Savunma ve Stratejik Analizler

31 Aralık 2014 Çarşamba

ASELSAN Özel Durum Açıklaması

31.12.2014 KAP

ASELSAN ile Jandarma Genel Komutanlığı arasında Jandarma Entegre Muhabere ve Bilgi Sistemi (JEMUS) Projesi ile ilgili olarak 30/12/2014 tarihinde, toplam bedeli 153.900.000,- ABD Doları tutarında bir sözleşme imzalanmıştır. Söz konusu sözleşme kapsamında teslimatlar 2015-2018 yıllarında gerçekleştirilecektir.
http://www.kap.gov.tr/bildirim-sorgulari/bildirim-detayi.aspx?id=404350

30 Aralık 2014 Salı

TUSAŞ’ın HÜRKUŞ tasarım faaliyetlerindeki başarısı belgelendi

30.12.2014 TUSAŞ

Türkiye’nin teknoloji üssü TUSAŞ, milli uçağımız HÜRKUŞ’un tasarımında gösterdiği yüksek performans nedeniyle Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nden Türkiye’nin ilk UçakTasarım Organizasyonu onayını aldı.

Uçak, helikopter, insansız hava araçları ve uydu gibi hava-uzay platformlarının tasarımı, geliştirilmesi, imalatı, entegrasyonu, modernizasyonu ve satış sonrası hizmetleri alanlarında Türkiye öncüsü olan Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. TUSAŞ, yine bir ilke imza attı. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün verdiği Uçak Tasarım Organizasyonu Onayı’nın sahibi (Design Organization Approval-DOA) TUSAŞ oldu. Onay belgesi, 26 Aralık 2014 tarihinde düzenlenen törenle Sivil Havacılık Genel Müdürü Bilal Ekşi tarafından TUSAŞ’a verildi.

Zorlu değerlendirme süreci TUSAŞ, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün bu alanda verdiği ilk belge olma özelliğini taşıyan Uçak Tasarım Organizasyonu Onayı’nı, milli uçağımız HÜRKUŞ’un tasarım faaliyetlerindeki yüksek performansı nedeniyle aldı. Mühendislik kabiliyeti, organizasyon yapısı, ürün geliştirme becerisi gibi alanlardaki uluslararası standartlar gözetilerek yapılan zorlu değerlendirme sürecinden başarıyla geçen TUSAŞ belge ile bu süreçteki çalışmalarının uluslararası sivil havacılık kurallarına uygunluğunu da kanıtlamış oldu.

Füzede sona doğru

22 Aralık 2014

ABD ve AB’nin bütün baskılarına rağmen, nükleer enerji ve uzun menzilli füze çalışmalarına hız veren Türkiye, Çinli CPMIEC firmasının 3.4 milyar dolarla en iyi teklifi yaptığı savunma sistemi FD-2000’lerle ilgili kararını 10 gün içinde verecek.

Savunma teknolojilerinde uzun süre batıya bağımlı bir ülke olan Türkiye, silah sanayinin millileştirilmesine dönük çalışmalar kapsamında kritik adımlar atmaya devam ediyor. Batının her türlü engelleme girişimine rağmen uzun menzilli hava savunma füzesi ihalesinde 3.4 milyar dolarla en uygun teklifi veren Çin’li firmayla görüşmelerde sona gelindi. Türkiye’ye uzun menzili füze inşa kapasitesi de kazandıracak ihalede son 10 güne girildi. Savunma Sanayii İcra Komitesi 31 Aralık’ta nihai kararını vermek üzere toplanacak. Teknoloji transferine sıcak bakan CPMIEC firmasının teklifi kabul görürse, ilk üretim sonrası savunma sanayimiz kıtalar arası milli füze üretme teknolojisine erişmiş olacak.

SON KARAR 31 ARALIK’TA

ATAK helikopterleri, milli savaş gemisi MİLGEM, 4. jenerasyon Altay tankı, insansız hava araçları, milli piyade tüfeği ve daha pek çok gelişmiş silahla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin savunma ve saldırı kapasitesini artıran AK Parti Hükümeti, parasal karşılığı olmayan deneme yanılma yöntemleri ile ulaşılabilecek uzun menzilli füze teknolojisine erişim için ilk adımı atıyor. AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında toplanacak Savunma Sanayi İcra Kurulu, Çinli CPMIEC firmasının 3.4 milyar dolarla en iyi teklifi verdiği uzun menzilli hava savunma sistemi FD-2000’lerle ilgili nihai kararını verecek. ABD ve Avrupa Birliği’ne üye Fransa, İtalya ikilisinin NATO kanalıyla ihalenin Çinli firmaya verilmemesi yönünde yoğun baskı uyguladığını ifade eden askeri kaynaklar, teknoloji transferine sıcak bakan firmayla ilgili kesin kararının 31 Aralık tarihine kadar verileceğini belirtiliyor. Savunma çevreleri bazı bürokratların Çinli firmadan vazgeçilmesi için kulis çalışması yaptığını ifade ediyor.

FD-2000 SEÇİLİRSE, BU ALANDA İLK TEKNOLOJİ TRANSFERİ OLACAK

ABD’li Raytheon ve Lockheed Martin’in PAC-3, Avrapa’nın (Fransa-İtalya) Eurosam SAMP/T, Rusya’nın S-400 ve Çin’in ise FD-2000 füzeleri ile yarışa girdiğini fiyat-performans ve yerli sanayiye teknoloji transferinde en cazip teklifi Çinli CPMIEC firmasının verdiği belirtiliyor. Kaynaklar, Çinli CPMIEC firmasının 3.4 miyar dolarlık teklifinin kabul edilmesi halinde Türkiye’nin tarihinde ilk defa uzun menzilli füze teknolojisini deneme, inceleme, kilit konumdaki ileri teknoloji aksamları görme ve üretme fırsatına sahip olacağına dikkat çekiyor. Ortak üretimin tamamlanmasından sonra katedilecek her aşamanın milli kıtalararası füze üretiminde kilometre taşı olacağını kaydeden askeri kaynaklar, yerli sanayinin bu sayede kaybettiği 50 yılı geri alabileceğine dikkat çekti.

ÖNEMLİ BİR AÇIK KAPATILACAK

Türkiye alacağı bu füze sistemi ile uzun menzilden ve yüksek irtifadan gelen füzelere karşı koruma sağlayacak. Türk Hava Kuvvetleri’nin elinde çoğunlukla ABD menşeili kısa ve orta irtifa savunma füzeleri bulunurken uzun menzilli füzelere karşı bir kalkan sistemi bulunmuyor. ‘Uzun menzilli bölge hava ve füze savunma sistemi projesi’ kapsamında Türkiye, 4 adet savunma sistemi kurmayı planlıyor. Türkiye’nin almak istediği hava savunma sistemi, uzun menzilli füze tehditlerini Türk hava sahasına girmeden yok etmeyi amaçlıyor. NATO’nun füze kalkanı radarları Malatya Kürecik’te konuşlanmasına rağmen, muhtemel bir saldırıda fırlatılacak savunma füzeleri Türkiye’nin dışında bulunuyor. Bu yüzden Ankara’nın kendi savunma sistemine sahip olması şart. Ayrıca savunma bürokratları uzun menzilli füze sisteminin ‘caydırıcı’ etki taşıyacağını da kaydediyor.
...
http://www.yeniakit.com.tr/haber/fuzede-sona-dogru-41864.html

26 Aralık 2014 Cuma

Amerikan yapımı F-22 Rus yapımı Su-35’e karşı çaresiz

5 Aralık Rusya'nın Sesi Radyosu

The Daily Beast’in bazı Amerikalı askeri yetkilileri kaynak göstererek geçtiği haberde, ABD Hava Kuvvetleri tarihinin en güçlü avcı uçağı olarak lanse edilen F-22’lerin önemli bir dezavantajı bulunduğu ve bu sıkıntının da uçağın taşıdığı silahlardan kaynaklandığı belirtildi.

Aslında söz konusu mesele, ABD ve diğer NATO ülkelerinin ordu envanterlerinde bulunan savaş uçaklarında artık teknolojisi eskimekte olan bir radar-güdüm sistemine sahip AIM-120 AMRAAM tipi orta menzilli havadan havaya füzeler kullanılması ile doğrudan ilgili. Gazetenin ilgili haberinde, Rusya tarafından son yıllarda geliştirilen dijital hafıza temelli radar-güdüm sistemlerinin AIM-120 AMRAAM tipi füzelere yerleştirilmiş olan radarları etkisiz hale getirebildiği ifade edildi.

The Daily Beast muhabirine verdiği demeçte, F-22’lerin iyi bir gizlenme özelliğine sahip olduğunu belirten bir ABD’li askeri yetkili, ancak elektronik harp şartlarında bu uçakları kullanan pilotların Rus Su-35’leri roketle vurmalarının çok zor olduğunu da sözlerine ekledi. F-22’den fırlatılan bir füzenin Su-35’i vurma ihtimalini ‘‘gizli bilgi’’ olduğu gerekçesi ile söylemek istemeyen yetkili, ‘‘Sadece tek bir füzenin kesinlikle yeterli gelmeyeceğini söyleyebilirim’’ dedi.

ABD Ordusu’nda görev yapan savaş uçaklarının 4 ila 6 adet füze taşıyabildiği bilgisini de okurları ile paylaşan gazetenin ilgili haberinde, ‘‘Avcı uçağının sadece bir düşman uçağını düşürmek için 3 füzeye ihtiyaç duyduğu bir ortamda Pentagon’un çok ciddi bir sorunu olduğu söylenebilir’’ şeklinde ifadelere yer verildi.
http://turkish.ruvr.ru/news/2014_12_05/F-22-Su-35/

Pentagon Worries That Russia Can Now Outshoot U.S. Stealth Jets

04.12.14 Dave Majumdar thedailybeast.com

American fighter planes are the fastest, most maneuverable jets in the world. But their weapons are becomingly increasingly obsolete—and that has some in the U.S. Air Force spooked. High flying and fast, the F-22 Raptor stealth jet is by far the most lethal fighter America has ever built. But the Raptor—and indeed all U.S. fighters—have a potential Achilles’ heel, according to a half-dozen current and former Air Force officials. The F-22’s long-range air-to-air missiles might not be able to hit an enemy aircraft, thanks to new enemy radar-jamming techniques.

The issue has come to the fore as tensions continue to rise with Russia and a potential conflict between the great powers is once again a possibility—even if a remote one.

“We—the U.S. [Department of Defense]—haven’t been pursuing appropriate methods to counter EA [electronic attack] for years,” a senior Air Force official with extensive experience on the F-22 told The Daily Beast. “So, while we are stealthy, we will have a hard time working our way through the EA to target [an enemy aircraft such as a Russian-built Sukhoi] Su-35s and our missiles will have a hard time killing them.”

The problem is that many potential adversaries, such as the Chinese and the Russians, have developed advanced digital radio frequency memory (DRFM) jammers. These jammers, which effectively memorize an incoming radar signal and repeat it back to the sender, seriously hamper the performance of friendly radars.

Worse, these new jammers essentially blind the small radars found onboard air-to-air missiles like the Raytheon AIM-120 AMRAAM, which is the primary long-range weapon for all U.S. and most allied fighter planes.

That means it could take several missile shots to kill an enemy fighter, even for an advanced stealth aircraft like the Raptor. “While exact Pk [probability of kill] numbers are classified, let’s just say that I won’t be killing these guys one for one,” the senior Air Force official said. It’s the “same issue” for earlier American fighters like the F-15, F-16, or F/A-18.

Another Air Force official with experience on the stealthy new F-35 Joint Strike Fighter agreed. “AMRAAM’s had some great upgrades over the years, but at the end of the day, it’s old technology and wasn’t really designed with today’s significant EA in mind,” this official said.

Like boxers, every missile has a reach, a range, a limit to how far it can hit. In the not-too-distant future, the AMRAAM might also be out-ranged by new weapons that are being developed around the world. Particularly, Russia is known to be developing an extremely long-range weapon called the K-100 that has far better reach than anything currently in existence.

The problem is not a new one. Historically, the Pentagon has always prioritized the development of new fighters over the development new weapons—it’s a uniquely American blind spot. During the 1970s, the then brand new F-15A Eagle carried the same antiquated armament as the Vietnam-era F-4 Phantom II. It wasn’t until the 1990s that the F-15 received a weapon in the form of the AMRAAM that could take full advantage of its abilities. The same applies to short-range weapons—it wasn’t until the early 2000s with the introduction of the AIM-9X that the U.S. had a dogfighting weapon that could match or better the Russian R-73 Archer missile.

The Air Force officials all said that some of the American missiles would get through during a fight—there is no question of that—but it would take a lot more weapons than anyone ever expected. The problem is that fighter aircraft don’t carry that many missiles.

The Raptor carries six AMRAAMs and two shorter range AIM-9 Sidewinder missiles inside its weapons bays. At the moment, the F-35 carries only four AMRAAM missiles inside its weapons bays, but that might be expanded to six in the future. Older fighters like the Boeing F-15 Eagle carry no more than eight missiles—while the F-16 usually carries no more than six weapons.

That means that if a fighter has to fire—for instance—three missiles to kill a single enemy fighter, the Pentagon is facing a serious problem.

“Getting a first shot is one thing,” said a former Air Force fighter pilot with extensive experience with Russian weapons. “Needing another shot when you have expended your load is another when your force structure is limited in terms of the number of platforms available for a given operation.”

There are some potential solutions, but all of them mean spending more money to develop new missiles. former Air Force intelligence chief Lt. Gen. Dave Deptula said it’s “critical” that the U.S. and its allies move “air-to-air weapons into a future where they can effectively deal with adversary electronic attack.”

One relatively simple fix would be to develop a missile that picks out its targets using radars with a completely different frequency band. Current fighter radars and missiles operate on what is called the X-band, but they don’t necessarily have to. “Getting out of X band is on option,” said one senior Air Force official.

The Pentagon could also develop a new missile that combines multiple types of sensors such as infrared and radar into the same weapon—which has been attempted without much success in the past.

Right now, the Defense Department—led by the Navy—is working to increase the range of the AIM-9X version of the Sidewinder by 60 percent to give the Pentagon’s fighter fleet some sort of counter to the jamming problem. But even with the extended reach, the modified Sidewinder won’t have anywhere close to the range of an AMRAAM.

The other option is to stuff fighters like the F-22 and F-35 with more missiles that are smaller. Lockheed Martin, for example, is developing a small long-range air-to-air missile called the “Cuda” that could double or triple the number of weapons carried by either U.S. stealth fighter. “Look to a new generation of U.S. air-to-air missiles, like Cuda, to neutralize any potential numerical advantage,” one senior industry official said.

The industry official said that despite the small size, new weapons like the Cuda can offer extremely impressive range because it doesn’t have an explosive warhead—it just runs into the target and destroys it with sheer kinetic energy.

But the senior Air Force official expressed deep skepticism that such a weapon could be both small and far-reaching. “I doubt you can solve range and the need for a large magazine with the same missile,” he said.

This official added that future weapons would be far better at countering enemy jamming—so much so that future fighters will not need to have the sheer speed and maneuverability of an aircraft like the Raptor. “I think top end speed, super cruise, and acceleration will all decline in importance as weapons advance in range and speed,” he said.

For a military that’s committed hundreds of billions of dollars to such advanced fighters, such developments might not exactly be welcome news.
http://www.thedailybeast.com/articles/2014/12/04/pentagon-worries-that-russia-can-now-outshoot-u-s-stealth-jets.html

TEI ANKA motorunu iki yıl içinde tamamlamayı hedefliyor!

25/12/14 Muhammet METİN/Kokpit.aero

TUSAŞ Motor Sanayii Anonim Şirketi (TEI) tarafından ANKA İnsansız Hava Aracı'na özgün yerli motor geliştirmek için başlatılan çalışmalar sürüyor.

Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile TEI arasında ANKA İnsansız Hava Aracı'na özgün yerli motor geliştirmesi amacıyla 27 Aralık 2012 tarihinde imzalanan sözleşme kapsamında çalışmalarını sürdüren TEI, motorun tasarımının şekillendiği ön tasarım fazını tamamlamak üzere. Motor projesinin tamamlanmasıyla birlikte mevcut Alman Thielert firmasına ait ANKA motoruna göre daha üstün özelliklerde olacak.

DÜŞÜK YAKIT TÜKETİMİ İLE YÜKSEK İRTİFA

TEI tarafından ANKA İnsansız Hava Aracı için geliştirilen motor 170hp güç üretecek ve 20 bin feet yüksekliğe kadar bu gücü eksiltmeden koruyacak. İleriki dönemlerde motor gücü 200hp üzerine çıkarılacak. Bu motor sayesinde ANKA İHA, yüksek irtifalara daha düşük yakıt tüketimi ile çıkacak. Projenin 2 yıl içinde tamamlanması planlanıyor.

TEI, bir süredir Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın kullandığı Heron İnsansız Hava Araçlarının Rotax 914UL motorları da dahil olmak üzere bakımını, yedek parçalarının tasarımını ve imalatını gerçekleştiriyor.
http://kokpit.aero/tei-anka-motorunu-yapiyor

KT-1 uçağı imzası buzdolabına kaldırıldı

25 Aralık 2014 http://ekonomi.haberturk.com/

Hava Kuvvetleri’nin ‘acil ihtiyaç’ gerekçesiyle Güney Kore’den 15 adet KT-1 eğitim uçağı alınması talebi, rafa kaldırıldı.

Kararda, KT-1 uçaklarının alınması durumunda, yerli olarak geliştirilen Hürku şeğitim uçağı projesinin zarar göreceği endişesi etkili oldu. Türk Hava Kuvvetleri’nin emektar T-37 eğitim uçaklarının hizmet ömürlerini tamamlamaya başlaması üzerine, 2007 yılında Güney Koreli üretici KAI’ye 350 milyon dolar maliyetle 40 adet KT-1 uçağı siparişi verilmiş, 15 uçak ise ‘opsiyon’ olarak sözleşmede yer almıştı. Buna paralel olarak yerli uçak ‘Hürkuş’ üretimi için de harekete geçilmişti.

HÜRKUŞ YETİŞTİ

Hürkuş’u milli imkânlarla geliştirdi ve ürettiği 2 adet prototip uçağın uçuş testlerine başladı. Bunun üzerine Güney Kore’den‘opsiyonel’ 15 uçağın alımından geçen yıl vazgeçilmişti. Hava Kuvvetleri, “Acil ihtiyacımız var” diyerek opsiyonun kullanmasını yeniden tale petti. Güney Kore firmasıyla 4 Aralık’ta sözleşme imzalanacağı açıklandı. Ancak imza töreni son dakikada ertelendi. Erteleme kararında Hükümetin yerli uçaktan yana tavır koymasının etkili olduğu belirtildi.
http://ekonomi.haberturk.com/ekonomi/haber/1023247-kt-1-ucagi-imzasi-buzdolabina-kaldirildi

Roketsan ve Raytheon Patriot CAS Üretimi için Anlaştı

24/12/2014 Roketsan

Roketsan ve Raytheon’s Integrated Defense Systems şirketleri, 17 Aralık 2014 tarihinde, Patriot CAS Sistemi konusunda Roketsan Elmadağ tesislerinde yeni bir sözleşme imzaladı. Anlaşma kapsamında, Patriot GEM–T Hava Savunma Füzesinin kontrol ünitesi üretimi, Roketsan tarafından yapılacak.

Sözleşmeyi, Raytheon’s Integrated Defense Systems adına Programlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ralph ACABA ve Roketsan adına Yönetim Kurulu Başkanı Vekili Tümg. (E) Zafer ÇAMLICA ve Genel Müdür Selçuk YAŞAR imzaladı.
http://www.roketsan.com.tr/roketsan-ve-raytheon-patriot-cas-uretimi-icin-anlasti/

24 Aralık 2014 Çarşamba

Türkiye'nin ilk çip fabrikası açılıyor

21 Aralık 2014 http://ekonomi.haberturk.com/

ASELSAN ve Bilkent Üniversitesi ortaklığında kurulan savunma, uzay, haberleşme ve enerji sektörleri için bir saç telinden daha ince ve dayanıklı malzemelerin üretileceği Türkiye'nin ilk çip fabrikası 23 Aralık 2014 Salı günü, düzenlenecek törenle atılacak. "AB-MikroNano" şirketin temiz odaları ve ilk kez denenecek teknolojilerle inşa edilecek binasının temeli, Bilkent yerleşkesinde yer alan Bilkent Cyberpark Teknokent bölgesinde Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın katılımıyla düzenlenecek törenle atılması planlanıyor. Türkiye, bu tesiste üretilecek GaN temelli çipler sayesinde savunma radarı, elektrikli araba, yüksek hızlı tren ve 4G/5G cep telefonu sistemleri gibi stratejik teknolojiler üretebilen dünyanın 4. ülkesi konumuna yükselecek.

Bilkent Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma Merkezi (NANOTAM) Başkanı ve AB-MikroNano şirketinin Genel Müdürü Prof. Dr. Ekmel Özbay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ASELSAN ve NANOTAM'ın uzun yıllardır nano ve mikro teknolojiler üzerine ortak pek çok teknoloji geliştirdiğini anlattı.

Üretilen çiplerden elde edilen sonuçların, hedeflenen performansların çok üzerinde çıkması sonucunda ASELSAN ve BİLKENT yönetimlerinin bu konuda ortak şirket kurma kararı aldığını dile getiren Özbay, şirketin üretime geçmesiyle Türkiye'nin bu alanda ticari nano mikro çip üretimini yapabilen dünyadaki 4. ülke konumuna yükseleceğini bildirdi.

Şirketin 30 milyon dolarlık bir yatırımla kurulduğunu aktaran Özbay, "Şirketimiz üniversite-sanayi işbirliği açısından Türkiye'ye örnek olacak. Türkiye'de ilk kez bir üniversite elini taşın altına koyuyor ve üniversitede geliştirilen teknolojinin ticarileşmesi için sanayi ile beraber bu tür bir işbirliğine giriyor. 'Spin-off' olarak adlandırılan ve ABD'de sayıları onbinleri bulan bu tür yüksek teknoloji şirketleri Türkiye'nin kalkınması ve ferahı açısından çok önem taşıyor" değerlendirmesinde bulundu.

TÜRKİYE’NİN TİCARİ ÇİP FABRİKASI

Laboratuvar ortamında geliştirdikleri teknolojilerin, bir fabrikada ürün olarak ortaya çıkmasının bir zamanlar ancak hayal edilebildiğini, ancak bu hayallerinin gerçeğe dönüştüğünü ifade eden Özbay, "Hep konuşuyorduk şimdiye kadar: 'Yaptığımız işler, ticari ürüne dönüşecek, Türkiye zenginleşecek' diyorduk, ama bir türlü olmuyordu. Şu an bunu oldurmuş durumdayız. 2014 Kasım ayında ASELSAN ve Bilkent Üniversitesinin yüzde 50-yüzde 50 ortaklığıyla kurulan şirketin, üretim tesisinin temelini atıyoruz. Türkiye'nin ticari anlamda ilk çip üreten şirketi olacağız" dedi.

Savunma, uzay, havacılık ve enerji sektörlerinin gelişebilmesi için mikro nano çiplerin stratejik önemine işaret eden Özbay, "Türkiye'nin satın aldığı, bazen istese bile temin edemediği çiplerin çok daha gelişmişlerini bu tesiste yapacağız. Böylece artık Türkiye de katma değeri yüksek teknolojik ürünler geliştirebilir bir ülke konumuna yükselecek. Şirket tarafından üretilecek nanoteknoloji temelli ürünler ihraç da edilecek. Teknolojisine kendimiz geliştirdiğimiz için yüksek katma değerli ürünleri üreteceğiz. Yani Türkiye bir koyup 10 kazanacağı bir sektöre giriyor" ifadesini kullandı.

Özbay, şirketin adının ASELSAN'daki A harfi ile Bilkent Üniversitesi'ndeki B harflerinden yola çıkarak AB-MikroNano ismini aldığını bildirdi.

DÜNYA İLE YARIŞIYOR

Prof. Dr. Özbay, ASELSAN'la birlikte son 10 yıldır galyum nitrat teknolojileri üzerine malzeme geliştirdiklerini, bu malzemeyle yapılan çiplerin, çok yüksek sıcaklık ve çok düşük sıcaklıklarla çalışabildiğini, dolayısıyla başta savunma, uzay, enerji olmak üzere hemen hemen her elektronik sektöründe ürün geliştirmek için stratejik önem taşıdığını vurguladı. Özbay, "SSM, MSB Ar-Ge, TÜBİTAK ve Kalkınma Bakanlığı tarafından desteklenen projeler kapsamında yaptığımız çalışmalar ile dünyayla yarışır bir teknolojik düzeyi yakaladık" dedi. Saç telinden çok daha ince ve dayanıklı malzeme üretimine imkan veren nano teknolojiyi ve mikro teknolojiyi kullanarak çiplere çok üstün özellikler kazandırdıklarına işaret eden Özbay, böylece çiplerin gücünü 10-100 kat artırabildiklerini söyledi. Bu çiplerin haberleşmede 4G-5G teknolojilerinin hızlı gelişimine imkan tanıyacağını kaydeden Özbay, "Çipler sayesinde baz istasyonlarında daha güçlü teknolojiler kullanılabilecek, bu sayede cep telefonlarının internet iletişimi de hızlanacak" dedi.

SAVUNMA KALKANINI BU ÇİPLER YAPACAK

Tesiste üretilecek çiplerin Türkiye'nin "savunma kalkanı" projesi ve enerji sektöründe de de kullanılacağını aktaran Özbay, şöyle konuştu: "Çipler Türkiye için kritik öneme sahip olan savunma radarlarında da kullanılacak. Geliştirdiğimiz teknoloji sayesinde bu radarların güçleri 5-10 kat artacak ve görüş menzilleri sınırlarımızın çok ötesine uzanacak. Bu savunma radar sistemleri ASELSAN tarafından üretilecek. Şirket aynı zamanda, TUSAŞ, Meteksan Savunma, TÜBİTAK Uzay ve benzeri Türk savunma, havacılık ve uzay sanayi kuruluşlarının ihtiyaçlarına yönelik çipler geliştirecek.

Çipler enerji sektöründe de kullanılacak. Güneş enerjisi, hidroelektrik santraller ya da rüzgar enerjisiyle üretilmiş elektriğin bir yerden bir yere taşınması sırasında voltajın 4-5 kez çevrilmesinden (yükseltilmesi veya azaltılması) kaynaklanan ve yüzde 20'ye varan enerji kayıpları ortadan kalkacak. Böylece bir anlamda mevcut tesislerle Türkiye yüzde 20 daha fazla elektrik gücüne kavuşmuş olacak." Prof. Dr. Ekmel Özbay, Türkiye'nin çok önem verdiği yüksek hızlı tren ve elektrikli araba teknolojilerinde yeni nesil yüksek güçlü çipleri kullanmayı planladıklarını ve bu sayede bu sistemlerde yer alan elektrik motorlarının çok daha güçlü ve verimli hale geleceğini sözlerine ekledi.
http://ekonomi.haberturk.com/teknoloji/haber/1021710-turkiyenin-ilk-cip-fabrikasi-aciliyor

İkinci A400M Stratejik Ulaştırma uçağı Türkiye'de

23 Aralık 2014 ANKARA AA - Barış Kılıç

Savunma Sanayii Müsteşarlığı, A400M Stratejik Ulaştırma Uçağı Programı kapsamında tedarik edilecek uçaklardan ikincisinin Türkiye'ye geldiğini duyurdu.

Müsteşarlıktan yapılan yazılı açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Müsteşarlığımız tarafından yürütülmekte olan A400M Stratejik Ulaştırma Uçağı Programı kapsamında tedarik edilecek 10 uçaktan ikincisi olan 14-0013 kuyruk numaralı MSN0013 uçağımızın teslimatı 22 Aralık 2014 tarihi itibarıyla tamamlanmıştır. Bugün nihai montaj hattının yer aldığı ve kabul faaliyetlerinin gerçekleştirildiği Sevilla’dan ayrılarak Kayseri’deki 12. Hava Ulaştırma Üs Komutanlığı’na intikal etmiştir."
http://www.aa.com.tr/tr/haberler/440026--ikinci-a400m-stratejik-ulastirma-ucagi-turkiyede

23 Aralık 2014 Salı

Rumlar'ın enerjinin merkezine oturma hayali 'Hayal' oldu

23.12.2014 Deniz Haber Ajansı

12. parselde umduğu doğalgazı bulamayan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Avrupa enerji piyasasının merkezine oturma hayalleri suya düştü. Doğu Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Turgut Turhan, 12. parselde umduğu doğalgazı bulamayan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Avrupa enerji piyasasının merkezine oturma hayallerinin çöktüğünü kaydetti.

Turhan, bulunacak doğalgaz rezervinin dünya rezervlerinin yüzde 0,1’i olduğunu ve Avrupa’nın ancak 45 günlük doğalgaz ihtiyacını karşılayabileceğini belirtti.

Prof. Dr. Turgut Turhan, 2014 yılında tamamlanan teyit sondajları sonucuna göre, doğalgaz miktarının, Rum tarafının 60 trilyon ayak küp ve 300-500 milyar gelir beklentilerinin çok uzağında olduğunu kaydetti.

Turhan, çeşitli sondaj şirketlerinin çalışmalarına göre, doğalgaz miktarının en fazla 4,1 trilyon ayak küp olacağına ve 14-15 milyar Euro gelir elde edilebileceğine işaret etti.

Doğu Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Turgut Turhan, Güney Kıbrıs’ın doğalgaz arama faaliyetleri, beklentileri ve sondaj sonuçları hakkında açıklamalarda bulundu.

“Bulacaklarına inandıkları doğalgaz rezervleri ile güneyde kuracakları LNG (sıvılaştırma terminali) ile çok para kazanacaklarını, doğalgaza aç olan Avrupa için vazgeçilmez bir ülke olacaklarını, Rusya’nın tekelini kırarak Avrupa enerji piyasasının merkezine oturacaklarını, böylelikle Türkiye’nin bölgesel gücünü yok edeceklerini, enerji projelerini çökerteceklerini ve kapsamlı çözüm antlaşmasını Türk tarafına dikte ettireceklerini düşünüyorlardı” diyen Turhan, sıvılaştırma terminali kurmayı hedefleyen Rumların bu hayallerinin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını, çünkü söz konusu tesis için 15 trilyon ayak küp rezerv gerektiğini kaydetti.

“EKONOMİK GÜCÜ ELDE EDEMEYECEKLERİNİ ANLAYINCA MÜZAKERELERDEN AYRILDILAR”

Turhan, “Çıkmamış fakat çıkacağına inanılan doğalgazı teminat göstererek tahvil çıkarmaya çalışan, bu da olmayınca çıkacak olan doğalgazı pazarlamak için ön sözleşmeler yapma yolunu deneyen, bu da olmayınca sadece sondaj yapan şirketlere verdikleri liman hizmetleri, taşınmaz kiraları ve aldıkları vergi ve ruhsat geliri olan 4.2 milyon Euro ile yetinen, bulunan miktar göz önüne alınırsa en fazla 14 veya 15 milyar dolar kazanabilecekleri açık olan, kısacası Türk tarafı karşısında arzu ettiği ekonomik gücü sağlayamayan ve bu nedenle müzakere masasında kendisini zayıf hisseden GKRY’nin yapabileceği tek şey vardı: Zaman kazanmak için masadan kalkmak” dedi.

“RUMLAR ŞİMDİ NEYİN PEŞİNDE?”

Prof. Turhan, “hayalleri yıkılan ve Türk tarafı karşısında istediği üstünlüğü yakalayamayan Rumların şimdi de Türkiye karşıtı olan ülkelerle işbirliği yapmak suretiyle, Türkiye’yi ve Kıbrıslı Türkleri Doğu Akdeniz doğal kaynaklarından uzaklaştırmak ve bu kaynaklar üzerinde kontrol imkanı elde etmelerini önlemenin peşinde olduğunu” belirtti.

Rumların, bunun için ikili bir yol denemekte olduğunu kaydeden Turhan, bunlardan birincisinin; Türkiye ile ilişkileri iyi olmayan İsrail ve Mısır’la bir uzlaşma sağlayarak, İsrail’in ve kısmen de olsa 12. parselde buldukları kendi doğalgazlarının Mısır’daki sıvılaştırma tesislerine yönlendirilmesini sağlamak, ikincisinin ise, Yunanistan’ın münhasır ekonomik bölgesinin (MEB) GKRY’nin sözde MEB’ine kadar çekilerek, GKRY ve Yunanistan MEB’inin sınırdaş hale gelmesi oldu-bittisini yaratmak olduğunu vurguladı.

Turhan, “Eğer Yunanistan’ın MEB’i GKRY MEB’i ile sınırdaş hale gelirse, birleşecek olan bu iki bölge, zaten daha önce GKRY ile Mısır arasında yapılmış olan antlaşma uyarınca Mısır’la da sınırdaş hale geleceğinden, tüm Doğu Akdeniz bu üç ülke tarafından parsellenmiş olacak ve Yunanistan’ın yıllardır peşinde koştuğu ‘Türkiye’yi Akdeniz’de çok dar bir MEB içine hapsetme’ ülküsü gerçekleşmiş olacaktır. Bunun ise sıcak çatışmalara yol açabilecek kadar tehlikeli bir adım olabileceği açıktır” dedi

Turhan, “Bunu önlemenin tek yolu, Türkiye ile KKTC‘nin, daha önce yapmış oldukları Türkiye-KKTC Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Antlaşması ile çizdikleri sınırları, adanın batısını da dikkate alarak tamamlamalarıdır” diyerek şunları söyledi:

“Eğer Türkiye ile KKTC, yapacakları yeni bir anlaşma ile, daha önce çizilen sınırın batıda sona erdiği noktadan güneye doğru, GKRY’nin batıdaki karasularının dış sınırını takip ederek, Mısır ortay hattına kadar çizilecek yeni bir hatla tamamlarlarsa bu önemli tehlike yok olacaktır.”

Turhan, GKRYnin, İsrail ve kendi doğalgazının Mısır’a yönlendirilerek Mısır üzerinden piyasaya sunulma stratejisinin Türkiye’yi bölgeden uzak tutabilmek için 2013 yılından beri düşünülen bir plan olduğunu, ancak doğalgazın Avrupa’ya arzında Mısır’ın Türkiye’nin yerini tutamayacağını, İsrail’in ilk tercihinin Türkiye olduğunu, ayrıca güvenlik ve siyasi istikrar bakımından Mısır’ı tercih etmediğini söyledi.

“DOĞALGAZ ÇÖZÜM ARACI OLMAKTAN ÇIKTI”

Prof. Dr. Turgut Turhan, özellikle son yıllarda doğalgazın bir çözüm aracı olduğunun toplumda işlendiğine dikkat çekerek, GKRY’nin, bugün itibariyle, Türkiye üzerinden ihraç edecek kadar zengin rezervler bulamadığına göre, bu konuyu tartışmanın bir anlamı olmadığını vurguladı.

Turhan, “Bu anlamda, doğalgazın tek başına çözümü getirecek bir etken olduğunu kabul etmek ve tek başına doğalgazdan medet ummak akıllıca değildir, anlamsızdır. Kaldı ki, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin gidişatı da buna izin verecek gibi görünmemektedir. Bu nedenle Rumlar masaya dönse bile, ki muhakkak döneceklerdir, çözümün tek başına doğalgaz sayesinde gerçekleşeceğini hayal etmemek gerekir” dedi.
http://www.denizhaber.com.tr/rumlarin-enerjinin-merkezine-oturma-hayali-hayal-oldu-haber-59477.htm

En büyük gemiye 1.2 milyar dolar kaynak

22 Aralık 2014 Pazartesi Barkın Şık / Cumhuriyet

Havuzlu çıkarma gemisi projesine uçakların kalkış mesafesini yarı yarıya kısaltan rampa eklendi.

Türk Deniz Kuvvetleri’ne alınacak “Havuzlu Çıkarma Gemisi - LPD” projesine uçak gemisi ayarı verildiği ortaya çıktı. Türkiye’de inşa edilecek LPD gemisine Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın talebi üzerine, Juan Carlos (Avustralya) ve Canberra (İspanya) gemilerinde olduğu gibi 12 derece eğime sahip kalkış rampası (Ski jump) konulacak. Daha önce LPD’de bu rampanın olmayacağı belirtiliyordu. Ski Jump, uçakların kalkış mesafesini yarı yarıya kısaltıyor. Bu gelişmeye paralel olarak Türkiye’nin alacağı 100 adet F-35 -A alımı kapsamında, uçak gemisinde konuşlandırmak üzere 16 - 20 adet F-35 B (Kısa Kalkış - Dikine İniş) sipariş edilebileceği de belirtiliyor.

Türkiye’nin sahip olacağı en büyük savaş gemisi LPD için 1.2 milyar dolar kaynak ayrıldı. Geminin üretimi, İspanyol Navantia ile Sedef Tersanesi işbirliğine teslim edildi.

Kıtalararasında asgari bir tabur büyüklüğündeki bir kuvveti ana üs desteği gerektirmeksizin, kendi lojistik desteği ile kriz bölgesine intikal ettirebilecek LPD, İspanyol Kraliyet Deniz Kuvvetleri için bugüne I Helikopter Gemisi’nin benzeri olacak. 2005 tarihinde Navantia Tersanesi’nde inşa edilmeye başlanan Juan Carlos, 30 Eylül 2010 yılında İspanyol Kraliyet Deniz Kuvvetlerine teslim edildi. Juan Carlos I gemisinin uzunluğu 231, genişliği 32 metre, toplam ağırlığı ise 27 bin ton. Gemide 247 kişilik mürettebat görev yapıyor.

Juan Carlos I gemisi, 46 adet Ana Muharebe tankı, 31 adet Taktik Tekerlekli Araç, 27 adet Zırhlı Amfibi Hücum Aracı (AAV) veya 30 adet Hummer aracını taşıyabiliyor. Geminin Hangar bölümünde 12 adet NH-90 veya 6 adet EH-101 Helikopteri, bunların dışında 7 adet AV-8B Harrier II veya F-35B uçağı taşıyabilme özelliğine sahip. Uçuş güvertesine NH-90, S-70B SeaHawk, CH-47 Chinook,CH-53E veya V-22 Osprey tiltrotor gibi helikopterler iniş ve kalkış yapabiliyor. Gemi, su alabilen bir kıç havuza sahip olacak. Bu havuzun içinde tank taşıma kapasiteli 6 adet bot girecek. Böylece amfibi harekâtlarda, tanklar düşman kıyılarına taşınabilecek. LPD’ye, 12 derece eğime sahip kalkış rampası (Ski jump) konulmasına ise kısa süre önce karar verildi.

Gemi toplam 1450 kişiyi barındırabiliyor. Lojistik destek almadan 50 gün denizde görev yapabilen gemi 22 knot seyir hızına ulaşabiliyor. Geminin TSK envanterine girmesi için 6 yıllık bir takvim belirlendi. LPD, Ege, Karadeniz ve Akdeniz harekât alanlarında ve gerektiğinde Hint Okyanusu ile Atlantik Okyanusu’nda kullanılabilecek. Havuzlu çıkarma gemisi, gerektiğinde bünyesindeki tam teşekküllü hastane ile doğal afet bölgelerinde de kullanılabilecek.
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/168694/En_buyuk_gemiye_1.2_milyar_dolar_kaynak.html

TAI Özgün Helikopter programında bir adım daha attı

23/12/14 Kaynak: www.kokpit.aero

Döner Kanat Teknoloji Merkezi (DKTM) Projeleri sözleşme imza töreni Savunma Sanayii Müsteşarı Prof.Dr. İsmail Demir, TSKGV Genel Müdürü Fikri Gönültaş'ın katılımıyla dün TAI tesislerinde gerçekleşti.

Törende konuşan TAI Genel Müdürü Muharrem Dörtkaşlı, Üniversite – Sanayi işbirliğini geliştirmek ve sektörün ihtiyaç duyduğu insan kaynağını yetiştirmek amacıyla TAI Teknokent bölgesinde kurulan Döner Kanat Teknoloji Merkezi’nin, helikopter teknolojilerinde TAI’nin ürünlerinde fark yaratacak yeni teknolojileri araştıran ve üniversitelerde var olan araştırma potansiyelini, Sanayi’nin esnekliği ve dinamikliği ile harekete geçiren bir yapıda olmasını hedeflediklerini söyledi.

Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir ise konuşmasında DKTM’nin hedeflenen amaçlarına ulaşmasıyla, helikopter geliştirme alanında önemli bir ihtiyacın da giderilmiş olacağını belirterek, “Müsteşarlığımız bünyesinde halihazırda uygulanmakta olan teknolojik kazanım yükümlülüğü faaliyetleri çerçevesinde en kapsamlı ve farklı uygulamalardan biri olduğu söylenen merkezin bugün imzalanarak başlatılacak projeleri ile kuruluş amaçlarını başarmada emin adımlarla ilerleyeceğine şüphem yoktur.” dedi.

ÖZGÜR HELİKOPTER İÇİN TESİS

Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) ile Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TAI) arasında 26 Haziran 2013 tarihinde imzalanan Özgün Helikopter Programı Sözleşmesi kapsamında TUSAŞ ODTÜ Teknokent tesislerinde Döner Kanat Teknoloji Merkezi (DKTM) kuruldu. DKTM’nin amacı, helikopter alanında geleceğin teknolojilerini araştırmak ve kazanmak, üniversite–sanayi işbirliğini geliştirmek, uzun vadede helikopter teknolojileri alanlarında yetişmiş insan kaynağına katkıda bulunmaktır. DKTM dünyada mevcut olmayan veya ülkemizde erişilemeyen teknolojileri geliştirmek amacıyla kuruldu.

DKTM’nin, Şubat 2014 ayında SSM/TAI web sitelerinde duyurulan çalışma konuları ve çalışma esaslarına göre yapılan proje ön başvuruları, SSM ve TUSAŞ uzmanları tarafından incelendi. Proje ön başvuruları, var olan teknolojik duruma katkı, bu katkının boyutu (yenilikçi, destekleyici, millileştirici gibi), uygulanabilirlik, bütçe, insan kaynağı ve takvim açılarından ve mevcut hali ile başlatılıp başlatılamayacağı yönünde değerlendirmeye tabi tutulmuş ve ilk aşamada 6 proje ile sözleşme imzalanmasına karar verilmiştir.

Belirlenen araştırma odakları çerçevesinde, kurgusunun geliştirilmesi veya birkaç projenin birleştirilmesi için görüşmelerin devam ettiği diğer proje ön başvuruları ile ilgili sözleşmelerin 2015 yılının ilk aylarında tamamlanması hedefleniyor. Bu tören ile başlatılan projelerde 7 değişik üniversiteden 30’un üzerinde akademisyen ve araştırmacı görev alacak.
http://kokpit.aero/doner-kanat-imza-toreni

22 Aralık 2014 Pazartesi

Kırım Deniz Üssü yeniden açıldı

21 Aralık 2014 Rusyanın Sesi Radyosu

Rusya Karadeniz Filosu Karargah Sözcüsü, Kırım Deniz Üssü’nün yeniden açıldığını ifade etti.

Yetkili, “Birlik karargahı Sivastopol’de, 19 Mart’a kadar Ukrayna Deniz Kuvvetleri Karargahı’nın bulunduğu yerde bulunuyor. Yeni birliğe, bugüne kadar Akdeniz Acil Müdahale Filosu’na komutanlık eden Kaptan Yuriy Zemskiy başkanlık edecek” dedi.

Öte yandan Kırım Deniz Üssü Karargah Başkanı Kaptan Aleksey Komarov, 1 Aralık’ta Perevalniy kentinde 126. Sahil Savunması Tugayı’nın ve Sivastopol’de Sahil Ordusu Füze Tugayı’nın oluşturulduğunu açıkladı.

Komarov, “Yeni birlikler, Karadeniz’in düşman ordularına karşı savunmasından sorumlu silahlı grubun bir parçası olarak göreve başladı” şeklinde konuştu.

http://turkish.ruvr.ru/news/2014_12_21/KrmDenizss/

TÜRK ÜRETİMİ PEMBE VE MOR TABANCAYA ABD İLGİSİ

21 Aralık 2014 Pazar

Nüfuz Edici Bomba'da üretim ve teslimat sürüyor

21/12/14 Muhammet METİN/Kokpit.aero

Tübitak SAGE ve MKEK işbirliği ile geliştirilen ve 2.1 metre kalınlığındaki güçlendirilmiş beton zemini delebilen Nüfuz Edici Bomba (NEB)'nın seri üretimi devam ediyor.

Makina ve Kimya Enstitüsü Kurumu (MKEK) tesislerinde ilk paket 200 adet Nüfuz Edici Bomba (NEB)'nın üretimi sürüyor. İkinci paket seri üretim için gerekli hazırlıklarda tamamlandı. MKEK yetkilileri, ardışık delici harp başlığı yeteneği ve sınıfının en hafif mühimmatı olması sebebiyle Nüfuz Edici Bomba'nın dünyadaki benzerlerinden daha etkin olduğunu belirtiyor.

401’NCİ FİLO TEST EDİYOR

Türk Hava Kuvvetleri'ne teslimatları başlayan Nüfuz Edici Bomba'nın F-16'lara sertifikasyon çalışmaları ise Eskişehir 1. Hava İkmal Bakım Merkezi (1. HİBM) Komutanlığı'nda yapılıyor. Mühimmatların testleri ise Eskişehir merkezli yeni kurulan 401’nci Filo Komutanlığı'nda gerçekleştiriliyor.

Yer üstü ve yer altındaki hedeflere karşı kullanılmak üzere tasarlanan, Ardışık Delici Harp Başlığı teknolojisine sahip, Türkiye’de geliştirilen ilk beton delici mühimmat olan Nüfuz Edici Bomba, Hassas Güdüm Kiti, Lazer Güdüm Kiti, HGK, GBU-10E/B ve JDAM güdüm kitleri ile birlikte kullanılabiliyor.

En az 2.1 metre kalınlığında betonu delebilme kabiliyetine ve 27 km azami menzile sahip NEB F-4 2020 savaş uçağında kullanılıyor. Hava Kuvvetleri'nin isterleri üzerine betonu delebilme ve menzil artırımı hususunda geliştirme çalışmaları Tübitak-SAGE ile devam ediyor.
http://kokpit.aero/nufuz-edici-bomba-uretim-suruyor

F35'lere yerli mühimmat geliyor

21 Aralık 2014 Nevin Bilgin - Star

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, F-35 uçaklarının Müşterek Taarruz Uçağı Programı kapsamında geliştirme ve test faaliyetlerine devam edildiğini, millî mühimmatların da entegre edileceği F-35 savaş uçağının 2020’li yıllarda Türk Hava Kuvvetlerinin önemli bir muharip unsuru olmasının öngörüldüğünü, hâlihazırda ilk 2 uçağın siparişinin verildiğini söyledi.

2013-2023 vizyonu çerçevesinde Türkiye’nin dünya savunma sanayi alanında en gelişmiş 10 ülke arasına girmesi için çalıştıklarını söyleyen Yılmaz, Savunma Sanayi Müsteşarlığında halen yürütülen savunma projelerine ilişkin bazı bilgiler de paylaytı.

Yılmaz, Altay tankından üretilen 2 prototipin denemelerinin devam ettiğini söyledi. Askerlerin mayın tehdidine karşı korunmasını sağlayan Kirpi Projesi kapsamında 614 araçtan 508 adedinin kabulünün gerçekleştiğini açıklayan Yılmaz, ATAK Projesi kapsamında 6 adet helikopterin teslimatının gerçekleştirildiğini 59 adet helikopterin de Türkiye’de üretileceğini anlattı.

http://ekonomi.haber7.com/turkiye-ekonomisi/haber/1252996-f35lere-yerli-muhimmat-geliyor

17 Aralık 2014 Çarşamba

Aselsan gururlandırdı

17 Aralık 2014,Sabah

Türk savunma sanayisi devler liginde yerini sağlamlaştırıyor. Dünyanın en büyük 100 silah üreticisinin satışları ortalama yüzde 4.5 gerilerken, Aselsan yüzde 29'luk artış ile 22 basamak atlayarak 87'den 65'inciliğe yükseldi.

Türk savunma sanayi, rakiplerini geride bırakırken ilk 100'deki yerini de sağlamlaştırıyor. Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün (SIPRI) ilk 100 büyük şirket raporunda yer alan Aselsan, 87'den 65'inciliğe yükselerek 22 basamak sıçradı. Böylece Aselsan, listede en hızlı yükselen dördüncü şirket olarak dikkat çekti. Cirosunu 2013'te 860 milyondan 1.1 milyar dolara çıkaran Aselsan, Mitsubishi, Kawasaki ve Samsung gibi büyük markaları da geride bıraktı.

GELİŞENLER İÇİN YENİ KATEGORİ

SIPRI'nin her yıl hazırladığı çalışmanın bu yılki yeniliği ise gelişmekte olan ülkelere ayrı bir kategori açması. Bu kararda Türkiye, Brezilya, Güney Kore ve Singapur'un geçmişe oranla daha fazla silah üretimi yapması etkili oldu. Raporda, "Aselsan, 2010'da listeye girmesine rağmen hızlı bir yükseliş yaşadı" ifadeleri yer alıyor. Geçmiş yıllarda Amerika, Avrupa ve Rusya şirketleri dünya piyasasını tek başlarına domine ediyordu. Bugün en büyük pay yine ABD'de olsa da gelişmekte olan ülkelerin payında artış görülüyor. Savunma araç, gereç ve silah satış hâsılatının üçte ikisine ABD ile diğer NATO ülkeleri sahip. Bu ülkelerin küresel silah alımlarındaki payı ise yüzde 84'ü buluyor. 2013'te satış hasılatı yüzde 4.5 oranında gerileyen dünyanın en büyük 100 silah şirketi arasında 38 Amerikan işletmesi yer alıyor.

RUSYA'NIN PARASI SİLAHLANMAYA GİTTİ

Rus silah sanayisi ise sipariş girdilerinin artmasından memnun. İlk 100 arasındaki Rus şirketlerinin satış hasılatı 2013'te yüzde 20 oranında arttı. Özellikle taktik füze imal eden bir Rus şirketinin satışlarındaki yüzde 118 artış bunda etkili oldu. Yıllardır savaş gücünü artıran ve ordusunu modernize eden Rus hükümeti, silahlanmada yerli kuruluşlara öncelik tanıyor.
http://www.yenisafak.com.tr/ekonomi/aselsan-gururlandirdi-2048194

Füzede yeni rota

15 Aralık 2014 Pazartesi Barkın Şık / Cumhuriyet

4 milyar dolarlık füze ihalesinde sürpriz gelişmeler yaşanıyor. Çin ile sözleşme görüşmeleri yapılan ihalede, nihai kararın bugün Savunma Sanayi İcra Komitesi’nde alınması planlanırken toplantı son dakikada ocak ayı ortasına ertelendi.

Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir de temaslarda bulunmak üzere Fransa’nın yolunu tuttu. Çin ile görüşmelerin kesilmesi durumunda ihaleye Fransa ile devam edilecek. Fransa, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu ülkeye yaptığı ziyaret sırasında Ankara’nın Suriye politikasına tam destek veren “yegâne” ülke olarak şansını arttırıyor.

Çin ile sözleşme görüşmelerine devam eden Türkiye’nin, 31 Aralık tarihinden sonra görüşmelere Fransız Eurosam firması ile devam edeceği Ankara kulislerinde sıklıkla dile getirilmeye başlandı. Bu iddia savunma çevrelerini meşgul ederken, bugün yapılması planlanan Savunma Sanayii İcra Komitesi toplantısının ocak ayı ortasına ertelendiği öğrenildi. Müsteşarlık kaynakları, toplantıdan füze ihalesi ile ilgili kararın çıkacağını söyledi. Bu arada Müsteşar Demir’in de Fransa’da temaslarda bulunacağı kaydedildi.

Gerekçe: Teknoloji transferi

Ankara kulislerinde, “istenen teknoloji transferinin sağlanamaması” gerekçesiyle ihalenin Çin’den alınarak Fransa’ya verileceği konuşuluyor. Türkiye’nin uzun menzilde ve alçak/orta/ yüksek irtifada hava savunmasını sağlamak amacıyla yürütülen proje, 26 Eylül 2013’te başlatıldı. ABD’nin Patriot sistemi, Çin’in FD- 2000 füzesi ve İtalyan-Fransız ortaklığıyla geliştirilen Samp-T sisteminin yarıştığı ihale kapsamında, Çin Halk Cumhuriyeti’nden CPMIEC kuruluşu ile sözleşme görüşmelerine başlanmasına karar verilmişti. Bu karar, NATO, ABD ve Avrupalı yetkililerce tartışma konusu olmuştu. Savunma Sanayii İcra Komitesi talimatı gereği, CPMIEC ile görüşmelerden sonuç alınamaması halinde ikinci sıradaki Eurosam konsorsiyumu ile, onlarla yapılan görüşmelerden de sonuç alınamaması halinde üçüncü sıradaki ABD ile sözleşme görüşmelerine başlanması kararlaştırılmıştı.
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/162643/Fuzede_yeni_rota.html

Almanya'dan İsrail Donanması'na, 115 milyon avroluk korvet desteği

15.12.2014 Deniz Haber Ajansı

İsrail donanmasının Thyssen-Krupp firmasından satın alacağı 1 milyar avroluk dört korvet için Alman hükümeti 115 milyon avro katkı sağlayacak Almanya hükümetinin, İsrail’in satın alacağı 1 milyar avroluk dört savaş gemisi için 115 milyon avro katkıda bulunacağı bildirildi.

Almanya Maliye Bakanlığı Müsteşarı Steffen Kampeter tarafından, Meclis Bütçe Komisyonu Başkanı Sol Parti milletvekili Gesine Lötzsch’e 11 Aralık’ta gönderilen gizli resmi yazıda, İsrail donanmasının satın alacağı dört korvet için, Almanya’nın 2014 bütçesinden 115 milyon avro katkıda bulunacağı kaydedildi.

Bild am Sonntag gazetesi, İsrail’in Thyssen-Krupp firmasından satın almaya hazırlandığı dört adet modern korvet ile Akdeniz’de kendisine ait münhasır ekonomik bölgeyi daha etkili bir şekilde korumayı hedeflediğini yazdı.
...
http://www.denizhaber.com.tr/almanyadan-israil-donanmasina-115-milyon-avroluk-korvet-destegi-haber-59356.htm

Germany emerges as leading supplier to Israel’s navy

December 16th, 2014 LONDON WorldTribune.com

The German government said it would contribute to the purchase of four corvettes for the Israel Navy. The government said the subsidy for Israel was approved by the parliament in Berlin.

“The contract could be completed by the end of the year,” German government spokesman Steffen Seibert said. In a statement on Dec. 15, Seibert did not specify the size of the German subsidy. He said Israel reached an agreement to purchase the corvettes, manufactured by ThyssenKrupp Marine Systems, in November 2014.

The German newspaper Bild am Sonntag reported that the government decided to contribute 115 million euro for the Israeli purchase, estimated at 1 billion euro. The newspaper, citing government memorandums, said the Israel Navy would use the warships, identified as the Meko A-100, to secure its interests in the eastern Mediterranean.

Germany has become the leading supplier to the Israel Navy. In 2013, Germany helped finance the Israeli purchase of three additional Dolphin diesel-electric submarines, also produced by ThyssenKrupp.
http://www.worldtribune.com/2014/12/16/germany-emerges-leading-supplier-israels-navy/

F-16'lara yerli ‘elektronik harp podu’ takılacak

16/12/14 Kaynak: www.kokpit.aero

TÜBİTAK tarafından başlatılan Elektronik Harp Podu Projesi ile F-16 savaş uçakları, düşman radar ve hava savunma sistemlerine karşı korunmuş olacak.

Milli Savunma Bakanlığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın iş birliğiyle başlatılan projede F-16’larda kullanılan elektronik harp sistemleri milli olarak tasarlanacak ve geliştirilecek. 2009 yılından beri gündemde olan projenin tamamlanmasıyla birlikte savaş uçakları düşman radarları ve hava savunma sistemlerine karşı güvende olacak. Elektronik Harp Podunun (EH Pod) uçak başına maliyetinin yaklaşık 2 milyon dolar olması öngörülüyor. Sistemin 5 yıl içerisinde seri üretime geçmesi hedefleniyor.

Dünyada birkaç ülkenin sahip olduğu elektronik harp sistemi, F-16’ların en önemli unsurlarından biri olarak biliniyor. F-16’lara takılıp sökülebilen bir sistem olan elektronik harp podu, harekat esnasında savaş uçaklarının düşman radarları ve hava savunma sistemlerine karşı güvende olmasını sağlıyor. Tehdit radar bulunduğunda pilotu ikaz eden ve otomatik olarak kendini izleyen radarları yanıltan özellikleri bulunuyor.
http://kokpit.aero/f-16-elektronik-harp-podu-donatilacak

16 Aralık 2014 Salı

TULPAR HAREKET KABİLİYETİ VE GÜVENİLİRLİK TESTLERİ DEVAM EDİYOR

12.12.2014 OTOKAR Haber Bülteni 21

Otokar tarafından geliştirilen yeni nesil Zırhlı Muharebe Aracı TULPAR, kullanıcıların farklı hareket kabiliyeti ve görev profili ihtiyaçlarına karşılık verebilmek amacı ile hareket kabiliyeti testlerine devam ediyor.

Tüm hareket kabiliyeti testlerini başarı ile sürdüren TULPAR, dayanıklılık testlerine hazırlanıyor.

TULPAR, 3 kişilik mürettebatına ilave olarak tanksavar silahları ile birlikte tam teçhizatlı 9 kişilik piyade mangasını yüksek zırh koruması altında süratle taşıyabiliyor. Düşük silueti, yüksek balistik ve mayın koruması, basınçlı tip KBRN koruması ile muharebe alanına emniyetle taşıdığı manga ile birlikte MIZRAK-30 insansız kulenin sağladığı ateş gücü ile muharebe etkinliği azami seviyeye çıkıyor.

ALTAY PROJESİNDE SON DURUM

12.12.2014 OTOKAR Haber Bülteni 21

Türkiye’nin Ana Muharebe Tankı’nın geliştirildiği ALTAY Projesi’nde son aşama olan, Aşama III Prototip Geliştirme ve Kalifikasyon Aşaması faaliyetleri devam ediyor. Şereflikoçhisar Atış Alanı’nda ikinci ön prototip olan FTR tankı ile hareketli tank atış testleri sürüyor.

K.K.K.lığı ve SSM tarafından hareket kabiliyeti ve dayanıklılık kalifikasyon testlerine tabi tutulacak olan PV1 tankı ile ateş gücü kalifikasyon testlerinde kullanılacak olan PV2 tankının üretimi ise tamamlandı.

Bu tanklar Sistem Kalifikasyon ve Kabul Testlerine hazır hale getirildi.PV1 ve PV2 tanklarının kalifikasyon testlerinin başlaması ile birlikte Seri Üretim hazırlıklarına da hız verilecek.

17-19 Kasım 2014 tarihlerinde SSM, Gnkur. ve K.K.K.lığı katılımıyla ALTAY Projesi 23. Proje Değerlendirme Toplantısı SSM’de gerçekleştirildi. Ayrıca 15-19 Aralık 2014 ayında 10. Yürütme Komitesi Toplantısı’nın SSM, Gnkur., K.K.K.lığı ve Otokar katılımıyla Güney Kore’de gerçekleştirilmesi planlanıyor.

1 trilyon dolarlık ikaz

16 Aralık 2014 Salı Barkın Şık / Cumhuriyet

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu, 2023 yılında 1 trilyon dolar dış ticaret hacmi hedefi bulunan Türkiye’nin ekonomik büyümesini istikrarlı olarak sürdürebilmesinin, “Çevre denizler ve onların bağlantılı olduğu mücavir deniz havzaları üzerinden yaptığı ticaretin düzenli akışına ve ekonomisinin ihtiyaç duyduğu enerjiyi kesintisiz temin edebilmesine” bağlı olduğunu vurguladı.

Bostanoğlu, Yunanistan’ın karasularını 12 mile çıkarmasını “casus belli - savaş nedeni” sayan 1995 tarihli TBMM kararının arkasında durulması gerektiğini belirtirken de Türkiye’nin çevre denizlerindeki yetki alanlarını belirleyecek “Münhasır Ekonomik Bölge - MEB” anlaşmalarının yapılması gerektiğini söyledi.

Savunma ve Havacılık Dergisi’nin bugün piyasaya çıkacak olan sayısına değerlendirmelerde bulunan Oramiral Bostanoğlu, “Türk milleti tarihi boyunca denizciliğe önem verdiği dönemlerde güçlü ve müreffeh olmuş, ihmal ettiği dönemlerde ise büyük çöküşler ve kayıplar yaşamıştır” diyerek, şunları söyledi:

Enerjide dışa bağımlıyız

“Geleceğe yönelik projeksiyonda, Türkiye’nin güçlü bir devlet olarak dünya sahnesine çıkma potansiyeli, birincil derecede ekonomisinin büyümesi ile ilişkilidir. İthalat ve ihracat mallarının ortalama yüzde 90’ından fazlası deniz yoluyla taşınan, hâlihazırda bilinen ve işletilebilen enerji kaynakları açısından büyük oranda dışa bağımlı olan Türkiye’nin, ekonomik büyümesini istikrarlı olarak sürdürebilmesi; çevre denizler ve onların bağlantılı olduğu mücavir deniz havzaları üzerinden yaptığı ticaretin düzenli akışına ve ekonomisinin ihtiyaç duyduğu enerjiyi kesintisiz temin edebilmesine bağlıdır. Bu bağlılık nedeniyle bölgesel ve küresel istikrara son derece duyarlı durumda olan Türkiye’nin refahı arttıkça enerji ihtiyacı artacak; bu da dünya üzerindeki enerji bölgelerine, deniz ulaştırması açısından kritik geçit ve boğazlara bağımlılığımızı ve hassasiyetimizi artıracaktır. Türkiye’nin 2023 yılında toplam dış ticaret hacminin 1 trilyon dolara yaklaşacağı düşünüldüğünde donanmamıza deniz ticaret yollarının bölgesel ve küresel ölçekte güvenliğinin sağlanmasında daha fazla görev düşecektir.”

“Çevre denizlerimizdeki deniz yetki alanları sınırlarının uluslararası hukuk çerçevesinde yapılacak antlaşmalar ile belirlenmesi önem arz etmektedir” diyen Bostanoğlu, Ege Denizi konusunda da uyarılarda bulunarak, şunları söyledi:

“Ege Denizi’nde Lozan Antlaşması ile kurulan ve 1995 yılında TBMM açıklaması ile teyit edilen dengenin muhafaza edilmesi hayati önemi haizdir. Denizlerin serbestliği ilkesi dünyada tüm denizci devletler tarafından kabul gören, doğrudan ülkelerin güvenliği ile ilgili olan ve teamül hukuku haline gelmiş bir kavramdır. Denizlerin serbest kullanımını sadece prensipte savunmak değil, uygulamak da hayati bir konudur. Bu çerçevede, mevcut açık deniz alanlarının muhafazası önceliklerimizdendir. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki önceliği ise Kıbrıs Sorunu gibi uzun süreli sorunların ve 2010 yılından bu yana Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkelerinde yaşanan gelişmelerin olumsuz yansımalarının en aza indirilmesinin yanı sıra deniz yetki alanlarındaki menfaatlerimizin korunmasıdır.

“GKRY endişelendiriyor”

Türkiye ve KKTC, Doğu Akdeniz’deki sorunların tüm paydaşların katılımıyla ve hakkaniyet ilkesi çerçevesinde çözümünü öngören bir yaklaşıma sahiptir. Ancak Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) bu yaklaşımın aksine, 2003 yılından itibaren, uluslararası hukuk ile Türkiye ve KKTC’nin haklarını göz ardı edecek şekilde bir tutum izlemektedir. GKRY’nin yaptığı tek taraflı tasarruflar, Kıbrıs müzakerelerini olumsuz etkilediği gibi, Doğu Akdeniz güvenlik ortamındaki endişeleri de artırmaktadır. Yunanistan ve Mısır başta olmak üzere, GKRY dışındaki bölge ülkelerinin Türkiye’nin Kıta Sahanlığındaki haklar üzerinde etkisi olabilecek her türlü tasarruflarını da yakından takip eden Türk Deniz Kuvvetleri, Doğu Akdeniz’de icra ettiği Akdeniz Kalkanı Harekâtı başta olmak üzere faaliyetleri ile Türkiye’nin BM’ye bildirdiği kıta sahanlığı, diğer müstak bel kıta sahanlığı alanları ve KKTC’nin ruhsatlandırdığı sahalar içindeki deniz hak ve menfaatlerinin korunması için, ilgili kurumlarla eşgüdüm içinde, gereken her türlü tedbiri almaktadır.”
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/162883/1_trilyon_dolarlik_ikaz.html

ASELSAN ve Bilkent’ten Ortak Nanoteknoloji Şirketi

Aralık 12, 2014 AA

ASELSAN ve BİLKENT Üniversitesince, yüksek güçlü nano transistörlerin üretimi için Mikro Nano Teknolojileri Sanayi ve Ticaret AŞ (AB-MikroNano) adında şirket kuruldu.

Şirket, Türkiye’de ilk defa radar, yüksek hızlı tren, elektrikli arabalar ve 4G cep telefon sistemleri gibi birçok farklı alanda kullanılan galyum nitrat transistör ve entegre devre üretimi yapacak.

ASELSAN’dan yapılan açıklamaya göre, şirket kuruluş sözleşmesini ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Canpolat ve BİLKENT Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdullah Atalar imzaladı.

TÜBİTAK ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından desteklenen galyum nitrat yarı iletken malzemesi temelli nano transistör teknolojisi, ASELSAN ve BİLKENT tarafından milli olarak geliştirildi. BİLKENT Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma Merkezi’nde yüksek performanslı transistörler üretildi.

Laboratuvar testleri tamamlanan transistörler, ASELSAN’da yapılan saha testlerinde de başarılı bir şekilde kullanıldı. Üretilen transistörlerden elde edilen sonuçların, hedeflenen performansların üzerinde çıkması sonucunda ASELSAN ve BİLKENT yönetimleri bu konuda ortak şirket kurma kararı aldı. Bunun üzerine AB-MikroNano şirketi kuruldu.

30 milyon dolar yatırımla kurulan AB-MikroNano, Türkiye’de ilk kez ticari amaçlı transistör ve elektronik entegre devre üretimi yapacak. Şirket tarafından üretilecek nanoteknoloji temelli ürünler ihraç da edilecek. Nanoteknoloji konusunda bu ürünlerle ilgili şimdiye kadar dünyada tüketiciler liginden çıkamayan Türkiye, artık üreticiler liginde yer alacak.

Bu arada Türkiye, dünyada galyum nitrat yarı iletken malzemesi temelli nano transistör teknolojisi geliştirilebilen 5 ülkeden birisi konumunda bulunuyor.
http://teknosektor.com/2014/12/12/aselsan-ve-bilkentten-ortak-nanoteknoloji-sirketi/

ASELSAN'ın Ürdün'deki fabrikası açıldı

15.12.2014

Ürdün Kralı Abdullah, ASELSAN'ın, Ürdün Silahlı Kuvvetleri ile bölge ülkelerinin sınır güvenliği ekipmanlarını üreteceği fabrikasının açılışını gerçekleştirdi.

ASELSAN ile King Abdullah II Design & Development Bureau (KADDB) Yatırım Grubu (KIG) tarafından ortaklaşa kurulan ve Ürdün Silahlı Kuvvetleri ile bölge ülkelerinin sınır güvenliği ekipmanlarının üretileceği ASELSAN Middle East Fabrikası, Kral Abdullah'ın katıldığı törenle açıldı.
http://www.sabah.com.tr/ekonomi/2014/12/15/aselsanin-urdundeki-fabrikasi-acildi#

Aselsan ve Piri Reis'ten işbirliği

15.12.2014

Aselsan ve Piri Reis Üniversitesi arasında Ar-Ge konusunda işbirliği sağlayacak protokol imzalandı. İmzalar ASELSAN Genel Müdürü Dr. Faik Eken ve Piri Reis Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oral Erdoğan tarafından atıldı. İşbirliği protokolü ile Piri Reis Üniversitesi ve ASELSAN arasında yürütülecek Ar-Ge işbirliği faaliyetlerinin çerçevesi belirlendi. ASELSAN ve Piri Reis Üniversitesi, bilimsel veya teknolojik araştırmalara yönelik Ar-Ge çalışmaları yürütecek. Ayrıca, projelere dayalı makale, bildiri vb. yayın çalışmaları ile laboratuvar, test ve karakterizasyon altyapılarının karşılıklı kullanımına yönelik işbirliği yapılacak.
http://www.sabah.com.tr/ankara/2014/12/15/aselsan-ve-piri-reisten-isbirligi

Hellenic Jet Fighters in Israel

(Source: Israel Air Force; issued Dec 10, 2014)

This week a combat squadron from the Hellenic Air Force was deployed to Ouvda airbase in southern Israel for a unique joint training exercise with the "Knights of the Orange Tail" squadron

Greek fighter jets landed in Israeli this week Greek F-16 C/D squadron and the Israeli "Knights of the Orange Tail" squadron, which flies the F-16I "Sufa" jets, joined forces for a unique joint exercise.

"This deployment is of immense significance for us", said Major Dovev, Deputy Commander of the "Knights of The Orange Tail" squadron. "This kind of work, squadron alongside squadron, allows for an open, productive dialogue, on both a professional level and on a personal level".

At first glance, it appears that the Greek and Israeli operational realities could not be any more different: Israel's borders are terrestrial, while those of Greece are surrounded by three seas. Nonetheless, the two sides discovered this week a completely different picture.

"It seems that we are not as different as we thought", says Lieutenant Colonel Tomer, Commander of the "Knights of the Orange Tail". "During the training exercise, we came to understand that the flight language of Western air forces is very similar. Even when we compared our readiness with theirs for example, we were surprised to see how similar it was. Each side had its particularities, but operationally, we're very similar".

"We all Want to Be Better"

The last time that the Greeks and Israelis trained side-by-side was the "Blue Flag" exercise exactly a year ago, which was much larger in scope and included a much large number of places from different countries. During the current exercise, the work between the squadrons was done in close cooperation.

The squadrons practiced different complex air-to-air scenarios, with a combination of aerial refueling, protecting strategic assets and dealing with unexpected threats in the sky in order to learn from one another.

"We led some of the flights and the Greeks led others", explained Lieutenant Colonel Tomer. "Everyone's central goal was to improve our capabilities", he clarified. "Cooperation is a significant part, but ultimately it is a means of reaching the goal-We all want to be better".
http://www.defense-aerospace.com/article-view/release/159510/greek-f_16-squadron-trains-in-israel.html

Su-34 Frontline Bombers Arrived at the Place of [Deployment]

Source: Sukhoi JSC; issued Dec 10, 2014)

MOSCOW --- A batch of aircraft was transferred two days ago at the Novosibirsk branch of the Sukhoi Company’s V. P. Chkalov Novosibirsk Aircraft Plant in the presence of the Governor of the Novosibirsk Region Mr. Vladimir Gorodetsky and Novosibirsk Mayor Mr. Anatoly Lokot.

Today the frontline bombers made a flight to the place of their deployment in one of the air units in the south of Russia.
...
http://www.defense-aerospace.com/article-view/release/159519/new-su_34-bombers-deploy-to-%E2%80%9Csouth-russia%E2%80%9D.html

Greece – CH-47D Chinook Helicopters

Source: Defense Security Cooperation Agency; issued Dec 11, 2014

WASHINGTON --- The State Department has made a determination approving a possible Foreign Military Sale to Greece for CH-47D Chinook helicopters and associated equipment, parts and logistical support for an estimated cost of $150 million. The Defense Security Cooperation Agency delivered the required certification notifying Congress of this possible sale today.

The Government of Greece has requested a possible sale of 10 CH-47D Model Chinook helicopters to include:
-- 23 T55-GA-714A Engines (20 installed and, 3 spares),
-- 12 AN/AAR-57 Common Missile Warning System (10 installed and 2 spares),
-- 12 AN/ARC-220 High Frequency (HF) Radios,
-- 12 AN/ARC-186 Very High Frequency (VHF) AM/FM Radios,
-- 12 AN/ARC-164 Ultra High Frequency (UHF)-AM, 12 AN/ARN 123 VOR ILS Marker Beacons,
-- 12 AN/ARN-89 or AN/ARN-149 Direction Finder Sets,
-- 12 AN/ASN-128 Doppler/Global Positioning System Navigation Sets,
-- 12 AN/ARC-201D or AN/ARC-201E VHF FM Homing Radios,
-- 12 AN/APX-118 Transponders, 3 AN/APX-118A Transponders,
-- 12 AN/APR-39A(V)1 Radar Signal Detecting Sets, and

mission equipment, communication and navigation equipment, Maintenance Work Orders/Engineering Change Proposals (MWO/ECPs), aircraft hardware and software support, repair and return, spare and repair parts, publications and technical documentation, support equipment, minor modifications, personnel training and training equipment, U.S. government and contractor technical and engineering support services, and other related elements of logistics and program support.

The estimated cost is $150 million.
...
http://www.defense-aerospace.com/article-view/release/159611/greece-to-buy-10-ch_47s-for-%24150m.html

15 Aralık 2014 Pazartesi

Turkey Turkish defense industry technology military equipment IDEAS 2014 defense exhibition Karachi

İlk yerli haberleşme uydusunda büyük gün

13 Aralık 2014 Kaynak : AA

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Türksat Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme AŞ tarafından Türksat 6A'nın yapımı için açılan çağrıya TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü ve TAI teklif verdi. Türkiye'nin ilk yerli haberleşme uydusu, TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü öncülüğünde TAI ve ASELSAN ile diğer yerli sanayi kuruluşlarının desteğiyle üretilecek.

Türksat 6A projesi imza törenine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılması bekleniyor.

Türksat 6A'nın tasarım ve geliştirme çalışmaları, daha önce uydu projelerinde görev yapan Türk mühendislerce gerçekleştirilecek.

Uydunun 548 milyon lira olan bütçesinin, 398 milyon lirası Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, kalan kısmı ise TÜBİTAK Kamu Araştırmaları Geliştirme Grubu tarafından karşılanacak.

Yerli mühendislik ve tasarımla yapılacak uydunun 2020'de uzaya fırlatılması hedefleniyor. Yakıt dahil yaklaşık 4,5 ton ağırlığında olacak uydu, 42 derece doğu boylamındaki bir yörüngeye yerleştirilecek.

Türksat 6A, Avrupa, Asya ve Türkiye kapsama alanlarına sahip olacak. Üzerinde 4 yedek toplam 20 aktarıcının (transponder) bulunacağı uydunun hizmet ömrü 15 yıl olacak.

- 2020'ye kadar uydu filosu 7'ye çıkacak

Uydu Montaj ve Entegrasyon Merkezi (UMET) binasında üretilecek Türksat 6A uydusunun 2020 yılında, Türksat 5A uydusunun ise 2017'de uzaya fırlatılması öngörülüyor. Türkiye, 2020 yılında en az 3'ü yerli, toplam 7 uydudan oluşan uydu filosu ile dünyanın büyük bir kısmını kapsama alanına katacak.
http://ekonomi.haber7.com/gundem-veriler/haber/1246600-ilk-yerli-haberlesme-uydusunda-buyuk-gun

Elevsis Tersaneleri Tarafından Hücumbot İnşasına Devam Ediliyor

11 Aralık 2014 Halil Danışmaz www.21yyte.org

Yunanistan Meclisinde Kabul Edilen Değişiklikten Sonra, Elevsis Tersaneleri Tarafından Hücumbot İnşasına Devam Ediliyor

11 Aralık 2014 günü meclis tarafından kabul edilen Milli Savunma Bakanlığının değişikliği; Elevsis Tersaneleri tarafından geriye kalan 3 adet ROUSSEN (Super Vita) sınıfı yeni hücumbot inşa programına pürüzsüz bir şekilde devam edilmesi ve inşa programının tamamlanmasını, Combattante III sınıfı modern MİKONOS hücumbotunun onarımını, tersanelerin çalışmalarına devam etmesini ve iş güvenliğinin temin edilmesini öngörüyor.

Yunanistan Milli Savunma Bakanı Nikos DENDİAS yaptığı açıklamada; söz konusu değişikliğin Yunanistan Devleti, tersaneler ve British Aerospace Şirketi arasındaki anlaşmanın düzenlenmesi içerdiğini, hücumbot inşası programının temel hedefinin, çalışanların ücretlerinin ödenmesi olduğunu vurguladı. Milli Savunma Bakanı DENDİAS; “Hükümetin ötesinde, parlamento ve partiler olarak bu insanların parasını ödeme konusunda ahlaki sorumluluğumuz vardı” dedi. DENDİAS, söz konusu değişikliğin yararlı olduğunu, hücumbot inşası programı dışında sorunun çözülmesi için başka yöntemin olmadığını belirtti. DENDİAS ilgili değişikliğin meclise sunulmasındaki gecikmenin ise, yabancı şirketle yapılan uzun pazarlıklardan kaynaklandığı ifade etti. Söz konusu değişiklikle; Elevsis Tersaneleri, üretim şirketi British Aerospace’in yükümlülüğünden kaynaklanan 9,1 milyon Euro’luk ofset programıyla 6 ve 7 nolu hücumbotların inşasının bitirilmesini üstleniyor. British Aerospace Şirketi, söz konusu hücumbot inşası programının pürüzsüz bir şekilde devam etmesi için gerekli ön koşul olan 85 milyon Euro değerindeki hücumbotların silah ve donanımını Yunanistan Deniz Kuvvetlerine devrediyor.

MİKONOS hücumbotu, Yunanistan Milli Savunma Bakanlığının seçeceği başka bir yüklenici firma tarafından onarım işlerinin tamamlanması için doğrudan Elevsis Tersanelerinden ayrılıyor. Yunan devleti, malzeme tedariği ve geminin faal duruma getirilmesi için denemeler ve gerekli çalışmaların tamamlanması için RİTSOS (No 5) hücumbotunu teslim alıyor.

http://www.21yyte.org/tr/fikir-tanki/7269/yunanistan-meclisinde-kabul-edilen-degisiklikten-sonra-elevsis-tersaneleri-tarafindan-hucumbot-insasina-devam-ediliyor

http://www.imerisia.gr/article.asp?catid=26519&subid=2&pubid=113407744

http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_active_Hellenic_Navy_ships

12 Aralık 2014 Cuma

Duyarsız Patlayıcı Üretim ve Dolum Tesisi Törenle Hizmete Açıldı

11.12.2014 tubitak.gov.tr

TÜBİTAK SAGE tarafından gerçekleştirilen "Duyarsız Patlayıcı Üretim ve Dolum Tesisi" törenle hizmete açıldı. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, "Savunma sanayisinde tam bağımsızlık elde etmenin yolu, milli imkânlarla Ar-Ge'yi ve kendi silahlarımızı geliştirmekten geçiyor" dedi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) Duyarsız Patlayıcı Üretim ve Dolum Tesisi (DUPAT) Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada, üretimde "yerli", "yenilikçi" ve "yeşil üretim" olmak üzere 3 temel öncelikleri bulunduğunu, söz konusu tesisin bu öncelikleri karşıladığını söyledi.

Savunma sektöründe küresel çapta çok büyük rekabet yaşandığına işaret eden Işık, "Bu sektör birkaç açıdan diğerlerinden farklı. Bu sektör diğer bütün sektörleri de geliştirme kabiliyetine sahip öncül sektör. Savunma sanayisi her açıdan son derece önemli. Sadece yurt savunması açısından değil, bilim açısından da son derece kritik sektör" diye konuştu.

AK Parti hükümetlerinden önce savunma sektöründe yerlilik oranının yüzde 24'ler seviyesinde olduğuna dikkati çeken Işık, "Bugün Allah'a şükürler olsun savunma sanayisinde yerlilik oranını yüzde 55'in üzerinde çıkardık. Bu gibi tesislerle teknoloji düzeyimiz daha da artacak. Hedefimiz savunma sanayisinde yerlilik oranını çok daha yukarıya çıkarmak" ifadesini kullandı.
...
http://www.tubitak.gov.tr/tr/haber/duyarsiz-patlayici-uretim-ve-dolum-tesisi-torenle-hizmete-acildi

Türkiye JSF uçaklarının Avrupa bölgesi motor ağır bakım ve onarım merkezi olacak

12 Aralık 2014

SSM ve HvKK.lığı tarafından JSF Projesi kapsamında 2007 yılında imzalanan PSFD MOU (Production Sustainment and Follow on Development) kapsamında hedeflenen Motor Üretim ve Bakım Kabiliyetinin Türkiye’de kazanılması için müzakereler yürütülmüş, 2011 yılında ABD Hükümeti ve PrattWhitney firması ile birlikte bir analiz çalışması başlatılmış ve bu çabaların neticesi olarak 2013 yılında alınan National Disclosure Policy ile ABD Hükümeti tarafından Türkiye’nin F135 Motoru Depo Seviyesi Bakım merkezi olarak çalışmalar yürütmesine izin verilmiştir.

Müteakiben JSF Program Ofisi ve ABD Savunma Bakanlığı Tedarik, Teknoloji ve Lojistik Müsteşarlığı tarafından yürütülen tüm kritik program toplantılarına katılım sağlanarak her düzeyde Türkiye’nin bu konudaki kararlılığı muhataplarımıza iletilmiştir. Eskişehir’de mevcut motor üretim ve bakım tesislerine ABD Hükümeti ve üretici firma PrattWhitney ile birlikte teknik ziyaretler gerçekleştirilerek süreçte eşgüdüm sağlanmıştır.

ABD Hükümeti tarafından kapsamlı bir değerlendirmeye tabi tutulan süreç neticesinde, Türkiye’nin tecrübesi ve uzmanlığı, diğer alternatiflere nazaran maliyet etkinliği ve uluslararası arenada bölgesel liderliği tescil edilmiştir. Türkiye’nin JSF Projesi kapsamındaki en önemli hedeflerinden olan F135 Motorunun üretim ve bakım kabiliyetleri kazanılacak olup, alınan bu son karar ile Türkiye, 2018 yılından itibaren en az 3 yıl tek başına hizmet vermek üzere, Norveç ve Hollanda’nın önünde Program Tesisi olarak F135 Depo Seviyesi Bakım (DSB) hizmeti vermek üzere birinci sırada seçilmiştir. Avrupa bölgesine kurulacak ilk tesisin sadece Türkiye’de olması ile “öğrenme eğrisi” ve başlangıç dönemi dezavantajlarının tamamı rekabet altında olmadan tek kaynak olarak geçilecektir. Bu sayede rekabetin başlaması beklenen dönemde Türkiye en avantajlı konumda olacak ve 2024’ten itibaren yılda en az 100 motora DSB hizmeti sağlamak için avantaj sağlayacaktır.

Konuya ilişkin yapılan açıklama aşağıda yer almaktadır:

ABD JSF Program Ofisi (JPO) tarafından yürütülmekte olan JSF Programı, F-35 uçaklarının uluslararası katılım ile tasarımı, geliştirilmesi, üretimi ve lojistik desteğini kapsamaktadır. Program; ABD’nin, program ortaklarının (İngiltere, İtalya, Hollanda, Kanada, Avustralya, Danimarka, Norveç ve Türkiye) ve diğer FMS ülkelerinin yeni nesil savaş uçağı (F-35) ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla yürütülmektedir. Türkiye, 1999 yılında projenin Konsept Gösterim fazına iştirak etmiş, 2002 ve 2007 yıllarında ise sırasıyla Sistem Geliştirme ve Gösterim (SDD) ve Üretim, Destek ve Sürekli İyileştirme (PSFD) fazlarına katılmıştır. Program kapsamında ilk iki uçağın 2018 yılında teslim alınması planlanmaktadır. Halihazırda F-35’in gövde, motor parçaları Türkiye’de sanayisi tarafından üretilmektedir.

ABD Savunma Bakanlığı, F-35 uçağının küresel olarak idame edilmesi kapsamında yürüttüğü Avrupa bölgesi gövde ve motor ağır bakım, onarım merkezlerinin seçimine yönelik kararını belirlemiştir. Program ortağı ülkelerden ve sanayilerinden alınan veriler doğrultusunda yapılan analiz sonuçlarına göre Türkiye, Avrupa bölgesindeki tüm kullanıcılara ait JSF uçaklarının motorlarına ağır bakım, onarım hizmeti vermek üzere 2018’de kurulacak ilk merkez olma hakkını elde etmiştir. Motor üretim ve bakım merkezi Eskişehir’de oluşturulacak kabiliyetin Türkiye’de tesis edilmesinden yaklaşık 3 yıl sonra Norveç’in ve Hollanda’daki tesislerin de devreye girmesinin ve her beş yılda bir merkezlerin yeniden değerlendirilmesinin planlandığı açıklanmıştır.
http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/hizli/duyurular/PressReleases/Sayfalar/20141212_JSF.aspx

TÜRKİYE'NİN SAVUNMA İHRACATI ARTIYOR

11 Aralık 2014 Perşembe

Russian air defense forces will receive new S-300V4 air defense missile systems end of this year.

December 11, 2014 armyrecognition.com

The Russian armed forces will receive new S-300V4 air defense missile system by the end of this year, according a statement from the Russian Ministry of Defense. The Almaz-Antey Concern S-300V4 is a modernized mobile air defense missile system derived from S-300V and S-300VM , NATO code SA-23 Gladiator.

Three batteries of S-300V4 will be transferred to military units over the next two weeks. In March 2012, Russian Ministry of Defense has signed contract with Almaz-Antey concerning the delivery of S-300V4 air defense systems, Lenta.ru reports.

The S-300V4 is able to track and destroy aerial threats and ballistic missile at a distance of 300 km maximum. This missile system is able to destroy the elements of long-range high-accuracy weapons in flight, as well as defend areal facilities against strikes by ballistic targets

In December 2013, Alexander Leononv, chief of the Russian air defense troops of Land Forces has announced the delivery of the new S-300V4.

The three-year contract for the supply of S-300V4, the Defense Ministry and Concern PVO "Almaz-Antey" was signed in 2013. The first three battalions of S-300V4 will be delivered and put into operation in the Southern Military District. According to some reports, the Russian Army has more than two thousands of S-300 missile systems in different variants.

http://www.armyrecognition.com/december_2014_global_defense_security_news_uk/russian_air_defense_forces_will_receive_new_s-300v4_air_defense_missile_systems_end_of_this_year_111.html

Malaysian army has taken delivery of the first 12 AV8 8x8 Infantry Fighting Vehicles "Gempita"

December 10, 2014   armyrecognition.com

The Malaysian Army has taken delivery of the first 12 vehicles AV8 in armoured Infantry Fighting Vehicle (IFV) variant. These 12 new vehicles are the first of the 257 units in twelve variants which will be delivered to the Malaysian Armed, developed and manufactured by the Defense Company Deftech in Malaysia.

The group managing director of Deftech, Mister Tan Sri Mohd Khamil Jamil officially handed over the vehicles to the Malaysian Army Chief General Tan Sri Raja Mohamed Affandi Raja Mohamed Noor.

The 12 vehicles were designed, developed and manufactured by Deftech this year. Malaysian army will take delivery of 67 additional vehicles during next year. In the Malyasian army the vehicle will be named "Gempita".

In 2011, Malaysian army has signed a contract with Deftech for the delivery of 257 vehicles in twelve variants. The AV8 vehicle selected by the Malaysian military is based on the FNSS-designed PARS 8×8 multi-purpose, multi-mission, wheeled armored vehicle. The contract includes technology transfer arrangements to Deftech and logistics support for the Malaysian army, positioning the vehicle and its 12 variants to become Malaysia’s first indigenous family of 8×8 armored wheeled vehicle.

The IFV version that has just been delivered to the Malaysian Army is fitted with the one-man turret Sharpshooter developed and manufactured by the Turkish Company FNSS. The turret is armed with one 25 mm Bushmaster cannon and one 7.62mm coaxial machine MAG mounted to the left of the main armament.

The first prototype of the IFV vehicle fitted with the FNSS Sharpshooter was presented for the first time to the public this year during the defense exhibition DSA in Kuala Lumpur.

A total of 178 AV8s will have an APC configuration with 30-mm or 25-mm turret, or 12.7-mm remotely controlled weapon station. Other versions include armored surveillance vehicle with battlefield radar and mast mounted sensors (24), command vehicles (13), armored ambulances (9), armored recovery vehicles (9), maintenance vehicles (9), 120-mm mortar carriers (8), engineering and NBC reconnaissance vehicles (4) and signals vehicles (3).
http://www.armyrecognition.com/december_2014_global_defense_security_news_uk/malaysian_army_has_taken_delivery_of_the_first_12_av8_8x8_infantry_fighting_vehicles_gempita_1012146.html

Otakar Haber ve Söylentilere İlişkin Açıklama

08.12.2014

Basın-yayın organlarında Şirketimiz tarafından yürütülmekte olan ve Altay Projesi hakkında çıkan " Tek rakibi Alman Leopard" başlıklı haber hakkında yatırımcılarımızdan gelen sorular üzerine açıklama yapma ihtiyacı doğmuştur.

Umman Ordusunun modernizasyon ve geliştirme projeleri kapsamında Umman Milli Savunma Bakanlığı'nın açmış olduğu 77 adet ana muharebe tankı, 9 adet istihkam ve 8 adet kurtarıcı tipindeki uluslararası ihale yöntemi ile açılan tank tedarik ihalesine 15.08.2013 tarihinde Şirketimiz tarafından teklif iletilmiştir. İhale kapsamında ayrıca uzun süreli lojistik destek, eğitim ve altyapı hizmetleri yer almaktadır. İhalede karar sürecinin asgari 2 yıl sürmesi beklenmektedir. Haberde bahsi geçen kapasite ve maliyet bilgileri ise öngörülerimiz ile bağdaşmamaktadır.

Söz konusu teklif, Savunma Sanayi Müsteşarlığı'ndan alınan olumlu görüşü takiben yapılmış olup, ihalede Savunma Sanayi Müsteşarlığı'nın nihai yaklaşımı çerçevesinde hareket edilecektir.

Bu açıklamada bahsi geçen işlemlere ilişkin olarak, Şirketimiz Yönetim Kurulu'nun 22.06.2010 tarih ve 2010/11 sayılı kararı ile verdiği yetkiye istinaden, Genel Müdürlük tarafından 15.08.2013 tarihinde Sermaye Piyasası Kurulu'nun Özel Durumlar Tebliği'nin 6'ncı maddesi kapsamında yukarıda bahsedilen içsel bilginin açıklanmasının ihale sonuçlanana kadar ertelenmesi kararı verilmiştir. Özel durum açıklaması erteleme kararı, gizlilik şartı taşıyan ihaleye ilişkin sürecin olumsuz yönde etkilenmemesi ve Şirketimizin yasal haklarının, rekabet gücü ve pazarlık gücünün korunması amaçlarıyla alınmıştır. Ancak konu hakkında basın-yayın organlarında çıkan haber nedeniyle erteleme sebebi ortadan kalktığı için işbu açıklama yapılmıştır.
http://www.kap.gov.tr/bildirim-sorgulari/bildirim-detayi.aspx?id=399876

Otokar Özel Durum Açıklaması

11.12.2014

AÇIKLAMA:

Şirketimiz, İç Güvenlik Birimleri'nin ihtiyacı olan 4x4 Taktik Tekerlekli Zırhlı araçların tedarikini kapsayan 161,9 Milyon TL tutarında yeni sipariş ile ilgili anlaşma imzalamış olup, ilgili teslimatların 2015 -2016 yılları içinde partiler halinde tamamlanması planlanmaktadır.

http://www.kap.gov.tr/bildirim-sorgulari/bildirim-detayi.aspx?id=400446

10 Aralık 2014 Çarşamba

Lojistik Destek Gemisi inşası için Selah Tersanesi ile sözleşme imzalandı

10.12.2014 DENİZ HABER AJANSI

Savunma Sanayi Müsteşarlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı için inşa edilecek Lojistik Destek Gemisi (LDG) Projesi ile ilgili Selah Makine ve Gemicilik Endüstri Ticaret A.Ş'ye sözleşme imzaladı. Savunma Sanayi Müsteşarlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı için inşa edilecek Lojistik Destek Gemisi Projesi ile ilgili Selah Tersanesi ile sözleşme imzaladı.

Savunma Sanayi Müsteşarlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın ihtiyacı için inşa edilecek 2 adet Lojistik Destek Gemisi için Selah Makine ve Gemicilik Endüstri Ticaret A.Ş'ye sözleşme imzaladığı kaydedildi.

Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na inşa edilecek iki adet Lojistik Destek Gemisi inşa sözleşmesine, Savunma Sanayi Müsteşarı İsmail Demir ve Selah Makine ve Gemicilik Endüstri Ticaret A.Ş adına Erkan Selah imza koydu.

LDG İHALESİNE 6 TERSANE TEKLİF VERMİŞTİ

Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) tarafından Nisan-2013 ayı içinde başlatılan ve ilk teklifleri Mayıs ayı ortasında alınan Lojistik Destek Gemisi (LDG) projesinde son ve en iyi teklifler (BAFO) Temmuz-2013'de verilmişti.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından işletilecek ve kullanılacak olmasına karşın, kritik önemde bir askeri gemi olarak görülmemesi sebebi ile, SSM tarafından Strateji Belgesi ile belirlenen özel sektör askeri tersaneleri dışındaki tersanelere de açık olan ihaleye altı tersane katılmıştı.

7 Mayıs 2014'de yapılan ve dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başkanlığı'nda toplanan Savunma Sanayi İcra Komitesi'nde, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı için inşa edilecek Lojistik Destek Gemisi (LDG) Projesi ile ilgili Selah Tersanesi ile sözleşme görüşmelerinin başlanması kararı verilmişti.

1. ANADOLU DENİZ KIZAKLARI SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
2. DESAN DENİZ İNŞAAT SANAYİ A.Ş.
3. İSTANBUL DENİZCİLİK GEMİ İNŞA SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
4. SELAH MAKİNE VE GEMİCİLİK ENDÜSTRİ TİCARET A.Ş.
5. TUZLA GEMİ ENDÜSTRİSİ A.Ş.
6. TÜRKTER TERSANE VE DENİZ İŞLETMECİLİĞİ A.Ş.
http://www.denizhaber.com.tr/lojistik-destek-gemisi-insasi-icin-selah-tersanesi-ile-sozlesme-imzalandi-haber-59259.htm

7 Aralık 2014 Pazar

TÜRKİYE ARTIK ASKERİ GEMİ İHRACATÇISI

Altay'ın tek rakibi Alman Leopard

06 Aralık 2014

Dev ihalede birçok devi eleyen Altay'ın tek rakibi dünya lideri sayılan Almanlar'ın Leopard 2'si.

Türkiye'nin milli tankı olma özelliğini taşıyan Altay, ilk yurtdışı yolculuğuna çıkıyor. Henüz seri üretime geçmemesine rağmen Umman'da yapılan uluslararası bir ihalede büyük başarı göstererek son iki arasına giren modelin rakibi ise Alman Leopard 2. Seri üretime girdiğinde yılda 750 adetlik kapasiteye ulaşması planlanan Altay, bu başarıyla dünya savunma otoritelerinin de dikkatini çekti.

İhale sürecine yakın kaynakların verdiği bilgiye göre Altay tankı, Alman rakibi Leopard'dan çok da farklı değil. Otoriteler maliyet açısından bakıldığında Altay tankının Alman rakibine göre daha avantajlı olduğunun da altı çiziyor.

MALİYETİ DÜŞÜK

Ana muharebe tankı olarak Savunma Sanayi Müsteşarlığı'nın yüklenici firma seçtiği Otokar, 2015'te Altay'ı piyasaya sürmeyi planlıyor. Şimdiye kadar Altay tankının Türk Silahlı Kuvvetleri'nin her testinden başarıyla geçtiğini belirten uzmanlar, milli modele Alman rakibi karşısında büyük şans tanıyor. İhaleye yakın kaynaklardan alınan bilgiye göre Umman Silahlı Kuvvetleri'nin uluslararası açtığı ihaleyle, 77 adet ana muharebe tankı, 9 adet istihkam tankı, 8 adet de kurtarıcı araç alınacak. Ancak ihale sadece araç alımıyla sınırlı değil. Aynı zamanda, uzun vadeli bir anlaşma ile lojistik ve eğitim desteği de ihaleyi kazanan şirket tarafından verilecek. 2015'te tekliflerin değerlendirileceği ihale için son kararın 2015 sonu veya 2016 başında verilmesi bekleniyor.

EN BÜYÜK PAZAR KÖRFEZ BÖLGESİ

Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde de yer alan Alman Leopard tankları halihazırda Körfez Bölgesi'ndeki birçok ordunun en çok tercih ettiği zırhlı araç olarak dikkat çekiyor. Uzmanlar bu bölgede Altay tankı ve Türk savunma sanayisinin aktif olmasının önemini şu sözlerle aktarıyor: "Avrupa ve Batı'ya savunma sanayisinde bir şey satmak çok da mümkün değil. Hem bu alanda çok gelişmiş bir altyapı var hem de devletler sanayi şirketlerinin arkasında duruyor. Bu nedenle bizim asıl avantajlı pazarlarımız çevre ülkeler ile Körfez Bölgesi."
http://ekonomi.haber7.com/turkiye-ekonomisi/haber/1240436-altayin-tek-rakibi-alman-leopard

30 Kasım 2014 Pazar

T129 Erken Duhul Helikopterlerinin teslimatı tamamlandı

30/11/14 Muhammet METİN/Kokpit.aero

Kara Havacılık Komutanlığı envanterine giren 5 adet Erken Duhul Helikopterinin geri kalan dört helikopteri de geçtiğimiz günlerde teslim edildi.

Kara Kuvvetleri'nin ihtiyaçlarını karşılamak üzere TAI tarafından üretilen 9 adet T129EDH helikopterinin teslim edilmesiyle birlikte projedeki ilk etap tamamlanmış oldu. TAI tesislerinde üretimi süren 50 adetlik T129B paketinin teslimatları ise 2015’te başlayacak.

GÖREV YERİ MALATYA

Ankara Güvercinlikte Kara Havacılık Komutanlığı'nda bulunan 5 adet ATAK helikopteri 5 Kasım 2014 tarihinde Malatya 2. Kara Havacılık Alay Komutanlığı'na intikal etmişti. Malatya'da bulunan 2. Ordu Komutanlığı'nın sorumluluk sahası içinde Doğu ve Güneydoğu bölgeleri bulunuyor.

T129 ATAK, 5 palli ana rotor, güçlü motoru, yeni nesil hedef tespit sistemi, entegre kask sistemi, etkin ve özgün silah teknolojisi, sayısal kokpit mimarisi, görev bilgisayarları ile gelişmiş uçuş ve atış kontrol istemleriyle öne çıkarken, üstün manevra kabiliyeti, güçlü motorları ve silah sistemiyle ATAK sınıfının en üstün helikopterlerinden biri olarak gösteriliyor.

Yakın hava desteği görevleri için tasarlanan T129 EDH'ler silah sistemleri olarak 76 adet 70mm'lik güdümsüz roket, TM179B taretine oturtulmuş 500 mühimmat kapasiteli 20mm Gatling topu ile donatıldı. İki mürettebatlı helikopter, her biri 1.360 hp gücünde olan 2 adet LHTEC CTS800-4ATurboshaft motoruna sahip. En fazla 288 km/saat hıza ulaşabilen helikopterin maksimum kalkış ağırlığı ise 5 bin kilogram. Menzili ise 556km
http://kokpit.aero/t129-edh-helikopteri-teslim-edildi

28 Kasım 2014 Cuma

Turkish Naval Forces have Set Sail Towards Becoming a Medium Global Force Projection Navy

2014-11-25 http://www.defenceturkey.com/

The Commander of the Turkish Naval Forces Admiral Bülent Bostanoğlu informed Defence Turkey Magazine about Turkish Naval Forces’ vision, planned strategies, priorities, field of training activities and capabilities of Navy as well as the restructuring plans to be implemented in his term
...

http://www.defenceturkey.com/index2.php?p=article&i=1758#.VHg2FzGsVqV

26 Kasım 2014 Çarşamba

Mayın tatbikatı nefes kesti

26.11.2014 Taylan YILDIRIM - Mücahit BEKTAŞ / İZMİR (DHA)

İZMİR Körfezi ve Ege Denizi'nde, 21 Kasım'da başlayan, 30 Kasım tarihine kadar da devam edecek olan Nusret 2014 Mayın Harp Tatbikatı için, basın turu düzenlendi.

Mayın Filo Komutanı Tuğamiral Mustafa Zeki Uğurlu'nun komuta ettiği tatbikatta, Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ile NATO Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu'na bağlı ülkelerden toplam 25 gemi ve uçağın yanı sıra bin 100 personel görev aldı. Bir mayının yerinin tespit edilmesi, ROV (İnsansız Sualtı cihazı) cihazlarıyla incelenmesinin ardından özel eğitimli sualtı mayın harp dalgıçları tarafından, etkisiz hale getirmesi nefesleri kesti.

İzmir Körfezi ile Çanakkale Boğazı'nda dönüşümlü olarak yapılan ve adını da Nusret Mayın Gemisi'nden alan Nusret 2014 Mayın Harbi Tatbikatı, 21 Kasım'da başladı. Birlik ile komutanlıkların, mayın harbini planlama, icra konularında, eğitimleri sağlayıp, dost ülkelerin deniz kuvvetleriyle işbirliğini geliştirmek için düzenlenen tatbikatta, Cezayir, Azerbaycan, Bangladeş, Bulgaristan, Şili, Gürcistan, Kazakistan, Lübnan, Pakistan, Katar, Kore Cumhuriyeti ve ABD'den, toplam 18 gözlemci, iki de karargah subayı, hazır bulundu.

SAVAŞ GEMİLERİ, UÇAK VE HELİKOPTERLER GÖREV ALDI

Bunun yanı sıra, Türk Deniz Kuvvetleri'nden 2'nci Arama Tarama Filotillası Komodoru TCG Sokula Mehmet Paşa gemisi, Eğitim Filotillası Komodoru TCG Heybeliada gemisi, 4'üncü Arama Avlama gemisi TCG Karşıyaka gemisi, üç mayın tarama gemisi, 1 komuta kontrol gemisi, karakol botu, deniz helikopteri, mayın toplama botu, sualtı savunma görev timi, 2 Sahil Güvenlik botu, Hava Kuvvetleri Komutanlığı'ndan 2 F-16 ve C-130 uçakları tatbikatta kullanıldı. Yine NATO Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu'na bağlı olan İtalya, Almanya, Yunanistan, Bulgaristan ve İngiltere'ye ait de birer savaş gemisi tatbikata katıldı. Ayrıca 21 gemi ile 3 uçak ve bir helikopterin yanı sıra toplam bin 100 asker de tatabikatta görev aldı.

TUĞAMİRAL TATBİKATI YÖNETTİ

Donanma Komutanlığı'nın planladığı Nusret 2014 Mayın Harp Tatbikatı'nın sevk ve idaresini, Mayın Filo Komutanı Tuğamiral Mustafa Zeki Uğurlu, yaptı. Üç aşamalı olarak gerçekleştirilen tatbikatın ilk bölümünde, eğitim mayınları belirlenen tatbikat bölgelerine yerleştirildi. İkinci aşamada, mayın avlama gemilerince bulunan mayınların türü ve özellikleri, sonar cihazlarıyla yakından incelenip belirlendi. Üçüncü aşamada ise, mayın harbi dalgıçları ve "Seddülbahir" adı verilen insansız sualtı cihazları (ROV) da mayınları etkisiz hale getirdi. Tatbikat süresince etkisiz hale getirilen 43 mayın ise, Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı uçakların korumasında mayın toplama gemilerine alındı.

BASIN TURU DÜZENLENDİ

Nusret 2014 Mayın Harp Tatbikatı için de, bugün de basın turu düzenlendi. TCG Karşıyaka Gemisi'yle Alsancak Limanı'ndan alınan basın mensupları, daha sonra tatbikat bölgesinde mayın avlama gemilerinden TCG Akçakoca'ya alındı. Burada, Mayın Filo Komutanı Tuğamiral Mustafa Zeki Uğurlu, Birinci Arama Tarama Filotillası Komodoru Deniz Kurmay Albay Ramazan Kesgin, İkinci Arama Tarama Filotillası Komodoru Deniz Albay Hakan Taşkıran, tatbikatın bölümleri ve uygulanacak olan yöntemleri anlattı. Tuğamiral Mustafa Zeki Uğurlu, denizlerin ülkeler için artık daha önemli bir hale geldiğini söyledi. Uğurlu, “Mamül ve petrol taşımacılığının yüzde 90'ların üzerindeki bir bölümü deniz yoluyla yapılıyor. Deniz taşımacılığı demir yolundan üç kat, kara yolundan 7 kat, hava yolundan ise 21 kat daha ucuz. Bu da önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Brifingde de söylediğim gibi, ülkemiz denizlerinde toplam 200 patlamamış halde mayın bulunuyor. Ama bunların kontrolleri denetimleri yapılıyor. Uzun yıllardır deniz altında oldukları için artık özelliklerini kaybetmiş durumdalar. Balıkçılar ve ticaret gemileri için herhangi bir tehlike arz etmiyorlar" dedi. Karaburun açıklarında, gemideki tanıtımın ardından ise, bir mayının tespitinden etkisiz hale getirilmesine kadar ki tüm aşamalar tek tek basın mensuplarıyla, paylaşıldı. Buna göre mayının yerinin tespit edilmesinin ardından, gemideki savaş hareket merkezinin komutuyla, insansız sualtı cihazı (ROV) bölgeye gönderildi. Mayının teknik özelliklerinin tespit edilmesiyle de, ROV cihazı ya da sualtı mayın harbi dalgıçları mayınları etkisiz hale getirdi. Mayının tespiti ile etkisiz hale getirilmesi arasındaki gösteri ise, nefes kesti.

28 KASIM'DA GEMİLER İZMİR LİMANI'NI ZİYARET EDECEK

Tatbikatın fiili bölümünün tamamlanmasının ardından, görev alan yerli ve yabancı gemilerin ise 28 Kasım Cuma günü İzmir Limanı'na demirleyecekleri açıklandı. Tatbikat değerlendirme toplantısının yanı sıra bir dizi faaliyetin de burada icra edilmesinin ardından 30 Ekim Pazar günü de, tatbikatın sona ereceği açıklandı.
http://www.dha.com.tr/nusrte-2014-mayin-harbi-tatbikati-ege-denizinde-yapildi_812405.html

Foto Galeri  http://www.dha.com.tr/dhaalbumdetay.asp?kat=53644

Video Haber  http://video.haber7.com/video-galeri/45025-mayin-tatbikati-nefes-kesti