Savunma ve Stratejik Analizler

30 Nisan 2014 Çarşamba

Deniz Karakol Uçakları teslim alındı

29.04.2014 Deniz Haber Ajansı

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın gücünü artırmak amacıyla Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nın öncülüğünde modernize edilen 6 adet deniz karakol uçağı, törenle teslim edildi. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın gücünü artırmak amacıyla Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nın öncülüğünde İspanyol ve Fransız firmalarla birlikte 380 milyon dolara modernize edilen 6 adet deniz karakol uçağı, törenle teslim edildi.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ile Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile koordineli olarak gerçekleştirilen 'MELTEM-II Projesi' kapsamında modernize edilen CASA tipi deniz karakol uçakları, Kocaeli'nin Kartepe ilçesinde bulunan Deniz Hava Komutanlığı'nda gerçekleştirilen törenle Deniz Kuvvetleri bünyesine katıldı.
...
http://www.denizhaber.com.tr/dzkk-sgk/55187/deniz-karakol-ucaklari-teslim-alindi.html

Thales Finalises Delivery of Maritime Patrol Aircraft to Turkey

Thales announces the delivery of the final standard for the maritime patrol aircraft to Turkey as part of the MELTEM II programme, for which Thales is the prime contractor.

To this day, five of the six aircraft have been delivered to this standard, with the sixth set for delivery before the summer. This follows the three maritime surveillance aircraft which were sent to the Turkish coastguards last year.
...
http://www.defense-aerospace.com/articles-view/release/3/153539/thales-delivers-turkish-maritime-patrol-aircraft.html

HAVELSAN Yeni Tip Denizaltı Savaş Yönetim Sistemi Yazılımı Basın Bildirisi.

28.04.2014 Havelsan

HAVELSAN’ dan Tam Zamanında Teslim

Türkiye’nin önde gelen savunma sanayi kuruluşlarından biri olan HAVELSAN, Deniz Savaş Yönetim Sistemleri alanındaki lider konumunu ve son yıllarda yurtdışına açılımlar yaparak kendi sahasında başlatmış olduğu öncülüğünü Yeni Tip Denizaltı Projesi ile de sürdürüyor.

Yeni Tip Denizaltı projesinde HAVELSAN ISUS 90-72 Entegre Sualtı Komuta Kontrol Sistemi üreticisi olan ATLAS firmasının, sistem yazılım geliştirme ve sistem entegrasyonu alt yüklenicisi olarak çalışıyor. Bu çalışma kapsamında HAVELSAN, kapsamında sistem mühendisliği, donanım geliştirme, sistem entegrasyon gibi faaliyetlerinin yanında, Savaş Yönetim Sistemi (CMS) yazılımını da geliştirmekte olup, geliştirilen yazılımın HAVELSAN’daki Fabrika Kabul Testleri başarı ile tamamlanmış ve Savaş Yönetim Sistemi yazılımı planlanan tarihten bir sapma olmaksızın 26 Mart 2014 tarihinde Alman ATLAS ELEKTRONIK firmasına teslim edilmiştir.

Gelinen bu aşama yalnızca HAVELSAN için değil, Türk Savunma Sanayi için de önemli bir dönüm noktasıdır. HAVELSAN’ın başarılı, güvenilir ve akıl üreten bir kurum olduğu sadece ülkemizde değil Dünya Savunma Sanayinin önemli şirketleri tarafından da tescil edilmiştir.

HAVELSAN Türkiye'nin en büyük yazılım ve sistem entegratörü olarak, savunma ve bilişim sektöründe ihtiyaca özel milli yazılımlar ve çözümler üretmektedir. Başlıca faaliyet alanları, Komuta Kontrol Sistemleri, Simülasyon ve Eğitim Sistemleri ile Bilişim ve Güvenlik Teknolojileridir. Tecrübeli, uzman ve yetkin personeliyle sunduğu kaliteli, özgün, milli ve amaca uygun çözümler ile HAVELSAN, ülkemizde yüksek teknolojinin uygulama merkezi haline gelmiştir. Bu süre içerisinde teslim ettiği projeler ve aldığı yeni proje kontratları ile Türk Savunma Sanayiinin öncü bir şirketi olarak, HAVELSAN ismi güven ve başarı ile anılmaktadır.

What to Do With Those 11 Cruisers

April 29, 2014 informationdissemination

Speculation on the fate of the 11 Ticonderoga class guided missile cruisers that have been slated for “reduced operating status” in response to budget shortfalls continues to mount. The plan would seem to involve long periods of inactivity in virtual “mothball” status for the ships as facilities and funding become available for modernization work. The age and hard use of the CG 47 class cruisers (the newest was commissioned in 1994) have raised questions on whether the class can continue on much past its estimated 35-year life span. Some experts have raised doubts as to whether a 1980’s era ship designed in the 1970’s can or should be part of the Navy’s front line defense against ballistic and cruise missiles in the 2040’s.
...
http://www.informationdissemination.net/2014/04/what-to-do-with-those-11-cruisers.html

27 Nisan 2014 Pazar

NATO’nun kalkanı füze ile çöpü bile ayıramıyor

22.04.2012

ABD Savunma Bakanlığı ve Kongre’nin raporları, NATO füze kalkanı sisteminin Avrupa’yı doğudan gelecek saldırılara karşı koruyamayacağını ortaya koydu. Raporda sistemin Malatya’daki radarının da menzilinin kısa kaldığı belirtiliyor.

NATO’nun son yıllarda hayata geçirdiği en büyük proje olan ve radarı Türkiye’de bulunan füze kalkanı sisteminin Avrupa’yı başta İran olmak üzere doğudan gelecek saldırılardan koruyamayacağını gösteren iki ayrı rapor yayınlandı. ABD Savunma Bakanlığı ve Kongre müfettişlerinin hazırladığı raporlara göre projede ciddi maliyet sorunları ve kritik teknolojik sorunlar yaşanıyor. Associated Press haber ajansının incelediği raporlarda füze önleme uçaklarının üretiminde aksaklıklar yaşandığı, sistemdeki radarların yetersiz olduğu ve sensörlerin savaş başlıklarıyla diğer objeler arasındaki farkı bile ayırt edemediği belirtiliyor.

Test etmeden yerleştirdiler

Savunma Bakanlığı’na danışmanlık yapan Savunma Bilim Kurulu’nun raporunda ayrıntıları verilen eksiklikler şöyle:
- Gemilere yerleştirilen Aegis radarlarının menzili gemideki füze önleyicilerin hedefleri vurabilmesi için yeterli zaman sağlayamayacak kadar kısa. Bu da kalkanın Avrupa’yı bir saldırı karşısında koruyamayacağı anlamına geliyor.
- Malatya’da bulunan radarın menzilinin de Avrupa’yı hedef alan bir füzeyi fark edebilmesi, izleyebilmesi ve zamanında uyarı verebilmesi için çok daha geniş olması gerekiyor. Raporda radarın menzilinin nasıl genişletileceğinin bilinmediği belirtiliyor. 
- Sistemin sensörleri savaş başlığı ile parçalanmış bir roket gibi herhangi başka objeyi ayırt edemiyor. 

Raporda “Eğer sistem sınırlı sayıdaki füze önleyicisini çöplere ya da sahte hedeflere harcarsa sonuçlar dramatik ve felaket olur” deniliyor. Kongre bünyesindeki tarafsız Hükümet Hesap Verebilirlik Dairesi ise Savunma Bakanlığı’na uyarı niteliğindeki raporunda füze kalkanı sisteminde yer alan teknolojilerin test edilmeden uygulamaya konulduğunu; performans düşüklüğü, beklenmeyen maliyet artışı, faaliyet göstermede problemler gibi sorunların kapıda olduğunu belirtiyor. Rapora göre, ABD Başkanı Barack Obama’nın kalkanın ikinci aşamasına 2015’e kadar geçilmesi konusundaki ısrarı nedeniyle Savunma Bakanlığı çalışıp çalışmayacağı test edilmemiş olmasına rağmen onlarca füze önleyici sipariş etti. Raporda Romanya’ya da radarın test edilmeden yerleştirilmesinin planlandığı belirtiliyor.

Bu radarın Romanya’nın cep telefonu, televizyon ve radyo yayınını engelleyebileceği uyarısında bulunuluyor. Pentagon’un eski silah deneme uzmanı olan ve kısa süre öncesine kadar Obama’nın bilim danışmanlığını yapan Philip Coyle, raporda belirtilen sorunların kapsamlı ve maliyetli değişiklikler gerektireceğini söyledi.

‘9 yılda düzelteceğiz’

Obama yönetimi ise sürecin planlandığı gibi gittiğini savunuyor. ABD Füze Savunma Dairesi Sözcüsü Rick Lehner, raporlardaki bulguları redderken radarların füzeleri tespit edebilecek kadar güçlü olduğunu söyledi. Lehner, ABD’nin önümüzdeki dokuz yılda bir dizi uyduyla radarın tespit kapasitesini artıracağını belirtti. Savaş başlıklarının tespiti sorunuyla ilgili olarak da Lehner, bu cisimlerin tespitinin zor olduğunu ancak eldeki teknolojinin ‘şeytani ülkeler’den gelen tehdidi durdurmaya yeterli olduğunu ve geliştiğini söyledi.
http://dunya.milliyet.com.tr/nato-nun-kalkani-fuze-ile-copu-bile-ayiramiyor/dunya/dunyadetay/22.04.2012/1531278/default.htm

Çin füzesine derin müdahale

22 Nisan 2014 Mustafa Kaya aydinlikgazete

Türkiye’nin Çin ile yürüttüğü uzun menzilli füze sistemi görüşmeleri sürerken nihai karar için kritik önemde olan fizibilite raporlarında hükümetin müdahalesiyle ABD ve AB firmaları lehine değişikliğe gidildiği ortaya çıktı

Türkiye’nin Çin firması CPMIEC ile görüşmelere başladığı uzun menzilli füze sistemi ihalesinde hükümetin dengeleri değiştirecek bir müdahalede bulunduğu ortaya çıktı. Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nda ardarda gelen görev değişiklikleriyle birlikte Müşteşarlığın füze sistemi ihalesiyle ilgili hazırladığı fizibilite raporlarında ABD ve AB firmalarına lehine revizyona gidildiği öğrenildi. Fizibilite raporlarına ABD’li Lockheed Martin ve Raytheon firmalarının sınırlı düzeyde ortak üretime hazır oldukları yönünde ifadeler eklenirken Çin füzelerinin entegrasyon sorunlarına yapılan vurgular arttırıldı.

Müşteşarlıkta görev değişiklikleri

Savunma Sanayi Müsteşarlığı kaynaklarına göre fizibilite raporlarının değiştirilmesinde Hükümetin Müsteşarlığa yönelik müdahaleleri etkili oldu. Hükümet önce uzun menzilli füze sistemleri konusunda Çin ile çalışmaya devam edilmesi yönünde ısrar eden Savunma Sanayi Müsteşarı Murad Bayar’ı görevden aldı. Entegre Lojistik Destek birimlerinin kurulması ve savunma sanayi firmalarına bu konuda zorlayıcı önlemler alınması konusundaki girişimleriyle bilinen Bayar’ın görevden alınması bu kapsamda kritik karar olarak değerlendirildi. Savunma Sanayi Müsteşarlığınaysa Erdoğan’a yakın bir isim olan Türk Havayolları A.Ş. Genel Müdürü İsmail Demir atandı. Görev değişiklikleri yalnızca Bayar ile sınırlı kalmadı. Müsteşarlığın Uluslararası İşbirliği Daire Başkanlığı’nda görev yapan Lütfi Varoğlu da Şubat ayında kurumdan ayrıldı. Müsteşarlık kaynakları ayrıca, Çin firması CPMIEC ile uzun menzilli füze sistemi görüşmelerini sürdürmekle görevli olan Hava Savunma Sistem Projeleri Grup Müdürlüğü’ndeki uzmanların Hükümetin attığı son adımlar dolayısyla baskı altına girdiğini belirtti.

Son tarih Nisan

Uzun menzilli füze sistemleri ihalesinde Hükümetin dikkatini ABD ve AB firmalarına çevirmesi Çin ile yürütülen görüşmeleri de sekteye uğrattı. İlk olarak Nisan ayı içinde sonuçlandırılması planlanan görüşmeler Savunma Sanayi Müsteşarı Murad Bayar’ın görevden alınmasıyla birlikte oluşan belirsizlik dolayısıyla Nisan ayı sonuna uzatıldı. Çin ile yürütülen görüşmelerle eşzamanlı olarak ABD’li Lockheed Martin-Raytheon ve Fransa - İtalya konsorsiyumu Eurosam yetkilileriyle de müzakereler derinleştirilmiş durumda. Son karar ise Nisan ayı sonunda toplanması beklenen Savunma Sanayi İcra Komitesi tarafından verilecek. Komitede Başbakan Erdoğan, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ve Genelkurmay Başkanı Necdet Özel bulunuyor.

‘ABD seçeneği uydu projelerini de kilitler’

Uzun menzilli füze sisteminde Çin’in tercih edilmemesi durumunda önümüzdeki dönemde gündeme gelecek uydu fırlatma projelerinin de zora gireceğini kaydeden Ateş kritik uyarılarda bulundu: “Çin ile ortak üretim konusunda çalışmaları belirli aşamaya gelmiş olan orta irtifa hava savunma sistemi projesi, bu projeyi adeta çantada keklik gören ABD ve Avrupa firmaları açısından çok önemlidir. SSM, yaklaşık 17-18 yıldır Çinle ortak füze üretimi, teknolojik altyapı kurulması konusunu halletmiş, karadan-karaya uzun menzilli füzeleri üretmiştir. Aynı teknoloji altyapısının devamı olarak karadan-havaya füze üretme aşamasına gelinmiştir. Çin’le ortak olarak üretilecek füzenin çok önemli avantajları vardır. Yaklaşık 320 füze 3 milyar dolara malolacak, teknoloji transferi sağlanacak, yerli sanayi gelişecektir. Bu proje aynı zamanda, bir sonraki aşama olan ve 2800 km. menzilli yüksek irtifa hava savunma füzelerinin üretimi için gerekli altyapı ile uzaya uydu göndermeyi hedefleyen projeyi de destekleyecektir. Üretim Türkiye’de olacağından ambargo, bakım ve modernizasyon için dışa bağımlılık söz konusu olmayacaktır. Ancak, ABD firması Raytheon, füzenin ortak üretimi değil, elinde kalmış olan eski teknoloji füzelerin satışıyla bu konuyu halletmek istemektedir. Üstelik, Çin’e göre daha az sayıda füzeyi, en az 2,5 kat fiyata, yaklaşık 7-8 milyar dolara satmak istemektedir. Böylece Türkiye, bu sistemle entegrasyon sorunu olmaması için bir sonraki aşamada yüksek irtifa hava savunma füze sistemi ile uzaya göndereceği uyduyu da ABD firmasından satınalma durumunda kalacaktır.

‘Hava tehditlerinin ABD kaynaklı olduğu yerde ABD Füzesi kullanılmaz’

Savunma sanayinde danışmanlık da yapan emekli Kurmay Albay Dr. Haydar Ateş, Türkiye’nin uzun menzilli füze seçiminde Çin tercihinin kritik önemde olduğunu belirtti. Ateş Aydınlık’a şöyle konuştu: Çevremizdeki hava tehditlerine baktığımızda, bu uçak ve füzeler ABD ve Rusya imalatıdır. Yine bu ülkeler tarafından satılan veya üretilen füzeleri almamız durumunda, füze sistemleri savaş durumunda düşman uçak ve füzeleri için etkili olmayacaktır. Bu nedenle; üretilecek füze sistemlerinin kesinlikle ABD ve Rusya yapımı olmaması, güvenlik kodlarının yerli olması gerekmektedir. Bu nedenle Çin füzelerinin ortak üretimi bir tercih değil, mevcut ihaleye teklif veren 4 firma dikkate alındığında Türkiye için bir zorunluluktur. ABD firmasının entegrasyon iddiası, bu konuda NATO yönetimini devreye sokması gerçekçi değildir. Türkiye bu konuda gerekli tedbirleri almıştır.”

http://www.aydinlikgazete.com/mansetler/38777-cin-fuzesine-derin-mudahale.html

26 Nisan 2014 Cumartesi

Türkiye’de ilk defa ‘pal’ imal edildi

























25/04/14 www.kokpit.aero

Teslimatları başlayan 9 adetlik T-129 Erken Duhul Helikopteri (EDH) projesiyle Türkiye’de ilk defa helikopterin en kritik parçalarından biri olan pal imalatı başladı.

Savunma Sanayi Müsteşarlığı’ndan verilen bilgiye göre, 22 Nisan’dan itibaren Kara Kuvvetleri Komutanlığı T129EDH’ları kabul etmeye başladı. Önümüzdeki aylar içinde TAI tarafından imal edilen 9 helikopterin teslimatı tamamlanacak.

TÜRKİYE’DE NELER YAPILDI?

Helikopter sanayii altyapısının kurulmasında çok önemli bir kilometre taşı olan ATAK projesi kapsamında, 42 milli aviyonik/silah ekipmanın yurt içinde üretimi gerçekleşti. Bunun yanı sıra helikopterin en kritik parçalarından biri olan palin imalatı Türkiye’de yapıldı. Yüksek kompozit imalat aşamasına sahip paller, helikopterin dişli kutusu ile birlikte en hassas üretim ve mühendislik gerektiren parçaları arasında yer alıyor. T129 ile edinilen bu tecrübenin halen tasarımı devam eden Milli Helikopter Tasarımı'nda da kullanılması planlanıyor.

Helikopter gövdesinde yaklaşık 6.400 adet parçadan 6.200 parça detay üretimi TAI tarafında gerçekleştiriliyor. Helikopterin üçüncü ülkelere satışında, projedeki mevcut iş paylaşımı aynen korunacak olup, üretim yalnızca Türkiye’de gerçekleştirilecektir.

Proje kapsamında ana yüklenici TAI, helikopter üretimi ve aviyonik-silah sistemlerinin helikopter üzerine enstalasyonundan sorumlu. ASELSAN Milli Görev Bilgisayarı ve Silah Sistemi entegrasyonundan, Agusta Westland ise performans ihtiyaçlarını karşılayan “uçabilir” durumdaki helikopter sağlanmasından sorumlu.

MENZİLİ 556 KİLOMETRE

İki mürettebatlı ATAK Helikopteri, her biri 1.360 hp gücünde olan 2 adet LHTEC CTS800-4ATurboshaft motoruna sahip. En fazla 288 km/saat hıza ulaşabilen helikopterin maksimum kalkış ağırlığı ise 5 bin kilogram. Menzili ise 556km. Burunda taşıdığı 20 mm’lik 500 mermi kapasiteli topa sahip ATAK helikopteri, kanat altındaki 4 pod ile toplam 76 adet roket atabilmekte.
http://kokpit.aero/t129-teslimati-basladi-pal-imal-ettik

Turkish Company Otokar presents for the first time in Asia its new Cobra 2 4x4 armoured vehicle

April 15, 2014  armyrecognition.com

The Turkish Defense Company Otokar presents for the first time in new Cobra 2 4x4 armoured vehicle fitted with Aselsan multiple Igla-missile launcher turret. The Otokar Cobra 2 was unveiled for the first time in May 2013, during the defense exhibition in Istanbul, Turkey.

Designed according to evolving needs and the demands of the existing users base spread over five continents, COBRA II has the same mobility with COBRA, but features a higher carrying capacity and a higher internal volume for various roles.

The Cobra II which is developed over existing Cobra vehicle is a modular platform with superior technical and tactical characteristics.

Besides outstanding mobility capability and 9 crew carrying capacity, the Cobra II provides protection, firepower and mission equipment for users at different types of missions. The vehicle provides an outmatched performance in a wide range of challenging terrains and climatic conditions.

Aselsan Missile-Igla Launching System is a fully automated very short range air defence weapon system using IGLA(S) missiles against fixed and rotary wing aircrafts, remotely piloted vehicles, unmanned aerial vehicles and cruise missiles based on qualified Aselsan Pedestal Mounted Air Defence System. As an effective, reliable, affordable Air Defence Solution from ASELSAN, Missile-Igla Launching System highly improves the capabilities of Man Portable Air Defence Systems by providing quick and correct aiming of the missile, improving reaction time, increasing fire power and hit probability.

Flexible architecture provides autonomous as well as coordinated operation with Air Defence Battle Management Command, Control, Communications and Intelligence and interoperability with allied countries air defence systems. Salvo firing capability enables the system to perform simultaneous firing of two missiles to one target, dramatically increasing the fire power of the system. The gyro-stabilized turret of the system and integrated optical sensors enable on-the-move target surveillance, detection, tracking and target type recognition. The Embedded Training Simulator provides simulations of all processes and trails for various scenarios in order to train for and enable the system operators to achieve full success under battlefield conditions.
http://www.armyrecognition.com/dsa_2014_official_show_daily_news_coverage_report/turkish_company_otokar_presents_for_the_first_time_in_asia_its_new_cobra_2_4x4_armoured_vehicle_1604.html

19 Nisan 2014 Cumartesi

Suriye sınırını Zeplin koruyacak

16.04.2014 Vatan

Türk Silahlı Kuvvetleri, terörle mücadele ve sınır güvenliğini sağlamak amacıyla Zeplin ile gözetleme projesini başlatıyor. Bu sistem ile başta Suriye sınırı olmak üzere tüm sınırlar 24 saat aralıksız izlenecek.

Türk Silahlı Kuvvetleri, terörle mücadele ve hudut güvenliğinde Türkiye'de bir ilk olacak 'Amerikan modeli'ne geçiyor. Uzun zamandır tartışılan, sınırların zeplinle gözetlenmesi projesi hayata geçiyor. VATAN'ın askeri kaynaklardan edindiği bilgilere göre, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, gözetleme balon sistemlerini envantere alma çalışması başlattı. Başta ABD, İngiltere ve Almanya gibi gelişmiş ülkeler tarafından sınır güvenliği, operasyonel ihtiyaçlar, komuta kontrol ile keşif ve gözetleme maksatlı kullanılan kurşun geçirmez özellikli "Güdümlü Balon Sistemi- Aerostat" geliştirme çalışmalarını tamamlayan TSK, bu yeteneğini başta sınır hattı olmak üzere operasyonel olarak kullanacak. Sistem, tedarik süreci tamamlandıktan sonra 2015 yılı içinde başta hudut güvenliğinden sorumlu Kara Kuvvetleri Komutanlığı birliklerinde kullanılmaya başlayacak.

Zeplin adı da verilen sistem, başta terörist sızmalar ve kaçakçı terörü olmak üzere özellikle Suriye ve Irak sınırından yapılan sızmalarla kırsal alanlarda yuvalanan teröristleri tespit etmede kritik önem taşıyacak. Güdümlü balon sistemi, yanıcı olmayan helyum gazı ile dolu olan bir balondan oluşan bir platform ve bu platform üzerine monteli, uzaktan komuta alabilen gece ve gündüz yaklaşık 4-10 kilometre yükseklikten 7-8 kilometre yarıçapındaki bir alanda, her türlü hareketi teşhis ve tespit edebilen üstün teknolojik yeteneklere sahip olacak. Sistemin bir an önce devreye girmesi için G.Kurmay Başkanı Org. Necdet Özel ve Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Hulusi Akar'ın özel hassasiyet gösterdikleri öğrenildi.

İHA'LARDAN DAHA UCUZ

Bu sistemler 50-70 kilometre yarı çapında bir alanda ise gece ve gündüz, her türlü hareketi tespit etmesi yanında İnsansız Hava Araçlarından (İHA) daha az maliyet ve risk içeriyor. Ayrıca işletim ve kullanımının daha kolay olduğu biliniyor. Kaynaklar, bu sistemlerin haftanın 7 günü günün 24 saati sürekli şekilde aynı bölgeyi gözetlemesi açısından da İHA'lardan daha avantajlı olacağını vurguladı.

GÖRÜNTÜLER ANINDA KOMUTA MERKEZİNDE

Balonlu gözetleme sistemi, havadan tespit, teşhis, tanıma ve takip yapabiliyor. Sistem, takip edilecek hedefi otomatik olarak ya da operatör tarafından seçilebiliyor. İstihbarat toplama amacıyla kullanılacak balonlara termal kamera ve sensörler yerleştirilecek. Balonlardan alınan görüntüler anında komuta merkezine aktarılacak.
http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2014/04/16/suriye-sinirini-zeplin-koruyacak

IMPRESSIVE COMMUNICATIONS VE HAVELSAN ELEKTRONİK HARP İÇİN MALEZYA’DA İŞBİRLİĞİ YAPIYOR

HAVELSAN BASIN BİLDİRİSİ 15.04.2014

Impressive Communications, Malezya Silahlı Kuvvetleri’nin özellikle elektronik harp yetkinliği olmak üzere savunma yeteneklerini arttırmak için, 15 Nisan 2014’te HAVELSAN ile elektronik harp veri tabanı yönetimi ve bilgi sistemleri konusunda işbirliğine yönelik bir mutabakat anlaşması imzaladı.

HAVELSAN ile birlikte yerel aktör olarak rol alacak olan Impressive Communications, güçlü bir sinerji oluşturmayı ve her iki şirketin de en iyi bilinen uzmanlık ve yetkinlik alanlarını değerlendirerek potansiyel son kullanıcılara çözümler sunmayı planlıyor.

HAVELSAN Türkiye'nin en büyük yazılım ve sistem entegratörü olarak, savunma ve bilişim sektöründe ihtiyaca özel milli yazılımlar ve çözümler üretmektedir. Başlıca faaliyet alanları, Komuta Kontrol Sistemleri, Simülasyon ve Eğitim Sistemleri ile Bilişim ve Güvenlik Teknolojileridir. Tecrübeli, uzman ve yetkin personeliyle sunduğu kaliteli, özgün, milli ve amaca uygun çözümler ile HAVELSAN, ülkemizde yüksek teknolojinin uygulama merkezi haline gelmiştir. Bu süre içerisinde teslim ettiği projeler ve aldığı yeni proje kontratları ile Türk Savunma Sanayiinin öncü bir şirketi olarak, HAVELSAN ismi güven ve başarı ile anılmaktadır.

Bugün HAVELSAN dünyanın farklı yerlerinde teknik ve stratejik yetenekleriyle varlık göstermekte, savunma sektöründe ve sivil pazarlarda en gelişmiş çözümleri sağlamanın yanı sıra kamudan ve özel sektörden birçok müşterisine tam proje yaşam döngüsü desteği vermektedir.

Türkiye modern harp başlığı üretecek

16 Nisan 2014 ANKARA - Recep Demir

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık, "Dünyada sadece birkaç ülkenin sahip olduğu modern Harp Başlığı Üretim Tesisi'nin açılışını bu yıl içinde yapacağız" dedi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, dünyada sadece birkaç ülkenin sahip olduğu modern Harp Başlığı Üretim Tesisi'nin açılışını bu yıl içinde yapacaklarını belirterek, "Bu tesiste üretilecek harp başlıkları ve uçak bombaları ile Türkiye, savunma sanayinin bu çok önemli alanında yurt dışına bağımlılıktan kurtulacak" dedi.

Türkiye'nin savunma gücünü artıran yerli silah sistemlerini tasarlayan ve geliştiren TÜBİTAK, modern patlayıcıların üretim ve dolumunun yapıldığı tesislerin tasarımı, kurulumu ve işletmeye alınması konusunda da çalışmalar yürütüyor.

TÜBİTAK Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü (SAGE) ile Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) arasında imzalanan sözleşme ile TÜBİTAK mühendisleri tarafından ileri teknolojiye sahip Harp Başlığı Üretim Tesisi tasarlandı. Tesis, yakın zamanda Kırıkkale'deki MKE Mühimmat Fabrikası yerleşkesinde faaliyete geçirilecek.

"İzin alan değil, izin veren olacağız"

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, bu tip ileri teknolojiye sahip üretim tesislerinin tasarım ve kurulumunu dünyada sadece birkaç ülkenin yapabildiğini söyledi. Türkiye'nin her alanda olduğu gibi savunma sanayinde de her geçen gün dünyada daha fazla söz sahibi olmaya başladığını dile getiren Işık, şunları kaydetti:

"Bir alanda söz sahibi olmak için mümkün olduğunca dışa bağımlılığı azaltmanız gerekiyor. Patlayıcı üretim tesislerinde kullanılan özel üretim ekipmanları, Füze Teknolojileri Kontrol Rejimine tabi olup yurt dışından alımı, yüklenici firmanın bulunduğu ülkenin hükümet iznini gerektiriyor. Yani sizin bu ekipmana ihtiyacınız var ama alacağınız ülkenin hükümeti size izin vermezse, bunu alamıyorsunuz. Açacağımız tesiste yapılacak çalışmalarla bu durumu artık tersine çevireceğiz. Artık izin alan değil, izin veren olacağız."

Tesis A'dan Z'ye Türk mühendislerin elinden çıkıyor

Bakan Işık, modern mühimmatlar için patlayıcı üretilecek tesiste kurulan tüm özel üretim ekipmanlarının da yerli firmalarla birlikte yurt içinde tasarlanıp üretildiğini bildirdi. Öte yandan, bu tesiste üretilecek modern patlayıcıların formülasyonu ve üretim süreçlerini de TÜBİTAK mühendislerinin geliştirdiğini anlatan Işık, tesisle ilgili şu bilgileri verdi:

"Modern patlayıcıların üretimi için gerekli teknik ve üretim bilgi paketleri, proje kapsamında MKE'ye aktarılacak. Söz konusu tesis, MKE Mühimmat Fabrikası yerleşkesinde 55 dönümlük arazi üzerinde kurulacak ve 11 ayrı üretim biriminden oluşacak. Dünyada sadece bir kaç ülkenin sahip olduğu modern tesisin açılışını bu yıl içinde yapacağız. Tesiste, tam kapasite çalışıldığında yıllık 600 ton plastik patlayıcı üretimi yapılabilecek. Bu tesiste üretilecek harp başlıkları ve uçak bombaları ile Türkiye, savunma sanayinin bu çok önemli alanında yurt dışına bağımlılıktan kurtulacak."
http://www.aa.com.tr/tr/manset/314438--turkiye-modern-harp-basligi-uretecek

18 Nisan 2014 Cuma

Defence Services Asia: Havelsan MoU aims to enhance Malaysian EW capability

16th April 2014 - 5:02 by Andrew White in Kuala Lumpur

Havelsan has agreed a memorandum of understanding (MoU) with Malaysian company Impressive Communications to collaborate on electronic warfare (EW) database management and information systems for the Malaysian Armed Forces (MAF).

Signed on 15 April at the Defence Services Asia (DSA) exhibition in Kuala Lumpur, the MoU is aimed at improving MAF’s EW competence and will comprise a long-term relationship to jointly develop software based on Havelsan’s existing solutions. A Havelsan spokesperson said the initiative would ‘constitute the backbone of future expansion of EW capabilities in the country’.

The MoU was signed by Impressive Communications CEO Tan Sri Dato Wira Abd Halim Karim and Havelsan’s CEO Sadik Yamac.

Specifically, the agreement will include training of electrical and electronic engineering students in EW at Malaysia’s National Defense University.

The Kuala Lumpur-based Impressive Communications will act as Havelsan’s local partner in Malaysia. Impressive Communications’ Data Collection, Archiving and Transfer Service (DCATS) can be integrated into existing data servers, remote processing sites and processing software. It is capable of capturing, securing, storing and transferring ‘high volume’ data files in real time and comprises a 19-inch rack.

The Royal Malaysian Air Force currently utilises 18 Sukhoi Su-30MKM multirole aircraft for EW missions. The platforms are equipped with KNIRTI SAP-618 advanced jamming pods. MAF also operates EW units in army and navy units.

Havelsan already has a footprint in Asia-Pacific in the EW realm. It currently supports Pakistan which launched its EW Test and Training Range in 2011.

http://www.shephardmedia.com/news/digital-battlespace/defence-services-asia-havelsan-mou-aims-enhance-ma/

15 Nisan 2014 Salı

Instead of mothballing Navy ships, give them to our allies


















April 15, 2014 By Michael Moran,  LA Times

The Navy should consign vessels to other countries, not the scrapheap.

A bitter debate has raged in the Pentagon for several months about the wisdom of taking the nuclear aircraft carrier George Washington out of service to save money. The Washington, at 24 years old a relatively young vessel, is due for a costly refit, a routine procedure that all of the 11 large carriers in service undergo regularly.

The Navy fought hard against mothballing the giant ship. But Defense Secretary Chuck Hagel has warned that when the two-year reprieve Congress granted from sequester cuts expires in 2016, the George Washington will be back on the chopping block. Moreover, the chief of naval operations said last month that the Navy plans to remove 11 of its 22

Ticonderoga-class cruisers from active duty to save on operating costs, as well as removing from service early the last frigates in the fleet. But the critics are right. This hardly seems the moment to be scrapping them, with China expanding its fleet and acting aggressively in the South and East China seas and the ongoing need to keep a significant carrier force near the Persian Gulf.

Instead, what about taking a page from history and transferring surplus warships to allied navies?

Imagine Australia, India, Brazil and Britain — the latter struggling along with no active carrier at the moment — operating the five oldest active-duty U.S. carriers. The offer of such superpower bling might prove irresistible, even with the high maintenance costs that come with them. There is ample precedent. When World War II ended, the U.S. Navy had a fleet that included 28 large aircraft carriers and 71 smaller escort carriers — more by far than any other nation, and far more than the peacetime world seemed to demand.

Hundreds of other warships, overnight, went from vital weapons systems to costly maintenance inventory. Many of them found their way to scrap yards, others to the reserve fleet, where they sat rusting for a few decades before their own date at the breaking yard came due.

A select few, mixed and mingled with captured German battleships, Japanese subs and some Allied hulks, were moored off Bikini Atoll and vaporized in an atomic test.

But not all of America's wartime investment in its huge fleet met such ends. Aware that the cost of keeping a ship at sea would be prohibitive, the Navy hit on a perfect way to balance its desire to downsize and its need to fill the gap in maritime security that Britain's shrinking Royal Navy was creating across the globe. Rather than mothballing every ship or selling them for scrap, the U.S. transferred entire fleets of destroyers, cruisers and other vessels to allied navies.

For much of the Cold War, in fact, the navies of some of America's closest allies were led by ships that once fought the Japanese off Okinawa or hunted German submarines in the Atlantic. Greece, Turkey, Spain — as well as Peru, Colombia, Argentina and even former enemies like Japan, Italy and West Germany — all took delivery of warships they could never have afforded to build or purchase.

The carriers Langley and Belleau Wood, for instance, were transferred to France before that nation finally built its own carrier. The carrier Cabot was given to Spain in the 1960s, a time when Washington was trying to lure Spain's dictator, Francisco Franco, into joining NATO.

During the 1940s and '50s, dozens of smaller warships were sent to navies around the world, a stopgap measure to check the sudden rise of Soviet naval power. Greece and Turkey operated so many Fletcher-class destroyers that they occasionally fired warning shots at their own ships, mistaking them for the enemy. The General Belgrano, the Argentine cruiser sunk by a British submarine during the Falklands War at a loss of 323 people, began its life in the 1930s as the Phoenix, a Brooklyn-class light cruiser that survived the Japanese attack on Pearl Harbor.

The Belgrano is the exception, though. Most of these "transferred hulls," in Navy parlance, never again fired a shot in anger — at least not intentionally. Some helped newly independent countries such as India and the Philippines establish professional navies in place of colonial forces. Others, particularly in Europe, represented a vital stopgap and deterrent at a time when those nations' postwar resources were devoted to reconstruction and the Soviet Navy had begun its own rise to prominence.

How might such transfers play out today? For one thing, transferring a handful of the 11 big nuclear carriers in the U.S. fleet to our allies would eliminate the need to mothball many other ships. It would also free up money to develop the next generation of platforms, including the pilotless drone carriers. Such transfers would be useful in another way. Secretaries of Defense speak the mantra of "burden sharing" to our allies constantly and get little in return. Hand these nations a big-deck bangle, though, and the ally in question has to consider stepping up its defense commitments — the Navy estimates it cost about $400 million annually to operate these ships — to contribute to the collective defense of its interests.

In a perfect world, of course, the enormous investment that went into building these magnificent vessels would be enough justification for keeping them at sea — and under U.S. command. But that simply is not the world America inhabits today.

Of course, we won't be able to order an Australian or Brazilian carrier to do our bidding. But if the United States acts as it should, that should not be necessary. The mere presence of these behemoths in the hands of responsible states makes war less likely. And it avoids the humiliating prospect of turning warships with years of useful service left in them into floating museums.
http://www.latimes.com/opinion/commentary/la-oe-0413-moran-navy-surplus-ships-20140415,0,210323.story#axzz2ywbIru00

13 Nisan 2014 Pazar

Greece to receive 460 M113s from US

01 April 2014 Theodore L Valmas, Athens - IHS Jane's Defence Weekly

The Greek Army has finalised the transfer of 460 M113A2 series armoured vehicles from the United States, delivery of which should be in batches in mid-2014.

The M113s are being transferred free of charge under the US Excess Defence Articles (EDA) programme, with Greece paying EUR4 million (USD5.5 million) for their transportation.

The vehicles will be inspected at the 304 Army Depot at Velestino before being forwarded to operational units.

Among the vehicles included in the transfer are M113A2 armoured personnel carriers, M577A2 command post vehicles, M901A2 Improved TOW launcher carriers, M106A2 mortar carriers, and M1059 smoke-generating vehicles.

Also in line for transfer later in the year are 320 Oshkosh HEMTT series trucks comprising M977 and -985 utility trucks and M978P1 fuel tankers.
http://www.janes.com/article/36253/greece-to-receive-460-m113s-from-us

The Ukrainian crisis and the Naval Balance in the Black Sea

30 March 2014
Dr Lee Willett, Head of IHS Jane's Naval Desk,
IHS Aerospace, Defence & Security

 


http://www.janes.com/article/35679/the-ukrainian-crisis-and-the-naval-balance-in-the-black-sea

Otokar’a 67 milyonluk sipariş

08.04.2014

Otokar tarafından KAP’a yapılan açıklamada şöyle denildi; ‘’Şirketimiz , İç Güvenlik Kuvvetlerinin ihtiyacı olan Taktik Tekerlekli Zırhlı Araç tedarikini kapsayan yaklaşık 67 Milyon TL tutarında yeni bir sipariş ile ilgili anlaşma imzalamıştır. Söz konusu sipariş ile ilgili teslimatların 2014 yıl sonuna kadar partiler halinde tamamlanması planlanmaktadır.’’
http://www.borsagundem.com/haber/otokar_a-67-milyonluk-siparis/584667

T129 Erken Duhul Helikopterlerinin üretimi tamamlandı

13/04/14 Muhammet METİN/Kokpit.aero

Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın acil ihtiyacı kapsamında alımına karar verilen T129 EDH (Erken Duhul) helikopterlerinin üretimi tamamlandı.

Acil ihtiyaç kapsamında, mevcut ATAK projesine ek olarak 2010’da 9 adet T129 alımına karar verilen Erken Duhul Helikopterlerinin üretimi tamamlandı. Kalifikasyon ve Kabul testleri devam eden program kapsamında helikopterlerin önümüzdeki aylarda Kara Kuvvetlerine teslim edilmesi planlanıyor.

T129 ATAK Helikopterleri, 2011 yılından itibaren 3.200 saatin üzerinde test uçuşu gerçekleştirdi. Bu test uçuşlarında toplam 5.000 adete yakın 70mm'lik roket atışı yaptı. T-129 EDH helikopterinin ilk ikisinin öncelikle öğretmen pilotların eğitimlerinde kullanılması planlanıyor. ATAK projesi kapsamında milli aviyonik ve silah sistemleri ile donatılacak helikopterlerin üretim çalışmalarına ise devam ediliyor.

T129 İNGİLTERE YOLCUSU

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TAI) tarafından üretimi gerçekleştirilen ve geçtiğimiz aylarda Bahreyn'de düzenlenen Uluslararası Havacılık Fuarı’nda ilk kez sergilenen ve gösteri uçuşu yapan T129 ATAK helikopteri, 19-20 Temmuz arasında İngiltere'de yapılacak Farnborough Havacılık Fuarı'na katılacak. ATAK helikopteri fuar da gösteri uçuşu da yapacak.

http://kokpit.aero/t-129-erken-duhul-helikopteri-uretimi-tamamlandi

12 Nisan 2014 Cumartesi

F-16'LARA YERLİ "ELEKTRONİK HARP PODU" TAKILACAK

07 Nisan 2014 airporthaber.com

Yerli sanayi ile üretilecek “elektronik harp podu” uçakları radar karşısında koruyacak.

TÜBİTAK, TSK'nın ihtiyacı olan üstün nitelikli modern silah sistemlerini milli imkânlarla geliştiriyor ve bu sistemlere ait teknolojileri, yerli savunma sanayi şirketlerine transfer ederek üretime geçmesini sağlıyor. Tamamen yerli olarak geliştirilen milli seyir füzesi, beton delici bomba, lazer güdümlü füze dedektörü gibi TSK'nın gücüne güç katacak silah ve sistemler sayesinde Türkiye, savunma alanında dünyada daha fazla söz sahibi olacak.

Milli Savunma Bakanlığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın iş birliğiyle yeni bir proje için düğmeye basan TÜBİTAK, F-16'ların olmazsa olmazı elektronik harp sistemlerinin milli olarak tasarlanması ve geliştirilmesi için hazırlanacak yüksek bütçeli projelere destek verecek.

Uçak başına maliyeti yaklaşık 2 milyon dolar olan “elektronik harp podu”, harekat esnasında savaş uçaklarının radarlar ve hava savunma sistemleri karşısında güvende olmasını sağlıyor. Dünyada sadece 5 ülkenin üretebildiği sistem, radar algılayıcı ve karıştırıcı özelliklere sahip olacak. Sistem, tehdit radar bulduğunda pilotu ikaz edecek ve otomatik olarak kendini izleyen radarları yanıltabilecek.

http://www.airporthaber.com/havacilik-haberleri/f16lara-yerli-elektronik-harp-podu-takilacak.html

MİLGEM arapsaçı

08.04.2014 Mehmet KAYA / ANKARA

MİLGEM’de ne ihale bitiyor, ne de iki geminin üretimine başlanabiliyor

Türkiye’nin en önemli savunma sanayii projelerinden, milli tasarımlı korvet üretiminin (MİLGEM) seri üretim sürecinde (MİLGEM-S) sorun çıktı. DÜNYA’ya bilgi veren kaynaklar, prototiplerin üretilmesi ve isimlendirilmesiyle ‘ADA sınıfı’ olarak adlandırılmaya başlanan korvetlerin seri üretim ihalesinin iptal edilmesinin, Savunma Sanayii İcra Kurulu’nun kararını tartışmalı hale getirdiğini, çözüm için 4 paketlik yeni seri üretim ihalesinde gemilerin ‘farklılaştırılmaya çalışıldığını’ açıkladı. Diğer yandan, MİLGEM-S Projesi’nde Deniz Kuvvetleri’nin Tuzla Tesisleri’nde (prototip korvetlerin üretildiği tersane) 2 adet daha ADA sınıfı korvet üretiminde de sorun olduğu, motor üreticisi Alman MTU'nun fiyat yükseltmeye çalıştığı öğrenildi.

İptal edilen ihale yeni sorunlar doğurdu

MİLGEM olarak adlandırılan 2 adet prototip korvet savaş gemisinin, Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) koordinatörlüğünde, Savunma Teknolojileri Mühendislik (STM) proje yürütücülüğünde geliştirilmesi ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın Tuzla Tersanesinde inşa edilmesi projesinin tamamlanmasının ardından bir türlü seri üretime geçilemedi. Seri üretim projesinde 6 adet geminin inşa edilmesi için Koç Grubu’na verilen ihale, Ağustos 2013’te başbakanlığın inceleme başlatmasının ardından fiilen durdu ve 26 Eylül'de iptal edildi. Bu karara göre, 6 gemilik MİLGEM-S projesi ikiye bölündü ve 2 geminin daha Tuzla Tersanesi’nde yapılması, 4 gemi için de ayrı ihale açılması kararlaştırıldı. Buna karşılık, SSM’nin elinde inşa edilmeye hazır bir tasarım olduğu halde hem 4 gemiyi inşa edecek ihale tamamlanamadı, hem de 2 geminin inşasına başlanamadı. Edinilen bilgilere göre, öncelikle prototiplere de ürünlerini veren motor ve güç aktarım organları üreticilerinin fiyat yükseltmek istemesi Tuzla Tersanesi’nde imalata başlanmasını engelledi. Daha yüksek bedel isteyen Alman MTU ile hem SSM, hem de STM görüşmeleri halen yürütüyor.

MİLGEM-S’te 4 gemilik ihalenin sonuçlanmama nedeninin ise ‘bürokratik incelik’ olduğu kaydedildi. Savunma sanayii ihalelerinde, yasal olarak ihale çeşitleri ve ihalelerin verilme şartları konusunda SSM ve karar organı Savunma Sanayii İcra Kurulu bir kısıtlamaya tabi değil. Buna karşılık, MİLGEM-S’te ‘rekabet koşulları oluşmadığı’ yönünde Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun raporu bulunuyor ve buna dayalı olarak kendi aldığı kararı iptal eden bir Savunma Sanayii İcra Kurulu bulunuyor. Yeni ihalede ortaya çıkacak fiyatın daha önceki birim bedelden fazla olması durumunda kararların tamamı tartışmalı hale gelecek. Fiyat düşük olursa da ortada idari soruşturmayı mümkün kılacak bir sonuç olacak.

Formül, farklılaşmış yeni ADA sınıfı gemi

Denizcilik kaynakları, çözümün inşa edilecek 4 geminin farklılaştırılması olarak bulunduğunu dile getirdi. MİLGEM’de birinci gemi Heybeliada ile ikincisi Büyükada arasında da konfigürasyon farklılıkları bulunuyor. MİLGEM-S’teki 4 gemilik üretim paketinde yer alacak gemilerde de bazı farklılaştırmaların yapılmaya çalışıldığı, bunun için çalşma yürütüldüğü kaydedildi. Bu kapsamda yürümekte olan TF-100 (ADA sınıfı korvet tasarımı üzerine geliştirilmiş savunma ağırlıklı hızlı firkateyn) projesine de temel olacak şekilde 15 metre uzatılmış bir korvet düşünüldüğü belirtildi. Diğer alternatifin ise ADA sınıfı korvet üzerindeki konfigürasyonun değiştirilmesi olarak ortaya çıktığı vurgulandı. Savunma çevrelerinde konuşulan bu sorunlara bağlı olarak “ADA sınıfı 4 gemi ile bitecek” yargısının yanlış olduğu, MİLGEM-S ile 2’si Deniz Kuvvetleri tarafından 4’ü de yapılacak ihale ile ürettirilecek gemilerle birlikte MİLGEM projesinde 8 adetlik ADA sınıfı gemi yapılacağı vurgulandı.

MİLGEM'in görünür şirketi STM oldu

Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı’nın iştirakleri arasında bulunan Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret Şirketi (STM), ADA sınıfı korvetlerin ‘görünür şirketi’ oldu. MİLGEM projesinin geliştirilmesi ve inşasında alışılageldik ana yüklenici olmadığı için yüksek talep görmesi beklenen bu sınıf gemilerin ihracı için şirket muhatabı sağlanması gerektiği, STM’nin de bu gemilerin ihracından sorumlu kılındığı açıklandı.

http://www.dunya.com/milgem-arapsaci-224582h.htm

MIZRAK-U FÜZESİ İLE İLK DENEMEDE TAM İSABET



MIZRAK-U Projesi Atış Testleri

Uzun Menzilli Tanksavar Füzesi MIZRAK-U, Helikopterden yapılan ilk güdümlü atış testini başarıyla gerçekleştirmiştir.

Kara Kuvvetleri Komutanlığı envanterinde bulunan AH-1S Helikopterinden 3500 metre menzile yapılan atışta, hedef başarı ile vurulmuş ve proje çalışmalarında önemli bir aşama tamamlanmıştır.

ATAK helikopterinden kullanıma yönelik olarak geliştirilen MIZRAK-U füzesi ROKETSAN tarafından yurt içi altyapı kullanılarak tasarlanmıştır. Rakiplerine karşı önemli teknik üstünlüklere sahip olan füzenin içerisinde bulunduğumuz yıl içerisinde kalifiye edilmesi hedeflenmiştir.

Ana muharebe tanklarına karşı kullanılacak olan MIZRAK-U füzesinin azami menzili 8 km olup yüksek vuruş hassasiyeti ve etkin zırh delme yeteneğine sahiptir.

2015 yılında seri üretime geçecek sistem uluslararası pazarda da büyük bir ilgi ile karşılanmaktadır.
http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/hizli/duyurular/etkinlikler/torenler/Sayfalar/20140303_MIZRAKU.aspx

TSK KIŞ TATBİKATI






Bir Millet İki Devlet

9 Nisan 2014 Çarşamba

Kiev Türkiye’ye Şeytan sattı mı

9 Nisan 2014 Nerdun HACIOĞLU/MOSKOVA

Rusya, Ukrayna’nın yeni yönetiminin, nükleer başlık taşıyabilen “Şeytan” füzesinin çizimlerini Türkiye ve üçüncü ülkelere satmak için temaslarda bulunduğunu iddia etti.

Ukrayna ve Rusya arasındaki gerilime füze krizi de eklendi. Moskova, Kiev’deki Avrupa yanlısı yeni yönetimin, Kırım’ın Rusya’ya bağlanmasının intikamını almak için, Rusya savunmasının belkemiğini oluşturan bir balistik füzenin çizimlerini Türkiye dahil üçüncü ülkelere satmaya çalıştığını iddia etti. Rusya Dışişleri Bakanlığı “Ukrayna’ya ciddi uyarı” başlıklı bir yazılı açıklama yayınlayarak, Kiev yönetimini nükleer başlık taşıyabilen  R-36M2 “Voyevoda” (SS-18 SATAN MOD 6 (VOYEVODA/R-36M2/RS-20V/15A18M)
füzelerinin teknik çizimleri üçüncü ülkelere satmaya çalışmakla itham etti. NATO tarafından “Şeytan” füzesi olarak adlandırılan R-36M2 füzeleri Ukrayna’da üretiliyor. Rusya, Şeytan füzelerini nükleer savunma şemsiyesinin en önemli parçası olarak görüyor. Ayrılabilen birçok nükleer başlık taşıyan bu füze aynı zamanda ABD ve NATO’nun kurmakta olduğu füze kalkanına da direnebilen en ciddi silah olarak gösteriliyor.

SAKIN SIZDIRMAYIN

Rus Dışişleri Bakanlığının açıklamasında şöyle denildi: “Ukrayna’nın içine sürüklendiği kaos ortamına rağmen şimdiki Kiev yönetiminin stratejik silahlar ve özellikle R-36M2 “Voyevoda” füzesi sırlarını dünyaya sızdırmayacağını umuyoruz. Ukrayna’nın Lahey’de imzalanan ‘Füze Teknolojilerini Yaymama Anlaşmasını’ imzaladığını da hatırlatırız. Bu temennimizi dile getirmekle birlikte son zamanda basında yer alan bazı haberler bizde kuşku uyandırmıştır. Füzenin üretildiği Ukrayna’nın Dnepropetrovsk bölgesindeki Yujmaş fabrikası yetkililerinin dış ülkeleri ziyaret ederek bu füzeyle ilgili görüşmeler yaptıklarını öğrenmiş bulunuyoruz. Rusya yönetimi, Kiev’deki yeni iktidarı bu tür davranışlardan kaçınmalarını ısrarla tavsiye ediyor.” Rusya hükümeti yayın organı Rossiyskaya gazetesi de dünkü sayısında, bir Ukrayna heyetinin Şeytan füzesi çizimlerini satmak amacıyla Türkiye’yi ziyaret ettiğini yazdı. Rus sosyal paylaşım sitesi “Livejournal’” da bazı anonim hesaplarda Ukrayna heyetinin Türkiye’yi 5 Nisan’da ziyaret ettiğini ileri sürüldü. Fabrikadan başka bir heyetin de Çin’de temaslarda bulunduğu da iddialar arasında.
...
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/26182847.asp

Görünmezlik pazarına Türkiye de giriyor

9 Nisan 2014 Cengizhan ÇATAL/ANKARA

Sadece İsrail ve Amerika’da üretilen anti-radar özellikli “gizleme ağı”, Hacettepe Teknokent’de faaliyet gösteren bir AR-GE firması tarafından da geliştirildi.

Firma, bir adım daha ileri giderek henüz dünyada uygulaması olmayan anti-radar özellikli kompozit malzeme üretmeyi de başardı. İnsansız hava araçlarının ve gemilerin gövdelerinin bu malzemeden yapılması halinde bu araçlar radarlara yakalanmayacak. Dünyada önemli bir savunma ürünü haline gelen anti-radar ve görünmezlik ürünlerinin milyarlarca dolarlık pazarı bulunuyor.

Uygulandığı hava ve deniz araçlarına radara yakalanmama özelliği kazandıran kompozit ürün TÜBİTAK testinden de geçti. Yapılan testlerde ürünün ithal muadillerinden çok daha fazla radar soğurma özelliği olduğu belgelendi. Firmanın yüzde yüz yerli imkanlarla geliştirdiği gizleme ağı ve yapısal kompozit malzemeler tank, İHA ve gemi gibi savaş araçlarının tümüne uygulanabiliyor. Firma yetkilisi Ümit Öztürk, kompozit ürünlerinin radar dalgalarını soğurarak radar kesitini azalttığını, gizleme ağının her durumda görsel, radar, kızılötesi ve termal izi azalttığını söyledi. Öztürk, radar kamuflaj teknolojisinin Türkiye dışında dünyada yalnız ABD ve İsrail’de bulunduğunu kaydetti.

İLK HEDEF ANKA

Öztürk, milli insansız hava aracı ANKA’ya bu kaplamanın uygulanması için TUSAŞ yetkilileriyle görüşmeler yaptıklarını, ilk incelemenin ardından olumlu yanıt aldıklarını açıkladı. Ürün hakkında Milli Savunma Bakanlığı ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı’na da bilgi verdiklerini anlatan Öztürk, seri üretimin yapılması amacıyla fabrika kurma çalışmalarının da devam ettiğini aktardı.

Öztürk, “Amerika ve İsrail’de insansız hava araçları radara yakalanmamak için özel anti-radar boyalarla boyanıyor. Bu boyalar hava şartlarından kolay bir şekilde etkilendiği gibi boyalar gövdeye inanılmaz bir ağırlık veriyor. Türkiye’de üretilen bu kompozit gövdeler hem insansız hava araçlarının performansını etkilemeyecek kadar hafif hem de hava şartlarından etkilenmiyor. İsrail bu anti radar boyaları 25 ülkeye satıyor” diye konuştu.
http://www.hurriyet.com.tr/teknoloji/26187565.asp

Dördüncü casus uçak alarmı

9 Nisan 2014 Cengizhan ÇATAL/ANKARA

Rusya’ya ait bir IL-20 tipi askeri casus uçağın dün Karadeniz kıyılarına paralel uçtuğunun tespit edilmesi üzerine F-16’lar harekete geçirildi. Uçak, 10.30’dan 14.07’ye kadar Türk hava sahasına girmeden yaklaşık 4 buçuk saat Karadeniz’i izlemesinin ardından bölgeden ayrıldı.

Türk Hava Kuvvetleri’ne ait iki adet F-16 da olası bir hava sahası ihlalini önlemek amacıyla uçağın yanında, Türkiye hava sahasının içinde uçtu.
...
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/26180564.asp

6 Nisan 2014 Pazar

Türkiye 5 ülkeden biri oldu

05 Nisan 2014

Aselsan ve ODTÜ 15 yıl boyunca birlikte çalıştı optik ve kızılötesi dedektörde yurtdışına bağımlılığı sona erdirdi.

Milyonlarca dolar harcandı yeni bir tesis kuruldu. Türkiye bu dedektörleri seri üretebilen dünyadaki 5. ülke oldu.

Gece veya kötü hava koşuularında insan gözüyle gözükmeyen varlıkları termal kameralar görüntülüyor. Yaklaşık 20 yıldından bu yana termal kameralarar tasarlayıp üreten ASELSAN, bu sistemin gözü olarak tanımlanan kzılötesi dedektörü yeni kurulan tesislerinde tamamen milli imkanlarla üretmeye başladı.

RESMİ AÇILIŞ SALI GÜNÜ

Tesis faaliyete geçti ancak resmi açılışı salı günü Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın katılacağı törenle yapılacak.
http://www.haber7.com/teknoloji/haber/1144464-turkiye-5-ulkeden-biri-oldu

Havada ve denizde çifte tatbikat başlıyor

06.04.2014 AHMET TOPAL

Türkiye'nin daha önce planlanmış tatbikatlarından olan Anadolu Kartalı ve Deniz Yıldızı tatbikatları kritik bir döneme denk geldi. Türk Hava Kuvvetleri'nin planlı olarak her yıl gerçekleştirdiği tatbikatlardan olan Anadolu Kartalı eğitim tatbikatı yarın başlıyor. 11 gün sürecek olan tatbikat tamamen Türkiye'nin milli unsurlarıyla Konya'da gerçekleştirilecek. Bu yıl gerçekleşecek olan tatbikat Suriye nedeniyle büyük önem taşıyor. Deniz kuvvetleri Komutanlığı'da yarın "Deniz Yıldızı-2014" tatbikatına başlayacak. Marmara ve Karadeniz'de Donanma Kw wwomutanı Koramiral Veysel Kösele'nin sevk ve idaresinde gerçekleşecek olan tatbikat 11 Nisan'da sona erecek. Tatbikat Rusya'nın Kırım'ı kendisine bağlamasıyla başlayan gerginlik nedeniyle önem taşıyor. ABD'ye ait Donald Cook Savaş Gemisi, Karadeniz'e gelmek için İspanya'dan yola çıktı. Türk Donanması da ABD ve Rusya'nın birbirlerine gövde gösterisinde bulundukları bir arena haline gelen Karadeniz'de tatbikatını gerçekleştirecek. Tatbikatın devam ettiği sıralarda ABD'ye ait savaş gemisinin Karadeniz'e ulaşması bekleniyor.
http://www.sabah.com.tr/Gundem/2014/04/06/kritik-donemde-havada-ve-denizde-cifte-tatbikat-basliyor

Deniz Yıldızı Tatbikatı, 7 Nisan'da başlıyor

2014/05/04

Deniz Kuvvetleri Komutanlığının her yıl yapılan planlı tatbikatlarından olan Deniz Yıldızı-2014 Tatbikatı; Donanma Komutanı Koramiral Veysel Kösele'nin sevk ve idaresinde; 7-11 Nisan 2014 tarihleri arasında Marmara Denizi ve Karadeniz'de icra edilecek.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığının her yıl yapılan planlı tatbikatlarından olan Deniz Yıldızı-2014 Tatbikatı; Donanma Komutanı Koramiral Veysel Kösele'nin sevk ve idaresinde; 7-11 Nisan 2014 tarihleri arasında Marmara Denizi ve Karadeniz'de icra edilecek.

TSK'dan yapılan açıklamaya göre tatbikat kapsamında, Karadeniz Ereğli / Zonguldak, Amasra / Bartın, Sinop ve Samsun liman ziyaretleri yapılacak ve gemiler halkın ziyaretine açılacak. Tatbikatın amacı "Filo / Görev Grubu seviyesinde icra edilecek harekâtlarda kullanılacak harekât nevilerini denemek ve geliştirmek" olarak ifade edildi. Tatbikata, Deniz Kuvvetleri Komutanlığından yedi fırkateyn, bir korvet, iki denizaltı, sekiz hücumbot, iki mayın avlama gemisi, üç yardımcı sınıf gemi, altı helikopter, iki deniz karakol uçağı, Karadeniz gözetleme koordinasyon merkezi ile Sahil Güvenlik Komutanlığından sekiz sahil güvenlik botu ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı bağlısı uçaklar iştirak edecek.

http://www.denizhaber.com.tr/dzkk-sgk/54766/deniz-yildizi-tatbikati-7-nisanda-basliyor.html

Turkey’s formidable defence industry – rising star or NATO’s unruly ally?

2 April 2014 Grant Turnbull

Turkey’s defence industry is booming. Arms exports are on the up and the proportion of equipment in the armed forces made outside Turkey is falling every year. Turkey is now building its own UAVs, naval ships and even a main battle tank. But this drive for self-sufficiency could affect Turkey’s decades-old relationship with NATO and foreign suppliers.

Mustafa Kemal Atatürk, the founder of the Republic of Turkey and its first president, once said: "Freedom and independence is my character". That simple phrase uttered many decades ago has evolved into a philosophy that now permeates modern Turkish politics and culture. Nowhere is that more true than Turkey's booming defence industry, where freedom and independence is seen as a key goal for the country's leaders.
...
http://www.army-technology.com/features/featureturkeys-formidable-defence-industry-rising-star-or-natos-unruly-ally-4207115/

Airbus Defence and Space delivers A400M to Turkish Air Force

04.04.2014 defenceturkey.com

Airbus Defence and Space has today handed over the first of ten A400M new generation airlifters ordered by the Turkish Air Force.

The Turkish Air Force formally accepted the aircraft from Airbus Defence and Space at the A400M Final Assembly Line in Seville, Spain. A further ceremony will take place in Turkey at a later date. Following today’s contractual transfer of title, the aircraft, which is the third production A400M, will be flown to Kayseri air base in central Turkey where it will initially be used for training. In Turkish Air Force service the A400M will replace the C-160 Transall offering a dramatic increase in air transport capability to the armed forces.

http://www.defenceturkey.com/?p=article&i=1537

Savunma sanayiinde 10 milyar dolarlık 52 proje

02 Nisan 2014 Dünya Gazetesi

Savunma sanayinin hacmi 52 yeni büyük projeyle ikiye katlanacak

Başlangıç Eğitim Uçağı (BEU) için 8 firmanın cevapları değerlendiriliyor, teklife çağrı dosyası hazırlanıyor. Çok Maksatlı Sahil Güvenlik Helikopter Tedarik Projesi’nde ise teklife çağrı dosyası (TÇD) çıktı, 5 şirket (Airbus Helicopters, NH Industries, AgustaWestland, Sikorsky ve Bell) dosya aldı. Bu şirketlerin tekliflerini 16 Haziran’a kadar vermeleri gerekiyor.

Sektör, Savunma Sanayii Öüsteşarlığı (SSM)’nin projelerine büyük yatırım ve Ar-Ge ile cevap vermeye çalışıyor. Bu gelişme patent tescillerine de yansımış durumda. Türk Patent Enstitüsü (TPE) verilerine göre, Ar-Ge harcamaları 1 milyar dolara giden savunma sanayii, patent tescili sayısını oransal olarak en çok artıran ikinci sektör. 2000 yılında sektörde bir yılda alınan patent sayısı sadece ‘silah ve mühimmat imalatı’nda 2’yken, şimdi 52’ye ulaşmış durumda.

Büyük atağa karşın eski Savunma Sanayi Müsteşarı Murad Bayar’ın performansını yine de yeterli görmediği sektörde, yeniden yapılanma da gündemde. Bu konuda model çalışması var. Bir yandan da projeler yürüyor. Şu sıralar işlemleri devam eden projelerin değeri tahmini olarak 10 milyar doları geçiyor. 4 milyar dolarlık fırkateyn projesinde fizibilite tamam MİLGEM kapsamında ilk 2 gemi (Heybeliada ve Büyükada) Gölcük’te üretildi. 2’sinin üretimini İstanbul Tersanesi yapıyor. Kalan 4 gemi için ihale kararı alındı. 2 adet Lojistik Destek Gemisi (LDG) projesinde teklifl er değerlendiriliyor. Uçak gemisi de denilen havuzlu çıkarma gemisini (LPD) Metin Kalkavan’ın Sedef Tersanesi üretecek. (Bu proje daha önce Koç şirketi RMK’ya verilmiş, sonradan iptal edilmişti.) Gemi grubundaki en büyük iş ise TF 2000 Projesi... Gemilerden, uçaklardan ve diğer hava araçlarından yapılan saldırılara karşı savunma sağlayacak hava savunma harbi fırkateynleri alınacak.

Fizibilite çalışmaları tamamlandı.
Proje modeli belirleme çalışmaları sürüyor. SSM bir rakam açıklamadı ancak proje bedeli için 4 milyar doları rakamı telaffuz ediliyor. Destek gemisi alt grubunda da Yelkenli Okul Gemisi projesi gündemde. Şu sıralar teklifl eri alınan 4+2 adet Çok Maksatlı Helikopter, yine ayrıca iki grup helikopter alımı, hava yastıklı çıkarma aracı, fizibilite çalışmaları tamamlanan özel maksatlı taktik tekerlekli zırhlı, ayrıca zırhlı amfibi hücum aracı... Bu projelerin içinde sadece helikopter projeleri ‘doğrudan tedarik’ şeklinde alınacak. Diğerleri yerli sanayi tarafından üretilecek. Uzun Menzilli Bölge Hava ve Savunma Sistemleri Projesi’nde de Çinli CPMIEC ile sözleşme görüşmeleri yapılıyor.

Bu projeye NATO’nun ve bazı üyelerinin itirazları da değerlendiriliyor. Milli piyade tüfeği projesinin yüklenicisi Kale Kalıp yetkilileri, “Makina Kimya işbirliğinde ilerleyen Milli Piyade Tüfeği Projesi’nde şu aşamada üretim hattı kalifikasyonları devam ediyor; 2014’ün ikinci yarısında seri üretimin başlayabileceğini öngörüyoruz” açıklaması yaptı.

Hedef, 8 milyar dolar ciro 2 milyar dolar ihracat

Müsteşarlığın henüz sözleşme imzalamadığı, fizibilitesi devam eden veya henüz biten, sözleşme görüşmeleri yaptığı 52 proje hava, kara, deniz, silah ve radar sistemleri gibi 9 başlık altında toplanıyor. Savunma sektörünü 2016 yılı için hedeflediği 8 milyar dolar ciroya, 2 milyar dolar ihracata taşıması beklenen projeler bunlar. Savunma sanayisinin (dolaylı/dolaysız) cirosu 2012 itibariyle 4 milyar 756 milyon dolar. (2013 rakamı henüz açıklanmadı.) Savunma ve havacılık ihracatı 1 milyar 262 milyon dolar, toplam Ar-Ge harcaması 772.7 milyon dolar.

Sahil güvenlik helikopteri için 5 firma dosya aldı

Savunma Sanayi Müsteşarlığı'nın (SSM) helikopter geliştirme, ayrıca ortak üretim projeleri de yürüyor. Doğrudan tedarik kapsamında ise üç ayrı proje var. Bunlar, EGM Orta Sınıf, Çok Maksatlı Sahil Güvenlik ile Genel Maksat Deniz helikopteri projeleri. Çok Maksatlı Sahil Güvenlik Helikopter Tedarik Projesi için şu sıralar şirketler teklife çağrı dosyası alıyor. Dosya alan 5 şirket şunlar: Airbus Helicopters-Airbus Helicopters Deutschland GmbH, NH Industries, AgustaWestland S.p.A-AgustaWestland Ltd., Sikorsky ve Bell Helicopter Textron Inc.

Yerli tedarik politikası sektörü büyütüyor

2000’li yılların başında Türkiye’de savunma, havacılık ve güvenlik ihtiyaçlarının sadece yüzde 20’si yerli kaynaklardan karşılanabiliyordu. Bu oran şimdi yüzde 54’e dayandı. SSM, projeleri mümkün olduğunda yerli şirketlere veriyor.

Türkiye’nin görece yüksek savunma harcaması yapan ülkeler grubunda olması da sektörün önünü açıyor. Sektör dökümanlarında, “SSM’nin uygulamaya başladığı özgün ürün geliştirme programlarına öncelik tanıma yaklaşımı sektörün gelişmesinde önemli bir dönüm noktasını oluşturmuştur. Bu yaklaşım ile savunma sanayimiz yeni ürünleri, ürün gamına almaya başlamış ve ihraç edebileceği ürünlerde bir çeşitliliğe kavuşmuştur. TSK’nın envanterine bu ürünlerin girmiş ve harekat alanında performansı kanıtlanmış ürünler olması diğer ülkeler açısından ayrı bir ilgi konusu olduğu da herkes tarafından teslim edilen bir gerçektir. Off -set uygulamaları havacılık sektöründe askeri ürün ihracını artırdığı gibi; sanayicilerimizin bu alandaki performansı ile birleşip, sivil havacılığın da kapısını aralamıştır” deniliyor.

http://www.dunyabulteni.net/gunun-haberleri/294138/savunma-sanayiinde-10-milyar-dolarlik-52-proje

Awacs milli yazılımla uçacak

03.04.2014 BÜŞRA ARSLAN

11 yıldır beklenen casus uçak 'Barış Kartalı AWACS' tamamen milli yazılımlarla uçacak. Yazılımı Havelsan hazırlayacak

Türkiye'nin 11 yıldır beklediği havadan erken ihbar ve kontrol uçağı Barış Kartalı (AWACS) tamamen milli yazılımlarla uçacak. Yazılımın yüzde 30'unu yapan Havelsan, tümünün yerli olması için de çalışmalara başladı. Katar'da gerçekleşen DIMDEX fuarında konuşan Havelsan Genel Müdürü Sadık Yamaç, Katar'ın da AWACS alımı için temaslara başladığını belirterek, "Katar'lı yetkililer ile görüşmelerimiz devam ediyor. AWACS'ın yazılımı için bizden talepte bulundular. Anlaşma gerçekleşirse envaterimize dahil elden AWACS'lar için aldığımız yaklaşık 305 milyon dolar iş payına yakın oranlarda Katar'la sözleşme imzalamayı hedefliyoruz" dedi. Savunma Sanayi Müsteşarlığı, uçaklar için ihaleyi 2000 yılında açtı. Barış Kartalı programı kapsamında Boeing firması ile 4 uçak ve 1 yer destek sistemi tedariki amacıyla imzalanan sözleşme 2003 yılında yürürlüğe girdi.

DÖRT UÇAK ALINACAK

Boeing 737 yolcu uçağının askeri uçağa dönüştürülme işlemleri ABD-Seattle'da yapıldı. 'Barış Kartalı' adı verilen proje kapsamında Türk Hava Kuvvetleri için 4 adet AWACS uçağı üretilmesi öngörülüyor. Geçtiğimiz günlerde envantere katılan ilk uçağa 'Kuzey' adı verildi. Kalan teslimatlar, 2014 ve 2015 içerisinde tamamlanacak. Diğer uçaklar 'Güney', 'Doğu' ve 'Batı' isimlerini alacak. Dünyanın en çok satan yolcu uçağı Boeing 737 üzerinden geliştirilen Barış Kartalı uçağı üzerinde özel bir radar bulunuyor.

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2014/04/03/awacs-milli-yazilimla-ucacak

ANKA'ya tamamen yerli motor

03.04.2014

Eskişehir'de kurulu bulunan TUSAŞ Motor Sanayi AŞ'nin (TEI) bünyesinde oluşturulan ve yerli tasarım hava araçları motorlarının tasarımlarını gerçekleştiren yaklaşık 200 kişilik ekip, 2 yıl içinde tamamen yerli insansız hava aracı (İHA) motoru üretmeyi hedefliyor.

TEI Genel Müdürü Mahmut Akşit, kurumun, uçak ve helikopter motorlarının bakım onarımlarının yapılması ve parça imalatçısı olmanın dışında tasarımcı olarak da Türk ordusunun ihtiyacının karşılanmasını amaçladığını belirterek, söz konusu hedef doğrultusunda oluşturulan bir Ar-Ge ve tasarım grubunun bulunduğunu kaydetti.

Tasarım grubunun büyümeye devam ettiğini ifade eden Akşit, şöyle konuştu:

"Şu anda yaklaşık 200 kişilik bir tasarım grubumuz var. Gebze'de doğrudan General Electric uçak motoru (GE Aviation) tasarım ekibi ile çalışan 100 kişilik bir mühendislik ekibimiz var. Bu ekip şu anda uçmakta olduğumuz birçok motor da dahil olmak üzere General Electric tarafından üretilen motorların tasarım ve iyileştirme işlemlerinde doğrudan General Electric ekibiyle entegre olarak çalışıyor. Onun dışında Eskişehir'de bir tasarım grubumuz var. Eskişehir'deki grubumuz içinde şu anda insansız hava araçlarının motoruyla uğraşan bir ekibimiz var. Ayrıca jet ve helikopter motorları konusunda çalışan ekiplerimiz de var. Onlar da büyüyor. İnsansız hava araçlarında genellikle düşük hızda ancak yüksek irtifada uçağın yavaş seyretmesine imkan tanıyacak pistonlu motorlar kullanılmaktadır. İlk etapta heronlar konusunda yaşanan sıkıntı sebebiyle yurtdışından bakım-onarımda destek alınamaması nedeniyle onların bakım-onarımlarını, yedek parçalarının tasarım ve imalatını gerçekleştirdik. Düzenli değişmesi gereken parçaları kendimiz, buradaki mühendislik ekibimizle tekrar tasarladık, mevcut yapıya adapte ettik ve uçurduk. Böylece yedek parça ihtiyacını bu şekilde karşıladık. Şu anda ordumuzun elindeki heronların büyük çoğunluğu o parçalarla TEI adaptasyonu motorlarla uçuyor."

Akşit, bunun yanında Türk Havacılık ve Uzay Sanayi AŞ (TAI-TUSAŞ) tarafından insansız hava aracı ANKA'nın imal edildiğini hatırlattı.

ANKA'nın mevcut motorunun Alman Thielert firması tarafından üretildiğini anımsatan Akşit, şöyle devam etti:

"ANKA'nın motorunda irtifa yeteneğini, yetkinliğini istenilen seviyeye getirmek için modifikasyonlar yapıyoruz. Mevcut motorların modifikasyonların yanında ANKA için tamamen yeni, komple TEI tasarımı bir motor geliştiriyoruz. Bu arada Thielert, Çinli bir firmaya satıldı. Çinli firma, askeri amaçlı motor satışını durdurdu. ABD ordusunun elinde de ciddi miktarda 'Predator' gibi İHA'lar var. Bunların baz motorlarını da Thielert firması yapıyordu. Bunların temininde de bir sıkıntı oluştu. Tasarım ekibimiz hem TAI'nin hem de ordumuzun ihtiyacı kapsamında yeni tasarım işini yürütüyor. Yeni motorumuz başarıyla testleri geçince ABD ordusunun bu sınıftaki ihtiyaçlarını karşılamak amaçlı onlara da motor satma imkanı olacak. Yaklaşık 2 yıl içinde tamamen yerli tasarım ve imalatı bize ait İHA'lara sahip olacağız."

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2014/04/03/ankaya-tamamen-yerli-motor