Savunma ve Stratejik Analizler

20 Mayıs 2016 Cuma

Türk Deniz Kuvvetleri Stratejisi

28.03.2016 Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı

Türkiye, muhtelif jeopolitik kuramların odak noktası olmuş Afro-Avrasya coğrafyasının kalbinde kritik bir coğrafi konuma sahiptir. Tarih boyunca, bu zorlu coğrafyada kalıcı olabilmek, istikrarlı ve müreffeh bir devleti idame ettirebilmek, diğer faktörlerin yanı sıra askerî açıdan da güçlü olmayı gerektirmiştir.

Günümüzde de bölgemizde tarihî bir dönüşüm süreci yaşanmakta, ülkemiz, her zaman teyakkuzda olduğumuz daimî sorunların yanı sıra, son yıllarda ortaya çıkan yeni risk ve tehditlerle karşı karşıya bulunmaktadır.

Bu çerçevede, Ege’de Lozan dengesinin bozulmasına ve uluslararası hukuka dayanan haklarımızın kısıtlanmasına yönelik uygulamalardan kaynaklanan sorunlar bütün yapıcı yaklaşımlarımıza rağmen devam etmektedir.

Yarım asırlık Kıbrıs uyuşmazlığını barındıran Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasıyla ilgili ihtilâflar derinleşmekte; Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da yaşanan tarihî dönüşüm, bu bölgede yaşanan riskleri çeşitlendirmektedir.

Soğuk Savaş sonrasında geliştirilen bölgesel girişimlerle tarihî bir barış ve istikrar ortamının tesis edildiği Karadeniz, Ukrayna Krizi ile birlikte, Batı Bloku ile Rusya Federasyonu (RF) arasındaki küresel ölçekli jeopolitik rekabetin istikrarı bozucu olumsuz etkilerine açık hâle gelmiştir.

İçinde bulunduğumuz ve bağlantılı olduğumuz geniş bir coğrafyada istikrar ve güvenlik ortamını etkileyen bu gelişmeler Soğuk Savaş sonrasının nispeten istikrarlı ortamını kaotik bir yapıya dönüştürmekte; deniz ortamı da bu dönüşümün yansımalarına maruz kalmaktadır.

Deniz ortamı, savunma ve güvenlik eksenli bu gelişmelerin yanı sıra, deniz ulaştırması açısından da daha fazla önem kazanmakta, küreselleşmenin etkisiyle her geçen gün yoğunlaşan deniz trafiğinin kesintisiz devam etmesi ülke ekonomileri için vazgeçilmez hâle gelmektedir.

Deniz ulaştırma yollarının ve kritik geçitlerin güvenliğiyle ilgili hassasiyetin artması, Kızıldeniz, Aden Körfezi ve Somali açıklarında yaşanan deniz haydutluğu ve silahlı soygun örneklerinde görüldüğü gibi, çok sayıda ülkenin deniz kuvvetlerini güvenlik açısından riskli bölgelere çekebilmektedir.

Diğer taraftan denizler, enerji başta olmak üzere, barındırdığı canlı/cansız kaynaklar açısından giderek daha cazip hâle gelmekte; ülkelerin denizlerdeki zenginlikten istifade gayretleri, deniz yetki alanları ihtilâflarını da derinleştirmektedir.

Önemli siyasi, askerî, ekonomik gelişmelerin yaşandığı ve askerî güç destekli diplomasinin ön plana çıktığı bu süreçte deniz kuvvetleri, geleneksel tehditlere karşı ülke savunmasında, devletler arasındaki rekabet ve güç gösterisinde, asimetrik risklere karşı deniz güvenliğinin sağlanmasında, sınırlandırma ihtilâflarının bulunduğu deniz alanlarındaki ekonomik çıkarların korunmasında aktif roller üstlenmektedir.

Türk Deniz Kuvvetleri, bahse konu bölgesel ve küresel dinamiklerin şekillendirdiği deniz güvenlik ortamında, “ana vatan savunmasına katkı sağlamak, Türkiye Cumhuriyeti’nin denizlerdeki hükümranlık haklarını, deniz alaka ve menfaatlerini korumak” misyonu doğrultusunda, barış dönemi caydırıcı faaliyetlerini sürdürürken, muhtemel bir harbin kazanılmasına yönelik her türlü hazırlığını da yapmaktadır.

Bunun yanı sıra, deniz yetki alanlarımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasına, çevre denizlerimizde ve bağlantılı deniz alanlarında deniz güvenliğinin sağlanmasına, bu suretle etki ve ilgi alanımıza giren tüm denizlerdeki ekonomik çıkarlarımızın korunmasına katkı sağlamaktadır.

Öte yandan Deniz Kuvvetleri, büyük önder Atatürk’ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesi çerçevesinde; bayrağımızı, barış, dostluk ve iş birliği mesajlarımızı, insani yardımlarımızı dünyanın değişik coğrafyalarına taşımak suretiyle dış politika hedeflerimizi desteklemekte, savunma sanayimizin eriştiği gücün tanıtımına aracılık etmekte, BM, NATO ve diğer çok uluslu oluşumlar bünyesinde bölgesel/küresel barış ve istikrarın sağlanmasında önemli roller üstlenmektedir.

Türk Deniz Kuvvetlerinin kuvvet yapısının ve faaliyetlerinin millî çıkarlarımız ve hedeflerimizle doğrudan etkileşim içinde olması nedeniyle, bu kuvvetin nasıl kullanılacağı ve geliştirileceği soruları, Deniz Kuvvetleri mensuplarını olduğu kadar, savunma, güvenlik, dış politika ve ekonomi alanlarında karar verici ve uygulayıcı konumda bulunan birey ve kurumları da yakından ilgilendirmektedir.

“Türk Deniz Kuvvetleri Stratejisi”, bu sorulara cevap verecek şekilde, hem Deniz Kuvvetleri personelinin doktrin birliğini sağlamak, hemde Türkiye’nin uluslararası arenadaki yönünü tayin eden ve savunma planlama faaliyetlerini yürüten karar vericilerden ilgili akademik çevrelere kadar muhtelif kesimleri Kuvvetimizin gelecek perspektifi hakkında bilgilendirmek üzere hazırlanmıştır.

Oramiral Bülent BOSTANOĞLU Deniz Kuvvetleri Komutanı

https://www.dzkk.tsk.tr/icerik.php?icerik_id=392&dil=1

https://www.dzkk.tsk.tr/data/icerik/392/FLASH/TR/index.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder