Savunma ve Stratejik Analizler

31 Mart 2015 Salı

ICAP15 İLE HAVACILIĞIN KALBİ İSTANBUL'DA ATACAK

27.03.2015 HKK

Hava ve Uzay Gücünün Artan Değeri ICAP15’te Konuşuluyor.

Uluslararası Hava ve Uzay Gücü Konferansı (ICAP15) 1-3 Nisan 2015 tarihlerinde yaklaşık 20 ülkenin Hava Kuvvetleri Komutanının, NATO’nun en üst düzey iki komutanının, 65 ülkeden gelen seçkin temsilcinin, bilim insanının katılımlarıyla Hava Kuvvetleri Komutanı Hava Orgeneral Akın ÖZTÜRK’ün ev sahipliğinde Harp Akademileri Komutanlığı Maslak/İSTANBUL’da düzenlenmektedir.

Hava ve uzay gücünün gelişimine katkı sağlayacak olan ICAP15 kapsamında; son dönemdeki kriz ve çatışmalarda hava ve uzay gücünün kullanımı, modern hava gücü için komuta kontrol (K2) istihbarat, gözetleme ve keşif (İGK), muharip hava ve uzay gücünün sürdürülebilirliği, geleceğin hava ve uzay gücünde insan faktörü konuları ele alınacaktır. Kıtaların buluştuğu şehirde gerçekleştirilecek konferansta yer alacak seçkin konuşmacı ve katılımcılar hava ve uzay gücünü birlikte değerlendirme ve farklı bakış açılarını paylaşma fırsatı elde edeceklerdir.

Hava ve uzay gücü 20'nci yüzyılda olduğu gibi 21'inci yüzyılda da güvenlik, caydırıcılık, barışı koruma ve krizlere müdahale gibi birçok alanda küresel güvenliğin sağlanmasında vazgeçilmez bir unsur olmaya devam etmektedir. Hava ve uzay gücü, küresel ve bölgesel güvenlik organizasyonlarının ihtiyaç duyduğu kabiliyet listesinin en üst sırasında yerini korumaktadır. Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından düzenlenen ICAP15 konferansında ele alınacak konuların, bölgesel ve küresel güvenliğin tesis edilmesine akademik olarak katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.

Söz konusu faaliyetin açılış oturumunu takip etmek ve basın toplantısına katılmak isteyen basın yayın kuruluşları mensuplarının, aşağıdaki formu doldurarak 31 Mart 2015 saat 18.00’e kadar aşağıdaki e-posta adresine veya belgegeçere göndermeleri gerekmektedir. İsimleri bildirilen basın mensuplarının 02 Nisan 2014 Perşembe günü saat 08.45’de Harp Akademileri Komutanlığı’nda (Maslak/İSTANBUL) hazır bulunmaları saygı ile duyurulur.
...
http://www.hvkk.tsk.tr/TR/HaberDetay.aspx?IcerikID=6466&ID=93

ICAP15
http://www.hha.hvkk.tsk.tr/ICAP15/default.html

About Conference

Air and Space Power undoubtedly is a key element in providing global security in recent crises and conflicts in 21st century. Air and Space Power has been remaining on the first tier within the capability list that is required by regional and global powers. In ICAP 2015 conference, organized by Turkish Air Force and Air War College, the topics to be discussed will contribute to providing different approaches on regional and global security issues from the academic perspective.

Advanced ISR (intelligence, surveillance and reconnaissance) capabilities enable warriors to carry out operations more efficiently thanks to Air and Space Power. It has been deeply observed the contributions of manned and unmanned aircraft systems, space systems and network based systems to the operational objectives in recent crises and conflicts. Air and Space Power has become one of the most important national power components with the capabilities of executing an operation anywhere in the globe independently with the limited sensor to shooter time in execution.

Air superiority, ISR capability, agile logistics and effective command and control are considered as distinctive features of Air and Space Power. It inspires defense industry in order not only to maintain its mentioned features, but also to reach new capabilities against emerging threats.

In “International Conference on Air and Space Power”, ICAP 2015, Air and Space Power in recent crises and conflicts, C2 and ISR capability for contemporary Air and Space Power, sustainment of combat Air and Space Power, personnel quality and effectiveness in the future Air and Space Power will be the session topics to be discussed. Speakers and participants will have the opportunity to assess the Air and Space Power and share different perspectives from all over the world. Meeting with our guests in Istanbul is a great honor for Turkish Air Force and Air War College. We believe in that this conference will contribute to the development and future of Air and Space Power in many aspects.
http://www.hha.hvkk.tsk.tr/ICAP15/semhknd_en.html

İran ve Turan mücadelesi

31.03.2015 KEMAL ÖZTÜRK

İslam dünyasını ve tarihin akışını değiştiren savaşlardan biri olan Çaldıran Savaşı’nda, galip olan Yavuz Sultan Selim değil de Şah İsmail olsaydı, bugün hayatlarımız başka türlü olacaktı. 1514’te, yani 501 yıl önce gerçekleşen o savaş, sadece iki ülkenin değil, tüm coğrafyanın inanç, fikir ve demografik yapısını etkiledi.

İran ve Turan’ın mücadelesi

Bölgenin ve İslam dünyasının güçlü, iki kadim ülkesi Çaldıran’dan sonra bir daha savaşmadı ve sınırlarını da değiştirmedi. Ancak, çetin iki rakibin birbirini gözetmesi, kontrol etmesi ve su yüzüne çıkmayan mücadelesi hep var oldu.

Bir Türk diplomat, “İran’la Turan’ın mücadelesi” diye özetlemişti durumu. Türk hariciyesi diplomasi geleneğini eski Türk devletlerinden başlatıp Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet’e kadar sürdürür. İran da, diplomasisini Pers İmparatorluğu’ndan başlatarak, Safevi, Şahlar dönemi ve İran İslam Cumhuriyeti ile tamamlar. Binlerce yıllık geçmişe dayanan iki kadim ve güçlü medeniyetin son temsilcileri olarak, her iki ülke de bölgenin hep etkin güçleri olmuştur.

Türkiye’nin temsil ettiği hat, Çaldıran Savaşı’na kadar bir mezhep tercihinde bulunmadan, İslam şemsiyesi altında tüm akım ve fikirlerin var olmasını destekledi. O kadar ki Osmanlı ordusu içinde (bugünkü anlamda ve inançta olmasa da) Şii geleneğinin, Bektaşiliğin çok yaygın olduğu görülürdü. İran Safevi İmparatorluğu ise son derece steril bir şekilde Sünnilikten uzak, bir Şiilik inancı inşaat etti. Ne zaman ki Şiilik ve türevleri Osmanlı içinde huzursuzluk ve kargaşa çıkarmaya başladı, o zaman Yavuz savaşı kaçınılmaz buldu. İslam dünyasının en büyük yarası ve acısı olarak tarihe geçen Çaldıran Savaşı bu yüzden çıktı ve bugüne kadar hiç unutulmadı.

Şii Diplomasisi

İran’ın Şii politikası hiçbir zaman değişmedi. İran diplomasi geleneği Pers geleneğini sürdürse de, her zaman Şii havzasına yatırım yaptı ve bunu politik bir güç olarak kullandı. Belki de buna Şii Diplomasisi demek gerekir. 1979 İran İslam Devrimi’nden sonra, İmam Humeyni tüm Şii geleneği içinde ciddi çatlamaya neden olacak bir açıklama yaparak, Şiilerin ve Sünnilerin kardeş olduğunu ilan edip, yeni bir dönem başlatmak istedi. Bunun bir takiyye mi, yoksa gerçekten, ikinci bir devrim mi olduğu hep tartışıldı. Ancak Humeyni’nin bu sözünü, kendinden sonra gelen Hamaney takiyye icabı bile olsa sürdürmedi ve Şiilik ihraç etmeyi tercih etti. Zengin Şah’a karşı, mazlumların devrimi olarak görülen ve büyük sempati toplayan İran Devrimi yıllar geçtikçe Safevi dönemine benzer politikalar izlemeye başladı. Dolayısı ile Şii olmayan tüm sempatizanlarını da kaybetti.

İran hiç bu kadar cüretkar olmadı

İran dış siyaseti her zaman güçlü ve etkili olmuştur. Ancak mezhep politikasını çok önde tutmadı ve Sünni dünyasını rahatsız edecek bir mezhebi yayılmacı politika izlemedi. İran son yüz yılda hiç bu kadar cüretkar ve aleni mezhepçilik yapmamıştı. Lübnan Hizbullah’ını bile desteklerken oldukça temkinli ve dikkatli davranırken, Suriye iç savaşından sonra adeta tüm örtülü operasyonlarını ve politikalarını açığa vuracak şekilde davranmaya başladı. Bugün tarihte çok az görülecek şekliyle, Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen’de fiili askeri güç bulunduruyor. Rusya bile Ukrayna’daki askeri varlığını resmi olarak kabul etmezken ve askerlerinin yüzlerini kapatmalarını isterken, İran Suriye ve Irak’ta üst düzey askeri yöneticileri ve silahlı güçlerinin olduğunu kabul etmekten çekinmiyor.

Şii mezhebi her zaman var olmak için gizliliği, tedbiri, takiyyeyi elden bırakmazken, İranlı generaller, 5 başkenti olan bir Şii İmparatorluğuna sahip olduklarını söyleyecek kadar cüretkar bugün.

Yemen domino taşı etkisi yapabilir

Yemen’de, İran destekli Husilerin askeri darbesi sanırım cüretkar hamlelerden en rahatsız edici olanıydı. Zira petrol sevkiyatının en yoğun olduğu Kızıldeniz’in kontrolü demek olan Yemen’in, İran’ın eline geçmesine kimse izin vermez.

İran’ın en büyük hasımı olan Suudi Arabistan, çok ciddi bir hamle yaparak, İran’ın desteklediği Husilere karşı bir hava saldırısı başlattı. Bu saldırıyı 10 Arap ülkesinin desteği ile yaptı. Türkiye, bölgenin ağır topu olarak fiili bir destek vermese de, Cumhurbaşkanı Erdoğan ilk defa açıktan ve sert bir dille İran’ı eleştirdi. Erdoğan’ın rahatsız olduğu şey, yüz yıllardır süren İran-Turan çekişmesinin bir yansımasıydı. İran’ın yayılmacı politikalarına artık son vermesi gerektiğini söyleyerek, geleneksel Osmanlı refleksini belli etti. Dünya’da İran’ı düştüğü zor durumlarda destekleyen tek ülke belki de Türkiye’dir. Sırf İslam ülkesi olduğu için ve bölgesel sorunlara başka ülkeleri karıştırmamak için takip edilen bu politika, Erdoğan’ın açıklamasıyla son bulmuş oldu. İran artık İslam dünyasında yapayalnız. Rusya, Çin ve geçici olarak ABD’den başka da müttefiki bulunmuyor.

Şimdi Yemen’de askeri operasyon başlatan “Arap Sünni devletler koalisyonu” orada duracak mı? Yoksa aynı koalisyon Suriye, Irak ve Lübnan’daki İran yayılmacılığı ve işgaline karşı da bir operasyona girecek mi?

Ne olursa olsun, İslam dünyası çok ciddi bir döneme doğru sert bir dönüş yaptı. Üzülerek bir mezhep savaşının ortasında olduğumuzu kabul edelim. İran bu kadar büyük bir bloka karşı savaşı göze alabilir mi, sanmıyorum. Burada mezhebi bir taassubu olmayan ve her ülkede seveni olan Türkiye’nin tutumu çok hayati bir önem taşıyacak.
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/kemalozturk/iran-ve-turan-mucadelesi-2009840

30 Mart 2015 Pazartesi

PUTİN'E YAYLIM ATEŞİ

30 Mart 2015 Yeni Şafak

Öte yandan Moskova'nın Suriye'de Esed rejimine verdiği destek nedeniyle Suudi Arabistan ile Rusya arasında esen soğuk rüzgarlar Mısır'daki zirveye de damgasını vurdu. Toplantıya bir mektup gönderen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Arap dünyasının yaşadığı problemleri, “askeri müdahalelerle” değil, barışçıl yollarla çözmesi yönündeki tavsiyesi Suudi Arabistan'dan çok sert tepki gördü. “Suriye'de Beşşar Esed'i destekleyerek istikrarsızlığı ateşleyen Putin'in Ortadoğu için destekten bahsetmemesi gerektiğini” söyleyen Suudi Dışişleri Bakanı Suud el-Faysal, “Rejimi silahlandırıp Suriyelilerin başına gelenlerin bir parçası oldukları halde Suriye'deki trajedi hakkında konuşuyorlar” dedi.

http://www.yenisafak.com.tr/dunya/teslim-olana-dek-devam-2110904

South Korea opts for KAI-Lockheed in $7.8 bln fighter deal

30.03.2015 Seoul (AFP)

South Korea on Monday selected Korea Aerospace Industries (KAI) and partner Lockheed Martin for a multi-billion-dollar contract to develop 120 "indigenous" fighter jets to replace Seoul's ageing fleet.

The bid from KAI and the US aerospace giant, which is subject to a screening process before being officially approved, was always seen as the favourite for the 8.6 trillion won ($7.8 billion) deal over a rival bid by civilian carrier Korean Air (KAL) teamed with Airbus.

The Defence Ministry also approved a separate $1.28 billion deal to buy Patriot PAC-3 missiles and upgrade its air defence system aimed at intercepting North Korean ballistic missiles.

The KF-X fighter project is designed to develop and produce 120 fighter jets of a new, indigenous type to replace South Korea's ageing fleet of F-4s and F-5s.

"We have chosen KAI as the preferred bidder based on our review of... cost, development plans and development capabilities of the two bidders," the Defense Acquisition Program Administration (DAPA) said in a statement.

"We are planning to sign the (final) contract during the first half of this year after negotiating with the preferred bidder over technology... and the price," it said.

The South Korean government is to provide 60 percent of the development costs, with the rest to be shared by the winning consortium and Indonesia, whose involvement is the result of a bilateral defence treaty.

The KAI-Lockheed alliance always had the upper hand, as the same partnership developed the T-50 trainer, which is South Korea's first homegrown supersonic aircraft.

Lockheed, which won a contract in 2013 to sell 40 F-35A joint strike fighters to South Korea, has promised to transfer key technologies for the KF-X project to Seoul.

South Korea's military procurement needs, especially where the air force is concerned, have overwhelmingly been met by US suppliers in the past -- a reflection of their close military alliance.

KAL had talked up its bid by highlighting the technical support available from Airbus, which is part of the European consortium that developed the Eurofighter.

Airbus has made a number of bids for the South's military contracts, including a $1.38 billion deal to provide air refuelling tankers.

The defence ministry's request for the KF-X project required a new design, although experts say a heavily modified version of an existing fighter model would also be acceptable.

DAPA officials said South Korea would also buy an unspecified number of "hit-and-kill" PAC-3 missiles from Lockheed Martin by 2020 to improve its anti-ballistic missile capabilities.

US defence contractor Raytheon has been selected to upgrade South Korea's PAC-2 fire control system to launch both PAC-2 and PAC-3 missile, DAPA spokesman Kim Si-Cheol told reporters.

http://news.yahoo.com/south-korea-opts-kai-lockheed-7-8-bln-045307879--finance.html

27 Mart 2015 Cuma

İran’ın işgal haritası bölgesel savaş başlattı

27.03.2015 İBRAHİM KARAGÜL

Aylarca dikkat çekmeye çalıştık. İran’ın örtülü yayılma haritasına, bölgesel savaş senaryolarına, mezhep kimliği üzerinden bütün bölgeyi iki ana cepheye ayırma senaryolarına, otuz yıldır devam eden Arap-Fars savaşlarının seyrine, Suriye ve Irak’ta yaşananların aynısının Yemen’de de başlayacağına, eski Osmanlı haritasındaki yeni güç yapılanmasına, bütün bölgeyi rehin alacak kaos senaryosuna, bu senaryonun nihai cephesinin Türkiye ile İran arasında şekilleneceğine…

Kimsenin dikkatini çekemedik. Türkiye’nin bile...

İçerideki seçim atmosferini anlıyoruz ama polemikler, kişisel tartışmalar Türkiye’nin gözlerini kör etti. Belki de amaçlanan buydu. Gezi isyanı ve 17 Aralık darbe girişimi sadece iktidar, hükümeti devirme meselesi değil, Türkiye’nin bölge genelinde kımıldayamaz hale gelmesine yönelikti. Amaç da buydu, sonuç da böyle oldu. 17 Aralık darbecilerinin istihbarat bilgileri ile Türkiye’yi bütün bölgede felç ettiler. Çünkü ülkemizin bütün mahremiyeti paralel çete tarafından onlara servis edilmişti.

Yeni emperyal güç İran

Ve beklenen oldu. Arap koalisyonu Yemen’e askeri müdahaleye başladı. Arap-Fars savaşının Yemen cephesi açılmış oldu. İran’ın bütün askeri birimleri ile Suriye’de bir savaş yürüttüğünü, Suriye birliklerinin İranlı generaller tarafından yönetildiğini biliyoruz. Bağdat’ın Tahran tarafından yönetildiğini, son günlerde başlatılan IŞİD karşıtı operasyonları İranlı komutanların yönettiğini, Irak’ın Tahran’a hediye edildiğini biliyoruz. Lübnan’ın Hizbullah üzerinden tam bir İran garnizonu haline geldiğini biliyoruz.

Bölgenin yeni emperyal gücü İran’ın son cepheyi Husiler üzerinden Yemen’de açtığını, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Somali ziyareti sırasında Yemen’de iktidarı devirip yönetimi ele aldığını biliyoruz. Üstelik Erdoğan, Yemen’in hemen karşısındaki bir ülkeye, Somali’ye giderken.. O gün, Yemen’deki iktidar değişiminin Türkiye ile çok ilgisi olduğuna dikkat çekip uyarılar yapmıştım.

Hatırlayın; Arap-Fars sınırı İran-Irak sınırıydı. ABD işgali sonrası bu sınır Suriye-Irak sınırına geriledi. Suriye savaşı bu yüzden bir İran savaşıdır. Eğer Suriye, savaş sonrası İran’ın denetimi altına girerse Arap-Fars sınırı Ürdün-Suriye sınırı olacaktır. Yemen’deki İran işgali başarılı olursa Arap dünyası güneyden de çevrilmiş olacaktır. Bu haritayı bir de mezhep üzerinden çizin. Aynı sonucu göreceksiniz.

Çok daha tehlikeli hesaplar var

İran bir an önce ahlaki bir pozisyona çekilmeli. Aşırı yayılmacı, komşularını tehdit edici, pervasız, açgözlü saldırganlığına derhal son vermeli. Yabancı işgallerle mücadele eden bütün coğrafya bugün en az işgaller kadar tehlikeli bir İran saldırganlığı tehdidi altındadır. Yıllardır antiemperyalist görünümüyle bölge toplumlarının saygısını kazanan Tahran yönetiminin bugün bu değer yargısını çirkin bir şekilde istismar ederek, bölgeyi kendine düşman ettiğini görüyoruz.

Son yıllarda aşırı silahlanmanın getirdiği bir şımarıklıkla Arap dünyasını tehdit etmekte, dahası Türkiye’yi güneyden çevreleme, Türkiye’nin Müslüman-Arap dünyası ile arasında bir tampon kuşak oluşturma projesi yürütmektedir. Açık söyleyeyim, bütün bölgeyi ikiye ayırıp sonu gelmez bölgesel savaşlara neden olabilecek mezhep savaşları projesi İran eliyle uygulanmaktadır. Bu müdahalelerin bir sonraki aşaması çok daha tehlikelidir ve asıl bölgesel savaş o zaman çıkacak ve Türkiye de bu savaşın içinde yer almak zorunda kalacaktır.

Tahran Körfez’i ve S. Arabistan’ı vuracak

Suriye ve Yemen’de başarılı olması durumunda İran bir yıl geçmeden Körfez ülkelerini karıştıracak. İsterseniz not edin, Basra Körfezi’ndeki ülkeler İran’ın doğrudan tehdidi hatta saldırısı altında kalacaklar. Dahası var, bunlar olurken İran’ın nihai hedefinin Suudi Arabistan olduğunu da not edin. Yine bir yıl geçmeden S. Arabistan’ın Şii nüfusunun yaşadığı doğu bölgeleri hareketlenecek ve belki de İran bu ülkede doğrudan iç savaş çıkartacak.

Dolayısıyla bugün Yemen üzerinde bir Arap-İran ya da Şii-Sünni savaşı başlamışsa da asıl Basra Körfezi ve S. Arabistan İran tehdidi altındadır. Bugün S. Arabistan ve Arap koalisyonunun Yemen’de başlattığı müdahale bir öz savunmadır. Hiçbir ülke kendisine yönelen böyle bir tehdide karşı kayıtsız kalamaz. Bu mesele İran’ı destekleyenler ve S. Arabistan’ı destekleyenler gibi kör bir tarafgirliğin çok ötesinde bir gerçekliktir. Bütün coğrafya acilen uyanmalı ve bu bölgesel yırtılma, on yıllarca sürecek bölgesel savaş planlarına karşı harekete geçmelidir. Eğer İran’ın öncülük ettiği bu işgal haritası başarılı olursa bütün bölge Birinci Dünya Savaşı’ndan çok daha büyük yıkımlar yaşayacaktır.

S. Arabistan’ın büyük hatası

S. Arabistan Mısır konusunda çok büyük bir hata yaptı. Böyle bir stratejik ufuksuzluk affedilir değildir. Mısır’da Müslüman Kardeşlerin devrilmesini finanse etti ve Arap dünyasının bugün yüzleştiği tehdide karşı en yaygın toplumsal direncini kırdı. Bunu yaparak kendini İran karşısında tam bir av durumuna düşürdü. Oysa bölge ülkeleri Müslüman Kardeşler'le barışabilir, Sudan’dan Suriye’ye kadar bu güçten yararlanabilirdi. Bu yönüyle Mısır darbesinin kazananı da İran olmuştur. Geç değil, S. Arabistan bu hatadan dönebilir, elini güçlendirebilir, Mısır’da bir çözüm üretebilir, buna Türkiye de destek olabilir. Ama yaparlar mı, emin değilim. Yapmazlarsa, İran yayılmasını durdurmaları pek de mümkün görünmüyor. Batılı güçlere bu anlamda güvenmeleri, onların garantisine sığınmaları yapacakları tarihi bir hata olabilir.

Suriye’ye müdahale ve Arap-Kürt savaşı

Yapılacak ikinci büyük hamle Suriye meselesini sonuçlandırmaktır. Muhalifleri desteklemek, büyük bir güçle hareket etmelerini sağlamak ve İran’ı bu ülkede durdurmaktır. Bunu yapmazlarsa Yemen üzerinden Kızıldeniz’e ulaşan İran’ın önünde Akdeniz’e kadar başka hiçbir güç kalmayacaktır. Bölge ülkelerinin en büyük düşmanı, jeopolitik ufuksuzluktur.

Bu aşamada IŞİD’e karşı koalisyon İran’ın yayılması için bölgeyi temizlemekten, Tahran’ın önünü açmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Suudi yönetiminin Müslüman Kardeşler'i devre dışı bırakmasının günahıdır IŞİD. Bölgede yerli ve meşru muhalefeti desteklemek varken başka güçlerin onların bıraktığı boşluğu IŞİD’le doldurduğunu görmeyecek kadar basiretsizlik söz konusudur. Bir hatırlatma daha yapayım: IŞİD’in normalde Kürtlerle savaşma gibi bir pozisyonu yoktu. Doğrudan İran ve İran nüfuzu altındaki güçlere karşı konumlanmıştı. Birileri bir anda IŞİD’in yönünü Kürtlere çevirdi ve örgüt üzerinden bir Arap-Kürt savaşı tezgahladı. Başarılı olan bu stratejik zekanın arkasında da İran olduğunu düşünüyorum. Ayrıca, Kobani olayları sırasında terörü Türkiye içlerine kadar servis edenin de İran istihbaratı olduğunu düşünüyorum.

Tek panzehir Türkiye

Bu yazıyı İran karşıtlığı veya S. Arabistan’a destek için yazmadım. Türkiye’de kör bir tarafgirlik var ve bu herkesin basiretini bağlıyor. Mezhep kimliği üzerinden yürütülen savaşın Türkiye’deki pazarlaması da bu tarafgirlik üzerinden yapılıyor. Herkesin gözünü açması, bir adım sonrasını, bir yıl sonrasını öngörebiliyor olması lazım.

Türkiye bu konuda sağlam bir pozisyon aldı. Dışişleri’nin “müdahaleyi destekliyoruz” açıklaması bunu net olarak ortaya koydu. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “İran ve terörist gruplar çekilsin” ifadesi de aslında tehlikenin tam olarak algılandığının işareti. İran’ın S. Arabistan ve Körfez ülkelerine yönelik tehdidinin bir benzeri bir süre sonra Türkiye’ye de yönelecektir. Zaten bugün Suriye üzerinden Türkiye’yi hedef almıştır.

1991 Körfez Savaşı’ndan bu yana ilk kez bir savaş bu kadar bölgeselleşti. On ülke doğrudan Yemen’e müdahale etti. Bunun kara saldırısı da olacaktır. İran’ın buna misillemesi nasıl olacak, bekleyelim. Ama Yemen’deki müdahalenin bir benzeri Suriye’de de kendini hissettirebilir. Konuyla ilgili haftalardır çok şey yazdım. Burada linklerini veriyorum. Amacım savaş bütün bölgeyi sarmadan gereken uyarıları yapmak. Çünkü çok ciddi bir tehdit bölgeyi rehin almak üzere.Bunun da tek panzehiri Türkiye’dir. Başka bir umut kalmamıştır.
http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/ibrahimkaragul/iranin-isgal-haritasi-bolgesel-savas-baslatti-2009759

26 Mart 2015 Perşembe

Büyük savaş’ ufukta belirdi!

26 Mart 2015 Perşembe Ardan ZENTÜRK

Türkiye’yi izlerken “garip” bir duygu içindeyim... Bir yanım, “normaldir” diyor, “seçim sürecine girmiş her ülke kendi içine bu ölçüde kapanır...” Diğer yanım, “iyi de ufukta Büyük Ortadoğu Savaşı göründü, her şey an meselesi, memleketin gelen fırtınadan haberdar olması gerekiyor” diye müdahale ediyor...

İşimiz zor... Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Suudi el Faysal’ın açıklaması, açık savaş uyarısı: Yemen’de işler kontrolden çıkarsa, gereken müdahaleyi yaparız! Devam ediyor, “İran’ın Yemen’e el koymasına izin vermeyiz...” Bu, 1- Yemen iç savaşının kaçınılmaz, 2- Bu süreçte Suudi liderliğindeki Körfez ülkeleri müdahalesinin durdurulamaz olduğunu gösteriyor...

Diğer yanda, Beyaz Saray sözcüsü Denis McDonough’un doğrudan İsrail’i hedef alan sözleri: İsrail artık bir başka ulusa ait toprakları 50 yıldır yaptığı gibi askeri olarak denetleyemez. Filistin topraklarındaki işgal sona ermelidir. Netanyahu, seçim kampanyasında İsrail vatandaşı Araplar için söylediklerinin yanlış anlaşıldığını söyledi ama, diğer yanda İsrail Silahlı Kuvvetleri’nin Batı Şeria’da büyük bir ayaklanmayı bastırma planları üzerinde çalıştığı da ortaya çıktı!..

Belli ki, Irak-Suriye-Lübnan hattında süren savaşa, yakın gelecekte Yemen ve Filistin savaşları da eklenecek. Bu arada, tabii ki, Musul’un DAEŞ’ten kurtarılması operasyonu adım adım yaklaşıyor. Bugüne kadar, Türkiye’nin, sınır ötesindeki gelişmelere askeri müdahalesine karşı çıktım ama, Musul, farklı... Türkiye o harekatta şu veya bu şekilde yer almadığı taktirde, savaş sonrasında kurulacak diplomasi masasında yer alamaz... Bu denklem, hükümetin önüne, seçim kampanyasının zirve günlerinde gelecek ve ülke olarak bir karar vermek zorunda kalacağız...

İran’ın, Şii’liği bir Acem milliyetçiliğine dönüştürüp Suriye-Irak coğrafyasını kan gölüne çevirmesinden sonra, belli ki, ne Suudi Arabistan Yemen’de, ne de Türkiye Musul başta o coğrafyada hareketsiz kalma şansını geride bırakmış durumda...

Artık generaller konuşacak...

Ortadoğu, diplomatların sustuğu, generallerin konuşacağı korkunç bir sona doğru ilerliyor... Bu işin sonunda, Türkiye dahil, bölgedeki tüm iddialı devletlerin bir Kasım Süleymani’sinin kendini göstereceğinden emin olabilirsiniz...

Bölgenin iki devleti bu gelişmeyi zorladı... Netanyahu’nun “Ben iktidar olduğumda bağımsız Filistin Devleti bir hayaldir” sözü, açık meydan okumadır. Her sözün bir bedeli vardır ve bu bedel, yakında Batı Şeria ve Gazze’de İsrail’e iletilecektir...

Netanyahu’nun Amerikan Kongresi’ndeki konuşmasında söylediği “İran 4 Arap devletini (Irak, Suriye, Lübnan, Yemen) yuttu” sözlerini yanıtlayan İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ali Yunusi’nin “Bağdat büyüyen imparatorluğumuzun başkentidir, İran, bir kez daha nüfusu Irak ve ötesine ulaşan bir imparatorluktur” sözleri bir başka meydan okumadır, bedeli vardır.

Bedel, kuşkusuz, Yunusi’nin açıklamalarında satır arasına sızdırdığı, “Ortadoğu’yu yeni Osmanlılar’dan koruyacağız” sözünde saklıdır.

Yeni Osmanlı değiliz ama...

“Yeni Osmanlıcı” değiliz ama, Ortadoğu’nun İran ve İsrail’in şiddet politikalarına terk edilecek bir coğrafya olmadığını da bilmek zorundayız... Bölgeye dönük yakın ilgiyi, “Yeni Osmanlıcık” ve“Sünnici dış politika” olarak değerlendirenlerin, İran’ın Ortadoğu’nun bütün cephelerinde general ve Devrim Muhafızları/Şii milisleriyle yer almasını -nedense- görmezlikten gelmesi dikkat çekici...

Evet, bir seçim dönemindeyiz ve demokrasimizi sakin sulara, emin limanlara rotalandırmaya çalışıyoruz ama, içinde yaşadığımız bölgede -ne yazık ki- demokrasi dışı güçler sürekli savaş arayışında... Alarmda olmak durumundayız...

Günlük siyasetin sıcak tartışmaları hepimize cazip gelebilir... Bu durum, siyasal/sosyal körleşme yaratmamalı...
http://haber.star.com.tr/yazar/buyuk-savas-ufukta-belirdi/haber-1013946

25 Mart 2015 Çarşamba

Yerli jet motorunda ilk adım atıldı

25.3.2015 İBRAHİM ACAR

SOM füzelerinin motorunu üreten Kale Grubu, menzili bin kilometreye çıkaracak. Kale Grubu Teknik Bölüm Başkanı Osman Okyay, "Bunlar yerli uçak için atılan ilk adımlar" dedi

Savaş uçağı F-35'lerden Boeing'e kadar birçok şirkete parça üreten Kale Grubu, Türkiye'nin havadaki babayiğidi olmak için vites yükseltti. Geçen yıl Pratt&Whitney ortaklığıyla 75 milyon dolarlık tesis açan şirket, ilk yerli uçak motoru ailesinin en küçük ferdini üretti. Savunma Sanayi Müsteşarlığı'nın başlattığı proje ile turbo jet seyir füzesi SOM'un motoru için uzun süredir çalışan Kale Ar-Ge, kritik tasarım fazını başarıyla geçti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MÜSİAD'ın geçen yılki fuarında Kale Grubu'nun üzerinde çalıştığı 180-200 kilometrelik SOM füzelerinin menzilinin uzatılması talimatı verdi. Bunun üzerine çalışmalarını hızlandıran şirket, yeni motorda önemli bir aşamayı geçerek, tasarımı tamamladı. İlk motor Nisan 2016'da teslim edilecek. Uçak motorlarını geniş bir aileye benzeten ve bunların en küçük ferdini geliştirdiklerini söyleyen Kale Grubu Teknik Bölüm Başkanı Osman Okyay, "SOM füzelerinin ilk yerli motoru üretildi" dedi.

200 BİN DOLAR ÖDÜYORUZ

Türkiye, SOM füzelerinin motorlarının tanesini 150-200 bin dolar ödeyerek ithal ediyor. Kale'nin teslim edeceği 180-200 kilometre menzilli motorlarla, hem ithalat duracak hem de ihracat yolu açılacak. Ancak asıl önemli gelişme menzilin artırılması olacak. Osman Okyay, "Cumhurbaşkanımız, çalışmaya başladığımız füze motorlarını inceledi ve 'Bunların menzilinin artırılması gerekiyor' dedi. Ben de, 'Biz zaten uzun süredir çalışıyoruz, görev verirseniz yeni motorla ilgili de çalışırız dedim' dedi. Bundan bir sonraki motor projesinde menzilin 600-1000 km olması hedefleniyor" diye konuştu.

ÜÇ ŞİRKETTEN BİRİYİZ

Kale Ar-Ge, SOM füzelerinin motorunu geliştirirken, üç ayrı işe de aynı anda başladı. Okyay, şöyle konuştu: "Biri motorun kendisi, diğeri yakıt pompası, alternatör, elektrik kontrol ünitesi gibi alt sistemleri, sonuncusu da test sistemlerinin geliştirilmesi ve iyileştirilmesi." Motorun test işlemlerini dünyada yapabilen 2-3 şirket olduğunu, belirten Okyay, "5 bin metredeki hava şartlarını laboratuvarda sağlıyorsunuz. Bu, motoru yapmak kadar zor bir iş" dedi. Kale Grubu, aynı zamanda seri üretimin altyapısını da devam ettiriyor. Nisan 2016'da motor teslim edilirken, ardından seri üretime geçilecek. Okyay, üretimin Kale Kalıp ve Kale Havacılık'ta yapılacağını vurguladı.

UÇAĞIN MOTORU 3 YILA BİTER

Osman Okyay, asıl hedeflerinin yerli uçak motoru olduğunu belirterek, bunun için de çalışmaların başladığını vurguladı. Savunma Sanayi Müsteşarlığı'nın liderliğini çok önemsediğini belirten Okyay, "Yerli uçak motoruna kilitlendik. Bunun için TEİ, TÜBİTAK, Kale Ar-Ge ve iki dökümcü şirketle, 'Tek (single) kristal nikel alaşımı' denilen motorun sıcak kısımlarında kullanılan zor bir döküm malzemesini geliştireceğiz. En kritik malzeme bu. 3-4 sene sürer. Ama başarırsak önemli bir aşamayı atlatmış olacağız. İnsanlı sistemlerin kullanılacağı motor için hedefimiz 2023" dedi.
http://www.sabah.com.tr/ekonomi/2015/03/25/yerli-jet-motorunda-ilk-adim-atildi

ÇÇ: KALE-3500
"Kale-3500 Turbojet Motoru, 3.2kN sürekli ve 3.5kN [787lbf/357kgf] ‘over thrust’ itki kuvveti üretme kapasitesine ve SOM üzerinde ihtiyaç duyulacak elektrik enerjisinin üretimi için 6kVA kapasiteli bir alternatöre sahip."
Savunma ve Havacılık Sayı 165 sayfa 84

TSK YOUTUBE KANALI YAYINDA




Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı
https://www.youtube.com/channel/UCCj4TmBjCZBziZm3ymaG3RQ

24 Mart 2015 Salı

"Türkiye füze teknolojisini geliştirmeli"

24 Mart 2015 AA

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Konya'da Atış Test Değerlendirme Merkezi'nin açılışında konuştu.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, ''Çevremizdeki istikrarsızlıklar bize açık bir şekilde gösterdi ki Türkiye füze teknolojisi geliştirmek durumundadır, uzay teknolojisini geliştirmek durumundadır. Eğer önümüzdeki yüzyılda da bekamızı teminat altına alacaksak mutlaka füze, uzay teknolojisinde dünyanın en önemli altyapılarından birine sahip olmak durumundayız'' dedi.

Davutoğlu, Milli Savunma Bakanlığı Atış Test ve Değerlendirme Merkezi'nin açılış töreninde yaptığı konuşmada, son 15 gün içinde iki tarihi olayın yıl dönümünün kutlandığını belirterek, ''Bu tarihi olaylar üzerinden aslında bekamızın sembolü olacak iki önemli merkezimizin, savunma sanayi açısından önem taşıyan merkezin açılışını gerçekleştirdik'' dedi

İki önemli tarihi olaydan birisinin 12 Mart 1921 tarihinde TBMM'de kabul edilen İstiklal Marşı olduğunu anımsatan Davutoğlu, ''O öyle bir marş ki bir milletin istiklal aşkını ifade etmenin yanında, büyük çileler çekmiş bir neslin bütün haletiruhiyesini gelecek nesillere aktaran ve milli birlik ve beraberliğimizi, devletimizin bekasını, ülkemizin selametini en iyi şekilde ifade eden duygu yoğunluklu bir edebiyat abidesi'' diye konuştu.

Diğer önemli tarihi olayın ise 18 Mart 1915 Çanakkale Savaşı, büyük deniz zaferi olduğunu belirten Davutoğlu, ''Bu vesileyle geçtiğimiz hafta Çanakkale'deydik. Hep beraber Genelkurmay Başkanımızla, kuvvet komutanlarımızla, silahlı kuvvetimizin değerli temsilcileriyle, yiğit asker Mehmetçiğimizle Çanakkale'de 100. yılda güçlü bir iradeyi bir kez daha dünyaya haykırdık. Nasıl Çanakkale geçilemez ise Türk milletinin istiklal iradesi de geçilemez, ezilemez, Türk milleti boyun eğdirilemez'' ifadelerini kullandı.

Başbakan Davutoğlu, Çanakkale Savaşı'nın 100. yılının bu sene çok daha derin anlamlar içeren bir şekilde kutlandığını, şehitlerin rahmetle anıldığını belirterek, ''Şehitliği o gün gezerken, Türkiye'nin her bir yanından gelen şehitlerimiz yanında Türkiye'nin sınırları dışında kalmış olan Kerkük'ten, Bağdat'tan, Basra'dan, Kudüs'ten, Halep'ten, Şam'dan, Üsküp'ten, Saraybosna'dan ve Kafkaslar'dan akın akın gelip Çanakkale Boğazı'nı değil sadece İstanbul'u, sadece İstanbul'u değil bir milletin geleceğini, sadece bir milletin geleceğini değil kadim kültürlerin ve mazlum milletlerin geleceğini de tayin etmek üzere toprağa düşen bu aziz şehitlerimizi bir kez daha andık'' diye konuştu.

-''Anmalar milli bilinci harekete geçirir''

Anmaların önemli olduğunu, milli bilinci, milli şuuru harekete geçirdiğini vurgulayan Davutoğlu, şunları kaydetti:

''Ama sadece anmalarla yetindiğinizde bir müddet sonra bu anmalar bir hamasete dönüşebilir, içi boşaltılabilir ve sadece hissi bir ortamın yaşanması üzerinden bir şekilde formel törenler haline dönüşebilir. Biz İstiklal Marşı'mızdan, Çanakkale Destanı'mızdan aldığımız o büyük ilhamı bugüne ve geleceğe taşıyoruz. Bunun iki çarpıcı örneği de, birisi yine geçen hafta 16 Mart Pazartesi günü Sayın Cumhurbaşkanımızın katılımlarıyla hep birlikte ASELSAN Radar ve Elektronik Harp Teknolojileri Merkezi'ni açmamızdır. İkincisi de bugün burada Atış, Test ve Değerlendirme Merkezi'nin açılışı. Şimdi bunları bir araya getirdiğimizde aslında sahip olduğumuz savunma perspektifini ve siyasi iradeyi de ortaya koymuş oluyoruz.''

Hem Çanakkale Savaşı'nın ve İstiklal Marşı'nın ruhunu bugüne taşıyacaklarını hem de bu ruhun bugün, bu topraklarda ebedi istiklalin sağlanmasını teminen, savunma sanayini güçlendireceklerinin altını çizen Davutoğlu, ''ASELSAN'daki tören vesilesiyle zikretmiştim, milletlerin kahramanlıkları onların tarih üzerinde, tarih içinde büyük bir hürmetle anılmasını sağlar ama bekalarını sağlayamayabilir. Nitekim Çanakkale Savaşı'nı kazandık ama maalesef Birinci Dünya Savaşı'nı kaybettik. Topraklarımız büyük bir işgal tehdidi altında kaldı'' dedi.

Milletlerin kaderini tayin edecek kahramanlıkların yanında o kahramanlığı taçlandıracak olanın teknolojik alt yapıya sahip olmaları olduğunu belirten Davutoğlu, ''Bu bizim için akıl ile hissin, tarih ile bugünün ve geleceğin irtibatını kuran temel öğedir. Nitekim Kıbrıs Barış Harekatı'nda karşı karşıya kaldığımız zorlukları, büyük bir kahramanlıkla kazandığımız Cumhuriyetimizin en büyük askeri başarısını aynı zamanda büyük bir ders olarak gördük ve o savaş esnasında yaşadığımız tecrübelerle savunma sanayisini geliştirme kararı aldık'' diye konuştu.

-''Bunun en çarpıcı örneği ASELSAN''

Davutoğlu, o zamandan bugüne Türkiye'nin savunma sanayi alt yapısını geliştirme konusunda önemli mesafeler katettiğini ifade ederek, bunun da en çarpıcı örneğinin ASELSAN olduğunu söyledi.

''2002 yılında, hükümetlerimiz kurulana kadar Türkiye savunma sanayi ihtiyacının yüzde 80'nini ithalatla karşılıyordu'' diyen Davutoğlu, en temel alanlarda, en stratejik alanlarda parçaları yurt dışından gelen ve montaja dayalı savunma sanayi unsurlarını geliştirdiğini belirtti.

Davutoğlu, son 12 yıl içinde gerek ekonominin sağladığı geniş imkanlar, gerek siyasi irade ve stratejik vizyon ile Türkiye'nin sadece kahraman bir milletin güçlü silahlı kuvvetlerini barındıran bir ülke değil, aynı zamanda dünyada önemli bir savunma sanayi ülkesi olduğunu ifade ederek, "5 milyar dolarlık üretim, 1.6 milyar dolarlık ihracat, 1 milyar dolarlık ki en önemlisi bu alandır, Ar-Ge yatırımlarıyla savunma sanayimiz artık hem birçok sanayi sektörümüzün sürükleyici unsurudur hem de istikbalimizin teminatı mahiyetindedir. Özellikle vurguladım Ar-Ge çalışmalarını çünkü dünyadaki bütün büyük buluşlar önce savunma sanayinde uygulandı daha sonra diğer sektörlere, alanlara kaydırıldı. Bunda bilgisayar teknolojisi dahil olmak üzere. Dolayısıyla savunma sanayisinin gelişmesi ve bununla bağlantılı olarak altyapının güçlendirilmesi, sadece savunma sanayisi açısından değil, sanayinin genel yapısı ve ekonomimiz açısından da hayati önem taşımaktadır.''

-''Bir Konyalı olarak beni özellikle gururlandırıyor''

ASELSAN Radar ve Harp Teknolojileri Merkezi'nin açılışının bu anlamda önemli olduğunu dile getiren Davutoğlu, şunları kaydetti:

''Ama savunma sanayimizde üretilen yeni silah kapasitemizin, mühümmatımızın, füze, roketlerimizin denenmesi uygulamayla Ar-Ge arasındaki irtibatı sağlayan bir unsurdur. Savunma sanayi altyapınızı destekleyecek entegre bir sistem mutlaka bunun uygulama alanlarını da gerekli kılar. Elhamdülillah belki Çanakkale Savaşı'nda sahip olduğumuz vatan topraklarının bir kısmını terk etmek zorunda kaldık ama bugün coğrafi derinliği bağlamında, bu tür uygulamaları yapabilecek büyüklükte bir toprağa, bir ülkeye sahibiz. Bazı ülkeler, bu tür atışlar, uygulamalar yapamadıkları için, coğrafi derinliği olmadığından başka ülkelere ihtiyaç hissederler. Bu anlamda Türkiye, her türlü uygulamayı kendi içinde gerçekleştirebilecek NATO'nun en önemli atış, test ve değerlendirme merkezlerini kurabilecek coğrafi bütünlüğe de sahip, bir genişliğe, bunu yapabilecek teknolojik kapasiteye de sahip."

"Bu anlamda tesislerimizin Konya'da kuruluyor olması da bir Konyalı olarak beni özellikle gururlandırıyor" ifadesini kullanan Davutoğlu, "Dolayısıyla Ar-Ge alanında yaptığımız yeniliklerin, uygulamada sonuçlarının gözlenmesi bağlamında da bugün açtığımız tesis özel bir önem taşıyor" değerlendirmesinde bulundu.

Davutoğlu, "Her vesileyle gerek Milli Güvenlik Kurulu'nda, gerek Yüksek Askeri Şura'da, gerek Savunma Sanayii İcra Komitesi'nde yaptığımız istişarelerde bir hususa sürekli vurguda bulunuyoruz. Konvansiyonel harp teknolojisi bağlamında Türkiye, dünyanın önemli güçlerinden biridir. Bu anlamda da konvansiyonel tehdide karşı en caydırıcı kapasiteye sahiptir" diye konuştu.

-"Milli kapasitemizin de bu anlamda geliştirilmesi lazım"

Ancak füze ve roket alanında bütün bu konvansiyonel tabloyu tamamlayacak yeni bir teknolojik altyapıya ihtiyaç olduğunu belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:

"NATO bünyesinde sahip olduğumuz kapasitenin ötesinde milli kapasitemizin de bu anlamda geliştirilmesi lazım. Çevremizdeki istikrarsızlıklar bize açık bir şekilde gösterdi ki Türkiye, füze teknolojisini geliştirmek durumundadır, uzay teknolojisini geliştirmek durumundadır. Eğer önümüzdeki yüz yılda da bekamızı teminat altına alacaksak mutlaka füze teknolojisinde, uzay teknolojisinde dünyanın en önemli altyapılarından birine sahip olmak durumundayız. Onun için biraz önce de yolda arkadaşlarımla konuşurken hazırlıklarını tamamlamakta olduğumuz Uzay Ajansı'yla ilgili yasayı da en kısa zamanda Meclis'imize sevk etme konusunda kararlıyız."

Artık teknolojik kapasitenin, orduların sayısal büyüklüğü kadar önemli olduğunu dile getiren Davutoğlu, "Geçen hafta Radar ve Harp Teknolojileri Merkezi'nin açılışında da vurguladığımız gibi bu teknolojiye sahip olmak aslında savaşmadan savaşı kazanmak anlamına gelir. Çünkü caydırıcılık karşı tarafa gerekli mesajı verir" ifadesini kullandı.

Davutoğlu, "Bugün burada bu caydırıcılığın biraz önce izlediğimiz örnekleri bağlamında Uygulama Merkezi'nde gözlenecek önemli altyapılarına şahit oluyoruz. Uygulama Merkezi, eminim ziyaret edenleri Uygulama Merkezi'ndeki tatbikatlara, çalışmalara katılacak olan yabancı, dost, asker unsurları ve silahlı kuvvetleri unsurlarını da hayranlıkla izleyecekleri bir altyapı niteliği taşıyacaktır" diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:

"5 kilometre genişliğinde, 40 kilometre uzunluğunda ve bu anlamda karadan karaya atılacak bütün roketleri ve füzeleri de test edebilecek geniş kapsamlı bir çalışmadan bahsediyoruz. Bu vesileyle 3 hususu da vurgulamak istiyorum. Birincisi stratejik vizyonumuz. Coğrafyalar, ülkelerin kaderidir. Coğrafyanızı taşıyamazsınız, tarihinizi değiştiremezsiniz. Çanakkale Savaşı nasıl değiştirilemeyecek tarihi bir vaka ise bu topraklar üzerinde bağımsız olabilmek için kudretli olmak da tarihi bir derstir."
http://www.trthaber.com/haber/gundem/turkiye-fuze-teknolojisini-gelistirmeli-174868.html

ASELSAN Özel Durum Açıklaması

24.03.2015 KAP

Şirketimiz ile Savunma Sanayii Müsteşarlığı arasında, Türk Silahlı Kuvvetleri ihtiyacı Muhabere/Muhabere Dışı Elektronik Harp Sistemleri Tedarik Projeleri kapsamında toplam bedeli 194.903.597,- TL ve 135.740.318,- ABD Doları olan 5 sözleşme imzalanmıştır. Söz konusu sözleşmeler kapsamında ASELSAN tarafından geliştirilip üretilecek olan Elektronik Harp Sistemlerinin teslimatı 2016-2021 yıllarında yapılacaktır.

Bu açıklama müşterimizin 23.03.2015 tarihinde Şirketimize ulaşan iznine istinaden yapılmıştır.
https://www.kap.gov.tr/bildirim-sorgulari/bildirim-detayi.aspx?id=425010

Kara Kuvvetleri Komutanı Bayraktar’ı inceledi!

23/03/15 www.kokpit.aero

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi Akar, Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) tarafından kabul testleri yapılan Bayraktar TB2 İnsansız Hava Araçları’nı görmek üzere İpsala’ya gitti.

Helikopterle İpsala’da bulunan askeri birliğe inen Orgeneral Hulusi Akar’ı karşılayanlar arasında Baykar Makine yetkilileri de vardı. 20 Mart’ta gerçekleştirilen brifingin ardından önce yer kontrol ünitesini gezen Orgeneral Akar, burada menzil ve sistemler hakkında bilgi aldı. Daha sonra TB2 adı verilen hava araçlarını inceleyen Orgeneral Akar’a, 1. Ordu Komutanı eşlik etti.

BİRİNCİ KABUL TAMAM!

Yerli tasarım ve sistemlere sahip olan hava aracı Bayraktar, test uçuşları sırasında havada kalma rekoru kırmıştı. İlk 6 uçağın teslimatının ardından SSM ikinci paket konusunda çalışmalar yapıyor.
http://kokpit.aero/bayraktar-ziyareti

23 Mart 2015 Pazartesi

Brazil and Azerbaijan to co-produce anti-tank weapons

23 March 2015 armyrecognition.com

At the end of February 2015, the Azerbaijani Minister of Defence Industry Yaver Jamalov said in an interview with the Baku TV channel ANS, that Azerbaijan is in talks with Brazilian firm GESPI for the co-production of anti-tank weapons. Those weapons could be the ALAC (Light Anti-Armour Weapon, Arma Leve Anticarro in Portuguese) rocket launcher, a licensed version of the Saab AT-4 single-shot rocket launcher.

"In the near future the representatives of this company will come to the next stage of the negotiations in Azerbaijan, but the results will be known in April, this year. Brazil's Defence Minister invited Azerbaijani side to participate in an international arms exhibition to be held in April, LAAD 2015 Defence & Security exhibition. There should be signed the relevant documents", - said J. Jamalov.

Private Brazilian company GESPI (headquartered in San Jose dos Campos) was established in 1974 and is specialized mainly in the production of aircraft components and parts, as well as repair and maintenance of aircraft engines, but in recent years has been actively expanding its activities in the field military production. In particular, GESPI engaged in the production of ammunition, rockets target, electronic systems, security systems, repair of boats.

http://www.armyrecognition.com/march_2015_global_defense_security_news_uk/brazil_and_azerbaijan_to_co-produce_anti-tank_weapons.html

Ukrayna ve Türkiye ortak uçak üretecek

20 Mart 2015 QHA-Kırım Haber Ajansı

Türkiye-Ukrayna Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyinin (YDSK) dördüncü toplantısı vesilesiyle Ukrayna’ya ziyaret gerçekleştiren Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko, toplantı ve 3 saati aşan baş başa görüşme sonrasında ortak basın toplantısında konuştu.

Türkiye’nin Ukrayna için ana stratejik partnerlerinden biri olduğunu vurgulayan Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko, toplantı katılımcılarının, Rusya’nın Ukrayna’ya gerçekleştirdiği saldırı nedeniyle bölgedeki istikrarsızlık şartlarında Ukrayna ile Türkiye arasındaki işbirliğini ele aldığını ve iki ülke arasında stratejik ilişkileri geliştirmeye yönelik yol haritası çizdiğini belirtti.

ANTONOV İLE ORTAK UÇAK ÜRETİMİ…

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yüksek teknolojilere dayanan büyük ölçekli projelerin hayata geçirilmesi yoluyla Ukrayna – Türkiye ilişkilerinin pratik tarafının güçlendirilmesi üzerine odaklandıklarını kaydeden Poroşenko, “Bu bağlamda Antonov devlet şirketinin yeni teknolojileri esasında Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılayacak bölgesel yolcu uçaklarının tasarımı ve üretimi, uzay ile havacılık projeleri söz konusudur. Aynı zamanda her iki tarafı ilgilendiren hava araçları motorlarının ortak üretimi, askeri-teknik alanda işbirliği çerçevesinde hayata geçirilecek ortak projeler ele alındı” şeklinde konuştu.
http://bagimsizhavacilar.com/ukrayna-ve-turkiye-ortak-ucak-uretecek/

Sedef Tersanesi, Havuzlu Çıkarma Gemisi inşa sözleşmesini bu ay imzalayacak

23.03.2015 Deniz Haber Ajansı

İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Metin Kalkavan’ın sahip olduğu Türkiye'nin en büyük tersanesi Sedef, enerji ve askeri gemi projelerinde hızla büyüyor.

İMEAK Deniz Ticaret Odası (DTO) Başkanı Metin Kalkavan’ın sahip olduğu Türkiye'nin en büyük tersanelerinden Sedef, enerji ve askeri gemi projelerinde hızla büyüyor. Enerji gemisi inşasında 900 MW’a ulaşan Sedef Tersanesi, Karadeniz Holding’e 11'inci projeyi teslim etmek için gün sayıyor. Tersane, Savunma Sanayi için inşa edeceği 700 milyon euroluk ‘Havuzlu Çıkarma Gemisi’ projesi için ilk adımı atmaya hazırlanıyor.
...
'LPD' için imzalar bu ay atılıyor

Şu anda sipariş defterinde kesinleşmiş 6 projeleri olduğuna dikkat çeken Karasu, en önem verdikleri projenin ise Savunma Sanayii Müsteşarlığı için inşa edecekleri Havuzlu Çıkarma Gemisi (LPD) olduğunu söyledi. Bora Karasu, “Yaklaşık 700 milyon euro değerindeki ihaleyi aldık. İmza aşamasındayız. Ciromuzu önemli oranda artıracak bu proje için 1 yıldır görüşmelerimiz sürüyor. Bu ay için neticelendirmiş olacağız.İmza attıktan sonra 4 ay da o imzanın yürürlüğe girme süreci var. Sonra da 1 yıl dizayn sürer. 2016-2017'de başlamış oluruz. Bu projenin 2020 yılında tamamlanması planlanıyor” şeklinde konuştu.

Havuzlu Çıkarma Gemisi, Ege, Karadeniz ve Akdeniz harekat alanlarında ve gerektiğinde Hint Okyanusu ile Atlantik Okyanusu'nda kullanılabilecek. Gemi, idari ve lojistik görev fonksiyonlarına katkı sağlayacak. Havuzlu Çıkarma Gemisi, gerektiğinde Doğal Afet Yardım (DAFYAR) görevleri çerçevesinde de kullanılabilecek. Bünyesindeki tam teşekküllü hastane ve ameliyathane imkanı sayesinde doğal afet yardımı, insani yardım ve mülteci tahliye harekatları kapsamında tıbbi destek için kullanılabilecek. Geminin uzunluğu 230 metre, genişliği 30 metmaksimum hızı 21 knot olacak.
http://www.denizhaber.com.tr/sedef-tersanesi-havuzlu-cikarma-gemisi-insa-sozlesmesini-bu-ay-imzalayacak-haber-60976.htm

22 Mart 2015 Pazar

Savunma sanayi 59 milyar liraya yön veriyor

22 Mart 2015 AA

Savunma ve güvenlik teşkilatlarının ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla faaliyette bulunan Savunma Sanayii Müsteşarlığının yönettiği bütçe 59 milyar liraya ulaştı.

Türkiye, Savunma Sanayii Müsteşarlığı aracılığıyla, savunma sanayini değişen ve gelişen dünya şartlarına göre yenilemeye yönelik çabalarını sürdürüyor.

Müsteşarlığın verilerine göre, sektörün sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıyan savunma ve havacılık ürünleri ihracatı 2013'e oranla yüzde 20 artış göstererek 1,65 milyar dolara ulaştı.

Özellikle 2004 yılından itibaren müsteşarlığın iş yükü sürekli artış gösterdi. 2014'e gelindiğinde yürürlükteki proje sayısı 356'yı buldu, bu projelerin 225'i sözleşmeye bağlandı. Ayrıca geçen yıl 16 projeye ilişkin teklife çağrı dosyası yayımlandı.

Yürütülen proje sayısındaki artışa paralel olarak bu alanda yönetilen bütçe de ciddi miktarda arttı. Savunma Sanayii Müsteşarlığının yönettiği bütçe, sözleşmeye bağlanmış proje bedellerinin toplamı dikkate alındığında 59 milyar liraya ulaştı.

Ar-Ge çalışmaları da savunma sanayini geliştirme çabalarında önemli yer tuttu. Geçen yıl müsteşarlık tarafından 3 adet ve yaklaşık 34 milyon lira bedelli Ar-Ge projesi imzalandı.

Personel ihtiyacı artıyor

Öte yandan, proje sayısındaki artışa karşın personel sayısının sınırlı kalması müsteşarlığı yeni arayışlara yöneltiyor. Bu amaçla geçen yıl 14 uzman yardımcılığı kadrosunda ve 83 sözleşmeli statüde (proje mühendisi, proje asistanı ve yönetici asistanı) personel istihdam edilmek üzere toplam 3 sınav ilanına çıkıldı.

Değişen savunma ve güvenlik konseptine göre personel niteliğindeki çeşitliliğin sağlanması müsteşarlığın geliştirilmesi gereken özellikleri arasında gösteriliyor.

Müsteşarlıkta yürütülen tüm faaliyetlerin sistematiğinin oluşturulması ve proje yönetim süreçlerinin daha etkin yürütülmesine olanak sağlayacak Proje Yönetim Bilgi Sistemi Projesinin hayata geçirilmesinin büyük önem taşıdığı vurgulanıyor.

Yürütülen proje sayısının 356'ya ulaştığı kurumda, yeterli sayıya ve donanıma haiz personel yapısına sahip olmak ve yetenekli iş gücünü elde tutabilmek üzere tedbirler geliştirilmesine ihtiyaç olduğu belirtiliyor.
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/28514471.asp

20 Mart 2015 Cuma

Pakistan will produce Turkish vehicle Nurol

Mar 20, 2015 http://defence-blog.com/

Pakistan will produce Turkey’s ‘Nurol’ infantry fighting vehicles in Pakistan.

Turkey gives ToT (Transfer of Technology) of Nurol vehicles to Pakistan. A HIT (Heavy Industries Taxila) spokesman confirmed Nurol will transfer technology to help HIT manufacture armored vehicles to B7-plus protection levels.

Nurol 4×4 this is maybe EJDER 4X4 Armoured Combat Vehicle. Ejder Yalçın 4X4, satisfies the operational requirements of military units and security forces in rural and urban areas. Ejder Yalçın 4X4 is a dynamic, agile, modular, versatile, easy care and low maintenance combat vehicle having high ballistic protection including mine blast under all environmental conditions and off-road
...
http://defence-blog.com/?p=4283

ASELSAN Genel Müdürünün Açıklamaları

19.03.2015 http://www.dunya.com/
...
Bilgi casusluğu girişimleri

"Bilgi casusluğu yönünde saldırıya maruz kalıyor musunuz" sorusuna Eken, "Oluyor tabii ki ama bunlarla ilgili önlemlerimiz var. Şunu da söyleyeyim, esas bilgilerimizi tuttuğumuz networkümüz tamamen dışarıya kapalı" yanıtını verdi.

Eken, "Bazı milli projeleri NATO ile paylaşıyor musunuz?" sorusuna karşılık, milli olarak üretilen projelerin aynısının dışarıya verilmesinin mümkün olmadığını söyledi.

F-16 uçaklarına entegre edilecek dost-düşman tanıma sistemleri ile ilgili açıklamalarda bulunan Eken, şunları kaydetti:

"Yapılacak çalışmaların boyutlandırılması, ölçeklendirilmesi lazım. Bu çalışmalar yapıldı. Şu anda bunlarla ilgili teklifler hazırlanıyor. Kullanıcı makamların bir takım ilave istekleri de var, o isteklere yönelik yeni Ar-Ge de söz konusu. Daha uzun menzilli füzeler, daha uzun menzil sistemi... Çünkü bazı radarların son kullanılan menzilleri daha uzun. Uzun menzilli IFF konusunda da bir çalışma yapmamız lazım."

Eken, Milli Savunma Bakanlığı ile alım süreci devam eden projenin toplam büyüklüğünün 100 milyon doların üzerinde olduğunu ifade etti. Söz konusu projenin bu yıl bitmesini ümit ettiklerini dile getiren Eken, kesin bir şey söylemenin zor olduğunu belirtti.

4G baz istasyonu ile ilgili Savunma Sanayii Müsteşarlığının desteği ile devam eden projelerinin olduğuna dikkati çeken Eken, bu konuda Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının da kendilerine çok destek verdiğini belirtti.

Eken, 4G baz istasyonu geliştirmekle alakalı belli bir noktaya geldiklerini dile getirerek, "Cihazın donanımını bu sene ortası itibariyle tamamlıyoruz. Son haline getiriyoruz. Dolayısıyla bu sene sonu itibariyle bu cihaz satılabilir durumda olacak" diye konuştu.

Uzun menzilli hava savunma sistemleriyle ilgili projenin değişik boyutlarının değerlendirdiğini bildiren Eken, aday firmalarla görüşüldüğünü, kendilerinin de ekibin parçası olarak yerli teknolojik alt yapıyı en yükseğe çıkaracak uygulamalar üzerinde çalıştıklarını belirtti.

Şirketin ikincil halka arz planlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eken, "İkincil halka arzdan vazgeçtik diyemeyiz. Bunun için şu anda uygun zaman ve şartlar bekleniyor. 'Vazgeçtik' diye bir şey kesinlikle söz konusu değil. Biz bu aşamada yapılabilecek hazırlıkları yapıyoruz. Bununla ilgili birtakım düzenlemelere ihtiyacımız olabilir. Hazırlıklarımızı tamamlayıp uygun şartlar oluştuğunda bunu yapabilecek bir durumda olacağız" diye konuştu.
http://www.dunya.com/toplum/toplumsal-olaylar/aselsan-genel-muduru-intiharlarla-ilgili-konustu-256310h.htm

19 Mart 2015 Perşembe

Chinese FD-2000 Missile sale to Turkey confirmed

2015-03-19 By PENG YINING (China Daily)

System has been chosen for its cost-effectiveness and for technological reasons, say analysts

China confirmed an agreement to sell the HQ-9 air defense missile system to Turkey on Tuesday, during the Langkawi International Maritime and Aerospace exhibition in Malaysia.

A representative of China National Precision Machinery Import & Export Corporation said it was well-known that the Chinese FD-2000 system, a HQ-9 model for export, was chosen for the contract with Turkey in 2013.

The representative said in an interview with China Central Television that the FD-2000 is one of the most important products the corporation brought to the LIMA, Asia's largest defense and security exhibition.

Besides the FD-2000, Chinese military industry businesses also brought the F-22P frigate and LPD dock landing ship to the exhibition.

When Turkey chose the China National Precision Machinery Import & Export Corporation to co-produce a $4 billion long-range air and missile defense system in September 2013, China sold air defense weapons to a NATO member for the first time.

According to a report from CCTV's website, the winning Chinese FD-2000 system beat the US Patriot, the Russian S-400 and the French-Italian Eurosam Samp-T.

Turkish analysts said their choice of a Chinese firm was for technological reasons as well as cost effectiveness. The contract enables Turkey to have its own long-range missile defense system for the first time, according to CCTV.

After Turkey announced the decision to award the contract to China on Sept 26, NATO Secretary-General Anders Fogh Rasmussen said a few days later that he expected Turkey to choose a system that was compatible with those of other allies, according to the Xinhua News Agency.

The United States expressed serious concerns to Turkey, saying the Chinese missile defense system would not work with NATO systems, Xinhua reported.

Foreign Ministry spokeswoman Hua Chunying expressed hope that the parties involved will view the normal military trade between China and Turkey in an objective light and not politicize standard commercial competition.

The Chinese government has all along adopted a prudent and responsible attitude toward military trade cooperation with foreign countries, she said.
http://www.chinadaily.com.cn/china/2015-03/19/content_19850713.htm

17 Mart 2015 Salı

TÜMOSAN'dan 190 milyon euroluk imza

17.03.2015 http://www.dunya.com/

Traktör üreticisi TÜMOSAN, Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) ile Güç Grubu Geliştirilmesi Projesi kapsamında sözleşme imzaladı.

TÜMOSAN ile T.C. Milli Savunma Bakanlığı arasında imzalanan projenin büyüklüğü 190 milyon euro olarak açıklandı. Güç Grubu Geliştirilmesi Projesi'nin 54 ayda tamamlanması bekleniyor.

Konu ile ilgili olarak TÜMOSAN'ın KAP açıklaması şöyle:

''2012 yılından itibaren ihale çalışmalarını sürdürdüğümüz Güç Grubu Geliştirilmesi Projesi ihalesinde, 6 Ağustos 2014 tarihli Savunma Sanayii İcra Komitesinde alınan karar doğrultusunda Savunma Sanayi Müsteşarlığı ile başlanan sözleşme görüşmeleri tamamlanmıştır. Güç Grubu Geliştirilmesi Projesi" için şirketimiz ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı arasında 17 Mart 2015 tarihinde sözleşme imzalanmıştır. Sözleşmenin bedeli 190 Milyon avro'dur. Toplam 54 ay sürmesi planlanan proje kapsamında, ihtiyaç duyulması halinde yurt içi mevcut imkan ve kabiliyetlerden azami derecede faydalanılması ve gerekli alanlarda yurt dışından teknik destek alınması suretiyle, Güç grubunun öncelikli olarak ALTAY Tankında kullanılması planlanmaktadır. Güç Grubunun tüm haklarının Savunma Sanayi Müsteşarlığı'na ait olacak şekilde özgün olarak tasarlanması, geliştirilmesi, prototip üretimi, test ve kalifikasyonu hedeflenmektedir.

Bu proje kapsamında kazanılacak tecrübeler ışığında ileride diğer kara ve deniz platformları için ihtiyaç duyulan güç gruplarının da milli imkanlarla tasarım, geliştirme ve üretimi hedeflenmektedir.

Savunma Sanayi için, ilk yerli güç grubunu geliştirecek firma olarak anlaşmanın tüm yatırımcılarımız ve milletimize hayırlı olmasını diliyoruz. ''
http://www.dunya.com/sirketler/tumosandan-190-milyon-euroluk-imza-256067h.htm

Russian Strategic Strike Bombers Deployed to Crimea for Military Drills

17.03.2015 http://sputniknews.com/

The exercise in Crimea follows a series of combat readiness drills that started in Russia on Monday and are expected to run until March 21.

Russian strategic Tu-22M3 (Backfire) strike bombers have been deployed to the Crimean Peninsula to hold snap combat readiness drills, a source in the Russian Defense Ministry said Tuesday. “During the snap combat readiness drills by the Armed Forces, strategic Tu-22M3s will be deployed to Crimea,” the source said.

Earlier on Tuesday, tactical exercises were initiated in Russia's Western Military District, with the participation of 1,500 servicemen from tank units.

On Monday, Air Force tactical drills began in Siberia, alongside Russia's Northern Fleet drills and communications exercises in the Eastern Military District.

The Russian Defense Ministry announced in December 2014 it planned to hold at least 4,000 military drills across the country in 2015.

http://sputniknews.com/military/20150317/1019595277.html

ASELSAN Radar ve Elektronik Harp Teknoloji Merkezi açıldı

16.3.2015 Aselsan

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz yıl yeniden yapılanan ASELSAN’ın, Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda daha güçlü bir işleyişe kavuştuğuna inandığını ifade etti​.​

Ankara'nın Gölbaşı ilçesinde 157 milyon dolar yatırımla kurulan ASELSAN Radar ve Elektronik Harp Teknoloji Merkezi'nin açılışı yapıldı.

Açılış törenine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, İçişleri Bakanı Sebahattin Öztürk, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Adalet Bakanı Kenan İpek, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Katar Savunma Bakanı Hamad Bin Ali el-Atiyye, yabancı ülkelerin askeri temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve beraberindekiler, kurdele keserek, merkezin açılışını gerçekleştirdi. Törende yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, merkezin ülkemize kazandırılmasında Türk Silahlı Kuvvetleri'ni Güçlendirme Vakfı yöneticileri başta olmak üzere, emeği geçen herkesi tebrik ettiğini belirterek, ASELSAN'ın, ülkemizde ve dünyada kendi alanında her geçen yıl daha yükseğe çıkan başarılarıyla iftihar kaynağı olmaya devam ettiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz yıl yeniden yapılanan ASELSAN'ın, Türkiye'nin 2023 hedefleri doğrultusunda daha güçlü bir işleyişe kavuştuğuna inandığını ifade ederek, "Bu yıl 40'ıncı kuruluş yıldönümüne ulaştığımız ASELSAN'a 41 kere maşallah diyor, bu güzide kuruluşumuzdan daha çok hizmetler beklediğimizi özellikle belirtmek istiyorum." dedi.

"SAVUNMA SANAYİMİZİN İHTİYAÇLARI İÇİN DIŞARIYA VERECEK TEK KURUŞUMUZ YOK"

Konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayiinin kamudaki sorumlularına ve özel sektördeki temsilcilerine de şöyle seslendi: "Mevcut projelerimizi süratle tamamlayalım. İşte 1974 Kıbrıs harekâtında gördük, yanımızda olması gerekenler bir anda bize bütün desteklerini kestiler mi? Kestiler. İyi ki kestiler. Onlar bize orada desteklerini kestiler, susturma tekniklerini kullanmak suretiyle telsizlerimiz çalışamaz hale geldi. Ondan sonra geldik, ASELSAN'ı kurduk. Üretim aşamasına gelmiş olan ürünlerimizi süratle Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterine dahil edelim. Yeni projeleri süratle gündemimize alalım. AR-GE faaliyetlerini, tasarım, prototip üretimi faaliyetlerini olabildiği kadar hızlandıralım. Bizim, savunma sanayimizin ihtiyaçları için dışarıya verecek tek kuruşumuz yok. Çünkü bu millet, kendi refahından, çoluğunun, çocuğunun rızkından artırdığı kaynaklardan bu alanı besliyor, destekliyor. Savunma sanayi bütçemizi bu anlayışla değerlendiriyoruz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yeni Türkiye'nin, savunma sanayinde, sadece kendi kendine yeten değil, tüm dostlarına, tüm kardeşlerine de yardımcı olan, onların da ihtiyaçlarını karşılayan bir Türkiye olacağını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu konuda, Cumhurbaşkanı olarak ben de, Hükümetimiz de sonuna kadar sizin yanınızdayız; bundan şüpheniz olmasın. ASELSAN'ı, bugüne kadar ki başarıları ve yürütmekte olduğu projeleri için kutluyorum. Ama yetmez. Bizim ASELSAN çapında daha pek çok savunma sanayi kuruluşuna ihtiyacımız var. Bu konuda özel sektörümüzün çok daha gayretli olması, adeta bir rekabet alanı oluşturmasının da gereğini savunuyorum. Diğer şirketlerimizden, üniversitelerimizden bu konuda çok daha fazla gayret bekliyorum."

"ASELSAN RADAR VE ELEKTRONİK HARP MERKEZİ'NİN ÜLKEMİZE HAYIRLI OLMASINI DİLİYORUM"

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle tamamladı: "Biz de, bir daha uçak üretmek için kurduğumuz fabrikada masa üretmek zorunda kalma utancını yaşamak istemiyoruz. Bu ülke, benzini olmadığı için yolda kalan arabaya bakıp otomobil fabrikası kurmaktan vazgeçme gafletine, inşallah bir daha kapılmayacak. Bu düşüncelerle, ASELSAN Gölbaşı Yerleşkesi Radar ve Elektronik Harp Merkezi'nin ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu tesisin ülkemize kazandırılmasında emeği geçenleri, bir kez daha tebrik ediyorum. Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyor, Allah yar ve yardımcımız olsun diyorum."

Başbakan Ahmet Davutoğlu da, "ASELSAN'ın 40. yılında, Radar ve Elektronik Harp Teknoloji Merkezi'nin kuruluşu tarihi bir adımdır. Bu adım milletimizde gurur, Türkiye'ye dönük olarak herhangi bir şekilde olumsuz kanaat besleyenlerde bir korku, dost ülkelere de büyük bir güç, destek ve heyecan uyandırmıştır" dedi.

"ASELSAN 40 YIL İÇİNDE BÜYÜK MESAFE ALDI"

Başbakan Davutoğlu, "Teknolojide bağımsız olmadığınız zaman, en zor anlarda başvurduğunuz teknoloji sizi yalnız bıraktığında, o anda insani kapasitenizi zorladığında büyük kahramanlıklar yazabilirsiniz ama teknolojik altyapınızın mutlaka onunla uyumlu olması lazım. ASELSAN böyle bir tecrübeden hareketle kuruldu ve 40 yıl içinde büyük mesafe aldı" diye konuştu.

"BU KAPASİTEYE GELİŞİ TARİHİ BİR DÖNÜM NOKTASIDIR"

Başbakan Davutoğlu, "Bu binada üretilen her şey, yüzde 100 Türk yapımı, Türk mühendislerinin, Türk tasarımcılarının, Türk iş gücünün, emeğinin ortaya koyduğu eserler. 12 yılda kat ettiğimiz mesafe olağanüstü. Bu mesafe bizi rehavete sürüklemeyecek. Bugün ASELSAN Radar ve Elektronik Harp Teknoloji Merkezi'nin bu anlamda kuruluşu, bu kapasiteye gelişi tarihi bir dönüm noktasıdır" dedi.

"ASELSAN'IN BAŞARISI ÖNCÜ OLDU"

Törende konuşan Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, şunları söyledi:

"TSK'nın ihtiyaçlarının yurt içinden karşılama oranı yüzde 55'e çıkmıştır. Kaydedilen bu başarıda, ASELSAN'ın da öncü rolü olduğunu belirtmek isterim. 1975 yılında sadece telsiz üretimiyle başlayan ASELSAN bugün artık TSK ile dost ve müttefik ülkeler için uydu haberleşme sistemleri, aviyonik seyrüsefer sistemleri, termal görüş, hava savunma sistemleri, radar ve elektronik harp sistemleri, taktik saha muharebe sistemi, atak helikopteri ile Altay ana muharebe tankının atış kontrol görev bilgisayarı ile tüm elektronik sistemlerini üretmektedir. ASELSAN, yurt içinde gösterdiği başarılı çalışmalarını yurt dışına da taşımaktadır. Bu kapsamda Kazakistan, Ürdün Birleşik Arap Emirlikleri'nde ortak üretim fabrikaları, Pakistan'da ASELSAN lisanslı telsiz üretim tesisi, Güney Afrika'da bir Ar-Ge şirketi faaliyet göstermektedir. Ayrıca Suudi Arabistan'da ASELSAN lisansıyla telsiz üretimi yapılacak bir tesisin inşaatı devam etmekte olup bu yılın içinde açılışının yapılması planlanmaktadır."

Yılmaz, bugün açılışı yapılan ASELSAN Gölbaşı Yerleşkesi Radar Elektronik Harp Teknoloji Merkezi'nde de yurt dışından temini büyük kısıtlamalara tabi olan radar ve elektronik harp sistemlerinin yapı taşlarından modüllerin üretiminin gerçekleştirileceğini bildirdi. İsmet Yılmaz, bu modüllerde kullanılacak transistörlerin de yine ASELSAN ve Bilkent Üniversitesi ortaklığıyla Ankara'da inşası devam eden fabrikada üretileceğini hatırlattı.

"ASELSAN BİR DÜNYA MARKASI HALİNE GELDİ"

ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hasan Canpolat, Radar ve Elektronik Harp Teknoloji Merkezi Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada, ASELSAN'ın kuruluşundan bugüne Türkiye'de savunma sanayinin omurgasını oluşturup bir dünya markası haline geldiğini söyledi. Canpolat, Türkiye'nin, radar ve elektronik harp alanında dışa bağımlılıktan kurtulan ve bu alanlarda tasarım ve üretim yapabilen çok az sayıda ülke arasına girdiğini belirtti.

Türk savunma sanayinin gündeminde olan bütün projelerin kritik teknolojilerinin geliştirilmesinde görev yapan ASELSAN'ın gelişiminin son 10 yılda hızlandığını ifade eden Canpolat, "ASELSAN son dönemde dünyada en hızlı büyüyen 4. savunma sanayi firması olarak gösterilmektedir" diye konuştu.

ASELSAN'ın büyürken sürekli olarak Ar-Ge'ye, teknolojiye, insan gücüne yatırım yaptığını dile getiren Canpolat, şirketin tek başına savunma sanayi Ar-Ge'sinin yüzde 34'ünü, Türkiye'nin ticari Ar-Ge'sinin yüzde 4'ünü karşıladığını belirtti.

Son 3 yılda yurtiçinde ve dışında 5 tesise yatırım yapıldığını anlatan Canpolat, büyümeyi sürdürülebilir hale getirmek amacıyla gelişmeyi ve sahip olunan yetenekleri ortaklıklar yoluyla sanayileştirerek ülkenin teknolojik verimini artırmayı hedeflediklerini vurguladı.

ASELSAN'ın çalışma alanlarına ilişkin bilgiler veren Canpolat, şirketin çok farklı mecralarda ve maksatlarda görev yapabilen radar ve elektronik harp ürünleri geliştirmeyi başaran bir noktaya geldiğini belirtti.

Açılışı yapılan tesisin yapımına 2012 yılında karar verildiğini anımsatan Canpolat, tesiste, ülke savunmasında kritik öneme sahip teknolojilerin geliştirileceğini dile getirdi.

Canpolat, Türkiye'nin savunma sanayiinde yeni ve yapımı süren tesislerle önemli bir aşama kaydettiğini vurgulayarak, "Türkiye, radar ve elektronik harp alanında dışa bağımlılıktan kurtulan ve bu alanlarda tasarım ve üretim yapabilen çok az sayıda ülke arasına girmiş bulunmaktadır" dedi.

ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hasan Canpolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın adına Gölbaşı Yerleşkesine dikilen 500 fidanı temsil eden bir beratı törende teslim etti.

ASELSAN GÖLBAŞI YERLEŞKESİNİN ÖZELLİKLERİ

Ankara'nın Gölbaşı ilçesinde 157 milyon dolar yatırımla kurulan tesiste; kara, hava, deniz, uzay ve insansız platformlar için radar ve elektronik harp sistemlerine yönelik faaliyetler yürütülecek. Tesis, 75 bin metrekare kapalı olmak üzere toplam 350 bin metrekare alan üzerine kurulu bulunuyor.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanan Radar ve Elektronik Harp Sektör Başkanlığı Ar-Ge Merkezi faaliyetlerini bu yerleşkede sürdürecek.

Yerleşkede 776'sı mühendis, 261'i teknik eleman olmak üzere bin 63 teknik personel ile 200'den fazla destek personeli çalışacak.

ASELSAN Gölbaşı Yerleşkesi'nde, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ihtiyacı olan uzun menzilli hava savunma radarları ile muharip uçak radarları başta olmak üzere askeri ve sivil alanda ihtiyaç duyulan her türlü radar ve elektronik harp sistemleri ile bu sistemlerde kullanılan anten, mikrodalga bileşen modül ve yazılım ürünlerinin tasarım, üretim, test ve lojistik desteği gerçekleştirilecek.

Yeni yerleşkede, radar ve elektronik harp alanında mevcut olan tasarım üretim yeteneklerini geliştirmek üzere yeni radar ve elektronik harp sistem entegrasyon ve test alanları, mikrodalga bileşen/modül tasarım ve üretim tesisleri, özel ölçüm laboratuvarları kuruldu.
http://www.aselsan.com.tr/tr-tr/basin-odasi/haberler/Sayfalar/aselsan_radarmerkezi_acildi_20150316.aspx

16 Mart 2015 Pazartesi

Turkish jets intercept Russian plane over Black Sea

March/15/2015 ANKARA – Anadolu Agency

Turkish fighter jets intercepted a Russian plane which was flying parallel to Turkish air space over the Black Sea on March 15.

Turkish F-16 jets which took off from Bandırma and Merzifon air bases intercepted a Russian IL-20 plane, which later left Black Sea air space near Georgia, the General Staff said in a statement released pm its website.

“A Russian plane flew in international air space in the Black Sea in parallel to Turkish air space on a west-east route almost 12-25 nautical miles from the Turkish coast. Two F-16 jets from the scramble branch took off from Bandırma and intercepted the Russian place northwest of Kırklareli province and then monitored [it]. Two other F-16 scramble branches which took off from Merzifon also participated in monitoring the plane. The Russian plane left the Black Sea near Georgia,” said the statement.
...
http://www.hurriyetdailynews.com/turkish-jets-intercept-russian-plane-over-black-sea.aspx?PageID=238&NID=79706&NewsCatID=351

TÜMOSAN ile SSM arasında sözleşme imzalanması

16.03.2015 www.kap.gov.tr

Özel Durum Açıklaması (Genel)

2012 yılından itibaren ihale çalışmalarını sürdürdüğümüz Güç Grubu Geliştirilmesi Projesi ihalesinde, 6 Ağustos 2014 tarihli Savunma Sanayii İcra Komitesinde alınan karar doğrultusunda Savunma Sanayi Müsteşarlığı ile başlanan sözleşme görüşmeleri tamamlanmıştır. "Güç Grubu Geliştirilmesi Projesi" kapsamında şirketimiz ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı arasında 17 Mart 2015 tarihinde sözleşme imzalanması planlanmıştır.

Savunma sanayi için ilk yerli güç grubunu geliştirecek firma olarak anlaşmanın tüm yatırımcılarımız ve milletimize hayırlı olmasını diliyoruz.
https://www.kap.gov.tr/bildirim-sorgulari/bildirim-detayi.aspx?id=423589

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDEN HABERLER-16.03.2015

16.03.2015  http://www.tsk.tr/

HABER-5
54’üncü Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı (Edirne) tarafından 02-06 Mart 2015 tarihleri arasında, Tabur Görev Kuvveti Tam Birlik Arazi Tatbikatı icra edilmiştir.

HABER-6-
6’ncı Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı (Akçay/Şırnak) tarafından 06 Mart 2015 tarihinde, önceden belirlenmiş bir senaryo dahilinde Terörizmle Mücadele Harekâtında Ateşlerin Koordinasyonu Tatbikatı icra edilmiştir.

Tatbikat kapsamında; muharebe güçlü keşif kollarının temas araması, temasın kuruluştaki silahlar, destek mesafesinde görerek (Tank, ZMA, Kobra TTZA) ve görmeyerek ateş eden silahlar ve yakın hava desteği (taarruz helikopterleri) yardımı ile geliştirilmesi konuları icra edilmiştir.

HABER-7
1’inci Komando Tugay Komutanlığı (Kayseri) tarafından 26 Şubat-06 Mart 2015 tarihleri arasında Mızrak-2 Arazi Tatbikatı gerçekleştirilmiştir.

Tatbikata katılan birlikler; kolluk kuvvetlerinin toplumsal olaylarda desteklenmesi, terörizmle mücadele harekâtı, hudut güvenliği ve komando kol harekâtı ve plan görevlerinde karşılaşacakları muhtemel durumlara yönelik eğitimleri tam birlik arazi tatbikatı bütünlüğü içinde icra etmiştir.

HABER-8
1’inci Jandarma Komando Tugay Komutanlığı (Çakırsöğüt/Şırnak) tarafından 26 Şubat 2015 tarihinde, Hava Hücum Harekâtı Tatbikatı icra edilmiştir.

Tatbikat kapsamında; karargâh çalışması ve harekât emrinin verilmesi, komando bölüğünün operasyon teçhizatlı olarak yüklenmesi/bindirilmesi, taarruz helikopterlerinin yakın hava desteğinde emniyetsiz bölgeye hücum indirmesi ve havabaşı tesisi konuları gerçekleştirilmiştir.

HABER-9
3’üncü Kara Havacılık Alay Komutanlığı (İzmir) tarafından 02-05 Mart 2015 tarihleri arasında, müşterek eğitim faaliyetleri kapsamında, Kara Havacılık Eğitim ve Tatbikat Merkez Komutanlığı (Imsık/Bodrum) 9 adet genel maksat helikopteri ile 50 personelin katılımıyla Su Üstü Uçuş Tatbikatı icra edilmiştir.

HABER-10
3’üncü Zırhlı Tugay Komutanlığı (Çerkezköy/Tekirdağ) tarafından 02-06 Mart 2015 tarihleri arasında, Kovankaya Atış Alanında (Süloğlu/Edirne) 81 ve 106 mm'lik havan atışları icra edilmiştir.

HABER-11
2’nci Kolordu Komutanlığı (Gelibolu/Çanakkale) birlikleri (4’üncü, 8’inci ve 18’inci Mekanize Piyade Tugay Komutanlıkları ile 95’inci Zırhlı Tugay Komutanlığı) tarafından 03 Mart 2015 tarihinde, Kazanağzı/Gelibolu Atış Alanı’nda TOW, Milan ve ERYX silahlarının atışları icra edilmiştir.

http://www.tsk.tr/3_basin_yayin_faaliyetleri/3_4_tskdan_haberler/2015/tsk_haberler_18.html

Sipri Trade Register 2014 Online


http://armstrade.sipri.org/armstrade/page/trade_register.php

Iran unveils Soumar long-range cruise missile

Mar 8, 2015 presstv.ir

Iran has unveiled a new long-range land-to-land cruise missile, named Soumar, which has been designed and manufactured by domestic experts.

The new state-of-the-art high-precision missile was unveiled during a Sunday ceremony in Tehran with senior Iranian officials, including Defense Minister Brigadier General Hossein Dehqan, in attendance.

During the ceremony, Deqhan (pictured below) said Soumar “enjoys different characteristics in terms of range and pinpoint accuracy in comparison with the previous products.”

Such important achievements, which have been made through research and innovation based on the needs of Iranian Armed Forces, are “considered as crucial steps toward increasing the country’s defense and deterrence might,” Dehqan added.

The Iranian defense chief stressed that Tehran aims to promote the range, precision and destructive power of such type of missiles in the upgraded versions, which are to be unveiled in the next Iranian calendar year (starting on March 21).

Dehqan also announced that the long-range ballistic missiles of Qadr and Qiam have been delivered in mass to the Aerospace Division of the Islamic Revolution Guards Corps (IRGC).

During the occasion, Commander of the IRGC Aerospace Division Brigadier General Amirali Hajizadeh hailed Iran’s great defense capabilities, adding that Western sanctions have failed to disrupt the progress of the Islamic Republic’s defense program.

Hajizadeh also warned that Terhan will never put to negotiation the country’s defense capabilities, including the development of its ballistic missiles.

On Saturday, a senior Iranian commander said the country is to unveil a long-range missile defense system, connected to the S-200 missile system.

According to Iran's Khatam al-Anbiya Air Defense Base Brigadier General Farzad Esmaili, the Talaash-3 (Endeavor-3) system is to be unveiled on April 18, when the country marks National Army Day.

In recent years, Iran has made great achievements in its defense sector and reached self-sufficiency in producing essential military equipment and systems.

Iran has repeatedly assured other countries that its military might poses no threat to other states, insisting that the country’s defense doctrine is entirely based on deterrence.
http://www.presstv.ir/Detail/2015/03/08/400826/Iran-unveils-longrange-cruise-missile

13 Mart 2015 Cuma

TURKISH FIGHTER AIRCRAFT (TF-X) PROGRAM ANNOUNCEMENT OF REQUEST FOR INFORMATION (RFI)

13/03/2015 Savunma Sanayi Müsteşarlığı

Milli Muharip Uçak (TF-X) Projesi Bilgi İstek Dökümanı Duyurusu

The Scope of the RFI:

Undersecretariat for Defence Industries (SSM) initiated Turkish Fighter Aircraft (TF-X) Program to perform the indigenous design, development and production activities of the first Turkish Fighter Aircraft to meet Turkish Armed Forces’ next generation fighter requirements and replace the existing F-16 Fighter fleet starting from 2030's
http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/hizli/duyurular/projeDuyurulari/Sayfalar/20150313_TFX.aspx

SAVUNMA SANAYİİ MÜSTEŞARLIĞI Faaliyet Raporu 2014

http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/hizli/duyurular/kurumsalDuyurular/Sayfalar/20150312_FR.aspx


İlk milli torpido karşı tedbir sistemi sergilendi



DAKA Projesi kapanış töreni- ASELSAN Genel Müdürü Eken- "DAKA Projesi, bundan sonraki diğer akustik projeleri için de çok önemli bir kilometre taşı" ASELSAN Genel Müdürü Faik Eken, Denizaltı İçin Akustik Aldatıcı Sistemi (DAKA) Projesi'nin, diğer akustik projeleri için de çok önemli bir kilometre taşı olduğunu söyledi.

ASELSAN tarafından geliştirilen ve tehdit torpidolara karşı denizaltıları koruyan DAKA Projesinin kapanışı dolayısıyla Macunköy Tesisleri'nde tören düzenlendi. ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Canpolat, çok önemli bir başarıya imza attıklarını belirterek, projede emeği geçenlere teşekkür etti. Canpolat, ASELSAN'ın uzaydan denizin altına kadar Türk ordusunun ihtiyacı olan bütün teknolojileri millileştirme amacıyla çalıştığını dile getirdi.

Eken de Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarını dışa bağımlı olmadan karşılamayı kendilerine misyon olarak benimsediklerini ifade etti. ASELSAN'ın su altı akustiği alanındaki çalışmalarına 2006 yılında başladığını belirten Eken, firma olarak DAKA Projesi dışında da su altı akustiği alanında büyük yatırımlar yaptıklarını, bu alanda önemli bir birikim elde ettiklerini kaydetti.

DAKA Projesi'nin ilk milli torpido karşı tedbir sistemi açısından önemine işaret eden Eken, "Bundan sonraki diğer akustik projeleri için de çok önemli bir kilometre taşı" dedi. -

İlk milli torpido karşı tedbir sistemiDAKA Projesi 15 Nisan 2008 tarihinde başlayıp 1 Ekim 2014 tarihinde tamamlandı. Proje kapsamında AY sınıfı denizaltılar için 280, Preveze ve Gür sınıfı denizaltılar için 360 akustik aldatıcı ve karıştırıcı üretildi.

Projede Bilkent ve ODTÜ üniversiteleri ile TÜBİTAK BİLGEM alt yüklenici olarak görev alırken, DAKA ile ilk kez milli torpido karşı tedbir sistemi geliştirildi ve Türkiye bu sistemi üretebilen birkaç ülke arasına girdi. .

http://www.haberler.com/ilk-milli-torpido-karsi-tedbir-sistemi-7062862-haberi/

11 Mart 2015 Çarşamba

Rusya AKKA anlaşmasını askıya aldı

11.03.2015

Rusya, Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması danışma grubu toplantılarına katılımını askıya aldığını açıkladı Rusya soğuk savaş sonrası Avrupa ile imzaladığı silahlı kuvvetler anlaşmasını sona erdirdi.

Rusya dün yaptığı açıklamada bundan sonra Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması (AKKA) grubu toplantılarına katılmayacağını bildirdi.

Rusya'dan yapılan açıklamada, "Rusya Federasyonu 11 Mart 2015'ten itibaren grubun toplantılarına katılımını askıya alma kararı aldı. Bu yüzden, Rusya 2007 yılında ilan ettiği, Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması çerçevesindeki faaliyetlerinin tamamını durdurmuştur." denildi.

Avrupa ülkeleri ile Rusya arasında 1990 yılında imzalanan anlaşmayı bitiran açıklama Rusya Dışişleri Bakanlığı'nın resmi kanallarından yapıldı.

http://www.sabah.com.tr/dunya/2015/03/11/rusya-akka-anlasmasini-askiya-aldi

Boeing, Saab Adapt Air Launched Small Bomb for Ground Launch

VIDSEL, Sweden, March 10, 2015 – Boeing

Boeing [NYSE: BA] and Saab [Stockholm: SAAB] have proven that Boeing’s Small Diameter Bomb I, originally developed for use by aircraft, can be adapted for launch from a ground artillery system.

The companies recently tested the Ground Launched Small Diameter Bomb (GLSDB), integrating the SDB I and M26 rocket motor technologies for the Multiple Launch Rocket System. The testing showed that the bomb can withstand a rocket artillery launch without its performance being compromised. “GLSDB combines two highly successful, combat-proven systems into an effective ground forces offensive capability,” said Beth Kluba, vice president, Boeing Weapons and Missile Systems. “Boeing and Saab bring together deep knowledge of precision weapon systems and can quickly and cost-effectively deliver GLSDB domestically and around the world.”

GLSDB allows the artillery system to reach targets from significantly longer distances, and engage hard-to-reach targets, while maintaining the Small Diameter Bomb’s flight maneuverability and accuracy.

Under a teaming agreement signed last year, Boeing and Saab will offer GLSDB to current and future rocket artillery users. The rocket motor used during testing was provided by Nammo.

“Saab and Boeing have a history of successful cooperation that now extends into yet another technology area – precision weapons systems,” said Görgen Johansson, Head of the Dynamics Business Area within Saab AB. “Together, we now offer a new and game-changing capability for the U.S. as well as the global market.”
...
http://boeing.mediaroom.com/2015-03-10-Boeing-Saab-Adapt-Air-Launched-Small-Bomb-for-Ground-Launch

RF-4E’ler uçuştan çekiliyor

11/03/15 www.kokpit.aero

Türk Hava Kuvvetleri’nde keşif amaçlı kullanılan RF-4E uçakları yarından itibaren uçuştan çekiliyor!

En son gündeme Malatya’da düşen iki uçakla gelen RF-4E uçakları, son uçuşlarını yarın yapacak. Bu uçaklardan 13 adet kalmıştı. RF-4E'ler, yerlerini F-16'lara bırakacak. DB110 olarak adlandırılan dijital pod taşıyacak uçaklar, çektiği görüntüleri uydu üzerinden anlık olarak yerdeki değerlendirme istasyonuna geçebilecek.

Diğer taraftan, F-4E 2020 Terminatör uçakları ise uçuşlarına devam edecek. Bu uçaklar, Hava Kuvvetleri envanterine katılacak F-35'lerin ardından 2020 yılında hizmette çıkartılacak.

Eskişehir’deki Muharip Hava Kuvveti ve Hava Füze Savunma Komutanlığı’nda açıklama yapan Orgeneral Abidin Ünal, “F-16 uçakları ‘harp keşif kodları’ testleri dün itibariyle tamamlandı. Yarın itibariyle RF-4E uçaklarının uçuşları sonlandırılacak.” dedi.

O UÇAKLARDA SON UÇUŞU HAVA KUVVETLERİ KOMUTANI YAPACAK

Yarından itibaren emekli edilecek olan Türk Hava Kuvvetleri envanterinde olan 8 adet RF-4E keşif uçakları için son uçuş yapılacak. RF-4E keşif uçakları ile yarın son uçuşu ise, bizzat Hava Kuvvetleri'nin bir ve iki numaralı komutanları, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk ve Hava Füze Savunma Komutanı Orgeneral Abidin Ünal yapacak.
...
http://kokpit.aero/rf4e-ucustan-cekiliyor

9 Mart 2015 Pazartesi

Winglet tasarımıyla Bayraktar İHA'nın performansı arttı

9/03/15 www.kokpit.aero
...
Winglet tasarımıyla ilgili olarak Kokpit.aero'ya açıklamada bulunan Bayraktar Teknoloji ve Bilişim Genel Müdürü Haluk Bayraktar,"Tez çalışmasında Bayraktar TB2 Taktik İnsansız Hava Aracına bir Winglet geometrisi tasarlanarak ve optimizasyon çalışmaları yapıldı. Amaç Winglet entegresi ile kanat aerodinamik verimliliğini minimum ağırlık eklentisi ile arttırmak olarak belirlendi. Tez çalışmasının sonucunda geliştirilen metodoloji ile kanat performansını yaklaşık %9 oranında arttıran bir Winglet tasarlanmıştır. Yakın zaman içerisinde tasarımın Bayraktar TB2 için uygulanması planlanmakta. Çalışmayla birlikte ülkemizde sık sık dile getirilen üniversite sanayi işbirliği alanında havacılık gibi ileri mühendislik alanında örnek bir uygulama gerçekleştirildi" dedi.
...
http://kokpit.aero/bayraktar-iha-winglet-tasarimi

Yatırım ve yatırımcılar artacak

06/03/2015 haberortak.com

Türkiye`nin son yıllarda önemini milli projeler ile güçlendirmeye çalışan savunma ve havacılık sanayi, bir taraftan bu alandaki ithalatı azaltıyor, bir taraftan da ihracatını hızla artırıyor. Savunma sanayi ihracatçılarını temsil eden Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği`nin (SSI) Yönetim Kurulu Başkanı Latif Aral Aliş ile görüştük

Savunma ve güvenlik sistemleri, yazılım, kara, hava, deniz araçları ve bunların teçhizatı, elektronik harp sistemleri, destek sistemleri ve lojistik hizmetleri, Ar-Ge, mühendislik, imalat hizmetleri gibi pek çok alt faaliyet alanını kapsayan savunma sanayi ülkemiz açısından gelecek vaat eden, sürekli gelişim gösteren önemli ve stratejik bir sektördür. 2000’li yıllar ile birlikte sürekli bir gelişim eğilimini yakalayan ülkemiz savunma sanayi, küresel krize rağmen son yıllarda olumlu bir tablo çizmiş, 2009 yılında savunma sanayi şirketlerinin cirosu 2.319 milyar dolar, savunma sanayinin ihtiyaçlarının yurt içinden karşılanma oranı yüzde 45,2 olarak gerçekleşmiştir. 2010 yılında ise sektör gelişimini sürdürmüş savunma sanayi şirketlerinin cirosu 2.733 milyar dolar, savunma sanayinin ihtiyaçlarının yurt içinden karşılanma oranı yüzde 52,1’e ulaşmıştır. Savunma sanayi, yurt içi ürün geliştirme aşamasına gelmiş ve sistem entegrasyonu konusunda önemli bir alt yapı kazanmıştır. Yüksek katma değeri, Ar-Ge yatırımları ve istihdama katkısıyla ülke ekonomisinde önemli yeri olan savunma sanayi sektörünü uluslararası pazara entegre etmek ve rekabetçi bir yapıya kavuşturmak için en temel adım sektör ihracatını artırmaktır. 2011 yılında kurulmuş olan Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği (SSI) çatısı altında sektörün bu hedefe doğru hızla ilerleyeceği düşünülmektedir. Sektörün 2012 yılı ihracat değeri 1,3 milyar dolar seviyesinde olmakla beraber ihracat potansiyeli çok daha yüksek düzeydedir.

Birliğinizin kuruluşundan bahseder misiniz? Nerede, ne zamandan (kaçıncı dönem) bu yana faaliyet gösteriyorsunuz?

Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği (SSI) 2011 yılında kurulmuştur. Sektörün dinamizmi ve geniş yelpazesi göz önüne alındığında bu alanda faaliyet gösteren firmaların ortak bir vizyon çerçevesinde hareket etmeleri kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu ihtiyaca göre kurulan birliğimiz, artık sektörümüzü bir araya getiren, ortak strateji ve yol haritaları üreten bir kurum haline gelmiştir.

Birliğiniz yalnızca savunma sanayi üreticilerini mi kapsıyor, üyelerinizde ne gibi kıstaslar arıyorsunuz?

Genç bir birliğiz. Buna rağmen kısa süre içerisinde üye sayımız hızla arttı. Şu an 400’e yakın üyemizle faaliyetlerimize devam ediyoruz. Savunma ve havacılık sanayi geniş bir alana yayılmış durumdadır. Yazılım firmalarından, av fişeği üretimi yapan firmalara kadar çok çeşitli ürün ve hizmet üreten bir alandayız. Birliğimize üye olmak isteyen firmaların, www.turksavunmasanayi.gov.tr web adresimizden elde edecekleri üyelik başvuru formunda belirtilmiş olan temel şartları karşılamaları yeterlidir.

Ülkemizde savunma sanayinde hizmet veren firma sayısı nedir? Bu firmaların hepsi de ülkemizde mi üretim gerçekleştiriyor?

Savunma ve havacılık sektöründe Türkiye’de binden fazla firma faaliyet gösteriyor. Yaklaşık 33 bin kişi istihdam ediliyor. Firmalarımız üretimlerinin büyük bir yüzdesini Türkiye’de gerçekleştirmektedir. Ancak savunma sanayi, yapısı itibariyle uluslararası pazarda aktif olarak yer alınması gereken bir sektördür. Ekonomik olarak büyüyen ve istikrara kavuşan firmalarımız artık yurt dışında da yatırımlarda bulunmaya başlamışlardır.

Güncel rakamlar hakkında bilgi alabilir miyiz?

Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği’nin (SSI) ihracat rakamları şöyle: Birlik ihracatı 2008’de 600 milyon dolarken, 2012’de 1 milyar 26 milyon dolara, 2013 yılında ise 1.4 milyar dolara ulaştı. 2014 Ocak-Temmuz aralığında ihracatı en fazla artan sektör savunma sanayi oldu. 2013 yılının ilk yedi ayında 781 milyon dolar olan ihracat, 2014 yılının ilk yedi ayında 962 milyon dolara yükseldi. Geçen yıla göre artış oranı yüzde 22 oldu. Aynı dönemde Türkiye geneli ihracatı ise yüzde 5,7 arttı. Bu rakam, sektörün ihracat artış oranında lider olduğunu gösteriyor. Yıl sonu ihracat rakamı 2 milyar dolar olarak ortaya konuldu. ABD en fazla ihracat yapılan ülke olurken bu ülkeye en çok uçak parçaları, hafif silah ve mühimmat ihraç edildi. AB ülkeleri Bağımsız Devletler Topluluğu Ülkeleri, Hazar Bölgesi, Körfez Ülkeleri ve Güneydoğu Asya ihracat yapılan bölgeler olurken; Uzak Doğu ve Afrika yeni pazarlar olarak belirlendi. Birlik uçak ve helikopter aksamları, uçak motorları, zırhlı kara araçları, gemiler ve sürat botları, füze, roket ve fırlatma platformları, hafif silahlar ve mühimmatlar, telsiz, komuta kontrol sistemleri, simülatörler, sensör ve yazılımlar, mutfak, hastane ve giyim malzemeleri, gibi lojistik destek ürünleri modernizasyon ve modifikasyon hizmetleri, mühendislik ve teknoloji transferi ihraç ediyor. Son olarak Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği’nin 2023 ihracat hedefi ise 25 milyar dolardır.

Savunma sanayi, makina sanayinden ne yönde fayda sağlıyor? İmalathanelerde yerli makinalar tercih ediliyor mu?

Savunma sanayinde daha yaygın olan “OFFSET” uygulaması sayesinde sanayimiz “know-how” transferi gibi, teknik alt yapı iyileştirmeleri gibi ve modern, verimli yönetim modelleri gibi sanayimizin en çok ihtiyaç duyduğu temel bileşenleri kazanmaktadır. Bu kazanımlar sadece savunma sanayinde kalmamakta, alt yüklenici ve üreticilerin kolektif çalışmaları neticesinde imalatçılarımıza geçmektedir. Bu etkileşim sayesinde yatırımcılar hem güncel olarak teknolojiyi takip edebilmekte, hem de başka alanlara burada kazanmış oldukları tecrübe ve bilgileri aktarabilmektedir. Yerli makine kullanım oranı ise her geçen gün artmaktadır.

Üyelerinizin bölgesel olarak dağılımı ne yönde? Türkiye’nin savunma sektöründe üretim konusunda lider şehri neresi?

Türkiye`de faaliyet gösteren büyük savunma sanayi şirketlerinin çoğunluğu Ankara`da yer almaktadır. KOBİ`lerden Ar-Ge merkezlerine, tasarım ofislerinden havacılık ve uzay şirketlerine farklı alanlarda faaliyet gösteren 100’e yakın firmayla, mühendisten teknisyene on binlerce çalışanıyla Ankara, bir anlamda Türk savunma sanayinin kalbidir. Diğer taraftan son dönemlerde firmalarımız üniversitelerle iş birliği yaparak bünyelerinde bulunan teknokentlerde de konuşlanmaktadır. İstanbul, Ankara ve Gebze Ar-Ge çalışmaları açısından öne çıkan bölgeler arasındadır. Özellikle havacılık sektörü açısından Eskişehir oldukça önemli bir şehrimizdir. Bursa ve İzmir de sahip oldukları potansiyelle sektörümüz için önem arz etmektedir.

Savunma sektörü ürünleri ihraç ederken genellikle hangi ülkelerle çalışıyorsunuz?

Bugün Türk savunma ve havacılık sanayi ürünleri ve hizmetleri; Amerika Birleşik Devletleri`nden Avrupa Birliği`ne, Orta Doğu ülkelerinden Asya ülkelerine, Bağımsız Devletler Topluluğu coğrafyasından Uzak Doğu ülkelerine geniş bir coğrafyada güvenliğe hizmet ediyor. Küresel anlamda her pazarı dikkatle takip ediyor, fuar ve tanıtımlarda yapmış olduğumuz organizasyonlarla etkinliğimizi artırıyoruz.

Birliğinizin kuruluşundan bu yana yaptığı başlıca çalışmalar nelerdir?

Pekçok fuarda yer aldık. 16-20 Haziran 2014’te Fransa/Paris’te düzenlenen Eurosatory 2014 Fuarı ve 5-8 Kasım 2014 tarihlerinde Endonezya/Cakarta’da düzenlenen Indo Defence 2014 Fuarı’nda SSI olarak Milli Katılım Organizasyonu ile Tanıtım Grubu olarak info stand ile 7-10 Mart 2014 tarihlerinde Almanya/Nürnberg’de düzenlenen IWA Outdoor Classics 2014 Fuarı’nda Tanıtım Grubu olarak info stand ile yer aldık. Ayrıca, 25-27 Mart 2014 tarihlerinde Katar/Doha’da düzenlenen DIMDEX 2014 Fuarı, 20-25 Mayıs 2014 tarihlerinde Almanya/Berlin’de düzenlenen ILA Berlin Havacılık Fuarı, 14-18 Temmuz 2014 tarihlerinde İngiltere/Londra’da düzenlenen Farnborough 2014 Fuarı, 11-13 Eylül 2014 tarihlerinde Azerbaycan/Bakü’de düzenlenen ADEX 2014 Fuarı, 13-15 Ekim 2014 tarihlerinde ABD/Washington’da düzenlenen AUSA 2014 Fuarı ve 1-4 Aralık 2014 tarihlerinde Pakistan/Karaçi’de düzenlenen IDEAS 2014 Fuarı’na Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile koordineli bir şekilde katılım sağladık. Sanayimizin yurt dışında tanıtımının yapılması amacıyla 2013 yılında Turkish Defence Allience (TDA) Tanıtım Grubumuzu kurduk. Öte yandan Savunma ve Havacılık Tanıtım Grubumuz (Turkish Defence Alliance-TDA) olarak da tanıtım çalışmaları yürüttük. Tabii ulusal ve uluslararası yayın mecralarında da yer alarak tanıtım çalışmalarımızı çeşitlendirdik. Kuruluşumuzun ardından 2012 yılında “Savunma Sanayiinde İhracat Nereye Koşuyor? Nasıl Koşmalı?” başlığında arama konferansı düzenledik. Ertesi sene gerçekleştirdiğimiz “Vizyon Buluşması” konulu arama konferansında sektör temsilcileri, T.C. Ekonomi Bakanlığı, T.C. Milli Savunma Bakanlığı, Savunma Sanayii Müsteşarlığı, askeri ve akademik çevrelerden temsilcileri bir araya getirerek sektörün dünü, bugünü ve geleceğine yönelik fikir paylaşımını sağladık. Bu konferanslarda ortak akılla çıkan fikir ve önerileri sonuç bildirgesinde yayınladık.

Birliğinizin firmalara sağladığı faydalar nelerdir?

İhracatın artması için iki temel unsur vardır: Bunlardan birincisi kaliteli, tercih edilebilir bir ürün sunuyor olmanız. Diğeri ise bu ürünü tanıtıyor olmanız. Firmalarımız sahip olduğu kaliteli ürünlerin tanıtımını Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçılar Birliği olarak çok önemsiyoruz. Mili Katılım Organizasyonu düzenlenen fuarlar dahil olmak üzere sektörümüzü ilgilendiren etkinlik ve organizasyonlara olan katılımları organize ediyor, Tanıtım Grubumuz “Turkish Defence Allience (TDA)” ile kurduğumuz standlarla, organize ettiğimiz heyetler arası görüşmelerle Türk savunma ve havacılık sanayinin etkinliğini artırıyoruz. Firmalarımıza yönelik eğitim faaliyetlerimiz de yoğun bir şekilde devam ediyor.

Savunma sektörde ne yönde sorunlar yaşanıyor?

Sektörün ticaret modeli çoğunlukla G2G diye adlandırılan yani devletten devlete doğrudan yapılan alışveriş modelidir. Bu ticaret şeklinin, devletlerarası dolayısıyla da silahlı ve lojistik birimler arasında yapılan bir model oluşturması sebebiyle çok fazla parametrenin göz önünde bulundurulması gerekiyor. Bu alanda faaliyet gösteren firmalar, teknik ve ekonomik yeterliliklere sahip olmakla beraber, yerel ve uluslararası birçok güvenlik ve yönetim sertifikalarına sahip olmalı, farklı standardizasyonlara uyum gösterebilecek esnekliği ve kabiliyeti haiz olmalı. Ortak girişimler başta olmak üzere sürdürülmesi emek isteyen, ülkelerin karşılıklı menfaatlerini gözeten, farklı coğrafyalardaki yatırımlarını koruyarak yeni alanlara açılan sektör üyelerinin girişimlerinin sonuç vermesi zorlu bir süreci ifade ediyor.

Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın gündemindeki deniz, kara ve hava savunma stratejileri ile ilgili 52 projenin, 2016 yılı için hedeflenen 8 milyar dolarlık ciroya ulaşılması bekleniyor. Siz bu duruma nasıl bakıyorsunuz? Makina sanayi sizce bu durumdan nasıl etkilenecek?

Savunma Sanayii Müsteşarlığı önderliğinde yapılan Hürkuş, Atak, Anka gibi dünya ölçeğinde başarılı çalışmalara imza atan Türk savunma sanayi, bahsi geçen projelerin hayata geçmesiyle yerli üretimi artıracak, üretimin artması beraberinde yatırımları ve yatırımcıları artıracaktır. Bu yüzden makina sanayi sahip olduğu donanımın artırılmasına yönelik bu projeleri büyük dikkat ve önemle takip etmelidir.

2015 hedefleriniz arasında neler var?

İhracatta yakalamış olduğumuz ivmeyi artırarak 2023 hedeflerimize bir adım daha yaklaşmak istiyoruz. Bu sene katılım sağladığımız fuar ve organizasyon sayımızı geçmiş yıllara oranla artırarak yeni pazarlarda Türk savunma sanayini ve Türk firmalarını tanıtacağız. Bu yılın bir başka önemi de IDEF 2015 Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nın düzenleniyor olması. Sektörümüz tarafından Türkiye’de düzenlenen bu büyük fuara uluslararası pek çok firma iştirak edecektir. İki yılda bir düzenlenen ve dünya ölçeğinde ilgiyle takip edilen IDEF’i çok önemsiyoruz. 5-8 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenecek bu büyük organizasyon, Türk savunma ve havacılık sanayinin gelmiş olduğu üstün seviyeyi tanıtmak adına büyük bir fırsat. 2015 yılının yeni fırsatların, yeni pazarların ortaya çıkacağı, sanayicisiyle, yatırımcısıyla ülkemiz adına olumlu gelişmelerin yaşanacağı bir yıl olması temennisini paylaşıyorum.
http://www.haberortak.com/Haber/Makina/06032015/Yatirim-ve-yatirimcilar-artacak.php