Savunma ve Stratejik Analizler

31 Mayıs 2016 Salı

EFES-2016 TATBİKATI Seçkin Gözlemci Günü

31.05.2016

Tatbikatın Seçkin Gözlemci Günü'nü Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım'ın yanı sıra, Azerbaycan Savunma Bakanı Zakir Hasanov, Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı Abdulrahman Saleh Al Bunyan, Katar Genelkurmay Başkanı Ghanim bin Shaheen Al-Ghanim, Ukrayna Genelkurmay Başkanı Viktor Muzhenko, Polonya Genelkurmay Başkan Yardımcısı Anatol Wojtan, ABD Avrupa Kara Kuvvetleri Komutanı Ben Hodges, Japonya Kara Kuvvetleri Komutanı Kiyofumi Iwata ve Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı Raheel Sharif'in de aralarında bulunduğu 79 ülkeden 255 gözlemci ve temsilci takip ediyor.
http://www.haberturk.com/galeri/gundem/461266-efes-2016-birlesik-musterek-fiili-atisli-tatbikati/1/15

Efes-2016" Azərbaycan müdafiə naziri Zakir Həsənov

31.05.2016 Azerbaijan Realities

Türkiyə prezidenti Rəcəb Tayyib Ərdoğan və Azərbaycan müdafiə naziri Zakir Həsənov azərbaycanlı hərbçilərin də iştirak etdiyi "Efes-2016" beynəlxalq təlimlərini birgə izləyiblər


























https://www.facebook.com/AzerbaijanRealities/

Australian Government Reveals Why DCNS Won

31.05.2016 Submarine Matters
http://gentleseas.blogspot.com.tr/2016/05/australian-government-reveals-why-dcns.html

Russia Launched its 6th Project 636.3 SSK Submarine Kolpino for Black Sea Fleet

31 May 2016
http://www.navyrecognition.com/index.php?option=com_content&task=view&id=4042

30 Mayıs 2016 Pazartesi

BEYAZ FIRTINA-2016 Tatbikatı

30 Mayıs 2016 Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı

BEYAZ FIRTINA-2016 tatbikatı; Deniz Kuvvetleri Komutanlığı yüzer, dalar ve uçar birliklerinin katılımıyla POYRAZ-2/2016, İMBAT-2016 tatbikatları ve Deniz Ulaştırması İçin İş Birliği ve Rehberlik (DUİR) faaliyetleriyle irtibatlı olarak 16-28 Mayıs 2016 tarihleri arasında Marmara Denizi, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de icra edilmiştir.

İcra edilen Beyaz Fırtına-2016 Tatbikatı ile, katılan birlik/komutanlıkların görev ve fonksiyonlarına yönelik harekat imkan ve kabiliyetleri pekiştirilerek geliştirilmiş, katılan unsurların harbe hazırlık seviyeleri yükseltilmiş, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de deniz güvenliğinin idamesine destek sağlanmıştır.

BEYAZ FIRTINA-2016 tatbikatına; Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bağlısı 59 gemi ve 20 uçak/helikopter olmak üzere toplam 79 unsur ve bu unsurlarda görev yapan 5406 personel iştirak etmiştir. BEYAZ FIRTINA-2016 tatbikatına Hava Kuvvetleri Komutanlığı bağlısı uçaklar ile Sahil Güvenlik Komutanlığı bağlısı gemi ve helikopterler de katılım sağlamıştır.

Tatbikata iştirak eden gemilerimiz tarafından Gökçeada, Foça, İzmir, Çeşme, Kuşadası, Bodrum, Datça, Marmaris, Aksaz ve Bozcaada’da liman ziyaretleri icra edilmiştir. Limanlarda Atatürk anıtlarına çelenk sunulmuş, gemilerimiz halkımızın ziyaretine açılmış, aziz şehitlerimizin kıymetli emaneti aileleri ile şanlı gazilerimiz gemilerimizde ağırlanmıştır. Bu kapsamda gemilerimiz 8551 vatandaşımız tarafından ziyaret edilmiş, 204 şehit ailesi ve gazimiz gemilerimizde ağırlanmıştır.

Tatbikat kapsamında, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurları tarafından gerçek harp şartlarında gemilerin karşılaşabileceği tehditleri temsil eden yüksek süratli ve ileri teknoloji ürünü insansız hava hedefleri ile hizmet dışına ayrılmış suüstü gemilerine karşı gerçek güdümlü mermi, top ve torpido atışları yapılmıştır.

Bu kapsamda gemiler, denizaltılar ve helikopterler tarafından 6 güdümlü mermi, 1 harp torpidosu ve çeşitli çaplarda 4000’in üzerinde top mermisi atılmıştır. Yapılan atışların tümünde başarı sağlanmış, atışlara tahsis edilen tüm insansız hava hedefleri tam isabetle vurularak düşürülmüş, hedef gemisi olarak kullanılan hizmet dışına ayrılmış ZAFER fırkateyni ve Avcı Bot-24 gemisi batırılmıştır.

https://www.dzkk.tsk.tr/guncelduyuru.php?id=883&dil=1


Efes Tatbikatı 2016 - Hava Hücum Harekâtı Eğitimi

Efes Tatbikatı 2016 - Topçu, Tow ve Milan Atışları

Uluslararası Anadolu Kartalı-2016 Eğitimi

30 Mayıs 2016 TSK

1-Uluslararası Anadolu Kartalı-2016 Eğitimi; Türkiye’nin ev sahipliğinde Hollanda, İtalya, Pakistan, Suudi Arabistan, NATO ile Türkiye Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri unsurlarının iştirakiyle 30 Mayıs-10 Haziran 2016 tarihleri arasında 3’üncü Ana Jet Üs Komutanlığında (Konya) icra edilecektir.

2-Eğitimin amacı; bir senaryo dâhilinde, gerçeğe yakın savaş ortamında tüm katılımcıların bilgi, beceri ve tecrübelerinin paylaşılması ve birleşik harekâta yönelik eğitim seviyelerinin yükseltilmesidir.

3-Eğitime;
Hollanda bir adet KDC-10,
İtalya sekiz adet Tornado,
Pakistan altı adet F-16,
Suudi Arabistan sekiz adet Tornado,
NATO iki adet E-3A,
Türkiye ise altı adet F-4E 2020, 35 adet F-16, bir adet E-7T havadan erken ihbar uçağı, bir adet KC 135 tanker, bir adet C-130, iki adet CN-235, iki adet AS-532, bir adet UH-1H, iki adet Atak ve iki adet S-70 helikopteri, bir fırkateyn ve iki hücümbot ile katılacaktır.
Avustralya iki adet kontrolör,
Azerbaycan ise üç pilot ile aktif katılımcı,
Almanya, Bahreyn, Katar, KKTC, Kosova, Makedonya, Şili ve Yunanistan gözlemci olarak katılacaktır.
http://www.tsk.tr/3_basin_yayin_faaliyetleri/3_2_basin_duyurulari/2016/bd_31.html

Türk savunma sanayisi göğüs kabarttı

28 Mayıs 2016

Efes-2016 Birleşik Müşterek Fiili Atışlı Tatbikatı öncesi, Türk savunma sanayisi tarafından üretilen mühimmat ve araçların bulunduğu sergi göz doldurdu. Serginin en dikkat çeken ürünleri ise F-35’lerde kullanılacak yerli üretim roketler ve silahlı insansız hava aracı oldu.

Bu yıl ilk defa dost ve müttefik ülke unsurlarının da katılımıyla, Batı Anadolu, Orta Ege, İzmir Körfezi ve Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi'nde icra edilecek olan Efes-2016 Birleşik Müşterek Fiili Atışlı Tatbikatı öncesi, Türk savunma sanayisi tarafından üretilen mühimmat ve araçlar sergilendi.

Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Azerbaycan, İngiltere, Katar, Pakistan, Polonya ve Suudi Arabistan'dan da birlik ve unsurların katılacağı tatbikat öncesi, Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi'nde açılan sergide bulunan mühimmat ve araçlar, Türkiye'nin bu konudaki başarısını ortaya koydu.

Tamamen Türk mühendisler tarafından üretilen “Bayraktar” isimli insansız hava aracının Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) envanterine giren ilk milli hava aracı olduğunu söyleyen firma yetkilisi Mustafa Köseoğlu, “3 bin saati aşkın süredir operasyonel olarak görev yapmaktadır. Geçtiğimiz yıl Aralık ve bu yıl Nisan aylarında Roketsan'ın ürettiği mini mühimmatla başarılı atışlar gerçekleştirerek, Türkiye'nin silahlandırılmış ilk milli hava aracı oldu. Dünyada bu anlamda 6 ülkeden biri olduk” dedi.

Bayraktar'ın üzerinde bulunan Roketsan Mini Akıllı Mühimmat, atış yüksekliğine bağlı olarak 8 kilometreye kadar etkili kullanılabiliyor. Mini Akıllı Mühimmat, yüksek vuruş hassasiyetinin yanı sıra hareketli hedeflere karşı da etkili.

“Cirit” ismini verdikleri lazer güdümlü füzenin yaklaşık 8 kilometre menzile sahip olduğunu kaydeden Roketsan yetkilisi Ufuk Özdemir, “Dünyadaki benzerlerinin tersine güdümlü bir füzedir. Sadece duran hedefleri değil hareketli hedefleri de tahrip edebilen bir füzedir. Birçok araca entegre edilebiliyor. Dünyada muadili olan ABD üretimi füze yalnızca 5,5 kilometre menzile sahip” diye konuştu.

Tamamen yerli üretim olan Stand Off Mühimmat (SOM) füzelerinin A, B modellerinin halihazırda F-4 ve F-16 uçaklarında kullanıldığını anlatan Özdemir, “İmzalanan anlaşma gereği F-35'lerde kullanılacak bir füze. SOM-J ile ilgili çalışmalarımız başladı.

Yakın bir zamanda F- 35'lerin envantere girmesiyle birlikte bu füzeleri de kullanıma sunacağız” ifadelerini kullandı.

SOM füzeleri, uzun menzil ve düşük görünürlüğünün yanı sıra yüksek vuruş hassasiyetine sahip. Cirit füzesi ise Atak, Cobra, hafif taarruz, genel maksat ve muharebe helikopterlerinin yanı sıra sınır devriye uçakları, insansız hava araçları ile zırhlı kara araçlarında ve korvetler ve süratli devriye botlarında kullanılabiliyor.

EYP'LERE KARŞI YENİ “EJDER YALÇIN”

İç güvenlik harekatı sırasında artan el yapımı patlayıcılara (EYP) karşı geliştirilen Ejder Yalçın ETİ (EYP Tespit ve İnceleme Sistemi) ise güvenlik güçlerinin en büyük yardımcılarından birisi olacak. 8,5 metrelik robotik kolu sayesinde EYP'lere gğvenli mesafeden yaklaşan Ejder Yalçın ETİ, üzerindeki kameralar ve sensörler sayesinde bu tehlikeleri bertaraf edebiliyor.

ALTAY'A AKTİF KORUMA SİSTEMİ GELİYOR

Serginin en gözde araçlarından birisi de Milli Tank Altay. Altay'ın ikinci versiyonunda aktif koruma sisteminin de bulunacağını açıklayan firma yetkilisi Ufuk Aybar, “Dönem 2 için görüşmelerimiz sürüyor. Teklife çağrı dosyasına cevap verdik” diyerek Altay tankının kısa zamanda TSK envanterine katılacağını belirtti.

MALEZYA'YA ZIRHLI ARAÇ İHRACI

Ürettikleri zırhlı araçları Malezya'ya ihraç ettiklerini anlatan Cem Altınışık da “Bu aracı 11 değişik konfigürasyonda Malezya'ya teslim ediyoruz. Bu proje kapsamında Malezya'ya çok büyük bir teknoloji ihracatı gerçekleştirdik. 90'lı yıllarda dışarıdan öğrendiğimiz zırhlı araç teknolojisini şuan üçüncü ülkelere transfer etmekten gurur duyuyoruz” dedi.
http://beyazgazete.com/haber/2016/5/28/turk-savunma-sanayisi-gogus-kabartti-3305094.html

http://beyazgazete.com/fotogaleri/guncel-1/turk-savunma-sanayisi-urunleri-izmir-de-sergileniyor-tum-fotograflar-24732/buyuk-fotograf-0/



27 Mayıs 2016 Cuma

“Tarih olan kırmızı çizgi” ve “yıkanan el!”

27 Mayıs 2016 Celal Kazdağlı

O fotoğrafları gördüğümde iki ay kadar önce okuduğum yazıyı hatırladım.

“Haziran’da” diyordu Ertuğrul Özkök, “Türkiye’nin Suriye’deki kırmızı çizgisi kalmayacak.”

Şunun şurasında Haziran ayına bir kaç gün kaldı. Ellerinde ağır silahlar, YPG ile “yan yana Rakka’ya” giden ABD askerlerini gösteren o fotoğrafların bir alıştırma olduğu anlaşılıyor.

O askerler Rakka’ya filan gitmiyor. Rakka’ya gidiyormuş görüntüsüdür o fotoğraflar.

YPG üniforması giymiş Amerikan askerleri PYD’yi Fırat’ın batısına geçirmek için oradadır.

Hani şu Türkiye’nin kırmızı çizgi dediği Münbiç ve Cereblus var ya işte oraya YPG yerleştiriliyor.

YPG ve PKK için artık “ABD Ordusu” diyebiliriz.

ABD Suriye’nin kuzeyinde, PKK koridoru oluşturmak için 4 bin özel kuvvet askeri ve ağır silahları ile Fırat’ın doğusundan batısına geçmek üzere hazırdır.

İşin buraya doğru geldiği ABD Başkanı Obama’nın IŞİD özel temsilcisi olan Bret McGurk’un Kobani’ye gidip PKK’nın elinden plaket almasıyla anlaşılmıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan o fotoğrafa öfkelenmiş ABD’ye dönüp “Senin müttefikin Türkiye mi, PYD mi” diye sormuştu.

ABD Türkiye ile “dost” olduklarını açıklamış, YPG’yi de kara gücü ilan etmişti.

Son ABD ziyaretinde Erdoğan, Obama ile görüşürken PKK’dan plaket alan McGurk da o masada Erdoğan’ın karşısında oturuyordu.

21 Mayıs 2016’da AK Parti Kongresi’nden bir gün önce ABD Özel Kuvvetler CENTKOM Komutanı General Joseph Votel Kobani ve çevresindeydi. 11 saat YPG birliklerini denetledi, eksikliklerini tespit etti, ABD askerleri ile YPG/PKK’nın uyumunu gözetledi ve oradan Ankara’ya geldi.

Genelkurmay, Dışişleri ile görüştü ve operasyon başladı!

Türkiye YPG’nin terör örgütü olduğunu açıklamakla yetindi. NATO Müttefik Kuvvetler Başkomutanı General Curtis Scaparrotti Ankara’yı boş bırakmadı.

Aynı gün PKK’lıların teslim fotoğrafları yayınlanmaya başladı. PYD’ye yakın siteler şu ünlü Danışman McGurk’a atfen ABD’nin Türkiye’ye, “Sen YPG’nin Fırat’ın batısına geçişine ses çıkarma, PKK da terörü sona erdirsin” teklifini yazmışlardı.

Oysa gerçek tam tersiydi. ABD, askeri kolu gibi kullandığı PKK üzerinden Türkiye’yi işgal etmeye kalkışmıştı. Devlet’in 25 Temmuz 2015’te aldığı karar ile TSK, PKK’yı yendi, ABD’nin Türkiye’yi işgal girişimini boşa çıkarttı.

25 Temmuz 2015’ten 23 Mayıs 2016’ya kadar 7.500 PKK’lı etkisiz hale getirildi. Kürt halkıyla kucaklaşan Devlet PKK’yı hezimete uğrattı. Kandil yerle bir edildi. Lider kadrosu hedef alındı, çalışamaz hale getirildi.

Tam da bu nedenle, PKK’nın teslim fotoğrafları ile aynı zamana denk getirildi YPG yani PKK üniforması giyen ABD askerlerinin fotoğrafları.

PKK Türkiye’de yenilince, ABD Ankara’nın karşısına kendi askerini sürdü. Suriye’de çekilip servis edilen fotoğrafın anlamı budur.

ABD’nin güya bu meydan okuyuşunu, kabulleniş olarak gösteren Ertuğrul Özkök kırmızı çizginin tarih olduğunu yazdı. Faturayı da Ahmet Davutoğlu’na kesti. “O gün demiştim...” diye hatırlattı “Benim bildiğim lider, Suriye politikasındaki fecaati, er veya geç fark edip, Ahmet Davutoğlu’nun sırtına yükler, ellerini yıkar ve çıkar.”

Ortalıkta İslam Ordusu yokmuş, 100 yıl sonra Türk Askeri Körfez’e dönmemiş, Katar’da Türk Askeri Üssü açılmamış zannedenler, bizim de bunu öyle kabul etmemizi istiyorlar.

Dönüp bize “tarih olan kırmızı çizgi”, “yıkanan el” hikayesi anlatıyorlar.

İki fotoğrafla gerçeği değiştirebileceklerini zannediyorlar.

New York’ta kurdukları mahkemeyle korkutup, 4 bin Amerikan askeriyle Türkiye’yi teslim alacaklarını sanıyorlar.

Önümüze inatla Sykes Picot fotoğrafı koysanız da gayrı bu iş olmaz.

Milletin gönlünde depreşen ruh Kut’ül Amare’dir.

Bilesiniz.

Türk de, Kürt de, Arap da karşınızdadır.
http://www.kanalahaber.com/yazar/celal-kazdagli/tarih-olan-kirmizi-cizgi-ve-yikanan-el-27857/

26 Mayıs 2016 Perşembe

YÖK’ten Ukrayna ile işbirliği

24 Mayıs 2016 Hürriyet

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç’ın Ukrayna ziyaretinde, nükleer, uçak ve uzay teknolojileri alanlarında işbirliğine yönelik mutabakat zaptı imzalanması kararlaştırıldı. YÖK bu kapsamda ayrıca ikinci dil olarak Türkçe’yi okutan Ukrayna üniversitelerine akademik destek vermeye de hazırlanıyor.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Saraç ve beraberindeki heyet çeşitli temaslarda bulunmak üzere Ukrayna’ya bir günlük resmi ziyaret gerçekleştirdi. Ziyarette Ukrayna Eğitim ve Bilim Bakanı Liliya Grineviç ile görüşen Prof. Dr. Saraç ve beraberindeki heyet ayrıca, Ukrayna Ulusal Bilimler Akademisi Başkan Birinci Yardımcısı Anton Naumovets’i, Kiev Ulusal Taras Shevchenko Üniversitesi Rektörü Leonid Guberskiy’i, Kiev Ulusal Teknik Üniversitesi Kiev Politeknik Enstitüsü Rektörü Mıhaylo Zgurovskiy’i, Kiev Ulusal Havacılık Üniversitesi Rektör Vekili Volodymyr Kharchenko’yu ve Türkiye’nin Kiev Büyükelçisi Yönet Can Tezel’i ziyaret etti.

Görüşmelerde Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu stratejik alanlar arasında gösterilen nükleer teknoloji ve uçak-uzay alanlarındaki ilişkilerin kurumsal düzeye taşınması ve Yükseköğretim Kurulu ile Ukrayna Eğitim ve Bilim Bakanlığı arasında bir mutabakat zaptı imzalanması kararlaştırıldı.

Bu kapsamda iki ülke arasında nükleer teknoloji ve uçak -uzay teknolojileri alanlarında işbirliği yapılması planlanıyor. Ayrıca öğrenci değişimi, çift diploma programlarının açılması ve öğrencilere imkânlar ölçüsünde burs desteği sağlanması konuları da görüşmelerde ele alındı.

İkinci dil olarak Türkçe’yi okutan Ukrayna üniversitelerine destek

Ukrayna Eğitim ve Bilim Bakanı Liliya Grineviç’in ülkelerindeki öğrencilere ikinci yabancı dil olarak Türkçe dersinin verildiğini ve bu kapsamda okullarında Türkçe okutman ihtiyacının olduğunu belirtmesi üzerine mutabakat zaptında Türkçe ve Ukraynaca dillerinin geliştirilmesine yönelik karşılıklı öğretim elemanı temininin sağlanması kararlaştırıldı.

Kırım’daki öğrencilerin durumları görüşüldü

YÖK Başkanı Saraç, Ukrayna Eğitim ve Bilim Bakanı Liliya Grineviç ile Kırım’da yaşanan işgal sonrası bu ülkede eğitim gören öğrencilerin durumlarını ve sorunlarını da görüştü. Başkan Saraç, Kırım’da yaşanan son olaylar neticesinde Ukrayna’ya taşınarak kurulması gündemde olan üniversiteye ilişkin Bakan Grineviç’e, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı olarak gerektiğinde her türlü desteğe hazır olduklarını iletti.
http://www.hurriyet.com.tr/yokten-ukrayna-ile-isbirligi-40108270

Türkiye’yi kör et, IŞİD’le savaştır, PKK’ya alan aç..

26.05.2016 İbrahim Karagül

ABD öncülüğünde Rakka'ya yönelik operasyonu çok dikkatli izlemenizi öneririm. IŞİD'i besleyip, bu bölgeye yerleştirip şimdi de tasfiye ediyormuş gibi görünenlerin aylardır Türkiye kamuoyuna pompaladıkları “IŞİD tehdidi” söylemlerinin de sorgulanması gerektiği kanaatindeyim. Terör örgütleri üzerinden coğrafi biçimlendirmeler yapanların, etnik ve mezhep kimliği üzerinden haritalar çizenlerin, Türkiye'nin bölge ve güvenlik politikalarını provoke ettikleri endişesi taşıyorum.

Birkaç yıldır, yoğun biçimde kendi doğrularını biçimlendirmeye çalışan Türkiye'yi, oldu bittilere mahkum edip, bir-iki adım sonrasını göremeyecek hale getirmeleri ihtimali son derece rahatsız edici. Güneydoğu şehirlerinde, ilçelerinde iç işgal girişimi yapanlarla IŞİD tehdidi ve buna karşı operasyonları biçimlendirenler aynı çevreler çünkü.

IŞİD üzerinden Türkiye'yi vurmak

Örgütün sessiz sedasız Suriye ve Irak'ın bir bölümünü işgal etmesi, Musul'da Irak ordusunun silahlarını bırakıp aniden çekilmesi yeterince şüpheliydi zaten. Uzunca bir süre örgüte kimse dokunmadı. Neredeyse onun devletleşmesine zemin hazırlandı.

Görünüşte İran'a karşı konumlanan, mezhep taassubu üzerinden hareket ediyor görünen IŞİD bir anda tavır değiştirip Erbil'e yöneldi. Hatta Erbil'in boşaltılması bile gündeme geldi. İşte bu da şüphelerin en büyüğüydü. Örgütü Kürtler üzerine salan kimdi? Bir Kürt-Arap çatışması çıkarmak isteyen kimdi? Sünni iki etnik çevreyi kapıştıran kimdi?

Bir süre sonra yeni bir durumla karşı karşıya kaldık. IŞİD'i besleyip büyütenler, örgüt üyelerini Avrupa havaalanlarından neredeyse davul zurna eşliğinde Suriye'ye gönderenler bir anda Türkiye'yi hedefe oturttu. İngiltere ve Avrupa genelinde yaygın bir IŞİD-Türkiye bağlantısı tartışılır oldu. Türkiye IŞİD'i besleyen ülke ilan edildi. Teröre destek veren ülke ilan edilmek istendi.

Bizi savunmacı çizgiye ittiler

Türkiye'nin yakalayıp Avrupa ülkelerine gönderdiği, istihbarat servislerini uyardığı bazı kişiler oralarda korundu. Sonra ne mi oldu? Paris'te, Brüksel'de bu kişiler birer bomba olup patladı. Terörü koruyan Avrupa'ydı ama suçlanan Türkiye oldu. Uyarıları ciddiye almayıp bu kişileri koruyan ülkeler bile Türkiye'yi suçladı.

Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekibinin IŞİD'le bağlantılı olduğunu iddia etmeye kalkıştılar. Garip bir senaryo servis ediliyordu. Erdoğan'ı devirmeye çalışan paralel örgütün MİT TIR'ları operasyonu ile “Teröre destek veren ülke” ihalesi bu geniş senaryonun bir parçasıydı. Türkiye, bu suçlamaların baskısı altında kaldı. Büyük oranda da etkilendi. IŞİD'le bağlantısı olmadığını ortaya koymak için mücadele vermeye başladı. Aslında buna gerek yoktu, böyle bir savunma durumuna girmemeliydi bile.

MİT TIR'ları olayı ile Avrupa genelindeki Türkiye-IŞİD yaygarası aynı eller tarafından planlanıyordu. Türkiye'nin suçluluk duyması yerine bu merkezleri hedefe alması gerekiyordu. Ama öyle olmadı. Savunmacı bir psikolojiye teslim olan Türkiye örgüte karşı amansız bir mücadeleye, tabi ülke içinde de bombalar patlamaya başladı.

Yeni bir düşman, yeni savaş ihalesi

Dikkat ederseniz IŞİD'le mücadele konusunda en keskin ve net ülke Türkiye. Örgütü PYD-PKK ile eşdeğerde tutması ilkeli bir duruş anlamına gelse de birileri Türkiye'ye yeni bir düşman tayin ediyor, yeni bir savaş ihale ediyordu. Yanlış anlaşılmasın, IŞİD'i haklı gösterecek, örgütle mücadeleyi yanlış bulacak bir anlam çıkarılmasın. Benim dikkat çekmeye çalıştığım şey, Türkiye'nin gözlerini kör etmeye dönük bu senaryodur. Örgütü İran'a karşı mevzilenmişken birden Kürtlerin üzerine sürenler bu sefer de Türkiye'ye yöneltmiş, aynı anda Türkiye'yi bu mücadeleye kilitlemiş, Türkiye ve Avrupa genelinde yürütülen kamuoyu çalışmaları da bizi savunmacı bir çizgiye itmiş, amaç hasıl olmuştur.

Kuzey Koridoru: Çevreleniyoruz

Kuzey Suriye Koridoru tehlikesini ilk dile getirenlerdenim. 2003 Irak işgalinden bu yana bölgedeki her gelişmeyi günü gününe izlemeye çalışan biri olarak, Türkiye ile Güney'deki Müslümanlar arasında nasıl bir duvar örüldüğünü görüyordum. Planlamalar 2003 yılından bu yana uygulananların bir parçasıydı. Çok tehlikeli bir harita çalışması yapılıyor ama Türkiye çevreleniyordu.

Türkiye-Rusya krizinin de bu planın bir parçası olduğunu, bu çevreleme operasyonunun bir halkası olduğunu düşünüyorum. Sanıldığı gibi Rusya'nın Suriye'de sadece kendi çıkarları doğrultusunda bulunmadığını, bir şekilde dolmuşa bindirildiğini düşünüyorum. İki ülke arasındaki krizi yumuşatmanın yolları aranmalıdır. Ancak krizi daha da büyütecek adımlarını hemen servis edileceğini de unutmayalım.

Kuzey Suriye Koridoru ve Türkiye'nin çevrelenmesi adım adım gerçekleşiyordu. Bizler reaksiyonlar gösteriyorduk ama içeride servis edilen terör başımızı kaldırmaya fırsat bırakmıyordu. Bu açıdan aylardır yürütülen terörle mücadele de tek başına PKK meselesi değildi. Mücadele edilen şey aslında terör de değildi. Savaşıyorduk, bir işgal girişimine karşı içeriyi temizliyorduk.

İç işgal projesi çöktü, IŞİD'le savaş başladı

Türkiye'nin bu kadar sert mücadele edeceğini tahmin edemediler. Bu kadar başarılı olabileceğini de düşünemediler. İç işgal projesi çökmüştü. Zamanlamaya dikkat edin tam bu dönemde IŞİD ile Türkiye arasındaki keskin çatışma öne çıktı. Örgüt Türkiye'ye yönlendirildi, Türkiye de böyle bir savaşa kilitlendi. Senaryonun PKK sonrası için yazılan sahnesi oynanıyordu. PKK yorulmuş, geri çekilmiş, yerine IŞİD ikame edilmişti. Türkiye bu sefer de bu örgüte mücadele edecek, uzunca bir süre bölge ile ilgilenemeyecek, diğerleri de haritayı somutlaştıracak, amaçlarına ulaşacak. Yeni senaryomuz bu.

Peki biz IŞİD'le mücadele ederken onlar tam olarak ne yapacak? Yine PKK ile Suriye içinde operasyonlar yapacaklar, PYD üzerinden alan genişletecekler, IŞİD'den boşaltılan yerlere PYD'yi yerleştirecekler. Biz mücadele ettiğimizle kalacağız, biz savaşacağız, onlar PYD'yi oralara yerleştirecekler. ABD'nin Suriye'deki operasyonel ortağı PYD değil mi? Ona silah akıtmıyorlar mı? Onu müttefik ilan etmediler mi?

AK Parti hükümeti bu senaryoyu iyi okumalı. Bizim elimizle bize tuzak kuruluyor. Biz IŞİD'e karşı koalisyondaysak PYD de koalisyonda. En azından ABD'nin ortağı. Şimdi Türkiye PYD ile ortak mı hareket ediyor, IŞİD'e karşı birlikte mi mücadele ediyor? Peki ya sonrası? Örgütün boşalttığı yerleri doldurmaya sıra gelince ne olacak? Dikkat edin, Türkiye'nin desteklediği muhalefeti değil, PKK'yı oralara yerleştirecekler?

[bk:PYD: Rakka federal Kürt bölgesinin parçası olacak
http://www.gazetevatan.com/pyd-rakka-federal-kurt-bolgesinin-parcasi-olacak-949230-dunya/  ]

Türkiye intihara sürükleniyor!

“Kuzey Suriye Koridoru, Türkiye'nin çevrelenmesi Türkiye'nin kendi eliyle mi gerçekleşecek” derken işte bunu soruyorum. “PKK'nın/PYD'nin en büyük destekçisi Türkiye” derken, “O destek Türkiye'nin içinde yuvalanmış” derken bunu kastediyorum. PYD'ye silah akıtanlara öfkemizi anlıyorum ama içeriden verilen desteği, sağlanan korumayı, hatta iddialara göre silahları, ne yapacağız?

Birileri Türkiye'nin siyasi aklını bulanıklaştırıyor. Birileri Türkiye'nin bölgeye bakışını, müdahale biçimini sabote ediyor? Birileri bizi fena oyuna getiriyor? Sadece dışarıdan değil, içeriden de tuzağa sürükleniyoruz. Aklımızı başımıza almazsak, birkaç yıl sonra kendi ayağımıza sıktığımızı hatta intihar ettiğimizi göreceğiz.

O sınırların hiçbir anlamı kalmayacak

Rakka'da ABD ile PYD beraber operasyon yapıyor. PKK unsurları Halep'ten Rakka'ya kadar Suriye'de nüfuz sahası oluşturdu. Bizse hala sınırlarda oyalanıyoruz, sınırları koruma derdindeyiz. O koridor oluşunca sınırın hiçbir anlamı kalmayacağını hala tam anlamıyla kavrayabilmiş değiliz. Asıl kıyamet IŞİD'le mücadele sonrası kopacak. Türkiye'yi hem Suriye'den hem de içeriden vuracaklar. Yüzlerce kilometrelik cephe açılacak. Kemal Kılıçdaroğlu'nun “kan dökülecek” ifadesi sadece bir siyasi seviyesizlik örneği değildir. İşte o zamana hazırlığın işaretlerini vermektedir. Türkiye'nin Başkanlık Sistemi'ne geçiş mücadelesi vereceği o günlerde hem içeriden hem dışarıdan saldırılar başlayacaktır.

Bir yıkım dalgası inşa etmeye çalışıyorlar. Operasyonun büyüğü Türkiye içinde yapılmaktadır. Evet, birileri siyasi iradeye, siyasi perspektife rağmen, yaklaşan tehditleri kamufle etmekte, el altından Türkiye'ye çok ciddi tuzaklar kurmaktadır. Ama biz bu tuzakları boşa çıkarmayı da bileceğiz.
http://www.yenisafak.com/yazarlar/ibrahimkaragul/turkiyeyi-kor-et-isidle-savastir-pkkya-alan-ac-2029275

Efes Tatbikatı 2016 - Amfibi Harekât

25 Mayıs 2016 Çarşamba

Erciyes-2016 Tabur Görev Kuvveti Müşterek Fiili Hava İndirme Tatbikatı

24 Mayıs 2016 TRTHaber

Kayseri 1. Komando Tugay Komutanlığı tarafından gerçekleştirilen "Erciyes-2016 Tabur Görev Kuvveti Müşterek Fiili Hava İndirme Tatbikatı" başladı.

Tatbikat kapsamında subay ve astsubaylardan oluşan 8 kişilik komando timi 12. Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı'ndan CSA tipi uçakla 13 bin 500 fite çıktı. Gerçek silah ve mühimmatla tam olarak donanan askerlerin üzerinde havada birbirlerini görebilmeleri ve takip edebilmeleri için kimyasal sıvı dolu fosforlar da bulundu.

Gökleri yuva bilen ve hiçbir engel tanımayan korkusuz komandolar, yaklaşık 40 kilo ağırlığındaki sırt çantalarıyla birlikte boşluğa kendilerini bırakarak Karasazlık bölgesine iniş yaptı.

Senaryo gereği düşmanın gerisine sızan komandolar, sabah atlayış yapacak askerler için yer emniyeti aldı. Kademeli olarak atlayış yapan ve yerde 12 kilometrelik alanın güvenliğini sağlayan komandolar, tatbikatın ilk bölümünü başarıyla tamamladı.

Tatbikata 4. Kolordu Komutanı Korgeneral Metin Gürak da katıldı. Uçakta komandolarla birlikte olan Gürak, gündüz atlayışına göre oldukça zor olan gece atlayışına katılan askerleri tek tek tebrik etti.
http://www.trthaber.com/haber/turkiye/kahraman-komandolardan-gece-tatbikati-252431.html
http://www.trthaber.com/foto-galeri/kahraman-komandolardan-gece-tatbikati/10546.html


Erciyes-2016 Tabur Görev Kuvveti Müşterek Fiili Hava İndirme Tatbikatı

Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı komando tugayları içerisinde hava indirme harekatı yeteneğine sahip olan, bu yeteneğini Kıbrıs Barış Harekatı'nda icra eden ve terörle mücadele operasyonlarında görev alan 1. Komando Tugayı Komutanlığınca düzenlenen tatbikat, İncesu ilçesi yakınlarındaki Karasazlık bölgesinde yapıldı.

Dün gece hava indirme ile başlayan tatbikatın bugünkü bölümünde, C-130 ve C-160 nakliye uçaklarından 120 paraşütçü komando, bölgeye indirme yaptı. Tatbikat senaryosu gereği, paraşütle atlayan komandolar, temsili düşman muharebe merkezine operasyon düzenledi.

Yer güvenliğini sağladıktan sonra düşman merkezine sızan komandolar, patlayıcı yerleştirdikleri düşman karargah binaları ile çevredeki iki köprüyü infilak ettirdi. Bu sırada, operasyona destek verilmesi için uçaktan paraşütle obüs, kumanya, yaşam malzemesi ve mühimmat atıldı.

Obüsle düşman bölgesini tahrip eden kuvvetler, operasyonu başarıyla tamamladıktan sonra helikopterle operasyon bölgesini terk etti. Sikorsky tipi helikopter, paraşütle atılan obüsü operasyon bölgesinden aldı.

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak ile 4. Kolordu Komutanı Korgeneral Metin Gürak'ın da izlediği tatbikattan sonra, komandolar güç ve cesaret parkurunda gösteri yaptı.
http://www.milliyet.com.tr/komandolar-boyle-indiler--gundem-2251424/

Ukrayna gəzən sursatların istehsalına hazırlaşır

25/05/2016 Azeridefence

Ukrayna Polşa ilə birlikdə gəzən sursatların (kamikadze PUA) istehsalına hazırlaşır.

Bu barədə “AzeriDefence” Ukraynanın “Defense Ekspress” jurnalına istinadən məlumat verib.

Məlumata görə, aprelin 27-də Ukrayna prezidenti Petr Poroşenko Silahlı Qüvvələrin arsenalı ilə tanış olarkən ona Çerniqov Radio Cihaz Zavodunun (ÇeZaRa) ekspozisiyasında Polşanın “WB Electronics” şirkəti tərəfindən yaradılmış “Warmate” gəzən sursatı nümayiş etdirilib.

Jurnalın məlumatına görə, mart ayında şirkətlər arasında imzalanmış müqaviləyə əsasən ÇeZaRa iyulun 1-dən adıçəkilən zərbə PUA-nın istehsalını planlaşdırır.

Elektrik mühərrikə və 4 kq çəkiyə malik “Warmate” gəzən sursatı 0.7 kq ağırlığında partlayıcı başlıq daşıyır. “Warmate”nin uçuş müddəti 30 dəqiqə, maksimal sürət 150 km/saat, uçuş məsafəsi 10 km-dir.
http://az.azeridefence.com/ukrayna-gezen-sursatlarin-istehsalina-hazirlasir/

TAI Pakistan F-16 modernizasyon teklifi

25.05.2016

Türk Havacılık ve Uzay Sanayi (TAI/TUSAŞ) şirketi, kardeş ülke Pakistan'ın envanterinde yer alan F-16 Falcon savaş uçaklarını modernize etmek için Pakistan'a teklif gerçekleştirdi.

Söz konusu teklif çerçevesinde Pakistanlı ve Türk yetkililer arasında görüşmeler sürüyorken her iki taraf açısından anlaşılması durumunda ve ABD'nin, Pakistan uçaklarına modernizasyon izni vermesi durumunda Türk Havacılık ve Uzay Sanayi (TAI/TUSAŞ) şirketi kardeş ülke Pakistan'ın envanterinde yer alan yaklaşık 74 adet F-16 Falcon savaş uçağını Block 52+ seviyesine yükseltecek söz konusu sözleşmenin tahminen 100 Milyon$'lık bir anlaşmaya tekabül etmesi bekleniyor ve Pakistan Hava Kuvvetleri (PAF) çok daha modern ve güçlü savaş uçakları ile filosunu güçlendirecek. TAI şirketi ayrıca Ürdün'e de teklif yaparak Ürdün Hava Kuvvetlerinin F-16 Falcon savaş uçaklarını modernize etmek istediklerini söyledi.
https://www.facebook.com/T.C.savunmasanayihaberleri/?fref=nf

KEMENT Projesi

25.05.2016 MSI Dergisi

Meteksan Savunma şirketinin yetkililerinden (Edit :Genel Müdür) Tunç Batum, MSI dergisine verdiği röportajda milli uzun menzilli hava savunma füzesi sistemine de değindi.

Tunç Batum, MSI dergisine verdiği röportaj çerçevesinde...

Meteksan şirketinin Aselsan şirketi ile birlikte projede kendi üzerlerine düşen kısımda, ''Veri bağı ve radar konusunda bize güvenin; ihtiyaç duyulan bütün sistemleri layıkıyla geliştirebiliriz'' diye söyledi.

Ayrıca ''Kement'' projesi hakkında da bilgi veren Tunç Batum;

''Biz Omtas/Umtas(Mızrak-O ve Mızrak-U), Atmaca, SOM ve Hisar ile devam eden çalışmalarda, veri bağı konusunda önemli bir tecrübe kazandık.Teknolojik seviyenin her projede arttığını gördük.Bu çalışmalarda Aselsan HBT Sektör Başkanlığının alt yüklenicisi konumundayız ve iş birliğimiz çok güzel ilerliyor.

Burada önemli bir mihenk taşı, ''KEMENT'' projesi.Kement ile ağ destekli veri bağı teknolojilerini geliştirdik.Tabi projenin başlangıcı ile gelinen nokta arasında farkındalığımız çok arttı, çok iyi bir yere geldik.Ağ destekli veri bağı konusunda yurt dışı bağımlılığı tamamen ortadan kaldıracak bir takım türev ürünler geliştirebileceğimizi de gördük ve bunları müzakere ediyoruz.'' diye söyledi.

Kement Projesi:

KEMENT Projesi, milli akıllı mühimmatlarda ve seyir füzelerinde kullanılmak üzere veri link terminali geliştirilmesine yönelik önemli bir teknoloji kazanım projesi olarak nitelendiriliyor. KEMENT Projesi ile keşif yapacak, gözetleyecek ve tehdit takip etmek için hava-hava ve hava-yer sistemleri arasında noktadan çok noktaya veriyi/görüntüyü aktarabilecek yetkinlikte bir veri link terminali üretimini kapsamaktadır. En net tabirle SOM Seyir ve Anti-Gemi füzesi hem keşif yapacak hemde gördüğünü vurabilecek örneğin SOM Seyir ve Anti-gemi füzesi belirlenen bir hedefi vurmak için yola devam ederken keşfettiği başka bir hedefi veri bağı ile diğer milli mühimmatlara aktarmaktadır yerini ve milli mühimmatlar ile bağlantılı şekilde mükemmel bir harekât icra edebilecek.Veri alış-verişinin bozulmaması için aynı zamanda milli mühimmatlar elektronik harp(EH) saldırılarına karşıda güçlendirilmiştir. Bu teknolojiye Dünya'da sadece bir kaç devlet sahiptir.
https://www.facebook.com/T.C.savunmasanayihaberleri/?fref=nf

Mildar milimetrik Dalga Radarı

25.05.2016 MSI Dergisi

Türkiye'nin en önemli şirketleri arasında yer alan ve Türk Savunma Sanayisinde önemli işler gerçekleştiren Meteksan Savunma şirketi ''Mildar milimetrik Dalga Radarı'' hakkında önemli bilgiler verdi...

MSI dergisine röportaj yapan Meteksan Savunma'dan Tunç Batum:

Mildar Milimetrik dalga radarı projesinde ilk Mildar-1 radarını geliştirdiklerini söyledi. Mildar-1 radarının bir gösterim projesi olduğunu ve onun üzerinden Mildar-2 radarını geliştirdiklerini söyleyen Tunç Batum, Mildar-2'den elde edilen tecrübe ile Mildar-3 projesine başlayacaklarını söyledi.

Mildar milimetrik dalga radarının T-129 Atak taktik keşif ve saldırı savaş helikopterlerine entegrasyonunda kendilerine gösterilen bölümün helikopterin kanat altı olduğunu söylerken savunma sanayi yetkilileri ile helikopterin rotorunun üzerindemi olsun yoksa kanat altındamı kalsın görüşmelerini devam ettirdiklerini belirtti.

İnsansız Hava Aracı(İHA) platformları içinde Mildar projesi kapsamında SAR/ISAR radarı geliştirdiklerini belirten Tunç, yine Mildar ile ilişkili Otomatik Kalkış ve İniş Sistemini (OKİS) projesine başladıklarını söyledi. OKİS projesinin özellikle gelişen insansız hava aracı(İHA) dünyasında bizim önem atfettiğimiz bir proje olarak niteledi. OKİS sistemini TAI ANKA insansız hava aracından(İHA) başlayarak bütün insansız hava araçlarının (İHA) sistemi hâline getirmeyi hedeflediklerini söyledi.

Mildar Milimetrik Dalga Radarı, ABD üretimi Boeing AH-64 Apache Longbow savaş helikopterlerinin roturunun üzerinde yer alan AN/APG-78 Longbow radarının rakibi olacağı ondan daha güçlü ve uzun menzile sahip olması hedeflenmektedir AN/APG-78 Longbow radarı 8 ile 12 Km'den hedef tespiti gerçekleştirebilir.

Yapılan test denemelerinde 28 Km menzile kadar hedef tespiti gerçekleştirebildiği belirtilen ''MİLDAR'' milimetrik dalga radarı:

1- Etkin menzil içerisinde hava ve kara araçlarının tespiti ve takibi maksadıyla kullanılan Darbe-Doppler (Search & Track),

2- Duran hedeflerin ayrıntılı analizlerini gerçekleştirmek maksadıyla kullanılacak SAR (Synthetic Aparture Radar – Yapay Açıklıklı Radar),

3- Hareketli hedeflerin yüksek çözünürlüklü görüntülerinin elde edilmesinde faydalanılacak ISAR (Inverse Synthetic Aparture Radar – Ters Yapay Açıklıklı Radar),

4- Hava aracının uçuş istikameti boyunca, arazi engeline çarpmasına mani olmak maksadıyla yararlanılabilecek Arazi Profili Oluşturma Modu olmak üzere dört modu destekleyecek şekilde geliştirilmiştir.

Sistem Arazi Profili Oluşturma Modu ile Darbe – Doppler modunun birlikte çalışmasını da desteklemekte. Milimetre dalga bandında çalışan radar sisteminin, tüm kritik unsurlarının tasarım ve geliştirme faaliyetleri METEKSAN Savunma Sanayii A.Ş. ve Bilkent Üniversitesi tarafından gerçekleştirildi. Proje ile hava ve kara araç uygulamaları, yakın bölge koruması gibi muhtemel kullanım alanlarında çalışacak milimetre dalga radar sistemleri için önemli bir altyapı ve bilgi birikimi sağlandı.
https://www.facebook.com/T.C.savunmasanayihaberleri/?fref=nf

23 Mayıs 2016 Pazartesi

ASELSAN Sözleşme İmzası

23.05.2016

ASELSAN ile Milli Savunma Bakanlığı arasında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyacı olan Dost/Düşman Tanıma/Tanıtma Sisteminin (IFF Mod-5) tedariki maksadıyla, 27.975.000,- ABD Doları bedelli bir sözleşme imzalanmıştır. Bu açıklama Milli Savunma Bakanlığından alınan 20.05.2016 tarihli izne istinaden yapılmıştır.
https://www.kap.gov.tr/bildirim-sorgulari/bildirim-detayi.aspx?id=534633

21 Mayıs 2016 Cumartesi

HİK uçakları ‘tam harekât yeteneğine’ kavuştu

21/05/16 www.kokpit.aero

Türk Hava Kuvvetleri’nin Konya merkezli kullandığı Havadan İhbar Kontrol (HİK) uçakları, 19 Mayıs’tan itibaren ‘tam harekât’ yeteneğine kavuştu.

Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın en uzun süren projelerinden biri de Boeing/Northrop Grumman tarafından Türk Hava Kuvvetleri’ne teslim edilen Havadan İhbar Kontrol (HİK) uçak projesi olmuştu. Uzun süren test aşamasından sonra uçaklar 7 yıl gecikme ile teslim edilmişti.

Gözden geçirme anlaşması sonrasında Boeing’e geç teslimat cezası kesilirken uçaklar yüzde 98 kapasite ile Hava Kuvvetleri tarafından teslim alınmıştı. Türk hava sahasına giren bir metrelik İnsansız Hava Araçlarını bile tespit edebilen ‘uçan radar’ sistemi, 19 Mayıs’ta tamamlanan denetlemenin ardından ‘tam harekât’ yeteneğine kavuştu.

Konuyla ilgili bilgi paylaşımında “Türk Hava Kuvvetleri envanterinde bir kuvvet çarpanı olarak yerini almış olan Havadan Erken İhbar ve Kontrol Sistemi, uzun ve titiz çalışmalar ile dünya standartlarında yapılan tüm inceleme ve denetlemeler sonucunda çağıyla yarışır bir şekilde, kendisine tevdi edilen görevleri mevcut uçak, teçhizat ve personel ile yerine getirebileceği tescillenmiş olup 131’inci Havadan Erken İhbar ve Kontrol Grup Komutanlığı (Konya) 19 Mayıs 2016 tarihinden geçerli olmak üzere Tam Harekât Yeteneği kazanmıştır” denildi.

Konya merkezli 131. Filo’da uçan toplam dört Boeing 737 uçak üzerindeki radar sistemleri, Türkiye’nin kuzey, güney, doğu ve batısını kapsayacak şekilde 24 saat görev yapabiliyor.
http://www.kokpit.aero/hik-ucaklari-operasyonel

Deniz Kuvvetleri uzun menzilli Deniz Karakol Uçakları için çalışma başlatıyor

21/05/16 MSI Dergisi

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, ana üsten 2 bin kilometre uzaklıkta uçabilen, uzun menzilli deniz karakol uçakları için hazırlıklara başladı.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın envanterinde Deniz Karakol görevlerinde halen CN235 uçakları kullanılıyor. Bu uçaklara ek olarak modifikasyonları tamamlandıkça ATR72’ler katılacak. Ancak Deniz Kuvvetleri, uzun menzilli uçak için çalışmalara başladı.

Proje kapsamında ana üsten en az 1850 – 2220 kilometre (1000-1200 deniz mili) uzaklıkta 4 saat görev yapabilecek, ana üsten havalandığında ise havada 12-15 saat kalabilecek platformların alımı konusunda çalışmalar yapılıyor.

MSI Dergisi’nin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu’yla yaptığı röportajda verilen bilgiye göre, bu uçakların ayrıca taşıyacağı yüksek nitelikli fayda yükler sayesinde suüstü harbi, denizaltı savunma harbi ve kendi konuma kapsamında hava savunma harbi gerekliliklerini yerine getirecek özelliklere de sahip olacak. Uçakların her türlü hava şartında harekât yapabilecek niteliklerde de olması planlanıyor.

HANGİ UÇAK GÜNDEMDE?

Uzun menzilli uçaklar denildiğinde akla Boeing 737’den geliştirilen P-8 geliyor. Farklı bir modeli Türk Hava Kuvvetleri’nde Havadan İhbar Kontrol (HİK) amaçlı kullanılan bu uçaklar, havayolları tarafından kullanılan 737-800’ün gövdesine sahip.

Halen P-8’ler, Amerikan, Avustralya ve Hindistan Donanması tarafından kullanılıyor. İngiliz Kraliyet Donanması da P-8’leri 2020’den itibaren teslim almaya başlayacak.

Görev ekibi 2 pilotla birlikte 9’a kadar çıkabilen uçağın görev harekât çapı 2220 kilometre. Dört saat görev bölgesinde kalabilen P-8’in menzili havadan yakıt ikmal ile artırılabiliyor.

Raytheon imalatı APY-10 tipi çok görevli yüzey arama radarına sahip P-8’ler, gövde içi noktalardan AGM-84H/K SLAM-ER, AGM-84 HARPOON, Mark 54 torpido ile çeşitli füze, mayın veya farktı tip torpidoları atabiliyor.

Deniz Kuvvetleri muhtemel P-8 alımıyla eğitim-bakım konusunda Türk Hava Kuvvetleri ile Türk Hava Yolları ile birlikte çalışmayı hedefliyor.
http://www.kokpit.aero/deniz-kuvvetleri-boeing-p8

20 Mayıs 2016 Cuma

Türk ordusuna 3 yeni nesil milli silah daha geliyor

20.5.2016

Türk mühendis ve işçisi tarafından geliştirilen ve dünyadaki emsallerinden çok daha üstün özelliklere sahip 3 farklı tip tüfeğin seri üretimi için çalışmalarda sona gelindi.

İKİSİ BU YIL SERİ ÜRETİME GEÇİYOR: Milli imkanlarla geliştirilen MPT-55 piyade tüfeği ve KNT-76 keskin nişancı tüfeğinin seri üretimine bu yıl, modern makineli tüfeğin seri üretimine ise gelecek yıl sonunda geçilmesi planlanıyor. Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) Silah Fabrikası Ar-Ge Müdürü Selim İyiiş, yaptığı açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarının yerli kaynaklarla karşılanması hedefi doğrultusunda 3 yeni tüfek projesi üzerinde çalıştıklarını anlattı.

KOMANDO BİRLİKLERİNDE KULLANILACAK: Yeni geliştirdikleri silahlardan MPT-55 piyade tüfeğinin 5,56x45 milimetre kalibreye sahip olduğunu belirten İyiiş, şöyle konuştu: "MPT-55 piyade tüfeğinin iki modeli var. Birinci modelimiz 'Karabin' tipi kısa modelimiz. Bu modelimizin ağırlığı 2 kilo 900 gram ve dakikada 750 atım sayısına ulaşabilmekte. Plastik şarjörü, teleskopik ayarlanabilir dipçiği mevcut. 400 metre etkili menzile sahip. Atış kabiliyeti yüksek, hafif, etkili bir piyade tüfeğidir. Özellikle meskun mahal çatışmalarında, komando birliklerinde kullanılabilecek etkili modern bir piyade tüfeğidir."

3 KİLO 200 GRAM AĞIRLIĞINDA: İyiiş, bu modelin uzun tipinin ise 3 kilo 200 gram ağırlığında olduğuna dikkati çekerek, "Plastik kompozit şarjörlü ve üzerine her türlü optik sistemin takılabileceği üniversal pikatini ray sistemine sahiptir. Etkili, hafif ve tutukluk yapmayan bir silahtır. Şu an tasarım ve uygulamalarını gerçekleştirdik, ürün kalifikasyonunu gerçekleştireceğiz. Bu yıl sonunda seri imalata geçmeyi hedefliyoruz" diye konuştu.

EN BÜYÜK ÖZELLİĞİ: İyiiş, diğer projelerinin ise tim, manga tipi keskin nişancı tüfeği olarak tabir ettikleri KNT-76 olduğunu anlattı. Tüfeğin 7,62x51 milimetre kalibreye sahip olduğunu dile getiren İyiiş, şunları kaydetti: "Bu tüfeğin en büyük özelliği tek atışlı ve dağılım değeri 1,3 moa olmasıdır. En iyi değerlerimizden biri de 0,5 moadır. 0,5 moa, 100 metreden 1,5 santimetreye tekabül etmektedir. Yani 5 mermiden 4'ünü 100 metreden 1,5 santimetrenin içerisine atma kabiliyetine sahiptir. 4,6 kilogram ağırlığa sahiptir.

570 SİPARİŞ: Eşdeğerlerine göre çok daha hafif, etkili, vuruş kabiliyeti çok yüksek keskin nişancı tüfeğimizdir. Dünyadaki eşdeğerlerine göre çok daha üstün özellikleri sahiptir. Namlusu diğer sistemlere göre uzundur. 20 inç namlu boyuna sahiptir." KNT-76'nın, üzerine her türlü optik sistemlerin takılabileceğini dile getiren İyiiş, "Kompozit şarjörü mevcuttur. Dipçiği teleskopik ve ayarlanabilir özelliklere sahip bir silahımızdır. Ürün tasarım doğrulama, kalifikasyon işlemleri tamamlandı. Milli Savunma Bakanlığı tarafından kalifiye edildi. 2016 yılında 570 adet sipariş geldi. Bunun teslimatı yapılacak" ifadelerini kullandı.

TAM MAYONLU SİSTEM: Selim İyiiş, Savunma Sanayi Müsteşarlığının Modern Makineli Tüfek projesinin de fabrikaları tarafından yürütüldüğünü söyledi. Geliştirilen makineli tüfeğin ağırlığının 8 kilogram olduğuna dikkati çeken İyiiş, silahın iki hareketli olarak tabir edilen tam mayonlu sisteme sahip olduğunu aktardı.

MODERN MAKİNELİ TÜFEK: Bu sistemin dünyanın en az tutukluk yapan sistemi olduğunu vurgulayan İyiiş, "Modern makineli tüfek, 7,62x51 milimetre kalibreye sahiptir. Atış kabiliyeti yüksek, dakikada 750 atım gerçekleştirmektedir. Namlusu söküp takılabilir, değiştirilebilir özelliğe sahiptir. Etkili bir makineli tüfektir. Dünyanın en iyi alev gizleyenine sahiptir. Alev gizleyenin, dünyadaki eşdeğerleriyle hızlı kamera görüntülerini karşılaştırdığımızda hepsinden daha iyi hassasiyete sahip olduğunu gördük. Şu an kritik tasarım onay aşamasındadır. Mühendislik prototipini ürettik. 2017 yılında ürünü kalifiye edip, daha sonra üretime geçmeyi planlıyoruz" ifadelerini kullandı. Türk mühendis ve işçileri tarafından tasarlanıp üretilen ve "G-3 gibi etkili, kalaşnikof gibi güvenilir, M-16 gibi pratik" olarak tanımlanan Milli Piyade Tüfeği MPT-76'nın seri üretimine başlandı.
...
http://www.milliyet.com.tr/turk-ordusuna-3-yeni-nesil-milli-ekonomi-galeri-2248759/?PAGE=1

Türk Deniz Kuvvetleri Stratejisi

28.03.2016 Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı

Türkiye, muhtelif jeopolitik kuramların odak noktası olmuş Afro-Avrasya coğrafyasının kalbinde kritik bir coğrafi konuma sahiptir. Tarih boyunca, bu zorlu coğrafyada kalıcı olabilmek, istikrarlı ve müreffeh bir devleti idame ettirebilmek, diğer faktörlerin yanı sıra askerî açıdan da güçlü olmayı gerektirmiştir.

Günümüzde de bölgemizde tarihî bir dönüşüm süreci yaşanmakta, ülkemiz, her zaman teyakkuzda olduğumuz daimî sorunların yanı sıra, son yıllarda ortaya çıkan yeni risk ve tehditlerle karşı karşıya bulunmaktadır.

Bu çerçevede, Ege’de Lozan dengesinin bozulmasına ve uluslararası hukuka dayanan haklarımızın kısıtlanmasına yönelik uygulamalardan kaynaklanan sorunlar bütün yapıcı yaklaşımlarımıza rağmen devam etmektedir.

Yarım asırlık Kıbrıs uyuşmazlığını barındıran Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasıyla ilgili ihtilâflar derinleşmekte; Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da yaşanan tarihî dönüşüm, bu bölgede yaşanan riskleri çeşitlendirmektedir.

Soğuk Savaş sonrasında geliştirilen bölgesel girişimlerle tarihî bir barış ve istikrar ortamının tesis edildiği Karadeniz, Ukrayna Krizi ile birlikte, Batı Bloku ile Rusya Federasyonu (RF) arasındaki küresel ölçekli jeopolitik rekabetin istikrarı bozucu olumsuz etkilerine açık hâle gelmiştir.

İçinde bulunduğumuz ve bağlantılı olduğumuz geniş bir coğrafyada istikrar ve güvenlik ortamını etkileyen bu gelişmeler Soğuk Savaş sonrasının nispeten istikrarlı ortamını kaotik bir yapıya dönüştürmekte; deniz ortamı da bu dönüşümün yansımalarına maruz kalmaktadır.

Deniz ortamı, savunma ve güvenlik eksenli bu gelişmelerin yanı sıra, deniz ulaştırması açısından da daha fazla önem kazanmakta, küreselleşmenin etkisiyle her geçen gün yoğunlaşan deniz trafiğinin kesintisiz devam etmesi ülke ekonomileri için vazgeçilmez hâle gelmektedir.

Deniz ulaştırma yollarının ve kritik geçitlerin güvenliğiyle ilgili hassasiyetin artması, Kızıldeniz, Aden Körfezi ve Somali açıklarında yaşanan deniz haydutluğu ve silahlı soygun örneklerinde görüldüğü gibi, çok sayıda ülkenin deniz kuvvetlerini güvenlik açısından riskli bölgelere çekebilmektedir.

Diğer taraftan denizler, enerji başta olmak üzere, barındırdığı canlı/cansız kaynaklar açısından giderek daha cazip hâle gelmekte; ülkelerin denizlerdeki zenginlikten istifade gayretleri, deniz yetki alanları ihtilâflarını da derinleştirmektedir.

Önemli siyasi, askerî, ekonomik gelişmelerin yaşandığı ve askerî güç destekli diplomasinin ön plana çıktığı bu süreçte deniz kuvvetleri, geleneksel tehditlere karşı ülke savunmasında, devletler arasındaki rekabet ve güç gösterisinde, asimetrik risklere karşı deniz güvenliğinin sağlanmasında, sınırlandırma ihtilâflarının bulunduğu deniz alanlarındaki ekonomik çıkarların korunmasında aktif roller üstlenmektedir.

Türk Deniz Kuvvetleri, bahse konu bölgesel ve küresel dinamiklerin şekillendirdiği deniz güvenlik ortamında, “ana vatan savunmasına katkı sağlamak, Türkiye Cumhuriyeti’nin denizlerdeki hükümranlık haklarını, deniz alaka ve menfaatlerini korumak” misyonu doğrultusunda, barış dönemi caydırıcı faaliyetlerini sürdürürken, muhtemel bir harbin kazanılmasına yönelik her türlü hazırlığını da yapmaktadır.

Bunun yanı sıra, deniz yetki alanlarımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasına, çevre denizlerimizde ve bağlantılı deniz alanlarında deniz güvenliğinin sağlanmasına, bu suretle etki ve ilgi alanımıza giren tüm denizlerdeki ekonomik çıkarlarımızın korunmasına katkı sağlamaktadır.

Öte yandan Deniz Kuvvetleri, büyük önder Atatürk’ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesi çerçevesinde; bayrağımızı, barış, dostluk ve iş birliği mesajlarımızı, insani yardımlarımızı dünyanın değişik coğrafyalarına taşımak suretiyle dış politika hedeflerimizi desteklemekte, savunma sanayimizin eriştiği gücün tanıtımına aracılık etmekte, BM, NATO ve diğer çok uluslu oluşumlar bünyesinde bölgesel/küresel barış ve istikrarın sağlanmasında önemli roller üstlenmektedir.

Türk Deniz Kuvvetlerinin kuvvet yapısının ve faaliyetlerinin millî çıkarlarımız ve hedeflerimizle doğrudan etkileşim içinde olması nedeniyle, bu kuvvetin nasıl kullanılacağı ve geliştirileceği soruları, Deniz Kuvvetleri mensuplarını olduğu kadar, savunma, güvenlik, dış politika ve ekonomi alanlarında karar verici ve uygulayıcı konumda bulunan birey ve kurumları da yakından ilgilendirmektedir.

“Türk Deniz Kuvvetleri Stratejisi”, bu sorulara cevap verecek şekilde, hem Deniz Kuvvetleri personelinin doktrin birliğini sağlamak, hemde Türkiye’nin uluslararası arenadaki yönünü tayin eden ve savunma planlama faaliyetlerini yürüten karar vericilerden ilgili akademik çevrelere kadar muhtelif kesimleri Kuvvetimizin gelecek perspektifi hakkında bilgilendirmek üzere hazırlanmıştır.

Oramiral Bülent BOSTANOĞLU Deniz Kuvvetleri Komutanı

https://www.dzkk.tsk.tr/icerik.php?icerik_id=392&dil=1

https://www.dzkk.tsk.tr/data/icerik/392/FLASH/TR/index.html

Azerbaycan Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın Türkiye Ziyareti

10 Mayıs 2016 Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent BOSTANOĞLU’nun resmi davetlisi olarak Türkiye’ye gelen Azerbaycan Deniz Kuvvetleri Komutanı Albay Hicran RÜSTEMZADE ve beraberindeki heyet, 02 Mayıs 2016 tarihinde Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent BOSTANOĞLU’nu makamında ziyaret etmiştir.

Konuk Komutan ve beraberindeki heyet, 03 Mayıs 2016 tarihinde Gölcük bölgesinde Donanma Komutanlığı, İstanbul bölgesinde Kuzey Deniz Saha Komutanlığı, 04 Mayıs 2016 tarihinde İstanbul Tersanesi Komutanlığı ve Deniz Harp Okulu Komutanlığında inceleme ve ziyaretlerini tamamlamayı müteakip 05 Mayıs 2016 tarihinde Türkiye’den ayrılmıştır.
https://www.dzkk.tsk.tr/guncelduyuru.php?id=871&dil=1

BEYAZ FIRTINA-2016 Tatbikatı

17 Mayıs 2016 Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı

Tarih: 17 Mayıs 2016

1. BEYAZ FIRTINA-2016 Tatbikatı; 16-27 Mayıs 2016 tarihleri arasında Marmara, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de icra edilecektir.

2. Deniz Kuvvetleri Komutanlığının planlı tatbikatlarından olan BEYAZ FIRTINA-16 Tatbikatı’nın amacı, katılan birlik/komutanlıkların görev fonksiyonlarına yönelik harekat imkan ve kabiliyetlerini pekiştirmek ve geliştirmek, katılan unsurların harbe hazırlık seviyelerini yükseltmek ve Ege Denizi/Doğu Akdeniz’de deniz güvenliğinin idamesine destek sağlamaktır.

3. BEYAZ FIRTINA-2016 Tatbikatına Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından unsurlar katılacaktır.

4. Tatbikat kapsamında, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurları tarafından gerçek harp şartlarında gemilerin karşılaşabileceği tehditleri temsil eden yüksek süratli ve ileri teknoloji ürünü insansız hava hedefleri ile münfesih suüstü gemilerine karşı gerçek güdümlü mermi, top ve torpido atışları yapılacaktır.

4. Tatbikat’a iştirak edecek gemilerimiz tarafından Gökçeada, Foça, İzmir, Çeşme, Kuşadası, Bodrum, Datça, Marmaris, Aksaz ve Bozcaada’da liman ziyaretleri icra edilecek, bu kapsamda limanlarda Atatürk anıtlarına çelenk sunulacak, gemilerimiz halkımızın ziyaretine açılacak, aziz şehitlerimizin kıymetli emaneti aileleri ile şanlı gazilerimiz gemilerimizde ağırlanacaktır.
https://www.dzkk.tsk.tr/guncelduyuru.php?id=876&dil=1

Beyaz Fırtına-2016 tatbikatının ilk safhası tamamlandı

18.05.2016 Deniz Haber Ajansı

Deniz Kuvvetleri Komutanlığının düzenli olarak icra ettiği "Beyaz Fırtına-2016" tatbikatının ilk safhasını tamamlayan Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı gemiler, İzmir Limanı'nı ziyaret etti. 

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın 16 - 27 Mayıs tarihleri arasında Marmara, Ege ve Doğu Akdeniz'de icra edeceği 'Beyaz Fırtına Tatbikatı' başladı. Tatbikat sırasında askeri gemilerin İzmir Limanı'nı ziyaret etti.
...
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'ndan yapılan açıklamada ise birlik ile komutanların görev fonksiyonlarına yönelik kabiliyetlerini pekiştirmek, harbe hazırlık seviyelerini yüksetmek, deniz güvenliğinin devamlılığına katkı sağlamak için yapılan tatbikatta, çeşitli sınıflarda, komutanlıklara bağlı 58 savaş gemisi, 20 helikopter ve deniz karakol uçakları, bombardıman uçakları, havadan ihbar kontrol uçağı görev alacak. Savaş zamanlarında gemilerin karşılaşacakları durumlara karşı yapacakları faaliyetlerin denendiği, gerçek top, güdümlü mermi ve torpidoların kullanılacağı tatbikat, 27 Mayıs 2016 tarihinde, sona erecek.

http://www.denizhaber.com.tr/beyaz-firtina-2016-tatbikatinin-ilk-safhasi-tamamlandi-haber-68144.htm

19 Mayıs 2016 Perşembe

ALTAY için 100'e yakın Ar-Ge mühendisimiz çalışıyor

18.05.2016 AA

TÜMOSAN tarafından, ALTAY tanklarının motor ve transmisyonunun üretilmesine yönelik Güç Grubu Geliştirilmesi Projesi kapsamında yürütülen çalışmalar devam ediyor.

Türk Motor Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (TÜMOSAN) Yönetim Kurulu Başkanı Nuri Albayrak, ALTAY tanklarının motor ve transmisyonunun üretilmesine yönelik Güç Grubu Geliştirilmesi Projesi ile ilgili değerlendirmede bulundu.

Albayrak, projenin uluslararası bir proje olduğunu belirterek, "Türkiye yerli tankı yaptı. Türkiye'nin yerli tankı tek başına yapması işi çözmüyor. ALTAY tanklarının, motor ve güç grubunun da yerli yapılması için 3 sene önce yapılan ihaleyi firmamız kazanmıştı. Bu çerçevede bir buçuk yıl önce yaptığımız sözleşme gereği, şu anda çalışmalarımıza devam ediyoruz." diye konuştu.

Türkiye'nin dünyadaki konjonktürünün son 2-3 yılda değiştiğini ifade eden Albayrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Suriye'de, Irak'ta ve komşu ülkelerde ayaklanmalar var. Stratejik olarak Avrupa ve Batı'nın da bu işe bakışı çok değişti. Bize de bakış değişti. Biz de Türkiye olarak, bu projenin bir an önce gerçekleşmesi için gerek Savunma Sanayii Müsteşarlığı gerekse TÜMOSAN olarak Türkiye'de motor üreten fabrikamız olsun diye konu ile ilgili gece gündüz çalışıyoruz. Proje kapsamında 100'e yakın Ar-Ge mühendisimiz çalışıyor. İnşallah en kısa zamanda işi rayına oturtup, yolumuza devam edeceğiz."

Projenin 5 yıllık bir süreyi kapsadığını hatırlatan Albayrak, "Projenin önce prototipi yapılacak, ardından da seri üretime geçilecek ama inşallah 5 yıl sonra yerli iki adet motor üretmiş olacağız." diye konuştu.
http://aa.com.tr/tr/ekonomi/altay-icin-100e-yakin-ar-ge-muhendisimiz-calisiyor/574165

18 Mayıs 2016 Çarşamba

MKEK'de Ağır Silah ve Çelik Fabrikası inşası sürüyor

17.05.2016 AA

Kırıkkale'ye kurulan çelikhaneyle ithalatın 3'te 1 oranında düşmesi beklenirken, yerli silahlarda da bu çeliklerin kullanılması planlanıyor. Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) bünyesinde kurulan çelikhaneyle, yıllık 120 bin ton çelik üretilerek, Türkiye'nin dışa bağımlılığının azaltılması hedefleniyor.

Türkiye'nin savunma sanayisine önemli katkılar sağlayan MKEK'de Ağır Silah ve Çelik Fabrikası bünyesinde yaptırılan çelikhane tesisinin inşası sürüyor. 62 milyon avro yatırımla geçen yıl Temmuz ayında yapımına başlanan çelikhanenin, gelecek yıl nisan ayında hizmete girmesi planlanıyor.

MKEK Ağır Silah ve Çelik Fabrikası Müdürü Gündüz Güler, ağır silah ve çelik üretiminin yapıldığı fabrikada 380 personelin çalıştığını söyledi.

'TÜRKİYE'DE İLK'

MKEK Ağır Silah ve Çelik Fabrikası'nın Türkiye'nin ilk kaliteli çelik üretim fabrikası olduğunu anlatan Güler, "1930 yılında çelik üretimine başlanmış. Yıllar içerisinde çelik üretim metodu güncel teknolojiyi yakalayamadığından zamanla üretimi azalmış. Geçen yıl üretim miktarı da 25 bin tona kadar düşmüştür." dedi.

Yapımı süren çelikhanenin, bu durumu tersine döndüreceğini belirten Güler, yıllık 120 bin ton sıvı çelik üretim kapasiteli tesisin, Türkiye'nin çelik ithalatının azaltılması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

ALTAY, MİLGEM VE OBÜSLERE YERLİ ÇELİK

Bunun dışında kalan kapasiteyle Türk sanayisinin dövme çelikle ilgili ihtiyaçlarını karşılamayı amaçladıklarını aktaran Güler, "Son yıllarda Türk savunma sanayinde önemli atılımlar gerçekleşiyor. Bunlar Altay tankı, MİLGEM Projesi, Fırtına ve Panter obüsleri. Bu silahlarda buradan üreteceğimiz kaliteli çeliği kullanmayı amaçlıyoruz." diye konuştu.

YHT TEKERLERİNE MKEK DOKUNUŞU

MKEK’in, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile yaptığı protokol çerçevesinde, yeni çelikhanede Yüksek Hızlı Tren (YHT) ve normal trenlerin ihtiyacı olan monoblok tekerlerini de üreteceklerini aktaran Güler, yeni çelikhane yatırımının bu projenin ilk aşaması olduğunu kaydetti.

Gündüz Güler, tesiste üretilecek çelikle monoblok tren tekerlerinin de ithalatını durdurmayı amaçladıklarını vurgulayarak, "Dövülmüş çeliğin Türk sanayisindeki değişik sektörler içerisinde kullanılması için fabrikamızda 4 bin 500 tonluk yeni bir hidrolik serbest dövme presi almayı öngörüyoruz. Bu konuyla ilgili Savunma Sanayi Müsteşarlığı ile MKEK arasındaki görüşmeler devam ediyor. Kaliteli çelik üretimi konusunda Türkiye'deki en büyük çelik üretimi fabrikası diyebiliriz." ifadelerini kullandı.
http://www.milliyet.com.tr/turkiye-den-stratejik-halmle-dev/ekonomi/detay/2247065/default.htm

17 Mayıs 2016 Salı

Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan ortak askeri tatbikat yapacak

16 Mayıs 2016 Emrah Kınay, Haberrus

Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan birlikte askeri tatbikat yapmayı planlıyor. Azerbaycan Savunma Bakanı Zakir Hasanov, mevkidaşları İsmet Yılmaz ve Tinatin Hidaşeli ile birlikte Azerbaycan’ın Gabala kentinde yaptığı görüşmeden sonra 3 ülkenin birlikte bir askeri tatbikat yapacağını duyurdu.

Azerbaycan Savunma Bakanlığı’nın basın servisinden yapılan açıklamada, 3 ülkenin askeri kuvvetlerinin mücadele etkinliğinin ve karşılıklı operasyonel uyumluluğun artırılması amacıyla yapılacak olan ortak askeri tatbikatın amaca uygun olduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca askeri eğitim alanında üçlü ortaklığın önemine, siber güvenlik alanında karşılıklı etkileşimin gelişimine ve petrol ve doğalgaz boru hatlarının güvenliğiyle ilgili ortak tatbikatların önemine vurgu yapıldı.

Üçlü zirveyi değerlendiren Hasanov, yakın bir gelecekte savunma alanında üç taraflı ortak bir muhtıra imzalanacağını söyledi. Hasanov’un sözlerine göre muhtıra, üçlü ortaklığın yasal temelini oluşturacak ve üçlü işbirliği faaliyetlerinin yeni bir etaba geçmesini sağlayacak.
http://haberrus.com/savunma/2016/05/16/turkiye-azerbaycan-ve-gurcistan-ortak-askeri-tatbikat-yapacak.html

Siber saldırılara karşı Türkiye’de bir ilk

17 Mayıs 2016 AA

Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ'nin (STM) iç ve dış tehditlere karşı siber saldırıları gerçekleşmeden haber verecek Siber Füzyon Merkezi açıldı.

STM'den yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin ilk Siber Füzyon Merkezi, Savunma Sanayi Müsteşarı İsmail Demir’in katıldığı törenle hizmete girdi. Demir, konuya ilişkin açıklamasında, "Dünyada sadece birkaç ülkede bulunan Siber Füzyon Merkezi ile Türkiye, siber güvenlik konusunda önemli bir güce kavuştu. Dünyada ülkelerin güvenliğini tehdit eden en büyük unsurlardan biri, siber saldırılar. Siber saldırıları gerçekleşmesinden önce analiz etmek, önüne geçebilmek kritik bir öneme sahip. Bugün bunun için büyük bir adım atıldı" değerlendirmesinde bulundu.

STM Genel Müdürü Davut Yılmaz da yeni nesil Siber Füzyon Merkezi ile siber güvenlikte klasik yöntemlerin çok ötesine geçtiklerini belirtti. Yılmaz, şunları kaydetti: ”Hem sayıları artan hem de tespit ve kullanılan yöntem anlamında boyut değiştiren siber tehditleri, klasik yöntemlerle tespit etmek imkansız hale geldi. Bu nedenle saldırı olmadan haberdar olmak ve buna göre otomatik olarak savunma kurgusunu oluşturmak, yani reaktif değil, proaktif bir yaklaşım göstermek gerekiyor. Bugün kullanıma açtığımız Siber Füzyon Merkezi, bu yeni nesil siber güvenlik anlayışının bir ürünü ve ülkemiz için her anlamda pek çok ilki bünyesinde barındırıyor. Çok farklı disiplinleri bir araya getiren ve tamamen bizim geliştirdiğimiz yapay zeka mekanizmalarıyla çalışan bu merkezin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.”

SALDIRILARA TEDBİR ALINABİLECEK

STM Siber Füzyon Merkezi sayesinde, sadece bilinen siber tehditler değil, henüz ortaya çıkartılmamış, gelişmiş karmaşık metotlar kullanan yeni tehditler de saldırıdan önce tespit edilebilecek ve önlem alınabilecek. Siber Füzyon Merkezi’nde zafiyet yönetimi, siber tehdit istihbaratı, tehdit savunma operasyonu, siber harekat merkezi ve olay müdahale yönetimi yetenekleri, özellikle üst seviye yöneticilerin siber olayların yönetiminde inisiyatif almasına imkan sağlayacak yenilikçi harp oyunları yöntemleriyle birleştirilerek modern bir siber güvenlik yaklaşımının uygulanmasına imkan sağlanacak. Her yönüyle ilk olacak merkez, siber saldırılara karşı Türkiye’nin önemli bir gücü olacak.

SİBER FÜZYON NEDİR?

Siber füzyon, farklı kaynaklardan gelen verilerin birleştirilip, yapay zeka algoritmalarıyla analiz edildiği ve devamında makine öğrenmesi denilen mekanizmanın kullanıldığı yeni nesil bir yaklaşım olarak kullanılıyor. Çok farklı disiplinlerin bir araya getirildiği bu yaklaşım, klasik siber güvenlik anlayışında olduğu gibi saldırıyı bloklamaya değil, ilgili tüm parametreler arasında bir ilişki kurarak saldırı modelini belirleyip, olayı çok önceden tespit etmeye, saldırı daha gerçekleşmeden hazır olmaya yönelik proaktif bir kavram olarak tanımlanıyor.
http://www.hurriyet.com.tr/turkiyede-bir-ilk-40105263

Türkiye'den Rumlara sert uyarı: Deniz sınırları tekrardan çizilecek

13.05.2016 Deniz Haber Ajansı

Türkiye, BM Güvenlik Konseyi’nden Yunanistan ile Türkiye arasında Ege Denizi’nde bulunan sınırlarını, Kıbrıs Cumhuriyetinin Muhasır Ekonomik Bölgesinin sınırlarının tekrardan gözden geçirilmesi talebinde bulundu.

Türkiye, BM Güvenlik Konseyi’ne bir mektup göndererek, Yunanistan ile Türkiye arasında Ege Denizi’nde bulunan sınırlarını, Kıbrıs Cumhuriyetinin Munhasır Ekonomik Bölgesinin sınırlarının tekrardan gözden geçirilmesi talebinde bulundu.

Türkiye mektubunda, Kıbrıs’ın ekonomik bölgesinin sınırlarının ‘geçerliliği olmadığı’ yönünde görüş de belirttiği ve Doğu Akdeniz’deki sınırların tekrar çizilmesinin gerektiğini sert bir dille ifade ettiği bildirildi.

Kıbrıs Haber Ajansı (CNA)’nın haberine göre, mektup, BM Kıbrıs Daimi Temsilcisi Nikos Emiliou’nun Nisan ayında Güvenlik Konseyine dağıtılmak üzere Genel Sekreter Ban Ki-mun'a gönderdiği ve Türkiye’nin söz konusu ekonomik bölge üzerinde hak iddia etmesini şikayet ettiği mektubuna cevaben gönderildiği kaydedildi.

Emiliou, mektubunda, Ban Ki-mun’a, Türkiye’nin uluslararası hukuka ve BM kriterlerine uymadığını şikayet etmiş ve sorunların Türkiye’nin bu tutumundan çıktığını belirtmişti. Haberde, Türkiye’nin temsilcisi Y. Halit Çevik’in ifadelerine de yer verildi.

Çevik “Doğu Akdeniz’de en uzun kıyı şeridine sahip ülke olarak Türkiye, BM’ye, 32°16`18″E” batı meridyenini ipso facto (kendiliğinden-durum gereği) olarak, kendi deniz sınırı (ve hakkı) olarak bildirmiştir” diye konuştu.

Çevik “Türkiye’nin kendi kıta sahanlığının dış sınırları konusundaki pozisyonu bilinen bir durumdur. Dolayısıyla söz konusu merdiyenden itibaren hak sahibi olduğu bölgeler aynı zamanda Mısır ile olan deniz sınırını oluşturmaktadır” ifadelerini kullandı.

“Bu bağlamda, Ege denizi ve Akdeniz’de yeni sınırların belirlenmesi konusunda son derece kararlıyız” diyen Çevik “bunu yaparken de bölge ülkelerini ve özel durumları göz ardı etmeyeceğiz” dedi.

Çevik, ülkesinin Mısır ile Kıbrıs arasında imzalanan ve ekonomik sınırları belirleyen anlaşmayı tanımadığını, kabul etmediğini yinelerken, Kıbrıs hükümetine de sert tepki gösterdi.

“Kıbrıs’ın Türkiye’nin kıta sahanlığı üzerinde sözde ekonomik bölge ilan ederek, hidro-carbon arama çalışması yapması, tamamen yalanlar üzerine kurulmuştur bir girişimdir” diyen Çevik “Kıbrıs temsilcisinin mektubunda Türkiye’ye yaptığı tüm suçlamaları reddediyoruz” ifadelerini kullandı.
http://www.denizhaber.com.tr/turkiyeden-rumlara-sert-uyari-deniz-sinirlari-tekrardan-cizilecek-haber-68056.htm

16 Mayıs 2016 Pazartesi

TEBER'in seri üretimine başlanıyor

16.05.2016 Fatih Yılmaz/Kokpit.aero

Bombaların vuruş kabiliyetini arttıran TEBER, 401'inci Filo Komutanlığı'na bağlı F-16 Blok 40 uçakları tarafından gerçekleştirilen uçuş testlerini başarıyla tamamladı.

Roketsan, savaş uçakları tarafından kullanılan genel maksat bombalarını akıllı hale getiren lazer güdüm kiti TEBER’in test ve sertifikasyonunu tamamladı. 401’nci Filo Komutanlığına bağlı F-16 Blok 40 uçakları tarafından gerçekleştirilen uçuş testlerinin başarıyla tamamlanmasının ardından TEBER güdüm kitinin bu yıl içerisinde seri üretime geçmesi planlanıyor.

TEBER, MK–81 ve MK–82 genel maksat bombalarının vuruş kabiliyetlerini arttırarak akıllı hale getiren bir lazer güdüm kiti. Kuyruk bölümü, hassas güdüm sağlayacak Ataletsel Ölçüm Birimi (AÖB) ve Küresel Konumlama Sisteminden (KKS) oluşan TEBER, sahada kullanıcı tarafından çok hızlı bir şekilde bombaya entegre edilebiliyor.

Bombaların burun kısmına istenildiği zaman takılabilen yarı aktif Lazer Arayıcı Başlık (LAB), silah sistemine yerdeki hareketli hedefler karşısında hassas vuruş kabiliyeti kazandırıyor. TEBER, belirlenen hedefi 28 km mesafeden 3 metre hassasiyetle vurabiliyor.
http://www.kokpit.aero/teberin-seri-uretimine-baslaniyor

Milli Muharip Uçak için 300 Ar-Ge projesi

15.05.2016 Kaynak: www.savunmaveteknoloji.com

Türk Hava Kuvvetleri’nin savaş uçağı ihtiyacının karşılamasına yönelik yürütülen Milli Muharip Uçak Projesi kapsamında uçağın bileşenlerinin üretimine yönelik 300 adet ARGE projesi üzerinde çalışılması öngörülüyor.

İlk uçuşunu 2023’te yapması ve 2030’lu yıllarda envantere alınması hedeflenen Milli Muharip Uçak son teknolojiye sahip yeni nesil savaş uçağı özellikleri taşıyacak.Uzun menzil, yüksek manevra, süpersonik ve süper seyir, milli mühimmat entegrasyonu, hassas angajman yeteneği, düşük görünürlük gibi kabiliyetlere sahip olması düşünülen uçak Türkiye’yi askeri ve siyasi anlamda üst seviyelere taşıyacak bir teknoloji kazanım projesi olarak gösteriliyor. Aynı zamanda bu projenin bir savaş uçağı yapmanın yanı sıra altyapı ve ortaya çıkacak yeni firmalar ile büyük bir teknolojik kalkınmaya kapı aralayacağı da ifade ediliyor.

Uçak projesinin finansman ihtiyacının karşılanmasında Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı’nın (KOSGEB) sunduğu desteklerin önemli katkılar sunabileceği belirtiliyor. Finansman sürecinde milli muharip uçak için proje yönetim ekibi tarafından tanımlanan taslağın 300 ARGE projesi üzerinden nihai proje tanımları yapılacak.
http://savunmaveteknoloji.com/milli-muharip-ucak-icin-300-ar-ge-projesi/

Azərbaycan, Gürcüstan və Türkiyə müdafiə nazirlərinin üçtərəfli görüşü keçiriləcək

15.05.2016 AzeriDefence

Bu gün Azərbaycan, Gürcüstan və Türkiyə müdafiə nazirlərinin Qəbələ şəhərində üçtərəfli görüşü keçiriləcək.

Bu barədə “AzeriDefence”yə Müdafiə Nazirliyinin mətbuat xidmətindən məlumat verilib.

Görüş Qəbələ şəhərində yerləşən Heydər Əliyev Konqres Mərkəzində Azərbaycanın müdafiə naziri, general-polkovnik Zakir Həsənov, Gürcüstanın müdafiə naziri, xanım Tinatin Xidaşeli və Türkiyənin Milli Müdafiə naziri İsmət Yılmaz arasında üçtərəfli formatda keçiriləcək.

Xatırladaq ki, nazirlər səhər saatlarında Qəbələ şəhərində yerləşən Şəhidlər Xiyabanını və Heydər Əliyevin abidəsini ziyarət ediblər.

Səfər çərçivəsində nazilər arasında iki tərəfli görüşlər də keçiriləcək.
http://az.azeridefence.com/azerbaycan-gurcustan-ve-turkiye-mudafie-nazirlerinin-ucterefli-gorusu-kecirilecek/

15 Mayıs 2016 Pazar

Azərbaycan yeni hərbi təyyarələr alır

14.05.16 AzVision.az

AzVision.az “İnterfaks” agentliyinə istinadən xəbər verir ki, hərbi təyyarələr Ukrayna istehsalıdır.

Ukrayna dövlət müəssisəsi “Antonov” Azərbaycana “An-178” tipli on yeni nəqliyyat təyyarəsi satmağı planlaşdırır. Azərbaycanla yanaşı hərbi nəqliyyat təyyarələrindən ikisi Çinə satılacaq.

Nəqliyyat təyyarələrinin Azərbaycana çatdırılma müddəti və müqavilənin detalları hələ açıqlanmayıb.

Qeyd edək ki, “An-178” təyyarəsi “Antonov” An-158 hərbi hava gəmisinin əsasında yığılır. Yükgötürmə qabiliyyəti 18 ton olan təyyarənin qiyməti 40-70 milyon dollar arasındadır.
http://az.azvision.az/Azerbaycan_yeni_herbi_teyyareler_-90485-xeber.html

13 Mayıs 2016 Cuma

Türkiye ve Ukrayna’dan uçak üretiminde işbirliği

13.05.2016

Ankara ve Kiev'in havacılık ve uzay alanında işbirliğini geliştirme konusunda anlaşma sağladığı belirtildi.

Ukrayna Başbakan Yardımcısı Gennadiy Zubko, Kiev'de yapılan 10. Türkiye-Ukrayna Hükümetlerarası Ticari ve Ekonomik İşbirliği toplantısına ilişkin açıklamasında, Türkiye ve Ukrayna'nın hava araçları üreticisi Antonov şirketinin tesislerinde yolcu ve kargo uçağı üretme kararı aldığını ifade etti.

"An-158 tipi yolcu uçağı baz alınarak Türkiye için TAN-158 tipi yolcu uçağı, An-178 baz alınarak kargo uçağı geliştirme ve üretme konusunda anlaşma sağlandı" diyen Zubko, iki ülkenin uzay alanında da işbirliği yapacağının altını çizdi.

'UKRAYNA, NÜKLEER SANTRAL KONUSUNDA DANIŞMANLIK VERECEK'

Öte yandan Zubko, görüşmeler çerçevesinde Ukrayna'nın Türkiye'ye nükleer santral güvenliğine dair danışmanlık vermesinin kararlaştırıldığını ifade etti. Zubko, bu alandaki işbirliğinin nükleer santral personeli yetiştirme, Türk öğrencilerin Ukrayna'da staj görmesi gibi hususları kapsayacağını da belirtti.
http://www.milliyet.com.tr/turkiye-ve-ukrayna-dan-ucak/ekonomi/detay/2244876/default.htm

Donanmaya uzak denizler için ikmal gemisi geliyor

10 Mayıs 2016 Murat GÜRGEN/GAZETE HABERTÜRK

İstanbul Tersanesi Komutanlığı, uzak denizlere açılan donanmanın yakıt ve su ihtiyaçlarının karşılanması için inşa edilecek Denizde İkmal Muharebe Destek Gemisi’nin tasarımına başladı.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, uzak denizlerde yürütülecek operasyonlar için Denizde İkmal Muharebe Destek Gemisi (DİMDEG) edinme kararı verdi. Donanma bu güce kavuşunca, dünya denizlerinde yürütülecek operasyonlarda ulusal ve uluslararası görev kuvvetlerini, karadan bağımsız şekilde, uzun süre destekleyebilecek.

DİMDEG, uzak denizlerdeki operasyonlara katılan savaş gemilerine lojistik ve idari destek sağlayacak. Amfibi harekât ve malzeme nakli görevi ile barışı destekleme ve doğal afet yardım operasyonlarına da katkı verecek. Yüzer birliklerin, helikopter yakıtı dahil olmak üzere, akaryakıt ve su ikmallerini süratli bir şekilde denizde yapacak. Muharip unsurların akaryakıt bütünleme ve su ihtiyaçları harekât alanına yakın bölgelerde karşılanacak. DİMDEG, akaryakıt depolarının bütünleme ikmalleri ve depolararası akaryakıt transfer faaliyetlerini de yürütecek.

İstanbul Tersanesi Komutanlığı, yerli imkânlarla inşa edilecek DİMDEG için tasarım çalışmalarına devam ediyor. Geminin hangi tersanede üretileceğine karar verecek Savunma Sanayii İcra Komitesi de ihale çalışmalarına başladı.
http://www.haberturk.com/gundem/haber/1237231-donanmaya-uzak-denizler-icin-ikmal-gemisi-geliyor

Suriye denkleminde HIMARS sistemi

07.05.2016 Arş. Gör. Ömer Aslan / Arş. Gör. Hakan Kıyıcı / Polis Akademisi

Türkiye’ye gönderilmesi beklenen HIMARS füzelerinin NATO değil, ABD tarafından sağlandığını hatırlatmak gerekir. ABD’nin HIMARS’ları yalnızca Türk topraklarını DAEŞ roketlerinden korumak adına mı gönderdiği yoksa DAEŞ’e karşı yapılacak başka operasyonlarda da kullanmak niyetinde mi olduğu net değildir.

DAEŞ’in önceleri ‘düştüğü’ şeklinde yorumlanan ancak son dönemde bilinçli şekilde özellikle de Kilis’e fırlattığı görülen roketler ve Suriye’de ateşkesin 4 Mayıs itibariyle Halep’i de kapsayacak şekilde (ilk planda 48 saatliğine) genişletilmesine dair Rusya ve ABD’nin anlaşmış olması karşısında Suriye’deki durumu yeniden değerlendirmek gerekmektedir. DAEŞ canlı bomba saldırılarından sonra şimdi de roketlerle doğrudan Türkiye topraklarını, özellikle de Kilis’i, hedef alarak, savaşın başlangıcından bu yana ‘Suriye’de sorunun kaynağı DAEŞ değil Esad rejimi’ diyen Türkiye’yi, bu yaklaşımını değiştirmeye zorlama amacına hizmet ediyor. Yani Esad’ın geleceğine dair senaryoların ve tartışmaların neredeyse ikinci plana itildiği mevcut ortamda, problemin kaynağının katil Esad olduğunu her fırsatta dile getiren Türkiye, şimdi DAEŞ roketleriyle Esad’ı bırakıp DAEŞ’i tehdit olarak görmeye, Suriye meselesini DAEŞ’e indirgemeye zorlanıyor. Bu başarılırsa Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde YPG/PYD varlığıyla barışmasının da daha kolay olacağı düşünülmektedir.

Oyun değiştirici hamle mi?

Türkiye Suriye perspektifini bu şekilde daraltmaya zorlanırken; ABD, Türkiye’nin DAEŞ’e yönelik Menbic operasyonunda kullanmak istediği PYD/YPG’ye yönelik endişelerini gidermek adına bazı göstermelik adımlar atıyor. ABD yönetiminden PYD/YPG’nin PKK ile bağını kabul ettiklerine dair daha önce duymadığımız açıklamalar gelirken, PYD’ye de ‘DAEŞ’le mücadeleye odaklanması ve terör örgütü PKK’ya aktif yardımı kesmesi gerektiğine’ dair uyarılar yapıldı. Son Almanya ziyaretinde Alman Başbakanı’nın da destek verdiği ‘Güvenli Bölge’ planını bir kez daha reddeden Başkan Obama son aylarında durumu idare politikasını sürdürmeyi, en iyi ihtimalle Suriye’nin kuzeyinde DAEŞ’e karşı YPG/PYD’yi de kullanabileceği ama bu yaparken de Türkiye ile ilişkileri tamamen koparmayacağı bir çözüm peşinde.

Bugüne kadar 20 vatandaşımızı kaybettiğimiz bu roket saldırılarına karşı Türkiye’nin en önemli kozu T-155 Fırtına Topçu Obüsleri oldu. Fırtına Obüslerinin 40km etkili menzili AN/TPQ-36 hedef tespit radarıyla sınırın diğer ucundaki sabit hedeflere karşı etkili olurken; maalesef DAEŞ tarafından ateşlenen roket rampalarının hızlı yer değiştirme yeteneğine sahip olması Obüslerin hedeflerini vurma etkisini azaltmaktadır. Ayrıca hareketli roket rampalarının çoğu teknoloji kullanarak önceden fark edilip müdahale edilmesi zor olan unsurlardır ve bu nedenle havadan gözlem yapılarak anında müdahaleyi gerektirmektedir; fakat Rus uçağının düşürülmesinden sonra Rusya’nın S-400 füze bataryalarını bölgeye yerleştirmesi Türkiye’nin bölgeye yönelik hava gücünü kullanmasına engel olmaktadır.

Kilis’e yönelik roketli saldırıların bitirilebilmek ve ülke içerisinde DAEŞ’in gerçekleştirdiği bombalama eylemlerini engelleyebilmek için Suriye toprakları içerisinde “Güvenli Bölge” kurulmasını isteyen Türkiye; ABD’nin İncirlik’te konuşlandırdığı Hellfire füzesi taşıyan dört adet Predator’ün daha fazla etkin kullanmasını ve ayrıca T-155 Obüsleriyle birlikte caydırıcılık gücünü artıracak olan Yüksek Mobiliteli Topçu Roket Sistemlerinin (HIMARS) Suriye sınır bölgesine konuşlandırılmasını ABD’den talep etti. M142 HIMARS sistemi 90km etkili menziline sahip ve T-155 Obüslerine göre hedefe daha hızlı reaksiyon gösterebilmektedir. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, HIMARS bataryalarının Mayıs ayında Türkiye’ye konuşlandırılacağını ve bu sistemle roket saldırılarının yoğun olarak yaşandığı Mare-Menbic hattından Türkiye sınırına kadar olan bölgenin DAEŞ gruplarından arındırılarak Kilis’in Katyuşa bataryalarının menzilinden çıkmasının sağlanacağını belirtti.

Bu arada her ne kadar DAEŞ saldırılarına hedef olan sınırımızın aynı zamanda bir NATO sınırı olduğu zaman zaman hatırlatılsa da NATO’nun özellikle göçmenler noktasında göstermiş olduğu hassasiyeti, füze saldırıları karşısında gösterememesi ve askeri ve diplomatik kapasitesini Rusya’nın Kırım’ın ilhakından sonra Baltık bölgesine kaydırması, Türkiye’nin kolektif savunma konusundaki endişelerini artırmaktadır. ABD’nin yeni başkanını seçmeye hazırlandığı şu günlerde popüler başkan adayı Donald Trump’un NATO’nun miladını doldurduğu yönündeki açıklamaları transatlantik ilişkilerde “güvenlik tüketen ve güvenlik üreten” tartışmasını yeniden gündeme getirdi. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise örgütün sadece Avrupa güvenliği için değil kolektif güvenlik anlayışı çerçevesinde küresel terörizmle mücadelede ABD’nin de güvenliğine katkı sağladığını söylemesi transatlantik ilişkilerin geleceği konusundaki tartışmaların devam edeceği işaretini vermektedir. Bu bağlamda Türkiye’ye bu ay içinde gönderilmesi beklenen HIMARS füzelerinin NATO tarafından veya şemsiyesi altında değil, ABD tarafından sağlandığını hatırlatmak gerekir. ABD’nin HIMARS’ları yalnızca Türk topraklarını DAEŞ roketlerinden korumak adına mı gönderdiği yoksa Türk topraklarını korurken aynı zamanda önümüzdeki haftalarda DAEŞ’e karşı yapılacak başka operasyonlarda da kullanmak niyetinde mi olduğu net değildir.

Geçiştirme siyaseti

Suriye’de iki aydır devam eden ateşkes ise yüzlerce insan son iki haftada rejim güçlerince katledildikten sonra Halep’i de dahil edecek şekilde 48 saatliğine genişletildi; ancak bunun ne kadar başarılı olacağı, Nusret Cephesini kapsayıp kapsamayacağı, kapsamadığı takdirde Nusret Cephesinin Halep’ten çıkmaya mı zorlanacağı, çıkmazsa ne olacağı gibi birçok soru işareti bulunmaktadır. Halep’i de içine alacak şekilde genişletilmek istenen ateşkesin ABD’nin ‘Suriye’de zoraki idare/geçiştirme siyasetinin’ değişmesi anlamına gelmediğini söylemek gerekiyor. ABD’nin Suriye politikasını en başından bu yana en yakından takip edenlerden olan, eski ABD Dışişleri Bakanı Clinton’un özel Suriye temsilcisi Frederic Hof’un da işaret ettiği gibi “üst düzey Amerikalı yetkililer, oldukça isteksiz Başkanı B planını uygulamak konusunda ikna edemedikleri sürece, Obama yönetiminin görevde kalacağı son 8 ay içerisinde ilerleme olarak gördükleri en iyi adım, özü itibariyle nafile olan barış görüşmelerini sürdürmek, bunun için de insani yardımların arttırılmasını ve şiddetin ölçeğinin azaltılmasını sağlamak olacaktır.”

Bu arada sanılanın aksine, ne PKK/PYD ne de Esad yönetimi, kısmen Rusya ve İran’ın varlığı ve bir bakıma da Esad’a ‘muhtaç olmaları’ kısmense Obama yönetiminin ‘kararsız ve geçiştirme’ politikaları sayesinde mevcut güç dengesi içerisinde bütün bütün ABD ve Rusya’nın eline bakıyor değiller. Yani hem PKK/PYD hem de Esad’ın Rus, Amerikan ve İran tasarımlarından bağımsız bir hareket alanı ve ortamı manipüle etme mekanizmaları bulunmaktadır. Rus Dışişleri Bakanı Lavrov’un da Şam-Moskova ilişkisine dair söylediği gibi ‘Esad, bizim için Ankara’nın Washington için olduğu gibi bir müttefik değil. Biz Esad’ı terörle mücadele ettiği için ve Suriye devletini [rejimini] korumak için destekliyoruz’. Bu bir taraftan sanılanın aksine Esad’ın iplerinin tamamen Putin’in elinde olmadığı anlamına gelirken, diğer yandan Rusya’nın Suriye’de bulunma ve Esad’ı koruma amacının Esad’ı değil, Baas rejimini korumak olduğunu anlatmaktadır. Yine Hof’un ortaya koyduğu gibi ‘Putin, yerine daha ehil ve Rus çıkarlarını daha iyi muhafaza edecek birini bulduğunda Esad’ın gitmesi için çalışabilir ancak Putin’i bunu yapmaktan alıkoyan iki şey var: Birincisi Esad’ı gönderme gücünün ne olduğu şüpheli ve ikincisi de Putin’in ‘İslamcı terörizmden’ ve Obama’nın rejim değişikliği planlarından kurtarmayı düşündüğü Suriye Devleti’nin Esad’ın şahsiyetinde tecessüm ettiğine inanması.”

Suriye’deki tüm bu gelişmelere rağmen M142 HIMARS sisteminin transatlantik ilişkilerin en çok sorgulandığı bir dönemde Türkiye’ye gelmesi ABD’nin bölgesel güvenlik yapılarında dominant gücünü artırmak istemesinin bir işareti olarak da düşünülebilir. Çünkü ABD’nin bu füze sistemini Türkiye dışında özellikle Polonya gibi Yeni Avrupa olarak tanımlanan ülkelerin, Baltık bölgesinde Rusya’yı dengelemek amacıyla sınırlarına yerleştirmeyi kabul ettirdiğini görmekteyiz. M142 sistemi Baltık bölgesi için bir dengeleyici olarak kabul edilebilir fakat Türkiye’nin bu sistemi bir terör örgütüne karşı kullanacak olması bu sistemin etkili olup olmayacağı tartışmalarını da beraberinde getirecektir. Çünkü konuşlanacak olan M142 sistemi bir Patriot veya İsrail’in geliştirdiği Demir Kubbe gibi gelen roketleri havada imha etme yeteneğine sahip değil. HIMARS füze sistemi sadece roketlerin ateşlendiği bölgenin daha hızlı bir şekilde imha edilmesini kolaylaştırmakta, atılan roketlerin topraklarımıza düşmesini engelleme amacı taşımamaktadır. Bu yönüyle de Türkiye’nin Suriye denklemindeki rolünde etkisi abartılmaması gereken yeni bir bilinmeyen olarak yerini alacaktır. Bu nedenle Türkiye’nin M142 sistemi yerine bölgeyi gözleyen ve hareketli tehdidi izleyerek anında kaynağında vurma yeteneğine sahip olan silahlı İHA’lara olan ihtiyacı gün geçtikçe artacaktır.
http://haber.star.com.tr/acikgorus/suriye-denkleminde-himars-sistemi/haber-1109556

Denizde İkmal Muharebe Destek Gemisi (DİMDEG) Projesi İhale İlanı

06.05.2016 SSM

Proje /Sistem Kapsamı:

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın ihtiyacına yönelik olarak, barışı destekleme, denizde denetim, doğal afet yardımı, arama kurtarma, muharip olmayanların tahliye edilmesi harekâtlarının icra edilmesi ve hâlihazırda icra edilen lojistik destek faaliyetlerinin (gemilerin denizde/limanda yakıt/su ihtiyacının karşılanması, yakıt depolarının bütünlemelerinin yapılması, yakıt depoları arasında yakıt transferlerinin yapılması vb.) sürdürülmesi görevlerini icra etmek maksadıyla 1 (bir) adet Denizde İkmal Muharebe Destek Gemisi (DİMDEG) tedarik edilecektir.

http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/hizli/duyurular/projeDuyurulari/Sayfalar/20160506_DIMDEG.aspx

Rolls Royce’tan Türkiye'ye dev yatırım atağı

13.05.2016

İngiliz dev Rolls Royce, Türkiye’de teknoloji merkezi açacak. Şirketin hedefinde Sinop Nükleer Santrali de var.

İngiliz uzay ve havacılık devi Rolls Royce, çalışmalarını Türkiye'de yürütmeyi planlayan Rolls Royce, İngiltere, ABD ve Singapur'dan sınra 8. Gelişmiş Üretim ve Teknoloji Merkezi'ni (AMTC) Türkiye'de kuracak.

8'İNCİ MERKEZİNİ AÇIYOR

Sanayi Bakanlığı Aralık 2015'te Rolls Royce ile imzaladığı işbirliği anlaşmasını realize etmek için harekete geçti. Aralıktan sonra bir süre ara verilen çalışmalar yeniden hız kazandı. TÜBİTAK'la ortaklaşa bir Gelişmiş Üretim ve Teknoloji Merkezi (Mükemmeliyet Merkezi) kurulması çalışmaları tamamlanarak, merkezin kurulum aşamasına geçilmesine karar verildi. 2023'te göklerde olacak milli savaş jeti projesinde yer almak isteyen ve anlaşılması halinde uçak motorunun tamamını Türkiye'de üretmek için talepte bulunan firma 8. teknoloji merkezini Türkiye'de açacak. Sanayi Bakanı Fikri Işık, "Rolls Royce ile işbirliğine başlıyoruz. Yakında imzaladığımız anlaşmayı realize edeceğiz" dedi.

ÜRETİMDE BÜYÜK HEDEF

Milli Savunma Bakanlığı, Enerji Bakanlığı, Sanayi Bakanlığı, TÜBİTAK ve üniversiteler tarafından desteklenen ve teknoloji üretiminde ortaklaşılacak olan Mükemmeliyet Merkezi'nde Rolls Royce ile enerji ve havacılık sektörleri başta olmak üzere pek çok alanda Ar-Ge çalışmaları ve üretim yapılacak. Sinop'ta yapılması planlanan nükleer santral için de Türkiye'deki sanayiyle birlikte parça ve kontrol sistemleri üretmeyi amaçlayan Rolls Royce nükleer santralin dizel motorlarını üretmeye de talip.

JET FABRİKASI PLANLIYOR

Türk Hava Yolları'nın ana motor tedarikçisi olmak için büyük yatırımwlar yapan Rolls Royce 2023'te ilk uçuşunu yapması beklenen milli savaş jeti projesinde yer alması halinde 2025'te Türkiye'de bir jet fabrikası kurmayı hedefliyor. Öte yandan Türkiye'de kurulacak merkezde uçak parçalarının da üretildiği 3D yazıcı gibi ürünlerin geliştirilmesi ve üretilmesinin de planlandığı öğrenildi.
http://ekonomi.haber7.com/sirketler/haber/1945944-rolls-roycetan-turkiyeye-dev-yatirim-atagi