Savunma ve Stratejik Analizler

27 Şubat 2015 Cuma

Ares Hercules devriye botlarının motorlarını, Rolls-Royce temin edecek

26.02.2015 DENİZ HABER AJANSI

Rolls-Royce, Katar Sahil Güvenliği için Türkiye’deki Ares Tersanecilik’te inşa edilen 17 devriye botu yapımında Rolls-Royce MTU yüksek hızlı motor ve su jeti tahrik sistemleri sağlamak için 15,8 milyon Sterlin değerinde bir anlaşma imzaladı. Rolls-Royce, Katar Sahil Güvenliği için Türkiye’deki Ares Tersanecilik’te inşa edilen 17 devriye botu yapımında Rolls-Royce MTU yüksek hızlı motor ve su jeti tahrik sistemleri sağlamak için 15,8 milyon Sterlin değerinde bir anlaşma imzaladı. Bir Türk tersanesinin tek seferde aldığı en büyük gemi ihracat siparişi olan bu anlaşma, Rolls-Royce'un Türkiye pazarına girişini güçlendiriyor.

Anlaşmayla ilgili değerlendirmelerde bulunan Rolls-Royce Denizcilik Birimi Başkanı Don Roussinos “Ares Hercules devriye botları Katar Sahil Güvenliği'nin Rolls-Royce Kamewa su jetlerini barındıran ilk filosu olacak. Bu işbirliği, Ares Tersanecilik ile gerçekleştirdiğimiz ilk proje değil ancak en büyüğü ve en önemlisi… Türkiye ve Katar pazarlarına girişimizin stratejik kararını güçlendiren bu projede yer almak bizim için mutluluk kaynağı oldu” dedi.

Roussinos sözlerine şöyle devam etti: “Yüksek hızda maksimum yakıt ekonomisi elde etmek için bir arada kullanılan Rolls-Royce MTU dizel motorları ve Kamewa su jetleri, bu yüksek kapasiteli botların verim ve performansını daha da artıracak. Özellikle A3 model su jetimiz 45 deniz miline kadar ulaşan hızlarda dahi yüksek performans sağlıyor”.

Roussinos, “Ares Tersanecilik ile birlikte çalışmayı dört gözle bekliyoruz. Bu yenilikçi tersaneye hem iç pazarda hem de ihracat pazarlarında destek vereceğimiz için son derece heyecanlıyız” diye ekledi.

Ares Tersanecilik Yönetim Kurulu Başkanı Kerim Kalafatoğlu ise “Rolls-Royce gibi prestijli tedarikçilerle sürdürdüğümüz iş ortaklıklarımız, yüksek kaliteli devriye botları üretimimize olan bağlılığımızın bir göstergesidir” şeklinde konuştu.

Kalafatoğlu, “Bu anlaşma bir Türk tersanesinin tek seferde aldığı en büyük gemi ihracat siparişidir. Elyaf takviyeli plastik kullanılan sahil güvenlik botları inşası için yapılan en önemli projelerden birine imza atıyoruz. Anlaşma dahilindeki 17 gemiyi ileri teknoloji ürünü kompozit malzemelerle inşa edeceğiz” diye ekledi.

MTU Türkiye Genel Başkanı Ekrem Kuraloğlu da “Ares Tersanecilik önemli başarılara imza attığımız en önemli iş ortaklarımızdan biri… 2010 yılından itibaren proaktif bir yaklaşımla çalıştığımız bu projede de Ares’in ihtiyaçlarına uygun desteği verebilmek için çalışmaya devam edeceğiz. İş ortaklığımızın uzun vadeli olarak devam edeceğine dair inancımız tam” dedi.

2060kW’a ulaşan güç verimliliğiyle, Kamewa A3 serisi bir önceki modeliyle karşılaştırıldığında yüzde 3 daha fazla enerji verimliliği ortaya koyuyor. Devriye botunun izdüşümünü ve ağırlığını azaltarak toplam işletme maliyetini düşürüyor ve mevcut yakıt harcamalarıyla karbondioksit salımını da dengeliyor.
http://www.denizhaber.com.tr/ares-hercules-devriye-botlarinin-motorlarini-rolls-royce-temin-edecek-haber-60589.htm

ROKETSAN’dan TSK’ya sürpriz teslimat

25.02.2015 C4 DEFENCE

Roketsan’ın uzun süredir üzerinde çalıştığı yaklaşık 300 km menzilli bir füzenin TSK envanterine girmesi için çalışmaların tamamlandığı öğrenildi. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın 20 Mart 2014 tarihinde Sinop’a gerçekleşen ziyareti sırasında varlığını ilk defa dile getirdiği füze üzerindeki çalışmalar tamamlandı. Edinilen bilgiye göre füzenin kabul testleri Aralık 2014’te tamamlandı ve teslimat çalışmaları başladı. 

Roketsan, ABD’nin 1992 yılına kadar radar üssü olarak kullandığı, MSB’nin de boş duran tesisi uzun bir aradan sonra Roketsan’ın kullanımına açtığı Sinop Sülük Gölü yakınlarındaki bir üs bölgesinde denemelerini gerçekleştirdi.
http://www.c4defence.com/roketsandan-tskya-surpriz-teslimat/

ASELSAN ve Thales işbirliğini geliştiriyor

26.02.2015 AA

ASELSAN ile havacılık, ulaşım, savunma ve güvenlik alanlarında faaliyet gösteren Thales arasında mutabakat muhtırası imzalandı.

Abu Dhabi'de düzenlenen IDEX 2015 Fuarı'nda ASELSAN ile Thales arasında işbirliği anlaşması yapıldı. Bu sayede Thales yapımı LMM füzelerinin ASELSAN Füze Sistemi tarafından atılması amacıyla işbirliği yapılabilecek.

ASELSAN ve Thales arasında konuya yönelik işbirliği 2010 yılında başlatılmıştı. LMM füzelerinin ASELSAN Füze Atıcı Sistemi ile ilk aşama atışlarına yönelik gösterimler 2014 yılı içerisinde gerçekleştirildi. Söz konusu anlaşmayla ASELSAN Füze Atıcı Sistemi ile LMM füze atışlarına yönelik ek gösterimlerin yanı sıra, işbirliği kapsamının genişletilmesine ilişkin görüş birliğine varıldı.

Havacılık, ulaşım, savunma ve güvenlik alanlarında faaliyet gösteren Thales, 2013 yılında 56 ülkedeki 65 bin çalışanıyla 14,2 milyar dolar satış elde etti.
http://www.dunya.com/sirketler/aselsan-ve-thales-isbirligini-gelistiriyor-254269h.htm

26 Şubat 2015 Perşembe

Dev füze ihalesinde Rus iştahı

26.02.2015 REUTERS

Türkiye'nin ilk uzun menzilli füze savunma projesinde Çin'le yapılan müzakerelerde şartnamedeki taleplerin karşılanmaması Rusya'nın iştahını kabarttı.

Türkiye'nin ilk uzun menzilli füze savunma projesinde Çin'le yapılan müzakerelerde başta teknoloji transferi olmak üzere şartnamedeki taleplerin halen tam olarak karşılanamadığı belirtilirken, Savunma Sanayi Müsteşarlığı yetkilileri Çin'in yanı sıra diğer teklif sahibi ülkelerle görüşmelere hız verdi. Yetkililer, ihalenin ilk aşamasında elenen Rusya'nın halen uzun menzilli füze sistemini Türkiye'ye verme konusunda istekli olduğunu belirtiyorlar.

Kritik konuda güvence alınamadı

Reuters'a konuşan konu hakkında bilgi sahibi bir kaynak, uzun menzilli füze projesi için düzenlenen ihalede sözleşme görüşmelerine başlanan Çin ile yürütülen müzakerelerde şartnamedeki taleplerin yerine getirilmesi konusunda Türkiye'nin kafasındaki soru işaretlerinin tam olarak silinemediğini belirterek, "Bu konuda temaslar sürüyor, ihalenin en önemli konularından olan teknoloji transferinin sağlanması konusunda tam bir güvence alınamadı" dedi. Türkiye 2013 yılının sonbaharında ilk uzun menzilli füze projesinde Çin ile sözleşme görüşmelerine başlamış, bu süreçte ikinci sıradaki Fransa-İtalya ortaklığı ile üçüncü sıradaki Patriot füze savunma sistemini üreten ABD'li Raytheon ve Lockheed Martin'den teklif sürelerini uzatmaları birkaç defa istenmişti. Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ocak ayındaki Savunma Sanayi İcra Komitesi toplantısı sonrasında, "Sadece Çin firması ile değil üç firmayla da görüşmeler sürüyor. Son gelen bazı teklifler söz konusu oldu, daha önceki tekliflere revizyon oldu bunları değerlendirip görüşmelerin bir süre daha sürmesine karar verdik" demişti.

'Çin'den vazgeçilmedi'

Konuyla ilgili bilgisi olan bir başka yetkili ise, "Henüz Çin'den vazgeçilmiş değil, müzakereler devam ediyor. Teknoloji transferi konusu bu projedeki önceliklerden bir tanesi. Çin'den vazgeçilse de diğer teklif sahipleri ile teknoloji transferi konusu Türkiye'nin önceliklerinden biri olmaya devam edecek" dedi. Çin ile yürütülen görüşmelere paralel olarak SSM yetkilileri diğer teklif sahipleri ile de müzakereler yürütüyor.

Yoğun görüşme trafiği

Reuters'a konuşan diğer bir kaynak, bu çerçevede Savunma Sanayi Müsteşarı ve beraberindeki bir heyetin Ocak ayı sonunda Fransa-İtalya ortaklığı ile görüşmek üzere İtalya'ya gittiğini belirtirken, "Mart ayında da önce diğer teklif sahibi ABD ile görüşmek üzere bir heyet bu ülkeye gidecek. Son olarak Çin'e gidecek heyet de orada görüşmeler yapacak" dedi.

Teklifi revize etti

Kaynaklar, ihalede sunduğu teklif ile ihale sürecinden elendiği açıklanan Rusya'nın da projeye yeniden dahil olmak konusunda istekli olduğunu ve bunu Türk yetkililere yeniden ilettiğini belirtti. Daha önce Reuters'a bilgi veren yetkililer, Rusya'nın sürece yeniden dahil olmak üzere teklifini revize ettiğini ve Türkiye'ye S400 füzeleri vermeyi teklif ettiğini belirtmişti.

ABD ve NATO'nun tepkisi

Türkiye'nin ilk uzun menzilli füze projesinde Çin ile sözleşme görüşmelerine başlaması ve teklifi sunan Çinli şirket CPMIEC'in ABD'nin yaptırım listesinde olması ABD'nin yanı sıra NATO yetkililerinin de tepkisine neden olmuştu. NATO üyesi olan Türkiye'nin, Çin sistemini alması durumunda bunun NATO sistemlerine entegre edilemeyebileceği endişesini dile getirmişti. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz söz konusu sistemin NATO'ya entegre edilmeden kullanılacağını belirtmişti.

SSM yetkilileri ise bu açıklamanın, söz konusu ihalenin şartnamesinde alınacak sistemin NATO'ya entegre edilme şartının bulunmadığı anlamına geldiğini belirtti ve daha sonra gündeme gelecek bir başka proje ile bu entegrasyonun yapılabileceğini söylediler. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da geçen hafta, sistemin NATO sistemlerine entegre edileceğini söyledi.

http://www.dunya.com/dunya/ulkeler/dev-fuze-ihalesinde-rus-istahi-254296h.htm

25 Şubat 2015 Çarşamba

Kıbrıs Rum yönetimi ile askeri iş birliği!

25 Şubat 2015 AA

Rusya Devlet Başkanı Viladimir Putin ile Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiadis askeri iş birliği anlaşması imzaladı.

Moskova'daki Novo-Ogarevo Başkanlık Rezidansı'nda Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Anastasiadis'i kabul eden Putin, iki ülke arasındaki ilişkileri ele aldı.

Görüşmenin ardından liderler, Rusya ve Güney Kıbrıs Rum kesimi arasındaki 2015-2017 yılı faaliyet programını yanı sıra yatırım, eğitim, askeri gibi 9 farklı alanda iş birliği anlaşmasına imza attı.

İmzalanan askeri iş birliği anlaşmasına ilişkin açıklama yapan Putin, "İki ülke arasındaki askeri iş birliği ve Rus donanmasına ait gemilerin Kıbrıs limanlarına girmesi kimseye karşı bir hareket değil" dedi.

Rusya, ayrıca, Kıbrıs Rum Kesimi'ne ekonomik istikrarın sağlanması amacıyla daha önce verilen 2,5 milyar Avroluk borcu yeniden yapılandırdı. Putin, Rusya'nın Kıbrıs'a mali yardım sağlamaya devam edeceğini söyledi.

Rus lidere yardımları için teşekkür eden Anastasiadis, Rusya'nın Kıbrıs sorununun çözümünde önemli rol üstlenebileceğini ileri sürdü. Rusya'ya karşı uygulanan yaptırımların Avrupa Birliği'ndeki üye ülkelere de olumsuz etki yaptığını söyleyen Anastasiadis, Putin'i Güney Kıbrıs Rum Kesimi'ne ziyaret için davet etti.
http://www.haber7.com/dunya/haber/1306406-kibris-rum-yonetimi-ile-askeri-is-birligi

ASELSAN ve HAVELSAN arasında işbirliği

21.02.2015 AA

ASELSAN'dan yapılan açıklamada, iki kuruluşun Milli Gemi Projesi'ndeki başarılı çalışmalarından sonra güvenlik projelerine yönelik olarak da işbirliği yapma kararı aldıkları belirtildi.

Bu kapsamda taraflar arasında gaz ve boru hatları güvenliği konusunda iş ortaklığı kurulduğu ifade edilen açıklamada, "İş ortaklığı ile iki kurum, kabiliyetlerini ülkemizdeki gaz ve boru hattı güvenlik sistemleri yanı sıra uluslararası gaz ve boru hattı güvenlik sistemleri projelerinde kullanmak üzere bir araya geldi" denildi.

Açıklamada, kurulan iş ortaklığı ile güvenlik projelerinde yerli katkının en üst düzeyde olmasının hedeflendiği, yerli sanayide oluşan teknik birikimlerin ve çözümlerin projelerde azami ölçüde yer almasına gayret gösterileceği kaydedildi.
http://www.ulkehaber.com/sirketler/haber/93077-aselsan-ve-havelsan-arasinda-isbirligi

Savunma sanayiinde yapılanma tartışması hızlandı

20.02.2015 ANKARA - MEHMET KAYA- Dünya Gazetesi

Savunma sanayii temsilcileri, sektörde herkesin aynı alanda üretim yapmasının mümkün olmadığına işaret ederek, "25-30 yıl bir ürünü destekleyebilecek yapı yoksa, savunma sanayiini kurmanın da anlamı yok" görüşünü vurguladılar.

Savunma sanayiinde son dönemde sağlanan başarılar, sektörün nasıl yapılandırılması gerektiği konusundaki tartışmaları da alevlendirdi. DÜNYA’nın sektörün önde gelen kesimlerinden derlediği bilgilerde, uzun süreli Ar-Ge yapabilecek, sermaye ve birikimi güçlü şirketler etrafında yapılanma, mükerrer yatırım olmaması ve sektörün güçlü biçimde koordinasyonu ön plana çıktı.

Savunma sanayiinin bilinen ekonomik (arz-talep) yapılanma ile yönetilmesinin mümkün olmadığını belirten sektör mensupları, bu alanda yıkıcı-yıpratıcı rekabete izin verilmeden rekabetin korunmasının ve sektörün koordinasyonunun şart olduğunu vurguladılar. Yüksek teknolojili yerli ürünlerin, özel sektörün katılımıyla üretilmesi için stratejik karar bulunduğu ve bunların ilk aşamasının tamamlanmak üzere olduğunu belirten sektör mensupları, bu yönde yapıcı bir yaklaşım sergilenmesi gerektiğini vurguladılar.

Bu sektör kolay, karlı ve dönemlik bir iş değil

Sektör mensupları tarafından, Türk savunma sanayiinin şu anda yıllık 5 milyar dolar, 2016’da da 8 milyar dolar ciroluk büyüklüğe ulaşacağı, bu miktarın birçok sektöre göre küçük kaldığı kaydedildi. Savunma sanayiinin ağır ve zor, sonuçları bakımından mutlak başarıya odaklı telafi edilemez, yüksek yatırım gerektiren bir sektör olduğu belirtilirken, bu alana girecek herkesin sadece istekli değil, çok uzun süre her türlü zorluğa katlanacak kurumsal yetkinlik ve mali güce, hatta dayanıklılığa da sahip olması gerektiği, hatırlatıldı. İmalat sanayiinin kullandığı en önemli avantajlardan biri olan “ihracat” aracının bu sektör için geçerli olmadığını belirten sektör mensupları, savunma sanayiinde ihracatın çok zor koşullar altında gerçekleşebildiği, dolayısıyla yerli kaynakların kullanımının da olağanüstü hassasiyeti şart kıldığını hatırlattılar.

"Asgari şart, güçlü şirket yapılanmasıdır"

Yerli savunma sanayiini oluşturma ve bunda da özel sektörü mümkün olan en güçlü biçimde kullanma yönünde stratejik kararın önceden verildiğini hatırlatan sektör mensupları, bunun en sağlıklı yönteminin çok uzun vadeli olarak planlanması gerektiği, asgari şartın güçlü şirket yapılanması olduğu konusunda herkesin hemfikir olduğu kaydedildi.

Bu konuda şu değerlendirmelere yer verildi: “Sahip olduğunuz bir teknoloji ve ürünü sürekli desteklemek ve geliştirmek zorundasınız. Bunu yapabilmek de çok güçlü bir kurumsal yapıyı ve elbette bunu sağlayacak mali gücü gerektirir. Bugün en gelişmiş hava aracına, zırhlı araca ya da deniz platformuna sahip olabilirsiniz, bunları en üstün sistemlerle donatabilirsiniz ama iki yıl, beş yıl sonra daha güçlü karşı sistemlere sahip olan ürünler çıkacaktır. Sizin de platformunuzu mevcut gelişmeler ve istenenler doğrultusunda üretirken, bir yandan daha iyisini yapmak için çoktan Ar-Ge ve inovasyona başlamış olmanız gerekiyor. Yapıp sattıktan sonra işiniz bitmiyor. Burada hangi kriterlere göre, kimin bu işi daha iyi yapacağı konusunda iyi karar vermeniz, güvenmeniz ve sonuçta da başarının olması gerekir. 25, 30 hatta 50 yıl boyunca sürekli geliştirebileceğiniz, tehdide göre yeniden şekillendirebileceğiniz ürünleri üretecek kimse yoksa, savunma sanayiini kurmanın anlamı da yok.” Savunma sanayiinde sağlanan özgüvenin sivil alana da yansıdığı, çok kritik alanlarda yerli firma tercihlerinin arttığı, bunun da hem teknolojik derinleşme hem de kaynakların yerli firmalarda kalmasına katkı vereceği kaydedildi.

Herkes her şeyi üretmeye başlarsa sonuca ulaşılamaz

Sektöre ilgi gösteren ve ürün geliştirme- üretmeye giren birçok şirketin “mevcut ürünlere” yoğunlaşmasının ciddi bir sorun göstergesi olduğunu belirten sektör mensupları, bu alanda koordinasyona ihtiyaç olduğunu, tasarımı milli ürünlerde, muadili ürün ya da yazılımlar olduğu halde, bunların ya kendi bünyelerinde tekrar geliştirilmeye çalışıldığı ya da yurtdışından tedarik etme eğiliminin başgösterdiğini hatırlattılar.

Bu tutumun diğer şirketleri de aynı konuda rekabete zorlayacağı, bunun da verimsizlik yanında, sektör yapılanmasını çok daha zor ve karmaşık hale getireceği kaydedildi.

Kritik portföydeki ürünler henüz tamamlanmadı

Yerli savunma sanayiinin güçlü bir imaja sahip olduğu, yetenekli gençlerin bu alana yöneldiği ve kamuoyu nezdinde de güven oluştuğunu hatırlatan sektör temsilcileri, kritik bir aşamaya gelindiğini vurguladı. Kamuoyu gündemine taşınan ürünlerin henüz tamamlanmamış, seri üretime geçmemiş ya da teslim edilmemiş olduğu, gerçekçi ama başarıya odaklı yapıcı bir yaklaşıma ihtiyaç bulunduğunu dile getiren sektör yetkilileri, mevcut proje potföyünün kritik ihtiyaçlara binaen hazırlandığı ve sonuca ulaştırılmasının büyük önem taşıdığını kaydetti.
http://www.dunya.com/savunma-sanayiinde-yapilanma-tartismasi-hizlandi-253645h.htm

Çözüm konsalidasyon.

Türkiye’nin Gururu Roketsan Avustralya’da!

24.02. – 01.03.2015 tarihleri arasında Avustralya’nın Geelong kentinde düzenlenecek olan AVALON Fuarı bugün başladı. Türkiye’den tek katılımcı olarak fuarda yer alan Roketsan, sergilediği ürün ve yetenekleri ile ilk günden büyük ilgi toplamayı başardı. Hava gösterilerinin de düzenlendiği fuarda, Roketsan üst düzey heyetleri standında ağırlayıp, savunma sanayiinin dünya devleri ile görüşmeler gerçekleştiriyor.
http://www.roketsan.com.tr/turkiyenin-gururu-roketsan-avustralyada/

Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi Projesi BASIN BİLDİRİSİ

19 Şubat 2015 SSM

İzmir Milletvekili Aytun ÇIRAY tarafından verilen 7/58111 sayılı Yazılı Soru önergesi cevapları doğrultusunda kamuoyunca yanlış anlaşılmalara mahal vermemek adına bir açıklama yapılması ihtiyacı oluşmuştur.

Söz konusu soru önergesinde Müsteşarlığımızca yürütülen Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi Projesi kapsamında “Türkiye'nin de üyesi olduğu NATO'nun savunma ağına Çin üretimi söz konusu füze savunma sisteminin entegrasyonu nasıl yapılacaktır?” sorusu sorulmuş ve hazırlanan cevapta “Tedarik edilecek sistem Türkiye’nin savunması için kullanılacak olup, Nato’ya entegre etmeden kullanılacaktır. Tedarik edilecek sistemler millî sistemlere entegre edilecektir.” bilgisi iletilmiştir. Bu konuda detaylı açıklama aşağıda yer almaktadır.

Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi Projesi kapsamında belirlenen teknik istekler içerisinde, tedarik edilecek sistemin teknik olarak NATO sistemlerine doğrudan entegrasyonu yer almamaktadır. Proje kapsamında, FD-2000, SAMP/T veya PATRIOT sistemlerinden hangisi tedarik edilirse edilsin, sadece Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından kullanılan milli hava savunma komuta kontrol ağına entegre edilmesi öngörülmüştür. Türkiye’ye teklif edilen hava ve füze savunma sistemlerinin tamamı, sahip oldukları sistem unsurları (radar, komuta-kontrol, atış kontrol) sayesinde kendi başlarına harekât icra edebilmektedirler. Bu açıdan, hiçbirinin NATO ağına doğrudan bağlı olarak çalışma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Milli komuta kontrol ağı ile NATO komuta kontrol ağı arasındaki bağlantı ve veri alış-verişi ise, TSK’nın harekât konsepti çerçevesinde, koşullara bağlı olarak ayrıca düzenlenmekte olup, yürütülen Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi Projesi ile doğrudan bağlantısı bulunmamaktadır.

Savunma Sanayii İcra Komitesi’nin 7 Ocak 2015 tarihli toplantısında, ihalede yer alan yüklenici adaylarıyla görüşmelerin sürdürülmesine karar verilmiş olup, söz konusu Karar doğrultusunda çalışmalara halihazırda devam edilmektedir.

Türkiye’nin İlk Yerli Uydu Yer İstasyonu Projesi Başlatıldı

20.02.2015 Tubitak

Projede uydu yer istasyonları konusunda daha fazla sistemin yerli imkânlarla tasarımı, üretimi, test ve entegrasyonu hedefleniyor.

Milli Yer İstasyonu Geliştirmesi Projesi (MİYEG) düzenlenen törenle başlatıldı. Törene TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Abdullah Çavuşoğlu, TÜBİTAK UZAY Enstitü Müdürü Dr. Lokman Kuzu, Kalkınma Bakanlığı Araştırma, Geliştirme ve Girişimcilik Dairesi Başkanı Özgür Kadir Özer ve Milli Savunma Bakanlığı Ar-Ge ve Teknoloji Dairesi Başkanı Müh. Alb. Hayri Özden ve Hava Kuvvetleri Komutanlığından yetkililer katıldılar.

MİYEG projesi hakkında bir sunum yapan TÜBİTAK UZAY Enstitü Müdürü Dr. Lokman Kuzu, projenin Türkiye açısından son derece önemli olduğunu belirterek, “TÜBİTAK UZAY, yer gözlem uyduları için milli bir yer istasyonu geliştirerek önümüzdeki yıllarda fırlatılması planlanan tüm yer gözlem uydularının yer istasyonu ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla gerçekleştirilecek Milli Yer İstasyonu Geliştirme Projesi (MİYEG) ile bir ilke daha imza atıyor” dedi.

MİYEG Projesi’nin MSB Ar-Ge ve Teknoloji Dairesi Başkanlığının koordinasyonu ve Kalkınma Bakanlığı’nın teşvikiyle ile TÜBİTAK UZAY tarafından gerçekleştirileceğini ifade eden Kuzu konuşmasında özetle şunları söyledi:

“Yer İstasyonu, X ve S Bantlarında Haberleşme Sağlayacak”

“TÜBİTAK UZAY, geçmişten günümüze gerçekleştirdiği projeler ile uydu-uzay ve yer istasyonu konularında önemli bir tecrübe ve altyapıya sahip. Enstitü kazanılan söz konusu tecrübe ve altyapıyı MİYEG Projesi’ne aktaracaktır. Projede yer istasyonları konusunda daha fazla sistemin yerli imkânlarla tasarımı, üretimi, test ve entegrasyonu hedefleniyor. Söz konusu hedeflere TÜBİTAK UZAY öncülüğünde ve yerli altyüklenici sanayi kuruluşlarınca ulaşılacak. Bu proje kapsamında, X ve S bantlarda haberleşme yeteneğine sahip yer istasyonu sistemi geliştirilecek.

Besleyici (feed), reflektör ve frekans seçici yüzeyi, hareket sistemi, yer istasyonu kontrol sistemi (istasyon ve anten kontrol sistemi), haberleşme, görüntüleme sistemi ve ilgili modül ve yazılımlardan oluşan projenin 2019 yılında tamamlanmasını hedefliyoruz.”
http://www.tubitak.gov.tr/tr/haber/turkiyenin-ilk-yerli-uydu-yer-istasyonu-projesi-baslatildi

20 Şubat 2015 Cuma

Füze’nin rotası Çin

20 Şubat 2015 Cahit Saraçoğlu

Türkiye’nin hava savunma füze sistemi teknolojilerinin alımında firmalara verdiği süre doldu. Milli Savunma Bakanı Yılmaz’ın, “Yeni bir resmi teklif olmadı” açıklaması, rotayı Çin’e çevirdi.

Türkiye’nin, silah sanayinin millileştirilmesine dönük çalışmada yerli oranı en yüksek ve maliyeti en uygun teklifi 3.4 milyar dolarla Çinli CPMIEC vermişti.

Türkiye’nin, silah sanayinin millileştirilmesine dönük çalışmalar kapsamında uzun bir zamandır hazırlıkları süren kritik adımda sona gelindi. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz'ın bir soru önergesine verdiği cevap, Türkiye’nin hava savunma füze sistemi teknolojilerinde uzun süre batıya bağımlı ülke oluşuna son verecek olan füze savunma sisteminde rota iyice Çin’e dönderdi. CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın yazılı soru önergesini yanıtlayan Bakan Yılmaz, Hava Savunma Füze Sistemine ilişkin proje ile ilgili olarak, aday ülkelerle teknoloji transferi tabanlı görüşmelere devam edilmesi Savunma Sanayi İcra Komitesi tarafından talimat verilmesi nedeniyle görüşme takviminin uzadığını belirtti.

SÜRE DOLDU YENİ TEKLİF YOK

Söz konusu sistemin, Türkiye'nin savunması için milli sistemlere entegre edileceğini ve NATO'ya entegre edilmeden kullanılacağını kaydeden Yılmaz, cevap yazısında, "UMBHFSS Projesi kapsamında sistemin TSK üst komuta kontrol kademeleri ile bağlantısına ve entegrasyonuna yönelik iş paketi milli olarak yetkilendirilmiş firma tarafından yurt içinde yapılacaktır. Proje dış finansman kredisi ile finanse edilecektir. Proje kapsamında teklif değerlendirme süreci tamamlanmış olup, yeni bir resmi teklif alınmamıştır" ifadelerine yer verdi.

ROTA İYİCE ÇİN'E DÖNDÜ

Batının her türlü engelleme girişimine rağmen uzun menzilli hava savunma füzesi ihalesinde 3.4 milyar dolarla en uygun teklifi Çinli CPMIEC vermişti. Bakan Yılmaz’ın açıklamasında yer alan ‘Yeni teklif gelmedi’ ifadelerini de değerlendiren uzmanlar, Türkiye’nin bu sistemle ilgili temel talebinin teknoloji paylaşımı olduğunu kaydettiler.

SÜRE DOLDU YENİ TEKLİF YOK

Sadece Çin firmasının Türkiye’nin hassas olduğu bu teklifini kabul ettiğine atıfta bulunan yetkililer, “ABD kabul etmemişti. Görüşmeler sürerken Fransa’nın teknoloji paylaşımından yana olduğu izlenimi belirmişti, ancak Bakan Yılmaz’ın açıklaması Fransa’nın da teknoloji paylaşımı konusuna sıcak bakmadığı şeklinde değerlendirildi” yorumunu yaptılar.

Aynı anda 100 hedefi takip ediyor

ABD’li Raytheon ve Lockheed Martin PAC-3, Avrupa (Fransa-İtalya) Eurosam SAMP/T, Rusya S-400, Çin ise FD-2000 füzeleri ile yarışa girmişti. Fiyat-performans ve yerli sanayiye teknoloji transferinde en cazip teklifi Çinli CPMIEC firması vermişti. Çinli CPMIEC firmasının 3.4 miyar dolarlık teklifinin uzun süredir gündemde olduğu biliniyordu. Ortak üretimin tamamlanmasından sonra kat edilecek her aşama milli kıtalararası füze üretiminde kilometre taşı olacak.

HANGİ MODELİ ALIRIZ?

Türkiye’nin alacağı FD-2000 füzeleri, Çin Ordusu’nun uzun menzilli hava savunma füzesi HQ-9’un ihraç modeli. Füzelerin etkili menzilleri 125 kilometreye kadar çıkıyor. Sistemin en önemli parçası, “arama, tespit ve takip radarı. Radar aynı anda 100 hedefi takip ediyor. Çin menşeili CPMIEC’in ürettiği füze sistemi 2’li ve 6’lı bataryalar halinde konuşlandırılabiliyor.

http://www.yenisafak.com.tr/ekonomi/fuzenin-rotasi-cin-208696

HQ-9C
http://www.ausairpower.net/APA-HQ-9-FD-FT-2000.html

VOLKAN 2015/1 TATBİKATI: Hava ve Uzay Gücü Volkan 2015/1 Tatbikatı ile Her Seviyede Öncelikli ve En Etkin Kuvvet Olduğunu Kanıtladı

19.02.2015 HAVA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI

Muharip Hava Kuvveti ve Hava Füze Savunma Komutanlığının 5 Ağustos 2014 tarihinde kurulumunun ardından tüm muharip unsurların katıldığı ilk tatbikat olan VOLKAN-2015/1 Tatbikatı, Türk Hava Sahasında Hava Kuvvetlerinin tüm muharip ve destek unsurlarının katılımıyla 7-13 Şubat 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir.

Hava ve Uzay Gücünün günümüz harplerinde etkin ve etkili kullanılabilmesi için gerekli modern sistemler ve donanımın yanı sıra eğitimli personel, iyi bir yönetim anlayışı, doktrin ve yeni teşkilatlanma ile Hava Harekât Merkezi (HHM/JFAC) oluşturulmuştur. Harp Karargâhının harbe hazırlığının milli amaçlara uygun daha iyi bir seviyeye çıkartılması ve aynı zamanda Hava Harekât Merkezi’nin 2020 yılındaki NATO sorumlu Hava Karargâhı olması yolunda VOLKAN-2015/1 Tatbikatı önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.

Tatbikat ile Hava Kuvvetleri K.lığı’na bağlı tüm muharip ve destek unsurlarının benzetilmiş harekât ortamında Harp ve Komuta Kontrol Karargâhından (HHM/JFAC K.lığı) yönetilebilirliğinin denenmesi, Hava Harekâtı Planlama ve Komuta Kontrol Süreciyle Hava Savunma ve Hava Sahası Kontrol Usullerinin etkinlikle işletilmesi, gece gündüz kesintisiz hava harekâtı icra edilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca tatbikatta, Millî ve NATO standartlarının uyumunun denenmesi hedeflenmiştir.

Türk Hava Sahasında ve tüm Hava Kuvvetleri muharip ve destek unsurlarının beraber icra ettiği ilk tatbikat olan VOLKAN-2015/1 Tatbikatı, bünyesinde birçok ilki barındırması yönüyle de önem arz etmektedir. Volkan serisi tatbikatlarda kullanılmak üzere ANKA senaryosu geliştirilmiştir. Takiben Hava Harekâtı Planlama Grubu (AOPG-Air Operations Planning Group) oluşturularak tatbikatın harekât planının hazırlıkları yapılmış, Hava Harp Akademisi’nin katılımıyla oluşturulan yaklaşık 60 kişilik Hava Harekâtı Planlama Grubu ile geniş katılımlı planlama faaliyeti icra edilmiştir. Bu çalışmalar Ek’leriyle beraber plana dönüştürülerek jenerik Hava Harekât Planı hazırlanmıştır.

Yine ilk defa bir tatbikat süresince; hem bilgisayar destekli hem de fiili uçuşlu olmak üzere iki safha kapsanmış, gece ve gündüz kesintisiz 500’den fazla muharip sorti icra edilmiştir.

Tatbikatın icrasında tüm muharip Üs Komutanlıklarının Savaş Harekât Merkezleri, Filo Harekât Odaları, Radar Harekât Odaları ve Dağılma Meydanları Harekât Merkezleri 7/24 esasına göre açılıp işletilmiş ve verilen tüm görevler mevsim şartlarının güçlüklerine rağmen büyük bir özveri ve başarı ile tamamlanmıştır.

Tatbikatın Komuta Heyeti Muharip Hava Kuvveti ve Hava Füze Savunma Komutanı, Komutan Yardımcısı ve Hava Savunma Komutanından oluşmuştur. Planlama ve icra sürecinin her safhasında Muharip Hava Kuvveti ve Hava Füze Savunma Komutanı Hava Orgeneral Abidin Ünal’ın direktif ve emirleri ile tatbikata yön verilmiştir. Tatbikat süresince amaçlanan tüm hedeflere ulaşılmış olup, başarı ile tamamlanan VOLKAN-2015/1 Tatbikatı, Hava Gücünün tek merkezden, eğitimli ve profesyonel harp karargâhından yönetilmesinin önemi bir kez daha vurgulanmıştır.

http://www.hvkk.tsk.tr/TR/HaberDetay.aspx?IcerikID=6447&ID=93

19 Şubat 2015 Perşembe

Hava Kuvvetleri Komutanı Akın ÖZTÜRK Ege Üzerinde Uçtu



19 Şubat 2015, Perşembe TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ

Hava Kuvvetleri Komutanı Hava Orgeneral Akın ÖZTÜRK, 17 Şubat 2015 tarihinde, Ege Denizi’nin uluslararası suları üzerinde icra edilen Deniz Üzeri Eğitim Uçuş Görevlerinden bir tanesini bizzat uçarak denetlemiştir. Bu kapsamda Orgeneral ÖZTÜRK komutasındaki dört adet F-16 uçağı, 4’üncü Ana Jet Üs Komutanlığından (Akıncı) kalkış yapmış ve 6’ncı Ana Jet Üs Komutanlığına (Bandırma) intikal etmiştir. Paket kol konsepti içerisinde icra edilmesi planlanan uçuş için, 162’nci Filo Komutanlığında, “Kurt” Filo ve “Zıpkın” Filo pilotlarının katılımı ile görev brifingi yapılmıştır.

Görev brifinginin ardından, Türk Hava Kuvvetleri pilotları tarafından kış şartlarında deniz üzeri uçuşlarda kullanılan ve pilotun hayatta kalma süresini önemli ölçüde uzatan “Hayatta Kalma Kıyafeti”, bizzat Orgeneral ÖZTÜRK tarafından da giyilerek uçak başı yapılmıştır.

Bandırma Meydanından gerçekleştirilen kalkışların ardından Orgeneral ÖZTÜRK’ün lider olarak uçtuğu “Kurt” kol asıl görevi, 6’ncı Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral Suat Murat SEMİZ’in liderliğindeki “Zıpkın” kol asıl görev kolunu himaye, 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığından “Kobra” kol ise devriye görevini üstlenmek üzere buluşmuşlardır. Toplam sekiz uçaktan oluşan paket, Orgeneral ÖZTÜRK komutasında Babakale noktasından denize çıkarak Ege Denizi’nin uluslararası suları üzerindeki uçuşlarını icraya başlamıştır.

Orgeneral ÖZTÜRK, Babakale’den Kaş’a kadar toplam 410 deniz mili (740 kilometre) boyunca Ege Denizi’nin uluslararası bölümünde yerden 500 feet (150 metre) irtifada, 400 Knot (700 km) ila 600 Knot (1.100 km) sürat aralığında, yaklaşık 50 dakika boyunca uçmuştur.

Kuzeyden güneye tüm Ege boyunca, Midilli, Sakız, İpsara, Ahikerya, İleryoz, İstanköy ve Rodos adalarına 6 deniz mili mesafeden icra edilen uçuş İzmir, Çanakkale ve Datça radarlarının kontrolünde gerçekleştirilmiştir.

Türkiye’nin Ege Denizindeki millî hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla icra edilen bu Ege Eğitim Uçuşunun ardından Orgeneral ÖZTÜRK, hem paket kol içerisinde görev alan pilotları hem de ilgili radarlarda görev yapan kontrolör personeli tebrik etmiş ve başarılarının devamını dilemiştir.
http://www.tsk.tr/3_basin_yayin_faaliyetleri/3_4_tskdan_haberler/2015/tsk_haberler_13.html#haber1

İsviçre Hava Kuvvetleri personeline Türkiye'de eğitim verilecek

18/02/15 Zafer ATAMER - CENEVRE (DHA)

Tribüne de Geneve gazetesi, İsviçre Konfederasyonu Savunma Bakanlığı'nın aldığı karar ile İsviçre Hava Kuvvetleri personelinin aralarında Türkiye'nin de bulunduğu ülkeler tarafından eğitime tabi tutulacağını yazdı.

Bakanlık, personelin savaş uçaklarının kullanımı, taktiksel eğitim ve uçakların bakımı kapsamında Türkiye, İskandinavya, Almanya, İspanya ve İtalya'da eğitime tabi tutulacağını duyurdu.

Uzun yıllardır Türkiye ve İsviçre arasında askeri alanda bir soğukluk yaşanıyordu. İsviçre kendi yasaları doğrultusunda iç karışıklık yaşayan ülkelere silah satışı gerçekleştirmemesi nedeniyle bir çok projede İsviçreli şirketler yer almıyordu. Uzmanlar, 2011'de bu yasağın kalktığına dikkat çekerek iş birliğinin gelişmeye başladığını ifade ediyor.
http://kokpit.aero/isvicre-havakuvvetleri-turkiye-egitecek

TCG Kuşadası Deniz Kuvvetleri'ne teslim edildi

19.02.2015 Deniz Haber Ajansı

Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından yürütülen TUZLA Sınıfı Karakol Gemileri Projesi’nin 2008 yılında başladığı uzun maratonunda 16. ve son gemisi olan TCG Kuşadası Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edildi. Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından yürütülmekte olan TUZLA Sınıfı Karakol Gemileri Projesi’nin son gemisi olan TCG Kuşadası, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edildi.

REKOR PERFORMANS

Savunma Sanayi Müsteşarlığından yapılan açıklamaya göre, müsteşarlık tarafından yürütülmekte Yeni Tip Karakol Botu (YTKB), yeni adıyla TUZLA Sınıfı Karakol Gemileri Projesi’nin 2008 yılında başladığı uzun maratonunda 16. ve son gemisi olan TCG Kuşadası’nın Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na geçici tesliminin gerçekleştirildiği belirtildi.

Yeni Tip Karakol Botları’nın savaş sistemi, HAVELSAN tarafından tasarlandığı ve özgün ürünü olan Gemi Bilgi Dağıtım Sistemi aracılığı ile sensör ve silahların uyumlandırıldığı, gemilere entegre edildiği testlerin başarı ile icra edildiği ifade edilen açıklamada, savaş sistemi, 16 geminin tamamında, su üstü ve uçaksavar atışlarında ilk seferde hedefe tam isabet sağlayarak görevini en iyi şekilde icra ettiği ve kırılması zor bir performans rekoruna imza attığı kaydedildi.

TUZLA Sınıfı Karakol Gemileri’nin ilki olan TCG TUZLA’nın (P-1200), 4 Ocak 2011 tarihinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edilerek, özel tersanelerde üretilen ve teslimi yapılan ilk milli savaş gemisi unvanını aldığı belirten açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

MEMNUNİYET YÜZDE YÜZ

“16 geminin her biri, sözleşme takvimine uygun olarak, DEARSAN Tersanesi tarafından Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edilerek önemli bir teslimat başarısına imza atılmıştır. TUZLA Sınıfı Karakol Gemileri için tasarlanan ve genişleyebilen mimariye sahip Savaş Sistemi; gerek yurtiçi, gerekse yurtdışı benzer platform projelerinde, başarısı kanıtlanmış potansiyel aday olarak yerini almaktadır.

Kullanıcı memnuniyetinin yüzde 100, yerli katkının yüzde 70’lere ulaştığı proje ile Türkiye, görev fonksiyonları kapsamında dünya pazar payı büyük olan Karakol Gemileri konusunda DEARSAN Tersanesi öncülüğünde ihracat yapabilen sayılı ülkeler arasına girmiş ve DEARSAN Tersanesi tarafından gerçekleştirilen 10 adet Yeni Tip Karakol Botunun ihracatı ile bir kere daha bu başarı belgelenmiştir.”

Tuzla Sınıfı Karakol Gemileri’nin ilki olan TCG Tuzla'nın, 4 Ocak 2011'de Deniz Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilerek, özel tersanelerde üretilen ve teslimi yapılan ilk milli savaş gemisi unvanını aldığına işaret edilerek, 2011'de 4, 2012'de 3, 2013'te 4, 2014'te 4 ve 2015'te 1 geminin teslimatının yapıldığı belirtildi.
http://www.denizhaber.com.tr/tcg-kusadasi-deniz-kuvvetlerine-teslim-edildi-haber-60473.htm

Türk Loydu ile Selah Tersanesi işbirliği

19.02.2015 Deniz Haber Ajansı

Selah Tersanesi inşa edeceği Lojistik Destek Gemisi (LDG) için Türk Loydu ile sözleşme imzaladı. Selah Tersanesi, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı için inşa edileceği 2 adet Lojistik Destek Gemisi Projesi ile ilgili ile klas anlaşmasını Türk Loydu ile yaptı.

Selah Tersanesinde gerçekleşen törene, Türk Loydu Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Zorlu ile Selah Makine ve Gemicilik Endüstri Ticaret A.Ş adına Erkan Selah imza koydu.

En iddalı Proje

Bu proje, bugüne kadar inşa edilen projeler içinde, en kısa sürede inşa edilecek proje unvanını da taşıyor. Lojistik Destek Gemisinin ilki 16 ay gibi kısa bir süre içinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilecek.İki geminin teslim süresi 26 ay olacak.

Lojistik Destek Gemisi (LDG)’nin teknik özellikleri

Tam Boy : 105.44 metre
Genişlik : 16.80 metre
DW : 6250 ton
Su çekimi : 6,00 metre
Sürat : 12,5 knot
Seyir Siası: 9500 deniz mili
Ana Makine : 2 x 1520 kW
http://www.denizhaber.com.tr/turk-loydu-ile-selah-tersanesi-isbirligi-haber-60474.htm

HAVELSAN ÜRETTİ, TÜRK HAVA KUVVETLERİ KAZANDI

18 Şubat 2015 Çarşamba

Lockheed Martin IRST21 Sensor System

lockheedmartin

IRST21 is the next generation of Lockheed Martin’s legacy IRST sensor system, which accumulated over 300,000 flight hours on F-14 and international F-15 platforms. As a passive, long-range sensor system, IRST21 uses infrared search and track technology to detect and track airborne threats with weapon-quality accuracy, increasing pilot reaction time and improving survivability.

A compact design enables IRST21 to be integrated in a variety of ways. On the F/A-18E/F, IRST21 is mounted on the nose section of the centerline fuel tank. A podded sensor system with IRST21 is also in development and will be transportable across a wide range of platforms including the F-15C and F-16.
http://www.lockheedmartin.com/us/products/InfraredSearchTrack.html

ASELSAN= ?

"MILDEN" Milli Denizaltı Type-6 Revise 18.02.2015





































http://turkishnavyshipbucket.blogspot.com/2015/02/milden-milli-denizalt-type-6-revise.html

15 Şubat 2015 Pazar

Russia's planning on upgraded nuclear submarines

February 13, 2015 brian wang on 2/13/2015

12 Project 955 "Borei" submaines. Eight 955s have been ordered under the SAP 2020. Four more are planned after 2020.

The Borei has a compact and integrated hydrodynamically efficient hull for reduced broadband noise and the first ever use of pump-jet propulsion on a Russian nuclear submarine. The Borei submarines are approximately 170 metres (560 ft) long. They have a maximum submerged speed of at least 46 kilometres per hour (25 kn; 29 mph). They are equipped with a floating rescue chamber designed to fit in the whole crew. Smaller than the Typhoon-class, the Boreis were initially slated to carry 12 missiles but are able to carry 4 more due to the decrease in mass of the 36-ton Bulava SLBM (a modified version of the Topol-M ICBM) over the originally proposed R-39UTTH Bark. Cost is some 23 bln RUR ($890 million USD), in comparison the cost of an Ohio-class SSBN was around 2 billion USD per boat (1997 prices)

A fifth generation successor to the 955 submarine is already in development It will carry cruise missiles and ballastic missiles.



Russia is also building multipurpose nuclear-powered ships called Project 885 "Ash". These are quite large (almost submerged displacement of less than 14 thousand tons) submarine. The Yasen-class submarine is a Russian nuclear multipurpose attack submarine. It is based on the Akula-class submarine and the Alfa-class submarines. It is projected to replace Russia's Soviet-era attack submarines, both Akula and Oscar-class submarines.

The Yasen design is claimed to be state-of-the-art. The Yasen-class nuclear submarine is presumed to be armed with cruise missiles




The main part of the 2020s for the 2020s will the construction of at least 12 "destroyers" (and in fact - missile cruisers) in project "Leader". This large (displacement of about 15,000 tons) universal missile ships will have nuclear or gas turbine power plant, equipped with a wide range of both shock and defensive weapons.

Russia is developing the Zircon hypersonic cruise missiles.

Russia is gutting and upgrading three cruisers. They are completely replacing the weapons and avionics for three cruisers in Project 1164 ("Varyag", "Marshal Ustinov" and "Moscow"). Project 1144 nuclear cruiser "Admiral Nakhimov" has already put under modernization and is schedule for 2018. The most likely ship for modernization is the re - cruiser "Peter the Great".
http://nextbigfuture.com/2015/02/russias-planning-on-upgraded-nuclear.html

13 Şubat 2015 Cuma

HAVELSAN, Denizaltı Bilgi Dağıtım Sistemi'ni Almanya'ya Gönderdi

13.02.2015 Deniz Haber Ajansı

Deniz Kuvvetleri'ne yönelik büyük projeleri yaşama geçiren HAVELSAN, CERBE sınıfı denizaltı projesi için ürettiği, bütün hakları kendisine ait olan Denizaltı Bilgi Dağıtım Sistemi'ni (DBDS) Almanya'ya ihraç etti. HAVELSAN'dan yapılan açıklamaya göre, Yeni Tip Denizaltı Programı'nın HAVELSAN tarafından üstlenilen 3 proje paketinden biri olan DBDS'nin ilk ürünü, ATLAS Elektronik firmasına teslim edilmek üzere Bremen-Almanya'ya sevk edildi. Gelecek dönemde, DBDS ile başka denizaltı sistemleri arasında ATLAS Elektronik şirketinin Bremen'deki tesislerinde sistem testleri gerçekleştirilecek.

DBDS, HAVELSAN mühendislerinin orijinal tasarım çalışmaları sonucu ürettiği ve 2012 yılında TESİD Yenilikçilik Yaratıcılık yarışmasında birinci olan, 2013 yılında ise patenti alınan Gemi Veri Dağıtım Sistemleri mahsul ailesinin üçüncü üyesini oluşturuyor. Ayrıca DBDS, bir HAVELSAN markası olarak Türk Patent Enstitüsü'ne tescil ettirildi.

DBDS, tasarımdan tümleştirmeye kadar tamamen yerli olarak üretildi. Yazılımının tamamı HAVELSAN'ın tescilli ürünü olan DBDS'de yerli katkı oranı yüzde 70'i geçiyor. Denizaltı gemisindeki hususi ortamda kullanılacağı için çok hususi şartlarda üretim gerektiren sistem kabinetleri de yerli bir firmaya yaptırılarak mahalli ekonomiye katkı sağlandı.

http://www.denizhaber.com.tr/havelsan-denizalti-bilgi-dagitim-sistemini-almanyaya-ihrac-etti-haber-60387.htm

12 Şubat 2015 Perşembe

F-35 SOM’u 2018’te atacak

12/02/15 Kaynak: www.kokpit.aero

Türk Hava Kuvvetleri envanterine 2017’de girmeye başlayacak F-35’te Roketsan tarafından geliştirilen Seyir Füzesi SOM’un J modeli 2018’den itibaren kullanılmaya başlanacak.

Geçtiğimiz ekim ayında imzalanan sözleşmeye göre, Roketsan ve uçağın imalatçısı olan Lockheed Martin beraber çalışmalarına başladı. Sözleşmeye göre SOM-J füzesi, ABD Hava Kuvvetleri’nin yanı sıra F-35 kullanıcısı diğer ülkelerde Roketsan ve Lokcheed Martin tarafından pazarlanabilecek.

J modeli, füzenin özellikle su üstü hedeflerini vurabilecek teknik özelliklere sahip olarak geliştirildi. Toplam 48 aylık sürede, projenin ana yükleniciliğini Roketsan yaparken Tübitak SAGE ise alt yüklenici. Menzili 100 deniz mili yani 185 kilometre olarak planlanan SOM-J, atıldıktan sonra kuyruğunda dört adet denge kanatçığına sahip. Füze çok alçaktan radara yakalanmadan uçabilecek. Kara üzerinde ise SOM-J, yer yüzü şekillerini izleyerek kendini saklayabilen bir seyrüsefer sistemi ile hedefine ilerleyecek.

HAVADA HEDEF DEĞİŞTİREBİLECEK

SOM-J, taşıdığı yüksek çözünürlükteki görüntüleyici kızılötesi arayıcı başlığa sahip olacak. Hassas hedefleme sağlayacak bu sistem aynı zamanda atışın ardından Havadan İhbar Kontrol uçaklarının koordinesi ile hedef değişikliği da yapabilecek. Aynı şekilde uçuş sırasında hedefe vuruş açısı ve yaklaşma irtifası gibi değişiklikler de gerçekleştirilebilecek.

SOM-J'nin testleri, İngiltere'de bulunan rüzgar tünelinde gerçekleştirildi. Rüzgar tünelleri, uçak ve helikopter gibi hava araçlarının yanı sıra füze ve bombalar için de kullanılıyor. Tünellerin önemli müşterilerinden biri de otomobil şirketleri. Yeni tasarımın aerodinamik etkileri rüzgar tünellerinde ölçülüyor.

Geliştirme çalışmaları üç aşamada hayata geçecek. Bunlardan ilki olan ‘Yapılabilirlik Çalışması’ tamamlandı. İkinci aşamanın ilk bölümünü oluşturan rüzgâr tüneli testleri, İngiltere’de Bedford’taki tesislerde gerçekleştirildi. Üçüncü faza 2016’da geçilmesi ve programın 2018’den itibaren F-35’lerde envantere girecek şekilde tamamlanması hedefleniyor.

Halen kullanılan SOM’un A, B1 ve B2 modellerinden farklı olarak F-35’te kullanılan J modeli, boyut olarak daha küçük.
http://kokpit.aero/f-35-som-fuzesi-ile-vuracak

Savunma sanayiinde firmalar yeterince verimli değil

12.02.2015 ANKARA - MEHMET KAYA -Dünya

Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) tarafından yayınlanan analizde, sektörün temel sorunları olan verimlilik, yeterince derinleşememe ve tedarik zincirinde etkinleşememe olgularının devam ettiği belirtildi. Şubat 2015 tarihinde yayınlanan SSM analizi 2013 verilerini kapsıyor. Çalışmada, savunma sanayiini temsil eden 25 büyük firmanın 13’ünün Ankara’da bulunması ve sektöre Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı’nın (TSKGV) sahip olduğu şirketlerin hakim olması dikkat çekti.

Savunma Sanayii Müsteşarlığı 122 firmadan toplanan verilerle yaptığı sektör analizini yayınladı. Müsteşarlık, sektörün büyük kısmını temsil eden 25 firmaya yönelik analizleri de içeren çalışmasında, önceki yıllarda da görülen temel sorun alanlarının devam ettiğini gösteren tespitlerde bulundu.

SSM analizinde, savunma ve havacılık sektörünün 2013 yılında 5 milyar 76 milyon dolar ciro gerçekleştirdiği ve bunun da 1 milyar 391 milyon dolarını ihracattan sağladığı, sektörün toplam Ar-Ge yatırımının da 927 milyon dolara yükseldiği belirtildi. Sektörde çalışan sayısı ise bir önceki yıla göre azaldı. 2012 analizinde toplam 33 bin 491 çalışanın olduğu sektörde, 2013 sonunda çalışan sayısı 32 bin 368 kişiye indi.

Temel sorun alanları devam etti

SSM analizinde, 2012 ve önceki analizlerde de bulunan temel sorun alanlarının devam ettiği görüldü. Sektörün cirolarının çok büyük kısmının ana yüklenicilerden oluştuğu, alt yüklenici ve yan sanayiinin toplam cirolardaki payının çok düşük düzeylerde kaldığı belirlendi. Sektörün 25 büyük firmasının toplam cirolarının yüzde 12’si kadar yan sanayi kullandığı tespitine yer verildi. Bu oran bir önceki yıl olan 2012’de yüzde 13, 2011’de ise yüzde 8 seviyesindeydi. Bu durum, sektörde derinleşme sıkıntısının devamı olarak yorumlandı. Ayrıca, alt yüklenici firmaların finansmana erişiminde sorun olduğu, sektörün genel olarak ise denizcilik ve kara araçları projelerinde özkaynak sıkıntısı yaşadığı tespitlerine yer verildi.

Sektör verimliliğine ilişkin sorun alanı da varlığını sürdürdü. Sektörün cirosunun hemen hemen tamamını elde eden ana yüklenici firmaların aktif devir hızlarının (şirketlerin net satışlarının şirket aktifl erine oranı-sahip olunan varlıklara kıyasla ne kadar satış yapılabildiği) yüzde 0,48 seviyesinde gerçekleştiği, alt yüklenicilerde dahi 0,6’nın altında bulunduğu belirtildi. Bunun nedenine ilişkin olarak ise analizde, firmaların altyapı yatırın ihtiyacı, stok tutma ve nakit tutma konularında gereğinden fazla temkinli olma ihtimali yorumu yapıldı. Bu tespit kapsamında, alt yüklenici durumundaki firmaların atıl kapasitesi bulunmasına da dikkat çekildi.

Sektörde, stoklarda tutulan ürünlerin süresinin uzun olduğu tespitine yer verilirken, bunun da etkin bir tedarik zinciri oluşturulamaması sorununu doğurduğu yorumuna yer verildi.

Sektörün temel göstergeleri

Savunma ve havacılık sektörünün toplam 5 milyar dolarlık cirosunun 4 milyar 109 milyon doları ilk 25 büyük firma tarafından gerçekleştirildi. Bu 25 firmanın cirolarının yüzde 79’u askeri, yüzde 21’inin sivil alana yapılan satışlardan oluştuğu, 608 milyon dolarlık da Ar-Ge yatırımı yapıldığı bilgisi yer aldı. Savunma sanayiindeki 25 büyük firma, cirolarının 1.5 milyar dolarını elektrik, elektronik, yazılım alanından, 1.4 milyar dolarını havacılık ve uzay sanayiinden, 518 milyon dolarını da kara araçlarından elde etti.

Temel bilgiler içinde yapılan 25 büyük firmaya yönelik verilerde, bu firmaların 13’ünün Ankara’da olduğu ve toplam 4.1 milyar dolarlık 25 firma cirosunun 2 milyar 656 milyon dolarının bu 13 firma tarafından yapıldığı belirlendi. Çoğunluğu Ankara merkezli TSKGV şirketlerinin toplam cirosu da 2 milyar 680 milyon dolar oldu. Ankara’dan sonra İstanbul’dan 5 firma, Eskişehir’den 3 firma, 25 büyük şirket içine girdi.

Sektörün 25 büyük firması 2013 sonunda 1 milyar 316 milyon dolar ihracat, 1 milyar 306 milyon dolar da ithalat yaptı. Bu firmalar 2013’te dış ticaret fazlası vermeye devam etti ancak miktarı azaldı. Bu şirketlerin 2013’te verdiği dış ticaret fazlası 10 milyon dolar olarak gerçekleşti. 25 şirketin 2012 sonunda dış ticaret fazlası 182 milyon dolar, 2011’de ise 187 milyon dolar seviyesindeydi.
http://www.dunya.com/savunma-sanayiinde-firmalar-yeterince-verimli-degil-252824h.htm

Almanya'dan Türkiye'ye denizaltı tazminatı!

12.02.2015 Deniz Haber Ajansı

Denizaltı üreten ThyssenKrupp firması, Türkiye’nin sipariş ettiği denizaltıları zamanında teslim etmediği için tazminat ödeyecek. İlk teslimatı bu yıl içinde yapması gereken Alman firması 2 milyon Euro ödemek zorunda kalacak. 6 denizaltı için Türkiye'ye ilk teslimatın 2015'te yapılması gerekirken üretime başlamayan ThyssenKrupp, 2 milyon Euro tazminat ödeyecek.

Türkiye ile Almanya arasında yaşanan deniz altı krizi farklı bir boyuta taşınıyor. 2011 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın talebi doğrultasında altı deniz altı siparişi veren Türkiye, üretici firma TyhssennKrupp ile ilk teslimatın 2015'te yapılmasını için anlaşmaya vardı. 2,5 milyar Euro değerinde olan alım anlaşmasının üzerinden dört yıl geçmesine rağmen TyhssenKrupp firması teslimat yapmadığı gibi denizaltılarında inşasına başlamadı.

GECİKMENİN SEBEBİ 2,5 MİLYON EURO BEDELLİ BİR İHALE

Türkiye ile yapılan satış anlaşması gereği ilk denizaltını 2015'te teslim etmesi gereken ThyssenKrupp'un gecikmeden doğan zararı karşılayacağı ve gecikme tazminatı olarak Türkiye'ye 2 milyon Euro ödeyeceği belirtildi. ThyssenKrupp'un 2,5 milyar Euro bedelli önemli bir ihalede yaşanan gecikmeden ve anlaşma şartlarından dolayı Türkiye'ye gecikme tazminatı ödenmesinin kararlaştırıldığı kaydedildi.

2019'DAN ÖNCE TESLİMAT ZOR

Almanya ile Türkiye arasında yaşanan denizaltı krizinin arka planında denizaltılarına yüklenecek yazılımlarla ilgili anlaşmazlık olduğu belirtiliyor.Türkiye'nin denizaltılara kendi yazılımlarını yüklemek istediği fakat ThyssenKrupp firmasının bunu 'teknik zorluk' gerekçesiyle kabul etmediği kaydedildi. Üretici firma ThyssenKrupp firması 2019'dan önce Türkiye'ye denizaltıları temsil etmesinin zor olduğu iddia ediliyor.

http://www.denizhaber.com.tr/almanyadan-turkiyeye-denizalti-tazminati-haber-60355.htm

10 Şubat 2015 Salı

'Ruslar Güney Kıbrıs’a askeri üs kuracak' iddiası

10.02.2015 Deniz Haber Ajansı

Rum lider Nicos Anastasiades’in 25 Şubat’ta Moskova’ya yapacağı ziyarette askeri üs kurma yönünde resmi bir anlaşma imzalanması bekleniyor. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Rusya'ya Güney Kıbrıs'ta askeri hava ve deniz üssü kurmasını teklif etti. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Anastasiadis, Rusya'nın Güney Kıbrıs'a askeri hava ve deniz üssü kurmasına hazır olduklarını söyledi.

Taraflar arasında askeri üs konusundaki resmi işbirliği anlaşmasının Anastasiadis'in 25 Şubat'ta Moskova'ya düzenleyeceği ziyaret sırasında imzalanacağı ifade ediliyor.

Anastasiadis konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Eski bir (savunma) anlaşması bulunuyor, bunun yenilenmesi gerek. Aynı zamanda bazı ilave hizmetler farklı yollarla Almanya ve Fransa gibi başka ülkeler tarafından sağlanacak. Güney Kıbrıs ve Rusya geleneksel olarak güzel ilişkilere sahiptir, bu da değişmeyecek." ifadelerini kullandı.

Güney Kıbrıs'ın askeri üs açıklaması, Ocak ayı sonunda Rusya'nın Kıbrıs'ta bir askeri üs kurmayı düşündüğü konusunda açıklama yapmasının ardından geldi.

Güney Kıbrıs, 28 Avrupa Birliği üyesinden biri. Avrupa Birliği ülkeleri geçtiğimiz yıldan bu yana Ukrayna krizinden dolayı Rusya'ya yaptırım uyguluyor. AB'nin yaptırımlara hala devam ettiği bir zamanda, bir AB üyesinin Rusya ile askeri üs anlaşması imzalamasının nasıl bir tepkiye neden olacağı ise henüz bilinmiyor.

Anastasiadis yaptırımlar konusunda yaptığı açıklamada, "Biz Rusya ve Avrupa Birliği'nin ilişkilerinin daha fazla bozulmasından kaçınmak istiyoruz." ifadelerini kullanıyor. Bu yüzden Güney Kıbrıs'la Rusya arasında imzalanacak bir askeri anlaşmanın AB'ya açılan bir 'kırmızı bayrak' olacağı ifade ediliyor. Rusya'nın Güney Kıbrıs'ta askeri üs kurması beklenen muhtemel bölgeler;

NATO'NUN ASKERİ LİMANINA KOMŞU

Global Post'un haberinde ise "Rus donanmasının kullanacağı Limasol limanı, NATO operasyonları için kullanılan ve ayrıca NATO'nun elektronik gözlem sistemleriyle dolu İngiliz hava üssü Akrotiri'ye komşu" olan bir noktada bulunuyor.

Rus Vedomosti gazetesi, Güney Kıbrıs'taki liman ve havaalanından, şu an BM'nin Lübnan misyonuna bağlı Fransız helikopterleri ve Alman gemilerinin de lojistik destek aldığını yazdı. Greek Reporter dergisi, Rusya'nın Kıbrıs'ta askeri üs sahibi olma arzusunu ilettiğini geçen ay yazmıştı.

Rusya'dan son 20 yılda Kıbrıs Rum kesimine 30 milyar dolardan fazla para transfer edildiği bildiriliyor. Çok sayıda önemli Rus şirketinin hukuki merkezi de burada bulunuyor. Son dönemde Rusya'nın kara para aklamayla mücadele önlemleri ve off-shore şirketlerine yönelik kıskacı, Rusların Rum kesimiyle ilişkilerini zayıflatmaya başlamıştı. 2013'te Kıbrıs Rum bankaları batarken, mevduatların üçte birinin Ruslara ait olduğu bildirilmişti.

Rum Dışişlerinden yalanlama

Öte yandan Kıbrıs Rum Kesimi Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis, Rusya’ya askeri üs önerecekleri yönündeki haberleri yalanladı. Kıbrıs Rum Kesimi lideri Nikos Anastasiadis, Rus basınına yaptığı açıklamada Rusya’ya Rum Kesimi'nde deniz ve hava üssü kurmasını teklif edeceklerini söylemişti.

Rum Dışişleri Bakanı Kasulidis ise yaptığı açıklamada adanın güneyinde Rus deniz ve hava üssünün kurulması ile ilgili konunun gündeme gelmediğini ve gelmeyeceğini ifade etti.

Rum liderinin konuyla ilgili açıklamalarının yanlış anlaşıldığını ima eden Kasulidis, “Cumhurbaşkanı Anastasiadis geçenlerde yaptığı açıklamasında askeri işbirliğinin (Moskova ile) uzatılmasını kastetti. Bu işbirliği geçtiğimiz yıllarda Kıbrıs’a satılan askeri malzemenin desteklenmesi ve ayrıca ilgili mevcut sözleşmeler bağlamında yedek parçaların satın alınmasını öngörüyor.” dedi.

Resmi Ria Novosti haber ajansına göre, Anastasiadis’in açıklamaları Avrupa Birliği’nde tepkilere neden oldu. İngiliz diplomat Rick Todd, Rum kesiminin AB’in Rusya’ya yönelik tutumuna ters davranmaması gerektiğini ifade etti.
http://www.denizhaber.com.tr/ruslar-guney-kibrisa-askeri-us-kuracak-iddiasi-haber-60301.htm

9 Şubat 2015 Pazartesi

Havelsan 'Uçuş Görev Planlama Sistemi' Yenilikçi Ürün Ödülünü Aldı

6 Şubat 2015 Havelsan

Türk Elektronik Sanayicileri Derneği (TESİD) tarafından 13üncüsü düzenlenen Yenilikçilik Yaratıcılık Ödülleri yarışmasında HAVELSAN, Komuta Kontrol ve Savaş Sistemleri bölümü tarafından geliştirilen Uçuş Görev Planlama Sistemi (UGPS) adlı özgün ürünü ile "Büyük Firma" dalında "Yenilikçi Ürün" ödülünü kazandı. Işık Üniversitesi'nde gerçekleştirilen törende, ödül HAVELSAN Genel Müdürü ve CEO Sadık YAMAÇ'a takdim edildi. 2012 yılında Gemi Veri Dağıtım Sistemi ile TESİD'in "Yenilikçiliğin Ticarileştirilmesi" ödülünü kazanan Komuta Kontrol ve Savaş Sistemleri bölümü, Uçuş Görev Planlama Sistemi (UGPS) ile TESİD tarafından ikinci kez ödüllendirilmiş bulunmaktadır.
http://parahaberi.com/tr-tr/haberler/108916/basin-bulteni-havelsanin-ucus-gorev-planlama-sistemi-yenilikci-urun-odulunu-aldi

İKİ BİN DERECEYE DAYANIYOR, KURŞUN GEÇİRMİYOR

6 Şubat 2015 Cuma

Volkan-15 / 1 Tatbikatı

TARİH : 06 Şubat 2015 TSK
SAAT : 12:10
NO : BD-03 / 15

1-Volkan-15 / 1 Tatbikatı, Türk Hava Kuvvetlerine bağlı tüm muharip unsurların komuta ve kontrolünü sağlayan Muharip Hava Kuvveti ve Hava Füze Savunma Komutanlığı tarafından tüm Türkiye hava sahasında muharip ve destek unsurlarının katılımıyla 07-13 Şubat 2015 tarihleri arasında icra edilecektir.

2-Tatbikatın maksadı; büyük çaplı bir hava harekâtının komuta ve kontrolünü tek merkezden yönetmek, hava harekâtını geceden gündüze devamlılık arz edecek şekilde Milli ve NATO standartlarına uygun olarak planlamak ve icra etmek, birliklerin harbe hazırlık seviyelerini en üst seviyeye çıkarmaktır.

3-Tatbikatın ilk bölümü bilgisayar destekli ve sanal olarak gerçekleştirilecek olup ikinci bölümü 48 saatlik kesintisiz ve gerçek uçuşlu (500 uçuş sortisinin üzerinde) olarak icra edilecektir. Uçuşlu bölüme, Türk Hava Kuvvetleri bünyesindeki F-16, F-4E 2020 ve RF-4E tipi muharip uçakların yanı sıra, Havadan Yakıt İkmali, Havadan İhbar Kontrol, A400M, C130, C160, CN235 uçakları ile helikopterler ve tüm hava savunma sistemleri iştirak edecektir. Tatbikat süresince gece ve gündüz olmak üzere “Havadan Yere Taarruzlar, Devriye / Himaye Görevleri, Zamana Duyarlı Hedefleme Görevleri, Yakın Hava Desteği ve Arama Kurtarma / Muharebe Arama Kurtarma” görevleri icra edilecektir. 

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
http://www.tsk.tr/3_basin_yayin_faaliyetleri/3_2_basin_duyurulari/2015/bd_03.html

Korea Air Line and Airbus to team for South Korea's KF-X indigenous fighter development program

05 February Source: Yonhap

South Korea's top air carrier Korean Air Line Co. plans to sign a partnership agreement with Europe's Airbus this week to jointly bid for Seoul's indigenous fighter development program, officials said Thursday. Codenamed KF-X, the 8.5 trillion won ($8.3 billion) project calls for South Korea to develop and produce some 120 fighter jets of the F-16 class to replace its aging fleet of F-4s and F-5s.

"The two sides reached a verbal agreement earlier this week to jointly bid for the development project," an informed official said on condition of anonymity.

After signing a memorandum of understanding this week, Korean Air and Airbus Defense and Space are scheduled to place a bid next week, he added.

The country's state arms procurement agency, the Defense Acquisition Program Administration, is scheduled to close the bidding process on Monday. It will choose a preferred bidder next month before a final selection around July.

Industry watchers said the duo is expected to vie fiercely with the team of Korea Aerospace Industries Ltd., South Korea's sole aircraft manufacturer, and Lockheed Martin of the U.S.

KAI has a technical edge over Korean Air based upon its experience developing the T-50 Golden Eagle supersonic trainer and the country's utility helicopter, Surion, while the latter has larger investment capacity, they added.

"Airbus would be able to complement Korean Air in terms of technical issues. The South Korean military decided to use the twin-engine platform over the single-engine one, and Airbus is familiar with the platform after building the multi-role fighter, Eurofighter," another official said.

http://www.airrecognition.com/index.php/archive-world-worldwide-news-air-force-aviation-aerospace-air-military-defence-industry/global-news-2015/february/1493-korea-air-line-and-airbus-to-jointly-bid-for-south-koreas-kf-x-indigenous-fighter-program.html

2 Şubat 2015 Pazartesi

Turkmen Navy Sinks Iranian Fishing Boat

February 01, 2015 Based on reporting by the Tehran Times, Iran Daily, and IRNA

Iranian media has reported that Turkmen naval vessels fired on an Iranian fishing boat killing one of the fishermen and sinking the boat.

The Tehran Times reported on February 1 that the incident happened in December when Turkmenistan's navy "shot a number of fishermen in the Caspian Sea without prior warning."

IRNA reported the surviving Iranian fishermen were taken into custody by Turkmen forces and as yet "there is no exact information about the fate of [the] crew."

IRNA called the attack "a move beyond diplomatic norms and contrary to international law," while the Iran Daily said it was "against international conventions."

Such incidents are rare between Iran and Turkmenistan but the status of the Caspian Sea and its maritime borders are still not settled between the countries surrounding it -- Azerbaijan, Russia, Kazakhstan, Turkmenistan, and Iran.

The Caspian Sea has also become a transit route for narcotics coming from Afghanistan and all the Caspian littoral states have been building their naval and maritime security forces.

http://www.rferl.org/content/turkmenistan-iran-navy-fishing-boat-sink-detain-caspian-sea/26824820.html