştirilecek.

http://kokpit.aero/roketsan-ihracat-atagi

23 Kasım 2013 Cumartesi

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz Füze gerilimi ile ilgili açıklamalar

20 Kasım 2013

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Çin'den alınması planlanan füzelerle ilgili NATO kanadından bir tepki gelmediğini belirterek önemli açıklamalar yaptı.

Yılmaz, ''İsteriz ki alınan bu sistem NATO sistemine de entegre edilebilsin. Biz alacağız ve kendi milli yeteneklerimizi kullanarak NATO'nun sistemine entegre edeceğiz. Dolayısıyla bizim açımızdan bir kaygı yok. Görüşmelere Çin ile başlanıldı'' dedi. Milli Savunma Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatcılar Birliği ve Türkiye İhracatçılar Meclisi işbirliğiyle Bolu'nun Karacasu Beldesi'nde bulunan Gazelle Otel'de düzenlenen "Savunma ve Havacılık Sanayi Vizyon Buluşması" toplantısına Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Bolu Valisi İbrahim Özçimen, Savunma Sanayi Müsteşarı Murad Bayar, Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçılar Birliği Başkanı Latif Aral Aliş katıldı.

NATO'DAN TEPKİ YOK

Çin ile füze görüşmelerinin başladığını söyleyen Bakan Yılmaz, "Amerika'da NATO toplantısına katıldım hiçbir şekilde bana doğrudan bir şey gelmedi. Ama NATO Genel Sekreteri şöyle diyor; 'Bu karar her ülkenin kendi egemenlik hakkına dayanarak, kendi ulusal gereklerini düşünerek vermiş olduğu bir karardır. Buna saygı duyarız' İsteriz ki alınan bu sistem NATO sistemine de entegre edilebilsin. Biz alacağız ve kendi milli yeteneklerimizi kullanarak NATO'nun sistemine entegre edeceğiz. Dolayısıyla bizim açımızdan bir kaygı yok. Görüşmelere Çin ile başlanıldı" dedi.

Aselsan mühendislerinin ölümünün ardından savaş uçaklarındaki dost ve düşman uçaklarını ayıran sistemlerin durumunun sorulması üzerine Bakan Yılmaz, "Uçakların yazılımıyla ilgili bu arkadaşların hiçbir ilgisi yok. Ölen kardeşlerimizden sadece bir tanesi doğrudan Aselsan'da çalışıyor. Geri kalanlar Aselsan'ın alt yüklenicilerinde çalışmış ama Aselsan'da çalışmış bir kardeşimiz var. Ama bu proje ondan bağımsız olarak tamamlanmıştır. Dost ve düşman ayırıcı sistem tamamlandı" dedi.

ALTAY TANKI SERİ ÜRETİME GEÇİYOR

Önümüzdeki yıldan itibaren Altay tankının seri üretime geçeceğini belirten Murad Bayar, ''Önümüzdeki yıldan itibaren Altay tankımızın seri üretim planlarına başlıyoruz. Denizde de Milgem savaş gemimiz artık seri üretime hazır bir savaş gemisi haline geldi. Geçtiğimiz ay Tuz Gölü'nde de alçak irtifa hava savunma füze sisteminin denemesini yaptık. Bunlar Türkiye'nin geçtiğimiz 10 yıllık yatırımının sonuçlarıdır. Ciddi bir tasarım, mühendislik ve teknoloji yatırımı yapıldı. Hükümetimizin bu alanda bizlere gösterdiği istikamette çok önemli ilerleme sağladık. Atak taarruz helikopterinin de seri üretimi başladı. Önümüzdeki sene Türk Silahlı Kuvvetleri taarruz helikopterini kullanmaya başlamasını hedefliyoruz. Burada artık son aşamalardayız. Kabul testlerimizin son aşamaları devam ediyor. Bundan sonrasında da helikopterimiz artık olgun bir aşamada. Testlerini tamamladı. Önümüzdeki seneden itibaren de envantere alınan ciddi bir askeri platformumuz olacak. Proje kapsamında önümüzdeki 7-8 yıl boyunca toplam 59 helikopterin Türk Silahlı Kuvvetleri için üretimi devam edecek'' diye konuştu.

PİYADE TÜFEKLERİNİN DEĞİŞİM MALİYETİ 1 MİLYAR DOLAR

Yüzde 100 yerli üretim olacak piyade tüfeğinin 2014 yılı ortalarından itibaren kullanılmaya başlanılacağını açıklayan Bayar, açıklamalarına şöyle devam etti:

"Savunma sanayinde yaşanan bütün bu gelişmelerin yanında mili piyade tüfeğinin seri üretimine 2014 yılında başlayacağız. Milli piyade tüfeğimizin bütün tasarım testlerini tamamladık. Pilot üretimleri başladı. Önümüzdeki sene de seri üretimine başlayacağız. Milli piyade tüfeğini 2014 yılının ortalarında kullanmaya başlayacağız. Tüfeğimizin üretim planlamasını 10 yıla yaydık. Buna bütün Türk Silahlı Kuvvetleri'nin envanterinin yenilenmesi diye bakarsak böyle olması gerekiyor. Deneme tüfekleri aslında silahlı kuvvelere verildi. İlk parti üreteceklerimiz de verilecek. Mevcut envanterdeki tüfek sayısı 500 ila 600 bin seviyelerinde. Hepsini yenilememiz gerekmeyebilir. Ama bunun önemli bir kısmı yenilenecek ve bu da bir plan dahilinde yapılacak. 10 yıla yaydığımızda da bunun maliyeti 1 milyar dolar civarında olacak."

Türkiye'nin savunma sanayi yıllık ihracatının 1 milyar doları aştığını belirten Bakan Yılmaz ise, "Yıllık ihracatımız 1 milyar doları aştı 1.5 milyar dolar civarında. Cirosu yaklaşık 4 milyar dolar civarında. 2023 yılında Türkiye'nin 500 milyar dolar ihracatımız olacak. Bunun 25 milyar dolarını biz savunma ve havacılık sektörüne ayırıyoruz. Biz bunu yakalar mıyız? yakalarız diye düşünüyorum. Hem kamu çalışacak, hem özel sektör çalışacak. İşbirliği yaparsak biz bunu sağlarız. Savunma sanayinin şöyle bir zorluğu var. Siyasi olarak destek görmediğiniz zaman bunu bir ülkeye satamıyorsunuz. Tek başına teknik yönden yeterli olması da yetmiyor. Bir de lider ülke olma pozisyonunuz olması lazım. Türkiye bu lider ülke pozisyonuyla Ortadoğu'da, Afrika'da, Türki cumhuriyetlerde ve Balkanlar'da inşallah kendi özgün ve yüksek teknoloji ürünleriyle bu savunma sanayi ürünlerini pazarlayabilecek durumdadır. Eğer sadece Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın ihtiyaçlarını karşılamak için üretim yaparsanız bunların ihtiyacını karşıladıktan sonra durursunuz. Ancak bunun sürdürebilir olması için ihracat odaklı olması lazım" diye konuştu.

ATAK HELİKOPTERİ TESLİM AŞAMASINDA

Atak helikopterinin teslim aşamasında olduğunu açıklayan Bakan Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü: "2014 yılında Atak helikopteri teslim aşamasında. Anka seri üretime geçti, kararı alındı. Şu anda bir tanesi Batman'da silahlı kuvvetlerimize hizmet eder halde. Milli piyade tüfeğimizde 2014 yılında Mehmetçiğimize teslim edilecek durumda. İlk etapta silahlı kuvvetlerimiz için 35 bin sayısı belirlendi. Önümüzdeki yıl özel sektörün de üretmiş olduğu Anka ile eşdeğer insansız hava araçları da olunca bu ürün yelpazemizi de genişleteceğiz. 2015 yılından sonrada Hürkuş eğitim uçağı olacak ve onu silahlı hale getiriyoruz. Anka'yı hem istihbarat, hem gözetim amaçlı olarak kullanacağız aynı zamanda silahlı olarak kullanmak için de arkadaşlarımız üzerinde çalışıyorlar. 2017 yılında Türkiye savunma sanayi alanında savaş uçağı hariç onun üzerinde de çalışıyoruz iyi bir noktaya geleceğiz."

http://www.haber7.com/guncel/haber/1097274-fuze-gerilimine-son-noktayi-koydu

Türk Hava Kuvvetleri Çok Uluslu Uçuş Eğitim Merkezi kuruyor

20.11.2013 - Levent İÇGEN

Türkiye akıllı savunma konseptine geçen NATO'ya öncülük edecek. Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Akın Öztürk, "NATO, Akıllı Savunma yaklaşımı kapsamında uçucu ve uçuş ekibi eğitimlerinde çok uluslu işbirliğini hedefleyen bir proje başlatmıştır. 100 yıldan fazla askeri havacılık deneyimi ve 60 yıldan daha uzun süredir NATO üyeliği ile Türk Hava Kuvvetleri; 2015 yılında Türkiye’de Çok Uluslu Uçuş Eğitim Merkezini kurmak suretiyle bu projeye öncülük etmektedir" dedi.

Birleşik Arap Emirlikleri/Dubai Uluslararası Hava Kuvvetleri Komutanları Konferansı'na katılan Org. Öztürk, burada, "Uluslararası Eğitim: Gelecekte Kolektif Cevabı Mümkün Kılacak Hava Gücünün İhtiyaç Duyacağı Havacı Personelin Yetiştirilmesi" (Multinational Training: Raising Airmen to Meet Future Airpower Requirements for Collective Response) konulu bir konuşma yaptı.

"TAKİP ETTİĞİMİZ BU YOL DOĞRU YOLDUR"

Konuşmasında Mart 2013’te Hava Harp Akademisi tarafından icra edilen Uluslararası Hava ve Uzay Gücü Konferansını (International Conference on Air and Space Power- ICAP) hatırlatan Org. Öztürk, "Konferanstan çıkarılan sonuçları değerlendirdiğimizde görüyoruz ki havacılar olarak Hava ve Uzay Gücündeki gelişmelere ayak uydurmak üzere takip ettiğimiz bu yol, doğru yoldur" diye konuştu.

"ÖNCÜLÜK EDECEĞİZ"

Org. Öztürk, iyi yetişmiş, kalifiye insan gücünün önemine ve bu kapsamda Türkiye'nin dost ve müttefik ülke havacılarına da hizmet verebilecek kalitede ve kapasitede olan eğitim imkanlarına da işaret ederek, "NATO, Akıllı Savunma yaklaşımı kapsamında uçucu ve uçuş ekibi eğitimlerinde çok uluslu işbirliğini hedefleyen bir proje başlatmıştır. 100 yıldan fazla askeri havacılık deneyimi ve 60 yıldan daha uzun süredir NATO üyeliği ile Türk Hava Kuvvetleri; 2015 yılında Türkiye"de Çok Uluslu Uçuş Eğitim Merkezini kurmak suretiyle bu projeye öncülük etmektedir" dedi.

NATO, 2014 yılında Afganistan’da güvenliğin devrini tamamlayınca, muhtemel yeni tehditlere büyük tatbikatlarla hazırlanacak.Bu amaçla Birleşik Kuvvetler İnisiyatifi adı altında askeri eğitim ve tatbikatlar artırılacak. NATO, 2015-2020 döneminde yoğun eğitim ve tatbikatlarla güçlerini hazır tutacak. Akıllı savunma konsepti adı altında yürütülecek çok uluslu projelerle savunma harcamalarında etkinlik ve verimliliği artırmayı hedefleyen NATO,Birleşik Kuvvetler İnisiyatifi sayesinde de müttefik orduları arasındaki entegrasyonu güçlendirmeye çalışacak. Birleşik Kuvvetler İnisiyatifinin en önemli ayağını, özel kuvvetler destekli kara, hava ve deniz unsurlarını barındıran 13 bin kişilik NATO Hızlı Mukabele Kuvveti (NRF : NATO Response Force ) oluşturacak. Çok kısa sürede dünyanın her yerinde konumlanmaya ve muharebeye hazırlıklı olacak mukabele kuvveti, üye ülkelerin 6 aylık rotasyon sistemiyle yapacağı taahhütlerden oluşacak. NATO, Birleşik Kuvvetler İnisiyatifi kapsamında ayrıca, Özel Operasyonlar Kuvvetleri oluşturacak. Bu sayede üye ülkelerin özel kuvvetleri arasında işbirliği güçlendirilecek. Özel kuvvetler NATO operasyonlarının planlama ve koordinasyonunda kilit rol oynayacak.

http://haber.gazetevatan.com/kritik-aciklama/585566/1/gundem

G.I. Joe: The Rise of NATO

‘Erken duhul’a 35 kg ayarı

19 Kasım 2013

Milli saldırı helikopteri ATAK’ın geçmişte yaşadığı denge sorununun nasıl çözüldüğü ortaya çıktı.

Mühendisler, 5 ton ağırlığındaki helikoptere 35 kiloluk eklemeyle denge sorununu çözdü. Yetkililer, “TSK, ATAK’ı almayı reddetti” iddialarına da yalanladı. Test aşamasında olduğu için ATAK’lara ‘Erken Duhul Helikopteri’ deniyor. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı bir ekip, 4 ‘Erken Duhul Helikopteri’ni inceledi. ATAK helikopterinin atış sahasında yaktığı mühimmatın ağırlık olarak üzerinden azalmasıyla denge sorunu yaşadı. Sorunu fark eden mühendisler de helikopterin arka kısmına denge amacıyla 35 kilogramlık ek koyarak bu problemi çözdü. Savunma bürokratları, bu durumun projede herhangi bir olumsuzluk meydana getirmeyeceğini yapılan işlemin ‘Arabaların jantlarına takılan çok ufak ağırlıklar’ ile benzer olduğunu söylediler. ATAK helikopteri, TSK için Türkiye’nin coğrafi ve iklim koşulları göz önüne alınarak tasarlandı. Yaklaşık 3 milyar dolar tutarındaki projede sona gelindi. Saatte 300 kilometre hızla gidebilen ATAK, 6 bin metreye kadar yükselebiliyor. ATAK, yakıt ikmali olmadan 3 saat havada kalarak yaklaşık 1000 kilometre uçabiliyor.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/25151593.asp

22 Kasım 2013 Cuma

ABD'den Türkiye'ye tehdit

21.11.2013 Kaynak: Vatan

Türkiye'nin Çinli firmayla çalışmasının ‘sonuçları' olacağını söyleyen ABD'li bir diplomat, ‘Anlaşma gerçekleşirse projedeki Türk şirketlere yaptırım gelir' dedi.

NATO'nun en büyük askeri güçlerinden olan Türkiye'nin, Çinli bir firmayla yaptığı 3.44 milyar dolarlık 'uzun menzilli füze savunma sistemi' anlaşmasına ABD ve Avrupa'dan gelen tepkiler artıyor. Hatta ABD tepkiyle kalmadı, 'yaptırım' kozunu da kullandı. Ankara'da bulunan üst düzey bir ABD'li diplomat, Çinli firmayla bu proje kapsamında ortak iş yapacak olan Türk savunma şirketlerini ABD yaptırımlarının beklediğini söyledi. Türk şirketlerin ABD teknolojisi ürünleri kullanma şansının ortadan kalkacağını da ekledi.

ÇİNLİ ŞİRKET KARA LİSTEDE

Defense News sitesine konuşan diplomat, Türkiye'nin anlaşma yaptığı Çinli şirketin ABD'nin kara listesinde olduğunu da söyledi. China Precision Machinery (CPMIEC)adlı şirketin kara listeye alınmasının nedeni ise 5 Şubat'ta; İran, Kuzey Kore ve Suriye silahsızlandırma anlaşmasını deldiği iddiası.

ABD TEKNOLOJİSİ YASAK

Diplomat, bu şirketle çalışan Türk firmalarının da çeşitli ambargolarla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu. Ayrıca ABD teknolojisinin bu programda kullanılmasına izin vermeyeceklerini de net bir dille ifade eden üst düzey diplomat, bu anlamda kararın gözden geçirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

NATO OLMADAN ÇALIŞMAZ

Uzmanlar Türkiye'nin muhtemel füze tehditlerine karşı koyabilmesi için NATO tarafından geçen yıl Kürecik'e yerleştirilen, uydu ve balistik füze takip sistemlerine ihtiyacı olduğunu da belirtiyor. Uzmanlar, bu sistemler olmadan Çin'in kurulumunu yapacağı uzun menzilli füze sisteminin çalışamayacağını söylüyor. Bu anlamda NATO'ya bağımlı olan Türkiye, Çin'le ihaleyi iptal etmesi durumunda, sözleşmenin Avrupalı firma Eurosam ile yapılması bekleniyor.

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2013/11/21/abdden-turkiyeye-cirkin-tehdit

21 Kasım 2013 Perşembe

Russian Military Gets 67 Combat Aircraft This Year

20/11/2013 RIA Novosti. Anton Denisov

The Russian military is getting a total of 67 new combat aircraft this year, an official from the United Aircraft Corporation said Wednesday. “Sixty-seven new aircraft were slated to be delivered in 2013, and they will all be delivered,” Vladimir Mikhailov, director of military aviation programs at the UAC, said at a roundtable conference on state defense contracts hosted by RIA Novosti.

“The remaining 16 planes will be supplied in December,” Mikhailov said.

The official said the UAC had signed contracts for the purchase of more than 400 combat aircraft for the Russian armed forces under the state rearmament program until the year 2020.

“The annual deliveries will significantly increase year-on-year,” he said.

Russia is currently implementing an ambitious 20 trillion ruble ($640 billion) rearmament program planned to run until 2020. The program will see the share of modern weaponry in Russia’s armed forces reach 30 percent by 2015 and 70 percent by 2020. The UAC consolidates Russian private and state-owned aircraft-manufacturing companies engaged in the development, production and sales of military, civilian, transport aircraft.

The Russian government owns a majority stake in the company.

http://en.ria.ru/military_news/20131120/184833668/Russian-Military-Gets-67-Combat-Aircraft-This-Year.html

RMK Marine, TCSG Güven'i teslim etti

21 Kasım 2013 www.DenizHaber.Com.tr

RMK Marine'nin, Sahil Güvenlik Komutanlığı için inşa ettiği 4 sahil güvenlik arama kurtarma gemisinden "TCSG Güven" törenle teslim edildi.

İçişleri Bakanı Muammer Güler, "Geçmişte olduğu gibi bugün de yasa dışı tüm faaliyetlere karşı koymak, engellemek ve daha da önemlisi bunların nedenlerini ortadan kaldıracak önlemler için çalışmalarını sürdüren Sahil Güvenlik Komutanlığımız, son yıllarda uygulamaya koyduğu modernizasyon projeleriyle mevcut kuvvet yapısını, imkan ve kabiliyetlerini geliştirmeye devam ediyor" dedi.

Koç Topluluğu'nun Savunma Grubu Şirketi RMK Marine'in Sahil Güvenlik Komutanlığı için inşa ettiği 4 sahil güvenlik arama kurturma gemisinden "TCSG Güven" düzenlenen törenle teslim edildi.
...
Milli Gemi (MİLGEM) Projesi'nden de bahseden Güler, hükümet ile RMK Marine arasında imzalanan anlaşma kapsamında, dördüncü, yani son gemiyi de ocak ayında teslim alacaklarını söyledi.
...
http://www.denizhaber.com.tr/dzkk-sgk/52276/rmk-marin-tcsg-guveni-teslim-etti-rmk-denizhaber-muammer-guler-sahil-guvenlik-ko.html


19 Kasım 2013 Salı

Turkey adapted Chinese rocket system in the past: Kanwa

2013-11-15

While Turkey has not yet decided whether to purchase FD-2000, the export version of China's HQ-9 surface-to-air missile, due to objections from the US and other NATO allies, the Kanwa Defense Review published in Canada by Andrei Chang, also known as Pinkov, says that Turkey's TR-300 multiple-launch rocket system is a modified version of the Chinese WS-1 rocket system.

Kanwa said Turkey purchased a number of WS-1 systems from China in the 1990s and that the country used the system to design its own TR-300 system and exported them Middle East nations.

Sichuan Aerospace Industry Corporation, the Chengdu-based designer of the WS-1, said it was not aware of the export of Turkey's TR-300 to overseas markets.

As Turkey is a member of NATO, Roketsan, the nation's major weapons manufacturer and defense contractor, was able to apply the Inertial Navigation System and Global Positioning System to the Chinese-built multiple-launch rocket system, which greatly increased the accuracy of the TR-300 to a circular error of probability (CEP) of 10 meters, Kanwa said.

While the TR-300 is believed to be even more powerful than WS-1, which has a circular error probability (CEP)of 1%, information released by Roketsan in 2009 claimed that GPS had not yet been applied to the system at that time. As China reportedly dispatched a group of specialists to Turkey to assist Roketsan in the development of the TR-300, Kanwa said a similar situation would be likely to arise if Turkey goes ahead with its purchase of the FD-2000 air defense system.

http://www.wantchinatimes.com/news-subclass-cnt.aspx?id=20131115000080&cid=1101&MainCatID=0

Emre Tok ve Alper Keçeli adlı iki mühendis 'sıvı zırh'tan kıyafet yaptı

17 Kasım 2013

Sabancı Üniversitesi’nden Alper Keçeli ve Koç Üniveritesi’nden Emre Tok isimli iki genç mühendisin bitirme tezi olan kendi kendini yok eden mermi çalışmasından doğan 'Sırtlan' adı verilen sıvı zırh projesi bir yılda gerçeğe dönüştü. Savunma sanayi için kurşun geçirmez zırh geliştirmeye odaklandılarını belirten Keçeli ve Tok, “Projemizle, geçen yıl İstanbul Teknik Üniversitesi ve ARI Teknokent tarafından düzenlenen inovasyon atölyesi ‘ARI Çekirdek’ finalinde 2. olmamızın ardından, İTÜ Teknokent’te, Bellum Technologies adıyla firma kurduk. Bir yıldır geliştirdiğimiz sıvı zırh teknolojisini, hem teknokentteki laboratuvarda hem de atış poligonlarında test ediyoruz. 11 ay oldu, zırhımız ilk günkü kadar sağlam. Bu teknolojiyle adım adım ‘Iron Man’e doğru gideceğiz” diyor.

Bir yıl içinde en az 3 yıl dayanıklı olacak şekilde tamamen giyilebilir bir zırh geliştirmeye odaklandıklarını belirten Bellum Technologies’in kurucuları, normalde sıvı bir malzeme olan ve kuvvet uygulanınca katılaşan sıvı zırh teknolojisinin dünya standartlarındaki ön balistik testlerini tamamlayıp sertifikasyon sürecine girmişler ve patent başvurusunu da geçen temmuz ayında yapmışlar.

PENTAGON’DAN DAVET ALDI

“Dünyada, sıvı zırhın çalışabilir tek prototipini biz ürettik” diyecek kadar iddialı olan genç mühendislerin bu iddiasını güçlendiren ise dünyanın en büyük savunma sanayi şirketlerinden birinin Bellum’un peşine düşmesi. Pentagon’dan ABD’li üst düzey bir askeri diplomat aracılığıyla “Gelin, bu zırhı bizim savunma laboratuvarlarında geliştirin” teklifi aldıklarını belirten Keçeli ve Tok, bir aydır söz konusu savuma şirketlerinden biriyle görüştüklerinin altını çiziyor.

ALKIŞ ÇOK AMA YATIRIM YAPAN YOK

Geliştirdikleri teknolojiyi bir yıldır Türkiye’de katıldıkları çeşitli etkinliklerde paylaştıklarından ancak herhangi bir yatırım alamadıklarından şikâyet eden Keçeli ve Tok, “O kadar çok kişi tarafından ayakta alkışlandık ki, her alkışa 1 dolar alsaydık, şu anda zengin olurduk. Ama ODTÜ ve İTÜ’de katıldığımız yarışmalarda aldığımız ödüller dışında hiç kimseden yatırım almadık” diyor.

Otomobillerde kaza kalkanı olarak da kullanılabilir

Hammadesi plastik bazlı polimer olan Bellum’un geliştirdiği teknolojide, sıvı zırh maddesi balistik kumaşlara tutunuyor ve akmadan kalabiliyor. Şu an için kullanılan zırhlara göre çok daha hafif ve esnek bir madde olmasından ötürü kullanıcıya (asker…) hareket özgürlüğü sağlıyor. Ancak mermi ya da farklı sert darbelere maruz kaldığında, madde katılaşarak bu dış etkenlerden kişiyi koruyor. Keçeli ve Tok’un verdiği bilgiye göre bu teknoloji, darbeye dayanıklılık gerektiren farklı alanlara da uygulanabilir. (Otomobil şasesine uygulanması durumunda sıvı zırhın kaza anında katılaşarak hasarı en aza indirgemesi veya inşaat sektöründe kulanılması durumunda depreme karşı

http://www.haberdeguven.com/bilim-teknoloji/abdyi-sasirtan-iki-turkun-bulusu-h106259.html

Bastion coast-defence system tested in Black Sea

12 November 2013  David C Isby, Washington - IHS Jane's Missiles & Rockets

A P-800 Yakhont (SS-N-26) missile launched from a Bastion (SS-C-5 'Stooge') anti-ship missile system made a successful flight during a recent firing by the Black Sea Fleet's 11th Separate Missile Artillery Brigade, fleet spokesman Captain 1st Rank Vyacheslav Trukhache told Russia's Interfax news service.

Carried out following the final 2013 inspection of the brigade, the firing scored a hit against a shipping container positioned several tens of kilometres distant. The unit operates three Bastion systems. Its last live firing had been during the Kavkaz exercise in 2012.

The Yakhont missile used by Bastion is a variant of the 3M55 Oniks used in the ship-mounted 3K55 system.

http://www.janes.com/article/29958/bastion-coast-defence-system-tested-in-black-sea

18 Kasım 2013 Pazartesi

Türk Silahlı Kuvvetleri Elektronik Harp Denemeleri

18.11.2013 GenelKurmay Başkanlığı Web Sitesi

Türk Silahlı Kuvvetleri Elektronik Harp Denemeleri; 18-22 Kasım 2013 tarihleri arasında, Akdeniz (Antalya Körfezi)de icra edilecektir.

Tatbikatın maksadı; TSK unsurlarının Elektronik Harp etkinliğini belirlemek, teknik/taktiklerini değerlendirmek ve platformlar arasında uyum sağlamaktır.

Tatbikata, Genelkurmay Başkanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, TUBİTAK-BİLGEM ve ASELSAN’dan ilgili unsurlar katılacaktır.

http://www.tsk.tr/3_basin_yayin_faaliyetleri/3_4_tsk_haberler/2013/tsk_haberler_82.html#3

15 Kasım 2013 Cuma

Savunmada dev adım

13.11.2013

Bor madeni, enerji, sağlık, gıda, otomotiv ve kozmetik sektörlerinden sonra savunma sanayinde de kullanılacak.

Bor madenini nanoteknolojiyle işleyerek çeşitli sektörlerde kullanan FHM Nanoteknoloji Akademisi Genel Müdürü Mehmet Can Arvas, Türkiye'nin bor madeni rezervlerinin büyük bir çoğunluğuna sahip olduğunu söyledi.

Nano kompozit ve yerli kaynakları kullanarak bor madeninden son olarak alüminyum zırh elde ettilerini belirten Arvas, ürünün çelikten 3 kat daha hafif olduğunu vurguladı.

Arvas, alüminyum zırhın, savunma sanayisine yönelik çelik yelekler, zırhlı personel taşıyıcılar, para nakil araçları, çelik miğferler, karakol gibi yüksek korumalı binalar ve otomobillerin dış kısımlarında kullanılabileceğini bildirdi.

ÜLKEYE BÜYÜK KATMA DEĞER SAĞLAYACAK

Bor madeninin, savunma sanayisinde de kullanılmasının ülkeye büyük katma değer sağlayacağını ifade eden Arvas, aynı zamanda uluslararası platformlarda Türk teknolojisine olan güvenin de tescilleneceğini anlattı.

Arvas, bor madenini 5 ila 50 nanometre arasında üretilmesinin devrim sayılacak bir çalışma olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:

"Nano bor malzemeler, doğal ve katkısız özellikleri nedeniyle çok farklı sektörde kullanılır. Alüminyum zırh, dünya çapında bir yeniliktir, çelik konstrüksiyonun yerine geçebilir. Çelik yeleklerde kullanıldığında, yakın mesafalerde (5-10 metre) kurşun, alüminyum zırhı delip, karşı tarafa geçemiyor. Zırhlı otomobillerde kullanıldığında da hafifliği nedeniyle daha az yakıt tüketiyor, lastik aşınmasını azaltıyor, aracın hız ve performansını artırıyor. Karakol ve dış bina korumaları konusunda ise yüksek güvenlik imkanı sunuyor."

YURT DIŞINDAN 100 MİLYON DOLARLIK TALEP

Nanoteknolojiyle elde edilen borlu alüminyum kompozit zırhın, hafifliği, çelikten ucuz olması, rahat işlenmesi gibi avantajlarının bulunduğuna işaret eden Arvas, yurt dışından yaklaşık 100 milyon dolarlık sipariş aldıklarını bildirdi.

Arvas, talepleri karşılamak amacıyla bazı yerli gruplarla yatırım işbirliği için görüşmelerin sürdüğünü anlattı.

TÜRK İŞ ADAMLARINA SİTEM

Türk işadamlarını yeterli ve doğru Ar-Ge yatırımı yapmadıkları konusunda eleştiren Arvas, "Gelişmiş ülkeler, inovasyon ve Ar-Ge çalışmalarına büyük kaynak ayırıyor. Türkiye'de ise işadamları devletten destek almadan hiçbir üretime sıcak bakmıyor. Sadece yabancı ülkelerden alınan distribütörlüklerle çalışmalarını sürdürüyorlar. Distribütörlükler alınarak değil, verilerek kalkınma sağlanır" değerlendirmesine bulundu.

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2013/11/13/savunmada-dev-adim

http://www.fhmnanobor.com/index.html
http://www.fhmnanobor.com/detay_zirhli-aleminyum_42.html

Atak’a 1 yıl erteleme

12.11.2013 Levent İÇGEN / VATAN ANKARA

VATAN’a bilgi veren Savunma Sanayi Müsteşarlığı kaynakları, ATAK helikopter projesinin en az 1 yıl daha sarktığını açıkladı.

Müsteşarlık kaynakları, geçtiğimiz yıl kasım ayında TSK’ya teslim edilmesi planlanan 9 erken duhul İtalyan ATAK helikopterlerinin en erken Kasım 2014’te TSK envanterine girebileceğini belirtti. Gecikmenin sözleşme şartnamesinde belirtilen bazı teknik şartların yerine getirilmesinin uzamasından kaynaklandığı söylendi.

9 adetlik bu paketin yanı sıra geçen temmuz ayında AgustaWestland ile ortak seri üretimine başlanması planlanan 50 adetlik T129 ATAK helikopterinin de en erken Temmuz 2014’te üretilmeye başlanabileceği kaydedildi. Daha önceki ertelemelerde, “ağırlık”, “denge” ve “titreşim” gibi teknik sorunlar çıkmıştı. Yetkililer bu sorunların giderildiğini söyledi.

http://haber.gazetevatan.com/Haber/583480/1/Gundem

14 Kasım 2013 Perşembe

Türkiye-Japonya savunma sanayii işbirliği

13 Kasım 2013 zaman

Son yıllarda enerji, ulaştırma ve otomotiv alanlarında işbirliğini artıran Türkiye ve Japonya, savunma sanayiinde de güç birliğine gidiyor.

Dün gazetecilere konuşan Japonya Savunma Bakanı Itsunori Onodera, savunma ekipmanlarının ortak üretiminin iki ülke arasında müzakere edilecek konular arasında yer aldığını söyledi. Japon medyasında yer alan haberlere göre Japon Bakan, bu konudaki görüşmelerin, Türkiye’nin, ortak üretilecek ürünleri izinsiz olarak üçüncü ülkelerle paylaşmayacağına dair bir belgeyi imzalamasının ardından başlayabileceğini aktardı. Proje kapsamında, Japon teknoloji devi Mitsubishi Heavy Industries ile bir Türk şirketi arasında kurulacak ortaklıkla, Türk tanklarında kullanılmak üzere motor üretilecek.

Japonya, 2. Dünya Savaşı’nın ardından savunma sanayiine yönelik kendi kendine uyguladığı kısıtlamalar nedeniyle 2011 yılına kadar yalnız ABD ile ortak projeler yürütüyordu. Bölgede değişen güvenlik konjonktürü nedeniyle bu katı kısıtlamaları hafifletme yolan giden Tokyo, son iki yılda İngiltere ve ABD ile de ortak savunma sanayii projeleri geliştirmişti. İki ülke arasında özellikle ekonomik alanda yükselişe geçen ilişkiler, Marmaray projesi, Gebze-İzmir Otoyol inşaatı ve Sinop’ta yapılacak Türkiye’nin ikinci nükleer santrali gibi milyar dolarlık projelerle zirveye çıktı. Japonya Başbakanı Shinzo Abe’nin son altı ayda iki kez Türkiye’ye gelmiş olması, güçlenen ilişkilerin en büyük göstergesi olarak yorumlanıyor.

http://www.zaman.com.tr/dunya_turkiye-japonya-savunma-sanayii-isbirligi_2166649.html

Savunma müsteşarından Çin füzesi açıklaması

14 Kasım 2013 (CİHAN)

Savunma Sanayi Müsteşarı Murad Bayar, Çinli firma ile uzun menzilli füze savunma sistemi ihale süresi hakkında 6 ay ile 1 yıla kadar sürebileceğini söyledi.

Bayar, "Acil amacımız 6 ay civarında kontrat görüşmelerinde makul bir seviyeye gelmek ve programın Çinli firma ile yürütülmesinin mümkün olup olmadığını anlamak." dedi.

Türkiye'nin ilk defa ev sahipliğini yaptığı, 'NATO Endüstri Forumu 2013' Taksim'deki Ceylan Intercontinental Otel'de gerçekleştirildi. Programa, Savunma Sanayi Müsteşarı Murad Bayar, NATO Genel Sekreter Yardımcısı Alexander Vershbow, ve NATO Transformasyon Yüksek Komutanı General Jean-Paul Palomeros katıldı.

Açılış konuşmalarını ardından üçlü basın toplantısı yapıldı. Toplantıda konuşan Bayar, "Türkiye, en zorlu sınır güvenliği çevresinden birisine sahip. Belki de bölgedeki en zorlusu. Çünkü korumamız gereken çok farklı sınırlar ve uğraşmamız gereken istikrarsız komşular var. Sınırımızın kendi tarafını koruyoruz fakat öte taraf tamamen korumasız durumda. Bu yüzden aslında bu Türkiye için çok zor bir durum. Öncelikler zamanla değişir. Geçen yıldan beri terör sorunları için büyük bir çaba sarf ettik. Şimdi Suriye sınırımızla ciddi bir sıkıntımız var. Bu yüzden bu çok kapsamlı bir görüş gerektiriyor. İçişleri bakanlığı tarafından yürütülen ve İçişleri Bakanlığıyla Savuma bakanlığının ortak sorumluluğunda bir sınır güvenliği programımız var. Gelecekteki ihtiyaçlar açısından sınır güvenliği sıkıntılarımızla ilgili daha teknolojik ve çözüm geliştiriyoruz." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin uzun menzilli füze savunma sistemi ihalesinde Çin ile sözleşme görüşmelerine ve ABD'li şirketlerin de teklif verdiğine yönelik bir soru üzerine, Bayar, "Nerede olduğumuzla ilgili olarak kontrat görüşmelerine başladık. Tipik olarak bu 6 aydan 1 yıla kadar sürer. Fakat bunun gibi karışık bir programda net tarihler vermeye çekiniyorum. Ancak örnek vermemiz gerekirse geçmişteki programlardan daha uzun ya da biraz kısa sürenler olmuştu. Acil amacımız 6 ay civarında kontrat görüşmelerinde makul bir seviyeye gelmek ve programın Çinli firma ile yürütülmesinin mümkün olup olmadığını anlamak. Uluslararası bir ihale. Bu ihalede 4 katılımcı vardı. Herkesin bildiği gibi uzun bir süreçti. Tüm opsiyonları yoğun ve derinlemesine analiz ettik ve son değerlendirme doğrultusunda karar vericilerimiz bize Stemeac CPMIEC Şirketiyle kontrat görüşmelerini başlatmak üzere yetki verdi. Bu tabii ki tekliflerin derecelendirilmesi. Satın alma sürecimiz öyle bir şekildeki biz ilk şirketle kontratı imzalama niyetiyle başlıyoruz fakat elbette tahmin edemediğimiz zorluklar varsa ve mümkün değilse derecelendirmede aşağıya doğru gideriz." şeklinde konuştu.

Bayar, sözlerini şöyle sürdürdü: "NATO ortaklarımızın hassasiyeti anlamında tabii ki onları hesaba katıyoruz. NATO'nun bir ortağıyız. Bu kabiliyet, ulusal bir kabiliyet olacak olmasına rağmen, ayrıca NATO kabiliyetine de katkıda bulunacak. Bu yüzden onları da, hesaba katmamız gerekiyor; NATO müttefiklerimizden gelecek yorumlar ve katkıları. Dolayısıyla bu dengeli bir çalışma olacak fakat Türkiye'nin kendi satın alam kuralları ve düzenlemelerine göre yürütülecek."
http://www.zaman.com.tr/gundem_savunma-mustesarindan-cin-fuzesi-aciklamasi_2167691.html

9 Atak helikopteri testi geçemedi

13 Kasım 2013

Kara Kuvvetleri için taarruz helikopteri (ATAK) projesi kapsamında üretilen 9 helikopter, 1 yıl arayla yapılan ikinci kabul testini de geçemedi, tik teslimat Kasım 2014'e sarktı.

50 helikopter için Temmuz 2013'te başlaması öngörülen seri üretim ise en erken Temmuz 2014'te başlayabilecek. Prototip üretimleri İtalya ve Türkiye'de TAI tesislerinde eşzamanlı olarak yürütülen helikopterlerin testlerinde dolu depo ve mühimmat yüklü olarak uçuşa başlayan aracın, yakıt deposu boşaldıkça ve mühimmat atıldıkça dengesini kaybettiği, titreşim sorunu yaşandığı görüldü.

Savunma sanayii kaynakları, ön tarafı ağır basan helikopterin silah ve seyrüsefer sistemlerinde köklü değişiklikler yapılmayacağını, arka tarafa küçük ağırlıklar ilave edilerek denge sağlanmaya çalışılmasının daha mantıklı görüldüğünü söyledi. İlave edilecek küçük ağırlıkların güçlü motora sahip helikopterlere yük olmayacağı belirtiliyor.

http://ekonomi.haber7.com/gundem-veriler/haber/1094934-9-atak-helikopteri-testi-gecemedi

Raytheon, Lockheed consider fresh bid for Turkey missile defense

12.11.2013 BY ANDREA SHALAL-ESA / WASHINGTON

U.S. arms makers Raytheon Co and Lockheed Martin Corp are considering ways to sweeten their offer to build a Patriot missile defense system for Turkey after Ankara said it could still back away from a provisional $3.4 billion deal with China, sources familiar with the issue said on Tuesday.

"There are internal discussions going on about improving the Patriot offer," said one source, who is familiar with the talks but not authorized to speak publicly.

A second source confirmed that preliminary discussions were under way within industry and the U.S. government about how the offer could be adjusted to be more competitive with bids submitted by the Chinese firm, and a European group.

Both sources said no decisions had been made and it was important to allow Turkey - a member of NATO - time to make up its mind.

Turkey announced in September it had chosen China's FD-2000 long-range air and missile defense system against rival offers from Franco/Italian Eurosam SAMP/T and Raytheon.

It said China offered the most competitive terms and would allow co-production in Turkey, but the decision caused alarm in NATO countries worried about China's growing clout.

Secretary of State John Kerry and other U.S. government officials raised concerns after Ankara's choice of the missile defense system built by China Precision Machinery Import and Export Corp, a firm that is under U.S. sanctions for violating the Iran, North Korea and Syria Nonproliferation Act.

"We continue to convey our serious concerns about the Turkish government's contract discussions with a Chinese company - which is currently sanctioned by the United States - for an air and missile defense system that will not be inter-operable with NATO systems or collective defense capabilities," said one State Department official.

State Department officials said Kerry had expressed his concerns to Turkish Foreign Minister Ahmet Davutoglu in New York, and Assistant Secretary of State Victoria Nuland, who oversees European and Eurasian affairs, has discussed the issue with senior Turkish officials.

Washington sees Turkey as a key partner in the Middle East, with common interests from energy security to counter-terrorism, but Ankara is not the deferential ally it once was as it seeks an increasingly independent role on the world stage.

One of the sources said the U.S. companies were examining whether they could scale back their bid to bring it more in line with what was offered by the Chinese firm, which did not include the capability to target medium-range missiles.

That may involve changes in the missiles that would be provided with the Patriot system.

The companies are also reviewing the offset agreements and co-production deals involved in the U.S. bid, the sources said.

Turkey was seeking some space launch capabilities, but it was unclear if U.S. officials would approve the export of such sensitive technologies as part of an offset package accompanying the missile defense deal, said one of the sources.

The sources said the U.S. proposal was more comprehensive and offered Turkey greater capabilities than the Chinese system, as well as ongoing maintenance and technical support for the Patriot missile defense system. They said the offer also included substantial co-production arrangements.

"It's really not certain how it will work out," said one of the sources. "But there is a lot of interest in at least examining what could possibly be done."

F-35 FIGHTER

Sources familiar with the discussions have said the deal could affect Turkey's plans to buy radar-evading F-35 fighter jets built by Lockheed.

Turkey helped fund development of the F-35 and hopes its participation results in component orders for Turkish firms.

Pentagon officials have confirmed that the Defense Department's policy chief, James Miller, visited Turkey this month, but declined to give any details about his discussions with Turkish officials about the missile defense deal.

Turkish Defense Minister Ismet Yilmaz last week said Turkey has asked bidders for the missile defense system to extend the their bids and offer improved terms - in case talks with the Chinese firm failed.

Executives at Raytheon and Lockheed say they remain prepared to work with Turkey on the issue, but have declined comments on any specific efforts to revise their offer.

"We welcome the opportunity to continue discussions with the Turkish government for their critical missile defense needs," Lockheed spokesman Gordon Johndroe told Reuters in an email.

http://www.reuters.com/article/2013/11/13/us-usa-turkey-china-idUSBRE9AC00Y20131113

13 Kasım 2013 Çarşamba

ABD'den Türkiye'ye füze teklifi

13 Kasım 2013 haberturk.com

İki şirket, ihalede Türkiye'ye yeni teklif vermeye hazırlanıyor

ABD'li silah üreticileri Raytheon ve Lockheed Martin, füze savunma ihalesinde Türkiye'ye yeni bir teklif için çalışma yürütüyor.

İki ABD'li şirketin Ankara'ya yapacağı teklifin, Çin'in yaptığı teklife yakın olması bekleniyor.Raytheon ve Lockheed Martin'in Patriot teklifinin Çin ve Fransız-İtalyan konsorsiyumdan yapılan tekliflerle rekabetçi olması için Amerikan savunma sektörü ve yönetim içinde ön görüşmelerin gerçekleştiği de iddia edildi.

ABD'nin yapacağı füze teklifinin, orta menzilli füzelere (edit ÇÇ : orta menzilli balistik füzeleri kastediyor olmalı) karşı da kullanılacak daha geniş bir sistem üzerine yoğunlaştığı belirtildi.Yeni teklifin Türkiye'nin uzay programıyla ilgili taleplerini de karşılayacağı belirtiliyor.ABD silah üreticileri Raytheon ve Lockheed Martin F-35 savaş uçaklarının satışını da bu projeye eklemeyi düşünüyor.

http://www.haberturk.com/dunya/haber/893998-abdden-turkiyeye-fuze-teklifi

2014 Yılı Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonu'nda

11.11.2013  trtavaz

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, bakanlık 2014 yılı bütçe teklifinin 21 miyar 815 milyon 196 bin lira olduğunu belirterek, "Bu bütçenin yüzde 48'ini personel giderleri, yüzde 9'unu sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri, yüzde 41'ini mal ve hizmet alım gedirleri, yüzde 1'ini cari transferler ve yaklaşık yüzde 1'ini ise sermaye giderleri oluşturmaktadır" dedi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, Milli Savunma Bakanlığı'nın 2014 yılı bütçesine ilişkin sunum yapan Yılmaz, halen yürütülen önemli savunma projelerine ilişkin bilgiler verdi.

Altay Ana Muharebe Milli Tankı'nın kritik tasarım sürecinin bu yıl Mayıs ayından tamamlandığını ve doğrulama testlerine tabi tutulacak iki nihai prototipin üretimlerine başlandığını kaydeden Yılmaz, daha önce üretimi gerçekleştirilen ve 2012'de tanıtımı yapılan iki ön prototip üzerinde hareket ve atış kabiliyetlerine yönelik denemelerin ise sürdürüldüğünü anlattı.

Yılmaz, "2014-2015 yıllarında yoğun teste faaliyetleri gerçekleştirilecek olup Altay tankımızın seri üretiminin 2016 yılından itibaren başlaması ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı hizmetine sunulması öngörülmektedir" dedi.

Mayın tehdidine karşı korunmayı sağlayan Kirpi Projesi kapsamında 468 araçtan 293'ünün kabulünün gerçekleştirildiğini, 321 ilave alım için 24 Ekim 2013'te TMSF süreci sonrasında sözleşme imzalandığını ifade eden Yılmaz, Türkiye'nin ilk milli savaş gemisi olan MİLGEM savaş gemisi "TCG Heybeliada"nın 2011'de donanmanın envanterine girdiğini ve görev yaptığını söyledi.

Yılmaz, proje kapsamında inşa edilen ikinci gemi "TCG Büyükada"nın da 27 Eylül 2013'te hizmete girdiğini, "Burgazada" isimli üçünçcü geminin ise inşasına başlandığını dile getirdi.

Sahil Güvenlik Arama Kurtarma Gemisi Projesi "TCSG Dost" ve "TCSG Umut"un teslim töreninin de 5 Nisan 2013'te gerçekleştirildiğini anımsatan Yılmaz, "Güven" isimli geminin testlerinin tamamlandığını ve bu ay sonunda Sahil Güvenlik Komutanlığı'na tesliminin planlandığını kaydetti.

Deniz Karakol ve Sahil Güvenlik Uçakları (Meltem-2) Projesi kapsamında ilk sahil güvenlik uçağının 26 Aralık 2012'de, ikincisinin 15 Şubat 2013'te, üçüncüsünün 24 Nisan'da Sahil Güvenlik Komutanlığı'na teslim edildiğini ifade eden Yılmaz, proje kapsamında birinci deniz karakol uçağının nihai kabulünün başarıyla tamamlanarak Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na teslim edildiğini dile getirdi.

Yılmaz, ikinci deniz karakol uçağının test kabul faaliyetlerinin başlatıldığını da belirterek, deniz havacılığının kuruluşunun 100. yılı olan 2014'ün ilk çeyreğinde tüm teslimatların tamamlanmasının hedeflendiğini vurguladı.

-Katar'a 10 mini İHA

Özel sektörün ürettiği mini insansız hava aracı (İHA) sistemlerinden bugüne kadar TSK hizmetine 164 uçak ve 4 insansız helikopter sunulduğuna işaret eden Yılmaz, Katar'a da 10 mini İHA ihraç edildiğini kaydetti.

Yılmaz, ilk uçuşunu 2010 Aralık ayında gerçekleştirilen insansız hava aracı ANKA'nın yaklaşık bir buçuk yıl süren test uçuşlarının, yaklaşık 180 sortinin ardından, Ocak 2013'te kabulllerinin gerçekleştirildiğini belirterek, ANKA'nın ilk kez Konya'da bir tatbikatta kullanıldığını, bir uçağın Batman'da görev uçuşlarına başladığını söyledi. Yılmaz, Hava Kuvvetlerinin ihtiyacına yönelik 10 İHA için ANKA-S (seri üretim) projesi sözleşmesinin Ekim 2013'te imzalandığını hatırlattı.

İlk Türk tasarımı "HÜRKUŞ"un 29 Ağustos 2013'te ilk uçuşunu gerçekleştirdiğni ve 15 adetlik seri üretim için Savunma Sanayii İcra Komitesi kararı alındığını dile getiren Yılmaz, Atak Projesi kapsamında üretilen 4 helikopterin seri üretimine yönelik işlemlerin de tamamlandığını ve kabul sürecinin sürdüğünü bildirdi.

Yılmaz, TSK'nın ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının hafif sınıf genel maksat helikopter ihtiyacını karşılamak ve bunun yanı sıra sürdürülebilir bir helikopter sanayi için Özgün Helikopter Programını başlattıklarını ifade ederek, hafif sınıf olarak tasarlanması planlanan platformun 5 yılda ilk uçuşunu gerçekleştirmesi ve izleyen süreçte uluslararası sivil sertifikasyona sahip olmasının planlandığını söyledi.

Modern Piyade Tüfeği Projesi kapsamında ürün kalifikasyon aşamasının tamamlandığını, 2014'te seri üretim ve teslimatlara başlanacağını kaydeden Yılmaz, böylelikle TSK'nın yeni nesil, üstün teknolojik özelliklere sahip modern bir piyade tüfeğine kavuşmuş olacağını vurguladı. Uzun Menzilli Tanksavar Füzesi (UMTAS) Projesi kapsamında T-129 Atak helikopterinin ana mühimmatından birisi olarak geliştirilen füzelerin nihai kalifikasyon aşamasına gelindiğini dile getiren İsmet Yılmaz, dünyadaki tüm tankların zırhlarına karşın etkin zırh delici harp başlığına sahip UMTAS'ın 2014'te TSK ateş gücüne çok büyük katkı sağlayacağına işaret etti.

-Cirit BAE'ye gitti

İleri teknolojiyle donatılan 40 kilometre ve daha uzun menzilli obüs ve roket sistemlerinin seri üretimine de başlandığını, Cirit lazer güdümlü roketin TSK envanterine girdiğini belirten Yılmaz, ilk ihracatın Birleşik Arap Emirliklerine gerçekleştirildiğini kaydetti. Yılmaz, Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi Projesi kapsamında 26 Eylül 2013'te Çin firması ile sözleşme görüşmelerini başlatma kararı alındığını ve görüşmelere başlandığını anlattı.

Türkiye'nin yerli keşif uydusu Göktürk-2'nin 18 Aralık 2012'de uzaya fırlatıldığını anımsatan Yılmaz, uluslararası bir sözleşme çerçevesinde yürütülen yüksek çözünürlüklü Göktürk-1 uydusunun nihai entegrasyonunun 2014'te kurulan Uydu Montaj ve Entegrasyon tesisinde tamamlanarak 2015'te fırlatılmasının hedeflendiğini söyledi.

Yılmaz, radar teknolojilerine dayalı bir gözlem uydusunun milli teknolojilerle geliştirilmesi için çalışmaların başladığını Göktürk-3 Radar Gözlem Uydusu'nun 2019'da fırlatılmasının hedeflendiğini kaydetti.

-Kazan'da nitelikle organize sanayi bölgesi

Savunma ve Havacılık Sanayi Kümelenme Projesi kapsamında Ankara'nın Kazan ilçesinde yerli ve yabancı şirketlerin yer alacağı bir nitelikli organize sanayi bölgesi çalışmalarının da sürdürüldüğüne dikkati çeken Yılmaz, Aselsan tarafından ileri teknoloji radar ve elektronik harp teknolojilerinin üretileceği bir tesisin da Ankara Gölbaşı'nda kurulduğunu bildirdi.

Yılmaz, Uydu Montaj Entegrasyon ve Test Merkezi Projesi kapsamında unşaatın ve uydu test sistemlerinin 2013 içinde tamamlanarak 2014'te faaliyete alınmasının planlandığını dile getirdi.

MKEK'nin TSK'nın ve güvenlik güçlerinin her türlü silah, mühimmat, roket ve patlayıcı ihtiyaçlarını karşıladığını ifade eden Yılmaz, ihracatta sağlanan olumlu gelişmeler sonucu 2000'li yılların başında ortalama 4 milyon doları olan ihracatın, 2012'de 55,4 milyon dolara yükseldiğini, bu rakamın ilerleyen yıllarda daha da yükseltilmesine yönelik çalışmaların devam ettiğinin altını çizdi.

TSK'nın ihtiyaç duyduğu harp, silah, araç ve gereçlerin yurt içi imkanlarla karşılanması amacıyla gerekli Ar-Ge faaliyetlerinin bakanlığa bağlı ARGE ve Teknoloji Dairesi Başkanlığı'nca yürütüldüğünü bildiren Yılmaz, "Anılan başkanlıkça 2014-2016 milli bütçeden karşılanan toplam 27 modernizasyon kaynaklı Ar-Ge projesi, kaynağı TÜBİTAK Başkanlığı bütçesinden karşılanmak olan 45 TÜBİTAK destekli Savunma ve Uzay ARGE projesi üniversiteler ve sanayi kuruluşları ile müştereken yıllara sari olarak yürütülmektedir" diye konuştu.

-2014 bütçe teklifi 21 Milyar 815 milyon lira

Yılmaz, bakanlığının 2014 bütçe teklifinin 21 milyar 815 milyon 196 bin lira olduğunu ifade ederek, bu bütçenin yüzde 48'ini personel giderleri, yüzde 9'unun sosyal güvenlik kurumlarına devlet prim giderleri, yüzde 41'inin mal ve hizmet alımı giderleri, yüzde 1'inin cari transferler ve yaklaşık yüzde 1'inin ise sermaye giderlerinin oluşturduğunu kaydetti.

Mal ve hizmet giderleri kapsamında 8 milyar 947 milyon 712 bin liranın, TSK personelinin barınma, beslenme, giyim gibi yasal istihkakları ile akaryakıt, yakacak, taşınma, ulaşım gibi tüketim mal ve hizmetl alınlarına ve Stratejik Hedef Planı 2014 programı modernizasyon ihtiyaçlarına planlandığını belirten Yılmaz, "Hazırlanışı sırasında azami tasarruf ve kaynakların etkin kullanımını temel ilke edinen 2014 yılı bütçesinde, kanunlara dayalı istihkaklar, iç güvenlik, uluslararası görevler gibi öncelikli ihtiyaçlara yer verilmiştir" dedi.

http://www.trt.net.tr/trtavaz/2014-yili-butcesi-plan-ve-butce-komisyonu-nda--haber-detay,tr,108099.aspx

Bayar: Hava savunma sistemine entegrasyonu biz yapacağız

12.11.2013 CİHAN - HABERLER Gündem SIVAS

Savunma Sanayi Müsteşarı Murat Bayar, ABD ve NATO’nun tepki gösterdiği Çin'den alınması düşünülen hava savunma sistemiyle ilgili olarak gelinen süreci anlattı. Müttefiklerinin hassasiyetlerini anladıklarını söyleyen Bayar, Alınacak sistemin Türk firmalarınca entegre edileceğini vurgulayarak, Çinliler gelip NATO sistemine bir şey entegre etmeyecek. NATO Çin sistemini değil bizim sistemimizi görecek. Çin’den alacağımız sistemi NATO’ya bağlamayacağız. Bu bizim sistemimize entegre olacak." dedi.

Çinli firma ile görüşmelerin başladığını anlatan Savunma Sanayi Müsteşarı Murat Bayar, Türkiye’nin Hava Savunma sistemlerini modernleştirmeye ihtiyacı olduğuna işaret etti. Ellerindeki sistemin çok eski olduğunu aktaran Bayar, Sivas’ta yayın yapan yerel bir kanalda katıldığı programda "Hava Savunma alçak, orta ve yüksek irtifa diye 3 aşamadan oluşuyor. Bizim konuştuğumuz yüksek irtifa. Alçak ve orta irtifayı biz geliştiriyoruz. Milli sistemler olacak. Hatta ilk atışını geçenlerde Tuz Gölü’nde yaptık." diye konuştu. Yüksek İrtifa sistemini de kendilerinin yapabileceğini ancak teknolojik olarak daha üst bir sistem olduğu için uluslararası bir ihaleye çıktıklarını ifade etti.

"BÖYLE BİR İHALEYE İLK KEZ 4 FİRMA KATILDI"

Düzenledikleri ihaleye 4 teklif geldiğini kaydeden Savunma Sanayi Müsteşarı şöyle devam etti: "Bu ihalenin yapılabilmesi bile büyük başarıdır. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde aynı ihaleye Rus, Çin, ABD ve Avrupa teklifi gelmez. Türkiye’nin özel konumundan, hepsi Türkiye’de bu çalışmayı yapabileceğini düşündü ve bu ihaleye girdiler. İyi bir rekabet ortaya çıktı. Dünyada hava savunma sistemi anlamında başka bir sistem yok bunlardan başka. İyi bir yarışma yaptık. İhale süreci 3 seneye yakın sürdü. Karar organımız olan Başbakanımızın başkanlığında, Genel Kurmay Başkanımız ve Milli Savunma Bakanımızın da içinde bulunduğu İcra Komitemiz, ihalenin değerlendirilme süreci yaptığı toplantılarda konuyu ele aldı. İhaleye giren firmalara tekliflerini geliştirmek için birkaç kez ek süre verdik.

"İHALE İÇİN BELİRLENEN KRİTERLER

Müsteşar Bayar, ihalede değerlendirmek için sistemin etkinliği, ortak üretim ve projenin maliyeti gibi 3 ana kriter belirlendiğinden bahsederek, "Bu kriterlerin değerlendirmesiyle komiteye sunum yaptık ve Çin sistemi ilk sırada yer alırken Avrupa 2. ve ABD sistemi de 3., Ruslarda 4. oldu. İcra komitemiz bu değerlendirmeye göre bu sıraya göre sözleşme görüşmelerine başlamamızı istedi." şeklinde konuştu. Projeler çok kompleks olduğu için ilk 3 firmayı açıkladıklarını anlatan Savunma Sanayi Müsteşarı Murat Bayar, şu ifadeleri kullandı: "Birinci ile sözleşmeyi görüşmeye başladık. Hedefimiz onunla bu işi yapmak. Bu görüşmeler sonunda ihale şartlarını sağlayacak noktaya ulaşırsak sözleşme imzalanır bu konu biter. Yüzde 90 ihtimal biz bu işi bitiririz. Genel uygulamamız bu. Ön göremediğimiz bir sorundan dolayı mümkün olmazsa o zaman 2.yi çağırıyoruz. O da olmazsa üçüncüyü çağırıyoruz. Biz 1. firmayla görüşürken 2. ve 3. firmaya da tekliflerinizin geçerlilik süresini uzatın dedik. Teklifleri 31 Ekim’e kadar geçerliydi bunu 31 Ocak 2014’e kadar uzatmalarını istedik. Uzatmazlarsa teklif geçerliliğini kaybeder. Teklif geçerliyken iyileştirme yapabilir."

"MÜTTEFİKLERİN HASSASİYETLERİNİ ANLIYORUZ"

ABD ve NATO Yetkililerin tepkisiyle ilgili de konuşan Müsteşar Bayar NATO ile entegre edilecek sistemin kendi Hava Savunma Sistemleri olacağına vurgu yaptı. "Biz Çin’den alacağımız sistemi NATO’ya bağlamayacağız. Bu bizim sistemimize entegre olacak." diyen Müsteşar Bayar, açıklamasına şöyle devam etti: "Bizim Hava Savunma Sistemimiz de NATO ile bilgi alış verişi yapıyor. Dolayısıyla arada kendi sistemimiz var. Bu entegrasyonu Türk firmaları yapacak. Cihazın entegrasyonunu bizim sisteme entegrasyonu yapılacak. Türkiye de bir NATO üyesi tabi ki buna hassas olmamız lazım. NATO’nun bir bilgisi bu tarafa geçmeyecek. Oranın bilgisi de NATO’ya geçmeyecek. Bu konuda uluslararası mevzuat çok net. Arada duvarlar konuyor. Bu bilgi birbirine sızmıyor. Çin olunca da aynı şekilde. Çin olunca da ayrı bir hassasiyet doğuyor. NATO müttefiklerimizin hassasiyetlerini de anlamamız gerekir. Çinliler gelip NATO sistemine bir şey entegre etmeyecek. NATO Çin sistemini görmeyecek. O bizim sistemimizin arkasında bir yerde ve o entegrasyondan biz sorumluyuz. Teknik tarafı böyle olacak."

"NÜKLEER SİLAH YAPMAKTANSA, UÇAK YAPMAK DAHA İYİ"

Türkiye’nin Nükleer Teknoloji çalışmalarıyla ilgili de konuşan Savunma Sanayi Müsteşarı Murat Bayar, Nükleer teknolojiye geçiş konusunda da değerlendirmede bulundu. Murat Bayar, "Türkiye’nin enerji konusunda Nükleer Santrallar için çalışma yaptığını kaydeden Bayar, "Nükleer teknolojiye de girilmesi gerekir. Ama Nükleer silah sahibi olma başka bir konudur. Bir sürü parametre ile birlikte analiz edilmeli. Benim fikrim oraya kaynak ayırmaktansa askeri açıdan helikopterimizi, uçağımızı tankımızı tüfeğimizi yapalım çok daha etkili." görüşünü dile getirdi.

http://www.zaman.com.tr/gundem_bayar-hava-savunma-sistemine-entegrasyonu-biz-yapacagiz_2166550.html

Russian Shipbuilder Outlines Concept of Future Attack Submarine

MOSCOW, November 11 (RIA Novosti)

Russia’s fifth-generation strategic and attack submarines will most likely be non-nuclear-powered, more compact and less “visible,” a senior designer at the Rubin design bureau said Monday.

Large nuclear-powered vessels, including Russia’s Typhoon-class strategic boats, have so far dominated past and current trends in combat submarine construction.

“I believe future submarines will be smaller, because of the use of more advanced technologies as well as the pursuit of more cost-effective production,” Sergei Sukhanov said in an exclusive interview with RIA Novosti.

“The fifth-generation boat will also be less ‘visible’ compared with existing submarines. They could also feature a new power plant, including fully electric,” Sukhanov said, adding that changes could affect other sub-systems of future submarines.

The designer said the most likely substitution for a nuclear reactor on strategic and attack submarines would be an air-independent propulsion plant (AIPP), which would make them stealthier than nuclear-powered boats.

The AIPP allows a non-nuclear submarine to operate without the need to access atmospheric oxygen.

While a nuclear submarine’s reactor must constantly pump coolant, generating some amount of detectable noise, non-nuclear boats running on battery power or AIPP can be practically “silent.”

“The endurance of submarines with this type of propulsion should be sufficient [for patrol or strike missions] – for a month or even more,” Sukhanov said.

He said the construction of fifth-generation submarines in Russia could start in the next 10 to 15 years. The Russian Navy currently relies on third-generation submarines, with fourth-generation subs of the Project 955 Borey class of strategic boats and Project 885 Yasen class of attack boats just beginning to be adopted for service.

Russian Navy Russia is planning to build eight Borey-class and eight Yasen-class submarines by 2020. They are expected to become the mainstay of the country’s nuclear-powered submarine fleet for at least two decades.

http://en.ria.ru/military_news/20131111/184642211/Russian-Shipbuilder-Outlines-Concept-of-Future-Attack-Submarine.html

12 Kasım 2013 Salı

Tümosan: Altay tankının motorlarını üretmeye hazırız

10.11.2013 MUZAFFER SALCIOĞLU - HABERLER EKONOMİ KONYA

Tümosan Genel Müdürü Kurtuluş Öğün, yeni bir motor geliştirdiklerini ve bu motorun kamyon ve otobüslerde kullanılacağını söyledi.

Öğün, Tümosan olarak, Altay tankının motorunu ve transmisyonunu üretmek için Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın ihalesine katıldıklarını, sonucu beklediklerini de açıkladı.

Konya’da basın mensuplarıyla bir araya gelen Öğün, Tümosan’ın traktör motorlarının bir dönem kamyonlarda da kullanıldığını hatırlatarak yeni bir motor üzerinde çalıştıklarını söyledi.

Öğün, yeni nesil motor çalışmalarındaki amaçlarının bir taraftan traktör ve tarım makinelerinde kullanılan ve aynı zamanda kamyon ve otobüslerde de kullanılabilecek motor geliştirmek olduğuna değindi.

Türkiye’de askeri araç üretiminde ciddi gelişmeler olduğunu anlatan Öğün, ‘V’ motor denilen motor teknolojisine girmek istediklerini ve bu araçların transmisyonu konusundaki çalışmaların devam ettiğini aktardı.

Altay tankının güç grubunun Türkiye’de yapılması konusunda Savunma Sanayii Müsteşarlığı aracılığıyla ihaleye çıkıldığını hatırlatan Öğün, ihalenin henüz sonuçlanmadığını; söz konusu projede Tümosan’ın da kısır destek alan firmalardan biri olduğunu söyledi.

Öğün, “Yani şu anda Türkiye’deki tank motorunun güç grubu dediğimiz motor ve transmisyonunun üretimine talibiz ve bu konuda kazanan biz olursak Konya’da büyük bir yatırım yapılmış olacak. Türkiye’de de motor ve transmisyon çalışmalarının başlatılabileceği ve bu sanayideki ciddi teknoloji transferleriyle yakıt pompası gibi dışarıdan ithal ettiğimiz ileri teknoloji ürünlerinin bu proje kapsamında ülkemizde üretilmesi ile Türkiye’de ciddi yatırımlar yapılmış olacaktır. Eğer Altay tankı güç grubunu geliştirme ve üretme yeteneğine kavuşacak olursak bu bizim için savunma sanayiinde daha büyük adımların atılmasına yol açacaktır.” dedi.

http://www.zaman.com.tr/ekonomi_tumosan-altay-tankinin-motorlarini-uretmeye-haziriz_2165033.html