Savunma ve Stratejik Analizler

30 Ekim 2015 Cuma

Turkey – Joint Direct Attack Munitions (JDAM)

WASHINGTON, Oct 30, 2015 DSCA

The State Department has made a determination approving a possible Foreign Military Sale to Turkey for Joint Direct Attack Munitions (JDAM) and associated equipment, parts and logistical support for an estimated cost of $70 million. The Defense Security Cooperation Agency delivered the required certification notifying Congress of this possible sale on October 28, 2015.

The Government of Turkey has requested a possible sale of Joint Direct Attack Munition (JDAM) tail kits comprised of

400 GBU-31(V)1 for use with Mk84 bombs,
200 GBU-31(V)3 for use with BLU-109 bombs,
300 GBU-38 for use with Mk82 bombs,
100 GBU-54 Laser JDAM kits for use with Mk82 bombs,
200 BLU-109 Hard Target Penetrator Warheads, and
1000 FMU-152A/B fuzes.

Non-MDE includes containers, support equipment, spare and repair parts, integration, test equipment, publications and technical documentation, personnel training and training equipment, U.S. Government and contractor engineering and technical support, and other related elements of logistics support. The estimated cost is $70 million.

Turkey is a partner of the United States in ensuring peace and stability in the region. It is vital to the U.S. national interest to assist our NATO ally in developing and maintaining a strong and ready self-defense capability. This proposed sale is consistent with those objectives.
...
http://www.dsca.mil/major-arms-sales/turkey-joint-direct-attack-munitions-jdam-corrected

Savunma Sanayi 25 milyar dolarlık hedefe kitlendi

30.10.2015 Deniz Haber Ajansı

TOBB Türkiye Savunma Sanayi Meclis Başkanı Yılmaz Küçükseyhan, savunma sanayi sektörünün 2023'te 25 milyar dolar ihracata ulaşmak için her yıl yüzde 35 ihracat büyümesine ihtiyacının olduğunu belirtti. TOBB Türkiye Savunma Sanayi Meclisi’nde, sektörün 2023 yılı için belirlediği 25 milyar dolarlık ihracat hedefine kitlendiği vurgulanırken, yapılması gerekenler ayrıntılarıyla ele alındı. Meclis Başkanı Yılmaz Küçükseyhan hedeflere ulaşmak için sektör ihracatının 2023 yılına kadar her yıl yüzde 35 artması gerektiğini söylerken, Savunma Sanayi Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir de hedeflere ulaşmak için pazarlama konusunda daha agresif ve etkin yöntemlerin gerekliliğine işaret etti.​

TOBB Türkiye Savunma Sanayi Meclisi sektörün sorunlarını ve çözüm önerilerini görüşmek üzere Ankara’da bir araya geldi. Toplantıda sektörün genel bir değerlendirmesini yapan Meclis Başkanı Yılmaz Küçükseyhan, sektörün 2014 yılı yurtdışı satış gelirinin 1 milyar 855 milyon dolar olduğunu ifade etti. Sektörün 2010 – 2014 yılları arasında, ihracatını yüzde 15 artırdığını bildiren Küçükseyhan, 2023 yılında 25 milyar dolar ihracata ulaşmak için her yıl yüzde 35 oranında bir ihracat büyümesine ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.

Hedef zor ama imkânsız değil

Savunma Sanayi Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir ise yaptığı değerlendirmede, belirtilen ihracat hedefini ‘ulaşılması zor ancak imkânsız değil’ şeklinde değerlendirerek, oluşturulan platformların ihracatına başlanıldığında ciddi artışların gündeme geleceğini kaydetti. “Sektörümüzün ihracat performansı hem bizim için önemli bir gösterge hem de sektörün sürdürülebilirliğini sağlayacak önemli bir dinamiktir” diyen Demir, gerçek anlamda katma değer yaratmak için ürüne akıl katan yaklaşımlara önem verilmesini istedi.

Bilgi alışverişi şart

Önümüzdeki dönemde platform ürünlerin pazarlanmasında daha agresif ve etkin yöntemlerin kullanılmasına da vurgu yapan Demir “ortak akıl ürünü” ve “entegre çalışma ortamı” yaratmanın gerekliliğine dikkat çekti. Demir “Bizim yardımcı olabilmemiz için öncelikle sizlerin hazırlık yapıp stratejik hedeflerinizi belirlemeniz bize ancak devlet desteğinin gerektirdiği yerlerde somut beklentilerinizle gelmeniz daha anlamlı olacaktır. Müsteşarlığın da stratejisini siz sanayicilerin yakından takip etmesi gerekiyor. Ayrıca Silahlı Kuvvetlerin savuma stratejisi ve planlarının da sizler tarafından bilinmesi gerekiyor. Bu iki taraflı bir bilgi alışverişi olarak devam etmeli, bu bizi ihracat hedefine doğru götürecektir” dedi.

Sadece iyi ve kaliteli ürün yetmez

Savunma sektörünün, sadece ürünün iyi ve kaliteli olmasıyla ayakta kalınabilecek bir sektör olmadığını belirten Müsteşar Demir, gereken dinamikler arasında ülkelerarası ilişkiler ve dünyadaki siyasi konjonktürün de önemli olduğunu kaydetti. Prof. Dr. İsmail Demir “Özellikle yakından tecrübe ettiğimiz dost ve kardeş sınıfında olan ülkelerdeki faaliyetimizde ilginç bir durumla karşılaşıyoruz. Resmi görüşmelerde son derece olumlu dostça ortamda geçiyor. Ancak konu işin hayata geçmesi ve işbirliğine gelince çok yavaş kalındığını görebiliyoruz. Burada da hala o ülkelerde oluşturulan batı veya doğu egemenliğini kırmakla ilgili zorluklarımız var. Burada da sabırlı olmamız lazım. Ürünlerin kalitesi performansı şirketlerimizin yaklaşımları, açık ve dürüst samimi tutumları bu önyargıların kırılmasında etkin olacaktır. Bu konuda da yöneticilerimizin desteği gerçekten arkamızda, bunu bilmenizi isterim. Yeter ki bizlerin takip edilecek ve iddialı olduğumuz konular olsun” diye konuştu.

Savunma sanayine ayrılan pay

Toplantıda ayrıca Meclis Başkan Yardımcısı Haluk Bulucu “Anayurt Savunmasında Gerçekler ve Türk Savunma Sanayi Devrimi 2015” başlıklı çarpıcı bir sunum yaptı. Savunma sanayi bütçesine ayrılan %1,7 oranındaki payın yetersizliğine de değinen Bulucu, bu oranın %3,5’a çıkarılmasını istedi. Bulucu 2005 yılında 30 milyar dolar olarak ifade edilen savunma sanayi projeleri için ayrılan bütçenin 2015 yılında 7 milyar dolara düştüğüne dikkat çekti.

Toplantıda ayrıca Ekonomi Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü’nden Daire Başkanı Ali Rıza Oktay “2023 Yılı İhracat Hedefine Ulaşımda Neler Yapabiliriz?” başlıklı bir sunum yaparak Ekonomi Bakanlığınca sağlanan destekler hususunda bilgi verdi.
http://www.denizhaber.com.tr/savunma-sanayi-25-milyar-dolarlik-hedefe-kitlendi-haber-64665.htm

Çin, Pakistan ile 8 denizaltı satışı konusunda anlaşma imzaladı

28.10.2015 Deniz Haber Ajansı

Çin’in Pakistan’a sekiz adet denizaltı gemisi satacağı belirtiliyor. Çin ile Pakistan arasında imzalanan anlaşmanın sekiz denizaltı gemisi satışını içerdiği belirtiliyor... Çin’in Pakistan’a sekiz adet denizaltı gemisi satacağı belirtiliyor. Rus medyasında yer alan haberlerde Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in 2015 yılı Nisan ayında Pakistan'a yaptığı ziyarette iki önemli anlaşma imzaladığı, bunlardan birinin denizaltı satışını içerdiği bildirildi.

Anlaşmaların biri, Çin'in batı illerini Pakistan limanları aracılığıyla Arap Denizi kıyısına bağlayacak 46 milyar dolarlık altyapı ve enerji koridorunun inşasını içeriyor.

İki ülke arasındaki ikinci anlaşma ise 2011 yılında beri yürütülen, bu yıl Ekim ayında sonuçlandırılan ve Çin’in başlangıçta Pakistan’a 8 denizaltı askeri gemisini satışını öngörüyor. Maliyeti 4-5 milyar dolar olarak tahmin edilen bu anlaşma Çin’in uluslararası silah pazarındaki en önemli adımı olarak değerlendiriliyor.

Güney Asya bölgesinde Pakistan’ın rakibi olan Hindistanlı uzmanlara göre, Çin Pakistan’a “Yuanı Tipe-041” model modern anaerobik tahrik silahları ile donatılmış dizel-elektrik denizaltılarından satacak. Bu gemiler iki-üç hafta su altında kalabiliyor ve gemileri nişan alacak füzeler ve modern torpidolarla donatılmış. Sözleşmenin şartlarından biri denizaltıların Pakistan tersanelerde yapılması.

Bu arada Japonya'nın da Hindistan’a “Soryu” tipi modern denizaltı gemilerinden satacağı öne sürülüyor.
http://www.denizhaber.com.tr/cin-pakistan-ile-8-denizalti-satisi-konusunda-anlasma-imzaladi-haber-64632.htm

29 Ekim 2015 Perşembe

Egemen-2015 Fiili Amfibi Tatbikatı

27 Ekim 2015 AA

Türk Deniz Kuvvetlerine ait çıkarma gemisinin kıyıya yaklaşması, zırhlı araçların ve askerlerin kıyıya çıkması- Tatbikatı izleyen komutanların görüntüsü- Osprey helikopterlerin görüntüsü- Hava yastıklı çıkarma araçlarının denizde ve kıyıya çıkarken görüntüleri- Hava yastıklı çıkarma araçlarından zırhlı araçların kıyıya intikali- Bölgedeki düşman unsurlarının temizlenmesi Türk Deniz Kuvvetlerinin ev sahipliğinde ABD Deniz Kuvvetleri unsurlarının katılımıyla icra edilen çok uluslu EGEMEN-2015 Fiili Amfibi Tatbikatı'nın senaryoya dayalı amfibi harekat ve sivil vatandaşların tahliyesinden oluşan üçüncü safhası tamamlandı.

Türk Deniz Kuvvetlerine ait çıkarma gemisinin kıyıya yaklaşması, zırhlı araçların ve askerlerin kıyıya çıkması- Tatbikatı izleyen komutanların görüntüsü- Osprey helikopterlerin görüntüsü- Hava yastıklı çıkarma araçlarının denizde ve kıyıya çıkarken görüntüleri- Hava yastıklı çıkarma araçlarından zırhlı araçların kıyıya intikali- Bölgedeki düşman unsurlarının temizlenmesi

Türk Deniz Kuvvetlerinin ev sahipliğinde ABD Deniz Kuvvetleri unsurlarının katılımıyla icra edilen çok uluslu EGEMEN-2015 Fiili Amfibi Tatbikatı'nın senaryoya dayalı amfibi harekat ve sivil vatandaşların tahliyesinden oluşan üçüncü safhası tamamlandı.

Seferihisar'ın Doğanbey bölgesinde gerçekleştirilen safhayı Ege Ordusu ve Garnizon Komutanı Orgeneral Abdullah Recep, Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Hasan Uşaklıoğlu, Hava Eğitim Komutanı Korgeneral Hasan Küçükakyüz ile İngiltere ve Kore Cumhuriyeti'nden gözlemciler izledi.Bu yıl ikincisi gerçekleştirilen tatbikatın, NATO üyesi ülkelerle karşılıklı çalışabilirlik ve işbirliğini geliştirmek, amfibi birlik ve karargahın görev kuvveti sayesinde amfibi harekatı planlama ve icrası, su üstü savunma harbi, denizaltı savunma harbi ve diğer harp çeşitleri ile savaş dışı harekata ilişkin eğitimi artırmayı amacıyla, Güney Deniz Saha Komutanlığı tarafından planlandığı belirtildi.

EGEMEN-2015 Fiili Amfibi Tatbikatı'nın senaryosu kapsamında, önceki aşamalarda Kahverengi ülkesinin Kuş eyaletindeki Mor azınlıkların, Mor ülkesine katılma isteği doğrultusunda BM gözetiminde referandum yapılmış, terör örgütlerini destekleyen ve etnik gruplara baskı uygulayan Kahverengi'ye baskının kaldırılması, denizde işlenen suçların önlenmesi, kitle imha silahlarını yayma veya geliştirmesinden vazgeçirilmesi ve insani yardım için BM Barış Gücü tarafından harekat kararı alınmıştı.

Üçüncü safhada senaryodaki harekat gerçekleştirildi.Ön kuvvet harekatıyla kıyıya hücum eden birlikler kıyıbaşını ele geçirdi. Kıyıda mayın tarama ve avlama yapıldı. Bu birliklere deniz ve karadan topçu desteği sağlandı. Kara ve denizdeki birliklere 2 F-16 savaş uçağı havadan destek verdi.

Çıkarma gemileri ve hava yastıklı çıkarma araçları (hovercraft) zırhlı araçları ve askerleri kıyıya ulaştırdı. Osprey helikopterleri ise alana inerek timleri kıyıya yakın bölgeye bıraktı. Bölge düşman birliklerinden temizlendikten sonra siviller helikopterlerle tahliye edildi.EGEMEN-2015 Fiili Amfibi Tatbikatı'na Türk Deniz Kuvvetlerinden bir fırkateyn, 2 korvet, bir denizaltı, 4 hücumbot, 7 amfibi gemi, 3 karakol gemisi, 2 lojistik destek gemisi, bir deniz karakol uçağı, bir helikopter, bir amfibi deniz piyade taburu ve bir amfibi keşif bölüğü, Hava Kuvvetleri Komutanlığından 2 F-16 savaş uçağı, Sahil Güvenlik Komutanlığından 2 bot, bir CASA uçağı (CN-235) ve bir helikopter katıldı.

Tatbikatta Türk Deniz Kuvvetleri unsurlarının yanı sıra ABD'den de "USS KEARSARGE" çok maksatlı amfibi hücum gemisi, 3 hava yastıklı çıkarma aracı, bir seferi deniz piyade bölüğü, bir hafif zırhlı araçlı keşif bölüğü, 8-12 Osprey, 4 Kobra ve 3 Huey helikopteri, 6 dikey kalkış ve iniş sistemine sahip Harrier savaş uçağı da görev aldı.EGEMEN-2015, yarın yapılacak değerlendirme toplantısı ile sona erecek.

http://www.haberler.com/egemen-2015-fiili-amfibi-tatbikati-7819026-haberi/?oku=1

Turkey to gift 34 trainer aircraft to Pakistan

October 29, 2015 ISLAMABAD

Turkey will provide 34, T-37 aircraft and their spare parts to Pakistan free of charge as part of a landmark deal signed during a meeting of the Pakistan-Turkey High Level Military Dialogue Group (HLMDG) that concluded in Ankara on Wednesday.

The two nations have reached this agreement at a time when Turkey is believed to be seeking Pakistan’s increased security and defence cooperation to deal with the emerging threats, posed to its integrity by the ultraorthodox Islamic State terrorist group and Kurd rebels.

“T-37 is a jet trainer and light attack aircraft and Turkey on Pakistan’s desire of acquiring the aircraft extended the courtesy of 34 jets without charging a single penny,” said an official statement issued by the Ministry of Defence.

The signing of the agreement took place between Pakistan’s Director General Defence Procurement Major General Naveed Ahmed and Turkey’s Chief of Logistics Major General Serdar Gulbas while a joint communiqué was signed by Pakistan’s Defence Secretary Lt Gen (retd) Muhammad Alam Khattak and Deputy Chief of Turkish General Staff General Yasar Guler.

During his visit, Khattak highlighted Pakistan’s defence capability and military capacity and requirements in the current global perspective. The secretary also extended felicitations on Turkish President Recep Tayyip Erodogan’s initiatives for democracy and highlighted the exemplary brotherly relations between the two countries.
http://tribune.com.pk/story/981191/landmark-deal-turkey-to-gift-34-trainer-aircraft-to-pakistan/

28 Ekim 2015 Çarşamba

TURKISH MARITIME TASK GROUP TRJE15

27.10.2015 NATO Maritime Command

One of the Task Groups participation in Exercise TRIDENT JUNCTURE 15 is CTG445.04 which is composed by TCG GEDIZ, TCG YAVUZ and TCG SALIHREIS.












































































https://www.facebook.com/media/set/?set=a.747448392027581.1073742144.229543147151444&type=3

27 Ekim 2015 Salı

P&W ile Türkiye'de ortağız, yerli uçakta üst düzey rol için istekliyiz

23.10.2015 İBRAHİM EKİNCİ

Yerli uçağın motoru için Pratt & Whitney Canada ile yapılan anlaşma, şirketin Türkiye'deki ortağı Kale Pratt & Whitney'in TRJet'te önemli görevler üstlenmesini gündeme getirdi. Hükümet'in projede yüksek "yerlilik" oranı hedeflemesi, Pratt & Whitney ile Kale Grubu'nun ortak şirketi Kale Pratt & Whitney'in İzmir'de uçak motorları için parçalar üreten fabrikasının, operasyonun bir parçası haline gelmesi olasılığını güçlendirdi. İzmir fabrikası kritik motor parçaları ve modülleri üretiyor.

Türkiye, ilk bölgesel uçağını üretmek için bir süredir yoğun bir çaba içinde. Son olarak TRJet uçaklarında kullanılacak olan PW306B motorlarının yükseltilmesi ve tedariki için projenin üstlenicisi şirket Sierra Nevada Corporation (SNC) ile Pratt & Whitney Canada arasında mutabakat zaptı geçtiğimiz günlerde imzalandı. İşte bu imza, uçak motoru üreticisi Pratt & Whitney'in Türkiye'deki iş ortağı Kale Havacılık'ın özellikle 'yüksek yerlilik' arayışında önemli görevler üstlenmesinin yolunu da açabilecek. Kale Teknik Bölüm Başkanı Osman Okyay, Kale Grubu'nun yerli uçak projesine en üst düzeyde katkı vermeyi hedeflediğini belirtti ve "Bu konudaki görüş ve irademizi ilgili otoritelere ilettik" dedi.

TRJet'in 32 yolcu kapasiteli 328 serisi uçaklarında kullanılacak PW306B motorların çalışmalarına 2016'da P&WC'nin Longueuil, Quebec'teki tesislerinde başlanacak ve TRJ328 uçağının üretiminin tamamlanarak ilk uçuş 2019'da yapılacak. P&WC'nin Türkiye'deki ortağı Kale Havacılık'ın özellikle İzmir'deki fabrikasının bu aşamada rol alması gündemde. Konuyu değerlendiren Kale Teknik Bölüm Başkanı Osman Okyay, "Hükümetimiz, 328 ve 628 serisi olarak tasarlanan uçakların maksimum oranda yerliliğe sahip olması için gayret gösteriyor. Projenin henüz çok erken bir fazındayız ve yerli uçakta kimin hangi fonksiyonu üstleneceği konusu netlik kazanmış değil. Ancak 30 yıla yakın bir süredir savunma ve havacılık sektörünün bilfiil içinde bulunan, çok önemli küresel projelere tedarikçilik yapan, dünyanın bütün önemli savunma ve havacılık şirketleriyle proje ortaklığında bulunan ve nihayet önceki sene Pratt & Whitney ile İzmir'de kritik motor parçaları üretmek için ortak fabrika kuran Kale Grubu olarak, yerli uçak projesinde en üst düzeyde rol alma konusunda deneyimli ve istekliyiz" dedi.

İki şirket de rol alabilir

Kale Grubu'nun havacılık konusunda çalışan şirketlerinden Kale Havacılık, İstanbul'da faaliyet gösteriyor. Kale Pratt & Whitney ise İzmir'de. Her iki şirketin de uçak motoru konusunda farklı yetkinlikleri var. Osman Okyay, "Yerli uçağın imalatında gövde parçaları ve montaj grupları için Kale Havacılık şirketimiz, kritik motor parçaları ve modülleri içinse Kale Pratt & Whitney şirketimiz sorumluluk üstlenebilir. Bu konudaki görüş ve irademizi ilgili otoritelere ilettik. Yerli uçak projesinin, yerli sanayinin teknoloji dönüşümü noktasında önemli bir kaldıraç görevi üstlenmesini mümkün görüyoruz" dedi.

İzmir fabrikası dünyanın en gelişmiş savaş uçağı olan F35'lerin çok kritik motor parçalarını üretmek üzere Pratt & Whitney ile yüzde 51-49 ortaklıkla 75 milyon dolar yatırımla kuruldu. Üretimin tamamının ihraç ediliyor. Kale Havacılık ise yüzde 100 Türk sermayeli bir şirket olarak Turbo Jet Motor Geliştirme Projesi'ni üstlendi. Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nın Türk SOM Füzesi için jet motoru üretiyor.

Grubun havacılıkta başka işleri de var. Kale Kalıp - Baykar iş ortaklığı ile Türkiye'nin gözlem amaçlı Taktik İnsansız Hava Aracı'nı üretiyor.

Kale Grubu, 1989'da Stinger füzelerinin parçalarının üretimi ile savunma ve havacılık sanayine girmişti. Grubun havacılık şirketleri Boeing, Lockheed Martin, PFW-Airbus, Northrop Grumman ve Pratt and Whitney gibi markalara üretim yapıyor.

Dornier iki modeli modernize edilecek

Türkiye'nin ilk bölgesel uçağı TRJet'in motoru için P&WC ile anlaşma öncesinde Fatih ve Eren Özmen'in ABD'deki şirketi SNC Almanya'daki Dornier uçak fabrikasını satın almıştı. Halen üretim yapılmayan Dornier'lerin pervaneli modeli 1991-2000, jet modeli de 1996-2002 döneminde üretilmişti. Milli uçak projesinde de halen yurtdışında kullanılmakta olan bu uçağın iki modeli, SNC'nin yardımıyla modernize edilecek. Daha sonra 32 kişilik uçağın jet motorlusu TRJ-328, pervaneli olanı ise T-328 adıyla Türkiye'de üretilecek. Bütçe Savunma Sanayi Destekleme Fonu'ndan karşılanacak. Üretimine başka yerli şirketlerin de katılması beklenen projenin bütçesinin 1.5 milyar dolar olması bekleniyor.
http://www.dunya.com/ekonomi/ekonomi-diger/pw-ile-turkiyede-ortagiz-yerli-ucakta-ust-duzey-rol-icin-istek-278531h.htm

23 Ekim 2015 Cuma

Altay Tankı’nda ilk adım 2016’da

23 Ekim Yeni Şafak

Milli projelerden Altay Tankı için çalışmalarına 2016'da başlayacak olan Tümosan, ilk ürünlerini 2020’de vermeye hazırlanıyor.

Altay için Avusturyalı AVL şirketiyle beraber geliştirilecek motor, iş makineleri, askeri araçlar ve deniz araçlarında da kullanılabilecek.

Savunma sanayii alanındaki projesi "yerli tank güç grubu geliştirme" çalışmalarına 2016 yılında başlayacak olan Tümosan, ilk ürünleri 2020'de üretmeye hazırlanıyor. Milli Güç Grubu Geliştirme Projesi ile Türkiye'deki imalat sanayisine yüksek katma değerli parçalar üretebilme kabiliyeti kazandırmanın heyecanını yaşadıklarını belirten Tümosan Genel Müdürü Kurtuluş Öğün, proje temelinin motor ve transmisyon teknolojisinin komple bir güç grubu şeklinde Altay tankı için geliştirilmesine dayandığını belirtti.

190 milyon euro değerindeki tank güç grubu geliştirme projesinde Avusturyalı AVL şirketiyle teknik destek anlaşmasının imzalandığını vurgulayan Öğün, "(Sözleşme bedelinin) yüzde 25'inin 2016 başında serbest kalacağını düşünüyoruz. (Yansımasını) İlk çeyrek bilançosunda göreceksiniz" dedi. Söz konusu tutar 47.5 milyon avroya karşılık geliyor.

2020 YILINDA SERİ ÜRETİME GİRİYOR

Yurt dışından teknik destek alınacak firmanın Avusturyalı AVL firması ile yapılan anlaşma ile netleştiğini söyleyen Öğün, "Şu an için çalışmaların planlandığı şekilde devam etmesi halinde 2020 yılında Güç Grubu üretimi öngörüyoruz ancak seri üretim adetleri, geliştirme sürecinde seri üretim ihalesi son şeklini aldığında kesinleşecek" dedi. Söz konusu proje için Savunma Sanayi Müsteşearlığı (SSM) ile mart ayında sözleşme imzalayan Tümosan'da, 2016'da başlayacak geliştirme çalışmalarının 4.5 yıl sürmesi öngörülüyor. Tümosan, fikri mülkiyeti SSM'ye ait olacak motor ve aktarma organlarının sadece Altay tankında değil, iş makinaları, askeri araçlar ve deniz araçlarında da kullanılmasını hedefliyor.

ÖĞÜN: YHT'YE DE TALİBİZ

Savunma sanayisi ve tarım makinaları alanı dışında raylı ulaşım pazarında da söz sahibi olmak isteyen Tümosan, bu amaçla İspanyol hızlı tren üreticisi Talgo ile Türkiye'deki Yüksek Hızlı Tren (YHT) projelerine katılmak için ocak 2015'te iyi niyet sözleşmesi imzalamıştı. Bu iş birliği sonrası Tümosan'ın YHT üretimine talip olduğunu açıklayan Kurtuluş Öğün, İspanyol hızlı tren firması ile geniş kapsamlı iş birliği için görüşmelerin devam ettiğini belirtti. Tümosan olarak planları ve yatırımlarını bu politikiya göre şekillendirdiklerini vurgulayan Öğün, “Yüksek Hızlı Tren üretimine de talibiz” dedi. Öğün ayrıca, pamuk toplama ve ilaçlama makinelerinin üretimine de 2016 sonuna kadar geçmeyi hedeflediklerini de kaydetti.

Artan kârını paydaşlarına dağıtacak

Tümosan, yıl sonu net kârının geçen yıla kıyasla yüzde 75'in üzerinde artışla 40 ila 50 milyon liraya yükselmesinin beklendiğini ve askıya alınan temettünün (kâr payı dağıtımı) tekrar dağıtılmasını planlandığını açıkladı. Tümosan'ın gerçekleşmeleri ve hedeflerinin paylaşıldığı toplantıda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kurtuluş Öğün, “Dağıtılabilir net kârın yüzde 80'ini temettü olarak dağıtmayı planlıyoruz” dedi. Geçen yılın tamamında 22.7 milyon lira net kâr eden şirket, bu yılın ilk altı ayında yüzde 31'lik artışla 19.1 milyon lira net kâr açıkladı. Öğün ayrıca, traktör, tarım makineleri üretimi, raylı sistemler ve savunma sanayi projeleri ile 2020 yılında net karı 100 milyon liranın üzerine çıkarmayı hedeflediklerini de kaydetti. Toplantıda ayrıca Tümosan'ın yoğunlaşılacağı ihracat pazarlarının Balkanlar, İrlanda ve Afrika olduğu da paylaşıldı.

Yeni pazarı yerli forklift

Milli iş makineleri geliştirmeyi hedeflediklerini belirten Tümosan Genel Müdürü Kurtuluş Öğün, bu bağlamda yerli forklift pazarına gireceklerini açıkladı. Öğün, motor aksamanı kendilerinden temin eden Adana'daki yerli bir forklift firmasının üretimini Tümosan markasıyla piyasa çıkarmak için çalıştıklarını kaydetti. % 25'lik pazar payı olan firma ile anlaşmaya yakın olduklarını aktaran Öğün, Tümosan markasını aldıktan sonra bu araçların kendi satış ağları üzerinden dağıtılacağını belirtti. Öğün, üretimde olan söz konusu forkliftlerin firmalarına ek maliyet getirmeyeceğine de dikkat çekti.

Elektrikli motor sırada

Hibrit elektrikli motor üretimine sıcak baktıklarını söyleyen Tümosan Genel Müdürü Öğün, bunun traktör pazarına girmesinin ise uzun vadade olacağını kaydetti. Elektrikli motor için çalışmalara erken başlamanın pazarda daha da güçlenme adına önemli bir adım olduğunu ifade eden Öğün, buna rağmen küresel traktör pazarında hibrit elektrikli motor kullanımının 2050 yılından önce yaygınlaşmasının mümkün olmadığını belirterek, “Bunun için, içten yanmalı dizel motorlarımızı öncelikle geliştirmeye odaklanıyoruz” ifadelerini kullandı.
http://ekonomi.haber7.com/sektorler/haber/1617327-altay-tankinda-ilk-adim-2016da

22 Ekim 2015 Perşembe

Kingdom of Saudi Arabia May Order Four Multi-Mission Surface Combatant MMSC Ships

21 October 2015 navyrecognition.com

The Defense Security Cooperation Agency (DSCA) announced via press release yesterday that the U.S. State Department gave its green light for a proposed sale to Saudi Arabia of four Multi-Mission Surface Combatant (MMSC) Ships, an export variant of Lockheed Martin's Freedom class LCS currently in use with the U.S. Navy.

The four MMSC, if the order is confirmed, would be joining the Royal Saudi Navy "Eastern Fleet" based in the Persian Gulf. According to the DSCA release, the MMSC would be fitted with a 76mm main gun by Oto Melara, 10x 12.7mm machine guns, 16x Mk41 VLS cells for Raytheon's ESSM surface to air missiles, 1x SeaRAM CIWS, 2x4 Harpoon anti-ship missile launchers.

Such a weapon fit will make the MMSC quite more potent compared to the Freedom class LCS currently deployed by the U.S. Navy. Quite interestingly, the release mentions the contract also includes Nexter's Narwhal 20mm Remote Weapon Station. The configuration is likely similar to the French Navy's FREMM with two RWS fitted at the back (likely on top of the helicopter hangar) one port and one starboard.

In terms of sensors, the Saudi Navy MMSC would be fitted with an Airbus D&S TRS-4D AESA Radar, a Variable Depth Sonar (likely Thales CAPTAS type), Saab Ceros 200 radar and optronic tracking fire control director, Argon ST WBR-2000 Electronic Support Measure and Threat Warning System. The combat management system is set to be similar to the one fitted onboard the Freedom class LCS: The COMBATSS-21 by Lockheed Martin.

According to the DSCA release, the proposed sale will provide Saudi Arabia with an increased ability to meet current and future maritime threats from enemy weapon systems. The Multi-Mission Surface Combatant ships will provide protection-in-depth for critical industrial infrastructure and for the sea lines of communication. Saudi Arabia will use the enhanced capability to keep pace with the rapid advances in technology and to remain a viable U.S. coalition partner in the region.

According to several media reports, France is also negotiating (for the past couple years) a large naval deal with Saudi Arabia. The so-called Sawari III contract is rumored to include several FREMM frigates and Gowind corvettes for the Royal Saudi Navy "Western Fleet" based in the Red Sea.
http://www.navyrecognition.com/index.php/news/defence-news/year-2015-news/october-2015-navy-naval-forces-defense-industry-technology-maritime-security-global-news/3181-kingdom-of-saudi-arabia-may-order-four-multi-mission-surface-combatant-mmsc-ships.html

Repair of Pump-Jet Equipped Kilo Class Diesel-Electric Submarine Alrosa to be completed in 2015
















22 October 2015 navyrecognition

According to Russia's governmental procurement website, the 13th Shipyard in Sevastopol is planning to complete the repair of the Project 877V Kilo-class B-871 Alrosa diesel-electric submarine in 2015. The repair and upgrade will enable the submarine to operate with the Russian Navy Black Sea Fleet until 2020. Then the boat will have to get back to the dock of the 13th Shipyard again.

The Project 877V Alrosa is the only Kilo-class submarine fitted with a pump-jet system instead of the standard propeller. A pump-jet allows for higher speed before the onset of cavitation and lower acoustic signature.

The Alrosa was laid down in 1988 and commissioned into service in 1990. For a while, it had been the only operational submarine of the Black Sea Fleet. The Alrosa has an underwater displacement of 3,950 tons, a length of 76.2 m, a submerged speed of 17 knots and an endurance of 45 days. The submarine carries six 533-mm torpedo tubes and a crew of 52.
http://www.navyrecognition.com/index.php?option=com_content&task=view&id=3182

US reportedly ready to sell 8 F-16 fighter jets to Pakistan

22 October 2015 airrecognition

The US is set to sell eight new F-16 fighter jets to Pakistan, a media report said. The decision comes ahead of US President Barack Obama's meeting on Thursday with Pakistani Prime Minister Nawaz Sharif, which will mainly focus on the president's decision to extend the American troop presence in Afghanistan and a quiet effort to get Sharif to halt the deployment of a new generation of tactical nuclear weapons, The New York Times reported on Wednesday, Oct. 21, 2015.

The new aircraft, whose sale could be blocked by the US Congress, would add to Pakistan's already sizable force of fighter jets. It has more than 70 F-16s, more than 130 Mirage fighters and almost 50 JF-17 Thunder fighter aircraft.

The Federation of American Scientists, a leading American think-tank that monitors the spread of nuclear weapons, published a report on Wednesday which showed Pakistan's expansion of its arsenal to 110 to 130 warheads, up from a range of 90 to 110 four years ago.

While those figures showed a steady increase, the group estimated that by 2025 the figure would rise to 220 to 250 warheads which would make Pakistan the world's fifth-largest nuclear power, behind the US, Russia, China and France.

In May, the US handed over to Pakistan over 14 combat aircraft, 59 military trainer jets and 374 armoured personnel carriers. The weapons supplied to Pakistan were earlier used by American forces in Afghanistan and Iraq.
http://www.airrecognition.com/index.php/archive-world-worldwide-news-air-force-aviation-aerospace-air-military-defence-industry/global-news-2015/october/2050-us-reportedly-ready-to-sell-8-f-16-fighter-jets-to-pakistan.html

Bakan Alaboyun'dan bor madeni açıklaması

22 Ekim 2015 Haber7

Bakan Ali Rıza Alaboyun, bor madeninin kullanım alanları ve yapılacak çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Ali Rıza Alaboyun, bor madeninin kullanım alanları ve sektörlere yaptığı katkılarla ilgili gazetecileri bilgilendirdi.

BOR REZERVLERİNİN YÜZDE 73'Ü TÜRKİYE'DE

Dünyadaki bor rezervlerinin yüzde 73'ünün Türkiye'de olduğunu hatırlatan Alaboyun, bor madeni ile ilgili Türkiye'de birçok çalışma yapıldığını ve bu çalışmalarla ilgili vatandaşların bilgilendirilmesinde fayda gördüğünü aktardı.

BOR KARBÜRÜNDEN ELDE EDİLEN ZIRH MALZEMESİ

"Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü (BOREN) ile çalışmalarımız mevcut. Savunma amaçlı kullanılan zırh yeleklerin içindeki plakaların yüzde 100 üretiminin Türkiye'de sağlanması için çalışıyoruz. Bor karbürden elde edilen zırh malzemesi, çeliğe göre yüzde 70 daha hafif. Bir taraftan can güvenliğini sağlamamız lazım, bir taraftan da polisimizin askerimizin hareketliliğini artırıyor olmamız gerekiyor. Böyle bir zırh Türkiye'de üretiliyor. Dışarıdan böyle bir teknoloji için 'know-how' vermiyorlar. Arkadaşlarımız yoğun çaba içerisinde bu zırhların teknolojisini kendileri geliştirdiler."

ARAÇ VE HELİKOPTERLERDE KULLANIM

Üretilen zırhların aynı zamanda araçlarda ve helikopterlerde de kullanıldığını dile getiren Alaboyun, "Bu teknoloji geliştikçe zırhlı araçlarımızdaki kaplama teknolojisi de kendiliğinden gelişecek. İnşallah terörle mücadelede daha ileri adımlar atacağız"ifadelerini kullandı.

Alaboyun, bor madeninin pek çok sektörde kullanıldığına işaret ederek, "Amacımız bor madenimizi mümkün olduğu kadar uç ürüne yönlendirmek. Bunu yapabilirsek uç ürünlerde, ülkemizde de belki bora dayalı, bor kullanım oranını belli bir oranda tutmak şartıyla bir endüstri organize bölgesi kurulmasını da desteklemek istiyoruz. Bu tür ürünleri savunma ve güvenlikle ilgili sorunlarımız ortaya çıkınca üretelim istedik. Bunlar daha önce ithal ediliyordu" diye konuştu.

BOR MADENİNİN KULLANIM ALANLARI

Bor madeni, Türkiye'de borlu süper iletken malzemeler, bor zenginleştirme makinesi, borlu insansız hava araçları (İHA) ile yakında zamanda tamamlanacak olan borlu araç ve borlu balata ile seramik zırhların üretiminde kullanılıyor.
http://ekonomi.haber7.com/turkiye-ekonomisi/haber/1615833-bakan-alaboyundan-bor-madeni-aciklamasi

Stratejik Hava Savunma Sistemleri ve Türkiye’nin Yol Haritası

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları (SETA) ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) “Stratejik Hava Savunma Sistemleri ve Türkiye’nin Yol Haritası” konulu ortak panel düzenliyor.

Panelde, Türkiye’nin hava savunma kabiliyetlerine ilişkin tespitler, plan ve yol haritaları masaya yatırılacaktır. Panelistler, Soğuk Savaş Sonrası Dönemde balistik füze teknolojisi ve KİS harp başlığıyla donatılan balistik füzelerin yayılması sorunu ve Türkiye’ye yönelik tehdidin boyutları ve çıkış yollarını tartışılacaklar; T-LORAMIDS ihalesi başta olmak üzere, Türkiye’nin tedbir alma girişimleri, hâlihazırda kazanılan bilimsel ve teknik yetenekler ile geleceğe dönük plan ve projelerden bahsedeceklerdir.

http://www.setav.org/tr/stratejik-hava-savunma-sistemleri-ve-turkiyenin-yol-haritasi/etkinlikler/31233

Mısır donanmasını güçlendiriyor, Almanya'dan 4 denizaltı alıyor

21.10.2015 Deniz Haber Ajansı

Mısır'ın Almanya'dan 4 adet Type 209 tipi denizaltı alacağı açıklandı. Mısır Donanma Komutanı Usame Münir Rabia, ilk denizaltının 2016 sonlarında Mısır Donanması'nın hizmetine gireceğini belirtti. Mısır Donanma Komutanı Usame Münir Rabia, Almanya'dan 4 adet Type 209 tipi denizaltı alacaklarını açıkladı. Komutan, ilk denizaltının 2016 sonlarında Mısır Donanması'nın hizmetine gireceğini belirtti.

Rabia, "Dört Type 209 denizaltıdan ilkinin kabulü 2016 sonlarında gerçekleşecek" dedi. Amiral, halihazırda Mısırlı denizcilerin denizaltıların işletilmesiyle ilgili Almanya'da eğitim gördüğünü ifade etti.

Ülkesi için 4 firkateynin inşaatı konusunda Fransa ile anlaşma imzaladıklarını ifade eden Mısır Donanma Komutanı, 3 firkateynin Mısır'da inşa edileceğini vurguladı.

Fransa'dan satın alınan Mistral helikopter gemilerine de değinen Rabia, "Mistal'lerin stratejik amacı, denizden karaya çıkarma, silahlı kuvvetlerin diğer ülkelere transferi, operasyon yönetiminde müşterek karargah olarak çalışması ve ayrıca zarar gören ülkelere yardımın ulaştırılması" dedi.

http://www.denizhaber.com.tr/misir-donanmasini-guclendiriyor-almanyadan-4-denizalti-aliyor-haber-64528.htm

Exclusive: China trying to undercut Germany on submarine offer to Egypt
http://www.reuters.com/article/2015/09/15/us-china-egypt-submarines-exclusive-idUSKCN0RF2NR20150915

21 Ekim 2015 Çarşamba

U.S. approves $11.25 billion warship sale to Saudi Arabia

Oct 20, 2015 Reuters

The U.S. government said on Tuesday it has approved the sale of up to four Lockheed Martin Corp multi-mission warships, plus associated equipment, training and logistics to Saudi Arabia, a deal valued at $11.25 billion overall.

The Pentagon's Defense Security Cooperation Agency, which oversees foreign military sales, notified U.S. lawmakers late Monday about the possible sale, and released a statement on its website on Tuesday.

"We stand ready to support that sale," Lockheed Chief Executive Officer Marillyn Hewson told analysts on an earnings call. She said the deal could be completed in 2016.

DSCA said the major defense equipment involved in the deal was worth $4.3 billion, with the rest going to fund extensive engineering, logistics and training required for the program.

Lawmakers have 30 days to block the sale, although such action is rare since potential deals are carefully vetted before formal notification.

Reuters reported in September that Saudi Arabia was in advanced discussions with the U.S. government about buying two of the ships, and could reach agreement by the end of the year. It was not immediately clear if the Gulf country would buy all four ships at once.

The sale is part of a larger modernization of the Royal Saudi Navy's Eastern Fleet, and will replace older U.S.-built ships with new ships based on the Littoral Combat Ships (LCS) that Lockheed currently builds for the U.S. Navy together with its major supplier, Italy's Fincantieri.

The Saudi Naval Expansion Program II, or SNEP II, has been under discussion for years. U.S. sources said Saudi Arabia's concerns about Iran accelerated the effort.

It will be the first major export in years of a newly built U.S.-manufactured surface naval vessel, and will allow the U.S. military to operate more easily with those of the Gulf Cooperation Council countries.

"This sale demonstrates the enduring U.S. commitment to building robust diplomatic and security partnerships essential to promoting peace and stability in the Gulf region," said one U.S. official who was not authorized to speak publicly.

The sale would include equipment such as radar and sonar systems and munitions and fire-control systems.

Lockheed and Sikorsky Aircraft, a United Technologies Corp unit, hope to finalize another key part of the modernization effort by year-end: a $1.9 billion order of 10 MH-60R helicopters, one of the sources said. Lockheed expects to complete its takeover of Sikorsky this year.

U.S. lawmakers were notified in May about the MH-60R deal.
http://www.reuters.com/article/2015/10/20/us-lockheed-saudi-warships-idUSKCN0SE1FD20151020

20 Ekim 2015 Salı

NATO begins largest military exercise in Mediterranean

Oct 19, 2015 Source: Reuters

NATO's top commander General Philip Breedlove says any attempt to violate sovereignty of a NATO nation will result in the decisive military engagement by all NATO nations.

NATO and its allies opened their largest military exercise in more than a decade on Monday, choosing the central Mediterranean to showcase strengths that face threats from Russia's growing military presence from the Baltics to Syria.

As planes flew over a gala ceremony for NATO's military and political leaders at an air base in southern Italy, Russia's resurgence was the central topic of concern, pushing NATO to embark on its biggest modernisation since the Cold War.

"This sends a very clear message to any potential aggressor," NATO's top commander General Philip Breedlove said of the Trident Juncture exercises and the testing of a new rapid-reaction force.

"Any attempt to violate the sovereignty of one NATO nation will result in the decisive military engagement of all NATO nations," Breedlove said, before donning flight gear to oversee a fly-over of dozens of fighter jets and camouflaged helicopters.

But looming over the exercises involving some 36,000 troops, ships and aircraft over five weeks is the issue of how far Russia's growing military presence from the Baltics to Syria can limit NATO's ability to move by sea and air.

From the Baltics, where Russia has a naval base in Kaliningrad, through the Black Sea and annexed Crimea, to Moscow's intervention in Syria, Russia has stationed anti-aircraft and anti-ship missiles able to cover huge areas.

"We are very concerned about the Russian military build-up," NATO's Deputy Secretary General Alexander Vershbow told reporters. "The increasing concentration of forces in Kaliningrad, the Black Sea and now in the eastern Mediterranean does pose some additional challenges," he said.

NATO officials insist the alliance is ready and able to defend any of its 28 allies from any threat, while its combined strength is far greater than Russia's military capacity.
...
http://beta.trtworld.com/europe/nato-begins-largest-military-exercise-in-mediterranean-9689


NATO'dan Rusya'ya karşı Akdeniz'de 'Gözdağı' tatbikatı

NATO ve müttefikleri bugün Akdeniz’de, son 10 yılda düzenledikleri en büyük askeri tatbikatı başlatıyor. 5 hafta sürecek tatbikata 36 bin asker, 230 askeri birim, 140 uçak ve 60’dan fazla gemi katılacak.

NATO; İran’ın karadan, Rusya’nın havadan Suriye Lideri Esad’a destek verdiği bir dönemde 36 bin askerle tatbikat düzenliyor. Akdeniz’deki tatbikat, “aynı kıyılarda” varlık göstermeye çalışan Esad destekçilerine gözdağı olarak algılanıyor

NATO ve müttefikleri bugün Akdeniz’de, son 10 yılda düzenledikleri en büyük askeri tatbikatı başlatıyor. NATO’nun “Askeri gövde gösterisi” olarak nitelendirilen, 5 hafta sürecek tatbikata 36 bin asker, 230 askeri birim, 140 uçak ve 60’dan fazla gemi katılacak.

Aynı anda çoklu tehditlere karşı hazırlıklı duruma gelinmesi hedeflenerek düzenlenen tatbikata Türkiye de katılacak. “Trident Juncture” adlı tatbikatta NATO’nun 1 haftadan kısa süre içinde istenen bölgeye konuşlandırılması planlanan, 5 bin askerlik acil müdahale gücü de test edilecek. Rusya’nın Suriye’de gücünü göstermeye çalıştığı, askeri varlığını artırdığı bir dönemde düzenlenecek tatbikat bu ülkenin Suriye’deki savaşa müdahil olmasından önce planlandı.

Ancak, tatbikatın Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki gelişmeler doğrultusunda NATO’nun “çoklu tehditlerle karşı karşıya kalabileceği”, İran’ın karadan, Rusya’nın havadan Suriye’de, Esad rejimine destek verdiği dönemde düzenlenmesi “NATO gözdağı veriyor” yorumlarına yol açtı. İngiltere Savunma Bakanı Michael Fallon, siyasi ve askeri analistlerin dile getirdiği yorumu, “Eskisinden daha karanlık ve tehlikeli bir dünyada varlığımızı koruyabileceğimizi, tehlikelere karşı koyabileceğimizi göstermek istiyoruz” sözleriyle bir anlamda doğruladı.

İngiltere’nin NATO Büyükelçisi Adam Thomson ise “NATO’nun güney bölgeleri için bir stratejiye ihtiyacı var. Irak’tan Kuzey Afrika’ya uzanan bölgelerde istikrarsızlık hâkim. Rusya’ya karşı geniş zamanlı bir tavır belirlemeliyiz” dedi. Adını açıklamayan bir başka NATO yetkilisi de “Geçmişte Doğu’daki ve Batı’daki tehditlerden bahsederdik. Şimdi bu iki tehdit birleşti” görüşünü savundu.
http://www.denizhaber.com.tr/natodan-rusyaya-karsi-akdenizde-gozdagi-tatbikati-haber-64477.htm

19 Ekim 2015 Pazartesi

Türk polisine dünya rekortmeni İHA

19 Ekim 2015

Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM), İnsansız Hava Aracı, zırhlı araç ve bomba imha robotu tedariki için sözleşme imzaladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), Kale Baykar İş Ortaklığı tarafından millli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar Taktik İnsansız Hava Aracı (İHA) için toplam 6 Uçak ve 4 Yer Kontrol İstasyonundan oluşan 2 sistem için sipariş verdi. Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) tarafından yapılan basın açıklaması ile duyurulan habere göre 31 Ağustos 2015 tarihinde Proje Başlama Kararı’nın alınmasını müteakip Teklif Değerlendirme ve Sözleşme görüşmeleri tamamlanarak 15 Ekim 2015 tarihinde EGM Taktik İHA Tedarik Sözleşmesi imzalandı.

%100 MİLLİ VE ÖZGÜN TASARIM, %93 YERLİ KATKI

İlk olarak 2014 Kasım tarihinde kabul aşamasını başarıyla tamamlayarak Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine giren ve aktif olarak kullanımda olan Bayraktar Taktik Blok 2 (TB2) İHA kendi klasmanında dünyadaki en gelişmiş 3 yedekli uçuş kontrol sistemi ve çift yedekli bus mimarine sahip. Bu sayede hangardan çıktığı andan itibaren tam otomatik bir şekilde taksi, kalkış, seyir, iniş, fren ve park gibi aşamaları gerçekleştirebilmekte. Bayraktar İHA, 110 kişilik Türk mühendis ve teknisyen ekibi tarafından tasarlanmış olup, Savunma Sanayinde rekor olan %93 yerli sanayi katılımı (sektör ortalaması %50) ile üretimi yapılmaktadır.

TAKTİK İHA SINIFINDA DÜNYA REKORLARI

12 metre kanat açıklığı ve 650 kg toplam kalkış ağırlığına sahip Bayraktar TB2, 14 Haziran 2014 tarihinde kendi klasmanında en yüksek irtifa olan 27,030 feet irtifaya çıkmış, ayrıca 6 Ağustos 2014 tarihinde 24 Saat 34 Dakika’lık uçuş gerçekleştirerek rekorlara imza atmıştır. Yurtdışı kısıtlamaya bağlı olmaksızın milli ve özgün olarak geliştirilen kritik elektronik ve yazılım bileşenleri arasında:

- 3 Yedekli Uçuş Kontrol Sistemi
- Görev Bilgisayarı
- Pitot Statik Sistemler
- Servo Kontrol ve Aktüatör Birimleri
- Hava Veri Kayıt Cihazı
- Akılı Batarya Birimleri
- Ataletsel Seyrüsefer Sistemleri
- Ataletsel Ölçüm Sistemi
- Elektrik Güç Kontrol Ünitesi
vb. kritik aksamlar yer almaktadır.

2015 Haziran’da yapılan 2. Teslimat ile Silahlı Kuvvetlerin envanterinde halen 12 adet Bayraktar TB2 İHA bulunmakta. 1 yıl içerisinde EGM bünyesinde kullanıma girmesi beklenen sistemler standart olarak 22,500 feet irtifada en az 20 saat uçuş özelliğine sahip olacak.
http://www.haber7.com/guncel/haber/1611251-turk-polisine-dunya-rekortmeni-iha

17 Ekim 2015 Cumartesi

Ateş Serbest-2015 tatbikatı başarıyla tamamlandı

16.10.2015 AA

Kara Kuvvetleri Komutanlığının "Ateş Serbest-2015 Tatbikatı", Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve komuta kademesinin katılımıyla Polatlı'da gerçekleştirildi. Kara Kuvvetleri Komutanlığının envanterindeki birçok silahın yanı sıra milli üretim T-129 Atak Taarruz Helikopteri, milli piyade tüfeği ve Fırtına Obüsü'nün de atış yaptığı tatbikat, hedeflerin tam isabetle vurulmasıyla tamamlandı.

Subay ve astsubay kursiyerlere envanterdeki silah ve sistemleri tanıtmak ve bunların ateş gücü ile hedefteki etkisini göstermek amacıyla düzenlenen Ateş Serbest-2015 Tatbikatı'nın, komuta kademesinin katıldığı "Seçkin Gözlemci Günü", Ankara'ın Polatlı ilçesi Acıkır mevkisindeki General Nahit Şenoğul Atış ve Tatbikat Alanı'nda yapıldı.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar'ın yanı sıra kuvvet komutanları, ordu komutanları ile 61 generalin katıldığı tatbikatta Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı 16 birlik görev aldı.

Kuvvet komutanlıklarındaki askeri personel, Kara Kuvvetleri sınıf okullarında eğitim gören 2 bin 15 subay ve astsubay ile askeri öğrenciler, gaziler ve şehit ailelerinin izlediği tatbikat, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar'ın tatbikat alanındaki yerini almasıyla başladı.

Orgeneral Akar alana gelişinde Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak tarafından karşılandı. Tören mangasını selamlayan Orgeneral Akar, daha sonra tatbikatı izleyeceği alana geçti.

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Çolak, tatbikat öncesi yaptığı konuşmada, Türkiye'nin kriz ve istikrarsızlıkların hakim olduğu, dünyanın en hassas bölgelerinden birinde yer aldığını vurguladı.

"Belirsizlik, risk ve tehditlerle dolu coğrafyamızda milletimizin güvenliğinin sağlanması ve vatanımızın her türlü tehditten uzak tutulması TSK'nın en önemli unsurlarından Kara Kuvvetlerimizin her an muharebeye hazır, caydırıcı ve modern bir güç olmasını zorunlu kılmaktadır" diyen Orgeneral Çolak, caydırıcı ve saygın kara kuvvetlerinin ancak iyi eğitilmiş, ülkesine, milletine, Atatürk ilke ve inkılaplarına, cumhuriyete, bayrağa gönülden bağlı personelle olabileceğini söyledi.

MİLLİ ÜRETİM SİLAHLAR DA KULLANILDI

Tatbikatta Kara Kuvvetleri Komutanlığı envanterine yakın zamanda giren ve milli imkanlarla üretilen T-129 Atak Taarruz Helikopteri, milli piyade tüfeği ve Fırtına Obüsü'nün yanı sıra Biksi makineli tüfek, Kanas ve Accuracy keskin nişancı tüfekleri, Kornet ve Tow tanksavar silahları, çeşitli ebatlardaki havanlar, hava savunma silahları, Leopard tankları, Süper Kobra ve Sikorsky helikopterleri, Zıpkın ve Atılgan füzeleri ile mini insansız hava araçları da kullanıldı.

UNUTULMAYACAK BİR GÜN OLACAK

"Ateş Serbest-2015 Tatbikatı", mini insansız hava araçlarının (İHA) uçurulmasıyla başladı. "Gözcü" adı verilen mini İHA'dan alınan görüntülerin değerlendirilmesinin ardından atışlara geçildi.

İşaret tabancalarıyla yer belirlemesi yapılmasının ardından, "Bugün unutulmayacak bir gün olacak" anonsuyla atışlar başladı. Önce piyade silahlarıyla atış yapıldı. Keskin nişancı tüfeklerinin de kullanıldığı atışlarda, yerli üretim milli piyade tüfeği de test edildi.

Daha sonra kara hedefleri önce uçaksavarlarla ardından zırhlı muharebe araçlarıyla vuruldu. Roket ve bomba atarların ardından hava savunma silahları tatbikat alanındaki hedefleri tam isabetle vurdu.

TOPLAR HELİKOPTERLE TAŞINDI

Leopard 2 A4 tanklarından oluşan tank takımının hareketli ve duran hedefleri imha etmesinin ardından topçu atışlarına geçildi. Yerden yapılan ateşlerin ardından iki helikopterin taşıdığı toplar, hava hücum harekatı kapsamında tatbikat alanına getirildi. Sikorsky helikopterinin taşıdığı iki 75 milimetrelik topun indirilmesinin ardından hedefler topçular tarafından tam isabetle vuruldu.

Tatbikatta, istihkam birliklerinin tank hendekleri ve mayın tarlalarından geçit açma yöntemleri de gösterildi.

GÖKYÜZÜNÜN AKINCILARI

Ateş Serbest-2015 Tatbikatı'nda "gökyüzünün akıncıları" olarak nitelendirilen helikopterler de atış yaptı.

Hedefler ilk olarak Kobra helikopterlerince vurulurken ardından Süper Kobra ve milli üretim Atak Taarruz Helikopterleri alana geldi. Atak helikopterinin yer tespitinin ardından Süper Kobra tarafından milli üretim "cirit" füzesi atıldı. Daha sonra Kobra, Süper Kobra ve Atak helikopterleri birlikte hedefleri imha etti.

Helikopterlerin tam isabetli atışları protokol üyelerince alkışlandı.

TOPLARDAN ÖZEL ATIŞ

Helikopterlerin atışlarını havan atışları takip etti. Çok namlulu roketatarların da hedeflerini vurduğu tatbikatta top atışlarıyla da hedefler dövüldü.

Milli üretim "Fırtına Obüsü" de tatbikatta atış yaptı. Mevzisinden çıkarak zorlu arazi şartlarında hızla hareket eden Fırtına obüsleri, hedefleri tam isabetle vurdu. Topların hedefleri birlikte vurmasıyla tatbikat sona erdi.

Atışların sonunda Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar, tatbikata katılan birlikleri tebrik etti.
http://haber.star.com.tr/guncel/ates-serbest2015-tatbikati-basariyla-tamamlandi/haber-1063257

16 Ekim 2015 Cuma

TUSAP Raiders-2015 (Indus Viper) Tatbikatı

01 Ekim 2015

1-TUSAP Raiders-2015 (Indus Viper) Tatbikatı; 01-16 Ekim 2015 tarihleri arasında Pakistan ev sahipliğinde, Türk ve Pakistan Hava Kuvvetleri Komutanlığı unsurlarının iştiraki ile Mushaf Üssü/Sargodha’da icra edilecektir.

2-Tatbikatın maksadı; Türkiye ve Pakistan Hava Kuvvetleri Komutanlıkları arasındaki iş birliğinin artırılması, geliştirilmesi ve birlikte çalışabilirliğin denenmesi amacıyla karma hava harekâtı icra etmektir.

3-Tatbikata Türk Hava Kuvvetlerinden beş adet F-16 uçağı katılacaktır.
http://www.tsk.tr/3_basin_yayin_faaliyetleri/3_2_basin_duyurulari/2015/bd_50.html


Solo Türk Pakistan'da
http://www.sabah.com.tr/multimedya/galeri/dunya/solo-turk-pakistanda

15 Ekim 2015 Perşembe

DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANI ORAMİRAL BÜLENT BOSTANOĞLU'NUN KONUŞMALARI 2014

18 Kasım 2014 DzKK

Geçmişi birçok devletin tarihinden daha köklü olan, mezunu olmaktan her zaman gurur duyduğumuz, Deniz Lisesi ve Deniz Harp Okulumuzun 241’inci kuruluş yıldönümü törenine hoş geldiniz.

Bu anlamlı günü teşrifleri nedeniyle, değerli komutanlarıma, büyüklerime, öğretmenlerime, konuklarımıza ve kıymetli meslektaşlarıma en içten sevgi ve saygılarımı sunuyor, ebediyete intikal etmiş tüm meslektaşlarımızı ve başta ulu önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere, aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi huzurlarınızda rahmet, minnet ve saygı ile anıyorum.

Geçtiğimiz yıl sizlerle, yine bu yuvada bir araya gelmiş, deniz kuvvetlerimizin icra ettiği faaliyetler hakkında sizleri bilgilendirmiştim. Geçen sene sözlerime başlarken;

“Bugün aramızda bulunamayan muvazzaf ve emekli personelimizin eksikliğini ve üzüntüsünü en derin şekilde yaşıyor, bir aile olarak hissettiğimiz Deniz Kuvvetleri camiamızı, her zaman bir arada görmek özlemi içerisinde bulunduğumuzu da özellikle vurgulamak istiyorum.” ifadelerini kullanmıştım.

Deniz Kuvvetleri ailesi olarak, son bir kaç yıldır, buruk bir şekilde icra ettiğimiz 18 Kasım törenleri, geleceğe daima ümitle bakmanın ve aramızdaki birlik ve beraberlik duygusunun, sahip olduğumuz en önemli güç olduğunu bizlere daima hatırlatmaktadır.

Bu birlik ve beraberlik duygusundan aldığımız inanç sayesinde, tüm önceliğimizi, son yıllarda yaşanan süreçlerden etkilenen arkadaşlarımızın bir an önce ailelerine kavuşmalarına verdiğimizi, soğukkanlılığımızı ve sabrımızı kaybetmeden gösterilen çabaların, olumlu sonuçlar getirdiğinin altını çizmek istiyorum.

Ayrıca, her türlü yasal güçlüğe rağmen, kimi zaman da yasal ve idari mevzuatı zorlayarak, personelimize ve ailelerine destek olmaya çalıştığımızı özellikle vurgulamak istiyorum. Bundan sonraki hedefimiz, benzer hukuki süreçleri yaşayan arkadaşlarımızın, en kısa zamanda ailelerine kavuşturulması olacaktır.

Bunları yaparken deniz kuvvetleri camiası olarak, tüm emekli ve muvazzaf personelimizden beklentimiz, 18 Kasım’ın ruhuna uygun şekilde, birbirimize destek olmak, Deniz Kuvvetlerimizin başarılarına sevinerek, mutluluğumuzu artırmak, acılarına da üzülerek, kederlerimizi azaltmaktadır.

Deniz Kuvvetlerimiz, sağlam temellere dayanan, kökleri mazide ve yüzü daima geleceğe dönük bir kurumdur. Kurum olarak öncelikli hedefimiz, milletimizin bizden beklediği görevleri, içinde bulunduğumuz coğrafyanın zorluk ve değişkenliğini dikkate alarak yerine getirmektir.

Bu görevleri yerine getirirken, en büyük güvencemiz olan nitelikli insan gücümüzü, bir bütün olarak gördüğümüzü, personelimiz arasında hiç bir fark olmadığını bir kez daha belirtmek istiyorum.

Ulu önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün gösterdiği “Mükemmel ve kaadir bir donanmaya sahip olmak” direktifi doğrultusunda, cumhuriyetimizin kuruluş yıllarında toplam 48.000 tonluk 23 platformdan oluşan donanmamız, bugün yaklaşık, 200.000 tonluk 158 gemi, 50’ye yakın hava vasıtası, amfibi deniz piyade tugayı, sualtı taarruz, sualtı savunma ve kurtarma birlikleri ile, milletimizin denizlerdeki hak ve menfaatlerinin korunmasının yanı sıra, bölgesel / küresel barış ve istikrarın devamına da katkı sağlamaktadır.

Bölgesel ve küresel ortamda meydana gelen hızlı ve öngörülemeyen gelişmeler, denizlerin, güvenlik, istikrar, ekonomi ve uluslararası hukuk açısından önemini her geçen gün daha da artırmaktadır. Bu gerçeklerden hareketle, Deniz Kuvvetlerimize;

- Milletimizin denizlerdeki çıkarlarının korunması,
- Çevre denizlerdeki deniz yetki alanlarının paylaşımı,
- Siyasi sorunlardan kaynaklanan olası krizlerin önlenmesi ve gerektiğinde müdahale edilmesinde, barış döneminden itibaren çok önemli görevler düşmektedir.

Kara ülkesinin yaklaşık yarısı kadar bir deniz yetki alanına sahip olan Türkiye, dünyanın dört bir tarafına yayılmış vatandaşları ve ticareti ile, gün geçtikçe denizlere daha çok bağımlı hale gelmektedir. Hepinizin malumları olduğu üzere, ticaret bahriyemizin son yıllarda artan şekilde varlık gösterdiği Gine Körfezinde, 5 Kasım 2014 tarihinde bir Türk gemisine korsanlar tarafından Nijerya açıklarında saldırı düzenlenmiş ve 2 Türk denizci rehin alınmıştır.

Bu ve benzeri olaylar, Deniz Kuvvetlerimizin görev alanının çevre denizlerimizden ve halen kuvvet bulundurduğumuz alan dışı bölgelerden, diğer denizlere doğru genişleyebileceğinin en güzel örneğini oluşturmaktadır.

Türk donanması, asırlar boyunca büyük gayretler sarf edilerek, “Denizin Tuzu, Terinin Tuzuna Karışan Kahraman Bahriyeliler” tarafından oluşturulmuş ve sürekli gelişim göstererek bugünlere gelmiştir.

Tarihimizden aldığımız dersler ve ulu önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün gösterdiği hedef doğrultusunda,

“Anavatanda güvende olmak için, denizde güçlü olmak; Dünyada söz sahibi olmak için, tüm denizlerde var olmak” ilkesi ile çıktığımız rotada, deniz kuvvetlerimize bağlı gemilerle son 1 yılda, yaklaşık 1,5 milyon deniz mili seyir icra edilmiştir.

Dünyanın çevresinin, yaklaşık 70 kez dolaşılması anlamına gelen bu mesafe, aynı zamanda, Deniz Kuvvetlerimizin asıl harekât alanı olan çevre denizlerimiz başta olmak üzere, dünya denizlerinde başarıyla sancak ve varlık gösterdiğinin, denizlerdeki hak ve menfaatlerimizi etkinlikle koruduğunun da somut bir göstergesidir.

Türk denizcilik gücünün kurucusu ve lideri olan Deniz Kuvvetlerimiz, son bir yıllık dönemde çevre denizlerimize ilave olarak, Batı Akdeniz, Hint Okyanusu, Kızıldeniz, Arap Denizi, Atlantik Okyanusu, Kuzey Denizi ve Baltık Denizi İle Afganistan ve Kosova’da büyük bir başarı ile görev icra ederek, ay yıldızlı şanlı bayrağımızı “Ufuk Ötesi”ne taşımış, harbe hazırlık seviyesini her geçen gün artırırken, Savaş Dışı Harekât Görevleri ile bölgesel ve küresel dostluk köprülerinin tesis edilmesine katkı sağlamıştır.

60° Kuzey enlemi ile 36° Güney enlemi, 75° Batı boylamı ile 70° Doğu boylamı arasında kalan deniz alanlarında bu faaliyetler icra edilirken, etki ve ilgi alanımızın odak merkezlerini Doğu Akdeniz, Ege Denizi ve Karadeniz’in oluşturduğunu, Deniz Kuvvetlerimiz ve milli güç unsurlarımız güçlendikçe, bu odak noktaları değişmeden, etki ve ilgi alanlarımızı genişlettiğimizi özellikle vurgulamak istiyorum. “Halka Teorisi” olarak ifade ettiğimiz bu yaklaşım, Deniz Kuvvetlerimizin barış döneminden itibaren belirli merkezler üzerinde esnek olarak kullanımına imkân vermektedir.

Son dönemde, içinde bulunduğumuz coğrafyanın değişken askeri ve siyasi yapısı dikkate alınarak, Karadeniz’de iyi komşuluk ve müttefiklik anlamında sürekli ve dengeli bir varlık bulundurma, Ege’de artan deniz hava ve keşif gözetleme imkân kabiliyetlerimiz ile sürekli varlık gösterme politikası takip edilmektedir.

Doğu Akdeniz’de ise, “Barbaros Hayreddin Paşa” sismik araştırma gemisine, sismik araştırma faaliyetleri süresince koruma ve destek sağlanmaktadır.

Ayrıca, faaliyetleri Mozambik Kanalından itibaren Deniz Kuvvetlerimiz tarafından takip edilen “SAIPEM 10000” adlı petrol arama platformunun, halen Kıbrıs Adası güneyinde sürdürdüğü çalışmalar da yakından ve kesintisiz olarak izlenmektedir.

Doğu Akdeniz’de, milletimizin hak ve menfaatlerinin daha iyi korunması maksadıyla, mevcut platformlarımıza ilave olarak, yüksek ateş gücü, izleme ve komuta kontrol sistemlerine sahip G Sınıfı Fırkateyn, Kılıç Sınıfı Hücumbotlar ve Gür Sınıfı Denizaltılardan bir kısmı Aksaz’da, CN-235 Deniz Karakol uçaklarımızdan bir kısmı ise Dalaman Deniz Hava Üs Komutanlığında daimi olarak konuşlandırılmaya başlanmıştır.

Geçtiğimiz 1 yılda, Deniz Kuvvetleri olarak birçok önemli faaliyet icra edilmiştir.18 Mart - 27 Haziran 2014 tarihleri arasında gerçekleştirdiğimiz “Afrika Seyri”, bu faaliyetlerin en önemli kısmını oluşturmuştur. 2 fırkateyn, 1 korvet, 1 lojistik destek gemisi ile 3 helikopterden teşkil edilen ve 820 personelin görev yaptığı “Barbaros Türk Deniz Görev Grubu”, faaliyet süresince, 24 ülkede, 25 liman ziyareti gerçekleştirmiş, yaklaşık 15 bin deniz mili seyir icra etmiştir. bu mesafe, dünyanın çevresinin, yaklaşık dörtte üçüne karşılık gelmektedir.

Afrika seyrinin asıl amacını teşkil eden güdümlü mermi ve top atışları ana vatandan 8500 km uzaklıkta, gelişmiş hedef takip ve analiz imkânları bulunan “Güney Afrika Cumhuriyeti Denel Overberg Deniz Atış Alanı”nda icra edilmiştir.

Atışlar, perdede özellikleri gösterilen yüksek süratli insansız suüstü ve hava hedefleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Atışlar süresince, Deniz Kuvvetlerimiz tarafından ilk defa; yüksek süratli insansız suüstü hedefine karşı atış icra edilmiştir. Ayrıca, bir adedi 50 ft irtifada olmak üzere, aynı anda farklı sektörlerden yaklaşan üç adet yüksek süratli insansız hava hedefine karşı, tek gemi ile kademeli olarak, SM-1 ve ESSM Güdümlü Mermileri ile PHALANX nokta savunma sistemi kullanılarak angaje olunmuştur.

Deniz Kuvvetlerimizin, şu ana kadar icra ettiği en karmaşık ve gerçeğe en yakın senaryolara istinaden gerçekleştirilen 8 adet güdümlü mermi atışında tam isabet sağlanmıştır.

Barbaros Türk Deniz Görev Grubunun Afrika Seyri, Deniz Kuvvetlerimiz açısından birçok “İlkleri” de kapsamaktadır. Afrika Seyrinde;

- 19 ülkeye ilk defa liman ziyareti gerçekleştirilmiş,
- Dünya üzerinde “sıfır noktası” olarak bilinen, “0º enlem ve boylamı” ilk kez geçilmiş,
- Çevre denizlerimiz haricindeki sularda, ilk defa güdümlü mermi atışları gerçekleştirilmiş,
- Milli Gururumuz Heybeliada Korveti, ilk kez Atlantik ve Hint Okyanusunda uzun süreli seyir icra etmiş ve kendisini her yönden kanıtlamıştır.

Deniz Kuvvetlerimiz tarafından, son 1 yılda icra edilen toplam 16 adet güdümlü mermi atışı, taktik, teknik ve lojistik açıdan önümüze yepyeni ufuklar açmış, inşa edeceğimiz platform ve tedarik edeceğimiz silah ve sistemlerin seçiminde bizlere yol gösterici olmuştur.

Ayrıca Güney Afrika Cumhuriyetinde bulunan atış alanının bir benzerinin, ülkemizde de tesis edilebilmesi için çalışmalara başlanmıştır.

Deniz Kuvvetlerimizin tamamen kendi vizyonu ve ihtiyaçları doğrultusunda ve uzun bir planlama sürecinin sonunda gerçekleştirilen Afrika Seyri ve güdümlü mermi atışlarının başarısı, yerli ve yabancı medya ile, dost ve müttefik ülkeler tarafından da ilgiyle izlenmiştir. Prof.Dr. İlber ORTAYLI, 3 Haziran 2014 tarihinde “Türk Asırlarında Doğu Akdeniz” konulu konferansında;

“Aradan çok uzun zaman geçtikten sonra, Türkiye deniz devleti olmaya başlıyor. Bu kara imparatorluğu için hiç de kolay bir şey değil. Bugün Türk Deniz Kuvvetlerinin geldiği aşama ortada.” ifadeleri ile, Türk Deniz Kuvvetleri olarak icra edilen faaliyetlerin ne kadar isabetli ve vizyoner olduğunu vurgulamıştır.

“Nasıl Savaşacaksan, Ona Göre Planla, Tedarik/İnşa Et, Dene ve Eğitim Yap” prensibi ile etkin bir harp bahriyesi olma rotasında ilerleyen bir deniz kuvveti olarak, duraklamaya, beklemeye ve tereddüt etmeye asla tahammülümüz yoktur. Amerikalı ünlü doktor ve şair Wendell HOLMS’ün şu sözleri karşılaştığımız her türlü zorluk karşısında, Deniz Kuvvetlerimizin, her zaman harbe hazır olması gerektiğini özetlemektedir.

“ Bir noktaya ulaşmak için bazen rüzgârı arkamıza alarak, bazen de rüzgâra karşı seyretmek zorundayız, ama ne olursa olsun seyretmek, ilerlemek mecburiyetindeyiz. Makineleri stop edemeyiz veya demir atamayız. ”

Bu sözde de ifade edildiği gibi, tarihin her döneminde, küresel ve bölgesel sorunların odağındaki bir coğrafyada bulunan ülkemizin, ihtiyaç duyduğu modern bir deniz kuvveti olmak yolunda, daima ilerlemek zorundayız. Deniz tarihimizde, kurum olarak makinaları stop etmenin veya demir atmanın bedelini nasıl ağır sonuçlarla ödediğimizi, sizlerin takdirine sunmak isterim.

Silahlı Kuvvetler bünyesinde suüstü, sualtı, hava ve kara ortamlarında harekât icra edebilecek imkân kabiliyetlere sahip, tek kuvvet olma özelliğini taşıyan Deniz Kuvvetlerimiz, önümüzdeki yıllarda sahip olacağı modern platformlar, yetenekler ve yüksek hareket kabiliyeti ile daha etkin bir kuvvet haline gelecektir.

Bu bağlamda, şimdi sizlere Deniz Kuvvetlerimiz tarafından yürütülen projelerle ilgili bazı güncel bilgiler vermek istiyorum. Türk Deniz Kuvvetleri, etkin bir deniz kuvveti tesis ve idame etmek üzere, özgün bir savunma tedarik yöntemi uygulamaktadır.

“MİLGEM Konsepti” kapsamında, tasarım, inşa ve performans sorumluluğu Deniz Kuvvetleri tarafından yerine getirilen, “ADA Sınıfı Korvet” projesinin ilk iki gemisi olan HEYBELİADA ve BÜYÜKADA korvetleri halen başarı ile kendilerine verilen görevleri yerine getirmektedir. ADA Sınıfı korvetlerin üçüncü gemisi olan BURGAZADA’nın inşasına İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda başlanmıştır. BURGAZADA’nın 2018 ve dördüncü gemi KINALIADA’nın 2020 yılında donanmamıza katılmaları ön görülmektedir.

Deniz Kuvvetlerimizin ihtiyaçları ve ilk 2 gemiden alınan dersler ışığında, ADA Sınıfı Korvet Projesinin ikinci dörtlü paketinin kabiliyetlerinin geliştirilmesi gereği duyulmuştur. Bu kapsamda,

- Gemilerin seyir sialarının arttırılması ve,
- Satıhtan Havaya G/M entegrasyonunu

içeren dizayn değişiklik çalışmalarına İstanbul Tersanesi Komutanlığında devam edilmektedir.

Sınıfının ilk gemisine ”İSTANBUL” ismi verilecek olan gemilerimiz, “İ” Sınıfı Fırkateyn olarak adlandırılacaktır. “İ” Sınıfı Fırkateynlerin 2021-2024 yılları arasında hizmete girmesi planlanmaktadır.

MİLGEM konseptinin devamı niteliğinde ve daha kapsamlı diğer bir proje, bildiğiniz gibi “TF-2000 Hava Savunma Harbi Fırkateyni” projesidir. 4 adet TF-2000 gemi inşasını içeren projenin önemli bileşenlerinin yurtiçinde milli imkânlarla üretilmesi, Deniz Kuvvetlerimizin en önemli hedefleri arasındadır.

Bu kapsamda, “Çok Maksatlı Faz Dizinli Radar-ÇAFRAD” projesine yönelik geliştirme faaliyetlerine ASELSAN, milli satıhtan havaya güdümlü mermi projesine ROKETSAN tarafından devam edilmektedir. İlk geminin 2023 yılında hizmete girmesi öngörülmektedir.

Ana muharip unsurlarımızın en önemli bileşenlerinden birini oluşturan “Havadan Bağımsız Tahrik Sistemli Denizaltı” projesinde, 6 adet geminin inşası Gölcük Tersanesi Komutanlığında yapılacaktır. Denizaltılarımızın 2021-2026 yılları arasında hizmete girmesi planlanmaktadır.

Deniz Kuvvetlerimizin, günümüz dünyasının çok yönlü risk ve tehditlerine karşı ihtiyaç duyduğu bir adet Amfibi Hücum Gemisi’nin, Türkiye’de inşasına yönelik sözleşme görüşmelerinin yılsonuna kadar tamamlanması beklenmektedir. Muhtelif tip ve sayıda Çıkarma ve Amfibi Hücum Araçları ile Helikopterleri bünyesinde bulunduracak geminin, 2020 yılında envantere girmesi hedeflenmektedir.

Bu projeyle beraber, Amfibi Gücümüzün diğer önemli bir projesi olan, “BAYRAKTAR” ve “SANCAKTAR” isimlerini verdiğimiz LST’lerin inşa faaliyetleri planlandığı şekilde devam etmektedir. Her iki geminin de 2017 yılı içerisinde hizmete girmesi planlanmaktadır.

Personelimizin ve gemilerimizin bekasına yönelik olarak, 2015 yılı içinde hizmete girmesi planlanan Denizaltı Kurtarma Ana Gemisi “ALEMDAR”ın tedarikiyle, bölgesinin en güçlü denizaltı filosuna sahip olan Deniz Kuvvetlerimiz, 600 metre derinliğe kadar denizaltıdan personel kurtarılması imkânına sahip olacaktır.

ALEMDAR gemisine ilave olarak, 3.000 metre derinliğe kadar arama kurtarma faaliyetleri icra edebilecek, “IŞIN” ve “AKIN” isimlerini verdiğimiz 2 adet Kurtarma ve Yedekleme Gemisinin de 2015 yılı içinde hizmete girmesi öngörülmektedir.

Sahillere yakın bölgelerde Karakol ve DSH görev fonksiyonlarını karşılamak üzere tedarik faaliyetleri devam eden toplam 16 adet Tuzla Sınıfı Karakol Gemisinden, 15’i teslim alınmıştır.

Bu sene, 100’üncü kuruluş yılını kutladığımız ve modern eğitim ve bakım birimlerine sahip deniz hava kuvvetimiz, 2 Deniz Helikopter, 2 Deniz Karakol Uçağı Filosu ve 1 Helikopter Grup Komutanlığı ile Cengiz Topel, Dalaman ve Çanakkale meydanlarına istinaden, faaliyetlerine devam etmektedir.

Sistem entegrasyon faaliyetleri tamamlanan CN-235 Deniz Karakol uçakları ile, 20 yıl aradan sonra çevre denizlerimizde havadan etkin keşif gözetleme faaliyetleri icra edilmeye başlamıştır.

Ayrıca Deniz Kuvvetlerimiz, envantere giren 2 adet ATR-72 Genel Maksat uçağı ile, havadan personel ve malzeme ulaştırma ihtiyaçlarını ilk kez kendi unsurları ile karşılama imkânına kavuşmuştur.

Bu projelere ilave olarak, 6 adet ATR 72 Deniz Karakol uçağının 2017 ve 2018 yıllarında, 6 adet Genel Maksat helikopterinin 2016 yılından itibaren hizmete girmesi planlanmaktadır.

Ayrıca, karadan ve büyük platformlarımıza konuşlu olarak harekât icra edecek, İnsansız Hava Araçlarının 2016 yılından itibaren envantere girmesi öngörülmektedir.

Envanterimize modern platformların girmesine paralel olarak, acı tatlı mutlaka bir hatıramızın bulunduğu ve kalbimizin bir parçasının kaldığı, daha eski platformlarımızı da gözyaşları içerisinde hizmet dışına bırakıyoruz. Envanterimizde bulunan son 3 adet Avcıbotun Mart 2014 ayında hizmet dışına ayrılması ile, “Avcıbot” tipi gemiler, Deniz Kuvvetleri tarihindeki gurur sayfalarında yerlerini almış bulunmaktadırlar.

Genel hatlarıyla belirttiğim önemli platform projelerimizin yanında, komuta kontrol ve muhabere ihtiyaçları kapsamında da hayati önemi haiz projelerimiz bulunmaktadır. Bildiğiniz üzere bunların arasında en önemlilerinden biri “GENESİS” projesidir. Patenti Türk Deniz Kuvvetlerine ait olan bu proje, hem GABYA, hem de ADA sınıfı gemilerimizde etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Yazılım konusunda edindiğimiz bilgi birikimi ve özgüvenle; “Ağ Destekli Yetenek Konsepti” çerçevesinde, ADA Sınıfı Korvetlerin 4’üncü gemisi, “İ” Sınıfı fırkateyn ve TF-2000 gibi platformlarımız tarafından kullanılacak “GENESİS ADVENT” projesi ile, “MÜREN” ismini verdiğimiz “Milli Üretim Entegre Denizaltı Savaş Yönetim Sistemi” projesine de başlanmıştır.

Uzun zamandır yürüttüğümüz modern torpido tedarik faaliyetleri sonucunda, suüstü unsurları ve deniz hava vasıtaları tarafından kullanılacak MK-54 torpidoları envanterimize girmiştir. Havadan bağımsız tahrikli denizaltılarda kullanılmak üzere tedarik edilecek MK-48 torpidoları ise 2017-2022 yılları arasında envanterimize girecektir.

Deniz Kuvvetleri olarak, kendi platformlarımızda kendi silahlarımızı kullanmak en büyük hedeflerimiz arasındadır. Bu hedef kapsamında, Deniz Kuvvetlerimizin tasarım ve performans sorumluluğunda, ROKETSAN’dan temin edilen işgücü desteği ile gerçekleştirilen milli torpido “AKYA” projesinde, “Tasarım ve Mühendislik Prototipi”ni içeren 1’inci dönem faaliyetleri geçtiğimiz hafta yapılan test atışı ile tamamlanmıştır. “Test ve Gerçekleme” işlemlerinin yapılacağı 2’inci dönem faaliyetlerine başlanan projede, milli torpidonun 2018 yılından itibaren seri üretimine geçilmesi hedeflenmektedir.

ROKETSAN tarafından geliştirilen ve 5 mil menzile sahip lazer güdümlü “UMTAS Güdümlü Mermisi”nin, Seahawk helikopterlerinde kullanımı maksadıyla icra edilen test atışı başarı ile gerçekleştirilmiş ve hedefe tam isabet sağlanmıştır.

TÜBİTAK tarafından geliştirilen “Nusret Mayın Ateşleme Mekanizması” Erdek Körfezinde başarı ile denenmiştir. Bu atışla, cumhuriyet tarihinde ilk defa bir harp mayını, ateşleme sistemi kullanılarak ve hareketli bir hedef gemisinden işar alınarak infilak ettirilmiştir. Nusret Mayın Ateşleme Mekanizması yüksek bir hassasiyetle, tasarım kriterlerine göre çalışarak kendisini ispat etmiş, ASELSAN tarafından insansız suüstü gemisi haline getirilen “Münfesih L-1 Gemisi”, savunma sanayimizin insansız suüstü gemisi çalışmalarına da ışık tutmuştur.

Eğitime yönelik hedeflerimiz doğrultusunda yürüttüğümüz önemli simülatör projelerinden,

- Yıldızlar Suüstü Eğitim Merkezinde bulunan, “Köprüüstü Simülatörü”nün modernizasyonu ile,
- Yeni inşa edilen “Denizaltı Taktik Simülatörü” projeleri tamamlanmıştır.
- Yıldızlar Suüstü Eğitim Merkezinde faaliyet gösterecek olan “Yangın ve Yara Savunma Simülatörü”nün de önümüzdeki aylarda teslim alınması öngörülmektedir.

Bu projelere ilave olarak, profesyonel askerlik sistemine geçilmesi kapsamında, sözleşmeli erbaş ve erler Deniz Kuvvetlerimizde yüzer birliklerden başlamak üzere görevlendirilecektir. Sözleşmeli erbaş ve erler ilk olarak, “GÖKOVA” fırkateyni ve “BÜYÜKADA” korvetinde 2014 yılı sonu itibariyle çalışmaya başlayacaktır.

Deniz Hava Komutanlığının “Uçak Bakım” sınıfı astsubay ihtiyacını karşılamak üzere, daha önce Kara Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri Komutanlığından temin edilen personelimiz, bundan sonra, Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulu bünyesinde, 2014-2015 eğitim öğretim yılında ilk kez açılan “Havacılık ve Uçak Teknolojileri” bölümünden yetiştirilecektir.

Yelken eğitiminin Deniz Kuvvetlerimiz bünyesinde yaygınlaştırılması temel önceliklerimiz arasındadır. Türkiye’nin en prestijli ve en uzun rotalı yat yarışı olan Deniz Kuvvetleri Kupası Açık Deniz Yat Yarışına, bu yıl Deniz Harp Okulu, ilk kez 10 yat ve 4’üncü sınıf öğrencilerinin tamamı ile katılarak, yelken eğitiminde verilen emeklerin en güzel mükâfatını bizlere armağan etmiştir.

Amacımız, Deniz Harp Okulunu bitiren her teğmenin, “Usta Yelkenci” statüsü olan “D-3 Sertifikası” ile mezun olmasını sağlamaktır. Yüksek bir tarih bilincine sahip olan Deniz Kuvvetlerimiz, 2015 yılı içerisinde iki önemli faaliyete iştirak edecektir.

“Ertuğrul Fırkateyni’nin Japonya Seyrinin 125’inci Yıldönümü” faaliyetleri kapsamında planlanan birçok aktiviteye ilave olarak, bir Fırkateynimiz, Ertuğrul’un izlediği aynı rotayı takip ederek cumhuriyet tarihimizde 4’üncü kez Japonya’ya seyir icra edecektir.

Ayrıca, 100’üncü yıldönümünü yâd edeceğimiz 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi törenleri, dost ve müttefik birçok ülkenin katılımıyla kutlanacaktır.

Bu vesile ile, Deniz Harp Okulu ve Deniz Lisesinin günümüze kadar geçen tarihi süreç içerisinde kullanmiş olduğu, “Mühendishane-i Bahri-i Hümayun, Mekteb-i Fünun-u Bahriye-i Şahane, Mekteb-i Bahriye-i Şahane, Mekteb-i Bahriye ve Bahriye Mektebi” isimleri için, “Türk Patent Enstitüsü”ne marka başvurularının yapıldığını ve bu ifadeler için “İsim Hakları”nın alındığını ifade etmek istiyorum.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca yapılan giyecek iyileştirmeleri kapsamında, mevcut bej rengi eğitim elbiseleri yerine, yeni tip “Lacivert Eğitim Elbiseleri”nin kullanımına karar verilmiş, elbiselerin deneme amaçlı yüzer birliklere dağıtımına başlanılmıştır.

Haziran 2014 ayında meydana gelen hortum hadisesi nedeniyle Öğrenci Yemekhanesi, Komutanlık Karargâhı ve Kayıkhane Binasında meydana gelen hasarların onarımı, Deniz Harp Okulumuzun “yarı ömür modernizasyonu” diyebileceğimiz bazı ihtiyaçları ile birleştirilmiştir. Bu kapsamda, sizlere 18 Kasım töreninde bu sene ev sahipliği yapamayan Deniz Harp Okulumuzun, bazı bölümlerinin yeni yüzlerini 2015 Ağustos ayına kadar sizlere göstermeyi planlıyoruz.

Bütün bu projeleri planlayan ve bizlere destek veren öngörülü tüm komutanlarıma, büyüklerime, özveri ile projelerin gerçekleşmesi için çalışan tüm personelime, şükran ve teşekkürlerimi burada sizlerin huzurunda bir kez daha sunmayı bir borç biliyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle, daha nice 18 Kasımları bu çatı altında, mutluluk ve gurur ile sonsuza dek yaşamak ve yaşatmak temennisiyle, Deniz Lisesi ve Deniz Harp Okulumuzun 241’inci kuruluş yıldönümünü kutluyor, bu uğurda hayatını kaybederek şehitlik mertebesine erişenleri, gazilerimizi, hayatta olan ve ebediyete intikal eden tüm mensuplarımızı ve mezunlarımızı, şükran, rahmet ve minnet ile anıyorum.

Pruvamızın neta, denizlerimizin sakin ve başarılarımızın daim olması temennisiyle…
http://www.dzkk.tsk.tr/guncelduyuru.php?id=523&dil=1

14 Ekim 2015 Çarşamba

Murphy Savaş Kanunları


  1. Düşman atış menzilne girdi diye sevinme. Sen de onun menzilindesin.
  2. Pimi çektiğiniz an, Bay El Bombası artık arkadaşınız değildir.
  3. En kısa yol ya mayınlarla döşenmiştir, ya da keskin nişancılar tarafından gözetleniyordur.
  4. Eğer saldırınız çok iyi gidiyorsa, bu pusuya düşeceksiniz demektir.
  5. Yürümek zorunda olmak = Keskin nişancılara yem olmak
  6. Eğer pusudan sağ çıktıysanız, bir şeyler yolunda değil demektir.
  7. Siz bulunduğunuz konumdan düşmanı görebiliyorsanız, düşmanda sizi görebilecek konumdadır.
  8. Eğer düşman dışında her şey eksiliyorsa; işler ters gidiyor demektir...
  9. Fark edilmediğinizi sandığınız zamanlarda, herkes tarafından izleniyorsunuz demektir
  10. Bir elbombasının tesirli yarıçapı, her zaman senin sıçrayabileceğin mesafeden bir ayak boyu daha fazladır.
  11. Baskı ateşi baskı altına almaz.
  12. Geri tepmesiz toplar geri teperler.
  13. Avcı boy çukurunu asla senden daha cesur biri ile paylaşma.
  14. Asla unutma ki silahın en düşük fiyat veren firma tarafından yapılmıştır.
  15. Bütün beş saniyelik el bombası fünyeleri üç saniyeliktir.
  16. Bir bölgeyi güvenlik altına aldıysan, bunu düşmana söylemeyi unutma.
  17. İzli mermilerin izi iki yönlüdür, senin de yerini belli ederler.
  18. Bir şeye aşırı ve çaresiz bir şekilde ihtiyacın olduğu anda, telsizler çalışmayacaktır.
  19. Süngü kanunu der ki, mermisi olan kazanır.
  20. Zırhlı araçlar mermileri üzerine toplayan mıknatıslar ve dikkat çeken hareket halindeki avcı boy çukurlarıdır.
  21. Dost ateşi dostu da öldürebilir.
  22. NBC saldırısı sonrası üçüncü atropine enjeksiyonuna ihtiyacın varsa film başlamadan önce patlamış mısır bul.
  23. Yanaşık düzen eğitimi savaşın öncesi ve sonrası içindir.
  24. Düşman denetimindeki ıssız arazide panikle başlayan koşma eylemin sert zeminde başlar, yemyeşil kırlarda bahar esintisiyle devam eder.
  25. Savaşta ilk ölenler hiç korkmayanlardır. Onları en çok korkanlar takip eder.
  26. Öldürmek, unutmaktan kolaydır.
  27. Eğer taarruza geçeceksiniz en önde olma . Çünkü daha ateş edemeden vurulursun.
ÇÇ: Bu da benden olsun:
28. Mermi Kanunu: Mermi kanunu der ki, önüme çıkanın rütbesi farketmez!

KINALIADA Korveti Sac Kesimi ve Dizayn Proje Ofisi Binası Açılış Töreni

12 Ekim 2015 Dzkk Web Sayfası

Milli gemi konsepti kapsamında dizayn ve inşa edilen “ADA Sınıfı Korvet”lerin dördüncüsü olan KINALIADA korvetinin “Sac Kesim Töreni” 08 Ekim 2015 tarihinde İstanbul Tersanesi Komutanlığında icra edilmiştir.

“İlk Sac Kesimi” Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent BOSTANOĞLU tarafından yapılan KINALIADA’nın, Aralık 2017’de denize indirilmesi, 2020 yılında Türk Deniz Kuvvetlerinde hizmete girmesi planlanmaktadır.

Oramiral Bülent BOSTANOĞLU, törende yaptığı konuşmada “ADA Sınıfı Korvetlerin Türk denizcilik tarihinde olduğu kadar milli savunma sanayinde de bir dönüm noktası olduğuna” vurgu yapmıştır.

Milli sistem ve sensörlere sahip “ADA Sınıfı Korvet”’lerin, ilk gemisi TCG HEYBELİADA’nın 2013 yılı Kuzey Afrika seyri, 2014 yılı Barbaros Türk Deniz Görev Grubu Afrika seyri ve ikinci gemi TCG BÜYÜKADA’nın Körfez Ülkeleri seyri milli savunma sanayimizin nadide eseri olan bu gemilerimizin başarısını tüm dünyaya ispatlamıştır.

“ADA Sınıfı Korvet”lerin üçüncü gemisi olan BURGAZADA’nın tekne/blok inşası, projenin ilk gemilerinde elde edinilen tecrübelerin de etkisiyle, sözleşme tarihine göre yaklaşık 1 yıl önce tamamlanmış geminin Nisan 2016 tarihinde denize indirilmesi planlanmaktadır. İstanbul Tersanesi Komutanlığının mevcut iş gücünün değerlendirilmesi maksadıyla projenin dördüncü gemisi KINALIADA korvetinin ilk sacının kesim işlemi, sözleşmeye göre planlı tarihinden 6 ay erken icra edilmiştir.

Boyu 99 metre, genişliği 14.4 metre, su çekimi 3.89 metre ve deplasmanı 2300 ton olacak KINALIADA korvetinde çok maksatlı bir helikopterin konuşlanma, gece ve gündüz şartlarında harekat yapma imkanı bulunacaktır.

Tören vesilesi ile İstanbul Tersanesi Komutanlığında dünya standartlarında harp gemisi tasarım faaliyetleri icra etmek maksadıyla 2004 yılında teşkil edilen “Dizayn Proje Ofisi”’nin yeni binasının açılışı da Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent BOSTANOĞLU tarafından yapılmıştır. 5400 m2 alana sahip yeni “Dizayn Proje Ofisi” binasında, milli imkanlarla ve dünya standartlarında harp gemisi tasarımı faaliyetlerine devam edilecektir.

http://www.dzkk.tsk.tr/guncelduyuru.php?id=726&dil=1

13 Ekim 2015 Salı

Denizlerimize kubbe kuracak yerli savaş gemisi

13 Ekim 2015 Haber7

Türk Deniz Kuvvetleri'nin Savunma Sanayii Müsteşarlığının yaptığı hava savunma harbi fırkateyni TF2000 denizlerimize savunma kubbesi kuracak.

Deniz Kuvvetleri’nin 1999’dan bu yana istediği ancak Gölcük depremi nedeniyle askıya alınan en büyük yüzen savaş gemisinde sona yaklaşılıyor.1999’dan beri Deniz Kuvvetleri’nin istediği proje yine aynı yıl yaşanan Gölcük depremi ile ekonomik kriz nedeniyle askıya alınmıştı.

İlk TF-2000 projesinde 12 firkateynin inşa edilmesi, 2003-2008 yılları arasında da hizmete girmesi planlanıyordu. Savunma Sanayii İcra Kurulu bu sayıyı 4’e düşürdü. Sayının düşürülmesinde ABD’den alınan aynı sınıftaki firkateynler de rol oynadı.

TF-2000 gemisi, uçaklardan ve diğer hava araçlarından atılan füzelerin takibini ve imhasını sağlayacak. Gemi ayrıca komuta kontrol ve muhabere, gözetleme, erken ihbar, keşif ve teşhis, su üstü harbi, denizaltı savunma harbi, elektronik harp görevlerini de üstlenecek.

TF-2000, eşlik ettiği donanma filosundaki gemileri ya da görevlendirileceği liman kentini hava saldırılarına karşı koruyacak. Akdeniz, Karadeniz ve Marmara’da görev yapacak bu savaş gemileri, Türkiye’ye gelecek NATO Patriot sistemleri ve yeni alınacak uzun menzilli füzelerle entegre hale getirilecek.

“Türkiye'nin gerçek anlamda bölgesel güç olabilmesinin olmazsa olmaz şartı TF2000 gemileridir” desek herhalde abartmış olmayız. Modern savaş konseptinin vazgeçilmez unsuru olan 'hava savunma fırkateyni', MİLGEM projeleriyle elde edilen tecrübenin üst düzey bir ürünü olacak.

Yüzen bir komuta kontrol merkezi işlevi görecek TF2000 gemisi, çok sayıda hava-deniz hedefini aynı anda izleyip tedbir alacak. Hem kendini hem de bulunduğu bölgedeki tüm unsurların savunmasını tek başına üstlenebilecek geminin planlanan özellikleri saymakla bitmiyor.

ÇARPAN ETKİSİ YAPACAK

200 km menzildeki hedefe ateşlenebilen milli gemisavar füzesi Atmaca, torpido savunma füzesi TORK ve deniz-kara unsurlarını 800 km öteden vurabilen yerli SOM'u taşıyacak TF2000 fırkateyni, bunlarla birlikte daha birçok mühimmatla teçhiz edilecek.

Milli imkanlarla geliştirilen orta irtifa Hisar füzesi ya da binlerce km uzağa gönderilebilen balistik Yıldırım da bunlardan yalnızca birkaçı.

Kendisine yönelik yakın tehditlere karşı yerli lazer silahına da sahip olması beklenen TF2000, Türk donanmasının caydırıcı gücüne çarpan etkisi yapacak. Fakat TF2000, asıl gücünü füzelerden değil, 'her şeyi gören' gözlerinden alacak.

SANİYEDE BİNLERCE HEDEF

Aynı anda binlerce hedefi takip edip 3 boyutlu haritalandırma yapabilen faz dizinli radar teknolojisi, TF2000 fırkateyninde bulunacak. Erken uyarı ve istihbarat için gemide mutlaka bulunması gereken Çok Maksatlı Faz Dizinli Radar yani 'ÇAFRAD'ı üretebilmek için ASELSAN, METEKSAN ve TÜBİTAK harıl harıl çalışıyor.

2013 yılında başlanan projede ne aşamaya gelindiği bilinmiyor, ancak TF2000'in suya indirilmesi en çok bu projeye bağlı durumda. Geliştirilmekte olan ÇAFRAD, 400 km yarıçapta su üstündeki bir hedefi, havadaki bir füzeyi, uçağı ya da İHA'yı tespit edip bu tehditlerden bölgesindeki diğer gemi, uçak ya da yer istasyonunu haberdar edebiliyor.

Görevi ihbar ve koordine

Bir TF2000 fırkateyninin ne anlama geldiğini herhalde şu örnek daha iyi açıklayabilir: TF2000'in Ege Denizi'nin güneyinde olduğunu düşünelim.

Atina'dan İstanbul'a atılan bir füzeyi havada etkisiz hale getiren gemi, aynı anda Girit'teki bir denizaltıyı batırabilir, Mısır donanmasından birçok gemiyi tahrip edebilir, aynı dakikalarda İsrail'e bile füze yollayabilir.

Bunları yaparken kendisine saldırması muhtemel 10'larca savaş uçağını da düşürebilir. Geride kalan binlerce düşman unsuru için ise Türk donanmasındaki diğer gemilere nokta hedef verebilir, dost uçakları yönlendirebilir, yer istasyonlarını koordine edip uygun silahları görevlendirebilir.

4 adet üretilecek

Asgari 150 metre boyunda olması beklenen 18 metre genişliğindeki TF2000 fırkateyninin ağırlığı 7 bin ton olacak. Yerli savaş yönetim sistemi GENESİS'in özel bir versiyonunu kullanacak gemide 220 mürettebat görev yapacak.

Teknoloji harikası savaş aracının tasarım çalışmaları 2013'ten beri sürüyor. ASELSAN'ın ÇAFRAD projesini tamamlamasının ardından 4 adet yapılacak gemilerin maliyeti 4 milyar doları bulacak.

Özellikler

Uzunluk: 147 m Genişlik: 18 m Deplasman: 6000 ton Mürettebat: 220

Silahlar
Harpoon ya da RBS15 Mk.III/IV ya da Naval Strike Missile ya da Türk Yapımı Atmaca (SSM)
RIM-156 SM-2 Block IV (SAM/SSM)
ESSM (SAM)
RAM (CIWS-PDMS)
VL ASROC (ASW)
MK-32 Torpido Tüpleri
Türkiye yapımı seyir füzesi (Roketsan tarafından geliştirilmektedir.) (ÇÇ: Gezgin füzesi)
1 x 127 mm 127/64 Lightweight top
2 x 25 mm STAMP veya CIWS
http://ekonomi.haber7.com/basari-hikayeleri/haber/1599739-denizlerimize-kubbe-kuracak-yerli-savas-gemisi























http://turkishnavyshipbucket.blogspot.com/

12 Ekim 2015 Pazartesi

Askeri gemiler Türk Loydu’na emanet

07.10.2015 Deniz Haber Ajansı

Türkiye'de özel sektör tersaneleri tarafından inşa edilen en büyük ve ileri teknolojiye sahip harp gemisi olan TÜRK LOYDU klaslı "TCG Bayraktar” geçtiğimiz hafta düzenlenen törenle denize indirildi. Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından Anadolu Deniz İnşaat Kızakları Sanayi ve Ticaret AŞ’ye (ADİK Tersanesi) Türk Loydu klası altıda inşa ettirilen ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın kullanımına sunulacak olan ileri teknolojiye sahip geminin üst binası balistik korumalı olup, gemi; nükleer, biyolojik ve kimyasal saldırılar için tam personel korumasına sahiptir.

TCG Bayraktar, 138 metre boyunda, üzerine helikopter inebilecek pisti olan, toplam 486 personel, 1200 ton çeşitli yük ve araç taşıma kapasitesine sahip, ayrıca güvertesinde taşıdığı 4 adet çıkarma gemisi ile sınıfının en üstün niteliklerine haiz çok özel bir amfibi gemidir.

1962 yılından bu yana Türk denizciliğine hizmet vermekte olan milli klaslama kuruluşumuz Türk Loydu’nun 50 yıllık serüvenine sığdırdığı yaklaşık 100 askeri geminin en önemlilerinden biri olan bu proje Türk Loydu için önemli bir mihenk taşı özelliğine sahiptir. Türk Loydu Türkiye’deki klas kuruluşları arasındaki Tesis Güvenlik Belgesine (Milli Gizli ve NATO Gizli) sahip tek klas kuruluşudur.

Türk Savunma Sanayi ve Türk Loydu İşbirliği

Türk Loydu, var oluş amacı yönünden bu ülke için çok özel bir değere sahip olan milli bir kuruluş olarak, 1962’den bu yana gerçekleştirdiği ticari gemilerin klaslanması ve endüstriyel ürünlerin muayenesi hizmetlerinden edinmişolduğu ciddi deneyim ve bilgi birikimini 1995 yılından beri verdiği askeri gemilerin klaslanması hizmeti ile perçinledi. Türk savunma sanayi tarafından Deniz Kuvvetleri ve Sahil Güvenlik Komutanlıkları için inşa edilen 60 adet; dost ve müttefik ülkelerin Deniz Kuvvetleri için inşa edilen yaklaşık 40 adet askeri geminin; dizayn ve inşa kontrolünü, malzeme ürün sertifikasyonunu gerçekleştirmiş olan Türk Loydu; Türk savunma sanayinin gelişiminde gerek gemilerin kontrolü gerekse ürün sertifikasyonu konusunda üzerine düşen görevi en iyi biçimde yerine getirerek devamediyor. Yakın dönemde çok önemli başka askeri gemi projeleri ile devam edecek olan savunma sanayi atılımında yine Türk Loydu milli klasımız olarak hizmet verecek.

Türk Askeri Gemileri Diğer Ülkelerde de Rağbet Görüyor

Türkiye’de gelişen askeri gemi inşası ve ortaya çıkan modern askeri gemiler Türkiye’nin bu konuda ilgi odağı olmasını sağladı. Bu sayede Türk tersanelerinin, Türk dizaynerlerin ve Türk Loydu’nun müttefik ülkeler için hizmet verme potansiyeli yaratıldı. Tüm bu gelişmeler ise Türk Loydu’nun askeri gemiler konusundaki tecrübesi ile diğer klas kuruluşlarının bilgisine ve tecrübesine saygı duyduğu, işbirliği yapmak istediği bir değer haline gelmesini sağlıyor.

Türk Loydu askeri gemilerle ilgili deneyimlerini üyesi olduğu INSA (Uluslararası Askeri Emniyet Birliği) ve NSCA (Askeri Gemi Klaslama Birliği) çalışmalarına aktif katılım sağlayarak, bu birliklere üye olan diğer IACS üyesi klas kuruluşları ile de paylaşarak askeri gemi kurallarının oluşturulmasına destek veriyor.

Türk Loydu Ülkemiz İçin Önemli Olan Her Alanda Var

Türk Loydu yeni kurduğu ARGE firması ile hem inovatif bir sektör olan savunma sanayi işbirliğini en üst düzeye çıkarmak hem de ilkleri başarmak isteyen sanayici ve üreticilere yönelik çalışmalar yapabilmek için yola çıktı. Türk Loydu, Türkiye’nin en önemli ve değerli kuruluşları ile başlattığı ARGE çalışmaları ve ilk yerli rüzgar türbini imalatıiçin gerçekleştirdiği sertifikasyon gibi yaklaşımlar ile sürekli ulusal başarıya destek verebilmek için çalışmalarını sürdürüyor.
http://www.denizhaber.com.tr/askeri-gemiler-turk-loyduna-emanet-haber-64290.htm

Türk Savunma Sanayiinin Geleceği Ankara’da tartışılacak

08 Ekim 2015 Vatan

Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından hazırlanan “Türk Savunma Sanayiinin Geleceği” başlıklı Sürdürülebilirlik ve Güçlü İhracat için Strateji Raporu, 15 Ekim 2015 Perşembe günü Ankara’da yapılacak ‘Çalıştay’da açıklanacak.

Öncelikle ekonomik tabanlı problem sahalarına yönelik stratejileri müteakiben diğer problem sahalarına yönelik olarak kısa, orta ve uzun erimde yapılması önerilenlerin sıralandığı, Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından hazırlanan “Türk Savunma Sanayiinin Geleceği” raporu, 15 Ekim 2015 Perşembe günü Ankara’da yapılacak ‘Çalıştay’da katılımcılar ve medya ile paylaşılacak, sonrasında gerekli görülen teorik tartışma ortamı sağlanacak. Bu çalıştay sırasında Millî Güvenlik ve Savunma Enstitüsü’nün kurumsallaşma planı ve İstanbul Güvenlik Konferansı’nın tanıtımı ile birlikte Enstitü Akil Kişiler Kurulu’nun arzı da gerçekleştirilecek.

Çalıştay Ankara Anemon Hotel’de 12.30’da çalışma yemeği ile başlayacak. Toplantı’ya Millî Savunma Bakanı Mehmet Vecdi Gönül, Dışişleri E. Bakanı Yaşar Yakış, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreter Yardımcısı Tümgeneral Şenol Alparslan, Emniyet Genel Müdürlüğü Üst Yönetim Temsilcileri, Valiler, İl Emniyet Müdürleri, TSK Güçlendirme Vakfı Genel Müdürü (E) Korgeneral Orhan Akbaş, Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Baykal, Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha Gönüllü, Savunma Sanayii E. Müsteşarları Vahit Erdem, Murad Bayar, Roketsan Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Emin Alpman, Sasad Yönetim Kurulu ve Fnss Genel Müdürü Kadir Nail Kurt, Türkiye Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Buçukoğlu ve Kalkınma Ajansları yöneticilerinin yanı sıra “Güvenlik ve Savunma Sanayii” ile ilgili kuruluş temsilcileri, yabancı diplomatik misyon temsilcileri ve medya katılım gösterecek.

Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü

Değişen güvenlik parametrelerini sağlıklı yönetme konusunda Türkiye’de ve işbirliği yapılacak ülkelerde savunma sanayii ve güvenlik alanında kamusal bilinç oluşturulmasına, güvenlik çalışmalarının küresel gelişmelerin gerektirdiği yeni boyutlara taşınmasına, Türkiye ve diğer ülkeler arasında güvenlik temalı ağlar oluşturulmasına katkı sağlamak üzere TASAM tarafından SSM’nin önerisini müteakip diğer güvenlik otoritesi kuruluşlarla yapılan istişareler sonucunda Ankara merkezli olarak kurulum kararı alındı.

Millî Güvenlik ve Savunma Enstitüsü Akil Kişiler Kurulu şu isimlerden oluşuyor: “Dışişleri (E) Bakanı Yaşar Yakış, SSM Kurucu Müsteşarı Vahit Erdem, SSM (E) Müsteşarı Murad Bayar, Vali Hasan Canpolat, Vali Aydın Nezih Doğan, TASAM Başkan Danışmanı ve Çağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Büyükelçi (E) Prof. Dr. Ali Engin Oba, KEİ Genel Sekreter Birinci Yardımcısı MGK (E) Genel Sekreteri Büyükelçi Tahsin Burcuoğlu, İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan, İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi MSB Cari Mal ve Hiz. Ted. Dairesi (E) Başkanı Tuğgeneral (E) Dr. Fahri Erenel, MSB Teknik Hizmetler Dairesi (E) Başkanı Tuğgeneral (E) Doç. Dr. Mehmet Akçay ve Savunma Sanayii İmalatçılar Derneği SASAD Yönetim Kurulu Başkanı ve FNSS Savunma Sistemleri A.Ş. Genel Müdürü Kadir Nail Kurt”

İstanbul Güvenlik Konferansı

“Değişen devlet doğası” temelinde ulusal, uluslararası güvenlik konularının ve küresel yönetişim mekanizma ve kurumlarının her yıl farklı bir gündemle tartışılacağı Konferans; İstanbul merkezli olarak oluşturulmuştur. Bu bağlamda, tarihi ve güncel referansları ile İstanbul’un; yeni şekillenen dünyayı anlamak için ilham kaynağı olması, bu çerçevede entelektüel birikimi ve Doğu-Batı tecrübesi ile de Türkiye’nin küresel akil rol üstlenmesine katkı sağlaması hedeflenmiştir. Yumuşak ve sert güç, yeni sektörel diplomasi ve güvenlik kanalları, güç ve adalet inşası, “mikro- milliyetçilik, entegrasyon ve öngörülemezlik” rekabet parametreleri ile şekillenen yeni devlet doğası ve değişen uluslararası sistem, yükselen ve orta ölçekli güçlerin yeni uluslararası düzendeki yeri ve politikaları İstanbul Güvenlik Konferansı’nın bundan sonraki yıllarda da tartışma konuları olmaya devam edecektir. İlk Konferans 03-05 Aralık 2015 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecektir.
http://www.gazetevatan.com/ankara-da-tartisilacak-871660-ekonomi/