Savunma ve Stratejik Analizler

30 Nisan 2016 Cumartesi

Kazak savaş gemisi Hazar denizinde

30 Nisan 2016 Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Kazakistan Savunma Bakanlığı basın servisi, Kazakistan Engineering şirketinin şubesi olan Zenith fabrikasında 'Sarbaz' adlı askeri gemi inşa ettiğini açıkladı.

Sarbaz gemisi, Zenith fabrikasında Kazakistan Milli Güvenlik Komitesi talebi ile Sınır Hizmetinde kullanılmak üzere üretilen 24 gemiden biri. Bu gemilerin özelliği modern toplar, uzaktan kumandalı radyo teknik silahlar ile donatılması. Bunun yanında su altında inceleme yapacak yeni bir askeri geminin de göreve başladığı bildirildi.

Sarbaz gemisi Kazakistan’ın su sınırlarının korunması, yasadışı nakliye, kaçakçılık, korsan ve yasadışı balıkçılığın kontrolü gibi görevleri üstlenecek.
http://www.dunyabulteni.net/haberler/362686/hazar-denizinde-kazak-savas-gemisi

29 Nisan 2016 Cuma

ASELSAN Sözleşme İmzası

29.04.2016

ASELSAN, yurt dışı bir müşteriden 27.04.2016 tarihinde toplam bedeli 12.889.744,- ABD Doları olan Haberleşme Teçhizatı siparişi almıştır. Söz konusu sipariş kapsamında teslimatlar 2016-2017 yılları arasında gerçekleştirilecektir.

http://kap.gov.tr/bildirim-sorgulari/bildirim-detayi.aspx?id=527421

28 Nisan 2016 Perşembe

Bayraktar Silahlı İHA görevde

28.04.2016 Yeni Şafak

DAEŞ’in, Kilis’i hedef alan saldırılarında hareketli pikaplar üzerine yerleştirilen roketleri kullanması, ‘İHA’ların silahlandırılması’ çalışmalarını hızlandırdı. TSK envanterine katılacak olan silahlı TB2 taktik İHA’larla hedefler yok edilecek.

Suriye'deki DAEŞ bölgesinden Kilis'e atılan Katyuşa roketleri, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) silahlı insansız hava aracı (İHA) ihtiyacını yeniden gündeme getirdi. DAEŞ'in Kilis'i hedef alan saldırılarında kullandığı hareketli pikaplar üzerine yerleştirilen Katyuşa roket sistemlerine karşı en etkili silah olarak 'silahlı İHA sistemleri' gösteriliyor. Türkiye'nin, radara yakalanmayan insansız silahlı sistemlerle bu tip hareketli hedeflere karşı büyük avantaj ve üstünlük sağlayacağı değerlendiriliyor.

SÖZLEŞME YAKINDA YÜRÜRLÜĞE GİRECEK

Türkiye, ABD'nin İncirlik'te konuşlandırdığı 'Hellfire' (Cehennem ateşi) füzesi yüklü Predator İHA'ların daha etkin kullanılmasını isterken, bu doğrultuda bugüne kadar yeterli destek bulamadı. Bu tablo üzerine TSK'nın, milli imkanlarla üretilerek operasyonel hale getirilen silahlı İHA sistemlerini envanterine katmak üzere çalışmaları hızlandırdığı ortaya çıktı. Halen gerek terörle mücadele bölgesinde gerekse Suriye sınırında etkin görev yapan milli İHA sistemi Bayraktar ile alım sözleşmesinin çok yakın bir zamanda yürürlüğe gireceği öğrenildi.

DENEME ATIŞLARI DEVAM EDİYOR

İlk silahlı test atışını 17 Aralık 2015'te yapan Bayraktar TB2 taktik İHA, üzerine entegre edilen Roketsan üretimi MAM-L akıllı mühimmatı ile operasyonel deneme atışlarına devam ediyor. Roketsan üretimi milli füze UMTAS'ın İHA sistemleri için modifiye edilmiş hali olan milli akıllı mühimmat MAM-L ile yüklenmiş yeni model İHA Bayraktar'ın, TSK'nın operasyonel ihtiyacını karşılayacak verime ulaştığı kaydedildi.

OPERASYONA ÇIKABİLECEK

TSK'nın keşif gözetleme ve silahlı İHA talebini karşılamak üzere çok yakında alım sözleşmesinin yürürlüğe gireceği öğrenildi. Yetkililer, “Silahlı milli İHA çözümü teknolojik olarak hazır. Sözleşme imzalandığı anda füze takılarak operasyona çıkabilecek imkan ve kabiliyette” bilgisini verdi. Türkiye, Bayraktar TB2'nin 17 Aralık'ta gerçekleştirildiği füze atışıyla, ABD, Çin, İsrail, İran ve Güney Afrika'dan sonra füzesiyle birlikte insansız hava aracı yapabilen 6 ülkeden biri haline geldi.

3 BİN SAATLİK UÇUŞ

Batman'da konuşlu toplam 12 insansız uçaktan oluşan 2 adet Bayraktar İHA sistemi silahlı kuvvetlere hizmet veriyor. Sistemler, TSK envanterine girdikleri Eylül 2015'ten bu yana toplam 3 bin saatlik uçuş süresine ulaştı. ABD'nin predatörleri, İsrail'in Heronlarına nazaran uçuş kontrol sistemlerinden sensörlerine kadar teknolojik açıdan daha üstün olduğu ispatlanmış milli İHA sistemi, son olarak sinyal istihbaratını da ithal olmaktan çıkararak milli hale getirdi. Yüzde 100 milli ve özgün tasarıma sahip olan ve yüzde 93'lük yerli sanayi katılım oranıyla da savunma sanayi sektöründe rekora imza atan Bayraktar TB2'ler, TSK'nın ihtiyaçlarının sadece milli değil, ithal sistemlere göre çok daha düşük maliyetlerle karşılanması açısından da dikkat çekiyor.
http://www.yenisafak.com/gundem/silahli-ihalar-vuracak-2458122

Aselsan sözleşme imzası

28.04.2016

ASELSAN ile Nurol Makina ve Sanayi A.Ş. arasında Emniyet Genel Müdürlüğü'nün ihtiyacı kapsamında 29.160.000,- Euro olan bir sözleşme imzalanmıştır.

ASELSAN AŞ’nin Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) gönderdiği açıklamada; ”ASELSAN ile Nurol Makina ve Sanayi A.Ş. arasında Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ihtiyacı kapsamında SARP Uzaktan Komutalı Silah Sistemi tedarikine yönelik olarak 27.04.2016 tarihinde toplam bedeli 29.160.000,- Euro olan bir sözleşme imzalanmıştır.

Söz konusu sözleşme kapsamında teslimatlar 2016 yılında gerçekleştirilecektir” ifadelerine yer verilmiştir.
http://eborsahaber.com/fokus/aselsan-yeni-is-iliskisi-28-04-16/

Aselsan sözleşme imzası

27.04.2016

ASELSAN ile Savunma Sanayi Müsteşarlığı arasında Kent Güvenlik Yönetim Sistemi Projesi ile ilgili olarak 27.04.2016 tarihinde, toplam 894.250.450 Türk Lirası tutarında sözleşme imzalanmıştır. Söz konusu sözleşme kapsamında teslimatlar 2018 yılına kadar tamamlanacaktır.

An agreement regarding the Management of City Security System Project, has been signed between ASELSAN an the Undersecretariat for Defence Industries on 27.04.2016, valuing TL 894.250.450,-. Within the context of the agreement, the deliveries will be completed till 2018.

http://www.borsagundem.com/anlik-borsa-haberleri/20160427120610

27 Nisan 2016 Çarşamba

TCG ANADOLU'nun ilk kaynak töreni

26.04.2016 Recep CANPOLAT / Deniz Haber Ajansı

Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı adına Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından Sedef Tersanesi’nde inşa edilecek olan TCG ANADOLU'nun ilk kaynak töreni, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılımıyla 30 Nisan 2016 Cumartesi günü gerçekleşecek. 2021 yılında Deniz Kuvvetleri'nin envanterine girecek, Türkiye'nin ilk mini uçak ve helikopter gemisi TCG ANADOLU için geri sayım başladı.

Sedef Tersanesi'nde inşa edilecek olan Türkiye'nin karargah gemisi TCG ANADOLU'nun ilk kaynak töreni, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla, 30 Nisan 2016 Cumartesi günü gerçekleşecek.

Türk Deniz Kuvvetleri’nin amiral gemisi olarak tasarlanan TCG Anadolu, Türkiye’nin en büyük gemisi olacak ve 700 kişilik amfibi taburunu operayonlara intikal ettirebilecek kapasiteye sahip gemide bir hastane de bulunacak.

TCG ANADOLU'NUN SİLAH SİSTEMİ YERLİ OLACAK

2021’de hizmete girmesi planlanan geminin ana görevi amfibi görev gücünü nakletmek ve helikopter operasyonu yapmak.

İkinci görev olarak da insani yardım ve kriz bölgelerinden insani transferi gibi amaçlar için kullanılacak.

Tamamen çelik olacak gemi, 20-21 knot (37-39 kilometre) sürat yapabilecek. Tam yüküyle 28 bin ton ağırlığa erişecek gemi, 225 metre boy ve 32 metre eninde olacak.

Havuz güvertesinde 4 adet Mekanize Çıkarma Aracı (LCM) veya 2 adet HavaYastıklı ÇıkarmaAracı (LCAC) taşıyabilecek gemi de 2 adet Personel Çıkarma Aracı (LCVP) bulunabilecek.

13 tank, toplam 27 adet Amfibi Zırhlı Aracı (AAV) (21 adet personel AAV, 3 adet komuta AAV, 3 adet kurtarma AAV), 6 adet Zırhlı Personel Taşıyıcı (ZPT) ve 33 adet çeşitli araç kıtalararası taşınabilecek.

16 Knot rüzgarda yükleme ve boşaltma, 27 knot kuvvetli rüzgarda bile helikopter operasyonu yapabilecek gemi tüm silah ve savunma sistemini de kullanabilecek.

Personel, helikopter ve araçlar için asansörler bulunan geminin 348 kalıcı personeli olacak. 56 uçuş pesoneli, 50 hastane personeli, 200 karargah pesoneli ve 700 kişilik amfibi komandosunu barındıracabilecek geminin silah sistemini Havelsan ve Aselsan yapacak.

225 metre uzunluğunda tasarlanan TCG Anadolu, pek çok açıdan ilkleri barındıracak. Savaş helikopterleri ve savaş uçakları için yeniden dizayn edilen pisti, 12 derecelik eğimle daha elverişli hale getirildi. Böylece gemiye F35-B sınıfı, 5. Nesil av ve bombardıman uçakları da inebilecek.
http://www.denizhaber.com.tr/turkiyenin-ilk-ucak-gemisi-tcg-anadolunun-ilk-kaynagini-cumhurbaskani-erdogan-ya-haber-67805.htm

26 Nisan 2016 Salı

U.S. sends F-22 warplanes to Romania

Mihail Kogalniceanu Airport, Romania (CNN) April 26, 2016

Two of the world's most advanced warplanes have touched down in Romania for the first time, near the shores of the Black Sea and just a short hop from Ukraine, the Crimean Peninsula and Russia.

The United States sent the F-22 Raptors to southeastern Europe two weeks after Russian fighter jets buzzed an American warship in the Baltic Sea. Officially it was for a NATO training exercise, part of the Rapid Response program showcasing how effectively and quickly U.S. fighter jets, crews and support can be moved to a forward operating base.

But it was also a show of strength for NATO allies on the Black Sea, where Russia is rapidly building up its military hardware. The F-22s are known for speed and stealth -- able to travel at twice the speed of sound and hard to spot on radar.

The planes landed at Mihail Kogalniceanu Airport near the Romanian city of Constanta. The transfer from RAF Lakenheath in Eastern England is strategically significant for NATO and its allies, because Constanta is on the Black Sea, close to the Ukrainian border, Crimea and Sevastopol, the home of Russia's Black Sea fleet.

Russia annexed Crimea from Ukraine in 2014 and has continued military exercises in the area while saying it will spend $2.4 billion to upgrade its naval capacity.

That's unnerving regional members of NATO, Romania Air Force chief of staff Laurian Anastasof said.

The planes touched down in Romania, near the home of Russia's Black Sea fleet.

"They're increasing the air activities, they're increasing the missions, they're increasing the training," he said of Russia. "This is the thing that we are seeing every single day."

Americans have also been annoyed by Russia recently, most notably with two Russian jets flying extremely close to the USS Donald Cook as it sailed on the Black Sea.

The Cook "encountered multiple, aggressive flight maneuvers by Russian aircraft that were performed within close proximity of the ship," according to a statement by European Command earlier this month.

One of the Russian jets flew within 30 feet of the Cook's ship superstructure, according to a U.S. official.
http://edition.cnn.com/2016/04/25/europe/us-deploys-fighter-jets-to-romania/

Australian submarines: France wins $50bn contract

THE AUSTRALIANAPRIL 26, 2016

Malcolm Turnbull has admitted the “premium” to be paid for building a new fleet of submarines in Australia rather than overseas but has declared the impact would be “extremely manageable” amid questions over the cost of the landmark decision.

The Prime Minister told ABC TV’s 7:30 program that all three bidders for the mammoth construction program had estimated a “rough order of magnitude” in cost difference for the local building program.

The comments, to be aired tonight, came after federal cabinet formally decided to commit the $50 billion program to French firm DCNS, with the first of twelve submarines to be built early next decade.

“We have a sovereign defence force and we should have a sovereign defence industry with construction here wherever possible within Australia,” Mr Turnbull said in the interview.
...
http://www.theaustralian.com.au/national-affairs/australian-submarines-france-wins-50bn-contract/news-story/986ee35387c768a0c401f3edc97c5402

25 Nisan 2016 Pazartesi

ABD ile Türkiye Kilis sınırında füze kalkanı için anlaştı

25.04.2016 YeniAkit

Suriye krizinin başladığı günden bu yana, Ankara'nın savunduğu "Güvenli Bölge" için ilk somut adım atılıyor.

Türkiye ile ABD arasında yürütülen son görüşmelerde, sınırın Suriye tarafından "Güvenli Bölge" oluşturulması konusunda büyük oranda uzlaşıya varıldığı belirtildi.

Buna göre Afrin-Cerablus arasında yer alan ve "“Münbiç" olarak bilinen 90 km'lik alan "Güvenli Bölge" olarak ilan edilecek. Bölgenin DAEŞ unsurlarından tamamen temizlenmesi ve süreç içinde yaşanabilecek olası sızmalara karşı, kara savaşlarının en etkili silahlarından olan ve 92 km'lik menzili bulunan ABD’nin HIMARS (High Mobility Artillery Rocket System) füze bataryaları da sınır hattının Türkiye tarafına konuşlandırılacak.

DAEŞ'E KARŞI ILIMLI MUHALEFET

Akşam gazetesinin savunma ve diplomasi kaynaklarından edinliği bilgiye göre, "Güvenli Bölge" için izlenecek yol haritası da büyük oranda netleşti. DAEŞ terör örgütünün Münbiç hattında tamamen çıkarılmasında, Türkmen güçlerinin öncülüğündeki ılımlı muhalefet aktif rol oynayacak. Bu kapsamda ılım muhaliflere, silah ve mühhimat desteği artırılacak.

Obüslerle birlikte vuracak

DAEŞ unsurlarının Münbiç hattından çıkarılmasında, sınırın Türkiye tarafından yapılacak yoğun füze, top ve obüs atışları ile Ilımlı Muhaliflere destek verilecek. ABD’nin çok namlulu HIMARS Füze Bataryalarının da, bu çerçevede sınır hattına konuşlandırılacağı öğrenildi.

Fezleke çıkarmaya ihtiyaç yok

Sınırın Türkiye tarafında daha önce de, ABD’ye ait Patriot füze batarya sistemleri bulunuyordu. Çok namlulu HIMARS Füze Bataryaları'nın, Patriot sistemlerinin sınır hattına yerleştirildiği prosedüre uygun olarak konuşlandırılacağı ve bunun için TBMM'den tezkere çıkarılmasına gerek olmadığı da bildirildi.

Mobil sistemle tam verim

Kara savaşlarının en etkili silahlarından olan HIMARS Füze Bataryaları, mobil özelliği sayesinde yer değiştirerek bölgedeki gelişmelere göre konumlanacak.

KOLAYLAŞTIRACAK

TSK'nin Fırtına Obüsleri ile ABD'nin HIMARS bataryaları, DEAŞ hedeflerini birlikte vurarak ılımlı muhaliflerin bölgeyi kontrol altına almasını kolaylaştıracak. Savunma kaynakları HIMARS bataryalarının önümüzdeki günlerde Türkiye'ye gönderilerek, planlanan noktalara yerleştirileceğini doğruladılar.
http://www.yeniakit.com.tr/haber/abd-ile-turkiye-kilis-sinirinda-fuze-kalkani-icin-anlasti-165897.html

Savunma Sanayi Müsteşarı İsmail Demir Açıklamaları

25 Nisan 2016 YeniŞafak

Kilis'e son günlerde Suriye tarafındaki DAEŞ mevzilerinden Katyuşa roketleri atılırken, Savunma Sanayi Müsteşarı İsmail Demir ses getirecek projeye dair ilk gelişmeleri paylaştı. Saldırı için ateşlenen roketi anında kaynağında vurabilecek bir sistemin gerekliliğine vurgu yapan Demir, çözümün 'silahlı İHA'lar ile sağlanabileceğini ifade etti.

Türkiye'de savunma sanayi, son dönemde bir atılım içinde. Yerli uçak, milli gemi, denizaltı inşası projeleri sürüyor. Kullanılan yerli akıllı mühimmat sayesinde PKK ile mücadelede daha başarılı olunduğu yorumları yapılıyor. Ankara'da Roketsan'da üretilen SOM füzeleri, 250 kilometre uzaklıktaki bir binanın penceresinden geçerek hedefini vurabiliyor.

Hürriyet'in haberine göre; Roketsan ürünü roketler, 28 kilometre uzaktaki bir hedefi, 2 metre hassasiyetle tahrip edebiliyor. Bu, dünyada en fazla 5 ülke tarafından yapılabilen bir eylem. Diğer taraftan IŞİD füzesine hedef olan M60 tankı Kayseri yapımı zırhı sayesinde zarar görmedi. Bütün bu gelişmeleri, Roketsan'da Savunma Sanayi Müsteşarı İsmail Demir anlattı. Demir, “Başika kampındaki tank olayında olduğu gibi koruma sisteminiz yeterli ise tehdidi bertaraf edebilirsiniz. Başika'daki tank modernize edilen M60 tankımızdır ve orada gördüğümüz sonuçtan memnun kaldık. Tank hedef oldu, hasar görmedi ve kendisine saldıran unsuru vurdu. Bu önemli" dedi.

KOMUTAN OBÜS'Ü SEÇTİ

Bir komuta kontrol sistemi, hedef belirleme, değerlendirme, hangi silahınızın hangi aşamada aktif olacağını bilen bir karar sistemi bulunduğunu kaydeden Demir şöyle konuştu: “Örneğin, sınır ötesi hedefler için Fırtına obüsleri kullanıldı. Bu komuta kararıdır. Sınır ötesine daha değişik şekillerde müdahale edecek roket sistemleri de mevcut. Ancak komutanlar obüsleri seçti. Bizim işimiz talepleri karşılamak."

Savunma Sanayi Müsteşarı İsmail Demir, geçmişte bir talep geldiğinde 'nereden alırız' diye pazar araştırması yaptıklarını hatırlatarak şimdi ise 'neyi, nasıl geliştirebiliriz' diye düşündüklerini ifade etti.

Demir şöyle konuştu: “Çok iyi biliyoruz ki satın alma bir yere kadar. Bir ülkenin her şeyini kendisi yapması da mümkün değil. Öncelik sıralaması yapıp kritiklik çalışması yapacaksınız. Türkiye'nin aktif mücadele içinde olduğu alanlarda acil ihtiyaçları var. Bu ihtiyaçları bir an önce temin etmek için şirketlerimiz devredeler. Sloganımız şu; 'insan yapısı bir şey ise biz onun daha iyisini yaparız.'"

ÇÖZÜM SİLAHLI İHA

Kilis'in Katyuşyalara hedef olmasının Türkiye için yeni bir tehdit olduğunu belirten Demir “Bunlar, teknoloji kullanarak önceden farkedilip müdahale edilmesi zor unsurlar. Bu tür ilkel sistemlerle aktif mücadele eden ülkeler var. Ancak örneğin İsrail'in karşılayabildiği ilkel silahlarda bile belli bir oranda başarı sağlanıyor. En doğru yöntem bölgeyi gözleyip hareketli tehdidi izleyip anında kaynağında vuracak bir kabiliyete sahip olmak. Silahlı İHA'lar gibi" diye konuştu.

Demir şöyle devam etti: “Cirit, mızrak gibi isimler yerliliğin sembolü oldu. Üretimde de yerlilik oranı çok çok yüksek. Ancak, yerlileşmenin önemli boyutlarından biri tahrip, takip ve hassasiyet açısından da daha iyi bir yerli üretmek. Yerlilikte hedefimiz yüzde 100. Bağımlılık her zaman sıkıntı yaratır. Sonuçlar, 35 bin kişinin çalıştığı, 500 alt yüklenicinin oluştuğu sektörümüzü motive ediyor. 15 milyar dolar geliştirme projesi hacmi var. Bunlar pahalı projeler ve daha fazla kaynak ayrılmalı. Savunma sanayine ayrılan para sadece askeri harcama olarak görülmemeli. Çünkü elde ettiğimiz bilimsel bilgi ve teknolojiyi aktarıyoruz."

DENİZALTI BİR SONRAKİ ADIM

İsmail Demir, yerli denizaltı projesi hakkında ise şunları söyledi: “Şu anda tezgahta bir denizaltı var. Projesi yerli değil ama her şeyin bir ilki vardır. İkinci, üçüncü aşamada kendi denizaltınızı yapmaya başlarsınız. Nasıl ki şimdiye kadar korvet (MİLGEM) alıyorduk, sonra korvet yapmaya koyulduk onun gibi denizaltı da olur."

HÜRKUŞ 2018'DE YUVASINDA OLACAK

HÜRKUŞ eğitim uçağının çalışmalarının sürdüğünü de belirten Demir “Uzun sürmesinin sebebi sivil kullanım için Avrupa sivil havacılık otoritesinden sertifikalandırılma çalışmaları. 2018'de Hava Kuvvetlerimiz alacak. Daha sonra silahlı versiyonu gelecek" dedi.

Piyade tüfeğindeki casusluk girişiminin projelerine bir zararı olmayacağını kaydeden Demir, “Ürünümüzü piyasaya süreriz. Ancak bu tür kurumlarımızın güvenlik meselesi gerçekten önemli. Türkler ne yapıyor, hangi kuvvete sahip ya da bizim oluşturacağımız tehdidi nasıl önleyebilirler merakı var. O açıdan yaşanan olay sürpriz değil" dedi.

KURTULMA OLASILIĞI ÇOK ZAYIF

Savunma Sanayi Müsteşarlığı'nın ürettiği unsurların terörle mücadelede kullanımından elde edilen sonuçların gurur verici olduğunu belirten Demir şöyle konuştu: “Gerek mağara içinde, gerek hareketli olsun, bir hedef belirlendiğinde o hedefin kurtulma olasılığı çok zayıf."

İHRACATIN ARTMASI İÇİN TSK REFERANSI

İhracatın en önemli hedefleri olduğunu kaydeden İsmail Demir, “Şu an tam istediğimiz seviyelerde değil. Aşinalık kazandırmanız, bilinmeniz, ürünlerinizi sık sık görmeleri ve denemeleri lazım. Savunma üretiminin sürdürülebilir olması için ihracat şart. Şu anda ihracat 1.67 milyar dolar ama biz 2023 için 25 milyar dolar hedef koyduk. Peki 7 yılda bu fark kapanır mı? Çok zor ama yapılabilir. 'Şu mesafeden şu hassasiyetle vurabilecek bir silah Türkiye'de var mıdır' diyen bir yabancıya 'var' diyebilmek, 'yapmışlar' dedirtmek önemli. Bu da silahlı kuvvetlerimizin bizi benimsemesi ve görünür olmamız ile mümkün. 'TSK kullanıyorsa alınır' refaransı önemli" dedi.

YERLİ FÜZEDE MENZİL ARTACAK

Füze savunma sisteminde projenin iptal olmadığını ancak ihaleyi kapattıklarını söyleyen Demir şöyle konuştu: “Roketsan, Havelsan gibi şirketlerimizin içinde olduğu bir yapı geliştirme sürecine girecek. Zaten orta, yüksek ve alçak irtifa projelerimiz sürüyor. 16, 20 kilometre menzilde vuracağınız bir sistem yapıyorsunuz. Bunun biraz daha menzilini artırıp gelen tehditleri daha önceden haber alıp daha yüksek bir irtifada ya da daha ileri bir menzilde karşılayan bir sistem yapıyoruz. Artık gündemde doğrudan bir alım olmadığı için adım adım geçeceğimiz sistemi zaten NATO'ya entegre olarak yapacağız."

http://www.yenisafak.com/ekonomi/kilise-atilan-roketleri-durduracak-2456521

Çanakkale Şehitlerimizin Aziz Hatırası için

NATO Ukrayna,Gürcistan ve Moldova'ya yaptığı yardımları arttıracak

24 Nisan 2016 VARNA (QHA)

NATO, ulusal bağımsızlıklarını ve egemenliklerini güçlendirmeleri için Ukrayna, Gürcistan ve Moldova’ya yaptığı yardımı arttırmayı planlanıyor.

NATO Genel Sekreter Yardımcısı Alexander Vershbow BGNES Bulgaristan haber ajansına verdiği demeçte, “Doğu bölgelerindeki (Avrupa'nın doğusu) istikrarı koruma çalışmaları İttifak (NATO) için çok önemli. Rus baskısı altında kalan ve yardımımıza muhtaç olan, Ukrayna, Gürcistan ve Moldova gibi ülkelere, kendi güvenliklerini güçlendirme konusunda yaptığımız desteği arttırmaya hazırız” açıklamasında bulundu.

Ayrıca Vershbow, Varşova’da düzenlenecek olan NATO zirvesinde İttifak üyelerinin Rusya ve diğer küresel tehditlere karşı savunma doktrinini ve çevreleme politikasının güçlendirilmesini ele alacaklarını bildirdi.

Hatırlanacağı üzere ABD Cumhurbaşkanı Barack Obama, ABD Savunma Bakanı Ashton Carter ile yaptığı görüşme sonrasında ABD’nin Rus saldırganlığına karşı, Avrupa savunmasına daha çok dikkat etmesi gerektiğini söylemişti. Rus saldırganlığını durdurmak, kendi güvenliğini ve müttefiklerinin güvenliğini sağlamak için Avrupa’da ABD askeri potansiyelinin arttırılması gerektiğini, bunun Rusya’nın sergilediği saldırgan tavıra karşı NATO müttefiklerini desteklemek açısından önemli olduğunu belirtmişti.

Daha önce de NATO'nun Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanı ABD'li General Philip Breedlove, NATO kuvvetlerinin Rusya’nın askeri gücünü kontrol etmek amacıyla Doğu Avrupa’da ve Baltık ülkelerinde bulunması gerektiğini vurgulayarak, "Böylece Putin sınırdan baktığında bu ya da şu ülke değil NATO olduğunu görecek ve eğer sınırı geçerse NATO ile karşılaşacağını anlayacaktır’’ açıklamasında bulunmuştu.

Bunun yanı sıra ABD'nin gelecek yılın Şubat ayında Doğu Avrupa’ya zırhlı muharip askeri birlik konuşlandırmayı planladığı da duyurulmuştu. Pentagon'nun yaptığı açıklamada, ABD ordusunun, Rusya'nın artan saldırgan tutumundan endişe eden müttefiklerine güven telkin etmek için askerlerin bölge içinde ve dışında rotasyonu çabaları çerçevesinde, üç tam donanımlı tugayın süreklilik prensibiyle Doğu Avrupa’ya konuşlandırılacağı belirtilmişti. Yeni önergeye göre, önceden konuşlandırılmış teçhizatın yenilenmek üzere bölgeden kaldırılmasına ve ABD askerlerinin yanlarında daha modern ve dayanıklı teçhizat götürmesine izin verilecek.

ABD'nin Avrupa'daki kalıcı güçlerinin sayısı yaklaşık 62 bin. Bunun 25 bini orduda görevli askerler. Yeni plana göre, Avrupa'daki ABD askeri sayısı her zaman 29 bin 200 olacak. ABD askerleri Litvanya, Letonya, Estonya, Romanya, Bulgaristan ve Polonya’daki NATO üslerine yerleştirilecek.

ABD'nin bu tasarıları bölge devletleri tarafından da olumlu karşılanıyor.

Polonya Cumhurbaşkanı Andjey Duda ABD üsleriyle ilgili olarak Polonya'da kalıcı bir üssün oluşturulmasına ihtiyaç duyulduğunu açıklamış ve bunun aynı zamanda NATO’nun gelişmesine de katkı sağlayacağını vurgulamıştı.

Andrzej Duda, “Rusya’nın eylemleri, Rus siyasetinden yakın zamanda ne bekleyebileceğimizi gösteriyor. Şu an hiçbir pozitif sinyal alamadığımızı üzülerek söylemek zorundayım. Daha doğrusu Medvedev’in Münih’te yaptığı açıklamayı dikkate alırsak, durumun daha da kötüleştiğini görüyoruz” demişti.
http://qha.com.ua/tr/siyaset/nato-ukrayna-ya-destegini-guclendirecek/144686/

Romanya’dan yeni NATO filosu teklifi

11 Şubat 2016 BÜKREŞ (QHA)

Romanya, Karadeniz’de NATO’nun yeni deniz filosunun oluşturulmasını içeren yeni stratejik planı geliştiriyor.

Romanya Savunma Bakanlığı, Karadeniz’de NATO’nun yeni deniz filosunun oluşturulması projesini yakın zamanda NATO müttefiklerine sunacak. Romanya Savunma Bakanı Mihnea Motok yaptığı açıklamada Karadeniz’de filo yerleştirme projesini NATO’nun savunma ve caydırma amacıyla Doğu Avrupa'ya yerleştirmeyi planladığı kara kuvvetleri hamlesinin devamı olarak gerçekleşeceğini anlattı.

Motok, “Bu müttefiklerin savunma ve caydırma amacıyla üzerinde çalıştığı kara kuvvetleri varlığının doğal uzantısı olacaktır. Proje NATO zirvesinde tartışılacak ve NATO’nun var olan daimi deniz filoları örneğinde geliştirilecektir” dedi.

Teorik olarak proje, Karadeniz’de gerekli durumlarda karşılık göstermeye hazır olan, daimi bir askeri deniz filosunun bulunmasını öngörüyor. Yeni askeri deniz birliğine Romanya, Bulgaristan ve Türkiye Deniz Kuvvetleri, ayrıca ABD, Almanya ve İtalya askeri gemileri de katılabilecek. Karadeniz’de NATO ile birçok kez tatbikata katıldıklarından dolayı, Ukrayna ve Gürcistan Deniz Kuvvetleri ile işbirliğinin yapılmasının da mümkün olacağı ifade ediliyor.

Rusya Kırım’ı işgal ettikten sonra Karadeniz’de bulunan müttefik ülkeleri, Ukrayna ve Gürcistan Deniz kuvvetleri ile tatbikat düzenlemek için düzenli olarak ABD, İngiltere ve diğer NATO üyesi ülkelerin savaş gemileri bölgeye giriş yapıyor.

Montrö Boğazlar Sözleşmesine göre Karadeniz kıyıdaşı olmayan ülkelerin savaş gemileri, Karadeniz’de 21 günden fazla bulunamadıkları için bu ülkeler NATO Karadeniz filosuna sadece dönüşümlü olarak katılabiliyorlar.

Portekiz, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmak üzere altı ülkenin savaş gemilerini içeren Atlantik filosu ile Türkiye, İtalya ve Almanya savaş gemilerinden oluşan Akdeniz filosu olmak üzere NATO şu an iki daimi deniz filosuna sahip.

Daha önce NATO, Doğu Avrupa’da ve Baltık ülkelerinde Rus saldırganlığına karşı hazırlıklı olmak için asker yerleştirmeyi planladığını da açıklamıştı.
http://qha.com.ua/tr/siyaset/romanya-dan-yeni-nato-filosu-teklifi/142648/

Romanya’dan Karadeniz’de NATO filotillası kurma teklifi

18 Ocak 2016 BÜKREŞ (QHA)

Romanya Savunma Bakanlığı, NATO ile örgütün Karadeniz filotillasının (torpidolardan oluşan filo) kurulması konusunu görüşmeye başlayacak. Bu konunun 2016 yılında Romanya için öncelikli konulardan biri olduğu belirtilmekte.

Romanya Savunma Bakanlığı Basın Servisi’nden yapılan açıklamada, NATO ortakları ile “Karadeniz’de müttefik filotillasının” kurulması ile ilgili görüşmelerin, Şubat ayında Brüksel’de yapılacak NATO Savunma Bakanları toplantısında başlayacağı kaydedildi.

Benzer bir filotillanın kurulması gereğinin, Rusya’nın, Kırım’ı işgal etmesinden sonra Karadeniz bölgesindeki konumlarını güçlendirme ihtiyacından (ayrıca Rus donanmasının Karadeniz'deki askeri hareketliliğinden) kaynaklandığı ifade edildi.

Rusya, 18 Kasım 2015 tarihinde işgal altındaki Sivastopol’de bulunan Rusya Karadeniz Filosu’nda görev yapacak iki küçük füze gemisini Kırım’a göndermişti Rusya Karadeniz Filosu'nun Enformasyon Servisi Başkanı Vyaçeslav Truhaçov, “İki yeni geminin bir araya gelmesi bizim için çok önemli. Daha önce 2002 yılında Baltık Filosu’ndan Sivastopol’e ‘Samum’ hava yastıklı füze gemisi sevk edilmişti. Ondan sonra Karadeniz Filosu’na, bu tip savaş gemileri dahil edilemedi” diye açıklama yapmıştı.
http://qha.com.ua/tr/siyaset/romanya-dan-karadeniz-de-nato-filotillasi-kurma-teklifi/142060/

Romanya kendi topraklarında NATO tugayı istiyor

4 Nisan 2016 BÜKREŞ - (QHA)

Romanya Savunma bakanı Mihnea Motoc’un açıklamalarına göre, Temmuz ayında Varşova’da düzenlenecek olan zirvede, Romanya kendi topraklarında çokuluslu NATO tugayı konuşlandırılmasını ve Karadeniz’de NATO filosu bulundurulmasını talep edecek. Diplomatik gerekçelerle filonun isminin “Güçlendirilmiş İşbirliği” olması düşünülüyor. Ayrıca, Karadeniz’deki filodan Ukrayna ve Gürcistan’ın askeri gemilerinin de katılması planlanıyor.

Romanya Savunma Bakanı Motoc, Hotnews.ro haber sitesine verdiği röportajda, NATO projelerinin yanı sıra Romanya Silahlı Kuvvetleri'nin yenilenmesinden de bahsetti.

Romanya için Varşova’daki NATO zirvesinde ele alınacak olan başka bir önemli konunun Rusya'nın hibrid tehditlerinin önlemesi olduğunu belirten Motoc, artık NATO'nun doğudan ve güneyden gelen tehditlere uzun vadede hazır olması gerektiğini ifade etti.

Romanya Savunma Bakanı Motoc, Romanya ordusunun yenilenmesi hususunda 2016’dan başlayarak 8x8 ve 4x4 askeri zırhlı araç satın alınacağını, Romanya Deniz Kuvvetleri için de yeni korvetler satın alınacağını ve fırkateynlerin modernizasyon sürecinden geçeceklerini söyledi. Bunlarla birlikte Romanya Hava Kuvvetleri de güçlendirilerek önümüzdeki sene ikinci F-16 filosunun Romanya’ya getirileceğini kaydetti.

Rusya’nın saldırgan hamlelerinden ve Karadeniz'e yönelik korkutan askeri hareketliliğinin ardından Romanya orduya yapılan yatırımlarını arttırdı. Ayrıca NATO ve ABD ile birçok tatbikat düzenledi.
http://qha.com.ua/tr/siyaset/romanya-kendi-topraklarinda-nato-tugayi-istiyor/144153/

Türkiye’de imal edilen bataryalar sivil uçak ve helikopterlerde kullanılacak

24.04.2016 kokpit.aero

Uzun yıllardır savunma sektöründe geliştirdiği batarya sistemleri ile faaliyet gösteren ASPİLSAN, sivil havacılık için adım attı. Hedef, sivil yolcu uçakları ve helikopterler için yüksek verimliliğe sahip bataryalar imal etmek.

Dünyada uçak bataryası üreten 5 firmadan biri olan ASPİLSAN, askeri uçak ve helikopterlerden sonra sivil havacılık için de akü üretmeye başladı. ASPİLSAN'ın üretimiyle F-16, F-4E ve CN235 uçaklarında kullanılan bataryalar, Avrupa Havacılık ve Uzay Ajansı ile yürütülen sertifikasyon süreci tamamlandığında sivil uçaklarda da kullanılabilecek.

150 çeşitten fazla batarya imal eden ASPİLSAN, yeni geliştirdiği sistemlerle yüzde 35 civarında verimlilik artışı yakaladı. Alman BWB ve Fransız SOPEMEA laboratuarlarının kalite sertifikalarına sahip şirketin bir sonraki hedef ise lityum aküler.

LİTYUM BATARYA İÇİN ÇALIŞMALAR YAPILIYOR

Yeni nesil uçaklarda hafiflik ve performans açısından lityum piller. Bu konuda araştırma geliştirme çalışmalarına hız veren şirket, araştırmalarını sürdürüyor. Lityum bataryalar ilk olarak Boeing 787 Dreamliner yolcu uçaklarında kullanılmıştı.
http://www.kokpit.aero/aspilsan-sivil-ucak-batarya

22 Nisan 2016 Cuma

Roketsan to Unveil Guided 122mm Rockets

20.04.2016 TRDefence

Turkish missile manufacturer Roketsan is preparing to unveil a guided version of its popular TR-122 Sakarya multiple launch rocket system (MLRS), TR Defence sources confirmed on Tuesday.

The new version has the same range, composite rocket engine and warhead options as its unguided twin but also features a new passive laser seeker that allows the artillery rocket to home in on targets designated by a third party from a safe distance. “We can now hit targets with pinpoint accuracy. All (that is) needed is someone to paint the target so that it knows exactly where to strike,” a Roketsan employee familiar with the program said on condition of anonymity.

Sakarya II can be guided to its target during the terminal stage of its flight by an UAV or another aerial asset, or an infantry element with a mobile target designator.

“It is now capable of engaging both stationary and moving targets… a world-leading technology in its class,” added the employee. TR Defence has learned that field tests of the new version are underway and results so far have been promising. Roketsan is expected to officially unveil the new product later in the year and offer it for both TSK use and export.
http://www.trdefence.com/2016/04/20/roketsan-to-unveil-guided-122mm-rockets/

21 Nisan 2016 Perşembe

ASELSAN'dan yurt dışında yeni hamle

21.04.2016 AA - ANKARA - Göksel Yıldırım

ASELSAN, Uzaktan Komutalı Stabilize Silah Sistemleri konusunda, Malezya ve diğer bölge ülkelerinin ihtiyaçlarına yönelik bu ülkede yerleşik faaliyet gösterecek ortak bir şirket kurmaya hazırlanıyor.

ASELSAN ve K DEFENSETECH SDN BHD arasındaki iş birliğinin temeli Malezya'da gerçekleştirilen Savunma Hizmetleri Asya Fuarı ve Konferansı'nda (DSA 2016) atıldı.

Uzak Doğu-Asya Pasifik bölgesinin gerek katılımcı kurum/kuruluş gerekse ziyaretçi düzey ve sayısı açısından en önemli savunma fuarları arasında bulunan DSA 2016 kapsamında Malezya’da yerleşik K DEFENSETECH firması ile iş birliğine yönelik mutabakat muhtırası imzalandı.

Buna göre, ASELSAN ve K DEFENSETECH'in, Uzaktan Komutalı Stabilize Silah Sistemleri konusunda, Malezya ve diğer bölge ülkelerinin ihtiyaçlarına yönelik Malezya’da yerleşik faaliyet gösterecek ortak bir şirket kurulmasına yönelik görüşmelere başlaması hedefleniyor.

İş birliğinden istenen verimin sağlanması ve uygun şartların oluşması durumunda, ilerleyen aşamalarda ASELSAN'ın diğer ürün/sistemlerinin de iş birliği kapsamına alınması mümkün olacak.

ASELSAN tarafından çeşitli kalibrede silahların entegrasyonuna yönelik geliştirilip üretilen Stabilize Silah Sistemleri halen 10 ülkeye ihraç ediliyor.
http://aa.com.tr/al/ekonomi/aselsandan-yurt-disinda-yeni-hamle/558767

Onur DETTA'yı aldı

19.04.2016 C4defence

Savunma Sanayii İcra Komitesi'nin (SSİK) 9 Mart tarihli toplantısında alınan kararlardan biri daha imzalandı. Deniz Taktik Telsiz Ağı (DETTA) projesi için Onur Mühendislik A.Ş. ile sözleşme görüşmelerine başlandı. DETTA ile deniz, hava ve kara platformları arasında anlık iletişim sağlanacak.
http://www.c4defence.com/Gundem/onur-detta-yi-aldi/501/1

19 Nisan 2016 Salı

Operatif Sınıf İnsansız Hava Aracı (İHA) Projesi Alt Sistem Çözümlerine İlişkin Duyuru

19.04.2016 SSM

Müsteşarlığımız tarafından başlatılan bir proje kapsamında geliştirilecek olan operatif sınıf İnsansız Hava Aracı (İHA) Sistemi’nde azami ölçüde milli teknolojik kabiliyetlerin kullanılması amaçlanmakta olup; bu çerçevede, milli imkânlarla geliştirilmesi hedeflenen öncelikli alt sistemler aşağıda yer almaktadır:

Turboprop motor ve ECU FADEC
GNSS Tabanlı Olmayan Yedek Seyrüsefer Sistemi
Füze İkaz Sistemi
Algıla ve Kaçın Sistemi
Geniş Bant Uydu Haberleşme Sistemi
Otomatik Kalkış İniş Sistemleri
Yüksek Çözünürlüklü Kamera (EO/IR LD/LRF/LP/LI)
Geniş Alan Gözetleme Sistemi
Elektronik Destek Podu ve Elektronik Destek Yer Destek Sistemi
SAR Sistemi (SAR/ISAR/GMTI/DMTI) ve SAR Hedef Kıymetlendirme Sistemi

Belirtilmiş olan bu öncelikli alt sistemlere yönelik çözüm önerisi sunabilecek firma/kuruluşların, 02 Mayıs 2016 saat 17:00’a kadar Müsteşarlığımıza aşağıda belirtilen iletişim bilgileri üzerinden ulaşması beklenmektedir.
http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/hizli/duyurular/projeDuyurulari/Sayfalar/20160415_IHA.aspx

THY uçak alımını KAP'a bildirdi

14.04.2016 DHA

Kamuoyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) bir açıklama yapan Türk Hava Yolları (THY), VIP uçuşlarında kullanılmak üzere bir adet Gulfstream G450 ve bir adet de aynı imalatçının uzun menzilli uçuşlarında kullanılan G550 tipi toplam iki özel jet alındığını bildirdi.

İkinci el olarak alınan G550 tip uçak İstanbul Atatürk Havalimanı'na geldi. Uçağın burada boyama işlemlerinin başladığı öğrenildi. Diğer uçağın ise önümüzdeki hafta Türkiye'ye gelmesi bekleniyor.

Alımın ardından 28 yaşında olan ve Turgut Özal'ın başbakanlığı döneminde alınan TC-ATA'nın tescili TC-GVA, TC-GAP uçağının tescili de TC-GVB olarak değiştirildi. Boşa çıkan iki tescilden TC-ATA'nın G550, TC-GAP'ın da G450 tipi uçağa verileceği öğrenildi.

Bu operasyonun ardından TC-GVA ve TC-GVB uçakları Savunma Sanayi Müsteşarlığı'na devredildi. Bu uçakların Aselsan tarafından geliştirilen elektronik sistemler takılarak havadan karıştırma görevleri için çeşitli testlerin yapılması bekleniyor.
...
http://www.cnnturk.com/turkiye/28-ilde-dev-sike-kumpasi-operasyonu

T-122/300 Çok Namlulu Roketatar Sistemi

TSK’nın ‘sniper roket’i 25 km’den vuracak

19.04.2016

“Sakarya” platformunda çok namlulu olarak kullandığı 122 milimetrelik topçu roketlerini (TR- 122) güdümlenerek ateşlenebilir hale getirdi.

Üzerine yön bulma sistemi takılan roketler, test atışlarında hedeflerine 25 kilometreyi aşan mesafeden ulaştı.

Güdümlü roketlerle, kilometrelerce ötedeki hedeflerin sniper (keskin nişancı) hassasiyetinde vurulabileceği öğrenildi.

UÇAKLARA MONTE EDİLECEK

Güdüm yeteneğinin kazandırılmasıyla, TR-122 roketlerinin savaş uçaklarına entegre edilmesi de söz konusu olabilecek.

İsrail, yeni geliştirdiği benzer bir sistemi sky sniper (gökyüzü keskin nişancısı) olarak adlandırdı, dünyaya 2 ay önce tanıttı. İsrail devlet firması IAI’nın geliştirdiği sistemle 122 milimetre topçu roketleri GPS güdümlü hale getirildi.

Topçu roketleri havadan ateşlendiğinde hem yerçekimi etkisi büyük ölçüde ortadan kalkıyor hem de roket ateşleyen uçağın hızını arkasına alarak hedefine çok daha hızla ulaşıyor.
http://www.haber7.com/guncel/haber/1903628-tsknin-sniper-roketi-25-kmden-vuracak

Türkiye büyüdü casuslar türedi

14.4.2016 H. SALİH ZENGİN - Sabah

MKEK’te yaşanan askeri casusluk olayını değerlendiren SSM Müsteşarı Demir, “Denizaltı, savaş uçağı, helikopter yapıyoruz. Bunlar ortaya çıktıkça kıskançlık ve casusluk olacaktır” dedi

ABD'li bir silah firmasına devletin gizli bilgilerini satarken suçüstü yakalanan Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) silah fabrikası müdürü Mustafa Tanrıverdi'nin askeri casusluk suçundan tutuklanmasının yankıları sürüyor. Gözlerin çevrildiği Savunma Sanayi Müsteşarı (SSM) Prof. Dr. İsmail Demir, konuyla ilgili SABAH'a önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin füze denemeleri yapan, silah geliştiren, denizaltı üreten bir ülke seviyesine ulaştığını, bu nedenle de casusluk girişimlerinin artmasının olağan olduğunu belirten Demir, "Casusluğa karşı tedbirleri en üst seviyeye çıkaracağız" dedi. Demir'in özetle şunları söyledi:

Tanrıverdi, satmaya çalıştığı silah projelerinin içinde bulunan ve bu bilgilere erişim hakkı olan bir kişi. Tanrıverdi'nin bunu para için yaptığını düşünüyorum. Savunma sanayi güvenlik tedbirlerinin yoğun olduğu bir yer. Ama zayıf halka her yerde olabilir. Bu bir zincir ve zincirin en zayıf halkası da insan. Türkiye'de silahlı kuvvetlerin kendi bünyesindeki operasyonel olaylarda bir gizlilik ve güvenlilik hassasiyeti var. Ancak ne kadar tedbir alsanız da zayıf halka olan insan faktörü önemli. Bu yüzden burada bilişim sisteminin güvenliği hususu devreye giriyor. Bu aşamada, MKEK'de hangi tedbirlerin alındığı, bu kişinin bunları nasıl aşıp flash belleğe yüklediği gibi konular şu an inceleniyor. Bu bilgiler alınsa bile sadece kendi bilgisayarınızda açılan bir sistem olması lazım. Bizim sektörde olmaması gereken şeyler bunlar.

Herhangi bir şirkette çalışan birisi bile en küçük bilgiyi başka bir yere vermesi durumunda bu suç teşkil eder. Müsteşarlık olarak geliştirmede bulunan iki firmaya seri üretim hakkını verdik. MKEK de ücret karşılığı kendilerine proje geliştirip üreten bir kurum. Bu söz konusu silah projesinin hakları Savunma Sanayi Müsteşarlığı'nındır, MKEK'in değil. Bu harcıâlem bir şey olsa, bu verileri kimse bir başkasına veremez. Verirse vatan hainliği suçu işlemiş olur.

YENİ TEDBİR GEREKİYOR

SANAYİ GELİŞTİKÇE VERİLER ARTIYOR: Türkiye'de savunma sanayisinde birtakım özgün dizaynlarımız ortaya çıktıkça bu tedbirlerin alınması gerektiği aşikâr. Seviyemiz arttıkça elbette kıskançlık ve casusluk faaliyetleri de artacak. İhracata başladığımızda bu tür şeyler daha da çok olacaktır. Bundan sonra ürünlerin kopyalanmasıyla ilgili sıkıntılarla da uğraşmaya başlayacağız. Her alanda ve çeşitli seviyelerde yeni tedbirlerin alınması gerek.

MİLLİ DENİZALTI VE UÇAK YOLDA

KORUMA KALKANI GEREK: Milli denizaltı projesine başlayacağız. Milli savaş uçağımızı 2023'te semalarımızda uçurmayı planlıyoruz. Silahlı eğitim uçağımız ise 2020'de bitmiş olacak. Milli, tamamen kendi yapımımız olan helikopterimiz ise üç sene sonra tamamlanıyor. Atak helikopterlerimizin kabiliyetlerini de geliştirerek sürdürüyoruz. Bunlar ortaya çıktıkça uluslararası kıskançlık ve casusluk faaliyetleri artacak. Bu yüzden koruma kalkanımızı daha da geliştirmemiz gerekiyor.

ÇİP TASARIMINI ÇALIŞIYORUZ

SİBER GÜVENLİK: Bilişim sisteminin güvenliği için belli bir yatırım ve emek gerek. Siber güvenlik gibi konular ülkenin genelinin de farkındalık sağlanması gereken konular. Devletin de bu farkındalığı artıracak zorlayıcı tedbirleri aldırması gerekir. Siber güvenlik savunma sanayi kadar önemli. Bu konuda çalışmaları hızlandırdık ve birden fazla şirketimizi siber güvenlik konusuna yönlendirdik. Bu konuda hızlı adımlar atacağız. Ayrıca çip tasarımı ve gömülü yazılımlar konusunda çalışıyoruz.

KİŞİYE ÖZEL DERECELENDİRME

MASUM BİR UYARI: Güvenlik tedbirleri konusunda zaten sıkı çalışıyoruz. Birkaç yıl sonra tankımız, füze ve hava savunma sistemlerimiz, helikopter ve uçaklarımız devreye girecek. Kamuoyunun sadece bu silaha olan ilgisine bakın. Düşünün yani füze sistemiyle ilgili böyle bir olay yaşansa ne olur? Bu tüfek olayını masum bir uyarı olarak görmek lazım. Geldiğimiz nokta bilgi yanında, bunu geliştiren kişilerin de korunması ve gizlenmesidir. Bundan sonra bizim kişilerle ilgili yaptığı işin niteliğine göre değişen seviyede bir güvenlik derecelendirmesi yapmamız lazım. Kimin, hangi seviyede bilgiye erişeceğinin yanında kişinin sahip olduğu güvenlik derecesine göre bir yaşam tarzına da sahip olması gerek. Devlette bu kişilerle ilgili özel bir prosedür ve güvenlik zinciri sistemi uygulamalı.

DÖRT FÜZE DENEMESİ YAPILDI

KOŞMAMIZ LAZIM: Savunma sanayi konusunda her geçen büyük ilerleme kaydediyoruz. Geçtiğimiz hafta 4 füze denemesi gerçekleştirdik. Hepsi de başarılı oldu.

Alçak, orta ve uzun menzilli savunma sistemlerimizi geliştiriyoruz. Radar, yazılım ve komuta kontrol sistemi entegrasyonları, katmanlı savunma sistemlerimiz, uçaksavar kokpit projemiz devam ediyor. İçerik olarak da en küçük birime kadar milliliği tutturmak zorundayız. Her şeyi kendimiz üretmeliz. Bu yüzden de bize yürümek yetmiyor, koşmamız lazım.
http://www.sabah.com.tr/ekonomi/2016/04/14/turkiye-buyudu-casuslar-turedi

17 Nisan 2016 Pazar

ROKETSAN 122 mm roketleri güdümlü hale getiren ilk firma oldu

17.04.2016 C4defence

ROKETSAN, 122 mm Çok Namlulu Roketatar Sisteminde yakaladığı başarıyı güdümlü sisteme taşıdı. Üzerine yön bulma sistemi takılan 122 mm roket 25 kilometre üstü mesafeden hedeflenen başarıya ulaştı. Bu başarı ile beraber ROKETSAN 122 mm roketleri güdümlü hale getiren ilk firma oldu.
http://www.c4defence.com/Gundem/roketsan-122-mm-de-yeni-donem-baslatti-/496/1

15 Nisan 2016 Cuma

Marine Prowlers deploy to Turkey for fight against ISIS

April 14, 2016 Jeff Schogol, Marine Corps Times

The U.S. has sent Marine aircraft that can jam detonators for roadside bombs to fight Islamic State terrorists in Iraq and Syria.

A squadron of EA-6B Prowlers has arrived at Incirlik Air Base, Turkey, for a deployment that is expected to last through September, according to a news release Thursday from U.S. European Command.

The Marines and aircraft are from Marine Corps Tactical Electronic Warfare Squadron 4, based at Marine Corps Air Station Cherry Point, North Carolina, said Air Force Lt. Col. David Westover, a spokesman for EUCOM.

“While a typical squadron consists of about six Marine Corps EA-6B Prowler aircraft and more than 250 Marines, for operational security reasons, I can't provide details specific to this squadron,” Westover said in an email Thursday.
...
http://www.marinecorpstimes.com/story/military/2016/04/14/marine-prowlers-deploy-turkey-fight-against-isis/83033150/

13 Nisan 2016 Çarşamba

OTOKAR LAND SYSTEMS LIMITED" ("Otokar LS") kurulması hakkında

13.04.2016 KAP

Yönetim Kurulumuz tarafından Şirketimizin ihracat faaliyetlerini takip etmek ve bu bölgedekiler başta olmak üzere yurt dışı satışlarını arttırmak amacı ile Abu Dabi, Birleşik Arap Emirlikleri'nde bulunan Masdar City Serbest Bölge'sinde 50.000 AED (Birleşik Arap Emirlikleri Dirhemi) sermaye ile "OTOKAR LAND SYSTEMS LIMITED" ("Otokar LS") ünvanlı şirket kurulmasına; sermayesinin tamamının Şirketimiz tarafından nakden ödenmek üzere taahhüt edilmesine ve kuruluş işlemleri için Şirket yönetiminin yetkilendirilmesine karar verilmiştir.
https://www.kap.gov.tr/bildirim-sorgulari/bildirim-detayi.aspx?id=523458

Türkiye-Ukrayna savunma sanayine PASİS katkısı

11.4.2016

HAVELSAN ile Ukrayna'nın savunma sanayi şirketi Ukroboronprom, Pasi·f Algılayıcı Sensör Si·stemi (PASİS) için ortak üretime gidiyor. Şirketten yapılan yazılı açıklamaya göre, PASİS ile Türkiye ve Ukrayna'nın uzaktan algılama kabiliyetinin 600 kilometreye kadar çıkarılması hedefleniyor.

Söz konusu ürünün, deniz, kara ve hava hedeflerini pasif olarak belirlenmesiyle her iki ülkenin askeri kuvvetlerine stratejik avantaj sağlaması planlanıyor. Tüm yazılımlarını HAVELSAN mühendisleri tarafından yapılacak projeyle, iki ülkenin savunma sanayindeki stratejik ortaklığın daha da gelişmesi bekleniyor.

HAVELSAN ile Ukroboronprom, ayrıca havacılık ve simülasyon sistemleri ile e-devlet dönüşümünde işbirliği çalışmalarını da devam ettiriyor.

Bünyesinde 100'un üzerinde şirket barındıran Ukroboronprom, Ukrayna'nın savunma sanayisi üretiminde en güçlü kurumu olarak kabul ediliyor. Şirket, roket sistemlerinden, havacılık sanayisine, zırh teknolojilerinden, askeri araç ve yüksek isabet gücüne sahip savaş araçlarına kadar çok sayıda savunma ürünün üretimini gerçekleştiriyor.
http://www.sabah.com.tr/ekonomi/2016/04/11/turkiye-ukrayna-savunma-sanayine-pasis-katkisi

12 Nisan 2016 Salı

Türk savunma sanayinden büyük atak

06 Nisan 2016 akilligundem.com

Türkiye savunma sanayisinin üretim gücü 5 milyar doların, ihracat kapasitesi ise 1.7 milyar doların üzerine çıktı. Savunma sanayisinin öncüleri Aselsan, Tusaş, Havelsan ve Meteksan Savunma, 2016 hedeflerini ve özgün projelerini Para Dergisine anlattı…

http://www.akilligundem.com/turk-savunma-sanayinden-buyuk-atak/

STM'den yerli nükleer sanayi atağı

26 Mart 2016 AA

STM, savunma sanayisindeki kapasite ve tecrübesi nükleer güç santralleri tedarik zincirine dahil olmayı hedefleyen firmalarla paylaşılıyor.

Savunma Teknolojileri ve Mühendislik ve Ticaret A.Ş. (STM), savunma sanayisindeki tecrübe ve kapasitesini yerli nükleer sanayinin gelişimi için kullanıyor.

Alınan bilgiye göre, Savunma Sanayi İcra Komitesi kararı ile kritik teknolojileri Türkiye’ye kazandırma rolünü üstlenen STM, nükleer sanayinin yerlileşmesi için çalışmalar yürütüyor.

STM, savunma sanayisinde proje yönetimi, sanayi koordinasyonu, yerlileştirme, teknoloji transferi, standardizasyon, sertifikasyon konu başlıklarında edindiği metodolojik tecrübeyi, başta Akkuyu ve Sinop Nükleer Güç Santrali projeleri olmak üzere yurt içinde ve yurt dışında gerçekleşecek nükleer güç santrali projelerine tedarikçi olmak isteyen sanayi kuruluşlarına aktarıyor.

İstanbul'da düzenlenen 3. Nükleer Santraller Zirvesi'nde sahip olduğu tecrübe ve yetenekleri katılımcı kişi ve kurumlarla paylaşan STM, Türkiye'de yeni gelişmekte olan nükleer sanayi için rol model olarak gösterilen savunma sanayisinin geçirdiği dönüşüm sürecinde üstlendiği öncü rol ile yerlileştirme, teknoloji transferi, standardizasyon, sertifikasyon konuları başta olmak üzere bu alanlarda sahip olduğu yetenekleri nükleer güç santralleri tedarik zincirine dahil olmayı hedefleyen firmalarla paylaşmaya devam edecek.

Saha çalışması yapıldı

STM tarafından Ankara Kalkınma Ajansı desteğiyle gerçekleştirilen Nükleer Enerji Sektörüne Yönelik Ankara'da Alt Yapının Tespiti İçin Saha Çalışması Projesi kapsamında başkentin imalat sanayisinin nükleer enerji sektöründe tedarikçi/alt yüklenici olabilmesi için mevcut durumunun tespitine yönelik gerekli saha çalışması ve kaynak taraması yapıldı.
http://www.trthaber.com/haber/turkiye/stmden-yerli-nukleer-sanayi-atagi-241347.html

Türkiye ve Ukrayna ortak radar üretimi için adım attı

11.04.2016 Kaynak: www.savunmaveteknoloji.com

Ukrayna Savunma Sanayii Ukroboronprom ile HAVELSAN arasında ortak radar üretimi ve geliştirilmesi konusunda memorandum imzalandı.

Ortak radar üretimi ve geliştirilmesinin yanı sıra iki kuruluş arasında havacılık alanında işbirliğinin genişletilmesi içinde anlaşma yapıldı.

Ukrayna Savunma Sanayii Ukroboronprom tarafından yapılan açıklamada, Ukroboronprom’un radar ekipmanları üretiminde önemli tecrübeye sahip olduğu vurgulanarak, “Gücümüzü Türk firması (Havelsan) ile birleştiriyoruz ve uluslararası standartlara uygun ölçekte yeni ürünler geliştireceğiz” denildi.
http://savunmaveteknoloji.com/turkiye-ve-ukrayna-ortak-radar-uretimi-icin-adim-atti/

10 Nisan 2016 Pazar

ISRAEL'S F-35I FIGHTER'S C4 SYSTEMS ENTER PRODUCTION AT IAI

Apr 5, 2016 IAI

With system definition, prototyping and testing phases completed, Israel Aerospace Industries' (IAI) is now moving to production the Command, Control, Communications and Computing (C4) systems developed for the Adir - F-35I, Israel's variant of the Fifth Generation Fighter F-35.

The system developed exclusively for the F-35I by IAI's LAHAV Division is part of IAI's cutting edge ‘tactical C4 architecture‘ introducing unique force multipliers in the modern, networked battle arena. The induction of advanced systems of this type with the Israel Air Force (IAF) combat fleet will enable the IAF to better manage, and rapidly field networked applications that interface with core services over proprietary protocols developed especially for the IAF.

Using generic communications infrastructure based on the latest Software Defined Radios (SDR), IAI new C4 system developed for the Adir will provide the backbone of the IAF future airborne communications network. This network will dramatically improve over legacy systems currently operating with the current fleet of 4th Generation aircraft (F-16, F-15).

Based on open systems architecture the new system enable rapid software and hardware development cycles that will also provide more affordable modernization and support of systems over the platform's life cycle, as systems are required to meet rapidly changing operating environment.

The integration of IAI's C4 systems in the F-35I avionics program represents major milestone in the introduction of advanced, indigenous capabilities to the multinational F-35 program. Fully embedded into the aircraft integrated avionic system, IAI's new C4 system provides the user the latest, most advanced processing capabilities with relative independence of the aircraft manufacturer.

Part of the F-35I avionic system, the C4 system introduces a new level of freedom for the IAF, as it paves the way for additional advanced capabilities to be embedded in the F-35I in the future.

"This cutting edge avionic system represents an ‘operational quantum leap' in the capability of air power to conduct networked-centric air warfare" said Benni Cohen, General Manager of LAHAV division, "It is part of a major change that takes place once in a decade, which includes the upgrading of 4th Generation systems. This program will be critical to our national security as it represents a shift in air forces' concepts of operations (CONOPS) and operational capabilities."
http://www.iai.co.il/2013/32981-46942-en/MediaRoom.aspx

The submarine problem - deeper than meets the eye

07 Apr 2016 ADM writers - ADM

It’s been said so often but never actually examined in great detail – the Future Submarine Program is strategic for Japan and Australia. In speaking to the submarine community, past and present, what comes through is that cooperation with Japan results in a Future Submarine that can approach the performances of Collins but only with a completely new design and one that will definitely not be regionally superior post 2030. This is alarming and requires pause for thought.

The root-cause of this problem is that Japan does not have any technology that is, well, regionally superior. Indeed it is the reverse situation - Japan’s relative submarine capability is improved by the Future Submarine Program but not Australia’s.

The Future Submarine is strategic for Japan, but not for Australia.

The Australian Government tells us that the next generation of RAN submarines will be regionally superior because they will have higher performances in stealth, sensors, range and endurance, and of course the US-origin combat system and weapons. With superior performances in these areas, the Future Submarine can outmatch any other submarine the RAN might conceivably fight, including the nearly silent nuclear attack submarines emerging from Russia and in the future, China. In the decades to come these submarines will hunt, and be hunted by, Australian submarines and it’s important to note that the RAN may not get to choose who to fight or when – they might choose us.

"To say it in plain English, if the Collins were to fight the Soryu today Collins would kill it every time."
















But what if the international partner for Australia has no better technology than we already have access to? The undeniable logic is the Future Submarine will offer performances no better than the Collins Class Submarine it replaces. An ‘Australianised’ Soryu will not be regionally superior beyond 2030. This is the critical issue.

To say it in plain English, if the Collins were to fight the Soryu today Collins would kill it every time. And there is no technology offered by Japan to suggest any evolution of the Soryu can change this situation in the future.

None.

In lobbying Australia to accept their submarine, Japan has disclosed enough about its own capabilities in open literature to prove this. The Soryu Class, Japan’s most modern submarine, offers no improvement over Collins in any capability area – not stealth, not sonar, not range nor endurance and not combat system or weapon. Moreover, there is no objective evidence that Japan can overcome these problems with a new design. Let's examine the case for the Soryu point by point.

Stealth

Stealth in submarines is mostly determined by the noise of the submarine, making it vulnerable to detection by the enemy (the noise of machinery, vibration, the flow of water over the hull and the propeller at all speeds) as well as the echo the submarine may return from enemy active sonar. For a submarine to be detected by active sonar its position is generally already localised by an adversary.

The extent to which the noise generated by on-board machinery is reduced is determined by the vibration of the equipment in the first instance, followed by the effectiveness of acoustic isolation treatments. Submarine designs since the 1980s, including the Collins, isolate vibration by a combination of treatments at each and every interface between the equipment, the hull of the submarine and the deck itself. However at least one technical paper made public by Kawasaki confirms that the Soryu does not have acoustic isolation between the deck and the hull.

This problem is clear as the production process described by Kawasaki in its own literature is incompatible with any conceivable method for acoustic isolation of the deck from the hull. Without isolation of the deck from the hull, acoustic isolation is incomplete and will result in higher acoustic signatures and loss of stealth capability. Alarmingly, the acoustic signature of the Soryu is very likely to be higher than that of the Collins and the problem is literally welded in. Fixing the problem is not straight forward as the Soryu's double hull sections constrain the available internal volume for installation of the acoustic systems. Even before the problems of range and endurance are considered, a complete redesign of the Soryu based on technology from outside Japan is required - perhaps Australia will donate this technology to Japan from the Collins?

“Every single nut and bolt forward of the thrust block in Soryu needs redesign and none of it is trivial”

As the phrase suggests, a double hull creates one small submarine inside a larger one. Only the internal hull, with the smaller diameter, is designed to resist the external seawater pressure. The external hull is comprised of tanks for fuel and ballast. A double hull can save weight but can introduce other problems.

Hydrodynamics

Stealth is also related to hydrodynamic performances, which seeks to reduce drag and improve energy consumption globally – minimising use of platform equipment and the radiated noise of the submarine. Hydrodynamic performances also create a more uniform flow of water into the propeller improving both its efficiency, cavitation inception speed and other types of radiated noise at all speeds.

In this respect both classes have some problems. The Soryu has a very large fin, wide and broad hydroplanes and control surfaces all of which visibly extend beyond the line of the hull from all angles of observation. These are presumably designed for manoeuvrability or are simply a carry-over from previous designs. A second problem with the Soryu is the flank array visibly juts out from the laminar surface of the hull, presumably for better sonar performances or to manage some other integration problem. The Collins flank array is more streamlined. It of course has a very blunt bow caused by a combination of six horizontally aligned torpedo tubes and the high position of the forward cylindrical array, again a result of the quest for higher sonar performances. But the Soryu has the better overall hull form than the Collins.

Signature management

A submarine can also be detected by the active sonar of an enemy. The return echo strength (or target strength) of both classes is difficult to determine as the performances of acoustics materials (tiles, paints etc) are unknown. However the large hydroplanes and control surfaces of the Soryu again provide reflexive surfaces at all observable aspects, and its double pressure at the fore and aft sections have a negative impact on return echo strength as the incoming acoustic waves can be diffracted by the structures placed between the two hulls. Here the Collins has the advantage.

Sonar

Sensor performance in a submarine is dominated by the performance of the primary sensor, the passive sonar suite. Higher performances are characterised as enabling the submarine to hear fainter noises at further distances away from the submarine with such fidelity that on-board computers and software can detect, classify, track and direct weapons at the enemy. Different types of ships, submarines and even aircraft have dissimilar noise characteristics calling for a combination of sonars within a sonar suite.

Expected passive sonar performances are highly related to the overall size and design of the submarine, as these two factors together support the largest possible array antennas, minimise submarine self-noise and other interferences, and provide sufficient power and cooling to the on-board computational systems. Both classes are both equipped with at least three types of main passive sonar arrays: a bow array; flank arrays placed on both sides of the submarine; and a linear array towed streamed aft of the submarine.

The performance of a bow array in almost any submarine is most constrained by the limited available surface in the frontal lobe and the hydrodynamic performances (self-noise), particularly at speed.

The Collins and the Soryu are probably similar in performance in this area – the Collins with a high-mount Cylindrical Array and the Soryu with a slightly wider hull.

Inherent to its mounting on the hull, the performance of a flank array is especially dependant on the acoustic surface of the hull and the self-noise of adjacent ship machinery. Accordingly, the flank array’s performances are determined by how well it is physically integrated with these elements of the submarine. Observing the Soryu, the flank array is clearly compromised whereas the Collins is not.

The reduced length of the Soryu’s array, compromised again by avoiding the acoustic reflexion of forward section of the double hull, adversely affects performances and particularly detection at lower frequencies. A complete redesign of the forward section of the submarine into a conventional single hull and new sonar arrays is a solution – the solution already at sea on the Collins today.

Range

To match the range and endurance of the Collins a completely new design from Japan is needed. The Soryu has a given range of 6,100 nm at 6.5 knots. Australia wants 11,000 nm at 10 knots and to get there every single nut and bolt forward of the thrust block in Soryu needs redesign and none of it is trivial. The underlying problem is the design philosophy in Japan, where incremental change has been introduced into successive classes of submarines over decades, must now be scrapped in favour of radical overhaul. Whether this can be done safely can only be known by the Japanese themselves and perhaps the Australian CEP evaluators.

Propulsion

Japan needs to remove the Soryu’s Air Independent Plant (AIP) of four Stirling engines, add seven metres to the length of the ship, completely resize the galley, accommodation and habitability spaces (Japan are the first to confess this problem and their own Navy has complained in public about on-board conditions), add more batteries, diesel fuel and at least one diesel engine and generator and redesign the ballast and trim system. Extending the hull is itself a major change and requires a complete revalidation of the design's underwater handling characteristics and weapons discharge parameters.

New major platform equipment will in turn require new main propulsion switchboards and a new power control and distribution system particularly for the new combat system network and new communications equipment.

Batteries

To achieve the range and endurance requirements Japan says they will move to a new battery technology and have offered a Lithium-Ion (Li-ion) battery in place of a lead-acid battery. Li-Ion batteries have higher performances than lead-acid batteries (about 20 per cent dived endurance and a smaller improvement to indiscretion ratio), but are yet to be deemed safe enough for adoption into submarine service in any country, including Japan. Again, Australia will undoubtedly share the painful lessons we will no doubt learn as the lead customer to Japan's advantage. Combat System

The Soryu’s planned life cycle of 20 years, compared to the Collins’s 30 years, requires either faster rates of new submarine production or complete revision of the Soryu asset management plan. Both approaches require more money and long-term commitments to either replace the submarines more frequently or invest more deeply in a long-term sustainment program absent in Japan today. This requires a complete understanding of the engineering approach needed to support long-range and long-of-life submarines – something which will be provided from Australia to Japan for free.

And of course there is the AN/BYG-1 combat system and Mk-48 ADCAP torpedo. Both are at sea and proven in the Collins today and are yet to be integrated into Soryu. Australia is the lead customer again, not Japan.

"It is inconceivable that the USN would operate a submarine with inferior performances in order to accommodate an ally’s request."

Conclusion

The final footnote is addressing the perception the US favours a strategic tie-up with Australia and Japan. And of course, the strategic link between the US, Sweden and Australia, as proven in the Collins, has been discounted from the beginning of the CEP. Every day the media reports that the US Government is "backgrounding" Australian officials, journalists and political players that a Japan solution is preferred. Officially, the US says it is neutral and this is appropriate. Consider the reverse situation: it is inconceivable that the USN would operate a submarine with inferior performances in order to accommodate an ally’s request. Equally, the ally in question would be regarded as grossly interfering in US sovereignty.




























It would cause anger.

The problem is far more serious for Japan and the US. Japanese mishandling of the Australian opportunity has now verified that not one but both principle allies of the US in the Asia Pacific need international partners to go to the next level in submarine capability.

We must not be deceived by wishing away every Japanese problem with money, time, goodwill or the US relationship. Forget culture and language problems, as serious as they are. The problem is Australia will not be regionally superior with Japan and the root-cause of this problem is lack of submarine technology and know-how in Japan.

http://www.australiandefence.com.au/news/the-submarine-problem-deeper-than-meets-the-eye

Kevlar or plastic? New armor lighter, provides same protection

April 5, 2016 By Seth Robson - Stars and Stripes

Lightweight plastic body armor will replace Kevlar-based protective equipment used by U.S. troops in 2019.

The new Torso and Extremities Protection system, which has been undergoing field testing at bases across the U.S., weighs about 23 pounds — 25 percent lighter than gear worn today, said Lt. Col. Kathy Brown, a program manager for Soldier Protection and Individual Equipment at Program Executive Office Soldier.

“We are looking at further developing the system,” she said. “We think we can lose more weight.”

It’s unclear exactly how much the new gear will cost, however Brown said it will be cheaper than the current equipment and offer the same level of protection.

The new armor is designed to offer maximum flexibility and mobility, she said. It can be scaled up or down depending on the mission so troops working in less-risky environments can wear less cumbersome gear, said Doug Graham, PEO Soldier spokesman.

“You can look at your mission and wear as much as you need,” he said. “That will allow you to adjust the weight you are carrying to fit what you will be doing.”

For lower-risk missions, troops can wear a ballistic combat shirt, which protects the upper back, chest, neck and arms, under their jackets, he said. If a threat increases, they can add more protection, such as ceramic plates and a tactical carrier.

Over the past two years, hundreds of troops from U.S.-based Army and Marine Corps units have been giving their feedback after field-testing the new gear, Brown said. PEO Soldier did not provide Stars and Stripes access to those who tested the gear, but Brown said feedback has been positive. For example, 95 percent of soldiers who wear the ballistic combat shirt rate it highly, she said.

The key to reducing body armor weight has been changing soft materials from Kevlar to polyethylene — a type of plastic. The Army is also developing polyethylene helmets to replace the Kevlar versions, Brown said. Vendors have also dropped the weight of ceramic plates in the body armor by altering their manufacturing technique.

Lighter body armor will help troops avoid injuries caused by heavy loads, although it’s unclear how much more gear troops will carry in the future, Brown said.

“The Army is constantly trying to make soldiers’ loads lighter,” she said.

The Army is assessing exactly what type of equipment troops need for particular missions with a view of minimizing the weight they have to carry, she said.

The unisex body armor’s design also takes into account earlier efforts to make items comfortable to the female form, Brown said.

“We tried to make sure our equipment was all-encompassing,” she said. “Now we have a system that encompasses both male and female soldiers.”
http://www.stripes.com/news/pacific/kevlar-or-plastic-new-armor-lighter-provides-same-protection-1.402797
http://www.thebattlelab.com/torso-and-extremity-protection-tep/

Öztiryakiler ve Weatherhaven’den Stratejik İş Birliği

30 Mart 2016 milscint.com

Öztiryakiler ve Weatherhaven, açılabilir konteyner sistemleri üretmek ve Avrasya Bölgesine pazarlamak için kuvvetlerini birleştiriyor. Weatherhaven’ıin açılır konteyner teknolojisinin Öztiryakiler tarafından Türkiye ve Avrasya Bölgesi’ndeki 20 ülke için üretilmesini ve bu ülkelerde pazarlanmasını konu alan sözleşme, 2 firma arasında 18 Mart’ta imzalandı.

Yapılan anlaşmaya göre Öztiryakiler’in tesislerinde üretilecek genişleyebilir ve tavanı yükseltilebilir konteyner esaslı ürünler; Komuta Yeri, Harekat Merkezi, Araç Bakım Yeri, Muhabere Sistemleri Bakım Yeri, Sıhhi Yardım İstasyonu, Seyyar Sahra Hastanesi, Mobil Uçak ve Helikopter Hangarı olarak kullanılabilecek.

Ürünleri dünya genelinde 20’den fazla silahlı kuvvet tarafından kullanılan Weatherhaven’in CEO’su Ray Castelli, anlaşma ile ilgili değerlendirmelerini şu sözlerle iletti: “Çok ünlü ve saygı duyulan bir üretim ve pazarlama şirketi ile iş birliği yapmak konusunda çok heyecanlıyız. Öztiryakiler köklü ilişkileri ile güvenilen bir marka ve bizimle çalışmalarından onur duyacağız.”

Öztiryakiler Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Kenan Öztiryaki ise şunları söyledi: “Weatherhaven gibi güvenilir ve küresel bir marka ile çalışma fırsatından dolayı Öztiryaki ailesi olarak büyük heyecan duyuyoruz. Weatherhaven teknolojisinin ile askeri ürün pazarımızı genişletmek için önümüzde büyük bir potansiyel görüyoruz.”
http://www.milscint.com/tr/oztiryakiler-ve-weatherhavenden-stratejik-is-birligi/

http://www.weatherhaven.com/support-systems/kitchen/

Dımdex 2016 Uluslararası Denizcilik ve Savunma Fuarı

31 Mart 2016

Katar'ın Başkenti Doha'da düzenlenen, 58 ülkeden 180 şirketin katıldığı DIMDEX 2016 Uluslararası Denizcilik ve Savunma Fuarı sona erdi.

Savunma Sanayii Musteşarlığı (SSM) Uluslararası İşbirliği Daire Başkanı Asuman Vangölü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin 2008'den beri bu fuara katıldığını belirterek, "Bu sene SSM'nin yanı sıra 23 Türk Firması ile katıldık. Türkiye'nin fuara katılımı her yıl daha fazla önem arz ediyor. Özelikle bu sene çok verimli geçti. Fuara katılan her 5 firmadan biri Türk firması. Farklı ülkelerden gelen firmaların yetkilileriyle görüşmelerimiz oldu." dedi.

Fuarda en önemli gelişmenin Yonca-Onuk Firması ile Katar Deniz Kuvvetleri Komutanlığı arasında 41 milyon avro değerinde sözleşme imzalanması olduğunu söyleyen Vangölü, ayrıca yüksek hızlı devriye botları üzerinde ASELSAN yapımı 12,7 milimetre stabilize makineli tüfek platformu teslim edileceğini açıkladı.

Katarlı pilotlar Türkiye'de eğitim alacak

HAVELSAN Genel Müdürü Ahmet Hamdi Atalay da DIMDEX'in başarılı bir fuar olduğunu, Türkiye'nin fuarda savunma sanayisi alanında büyük bir varlık gösterdiğini söyledi.

Atalay, "Katar'dan ve fuara katılan diğer ülkelerden heyetlerle görüşmeler yaptık. Özelikle Kuveyt gibi bazı ülkelerle devam eden proje görüşmelerimiz var, onu görüşme fırsatı bulduk." dedi.

Katar ile devam eden eğitim projeleri olduğunu söyleyen Atalay, "Katar için Türk simülatörü yaptırdık ama Katar Eğitim Merkezi hazır olmadığı için Türkiye'de kurduk. Katar kendi pilotlarını eğitim için Türkiye'ye gönderiyor. Gelecek hafta eğitim alacak ilk heyet Türkiye'ye gelecek. Bu da hem Türkiye için hem de bizim için gurur verici bir şey. Bu simülatör, Katar için kurduğumuz bir sistem. Katar'daki eğitim merkezi bitene kadar Katarlı pilotlar Türkiye'de eğitim alacak" ifadesini kullandı.

Atalay, "Katar, simülatör boş olduğu zamanda kullanabilme fırsatı verdi. Biz de sistemi başka ülkelerden kullanmak isteyenler için sunacağız. Özelikle Suudi Arabistan bu konuda istekli." dedi.

Siber güvenlik alanında işbirliği

Katarlı yetkililerle siber güvenlik alanında ortak ürün geliştirme meselesini de konuştuklarını aktaran Atalay, Katarlı araştırma kuruluşları ve üniversitelerle görüşmeler yaparak projenin uygulanması imkanlarını konuşacaklarını dile getirdi.

Üç gün süren ve 58 ülkeden 180 şirketin katıldığı fuar çerçevesinde Katar, silahlı kuvvetlerini güçlendirmek için uluslararası şirketlerle 983 milyon dolar değerinde bir dizi mutabakat zaptı imzaladı.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika deniz savunma ile güvenlik alanındaki en kapsamlı fuarlar arasında yer alan ve 2 yılda bir düzenlenen DIMDEX, ilk kez 2008'de gerçekleştirilmişti.
http://www.haberler.com/dimdex-2016-uluslararasi-denizcilik-ve-savunma-8313973-haberi/

8 Nisan 2016 Cuma

Anadolu Şahini-2016 Tatbikatı

08 Nisan 2016 TSK

Anadolu Şahini-2016 Tatbikatı; Türkiye’nin ev sahipliğinde, ABD Hava Kuvvetleri unsurlarının iştiraki ile 11-22 Nisan 2016 tarihleri arasında, 3’üncü Ana Jet Üs Komutanlığı / Konya’da icra edilecektir.

Tatbikatın maksadı; ABD Hava Kuvvetleri ile Türk Hava Kuvvetleri arasında birlikte çalışılabilirliği geliştirerek, askerî iş birliğine katkı sağlamaktır.

Tatbikata; Türk Hava Kuvvetlerinden F-16 muharip uçakları ve Havadan İhbar / Kontrol uçağı, ABD Hava Kuvvetlerinden F-15C muharip uçakları katılacaktır.
http://www.tsk.tr/3_basin_yayin_faaliyetleri/3_2_basin_duyurulari/2016/bd_17.html

Joint Warrior-2016 Tatbikatı

08 Nisan 2016 TSK

Joint Warrior-2016 Tatbikatı; 09-21 Nisan 2016 tarihleri arasında Lossiemouth Hava Üssü / İngiltere’de icra edilecektir.

Tatbikatın maksadı; çok uluslu kuvvet yapısı içerisinde birlikte çalışabilirlik ve iş birliğini sağlamak, Türk Hava Kuvvetlerinin imkan / kabiliyet ve eğitim seviyesini uluslararası ortamda göstermektir.

Tatbikata, Türk Hava Kuvvetlerinden beş adet F-16 uçağı katılacaktır.
http://www.tsk.tr/3_basin_yayin_faaliyetleri/3_2_basin_duyurulari/2016/bd_18.html

Adik Tersanesi'nin üç yeni tasarımı DIMDEX'te görücüye çıktı

08.04.2016 Deniz Haber Ajansı

Adik Tersanesi Deniz Kuvvetleri için inşa ettiği gemilerden edindiği askeri gemi inşa ve tasarım tecrüsebesine yenilerini ekledi. Adik DIMDEX fuarında üç yeni tasarımını görücüye çıkardı

ADIK Tersanesi Deniz Kuvvetleri için inşa ederek teslim ettiği yüksek süratlı Tank Çıkarma Gemileri (LCT) ile halen inşaası devam eden Tank Çıkarma Gemileri (LST)’nin kazandırdığı askeri gemi inşaa ve tasarım tecrübelerinden istifade ederek, Türk ve dünya denizcilerinin harekat ihtiyaçlarını dikkate alan çeşitli tasarımlar geliştirmeye devam ediyor.

Adik Tersanesi'nin bu çalışmaları sonucunda bugüne kadar ortaya koyduğu karakol botları, lojistik destek gemileri, eğitim gemisi, hücumbotlar ve helikoterli ve doklu çıkarma gemisine ilaveten Mart ayı sonunda Katar'da yapılan DIMDEX fuarında üç yeni platform tasarımını sergiledi.

Adik Tersanesi tarafından tasarlanan ve Katar'daki DIMDEX fuarında görücüye çıkan platformlar şunlar:

ACİL MÜDAHALE VE DALGIÇ DESTEK BOTU (Emergency Rescue and Diver Support Boat-ERDSB)

Boy : 52 m.
En :12 m.
Tam Yüklü Deplasmanı : 800 Ton
Su Çekimi (Max.) : 2,6 m.
Sürat (Max.) : 13 Knt.
Denizde Kalma süresi : 7 Gün
Seyir Sığası : 700 Mil
Personel : 2 Subay,2 Astsubay, 8 Er/Erbaş 1 Doktor, 25 SAS/SAT/Dalgıç

ÇIKARMA ARACI (Landing Craft Mechanized -LCM)

Boy : 30 m.
En : 7 m.
Tam Yüklü Deplasmanı : 139 Tons
Su Çekimi (Max.) : 0,5 m.
Sürat (Max.) : 20 Knt.
Denizde Kalma süresi : Günlük harekat
Seyir Sığası : 250 Mil
Personnel : 1 Astsubay, 2 Er/ Erbaş

AÇIK DENİZ KARAKOL GEMİSİ (Offshore Patrol Vessel-OPV)

Boy : 74.4 m.
En : 12.5 m.
Tam Yüklü Deplasmanı : 1400 Tons
Su Çekimi (Max.) : 3,4 m.
Sürat (Max.) : 22 Knt.
Denizde Kalma süresi : 10 Gün
Seyir Sığası : 1000 Mil
Personnel : 8 Subay,24 Astsubay, 20 Er/Erbaş
http://www.denizhaber.com.tr/adik-tersanesinin-uc-yeni-tasarimi-dimdexte-gorucuye-cikti-haber-67472.htm

http://www.adik.com.tr/default.asp?s=10&haberid=154

7 Nisan 2016 Perşembe

Norway MoD Shortlisted TKMS and DCNS for Ula-class SSK Submarine Replacement

07 April 2016 navyrecognition

Based on economic, industrial and military assessments, the Norwegian Ministry of Defence has concluded that the French company Direction des Constructions Navales Services (DCNS) and the German company ThyssenKrupp Marine Systems (TKMS) are the strongest candidates if Norway decides to procure new submarines. The Ministry of Defence has decided to focus our future efforts towards these two companies and their respective national authorities.

- France and Germany are amongst the largest nations in Europe. A submarine cooperation with one of these nations will secure that Norway acquires the submarines we need, whilst contributing to Smart Defence and a more effective cooperation on defence materiel in NATO, says the Minister of Defence Ine Eriksen Søreide.

DCNS and TKMS are the largest manufacturers of submarines in Western Europe. They have extensive experience in building advanced submarines and a large industrial capacity. The submarine designs offered by these two companies will be a good starting point for Norway’s future submarines.

- Norway’s approach is to base an potential acquisition on an existing submarine design. We want to avoid a large development project with the risk, uncertainty and cost such a project entails. Our criteria is therefore that Norway’s future submarines shall be built by a shipyard that has a long and continuous experience in building submarines, says the Minister of Defence.

The Norwegian Government decided in 2014 to investigate options for new submarines. This process is near its conclusion, and a recommendation is planned to be presented to the Norwegian Government during 2016. Pending governmental decision, a formal procurement program will be presented to the Norwegian Parliament for approval.

- It is important to emphasise that we are still in the planning phase, and we have yet to make a decision to go ahead with a procurement program, nor have we made a decision regarding a final supplier. Significant work remains before a procurement program can be presented to the Norwegian Parliament, says the Minister of Defence.

The Ministry of Defence has for several years worked to achieve cooperation with other nations with the aim of reducing the acquisition costs and in-service costs for future submarines. In parallel with work towards the shipyards, the process of seeking cooperation with non-submarine building nations planning a submarine acquisition will continue, primarily towards the Netherlands and Poland.

Cooperation is very important to secure a robust capability and enable burden sharing on in- service support and future upgrades. Several factors must be in place for such a cooperation to succeed. This includes having a common set of requirements and synchronised timelines for acquisition. The cooperating nations will also have to seek common solutions in the areas of logistics and in-service support.

Norway’s six Ula-class submarines were commissioned between 1989-1992. The submarines were designed to last for 30 years, and will reach the end of their life in the mid-2020s.

The current plans are to operate the Ula-class until the mid-2020s. A procurement program for new submarines is expected to take more than ten years with first delivery approximately seven years after signing a contract, with subsequent delivery of one submarine per year.

Norwegian industry is world leading in key technology areas for submarines, and the Norwegian Government will seek to utilize the planned submarine procurement to help strengthen their market access. Export and international cooperation is necessary to maintain a viable national defence industry, and an investment in submarines will be used actively in talks with international partners to help ensure the continued development of a competent and competitive Norwegian defence industry. The Norwegian Parliament expects that a potential future procurement will ensure contracts for Norwegian defence industry equal to the procurement cost, and that these contracts will provide access to the home market of the chosen supplier.
http://www.navyrecognition.com/index.php?option=com_content&task=view&id=3814

ASELSAN Sözleşme imzaları

07.04.2016 KAP

ASELSAN ile TUSAŞ - Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. arasında toplam bedeli 8.963.780,- ABD Doları tutarında bir sözleşme imzalanmıştır. Söz konusu sözleşme kapsamında teslimatlar 2016-2017 yıllarında gerçekleştirilecektir.

https://www.kap.gov.tr/bildirim-sorgulari/bildirim-detayi.aspx?id=521218

ASELSAN, güvenlik güçlerine teslimatı yapılacak keşif/gözetleme araçlarında kullanılacak ACAR Kara Gözetleme Radarlarının üretim ve teslimatına ilişkin olarak, 07.04.2016 tarihinde toplam bedeli 11.070.000,- Euro olan bir sözleşme imzalamıştır. Söz konusu sözleşme kapsamında teslimatlar 2016 yılı içinde tamamlanacaktır.

https://www.kap.gov.tr/bildirim-sorgulari/bildirim-detayi.aspx?id=521351

6 Nisan 2016 Çarşamba

STM, Romanya fırkateynlerinin modernizasyonuna talip oldu

06.04.2016 Deniz Haber Ajansı

Türk Savunma Sanayisi, Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ (STM) öncülüğünde Romanya fırkateynlerinin modernizasyonuna talip oldu. Türk Savunma Sanayisi, Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ (STM) 'nin yurtdışı açılımları devam ediyor. Son olarak Romanya fırkateynlerinin modernizasyonuna talip oldu

STM'den yapılan yazılı açıklamaya göre, Türkiye'de özellikle MİLGEM projesi ile büyük ivme kazanan denizcilikte yerli dizayn, mühendislik ve entegrasyon yeteneğinin dost ve müttefik ülkelerde pazar kazanmasına yönelik çalışmalar devam ediyor.

Bu kapsamda Türkiye ve Romanya arasındaki işbirliğini desteklemek üzere Türk Deniz Kuvvetlerine ait gemiler Köstence limanını ziyaret etti. Kamu ve özel sektörün müşterek katılımıyla gerçekleşen ziyaret programında, Türkiye'nin bu alandaki başarıları STM öncülüğündeki heyet tarafından Romanya Savunma Bakanlığı Yetkilileri ve Deniz Kuvvetlerine tanıtıldı.

Söz konusu organizasyonda Romanya Deniz Kuvvetleri'ne ait iki fırkateynin modernizasyonu için açılan ihaleye ilişkin çalışma da yapıldı. 2004-2005 yıllarında savaş sistemleri sökülerek satılan iki adet İngiltere yapımı Tip-22 sınıfı fırkateynin yenilenmesi ihtiyacının karşılanması için Romanya tarafından uluslararası ihale açılmıştı. Bu ihaleye katılmak üzere STM ve Türkiye savunma sanayisinin önde gelen firmaları hazırlıklarını Romanya makamlarına sundu.

Modernizasyon projesine ilave olarak, milli kaynak ve mühendislikle üretilen Milli Gemi (MİLGEM) Projesi'nin ilk gemisi TCG Heybeliada Korveti'nin imkan ve kabiliyetleri de Romanya Deniz Kuvvetleri ve Savunma Sanayii yetkililerine denizde tanıtıldı. Tanıtım faaliyetinin önemli adımlarından bir diğerini de Türkiye'den STM HAVELSAN ve ASELSAN ile Romanya'dan CSR firmasının katılımıyla gerçekleştirilen Proje Grubu İşbirliği Anlaşması'nın imzalanması oluşturdu. Programda, Türkiye ile Romanya arasında tesis edilmesi hedeflenen askeri alandaki bu işbirliğinin özellikle Karadeniz olmak üzere bölgesel istikrara katkı sağlayacağı da ifade edildi.

Türkiye'yi Milli Savunma Bakan Yardımcısı Şuay Alpay başkanlığında, Savunma Sanayi Müsteşar Yardımcısı Cemal Sami Tüfekçi ve STM Genel Müdürü Davut Yılmaz ile diğer üst düzey yöneticiler temsil etti.

Programa ev sahibi ülkeden Deniz Kuvvetleri Komutanı Tümamiral Alexandru Mirsu, Savunma Komitesi Başkanı Senatör Ion Mocioalca, üst düzey subaylar, kamu ve özel sektör temsilcileri katıldı.
http://www.denizhaber.com.tr/stm-romanya-firkateynlerinin-modernizasyonuna-talip-oldu-haber-67448.htm

https://en.wikipedia.org/wiki/HMS_Coventry_(F98)
https://en.wikipedia.org/wiki/HMS_London_(F95)

TCG Yavuz fırkateyni Batum Limanı'na demir attı

05.04.2016 Deniz Haber Ajansı

28 Mart-5 Nisan 2016 tarihleri arasında Marmara Denizi ve Karadeniz’de gerçekleştirilen Deniz Yıldızı 2016 Tatbikatı kapsamında Türk Deniz Kuvvetlerine ait TCG Yavuz F 240 fırkateyni, Gürcistan'a demir attı Türk Deniz Kuvvetlerine ait TCG Yavuz F 240 fırkateyni, Deniz Yıldızı Tatbikatı kapsamında Gürcistan'ın Batum Limanı'na demir attı.

Gürcistan Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Gürcistan'ın Acara Özerk Cumhuriyeti, Türkiye'nin Tiflis Büyükelçiliği ile Batum Başkonsolosluğu yetkililerinin katılımıyla Batum Limanı'na demirleyen fırkateynde düzenlenen resepsiyonda bir konuşma yapan Gürcistan Savunma Bakanı Tinatin Khidaşeli, Türkiye'nin, Gürcistan'ın en yakın stratejik ortağı ve güvenilir ülkelerden olduğunu vurgulayarak, ikili ilişkilerinin somut dostluk bağlarının üzerinde geliştiğini söyledi.

Khidaşeli, "Türkiye'yle yoğun ortaklık ve stratejik işbirliği içindeyiz" ifadesini kullandı.
http://www.denizhaber.com.tr/tcg-yavuz-firkateyni-batum-limanina-demir-atti-haber-67429.htm

4 Nisan 2016 Pazartesi

Altay Tankı için "hazırız" mesajı

04 Nisan 2016 AA

Türkiye’nin en büyük özel sermayeli savunma sanayi şirketi olan ve Altay Milli Ana Muharebe Tankı Projesi'nin ana yüklenicisi konumundaki Otokar Otomotiv ve Savunma Sanayi AŞ, tankın seri üretimi konusundaki iddiasını ortaya koydu.

Savunma sanayisinde Türkiye’nin lider kara araçları üreticisi konumundaki Otokar'ın 29 binden fazla ürünü, Türkiye’nin yanı sıra 5 kıtada 30’dan fazla dost ve müttefik ülkenin silahlı kuvvetleri ve güvenlik güçleri tarafından aktif olarak kullanılıyor.

Şirketin geleceğe yönelik en önemli gündem maddelerinden birini Altay tankının seri üretimi oluşturuyor.

"Göreve hazır bekliyoruz"

Otokar Otomotiv ve Savunma Sanayi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Koç da savunma sanayisine yönelik faaliyetleri ve Altay Tankı'nın seri üretimine yönelik değerlendirmesinde, şirket olarak savunma sanayinde 2015'te yurt içi ve yurt dışından aldıkları siparişlerin üretimlerine odaklanacaklarını ancak ihracat konusundaki çalışmalarına da hızla devam edeceklerini belirtti.

Tankın seri üretimi için, "Bu görev için alt yüklenicilerimizden işçilerimize kadar tüm insan kaynağımız, deneyimimiz, kabiliyetlerimiz ve ülkemiz için en iyiyi sunma tutkumuz ile göreve hazır bekliyoruz" ifadeleri kullanan Koç, şunları kaydetti:

"Türkiye’nin en büyük kara sistemleri projesi olan Altay Tankı'nda ise görevlendirildiğimiz takdirde üzerimize düşen tüm yükümlülükleri en yüksek hassasiyet ve istekle yerine getirmeye hazır olarak bekliyoruz. Özellikle dost ve müttefik ülkelerin Altay Tankı'na gösterdiği ilginin, uzun vadede Türkiye savunma sanayisi ihracatına da olumlu etki yaratacağına inanıyoruz."
http://www.haber7.com/guncel/haber/1877789-altay-tanki-icin-haziriz-mesaji

Türk savaş gemileri Odessa'da

03 Nisan 2016 AA

Türk Deniz Kuvvetleri fırkateynlerinden TCG Salih Reis ve Burak sınıfı korvetlerinden TCG Bartın, Ukrayna'nın Odessa limanına demir attı.

Türk Deniz Kuvvetleri'nin Barbaros sınıfı fırkateynlerinden TCG Salih Reis (F-246) ve Burak sınıfı korvetlerinden TCG Bartın (F-504) Odessa limanına iki günlüğüne demir attı.

Ukrayna Savunma Bakanlığı ve Silahlı Kuvvetleri ile işbirliği çerçevesinde Ukrayna’nın Odessa şehrine gelen Türk Deniz Kuvvetleri savaş gemileri, limanda bulunduğu süre içerisinde ziyarete açık olacak.

Ukrayna Deniz Limanları Yönetimi Odessa Şubesi’nden yapılan açıklamada, Türk savaş gemilerinin iki ülke arasında askeri işbirliği çerçevesinde Odessa'ya geldiği ve askeri yetkililer arasında bazı görüşmelerin gerçekleşeceği bildirildi.
http://www.trtturk.com/haber/turk-savas-gemileri-ukraynada-179130.html

3 Nisan 2016 Pazar

HAFİF/ORTA SINIF SAHİL GÜVENLİK UÇAĞI TEDARİK PROJESİ İHALE İLANI

29 MART 2016 SSM

Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın özellikle Ege Denizi ve Akdeniz’de artış gösteren deniz yetki alanlarının kontrolü, düzensiz göçle mücadele, arama kurtarma görevleri, yasadışı faaliyetlerin önlenmesi / tespit edilmesi ve kıyılarımızın gözetlenmesi faaliyetlerinde kullanılmak üzere 1 (bir) adet Hafif/Orta Sınıf Sahil Güvenlik Uçağı tedarik edilecektir
http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/hizli/duyurular/projeDuyurulari/Sayfalar/20160329_SGU.aspx

TSK'dan 17 ilde dev tatbikat

03.04.2016 İHA

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin planlı tatbikatlarından olan "Yıldırım-2016" seferberlik tatbikatı 17 ilde gerçekleştirilecek. 4 Nisan-3 Mayıs tarihlerinde yapılacak tatbikata, Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı 12 üs komutanlığı ile 10 hava meydan komutanlığı katılacak.

Genelkurmay Başkanlığı, ilgili yasal mevzuat ve 11 Haziran 2015 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin planlı tatbikatlarından olan "Yıldırım-2016" seferberlik tatbikatının Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın 12 üs komutanlığı ile 10 hava meydan komutanlığında gerçekleştirileceğini duyurdu.

Tatbikat, 4 Nisan-3 Mayıs tarihleri arasında, birer gün süreli olarak mal ve hizmet seferberlik tatbikatı (Pist Çabuk Onarımı) şeklinde icra edilecek. Tatbikata planlanan kamu kurum ve kuruluşlarından bazı unsurlar katılacak. "Yıldırım-2016" seferberlik tatbikatında, seferberlik ve savaş halinde bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları ile Silahlı Kuvvetler arasında yürütülecek müşterek faaliyetlerin denenmesi amaçlanıyor. Tatbikatın icra edileceği birlikler şöyle:

1'inci Ana Jet Üs Komutanlığı / Eskişehir,
2'nci Ana Jet Üs Komutanlığı / İzmir,
3'üncü Ana Jet Üs Komutanlığı/Konya,
4'üncü Ana Jet Üs Komutanlığı Akıncı / Ankara,
5'inci Ana Jet Üs Komutanlığı Merzifon / Amasya,
7'nci Ana Jet Üs Komutanlığı Erhaç / Malatya,
8'inci Ana Jet Üs Komutanlığı/Diyarbakır,
9'uncu Ana Jet Üs Komutanlığı / Balıkesir,
10'uncu Tanker Üs Komutanlığı İncirlik / Adana,
11'inci Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı Etimesgut / Ankara,
12'inci Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı / Kayseri,
14'üncü İnsansız Uçak Sistemleri Üs Komutanlığı / Batman,
Çardak Hava Meydan Komutanlığı / Denizli,
Akhisar Hava Meydan Komutanlığı / Manisa,
Afyonkarahisar Hava Meydan Komutanlığı, Çorlu Hava Meydan Komutanlığı / Tekirdağ,
Dalaman Hava Meydan Komutanlığı / Muğla,
Erzurum Hava Meydan Komutanlığı, Milas Hava Meydan Komutanlığı / Muğla,
Sivrihisar Hava Meydan Komutanlığı / Eskişehir,
Yenişehir Hava Meydan Komutanlığı / Bursa ve muş Hava Meydan Komutanlığı.
http://www.milliyet.com.tr/tsk-dan-17-ilde-dev-tatbikat-gundem-2220556/

http://www.tsk.tr/3_basin_yayin_faaliyetleri/3_2_basin_duyurulari/2016/bd_16.html