Savunma ve Stratejik Analizler

23 Aralık 2014 Salı

Rumlar'ın enerjinin merkezine oturma hayali 'Hayal' oldu

23.12.2014 Deniz Haber Ajansı

12. parselde umduğu doğalgazı bulamayan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Avrupa enerji piyasasının merkezine oturma hayalleri suya düştü. Doğu Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Turgut Turhan, 12. parselde umduğu doğalgazı bulamayan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Avrupa enerji piyasasının merkezine oturma hayallerinin çöktüğünü kaydetti.

Turhan, bulunacak doğalgaz rezervinin dünya rezervlerinin yüzde 0,1’i olduğunu ve Avrupa’nın ancak 45 günlük doğalgaz ihtiyacını karşılayabileceğini belirtti.

Prof. Dr. Turgut Turhan, 2014 yılında tamamlanan teyit sondajları sonucuna göre, doğalgaz miktarının, Rum tarafının 60 trilyon ayak küp ve 300-500 milyar gelir beklentilerinin çok uzağında olduğunu kaydetti.

Turhan, çeşitli sondaj şirketlerinin çalışmalarına göre, doğalgaz miktarının en fazla 4,1 trilyon ayak küp olacağına ve 14-15 milyar Euro gelir elde edilebileceğine işaret etti.

Doğu Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Turgut Turhan, Güney Kıbrıs’ın doğalgaz arama faaliyetleri, beklentileri ve sondaj sonuçları hakkında açıklamalarda bulundu.

“Bulacaklarına inandıkları doğalgaz rezervleri ile güneyde kuracakları LNG (sıvılaştırma terminali) ile çok para kazanacaklarını, doğalgaza aç olan Avrupa için vazgeçilmez bir ülke olacaklarını, Rusya’nın tekelini kırarak Avrupa enerji piyasasının merkezine oturacaklarını, böylelikle Türkiye’nin bölgesel gücünü yok edeceklerini, enerji projelerini çökerteceklerini ve kapsamlı çözüm antlaşmasını Türk tarafına dikte ettireceklerini düşünüyorlardı” diyen Turhan, sıvılaştırma terminali kurmayı hedefleyen Rumların bu hayallerinin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını, çünkü söz konusu tesis için 15 trilyon ayak küp rezerv gerektiğini kaydetti.

“EKONOMİK GÜCÜ ELDE EDEMEYECEKLERİNİ ANLAYINCA MÜZAKERELERDEN AYRILDILAR”

Turhan, “Çıkmamış fakat çıkacağına inanılan doğalgazı teminat göstererek tahvil çıkarmaya çalışan, bu da olmayınca çıkacak olan doğalgazı pazarlamak için ön sözleşmeler yapma yolunu deneyen, bu da olmayınca sadece sondaj yapan şirketlere verdikleri liman hizmetleri, taşınmaz kiraları ve aldıkları vergi ve ruhsat geliri olan 4.2 milyon Euro ile yetinen, bulunan miktar göz önüne alınırsa en fazla 14 veya 15 milyar dolar kazanabilecekleri açık olan, kısacası Türk tarafı karşısında arzu ettiği ekonomik gücü sağlayamayan ve bu nedenle müzakere masasında kendisini zayıf hisseden GKRY’nin yapabileceği tek şey vardı: Zaman kazanmak için masadan kalkmak” dedi.

“RUMLAR ŞİMDİ NEYİN PEŞİNDE?”

Prof. Turhan, “hayalleri yıkılan ve Türk tarafı karşısında istediği üstünlüğü yakalayamayan Rumların şimdi de Türkiye karşıtı olan ülkelerle işbirliği yapmak suretiyle, Türkiye’yi ve Kıbrıslı Türkleri Doğu Akdeniz doğal kaynaklarından uzaklaştırmak ve bu kaynaklar üzerinde kontrol imkanı elde etmelerini önlemenin peşinde olduğunu” belirtti.

Rumların, bunun için ikili bir yol denemekte olduğunu kaydeden Turhan, bunlardan birincisinin; Türkiye ile ilişkileri iyi olmayan İsrail ve Mısır’la bir uzlaşma sağlayarak, İsrail’in ve kısmen de olsa 12. parselde buldukları kendi doğalgazlarının Mısır’daki sıvılaştırma tesislerine yönlendirilmesini sağlamak, ikincisinin ise, Yunanistan’ın münhasır ekonomik bölgesinin (MEB) GKRY’nin sözde MEB’ine kadar çekilerek, GKRY ve Yunanistan MEB’inin sınırdaş hale gelmesi oldu-bittisini yaratmak olduğunu vurguladı.

Turhan, “Eğer Yunanistan’ın MEB’i GKRY MEB’i ile sınırdaş hale gelirse, birleşecek olan bu iki bölge, zaten daha önce GKRY ile Mısır arasında yapılmış olan antlaşma uyarınca Mısır’la da sınırdaş hale geleceğinden, tüm Doğu Akdeniz bu üç ülke tarafından parsellenmiş olacak ve Yunanistan’ın yıllardır peşinde koştuğu ‘Türkiye’yi Akdeniz’de çok dar bir MEB içine hapsetme’ ülküsü gerçekleşmiş olacaktır. Bunun ise sıcak çatışmalara yol açabilecek kadar tehlikeli bir adım olabileceği açıktır” dedi

Turhan, “Bunu önlemenin tek yolu, Türkiye ile KKTC‘nin, daha önce yapmış oldukları Türkiye-KKTC Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Antlaşması ile çizdikleri sınırları, adanın batısını da dikkate alarak tamamlamalarıdır” diyerek şunları söyledi:

“Eğer Türkiye ile KKTC, yapacakları yeni bir anlaşma ile, daha önce çizilen sınırın batıda sona erdiği noktadan güneye doğru, GKRY’nin batıdaki karasularının dış sınırını takip ederek, Mısır ortay hattına kadar çizilecek yeni bir hatla tamamlarlarsa bu önemli tehlike yok olacaktır.”

Turhan, GKRYnin, İsrail ve kendi doğalgazının Mısır’a yönlendirilerek Mısır üzerinden piyasaya sunulma stratejisinin Türkiye’yi bölgeden uzak tutabilmek için 2013 yılından beri düşünülen bir plan olduğunu, ancak doğalgazın Avrupa’ya arzında Mısır’ın Türkiye’nin yerini tutamayacağını, İsrail’in ilk tercihinin Türkiye olduğunu, ayrıca güvenlik ve siyasi istikrar bakımından Mısır’ı tercih etmediğini söyledi.

“DOĞALGAZ ÇÖZÜM ARACI OLMAKTAN ÇIKTI”

Prof. Dr. Turgut Turhan, özellikle son yıllarda doğalgazın bir çözüm aracı olduğunun toplumda işlendiğine dikkat çekerek, GKRY’nin, bugün itibariyle, Türkiye üzerinden ihraç edecek kadar zengin rezervler bulamadığına göre, bu konuyu tartışmanın bir anlamı olmadığını vurguladı.

Turhan, “Bu anlamda, doğalgazın tek başına çözümü getirecek bir etken olduğunu kabul etmek ve tek başına doğalgazdan medet ummak akıllıca değildir, anlamsızdır. Kaldı ki, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin gidişatı da buna izin verecek gibi görünmemektedir. Bu nedenle Rumlar masaya dönse bile, ki muhakkak döneceklerdir, çözümün tek başına doğalgaz sayesinde gerçekleşeceğini hayal etmemek gerekir” dedi.
http://www.denizhaber.com.tr/rumlarin-enerjinin-merkezine-oturma-hayali-hayal-oldu-haber-59477.htm

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder