Savunma ve Stratejik Analizler

15 Ekim 2015 Perşembe

DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANI ORAMİRAL BÜLENT BOSTANOĞLU'NUN KONUŞMALARI 2014

18 Kasım 2014 DzKK

Geçmişi birçok devletin tarihinden daha köklü olan, mezunu olmaktan her zaman gurur duyduğumuz, Deniz Lisesi ve Deniz Harp Okulumuzun 241’inci kuruluş yıldönümü törenine hoş geldiniz.

Bu anlamlı günü teşrifleri nedeniyle, değerli komutanlarıma, büyüklerime, öğretmenlerime, konuklarımıza ve kıymetli meslektaşlarıma en içten sevgi ve saygılarımı sunuyor, ebediyete intikal etmiş tüm meslektaşlarımızı ve başta ulu önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere, aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi huzurlarınızda rahmet, minnet ve saygı ile anıyorum.

Geçtiğimiz yıl sizlerle, yine bu yuvada bir araya gelmiş, deniz kuvvetlerimizin icra ettiği faaliyetler hakkında sizleri bilgilendirmiştim. Geçen sene sözlerime başlarken;

“Bugün aramızda bulunamayan muvazzaf ve emekli personelimizin eksikliğini ve üzüntüsünü en derin şekilde yaşıyor, bir aile olarak hissettiğimiz Deniz Kuvvetleri camiamızı, her zaman bir arada görmek özlemi içerisinde bulunduğumuzu da özellikle vurgulamak istiyorum.” ifadelerini kullanmıştım.

Deniz Kuvvetleri ailesi olarak, son bir kaç yıldır, buruk bir şekilde icra ettiğimiz 18 Kasım törenleri, geleceğe daima ümitle bakmanın ve aramızdaki birlik ve beraberlik duygusunun, sahip olduğumuz en önemli güç olduğunu bizlere daima hatırlatmaktadır.

Bu birlik ve beraberlik duygusundan aldığımız inanç sayesinde, tüm önceliğimizi, son yıllarda yaşanan süreçlerden etkilenen arkadaşlarımızın bir an önce ailelerine kavuşmalarına verdiğimizi, soğukkanlılığımızı ve sabrımızı kaybetmeden gösterilen çabaların, olumlu sonuçlar getirdiğinin altını çizmek istiyorum.

Ayrıca, her türlü yasal güçlüğe rağmen, kimi zaman da yasal ve idari mevzuatı zorlayarak, personelimize ve ailelerine destek olmaya çalıştığımızı özellikle vurgulamak istiyorum. Bundan sonraki hedefimiz, benzer hukuki süreçleri yaşayan arkadaşlarımızın, en kısa zamanda ailelerine kavuşturulması olacaktır.

Bunları yaparken deniz kuvvetleri camiası olarak, tüm emekli ve muvazzaf personelimizden beklentimiz, 18 Kasım’ın ruhuna uygun şekilde, birbirimize destek olmak, Deniz Kuvvetlerimizin başarılarına sevinerek, mutluluğumuzu artırmak, acılarına da üzülerek, kederlerimizi azaltmaktadır.

Deniz Kuvvetlerimiz, sağlam temellere dayanan, kökleri mazide ve yüzü daima geleceğe dönük bir kurumdur. Kurum olarak öncelikli hedefimiz, milletimizin bizden beklediği görevleri, içinde bulunduğumuz coğrafyanın zorluk ve değişkenliğini dikkate alarak yerine getirmektir.

Bu görevleri yerine getirirken, en büyük güvencemiz olan nitelikli insan gücümüzü, bir bütün olarak gördüğümüzü, personelimiz arasında hiç bir fark olmadığını bir kez daha belirtmek istiyorum.

Ulu önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün gösterdiği “Mükemmel ve kaadir bir donanmaya sahip olmak” direktifi doğrultusunda, cumhuriyetimizin kuruluş yıllarında toplam 48.000 tonluk 23 platformdan oluşan donanmamız, bugün yaklaşık, 200.000 tonluk 158 gemi, 50’ye yakın hava vasıtası, amfibi deniz piyade tugayı, sualtı taarruz, sualtı savunma ve kurtarma birlikleri ile, milletimizin denizlerdeki hak ve menfaatlerinin korunmasının yanı sıra, bölgesel / küresel barış ve istikrarın devamına da katkı sağlamaktadır.

Bölgesel ve küresel ortamda meydana gelen hızlı ve öngörülemeyen gelişmeler, denizlerin, güvenlik, istikrar, ekonomi ve uluslararası hukuk açısından önemini her geçen gün daha da artırmaktadır. Bu gerçeklerden hareketle, Deniz Kuvvetlerimize;

- Milletimizin denizlerdeki çıkarlarının korunması,
- Çevre denizlerdeki deniz yetki alanlarının paylaşımı,
- Siyasi sorunlardan kaynaklanan olası krizlerin önlenmesi ve gerektiğinde müdahale edilmesinde, barış döneminden itibaren çok önemli görevler düşmektedir.

Kara ülkesinin yaklaşık yarısı kadar bir deniz yetki alanına sahip olan Türkiye, dünyanın dört bir tarafına yayılmış vatandaşları ve ticareti ile, gün geçtikçe denizlere daha çok bağımlı hale gelmektedir. Hepinizin malumları olduğu üzere, ticaret bahriyemizin son yıllarda artan şekilde varlık gösterdiği Gine Körfezinde, 5 Kasım 2014 tarihinde bir Türk gemisine korsanlar tarafından Nijerya açıklarında saldırı düzenlenmiş ve 2 Türk denizci rehin alınmıştır.

Bu ve benzeri olaylar, Deniz Kuvvetlerimizin görev alanının çevre denizlerimizden ve halen kuvvet bulundurduğumuz alan dışı bölgelerden, diğer denizlere doğru genişleyebileceğinin en güzel örneğini oluşturmaktadır.

Türk donanması, asırlar boyunca büyük gayretler sarf edilerek, “Denizin Tuzu, Terinin Tuzuna Karışan Kahraman Bahriyeliler” tarafından oluşturulmuş ve sürekli gelişim göstererek bugünlere gelmiştir.

Tarihimizden aldığımız dersler ve ulu önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün gösterdiği hedef doğrultusunda,

“Anavatanda güvende olmak için, denizde güçlü olmak; Dünyada söz sahibi olmak için, tüm denizlerde var olmak” ilkesi ile çıktığımız rotada, deniz kuvvetlerimize bağlı gemilerle son 1 yılda, yaklaşık 1,5 milyon deniz mili seyir icra edilmiştir.

Dünyanın çevresinin, yaklaşık 70 kez dolaşılması anlamına gelen bu mesafe, aynı zamanda, Deniz Kuvvetlerimizin asıl harekât alanı olan çevre denizlerimiz başta olmak üzere, dünya denizlerinde başarıyla sancak ve varlık gösterdiğinin, denizlerdeki hak ve menfaatlerimizi etkinlikle koruduğunun da somut bir göstergesidir.

Türk denizcilik gücünün kurucusu ve lideri olan Deniz Kuvvetlerimiz, son bir yıllık dönemde çevre denizlerimize ilave olarak, Batı Akdeniz, Hint Okyanusu, Kızıldeniz, Arap Denizi, Atlantik Okyanusu, Kuzey Denizi ve Baltık Denizi İle Afganistan ve Kosova’da büyük bir başarı ile görev icra ederek, ay yıldızlı şanlı bayrağımızı “Ufuk Ötesi”ne taşımış, harbe hazırlık seviyesini her geçen gün artırırken, Savaş Dışı Harekât Görevleri ile bölgesel ve küresel dostluk köprülerinin tesis edilmesine katkı sağlamıştır.

60° Kuzey enlemi ile 36° Güney enlemi, 75° Batı boylamı ile 70° Doğu boylamı arasında kalan deniz alanlarında bu faaliyetler icra edilirken, etki ve ilgi alanımızın odak merkezlerini Doğu Akdeniz, Ege Denizi ve Karadeniz’in oluşturduğunu, Deniz Kuvvetlerimiz ve milli güç unsurlarımız güçlendikçe, bu odak noktaları değişmeden, etki ve ilgi alanlarımızı genişlettiğimizi özellikle vurgulamak istiyorum. “Halka Teorisi” olarak ifade ettiğimiz bu yaklaşım, Deniz Kuvvetlerimizin barış döneminden itibaren belirli merkezler üzerinde esnek olarak kullanımına imkân vermektedir.

Son dönemde, içinde bulunduğumuz coğrafyanın değişken askeri ve siyasi yapısı dikkate alınarak, Karadeniz’de iyi komşuluk ve müttefiklik anlamında sürekli ve dengeli bir varlık bulundurma, Ege’de artan deniz hava ve keşif gözetleme imkân kabiliyetlerimiz ile sürekli varlık gösterme politikası takip edilmektedir.

Doğu Akdeniz’de ise, “Barbaros Hayreddin Paşa” sismik araştırma gemisine, sismik araştırma faaliyetleri süresince koruma ve destek sağlanmaktadır.

Ayrıca, faaliyetleri Mozambik Kanalından itibaren Deniz Kuvvetlerimiz tarafından takip edilen “SAIPEM 10000” adlı petrol arama platformunun, halen Kıbrıs Adası güneyinde sürdürdüğü çalışmalar da yakından ve kesintisiz olarak izlenmektedir.

Doğu Akdeniz’de, milletimizin hak ve menfaatlerinin daha iyi korunması maksadıyla, mevcut platformlarımıza ilave olarak, yüksek ateş gücü, izleme ve komuta kontrol sistemlerine sahip G Sınıfı Fırkateyn, Kılıç Sınıfı Hücumbotlar ve Gür Sınıfı Denizaltılardan bir kısmı Aksaz’da, CN-235 Deniz Karakol uçaklarımızdan bir kısmı ise Dalaman Deniz Hava Üs Komutanlığında daimi olarak konuşlandırılmaya başlanmıştır.

Geçtiğimiz 1 yılda, Deniz Kuvvetleri olarak birçok önemli faaliyet icra edilmiştir.18 Mart - 27 Haziran 2014 tarihleri arasında gerçekleştirdiğimiz “Afrika Seyri”, bu faaliyetlerin en önemli kısmını oluşturmuştur. 2 fırkateyn, 1 korvet, 1 lojistik destek gemisi ile 3 helikopterden teşkil edilen ve 820 personelin görev yaptığı “Barbaros Türk Deniz Görev Grubu”, faaliyet süresince, 24 ülkede, 25 liman ziyareti gerçekleştirmiş, yaklaşık 15 bin deniz mili seyir icra etmiştir. bu mesafe, dünyanın çevresinin, yaklaşık dörtte üçüne karşılık gelmektedir.

Afrika seyrinin asıl amacını teşkil eden güdümlü mermi ve top atışları ana vatandan 8500 km uzaklıkta, gelişmiş hedef takip ve analiz imkânları bulunan “Güney Afrika Cumhuriyeti Denel Overberg Deniz Atış Alanı”nda icra edilmiştir.

Atışlar, perdede özellikleri gösterilen yüksek süratli insansız suüstü ve hava hedefleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Atışlar süresince, Deniz Kuvvetlerimiz tarafından ilk defa; yüksek süratli insansız suüstü hedefine karşı atış icra edilmiştir. Ayrıca, bir adedi 50 ft irtifada olmak üzere, aynı anda farklı sektörlerden yaklaşan üç adet yüksek süratli insansız hava hedefine karşı, tek gemi ile kademeli olarak, SM-1 ve ESSM Güdümlü Mermileri ile PHALANX nokta savunma sistemi kullanılarak angaje olunmuştur.

Deniz Kuvvetlerimizin, şu ana kadar icra ettiği en karmaşık ve gerçeğe en yakın senaryolara istinaden gerçekleştirilen 8 adet güdümlü mermi atışında tam isabet sağlanmıştır.

Barbaros Türk Deniz Görev Grubunun Afrika Seyri, Deniz Kuvvetlerimiz açısından birçok “İlkleri” de kapsamaktadır. Afrika Seyrinde;

- 19 ülkeye ilk defa liman ziyareti gerçekleştirilmiş,
- Dünya üzerinde “sıfır noktası” olarak bilinen, “0º enlem ve boylamı” ilk kez geçilmiş,
- Çevre denizlerimiz haricindeki sularda, ilk defa güdümlü mermi atışları gerçekleştirilmiş,
- Milli Gururumuz Heybeliada Korveti, ilk kez Atlantik ve Hint Okyanusunda uzun süreli seyir icra etmiş ve kendisini her yönden kanıtlamıştır.

Deniz Kuvvetlerimiz tarafından, son 1 yılda icra edilen toplam 16 adet güdümlü mermi atışı, taktik, teknik ve lojistik açıdan önümüze yepyeni ufuklar açmış, inşa edeceğimiz platform ve tedarik edeceğimiz silah ve sistemlerin seçiminde bizlere yol gösterici olmuştur.

Ayrıca Güney Afrika Cumhuriyetinde bulunan atış alanının bir benzerinin, ülkemizde de tesis edilebilmesi için çalışmalara başlanmıştır.

Deniz Kuvvetlerimizin tamamen kendi vizyonu ve ihtiyaçları doğrultusunda ve uzun bir planlama sürecinin sonunda gerçekleştirilen Afrika Seyri ve güdümlü mermi atışlarının başarısı, yerli ve yabancı medya ile, dost ve müttefik ülkeler tarafından da ilgiyle izlenmiştir. Prof.Dr. İlber ORTAYLI, 3 Haziran 2014 tarihinde “Türk Asırlarında Doğu Akdeniz” konulu konferansında;

“Aradan çok uzun zaman geçtikten sonra, Türkiye deniz devleti olmaya başlıyor. Bu kara imparatorluğu için hiç de kolay bir şey değil. Bugün Türk Deniz Kuvvetlerinin geldiği aşama ortada.” ifadeleri ile, Türk Deniz Kuvvetleri olarak icra edilen faaliyetlerin ne kadar isabetli ve vizyoner olduğunu vurgulamıştır.

“Nasıl Savaşacaksan, Ona Göre Planla, Tedarik/İnşa Et, Dene ve Eğitim Yap” prensibi ile etkin bir harp bahriyesi olma rotasında ilerleyen bir deniz kuvveti olarak, duraklamaya, beklemeye ve tereddüt etmeye asla tahammülümüz yoktur. Amerikalı ünlü doktor ve şair Wendell HOLMS’ün şu sözleri karşılaştığımız her türlü zorluk karşısında, Deniz Kuvvetlerimizin, her zaman harbe hazır olması gerektiğini özetlemektedir.

“ Bir noktaya ulaşmak için bazen rüzgârı arkamıza alarak, bazen de rüzgâra karşı seyretmek zorundayız, ama ne olursa olsun seyretmek, ilerlemek mecburiyetindeyiz. Makineleri stop edemeyiz veya demir atamayız. ”

Bu sözde de ifade edildiği gibi, tarihin her döneminde, küresel ve bölgesel sorunların odağındaki bir coğrafyada bulunan ülkemizin, ihtiyaç duyduğu modern bir deniz kuvveti olmak yolunda, daima ilerlemek zorundayız. Deniz tarihimizde, kurum olarak makinaları stop etmenin veya demir atmanın bedelini nasıl ağır sonuçlarla ödediğimizi, sizlerin takdirine sunmak isterim.

Silahlı Kuvvetler bünyesinde suüstü, sualtı, hava ve kara ortamlarında harekât icra edebilecek imkân kabiliyetlere sahip, tek kuvvet olma özelliğini taşıyan Deniz Kuvvetlerimiz, önümüzdeki yıllarda sahip olacağı modern platformlar, yetenekler ve yüksek hareket kabiliyeti ile daha etkin bir kuvvet haline gelecektir.

Bu bağlamda, şimdi sizlere Deniz Kuvvetlerimiz tarafından yürütülen projelerle ilgili bazı güncel bilgiler vermek istiyorum. Türk Deniz Kuvvetleri, etkin bir deniz kuvveti tesis ve idame etmek üzere, özgün bir savunma tedarik yöntemi uygulamaktadır.

“MİLGEM Konsepti” kapsamında, tasarım, inşa ve performans sorumluluğu Deniz Kuvvetleri tarafından yerine getirilen, “ADA Sınıfı Korvet” projesinin ilk iki gemisi olan HEYBELİADA ve BÜYÜKADA korvetleri halen başarı ile kendilerine verilen görevleri yerine getirmektedir. ADA Sınıfı korvetlerin üçüncü gemisi olan BURGAZADA’nın inşasına İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda başlanmıştır. BURGAZADA’nın 2018 ve dördüncü gemi KINALIADA’nın 2020 yılında donanmamıza katılmaları ön görülmektedir.

Deniz Kuvvetlerimizin ihtiyaçları ve ilk 2 gemiden alınan dersler ışığında, ADA Sınıfı Korvet Projesinin ikinci dörtlü paketinin kabiliyetlerinin geliştirilmesi gereği duyulmuştur. Bu kapsamda,

- Gemilerin seyir sialarının arttırılması ve,
- Satıhtan Havaya G/M entegrasyonunu

içeren dizayn değişiklik çalışmalarına İstanbul Tersanesi Komutanlığında devam edilmektedir.

Sınıfının ilk gemisine ”İSTANBUL” ismi verilecek olan gemilerimiz, “İ” Sınıfı Fırkateyn olarak adlandırılacaktır. “İ” Sınıfı Fırkateynlerin 2021-2024 yılları arasında hizmete girmesi planlanmaktadır.

MİLGEM konseptinin devamı niteliğinde ve daha kapsamlı diğer bir proje, bildiğiniz gibi “TF-2000 Hava Savunma Harbi Fırkateyni” projesidir. 4 adet TF-2000 gemi inşasını içeren projenin önemli bileşenlerinin yurtiçinde milli imkânlarla üretilmesi, Deniz Kuvvetlerimizin en önemli hedefleri arasındadır.

Bu kapsamda, “Çok Maksatlı Faz Dizinli Radar-ÇAFRAD” projesine yönelik geliştirme faaliyetlerine ASELSAN, milli satıhtan havaya güdümlü mermi projesine ROKETSAN tarafından devam edilmektedir. İlk geminin 2023 yılında hizmete girmesi öngörülmektedir.

Ana muharip unsurlarımızın en önemli bileşenlerinden birini oluşturan “Havadan Bağımsız Tahrik Sistemli Denizaltı” projesinde, 6 adet geminin inşası Gölcük Tersanesi Komutanlığında yapılacaktır. Denizaltılarımızın 2021-2026 yılları arasında hizmete girmesi planlanmaktadır.

Deniz Kuvvetlerimizin, günümüz dünyasının çok yönlü risk ve tehditlerine karşı ihtiyaç duyduğu bir adet Amfibi Hücum Gemisi’nin, Türkiye’de inşasına yönelik sözleşme görüşmelerinin yılsonuna kadar tamamlanması beklenmektedir. Muhtelif tip ve sayıda Çıkarma ve Amfibi Hücum Araçları ile Helikopterleri bünyesinde bulunduracak geminin, 2020 yılında envantere girmesi hedeflenmektedir.

Bu projeyle beraber, Amfibi Gücümüzün diğer önemli bir projesi olan, “BAYRAKTAR” ve “SANCAKTAR” isimlerini verdiğimiz LST’lerin inşa faaliyetleri planlandığı şekilde devam etmektedir. Her iki geminin de 2017 yılı içerisinde hizmete girmesi planlanmaktadır.

Personelimizin ve gemilerimizin bekasına yönelik olarak, 2015 yılı içinde hizmete girmesi planlanan Denizaltı Kurtarma Ana Gemisi “ALEMDAR”ın tedarikiyle, bölgesinin en güçlü denizaltı filosuna sahip olan Deniz Kuvvetlerimiz, 600 metre derinliğe kadar denizaltıdan personel kurtarılması imkânına sahip olacaktır.

ALEMDAR gemisine ilave olarak, 3.000 metre derinliğe kadar arama kurtarma faaliyetleri icra edebilecek, “IŞIN” ve “AKIN” isimlerini verdiğimiz 2 adet Kurtarma ve Yedekleme Gemisinin de 2015 yılı içinde hizmete girmesi öngörülmektedir.

Sahillere yakın bölgelerde Karakol ve DSH görev fonksiyonlarını karşılamak üzere tedarik faaliyetleri devam eden toplam 16 adet Tuzla Sınıfı Karakol Gemisinden, 15’i teslim alınmıştır.

Bu sene, 100’üncü kuruluş yılını kutladığımız ve modern eğitim ve bakım birimlerine sahip deniz hava kuvvetimiz, 2 Deniz Helikopter, 2 Deniz Karakol Uçağı Filosu ve 1 Helikopter Grup Komutanlığı ile Cengiz Topel, Dalaman ve Çanakkale meydanlarına istinaden, faaliyetlerine devam etmektedir.

Sistem entegrasyon faaliyetleri tamamlanan CN-235 Deniz Karakol uçakları ile, 20 yıl aradan sonra çevre denizlerimizde havadan etkin keşif gözetleme faaliyetleri icra edilmeye başlamıştır.

Ayrıca Deniz Kuvvetlerimiz, envantere giren 2 adet ATR-72 Genel Maksat uçağı ile, havadan personel ve malzeme ulaştırma ihtiyaçlarını ilk kez kendi unsurları ile karşılama imkânına kavuşmuştur.

Bu projelere ilave olarak, 6 adet ATR 72 Deniz Karakol uçağının 2017 ve 2018 yıllarında, 6 adet Genel Maksat helikopterinin 2016 yılından itibaren hizmete girmesi planlanmaktadır.

Ayrıca, karadan ve büyük platformlarımıza konuşlu olarak harekât icra edecek, İnsansız Hava Araçlarının 2016 yılından itibaren envantere girmesi öngörülmektedir.

Envanterimize modern platformların girmesine paralel olarak, acı tatlı mutlaka bir hatıramızın bulunduğu ve kalbimizin bir parçasının kaldığı, daha eski platformlarımızı da gözyaşları içerisinde hizmet dışına bırakıyoruz. Envanterimizde bulunan son 3 adet Avcıbotun Mart 2014 ayında hizmet dışına ayrılması ile, “Avcıbot” tipi gemiler, Deniz Kuvvetleri tarihindeki gurur sayfalarında yerlerini almış bulunmaktadırlar.

Genel hatlarıyla belirttiğim önemli platform projelerimizin yanında, komuta kontrol ve muhabere ihtiyaçları kapsamında da hayati önemi haiz projelerimiz bulunmaktadır. Bildiğiniz üzere bunların arasında en önemlilerinden biri “GENESİS” projesidir. Patenti Türk Deniz Kuvvetlerine ait olan bu proje, hem GABYA, hem de ADA sınıfı gemilerimizde etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Yazılım konusunda edindiğimiz bilgi birikimi ve özgüvenle; “Ağ Destekli Yetenek Konsepti” çerçevesinde, ADA Sınıfı Korvetlerin 4’üncü gemisi, “İ” Sınıfı fırkateyn ve TF-2000 gibi platformlarımız tarafından kullanılacak “GENESİS ADVENT” projesi ile, “MÜREN” ismini verdiğimiz “Milli Üretim Entegre Denizaltı Savaş Yönetim Sistemi” projesine de başlanmıştır.

Uzun zamandır yürüttüğümüz modern torpido tedarik faaliyetleri sonucunda, suüstü unsurları ve deniz hava vasıtaları tarafından kullanılacak MK-54 torpidoları envanterimize girmiştir. Havadan bağımsız tahrikli denizaltılarda kullanılmak üzere tedarik edilecek MK-48 torpidoları ise 2017-2022 yılları arasında envanterimize girecektir.

Deniz Kuvvetleri olarak, kendi platformlarımızda kendi silahlarımızı kullanmak en büyük hedeflerimiz arasındadır. Bu hedef kapsamında, Deniz Kuvvetlerimizin tasarım ve performans sorumluluğunda, ROKETSAN’dan temin edilen işgücü desteği ile gerçekleştirilen milli torpido “AKYA” projesinde, “Tasarım ve Mühendislik Prototipi”ni içeren 1’inci dönem faaliyetleri geçtiğimiz hafta yapılan test atışı ile tamamlanmıştır. “Test ve Gerçekleme” işlemlerinin yapılacağı 2’inci dönem faaliyetlerine başlanan projede, milli torpidonun 2018 yılından itibaren seri üretimine geçilmesi hedeflenmektedir.

ROKETSAN tarafından geliştirilen ve 5 mil menzile sahip lazer güdümlü “UMTAS Güdümlü Mermisi”nin, Seahawk helikopterlerinde kullanımı maksadıyla icra edilen test atışı başarı ile gerçekleştirilmiş ve hedefe tam isabet sağlanmıştır.

TÜBİTAK tarafından geliştirilen “Nusret Mayın Ateşleme Mekanizması” Erdek Körfezinde başarı ile denenmiştir. Bu atışla, cumhuriyet tarihinde ilk defa bir harp mayını, ateşleme sistemi kullanılarak ve hareketli bir hedef gemisinden işar alınarak infilak ettirilmiştir. Nusret Mayın Ateşleme Mekanizması yüksek bir hassasiyetle, tasarım kriterlerine göre çalışarak kendisini ispat etmiş, ASELSAN tarafından insansız suüstü gemisi haline getirilen “Münfesih L-1 Gemisi”, savunma sanayimizin insansız suüstü gemisi çalışmalarına da ışık tutmuştur.

Eğitime yönelik hedeflerimiz doğrultusunda yürüttüğümüz önemli simülatör projelerinden,

- Yıldızlar Suüstü Eğitim Merkezinde bulunan, “Köprüüstü Simülatörü”nün modernizasyonu ile,
- Yeni inşa edilen “Denizaltı Taktik Simülatörü” projeleri tamamlanmıştır.
- Yıldızlar Suüstü Eğitim Merkezinde faaliyet gösterecek olan “Yangın ve Yara Savunma Simülatörü”nün de önümüzdeki aylarda teslim alınması öngörülmektedir.

Bu projelere ilave olarak, profesyonel askerlik sistemine geçilmesi kapsamında, sözleşmeli erbaş ve erler Deniz Kuvvetlerimizde yüzer birliklerden başlamak üzere görevlendirilecektir. Sözleşmeli erbaş ve erler ilk olarak, “GÖKOVA” fırkateyni ve “BÜYÜKADA” korvetinde 2014 yılı sonu itibariyle çalışmaya başlayacaktır.

Deniz Hava Komutanlığının “Uçak Bakım” sınıfı astsubay ihtiyacını karşılamak üzere, daha önce Kara Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri Komutanlığından temin edilen personelimiz, bundan sonra, Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulu bünyesinde, 2014-2015 eğitim öğretim yılında ilk kez açılan “Havacılık ve Uçak Teknolojileri” bölümünden yetiştirilecektir.

Yelken eğitiminin Deniz Kuvvetlerimiz bünyesinde yaygınlaştırılması temel önceliklerimiz arasındadır. Türkiye’nin en prestijli ve en uzun rotalı yat yarışı olan Deniz Kuvvetleri Kupası Açık Deniz Yat Yarışına, bu yıl Deniz Harp Okulu, ilk kez 10 yat ve 4’üncü sınıf öğrencilerinin tamamı ile katılarak, yelken eğitiminde verilen emeklerin en güzel mükâfatını bizlere armağan etmiştir.

Amacımız, Deniz Harp Okulunu bitiren her teğmenin, “Usta Yelkenci” statüsü olan “D-3 Sertifikası” ile mezun olmasını sağlamaktır. Yüksek bir tarih bilincine sahip olan Deniz Kuvvetlerimiz, 2015 yılı içerisinde iki önemli faaliyete iştirak edecektir.

“Ertuğrul Fırkateyni’nin Japonya Seyrinin 125’inci Yıldönümü” faaliyetleri kapsamında planlanan birçok aktiviteye ilave olarak, bir Fırkateynimiz, Ertuğrul’un izlediği aynı rotayı takip ederek cumhuriyet tarihimizde 4’üncü kez Japonya’ya seyir icra edecektir.

Ayrıca, 100’üncü yıldönümünü yâd edeceğimiz 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi törenleri, dost ve müttefik birçok ülkenin katılımıyla kutlanacaktır.

Bu vesile ile, Deniz Harp Okulu ve Deniz Lisesinin günümüze kadar geçen tarihi süreç içerisinde kullanmiş olduğu, “Mühendishane-i Bahri-i Hümayun, Mekteb-i Fünun-u Bahriye-i Şahane, Mekteb-i Bahriye-i Şahane, Mekteb-i Bahriye ve Bahriye Mektebi” isimleri için, “Türk Patent Enstitüsü”ne marka başvurularının yapıldığını ve bu ifadeler için “İsim Hakları”nın alındığını ifade etmek istiyorum.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca yapılan giyecek iyileştirmeleri kapsamında, mevcut bej rengi eğitim elbiseleri yerine, yeni tip “Lacivert Eğitim Elbiseleri”nin kullanımına karar verilmiş, elbiselerin deneme amaçlı yüzer birliklere dağıtımına başlanılmıştır.

Haziran 2014 ayında meydana gelen hortum hadisesi nedeniyle Öğrenci Yemekhanesi, Komutanlık Karargâhı ve Kayıkhane Binasında meydana gelen hasarların onarımı, Deniz Harp Okulumuzun “yarı ömür modernizasyonu” diyebileceğimiz bazı ihtiyaçları ile birleştirilmiştir. Bu kapsamda, sizlere 18 Kasım töreninde bu sene ev sahipliği yapamayan Deniz Harp Okulumuzun, bazı bölümlerinin yeni yüzlerini 2015 Ağustos ayına kadar sizlere göstermeyi planlıyoruz.

Bütün bu projeleri planlayan ve bizlere destek veren öngörülü tüm komutanlarıma, büyüklerime, özveri ile projelerin gerçekleşmesi için çalışan tüm personelime, şükran ve teşekkürlerimi burada sizlerin huzurunda bir kez daha sunmayı bir borç biliyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle, daha nice 18 Kasımları bu çatı altında, mutluluk ve gurur ile sonsuza dek yaşamak ve yaşatmak temennisiyle, Deniz Lisesi ve Deniz Harp Okulumuzun 241’inci kuruluş yıldönümünü kutluyor, bu uğurda hayatını kaybederek şehitlik mertebesine erişenleri, gazilerimizi, hayatta olan ve ebediyete intikal eden tüm mensuplarımızı ve mezunlarımızı, şükran, rahmet ve minnet ile anıyorum.

Pruvamızın neta, denizlerimizin sakin ve başarılarımızın daim olması temennisiyle…
http://www.dzkk.tsk.tr/guncelduyuru.php?id=523&dil=1

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder