Savunma ve Stratejik Analizler

22 Temmuz 2015 Çarşamba

Yiğit Bulut'tan müthiş 'yerli misyonerler' örneği

22.07.2015 star.com.tr-Özel

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Yiğit Bulut, TRT Haber TV'de Hasan Kurtulmuş'un sunduğu Derin Analiz programında, Türkiye'nin bugün yaşadığı durumu çevresindeki ülkeler üzerinden ve geçmişte Osmanlı'nın yaşadıklarından ibret verici örneklerle analiz etti.

Bugünü anlamak için geçmişe bakılması gerektiğini, Türkiye'nin nerelerden bugünlere geldiğini, Osmanlı'nın yaşadığı hangi olayların, bugün Türkiye'nin yaşadığı hangi olaylarla paralellik gösterdiğini tek tek örnekleriyle anlatan Bulut, 1889 yıllında Fransız Maliye Bakanlığı Müşaviri Daniel Ducoste'un cümlelerinin bugün içinde bulunduğumuz duruma ışık tuttuğunu ifade etti.

Ducoste o dönemde şunları yazmıştı:

Şimdi Türkler hızla borçlanmaktadır. Ancak 25 yıl sonra Osmanlı toplumunda borçlanmaya karşı muhalif unsurlar ortaya çıkacak. İşte o zaman, gerek alacaklarımız, gerekse bunların faizleri tehlikeye düşecektir. Bu nedenle Osmanlı Devleti'nin maliyesi, ekonomisi ve servetleri üzerindeki çıkarlarımızı koruyabilecek Türk yöneticilere ihtiyacımız olacaktır. Ben bu yerli misyonerlerin bizden ve yapacağımız siyasi baskılardan daha çok yararlı olacağı kanısındayım. Bunlar Türk halkına kendi dilleri, kendi ikna yöntemleriyle yaklaşma olanaklarına sahiptirler. Bu yerli misyonerler alacaklarımızın bir yada birkaç yüzyıl teminat unsurlarından olacaklardır.

Yiğit Bulut konuyla ilgili sözlerini şöyle sürdürdü:

BİR SEÇMEN OLARAK TEK KRİTERİM...

Bence en önemli şey şu: Biz geçmişimizi biliyor muyuz? Geleceğimizi buna göre mi şekillendiriyoruz? Benim için tek bir siyasi referans var. Bir vatandaş olarak söylüyorum. Kim geçmişinin bilincinde? Kim buna göre davranıyor? Benim bir seçmen olarak tek kriterim budur.

Çünkü biz neler yaşadığımızı idrak edemezsek, neler yaşayabileceğimizi de düşünemeyiz veya öngöremeyiz.

İki örnek var. 1- İran, 2- Yunanistan.

YUNANİSTAN'I BİTİRDİLER

Yunanistan bitti. Kurtarma paketi, 89 milyar euro, 90 milyar euro lafları havada uçuşuyor. Ama ortada artık Yunanistan diye bir şey yok.

Halbuki geçmişe dönüp biraz bakarsanız, 1900'lerin başında Yunan ordusu, arkasında Avrupa ülkeleriyle (İngiltere, Fransa, İtalya) Türkiye topraklarında, Osmanlı topraklarında Anadolu işgali hayal ediyordu. "1071'de Anadolu'ya giren Türkleri Yunan ordusu buradan çıkaracak" diye kendi aralarında konuşuyorlardı.

Şimdi bakıyorsunuz, o dönemde askeri olarak kullanılan Yunanistan, bu dönemde finansal olarak kullanılmış, posası çıkarılmış, görünürde AB'ye üye edilmiş, desteklenmiş, ortada 400 milyar dolarlık bir borç kalmış, Yunanistan'ın varlıklarının peşkeş çekilmesi kalmış.

Hatırlarsanız herkes çok olumsuz konuşurken, "Yunanistan default mu olacak, iflas mı edecek Euro Zone'dan ayrılacak mı, AB'den kopacak mı" derken ben "İngilizlerin adamı olan Öklides Çakalatos'un gelmesiyle bu iş bitmiştir, anlaşma sağlanmıştır, hiç kimse en küçük bir sorun beklemesin" demiştim.

Arkasından kurtarma paketi açıklandı ve Yunanistan tam olarak teslim oldu. Bugün geldiğimiz noktada Yunanistan beyaz bayrak salladı, teslim oldu.

İRAN'DA CİDDİ ANLAMDA BİR KIRILMA VAR

Diğer taraftan İran'a bakıyorsunuz, orada da ciddi anlamda bir kırılma var. Anlaşma mı, değil mi, başka bir şey mi... İran'lı lider seçildiği zaman da Amerika ve İngiltere'yle çok yakın olduğunu, dolayısıyla bu kırılmanın yaşanacağını yine bu programda tartışmıştık.

MISIR ZATEN İLHAK EDİLDİ

Mısır zaten ilhak edildi. Zorla ele geçirildi. Orada yüzde 52'yle seçilmiş lider darbeyle düşürüldü ve Mısır ilhak edildi oradaki yerel uzantı Sisi tarafından.

AYAKTA DURAN SADECE TÜRKİYE VAR

Baktığınız zaman bütün bu ülkelerin içinde ayakta duran bir Türkiye var. Türkiye de aynı yollardan geçirilmeye çalışıldı. Gezi olaylarından itibaren başlayan bir süreç var. Bu süreçte Türkiye'ye sürekli darbe vurulmaya çalışıldı. 17-25 Aralık'ta darbe vurulmaya çalışıldı, siyasi olarak manipülasyon yapılmaya çalışıldı ama Türkiye her şeye rağmen ayakta kalmaya ve stabilitesini ve dengesini korumaya devam ediyor.

AB SÜRECİNİ NE KADAR GÜZEL ANLATIYORLARDI

Biraz geri dönmemiz lazım. Nereden geldiğimizi idrak etmemiz lazım. Bugünkü AB sürecini, gümrük birliğini bakıyorum gazeteler anlatıyorlar. Ben diyorum "bu nasıl bir dünya?" Alice Harikalar Diyarında! Ne kadar iyi insanlarmış.

OSMANLI'NIN ÇÖKÜŞÜ "BEYAZ ELDİVENLER"LE HAZIRLANDI

Ama geçmişten bugünlere baktığınızda Osmanlı'nın finansal çöküşünün "beyaz eldiven"le olduğunu görüyorsunuz. Yani Osmanlı'ya 1839'da imzalatılan Baltalimanı Anlaşması, arkasından kapitülasyonlardan daha sert, içerideki ve dışarıdaki yabancı tüccarlara verilen ayrıcalıklarla Osmanlı sanayisinin çöktüğü, tamamen ithalata dayalı, Osmanlı limanlarının İngilizler tarafından kullanıldığı bir süreç ortaya çıkıyor.

Öyle bir süreç ki bu, hatırlarsanız 1999 sonu, 2000'in başlarında nasıl ki AB süreci Türkiye'ye büyük güzellikler adı altında anlatılıyordu, nasıl ki o dönemde Türkiye şöyle olacak, böyle olacak, uçacak, kaçacak gibi bir sürü hikaye beyaz eldivenle Türkiye'ye anlatılmaya çalışılıyordu, aynı olayları 1839'da görüyorsunuz.

OSMANLI'YA SEVE SEVE İMZALATTILAR, ÇİN'E İSE VURA VURA İMZALATTILAR

Ve ilginç olan ne biliyor musunuz? 1839'da Osmanlı'ya seve seve imzalattığı anlaşmayı İngilizler, Çinlilere dövüşe dövüşe imzalattılar. Çin limanları İngiliz kontrolüne geçiyor ve Çinliler limanlardaki ticaret üstünlüğünü kaybediyorlar.

Bütün bunları dikkatli takip etmek lazım. Baltalimanı Anlaşmasını Tanzimat Fermanı, Tanzimat Fermanı'nı Islahat Fermanı, Islahat fermanı'nı büyük borçlanma, büyük borçlanmayı iflas, iflası da Duyûn-u Umumiye takip ediyor.

Yani 1839'da güzel bir paket içinde Osmanlı'ya sunulan ve tam bir gümrük birliği anlaşması olan ama Osmanlı'nın bütün limanlarını, bütün üretim kapasitesini İngilizlerin, İtalyanların ve Belçikalıların eline veren anlaşma, Osmanlı'nın sonunu getiren anlaşmadır.

Baktığınız zaman, o dönemde bunları kim imzaladı dediğiniz zaman, bu anlaşmaların arkasına baktığınız zaman çok net olarak bazı isimleri görüyorsunuz.

İngiliz Dışişleri Bakanı Palmerston, o anlaşmayla ilgili bir açıklama yapıyor. Şöyle söylüyor: Serbest ticaret yoluyla Osmanlı topraklarında servet ve refah artacak, Batı uygarlığına entegre olacaklar. Ve Osmanlı topraklarında her vatandaşın zenginliği artacak.

Bunu kime söylüyor biliyor musunuz İngiliz Dışişleri Bakanı? Osmanlı topraklarındaki elçilerine mektup yazıyor ve bunu Osmanlı halkına anlatın diyor.

GÜMRÜK BİRLİĞİ'Nİ DE ÇOK ÖVMÜŞLERDİ

Aklıma, 1990'ların başından itibaren Türkiye'deki söylemler geliyor. "Gümrük Birliği anlaşmasıyla refah artacak, her vatandaş daha zengin olacak, Türkiye Avrupa'ya entegre olma yoluna girecek, tam üyelikle Türkiye şöyle olacak, böyle olacak... " Sonuç? Yok. Tam üyelik yok. Gümrük Birliği anlaşmasında serbest dolaşım yok. Bu tam bir namert ticareti. Çünkü karşı taraf istediği gibi dolaşıyor, sen dolaşamıyorsun.

1839 Baltalimanı Anlaşması'yla, Gümrük Birliği Anlaşması'nın geldiği nokta tamamen farksız. Copy-past!

DUCOSTE'UN İBRETLİK SÖZLERİ: YERLİ MİSYONLERLER DEVŞİRELİM VE...

O dönemde yine Fransız Maliye Bakanlığı Müşaviri var, Daniel Ducoste (Aynı zamanda Avrupalıların Osmanlı devletinden alacaklarının tespit edildiği komisyonun başkanı). 1889'da yazdığı kitapta aynen şöyle diyor:

Şimdi Türkler hızla borçlanmaktadır. Ancak 25 yıl sonra Osmanlı toplumunda borçlanmaya karşı muhalif unsurlar ortaya çıkacak. İşte o zaman, gerek alacaklarımız, gerekse bunların faizleri tehlikeye düşecektir. Bu nedenle Osmanlı Devleti'nin maliyesi, ekonomisi ve servetleri üzerindeki çıkarlarımızı koruyabilecek Türk yöneticilere ihtiyacımız olacaktır. Ben bu yerli misyonerlerin bizden ve yapacağımız siyasi baskılardan daha çok yararlı olacağı kanısındayım. Bunlar Türk halkına kendi dilleri, kendi ikna yöntemleriyle yaklaşma olanaklarına sahiptirler. Bu yerli misyonerler alacaklarımızın bir yada birkaç yüzyıl teminat unsurlarından olacaklardır.

Adam diyor ki, "Osmanlı topraklarında kendimize adam devşirelim, Osmanlı maliyesi üzerinde yapacağımız baskıdan çok daha önemli bu."

http://haber.star.com.tr/guncel/yigit-buluttan-muthis-yerli-misyonerler-ornegi/haber-1045225

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder