Savunma ve Stratejik Analizler

31 Temmuz 2015 Cuma

Havuzlu Çıkarma Gemisinde ASELSAN-HAVELSAN Sistemleri

30.7.2015 Aselsan

ASELSAN - HAVELSAN İş Ortaklığı ile SEDEF Tersanesi arasında, Havuzlu Çıkarma Gemisinde (LPD) bulunacak savaş-elektronik sistemleri konusunda bir sözleşme imzalandı.

Anlaşmaya SEDEF Tersanesi adına Yönetim Kurulu Üyesi Orkun Kalkavan ve Savunma Sanayi Projeleri Direktörü Osman N. Yurtsever, ASELSAN adına Yönetim Kurulu Başkan Vekili Murat Üçüncü ve Genel Müdür Faik Eken, HAVELSAN adına Yönetim Kurulu Başkanı Yüksel Öztekin ile Genel Müdür ve CEO Sadık Yamaç imza attı.

SEDEF Tersanesi, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı için bir adet Havuzlu Çıkarma Gemisi inşa edecek. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, LPD Projesiyle, Ege, Akdeniz ve Karadeniz'de asgari bir tabur büyüklüğündeki bir kuvveti ana üs desteği gerekmeksizin, kendi lojistik desteği ile kriz bölgesine intikal ettirebilecek bir gemiye sahip olacak.

ASELSAN - HAVELSAN iş Ortaklığı ile SEDEF Tersanesi arasında, LPD Gemisinde bulunacak savaş-elektronik sistemlerinin sağlanması ve entegrasyonu konusunda imzalanan sözleşmede; ASELSAN'ın iş payı 127 milyon 252 bin EURO, HAVELSAN'ın iş payı 87 milyon EURO olarak gerçekleşti. Projede ASELSAN tarafından Havuzlu Çıkarma Gemisi, Mekanize Çıkarma Araçları, Araç / Personel Çıkarma Araçları üzerinde yer alacak Muhabere ve Uydu Sistemleri, IFF sistemi, 12.7 mm STAMP ile 25 mm STOP Silah Sistemleri, Akustik ve Sonar Sistemleri, Radar Sistemleri, Elektronik Harp Sistemleri, Kızılötesi Arama ve Takip Sistemi, Lazer ikaz Sistemi, Elektro-Optik Dayrektör ve Seyir Sistemleri için tasarım, geliştirme, üretim, tedarik, platforma entegrasyon, test-tecrübe ve entegre lojistik destek faaliyetleri gerçekleştirilecek.

Projede HAVELSAN, Havuzlu Çıkarma Gemisinin, ana görev fonksiyonları ile çok tehditli ortamda savaşma yeteneğini sağlayan Ağ Destekli Savaş Yönetim Sistemi (ADVENT), Gemi Veri Dağıtım Sistemi, CCTV sistemi, Mesaj İşletim Sistemi, Link-11/16/22 taktik muhabere sistemleri ve gemi üzerinde konuşlanabilecek olan milli Amfibi Görev Kuvveti Harekat Merkezi ile Çıkarma Kuvveti Harekat Merkezine ait Komuta Kontrol ve Bilgi Sistemlerinin (KKBS) tasarım, geliştirme, üretim/tedarik, test-tecrübe ve entegre lojistik faaliyetlerini sağlayacak.
http://www.aselsan.com.tr/tr-tr/basin-odasi/haberler/Sayfalar/aselsan_havelsan_lpd20150730.aspx

28 Temmuz 2015 Salı

Turkey could eventually choose the Chinese-made FD-2000 as new air defense missile system.

28 July 2015 armyrecognition

Turkey is open to an improved bid from its preferred bidder China in a long-range missile defense system tender, Turkish President Tayyip Erdogan said on Tuesday, July 28, 2015, ahead of a visit to Beijing. U.S. and European allies want Turkey to use a system that is compatible with NATO's air defence and because they are worried about inherent security risks from Chinese technology.

In 2013, Turkey chose China Precision Machinery Import and Export Corp as the preferred candidate for the US$3.4 billion deal, stirring U.S. and Western concern about security and the compatibility of the weaponry with NATO systems.

In March 2015, China confirmed an agreement to sell the HQ-9 air defence missile system to Turkey. A representative of China National Precision Machinery Import & Export Corporation said it was well-known that the Chinese FD-2000 system, a HQ-9 model for export, was chosen for the contract with Turkey in 2013.

According to a Turkish defence industry official, Ankara has not yet taken a final decision on its planned long-range missile defence system and contract talks with China are continuing.

The other contenders for the contract were the Patriot made by Raytheon and Lockheed Martin in the US, the SAMP/T made by the French-Italian consortium Eurosam, and Russia's Antey-2500 made by Rosoboronexport.

According to a report from CCTV's website, the winning Chinese FD-2000 system beat the US Patriot, the Russian S-400 and the French-Italian Eurosam Samp-T.

After Turkey announced the decision to award the contract to China, NATO Secretary-General Anders Fogh Rasmussen said a few days later that he expected Turkey to choose a system that was compatible with those of other allies.

In recent years, China and Turkey have enjoyed the steady development of their bilateral trade relations, with China becoming Turkey's second largest source of imports and its third largest trading partner.
http://www.armyrecognition.com/july_2015_global_defense_security_news_uk/turkey_could_eventually_choose_the_chinese-made_fd-2000_as_new_air_defense_missile_system_12807151.html

Aselsan Sözleşme İmzalanması

6.7.2015 Aselsan

Şirketimiz ile Savunma Sanayii Müsteşarlığı arasında İçişleri Bakanlığı ihtiyacı Önleyici Elektronik Harp Sistemi Tedarik Projesi kapsamında toplam bedeli (KDV hariç) 7.875.000,- ABD Doları olan sözleşme imzalanmıştır. Söz konusu sözleşme kapsamında ASELSAN tarafından geliştirilip üretilecek olan Önleyici Harp Sistemlerinin teslimatı 2016 yılında gerçekleştirilecektir.

Bu açıklama Savunma Sanayii Müsteşarlığının 03/07/2015 tarihinde şirketimize ulaşan iznine istinaden yapılmıştır.
http://www.aselsan.com.tr/tr-tr/yatirimci-iliskileri/BistDuyurular/Sayfalar/SozlesmeImzalanmasi20150706.aspx

Aselsan Sözleşme İmzalanması

28.7.2015 Aselsan

Şirketimiz ile Milli Savunma Bakanlığı arasında Türk Silahlı Kuvvetleri ihtiyacı olan Taktik Saha Muhabere Sisteminin (TASMUS) tedariki için toplam bedeli 186.000.000,- ABD Doları olan bir sözleşme imzalanmıştır.

Bu açıklama Milli Savunma Bakanlığından alınan 27/07/2015 tarihli izne istinaden yapılmıştır.
http://www.aselsan.com.tr/tr-tr/yatirimci-iliskileri/BistDuyurular/Sayfalar/SozlesmeImzalanmasi20150728.aspx

25 Temmuz 2015 Cumartesi

Ağır silah ve dövme çelik üretimi modernize edilecek

23 Temmuz 2015 AA

Türkiye'nin ilk ve tek ağır silah ve dövme çelik üretimi yapan Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) Ağır Silah ve Çelik Fabrikası modernize edilecek.

Yerli savunma sanayi ürünlerinin gelişmesi ve üretiminde önemli bir yer tutan MKE, tesis ve ürünlerini geliştirmeye yönelik yatırımlarını sürdürüyor.

Bu kapsamda, Türkiye'nin ilk ve tek ağır silah ve dövme çelik üretimi yapan fabrikası olan MKE Ağır Silah ve Çelik Fabrikası yenilenecek.

Fabrikada halen 105 ve 155 milimetre top ve obüs namluları, 60, 81 ve 120 milimetrelik havanlar, mühimmat çelikleri, çeşitli ebat ve kalitelerde dövme çelik malzemelerin üretimi gerçekleştiriliyor.

Fabrika NATO Kalite Güvence Standardı olan AQAP-2120 Kalite Güvence Belgesi'ne ve ISO 9001 Kalite Güvence Sistemi'ne sahip olarak faaliyet gösteriyor.

Modernizasyon çalışmasıyla fabrika, yılda 40 adet 155 milimetre 55 kalibre silah sistemi, 750 adet 60 milimetre havan, 200 adet 81 milimetre havan, 60 adet 120 milimetre havan üretim kapasitesine ulaşacak.

Söz konusu modernizasyon için 5 milyon 883 bin 17 lira yatırım yapılması öngörülüyor. Bu çerçevede 2 milyon 114 bin 292 dolarlık makine ve teçhizat ithalatı planlanıyor.

Ekonomi Bakanlığınca teşvik kapsamına alınan yatırım için KDV istisnası, gümrük vergisi muafiyeti, yüzde 70 vergi indirimi, yüzde 30 yatırım katkı oranı gibi destekler verilecek.

Öte yandan demir dışı metallerin üretiminde Türkiye'nin ilk fabrikası olan MKE Pirinç Fabrikası da yenilenecek.

Fabrikada bakır, bronz, çeşitli pirinç malzemeler ve yüksüklerle ağır silah mühimmatı için sevk çemberleri ve kovan pulları üretiliyor.

Modernizasyon çalışmasıyla fabrikanın kapasitesi, yıllık 6 bin ton pirinç çubuk üretimine çıkarılacak.
http://www.trthaber.com/haber/turkiye/agir-silah-ve-dovme-celik-uretimi-modernize-edilecek-195421.html

24 Temmuz 2015 Cuma

Ukraine could take part in Turkish Defense Program to jointly develop some types of armament.

23 July 2015 armyrecognition.com

Ukraine could take part in Turkish defense programs on the creation of some types of armament, a source in the defense sector has told Interfax-Ukraine. The source said that among the most discussed initiatives on military cooperation are aircraft engine, armored vehicle and tank production.

"This concern the program of the national Turkish helicopter [which is] being designed on the platform of the European Augusta: Turkey is interested in its own engine. The country also showed interest in cooperation in the program [to produce] a Turkish fighter aircraft, including in the context of joint design and production of the aircraft engine," the source said.

"The sides are discussing the options of organizing production both at facilities in Ukraine and Turkey, depending on expenses planned by Turkey and the terms of the realization of defense programs. At the present stage, it is mainly the technical discussion, and the economic discussion is at the initial stage," the source said.

The source said that the sides are working on plans of technological cooperation in armored vehicle and tank production.

"The interest of Turkish partners includes Ukraine's experience, including in the areas of explosive reactive armor and engine building," the source said.

"The possibility of Ukraine's participation in the program on the creation of Turkish third generation main battle tank Altay is being discussed," the source said.

Urgent issues of Ukrainian-Turkish cooperation, including military cooperation, were discussed during a visit of Turkish President Recep Tayyip Erdogan to Kyiv in March.

According to the Ukrainian government, armored vehicles, tanks, aircraft engines, radar, navigation devices, communications and missile armament are considered as promising areas of Ukrainian-Turkish military cooperation.
http://www.armyrecognition.com/july_2015_global_defense_security_news_uk/ukraine_could_take_part_in_turkish_defense_program_to_jointly_develop_some_types_of_armament_12307154.html

23 Temmuz 2015 Perşembe

Sınırı zeplinler kontrol edecek

23/07/15 hurriyet / kokpit.aero

Uzun süredir Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın gündeminde olan yüksek irtifadan zeplin ile Suriye ve Irak sınırının kontrol edilme projesi, Bakanlar Kurulu'nun dünkü toplantısı ile acil olarak satın alınıp devreye giriyor.

Başbakanlık kaynaklarından edinilen bilgiye göre, IŞİD’e karşı sınır hattında alınacak yeni önlemlerden en çarpıcısı “Zeplin gözü”nün devreye girecek olması. Buna göre sınırın kritik noktalarını havadan gözetleyecek şekilde zeplinler konuşlandırılacak.

Havada sabit kalacak ve insansız hava araçlarının irtifalarından daha yüksekte konumlandıkları için çok daha geniş bir alanı gözetleme imkanına sahip olacak bu zeplinler, aynı sistemi Meksika sınırında yıllardır etkin bir şekilde kullanana ABD’den satın alınacak.

Ayrıca entegre fiziki sınır güvenlik sistemi çerçevesinde sınırın kritik noktalarına duvar örülecek, gelişmiş kamera, termal kamera, harekete duyarlı sensörlerle donatılmış tel örgü ve kara gözetleme radarları yerleştirilecek. Bu sistemler insansız hava araçları ve zeplinlerle entegre bir şekilde çalışacak.

SINIR BÖLGELERİNDE GÜVENLİK ARTIRILIYOR

Sınır bölgesinde bulunan Hatay, Şanlıurfa, Mardin ve Gaziantep illerindeki hudut alay komutanlıklarının sorumluluk bölgelerindeki ihtiyaçlar tespit edildi. Buna göre sınır güvenliği için ağırlıklı olarak modüler duvar inşası, kafes tel örgü, aydınlatma ihtiyaçları öne çıktı. Hudut alay komutanlıkları kendi bölgeleri içinde yer alan ve riskli olan sınır hatlarıyla ilgili ayrıntılı kilometre bilgileri verdi. Bu ihtiyaçların giderilmesi için 116 milyon liralık ek kaynağın sağlanması kararlaştırıldı. Kara, hava ve deniz dahil tüm Türkiye sınırlarının güvenliğini sağlayacak entegre sınır güvenlik sisteminin maliyeti 4 milyar 283 bin lira olarak hesaplandı.

GÜDÜMLÜ BALON SİSTEMİ

Başta ABD, İngiltere ve Almanya gibi gelişmiş ülkeler tarafından sınır güvenliği, operasyonel ihtiyaçlar, komuta kontrol ile keşif ve gözetleme maksatlı kullanılan kurşun geçirmez özellikli “Güdümlü Balon Sistemi- Aerostat” geliştirme çalışmalarını tamamlayan TSK, bu yeteneğini başta sınır hattı olmak üzere operasyonel olarak kullanacak. Sistem, tedarik süreci tamamlandıktan sonra 2015 yılı içinde başta hudut güvenliğinden sorumlu Kara Kuvvetleri Komutanlığı birliklerinde kullanılmaya başlayacak.

YANICI OLMAYAN HELYUM GAZIYLA UÇUYOR

Güdümlü balon sistemi, yanıcı olmayan helyum gazı ile dolu olan bir balondan oluşan bir platform ve bu platform üzerine monteli, uzaktan komuta alabilen gece ve gündüz yaklaşık 4-10 kilometre yükseklikten 7-8 kilometre yarıçapındaki bir alanda, her türlü hareketi teşhis ve tespit edebilen üstün teknolojik yeteneklere sahip olacak.

İHA’LARDAN DAHA UCUZ

Bu sistemler 50-70 kilometre yarıçapında bir alanda ise gece ve gündüz, her türlü hareketi tespit etmesi yanında İnsansız Hava Araçlarından (İHA) daha az maliyet ve risk içeriyor. Ancak zeplin sistemleri İHA’lar gibi hızlı bir bölgeden diğerine kaydırılamıyor.

Kaynaklar, bu sistemlerin haftanın 7 günü günün 24 saati sürekli şekilde aynı bölgeyi gözetlemesi açısından da İHA’lardan daha avantajlı olacağını vurguladı.

GÖRÜNTÜLER ANINDA KOMUTA MERKEZİNDE

Balonlu gözetleme sistemi, havadan tespit, teşhis, tanıma ve takip yapabiliyor. Sistem, takip edilecek hedefi otomatik olarak ya da operatör tarafından seçilebiliyor. İstihbarat toplama amacıyla kullanılacak balonlara termal kamera ve sensörler yerleştirilecek. Balonlardan alınan görüntüler anında komuta merkezine aktarılacak.
http://kokpit.aero/zeplin-sinir-kontrolu

Türkiye ve Pakistan ortak eğitim yapacak

23/07/15 www.kokpit.aero

İki ülkenin uzun yıllara dayanan dostluğu uçuş eğitiminde farklı bir boyuta taşınıyor. Türk Hava Kuvvetleri ve Pakistan Hava Kuvvetleri arasında İzmir Çiğli’de bulunan 2. Ana Jet Üs Komutanlığı bünyesindeki Çok Uluslu Askeri Uçuş Eğitim Merkezi’nde geçtiğimiz ay anlaşma imzalanmıştı.

Anlaşmaya göre, her iki ülke, harp okulundan mezun olan iki pilot adayını değişim programı içinde uçuş eğitimine alacak. İki Türk teğmen Pakistan’da, iki Pakistanlı teğmen de Çiğli’de eğitim alacak. İlerleyen dönemde bu eğitim programının harbe hazırlık ve F-16’ya geçiş aşamasında da yapılması planlanıyor.

Halen iki ülke arasında farklı filolarda pilotlar değişim programında görev yapıyor.
http://kokpit.aero/turkiye-pakistan-ortak-ucus-egitimi

22 Temmuz 2015 Çarşamba

Rusya'dan ABD'ye yanıt: Kırım'a bombardıman uçakları gönderiliyor

22 Temmuz 2015

Rusya'nın, ABD'nin Romanya'ya füze savunma sistemleri yerleştirmesine karşılık Kırım'a Tu-22M3 tipi bombardıman uçaklarını konuşlandıracağı belirtildi.

Interfax haber ajansına konuşan bir Savunma Bakanlığı yetkilisi, Kırım'a 'en yakın zamanda' bir Tu-22M3 filosu yerleştirmeyi planladıklarını belirterek, "Bunun nedenlerinden biri de ABD'nin Romanya'ya füze savunma sistemleri yerleştirmiş olması'' dedi.

'MENZİLİ KARADENİZ'İN ÖTESİNE ULAŞIYOR'

Tu-22M3 tipi bombardıman uçaklarının menzilinin Karadeniz sınırlarının dışına kadar uzanabildiğini ifade eden yetkili, Kırım'a bu uçakların konuşlandırılmasıyla Karadeniz ve çevresinde hava güvenliğinin güçlendirileceğini belirtti.

http://www.haber7.com/asya/haber/1471116-rusyadan-abdye-jet-yanit

Yiğit Bulut'tan müthiş 'yerli misyonerler' örneği

22.07.2015 star.com.tr-Özel

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Yiğit Bulut, TRT Haber TV'de Hasan Kurtulmuş'un sunduğu Derin Analiz programında, Türkiye'nin bugün yaşadığı durumu çevresindeki ülkeler üzerinden ve geçmişte Osmanlı'nın yaşadıklarından ibret verici örneklerle analiz etti.

Bugünü anlamak için geçmişe bakılması gerektiğini, Türkiye'nin nerelerden bugünlere geldiğini, Osmanlı'nın yaşadığı hangi olayların, bugün Türkiye'nin yaşadığı hangi olaylarla paralellik gösterdiğini tek tek örnekleriyle anlatan Bulut, 1889 yıllında Fransız Maliye Bakanlığı Müşaviri Daniel Ducoste'un cümlelerinin bugün içinde bulunduğumuz duruma ışık tuttuğunu ifade etti.

Ducoste o dönemde şunları yazmıştı:

Şimdi Türkler hızla borçlanmaktadır. Ancak 25 yıl sonra Osmanlı toplumunda borçlanmaya karşı muhalif unsurlar ortaya çıkacak. İşte o zaman, gerek alacaklarımız, gerekse bunların faizleri tehlikeye düşecektir. Bu nedenle Osmanlı Devleti'nin maliyesi, ekonomisi ve servetleri üzerindeki çıkarlarımızı koruyabilecek Türk yöneticilere ihtiyacımız olacaktır. Ben bu yerli misyonerlerin bizden ve yapacağımız siyasi baskılardan daha çok yararlı olacağı kanısındayım. Bunlar Türk halkına kendi dilleri, kendi ikna yöntemleriyle yaklaşma olanaklarına sahiptirler. Bu yerli misyonerler alacaklarımızın bir yada birkaç yüzyıl teminat unsurlarından olacaklardır.

Yiğit Bulut konuyla ilgili sözlerini şöyle sürdürdü:

BİR SEÇMEN OLARAK TEK KRİTERİM...

Bence en önemli şey şu: Biz geçmişimizi biliyor muyuz? Geleceğimizi buna göre mi şekillendiriyoruz? Benim için tek bir siyasi referans var. Bir vatandaş olarak söylüyorum. Kim geçmişinin bilincinde? Kim buna göre davranıyor? Benim bir seçmen olarak tek kriterim budur.

Çünkü biz neler yaşadığımızı idrak edemezsek, neler yaşayabileceğimizi de düşünemeyiz veya öngöremeyiz.

İki örnek var. 1- İran, 2- Yunanistan.

YUNANİSTAN'I BİTİRDİLER

Yunanistan bitti. Kurtarma paketi, 89 milyar euro, 90 milyar euro lafları havada uçuşuyor. Ama ortada artık Yunanistan diye bir şey yok.

Halbuki geçmişe dönüp biraz bakarsanız, 1900'lerin başında Yunan ordusu, arkasında Avrupa ülkeleriyle (İngiltere, Fransa, İtalya) Türkiye topraklarında, Osmanlı topraklarında Anadolu işgali hayal ediyordu. "1071'de Anadolu'ya giren Türkleri Yunan ordusu buradan çıkaracak" diye kendi aralarında konuşuyorlardı.

Şimdi bakıyorsunuz, o dönemde askeri olarak kullanılan Yunanistan, bu dönemde finansal olarak kullanılmış, posası çıkarılmış, görünürde AB'ye üye edilmiş, desteklenmiş, ortada 400 milyar dolarlık bir borç kalmış, Yunanistan'ın varlıklarının peşkeş çekilmesi kalmış.

Hatırlarsanız herkes çok olumsuz konuşurken, "Yunanistan default mu olacak, iflas mı edecek Euro Zone'dan ayrılacak mı, AB'den kopacak mı" derken ben "İngilizlerin adamı olan Öklides Çakalatos'un gelmesiyle bu iş bitmiştir, anlaşma sağlanmıştır, hiç kimse en küçük bir sorun beklemesin" demiştim.

Arkasından kurtarma paketi açıklandı ve Yunanistan tam olarak teslim oldu. Bugün geldiğimiz noktada Yunanistan beyaz bayrak salladı, teslim oldu.

İRAN'DA CİDDİ ANLAMDA BİR KIRILMA VAR

Diğer taraftan İran'a bakıyorsunuz, orada da ciddi anlamda bir kırılma var. Anlaşma mı, değil mi, başka bir şey mi... İran'lı lider seçildiği zaman da Amerika ve İngiltere'yle çok yakın olduğunu, dolayısıyla bu kırılmanın yaşanacağını yine bu programda tartışmıştık.

MISIR ZATEN İLHAK EDİLDİ

Mısır zaten ilhak edildi. Zorla ele geçirildi. Orada yüzde 52'yle seçilmiş lider darbeyle düşürüldü ve Mısır ilhak edildi oradaki yerel uzantı Sisi tarafından.

AYAKTA DURAN SADECE TÜRKİYE VAR

Baktığınız zaman bütün bu ülkelerin içinde ayakta duran bir Türkiye var. Türkiye de aynı yollardan geçirilmeye çalışıldı. Gezi olaylarından itibaren başlayan bir süreç var. Bu süreçte Türkiye'ye sürekli darbe vurulmaya çalışıldı. 17-25 Aralık'ta darbe vurulmaya çalışıldı, siyasi olarak manipülasyon yapılmaya çalışıldı ama Türkiye her şeye rağmen ayakta kalmaya ve stabilitesini ve dengesini korumaya devam ediyor.

AB SÜRECİNİ NE KADAR GÜZEL ANLATIYORLARDI

Biraz geri dönmemiz lazım. Nereden geldiğimizi idrak etmemiz lazım. Bugünkü AB sürecini, gümrük birliğini bakıyorum gazeteler anlatıyorlar. Ben diyorum "bu nasıl bir dünya?" Alice Harikalar Diyarında! Ne kadar iyi insanlarmış.

OSMANLI'NIN ÇÖKÜŞÜ "BEYAZ ELDİVENLER"LE HAZIRLANDI

Ama geçmişten bugünlere baktığınızda Osmanlı'nın finansal çöküşünün "beyaz eldiven"le olduğunu görüyorsunuz. Yani Osmanlı'ya 1839'da imzalatılan Baltalimanı Anlaşması, arkasından kapitülasyonlardan daha sert, içerideki ve dışarıdaki yabancı tüccarlara verilen ayrıcalıklarla Osmanlı sanayisinin çöktüğü, tamamen ithalata dayalı, Osmanlı limanlarının İngilizler tarafından kullanıldığı bir süreç ortaya çıkıyor.

Öyle bir süreç ki bu, hatırlarsanız 1999 sonu, 2000'in başlarında nasıl ki AB süreci Türkiye'ye büyük güzellikler adı altında anlatılıyordu, nasıl ki o dönemde Türkiye şöyle olacak, böyle olacak, uçacak, kaçacak gibi bir sürü hikaye beyaz eldivenle Türkiye'ye anlatılmaya çalışılıyordu, aynı olayları 1839'da görüyorsunuz.

OSMANLI'YA SEVE SEVE İMZALATTILAR, ÇİN'E İSE VURA VURA İMZALATTILAR

Ve ilginç olan ne biliyor musunuz? 1839'da Osmanlı'ya seve seve imzalattığı anlaşmayı İngilizler, Çinlilere dövüşe dövüşe imzalattılar. Çin limanları İngiliz kontrolüne geçiyor ve Çinliler limanlardaki ticaret üstünlüğünü kaybediyorlar.

Bütün bunları dikkatli takip etmek lazım. Baltalimanı Anlaşmasını Tanzimat Fermanı, Tanzimat Fermanı'nı Islahat Fermanı, Islahat fermanı'nı büyük borçlanma, büyük borçlanmayı iflas, iflası da Duyûn-u Umumiye takip ediyor.

Yani 1839'da güzel bir paket içinde Osmanlı'ya sunulan ve tam bir gümrük birliği anlaşması olan ama Osmanlı'nın bütün limanlarını, bütün üretim kapasitesini İngilizlerin, İtalyanların ve Belçikalıların eline veren anlaşma, Osmanlı'nın sonunu getiren anlaşmadır.

Baktığınız zaman, o dönemde bunları kim imzaladı dediğiniz zaman, bu anlaşmaların arkasına baktığınız zaman çok net olarak bazı isimleri görüyorsunuz.

İngiliz Dışişleri Bakanı Palmerston, o anlaşmayla ilgili bir açıklama yapıyor. Şöyle söylüyor: Serbest ticaret yoluyla Osmanlı topraklarında servet ve refah artacak, Batı uygarlığına entegre olacaklar. Ve Osmanlı topraklarında her vatandaşın zenginliği artacak.

Bunu kime söylüyor biliyor musunuz İngiliz Dışişleri Bakanı? Osmanlı topraklarındaki elçilerine mektup yazıyor ve bunu Osmanlı halkına anlatın diyor.

GÜMRÜK BİRLİĞİ'Nİ DE ÇOK ÖVMÜŞLERDİ

Aklıma, 1990'ların başından itibaren Türkiye'deki söylemler geliyor. "Gümrük Birliği anlaşmasıyla refah artacak, her vatandaş daha zengin olacak, Türkiye Avrupa'ya entegre olma yoluna girecek, tam üyelikle Türkiye şöyle olacak, böyle olacak... " Sonuç? Yok. Tam üyelik yok. Gümrük Birliği anlaşmasında serbest dolaşım yok. Bu tam bir namert ticareti. Çünkü karşı taraf istediği gibi dolaşıyor, sen dolaşamıyorsun.

1839 Baltalimanı Anlaşması'yla, Gümrük Birliği Anlaşması'nın geldiği nokta tamamen farksız. Copy-past!

DUCOSTE'UN İBRETLİK SÖZLERİ: YERLİ MİSYONLERLER DEVŞİRELİM VE...

O dönemde yine Fransız Maliye Bakanlığı Müşaviri var, Daniel Ducoste (Aynı zamanda Avrupalıların Osmanlı devletinden alacaklarının tespit edildiği komisyonun başkanı). 1889'da yazdığı kitapta aynen şöyle diyor:

Şimdi Türkler hızla borçlanmaktadır. Ancak 25 yıl sonra Osmanlı toplumunda borçlanmaya karşı muhalif unsurlar ortaya çıkacak. İşte o zaman, gerek alacaklarımız, gerekse bunların faizleri tehlikeye düşecektir. Bu nedenle Osmanlı Devleti'nin maliyesi, ekonomisi ve servetleri üzerindeki çıkarlarımızı koruyabilecek Türk yöneticilere ihtiyacımız olacaktır. Ben bu yerli misyonerlerin bizden ve yapacağımız siyasi baskılardan daha çok yararlı olacağı kanısındayım. Bunlar Türk halkına kendi dilleri, kendi ikna yöntemleriyle yaklaşma olanaklarına sahiptirler. Bu yerli misyonerler alacaklarımızın bir yada birkaç yüzyıl teminat unsurlarından olacaklardır.

Adam diyor ki, "Osmanlı topraklarında kendimize adam devşirelim, Osmanlı maliyesi üzerinde yapacağımız baskıdan çok daha önemli bu."

http://haber.star.com.tr/guncel/yigit-buluttan-muthis-yerli-misyonerler-ornegi/haber-1045225

21 Temmuz 2015 Salı

Aselsan, Pakistan ordusuna anahtarlama sistemi üretecek

20.07.2015 Deniz Haber Ajansı

ASELSAN, Pakistan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Denizde İkmal Tankeri için Uzaktan Kumandalı Stabilize Top Sistemi ve Muhabere Anahtarlama Sistemi üretecek.

ASELSAN ve STM arasında, inşa edilmekte olan tankere ASELSAN tarafından konuşlandırılacak sistemlerin sağlanmasına yönelik 4,7 milyon Euro tutarında sözleşme imzalandı.

Açıklamada şöyle denildi: "STM ile Pakistan Savunma Üretim Bakanlığı arasında Pakistan Deniz Kuvvetleri ihtiyacının karşılanması maksadıyla 22 Ocak 2013 tarihinde imzalanan sözleşme kapsamında 15600 tonluk, yaklaşık 155 m. boyunda 1 adet Denizde İkmal Tankeri (Navy Fleet Tanker), ana yüklenici olan STM'nin sorumluluğunda Karaçi Tersanesi (Karachi Shipyard and Engineering Works-KS&EW) alt yapı imkanları kullanılarak inşa edilmektedir. Tanker, Denizde İkmal Sistemi (RAS/FAS) ve helikopter iniş/kalkış imkanına sahip olacak ve 20 knot sürat yapabilecektir.

Proje kapsamında ASELSAN sorumluluğunda gemi savunması için 25 mm Uzaktan Kumandalı Stabilize Top Sistemi ve taktik muhabere ihtiyaçları için Muhabere Anahtarlama Sistemi yer almaktadır. Pakistan Deniz Kuvvetleri envanterinde 12,7 mm ve 25 mm kalibreli ASELSAN Uzaktan Komutalı Silah Sistemleri ve muhabere sistemleri halen görev yapmaktadır.

Uzaktan Kumandalı Stabilize Top Sistemi (STOP)

STOP Sistemi, Silah Kumanda Birimi aracılığı ile uzaktan kumanda edilebilen, otomatik hedef takip özelliğine ve modüler yapıya sahip, 25 mm top takılabilen bir silah sistemidir. Halihazırda Pakistan Deniz Kuvvetleri envanterindeki diğer gemilerde de kullanılan STOP sistemi, termal kamera, TV kamera ve lazer mesafe ölçer takılan stabilize edilmiş bir tarete sahip olup gece ve olumsuz görüş şartlarında çıplak gözle görülemeyen hedeflerin tespit edilmesini, hedeflerin otomatik olarak tanınmasını, takip edilmesini ve atış yapılabilmesini sağlamaktadır. Sistem, otomatik hedef takip ve balistik hesaplama yeteneğine de sahip olup üzerine yerleştirilmiş olduğu platform veya hedef hareket halindeyken isabet oranı yüksek atışlar yapmaktadır.

Muhabere Anahtarlama Sistemi (MAS)

MAS, taktik muhabere ihtiyaçları kapsamında gereksinim duyulan anahtarlama ve kontrol fonksiyonlarını güvenilir, emniyetli ve süratli bir şekilde yerine getirmek üzere platforma entegre edilecek olan anahtarlama teçhizatını kapsar. MAS, gemide telsizler, ses emniyet cihazları, veri emniyet cihazları, veri modemleri, link devreleri, kullanıcı istasyonları ve mesaj işletim sistemi arasındaki irtibatı sağlayan ve alarm/anons sistemi, telefon sistemi ile ihtiyaç duyulan arayüze sahiptir.MAS, harici muhabere sistemlerindeki telsiz, kripto, modem ve mesaj işletim sistemi terminal cihazlarının istenilen konfigürasyonda esnek olarak kullanımına imkanın sağlar. Sistem, dahili muhabere sistemlerindeki kullanıcı terminal fonksiyonlarını ve bağlantı ihtiyaçlarını, sistem kontrol konsolu vasıtası ile kullanıcı ihtiyaçlarına göre tanımlama ve/veya değiştirme özelliklerine sahiptir."
http://www.denizhaber.com.tr/aselsan-pakistan-ordusuna-anahtarlama-sistemi-uretecek-haber-62975.htm

20 Temmuz 2015 Pazartesi

Russia Tupolev 22M3 Bombers Upgrade: Modernized Jets To Be In Service By End of 2015

July 17 2015 By Christopher Harress

Russia’s military is set to receive six modernized, long-range Tupolev-22M3 bombers by the end of the year, Deputy Defense Minister Yuri Borisov told the country’s official Sputnik news agency Friday. Each capable of carrying long-range cruise missiles about 1,500 miles, the aircraft would add to the growing arsenal of modern military hardware the Kremlin is developing as it attempts to rejuvenate its military by 2020.
...
http://www.ibtimes.com/russia-tupolev-22m3-bombers-upgrade-modernized-jets-be-service-end-2015-2013390

Russia Develops New ‘Sub-Killer’ Version of Be-200 Amphibious Aircraft

July 19, 2015 militarytechcooperations.wordpress.com

The Russian Navy has announced plans to order the purchase of an anti-submarine version of the Be-200 amphibious aircraft by 2020, a high-ranking Navy official told the Russian news agency RIA Novosti.”The Navy’s command has decided that it’s necessary to purchase an anti-submarine configuration of the Be-200 amphibious aircraft by 2020 to search for, detect and destroy [enemy] submarines,” the official said.

He recalled that Russia’s naval aviation fleet currently includes obsolete 1960’s-era Beriev Be-12 turboprop-powered amphibious aircraft, the service life of which is already expiring. The plane was taken out of production a long time ago.

Russia’s naval aviation fleet comprises carrier-based, anti-submarine, military-transport and assault aircraft. Designed for firefighting, search and rescue, maritime patrol, and cargo as well as passenger transportation, the Be-200 can carry 12 metric tons of water, or up to 72 passengers.

The plane, which made its maiden flight in September 1998, is manufactured by the Beriev Aviation Scientific-Technical Complex in Taganrog and is capable of landing both on water and on regular airfield runways. In May 2013, it was reported that the Russian Defense Ministry plans to buy six such amphibians.

There were reports on the possibility of constructing an anti-submarine version of the Be-200, but no concrete steps have been made yet.As for the Be-12, the Soviet Navy originally had plans to replace its fleet of these planes with the Beriev A-40 Albatros, designed by the Beriev Aircraft Company for anti-submarine warfare. However, the project was suspended after the collapse of the Soviet Union. It was later revived and an order has been placed by the Russian Navy.
https://militarytechcooperations.wordpress.com/2015/07/19/russia-develops-new-sub-killer-version-of-be-200-amphibious-aircraft/

Ultra Electronics Sonobuoys fit for unmanned ASW capability

20 Jul 2015 australiandefence

UK defence electronics firm Ultra Electronics is developing a new family of miniature passive sonobuoys that could be eventually deployed from unmanned aerial systems, according to this report.

http://aviationweek.com/defense/ultra-developing-miniature-sonobuoys-studies-uav-drop-options

The new, 12 inch-long “F” sized sonobuoys use the company’s new multi-static technology, which assesses data from other sonobuoys and other energy in the water to provide an increased probability of detection. The “F” size sonobouys retain the same standard sonobuoy diameter of 4.875 inches, but are two-thirds shorter than the 36 inch-long “A” active sonobuoys used by the US Navy on its P-8 Poseidon and P-3 Orion maritime patrol aircraft, and around one-quarter shorter than the standard passive “G” class sonobuoys, which measure 16.5 inches.

The company believes these lighter sonobuoys could pave the way toward the development of a sonobuoy pod that could be fitted to a medium-sized UAV. Company literature shows a pod developed by Northrop Grumman to carry sonobuoys fitted to a Global Hawk platform.

“A UAV would be an ideal platform for creating a sonobuoy field in the water,” said Jonathan Cooke, marketing manager for Ultra’s sonar systems division. “A maritime patrol aircraft crew can spend several hours laying a field, just the sort of dull and dirty work that UAVs were developed for.”

Ultra envisions a pod fitted with 12-36 small sonobuoys. Inside the pod would be a buoy data receiver, processor and datalink system so information from the sonobuoys could be sent back to operators, opening the way for a UAV-based anti-submarine warfare capability.

The company says it is working with a number of UAV producers on the project. The capability could be featured in the planned Unmanned Warrior demonstration, which will be part of the larger NATO multinational Joint Warrior exercise off the Scottish coast in 2016.

http://www.australiandefence.com.au/news/ultra-electronics-sonobuoys-fit-for-unmanned-asw-capability

JF-17 fighter flying with indigenous Chinese turbofan

17 June 2015 Richard D Fisher Jr, Paris - IHS Jane's Defence Weekly

A senior Chinese aviation official has revealed that the Chengdu Aircraft Corporation FC-1/JF-17 fighter co-developed with Pakistan has been test-flown with a new Chinese medium-thrust turbofan engine.

Li Yuhai, an executive vice president with the Aviation Industries Corporation of China (AVIC), told IHS Jane's at the Paris Airshow that a new Chinese turbofan for the J-17 has been "under testing," has completed "lab tests", and that "flight testing is in progress". He also said that the new engine would have a thrust slightly greater than the 8.7-ton thrust of the JF-17's current Klimov RD-93 turbofan.

At a joint Sino-Pakistani press conference on 15 June, Li also said progress was being made on the twin-seat version of the JF 17.

Pakistani sources at Paris confirmed that a JF-17 has been flying with the new Chinese turbofan, which could be revealed publicly "very soon". There is a suggestion the engine could be named 'WS-17' to complement the JF-17b, but officials did not provide any further performance indicators.
...
http://www.janes.com/article/52308/paris-air-show-2015-jf-17-fighter-flying-with-indigenous-chinese-turbofan

14 Temmuz 2015 Salı

ASELSAN'dan Suudi şirketlerle işbirliği

11.07.2015 AA

ASELSAN'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, anlaşma KACST Başkanı Prens Dr. Turki Bin Saud Bin Mohammad Al Saud, TAQNIA Savunma ve Güvenlik Teknolojileri Şirketi Genel Müdürü Dr. Hamad Alyousefi ve ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı Oğuz Şener tarafından, Suudi Arabistan Türkiye Büyükelçisi Yunus Demirer'in de katılımıyla Riyad'da imzalandı.

Prens Dr. Turki Bin Saud Bin Mohammad Al Saud, imzalanan mutabakat muhtırasının Suudi Arabistan'daki teknoloji ve yenilikler üzerinde pozitif bir etki yaratacağını ve bu anlaşmanın önemli bir stratejik işbirliğinin başlangıcı olduğunu belirtti. ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı Oğuz Şener de yapılacak işbirliğinin Suudi Arabistan'ın savunması ve güvenliğine katkıda bulunacağını kaydetti.

İmzalanan mutabakat muhtırası kapsamında, KACST, TAQNIA Savunma ve Güvenlik Teknolojileri Şirketi ve ASELSAN arasında devlet makamları ve diğer kurum ya da kuruluşlarla koordineli şekilde işbirliğinin geliştirilmesi hedefleniyor.
http://www.dunya.com/sirketler/aselsandan-suudi-sirketlerle-isbirligi-268369h.htm

9 Temmuz 2015 Perşembe

PM's floating fighter jet plan quietly sunk by Defence

Jul 7 2015 by John Kerin

Prime Minister Tony Abbott's proposal to put F-35 fighter jets on the Navy's two 27,000-tonne troop transport assault ships has been quietly dropped ahead of the government's defence white paper after it was found the ships would require extensive reworking and the project was too costly.

Mr Abbott asked defence planners in May last year to examine the possibility of putting up to 12 of the short-take-off and vertical-landing F-35 Bs on to the two ships – the largest in the Navy – which carry helicopters and are likely to be primarily used to transport troops and equipment to war or disaster zones.

The first of the assault ships was completed last year and commissioned into the Navy in November as HMAS Canberra.

But defence officials conceded to a Senate estimates committee late last year that the jump-jet proposal would involve extensive modifications to the ships, including new radar systems, instrument landing systems, heat-resistant decking, restructuring of fuel storage and fuel lines, and storage hangars.

Defence sources have told The Australian Financial Review that the proposal was "still in the white paper mix" up until some weeks ago.

But one source close to the white paper was emphatic on Tuesday that "it will now not make the cut".

"There were just too many technical difficulties involved in modifying a ship which takes helicopters to take fighter jets and it is also very expensive," the source said. "You can safely say it has been dropped."

'BETTER WAYS TO SPEND THE MONEY'

The white paper, which lays down the Abbott government's 20-year vision for defence – including a $275 billion-plus weapons wishlist – is expected to be released next month.

The Prime Minister's proposal would have brought Australia into line with the United States, Britain and a number of other nations that plan to operate F-35s from their assault ships.

The F-35B version of the joint strike fighter is being built for the US Marines and British forces to replace their British-built Harrier jump jets.

The Spanish Navy's version of the troop transport assault ship, which utilises the same underlying design as the Royal Australian Navy's troop assault ship, is equipped to carry Harrier jump jets.

Mr Abbott announced in April last year that Australia would buy an additional 58 conventional take-off and landing versions for the Royal Australian Air Force at a cost of $12 .4 billion, bringing the number of orders to 72.

But the RAAF version was not suitable for the troop transport assault ships, which would have required the purchase of extra fighters to equip the ships. And the radar-evading stealth fighter program has been plagued by delays and cost overruns, as well as software issues with the F-35B – the worst-afflicted version of the aircraft.

In an independent report on the jump jet proposal, defence think tank the Australian Strategic Policy Institute warned that the purchase of aircraft and ship modifications would involve "multibillions of dollars".

Analysts Richard Brabin-Smith and Dr Benjamin Schreer also warned in the report that the cost was unjustified and could also "raise unrealistic expectations" that Australia was adopting a "much more muscular strategic posture" in the region.

"The cost-benefit analysis is not in favour of developing [the assault ship-jump jet proposal]," the paper said.

"The scenarios in which the capability would be realistically required and make an important impact are operationally vague at best.

"The 2015 defence white paper should not announce a decision or intention to acquire jump jets for the ADF… there are likely better ways to spend the money."
http://www.afr.com/news/politics/pms-floating-fighter-jet-plan-quietly-sunk-by-defence-20150707-gi6qxj?stb=twt

SAR-33 Botu Modernizasyonu

Amaç : Yüzer birlikler sistem cihaz donanım modifikasyon ve yenileştirme

Kapsam : Sahil Güvenlik Komutanlığının ihtiyacına binaen 5 adet SAR-33 Botu Modernizasyonu

Mevcut Durum : 16 Ocak 2013 tarihinde Sözleşme imzası gerçekleştirilmiştir. İlk üç Botun Geçici Kabulü yapılmıştır. Son 2 Botun Makine Montajı aşamaları tamamlanmıştır.

Son Güncelleme Tarihi : 06.07.2015
http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/projeler/Sayfalar/proje.aspx?projeID=153

8 Temmuz 2015 Çarşamba

Türkiye’nin İlk Milli Hava Savunma Füzesi HİSAR’dan Bir İlk Daha

7 Temmuz 2015 Roketsan Basın Bildirisi

Milli Alçak İrtifa Hava Savunma Füzesi, Hisar-A’nın, otopilot kontrolüne sahip Kontrollü Test Füzesi-1 (KTF-1) ve Türkiye’de de bir ilk olan çift darbeli motora sahip Balistik Test Füzesi-2 (BTF-2) test atışları, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Savunma Sanayii Müsteşarlığı, Aselsan katılımlarıyla Roketsan tarafından 19-24 Haziran 2015 tarihlerinde, Aksaray’da başarıyla gerçekleştirildi.

Tamamlanan testlerde; HİSAR-A füzeleri, fırlatma platformundan birinci darbe motoru ile başarılı bir şekilde ayrılarak, ikinci darbe motorunu da havada ateşledikten sonra kendi bünyesindeki füze otopilotu kontrolünde, programlanan manevraları gerçekleştirerek uçtu.

Türkiye’de ilk kez çift darbeli roket motoruna sahip bir füzenin başarıyla uçurulmuş olmasıyla birlikte Roketsan, bu teknolojiye sahip dünyadaki sınırlı sayıdaki firma arasında gururla yerini aldı. Bu atışlı testler sonucunda, Türkiye’nin ilk milli hava savunma füzesi geliştirme faaliyetleri kapsamında önemli bir kilometre taşı daha geride bırakıldı.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin Alçak ve Orta İrtifa hava savunma ihtiyacına cevap verecek ve dünyadaki örnekleriyle yarışır nitelikte hava savunma füze sistemlerinin ülkemize kazandırılması amacıyla, yürütülen HİSAR projeleri kapsamında radar, komuta kontrol ve atış kontrol sistemleri Aselsan tarafından, füze sistemleri Roketsan tarafından geliştiriliyor.

UMTAS Hedefi Başarıyla Vurdu

7 Temmuz 2015 Roketsan Basın Bildirisi

Görüntüleyici kızılötesi arayıcı başlıklı yeni nesil tanksavar füzesi UMTAS projesinde son aşamaya gelindi.

2-3 Temmuz 2015 tarihinde Konya Karapınar’da yapılan ve Yönetim Kurulu Başkanımız ve Başkan Vekilimizin de katıldığı atışlı test faaliyetlerinde hedefler başarıyla vuruldu.

Tasarım doğrulama aşamasına geçilen UMTAS projesinde, bu yıl içerisinde kalifikasyon faaliyetlerine başlanması planlanıyor.

Aselsan Sözleşme İmzalanması

6.7.2015 Aselsan

Şirketimiz ile Savunma Sanayii Müsteşarlığı arasında İçişleri Bakanlığı ihtiyacı Önleyici Elektronik Harp Sistemi Tedarik Projesi kapsamında toplam bedeli (KDV hariç) 7.875.000,- ABD Doları olan sözleşme imzalanmıştır. Söz konusu sözleşme kapsamında ASELSAN tarafından geliştirilip üretilecek olan Önleyici Harp Sistemlerinin teslimatı 2016 yılında gerçekleştirilecektir.
http://www.aselsan.com.tr/tr-tr/yatirimci-iliskileri/BistDuyurular/Sayfalar/SozlesmeImzalanmasi20150706.aspx

6 Temmuz 2015 Pazartesi

Second Ghadir type OTH radar system deployed at SW Khuzestan

July 05, 2015 Reuters / Morteza Nikoubazl

Iran has announced the deployment of its second long-range Ghadir radar, which is part of an integrated air defense system the country is creating. An even longer-range system is currently partially operational.

The new over-the-horizon radar system, which is said to be able to track ballistic missiles at 1,100km and fighter aircraft at 600km, was finalized in Ahwaz city in southwestern Khuzestan province near the Iraq border, the state-run FARS news agency reported Saturday.

It’s the second system of its kind in Iran. The first Ghadir was unveiled in June last year at the Garmsar site in Semnan province in the north of the country. The Iranian military said that the system had been tested since 2011 and that it would be mass-produced.

Last year, Jane’s reported that Iran appeared to be constructing at least two other long-range radar systems, one between the towns of Andisheh and Qods just west of Tehran and another north of the city of Bijar in a mountainous part of the Kordestan province in western Iran. The report was based on satellite images of the sites and speculated that the latter system was the larger variant dubbed Sepehr.

The early warning Garmsar system has four horizontal phased arrays placed along a square and a central vertical array. The design is similar to the Russian Rezonans-NE system, but the Iranian domestically-produced radar has a longer range.

In February, Iran reported that its other radar system in construction, the Sepehr, was 40 percent complete. The system is reported to have 360 degree coverage, like the Ghadir, and a range of 3,000 km when fully operational, enough to cover entire Iran as well as Saudi Arabia, Egypt, Israel, Turkey, Pakistan, parts of Eastern Europe, southwest Russia, western India and most of the Arabian Sea.

Iran is building up its air defense systems and particularly the ability to detect enemy aircraft as the US and Israel maintain that they could use military force to prevent Tehran from obtaining nuclear capability. In 2007, Israel conducted a surprise strike on a site in Syria that it believed to be a clandestine plutonium reactor.

Tehran and leading world powers are currently negotiating a comprehensive deal, which would lift international sanctions from Iran in exchange of scaling down its controversial nuclear program and opening it up to inspections. The deadline for the negotiations is Tuesday July 7.

Israel considers the potential deal a threat to its national interests, insisting that the lifting of sanctions would bring Tehran closer to creating a nuclear weapon.
http://rt.com/news/271801-iran-early-warning-radar/

Sealing off skies: Iran finalizes 360 degree early warning air defense radar

4 Temmuz 2015 Cumartesi

ATMACA füzesi Deniz Kuvvetleri'nin vurucu gücü olacak

04.07.2015 www.kokpit.aero

Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın ihtiyaçları kapsamında geliştirilen Atmaca gemisavar füze sistemi envanterde yer alan Harpoon sisteminin yerini alacak.

Atmaca füze sistemi deniz ve kara hedeflerine karşı kullanılması amacıyla Roketsan Ana yükleniciliğinde, Aselsan ve ArMerKom işbirliğiyle 2009 yılında yapılan sözleşme sonrasında yürürlüğe girdi. Projede, Aselsan RF arayıcı başlığı, ArMerKom ise atış kontrol sistemi ile operatör konsollarının geliştirilmesinde görev yapıyor.

Proje kapsamında 2014 yılında Roketsan mühendisleri tarafından TCG BÜYÜKADA korvetinde çalışmalar yapıldı. Çalışmalarda geminin ana silah sistemi olan HARPOON füzesi'nin yerleştirildiği alanda ölçümler alındı. Buna benzer bir çalışma Gabya sınıfı bir savaş gemisinde de daha önce yapılmıştı.

HEDEF 2016 YILI İLK TESLİMAT

SOM füzesinde de kullanılan TR40 motorlarıyla güçlendirilen Atmaca füze ile ilk test atışları gerçekleştirildi. Atış testlerinin 2016 yılı sonuna kadar tamamlanması ve ilk parti füzelerin Deniz Kuvvetleri'ne teslim edilmesi planlanıyor.

Atmaca füzesi ilk olarak Havelsan tarafından geliştirilen GENESİS Savaş Yönetim Sistemi ile donatılan Milgem Sınıfı Korvetler ile Gabya Sınıfı firkateynlerde kullanılacak. Bunun yanında Harpoon füze sistemini kullanan diğer gemi ve denizaltılarında Atmaca füzesi ile donatılması hedefleniyor.

İlk olarak Exocet gemisavar füzesine eş kabiliyet de olması planlanan Atmaca füzesinin daha sonra alınan karar sonucunda Harpoon Blok II sistemi özelliklerine sahip olması hatta geliştirilecek sistemler neticesinde daha üstün özelliklerde olması bekleniyor. Data-Link, INS/GPS seyrüsefer sistemi özelliği de olan füzenin menzili 120 mil (190+ km) civarında olduğu belirtiliyor.
http://kokpit.aero/atmaca-fuzesi-test-atisi

Russia Ramps Up Black Sea Fleet With Modernized War Aircraft

03.07.2015 sputniknews

The aviation units of Russia’s Black Sea Fleet Air Force, Air Defense and Naval aviation have received modernized attack aircraft and fighter jets, including Sukhoi Su-34 and Su-30M2 fighters, Mil Mi-28 attack helicopters and Mi-8MTPR electronic warfare helicopters. Russia’s Black Sea Fleet Air Force, Air Defense and Naval aviation units have received 10 new and modernized aircraft and helicopters, the press service of Russia’s Southern Military District reported on Friday.

Among the new military hardware are Sukhoi Su-34 (NATO reporting name Fullback) twin-engine, two-seat strike fighters. Based on Sukhoi Su-27 'Flanker', the two-seat Su-34 is designed primarily for tactical deployment against ground and naval targets. Modernized, multipurpose Su-30M2 fighters are designed to gain air superiority by destroying manned and unmanned aircraft with medium- and short-range air-to-air guided missiles, engaging surface and ground targets with all kinds of weapons, primarily precision ones.

The main features of Su-30M2 include a modified weapon control system cwith advanced capabilities of destroying ground and sea targets; a new cockpit display system with multifunctional color liquid crystal displays; improved navigation and radio communication systems; a modern onboard defense system; a wide range of “air-to-air” and “air-to-surface” weapons hosted on 12 hardpoints and an in-flight refueling system.

The jet's strengthened airframe and landing gear ensure that it can operate with full fuel tanks and maximum combat load at take-off weigh up to 38 tons. The Su-30M2 weapon control system provides for the detection, tracking and destruction of air, ground and sea targets with aircraft weapons in all weather conditions, day and night.

The Mil Mi-28 (NATO reporting name "Havoc") is an all-weather, day-night, military tandem, two-seat anti-armor attack helicopter
And Mi-8MTPR electronic warfare helicopters are designed to be able to detect and suppress electronic command-and-control systems as well as the radars of surface-to air and air-to-air missiles.

All the hardware has been tested by the engineering and technical services of the manufacturers, the press services said. The units are now holding exercises, to improve the skills of handling and operating the new combat equipment. Over 50 more new and modernized aircraft and helicopters will be transferred to the aviation units of the military district in the near future.

http://sputniknews.com/russia/20150703/1024155881.html

3 Temmuz 2015 Cuma

FINCANTIERI AND FINMECCANICA WERE AWARDED THE CONTRACT FOR ONE MULTIPURPOSE AMPHIBIOUS UNIT (LHD) FOR THE ITALIAN NAVY

Trieste - Rome, 1 July 2015 – Fincantieri

Fincantieri, one of the world’s largest shipbuilding groups and reference player in the naval shipbuilding industry, and Finmeccanica, Italy’s leading manufacturer in the high technology sector, have been awarded the contract for the construction and equipment of one multipurpose amphibious unit (LHD) for the Italian Navy.

The total value of the contract is over 1.1 billion euros, with Fincantieri’s share amounting to approx. 853 million euros and Finmeccanica's to about 273 million euros. The delivery of the unit is scheduled in 2022.

The contract with the consortium (Raggruppamento Temporaneo di Impresa – RTI), consisting of Fincantieri, agent, and Finmeccanica, through its subsidiary Selex ES, principal, was signed on behalf of the Ministry of Defence by the Central Unit for Naval Armament (NAVARM) of the General Secretariat.

The consortium (RTI) was established in accordance with the tight cooperation agreement in the field of naval vessels construction signed between Fincantieri and Finmeccanica last October. Pursuant to the agreement, Fincantieri acts as a sole interface to the client, while at the same time allowing to enhance Finmeccanica’s products range in the naval field and the technical and commercial synergies between the two largest national groups in the naval field.

In general, this multi-year programme for the renewal of the Navy’s fleet (known as the “Defence Act”) employs a total funding of 5.4 billion euros and, in addition to the aforementioned LHD unit, foresees the construction of six patrol vessels, with four more in option, and one logistic support unit.

In particular:
• one multipurpose amphibious unit (LHD or Landing Helicopter Dock)
• one logistic support unit (LSS or Logistic Support Ship)
• six patrol vessels (PPA or Multipurpose Offshore Patrol Ship) and four more in option


The fundamental characteristic common to all three classes of ships is their high level of innovation providing them with a considerable degree of efficiency and flexibility in serving different mission profiles. In particular, these are dual use vessels, meaning that they may be used for both standard military purposes and for civil protection and rescue at sea operations. They also have a low environmental impact thanks to a state-of-the-art auxiliary propulsion system generating a low level of pollution emissions (electric engines) and biological waste control system.

In addition to building the vessels at its shipyards, Fincantieri will provide support over the lifecycle of the vessels in the first ten years, through the supply of logistic services (training courses, spare parts, technical documentation) during the construction of the vessels and of ISS, In-Service Support, (maintenance services), carried out during post-delivery operations, as well as components and naval machinery produced by the Marine Systems and Components Business Unit, such as shaft lines, wheelhouse, maneuvering propellers, fin stabilizers and other handling systems.

Finmeccanica, through Selex ES, will act as prime contractor for the new unit’s entire combat system. The system will support landing craft, provide vessel self-defence and coordinate and control operations in concert with other naval and ground forces. Selex ES will also provide all the sensor systems including the X band, four-fixed-face, multifunctional scanned-array radar system and also the latest generation integrated communications. Finmeccanica-Selex ES will deliver and integrate all systems, including those of OTO Melara, WASS, and Elettronica, and is also responsible for the provision of support throughout the first decade of use including Integrated Logistic Support (ILS) and In-Service Support (ISS).

Fincantieri’s Chief Executive Officer, Giuseppe Bono, commented: “The announcement of this additional unit completes the first part of the renewal of our Navy’s Fleet, one of the world’s most significant defence programmes of the last years. We are extremely satisfied and excited to be leaders of such an important project, both technically and industrially. It confirms that we are a reference producer worldwide as well in the naval segment, either for the domestic and foreign markets. Fincantieri all will work at this programme with the highest commitment in order to realize on time extremely high quality products”.

Finmeccanica’s Chief Executive Officer and General Manager, Mauro Moretti, said: “The contract award represents a new and significant contribution by Finmeccanica and Fincantieri to the Italian Navy's important fleet renewal programme. All of the systems designed and developed for the new dual-use LHD naval unit are based on the most advanced technology, boosting the efficiency of solutions proposed by Finmeccanica and strengthening its position in the naval sector. The group will continue to invest in this sector, with the goal of increasing the value of its products and solutions able to achieve significant success, also in international markets”.

* * *

Vessel’s characteristics

LHD - Landing Helicopter Dock

The unit will be approx. 200 meters long with a maximum speed of 25 knots. It will be equipped with a combined diesel and gas turbine plant (CODOG) and will be able to accommodate on board over 1,000 people, of whom more than 700 military or civilian transported people. The LHD's main mission is the transport of people, vehicles and loads of different kinds and in their transfer on land in port areas through on board systems and in not equipped areas with various kinds of vessels (such as the small LCM landing craft units with a load capacity up to 60 tons, four of which can be admitted, launched, and recovered through a flooded basin, located on the stern of the vessel). The LHD’s military profile use provides transport and landing, in equipped and non-equipped areas, of troupes, military vehicles, logistic equipment, using the provided features and means of transfer.

The civil profile use provides:
• healthcare and hospital support
• transfer and landing of people and wheeled or crawled means of transport in equipped and non-equipped areas
• supply of drinking water to land through onboard desalination plants or storages
• supply of electricity to land with 2000 kw of power and its distribution through containerized conversion and distribution units
• possibility of accommodating specialized staff on board or hosting up to 700 civilian personnel, plus the same number in containerized residential units
• rescue operations base through helicopters and boar staffing vessels

Equipped with wide embarkment areas of about 4500mq within dock-garage and hangar-garage and a continuous open deck, able to receive wheeled vehicles of various kinds, containers and helicopters, the unit can perform several military and civil missions. The different areas of cargo securing are accessible through stern and side ramps, and cargo handling will be managed by internal ramps and elevators.

On board there will be a fully equipped hospital, complete with operating rooms, radiology and analysis rooms, a dentist’s office, and a hospital rooms capable of hosting 28 seriously injured patients (further admissions are possible through duly equipped container modules).
http://www.fincantieri.it/cms/data/browse/news/000657.aspx

http://www.fincantieri.it/CMS/Data/prodotti/000468.aspx?cms640909ff=f2773e071d064a01abad993c91dadaf1&menu_key=7fca13e5&CMSKEY_categoria=VESSEL&CMSKEY_tipo=&CMSKEY_armatore=&CMSKEY_anno=&CMSKEY_sottotitolo=

2 Temmuz 2015 Perşembe

Modern Piyade Tüfeği Projesi Seri Üretim Dönemi Sözleşmesi İmzalandı

02.07.2015 SSM

Müsteşarlığımızca yürütülmekte olan Modern Piyade Tüfeği Projesi kapsamında; Savunma Sanayii İcra Komitesi tarafından sözleşme görüşmelerine başlanmasına karar verilen Seri Üretim Dönemi Sözleşmesi, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) ile Müsteşarlığımız arasında 02 Temmuz 2015 tarihinde yaklaşık 80 Milyon TL bedelle imzalanmıştır.

Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı birliklerine teslim edilecek, ilk etaptaki ihtiyaç olan 35.014 adet MPT-76’nın tedarik edilmesi amacıyla yürütülen proje kapsamında, MKE ile imzalanan Modern Piyade Tüfeği Projesi Seri Üretim Dönemi (Dönem-2) Sözleşmesi kapsamında 20.000 adet MPT-76 üretilecektir. İlk aşama teslimatlarının tamamlanmasının ardından proje faaliyetleri devam edecek ve silahlı kuvvetlerimizin tüm 7,62 mm piyade tüfeği ihtiyacı MPT-76 ile karşılanacaktır.

Modern Piyade Tüfeği Projesi Seri Üretim Dönemi Sözleşmesi silahlı kuvvetlerimizin ihtiyaçlarının milli imkânlarla karşılanması yönünde atılmış önemli bir adımdır. Tasarım ve geliştirmesi tamamen millî imkânlarla tamamlanmış, zorlu koşullarda kalifiye edilmiş olan MPT-76’nın seri üretim döneminde, öncelikle silahlı kuvvetlerimiz olmak üzere tüm dost ve müttefik ülkelerin hafif silah ihtiyacının karşılanması hedeflenmektedir.
https://www.facebook.com/savunmasanayii

Airbus CN-235 uçaklarının bakımı Kayseri'de yapılacak

01.07.201 AA

Kayseri'de konuşlu 2. Hava İkmal Bakım Merkezi Komutanlığı'na, Airbus CN-235 uçaklarının yetkili bakım merkezi sertifikası verildi.

Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk, 12. Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığında düzenlenen sertifikasyon töreninde yaptığı konuşmada, Türk Hava Kuvvetlerinin, "ebedi başkomutan ve en büyük havacı Mustafa Kemal Atatürk'ün" eşsiz öngörüsüyle çizdiği yolda emin adımlarla yürüdüğünü söyledi.

Bugün elde ettikleri kabiliyetin "İstikbal göklerdedir" hedefi doğrultusunda atılan güzel bir adım olduğunu vurgulayan Öztürk, şöyle konuştu:

"Hava İkmal Bakım Merkezi Komutanlıkları, 80 yılı aşkın bilgi birikimleriyle sürdürülebilir harekatın önemli birer çarpanı konumuna gelmişlerdir. 1. Hava İkmal Bakım Merkezi, jet uçak ve motorlarının bakımında, 2. Hava İkmal Bakım Merkezi büyük gövdeli uçakların fabrika seviyesi bakımında, 3. Hava İkmal Bakım Merkezi ise elektronik ve kalibrasyon alanında hem yurt içi hem de yurt dışında savunma sanayi alanında boy gösterebilecek konuma ulaşmışlardır. Bunun en önemli göstergelerinden biri Aralık 2014'te yeni nesil müşterek taarruz uçağı F-35'lere güç sağlayacak F-135 motorlarının Avrupa bölgesi bakım, onarım, tadilat sorumluluğunun 1. Hava İkmal Bakım Merkezine verilmesidir. Dünya çapında ses getiren bu kazanımın ardından 2. Hava İkmal Bakım Merkezi Komutanlığımız da benzer bir başarıya imza atmış ve CN-235 uçakları için yetkili bakım merkezi olarak tescil edilmiştir. Kazanılan bu başarı hepimiz için hayırlı olsun."

Öztürk, 2004-2006 yılları arasında komutanlığını yaptığı 2. Hava İkmal Bakım Merkezi Komutanlığı'nın 2 binden fazla onarım ve 15 binden fazla imalat kabiliyetiyle sadece Türkiye'de değil, bölgesinde de çok önemli bir lojistik merkez konumunda olduğunu kaydetti.

İlgi alanı içinde silah sistemlerinin bakım, onarım, revizyon, modernizasyon, ikmal ve teknik yönetim faaliyetlerini dünya ve NATO standartlarında yürüten merkezin, kazandığı sertifikasyon belgesiyle mevcut başarılarını taçlandırdığını ve C-130 uçaklarında olduğu gibi CN-235 uçaklarında da bu seviyeye ulaştığını vurgulayan Öztürk, bu başarının sivil sanayi ile entegrasyon açısından önem taşımasının yanı sıra 2. Hava İkmal Bakım Merkezini küresel savunma sanayi alanında önemli bir aktör haline getirdiğini anlattı.

Orgeneral Öztürk, Hava Lojistik Komutanlığı ve Hava İkmal Bakım Merkezi çalışanlarını kutlayarak şöyle devam etti:

"Son dönemde kazanılan bu uluslararası başarılar, üstlendiğimiz önemli sorumlulukları yerine getirebilmek için bazı yükümlülükler getirmektedir. Öncelikle, bakım işlerinin zamanında, en kaliteli ve ayrıca maliyet etkin yapılabilmesi için devamlı surette süreç, tesis ve ekipman iyileştirmelerine ihtiyaç duyduğumuzu değerlendiriyorum. Unutulmamalıdır ki küresel rekabet bir kere değil her zaman en iyi olmayı ve durmaksızın ilerlemeyi şart kılmaktadır. Önümüzdeki dönemde kendimizi yenilemenin yanı sıra personelimizin eğitim seviyesini artırmak ve işçiliğimizi daha da kaliteli hale getirmek zorundayız."

Öztürk, 2. Hava İkmal Bakım Merkezi Komutanlığının tüm dünya kullanıcılarına CN-235 uçakları fabrika seviyesi bakım ve tamir hizmeti verebilecek şekilde sertifikalandırılmasının gurur verici olduğunu sözlerine ekledi.

- Türkiye'de 59 CN-235 uçağı var

Airbus Türkiye Başkanı Can Genç ise dünyada 66 kullanıcı tarafından toplam 237 uçakla bugüne kadar 1 milyon 250 bin saatin üzerinde uçuş yapan CN-235 uçaklarının, kendi klasmanı olan hafif ve orta sınıf ulaştırma uçaklarında önemli bir yere sahip olduğuna işaret etti.

Türk Hava Kuvvetleri başta olmak üzere deniz ve sahil güvenlik komutanlıkları kullanımındaki toplam 59 CN-235 uçağının 300 bin saatin üzerindeki uçuşunun, Türkiye'nin büyüklüğünü ve önemini gösterdiğini vurgulayan Genç, şunları kaydetti:

"Mevcut uçakların taktik ulaştırma desteğine ilave olarak Airbus tarafından Türk Hava Kuvvetleri emrine verilen A400M uçakları ile stratejik seviyede de destek sağlanmaya başlanmıştır. Yeni yapılanma ve bu gelişmelere bağlı olarak, Türk Hava Kuvvetlerinin sahip olduğu tesis ve bilgi birikiminin Airbas D&S imkan ve kabiliyetleri ile desteklenmesinin sinerji yaratacağı değerlendirilmektedir. İlk CN-235 uçağının teslim edilmesinden bugün kadar geçen 24 yılda, Türk Hava Kuvvetlerinin çok önemli kabiliyetler kazandığını biliyoruz. Hava kuvvetlerinin bakım ve onarımına yönelik kabiliyetine, Airbus D&S'nin mühendislik ve malzeme desteği vermesinin her iki taraf için de olumlu kazanımlar sağlayacağına inanıyoruz. Bugün itibarıyla her iki tarafın olumlu ve yapıcı yaklaşımı, açıklık politikası ve tam bir iş birliği içinde yürütülen çalışmalar sonunda 2. Hava İkmal Bakım Merkezinin mevcut kabiliyetleri Airbus D&S tarafından sertifiye edilmektedir. Verilen kalite sertifikası ile Kayseri'nin sahip olduğu yetenekler Airbus D&;S tarafından onaylanmakla kalmayacak, bölgedeki benzer uçaklara etkin servis ve bakım desteği verebilecek bölgesel bakım merkezinin de temelleri atılmış olacaktır."

- Rahvan'ın seri üretimi sürüyor

2. Hava İkmal Bakım Merkezi Komutanı Hava Pilot Tümgeneral Ali Demiral ise merkezlerinde T-41, SF/260 eğitim, C-160, C-130 ulaştırma uçakları, KC-135 tanker uçaklarının depo seviyesi bakımları ile CN-235 uçaklarının VB-3 bakım kontrollerini yaptıklarını söyledi.

Bu uçak, motor ve yer destek teçhizatlarına ait yaklaşık 15 bin değişik kalem malzemenin imalatını, 300 binden fazla parçanın üretimi ile 5 bin teçhizatın kalibresini de yaptıklarını ifade eden Demiral, "Proje tasarım ve imalatını kendi mühendis ve işçimizle gerçekleştirdiğimiz uçar çeker araçlarımız Hava Kuvvetlerinin envanterine kazandırılmıştır. Seri üretimi devam eden Rahvan uçak çeker araçlarımız JSF uçağı yer destek teçhizatı olarak kabul edilmiştir. Böyle talepler doğrultusunda diğer JFS kullanıcı ülkelerde de bu teçhizatın kullanılabileceği değerlendirilmektedir" diye konuştu.

Demiral, 2. Hava İkmal Bakım Merkezinin Lockheed Martin C-130 uçaklarının yetkili bakım merkezi de olduğunu anımsattı.

Konuşmaların ardından, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akın Öztürk, Airbus'un sertifikasını Tümgeneral Ali Demiral'a teslim etti.

Törene, Savunma Sanayi Müsteşar Yardımcısı Serdar Demirel ile Airbus firmasının yetkilileri de katıldı. Törenin ardından firma yetkilileri ile askeri personel uçaklarla hatıra fotoğrafı çektirdi.
http://haber.star.com.tr/ekonomi/airbuslarin-bakimi-o-ilimize-emanet/haber-1040770

1 Temmuz 2015 Çarşamba

Lockheed Martin’s Legion Pod™ Takes to the Skies

June 30, 2015 lockheedmartin

Lockheed Martin’s (NYSE: LMT) Legion Pod recently completed its first flight test, successfully tracking multiple airborne targets while flying on an F-16 in Fort Worth, Texas.

Legion Pod was integrated onto the F-16 without making any hardware or software changes to the aircraft. Additional flight tests on the F-16 and F-15C will continue throughout the year.

“Legion Pod is a production-ready, multi-sensor system,” said Paul Lemmo, vice president of fire control at Lockheed Martin Missiles and Fire Control. “With our most advanced hardware and software, a hot production line and an established logistics depot, Legion Pod provides a high-performance, low-risk, affordable capability to warfighters today.”

Equipped with an IRST21™ infrared sensor and advanced networking and data processing technology, Legion Pod provides high-fidelity detection and tracking of airborne targets. It also accommodates additional sensors without costly system or aircraft modifications.

Legion Pod is available to meet the requirements of the U.S. Air Force F-15C infrared search and track program of record, which include long-range detection and tracking in a wide field of view. Its flexible design and open systems architecture enable Legion Pod to offer a variety of capabilities for other fighter and non-fighter aircraft.
http://www.lockheedmartin.com/us/news/press-releases/2015/june/mfc-063015-lockheed-martin-legion-pod.html

http://www.lockheedmartin.com/content/dam/lockheed/data/mfc/photo/legionpod/mfc-legion-pod-pc.PDF