Savunma ve Stratejik Analizler

28 Ocak 2016 Perşembe

ASELSAN Türkiye'nin göğsünü kabarttı

28.01.2016 AA

ASELSAN, "aviyonik işlemci kartıyla" elektronik tasarım alanında dünyanın en prestijli yarışmasında "Savunma, Havacılık ve Uzay" kategorisinde Türkiye'ye ikincilik getirdi.

ASELSAN, baskı devre kartı teknolojisindeki başarılarına bir yenisini ekledi. Şirket, "aviyonik işlemci kartıyla" elektronik tasarım alanında dünyanın en prestijli yarışmasında "Savunma, Havacılık ve Uzay" kategorisinde Türkiye'ye ikincilik getirdi.

Elektronik tasarım otomasyon yazılımlarının dünya lideri Mentor Graphics'in, Baskı Devre Kartı (Printed Circuit Board-PCB) Teknolojisi konusunda 26'ncısı düzenlediği PCB Technology Leadership Awards (TLA)-2015 yarışması sonuçlandı.

ASELSAN, yarışmaya VPX tabanlı "AVPX-C4C Aviyonik İşlemci Kartı" ile katıldı. Şirket, zorlu rakipler arasından sıyrılarak "savunma, havacılık ve uzay" kategorisinde ikinci oldu.

ASELSAN 2012'de de İsrail'i geride bırakarak 1. olmuştu

ASELSAN, 2012 yılında da İsrail'in IAI Elta firmasını geride bırakarak "Savunma, Havacılık ve Uzay" kategorisinde birinci olmuştu. Önceki senelerde bu kategorinin birinci ve ikincileri arasında NASA, General Electric, Selex Galileo, L-3 Avionics Systems, General Dynamics, BAE, DRS ve Astrium gibi dünyanın en önde gelen savunma sanayi şirketleri bulunuyordu. ASELSAN, 3 yıl içinde birincilik ve ikincilik ödüllerini alarak, uluslararası arenada Türkiye’nin başarısını bir kez daha kanıtlamış oldu.

"AVPX-C4C Aviyonik İşlemci Kartı", ASELSAN’ın sivil ve askeri hava araçları için geliştirdiği yeni nesil aviyonik gösterge ve kokpit ekipmanlarında kullanılıyor.

Geliştirme aşamasında elektronik tasarım teknolojilerinin bütün sınırlarının zorlandığı bu kart, sahip olduğu yüksek performansın yanında üzerinde bulunan yüksek hızlı ve farklı haberleşme protokolleri sayesinde değişik hava platformları için sadece yazılım değişikliği ile kolayca uyumlandırılabiliyor.

http://aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/aselsan-turkiyenin-gogsunu-kabartti/511625

26 Ocak 2016 Salı

"Artık füze sistemlerini yapabiliriz"

26.1.2016 Didem Özel Tümer aljazeera.com.tr

Meclis Savunma Komisyonu Başkanı Faruk Özlü, daha önce füze savunma sistemini yapamayacaklarını söyleyen yerli firmaların, geçen zamanda elde ettikleri tecrübelerle “2006’da yapamazdık ama bugün bu sistemleri yapabiliriz” dediklerini söyledi. Özlü ile , Türkiye'nin savunma sanayii konusundaki politikalarını konuştuk.

Meclis Milli Savunma Komisyonu Başkanı Faruk Özlü, son 10 yıldır Türkiye’nin savunma sanayii alanındaki dönüşümünün en yakın tanıklarından biri. İlk milli tank ALTAY, ilk insansız hava aracı ANKA, ilk milli gemi MİLGEM projelerinde ve Uzun Menzilli Füze Savunma Sistemi İhalesi'nde Savunma Sanayii Müsteşar Yardımcısı olarak görev yaptı. AK Parti Düzce milletvekili olarak Meclis’e giren Özlü ile Türkiye’nin savunma perspektifini, füze savunma sistemi ihalesinin iptalini ve siber saldırılara karşı Türkiye'nin durumunu konuştuk.

Özlü, Türkiye'nin füze savunma sistemi konusunda, Çinli firmanın Türkiye'nin beklentilerini karşılamadığını söyledi. Özlü, daha önce füze savunma sistemini "Yapamayız" diyen yerli firmaların, aradan geçen sürede edindikleri tecrübelerle, "Bugün bu sistemleri yapabiliriz" teklifinde bulunduğunu da anlattı.

Özlü'ye göre Türkiye, teknik açıdan siber saldırılara karşı güvenli bir ülke, ancak bu konuda bazı yasal düzenlemelere ihtiyaç var. Meclis Milli Savunma Komisyonu Başkanı Faruk Özlü, "Türkiye’nin savunma ve güvenlik alanında, kapsamlı bir yapısal dönüşüme, yani kapsamlı bir reforma ihtiyacı var" diyor.

Türkiye'nin “savunma ve güvenlik konseptini” ve bu konseptin yıllar içerisindeki gelişimini nasıl değerlendirirsiniz?

Cumhuriyetin kurulduğu yıllardan bugüne kadar Türkiye'nin savunma ve güvenlik konseptinin esas unsurları hep aynı olmuştur. Yani bulunduğu bölgede ve dünyada barışın korunması ile birlikte, kalkınma ve adaletin de sağlanması. Kurtuluş Savaşı'nın hemen sonrasında ortaya konulan temel görüş; “yurtta sulh, dünyada sulh” olmuştu. Bizim dönemimizde uygulamaya çalıştığımız “çözüm süreci” ve “komşularla sıfır sorun” politikasının esası da aynı amaca mâtuftur. Yani bütün cumhuriyet tarihimiz boyunca bulunduğumuz bölgede ve dünyada barışı sağlama, adaleti tesis etme, toplumları fakirlik ve cehaletten kurtaracak bir kalkınma hedefimiz olmuştur.

Bu temel politikanın bir sonucu olarak Cumhuriyet tarihinde hiç bir komşumuz ile bir askeri çatışmaya girmediğimizi söylemeliyim. Türkiye sorunlarını diplomatik yollarla, silahsız yöntemlerle çözmeye gayret sarfeden bir ülke olmuştur hep. Cumhuriyet tarihinde gerçekleştirmek zorunda kaldığımız en büyük askerî harekata bu sebepledir ki “Kıbrıs Barış Harekâtı” adını verdik. Örneğin Hatay, savaşla değil, müzakere ve barış yolu ile anavatana dahil edildi.

Bugün, Türkiye’nin etrafını çevreleyen ülkelerdeki gelişmeler gözönüne alındığında, bu çok naif bir bakış açısı değil mi?

Hayır, asla değil. Çünkü silah kullanmak her zaman en son seçenek olmalıdır. Burada hemen belirtmeliyim ki, savunma sanayimizin geliştirilmesi, modern askerî teçhizat tedariki faaliyetlerimizin de aslında bir tek amacı vardır; caydırıcılık ve barışı korumak. Yani bütün bu faaliyetleri caydırıcı bir güç olmak ve barışı korumak için yapıyoruz.

“Kapsamlı bir yapısal dönüşüme ihtiyacımız var”

Peki savunma sanayiine son dönemde daha çok ağırlık verilmesi… Türkiye'nin bir taraftan silahlı kuvvetlerini modernize ederken, diğer taraftan savunma sanayisini geliştiren dünyadaki ender ülkelerden biri olduğunu öncelikle belirtmek isterim.

Son 10 yılda savunma sanayimizi geliştirme ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ni modernize etme faaliyetlerimizde ciddi mesafeler aldık. Bu dönemde daha çok tasarım ve mühendislik ağırlıklı faaliyetler yürüttük. Teknoloji üretmeye çalıştık. Ordumuzu yerli, milli sistemlerle donatmayı hedefledik. Bunda çok da başarılı olduk. Bugün kendi tasarımız olan, adını kendimizin verdiği çok sayıda sistemin sahibiyiz. ALTAY, ANKA, MİLGEM, HÜRKUŞ gibi…

Bugün geldiğimiz noktada ise, Türkiye’nin savunma ve güvenlik alanında, kapsamlı bir yapısal dönüşüme, yani kapsamlı bir reforma ihtiyacı var. Bugün bu yapısal dönüşümü gerçekleştiremezsek, sektörü gelecek on yılda geçmiş on yıldaki kadar büyütmemiz mümkün değil. Bilindiği gibi geçen 10 yılda çok önemli modernizasyon faaliyetleri yürüttük. Ancak bugün artık bir transformasyona ihtiyacımız var.

Neden?

Mesela, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK). Hâlâ KİT statüsünde. Bu statü ile iyi ürünler çıkarmak, rekabet etmek mümkün değil. MKEK’nın öncelikle modern şirket yönetim tekniklerini uygulayabilecek, teknoloji üretebilecek, ticari faaliyetlerini en az ASELSAN ve TAI gibi yürütebilecek şekilde bir statüye kavuşturulması gerekli. Yani KİT statüsünden A.Ş statüsüne geçmeli. Bugün bunu yapmazsak gelecek on yılda MKEK’den fazla bir şey beklemeyelim.

Türkiye bu konularda biraz geç kalmadı mı? Ordu devlet olmakla, NATO içindeki ikinci büyük ordu olmakla övünen bir ülke için bunlar gecikmiş konular, adımlar değil mi?

Savunma sanayiinde Türkiye’nin belirli kilometre taşları vardır. Örneğin, 1923’ten 1952’de NATO’ya girişimize kadarki ilk dönem. 1952’den 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'na kadar geçen ve savunmamızı NATO şemsiyesi altında gördüğümüz ikinci bir dönem var. 1974 Amerikan ambargosu Türkiye’de yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Daha sonra 1985 yılında Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nın kuruluşu önemli bir kilometre taşıdır. 1974–1985 arası yani 3. dönem Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Vakıfları ile ASELSAN’ın kurulduğu ve önde olduğu yıllardır.

Nihayet 1985 yılında çok önemli bir dönüşüme imza atılmıştır. Savunma Sanayii Müsteşarlığı ve Savunma Sanayii Destekleme Fonu kurulmuştur. Bu dönemde, özel sektörün savunma sanayine girmesi teşvik ediliyor. TAİ, TEİ, FNSS gibi ortak girişim şirketleri kuruluyor. Örneğin, Ankara Kazan'da TAI, Gölbaşı'nda FNSS, Eskişehir'de TEI gibi şirketler bu dönemde hayata geçiriliyor. 2003 yılına kadar süren ve 4’ncü dönem olarak adlandırabilceğimiz bu dönemde çok önemli projeler başlatılıyor. F-16 ve ZMA projesi gibi.

"Büyük dönüşümün başlangıcı: 15 Mayıs 2004"

2003 yılında başlayan ve bugüne kadar gelen bu son dönemde ise ağırlıklı olarak kendi tasarımlarımızı, kendi ürünlerimizi yapmaya çalışıyoruz. 5’nci dönem olarak adlandırabileceğimiz bu son dönem, aynı zamanda yabancı şirketlerin ana yükleniciliğinden yerli şirketlerin ana yükleniciliğine geçtiğimiz bir dönem olmuştur.

15 Mayıs 2004 tarihli Savunma Sanayii İcra Komitesi toplantısını savunma sanayimiz açısından bir büyük dönüşümün başlangıcı olarak kabul etmek gerekir. Bu toplantıda, Savunma Sanayii İcra Komitesi Başkanı bugünkü Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, diğer iki üyesi de dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök, Milli Savunma Bakanı Sayın Vecdi Gönül'dü.

Bu toplantıda önemli ve büyük projelerin ihale süreçleri iptal edildi. MİLGEM, ATAK, insansız hava aracı ve bugünkü ALTAY tankı gibi yabancı ana yüklenicilerle Türkiye’de lisans altında üretimi öngörülen proje modelleri iptal edildi. Bunun yerine yerli şirketlerin ana yüklenici olacakları proje modelleri benimsendi.

“Yabancıya ihale verip ‘bize iş ver’ diyorduk”

Bu dönüşümden önce, uluslararası ihale yapıyor, doğal olarak ihaleyi kazanan firmaya da işi veriyorduk. O yabancı firmaya da “Sen bu ihaleyi kazandın ama sen bizim yerli şirketlerimize buradan iş payı ver, onları alt yüklenici yap" diyorduk. Yani kendi işimizi önce yabancıya veriyor, sonra da ana işi verdiğimiz firmadan bizimkilere iş payı vermesini istiyorduk.

15 Mayıs 2004’teki o toplantı bu sistem tersine döndürülmesinin başlangıcı olmuştur. Bu tarihten sonra yapabilecekleri her işte yurtiçi firmaları ana yüklenici olarak seçtik. Bu defa yabancı şirketler bizim firmalarımızdan iş isteme, alt yüklenici olma durumunda oldular. Bu sayede son 10 yılda savunma sistemlerinin yurt içinden karşılanma oranı yüzde 55’ler seviyesine çıktı.

Peki 2004’e kadarki dönemde vizyon eksikliği mi, kolaycılık mı söz konusuydu? Ve burada askerlerin ve siyasilerin rolü neydi?

Vizyonsuzluk diyemeyiz, haksızlık olur. Daha ziyade, bu modele daha önce sanayimiz de çok hazır değildi. 2004’ten sonra sanayimize tevdi ettiğimiz tasarım ağırlıklı projeleri 90’larda vermeye kalksaydık, bir çoğunu yapabilecek durumda olmayabilirlerdi. 2000’lerin başına kadar, sanayimizin modern yönetim ve üretim tekniklerini öğrenmesi, sistem entegrastonu bilgisine sahip olmaları ile geçti.

2004’te alınan kararlar gerçekten çok radikal, cesaret isteyen kararlardır. O gün alınan kararların sonucu bugün bir kısmı envanterde, bir kısmı envantere girmek üzere olan ürünlerimiz var. Türkiye’nin kendi tasarımı ilk savaş gemisi MİLGEM şu anda envanterde. Deniz Kuvvetlerimiz kullanıyor. ALTAY tankının tasarım testleri bitmek üzere. Seri üretime geçilecek. ANKA seri üretimde. HÜRKUŞ daha dün çok önemli bir testten, serbest düşme testinden, başarı ile geçti. Çok büyük başarılar bunlar.

"Çinli firma beklentileri karşılamadı"

2004’ün ardından 2006 yılında alınan kritik bir karar var. T – LORAMİDS (Türk Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi) projesi. Türkiye 10 yıldır bu projeyle uğraşıyor, sonunda 2015 yılında ihaleyi iptal edip, “ben kendim yapacağım” diyor. Türkiye’nin etrafı İstanbul’u tek atışta vurabilecek füzelere sahip ülkelerle çevriliyken bu ihale neden bu kadar uzun sürdü ve niye iptal edildi?

2006 yılında Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nda projelerden sorumlu müsteşar yardımcısıydım. Bu Proje Genelkurmay Başkanlığı'ndan Savunma Sanayii Müsteşarlığı'na gönderildiğinde biz önce “Türkiye’nin hava savunma sistemlerinde izlemesi gereken yol ne olmalı?” diye bir fizibilite etüdü yaptık. Bu fizibilite çalışması yaklaşık 2 yıl sürdü.

Hava savunma sistemleri konsepti katmanlı bir yapıyı haizdir. Alçak, orta ve yüksek irtifa gibi. Kısa, orta ve uzun menzil gibi. 2006-2008 arasında yapılan bu fizibilite çalışmasından yurtiçi sanayimizin kendi imkân ve kabiliyetleri ile kısa ve orta menzil, alçak ve orta irtifa hava savunma sistemlerini tasarlayıp üretebileceği, ancak uzun menzilli hava ve füze savunma sistemlerini kendi imkân ve kabiliyetleri ile tasarlayıp üretemeyeceği sonucu çıktı. Yani o tarihte Patriot, S300, S400 muadili bir sistemin Türkiye’de tasarım ve üretimi için altyapımız yeterli değildi. Bu sebeple, uzun menzilli hava ve füze savunma sistemi projesi için uluslararası ihaleye çıkılmasına karar verildi. 2008’de ihaleye çıktık. Amerika, Rusya, Fransa–İtalya ortaklığı ve Çin’den 4 firma/kuruluş teklif verdi.

"Yurtiçi firmalar 'yaparız' dedi"

Çin firmasının teklifi fiyat açısından diğerlerine göre aşağı yukarı 1 milyar doların üzerinde daha avantajlıydı. Yerli katkısı bakımından da diğerlerine karşı üstünlüğü vardı. Savunma Sanayii İcra Komitesi Başkanı olarak Başbakanımız, teknoloji transferi konusunda ihaleyi kazanan firmanın daha açık davranması talimatını verdiler. Bu görüşmeler yaklaşık 2 yıl sürdü.

İptal sebebi teknoloji transferi konusunda Çinli firmanın beklentilerimizi karşılamaması olmuştur.

Fakat bu arada bir başka gelişme daha oldu. Yurtiçi firmalarımız da, alçak ve orta irtifa hava savunma sistemi projeleri ile diğer projelerden kazanmış oldukları bilgi birikimi ve teknolojiler ile “2006’da yapamazdık ama bugün bu sistemleri yapabiliriz” teklifinde bulundular.

Sadece Çin değil, ihaleye katılan diğer ülke şirketleri de teknoloji transferi konusunda cömert olmayı reddetti herhalde. Bu konudaki kıskançlığın nedeni ne?

Uzun menzilli hava savunma sistemleri konusunda Türkiye belki de dünyada ihale yapan tek ülkedir. Bu tip projeler aslında ihale ile olmuyor. En üst düzeydeki siyasi ilişkilerin bir sonucu olarak örneğin, Rusya Cezayir’e ya da Amerika Güney Kore’ye bu sistemleri satıyor. Verirken de hiç biri teknoloji vermiyor. Çünkü teknoloji yani nasıl yapılacağını bilmek işin esası. Teknoloji sahibi olmak üstünlüktür. Sahip olduğu üstünlüğü niçin kendi eliyle karşısındakine versin ki? Özetle, “Bu sistemi kullan, nasıl yapıldığını sorma” deniliyor.

Türkiye bir tür bağımlılık yaratma isteğini gördüğü için mi ihaleyi iptal etti?

Savunma sanayiinde son 10 yılda aldığımız mesafe şirketlerimizi cesaretlendirdi. Türkiye bu sistemleri kendisi tasarlayıp üretmeyi hedefledi. Bu vesile ile şunu ifade etmek isterim ki, savunma sanayiinde tam bağımsızlık Türkiye için gerçekçi bir hedef değildir. Bu yönüyle bugün hâlâ savunma sanayisi bakımından tam bağımsız iki ülke var: Amerika ve Rusya. Diğer bütün ülkeler, mesala İngiltere Amerika’ya, Almanya Fransa’ya, Fransa İtalya’ya bir şekilde bağımlı. Karşılıklı bağımlılık bu.

Bu bizim de savunma sanayii stratejimizde dikkate aldığımız bir husus. Bizim ülke ölçeğimiz savunma sanayii ve teknolojileri bakımından tam bağımsızlık iddiasında olmamamız için çok rasyonel değil.

Neden? Bu yerli ve milli olmakla çelişen bir şey değil mi?

Çünkü bu maliyet–etkinlik açısından da bakılması gereken bir konu. Bunun sonu yok. Türkiye ölçeğindeki bir ülkenin her şeyi tek başına kendisinin yapması doğru bir strateji değil. Bu akıllı bir politika olmaz. Başedemeyiz. Amerika bir devletler topluluğu, Rusya bir federasyon. Türkiye üniter yapılı tek bir devlet. Türkiye’nin ölçeğindeki ülkelere baktığınızda hiç birisinin savunma sanayii ve teknolojilerinde her şeyi tek başına yapmak gibi bir iddiası yok.

Peki o zaman Milli Füze Savunma Sistemi denildiğinde ne anlayacağız?

Sistem seviyesinde IP hakları, fikri ve sınai mülkiyet hakları Türkiye’ye ait bir ürün anlayacağız. Yani her bir komponentini bizim yapmamız doğru değil. Böyle bir tasarım maliyeti etkin de olmaz. Hesaplı olmamız gerekiyor.

"Silah son seçenek"

Bunu bir Savunma Komisyonu Başkanı’nın söylemesi ilginç…

Sorunlarımızı öncelikle silahla çözmeyi düşünmediğimizi daha önce söylemiştim. Diplomasi diye bir şey var. Önce onu kullanacağız. Silah en son seçenek. Silahlanmanın temel amacı caydırıcılık. Yani öncelikle “Bana dokunmayın, canınız yanar" mesajını vermek. Esas olan dokunmamasını sağlamak, ama illa dokunmak istiyor ve dokunuyorsa da canını yakmaktır. Canını yakabilecek güce sahip olmaktır.

Savunma Sanayii Müsteşarı, Türkiye’nin kendi füze savunma sistemini kurmasının 5 ila 10 yıl vadede olabileceğini söyledi... Doğru söyledi. 5 yıl makûl bir süredir. Bu işler için uzun bir süre değildir.

Bu Türkiye en az 5 yıl da savunmasız demek değil mi?

Hayır değil. Türkiye’nin şu anda elinde olan sistemler var. Bunlar her ne kadar çok modern sistemler olmasa da, halihazırda kullanımda. Bugüne kadar kendimizi nasıl savunuyorsak, önümüzdeki 5–10 yıl da aynı şekilde savunmaya devam edeceğiz. Takdir edersiniz ki uzun menzilli hava füze savunma sistemini Türk sanayi ilk defa yapacak. Bu bakımdan 5 yıl makûl bir süre.

Türkiye neden balistik füze yapmıyor peki?

Bu Türkiye’nin savunma konseptinden kaynaklanıyor. Savunma konseptimizde böyle bir ihtiyaç bulunmuyor. Artık sadece devletler yok, devlet dışı aktörler, güçler var. IŞİD var mesela. Bu bakış açısı pasifist değil mi? Suriye’de gelinen nokta diplomasinin iflasıdır. Suriye konusunda sorgulamamız gereken silah sistemlerinden ziyade dünyada barışı korumak, güvenliği sağlamak üzere kurulmuş uluslararası güvenlik kurumlarıdır. Mesala BM, AGİT, NATO ne işe yarar onu sorgulamamız gerekiyor. Örneğin, Türkiye'nin Rus savaş uçağını düşürmesinin ardından BM Genel Sekreteri'nin neden hiç sesi çıkmamıştır. Neden Türkiye ile Rusya arasında bir arabululucuk görevi üstlenmemiştir? Böyle bir durumda ortada olmayacaksa ne zaman oratada olacak, varlığı ne işe yarıyor diye sormamız gerekiyor.

Füze savunma sistemine bir kez daha dönelim. Türkiye aynı zamanda savunma sanayi ihracatçısı bir ülke olma hedefinde. 5–10 yıl içinde Türkiye kendi sistemini ortaya çıkaramazsa bu itibar kaybına neden olmaz mı?

Ben yurtiçi sanayimize güveniyorum, bugüne kadar girip de başarısızlıkla sonuçlanmış hiç bir işleri yok. Başarırlar. Yapamazlarsa bir imaj kaybı olur elbette. Ama deneyimleri var. Alçak ve orta irtifayı yapıyorlar. Başarırlar.

“Türkiye küresel siber güç olabilir”

Peki siber saldırılara karşı Türkiye ne denli güvenli?

Türkiye’nin teknik açıdan siber saldırılara karşı güvenli bir ülke olduğu, ancak bu konuda bazı yasal düzenlemelere ihtiyacımız olduğu kanaatindeyim.

Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde, Siber Savunma Komutanlığı diye bir yapı oluşturdu. Savunma Sanayii Müsteşarlığı başlangıç aşamasında olsa da bir yapılanma gerçekleştirdi. Eş zamanlı olarak, sektörün koordinatörü olacak bir firma belirlendi. STM (Savunma Teknolojileri Mühendislik AŞ. ) Türkiye küresel bir siber güç olabilir. Bu yönde azami gayret sarfetmeliyiz.

Uydu teknolojisinde ne durumda peki?

19’ncu ve 20’nci yüzyıl denizlere hâkim olanların dünyaya hakim olduğu bir yüzyıl oldu. İçinde bulunduğumuz 21’nci yüzyıl ise uzaya hakim olanların dünyaya hakim olduğu ve olmaya devam edeceği bir yüzyıl. Bu sebeple, uzay ve uydu çalışmaları büyük önem arz ediyor. Türkiye hem haberleşme, hem istihbarat uyduları konusunda önemli çalışmalar yapıyor. Uzaydan daha fazla istifade edebileceğimiz bir döneme giriyoruz.

Son 10 yılda gerçekleştirdiğimiz faaliyetler sonucunda Ankara Kazan bölgesinde hem haberleşme, hem de istihbarat (keşif–gözlem) uydularının tasarım ve üretimi için "uydu sistem üretim, test ve entegrasyon merkezi" kurduk. Buraya ciddi bir yatırım yaptık. Keşif-Gözlem (istihbarat) uyduları çalışmalarımız Göktürk 1, Göktürk 2, Göktürk 3, Göktürk 4 isimleri ile devam ediyor. Göktürk 2 uzayda, Göktürk 1 test ve fırlatma aşamasında, Göktürk 3 ve 4 tasarım aşamasında.

Uydu projelerimizi, Savunma Sanayii Müsteşarlığı ve TÜRKSAT ile TAI, TÜBİTAK Uzay, ASELSAN, C2TECH gibi firmalarımız eliyle yürütüyoruz. Bir de Türkiye’de uydu fırlatma sistemi kurmak istiyoruz. Türkiye uydularını kendisinin fırlatabileceği bir merkez arayışı içerisinde. Bunun da fizibilite etütleri devam ediyor.
http://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/artik-yapabiliriz

25 Ocak 2016 Pazartesi

ABD için en büyük tehdid Rusya

25 Ocak 2016

ABD Kara Kuvvetleri Komutanı Milley, ABD için yeryüzündeki en büyük tehdidin Rusya olduğunu belirtti.

ABD Kara Kuvvetleri Komutanı General Mark Milley, ABD Ordusu Kara Savaşı Enstitüsü Dernek kahvaltısında konuştu. Milley "ABD için yeryüzündeki en büyük tehdit Rusya" dedi. Milley'e göre Rusya'nın ABD için tehdit oluşturmasının sebebi ise, sahip olduğu nükleer güç.

"RUSYA, AGRESİF DAVRANIYOR"

Moskova'yı agresif davranmakla suçlayan Milley, Rusya'nın ABD için tehdit oluşturmasının bir diğer sebebin de askeri alanda yaptığı yatırımlar olduğunu iddia etti.

BENZER AÇIKLAMAYI DAHA ÖNCE DE YAPMIŞTI

ABD'li General Mark Milley, Senato'da geçtiğimiz yıl yaptığı konuşmada, nükleer gücüyle ABD'yi yok edebilecek tek ülkenin Rusya olduğunu söyledi.
http://www.haber7.com/amerika/haber/1765019-abd-en-buyuk-dusmani-olan-ulkeyi-acikladi

Türkiye ve Ukrayna'dan 'Karadeniz' ittifakı

22.01.2016 Deniz Haber Ajansı

Ankara'da MGK Genel Sekreteri Seyfullah Hacımüftüoğlu ile bir araya gelen Ukrayna Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Aleksandr Turçinov, iki ülkenin Karadeniz'de siyasi, askeri ve ekonomik konularda kaynaklarını birleştireceğini söyledi. Türkiye ve Ukrayna, Karadeniz'deki 'güç dengesinin korunması için' işbirliğini artırma kararı aldı. Türkiye Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Seyfullah Hacımüftüoğlu, Ukrayna Güvenlik ve Savunma Konseyi Genel Sekreteri Aleksandr Turçinov ile bir araya geldi. Ukrayna Güvenlik ve Savunma Konseyi'nden yapılan açıklamaya göre, bu toplantı Turçinov'un Türkiye ziyareti sırasında gerçekleşti.

Açıklamada, Turçinov ve Hacımüftüoğlu'nun ülkelerinin karşı karşıya olduğu güvenlik sorunlarıyla ilgili bir dizi meseleyi görüştüğü belirtildi. "Turçinov ve Hacımüftüoğlu küresel terör, organize suçlar ve yasadışı göçle mücadelede ülkelerinin çabalarını birleştirmesini de ele aldı" denilen açıklamada Turçinov'un şu sözleri de aktarıldı: "Kiev ve Ankara Karadeniz'deki güç dengesini korumak için siyasi, diplomatik, askeri, teknik ve ekonomik kaynaklarını birleştirmek için tarihi bir fırsata sahip."

'ASKERİ İŞBİRLİĞİ, STRATEJİK ORTAKLIĞIN KİLİT NOKTASI'

Bunların yanı sıra Turçinov, askeri işbirliği kurmanın 'Türkiye ve Ukrayna arasındaki stratejik ortaklığın kilit noktası olduğunu' ifade etti.

'BÖLGESEL GÜVENLİK SİSTEMİNDE BAŞROL BİZİM OLMALI'

Hacımüftüoğlu da Türkiye ve Ukrayna'nın etkili bir bölgesel güvenlik sistemi kurulmasında 'başrol' oynaması gerektiğini savundu ve "Bizim için ülkelerimizin kapasitelerini birleştirmesi çok önemli, zira bu, etkili bir sinerji oluşturabilir" diye konuştu.

Bu arada toplantının, her iki ülkenin de Rusya ile olan ilişkilerinde gerginlik gözlenen bir dönemde gerçekleşmesi dikkat çekti.
http://www.denizhaber.com.tr/turkiye-ve-ukraynadan-karadeniz-ittifaki-haber-66130.htm

22 Ocak 2016 Cuma

Belarus continues to upgrade Buk air defense missile system for Azerbaijan named Buk-MB.

20.01.2016

Belarus continues upgrading Buk air defense missile systems for Azerbaijan’s Armed Forces using Russian-made components, a source in the Belarusian defense and industrial sector told TASS on Tuesday, January 19, 2016.

"The upgrade of Buk air defense missile systems to the Buk-MB version is under way for Azerbaijan’s Armed Forces," the source said.

"The systems will be modernized later than scheduled as Azerbaijan does not have enough money," the source added.

"A number of Russian-made components are being used to upgrade the air defense missile systems," the source said without specifying them.

It became known at the ADEX-2014 international armament exhibition in Baku that Azerbaijan’s Armed Forces had received two battalion sets of Buk-MB air defense missile systems with six launchers and three launcher-loaders each.

The TSP Design Bureau in Belarus is upgrading Buk air defense missile systems. Kazakhstan and other countries are showing interest in the Buk-MB version.

In May on the MILEX-2005 exposition in Minsk, Belarus presented their own modification of 9K37 Buk called Buk-MB. On 26 June 2013 an exported version of Buk-MB was displayed on a military parade in Baku. It included the new 80K6M Ukrainian-build radar on an MZKT chassis (instead the old 9S18M1) and the new Russian-build missile 9M317 (as in Buk-M2).
http://www.armyrecognition.com/january_2016_global_defense_security_news_industry/belarus_continues_to_upgrade_buk_air_defense_missile_system_for_azerbaijan_named_buk-mb_12001161.html

21 Ocak 2016 Perşembe

TUSAŞ yan sanayiye 2 milyon saat iş verecek

17 Ocak 2016 bloomberght.com

Havacılık ve uzay sanayisi sistemlerinin geliştirilmesinde Türkiye'nin teknoloji merkezi olan TUSAŞ, bu yıl havacılık ve uzay sanayisine yönelik üretim yapan yan ve yardımcı işletmelere 2 milyon saat iş verecek.

Havacılık ve uzay sanayisi sistemlerinin geliştirilmesinde Türkiye'nin teknoloji merkezi olan Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ/TAI), faaliyetlerini sürdürürken bu alandaki yan ve yardımcı sanayicilere önemli iş imkanları sunuyor. TUSAŞ, bu yıl havacılık ve uzay sanayisine yönelik üretim yapan yan ve yardımcı işletmelere 2 milyon saat iş verecek.

Türk Hava Kuvvetleri'nin savaş uçağı ihtiyacının karşılanması amacıyla 1984'te kurulan TUSAŞ, zamanla havacılık ve uzay sanayi sistemlerinin geliştirilmesi, modernizasyonu, üretimi, sistem entegrasyonu ve yaşam döngüsü destek süreçlerinde Türkiye'nin teknoloji merkezi konumuna geldi.

Şirket, son iki yılı milyar doları aşan satış hacmi ile tamamlarken, sektör ihracatının yaklaşık yüzde 40’ına imza attı.

TUSAŞ, birlikte çalıştığı Türk şirketlerinden aldığı güçle dünya standartlarında uçak parçalarını zamanında, kalitesinde, uluslararası sertifikasyona sahip olarak, rekabetçi fiyatla üretebilir ve yönetebilir düzeye ulaştı. Bu sayede havacılık sektöründe dünya devi olan şirketlerden büyük hacimli projeleri Türkiye'ye getirmeyi başardı.

Şirketin bu başarısı, havacılık ve uzay sanayisine yönelik üretim yapan yan ve yardımcı işletmeleri de olumlu etkiledi. Öyle ki uzay ve havacılık alanlarında yerli sanayiyi desteklemek, yerli ve yabancı firmaları bir araya getirerek sinerji sağlamak, yüksek katma değerli ürünler üretip ihracatı artırmak için kurulacak Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi için TUSAŞ’ın yanındaki 730 hektarlık alan seçildi.

"Memleket bizden uçak bekliyor"

TUSAŞ Genel Müdürü Muharrem Dörtkaşlı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, organize sanayi bölgesinde, TUSAŞ'ın ana yüklenici olarak hitap ettiği alt sistemciler ve yan sanayicilerin yer alacağını söyledi.

TUSAŞ'taki her türlü iyi gelişmenin, büyümenin, iş artışının bu kapsamda faaliyet gösteren işletmelere de fayda sağlayacağına işaret eden Dörtkaşlı, şöyle konuştu:

"Şirketimizin hemen yanında kurulacak olan Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde sektörde faaliyet gösteren firmaların bir arada bulunmasının bir sinerji yaratacağına ve havacılık sektörünün rekabet gücünün artacağına yürekten inanıyorum. Organize sanayide yer alacak her firma ile TUSAŞ’ın ortak bir çalışma yürüteceği düşünülemez. Bununla birlikte organize sanayi bölgesinde bir mucize yaratabiliriz ve yurt dışına, büyük havacılık şirketlerine, Airbus'a, Boeing'e, oradan kendi projelerimize iş üretebiliriz. TUSAŞ olarak belirlediğimiz politika gereği bu konuda üstümüze düşeni yapıyor, yan sanayide yaptırabileceğimiz hiçbir şeyi içeride yapmıyoruz. 2016 yılında 2 milyon saat işi dışarıya, yan ve yardımcı sanayiye vereceğiz."

"Memleket bizden detay üretimi değil, uçak yapmamızı bekliyor"

Dörtkaşlı, şunları kaydetti; "TUSAŞ olarak biz, tasarımı yapalım, program, konfigürasyon yönetimi yapalım, nihai montaj ve testi yapalım, teslim edelim ve ürünümüzün arkasında duralım istiyoruz, bunu amaçlıyoruz. Aradaki detay üretimleri bu şekilde paylaşarak rekabetçiliği artırmayı, sektörü ve sektörün lobisini geliştirmeyi amaçlıyoruz. 30 yıl önce yaptığımız işleri yapmaya devam etmenin bize ne vereceği bir gurur, ne de ülkeye vereceği ekonomik fayda var. Dolayısıyla detay üretimi yan sanayimizle paylaşacağız."

"İşvermek isteyip veremedik"

İş verdikleri yan sanayi işletmelerinin en az 2 yıl kendilerinin gözetiminde sertifikasyon sürecinden geçtiğini vurgulayan Dörtkaşlı, bunu sektörün iyileştirilmesi, alt yüklenicilerin kalite standartlarının yükseltilmesi adına kalıcı bir politika olarak uyguladıklarını belirtti.

Bu alanda son 1-2 yılda istedikleri noktayı yakalabildiklerine işaret eden Dörtkaşlı, "İş vermek isteyip veremediğimiz, daha fazla iş vermek isterken işletmelerin kapasitesinin yeterli olmadığı durumlarla karşılaştık. Bu firmaları ve yapıyı ne kadar geliştirebilirsek, dışarıdan ne kadar son ürüne yakın ürün alabilirsek bizim açımızdan o kadar iyi. Yardımcı sanayiye paralel olarak yurtiçi firmaların alt sistem geliştirme konularında uzmanlıklarının artırılmasına yönelik stratejiler geliştiriyoruz. Sektör olarak yavaş yavaş ama sağlam gelişiyoruz" dedi.
http://www.bloomberght.com/haberler/haber/1848294-tusas-yan-sanayiye-2-milyon-saat-is-verecek

18 Ocak 2016 Pazartesi

Denizaltıda Türk tasarımcı imzası

18.1.2016 SABAH

Türkiye, 2 milyon avro karşılığında Almanya’dan sipariş ettiği 6 denizaltının tasarımını beğenmeyince Türk tasarımcılar devreye girdi. Denizaltıların tasarımı Türklerin katkılarıyla yapıldı. Denizaltıların boyu uzatıldı ve sıcak denizlerde kullanılabilmesi için düzenlemeler yapıldı. Yeni tip denizaltı 2020’de envantere girecek. Türkiye'nin savunma sanayiindeki millileşme adımları ilk meyvelerini vermeye başladı. Türkiye'nin Almanya'dan 2 milyon avro'ya sipariş ettiği 6 adet yeni tip denizaltının tasarımında Türklerin imzası var. Edinilen bilgiye göre, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı (DKK), Almanya'dan gelen denizaltı tasarımlarını beğenmedi. Almanların tasarımını değiştiren DKK, denizaltıları kendi ihtiyaçlarına göre değiştirdi ve modernize edilmesini sağladı.

2020'DE TESLİM EDİLECEK

DKK'ya bağlı bir AR-GE merkezi olarak çalışmalarını yürüten Araştırma Merkezi Komutanlığı (ARMERKOM), denizaltıların tasarımında aktif rol aldı. Denizaltının boyu uzatıldı, alt sistemlerinde ise daha sıcak denizlerde kullanılmasına yönelik düzeltmelere gidildi. Böylelikle kağıt üzerinde Alman tasarımı yazsa da Türkiye'nin alacağı denizaltıların tasarımı Türk-Alman ortaklığıyla belirlenmiş oldu. DKK'nın, denizaltının tasarımında istediği değişiklikler ve kredi süreci, projenin süresini de uzattı. Sözleşmesi 2009 yılında imzalanan ve 2011 yılında yürürlüğe giren proje kapsamında ilk denizaltının inşasına Eylül 2015'te başlandı. Denizaltıların DKK'ya teslimatının 2020 yılından itibaren başlaması öngörülüyor.

UÇAK GEMİSİNDE DE AYNI

DKK'nın savaş gemilerinde ihtiyaca göre tasarım müdahalesi, kamuoyunda "uçak gemisi" olarak bilinen Havuzlu Çıkarma Gemisi'nde de (LPD) yaşandı. Tasarımını "Navantia" adlı İspanyol tersanesinin yaptığı projede de ARMERKOM tasarımcıları devreye girdi. DKK'nın ihtiyaçları ve gelecek öngörüleri doğrultusunda geminin tasarımı konusunda uzun süren görüşmeler yürütüldü. Gemi için öngörülen tasarımlar, Türk tasarımcıların da katkısıyla oluşturulurken, DKK'nın bunlar arasından seçtiği tasarımın yapılmasına başlandı.

İSİM HASSASİYETİ

Havuzlu Çıkarma Gemisi, kamuoyunda "uçak gemisi" olarak biliniyor. Ancak Türkiye'nin bu konudaki örnek bir hassasiyeti dikkat çekti. Savunma Sanayi Müsteşarlığı yetkilileri, "Gemimiz helikopter gemisidir. İnsani yardım amaçlıdır. Yani 'yurtta sulh cihanda sulh' ilkesinden hareketle bu isim konulmuştur. Uçak gemisi saldırgan bir platformdur ancak bizim gemimiz barışçı amaçla üretilmektedir ve biz bu gemiye Helikopter Gemisi demeyi tercih ediyoruz" ifadelerini kullandılar.

Helikopter gemisi geliyor

Havuzlu çıkarma gemisi, 220 metre boyuyla Türkiye'de şu ana kadar inşa edilmiş en büyük savaş gemisi olacak. Helikopter gemisi, tamamlandığında, dünyadaki mevcut uçak gemilerinden artı özelliklere sahip olacak. Uçak gemilerinde olmayan bir özellik olarak helikopter gemisi, tankları kıyıya taşıyabilecek. Gemi, bu haliyle dünyadaki uçak gemilerinden daha büyük ve kapsamlı bir gemi olarak uluslararası arenada dikkat çekiyor. 2021 yılında DKK'nın envanterine girmesi beklenen geminin proje bedeli yaklaşık 900 milyon avro olacak.
http://www.sabah.com.tr/ekonomi/2016/01/18/denizaltida-turk-tasarimci-imzasi

Meltem-3'ün sertifikasyonu İtalya'da

18/01/16 www.kokpit.aero

Türk Deniz Kuvvetleri için alınan ATR72-600 tipi turboprop uçaklar, denizaltı savaşı için modifiye edildi. İlk uçak İtalya'ya sertifikasyon için gönderildi.

Türk Deniz Kuvvetleri'nde uzun yıllardır ihtiyaç duyulan Deniz Gözetleme Kabiliyeti Deniz Karakol Uçağı Projesi (Meltem-3) için modifiye edilen ilk uçaktaki işlemler tamamlandı. ATR72-600 serisi bölgesel uçaktan modifiye edilen ilk platform İtalya'ya gönderildi.

Uçaklar burada İtalyan Sertifikasyon Otoritesi (DAAA) tarafından test ediliyor. Testlerin en önemli bölümünü, Mk54 ve Mk46 tipi torpidoların entegre edilmesini oluşturuyor. Bu torpidolarla ilgili olarak atış testlerin de gerçekleştirilmesi planlanıyor.

TOPLAM 8 UÇAK

Meltem-3 Projesi'nde 2 adet genel maksat, 6 adet de deniz Karakol Uçağı alımına karar verilmişti. Uçak tipi olarak da ATR72-600 serisi seçilmişti. Bu uçaklardan iki adeti teslim edildi. İki yılı aşkın süredir uçaklar Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından kullanılıyor. Hem personel hem de kargo nakli yapılıyor.

Üçüncü ATR72-600 ise diğer ikisinden farklı olarak deniz karakol ve denizaltı savaşı için gelişmiş taktik kontrol suiti, radar, elektro optik, akustik, elektronik destek tedbirleri, kendini koruma, magnetik anomali algılayıve ve torpido sistemleri ile gelişmiş ses ve haberleşmi sistemlerine sahip. Bu uçağın modifikasyonu Ankara'da TAI tesislerinde gerçekleştirildi. Halen TAI dördüncü uçakta çalışmalarını sürdürüyor. Projeyle ilgili olarak teslimata bu yıl içinde başlanması planlanıyor.
http://kokpit.aero/meltem3-italya

14 Ocak 2016 Perşembe

Milli savaş uçağında son aşamaya gelindi

14 Ocak 2016, airporthaber.com

Muharrem Dörtkaşlı, "Milli Muharip Uçak tasarım fazına girebilmek için SSM ile sözleşme görüşmeleri içerisindeyiz. 2016'nın ilk yarısında bu sürecin tamamlanmasını ümit ümit ediyoruz" dedi.

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ/TAI) Genel Müdürü Muharrem Dörtkaşlı, milli savaş uçağına ilişkin sözleşme görüşmelerinin yılın ilk yarısında tamamlanmasını beklediklerini, bu dönemde uçağın tasarımına ilişkin belirleyici kriterlerin de Türk Hava Kuvvetleri ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) ile sonlandırılacağını belirtti.

Dörtkaşlı, "Türkiye’nin Hayal Projesi" olarak nitelendirilen Milli Muharip Uçak Projesi'nin geldiği aşama ve bundan sonrasına ilişkin yol haritasına yönelik AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Tamamen özgün bir proje olan Milli Muharip Uçak Projesi'nde onlarca çalışma sonunda nihai tasarımın 3 değişik geometriye indirildiğini ifade eden Dörtkaşlı, "Uçak tek motorlu ya da çift motorlu olabilir, bu karar uçağın geometrisini, dolayısıyla tasarımını etkiliyor, nihai karar henüz verilmedi, çalışmalar devam ediyor. İsterlerin belirlenmesi ve riskin azaltılması faaliyetlerini içeren bir konsept fazından geçtik. Tasarım fazına girebilmek için SSM ile sözleşme görüşmelerimiz devam ediyor. 2016'nın ilk yarısında bu sürecin tamamlanacağını ümit ediyoruz" dedi.

Tasarımda kritik karar motor sayısı

Milli muharip uçağın tasarımına ilişkin nihai kararın da yılın ilk yarısında şekilleneceğinin tahmin ettiğini dile getiren Dörtkaşlı, motor sayısının kararlaştırılmasının tasarım aşaması için kritik bir karar olduğunu belirtti. Dörtkaşlı, şunları kaydetti:

"Biz ilk faz çalışmalarımızı tamamladık, bundan sonra kullanıcının nihai kararını vermesini bekliyoruz. Her 3 model ile vazife isterleri ve harekat kabiliyetleri sağlanabilir. Çalışmalarımız bu seçimin yapılmasından sonra detaylanacak. Uçağımızın tasarımı ve içerisinde kullandığımız alt sistemler de olabildiğince milli. Projede hedeflenen milli egemenliğimizi etkilemeyecek konularda hazır alt sistemlere bu aşamada gidilebilir, ileride onlar da yerlileştirilebilir. Şu aşamada konuştuğumuz konular arasında onlar da var."
http://www.airporthaber.com/havacilik-haberleri/milli-savas-ucaginda-son-asamaya-gelindi.html

Reel Sektör Programı TUSAŞ

HÜRKUŞ uçuşa hazırlanıyor

Ocak 13, 2016 Yeni Şafak

Tusaş mühendislerinin tasarladığı eğitim uçağı HÜRKUŞ, yuvadan uçmaya hazırlanıyor. Dünya genelinde satışlarının önünü açacak sertifika sürecinde sona gelinen HÜRKUŞ, bu sertifika sonrası dünya semalarında da kanatlanabilecek.

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ/TAI) mühendisleri tarafından tasarlanan eğitim uçağı HÜRKUŞ'un dünya genelinde satışlarının önünü açacak sertifika sürecinde sona gelindi. TUSAŞ Genel Müdürü Muharrem Dörtkaşlı, uçuş testlerine mevcut plan dahilinde devam edildiğini belirtti.TUSAŞ'ın, HÜRKUŞ Projesi ile EASA'nın Türkiye'ye verdiği ilk uçak tasarlama yetkisinin de sahibi olduğuna dikkati çeken Dörtkaşlı, alınan yetkinin, TUSAŞ'ın, fikir aşamasından uçağı uçurana kadar tüm organizasyonunun uluslararası kurallara göre uyum içinde çalıştığının kanıtı niteliği taşıdığını belirtti.

300 SORTİLİK UÇUŞ

İlk uçuşunu 29 Ağustos 2013'te gerçekleştiren uçağın 2 yılı geçen sürede yaklaşık 300 sortilik uçuş yaptığını ifade eden Dörtkaşlı, her sortide uçağın kabiliyetleriyle ilgili değişik bir test uygulandığını dile getirdi. Dörtkaşlı, şöyle konuştu: “SHGM ve EASA'nın nezaretinde çalışmalarımızı ve uçuşlarımızı sürdürüyoruz, sona doğru yaklaşıyoruz. İnşallah 2016'nın ilk yarısında tip sertifikası almak için çalışmaları bitireceğiz."

ZORLU BİR SÜREÇ

Bunun zor bir süreç olduğunu söyleyen Dörtkaşlı, "Adım adım bütün riskleri ve şartları simüle ederek gidiyoruz. Bu sürece yönelik olarak ikisi uçuş testleri ikisi ise yer testleri için olmak üzere toplam 4 uçak hazırladık. Uçuş ve yer test uçakları birbiri ile yakın konfigürasyonda oldukları için platformlara yönelik hemen hemen aynı masrafları yaptık. Farklılık olarak motor yerine aynı ağırlıkla simüle eden bir şey koyuyoruz" diye konuştu.

9500 feet yükseldi

HÜRKUŞ-A konfigürasyonunun ilk uçağı yer testleri ile taksi testlerini tamamlamasını takiben 29 Ağustos 2013'te TUSAŞ Kazan tesislerinde “ilk uçuşunu” başarıyla gerçekleştirdi. EASA ile koordine edilerek SHGM tarafından verilen uçuş izni sonrasında, planlamalara uygun olarak ilk uçuşunu iniş takımı açık olarak yaptı, 9 bin 500 feet yüksekliğe tırmanarak kumanda yüzeylerinin ilk kontrollerini tamamladı. Dünyaya havalanacak

HÜRKUŞ-A, kalan testlerin başarıyla sonuçlanmasıyla EASA CS-23 kurallarına göre sertifikalandırılacak ve böylece bu sınıfta ilk sivil havacılık sertifikası alan uçak olarak tescil edilecek. Sertifikasyon sürecinin ardından uçağın Avrupa ve dünya satışlarının önü açılacak. Böylece önümüzdeki yıllarda Türk Hava Kuvvetleri ve diğer dost ülkelerin envanterinde HÜRKUŞ ismi görülebilecek.
http://www.yenisafak.com/ekonomi/hurkus-ucusa-hazirlaniyor-2389324

13 Ocak 2016 Çarşamba

Süratli Devriye Botu Projesi İhale İlanı

12 Ocak 2016 SSM

Proje /Sistem Kapsamı: Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ihtiyacına binaen (teknesi FRP (Fiber Reinforced Polymer) elyaf takviyeli polimer malzemeden olan) 8 (sekiz) adet Süratli Devriye Botu tedarik edilmesi.
...
http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/hizli/duyurular/projeDuyurulari/Sayfalar/20160112_SDB.aspx

Hafif/Orta Sınıf Sahil Gözetleme Uçağı Tedariki Projesi BİD Yayımı

12/01/2016 SSM

Scope of the RFI:

This Request for Information (RFI) document has been issued by the Undersecretariat for Defense Industries (SSM) within the scope of the Coast Guard Aircraft (SGU) Program. Program aims to procure one Aircraft (brand new Beechcraft King Air 350ER, including maintenance and operational needs) and perform the integration of required sub systems. The objective of the final Aircraft is to perform maritime border security, search and rescue support and maritime surveillance operations.

SSM is responsible for the execution of the Program in order to:
•gain general information on the Aircraft of potential integrators in the market,
•clarify the technical details regarding the system and subsystems to be integrated,
•clarify compliance with program technical requirements,
•determine the cost and schedule of the program,
•review the specified objectives regarding the program at earlier stages,
as a part of the Request For Proposal (RFP) preparation effort.
...
http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/hizli/duyurular/projeDuyurulari/Sayfalar/20160112_SGU_RFI.aspx

Altay tankı projesi için seri üretim teklifi haftaya

11.1.2016 Kiymet Sezer, Yeni Şafak

Türkiye’nin milli tank projesi ALTAY’da geliştirme süreci 2016 son çeyreğinde yapılacak. Bu ay sonunda kış testi için Sarıkamış’a gidecek olan Altay için yüklenici firma 18 Ocak’ta seri üretime yönelik teklifini Savunma Sanayii Müsteşarlığı’na sunacak. Proje geliştirme bedeli 550 milyon dolar olan ALTAY Tankı’nda tek bir tankın maliyetinin bu rakamın 40’ta biri seviyesinde olacak.

Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın ana muharebe tankı ihtiyacının milli imkânlarla karşılanması amacıyla projelendirilen ALTAY Tankı'nın seri üretimi için sona yaklaşıldı. Prototipi Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) ve TSK başta olmak üzere uluslararası arenada büyük beğeni toplayan Altay tankı için; henüz kış testleri tamamlanmamasına karşın şimdiden seri üretim için teklif alma hazırlığı yapılıyor.

BİR TANKIN MALİYETİ 13.75 MİLYON DOLAR

Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından görevlendirilen OTOKAR'ın ana yüklenici olduğu projede; ASELSAN, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK), ROKETSAN ve ROTEM'in alt yüklenici firmalar olarak görev alıyor. Uzun süredir yürütülen projede seri üretim için teklif 18 Ocak'ta sunulacak. Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir, tek bir tankın maliyetinin, proje geliştirme bedelinin 40'ta biri seviyesinde olmasının düşünüldüğünü söyledi. Buna göre, proje geliştirme bedeli 550 milyon dolar olan projede SSM, seri üretimde, tek bir tank için 13 milyon 750 bin dolarlık maliyet öngörüyor. Muadil projelerle karşılaştırıldığında bu rakamın; makul ve rekabetçi olduğu belirtiliyor.

BAŞKA FİRMALARDAN DA TEKLİF İSTENEBİLECEK

ALTAY Sözleşmesi uyarınca, tankın seri üretimi için ilk teklif, ana yüklenici firma OTOKAR'dan alınacak. OTOKAR'ın teklifinin SSM'nin maliyet öngörüleri çerçevesinde değerlendirilmesinin ardından, teklif yüksek bulunursa OTOKAR'dan teklifini yenilemesi istenebileceği gibi seri üretim için başka firmalardan teklif alınması gündeme gelebilecek. Halen proje geliştirme süreci devam eden ALTAY'ın, bu yılın son çeyreğinde kalifikasyon testlerinin tamamlanması ve seri üretime hazır hale gelmesi öngörülüyor. Prototipi başarılı bulunan ve çok sayıda ülkeden övgü alan proje, TSK'nın ihtiyaçları doğrultusunda hızlandırılmış durumda. Bu doğrultuda, son testler devam ederken teklif değerlendirme ve endüstriyel hazırlık dönemi birarada yürütülecek. Savunma Sanayi Müsteşarı İsmail Demir, “Eğer testlerle ilgili teknolojik olarak herhangi bir soru işareti olsaydı kafamızda bu seri üretim teklifini almazdık” diyor.

NİHAİ HEDEF MİLLİ MOTOR

ALTAY Tankı seri üretimi için süreç hızlandırılırken, tankı ordusunda görmek isteyen ülkelerin heyecanı, projede hedefi TÜMOSAN tarafından yürütülen milli motor ve transmisyona çevirmiş durumda. Savunma sanayiinde ihracat fırsatları önündeki en büyük engel olarak görülen dışa bağımlılığın azaltılmasını birinci hedef olarak belirleyen SSM, milli motor ve transmisyon konusunda da süreci hızlandırdı.

Kış testleri bu ay Sarıkamış'ta

Geleceğin tehditlerine göre tasarlanan milli muharebe tankı ALTAY, Ocak ayı sonunda kış testleri için Sarıkamış'a gidiyor. Halen 5 adet prototip üretilen ALTAY'ın testlerine yabancı ülke misyonları da davet ediliyor. Prototipler, Türkiye'nin değişik yerlerinde teste tabi tutuluyor. SSM yetkilileri, ALTAY'ın yapılan tüm testlerde dünyadaki örneklerinin de ötesine geçecek sonuçlar alabildiğini vurguluyor. Tankın atış kontrol sistemleri, görüş cihazları gibi teknik unsurları ASELSAN tarafından tamamen milli imkânlarla üretiliyor. Körfez ülkelerinden büyük ilgi görüyor

ALTAY'a Körfez ülkeleri ve Orta Asya ülkelerinden büyük ilgi olduğu bildirildi. ALTAY'da motor ve transmisyon çalışmaları tamamlandığında yerlilik oranı maksimum seviyeye ulaşacak. Böylelikle tankın diğer ülkelere ihracının önündeki en büyük engel olarak görülen teknolojik bağımlılık ortadan kalkacak.

İlk etapta TSK'ya 250 tank üretilecek

ALTAY Tankının seri üretimi kapsamında Kara Kuvvetleri Komutanlığı için ilk etapta 250 tank üretilecek. TSK'dan 250 tank için daha sipariş verilmesi öngörülürken, maliyet hesapları da buna göre yapılıyor. 500 ALTAY tankının envantere girmesiyle birlikte TSK envanterindeki tankların yarısını ALTAY tankları oluşturacak. Halen TSK envanterinde bine yakın tank bulunuyor. Bu tankların bir kısmını, daha yeni tanklar olan Leopard 2'ler oluşturuyor. Orta yaştaki Leopard 1'lerin yanışına çok eski olan M-60 tankları da ordunun ihtiyaçlarına halen cevap veriyor. ALTAY'ın Amerika'dan hibe olarak alınıp modernize edilen bu eski tankların yerini alması planlanıyor.
http://www.yenisafak.com/ekonomi/seri-uretim-teklifi-haftaya-2386324

11 Ocak 2016 Pazartesi

Türkiye, Somali'de askeri eğitim verecek

07 Ocak 2016 Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Türkiye ile Somali arasında yapılan savunma sanayi işbirliği anlaşması kapsamında Somali'de askeri eğitim üssü inşaasının başladığı açıklandı.

Türkiye'nin Somali'de askeri eğitim üssü inşa etmeye başladığı açıklandı. Dışişleri Bakanlığı Somali sorumlusu departman başkanı Emel Tekin, Türkiye'nin Mogadişu'da askerleri eğitmek için bir askeri üs inşa etmeye başladığını açıkladı.

Girişimin iki ülke arasındaki askeri işbirliği anlaşması çerçevesinde yapıldığı bildirildi. Tekin, "Bu askeri eğitim tesisi, Afrika kıtasının tamamındaki askerlerin eğitildiği önemli bir üs olacak" dedi. Türkiye Somali arasındaki savunma sanayi işbirliği anlaşması Mogadişu'da 25 Ocak 2015 tarihinde imzalanmıştı. Albay Murat Yaman anlaşmanın iki ülke arasındaki savunma işbirliğin artırılması amacıyla yapıldığını söyledi.
http://www.dunyabulteni.net/haberler/351205/turkiye-somalide-askeri-egitim-verecek

Milli İstihbarat Teşkilatı’nda yeniden yapılanma tamam

15 Aralık 2015 Bülent AYDEMİR - GAZETE HABERTÜRK

‘Bir ülkenin kaderi şansa bırakılamaz. İstihbarat geleceği öngörmektir’ sloganının kullanıldığı bir tanıtım filmi hazırlayan MİT’in Ankara Etimesgut’ta 600 dönümlük araziye yeni hizmet binası ise 2017’de bitecek.

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), 6 Ocak’ta 89. kuruluş yıldönümünü kutlamaya hazırlanıyor. Bir aksilik olmazsa MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Teşkilat’ın geldiği aşamayı, teknik altyapısını, geliştirilen yeni yetenekler ve kapasiteyi, personel politikalarını anlatacak.

6 Ocak’taki yıldönüm töreni için bir tanıtım filmi de hazırlanıyor. Teşkilatın 89. yıldönümü için hazırlanan tanıtım filminde, “Bir Ülkenin Kaderi Şansa Bırakılamaz. İstihbarat Geleceği Öngörmektir” sloganı kullanıldı. 6 yıldır sürdürülen yeniden yapılandırma ve reorganizasyon çalışmalarını tamamlayan MİT, şimdi çağın gerektirdiği yeni güvenlik anlayışları ve teşkilata katılan yeni personelin entegrasyonuyla ilgileniyor. MİT’in yeniden yapılandırılması kapsamında hayata geçirilen projeler şunlar:

DIŞ İSTİHBARAT: Daha önce ağırlıklı olarak iç istihbarata odaklanan MİT, dış istihbaratta yapılanmasını tamamladı. Çok ciddi teknoloji yatırımı yapıldı. Bunda teşkilatın Savunma Sanayii Destekleme Fonu’nu doğrudan kullanması imkânı sağlanması etkili oldu. Bu yıl 1 milyar 133 milyon 578 bin TL’lik bütçe kullandı.

SİBER SAVUNMA: Siber terör, siber savunma konusunda önemli adımlar atıldı. teşkilata; elektronik istihbarat, sinyal istihbaratı, siber uzman, yazılım ve bilişim uzmanları alındı. Bu alanda teşkilatın yetenek ve kapasiteleri artırıldı.

İSTİHBARAT UÇAĞI: Son teknoloji ürünü, her türlü istihbari ve teknolojik donanımı içinde barındıran bir sinyal istihbarat uçağı alınıyor. Kapasiteyi artıracak bu uçakla ilgili karar, Savunma Sanayii İcra Komitesi’nde imzayı bekliyor. Teşkilatın halihazırda kullandığı 4 sinyal istihbarat uçağı ise CASA’ya sonradan monte edilmiş donanımdan oluşuyor. Yeni alınacak uçak, sırf bu amaç için üretilenlerden olacak.

‘DRONE’LAR GELİYOR: Her türlü teknolojik donanımıyla birlikte yeni drone’lar (insansız hava araçları) hizmete giriyor. Son teknoloji ürünü bu araçlar, kapasiteyi çok üst seviyelere çıkaracak. Şu anda kullanılanlar ihtiyacı tam olarak karşılamıyor.

UYDU İSTİHBARATI: Teşkilat, uydu istihbaratında çok ileri noktaya ulaştı. Şu anda terörle mücadele operasyonlarında ve dış tehditler konusunda Genelkurmay’a uydu istihbarat görüntüsü desteği sağlanıyor. Uydu istihbaratı çok etkin şekilde kullanılıyor.

YENİ YERLEŞKE: Ankara’nın Etimesgut İlçesi’nde 600 dönümlük araziye yeni hizmet binası inşa ediliyor, 2017’de bitecek. Yatay düzlemde şekillenecek çok katlı olmayan, tüm birimlerin koordinasyon içinde olacağı yerleşke, teşkilatın tüm birimlerinin toplandığı ana karargahı olacak. Şu anda 5 ayrı yerde faaliyet gösteren birimler buraya taşınacak. “L” şeklindeki ana binanın bir kanadı 300 metre, diğer kanadı 80 metre uzunluğunda olacak. Bunun yanında yine yatay küçük binalar yer alacak. Yenimahalle’deki mevcut yerleşke, yerleşim alanlarının arasında kaldığı için artık kullanılmayacak. Esenboğa yolu üzerindeki eğitim tesisi kullanılmaya devam edilecek ancak buradaki bazı teknik istihbarat birimleri yeni yerleşkeye taşınacak.

http://www.haberturk.com/gundem/haber/1167133-milli-istihbarat-teskilatinda-yeniden-yapilanma-tamam

Şimşek kaçtı, Deniz Kuvvetleri vurdu

08 Ocak 2016 AA

TUSAŞ tarafından özgün kaynaklarla geliştirilen yüksek hızda uçabilen hava hedefi Şimşek, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının atış tatbikatlarında ilk harekat görevini yerine getirdi.

Şimşek, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) hava savunma birliklerinin eğitim ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 2009 yılında başlatılan araştırma ve geliştirme projesi sonunda özgün olarak tasarlandı.

Söz konusu sistemle, karadan havaya ve havadan havaya füze sistemlerinin kilitleme ve atış eğitimleri uygun maliyetle yapılabiliyor.

İlk uçuşunu 4 Ağustos 2012'de başarıyla gerçekleştiren Şimşek, müşteri ihtiyaçlarına göre şekillendirilebilir açık mimari özelliklere sahip bulunuyor.

Şimşek, son olarak Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca Sinop'ta gerçekleştirilen atışlı tatbikatlarda ilk harekat görevini başarıyla icra etti. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterindeki en ileri teknoloji savunma sistemlerinin eğitim ihtiyaçlarının çözümüne katkı sağlamada kullanılan Şimşek hava araçlarının 2'si, tatbikatta vuruldu.

TUSAŞ, hedef uçak sistemlerinin satışı yanında, müşteri ihtiyaçlarının hizmet yoluyla karşılanmasına yönelik de çözümler sunuyor.

Şimşek, özgün yazılımlara sahip uçuş kontrol sistemi ve yer kontrol istasyonu ile uçuş öncesi veya uçuş sırasında tanımlanabilen rota ve manevraları tam otonom olarak gerçekleştirebiliyor. Sistemde bulunan radar iz artırıcı ve jet motoru ile hava aracının radar güdümlü ve kızıl ötesi güdümlü füze sistemleri tarafından takibi mümkün oluyor. Hava aracı üzerinde bulunan akustik sistemle ateşlenen silahlara olan mesafe bilgisi yer kontrol istasyonuna gerçek zamanlı olarak aktarılabiliyor ve bu yolla atış eğitiminin başarısı takip edilebiliyor.

Hava aracının gerekli durumlarda gözle takibini kolaylaştırmak için İz Dumanı Sistemi ve kendisine atılan silahları yanıltmak için de Karşı Tedbir Atım Sistemi bulunuyor, bu sistemler yer kontrol istasyonundan kontrol edilebiliyor.

Şimşek, hidrolik fırlatıcı ile piste ihtiyaç duymadan karadan veya gemi platformlarından kalkış yapabiliyor ve vurulmadığı durumlarda tekrar kullanılabilmesi için paraşüt ile karaya veya denize inebiliyor.
http://www.trthaber.com/haber/ekonomi/simsek-kacti-deniz-kuvvetleri-vurdu-228081.html

ATAK HELİKOPTER TAI

HAVELSAN SİBER SAVAŞA HAZIRLANIYOR

10 Ocak 2016 Pazar

Türkiye Uzay Ajansı kuruluyor

10.01.2016 AA

64. Hükümetin Eylem Planı'nda yer alan Türkiye Uzay Ajansı'nın kurulması için gerekli kanun tasarısı çalışmalarına başlandı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından açıklanan 64. Hükümet'in bu yıl gerçekleştireceği eylem planında yer alan Türkiye Uzay Ajansı'nın kurulması için gerekli kanun tasarısı çalışmalarına başlandı. Derin uzay araştırmaları, keşif çalışmaları, uydu teknolojilerinin geliştirilmesi ve fırlatma rampası kurulmasını hedefleyen Ajans, uzay teknolojilerinden yararlanarak tarım, madencilik, akıllı ulaşım ve felaket yönetimi gibi pek çok alanda hizmet verecek.

KANUN TASARISI ÇALIŞMALARI BAŞLADI

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Havacılık ve Uzay Teknolojileri Genel Müdürlüğü sorumluluğundaki Türkiye Uzay Ajansı'nın kurulması için ilk adım olan kanun tasarısı çalışmaları başladı. Bu yılın ilk yarısında TBMM'ye sunulması planlanan tasarının yasalaşmasıyla Ajansın kurulması için ilk adım atılmış olacak.

Ajansın nerede kurulacağı, nasıl çalışacağı, bütçesi, personelinin statüsü ile diğer kurum ve kuruluşlarla ilişkilerini belirlenecek olan tasarının yasalaşmasının hemen ardından Ajansın idari yapılanması gerçekleştirilecek.

UYDU SİSTEMLERİ TEST VE ENTEGRASYON MERKEZİ

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı milli haberleşme uydusu geliştirme Ar-Ge'sini başlatarak uydu teknolojileri alanında Uydu Sistemleri Test ve Entegrasyon Merkezi'nin (USET) yapımına yaptığı katkıyla uzay teknolojileriyle ilgili çok önemli kazanımların öncülüğünü yapılıyor.

"TÜRK NASA"SI YOLDA

Türkiye'nin uzayla ve yörünge haklarıyla ilgili menfaatlerini korumayı hedefleyen Ajansın temel amacı, "Türk NASA"sını kurmak olacak. Merkezinin Ankara'da kurulması planlanan Ajans, uluslararası uzay ve uydu örgütleriyle işbirliği içinde olacak.

DERİN UZAY ARAŞTIRMALARI YAPILACAK

Derin uzay araştırmaları, keşif çalışmaları, uydu teknolojilerinin geliştirilmesi ve fırlatma rampası kurulmasını hedefleyen Ajans, uzay teknolojilerinden yararlanarak tarım, madencilik, akıllı ulaşım ve felaket yönetimi gibi pek çok alanda hizmet verecek.
http://www.milliyet.com.tr/dev-proje-icin-dugmeye-basildi-gundem-2176879/

Türkiye'nin Elektronik Harp Sistemleri

8 Ocak 2016 Cuma

Siber Tehditlere HAVELSAN’dan “Dur!”

07.01.2016 HAVELSAN

Savaş tehdidinin beşinci boyutu siber saldırılara Türkiye’nin sistem entegratörü devi HAVELSAN geçit vermiyor. Kritik Altyapıların Güvenliği için geliştirilen projelerine bir yenisini daha ekleyen HAVELSAN, Elektrik Üretim AŞ’ye ait dokuz hidroelektrik santralinin siber koruma kalkanı oldu.

HAVELSAN’ın 2014 yılı sonunda başladığı HES IT Sistem Sürekliliği Projesi son aşamasına geldi. Elektrik Üretim AŞ’ye ait dokuz hidroelektrik santrali için başlatılan projede iki santralin bilişim güvenlik sistemleri kuruldu ve kabulü tamamlandı. Kalan santrallere kurulacak sistemlerin de bu yılın ilk yarısında kabullerinin tamamlanması ve faaliyete geçmesi planlanıyor.

Tüm santrallerin kurulum ve aktivasyonunun tamamlanmasının ardından, açılışı önümüzdeki aylarda yapılacak olan HAVELSAN’ın Siber Savunma Teknoloji Merkezi (SİSATEM) tüm santrallere uzaktan izleme ve koruma hizmeti de verebilecek.

Projenin amacı; EÜAŞ’a ait olan ve SCADA Sistemi ile işletilen HES’lerin otomasyon ve bilişim sistemlerinin envanterinin çıkarılması, olası siber saldırı, risklere karşı korunması ve proje süresince gerekli bakım süreçlerinin periyodik olarak gerçekleştirilmesi…

Bu kapsamda dokuz HES SCADA ağının bilişim güvenliğinin arttırılması ve sistem sürekliliğinin sağlanması amacıyla HAVELSAN, sistem odası iyileştirme, yedekleme sistemlerinin kurulumu, güvenlik mimari topolojilerinin oluşturulması ve uygulanması, siber olay izleme yeteneğinin oluşturulması ve güvenlik sıkılaştırmalarını gerçekleştirme görevini üstleniyor.

Kritik kurumların siber koruması

Öte yandan HAVELSAN, 20 Haziran 2013 tarihli Resmi Gazete ile Bakanlar Kurulu Kararı’nda yayımlanan “Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi”nde ‘kritik altyapılar’ kapsamına giren bazı kamu kurumlarının bilişim sistemlerinin siber güvenlik sıkılaştırmaları alanında da proje ve faaliyetlerini hız kesmeden sürdürüyor.
http://www.havelsan.com.tr/TR/Main/haber/3347/siber-tehditlere-havelsan%E2%80%99dan-%E2%80%9Cdur%E2%80%9D

5 Ocak 2016 Salı

Askeri araçlara 'bukalemun' kamuflajı

04.01.2016 AA , ANKARA - Selma Kasap

Bilkent Üniversitesi araştırmacıları, askeri araçlarda kullanılabilecek, bukalemun ve ahtapot gibi bulunduğu ortamın mikrodalga görüntüsünü alabilen grafen temelli yeni nesil teknoloji geliştirdi.

Bilkent Üniversitesinde, bukalemun, ahtapot gibi renkten renge girebilen canlılara benzer şekilde, bulundukları ortamın radar görüntüsünü gerçek zamanlı olarak değiştirebilen grafen temelli yeni bir teknoloji geliştirildi.

Kamuflaj teknolojilerinde yeni bir çağ başlatması beklenen bu teknolojiyle kaplanan bir askeri tank, ormanlık arazideki bir ağacın görüntüsüne bürünebilirken bir savaş uçağı da kuş şeklinde görünebiliyor.

Avrupa Birliği'nin 6 milyon lira ile destek verdiği yeni teknoloji, gözün algılama düzeyinden kızılötesine, hatta mikrodalga boyutlarına kadar tüm spektrumda çalışacak şekilde planlanıyor.

'Doğada bulunduğu ortama adapte olabilen bir yapı'

Bilkent Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Coşkun Kocabaş, doğada bulundukları ortama adapte olabilen canlıları taklit edebilen bir yapı üzerinde 6 kişilik grubuyla araştırmalar yürüttüklerini, araştırmalarının Avrupa Araştırma Konseyi (ERC) tarafından 2 milyon avro ile desteklendiğini bildirdi.

Tasarımlarında, grafen isimli malzemeyi kimyasal yöntemler ile sentezledikten sonra esnek ve düz olmayan değişik yüzeylere aktardıklarını anlatan Kocabaş, daha sonra bu malzemenin elektron yoğunluğunu değiştirerek, ışıkla etkileşmesini, dolayısıyla yansımayı ve geçirgenliği elektriksel olarak kontrol edebildiklerini aktardı.

'Askeri aracın ormanda ağaç gibi görünmesi sağlanabilir'

Bu şekilde malzemenin arka plandaki görüntüye göre kendisini uyarlamasının da sağlandığına işaret eden Kocabaş, şu bilgileri verdi:

"Grafeni özel bir metotla, bakır üzerine sentezleyip polimer yüzeylere aktarıyoruz. Şu anda mikrodalga frekansında, bir yüzeyin yansımasını kontrol altında tutabiliyoruz. Bir sensörden aldığımız geri besleme ile yüzeyin yansımasını kontrol ederek, bulunduğu ortama adapte edilmesini sağlayabiliyoruz. Yani radarda gerçek zamanlı kamuflaj mümkün. Ormanlık arazideki bir askeri aracı düşünelim. Bu aracın mikrodalga frekansında, ormandaki bir ağaç ya da bir bitki görünümünde olması sağlanabilir ya da örneğin bir uçağın radar görünümünü gerçek zamanlı olarak değiştirebileceğiz. Bu teknolojiye, kolay anlaşılması için mikrodalga bukalemun diyebiliriz. Şu anda ilk defa mikrodalga frekansında etkin çalışan aktif bir yüzeyi geliştirmiş olduk. "
http://aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/askeri-araclara-bukalemun-kamuflaji/500180

Hava Araçları için PEM Yakıt Pili Teknolojileri ve Uygulamaları Bilgi İstek Dokümanı

04.01.2016 SSM

...Müsteşarlığımızca mini (2--20 kg) ve Taktik/MALE İnsansız Hava Araçları (İHA) için yakıt pili teknolojilerine yönelik olarak gerçekleştirilmesi planlanan...
http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/hizli/duyurular/projeDuyurulari/Sayfalar/20160104_PEM_BID.aspx

Cobra II, Türkiye’nin hizmetinde

24.12.2015 OTOKAR

Türkiye’nin en büyük özel sermayeli savunma sanayii şirketi Otokar, güvenlik kuvvetlerinin çeşitli hizmetlerinde kullanılmak üzere 47.5 milyon Euro tutarında COBRA II taktik tekerlekli zırhlı araç siparişi aldı. Araçların teslimatının 2017 yılı ilk yarısında tamamlanması planlanıyor.

Türkiye'nin en büyük özel sermayeli savunma sanayii şirketi Otokar’ın tasarladığı ve ürettiği Cobra II’lerin ülke envanterindeki sayısı artıyor. Otokar, güvenlik güçlerinin çeşitli hizmetlerinde kullanılmak üzere yeni bir sipariş aldı.

Türkiye kara sistemleri üreticisi Otokar, 47,5 milyon Euro’luk sipariş kapsamında COBRA II 4x4 taktik tekerlekli zırhlı araçları, çeşitli sistemler, bakım ve destek hizmetleri ile birlikte sunacak. Sözleşme kapsamındaki araçların teslimatının 2017 yılı ilk yarısı sonuna kadar partiler halinde tamamlanması planlanıyor.

Kara sistemlerinde kullanıcı beklentileri doğrultusunda, dünya çapında rekabet gücü olan ürünler tasarlamak ve üretmek misyonuyla Otokar’ın ürettiği COBRA II, yüksek koruma ve taşıma seviyesi ile öne çıkıyor. COBRA II, 15 ülkede görev alan ve sınıfında en çok tercih edilen araçlardan olan COBRA üzerinde geliştirildi. COBRA II, Otokar kullanıcılarının farklı görev ihtiyaçlarına uygun olarak, Cobra’ya kıyasla daha yüksek taşıma kapasitesine ve daha büyük bir iç hacme sahip. Araç, Cobra ile aynı hareket kabiliyetine ve balistik, mayın ve EYP tehditlerine karşı üstün koruma sunuyor. Amfibik tipi de olan COBRA II, tıpkı Cobra gibi farklı görevler için modüler bir yapı sunuyor.
https://www.otokar.com.tr/tr-tr/kurumsal/medya/haberler/Sayfalar/cobra-2.aspx

Türkiye hava savunma sisteminde devrim niteliğinde proje

04.01.2015

Türk ordusu, dünyanın en gelişmiş coğrafi yer tabanlı hava savunma sistemine geçiyor. Yerli yazılımların kullanılacağı sistem için ihale süreci başlıyor. Sistem arama kurtarma çalışmalarında önemli rol oynayacak.

Türk Silahlı Kuvvetleri, dünyada çok az sayıda ülkenin kullandığı coğrafi yer tabanlı sayısal savunma sistemine geçiyor. Türkiye'nin coğrafi yapısının üç boyutlu haritalara döküleceği yazılımla hava operasyonları ve yeni savunma konsepti çerçevesinde sıfır hatalı hedef vurma dönemi başlayacak. Sistemin kapsamı konusunda net bilgi yok. Ancak ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve İsrail'in kendi coğrafi yapılarına uygun olarak geliştirdiği sistemin milli imkanlarla kurulması hedefleniyor. Sistem arama kurtarma faaliyetleri ile afet anında birliklerin sevk ve idaresinde hayati derecede önemli rol oynayacak

AKILLI FÜZELER ADRESE TESLİM

TSK, yeni sistemle, Türk yapımı akıllı füzeleri adrese teslim ateşleyecek. Dünyanın en gelişmiş ‘Yer Tabanlı Destek Sistemi’ alımı için düğmeye bastı. İhale çağrısına savunma alanında 6'sı yerli 12 şirket başvurdu. İhale şubatta.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), dünyanın sayılı ordularında bulunan ve hava operasyonlarının "sıfır hata" ile icra edilmesini sağlayan ‘Yer Tabanlı Destek Sistemi’ için harekete geçti. TSK'nın talebini değerlendiren Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) İcra Kurulu, uydu bağlantılı sistemin alımına kararı vererek, ihale çağrısı yaptı. Şubat ayında gerçekleştirilmesi planlanan ihaleye, 6'sı yerli, 6'sı yabancı dünya devi 12 savunma şirketi başvurdu. ASELSAN, Netaş gibi yerli şirketler, Raytheon, Rockwell Colins ve Thales gibi yabancı firmalarla yarışacak.

DAHA KOLAY YER TESBİTİ

40 kilometre ara ile oluşturulan yer istasyonlarıyla, uçaklar arasında uydu bağlantılı senkronize iletişim sağlayan sistem, operasyon bölgesindeki dost ve düşman birliklerinin varlığı ve tüm hareketlerini 'sıfır hata' ile tespit ediyor.

Yerli Firmalar
- ASELSAN, - SDT AŞ,
- Bites Savunma,
- Netaş,
- Onur Mühendislik-Indra Navia ortaklığı,
- SNC-ESEN Sistem.

Yabancı firmalar
- Great Wall Industry,
- Honeywell, - Next,
- Raytheon,
- Rockwell Collins,
- THALES

http://www.iyigunler.net/teknoloji/turkiye-hava-savunma-sisteminde-devrim-niteliginde-proje-h289845.html

Yer Tabanlı Destek Sistemi (GBAS) Bilgi İstek Dokümanı’na Cevap Veren Firmalar

http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/hizli/duyurular/projeDuyurulari/Sayfalar/20151026_GBASP.aspx

4 Ocak 2016 Pazartesi

Donanma’nın amiral gemisi Anadolu yolda

03.01.2016 Gökhan Karakaş, Milliyet

Deniz Kuvvetleri’nin amiral gemisi olarak tasarlanan TCG Anadolu Türkiye’nin en büyük gemisi olacak. 700 kişilik amfibi taburunu taşıyabilen gemide bir hastane de bulunacak. Gemide helikopter savaş uçağı ve hava araçları da iniş - kalkış yapabilecek.

Tasarımı tamamlanan ilk milli fırkateyn ‘TCG İstanbul’un ardından Deniz Kuvvetleri Komutanlığı adına ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından İstanbul’daki Sedef Tersanesi’nde yaptırılan Türkiye’nin en büyük ve donanımlı savaş gemisinin ismi ve borda numarası belli oldu. Ülkemiz donanmasının ana gemisi olacak savaş gemisini Türk Loydu’nun onaylayacağı (klaslandıracağı) öğrenilirken ismi TCG Anadolu olarak belirlendi. 225 metre uzunluğunda tasarlanan TCG Anadolu, pek çok açıdan ilkleri barındıracak. Savaş helikopterleri ve savaş uçakları için yeniden dizayn edilen pisti, 12 derecelik eğimle daha elverişli hale getirildi. Böylece gemiye F35B sınıfı, 5. Nesil av ve bombardıman uçakları da inebilecek. 8 gelişmiş savaş helikopterini taşıyabilecek gemi, Ege, Karadeniz ve Akdeniz harekat alanlarında ve gerektiğinde Hint Okyanusu ve Atlantik Okyanusu’nda kullanılabilecek. Donanmamızın ana gemisi olarak hizmet verecek TCG Anadolu, dönebilen motorlu Osprey hava araçlarının gece ve gündüz operasyon yapmasına olanak sağlayacak kapasitede bir uçuş güvertesine de sahip olacak. Osprey, helikopter olmasına rağmen uçakların yapabileceği pek çok manevrayı yaparken barındırdığı pek çok özellikle biliniyor.

Bin 400 kişi taşıyacak
Çok Amaçlı Amfibi Hücum Gemisi olarak kullanılması planlanan TCG Anadolu, 1 amfibi taburunu normalde gerekli olan iletişim, muharebe ve destek araçlarına ihtiyaç duymadan istenilen bölgeye çıkartabilecek. 700 kişilik amfibi gücünün yanısıra toplamda bin 400 kişinin aynı anda bulunabileeği gemi, 8 deniz çıkarma aracını taşıyabiliyor. Gemi tek başına önemli bir askeri gücü binlerce kilometre uzağa taşıyabilecek. TCG Anadolu bünyesinde, ameliyathane, diş tedavi üniteleri ve yoğun bakım ile enfeksiyon odalarınan da bulunduğu en az 30 yatak kapasiteli askeri Hastane de barındıracak.

‘Gurur duyuyoruz’
Sedef Tersanesi Yönetim Kurulu Üyesi Orkun Kalkavan, böylesine büyük bir askeri projede yer almanın kendilerini gururlandırdığını belirtti. TCG Anadolu’nun Türk donanmasının ana gemisi olacağını ve denizaşırı operasyonlarda ana gemi olacağını söyleyen Kalkavan; “Kıtalararası görev yapabilecek kadar donanımlı gemi ile ülkemizi savunma sanayinin geldiği gücü göstermenin mutluluğunu yaşıyoruz” diye konuştu.

Silah sistemi yerli
2021’de hizmete girmesi planlanan geminin ana görevi amfibi görev gücünü nakletmek ve helikopter operasyonu yapmak. İkinci görev olarak da insani yardım ve kriz bölgelerinden insani transferi gibi amaçlar için kullanılacak. Tamamen çelik olacak gemi, 20-21 knot(37-39 kilometre) sürat yapabilecek. Tam yüküyle 28 bin ton ağırlığa erişecek gemi, 225 metre boy ve 32 metre eninde olacak. Havuz güvertesinde 4 adet Mekanize Çıkarma Aracı (LCM) veya 2 adet HavaYastıklı ÇıkarmaAracı (LCAC) taşıyabilecek gemi de 2 adet Personel Çıkarma Aracı (LCVP) bulunabilecek. 13 tank, toplam 27 adet Amfibi Zırhlı Aracı (AAV) (21 adet personel AAV, 3 adet komuta AAV, 3 adet kurtarma AAV), 6 adet Zırhlı Personel Taşıyıcı (ZPT) ve 33 adet çeşitli araç kıtalararası taşınabilecek. 16 Knot rüzgarda yükleme ve boşaltma, 27 knot kuvvetli rüzgarda bile helicopter operasyonu yapabilecek gemi tüm silah ve savunma sistemini de kullanabilecek. Personel, helikopter ve araçlar için asansörler bulunan geminin 348 kalıcı personeli olacak. 56 uçuş pesoneli, 50 hastane personeli, 200 karargah pesoneli ve 550-700 kişilik amfibi komandosunu barındıracabilecek geminin silah sistemini Havelsan ve Aselsan yapacak.
http://www.milliyet.com.tr/-donanma-nin-amiral-gemisi-anadolu-gundem-2173397/

3 Ocak 2016 Pazar

Suudi Arabistan 2.5 milyar dolarlık zırhlı araç alacak

03 Ocak 2016, Vahap Munyar - Hürriyet

Suudi Arabistan'ın Türkiye'den 2,5 milyar ile 10 milyar dolar karşılığında Türkiye'den zırhlı araç alacağı belirtildi.

Son dönemde terör olayları ve Yemen'deki çatışmalar sebebiyle askeri alana rekor yatırımlar yapan Suudi Arabistan, ülke içindeki terör saldırılarına ve karışıklıkların önüne geçmek istiyor.

Hürriyet yazarı Vahap Munyar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve heyetinin Suudi Arabistan'da gerçekleştirdiği temaslar sırasında iki ülke arasında önemli bir askeri anlaşmanın adımlarının atıldığını yazdı.

Munyar, Suudi Arabistan'ın Türkiye'den 2.5 milyar dolardan başlayıp 10 milyar doları bulacak zırhlı araç almak istediğini belirtti.
http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/vahap-munyar_44/suudi-arabistan-2-5-milyar-dolarlik-zirhli-arac-alacak_40034978

http://www.takvim.com.tr/ekonomi/2016/01/03/suudi-arabistan-turkiyeden-alacak

http://haber.star.com.tr/ekonomi/artik-turkiyeden-alacak-suudi-arabistan-gozunu-onlara-dikti/haber-1080116

Hava Harp Okuluna teknokent kurulacak

01.01.2016 Dünya Gazetesi

Hava Harp Okulu arazisinde savunma ve havacılık sanayine hizmet verecek bir teknokent kurulması planlanıyor.

Hava Harp Okulu arazisinde bir teknokent kurulması planlanıyor. Teknokentle savunma ve havacılık sanayinde paydaşların bir araya getirilmesi amaçlanıyor.

Teknokent projesi için Hava Harp Okulunun İstanbul'daki kompleksi seçildi. Atatürk Havalimanı'nın yanı başındaki alan, havacılık ve ulaştırma sektörü açısından sunduğu olanaklarla, teknokent için uygun ortam sağlıyor. Böylece halihazırda havalimanı bünyesi ve çevresinde faaliyet gösteren sektörün bir çok oyuncusu teknokentle iç içe olacak.

Teknokent, savunma sanayisi ya da Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarının karşılanmasının yanı sıra diğer sanayi alanları ve genel olarak ülke ekonomisine ciddi katkı sağlayacak.

Teknokentin, savunma ve havacılık alanında faaliyet gösteren bir çok firma açısından cazibe merkezi olması bekleniyor. Teknokentle savunma ve havacılık sanayinde ihtiyaç sahibi, planlayıcı ve üreticilerin bir araya getirilmesi amaçlanıyor. Böylelikle sektördeki aktörlerin daha senkronize ve verimli şekilde çalışmasına olanak sağlanması öngörülüyor.

Projeyle, savunma ve havacılık sanayinin Ankara merkezli yapısının yanında, İstanbul'un da bu alanda etkin bir merkeze dönüştürülmesi amaçlanıyor. Savunma sanayisi halen Ankara ağırlıklı olarak faaliyet gösteriyor. Teknokentle bu merkezin bir ölçüde İstanbul'a kayması, sektörün önemli aktörlerinin İstanbul'da da bir ayağının olması planlanıyor.

Havacılık ve Uzay Teknolojileri Enstitüsü bünyesine havacılık, bilgisayar, elektronik, endüstri mühendislikleri ile uzay bilimleri ana bilim dallarında eğitim veriliyor. Bu kapsamda 16 yüksek lisans ve doktora programı bulunuyor. Enstitüde son olarak bu alandaki boşluğu doldurmak amacıyla uzay ve havacılık hukuku alanında bir program açıldı.
http://www.dunya.com/guncel/hava-harp-okuluna-teknokent-kurulacak-286115h.htm

Kayseri'ye 3 yeni OSB daha kurulacak

21 Aralık 2015 AA

Büyükşehir Belediye Başkanı Çelik: "Artık katma değeri yüksek, çevre ile dost ve yüksek teknoloji ürünlerinin yapıldığı fabrikalar kurmalıyız" dedi.

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik, kentte faaliyet gösteren üç ayrı Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ve serbest bölgeye ilave olarak 3 yeni ihtisas OSB daha kurmak için çalışmalara başladıklarını belirtti.

Çelik, Adana'daki Kayseri Erciyes Anadolu Derneği'ni ziyaretinde AA muhabirine yaptığı açıklamada, her üç OSB için de Başbakan Ahmet Davutoğlu'ndan destek sözü aldıklarını belirterek, "Kayseri'ye 3 yeni OSB daha kuracağız. Bunlar, öncekilerden biraz daha farklı olacak. Güneş Enerjisi İhtisas OSB, Et ve Et Ürünleri OSB ile Havacılık ve Savunma Sanayi OSB" dedi.
...
- Havacılık ve Savunma Sanayi

Türkiye'nin ilk uçaklarının üretildiği halk arasında "Tayyare Fabrikası" olarak bilinen 2. Hava İkmal Bakım Merkezi'ni taşıyacakları Erkilet Havalimanı'nın üst kısmındaki 5 milyon metrekarelik araziye de Havacılık ve Savunma Sanayi OSB kuracaklarını dile getiren Çelik, "Burada Havacılık Kümelenmesi ve Savunma Sanayi kurulmasına yönelik çalışmalarımız var" dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu'na içerisinde OSB'lerin de bulunduğu projeleri sunum yaparak gösterdiğini ve Davutoğlu'nun projelere çok olumlu bakıp destek sözü verdiğini ifade eden Çelik, "Kayseri'nin gelecek yıllarına damga vuracak bu projeleri hayata geçirmek için yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Hava İkmal Bakım Merkezi taşındığında oraya kentin nefes alacağı çok büyük bir orman yapacağız. Erkilet'in alt kısımlarına da Havacılık ve Savunma Sanayi OSB kuracağız" diye konuştu.

http://www.trthaber.com/haber/ekonomi/kayseriye-3-yeni-osb-daha-kurulacak-223937.html