Savunma ve Stratejik Analizler

29 Aralık 2013 Pazar

Türk tankına Japon motoru

29 Aralık 2013

TÜRKİYE’nin, Mitsubishi Heavy Industries ile ortak geliştirilmesini hedeflediği motor ve şanzımandan oluşan güç grubu, yeni nesil tanklara monte edilecek ve bu tanklar kara kuvvetleri envanterine girecek.

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan’ın 6-8 Ocak tarihleri arasında Japonya’ya gerçekleştireceği ziyarete katılması beklenen Savunma Bakanı İsmet Yılmaz Nikkei gazetesinin sorularını yanıladı.

Yılmaz, “Mitsubishi Heavy Industries ile tank motoru ve şanzımanından oluşan güç grubu geliştiriyoruz ve bu konuda yeni nesil tank ‘Altay’ projesi için üretim hedefliyoruz” dedi. Nikkei’nin 3 milyon tirajlı sabah baskısında dün yer alan haberde şu ifadelere yer verildi: “Türkiye ‘Altay’ tankını Güney Kore ile beraber geliştiriyor. 2014-15 yıllarında prototip tankların testlerinin, 2016 yılında teslimatın yapılabilmesi için Türkiye’de üretime başlanacak. Türk hükümeti ilk etapta 250 tankın tedarik edilmesini planlıyor. Japonya ile ortak geliştirilmesi düşünülen ise, bu tanka yerleştirilecek 1500 beygir gücü seviyesindeki motor ve şanzımanın yer aldığı bütünleşik yeni nesil güç grubu sistemi.”

Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, “Her iki ülkenin fikri mülkiyet ve savunma ekipmanlarının ihracatına yönelik usul ve uygulamaları var. Kawasaki Heavy Industries ve Fuji Heavy Industries ile de ortak helikopter motoru geliştirmekle ilgileniyoruz. Ayrıca, kızıl ötesi sensörler, denizaltı ve tümü elektrik gemilerde kullanılmak üzere yakıt pili sistemlerinin ortak geliştirilmesi konusunda da görüşmeler yapabiliriz” dedi.

Türkiye’nin ortak geliştirme çalışmalarında bulunmayı arzu ettiği savunma ekipmanları :

*Mitsubishi Heavy Industries ile tank moturu ve aktarma organları 
*Fuji Heavy Industries ve Kawasaki Heavy Industries ile helikopter motoru 
*İnsansız hava araçları ve Kızıl ötesi sensörler 
*Denizaltı ve gemilerdeki yakıt pili sistemleri

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/25463684.asp

SOM'un menzili uzayacak

29/12/13 Muhammet METİN/Kokpit.aero

TÜBİTAK-SAGE tarafından geliştirilen yerli üretim Seyir füzesi SOM, Türk Hava Kuvvetleri'nin harekat ihtiyacını karşılayabilmasi amacıyla çalışmalara devam ediliyor. Hava Kuvvetlerine ait savaş uçakları tarafından Sinop açıklarında atış testleri yapılan SOM füzesi 800 km üzeri menzilden hedefini başarıyla imha etti.

Kokpit.aero'ya bilgi veren Tübitak-Sage yetkilisi, Türk Hava Kuvvetleri'nin isteği üzerine SOM füzesinde geliştirme çalışmalarına devam ediyoruz. SOM füzesi ile 800 km üzeri menzilde başarılı denemeler gerçekleştirdik. Bu bizim için önemli bir dönüm noktası oldu. Hava Kuvvetleri ile yapılan görüşmelerde SOM füzesinin menzilini uzatma çalışmaları kapsamında 2014 yılı ortalarında planlanan programda bir değişiklik yaşanmaz ise 1500 km menzilli SOM füzesini test edeceğiz. SOM füzesinin menzili dışında en büyük özelliği deniz hedefleri ve uçak şelterlerine karşı kullanılacak olması. Hava Kuvvetlerinin isterleri bu konuda çok yüksek, Kara ve Deniz'e konuşlu SOM füzesinin versiyonları içinde çalışmalar devam ediyor.

Şuan için projde teknik olarak bir sorun yok sadece test atış alanı noktasında ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Bu hususta, TSK ve Milli Savunma Bakanlığı arasında görüşmeler sürüyor. Önümüzdeki yıllar, HvKK'nın vurucu gücünün daha da arttığı yıllar olacak.

YENİ MÜHİMMATLAR GELİYOR

Kamuoyu tarafından bilinen mühimmat çalışmaları dışında, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin etkinliğini arttırma doğrultusunda farklı mühimmat geliştirme çalışmalarıda devam ediyor. Özellikle bu hususta ciddi adımlar atıldı. Tübitak olarak, savunma sanayi firmaları ile güzel bir işbirliği içindeyiz. Önümüzdeki, 5 yıllık süre zarfında Türkiye mühimmat alanında dünya'da önemli ülkeler arasına girecek.

http://kokpit.aero/index.php?route=article/article&article_id=5570

ANKA TEI'nin motoruyla uçacak

27/12/13 Muhammet METİN/Kokpit.aero

TUSAŞ Motor Sanayii Anonim Şirketi (TEI) tarafından ANKA İnsansız Hava Aracına özgün yerli motor geliştirmek için başlatılan çalışmalarda önemli bir dönüm noktası daha aşıldı.

Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile TEI arasında ANKA İnsansız Hava Aracına özgün yerli motor geliştirmek üzere 27 Aralık 2012 tarihinde sözleşme imzalandı. Sözleşme kapsamında çalışmalara başlayan TEI, ANKA İHA'nın pistonlu,JP-8 jet yakıtı ve dizel yakıt ile çalışabilen turbodizel tipi yerli motor'un ilk yer testlerine başladı.

Kokpit.aero'nun sorularını yanıtlayan TEI yetkilisi, ANKA İnsansız Hava Aracına yerli motor geliştirme çalışmalarına uzun süredir devam ediliyor. Bu kapsamda geliştirdiğimiz prototip motor ilk kez çalıştırıldı. İlk testlerde istenilen performansı sağladı. Aşamalı olarak motor'un çalışma saatlerini arttıracağız. Ağırlığı 230 kilogram olacak olan motorda yeni bir tasarım dişli kutusu kullanılacak. Havada maksimum 165 beygir güç üretebilecek motor, ANKA’yı 10 bin metre yüksekliğe çıkartabilecek. Motor kalifikasyon çalışmalarının uzun sürmesi nedeniyle ANKA-S projesine yetiştirilemeyecek.

HERONLAR SORUNSUZ ÇALIŞIYOR

Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından kullanılan Heron'lar konusunda da bilgi veren yetkili, Gözcü-1 Heron İHA 2 yıllık garanti süresinin tamamlanmasıyla, Rotax 914UL motorları da dahil olmak üzere bakım, onarım ve tüm lojistik ihtiyaçları TEI tarafından sağlanıyor. Rotax motorunda yaşanılan sıkıntılar TEI mühendislerinin motor üzerinde yaptığı değişiklik sonrasında sorunsuz bir şekilde hizmet vermeye devam ediyorlar. Heron'larda kazanılan bilgi ve tecrübe başta ANKA olmak üzere diğer insansız hava araçlarında kullanılıyor.

MOTOR 4 YILDA HAZIR

ANKA platformunun ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde modifikasyon yoluyla havacılık ve askeri standartlara uygun olarak geliştirilecek motorun, kalifikasyon ve sertifikasyon testleri dahil 4 yılda tamamlanması planlanıyor. ANKA motorları konusunda TEI tek kaynak olacak. Bu proje ile Türkiye pistonlu motorlar bazında uçak motoru geliştirme, test ve analiz yeteneklerinin geliştirilmesi, uzman personel yetiştirilmesi ve kritik teknoloji kazanımı hususunda önemli kabiliyetler kazanacak.
http://kokpit.aero/index.php?route=article/article&article_id=5530

Güdüm Kitleri Geliştirilmesi ve Üretimi Sözleşmesi

24.12.2013

TÜBİTAK SAGE ile ASELSAN arasında 14 Haziran 2012 tarihinde imzalanan “Güdüm Kitleri Geliştirme ve Üretim Çerçeve İşbirliği Protokolü” kapsamında yapılan çalışmalar sonrasında, “Güdüm Kitleri Geliştirilmesi ve Üretimi Sözleşmesi” TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Dr. Hasan Palaz, TÜBİTAK SAGE Enstitü Müdür V. Özgür TONTU ile ASELSAN Genel Müdürü Cengiz ERGENEMAN ve ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı ve MGEO Grup Başkanı Özcan KAHRAMANGİL arasında 20 Aralık 2013 tarihinde yapılan törende imzalanmıştır.

Sözleşme kapsamında, TÜBİTAK SAGE güdüm kitlerinin geliştirilmesinden, ASELSAN kitlerin sanayileştirilmesi ve üretiminden sorumlu olacaktır. Bu sözleşme ile, TÜBİTAK SAGE’nin tasarım yeteneği ASELSAN’ın üretim yeteneği ile birleşerek, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyacı olan ürünler TSK envanterine en etkin şekilde kazandırılacaktır. Yapılan iş birliği ile yurt içi pazara ek olarak milli imkanlar ile geliştirilen ve üretilen akıllı bombalarımız yurt dışı pazarında da boy gösterme imkanı bulacaktır.

http://www.sage.tubitak.gov.tr/home.do;jsessionid=571666A7AC4961F78348670D47EECF72?ot=5&rt=&sid=0&pid=0&cid=23891

28 Aralık 2013 Cumartesi

Yerli Harpy geliyor!

28/12/13 Muhammet METİN/Kokpit.aero

Hava Kuvvetleri Komutanlığının gereksinimi kapsamında başlatılan Milli Taarruzi İHA Sistemi çalışmalarına devam ediliyor. İlk sistem ne zaman test edilecek? Menzili ne kadar olacak? Projede hangi firmalar görev yapıyor?

Hava Kuvvetleri Komutanlığı ihtiyacı doğrultusunda 2002 yılında hizmete giren Harpy I anti radyasyon/kara taarruz İHA'larının raf ömürlerinin sonlarına yaklaşılması üzerine başlatılan Milli Taarruzi İHA sistemi'nin geliştirilmesine yönelik çalışmalara devam ediliyor.Bu çerçevede, TUSAŞ Motor Sanayii Anonim Şirketi (TEI) tarafından sürdürülen Milli Taarruzi İHA sisteminde kullanılacak motor çalışmalarında önemli mesafeler katedildi.

Bu konuda Kokpit.aero'ya bilgi veren TEI yetkilisi, Milli Taarruzi İHA'da kullanılacak motor TP38 Turboprop motor üzerine şekillendirilen projede çalışmalar sürüyor. Hedef uçak'lar için tasarlanan TP38 turboprob motor 42bg güç üretiyor. TP38 üzerinde yapılan geliştirmeler sonrasında bu oran 51bg güce ulaştı. Motor test çalışmaları yurtdışından tedarik edilen hava aracı üzerinde sürdürülüyor. Test çalışmalarının tamamlanmasının ardından ilk olarak TAİ tarafından geliştirilen Turna hedef uçak platformunda kullanılacak. Daha sonra ASELSAN ve TAİ tarafından yürütülen Milli Taarruzi İHA geliştirme projesinde kullanılması planlanıyor.

Bu konuda, Hava Kuvvetleri Komutanlığı ile yapılan görüşmelerde Milli Taarruzi İHA sisteminin mevcut Harpy I İHA'nın iki katı menzile ve daha fazla havada kalma kabiliyetine sahip olması kararlaştırıldı. TEİ olarak motor gücünün arttırılması noktasında çalışmalara devam ediyoruz. 2014 yılının ikinci yarısında prototip ilk Milli Taarruz İHA sisteminin test edilmesi öngörülüyor.

HARPY I SİSTEMİ ENVANTERE GİRİYOR

HvKK için 1998 yılında başlatılan proje kapsamında 80 Milyon dolar bedelle iki batarya şeklinde 108 adet Harpy I İHA 2002 yılında tedarik edildi. Bir batarya, her birinde 18 adet lançer bulunan üç adet taşıyıcı kamyondan oluşuyor. 500 km menzile azami 7 saat havada kalma kabiliyetine sahip olan at ve unut tipi Harpy I İHA, önceden programlanmış bir hedefin üzerinde dolanıp, düşman radar emisyonlarını arayarak hava savunmalarına saldırmak ve yok etmek için tasarlandı.

Lançerden fırlatımı küçük bir roket yardımıyla yapılan Harpy I, seyir uçuşunu belirli bir hıza ve irtifaya ulaştıktan sonra devreye giren 37bg gücündeki pervaneli motoru ile gerçekleştiriyor. Harpy I, hedef üzerinde azami etki için 32kg ağırlığındaki HE tipi harp başlığını hedefin birkaç metre üzerinde patlatıyor.

HARPY II PROJESİ İPTAL EDİLDİ

HvKK'nın ilave ihtiyacı kapsamında gündeme gelen İsrail'den iki batarya halinde toplam 48 adet Harpy II Cutlass/Harop anti radyasyon/kara taarruz İHA'nın alımına yönelik proje 2007 yılında iptal edildi. Sistemin maliyetinin 75 Milyon dolar olması bekleniyordu.
http://kokpit.aero/index.php?route=article/article&article_id=5550

SAVUNMA SANAYİİ İCRA KOMİTESİ (SSİK) KARARI

Savunma Sanayii İcra Komitesi, 26 Aralık 2013 tarihinde, Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından teklif değerlendirme çalışmaları tamamlanan Havuzlu Çıkarma Gemisi (LPD) Projesi kapsamında, SEDEF Gemi İnşaatı A.Ş. ile sözleşme görüşmelerine başlanması, söz konusu firma ile anlaşma sağlanamaması durumunda sözleşme görüşmelerine ikinci sıradaki DESAN Deniz İnşaat Sanayi A.Ş. ile devam edilmesi kararı almıştır.

http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/hizli/duyurular/PressReleases/Sayfalar/20131227_LPDBasinBildiri.aspx

Hürkuş seri üretime başlıyor

27.12.2013

Hürkuş projesinde seri üretim için imzalar atıldı. 2019'da teslimi tamamlanacak uçakların üretiminde 30 yerli şirket görev aldı

Hava Kuvvetleri için temel eğitim aracı olarak projelendirilen yerli uçak Hürkuş'un seri üretimine başlanıyor. Hürkuş-B sözleşmesinde imzalar atıldı. Sözleşme kapsamında Türk Hava Kuvvetleri'ne (THK) 15 eğitim uçağı teslim edilecek. İlk uçak 2018, sonuncusu ise 2019'da THK'da olacak. Uçağın yazılım ve aviyonik sistem entegrasyonunu ASELSAN yapacak. Havacılık ve Uzay Sanayi (TUSAŞ) tesislerindeki imza töreninde konuşan TUSAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Kaya, çağın gereksinimlerine uygun silah sistemlerinin milli sanayi tarafından karşılanmasından memnuniyet duyduklarını dile getirerek, "Hürkuş-B uçaklarıyla verdiğimiz milli katkının artarak devam edeceğine inanıyorum" dedi.

TEST UÇUŞUNU YAPMIŞTI TUSAŞ Genel Müdürü Muharrem Dörtkaşlı ise ilk insanlı yerli uçak Hürkuş'un ağustos sonunda test uçuşunu yaptığını hatırlattı. Dörtkaşlı, "Hamdolsun başarılı bir uçuş oldu. Bugüne kadar 15 sorti uçuşu tamamlandı. SHGM sertifikasyonu bitene kadar uçuşlarımız devam edecek" dedi.

30 YERLİ ŞİRKET DESTEK VERDİ

TUSAŞ Genel Müdürü Muharrem Dörtkaşlı projeyle ilgili şu bilgileri verdi: "Şirket olarak birçok ilke imza attık. ANKA ve ATAK için ne kadar ihracat şansı varsa Hürkuş için de o kadar var. Fazlası var eksiği yok. Bütün bunları yaparken yerli yan sanayi şirketleri de bizimle olacak. ASELSAN'la birlikte 30'a yakın yan sanayi şirketiyle çalışacağız. Tüm bu gelişmeler Türkiye için önemli başarılar. Dünya hava kuvvetleri için eğitim uçakları çok önemli. Bunu tamamen yerli yapmak gurur verici."

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2013/12/27/hurkus-seri-uretime-basliyor

21 Aralık 2013 Cumartesi

Barış Kartalı ilk görevinde nerede uçtu?

16/12/13 Muhammet METİN/Kokpit.aero

Türk Hava Kuvvetleri’nin uzun menzilli Havadan İhbar ve Kontrol (HİK) uçakları E737 Barış Kartalı, ilk görevini başarıyla tamamladı. Barış Kartalı uçakları hangi görevlerde kullanıldı.

Geçen yıl Suriye açıklarında düşürülen RF-4ETM uçağının ardından Türkiye angajman kurallarını değiştirdi. Türk sınırını ihlal eden hava araçlarına karşı müdahele emri verildi. 16 Eylül 2013 tarihinde Suriye'nin Lazkiye şehrinden havalanan Mi-17 helikopteri sınırı ihlal etti ve silahlı devriye uçuşu (CAP) gerçekleştiren Diyarbakır 8' inci Ana Jet Üs Komutanlığına bağlı 182'inci filo (çağrı adı:atmaca) tarafından vurularak düşürüldü.

Genelkurmay Başkanlığı, yaptığı açıklamada," Türkiye-Suriye sınrında, silahlı devriye uçuşu gerçekleştiren F-16 savaş uçak'larına karşı Suriye hava savunma sistemlerine ait radarlar tarafından birçok defa taciz edildi" bilgisi verildi.

BARIŞ KARTALLARI SURİYE SINIRINDA

Türk Hava Kuvvetleri envanterine, 2007’de girmesi planlanan ancak radar sistemlerinde yaşanan sorun nedeniyle aradan 6 yıl geçmesine rağmen teslim edilemeyen Barış Kartalı uçakları, Suriye tarafından gerçekleştirilen tacizler sonrasında sınır bölgesinde test amaçlı olarak görev alması kararlaştırıldı.

Hava Kuvvetleri Komutanlığı yetkilileri tarafından Kokpit.aero'ya yapılan açıklamada," Yakın bir zamanda teslimatı gerçekleştirilecek olan Havadan İhbar Kontrol (HİK) Barış Kartalı uçakları test faaliyetlerine aralıksız devam ediyor. Uçak'lar, geçtiğimiz Kasım ayı sonlarında Antalya Körfezinde gerçekleştirilen elektronik harp denemeleri tatbikatına katıldılar. Bunun yanında, Havadan İhbar Kontrol uçak'larının TSK envanterinde bulunan TRS-22XX Hava Savunma Radarı, Hava Savunma Erken İkaz Radarı (HERİKKS) ve diğer radar sistemleri ile koordineli bir şekilde çalışmalarını test etmek amacıyla Türkiye-Suriye sınır hattında deneme uçuşları yaptı".

SURİYE RADARLARI KİLİT ATTI

HvKK yetkilisi," Sınır hattında bulunan, TRS-22XX Hava Savunma Radarı ve Aselsan tarafından geliştirilen Mobil radarlar ile gerçekleştirilen test faaliyetleri esnasında uçak'lara Suriye hava savunma radarları tarafından kilit atıldı. Havadan İhbar Kontrol (HİK) uçakları, Suriye hava savunma radarlarının yerlerini tespit etti ve radar'lara karşı gerekli müdahaleyi başarılı bir şekilde gerçekleştirdi".

SURİYE UÇAKLARI TESPİT EDİLDİ

Yapılan test uçuş'ları kapsamında, Suriye Hava Kuvvetlerine ait iki adet SU-24 uçağı ve dört adet Mi-17 genel maksat helikopteri kalkışlarından itibaren takip edildi ve silahlı devriye uçuşu (CAP) gerçekleştiren F-16 uçaklarına gerekli bilgiler verildi.

TESLİMAT 2014'DE

Havadan İhbar Kontrol (HİK) Barış Kartalı uçaklarının 2014 başlarında teslim edilmesi planlanıyor. Havadan İhbar Kontrol (HİK) görevlerinde kullanılacak uçak, Boeing 737-700 gövdesine ve 800 serisi kanatlara sahip. Gövde üzerinde ise Northrop Grumman imalatı Top Hat radar bulunuyor.

http://kokpit.aero/baris-kartali-suriye-sinirinda

Russia bolsters western air defence capabilities


























12 December 2013 Gareth Jennings, London - IHS Jane's Defence Weekly

Russia has significantly bolstered its western air defence capability with the standing up of a new long-range radar system and the deployment of fighter aircraft to Belarus, state media disclosed on 9 December.

A new over-the-horizon radar system is officially being trialled near the town of Kovylkino in the Russian republic of Mordovia, but is believed to be already monitoring air traffic over much of Europe and the Middle East, while a Russian Air Force (VVS) squadron of Sukhoi Su-27 'Flanker' fighters recently arrived at the Baranovichi Air Base in Belarus, Russian state news agency RIA Novosti reported.

The western-facing radar at Kovylkino, known as the 29B6 Container, is a static system comprising a number of separate antenna masts that are 30 m in height and stretch for more than a kilometre. According to Russian media reports, the radar has a 3,000 km range that, when coupled with its 180° field of regard, takes in most of Europe and a large swathe of the Middle East. The same reports credit the system with being able to track airborne targets (including cruise missiles) from sea level up to 100 km (near space).

Whereas most long-range radar systems are typically restricted in their coverage by the curvature of the earth, the Container is said to avoid this problem by reflecting its short-wave radio signals (3 to 30 MHz) off the ionosphere. These signals are then bounced back from the ground, and the process repeats itself until the signal loses its energy.

According to RIA Novosti, the Container is part of the 590th separate radio-technical unit, which includes a command post, a transmission and reception antenna, and a communications and data management unit.

With the radar activated on 2 December, it is expected to be declared fully operational by the end of 2015. A second system, covering Russia's eastern air defence region, is expected to be built before the end of the decade.

On the same day that the turning on of the Container radar was disclosed, Russia announced it had deployed a squadron of Su-27s to Belarus for the first time, as part of a bilateral defence agreement between the two countries. Four fighters will be on permanent stand-by at the Baranovichi Air Base near Belarus' borders with Lithuania and Poland.
...
http://www.janes.com/article/31546/russia-bolsters-western-air-defence-capabilities

Iraq signs $1.1 bn deal to buy S. Korean fighters

December 12, 2013 Baghdad (AFP)

Iraq signed a $1.1 billion deal on Thursday to buy 24 multi-role light fighters from South Korea, as it seeks to build its fledgling air force amid rising violence.

Korea Aerospace Industries (KAI) said it would deliver the T-50IQ, a variant of its T-50 supersonic aircraft, to Baghdad between 2015 and 2016, under the terms of the deal, which will be the Asian nation's biggest arms export.

The company said it also expected to sign an additional $1.0 billion deal in 2014 to provide parts, equipment and pilot training for 20 years.

The aircraft will likely serve as trainers for Iraqi pilots who will fly F-16s that have been ordered from the United States, but Iraqi Prime Minister Nuri al-Maliki indicated the Korean jets may also be used in combat.

"We signed a contract to buy 24 aircraft of the T-50IQ type ... for purposes of training and military actions," Maliki said after the signing, according to his website.

"This deal is the beginning for increasing the performance of the defence and interior ministries in the field of defending the country and fighting terrorism," Maliki said.

"We have come a long way on the road to completing our air force, and we will continue in this direction to protect Iraq against any aggression," he said.

The T-50IQ is an advanced multi-role fighter that is equipped with precision-guided weapons, missiles and machine guns.
...
http://news.yahoo.com/iraq-signs-1-1-bn-deal-buy-korean-085703625.html

Nüfuz Edici Bomba'ya test merkezi kurulacak

18/12/13 Muhammet METİN/Kokpit.aero

TÜBİTAK ile Makina ve Kimya Enstitüsü Kurumu (MKEK) arasında işbirliği ve stratejik ortaklığın kurulması amacıyla protokol imzalandı. Nüfuz Edici Bomba'nın üretimi, pazarlanması ve satış faaliyetlerinde ortak hareket edilecek.

TÜBİTAK Başkanlık binasında gerçekleştirilen imza töreni TÜBİTAK Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü (SAGE) Müdürü Özgür Tontu’nun açılış konuşmasıyla başladı. SAGE’nin sunumunun ardından TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Yücel Altunbaşak ile MKEK Genel Müdürü İzzet Artunç arasında işbirliği protokolü imzalandı.

Protokol kapsamında iki kurum arasında Ar-Ge, pilot üretim, ürün ve üretim hattı kalifikasyonu, endüstrileşme, tanıtım ve pazarlama alanlarında işbirliği ve stratejik ortaklık kurulması amaçlanıyor.

Tasarım, test ve üretim kabiliyetlerine sahip Türkiye’nin iki önemli kurumu olan MKEK ve TÜBİTAK SAGE işbirliğiyle TOROS, DEMET, NEB, 81 mm Bilyeli Havan Mühimmatı ve 35 mm Parm gibi birçok başarılı proje gerçekleştirildi.

PROJE 2008'DE BAŞLADI

Tübitak-Sage ve MKEK ortaklığıyla 2008 yılında başlayan proje 2012 yılında tamamlandı. Nüfuz Edici Bomba (NEB), yer üstü ve yer altındaki hedeflere karşı kullanılmak üzere tasarlandı. Yurt içi imkanlar kullanılarak geliştirilen harp başlığı hassas güdüm kitleri ve lazer güdüm kitleri ile birlikte kullanılarak uzak mesafelerden vuruş yapabiliyor.

2.5 metre kalınlığında betonu delebilme kabiliyetine ve 27 km azami menzile sahip sistem F-4 2020 savaş uçağında kullanılıyor. F-16 savaş uçaklarına sertifikasyon çalışmaları ise devam ediyor.

TEST'LERİ İNGİLTERE'DE YAPILDI

Nüfuz Edici Bomba (NEB), test'lerinin Türkiye'de gerçekleştirilmesi amacıyla, Savunma Sanayii Müsteşarlığı önderliğinde çalışma başlatıldı. En son teknoloji ile donatılmış mühimmat test merkezi kurulacak. Tübitak-Sage tarafından geliştirilen Nüfuz Edici Bomba (NEB) yer testleri İngiltere'de gerçekleştirildi.

Kokpit.aero'nun sorularını yanıtlayan Tübitak-Sage yetkilisi," Nüfuz Edici Bomba (NEB)'nın ilk yer testleri İngiltere'de gerçekleştirildi. Bu bizim istediğimiz bir durum değildi. Türkiye'nin ilk defa bu tarz bir mühimmat çalışması yapmasından dolayı, böyle bir merkez mevcut değildi. En kısa sürede bu test merkezi ile birlikte kendi ürettiğimiz mühimmatları kendimiz test edeceğiz".

İLK SATIŞ YAKINDA

Nüfuz Edici Bomba'nın ihracatı konusunda ise yetkili." Mühimmatlar konusunda MKEK ile ortak çalışmalar yürütüyoruz.Bu noktada, MKEK'ın bir çok ülkeye çeşitli mühimmat satışları mevcut, MKEK ile bir kaç ülke görüşme yaptı. Önümüzdeki aylarda ilk ihracaatı gerçekleştirmeyi umuyoruz." bilgisini verdi.

http://kokpit.aero/duvar-delici-turk-bombasina-test-merkezi

Milli Sonar Deniz Birimleri Üretimi

19.12.2013 Savunma ve Havacılık Dergisi Sayı 158 İbrahim SÜNNETÇİ

MilGem Korvetlerinde kullanılacak karinaya monteli Yakamoz Milli Aktif/Pasif Sonar Sisteminin geliştirilmesine yönelik çalışmalara 12 Temmuz 2oo6’da imzalanan sözleşme altında başlanmıştır. Proje üç aşamada hayata geçirilmiştir. Gemi içi elektronik birimleri ArMerKom tarafından Ay Sınıfı Denizaltılar için prototip olarak geliştirilen Milli Pasif Sonar Sistemi’nden elde edilen tecrübe ile üretilirken, Sonarın deniz birimleri [transdüser dizini] TüBiTAK tarafından geliştirilmiş ve üretilmiştir. Sonar Domu ise İstanbul Teknik Üniversitesi [İTÜ]’nin kompozit malzeme çalışan bir tersane ile koordinesi altında üretilmiştir. İlk Yakamoz Milli Sonar Sistemi 2oo9 sonlarında TCG Heybeliada Korvetine monte edilmiştir. Sonar Deniz Birimlerinin sanayileştirilmesi görevi ise SSM tarafından yürütülen Milli Sonar Deniz Birimleri Sanayileştirme Projesi altında Mayıs 2oo9’da imzalanan sözleşme ile Meteksan Savunma’ya verilmiştir. Meteksan Savunma halen söz konusu sonar birimlerinin tasarımı, üretimi ve platforma entegrasyonunu gerçekleştirmektedir. Bu kapsamda ilk olarak ikinci MilGem platformu olan TCG Büyükada Korvetinin sonar deniz birimleri Meteksan Savunma tarafından platforma entegre edilmiş olup, sistem halen başarıyla görev yapmaktadır.

Türkiye denizlerindeki ortam şartları dikkate alınarak belirlenen en uygun orta frekans bandında çalışan Yakamoz, aktif çalışma özelliğinin yanı sıra torpido tespitine yönelik sürekli pasif modda dinleme özelliğine de sahiptir. Gerek aktif, gerekse pasif modda otomatik hedef izleme ve izlenen hedeflere ait iz bilgisini GENESİS SYS’ne gönderme özelliğine sahip olduğu kaydedilen Yakamoz Milli Sonar Sistemi’nin halen DzKK hizmetinde bulunan su üstü platformlarda kullanılan orta frekans aktif sonar sistemlerinde [AN/SQS-56 gibi] mevcut olmayan birçok yeniliği de bünyesinde barındırdığı belirtiliyor.

https://www.facebook.com/media/set/?set=a.675907669115716.1073741842.347536581952828&type=1

Akustik Transdüser/Projektör/Hidrofon ve Malzemelerinin Geliştirilmesi

19.12.2013 Savunma ve Havacılık Dergisi Sayı 158 İbrahim SÜNNETÇİ

Sözleşmesi Meteksan Savunma ile SSM arasında 2o13 içinde imzalanan ‘Değişik Tip Ve Frekansta Akustik Transdüser/Projektör/Hidrofon ve Malzemelerinin Geliştirilmesi’ Projesi; su altı hedeflerinin tespiti ve izlenmesi için konvansiyonel piezoelektrik su altı akustik sensörlerine nazaran daha hassas mesafe ve yön bilgisi sağlayacak, arama, keşif ve gözetleme amaçlı sistemlerde tekli ve/veya çoklu yapılar [dizin] halinde kullanılabilecek, küçük boyutlu ve yüksek hassasiyetli ileri teknoloji akustik dizinlerin geliştirilmesine olanak sağlayan fiber optik akustik algılayıcılar ile akustik vektör sensörlerin milli imkanlarla tasarlanıp geliştirilmesini hedeflemektedir.

https://www.facebook.com/media/set/?set=a.675907669115716.1073741842.347536581952828&type=1

Fiber-Optic Acoustic Sensors (FOAS)

Development of the Fiber Optic Wide Aperture Array: From Initial Development to Production

Bu da benim hedefim   "MILDEN" Milli Denizaltı


Milli Ağır Torpido [AKYA] & Milli Gemisavar Füze [ATMACA]

19.12.2013  Savunma ve Havacılık Dergisi sayı 158 İbrahim SÜNNETÇİ

Milli Ağır Torpido [AKYA]

DzKK’nın 533mm ağır torpido ihtiyacının milli imkanlar ile karşılanması için ArMerKom bünyesinde başlatılan çalışmalar 2oo9’da Genelkurmay Başkanlığı’nın onayı ile somut bir aşmaya geçmiş ve Milli Ağır Torpido Geliştirme Projesi [AKYA] sözleşmesi SSM ile ArMerKom-TüBiTAK ve Roketsan arasında imzalanmıştır. Euro24 Milyon değerindeki sözleşme altında AKYA ağır torpidosunun tasarım ve prototip imalatı gerçekleştirilmiş ve prototip torpido ile ilk test atışı 2o13 yazında icra edilmiştir. İlk atış testi için DzKK’nca yüzer bir platform üzerine 533mm torpido kovanı yerleştirilmiştir. Tasarım çalışmaları ArMerKom sorumluluğunda olan AKYA’nın sonar sistemi TüBiTAK, harp başlığı ve güdüm sistemi ise Roketsan tarafından geliştirilmektedir. AKYA’nın nihai montajı da yine Roketsan tesislerinde gerçekleştirilmektedir.

Milli Gemisavar Füze [ATMACA]

DzKK ihtiyacına binaen RF güdümlü milli bir gemisavar füze sisteminin geliştirilmesini öngören ATMACA Projesi, Euro8o Milyon değerindeki sözleşmenin 2oo9’da imzalanması ile yürürlüğe girdi. Halen Roketsan Ana Yükleniciliğinde prototip imalat çalışmalarına devam edilen Projede Aselsan [RF arayıcı başlık] ve ArMerKom [atış kontrol sistemi ve operatör konsolu prototipleri] gibi yerli firma ve kurumlar da görev almaktadır. SOM ALCM’de olduğu gibi Micro Turbo ürünü TR40 Turbojet Motoru ile güçlendirilen ATMACA Füzesi ile ilk tam atım [komple sistem] atış testinin Mayıs 2o14’ten sonra yapılması bekleniyor. Edindiğimiz bilgiye göre Exocet Gemisavar Füzesi ile benzer kabiliyetlere sahip olacak şekilde tasarlanan ATMACA Füzesinden ilk faz altında atış testleri ve kalifikasyon çalışmaları için 2o dolayında prototip üretilecek.

https://www.facebook.com/media/set/?set=a.675907669115716.1073741842.347536581952828&type=1

X-Band Uydu Muhabere Sistemi Projesi İmza Töreni

20 Aralık 2013

TÜRKSAT 2A uydusu üzerindeki 120 MHz’lik bant genişliğine sahip X Bant Görev Yükünün 2001 yılında devreye girmesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yer sistemleriyle birlikte kullanılmaya başlamıştır. Ancak, X Bant Uydu haberleşme ihtiyacının zaman içinde artması sonucunda toplam 240 MHz’lik bant genişliğinde yeni görev yüklerinin geliştirilmesi ve TÜRKSAT uydularıyla uzaya fırlatılması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Söz konusu ihtiyacın 120 MHz’lik bant genişliğine sahip bölümünün ivedilikle karşılanabilmesi amacıyla TÜRKSAT 4A uydusuna monte edilmesine karar verilmiş ve çalışmalara başlanmıştır. 2014 Şubat ayı içerisinde yörüngeye fırlatılacak olan TÜRKSAT 4A uydusu ile X Bant Görev Yükü kullanıma sunulacaktır.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin uydu üzerinden gerçekleştirdiği haberleşme faaliyetlerinin imkân ve kabiliyetlerini arttırmak amacıyla başlatılan X-Band Uydu Muhabere Sistemi Projesi’nin Sözleşme İmza Töreni, Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile ASELSAN arasında gerçekleştirilmiştir.

http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/hizli/duyurular/etkinlikler/torenler/Sayfalar/20131220_XBAND.aspx

19 Aralık 2013 Perşembe

Katar'a ONUK MRTP34 teslim edilecek

18 Aralık 2013  DenizHaber.Com

Yonca-Onuk tersanesi tarafından Katar Emirliği Deniz Kuvvetleri için inşa edilen ONUK MRTP34 Yüksek Hızlı Hücumbot, 24 Aralık'ta teslim edilecek.

Sınıfının ilk gemisi olan ileri kompozit ONUK MRTP34 Yüksek Hızlı Hücumbot'un teslim töreni Katarlı ve Türkiye'den üst düzey askeri/sivil yetkililerinin katılımıyla 24 Aralık 2013 Salı günü saat 14:30’da yapılacak .

42 knots üzerinde sürate sahip 36,80 metre tam boyda 21 personeli ile yaklaşık 3 gün lojistik destek almadan harekat yapma özelliğine sahip bota Katar Emirliği Bahriyesi’nce ilk İslami deniz zaferi olan THAT ASSUARY (Q-31) adı verildi.

Türkiye ve 7 ülkede 130’un üzerinde ONUK MRTP yüksek hızlı ileri kompozit hücumbot görev yapıyor. Tasarımı ve üretimi tamamen Türk mühendis ve işçisinin eseri olan botların yabancı ülke deniz güçleri tarafından üstün teknolojileri değerlendirilerek seçilmesi Yonca-Onuk ve Türk savunma sanayinin geldiği düzeyin net bir kanıtıdır. ONUK MRTP Hücumbotları 50m ye kadar yüksek hızlı hücumbot konusunda dünya teknoloji lideri kabul ediliyor.

2008 yılında ihraç edilen ONUK MRTP33 (Sokhumi) ile Türkiye’yi dünyada “Kendi tasarımı, kendi üretimi bir savaş gemisine kendi tasarımı, kendi üretimi silah ve sistemleri takabilen” çok seyrek sayıdaki ülkeler sınıfına sokarken Yonca-Onuk bu özellikte bir gemiyi ihraç eden ilk Türk tersanesi oldu. Liman ve ASELSAN A.Ş ürünü Muhafız 30mm Top sistemi ile atışlı seyir deneyimleri Kasım 2013 ayında tamamlanan THAT ASSUARY (Q-31)’in ortaklığı bu geleneğinin bir devamı ve ASELSAN A.Ş. ile devam eden stratejik ortaklığın dünya çapında yeni bir başarası olarak kabul ediliyor.

Katar Emirliği Silahlı Kuvvetleri ile imzalanan 3 adet ONUK MRTP16 Süratli Müdahale Botu ve 3 adet ONUK MRTP34 Karakol/Hücum Botu inşası sözleşmesi kapsamında, tam yükte 65 knot hıza sahip 3 adet ONUK MRTP16 botlarının teslimleri yapılmış olup, başarıyla Katar Deniz Kuvvetlerinde görevlerini yapıyorlar. 3 adet ONUK MRTP34’ün ilki olan THAT ASSUARY (Q-31)’in teslimi sonrasında halen inşaları devam eden diğer iki ONUK MRTP34 botunun da önümüzdeki yıl içerisinde dörder ay arayla teslimi planlanıyor.

ONUK MRTP serisi bütün platformlar, Det Norske Veritas klas ve sertifikasyon kurallarına uygun olarak dizayn ve inşa ediliyor. Aynı zamanda Yonca- Onuk tersanesi, Milli Savunma Bakanlığı tarafından AQAP-2120 NATO Üretim Kalite sertifikası, gizlilik dereceli Tesis Güvenlik sertifikası ve Bureau Veritas’dan alınan ‘’ISO 14001:2004 Çevre Sağlığı ile OHSAS 18001:2007 İş Sağlığı ve Güvenliği sertifikalarına sahip bulunuyor.

Savunma Sanayi Müsteşarlığının ve yerli savunma sanayi firmalarının katkılarıyla Yonca- Onuk bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türkiye ve dost yabancı Deniz Kuvvetleri için çalışmalarını sürdürmeğe devam edecek.

http://www.denizhaber.com.tr/gemi-insa-san./52818/katara-onuk-mrtp34-teslim-edilecek-denizhaber-katar-yonca-onuk-tersane.html

Yerli uçak üretiminde en kritik aşama

15 Aralık 2013  Murat Gürgen

Yerli yolcu uçağı projesinde dört üretici firma ile yapılan görüşmelerin ardından finale iki seçenek kaldı.

Brezilya'dan Embraer ve Kanada'dan Bombardier ile yürütülen görüşmelerden sonuç alınamadı. Her iki firma ile Türkiye'de üretilecek parçalar konusunda anlaşma sağlanamadığı öğrenildi.

Embraer'in uçağın sadece kuyruğunun Türkiye'de üretilmesini kabul ettiği belirtiliyor. Ankara ise uçak teknolojisini edinebilmek için Türkiye'demotor da dahil olmak üzere kapsamlı bir üretim yapmayı hedefliyor. Hal böyle olunca Hollanda'dan Fokker ile Ukrayna'dan Antonov arasında seçim yapılacak. Fokker'ın 'bir adım önde' olduğu gelen bilgiler arasında. Antonov ve Fokker ile pazarlıkların özellikle motor üretimi konusunda yoğunlaştırıldığı belirtildi.

Fokker 100, Antonov AN- 158'e kıyasla daha eski bir ürün olması nedeniyle, daha düşük maliyetiyle bir adımöne çıkıyor. Üretici firma Fokker'ın 1996'da iflas etmiş olması da maliyetler bakımından 'artı puan' niteliği taşırken, hukuki sorunlarmüzakere sürecini uzatıyor. Türkiye'de yapılacak modifikasyonla bu uçakların motorlarının daha verimli hale getirilebileceği ve dünya havayolu pazarına yeniden sunulabileceği düşünülüyor. Maksimum 100 yolcu THY filosunun yerli uçak ile güçlendirilmesi planlanırken, bu sınıftaki uçakların en fazla 100 yolcu kapasiteli olması düşünülüyor.

ALMAN DEVİNDEN ÇIKARMA

Alman havacılık ve teknoloji devi Dornier Aviation'un veliahtı Iren Dornier, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'a, Türkiye'nin üreteceği yerli uçak için 'ortaklık' ya da 'işbirliği' teklifinde bulundu. Dornier, Bakan Yıldırım'la Ankara'da bir buçuk saat görüştü.

http://ekonomi.haber7.com/gundem-veriler/haber/1106021-yerli-ucak-uretiminde-en-kritik-asama

18 Aralık 2013 Çarşamba

Tuğamiral Çakır: Uçak gemisi yapmak bizim için daha kolay

16 Aralık 2013  ERKAN ACAR - BUGÜN GAZETESİ

Türkiye’nin ilk milli savaş gemilerinin yapıldığı İstanbul Tersanesi Komutanlığı kapılarını BUGÜN’e açtı. Tersane Komutanı Tuğamiral Çakır, her türlü suüstü savaş gemisini dizayn edebilecek yeteneğe sahip olduklarını belirterek “Uçak gemisi yapmak bizim için daha kolay” dedi.

Sa­vun­ma sa­na­yi­nin gu­ru­ru ilk mil­li sa­vaş ge­mi­si pro­je­si MİL­GE­M’­i ta­sar­la­yan ve üre­ten İs­tan­bul Ter­sa­ne­si Ko­mu­tan­lı­ğı ka­pı­la­rı­nı BU­GÜ­N’­e aç­tı. Ter­sa­ne Ko­mu­ta­nı Tu­ğa­mi­ral Ah­met Ça­kır, mil­li harp ge­mi­si sa­na­yi­ine as­ke­ri ter­sa­ne­nin sun­du­ğu kat­kı­la­rı an­lat­tı. Türk De­niz Kuv­vet­le­ri Ko­mu­tan­lı­ğı ta­ra­fın­dan MİL­GEM Kor­ve­ti­’nin di­zay­nı­nı ger­çek­leş­tir­mek için 12 Mart 2004 ta­ri­hin­de ku­ru­lan MİL­GEM Pro­je Ofi­si­’n­de sa­vaş ge­mi­si di­zay­nı, en­teg­ras­yo­nu ve in­şa­sı için ge­rek­li tüm alan­lar­da ye­ter­li bil­gi ve be­ce­ri­ye sa­hip 50 ci­va­rın­da mü­hen­dis, lo­jis­tik, kul­la­nı­cı, tek­nik res­sam ve ida­ri per­so­nel gö­rev ya­pı­yor.

MÜTEVAZI ŞARTLAR HAKİM

De­niz Kuv­vet­le­ri­’nin ih­ti­yaç­la­rı­nı kar­şı­la­mak doğ­rul­tu­sun­da di­ğer pro­je­ler­de de yer al­mak için ofi­sin adı 2010 Di­zayn Pro­je Ofi­si ola­rak de­ğiş­ti­ril­di. Bü­yük iş­le­re im­za atan ofis­te çok mü­te­va­zı şart­lar ha­kim. Ofis için ter­sa­ne­de ye­ni bir bi­na in­şa­ası ha­zır­lı­ğı ya­pı­lı­yor. Tu­ğa­mi­ral Ça­kır, 10 yıl ön­ce açı­lan ofi­sin şim­di gel­di­ği nok­ta­yı şöy­le an­lat­tı:

GE­Mİ­YE 240 KM KAB­LO

“2004’te açı­lan ofi­se mü­dü­rü ola­rak 2005’te gö­re­ve gel­dim. MİL­GE­M’­in ilk ge­mi­si­ni 2011’de tes­lim et­tik. 7 se­ne­de hem di­zayn hem in­şa ger­çek­leş­tir­dik. Böy­le bir ge­mi­yi de­fa­lar­ca ya­pan bir ter­sa­ne için bi­le çok id­di­alı bir sü­re. Ta­ma­men ofi­sin öz­gün di­zay­nı olan ge­mi 4,5 yı­lı in­şa ol­mak üze­re 7 se­ne­de ta­mam­lan­dı. MİL­GEM, De­niz Kuv­vet­le­ri­miz­de­ki ben­zer ge­mi­ler­de­ki­ne oran­la en dü­şük per­so­ne­le sa­hip. Er da­hil sa­de­ce 85 per­so­nel gö­rev ya­pı­yor. Bu ye­te­nek yük­sek oto­mas­yon­la ger­çek­leş­miş. Ge­mi­ye yak­la­şık 240 km kab­lo, 9 km bo­ru dö­şen­miş, yak­la­şık 1000 ton yük­sek ka­li­te­de ge­mi in­şa sa­cı kul­la­nıl­mış.”

Tu­ğa­mi­ral Ça­kır, MİL­GEM gi­bi pro­je­ler­de in­san­la­ra gü­ven ka­zan­dır­ma­nın çok önem­li ol­du­ğu­nu be­lir­te­rek, “Yo­la çı­kıl­dı­ğın­da her­kes ürün is­ti­yor­du. O ürü­nü or­ta­ya ko­ya­ma­dı­ğı­mız müd­det­çe ki­şi­le­rin ka­fa­la­rın­da­ki en­di­şe­le­ri yok et­mek müm­kün de­ğil­di­” de­di. Di­zayn ofi­sin­de, bir de­niz ma­yı­nı­nın ge­mi­ye ya­kın bir mev­ki­de pat­la­ma­sı son­ra­sın­da ge­mi­de olu­şa­bi­le­cek et­ki­le­ri­ni si­mü­le ede­bi­li­yor­su­nuz. Ve­ya ge­mi­nin tit­re­şim ana­liz­le­ri­ni özel ya­zı­lım­lar ara­cı­lı­ğı ile ya­pa­bi­li­yor­su­nuz. Ofis ça­lı­şan­la­rı ken­di alan­la­rın­da son de­re­ce pro­fes­yo­nel bir ko­num­da­lar. Tu­ğa­mi­ral Ça­kır, bu­gün ge­li­nen nok­ta iti­ba­riy­le tek­nik altya­pı ve in­san gü­cü ola­rak sa­hip ol­du­ğu­muz ye­te­nek­ler ko­nu­sun­da şu bil­gi­le­ri ver­di:

YA­BAN­CI­LAR HAY­RET EDİ­YOR

“Biz de­ni­zal­tı ko­nu­su­na hâlâ tem­kin­li yak­laş­mak­la be­ra­ber önü­müz­de­ki dö­nem he­def­le­ri içi­ne mil­li de­ni­zal­tı di­zay­nı­nı da koy­duk. Ha­li­ha­zır­da, her tür­lü su­üs­tü sa­vaş ge­mi­si­ni di­zayn ede­bi­le­cek ye­te­ne­ğe sa­hi­biz. ‘U­çak ge­mi­si ya­pa­bi­li­yor mu­su­nu­z’ so­ru­su­na ce­va­ben ‘Ko­la­y’ di­yo­ruz. Çün­kü, bü­yük ge­mi di­zay­nı da­ha ko­lay­dır. Ge­mi kü­çül­dük­çe kı­sıt­la­rı­nız ar­tı­yor, he­men he­men ay­nı sis­tem­le­ri da­ha kü­çük alan ve ha­cim­le­re da­ha dü­şük ağır­lık­lar­la yer­leş­tir­me­niz ge­re­ki­yor. Ge­len ya­ban­cı he­yet­ler Hey­be­li­ada ve Bü­yü­ka­da kor­vet­le­ri­ni gö­rün­ce, bu ka­dar çok sis­te­mi bu ka­dar kü­çük plat­for­ma na­sıl yer­leş­tir­di­ği­mi­ze hay­ret edi­yor. Bu iki ge­mi­nin dün­ya­da­ki çok mak­sat­lı mo­dern fır­ka­teyn­le­rin sa­hip ol­du­ğu özel­lik­ler­den hiç ek­si­ği yok. Ya­ban­cı he­yet­le­rin be­ğe­ni­le­ri bi­zim ulaş­tı­ğı­mız se­vi­ye­nin en önem­li ka­nı­tı­dır.”

Fırkateyn projesiyle teknolojik sıçrama olacak

İstanbul Tersanesi Komutanlığı, MİLGEM Projesi ile Denizaltı Savunma Harbi ve Keşif Karakol Gemileri inşa ediyor. Bu proje ile kazanılan tecrübe ve bilgi birikimi sonucu Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın hava savunma harbi firkateyni ihtiyacını karşılamak maksadıyla MİLGEM Projesi ile inşa eden gemilerin yaklaşık 2,5-3 katı büyüklükte olacak Hava Savunma Harbi Fırkateyni’nin dizayn ve inşa edileceği TF-2000 Projesi’ne başlandı. Tuğamiral Çakır, TF-2000 Projesi kapsamında yapılacak gemilerin özelliklerini şöyle anlattı:

400 KM MENZİLDEN TEŞİS

“İnşa edilecek platformlar tanımlanmış hava resmini asgari 400 km menzilden itibaren tesis edebilecek, tahsis edilen uçakların 3 boyutta kontrol edilmelerini sağlayabilecek. Kuvvet hava savunması yapmasına imkân sağlayacak uzun menzilli satıhtan, havaya güdümlü mermi sistemlerine sahip, kendini savunma maksatlı satıhtan havaya güdümlü mermilerle aynı anda taarruz eden çok sayıda satha yakın seyreden güdümlü mermiye karşı savunma sağlayabilecek nitelikte, hava savunma yeteneği yanında, bekasını sağlayabilecek nitelikte denizaltı savunma ve su üstü harbi sistemlerine sahip olacak.”

TF-2000 Projesi kapsamında yapılacak platformun temel algılayıcılarından biri olan çok maksatlı faz dizili radar sisteminin mümkün olduğunca milli olanaklarla gerçekleştirilmesini sağlamak üzere çalışma başlatılmasına karar verildiğini ifade eden Tuğamiral Çakır, bu çalışma kapsamında SSM ile ASELSAN A.Ş. arasında 2 Eylül 2013’te sözleşme imzalandığını belirtti.

8 YIL İÇİNDE TAMAMLANACAK

Tuğamiral Çakır, “TF-2000’in ana sensörü olan ‘Çok Amaçlı Faz Dizili Radar’ın (ÇAFRAD) geliştirme faaliyetlerine başlandı. Projenin ilk safhası olan Teknolojik Gösterim Fazı’nın 60 ay, nihai ürün fazının ise önümüzdeki 8 yıl içinde tamamlanması planlanıyor. Sadece ABD, Hollanda ve Avustralya gibi ülkeler tarafından üretilmekte olan bünyeye sabit antenlere sahip faz dizinli radarların Türkiye’de üretilmesiyle bu konuda teknolojik sıçrama gerçekleştirilmiş olacak” dedi.

MiLGEM güven oluşturdu

“Ne­den bu­gü­ne ka­dar mil­li ge­mi­mi­zi ya­pa­ma­dı­k” so­ru­su üze­ri­ne Tu­ğa­mi­ral Ça­kır şun­la­rı söy­le­di: “Tür­ki­ye­’de çok iyi se­vi­ye­de ye­tiş­miş, dün­ya­nın en iyi üni­ver­si­te­le­rin­den me­zun ol­muş çok sa­yı­da mü­hen­dis var. Alan­la­rın­da dün­ya ça­pın­da pro­je­le­re im­za atı­yor­lar. Önem­li olan bu bil­gi ve be­yin gü­cü­nü or­ga­ni­ze edip bel­li bir he­de­fe yön­len­di­re­bil­mek. MİL­GEM pro­je­si ön­ce­sin­de bu gü­cün far­kın­da­lı­ğı ye­ter­li se­vi­ye­de de­ğil­di. Far­kın­da­lı­ğın ye­ter­li ol­ma­ma­sı se­be­biy­le ken­di mü­hen­di­si­mi­ze gü­ven de ye­ter­li se­vi­ye­de de­ğil­di. Bu se­bep­le mil­li di­zayn bir sa­vaş ge­mi­si­ne sa­hip ol­ma he­de­fi sü­rek­li er­te­len­di. MİL­GEM pro­je­sin­de ilk de­fa far­kın­da­lık ve ne­ti­ce­sin­de gü­ven tam an­la­mıy­la oluş­tu ve bü­yük­le­ri­miz bi­ze bu pro­je­yi ger­çek­leş­tir­me şan­sı­nı ta­nı­dı. Bu pro­je bu an­lam­da bir dö­nüm nok­ta­sıy­dı. Ger­çek­leş­tir­di­ği­miz tak­dir­de, bir da­ha sa­vaş ge­mi­si te­da­ri­ki için yurt­dı­şı fir­ma­la­ra yön­len­me­ye­cek, ken­di öz­gün di­zay­nı­mı­za sa­hip ve ta­ma­men De­niz Kuv­vet­le­ri­mi­zin ih­ti­yaç­la­rı doğ­rul­tu­sun­da şe­kil­len­miş sa­vaş ge­mi­le­ri­ne sa­hip ola­cak­tık. Ak­si­ni dü­şün­me­dik bi­le. Çün­kü ba­şa­rı­sız ol­du­ğu­muz tak­tir­de en az bir 10-15 se­ne da­ha böy­le­si bir im­kân bi­ze ta­nın­ma­ya­cak­tı. O yüz­den tek al­ter­na­ti­fi­miz ba­şar­mak­tı. Ge­li­nen nok­ta hem bi­zim hem de ül­ke­mi­zin ge­le­ce­ği için çok önem­li. Son­ra­sı için he­def­le­ri­mi­zi çok iyi be­lir­le­me­miz la­zım. Bu gü­ne ka­dar ge­liş­miş ül­ke­le­ri ya­ka­la­ma­ya ça­lış­tık. Bi­ri­le­ri­nin pe­şin­den koş­mak de­ğil, bi­ri­le­ri­nin git­ti­ği he­de­fi gö­rüp o he­de­fe iler­le­me­miz la­zım. Ak­si tak­dir­de hep ar­ka­da kal­ma­ya mah­kum olur­su­nuz. Bu ne­den­le ül­ke ola­rak kri­tik tek­no­lo­ji­ler açı­sın­dan he­def be­lir­le­yip on­la­rın pe­şin­den koş­ma­mız la­zım.”

Sivil tersanelerden hiçbir şey esirgemiyoruz

As­ke­ri ter­sa­ne­le­re olan ih­ti­ya­cın hiç­bir za­man bit­me­ye­ce­ği­ni söy­le­yen Tu­ğa­mi­ral Ça­kır, 2001 yı­lın­da MİL­GEM iha­le­si­ne ilk çı­kıl­dı­ğın­da hiç­bir Türk fir­ma­sı­nın öz­gün di­zayn ile tek ba­şı­na iha­le­ye gir­me­di­ği­ni kay­de­de­rek şöy­le ko­nuş­tu:

MİLGEM MANTIĞINA AYKIRI

“Hep­si­nin or­ta­ğı ya­ban­cı ter­sa­ne ve­ya di­zayn fir­ma­sıy­dı. Ve o iha­le MİL­GEM man­tı­ğı­na ay­kı­rı ol­du­ğu için ip­tal edil­di. Bu gi­ri­şi­min ba­şa­rı­sız ol­ma­sı son­ra­sın­da De­niz Kuv­vet­le­ri, Sa­vun­ma Sa­na­yi Müs­te­şar­lı­ğı ile be­ra­ber önem­li bir so­rum­lu­lu­ğu alıp MİL­GEM sü­re­ci­ne baş­la­dı. As­lın­da, ben bu sü­re­ci 1923’te ya­pı­lan İz­mir İk­ti­sat Kon­gre­si­’n­de alı­nan ka­ra­ra ben­ze­ti­yo­rum. O kon­gre­de de sa­na­yi dev­ri­mi­nin ge­ri­sin­de ka­lın­dı­ğı, ive­di­lik­le sa­na­yi­leş­me ata­ğı­nın ya­pıl­ma­sı ge­rek­ti­ği be­lir­til­miş an­cak özel sek­tör­de sa­na­yi­leş­me ata­ğı­nı ger­çek­leş­ti­re­cek ser­ma­ye ol­ma­ma­sı ne­de­niy­le dev­le­tin bel­li sek­tör­ler­de ön­cü ol­ma­sı­ ka­ra­rı alın­mış­tır. MİL­GEM pro­je­sin­de de dev­let bu sek­tör­de­ki boş­lu­ğu dol­du­ra­cak şe­kil­de öne çı­ka­rak bir il­ki ger­çek­leş­tir­miş­tir. Mil­li ola­rak ger­çek­leş­ti­ri­le­cek pro­je­le­rin ön­cü­sü, lo­ko­mo­ti­fi ol­duk. Ül­ke­de bu pro­je­le­rin ve da­ha ni­ce­le­ri­nin ger­çek­leş­ti­re­bi­le­ce­ği­ne da­ir gü­ve­ni oluş­tur­duk. Si­vil ter­sa­ne yö­ne­ti­ci­le­ri­nin ön­le­rin­de­ki be­lir­siz­li­ği yok ede­rek da­ha ko­lay risk al­ma­la­rı­nı sağ­la­dık. Si­vil ter­sa­ne­ler­le, ka­ra­kol bo­tu ve çı­kar­ma ge­mi­si pro­je­le­rin­de MİL­GEM pro­je­si es­na­sın­da el­de et­ti­ği­miz de­ne­yim­le­ri ve bil­gi­le­ri hep pay­laş­tık, her ko­nu­da des­tek ver­dik. Hiç­bir şe­yi esir­ge­mi­yo­ruz. Bu top­ye­kûn bir kal­kın­ma pro­je­si. Da­ha bü­yük he­def­le­re hep bir­lik­te eri­şe­ce­ğiz.”

Sivil kurumsal kültür oluşturmalı

MİLGEM projesinin 5, 6, 7 ve 8. gemilerinin sivil tersanede yapılacağını hatırlatan Tuğamiral Çakır, sivil sektörde büyük projelere imza atılabilmesi için kurumsal kültürün oluşması gerektiğini kaydederek şöyle dedi: “Sivil tersanelerimiz bu gemileri yapabilecek seviyede. En önemli unsur insan gücü. Altyapıda eksikleri yok ancak insan kolay yetişmiyor. Deniz Kuvvetleri’nin 40 yılı aşkın eğitim ve personel politikalarının sonucu olarak MİLGEM gibi iddialı projeyi başarıyla yaptık. Sivil tersaneler de personel yetiştirilmesine önem vermeli, kurumsal kültürün oluşması için ciddi adımlar atmalı. Türkiye’nin en iyi mühendislerini bir araya getirip uzay gemisi yapalım diyemiyorsunuz. Tuğlaları üst üste koyarak bir yere geliniyor.”

185 parça yüzer unsura 7/24 hizmet

İs­tan­bul Ter­sa­ne­si Ko­mu­tan­lı­ğı’nın sa­de­ce as­ke­ri ter­sa­ne­le­re ge­mi in­şa fa­ali­yet­le­ri ic­ra et­me­di­ği­ne dik­kat çe­ken Tu­ğa­mi­ral Ça­kır, “Bi­zim iş gü­cü­mü­zün yak­la­şık yüz­de 65-70’i, so­rum­lu­lu­ğu­muz al­tın­da­ki De­niz Kuv­vet­le­ri Ko­mu­tan­lı­ğı­’na ait 185 par­ça yü­zer un­su­run ona­rım, ta­di­lat ve mo­der­ni­zas­yon fa­ali­yet­le­ri­ne ay­rıl­mış­tır. Ba­kım ve ona­rım hiz­me­ti sa­de­ce ter­sa­ne or­ta­mın­da kal­ma­yıp yur­ti­çin­de ve yurt­dı­şın­da yü­zer bir­li­ğin bu­lun­du­ğu her mev­ki­de ba­şa­rıy­la ger­çek­leş­ti­ril­mek­te­di­r” de­di.

Bir baş­ka de­yiş­le 7 gün 24 sa­at, dün­ya­nın her böl­ge­sin­de ge­mi­le­ri­mi­ze ke­sin­ti­siz ona­rım hiz­me­ti ve­ril­di­ği­ni vur­gu­la­yan Ça­kır, “ABD ve Al­man­ya­’dan ge­len he­yet­ler da­hil, ge­mi­yi ve ter­sa­ne­mi­zi ge­zen as­ke­ri he­yet­ler ‘En­düs­tri­niz çok ge­liş­miş bi­le ol­sa De­niz Kuv­vet­le­ri ola­rak bu bi­ri­ki­mi­ni­zi mut­la­ka mu­ha­fa­za edin. Biz bu­nu yap­ma­dık ama şim­di çok piş­ma­nız an­cak sü­re­ci ge­ri dön­dü­re­mi­yo­ru­z’ di­yor. Tüm bu se­bep­ler­den do­la­yı, as­ke­ri ter­sa­ne­le­ri­miz De­niz Kuv­vet­le­ri­mi­z’­in be­ka­sı için son de­re­ce önem­li bir hu­sus­tu­r” di­ye ko­nuş­tu.

http://gundem.bugun.com.tr/bizim-icin-daha-kolay-haberi/898952

17 Aralık 2013 Salı

İhracat Rekortmeni FNSS’den Bir İhracat Daha

10.12.2013

Türk Savunma Sanayii'nin ihracat rekortmeni ve kara sektörü lideri FNSS Savunma Sistemleri A.Ş. dost ve müttefik bir Ortadoğu ülkesiyle M113 zırhlı muharebe aracı modernizasyonu için 360 milyon dolar tutarında yeni bir sözleşme imzaladı.

Bu sözleşme ile FNSS, anılan dost ülkede imzaladığı sözleşme sayısını 6'ya çıkararak, bir şirketin ve ürünlerinin güvenilirliğinin yeni ihracat sözleşmeleri imzalamak için ne kadar önemli olduğunu ispatladı. Bu sözleşme kapsamında üretilecek araçlar, dünyadaki diğer modernize edilrniş M113 araçlarından performans ve güvenilirlik açısından çok daha ileri bir seviyede olacak.

2004 yılından bu yana, anılan ülkede büyük bir askeri tesisi işleten, Türk ve yerel personeli istihdam eden FNSS, bu tesiste gerek yeni zırhlı muharebe aracı üretimi, gerekse muharebe aracı modernizasyonu gerçekleştirmektedir.

Dünya'nın ilk 10 kara savunma sektörü şirketi arasında yer alan FNSS'nin, bu sözleşme ile birlikle, Ortadoğu ülkelerine yaptığı zırhlı muharebe aracı ihracatı toplamda 1 milyar doları aşmış oldu.

Dünya zırhlı araçlar piyasasında Türk bayrağını gururla dalgalandıran FNSS, imzaladığı bu sözleşme ile 500 milyon dolar yıllık ciro hedefine bir adım daha yaklaştı.

http://www.fnss.com.tr/haber/ihracat-rekortmeni-fnssden-bir-ihracat-daha

ÇÇ: Suudi Arabistan

Turkey, Europe should cooperate more in defense sector, say officials

Burak BEKDİL December 17 2013

Turkey’s defense officials tend to encourage their European counterparts for joint programs. Developing joint projects and building multinational consortiums in aerospace and aviation may represent a fresh start for both Turkey and Europe

Turkey’s defense procurement officials tend to encourage their European counterparts for joint programs like a potential European UAV program.

“Unless we find large-scale joint programs in aviation Europe may tend to lose its attraction as a center of defense industry excellence,” Turkey’s top defense procurement official, Murad Bayar, told Hurriyet Daily News. “We must develop ideas for multinational solutions in aerospace.”

“Europe needs a UAV and we think we are a good candidate with individual countries,” Bulent Batmaca, Anka’s maker TAI’s Market Development Chief, told the Wall Street Journal recently. Batmaca said TAI is also in early stage talks with NATO about possible drone programs.

Most European drone programs remain unfinished or report little progress due to funding problems and/or because their potential customers often go for U.S. or Israeli options.

Shortly before the 2011 parliamentary elections, passersby noticed a campaign billboard by the ruling party that read: “Our [military] aircraft is in the skies!” “Our” meaning entirely Turkish, “aircraft” meaning a drone and “skies” meaning skies. The Anka, Turkey’s first indigenously built unmanned aerial vehicles (UAV) was really –and briefly—in the skies but only to make a couple of crash landings. No one knew that the “entirely-Turkish aircraft sported a foreign engine, automatic take-off and landing system, landing gear, mission computer, in addition to its Persian name.

But relative success followed and last month the Turkish government made its first order for an initial batch of 10 Ankas. These will be produced and delivered between 2016 and 2018.

Earlier this year, the Anka had passed acceptance tests. The final, decisive tests on involved a full endurance, 18-hour flight, successful auto landing, data link performance at a distance of 200 kilometers under winds up to 45 knots, and night take-offs and landings (the Anka is a medium-altitude, long-endurance drone. Such UAVs usually can operate for 24 hours at an altitude of 10,000 feet).

Turkey even decided to add satcom capabilities to the Anka – a feature defense experts view as an ideal solution to UAV operations because that capability enable extended-range data capture and transfer, a kind of ‘multiplier.’ The aircraft’s design would evolve over time after consultations with the Air Force about what modification or additions might be needed.

Just when things were going relatively smoothly reports said that the Anka crashed during operational test flights near Batman where it was being operated at a special military base for UAVs.

TAI said that the reason for the crash was unknown but was being technically investigated.

The crash came at a time when Ankara was trying to promote the idea of a Turkey-led European consortium to produce a next generation UAV. Losing much of their hopes on marketing the Anka to Egypt and other friendly countries in the Middle East due to Turkey’s tensions with some of these fellow Muslim nations, Turkish defense exporters are now looking at Europe with hopes to make the Anka a lead model for any future European initiative for a multinational consortium. Off-the-shelf sales of the Anka are also an option.

http://www.hurriyetdailynews.com/turkey-europe-should-cooperate-more-in-defense-sector-say-officials.aspx?pageID=238&nID=59307&NewsCatID=483

Barış Kartalı hangi tatbikatta denendi?

12/12/13 Muhammet METİN/Kokpit.aero

Türk Hava Kuvvetleri envanterine, 2007’de girmesi planlanan ancak radar sistemlerinde yaşanan sorun nedeniyle aradan 6 yıl geçmesine rağmen teslim edilemeyen Barış Kartalı uçakları, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)'nin 18-22 Kasım 2013 arasında Antalya Körfezi'nde gerçekleştirilen elektronik harp denemeleri tatbikatına katıldılar.

YETENEKLERİ TEST EDİLDİ

Hava Kuvvetleri'ne ait bir adet Havadan İhbar ve Kontrol (HİK) uçağı tatbikat'da, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri unsurları ile koordineli bir şekilde operasyonel kabiliyetini test etti. Tatbikat, TSK unsurlarının elektronik harp etkinliğini belirlemek, teknik/taktiklerini değerlendirmek ve platformlar arasında uyum sağlamak maksadıyla gerçekleştirildi. Tatbikata, Kara, Deniz ,Hava Kuvvetleri Komutanlığı, TÜBİTAK-BİLGEM ve ASELSAN katıldı.

BAKIM ZAMANI GELDİ

Havadan İhbar Kontrol (HİK) görevlerinde kullanılacak uçak, Boeing 737-700 gövdesine ve 800 serisi kanatlara sahip. Gövde üzerinde ise Northrop Grumman imalatı Top Hat radar bulunuyor. Teslimatı yapılamayan Barış Kartalı uçaklarının büyük bakımları yaklaştı. THY Teknik tesislerinde yapılacak bu bakımlarla ilgili anlaşma, geçtiğimiz temmuz ayında imzalandı. ilk uçağın C bakımının Haziran 2014’te ve D bakımının da Ağustos 2014’te yapılması planlanıyor.

http://kokpit.aero/havakuvvetleri-bariskartali-tatbikat

15 Aralık 2013 Pazar

F-16 SİMÜLATÖR EĞİTİM MERKEZİ

ASELSAN’ın ikincil halka arzı 2014’ün ilk yarısında

11 Aralık 2013  Mehmet KAYA

ASTANA- ASELSAN Genel Müdürü Cengiz Ergenaman, şirketin ikincil halka arz planlarında bir değişiklik olmadığını, piyasa durumu ve TUSAŞ'ın halka arzını gözeterek tarihi belirlenmek şartıyla 2014'ün Nisan-Mayıs aylarında ikincil halka arzı gerçekleştireceklerini açıkladı. ASELSAN'ın Kazakistan devlet şirketi ile birlikte kurduğu şirketin açılış töreni nedeniyle Astana'da bulunan Cengiz Ergeneman gazetecilerle bir araya geldi. Ergeneman, şirketin askeri ve sivil uyarlamaları bulunan kapsamlı yeni teknolojilerle ilgilendiğini ve yeni yatırımlara hazırlandığını açıkladı.

Halka arz devam ediyor, Ankara Temelli'de füze sistemleri yatırımı için yer aldık

Cengiz Ergeneman ASELSAN'ın ikincil halka arzına ilişkin olarak halka arza aracılık edecek kuruluşun ihaleyle seçildiğini, ihale yönteminin de belirlenen 10 yerli, 10 yabancı kuruluşun ortaklıklar kurarak, yerli firmanın pilotluğunda teklif vermesi şeklinde olduğunu belirtti. Yapılan ilk ihalede, seçilen şirketin Halk Yatırım olduğunu, Merrill Lynch'in de bu şirketin partneri durumunda olduğunu hatırlatan Ergeneman, “Sanki Merrill Lynch tek başınaymış, vaz geçince halka arz durmuş gibi algılandı. Böyle bir durum yok. Şu anda ihalede ikinci sırada olan şirketle görüşme devam ediyor. Garanti Yatırım ikinci sıradaydı” dedi. Kısa süre önce ABD yönetiminin Türkiye'nin uzun menzilli hava savunma sistemi alacağı Çin şirketi CPMIEC'in ABD'nin yasaklı listesinde bulunması ve bu projede ASELSAN'ın olası partner şirketlerden biri olması nedeniyle Merrill Lynch'i uyardığı belirtilmiş, şirket de ASELSAN'a mektup göndererek çekildiğini bildirmişti.

Cengiz Ergeneman, aracılık hizmetini verecek şirketin belirlenmesinin ardından, halka arz tarihinin belirlenmesi dahil yöntem ve miktara ilişkin teknik detaylar konusunda karar verileceğini, kendilerinin 2014'ün ilk yarısında halka arzın gerçekleşmesini beklediklerini kaydetti. TUSAŞ'ın (TAI) halka arzının da söz konusu olduğunu hatırlatan Ergeneman, bu satışla çakışmaması ve piyasa durumuna göre bir tarih belirleneceğini, bu aşamada Nisan-Mayıs ayları gözlediklerini kaydetti.

Ergeneman halka arzın, ASELSAN'ın Gölbaşında tamamlanma aşamasındaki 200 milyon dolarlık yatırım, şirket satın almaya yönelik planlar, Temelli'ye yapılacak olası yatırımlar ve ihracatın 200 milyonlu seviyelere gelmesi nedeniyle ortaya çıkan işletme gideri yükselişlerini karşılamak olduğunu vurguladı. Cengiz Ergeneman, ASELSAN'ın orta vadeli hedeflerinin, yüzde 25'i ihracattan olmak üzere 1,5 milyar dolar ciro olduğunu kaydetti.

Şirketin, geleceğe yatırım olarak 21 ayrı üniversite ile 115 milyon TL tutarında araştırma destek fonu yürüttüğünü belirterek, buralarda oluşacak yeni teknolojilere bağlı yeni ürünleri ASELSAN'ın da ortak olacağı şirketlerle üretmek şeklinde nihai amacı olan bir süreci yönettiklerini kaydetti. Ergeneman, ABD pazarına doğrudan girebilmek için o ülkede bir şirket satın almanın gündeme gelebileceğini, bunun yanında üretim yeteneği ya da teknoloji amacıyla şirket satın alma fırsatlarını gözlediklerini açıkladı. ASELSAN Genel Müdürü, bu amaç içeriğinde Güney Afrika'da elektro-optikte tasarım yeteneği bulunan bir şirketi satın almak istediklerini ancak süreçte zorlanmalarına rağmen araştırma bölümünü satın aldıklarını, üretim bölümlerinin de Alman firma tarafından satın alındığını kaydetti.

“Uzun menzilli hava savunma için kritik teknolojiye erişiyoruz, biz yaparız”

Ergeneman, Türkiye'nin Çin sistemini tercih ettiğini açıklamasının ardından ABD'nin savunma sanayii konusunda Türkiye'yi baskı altına aldığı bir ortamda, ASELSAN'ın uzun menzilli hava savunma sistemi geliştirme kapasitesi bulunduğunu da açıkladı. Hava savunmada genel olarak insanların füzelere odaklandığını belirten Ergeneman, aksine hava tehdidini algılayan radar sistemi ile algılanan tehdidi analiz edip belirli bir noktada vurmayı yöneten, hesaplama, güdüm ve roketin algılayıcı başlığı sistemlerinin esas belirleyici teknoloji olduğunu kaydetti. Bu çapta sisteme sahip 4 çözüm bulunduğunu belirten Ergeneman, ASELSAN'ın da işin temelini oluşturan algılama gücünü veren radar galyum nitrat temelli teknolojiye sahip olmak için çalışma yürüttüğünü belirterek, bu madde kullanılarak transistör üretme aşamasında bulunulduğunu kaydetti. Bu teknolojiye sahip olunmasıyla uzun menzilli hava savunma sistemini, ürün bağımsızlığını sağlayacak biçimde üretme imkanı sağlanacağını kaydeden Ergeneman, TF-2000 olarak bilinen hava savunma görevi ağırlıklı milli fırkateyn projesi için hali hazırda algılama-atış ve vurma görevlerinin tamamını yöneten sistemi geliştirme çalışmalarının bulunduğunu kaydetti.

Ergeneman, bütün bunların uzun menzilli hava savunma sistemini oluşturma kapasitesini ortaya koyduğunu belirterek, “Bu bir geliştirme süreci. Elbette zamana ihtiyaç oluyor. Karar verme konusunda geçen zaman, ürüne sahip olmayı da geciktiriyor. Bence hemen karar vermeliyiz, biz bu kapasiteye sahibiz” dedi.

ASELSAN'ın hava savunma sistemleri konusunda iddiasını sürdürdüğünü belirten Ergeneman, Ankara yakınlarındaki Temelli bölgesinde füze sistemleri ağırlıklı olmak üzere 400 dönümlük üretim ve test sahası olarak kullanılabilecek bir arazi satın aldıklarını açıkladı.

Sivil teknolojilerde büyüyeceğiz yeni şirket kurulabilir, trenler ilgilendiğimiz konu

ASELSAN'ın 400 alt yüklenici ile birlikte çalıştığını hatırlatan Ergeneman, bu üreticiler sayesinde çok çeşitli alanlarda yeteneklerini kullanabildiklerini kaydetti. Raylı sistemlerin bunlardan biri olduğunu kaydeden Ergeneman, elektrikli trenlerde klasik anlamda bir lokomotif olmadığını, tren tekerlerini yöneten çok sayıda elektrik motorunun güç sağladığını hatırlattı. Bu motorların eşgüdüm içinde ve aynı güç seviyesinde vhareket ya da durmasını sağlayan teknolojinin ana unsuru oluşturduğunu belirten Ergeneman, ALTAY tankı taretinin hareket halinde stabilizasyonunu sağlayan elektrik motorları sistemi yönetimini oluşturduklarını, bu yeteneğin elektrikli trenlerdeki güç sistemi yönetimini de oluşturmaya imkan verdiğini vurguladı. Türkiye'nin çok sayıda şehir içi tren projesi yürüttüğünü kaydeden Ergeneman Ankara'daki alt yüklenicileriyle birlikte bu konuda çalıştıklarını, platform üreticisi olması halinde sistemi uygulayabileceklerini açıkladı.

ASELSAN'ın sivil uyarlama konusunda 4-G teknolojisini geliştirme görevini üstlendiğini hatırlatan Ergeneman, bu sistemlerin üretiminin de sözkonusu olduğu ortamda, yürüyen sivil teknoloji ürünlerinin de üretiminin askeri ürünlerle bir arada olmasının çeşitli sakıncalar doğurabileceğini, sivil ürünler için ayrı bir şirket ve üretim hattının sözkonusu olacağını açıkladı.

ASELSAN'ın ilgilendiği bir diğer konunun havacılıkta kullanılan elektronik ekipmanlar olduğunu belirterek, bu konuda askeri platformlara yönelik kapsamlı sistemler üretildiğini ve yetenekleri bulunduğunu kaydetti. Sivil hava araçları için üretici sertifikası alma sürecini yürüttüklerini kaydeden Ergeneman, buradaki stratejilerin çok sayıda elektronik ürünü üretmek değil, uçaklarda kullanılan bir ürünün, uçakların tamamı için üretilmesi olduğunu, THY'nin ya da diğer özel havayolu şirketlerinin uçak satın almalarından hareketle, pay almayı amaçladıklarını vurguladı.

Cengiz Ergeneman, Vestel tarafından geliştirilen taktik insansız hava aracı Karayel'in lazer işaretleme ve görüntüleme sistemi satın alma girişiminin ABD'de veto edilmesinin ardından, Vestel'in mevcut ASELSAN ürününe yönelik daha önce bir girişimde bulunup-bulunmadığı sorusuna ise ASELFlir serisinin Vestel'in ürününe uyarlanması gerektiğini, Vestel'in de bu sürenin fazla olabileceği endişesiyle hazır alıma yöneldiğini kaydetti. ASELSAN'ın bu serisine yönelik olarak bilgi de veren Cengiz Ergeneman, ANKA uçağı için yeni seri bir cihaz geliştirdiklerini ve mevcut görüntüleme işaretleme sisteminin yarı ağırlığında olacağını, ANKA'nın seri üretim modellerine takılacağını açıkladı.

ASELSAN turizmi: Bazı aileler ASELSAN'da çalışan çocuklarına “öyle yer mi olur” diyor

Cengiz Ergeneman, son bir yıl içinde ASELSAN'ı 18 bini yabancı olmak üzere 100 bin kişinin ziyaret ettiğini açıkladı. Pazarlama vb. işbirlikleri için gelenler hariç, sadece görmek amacıyla gelenlerin bu sayıya ulaştığını kaydeden Ergeneman, “Ankara'nın en çok gezilen yerlerinden biriyiz” diye konuştu.

Ergeneman, ASELSAN'da çalışan gençlerin ailelerine işyerlerini anlattığında, “öyle yer mi olur” diyenlerle karşılaştığını aktarmaları üzerine, çalışanların aile ve yakınlarına yönelik ziyaret programı da açtıklarını ve gruplar halinde düzenli olarak bu ziyaretlerin kabul edildiğini belirtti.

Platform satmalıyız ama platform yok

ASELSAN'ın tek tek ürün ya da sistem satmak yerine, platform halinde üzerine cihazları takılmış sistemleri satmanın çok daha karlı olduğunun farkında bulunduğunu kaydeden Ergeneman, bu amaçla zaman zaman “platformcu olsak mı?” diye düşündüklerini söyledi. Ergeneman, “Bir platforma baktığınızda -ister kara, ister deniz olsun- elektronik sistemleri ve güç-aktarma organlarını çıkardığınızda geriye kalan unsurların fiyatı bu ikisinden daha düşük. Güç ve aktarma sistemini de dışardan alıyorsanız geriye ne kalıyor.. Bizim düşündüğümüz de bu.. Platform olarak bir sistem satmak istiyoruz, çünkü en yüksek gelir böyle sağlanıyor. Hatta bizim sistemimizi satın alın, platformun ücretini indirim olarak veriyoruz denebilir” diye konuştu.
...
http://www.dunya.com/aselsanin-ikincil-halka-arzi-2014un-ilk-yarisinda-211431h-p1.htm

Bakan Yılmaz: Ambargo müttefiklikle bağdaşmaz

10 Aralık 2013  Mehmet KAYA

ASTANA- Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Türkiye'nin uzun menzilli hava savunma sisteminde Çin firmasını tercih etmesinin ardından ABD'nin Türk şirketlerine yönelik kısıtlama haberlerini değerlendirirken, Türkiye'nin müttefiklerinden herhangi bir ambargo girişimini beklemediğini söyledi.

İsmet Yılmaz, Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nın (SSM) Astana irtibat ve tanıtım ofisinin açılışına katıldı. Burada gazetecilerin sorularını yanıtlayan yılmaz, Türkiye'nin bir ambargo durumunda savunma sanayiinin vakit kaybedeceğini ancak er veya geç kendi sistemlerini geliştireceğini söyledi.
...
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, uzun menzilli füze alımında Çin firması ile görüşmelerin başlamasının ardından peş peşe gelen Türk firmalara yönelik olarak ABD'nin Türk firmalarına yönelik engellemeleri haberleri hatırlatılarak, “Ambargo olabilir mi?” sorusuna yanıt verdi.Yılmaz, “Bir ambargo beklemiyoruz, olmaması da gerekir. Müttefiklerimizden böyle bir tavır geleceğini düşünmüyorum. Müttefik demek, eğer bir savaş olursa biz seninle birlikte savaşacağız demektir. Bu ortadayken müttefiklerinize güvenmeniz lazım” dedi. İsmet Yılmaz, olası bir ambargonun ise “Türkiye'yi güçlendireceğini” söyledi.

Dışarıdan alım yapılması gerektiği durumlarda alınamamasıyla sonuçlanacak bir sürecin projeleri yavaşlatacağını ancak durdurmayacağını söyleyen Yılmaz, “Her yılıkış bir yürüyüş öğretir. 1974'te de benzer bir durum oldu ama Türkiye bunun sonucunda kendi savunma sanayiini geliştirmeye başladı. Projelerde aksamalar olur ama durmaz, er veya geç kendimiz geliştirerek bunu yaparız. Bizi güçlendirir. Ambargo beklemiyoruz, olmaması gerekir..” dedi.
...
Yılmaz, TSK'nın 2033'e kadar yeniden yapılanmayı içeren bir doküman hazırlığı içinde de olduğunu belirten Yılmaz, bu doğrultuda yeni bir düzenleme için zaman geçmesi gereğinin görüldüğünü belirtti. İsmet Yılmaz, yoklama kaçaklarıyla ilgili alınan tedbirler, sürenin kısalması ve terör eylemlerindeki azalmanın etkisiyle askere gitmek için başvuranların sayısında ciddi artış görüldüğünü de belirtti.

Düşen ANKA insansız hava aracı test amaçlı üretilenlerden

İsmet Yılmaz, Batman'da düşerek kırıma uğrayan TAI'nin geliştirdiği insansız hava aracı ANKA'nın düşüş nedeniyle ilgili incelemelerin devam ettiğini belirtti. Uçağın seri üretim kapsamında olmadığını hatırlatan Yılmaz, Nisan ayından bu yana uçuş testlerine tabi tutulan bir uçağın düştüğünü belirtti.

Yılmaz, ANKA'nın geliştirme safhasında daha önce de kaza yaşandığını hatırlatarak, “Her kazadan sonra yapılan incelemeyle daha sonra yapılacak uçakların daha iyi olması sağlanıyor. Bir önceki kazadan sonra öğrendik ki uçağımızın içine koyduğumuz beyini bizim üretmemiz gerekiyor. Bu bir süreç” dedi.Türk savunma sanayii ürünlerinin ihracat şansı var ama önce TSK envanterine girmesi gerekliTürkiye'nin son dönem geliştirme çalışmalarını yürüttüğü ALTAY tankı, ANKA insansız hava aracı, MİLGEM, ATAK helikopteri gibi platformların ihracat şansını yüksek gördüklerini de belirten Yılmaz, burada esas önemli olan unsurun bütün bu ürünlerin kabullerinin yapılarak seri üretim safhasına geçilmesi ve TSK'nın envanterine girmesi olduğunu belirtti.

İsmet Yılmaz, tamamlanan ürünlerin TSK envanterine girmesinin ardından talep gördüğünü de belirterek, BMC'nin mali güçlüğe girerek üretimini durdurmasının ardından belirsizliğe giren ve daha sonra BMC'nin kamuya devredilerek yeniden üretime başladığı mayına dayanıklı personel taşıma aracı KİRPİ'nin Tunus'tan sipariş aldığını da açıkladı.

http://www.dunya.com/bakan-yilmaz-ambargo-muttefiklikle-bagdasmaz-211298h.htm

14 Aralık 2013 Cumartesi

MILGEM 2013 Milli Savaş Gemisi Tanıtım Filmi

'Nükleer Bombalar' ASELSAN'a emanet

07 Aralık 2013 LEVENT İÇGEN / VATAN ANKARA

ABD’ye ait 60-70 adet taktik B-61 tipi nükleer bomba bulunduğu iddia edilen Adana İncirlik Hava Üssü’ndeki, “Güvenli Nükleer Bomba Saklama Sistemi” yenileme ihalesi ASELSAN’a verildi

ABD’ye ait 60-70 adet taktik B-61 tipi nükleer bomba bulunduğu iddia edilen Adana İncirlik Hava Üssü’ndeki, “Güvenli Nükleer Bomba Saklama Sistemi” olarak da bilinen Weapons Storage and Security System (WS3) yani Silah Depolama ve Güvenlik Sistemi yenileme ihalesi 79,8 milyon TL bedelle ASELSAN’a verildi.

Milli Savunma Bakanlığı İnşaat Emlak ve NATO Güvenlik Yatırımları Dairesi Başkanlığı, bu sistemin iyileştirmesi için geçtiğimiz günlerde ihaleye çıktı. ASELSAN ile Milli Savunma Bakanlığı arasında İncirlik Hava Üssü WS3 Güvenlik Sisteminin İyileştirilmesi ihale sözleşmesi 79,8 milyon bedelle 4 Aralık’ta imzalanarak, yürürlüğe girdi. Bu süreçte, İncirlik’teki WS3 sisteminin iyileştirilmesi için sözleşme imzalanması Türkiye’de, ABD’ye ait nükleer bomba bulunduğu iddialarını kuvvetlendirdi. İncirlik’te nükleer bomba bulunduğu iddiaları Türkiye’de, bugüne kadar resmi kaynaklar tarafından doğrulanmadı.
...
ABD geçtiğimiz aylarda, İncirlik’tekiler de dahil olmak üzere elindeki B-61 tipi nükleer bombaları modernize ettiğini açıklamıştı. ABD’nin nükleer cephaneliğini kontrol eden General C. Robert Kehler, Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komitesi’nde ABD’nin elindeki en eski tip nükleer bombalar olan B-61 nükleer bombalarının modernize edildiğini söylemişti. Kehler, halen hedefe paraşütle indirilen bu bombalara güdüm sistemi takıldığını ve emniyet mekanizmalarının yenilendiğini kaydetmişti.

http://haber.gazetevatan.com/nukleer-aselsana-emanet/590318/1/gundem

13 Aralık 2013 Cuma

Uzun menzilli füze milli olacak

11.12.2013  Sabah

ASELSAN Genel Müdürü Cengiz Ergeneman, uzun menzilli füze sisteminin milli olması gerektiğini belirterek, "Bu sistemin her şeyine hakim olmayı ve bize özgün olmasını istiyorsak bizim tasarlamamızdan başka çare yok. Türk mühendislik gücü bunu yapmaya kadir" dedi.

ASELSAN ile Kazakistan Engineering şirketinin ortaklaşa kurduğu ve Kazakistan Silahlı Kuvvetleri ile bölge ülkelerinin sınır güvenliği ekipmanlarının üretileceği fabrikanın açılışı için Kazakistan'ın Başkenti Astana'da bulunan Ergeneman, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir soru üzerine uzun menzilli füze sistemini dünyada sadece ABD, Rusya, Avrupa ve Çin'in üretebildiğini belirterek, "Kendi hakim olduğumuz bir sisteme kavuşmak istiyorsak onu kendimizin yapmasından başka çare yok. Yani uzun menzilli füze sisteminin bir yerde milli olması gerektiğini düşünüyoruz" dedi.

ASELSAN olarak yürüttükleri alçak ve orta irtifa füze sistemi projelerini bitirdikten sonra, buradaki bilgi birikimini uzun menzilli füze sistemleri için kullanabileceklerini anlatan Ergeneman, "Bu sistemlerin ana unsuru uzun mesafe radarı. Bizim yürüttüğümüz gemi projesinde bununla ilgili radarı geliştiriyoruz. Bu da yüksek mesafe radarı. Dolayısıyla hava savunma fırkateyni için bu radarı yapacağız. Bunu yaptıktan sonra bir takım hava tehditlerine karşı hedefleri bulup, takip eder duruma geleceğiz" diye konuştu.

Uzun menzilli füze sistemlerinde ülkelerin kritik bilgileri vermek istemediğini ifade eden Ergeneman, "Biz bunun her şeyine hakim olmak istiyorsak, (bize özgü olsun, bizim kontrolümüzde olsun) diyorsak bizim tasarlamamızdan başka çare yok. Aksi takdirde hangi sistemi alırsak oranın tasarımına bağlı kalma ihtimali olacak. Türk mühendislik gücü bunu yapmaya kadir" dedi. Bu tür sistemlerin uzun zaman alacağını ifade eden Ergeneman, bu konuda ilgili makamlara bilgi verdiklerini söyledi.

Vestel'in, ürettiği insansız hava aracı Karayel' için ABD'deki bir şirketten lazer işaretleyici satın almasının ABD hükümeti tarafından engellendiği iddialarını da değerlendiren Ergeneman, lazer işaretleme sistemlerini ASELSAN'ın da yapabildiğini kaydetti.

Lazer işaretleme sistemini 300T modeli helikopterler ve ATAK programı için tasarladıklarını anlatan Ergeneman, ayrıca insansız hava aracı Heron ve ANKA'larda da bu sistemlerin kullanıldığını bildirdi.

ASELSAN'ın, yurt içindeki şirketlerle ortaklık kurma düşüncesinin olup olmadığı sorusuna Ergeneman, "Böyle bir ihtimal var. Teknolojik derinliği olan şirketler kurabiliriz" yanıtını verdi.

Yurt dışında da bir takım şirketleri satın alabileceklerini anlatan Ergeneman, örneğin Güney Afrika'da elektro optik konusunda deneyimi olan ve ekonomik açıdan zor duruma düşen bir şirketin üretim kısmını satın aldıklarına dikkati çekti.

ASELSAN'ın Ürdünlü KADDB Investment Group (King Abdullah Design and Development Bureau) ile şirket kurduğunu anımsatan Ergeneman, buradaki açılışında önümüzdeki yılın başında gerçekleştirilebileceğini bildirdi.

ASELSAN'ın ABD'ye de açılması gerektiğini belirten Ergeneman, "ABD'ye açılmak için bir ABD firması da alınabilir çünkü bu ülke pazarına burada üretip satamıyorsunuz. Mutlaka ABD'de üretim yapmanız gerekiyor. Şu anda sırada Endonezya var. Orada yazılım tabanlı tesislerin üretime geçmesi için çalışmalar sürüyor" dedi.

ASELSAN'IN SİVİL ÇALIŞMALARI

Ergeneman, bir başka soruyu yanıtlarken de askeri sistemlerin yanında sivil sektöre de açılmak istediklerini belirterek şöyle konuştu:

"Örneğin 4G projelerinde teknoloji geliştirebiliriz. Baz istasyonlarını da Türkiye'de yapıp bütün operatörlerin aynı tabanı kullanacağı bir sisteme gitmek üzere çalışmalarımız sürüyor. ikinci konu raylı ulaşım. Raylı ulaşımda kullanılan sistemlerde bir takım güç üniteleri var. Tankın paletinde böyle bir sistem kullanıyoruz. ASELSAN olarak bu sistemlerden bazılarını Türkiye'de yapabiliriz. Bunun için çalışmalar başlattık. Savunma sanayinde kazandığımız bilgileri sivil sektöre de aktarabiliriz.

Aynı şekilde sivil uçak programlarına katkı sağlayabiliriz. Çünkü ATAK'ın bütün elektroniğini biz veriyoruz. Ülkemizde alınan çok sayıda sivil uçak var. Bunlara da bir takım sistemler yapabiliriz. Bunun için sivil sertifikasyon gerekiyor. Şu anda belli sistemlerimiz için bu sertifikasyonu tamamlamak üzereyiz. Ondan sonra THY ve Pegasus ile görüşüp uçak alırlarken bir takım sistemlerin bizden olmasını sağlayabiliriz. Burada bakım onarım kolaylığı getirebiliriz."

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2013/12/11/uzun-menzilli-fuze-milli-olacak

ASELSAN: Füzeyi biz üretiriz

12 Aralık 2013 haber7.com

Çin füzesi için ABD ve NATO'nun ardı arkasına gelen tepkilerine karşın yurt içinden çarpıcı bir öneri geldi.

ABD Kongresi'nin 2014 savunma bütçesine bir madde ekleyerek Türkiye'nin Çin'den alacağı füze sisteminin NATO'ya entegre edilmesinde Amerikan fonlarının kullanımını engelledi.

ASELSAN BURDAYIM DEDİ

ABD ve NATO'nun ardı arkasına gelen tepkilerine karşın yurt içinden çarpıcı bir öneri geldi. Aselsan Genel Müdürü Cengiz Ergeneman, "Fırsat verilirse biz de yaparız" dedi. Haberturk'ten Murat Gürgen'in haberine göre; TSK için üretilecek füze savunma sisteminin ihalesinde birinci gelen Çinli üretici CPMIEC'nin alt yüklenici sözleşmesi imzalamak üzere görüştüğü Türk şirketleri arasında Aselsan da yer alıyor.

ÜRETİLECEK SİSTEM MİLLİ OLMALI

Çin'den önemli iş payı alması beklenen Aselsan'dan çok dikkat çekici bir 'çıkış' geldi. Aselsan'ın fabrika açılışı için Kazakistan'da bulunan Genel Müdür Cengiz Ergeneman, basın mensuplarının sorularını yanıtlarken şunları söyledi: "Türkiye'ye sunulan teklifleri bize büyük altyapı kazandıracak yeterlilikte görmedik. Üretilecek sistemin 'milli' olması gerektiğini düşünüyoruz ve 'biz yaparız' diyoruz.

Alçak ve orta irtifalı füze sistemlerinde elde ettiğimiz bilgi birikimiyle yüksek irtifa - uzun menzile gidebiliriz. Üretmiş olduğumuz çok amaçlı radarın menzili bir hayli yüksek. Hava savunma radarı için de bunu yaparız. İlgili makamlara arz ettik. Ne kadar erken. Dünyada bu tip dört sistem var. Ama her biri belirli bilgileri paylaşmıyor. Biz her şeyine hakim olmak istiyorsak milli olarak yapmalıyız.

RADAR FABRİKASI HİZMETE GİRİYOR

Yeni bir süreç başlayabilir ya da mevcut süreç devam edip bizim önerimiz ilave bir süreç olarak başlayabilir. Ankara'da halen iki fabrikaya sahip bulunan Aselsan, Gölbaşı'nda kurduğu radar fabrikasını martta hizmete açacak. Temelli'de satın alınan 400 dönümlük arazi üzerinde de hava savunma sistemi imalat ve test merkezi kurulacak.

ASELSAN İKİNCİ KEZ HALKA ARZ EDİLİYOR

Aselsan'ın önerisi kabul görürse, füze savunma sisteminin roket patlayıcı ve itki sistemi Roketsan tarafından üretilecek. Aselsan da radar, güdüm başlığı, komuta kontrol ve haberleşme sistemlerini geliştirecek. Aselsan'ın ikincil halka arz için teklif aldığı ABD'li danışmanlık şirketi Meryll Lynch, "Çin krizi" nedeniyle teklifini geri çekmişti.

5 teklif aldıklarını belirten Ergeneman, "Birinci seçenek olmayınca halka arz ortada kaldı diye bir durum yok. İkinci sıradaki Garanti Yatırım-Goldman Sachs konsorsiyumu ile görüşmelere başlayacağız" dedi. Askeri üretimle tanınan Aselsan sivil sektör yatırımlarına da hız verdi. Ergeneman Leopard-2 tank modernizasyonu ve yerli Altay tankı üretiminde elde edilen 'akıllı sistem' teknolojisini Marmaray gibi raylı sistemlere entegre edebileceğini belirtti.

http://www.haber7.com/guncel/haber/1104857-aselsan-fuzeyi-biz-uretiriz

'Türkiye ve Çin, Ay’ı beraber keşfedecek'

06 Aralık. 2013  NTVMSNBC

Türkiye, uzay keşfinde Çin ile ortaklığa sıcak bakıyor. TÜBİTAK, özellikle Ay görevlerinde Çin ile işbirliğini desteklerken, iki ülkenin 2022'de faaliyete geçecek Çin Uzay İstasyonu'nda beraber çalışması öngörülüyor.

Çin’in hafta başında Uzay’a gönderdiği Chang'e-3 Ay keşif aracının ateşlenmesini izleyen Türk bilim insanları, Xinhua haber ajansına Türkiye ile Çin arasındaki işbirliği hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

TÜBİTAK Uydu Teknolojileri Bölüm Yöneticisi Onur Haliloğlu, ‘Türkiye’nin Çin tarafından yürütülen Ay keşif görevlerini yakından takip ettiğini’ belirtti. Chang'e-3 uzay aracından iletilecek bilgileri merakla beklediklerini ifade eden Haliloğlu, uydu yapımı, Ay keşfi görevleri ve dış uzayın keşfinde iki ülke arasındaki işbirliğinin artırılması gerektiğini ifade etti.

Yıldız Teknik Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği Bölümü’nden Yard. Doç. Dr. Celal Sami Tüfekçi, Xinhua haber ajansına, ‘astronot programlarının geliştirilmesi aşamasında Türkiye ile Çin’in beraber çalışabileceğini’ söyledi.

Tüfekçi, “Türkiye yakın gelecekte bir astronot programına ihtiyaç duyuyor. İki ülke taykonot ve astronotlarını Uzay’a göndermek için işbirliğini geliştirebilir” dedi.

Çin’in birçok uzay görevine yatırım yaptığını belirten Tüfkçi, Chang'e-3 uzay aracının bu görevlerden bir tanesi olduğunu söylerken, ‘2022’de faaliyete geçmesi beklenen Çin Uzay İstasyonu’nun Çin ve Türk bilim insanlarının işbirliği için büyük bir fırsat olabileceğine’ dikkat çekti.

DEPREM TAHMİNİ ÇALIŞMALARI YAPILIYOR

Onur Haliloğlu, Türkiye ve Çin’in Asya Pasifik Uzay İşbirliği Örgütü (APSCO) üyesi olduğunu hatırlatarak, TÜBİTAK’ın da uzay görevleri için onay almış bir kurum olduğunu belirtti.

Haliloğlu, “TÜBİTAK uzun zamandır uzay programlarının geliştirilmesinde Çin ile birlikte çalışıyor. Pekin’in hiçbir zaman kesmediği desteğinden faydalandığımız gibi, APSCO işbirliğimizi geliştirmek için önemli bir kurum” ifadesini kullandı.

Xinhua, TÜBİTAK ile Çin arasındaki işbirliğinin önemli bir projesinin deprem tahmini olduğunu belirtti.

Haliloğlu, depremleri öngörebilmek için iyonesferdeki iyon hareketleri üzerinde çalışma yaptıklarını ve bu konuda Çin ile çalıştıklarını söyledi. Haliloğlu, Türkiye ile Çin’in bölgesel GPS uyduları geliştirmek için de işbirliği yaptığını belirtti.

http://www.ntvmsnbc.com/id/25484228/

Türkiye Sikorsky üretecek

13 Aralık 2013   Kıymet Sezer/Ankara

İtalyan Agusta firması ile yerli ATAK helikopterini üreten Türkiye, Amerikan Sikorsky ile de Black Hawk (Kara Şahin) helikopterlerinin Ankara’da üretilmesi için el sıkışacak. Bu ay sonu ya da Ocak’ta atılacak imzalarla T-70 Black Hawk’lar TAİ/TUSAŞ’ta üretilecek.

KARA ŞAHİN’İN YENİ YUVASI ANKARA’DAKİ TAİ/TUSAŞ OLACAK

Amerikan Sikorsky firmasıyla üç yıldır devam eden yerli üretim T 70 Black Hawk (Kara Şahin) konusundaki pazarlıklarda sona gelindi. Sikorsky firmasının Kara Şahin helikopterleri TAİ/TUSAŞ tesislerinde üretilmesine ilişkin görüşmelerin yüzde 99.9 oranında tamamlandığı, ABD bürokrasisi kaynaklı sorunların aşıldığı, ufak pürüzlerin giderilmeye çalışıldığı bildirildi. Anlaşmanın bu ay sonuna kadar, en geç 2014 başında imzalanacağı bildirildi.

Teknoloji transferi sağlanacak

Türkiye’nin TSK, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Orman Bakanlığı’nın ihtiyacı olan 109 adetlik genel maksat helikopter alımı için çıktığı ihaleyi 2011’de alan Sikorsky ile 3 yıldır nihai anlaşma imzalanamamıştı. Sıkıntı da daha çok ABD ordusunun Sikorsky’nin Türkiye ile paylaştığı her belgeyi inceleme ısrarından kaynaklanıyordu. Anlaşmanın Türkiye’ye teknoloji transferi ve bilgi alışverişini de öngörmesi, anlaşmazlığın ana nedeniydi. Ancak tüm bu sorunların aşıldığı öğrenildi. Anlaşmanın imzalanmasıyla birlikte Sikorsky helikopterleri Türkiye’de TAI/TUSAŞ tesislerinde üretilecek. 3.5 milyar dolarlık program kapsamında TUSAŞ, Sikorsky lisansıyla helikopterin kanat, kabin, kokpit gibi bileşenlerini; Aselsan elektronik aksamlarını; TEİ, GE lisansıyla helikopterin motorunu üretecek. Helikopter iniş takımı ve dişli kutusu ise ALP Havacılık tarafından üretilecek. Küçük ölçekli çok sayıda yerli firma da üretime destek verecek.

İhracatı da yapılabilecek

Sikorsky programı kapsamında helikopterde ilk teslimatın üç yıl gecikmeyle 2018 yılında olması planlanıyor. Sikorsky ile ortak üretilecek Türk Genel Maksat helikopterleri, S-70 Black Hawk helikopterlerinin Türk versiyonu olacak ve T-70 Black Hawk serisi olarak adlandırılacak. 10 ton sınıfında, 18 asker taşıyabilen, modern teçhizatla donatılmış bir helikopter olarak tasarlanan T-70’in, bu ad altında üçüncü ülkelere ihracatı da yapılacak. Sikorsky en az 200 helikopteri ihraç pazarları için Türkiye’den almayı vaat etti. 3.5 milyar dolarlık projenin Türk Savunma Sanayiine uzun vadede getirisinin 8 milyar doları bulacağı öngörülüyor.

Yerli ve özgün helikopter

Yerli katkı maksimum düzeyde gerçekleşse de Sikorsky tamamen yerli olmayacak. Ancak Türkiye ATAK helikopterin ardından Skorsky ile yapacağı ortak üretimden edineceği bilgi birikimini Özgün Helikopter Programında değerlendirecek. İlk taslak çizimleri yapılan özgün helikopter, TSK ve diğer ihtiyaç sahibi makamların eğitim helikopteri ve hafif sınıf genel maksat helikopteri ihtiyacını karşılayacak. Milli helikopter; 5 ton sınıfında, 3 mürettebat ve 9 yolcu kapasiteli bir hafif sınıf genel maksat görevli olacak. İlk uçuşunu 5 yıl sonra yapması planlanan, ancak envantere girmesi için bir 3 yıl daha sertifikasyon ve kalifikasyon sürecine ihtiyaç duyulan özgün helikopterde en yüksek yerlilik oranına ulaşılması hedefleniyor. ANKA için TEİ’de geliştirilmeye başlanan motorun da helikopterde kullanılabileceği belirtilirken, böylelikle tamamen milli bir helikopter üretimi gerçekleştirilmiş olacak.

http://haber.stargazete.com/politika/turkiye-sikorsky-uretecek/haber-815805

F-35’in tamamlanan gövdesi için tören

12 Aralık 2013 Milliyet

JSF/F-35 müşterek taarruz uçağı projesi kapsamında Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ) tarafından üretilen ilk orta gövde bölümü törenle teslim edildi.

TUSAŞ’ın Kazan’daki tesislerinde gerçekleştirilen törende konuşan Milli Savunma Bakan Yardımcısı Hasan Kemal Yardımcı, TUSAŞ’ın ürettiği orta gövdenin Türkiye’nin daha fazla ve yüksek kapasiteli işler yapabileceğinin göstergesi olduğunu söyledi.

Türkiye’nin savunma sanayi alanında geldiği noktaya dikkati çeken Yardımcı, işbirliği içinde olunan ülkelere daha fazla birlikte iş yapma çağrısında bulundu. Yardımcı, “İleriki günlerde, inşallah, Sikorsky helikopterlerini Türkiye’de üreteceğiz. Buna kalben inanıyorum” dedi.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone de savunma sanayisinde güçlü işbirliğinin ortak güvenlik için kilit rol oynadığını ifade ederek, “Türkiye’nin 2023’e kadar dünyanın en büyük 10 ekonomiden biri olması hedefine büyük destek veriyoruz. Bugünkü etkinlik, ve ABD sanayilerinin birlikte çalışmasına müthiş bir örnektir” diye konuştu. Türkiye’nin, NATO’nun balistik füze sistemlerinin yanı sıra diğer tüm ana operasyonlarına büyük katkı sağladığını dile getiren Ricciardone, Türkiye ile ortaklıklarından gurur duyduklarını kaydetti.

TUSAŞ Genel Müdürü Muharrem Dörtkaşlı da F-35’in dünyanın en yüksek teknolojili 5. nesil savaş uçağı olduğunu söyledi. Üretim için gerekli yatırımların ciddi boyutlara ulaştığına dikkati çeken Dörtkaşlı, bu yatırımları almanın şirket için kolay olmadığını kaydetti. “Seri üretim fazına geçildiğinde ise nihai montaj hatlarında her 10 günde bir orta gövde sevk edilmesi planlanmaktadır” diyen Dörtkaşlı, 2014’te teslim edecekleri orta gövdelerin üretiminin sürdüğünü bildirdi. JSF/F-35 müşterek taarruz uçağı, tek pilot ve tek motorlu, 5. nesil, hava-yer taarruz, keşif, taktik, savunma gibi çok maksatlı görevleri düşük görünürlük özelliğiyle gerçekleştirebilen bir avcı savaş uçağı olarak tanımlanıyor. Uçak, konvansiyonel (yatay) iniş-kalkış, kısa kalkış ve dikine iniş yapabilen ve uçak gemisine inebilen olmak üzere üç türde üretiliyor. Programda Türkiye’nin yanı sıra ABD, İngiltere, İtalya, Hollanda, Kanada, Avustralya, Norveç ve Danimarka katılımcı ülke olarak yer alıyor.

http://gundem.milliyet.com.tr/f-35-in-tamamlanan-govdesi-icin/gundem/detay/1806146/default.htm

F-16 SİMÜLATÖR EĞİTİM MERKEZİ AÇILIŞ TÖRENİ

13.12.2013 Savunma Sanayi Müsteşarlığı

F-16 Simülatör Eğitim Merkezi Açılış Töreni, Bakan İsmet YILMAZ, Müsteşar Murad BAYAR, Hava Kuvvetleri Komutanı Akın ÖZTÜRK katılımlarıyla 4. Ana Jet Üs Komutanlığı'nda gerçekleştirilmiştir.

2009 yılında başlatılan F-16 Eğitim Simülatörleri Tedariki Projesi kapsamında, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın en önemli muharip unsurları olan savaşan şahinlerin üstün yetenekli pilotlarının yetkinliklerini en verimli biçimde arttırmalarını sağlayacak olan Simülatör Eğitim Merkezlerini Hava Kuvvetleri’nin hizmetine sunulmuştur.

HAVELSAN’ın geliştirdiği simülatörlerin envantere alınması ile gerçek uçak ile yapılan uçuş eğitimleri büyük ölçüde azaltılarak, eğitimlerin büyük kısmı simülatörlere kaydırılacaktır. Bu şekilde; eğitim maliyetlerinden büyük oranda tasarruf sağlanacak, eğitimler kaza-kırım ihtimali bertaraf edilmiş güvenli bir ortamda icra edilecek, hava ve coğrafi şartlardan bağımsız olarak eğitimler her an yapılabilecektir.

https://www.facebook.com/media/set/?set=a.547077445384663.1073741887.250495278376216&type=1

Alçak İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi (HİSAR-A) Projesi İlk Deneme Atışı

13.12.2013 Savunma Ve Havacılık Dergisi

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) alçak irtifa hava savunma ihtiyacının milli imkânlarla karşılanması amacıyla, Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından 20 Haziran 2011 tarihinde başlatılan Alçak İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi (HİSAR-A) Projesi kapsamında, yurtiçinde geliştirilen ve üretilen füzelerin ilk deneme atışları, 6 Ekim 2013 günü Tuz Gölü Atış Sahası’nda başarıyla gerçekleştirildi.

Yapılan testlerde füze, fırlatma aracından sorunsuz bir şekilde ayrıldı ve hesaplanan yörüngede kararlı bir şekilde uçuşunu tamamladı. Deneme atışları sırasında radar ve diğer ölçüm cihazlarıyla füzeye ilişkin veriler planlandığı şekilde alındı. Ana Yükleniciliği ASELSAN firmasınca yürütülen HİSAR-A Projesi’nde, radar, komuta kontrol ve atış kontrol sistemleri ASELSAN tarafından, füze sistemleri ise ROKETSAN tarafından geliştiriliyor. Proje’de ayrıca çok sayıda yurtiçi sanayi kuruluşu da görev alıyor.

Türk mühendisleri tarafından tasarlanan, dikey fırlatma kabiliyeti sayesinde tüm hava unsurlarına karşı koruma sağlayan alçak irtifa hava savunma füze sisteminin 2017 yılında TSK envanterine girmesi planlanıyor.

https://www.facebook.com/pages/Savunma-ve-Havac%C4%B1l%C4%B1k-Dergisi/347536581952828



Rusya’dan Yunanistan’a 3 savaş makinası hediye

12 Aralık 2013

Yunanistan, Rusya ile anlaşma yaptı, Türkiye’ye yakın adaları savaş makinaları koruyacak.

Yunanistan, Rusya ile anlaşma yaptı, Türkiye’ye yakın adaları savaş makinaları koruyacak. Yunanistan’ın savunma ve askeri haberlerle ünlü ‘defencenet’ ve ‘rodosreport’ adlı internet siteleri, ‘Rusya Ege’de Türk işgalini önlemek için Yunanistan’a yardım edecek’ başlıklı haber yayınladı.

ADALARI RUS GEMİLERİ KORUYACAK

Habere göre, Atina’da 3 Aralık’ta yapılan ve Rusya Savunma Bakanı Anatoly Antonov’un da katıldığı anlaşma Ege Denizi’ndeki 2 binin üzerinde adanın korunması amacıyla imzalandı. Aynı haber Rus basınında da yer aldı. Taburun öncelikle Kardak bölgesi ve ‘Dodecanese’ denilen Bodrum, Marmaris ve İzmir’e yakın adalar bölgesinde konuşlandırılacağı belirtildi.

140 PERSONEL 3 TANK VE FÜZE TAŞIYOR

Saatte 60 kilometre hız yapabilen Rus yapımı hoovercraft, 140 komandoyu tam teçhizatlı olarak taşıyor, ayrıca 3 tank, uzun menzilli füzeler ve 10 zırhlı personel aracı bu savaş makinasına rahatlıkla sığıyor. Hoovercraft hem karada hem de denizde hareket edebiliyor.

http://www.habervaktim.com/haber/354354/rusyadan-yunanistana-3-savas-makinasi-hediye.html

12 Aralık 2013 Perşembe

Turkish fighter jet: Rolls Royce ambitions with Rover resources?

December 8, 2013   Burak Bekdil

In the early 2000s, a cartoon in a Turkish humor magazine depicted two defense procurement officials apologetically telling an angry minister of defense that their national tank prototype “had derailed during field tests.” In real life, that tank, the Altay, is still going through field tests. But Turks have a bigger ambition: to build an indigenous fighter jet.

In 2006, Turkey’s defense procurement chief, Murat Bayar, said that Turkey should avoid designing and developing aviation platforms. But in a Nov. 2013 interview with the US weekly Defense News, he said, “Now we have a most challenging program for the local design and production of a warplane featuring stealth, ultrasonic speed, high maneuverability and modern sensors. We know that this will be a difficult task. But we believe that our industry has the capability to develop and fly this aircraft in 15-20 years.”

Insiders silently shake their heads and fear that the whole project may one day remind everyone of the famous quote by a former US ambassador to Ankara, as revealed by Wikileaks, that “Turkey had Rolls Royce ambitions but Rover resources.” But Ankara looks serious about a Turkish fighter jet.

“A feasibility study for the fighter aircraft program includes all aspects including production timetable, costs, risks, sufficiency of the local [defense] industry and international cooperation options,” Bayar told Al-Monitor. “The findings of the feasibility study will be presented to the Defense Industry Executive Committee next year for a final decision.”

That practically means that unless the report strongly advises against a made-in-Turkey fighter aircraft, Prime Minister Recep Tayyip Erdogan will proudly give the go-ahead. Erdogan knows that locally developed weapons systems like tanks, drones, basic trainer aircraft, helicopters and warships will push the Turks into a feel-good sentiment at a time when the country will hold three elections in less than a year and a half. An election campaign billboard in 2011 had announced that “our aircraft is in the skies.” That was a reference to the Anka, Turkey’s first indigenous drone which really was in the skies at that time, only to make subsequent crash landings during tests. With or without a flying aircraft, Turks love the feeling of building their own weapons systems.

Turkey’s defense planners hope that under its fighter jet program, dubbed the TFX, they can fly the first Turkish fighter by 2023, the centennial of the republic. Sweden’s Saab, maker of the JAS 39 Gripen — a lightweight, single-engine, multi-role aircraft — has been “mentoring” Turkey in pre-conceptual design work. Earlier this year, Turkey agreed to buy design tools from the company. Presently, the TFX resides in three distinct conceptual forms. The foremost favored by the Turkish Air Force is a single-engine airframe with blended wing-to-fuselage lines, a forward set single-seat cockpit and conventional main- and tail-wing appendages. The second concept largely borrows the same design, though it features a larger fuselage to harbor the two turbofan engines. A project group consisting of engineers and experts from the Air Force, the Undersecretariat for Defense Industries, military electronics specialist Aselsan and aviation powerhouse TAI are working day and night to finish the report that will go to Erdogan’s desk. The pressure is there. They don’t want to say, “Sorry, sir, this is beyond our capabilities.” Not the luckiest bunch of aviation men.

The good news is that a number of Turkish defense companies, with experience earned as part of the US-led, multinational Joint Strike Fighter program, now look more competent than before: Ayesas and KALE in aviation; TEI in engines; TAI in fuselage, design and integration; Aselsan in avionics, radars and electronics; Roketsan and MKEK in weapons systems; Ayesas and Milsoft in national data software; and Meteksan in national data links. But there is the financial side of the ambition.

Defense industry officials estimate that building eight prototypes for what will eventually become the Turkish national fighter would cost Ankara anywhere between $11 billion and $13 billion. And that’s for the prototypes only. The final Turkish order — if the entire program succeeded — would be nearly 200 aircraft. If the cost per aircraft is at $100 million, which is obviously too optimistic, the serial production would cost Turkey a minimum $20 billion, or $31 billion to $33 billion including prototype production, under a wonder scenario. Worse, this cost estimate does not include the engines for 200 aircraft. Defense industry experts say a more realistic budget for TFX should be around $70 billion, given Turkey’s technological constraints and most likely trials and errors during the process. But that’s not the entire fighter budget.

Turkey, whose present fighter fleet is made up of US-made aircraft, also plans to buy the F-35 as part of the Joint Strike Fighter program — also a next-generation fighter. The 100 F-35s Turkey intends to buy will cost anywhere between $16 billion and $20 billion, pushing up Turkey’s entire fighter bill to a figure standing between $47 billion and $90 billion.

Add to that scores of other multibillion dollar defense programs and Turkey, which traditionally spends an annual $3 billion to $4 billion in new or modernized weaponry, may eventually repent and recall the US ambassador’s bitter line. But halfway through the work, it may be too late to give up. Defense investment is very rarely like any other investment: once you’ve set out to work and spent big money, going back is always more expensive than going ahead.

So far, Turkish engineering miracles in the defense industry have largely been limited to two photoshopping cases: In one of them, TAI offices proudly boasted the Hurkus, the trainer aircraft the company designed, flying in the air several years before the aircraft made its maiden flight (only this year). In the second, a big spread in the daily Hurriyet showed in 2011 an elegant photo of an aircraft carrier with a huge Turkish flag painted on its flight deck. An aircraft carrier with a Turkish flag and a headline that read, “Great news!” could only have meant that such an enormously expensive war toy was now in the service of the Turkish navy — without anyone knowing about it. But then readers discovered a microscopic photo caption that read: "Photoshop of USS Theodore Roosevelt." The story was only quoting navy and defense procurement officials as saying that “Turkey would soon be capable of producing its own aircraft carriers.”

http://www.al-monitor.com/pulse/originals/2013/12/turkish-fighter-jet-army.html