Savunma ve Stratejik Analizler

29 Haziran 2016 Çarşamba

Çin ile nükleer iş birliği mutabakatı imzalandı

29.6.2016 AA

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Albayrak ile Çin Ulusal Enerji İdaresi Direktörü Bekri, iki ülke arasında nükleer enerji alanında iş birliğine dair mutabakat zaptını imzaladı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ile Çin Ulusal Enerji İdaresi Direktörü Nur Bekri, iki ülke arasında nükleer enerji alanında iş birliğine dair mutabakat zaptını imzaladı. Zaptın kapsamının nükleer teknolojiler ve nükleer iş birliğinin karşılıklı olarak geliştirilmesi olduğu belirtildi.

Çin'in başkenti Pekin'deki G20 Enerji Bakanları Toplantısı için yerel saatle sabah bu ülkeye gelen Bakan Albayrak, toplantının açılış seremonisine katıldı. Aile fotoğrafı ve açılış oturumunun ardından Albayrak, bir dizi ikili görüşmeler gerçekleştirdi.

Albayrak'ın son görüşmesi ise Çin Ulusal Enerji İdaresi Direktörü Nur Bekri ile oldu. İki bakan bu görüşmede önemli bir anlaşmaya imza attı. İki ülke arasında nükleer teknolojiler ve iş birliğinin karşılıklı geliştirilmesine dair mutabakatı imzaladılar. İki bakanın ayrıca, güçlü iş birliğinin enerjinin diğer alanlarına da yansıtılması konusunda ortak fikir benimsedikleri ifade edildi.

http://www.sabah.com.tr/ekonomi/2016/06/29/cin-ile-nukleer-is-birligi-mutabakati-imzalandi

Silah Taşıyıcı Araçlar (STA) Projesi

HİSAR, Kritik Tesisleri ve Şehirleri Koruyacak

28.06.2016 Yusuf AKBABA / Star.com.tr

HİSAR HAVA SAVUNMA SİSTEMİ

Yerli ve Milli Savunma Sanayimizin en büyük başarılarından biri de HİSAR Hava Savunma Sistemleri olarak gösteriliyor. HİSAR-A (Alçak İrtifa Hava Savunma Sistemi) ve HİSAR-O (Orta İrtifa Hava Savunma Sistemi) ROKETSAN ve ASELSAN firmalarının ortak çalışması sonucunda üretildi. HİSAR ROKETSAN’ın ürün broşüründe şu ifadelerle tanıtılıyor:

HİSAR Füzeleri, askeri üs, liman, tesis ve birliklerin hava tehditlerinden korunması amacı ile savaş uçaklarına, taarruz helikopterlerine, seyir füzelerine ve insansız hava araçlarına karşı kullanılan hava savunma füzeleridir. HİSAR füzeleri aile bütünlüğü içinde modüler yapıda, farklı platform entegrasyonlarına ve değişen atış kontrol ve komuta kontrol altyapılarına uyumlu şekilde tasarlanmıştır.

Kara Kuvvetleri’nin tabur seviyesindeki birlikleri, 15 kilometre menzilli Hisar-A ve 25 kilometre menzilli Hisar-O sistemlerini nokta ve bölge hava savunma kapsamında, hava hedeflerinin (helikopter, savaş uçağı, İHA, seyir füzesi v.b.) orta irtifada etkisiz hale getirilmesi için kullanacak.

HİSAR projeleri kapsamında; radar, komuta kontrol ve atış kontrol sistemleri ASELSAN, füze sistemleri ise ROKETSAN tarafından geliştiriliyor.

Hisar-A’nın 2017, Hisar-O’nun ise 2018’de Kara Kuvvetleri’ne teslim edilmesi öngörülüyordu. Ancak Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın yeni taleplerinin olmasından dolayı projede yenilemeye gidildi. Kara Kuvvetleri projede özellikle füzelerin menzilinin arttırılması ve arayıcı başlığın geliştirilmesi yönünde yeni bir dizi ihtiyaç bildirdi. Hisar projesinde yapılacak değişikliklerle ilk teslimatların 2020 yılında gerçekleştirilmesi ön görülüyor.

11 – 12 Mayıs 2016 tarihlerinde Ankara da yapılan Havacılık ve Uzay Çalıştayı’nda HİSAR-O sisteminin geliştirilerek HİSAR NOKTA adı altında 40-50 kilometre menzilli bir Hava Savunma Sistemi haline getirileceğinin altı çizildi.

UZUN MENZİLLİ HAVA SAVUNMA FÜZESİNİN ALT YAPISI

64. Hükümetin Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Türkiye'nin Çin ile uzun menzilli hava savunma sistemi ihalesini iptal etmesinin ardından başlatılan milli hava savunma sistemi HİSAR'la ilgili çalışmaların tüm hızıyla sürdüğünü kaydetmişti. Çin'le sözleşmenin savunma sisteminin milli imkânlarla geliştirilmesi amacıyla iptal edildiğini hatırlatan Bakan Yılmaz, Hisar Hava Savunma Sistemleri projesinde ASELSAN'ın ana yüklenici, ROKETSAN'ın da ana alt yüklenici olarak görev yaptığını belirtmişti. Bakan Yılmaz, bu iki firmanın yanı sıra savunma sanayinde faaliyet gösteren birçok firmanın da hava savunma sistemlerinin alt bileşenlerinin geliştirilmesi ve üretilmesi süreçlerinde rol aldığını ifade etmişti.

HİSAR-A ve HİSAR-O sistemlerinden alınan tecrübe ve bilgilerle gelecekte HİSAR-U adı altında Yerli ve Milli bir uzun menzilli yüksek irtifa hava savunma sisteminin üretileceği uzmanlar tarafından dile getiriliyor.

HİSAR Hava Savunma Sistemi TSK’ya teslim edildikten sonra sınırlarımızın dışından gelebilecek İHA, seyir füzesi, savaş uçakları gibi platformların saldırılarına karşı askerimizi ve şehirlerimizi koruyacak. HİSAR’ın geliştirme ve test faaliyetleri sonlandıktan sonra yani 2020-2021 yılları arasında Silahlı Kuvvetlerinin kullanımında olması bekleniyor.

http://haber.star.com.tr/guncel/turkiyenin-hava-savunmasi-ihsar/haber-1121638

28 Haziran 2016 Salı

İlk ASELPOD İhracatını Gerçekleştiren Aselsan Temmuz Ayında HvKK’na Teslimatlara Başlayacak!

Haziran 2016 - Savunma ve Havacılık Dergisi

Aselsan bir yurt dışı müşteri ile ASELPOD Elektro-Optik [EO/IR] Hedefleme Sistemi teslimatına yönelik olarak 1o Haziran 2o16 tarihinde yaklaşık ABD$25 Milyon değerinde bir sözleşme imzaladı. Eurosatory 2o16 Fuarı sırasında konuşma fırsatı bulduğumuz bir Aselsan yetkilisi söz konusu sözleşme altında 16 adet ASELPOD’un teslim edileceğini ve ilk teslimatın 2o17 başlarında gerçekleştirileceğini kaydetti. Sözleşmenin imzalanması ve projenin kazanılması sürecinde SSM Uluslararası İşbirliği Daire Başkanlığının da önemli bir rolü ve katkısı olmuştur.

Podun kullanılacağı muharebe uçağına entegrasyon çalışması ise adı açıklanmayan müşteri ülkede gerçekleştirilecek. Bu çerçevede entegrasyon çalışmasının yanı sıra, podun monte edileceği pylonun [harici yük istasyonu] üretimi de yine bu ülke tarafından gerçekleştirilecek. Entegrasyon [güç, haberleşme ve görüntü aktarımı ile poddaki ve uçaktaki seyrüsefer sistemlerinin birbiriyle beraber çalışabilmesi] çalışmaları kapsamında kullanıcı Hava Kuvvetleri tarafından sağlanan uçağa ilişkin arayüz Aselsan tarafından ASELPOD için hazırlanarak ve yurt dışı müşteriye teslim edilecek, gerekli bazı yazılım tabanlı değişiklikler de yine Aselsan’ın desteği ile gerçekleştirilecek. 15 Haziran 2o16 itibariyle entegrasyon çalışmalarına başlanılmış durumdadır. Bu maksatla içi boş bir ASELPOD ilgili ülkeye gönderilmiştir. Böylece ASELPOD F-4E 2020 ve F-16C/D’nin ardından üçüncü bir muharip uçak tipine entegre edilmiş olacak.

Edindiğimiz bilgiye göre rekabetçi bir fiyat sunan Aselsan açılan uluslararası ihalede Lockheed Martin SNIPER XR ve Thales Group ürünü DAMOCLES Hedefleme Podları ile yarışmış ve kullanıcı “ASELPOD’un performansından memnun kaldığı ve özelliklerini beğendiği için” tercihini ASELPOD’dan yana kullanmıştır.

HvKK’nın gece, gündüz ve her türlü hava şartında hassas taarruz imkan ve kabiliyetlerini artırmak amacıyla başlatılan Hedefleme Podu Projesi kapsamında Aselsan, 26 Haziran 2oo6’da imzalanan ABD$51.5 Milyon değerindeki sözleşme altında F-16C/D ve F-4E 2020 Phantom II Uçaklarında kullanılmak üzere dört adet ASELPOD EO/IR Hedefleme Sistemi prototipinin mühendislik, fonksiyonel ve mühimmatlı uçuş ve atış testlerini gerçekleştirmiştir. Aselsan tarafından tamamen özgün, milli ve güncel teknolojiler kullanılarak yurt içinde geliştirilen ve 1’inci HİBMK işbirliği ile F-16 ve F-4E 2020 Phantom II Uçaklarına entegre edilen ASELPOD ile PO-III ve PO-IV Uçakları [F-16C/D Blok 40M/50M ve Blok 50+] üzerindeki entegrasyon ve sertifikasyon çalışmaları kapsamında ABD’nde Lockheed Martin tesislerindeki Sistem Entegrasyon Laboratuvarında yürütülen testler tamamlanmış ve söz konusu testlerden geçen prototip için Test Uçuş Emniyet Kurulu onayı alınmıştır. Onayı müteakip başlanılan uçuş testleri de yine başarıyla sonuçlandırılmış ve ASELPOD F-16C/D Blok 40M/50M ve Blok 50+ Uçakları için sertifiye edilmiştir. Blok 50M ve Blok 50+ Uçaklarına entegrasyon çalışmaları kapsamında kaynak kodu ihtiyacı nedeniyle Lokheed Martin ile sadece ASELPOD’un uçak ile haberleşme ara yüzü için gerekli veriler paylaşılmış ve bu çerçevede AN/AAQ-33 SNIPER XR Gelişmiş Hedefleme Podu [ATP] komutları ASELPOD’a uyarlanmıştır. ASELPOD ayrıca mühendislik amaçlı uçuş testleri kapsamında bir CN235-100 Ulaştırma Uçağına entegre edilmiştir.

Edindiğimiz bilgiye göre ASELPOD EO/IR Hedefleme Sistemi için yürütülen sistem kalifikasyon çalışmaları Mayıs 2o16 içinde tamamlanmış ve ASELPOD seri üretim için hazır hale gelmiştir. HvKK için kabul uçuşlarına başlanılmış ve ihracatı gerçekleştirilen müşteri ülke Hava Kuvvetleri pilotları da Türkiye’ye gelerek ASELPOD entegre edilmiş F-16 Uçakları ile Türk Hava Kuvvetleri pilotları ile birlikte uçuşlar icra etmiş ve atış testleri gerçekleştirmiştir. Testler için gelen pilotların Hedefleme Podu kullanım tecrübesine sahip deneyimli pilotlar olduğuna dikkat çeken Aselsan yetkilisi pilotların kendilerine sistemi oldukça başarılı bulduklarını ifade ettiklerini söyledi.

Aselsan, üretimi tamamlanan 4 ASELPOD prototipini Temmuz-Ağustos aylarında HvKK’na teslim edecek. Mühendislik ve kalifikasyon çalışmaları için üretilen prototip halihazırda Sistem Entegrasyon Laboratuvarı [SEL]’nda kullanılmaktadır. Podların teslimatı öncesinde kabul süreci kapsamında resmi atış testleri yapılacak. Haziran ayı içinde söz konusu atış testlerinin icra edilmesi planlanmıştır. Şirket yetkilisine göre daha önce kendileri tarafından gerçekleştirilen deneme maksatlı atış testinde hedefe 1m hassasiyetle vuruş yapılabilmiştir.

Hedefleme Podu Projesi’nin ikinci aşamasını oluşturan Seri Üretim Fazı altında ise F-16C/D Uçakları için 16 ASELPOD üretilerek HvKK’na teslim edilecektir. Edindiğimiz bilgiye göre 16 podun tedariki için gerekli SSİK Kararı 9 Mart 2o16 tarihinde gerçekleşen toplantıda alınmıştır. Seri Üretime yönelik sözleşme görüşmelerine Aselsan ile SSM arasında 15 Haziran 2o16 itibariyle devam edilmekteydi. Sözleşmenin yakın bir gelecekte imzalanması bekleniyor. Aselsan yetkilisinden edindiğimiz bilgiye göre 16 adetlik ilk paketin ardından HvKK tarafından partiler halinde toplam 73 adet ilave ASELPOD tedarik edilecektir.

(4+16+73= 93)

Aselsan ASELPOD üzerindeki geliştirme çalışmalarına da parelelinde devam etmektedir. Bu kapsamda örneğin data link [çift yönlü (up/down link)] geliştirme çalışmalarına devam edilmektedir. Sistemde gerçekleştirilecek iyileştirmeler daha sonra uygulanacak bir retrofit çalışması ile teslimatı gerçekleştirilen ASELPOD EO/IR Hedefleme Sistemlerine kazandırılacaktır.

3’üncü Nesil 3-5 Mikron Orta Dalga [MWIR] bandında çalışan 64ox512 piksel [LANTIRN’de 18o piksel taramalı detektör, SNIPER XR’de ise 64ox512 piksel çözünürlükte Focal Plane Staring Array detektör kullanılmakta] çözünürlüklü Odak Düzlemli Dizin [Focal Plane Array-FPA] tipi bir detektöre sahip yerli tasarım bir termal kamera [FLIR] ve 768x576 piksel siyah beyaz gündüz görüş kamerası [CCD-TV, Geniş ve Dar olmak üzere iki bakış açılı olduğu ve SNIPER ATP’deki gündüz görüş kamerasından daha yüksek çözünürlüğe sahip olduğu ifade edildi] ile donatılan ASELPOD, dört eksende hareket edebilen bir gimbala sahiptir. Flaş Lambalı Lazer Mesafe Bulucu ve Hedef İşaretleyiciye sahip envanterdeki emektar AN/AAQ-14 LANTIRN hedefleme podu ve AselFLIR-300T FLIR sisteminin aksine ASELPOD’da SNIPER XR Hedefleme Podu’nda olduğu gibi Diyot Pompalı Lazer Mesafe Bulucu ve Hedef İşaretleyici kullanılmaktadır. Böylece ASELPOD ile 20.oooft’in [Flaş Lambalı Lazer için azami çalışma irtifası 25.oooft olarak verilmektedir] üzerindeki irtifalardan hassas hedef işaretlemesi/angajmanı mümkün olabilecektir. Temel görevi hedefleme podu olan ASELPOD, termal kameranın Süper Geniş Bakış Açısı [SFoV] modunda pilota sunduğu 28x21°’lik [AN/AAQ-13 LANTIRN Seyrüsefer Podu ile aynı, SNIPER XR’de ise bu özellik yok] görüş açısı sayesinde gece şartlarında seyrüsefer sırasında da kullanılabilecek. Yazılımın milli olması sayesinde Süper Geniş Bakış Açısı ile elde edilen termal kamera görüntüsü uçaktaki HUD’a yansıtılabilmekte. Termal kamerada ayrıca Geniş ve Dar olmak üzere iki ilave bakış açısı bulunmakta. ASELPOD, sıvı soğutmalı AN/AAQ-14 LANTIRN [zamanla sızıntı yaşanmakta ve bu durum merceğin ömrünü ve performansını olumsuz yönde etkilemektedir]’in aksine hava soğutmalı bir hedefleme podudur.

2.35m uzunluğunda, 43cm genişliğinde ve 235kg ağırlığındaki ASELPOD, kızılötesi veya gündüz kamerası [siyah beyaz] videolarında aynı anda sekiz hedefe kadar Nokta ve Alan izlemesi yapabilmektedir. Podun sensörlerin yerleştirildiği gimbal kısmı geriye doğru -15o° ve yukarıya doğru +45º hareket edebilmekte. 3x optik ve 2x/4x ve 8x olmak üzere üç sayısal büyütmeye sahip olan ASELPOD’un 25km menzilden lazerle hedef işaretlemesi yapabileceği ve 45km menzilden bir F-16 uçağını, 15km menzilden ise bir ana muharebe tankını tespit edebileceği iddia edilmektedir. Podun azami menzili ise HvKK tarafından 55km olarak açıklanmıştır. 128GB kapasiteli Katı Hal Kayıt Cihazı ile donatılan ASELPOD’un bu sayede ortalama sekiz sortilik uçuş kayıtlarını saklayabilecek kapasiteye sahip olduğu belirtildi. Seri Üretim aşamasında bu kapasitenin daha da artırılabileceği ve ilerleyen fazlarda sisteme HDMI özellikli kameraların veya ihtiyaç olması durumunda SAR radarının takılabileceğine dikkat çeken Aselsan yetkilisi, ASELPOD için bir dibrifing yazılımının da yine Aselsan mühendislerince hazırlandığını ifade etti. ASELPOD, dahili Ataletsel Ölçüm Birimi [IMU] sayesinde; belirlenen hedefin yerini, rotasını ve hızını hassas bir biçimde tespit edebildiği için taşıyıcı uçak Lazer Güdümlü Bombalara ilave olarak INS/GPS güdümlü hava-yer mühimmatını da büyük bir hassasiyetle kullanabilmekte ve kendi INS sisteminde arıza meydana geldiğinde ASELPOD üzerinden seyrüseferini gerçekleştirebilmektedir. Seri Üretim Fazı altında kazanılması hedeflenen çift yönlü, kriptolu sayısal data link kabiliyeti [videolar şifrelenerek gerçek zamanlı olarak yere indirilebilecek ve gerektiğinde yer istasyonundan ya da diğer dost unsurlardan görüntü alınabilecek] sayesinde hem ASELPOD Hedefleme Podu fonksiyonun yanı sıra Keşif Podu olarak da kullanılabilecek, hem de İleri Hava Kontrolörleri uçaklara uçuş esnasında yön tarifi ve hedef görüntüsü iletimi yapabilecektir.
http://monch.com.tr/TR,866/ilk-aselpod-ihracatini-gerceklestiren-aselsan-temmuz-ay-.html?_tag1=636022876910000000

ASELSAN'dan askeri standartlara uygun 'Milli Yönlendirici

27.06.2016 AA - ANKARA - GÖKSEL YILDIRIM

Haberleşme ağı bileşenlerini milli kaynaklarla üreten ASELSAN, askeri standartlara da uygun bir "Milli Yönlendirici" geliştiriyor.

Haberleşme ağı bileşenlerini milli kaynaklarla üreten ASELSAN, askeri standartlara da uygun bir Milli Yönlendirici geliştiriyor. Ürün ilk olarak yeni nesil Taktik Saha Muharebe Sistemi (TASMUS) bünyesinde kullanılacak ve sistemin ana anahtarlama ve yönlendirme birimini oluşturacak.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) dışa bağımlılığını ortadan kaldırmak ve haberleşme cihazlarına olan ihtiyacını karşılamak amacıyla yola çıkan ASELSAN, bu alanda ortaya koyduğu çözümlere bir yenisini eklemeye hazırlanıyor.

Haberleşme ağı bileşenlerini milli kaynaklarla üreten ASELSAN, askeri standartlara da uygun bir Milli Yönlendirici üzerinde çalışıyor. Ortaya çıkacak ürün ilk olarak yeni nesil TASMUS bünyesinde kullanılacak. Milli Yönlendirici, sistemin ana anahtarlama ve yönlendirme birimini oluşturacak.

Milli Yönlendirici'nin üretiminin 2017'de tamamlanmasıyla TSK'nın taktik sahadaki haberleşme sistemleri IP (internet protokolü) tabanlı bir omurgaya sahip olacak.

Milli haberleşme sistemlerine sahip olabilmek tam bağımsızlık kavramının önemli bir unsurunu oluşturuyor. Kablosuz alanda geliştirdiği VUHF, HF ailesi telsizler, kriptolu GSM telefonlar, uydu haberleşme terminalleri ve milli kriptolu terminaller ile ülke teknolojisine siber güvenlik alanında katkı veren ASELSAN, ürün ailesine katacağı Milli Yönlendirici ile ülkenin bu alandaki yetkinliğine önemli bir katkı vermeye hedefliyor.
http://aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/aselsandan-askeri-standartlara-uygun-milli-yonlendirici/598259

Silah Taşıyıcı Araçlar (STA) Projesi Sözleşme İmza Töreni

27 Haziran 2016 SSM

Savunma Sanayii İcra Komitesi’nin 9 Mart 2016 tarihinde gerçekleştirilen toplantısında alınan karar uyarınca FNSS Savunma Sistemleri A.Ş. ile yürütülmekte olan sözleşme görüşmelerinde sona gelinmiş ve 27 Haziran 2016 tarihinde, Müsteşarlığımızda düzenlen törenle Silah Taşıyıcı Araçlar (STA) Projesi Sözleşmesi imzalanmıştır.

İhale süreci proje kapsamında; Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın envanterinde bulunan ve yurtiçinde geliştirilmiş olan tanksavar füzeleri, muharebe etkinliğini arttıracak şekilde, projeye özel geliştirilecek tanksavar kuleleri ile zırhlı araçlara entegre edilecektir. Proje ile paletli ve tekerlekli tipte, toplam 260 adet Tanksavar sistemi tedarik edilecektir. Modern Atış ve Komuta Kontrol yeteneklerine sahip olarak geliştirilecek olan tanksavar silah sistemi kuleleri, atışa hazır tanksavar füzesinin yanı sıra, 7.62 mm makinalı tüfek ile teçhiz edilecektir.

FNSS, KAPLAN araç ailesinin en hafif üyesini, STA projesi kapsamında paletli tip ve PARS 4x4 aracını ise tekerlekli tip tanksavar aracı olarak üretmeyi planlamaktadır.

STA projesi kapsamında geliştirilecek olan amfibi özellikteki paletli ve tekerlekli araçlar, balistik ve mayın korumasına sahip olacak, zırhlı birliklerle ortak harekât icra edebilecek, modüler mekanik ve elektronik altyapıları ile ilerde doğabilecek ihtiyaçlara çabuk uyum sağlayabileceklerdir. Tanksavar silah sistemi taşımaya yönelik olarak geliştirilecek araçlar, dünya ordularındaki benzerleri arasında en moderni olmakla birlikte, zırh korumalı hafif yapısıyla farklı görevlerde de kullanılabilecek platformlar olarak tasarlanmıştır.

Bu projede geliştirilen sistemlerin, tasarım, geliştirme faaliyetleri ve prototip kalifikasyon süreçleri 2018 yılında tamamlanacak ve takip eden 2 yıl içerisinde 260 adet STA sistemi “milli ve yerli” üretimin örnekleri olarak KKK envanterine girecektir.

Rheinmetall from Germany unveils new 130mm/L51 gun to counter to new modern combat vehicles

28 June 2016 Armyrecognition

At Eurosatory 2016, the German Company Rheinmetall unveils its new 130mm/L51 gun to counter new Russian combat vehicles based on the Armata heavy tracked platform. Prompted by initial considerations for a future MBT, Rheinmetall's Weapons and Ammunition division launched a company-financed 130mm demonstrator programme last year to confirm the anticipated significant increase in performance against modern threats.

The new Rheinmetall 130mm/L51 could be a new upgrade component for the Leopard 2 main battle tank. At Eurosatory 2016 Rheinmetall is presenting concepts for enhancing the firepower of present and future main battle tanks.

This 130mm/L51 weighs (without mounting components) 3,000 kilograms, while the current barrel length is 6,630 mm. In coming months, the 130mm/L51 gun will undergo comprehensive testing which is expected to confirm a quantum leap in performance compared with the tank main armament currently in use. A Leopard 2 successor vehicle would thus be capable of successfully engaging better-protected opponents in duel situations at larger ranges with superior firepower.

According Rheinmetall MBT development road map, the gun will also be used in new Main Ground Combat System (MGCS), being developed by Rheinmetall. Officials from the Company told that the increase of the caliber to 130 mm enhances the gun`s armour-piercing capability by half.

To complement the new weapon, Rheinmetall is developing new 130 mm armour-piercing fin-stabilized discarding sabot (APFSDS) round with elongated rod penetrator, which is supposed to be made of new tungsten alloy. The new APFSDS round also features semi-combustible cartridge case and new propellant.

The German Company Rheinmetall is intending to develop new 130 mm high-explosive air-bursting (HE AB) round that is planned to replace DM11 HE AB round, which is fired by Rheinmetall`s 120 mm L/44 and L/55 tank guns. According to the company`s representatives, both APFSDS and HE ABM rounds will be in high demand at the global arms market. The new gun will be able to eliminate newest T-14 Armata MBT and T-15 heavy infantry fighting vehicles (HIFV), they pointed out.

http://www.armyrecognition.com/eurosatory_2016_official_news_online_web_tv_television_defense_security_exhibition_paris_france/rheinmetall_from_germany_unveils_new_130mm/l51_gun_to_counter_to_new_modern_combat_vehicles_12806163.html

27 Haziran 2016 Pazartesi

İngiltere'den sürpriz teklif: Savaş uçağını birlikte yapalım.

27.06.2016 Star

Tam teknoloji paylaşımı öneren İngiltere Büyükelçisi Moore, “Türkiye’nin T-FX projesi devasa bir proje. Tek başına yapmak mümkün değil. Bunun için birlikte yapmak istiyoruz. Anlaşma aşamasına geldik. Bu savaş uçağını üçüncü ülkelere satacağız. Bu sadece bir teknoloji paylaşımı, ticari ortaklık değil, aynı zamanda stratejik ortaklık” dedi..

Türkiye'nin 'yerli savaş uçağı' T-FX projesinde işbirliği görüşmelerini sürdürdüğü İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Richard Moore, "Birleşik Krallık,Türkiye'ninT-FX vizyonunu gerçekleştirebilmesi için istediği teknolojiyi vermeye ve bu ürünün üçüncü ülkelere satışı için destek ve yardım sağlamaya imkan verecek bir anlaşma için her şeye hazır. Yakında sonuçlanacağını umuyoruz" dedi. Moore, Star'ın sorularını cevapladı:.

Devletler arası görüşmelerde gelinen nokta nedir?

Türk tarafı bizden iki konuda gerçek garanti istiyor; Bir, samimi bir ortaklık olsun, hiçbir teknolojik bilgi gizlenmesin, geri planda tutulmasın. İki, bu teknoloji paylaşımı için gerekli ihracat lisansları konusunda kısıtlama olmasın.

DEVASA BİR PROJE

Siz her şeyi paylaşmaya hazır mısınız?

Biz, Türk tarafının bu projeyi bir ileri aşamaya götürebileceği adımların atılmasını sağlayabiliriz. Türkiye'nin T-FX savaş uçağı projesi devasa ve çok sofistike bir proje. Bizim için de etkileyici. Bu boyuttaki projeleri tek başına yapabilmek günümüzde pek mümkün değil. İşbirliği içerisinde üçüncü piyasalara açılmamız gerekiyor. Bu Typhoon ve F35 için de geçerli. Birleşik Krallık'taki şirketlerimiz uluslararası ortaklıklarla yürütülen projelere alışıklar. Açık İhracat Lisansı almak veya teknoloji transferi için gerekli düzenlemeleri yapmaya da alışkınlar. Bunu Avrupa'da çeşitli ülkelerle, Suudi Arabistan'la ve Hindistan'la da yaptık.

Türkiye ile de yapacak mısınız?

Bizim Açık Genel İhracat Lisans sistemimiz, başka ülkelerde T-FX gibi büyük çaplı projelere katılmamıza imkan sağlıyor. Türkiye ile iş yapacak BAE Systems ve Rolls-Royce gibi şirketlerimiz bu mekanizma üzerinden Türkiye ile işbirliği yapabilecekler. Burada şunu belirtmek isterim ki, RR ve BAE Systems gibi şirketler Türkiye ile uzun vadeli bir ilişki içindeler. BAE Systems Nurol ile havacılık alanında, FNSS zırhlı muharebe aracı kadar başarılı olmasını ümit ettiğimiz, ortak bir girişim başlattı. RR ise TUBİTAK ve 4 Türk Bakanlık ile ortaklaşa 'İleri Teknoloji Merkezi' kuruyor. Genel İhracat Lisansı herhangi bir kısıtlamayı ortadan kaldırıyor. Türkiye'nin bizden istediği 'kısıtlamasız paylaşım'ı bu mekanizmanın karşılayabileceğine inanıyoruz. Bu ilk aşamayı geçersek 5-6 yıl sonra zaten bu teknolojiler ortak bir şekilde geliştirilecek ve Türkiye'nin de sahip olduğu bir teknoloji haline gelecek.

DERİN BİR GEREKÇE

Birleşik Krallık neden teknolojisini Türkiye ile paylaşıyor?

Bir, hükümetimiz kendi şirketlerinin iş hacmini ve iş yapma kabiliyetini geliştirmek istiyor. İkincisi daha derin bir gerekçe, böyle projeler iki ülkenin başka türlü geliştiremeyeceği askeri bağlar kuruyor. Biz de NATO ortağıyız ve böyle projelerle bu ortaklığımızın köklerini daha derine indirme imkanı buluyoruz.

Üçüncüsü, buna bizim de ihtiyacımız var. Zira bizim Typhoon'lar 20-30 yıl sonra piyasadan kalkacak ve biz bu süreçte hem onları modernize etmek, hem de yerlerine yenisini koymak zorundayız. Ulusal savunma sanayi teknolojisinde 20-25 yıllık bir boşluk kabul edemeyiz. Bunun için ortaklık imkanımız varsa neden teknolojilerimizi sadece kendimize saklayalım? T-FX projesi bize bunu sağlayabilir. Bazı şüpheci yaklaşımlar var, 'bazı teknolojileri vermemezlik edecek misiniz ya da bizimle paylaştığınız teknoloji sizin üçüncü sınıf teknolojiniz mi olacak?' diyorlar. Bizim gizli bir süper savaş uçağı projemiz yok; bu nedenle saklayacağımız bir teknolojimiz de yok, bunu Türkiye ile birlikte yapmak istiyoruz. Bunlar uzun vadeli projeler, 5 yıl sonra bir sorunla karşılaşacak olursak 'yok, biz bunu sizinle paylaşmıyoruz' demeyeceğiz.

GÜÇLÜ BİR ORTAKLIK

Şüpheler giderildi mi?

Tabiî böyle bir projeyi başarıyla sonuçlandırabilmek için en alttaki teknik elemanlardan, en üstteki Cumhurbaşkanlığı seviyesine kadar bir güven inşa etmeniz gerekiyor. Bugün dostunuz olan bir ülke ile sadece dost olduğunuz için böyle bir projeye soyunamazsınız. Gelecek 25-30 yıl boyunca bu ülkenin sizin ihtiyaç duyduğunuz teknolojiyi, uzmanlığı sağlayıp sağlayamayacağından, siyasi ve stratejik ortak olup olmadığından emin olmanız gerekir. Birleşik Krallık ve Türkiye arasındaki ortaklık böyle güçlü bir ortaklık.

O halde anlaşma yakın diyebilir miyiz?

Şu anda zannediyorum iki hükümet arasında anlaşma aşamasına geldik. Anlaşmanın son halini aldığını düşünüyoruz. Uzun bir zaman almayacak. Nihayetinde bu Türkiye'nin kararı ama biz Birleşik Krallık olarak çok istekliyiz Türkiye ile birlikte çalışmaya.

BAŞKA ASKERİ ORTAKLIKLAR DA YAPILACAK

Üçüncü ülkelere satışta kısıtlama endişesi giderildi mi?

Kesinlikle, ortak üretilen teknoloji 3. ülkelere satılabilecek. Zaten bizim ülkeler arası anlaşmalarımızın temelinde de bu yatıyor. Bu konuda ülkelerimiz hemfikir olamazsa anlaşma da olmaz. Çünkü biz Türkiye'nin nereden geldiğini ve amacını çok net olarak anlıyoruz, kabul ediyoruz. Hiçbir büyük savunma sanayi sadece kendi iç pazarında satılmak üzere bu denli büyük bir proje üretmez ya da geliştirmez. Bu savaş uçağını 3. ülkelere satmak için biz de çok hırslı olacağız.

Şu iki konuda garanti verebilirim; Türkiye diğer potansiyel ortaklarla karşılaştırıldığında olabilecek en liberal, açık fikirli ve içten tutumu Birleşik Krallık'tan görecek. En fazlasını, en sağlamını Birleşik Krallık verecek. Çünkü bu sadece bir teknoloji paylaşımı, ticari ortaklık değil, aynı zamanda stratejik ortaklık. Daha geniş stratejik ortaklığımız kapsamındaki işbirliğimiz (terörle mücadele ve PKK ile mücadele gibi) ve diğer konulardaki hassasiyetlerimiz de buna dahil. Ayrıca bu proje başka askeri ortaklıklara da yol açacak.

PKK'YLA MÜCADELE BİZİM İÇİN DE ÖNEMLİ

PKK'ya karşı ortaklıkta yeni olan ne?

Geçtiğimiz Şubat ayında genel güvenlik anlaşmasına imza attık. Ülkelerimiz çok hassas nitelikte içeriğe sahip bilgileri daha hassas bir şekilde paylaşma imkanına kavuşacak. Bu bilgilerin korunması ve paylaşılması konusunda karşılıklı bir anlayış geliştirmiş olacağız. Hassas bilgilerin paylaşımı, korunması ve kullanılmasının kolaylaştırılması savunma sanayi açısından da önemli bir adım.

PKK konusunda çok önemli bir bilgi paylaşımı içerisindeyiz, Türkiye ile çok kritik bilgileri paylaşıyoruz. Türk polis ve askerlerini bombalı saldırı ve roket saldırılarına karşı korumak amaçlı olarak, Birleşik Krallık ekipmanlarının satışı için ruhsat veriyor. Bu alanda yakın zamanda Roketsan'la Amsafe şirketimiz ortaklık yaptı. Biz Türkiye'nin ortağıysak, dostuysak ve bu konu (terörle mücadele) Türkiye için önemliyse, bizim için de önemlidir. Biz ortaklığımızı somut faaliyet ve girişimlerle ortaya koyuyoruz.
http://www.ahaber.com.tr/ekonomi/2016/06/27/ingiltereden-surpriz-teklif-savas-ucagini-birlikte-yapalim

25 Haziran 2016 Cumartesi

Komuta Kontrol Uçağı (KKU-2) Projesi İhale İlanı

25.06.2016 SSM

Proje Kapsamı

Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın ihtiyaçlarını karşılamak üzere, asgari 12 kişi taşıma kapasitesine haiz 2 (iki) adet Komuta Kontrol Uçağı tedariği gerçekleştirilecektir.

http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/hizli/duyurular/projeDuyurulari/Sayfalar/20160624_KKU.aspx

23 Haziran 2016 Perşembe

Türkmənistan üçüncü 33 metrlik raket katerini dənizə endirib

09/06/2016 Azeridefence

Türkmənistan Sərhəd Qoşunları üçün Türkiyənin DEARSAN şirkəti tərəfindən inşa edilmiş SG-123 bort nömrəli itisürətli kater dənizə endirilib.

“AzeriDefence”nin məlumatına görə, SG-123 kateri Türkmənistan Sərhəd Qoşunları ilə DEARSAN arasında 2014-cü ilin ortalarında imzalanmış müqavilə üzrə nəzərdə tutulan 6 kiçik itisürətli raket katerindən (33 metrlik) üçüncüsüdür.

Müqavilə üzrə 6 katerin inşası 2017-ci ilin sonunadək tamamlanmalıdır.

Katerlərin sürəti 43 mil, üzmə uzaqlığı 350 mildir. Katerlərin silahlanmasında MBDA Marte Mk 2/N gəmi əleyhinə raket kompleksinin iki işəsalma qurğusu, ASELSAN şirkətinin istehsalı olan 1 ədəd 25 mm çaplı top və ASELFLİR elektro-optik sistemi ilə komplektləşdirilmiş STOP silah sistemi yer alır.

http://az.azeridefence.com/turkmenistan-ucuncu-33-metrlik-raket-katerini-denize-endirib/

DEARSAN 33 m Hücümbot
http://www.dearsan.com/urunlerimiz/33-m-hucum-botu.html

COBRA II sayısı artıyor

22.06.2016 savunmaveteknoloji.com

ürk Kara Araçları üreticisi Otokar, iç güvenlik kuvvetlerinin çeşitli hizmetlerinde kullanılmak üzere 106,1 milyon Euro tutarında COBRA II taktik tekerlekli zırhlı araç siparişi aldı. Araçların teslimatının 2017 yılı ilk çeyreğinde tamamlanması planlanıyor.

Otokar’ın kendi tasarladığı ve ürettiği, yüksek koruma seviyesi, geniş iç hacmi ve üstün hareket kabiliyeti ile dikkat çeken Cobra II aracının ülke savunmasındaki rolü artıyor. Otokar, güvenlik güçlerinin çeşitli hizmetlerinde kullanılmak üzere 106,1 milyon Euro tutarında yeni bir sipariş aldı. Sipariş kapsamında COBRA II 4×4 taktik tekerlekli zırhlı araçları, çeşitli sistemler, bakım ve destek hizmetleri ile birlikte sunulacak. Araçların teslimatının yıl sonunda başlanarak, 2017 yılı ilk çeyreğinde tamamlanması planlanıyor.

“MİLLİ VE MODERN ÇÖZÜMLER SUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Türkiye’nin tek milli kara sistemleri üreticisi olan Otokar’ın Genel Müdürü Serdar Görgüç, siparişe ilişkin şunları söyledi: “Fikri mülkiyet haklarının tamamı Otokar’a ait olan ve gelişen tehditlere karşı özel olarak tasarlanan Cobra II için ilk iki siparişi geçtiğimiz yıl almıştık. Mühendislik kabiliyetimiz, ar-ge imkanlarımız ile iç güvenlik güçlerimiz ve silahlı kuvvetlerimiz için modern ve çağdaş çözümler sunmaya devam edeceğiz.”

YÜKSEK KORUMA VE TAŞIMA SEVİYESİ İLE ÖNE ÇIKIYOR

Günümüz tehditlerine uygun ve kullanıcı beklentileri doğrultusunda Otokar tarafından tasarlanan ve üretilen COBRA II araçları yüksek koruma ve taşıma seviyesi ile öne çıkıyor; büyük iç hacmi ile dikkat çekiyor. Yine fikri mülkiyet hakları Otokar’a ait olan, COBRA taktik tekerlekli zırhlı araç ile aynı hareket kabiliyetine sahip olan COBRA II, balistik, mayın ve EYP tehditlerine karşı üstün koruma sunuyor. Ülkemiz koşullarına uygun olarak yapılan testlerden başarı ile geçen COBRA II farklı görevler için modüler bir yapı sunuyor. Aracın ihracat pazarları için özel olarak geliştirilen amfibik tipi de bulunuyor. Yakın zamanda bir Körfez ülkesinde sıcak iklim ve amfibi testlerine tabii tutulan Cobra II, bu testlerde binlerce km yol katetti ve açık deniz yüzme testlerini başarı ile tamamladı.
http://savunmaveteknoloji.com/guvenlik-guclerinin-cobra-ii-sayisi-artiyor/

Aselsan Sözleşme İmzalanması

23.06.2016 KAP

ASELSAN ile Savunma Sanayii Müsteşarlığı arasında Radar Sistemleri tedarikine ilişkin olarak toplam bedeli 285.251.924,- TL ve 210.523.548,- ABD Doları tutarında iki ayrı sözleşme imzalanmıştır. Söz konusu sözleşmeler kapsamında teslimatlar 2017-2023 yılları arasında gerçekleştirilecektir.

https://www.kap.org.tr/tr/Bildirim/540542

ASELSAN 49,2 MİLYON DOLARLIK SİPARİŞ ALDI

23 Haziran 2016 Dünya

ASELSAN, yurt dışı bir müşteriden toplam bedeli 49 milyon 181 bin 592 dolar olan haberleşme teçhizatı siparişi aldı.

ASELSAN tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) yapılan açıklamada, "ASELSAN, yurt dışı bir müşteriden toplam bedeli 49 milyon 181 bin 592 dolar olan haberleşme teçhizatı siparişi almıştır. Söz konusu sipariş kapsamında teslimatlar 2016-2018 yılları arasında gerçekleştirilecektir." ifadelerine yer verildi.
http://www.dunya.com/ekonomi/ekonomi-diger/aselsan-492-milyon-dolarlik-siparis-aldi-303950h.htm

Türbin geliştirme laboratuvarı açıldı

23.6.2016 AA

Yerli jet ve uzay teknolojilerine yönelik araştırma yapmak üzere ilk yerli türbin geliştirme laboratuvarı açıldı. Türkiye'de havacılık adına önemli bir adım atıldı. İlk yerli türbin geliştirme laboratuvarı, TÜBİTAK ve ODTÜ iş birliğiyle Ankara'da açıldı.

3 MİLYON LİRA HARCANDI

ODTÜ'den yapılan yazılı açıklamaya göre, ilk yerli türbin teknolojisinin malzemelerinin geliştirileceği araştırma ve geliştirme laboratuvarı ODTÜ kampüsü içerisinde hizmete girdi. TÜBİTAK ve ODTÜ'nün kendi öz sermayeleriyle iki yıllık ön çalışma sonrası kurulan 'İnce Film ve Kaplama Araştırmaları Laboratuvarının toplam 3 milyon liraya mal olduğu bildirildi.

YERLİ JET İÇİN ÇALIŞMA

Türkiye'nin yerli uçak motoru ve yerli jet motoru teknolojisinin geliştirebilmesi için gerekli malzemelerin üretilmesi yönünde araştırmaların yapılabileceği laboratuvarda, enerji, savunma, iletişim, elektronik-optik ve uzay teknolojilerinde de kullanılabilecek katman malzemelerin geliştirilebileceği ifade edildi.

Laboratuvarda İstanbul-Ambarlı doğalgaz enerji santralinin türbin motorları için malzeme geliştirileceği vurgulanan açıklamada, Türkiye'nin diğer bütün doğalgaz enerji santrallerinin türbin motorları için de malzeme teknolojisi geliştirilebileceği kaydedildi.
http://www.sabah.com.tr/ekonomi/2016/06/23/yerli-jet-icin-onemli-adim

Amerikan ‘derin devleti’ karıştı!

20.06.2016 Ardan ZENTÜRK

Bir hatırlatmayla başlayalım: Filmlere konu olan Amerikan “derin devleti” bir gerçektir ve ABD Savunma Bakanlığı, Pentagon’un içindedir. Pentagon’un içindeki bu yapılanmanın adı, “Office of Net Assessment”tır. Adından çıkarım, yani, “Kesin Değerlendirme Bürosu...” Görevi, dünyanın yaşamakta olduğu gelişmeleri değerlendirmek ve Amerikan askeri yapılanmasını bu değerlendirmeler doğrultusunda 30-50 yıl aralığında izlenecek rota çerçevesinde şekillendirmektir. Orada çalışanların, bugün yaşanılanlardan çok 50 yıla dönük bir beyin fırtınasında olduğunu, aldıkları kararların da çocuklarınız, hatta torunlarınızın geleceğiyle ilgili olduğunu bilin!..

1973’te, Richard Nixon tarafından kuruldu ve başına 1921 doğumlu, strateji alanının efsane isimlerinden Andrew Marshall atandı. Marshall, o günden, kendi isteğiyle emekli olduğu Ocak 2015’e kadar (94 yaşında) bu görevde kaldı, yapılanmadaki devamlılığı, emekli olana kadar kaç Başkan değiştirdiğini artık siz düşünün!..

Dünyanın güvenlik ve istihbarat dünyasında “Yoda” olarak adlandırılan Andrew Marshall, her zaman gelişmelerin ve olaylara yön verdiğini sandığımız insanların perde arkasının da perde arkasında olmasıyla tanınıyordu, yerine geçen, ABD Hava Kuvvetleri’nden albay rütbesiyle emekli olmuş Jim Baker’ın da benzer karakter taşıdığı fakat sürekli uzun vadeli planlamaların yanında artık, yakın tehditleri de değerlendirmekte kararlı olduğu belirtiliyor.

“Office of Net Assessment”, kurulduğu günden bugüne, Washington güvenlik bürokrasisindeki “İsrail lobisinin” güçlü temsil edildiği, Amerikan-İsrail derin devlet yapılanmalarını birlikte çalışan, uyumlu ortaklar kılan zeminde kaldı, Jim Baker bu yapıyı sürdürür mü bilemiyoruz ama bildiğimiz nokta, bugün Ortadoğu’da yaşanılan tüm gelişmelerin Andrew Marshall ve “neo-con/İsrail lobisi” ekibinden kaynaklandığıdır.

Diplomatların ayaklanması

ABD’yi, Ulusal Güvenlik Konseyi üzerinden, Pentagon yönetir!.. Beyazsaray’a gelen Başkan, kişisel siyasi tercihlerini söyler, çok önceden belirlenmiş ana strateji değişmeden taktik bazı uygulamalarla Başkan tatmin edilir o kadar...

Bu nedenle, 50 orta-düzey ama hepsi, en az, “Office of Net Assessment”ta çalışanlar kadar birikimli diplomatın bir iç yazışmayla sürdürülen Suriye politikasına kazan kaldırması önemlidir. Amerikan diplomatları, Pentagon’da pişirilen yemeği ustaca servis eden görevlilerdir, demek, mutfağın iyi çalışmadığına ve Pentagon’a hakim “neo-con/İsrail lobisi” kliğinin “Amerikan ulusal güvenliği” açısından riskler ürettiğine inanıyorlar!..

“Yoda”, 2001 terör saldırılarını İsrail’in güvenliğini öne çıkartan stratejiyi uygulamaya sokmak için kullandı, dönemin başkanı, George W. Bush, bu süreçte seyirciydi, her iş, Başkan Yardımcısı Dick Cheney’in üzerinden yürüdü. Amaç, Irak’ın işgaliyle pandoranın kutusunu açmak, güçlü ordulara sahip büyük iki Arap devleti Irak ve Suriye’yi parçalamak ve “ehlileştirilecek” Mısır’la birlikte, İsrail’in (onlara göre, tabii ki ABD’nin) kalıcı güvenliğini sağlamaktı.

Planın bugüne kadar yürüdüğünü söyleyebiliriz. Irak şu anda 3 parça ve artık toparlanamaz halde. Suriye’deki durum ise açık, ülke fiilen parçalandı, daha da vahimi, geleneksel Arap topraklarında bir de PKK kontrolünde Kürt siyasi yapılanması yaratılıyor.

Plan sürdürülebilir değil

Irak’ta yaklaşık 2 milyon, Suriye’de ise şu ana kadar 500 bin masum sivilin ölümüne yol açan, milyonlarca insanı, “coğrafi etnik temizlikler” nedeniyle mülteci kılan berbat ve sürdürülebilirliği tartışılan bir plan bu... Pentagon zorluyor, bunu zorlarken, Türkiye gibi, Soğuk Savaş yıllarının en güvenilir müttefiğini ABD’ye kaybettiriyor!..

PKK’nın Suriye-Irak’ta önemli aktör yapılmasının TSK-Amerikan ordusu arasında kolay tamir edilemeyecek güvensizliğe yol açması, Rusya’nın, Ukrayna saldırısı göğüslenmeye çalışılırken Akdeniz’e inmesinin ve NATO müttefiki Türkiye’yi güneyden kuşatması, Amerika’nın giderek, Müslüman coğrafyanın büyük çoğunluğu Sünniler’le karşı karşıya gelmesi... Kuşkusuz, bunları gören ve idrak eden beyinler de yaşıyor Washington’da...

50 diplomat imzalı o iç yazışma, Amerikan “derin devleti”nin tahmin ettiğimizden daha ağır bir çalkantıya girdiğini göstermesi açısından önemli...

İşin sonunda “neo-con/İsrail lobisi” etkisiz hale getirilecek mi, bunu anlamak için biraz zaman gerekecek... Şu anda elimizdeki tek veri, Jim Baker’ın Marshall’ın yetiştirdiği bir isim olmaması...

Belki, 50 imzalı o iç yazışma, Washington’da yaklaşan temizliğin ilk adımıdır..

http://haber.star.com.tr/yazar/amerikan-derin-devleti-karisti/yazi-1119613

22 Haziran 2016 Çarşamba

STM Pakistan’da Denizaltı Modernizasyon İhalesi Kazandı

22.06.2016  STM

STM, Pakistan Savunma Üretim Bakanlığı’nın açtığı denizaltı modernizasyon ihalesini, denizaltıyı yapan firmaya karşı kazanarak önemli bir başarıya imza attı. Böylece ülkemizde ilk defa denizaltı gibi ileri teknoloji gerektiren bir alanda mühendislik ihracatı yapılmış olacak.

Pakistan Deniz Kuvvetleri’nin envanterinde bulunan “Agosta 90B” sınıfı denizaltıların yarı ömür modernizasyonu amacıyla yapılan uluslararası ihalede, bu denizaltıları tasarlayıp üreten Fransız firmaya karşı yarışan STM, büyük başarı göstererek ihaleyi kazandı. 1’i kesin, ikisi opsiyonlu 3 denizaltının modernizasyonunu ilgilendiren anlaşma, Pakistan Savunma Üretim Bakanlığı ile STM arasında, Türkiye'nin Pakistan Büyükelçiliği ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı yetkililerinin müşahitliğinde 22 Haziran 2016 tarihinde Rawalpindi/Pakistan’da imzalandı.

“Agosta 90B’ sınıfı denizaltıların modernizasyonuna yönelik proje kapsamında STM, anılan denizaltı gemilerinin tasarım ve üretimini gerçekleştiren Fransız DCNS Tersanesi ile zorlu ve uzun bir rekabet gerçekleştirdi. 16 Nisan’da başlayan ihale sürecinin sonucunda STM, Pakistan Savunma Üretim Bakanlığı tarafından teknik ve ticari olarak üstün bulundu ve ana yüklenici seçilerek sözleşme imzalandı. Modernizasyon faaliyetlerinin Pakistan’daki yerel bir tersanede yapılacağı projede, ilk denizaltı 45 ay sonra teslim edilecek. Diğer denizaltıların ise 1 yıl ara ile modernize edilmesi planlanıyor.
https://www.stm.com.tr/haberler.html

Azerbaycan ve Ermenistan Dağlık Karabağ için anlaşmaya vardı

22 Haziran 2016 AA

Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı İdaresi Dış İlişkiler Şube Müdürü ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı Novruz Memmedov, Azerbaycan’nın Ermenistan ile Dağlık Karabağ'da aşamalı çözüm için prensip anlaşmasına vardığını açıkladı.

Azerbaycan medyasına konuşan Memmedov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, AzerbaycanCumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın 20 Haziran'da St. Petersburg'da gerçekleştirdiği Dağlık Karabağ toplantısının sonuçlarını anlattı.

Toplantıda, Dağlık Karabağ sorununun aşamalı çözümü üzerinde durulduğunu belirten Memmedov, "Aşamalı çözüm ise şöyledir. İlk önce işgal altındaki 5 ilin tahliye edilmesi (Ermenistan ordusunca), daha sonra iki ilin tahliye edilmesi ve (Dağlık Karabağ ve Ermenistan arasındaki) koridorun belirlenmesi. Daha sonra ise Dağlık Karabağ'ın statüsünün belirlenmesi. Taraflar bu yönde prensip anlaşmasına vardı." dedi.

Putin, Aliyev ve Sarkisyan görüşmesinin ardından ortak bildiri kabul edilmiş, taraflar, temas hattında istikrarın sağlanması ve Dağlık Karabağ'da barış sürecinin tamamlanmasını sağlayacak atmosferin oluşturulması yönünde kararlı olduklarını teyit etmişti.

DAĞLIK KARABAĞ SORUNU

Dağlık Karabağ sorunu, Sovyetlerin dağılmasının ardından Ermenilerin bu bölgelerde hak iddia etmesiyle başladı ve Ermeniler 1991'de başlattıkları saldırılarla Hankendi'yi, 1992'de Hocalı ve Şuşa'yı işgal etti. Daha sonra Laçın, Hocavend, Kelbecer ve Ağdere'yi de ele geçiren Ermeniler, 1993'te Ağdam'a girdi. Ağdam'ı, Cebrayıl, Fuzuli, Gubadlı ve Zengilan illerinin işgali izledi.

Azerbaycan topraklarının yüzde 20'si işgal edilirken, 1 milyona yakın kişi doğduğu toprakları terk etmek zorunda kaldı.

Taraflar, 4-5 Mayıs 1994'te, Bişkek'te, Bağımsız Devletler Topluluğu Parlamentolararası Meclisi,Kırgızistan Cumhuriyeti'nin Parlamentosu, Rusya'nın Federal Meclisi ve Dışişleri Bakanlığının inisiyatifiyle Bişkek Protokolü diye bilinen ateşkes anlaşması imzaladı.

Anlaşmayla geniş çaplı saldırı ve operasyonlara son verildi. Kelbecer, Ağdere, Ağdam, Hocavend ve Fuzuli illerine konuşlandırılan Ermeni güçleri ile diğer bölgeleri savunmak için konuşlanan Azerbaycan güçleri arasında cephe hattı oluştu.

Mevzilerin inşa edildiği, siperlerin kazıldığı cephe hattı, Ermenistan'la sınırda bulunan Gazah, Ağstafa, Tovuz ve Gedebey illeri boyunca da uzandı. Birbirlerine çok yakın olan mevzi ve siperler arasındaki alanlara ise olası saldırıları önlemek için mayınlar döşendi.

Bişkek Protokolünün imzalanmasından bu yana ateşkes kağıt üzerinde kaldı ve çatışmalarda her iki taraf da kesin rakam verilmeyen fakat sayıları binlerle ifade edilen askerini kaybetti.
http://www.sabah.com.tr/dunya/2016/06/22/azerbaycan-ve-ermenistan-daglik-karabag-icin-anlasti
http://www.yeniakit.com.tr/haber/azerbaycan-ve-ermenistan-daglik-karabag-icin-anlasmaya-vardi-187460.html

Türkiye'ye 100 milyon dolarlık yatırım

Haziran 21, 2016 AA

Genel Maksat Helikopter Projesi'nde görev alan Alp Havacılık, proje sürecinde bazı kritik teknolojileri Türkiye'ye kazandıracak. Alp Havacılık, bu amaçla dişli imalatında dünyanın önde gelen teknolojik altyapılarından birini kuracak. Tamamı yeni yatırım olarak planlanan ve yaklaşık 11 bin metrekarelik kapalı alan içerisine kurulacak yeni tesis, ilave iş olanakları da sağlayacak.

Alp Havacılık, teknolojisi, tecrübesi, özgün kabiliyetleri ile havacılık ve uzay sanayisinin gelişimine yön veren, ürün ve hizmetleriyle sektöründe dünyanın önde gelen firmaları tarafından iş ortağı olarak tercih ediliyor.

Eskişehir Organize Sanayi Bölgesinde mevcut 23 bin 500 metrekare kapalı alan ve 30 bin metrekare genişleme alanında, 600'ün üzerinde nitelikli personel ve çok sayıda alt yüklenici ile üretim yapan şirket, titanyum, alüminyum, çelik, paslanmaz çelik, bakır alaşımları ve süper alaşımların işlenmesinde çok geniş çaplı deneyime sahip bulunuyor.

Alp Havacılık, yüksek katma değerli, yüksek bilgi ve teknoloji içeren ürün yapısıyla ABD, Fransa, Kanada gibi gelişmiş pazarlara ihracat gerçekleştiriyor.

Kabiliyetleri ve alt yüklenicilerinin imkanlarıyla Sikorsky, Pratt amp; Whitney, Pratt amp; Whitney Canada, Lockheed Martin, UTC Aerospace Systems, Honeywell ve Boeing gibi müşterileri için helikopter dinamik, helikopter kuyruk pervanesi sürücü mili sistemi, iniş takımı ve uçak yapısal parçaları ile hidrolik ve yakıt boru sistemleri üreten Alp Havacılık, birçok hava platformu ve motor programlarına önemli katkı sağlıyor.

Özellikle titanyum alanında dünyanın önde gelen havacılık firmaları arasında yer alan şirket, yeni projeler için 2016-2017 döneminde 100 milyon doların üzerinde yeni yatırım yapacak.

Alp Havacılık, son olarak Türk Havacılık ve Uzay Sanayi AŞ ana yükleniciliğinde Sikorsky ile yürütülen Türk Genel Maksat Helikopteri Projesi'nde önemli bir rol oynayacak. Bu proje kapsamında, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Orman Genel Müdürlüğü için 109 T70 Kara Şahin Helikopteri üretilecek. Bu sayı, Türkiye'nin artan ihtiyaçları ve ihracat pazarı da dikkatle alındığında çok daha yukarıya çıkacak.

Alp Havacılık, bu çerçevede Black Hawk helikopterlerinde bulunan tüm dişliler, dişli kutuları, pervane mili gövdesi ve ana mil gibi ana uçuş kritik ve dinamik ürünler, bunların montaj grupları, uçuş kontrol mekanizması ve iniş takımlarının da kaynağı olacak. Proje kapsamında dişli test merkezi de şirket bünyesinde oluşturulacak.

Proje ile Alp Havacılık'ta, dişli imalatında dünyanın önde gelen teknolojik altyapılarından birinin oluşturulması hedefleniyor. Bu kapsamda uçuş kritik parçaları grubunda imalatı yapılacak alt sistem ve parçaların üretim safhalarında ihtiyaç duyulan tezgah, teçhizat ve özel proseslere yatırım yapılacak.

Genel Maksat Helikopteri Projesi kapsamında, tamamı yeni yatırım olarak planlanan yaklaşık 11 bin metrekarelik kapalı alan içerisine kurulacak yeni tesis, ilave iş olanakları da sağlayacak.

Şirketin iş payı hemen hemen Black Hawk helikopterinin yedek parça niteliğinde tüm unsurlarını kapsadığından Türk Silahlı Kuvvetleri ve diğer kullanıcıların yedek parça ve test ihtiyaçlarının da Alp Havacılık tarafından ulusal imkanlarla karşılanması mümkün olacak.

http://www.yenisafak.com/ekonomi/turkiyeye-100-milyon-dolarlik-yatirim-2484418

İrtibat Ve Genel Maksat Uçağı (GMU) Projesi İhale İlanı

21.06.2016 SSM

Proje Kapsamı: Türk Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın ihtiyaçlarını karşılamak üzere, personel ve malzeme taşıma/atma kabiliyetine haiz, 6 (altı) adet İrtibat ve Genel Maksat Uçağı tedariği gerçekleştirilecektir.
http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/hizli/duyurular/projeDuyurulari/Sayfalar/20160621_GMU.aspx

Preveze Sınıfı Denizaltı Yarı Ömür Modernizasyonu (YÖM) Projesi İhale İlanı

21.06.2016 SSM

Proje /Sistem Kapsamı: Preveze Sınıf Denizaltı Yarı Ömür Modernizasyonu Projesi’nin amacı; Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterinde yer alan 4 adet Preveze sınıfı denizaltının modernizasyonudur.

http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/hizli/duyurular/projeDuyurulari/Sayfalar/20160620_Preveze.aspx

18 Haziran 2016 Cumartesi

TCG Burgazada korveti törenle denize indirildi

18.06.2016 Deniz Haber Ajansı

Türkiye’nin ilk milli gemileri TCG Büyükada ve TCG Heybeliada’dan sonra TCG Burgazada İstanbul Tersanesi'nde denize indirildi. TCG Kınalıada korvetinin de kaynak töreni yapıldı. Hayalet gemi diye tabir edilen MİLGEM Ada Sınıfı Korvetlerin 3. gemisi TCG BURGAZADA, İstanbul Tersane Komutanlığı'nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım'ında katıldığı törenle denize indirildi. TCG Kınalıada korfetinin deilk kaynak kesimi yapıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan TCG Burgazada korvetinin denize indirilmesi ve TCG Kınalıada korvetinin ilk kaynak töreninde konuştu.

TCG Kınalıada korvetinin saç kesimini yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlar 8 gemiden oluşan MİLGEM projesinin 3. ve 4. gemilerini oluşturuyor. Başbakanlığım döneminde attığımız bu adımın neticelerini görmek mutluluk veriyor. Daha önce iki gemimizi bitirmiş, donanmamıza sunmuştuk. Bu gemilerimiz birçok tatbikatta donanmamızı temsil ettiler, göğsümüzü kabarttılar. Öncelikle iki projenin de hayırlı olmasını diliyorum. Bu çalışmalarda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Artık icra konseyinin başında başbakanımız gemi inşa mühendisi olarak bulunuyor. Çok daha seri olarak bu üretimleri yapmamız lazım. Bu imkana bu güce Türkiye sahip. Biz artık yüzde 60'la yetinemeyiz. En önemli adımlarımızdan birisi kendi gemilerimizdeki makineleri de üretmemiz suretiyle bu süreci hızlandırmamız gerekiyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı açıklamada, "Amfibi türü Anadolu gemisinden sonra artık biz kendi uçak gemimizi yapar hale geleceğiz ve uçak gemimizi inşallah yapacağız. Türk Silahlı Kuvvetleri kendi uçak gemisine de sahip olacak, bunu da başaracağız. Hiçbir engel yok. İnanırsanız başarırsınız, azmederseniz başarırsınız. Şu anda evelallah bu azim ve kararlılıkta olan bir hükümet ve bir devlet vardır, bunu böyle bilin. Türkiye'nin bilhassa savunma sanayi ve askeri konularında atalete düşme, durma, duraksama lüksü yoktur. Her şeyden önce ülkemizin içinde yer aldığı stratejik coğrafya buna izin vermiyor." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi:

"Tarih boyunca farklı medeniyetlere ve kültürlere ev sahipliği yapmış bu bölge, insanlık tarihinin nüvelerini bünyesinde barındıran bir açık hava müzesidir. Anadolu'nun, Ortadoğu'nun tarihi okunmadan dünya tarihinin anlaşılması, tam olarak kavranması mümkün değildir. Ancak içinde yer aldığımız bölge aynı zamanda bir devletler mezarlığıdır. Askeri, siyasi, kültürel ve toplumsal olarak güçlü olmayan nice devlet, bu meşakkatli coğrafyada çok kısa sürede yıkılıp gitmiştir. Sadece kendilerini yenileyen, zamanın ruhunu iyi okuyan, geleceğe dair bir vizyonu, bir hedefi olan, en önemlisi cazibe merkezi olmayı sürdüren milletler bu coğrafyada asırlar boyu varlıklarını koruyabilmişlerdir."

Başbakan Yıldırım'dan 'Güçlü ordu' vurgusu

Burgazada korvetinin denize indirilmesi ve Kınalıada korvetinin ilk kaynak töreninde Başbakan Binali yıldırım da bir konuşma yaptı,

Başbakan Yıldırım, yaptığı açıklamada, "Güçlü ülke, güçlü orduyla mümkün. Ülkemizin bulunduğu konum itibarıyla güçlü olmaktan başka hiçbir çaresi yok. Zira etrafımız ateş çemberi ve birçok mazlum milletler bizim desteğimizi bekliyor ve bizden umut bekliyor. Onun için kendi ülkemizde, Türkiye'de sadece savunma kabiliyetimizi geliştirmek yetmez, aynı zamanda caydırıcılık kabiliyetimizi de geliştirmek zorundayız. Bunu da yaparken yerli ve milli kaynaklara dayanmamız gerekir."

Başbakan Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü: "Özellikle bölgesel uçak projesi, milli harp uçağı projesi, helikopter projesi, piyade tüfeği, milli tank, milli gemi daha niceleri... Bütün bunların amacı Türkiye'nin savunma ve caydırıcılık kabiliyetini artırmak, dosta güven, düşmana korku salmaktır. Bu hedefe yönelik çalışmalarımız bundan böyle de artarak devam edecektir. Son 14 yılda liderliğinizde (Cumhurbaşkanı Erdoğan) savunma sanayimizde 30 milyar dolar yatırım yaptık. Yıllarca ben genç mühendisken hatırlıyorum bu ve buna benzer gemiler Türkiye'nin hep gündeminde olmuş, 80'li yıllarda başlayan projeler 2000'lere geldiğimiz halde hala konuşulmaya devam etmiştir ama şimdi konuşmuyoruz, yapıyoruz. Az konuşuyoruz, daha çok iş yapıyoruz. Bize yakışan, bu millete de yakışan budur."

MİLGEM Projesi, Milli Savunma Sanayi için bir lokomotif

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu, MİLGEM Projesi'nin ikinci dörtlü paketini, "İ sınıfı fırkateyn" olarak inşa etmeyi planladıklarını belirterek, "İSTANBUL" ismi verilecek ilk geminin inşasına 2017 yılının Ocak ayında İstanbul Tersanesi'nde başlanmasının hedeflendiğini bildirdi.

Bostanoğlu, İstanbul Tersane Komutanlığı'nda düzenlenen Burgazada Korveti'nin denize indirilmesi ve Kınalıada Korveti'nin ilk kaynak törenindeki konuşmasında, MİLGEM Projesi'nin, milli savunma sanayi için bir lokomotif olduğunu kaydetti.

Başarısıyla uluslararası alanda da model olmayı başaran bu projenin, Türk deniz kuvvetleri personeliyle Türk mühendis ve işçisinin örnek bir eseri olduğunu vurgulayan Oramiral Bostanoğlu, teknolojik bir atılım projesi olan MİLGEM'in, başarısıyla savunma sanayi için bir dönüm noktası olduğunu ve daha büyük projeler için Türk mühendisini cesaretlendirdiğini anlattı. Bostanoğlu, bugün gelinen aşamanın, ülkenin korvet ve fırkateyn gibi muharip gemi inşa projelerini milli dizayn ve azami yerli katkı oranıyla gerçekleştirebilecek seviyeye ulaştığını gösterdiğini ifade etti.

Oramiral Bülent Bostanoğlu, denizlerin, ekonomik, siyasi ve askeri alanda öneminin her geçen gün daha da arttığını anlatarak, denizlerin, insanlığın vazgeçilmez hayat alanını ve ekonomik mücadele zeminini oluşturduğunu söyledi.

"Denizlerde güçlü olmak zorunluluk"

Bu gerçekle birlikte büyüyen ve gelişen Türkiye'nin, bulunduğu zorlu coğrafyada istikrarlı ve müreffeh bir devleti idame ettirebilmek için denizlerde güçlü olmasının bir seçenek değil, zorunluluk olduğunu belirten Bostanoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bin yıla yaklaşan şanlı deniz tarihimiz, çağdaş ve caydırıcı bir deniz kuvveti olma ve bunu idame etmedeki azim ve kararlılığımızın güvencesidir. Bugün milli gemilerimizin 1455 yılında Haliç'te kurulan Tersane-i Amire'nin günümüzdeki izdüşümü olan İstanbul Tersanesi'nde inşa ediliyor olması bunun en güzel kanıtıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Mükemmel ve kaadir bir donanmaya sahip olma' hedefi doğrultusunda, 60'lı yıllarda başlayan askeri gemi inşa faaliyetleri günümüze kadar ivmelenerek sürmüştür. 2000'li yıllara gelindiğinde askeri tersanelerimizde ulaşılan bilgi birikimi, milli bir harp gemisinin ülkemizde tasarlanması ve inşa edilmesi konusunda bize cesaret vermiştir. Bu cesaretimizi kuvvetlendiren en önemli faktör yine milli imkanlarla geliştirilen ve 'GENESİS' adını verdiğimiz Savaş Yönetim Sistemi'dir. Milli bir savaş yönetim sistemi olmadan üretilen herhangi bir silah ve sistem üzerinde tasarruf sahibi olunması mümkün değildir."

Oramiral Bostanoğlu, Türkiye'nin, yetiştirdiği değerli mühendislerin gayretleriyle savaş yönetim sistemi geliştirme ve entegrasyon kabiliyetine sahip dünyadaki az sayıda ülke arasına girdiğini, 2000'li yıllardan itibaren kendi harekat ihtiyaçlarına göre istediği silah ve sensör kombinasyonunu bir platform üzerinde birleştirebilecek ve tam performans ile kullanabilecek yeteneği kazandığını kaydetti.

MİLGEM çerçevesinde hizmete giren TCG Heybeliada ve TCG Büyükada korvetlerinin önemli hizmetler yaptığını hatırlatan Bostanoğlu, bu sayede projenin küresel bir saygınlık kazandığını aktardı.

"İ sınıfı fırkateyn inşa edilecek"

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bostanoğlu, şu bilgileri verdi: "MİLGEM projesinin ikinci dörtlü paketini, 'İ sınıfı fırkateyn' olarak inşa etmeyi planlıyoruz. Gemilerin seyir menzillerinin artırılması ve satıhtan havaya güdümlü mermi entegrasyonunu içeren dizayn değişiklik çalışmalarına İstanbul Tersanesi bünyesinde yer alan Dizayn Proje Ofisi'nde devam edilmektedir. 'İSTANBUL' ismi verilecek ilk geminin inşasına 2017 yılının Ocak ayında İstanbul Tersanesi'nde başlanması ve 'İ' sınıfı fırkateynlerin 2021-2024 yılları arasında hizmete girmesi hedeflenmektedir. Projenin altıncı, yedinci ve sekizinci gemilerinin özel sektör tersaneleri tarafından inşa edilmesi öngörülmektedir. Bu sayede, ülkemizde ilk defa, fırkateyn tipi muharip bir gemi özel sektör tersanelerinde inşa edilecektir."

Günümüzde, modern gemilere sahip olanların değil, bunları dizayn ve inşa edebilme kabiliyetine sahip olanların itibar gördüğünü ifade eden Bostanoğlu, platformun sadece operatörlüğünü yapan bir gücün değil, üretken ve gelişen bir gücün uzun vadede etkili olabileceğinin farkında olduklarını dile getirdi.

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu, buradan yola çıkarak, asıl gücün, değişen harekat ortamına göre ihtiyaç duyulan silah, sistem ve platformları üretebilen, idamesini sağlayabilen insan gücüne ve teknolojik kabiliyete dayandığının bilincinde olduklarını aktardı.

MİLGEM Projesi'nin, örnek gösterilebilecek seviyede koordineli bir yönetim anlayışının ve ortak çalışmanın milli alanda nasıl başarılı sonuçlar üretebileceğinin somut bir kanıtı olduğunu vurgulayan Bostanoğlu, "Bu projede sorumluluk alan tüm yüklenici sivil firmalarımız, askeri gemi inşa standartlarına uygun sistemler üreterek, uluslararası pazarda rekabet edebilir nitelik kazanmışlardır. MİLGEM Projesi'nde yakaladığımız sinerji, yine MİLGEM konsepti ile dizayn ve inşa edilecek TF-2000 Hava Savunma Harbi Fırkateyni ve MİLDEN adını verdiğimiz Milli Denizaltı projelerine de yön vermektedir." şeklinde konuştu.

İnşasına 17 Aralık 2014'te başlanan "Burgazada"nın, çelik gövde inşası ve önemli tekne donatımları planlanandan 100 gün önce bitirilerek denize indirmeye hazır hale getirildiğini belirten Bostanoğlu, geminin, planlı teslim tarihinden 8 ay önce denize indirilmesini hedeflediklerini dile getirdi.

İstanbul Tersane Komutanlığı’nda düzenlenen TCG Burgazada korvetinin denize indirilmesi ve TCG Kınalıada korvetinin ilk kaynak törenine; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Başbakan Binali Yıldırım, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım'ın eşi Semiha Yıldırım, GİSBİR Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kıran, İMEAK Deniz Ticaret Odası Meclis Başkan Vekili Faruk Ürkmez, denizcilik sektörü temsilcileri ve askeri yetkililer katıldı.

Yapılan konuşmaların ardından TCG Burgazada Emine Erdoğan tarafından denize indirildi.
http://www.denizhaber.com.tr/tcg-burgazada-korveti-torenle-denize-indirildi-haber-68678.htm

Altay Tankı’nda hedef seri imalat

18.06.2016 Mithat Yurdakul - Milliyet

Milli tank projesinde önemli aşamaya gelindi. Serdar Görgüç, “Ön tespitler yapıldı, kabul edildi. Projede bir sanayi altyapısının kurulması da var. Hedefimiz hızla seri imalata başlamak” dedi.

Altay Milli Ana Muharebe Tankı Projesi’nin ana yüklenicisi konumundaki Otokar, seri üretim kararı için tüm hazırlıklarını tamamladı. Paris’te düzenlenen Avrupa’nın en büyük savunma sanayi fuarı Eurosatory 2016’da Milliyet’in sorularını yanıtlayan Otokar Genel Müdürü Serdar Görgüç, “Kalifikasyon testleri başladı. Kara Kuvvetleri yüzlerce sayfalık talepleri bize verdi. Biz ona göre kavramsal tasarım yaptık. Ön tespitler yapıldı ve kabul edildi. Bu bir ürün projesi gibi dursa da ilgili bir sanayi altyapısının kurulması tarafı da var. Hedefimiz bir an önce seri imalata başlayabilmek” dedi.

Milliyet’e Otokar’ın fuar alanını gezdiren Görgüç, Eurosatory 2016’ya katılan altı zırhlı araçla ilgili bilgiler verdi. Görgüç, “Beş kıtada 30’a yakın ülkeye ihracat yapıyoruz. 29 binden fazla askeri aracımız, dünyanın çok farklı noktalarında, zorlu iklim koşulları altında, riskli bölgelerde aktif hizmet veriyor” dedi. Başka yabancı askeri yetkililer olmak üzere, Otokar standına ilgi yüksek oldu.

Ateş ve koruma... Serdar Görgüç, ana muharebe tankı Altay’ın hakkında da bilgi verdi. Görgüç, şu bilgileri paylaştı:

“Biz beş tane prototip imal ettik. Gelişmiş ülkelere göre göre kısa bir sürede. Hareket kabiliyeti, ateş gücü ve koruma. Kara Kuvvetleri yüzlerce sayfalık talepleri bize verdi. Biz ona göre kavramsal tasarım yaptık. Ön tespitler yapıldı ve kabul edildi. Sıra kalifikasyona geldi. Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın (SSM) uygun gördüğü bir zaman seri üretimle ilgili teklifimizi vermemiz gerekiyor. Biz bu teklifi ocak ayında verdik. SSM bu teklifi değerlendiriyor. Bunun önemli boyutu yatırım. Prototiplere uygun bir de seri imalat yatırımı yapmak lazım. İstenilen zamanda yetiştirmek için daha seri üretim yapmanız lazım. Altay’da 109 alt yüklenici var. Yaklaşık da 20 tane yurtdışından var. İthal aldığımız bazı şeyleri de yerlileştirmemiz lazım. Türkiye’de ana muharebe tankıyla imalatıyla ilgili bir sanayi altyapısı da kuruluyor Altay’la birlikte. Bu bir ürün projesi gibi dursa da ilgili bir sanayi altyapısının kurulması tarafı da var. Teklifte böyle bir yanımız da var. Gelişmiş batı ülkelerinde bu altyapı var. Projeyle birlikte bizde de bu altyapı kurulmuş oluyor.”

TULPAR-S ilk kez Paris’te sergilendi

Otokar, Eurosatory 2016’ya altı farklı zırhlı aracıyla katıldı. TULPAR-S’in Zırhlı Personel Taşıyıcı modelini ilk kez Paris’te sergileyen Otokar, fuarda Altay tankı hakkında da bilgi paylaştı. Fuarda Otokar’ın kendi tasarımı Arma 8x8, Arma 6x6, Cobra, Cobra II, Ural araçları da görücüye çıktı.

‘22 yıldır bomba testi yapıyoruz’

Serdar Görgüç “Otokar’ın bir önemli özelliği, bünyesinde büyüklüğüne göre çok fazla mühendis çalıştırması” sözlerinin ardından, “Kuvvetli bir Ar-Ge bölümümüz var. Ciromuzun yüzde 4’ünü Ar-Ge’ye ayırıyoruz. Son 15 senedir böyle. 1994’ten beri gelişen tehditlere göre her yıl bir sürü mayın ve el yapımı patlayıcıyla araçlarımızı test ediyoruz. Emniyet kemeri nasıl olsun, her koltuk nasıl olsun, bir çok şey önemli. Fuarda sergilediğimiz Cobra 2 aracı var. Bu araç mesela kara kuvvetlerinin ve iç güvenlik hareketinin ihtiyacı olan yüksek korumalı bir araç” şeklinde devam etti.

“SSM’nin ve TSK’nın talebi ve planlaması, 2018’de en azından envantere girmeye başlaması. Bu çok kritik bir tarih. Şu an için herkes, bunun için seferber olmuş durumda. Bu yatırımların devreye girmesi 2 sene” diyen Serdar Görgüç, şöyle devam etti:

“Pek vakit kalmadı. Hedefimiz bir an önce seri imalata başlayabilmek. Tankımız NATO standartları olduğundan kendi tankını üretmeyen NATO ülkeleri için de bir alternatif bu. 3 plus jenerasyonda bir tank. Bir sürü mevcut tanklarda olmayan özelliği var. Dünya silahlı kuvvetlerinin isteyeceği bir hareket, ateş kabiliyeti var. İhracat kapasitesini çok kuvvetli görüyoruz.”

http://www.milliyet.com.tr/-altay-tanki-nda-hedef-seri-imalat-ekonomi-2264412/

17 Haziran 2016 Cuma

TUSAŞ (TAI) Proje Çağrıları


TUSAŞ Teknoloji Geliştirme Programları ile ilişkili hedefler ve ihtiyaçlar doğrultusunda Milli Muharip Uçak (MMU) Programı çerçevesinde ihtiyaç duyulan alanlarda insan kaynağı yetiştirmek önceliğiyle kurgulanacak araştırma projelerinin oluşturulması amacıyla, 8 yeni proje konusu yayınlanmıştır;

Ø Radar Soğurucu Malzeme ile Kaplanamayan Bölgelerde Kullanılmak Üzere Aktif Sönümleme Teknikleri
Ø Yazılıma ve İşlemciye Entegre Edilebilen Bilgi Harbine Karşı Dayanım Teknikleri
Ø Yedekli Sistemler İçin Gürbüz Kontrolcü Algoritmaları
Ø Eniyileştirilmiş Kanard Tasarımı ve Kanat Etkileşiminin Eniyileştirilmesi
Ø Aeroakustik tasarım/analiz optimizasyonu için alt yapı ve metotların geliştirilmesi
Ø Transonik/Süpersonik Hızlarda Boşluk (Cavity) Aerodinamik Analizi
Ø Harekât / Görev Profillerine Uygun Senaryo Simülasyonları
Ø Temel pilotaj davranışları için bilişsel pilot modeli geliştirilmesi

http://www.uludag.edu.tr/duyuru/view/1581
http://www.uludag.edu.tr/dosyalar/anasayfa/tusa%C5%9F%20%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1lar.pdf

MKEK'ten Özel Kuvvetlere özel silah & MKEK 5.56’ye nişan aldı

14&15.06.2016 C4Defence

Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu'nun (MKEK) seri üretimine başladığı 7.62 mm Milli Piyade Tüfeği MPT-76'nın ardından daha düşük kalibrede ikinci bir silah için çalışmalarını sürdürdüğü öğrenildi. C4Defence'ın edindiği bilgilere göre MKEK tüfek üzerinde yürütülen çalışmalardan edindiği tecrübeyi daha hafif, daha çok mermi alan NATO standartlarında daha çok tercih edilen ve özellikle Jandarma ile Özel Kuvvetler kullanımına uygun silaha çevirmek istiyor. Bu çerçevede yürütülen çalışmalar sonucunda ağırlığı 3kg altında, yüksek isabet oranını haiz, 5.56 mm kalibrede bir tüfeğin ortaya çıkmasına az kaldı. 7.62 mm mühimmat hedefi etkisiz hale getirmekteki başarısı ile ön plana çıkarken 5.56'dan neredeyse 2,5 kg daha ağır olmasının sıkıntısını yaşıyor. NATO, 5.56 mm mühimmatı daha yaygın kullandığı için bu kalibre ihracatta yeni bir alternatif olabilecek.

Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) Keskin Nişancı Tüfeği ailesine bir kardeş getirmeye hazırlanıyor. MKEK’in hali hazırda ürettiği 7,62 mm NATO JNG 90 Keskin Nişancı Tüfeğine bu çalışma ile 5.56 mm tüfek eklenecek. C4Defence MKEK’in 5.56 mm kalibre ile ilgili bir diğer çalışmasını dün tanıtmıştı.Aşağıdaki fotoğrafta JNG 90 görülüyor.

http://www.c4defence.com/Gundem/mkek-ten-ozel-kuvvetlere-ozel-silah/907/1

http://www.c4defence.com/Gundem/mkek-556ye-nisan-aldi/913/1

ROKETSAN'ın 300 mmsi Turna'yı gözünden vuracak.

17.06.2016 C4Defence

C4Defence ROKETSAN’ın geliştirdiği ve TRG-300 Roketi adını verdiği sistemle ilgili daha geniş bilgilere ulaştı. Güdüm sistemine sahip değilken TR-300 adını alan sistem 100 km üstü menzile sahipti. TRG-300 artık 30 ile 120 km menzil arasında kalan kritik hedeflere yönelik kullanılacak. TRG-300 sisteminin boyutları şöyle: çapı 300 mm, uzunluk 5 bin 240 mm ve ağırlık 585 kg. Kompozit katı yakıt ile hareket eden füze 105 kg harp başlığı taşıyor. Sistem, güdümlü değilken 150 kg harp başlığı taşıyordu ancak hedefe en fazla 30 metre sapma ile isabet yeteneği kazanılmasıyla beraber harp başlığı ağırlığı azaltıldı. GPS ve INS sistemleri ile hedefe yönlendirilen füze birçok atışlı testle kalifiye edilerek üretildi. Füze taşıdığı GPS sayesinde uzaydaki uydularla haberleşerek yönünü tespit ederken INS sistemi ile kendi hızını, uçma yönünü ve uçuş süresini ölçerek nereye gelmiş olması gerektiğini hesaplıyor.
http://www.c4defence.com/Gundem/roketsan-in-300-mmsi-turna-yi-gozunden-vuracak/916/1

Hem daha ufak hem daha güçlü: Dynetic’ten sürpriz bomba

17.06.2016 C4defence

Amerikan Dynetic firması 27 kilo sınıfında güdümlü bombaya benzerlerinden daha çok harp başlığı yerleştirerek bütün gözleri üstüne çevirdi. Firmanın ürününde 16 kg patlayıcı yer alırken bu miktar 50 kg sınıfındaki Lockheed Martin’in AGM-114 Hellifire füzesinden daha fazla. ABD’de Özel Operasyonlar Komutanlığı da bu durumu fark ederek Dynetic ile 11,6 milyon $ değerinde anlaşmaya imza attı. Bir motordan güç almadan süzülerek hedefe ulaşan bombanın üzerinde GPS sistemi de yer alıyor.

ABD’de Özel Operasyonlardan sorumlu Komutanlık SOCOM bu yeteneği ilk olarak Lockheed AC-130U Gunship uçağında kullanmayı düşünüyor.
http://www.c4defence.com/Gundem/hem-daha-ufak-hem-daha-guclu-dyneticten-surpriz-bomba/920/1

Yüzer Havuz Tedariki Projesi İhale İlanı

16.06.2016 SSM

Proje /Sistem Kapsamı: Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterindeki gemilerin kaza, arıza ve rutin havuz dönemlerinde havuza alınarak bakım ve onarımlarının yapılmasıyla savaş yeteneklerinin en üst seviyede tutulmasının sağlanması 1 (bir) adet Yüzer Havuz’un tedarik edilmesidir.

http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/hizli/duyurular/projeDuyurulari/Sayfalar/20160614_YHTP.aspx

16 Haziran 2016 Perşembe

Roketsan ve Junghans Defence Tapa Sistemlerini Birlikte Geliştirerek Dünya Pazarına Sunuyor

15 Haziran 2016 Roketsan

Roketsan ve Junghans Defence firmaları Eurosatory Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nda tapa sistemlerinin birlikte geliştirilmesi ve dünya pazarına sunulması konusunda iş birliğine yönelik bir mutabakat anlaşması imzaladı.

Roketsan ve Junghans Defence firmaları anlaşma kapsamında; uzun vadeli sürdürülebilir ortaklığı hedefleyerek, en iyi kalitede güvenilir tapa sistemlerini savunma sektöründeki mühimmat üreticilerine sunmayı öngörüyor. Roketsan’ın bilgi, deneyim ve altyapısının Junghans’ın tecrübesiyle birleşerek modern teknoloji ve yenilikçi yaklaşım ile geliştirilecek olan tapa sistemleri; Fransa, Almanya ve uluslararası pazarda üreticilere sunulacak.

Roketsan ve Airbus Helicopters İş Birliği Anlaşması İmzaladı

15 Haziran 2016 Roketsan

Roketsan ve Airbus Helicopters, Fransa’da gerçekleşen uluslararası savunma fuarı EUROSATORY’de Roketsan’ın ürettiği 2.75” Lazer Güdümlü Füze CİRİT’in Airbus firmasının H135M and H145M hafif silahlı taarruz helikopterlerine entegrasyonu konusunda bir iş birliği anlaşmasına imza attı.

H135M and H145M hafif silahlı taarruz helikopterlerinin platform üreticisi olan Airbus Helicopters ile Roketsan tarafından üretilen 70mm Lazer Güdümlü Füze CİRİT’in ürünlerinin gelişmiş özelliklerini birleştirmek sureti ile global pazardaki müşterilere sunulması hedefleniyor.

Törende söz alan Roketsan Yönetim Kurulu Başkanı Emin ALPMAN; “İnanıyoruz ki; çok yönlü kullanıma sahip platformun yüksek teknoloji silah sistemleri ile donatılması sayesinde müşterilerimize farklı operasyonları icra etmesini sağlayacak bir çözüm sunmuş olacağız. Bu program hali hazırda devam eden işbirliğimizi daha ileri seviyelere taşıyarak dost ve müttefik ülkelere yeni imkânlar sunacaktır.” dedi. Törende konuşan Airbus Helicopters Genel Müdür Yardımcısı Olivier MICHALON, Roketsan ile yapmış oldukları iş birliğinden gurur duyduklarını belirterek H135M ve H145M helikopterlerinin hem Türkiye’de hem de dünya pazarında iyi bir çözüm olacağı inandıklarını belirtti.

13 Haziran 2016 Pazartesi

ASELSAN sözleşme İmzası

13.06.2016 KAP

ASELSAN ile bir yurt dışı müşteri arasında hava platformlarına ASELPOD Elektro Optik Hedefleme Sistemi entegre edilmesine yönelik olarak 10.06.2016 tarihinde 24.964.000,- ABD Doları tutarında bir sözleşme imzalanmıştır.
https://www.kap.org.tr/tr/Bildirim/538032

10 Haziran 2016 Cuma

ANADOLU KARTALI 2016/1 EĞİTİMİ

DENİZLERİN BEYAZ FIRTINASI: TÜRK DONANMASI

Italy has deployed SAMP/T air defense missile system on Turkish-Syrian border to replace Patriot.

09 June 2016 Army Recognition

Italy has deployed SAMP/T surface-to-air defense missile system on the Turkish-Syrian border s part of NATO's package of assistance measures set to be fully applied prior to the July 8-9 Warsaw Summit. The Italian air defense system will replace the German Patriot missile systems that finished their three-year, mandated mission.

Along with the SAMP-Ts, sources have confirmed that NATO will also provide Turkey with an additional Airborne Warning and Control System (AWACS) by July.

NATO has decided to deploy the Patriot missile air defense system in Turkey again after Russian Aerospace Defence Forces' jet repeatedly violated its airspace, the Turkish Haber7 newspaper reported Feb. 1.

Patriot missile air defense system was deployed in Turkey at the request of Ankara in 2012 to protect the country against a possible missile attack from Syria. However, some areas of Turkey still were subject to missile attacks from Syria.

The SAMP/T also called MAMBA in the French army is a theatre anti-missile system designed to protect the battlefield and sensitive tactical sites (such as airports and sea ports) against all current and future airborne threats, including cruise missiles, manned and unmanned aircraft and tactical ballistic missiles in the 600 km range class.

On 6 March 2013, the Italian Army and the French Air Force deployed their SAMP/T medium range air defence systems for the first time within a NATO architecture in successfully intercepting a target representative of a theatre ballistic missile.

The Aster 30 missile from the SAMP/T air defense system has the capability to intercept targets at altitudes from 50 m to 20 km. against aircraft targets flying at altitudes above 3 km, the maximum range of the Aster 30 is 100 km. At aircraft targets with altitudes below 3 km, the range of Aster 30 is 50 km.
http://www.armyrecognition.com/june_2016_global_defense_security_news_industry/italy_has_deployed_samp/t_air_defense_missile_system_on_turkish-syrian_border_to_replace_patriot_10906164.html

9 Haziran 2016 Perşembe

600 Sınıfı Sahil Güvenlik Gemisi Tedarik Projesi Bilgi İstek Dokümanı (BİD) Duyurusu

09/06/2016 SSM

1. BİD “HİZMETE ÖZEL” gizlilik derecesine sahip olup, BİD’in tamamına cevap vermek üzere;

“Tesis Güvenlik Belgesi” ve “Üretim İzin Belgesi”ne sahip,

Ana faaliyet alanı çelik ve benzeri dayanıklılıkta olan malzeme(ler) ile gemi inşası olan,

BİD kapsamında asgari özellikleri belirtilen (boyu azami 60 (altmış) – 75 (yetmişbeş) metre, su çekimi azami 3,5 (üçvirgülbeş) – 4 (dört) metre, çelik ve benzeri malzemeden imal, geminin boyutlarına göre 400 (dörtyüz) – 700 (yediyüz) ton veya azami 950 (dokuzyüzelli) ton tam yük deplasmana sahip, üzerinde 10 (on) tona kadar helikopter inip/kalkabileceği platform bulunan) gemiyi tasarlayabilecek ve/veya inşa edebilecek olan,

yurtiçinde yerleşik firma/kurum/kuruluşlar BİD’i alabilecektir.
http://www.ssm.gov.tr/anasayfa/hizli/duyurular/projeDuyurulari/Sayfalar/20160609_600SSGG_BID.aspx

Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir 'in açıklamaları

09 Haziran 2016 TGRT Haber

Savunma Sanayii Müsteşarı Demir Savunma Sanayi projeleriyle ilgili birçok soruya cevap verdi. Demir ABD'yle insansız hava araçları konusunda anlaşma sağlanamamasının ardından gelinen süreçte, birkaç yıl içerisinde göklerde 70-80 tane yerli İHA'nın olacağını söyledi. Demir, asıl istediklerinin uydudan haberleşme sağlama gibi daha ileri teknolojiye sahip olan bir ANKA İHA olduğunu, bunun için de gerekli çalışmaların yapıldığını söyledi.

Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir, TGRT Haber ekranlarında Savunma Sanayi projeleriyle ilgili birçok soruya cevap verdi. ABD'yle insansız hava araçları (İHA) konusunda anlaşma sağlanamamasının ardından gelinen süreçte, birkaç yıl içerisinde göklerde 70-80 tane yerli İHA'nın olacağını ifade eden Demir, savunma sanayisinde mümkün olduğunca yerli üretimden yana olduklarını, Türkiye'nin insan yapımı olan her şeyi üretebilecek güçte bir ülke olduğunu belirtti.

Terörün Türkiye'de hemen olmasa da mutlaka son bulacağına dair inancını vurgulayan Demir, “Maalesef kalleşçe, hiçbir kutsal tanımayan bir terör örgütüyle karşı karşıyayız. Ama devletimiz kararlı, her türlü imkanı kullanarak bu mücadeleye devam edecek. Biz, bu mücadelenin hemen yarın bitmeyebileceğini biliyoruz ama mutlaka biteceğini biliyoruz. Gerçekten kararlıyız, her türlü imkanı sahaya süreceğiz" diye konuştu.

“Cumhurbaşkanımızın özel ilgisi bize de güç veriyor"

Demir, Amerika Birleşik Devletleri'nden (ABD) insansız hava aracı alımının çıkmaza girmesiyle ilgili açıklamalar yaptı. Uzlaşmaz tavırlarına karşı ABD'ye İHA konusunda rest çekmesi hatırlatılan Demir, Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan aldıkları destekle, savunma teknolojileri konusunda kararlı bir tutum sergilediklerini söyledi. Demir, Türkiye'nin, insan yapısı olan her şeyi yapabilecek güçte bir ülke olduğunu vurguladı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın savunma sanayisine ilgisinin kendilerine güç verdiğini yineleyen Demir, Erdoğan'ın bu konuda kendisine yakın mesai istediğini belirtti. Demir, devletin üst kademelerinden sürekli olarak destek aldıklarını vurguladı.

“Birkaç yıl içerisinde, göklerde 70-80 tane iha olmasını bekliyoruz"

İHA'larda olduğu gibi, diğer savunma alanlarında da yerli üretim yoluna gidileceğini kaydeden Demir, yerli üretim İHA'ların Efes Tatbikatında başarıyla görev yaptığını ifade ederek, “Son Efes tatbikatında hem Baykar, hem Vestel İHA görev yaptı. Tatbikat süresince, tatbikat alanındaki görüntüleri çeşitli kameralarla gayet net aktardılar. Tatbikatı seyreden komuta kademesi ve yöneticiler, tatbikatın her olayını çok net şekilde izleyebildi. Şuanda Baykar Bayraktar İHA'mız silahlı testini yaptı. Mühimmatları üretip, bu silahları sahaya verme aşamasındayız. Hem silahlı hem silahsız olarak görev yapabilecekler. Birkaç yıl içerisinde, göklerde 70-80 tane İHA olmasını bekliyoruz" diye konuştu.

Silahlı iha'lar belirlediği hedefi anında imha edecek

Silahlı İHA'ların, silahsız İHA'lara göre sağladığı avantajları anlatan Demir, “Silahlı İHA'nın sağlayacağı en büyük avantaj, tespit ettiğiniz hedefi anında imha edebilme kabiliyeti olacak. Sadece görüntü aktaran bir sistemde, görüntü aktardığınızda onun imha edilmesiyle ilgili biraz da gecikmesi gerekiyor. Belli bir koordinasyonla, kullanılacak silah türüne göre orada bir hareket yapmanız gerekiyor ama silahlı İHA durumunda hedefi gördüğünüz zaman imha edebilme kabiliyetine sahip olabiliyorsunuz. Bu imha kabiliyeti de İHA'nın ve taşıyacağı silahın sahibine göre değişiyor. Mesela ANKA'nın taşıyacağı yük biraz daha fazla, belki ona konulacak mühimmatlar biraz daha fazla olabilir. Şuanda kullanılan mühimmatlar motorsuz mühimmatlar, şuanda kullanılan mühimmatların bir motoru yok, sadece salınımla bırakıyorsunuz ama kontrollü, güdümlü. Bunun daha uzun hedefleri vurmak üzere motorluları olabilir. Bu anlamda alanda tehdidi gördüğünüz anda bertaraf etme gibi çok büyük bir avantaj sağlayacak. Ayrıca hedefi takip edip, uygun anda vurmak da önemli bir konu" değerlendirmelerinde bulundu.

ANKA İHA'lar uydudan haberleşme imkanına sahip olacak

Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir, Vestel İHA projesinin başlangıcında şanssızlıklar yaşandığını ifade etti. Firmanın, gelişen süreçte pistten kalkıp piste inebilen, katapulttan atılan ve paraşütle inebilen İHA'ların yapılamayacağını söylediğini aktaran Demir, yine de bu unsurlara sahip olmayan İHA'ların üretildiğini, Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın da acil ihtiyaç nedeniyle üretilen İHA'lardan 2 tanesini kullanmaya başladığını dile getirdi. İlk üretilen ANKA İHA'ların test uçuşlarının devam ettiğini de kaydeden Demir, asıl istediklerinin uydudan haberleşme sağlama gibi daha ileri teknolojiye sahip olan bir ANKA İHA olduğunu, bunun için de gerekli çalışmaların yapıldığını söyledi

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık ile birlikte çalışmanın ayrı bir sinerji getireceğini belirten Demir, “AR-GE ve teknoloji, savunma sanayinin ana itici gücü. Bu anlamda sayın bakanımızın bir önceki görevi sırasında, TÜBİTAK'la ilişkilerimiz münasebetiyle kendisiyle de ilişkilerimiz vardı. Teknoloji ana unsurlardan birisi olduğu için o alandan gelen bir bakanla çalışıyor olmak ekstra bir sinerji sağlayacak diye düşünüyoruz" dedi.

“Artık halkımız ve yöneticilerimiz alanda ürün görmek istiyor"

Demir, genel maksatlı helikopter üretiminde anlaşma sağlanmasına karşın, neden imza töreni düzenlenip kamuoyuna tanıtılmadığı yönünde sorulan bir soruya, “Kamuoyu açısından baktığımızda, aslında bu olmuş bir proje. Aslında biz genel maksatlı helikopter üretiyoruz algısı var. Bunun sözleşmesinin imzalanması aşamasına geldiğimizde bazı pürüzler çıktı, bazı kısıtlar konulmaya kalkıldı. Bunu aştık, sözleşme imza aşamasına geldiğimizde arkadaşlar 'bir tören yapalım' dedi. Ama ben zaten duyulan, bilinen ve bu göreve gelmeden çok önce olmuş diye gördüğüm bir proje. Bizim ürüne ihtiyacımız var, ürün çıktığında çok daha büyük bir tören yaparız. Artık halkımız ve yöneticilerimiz alanda ürün görmek istiyor" diye cevap verdi. Demir, yapılan anlaşma gereği Skorsky ve Kara Şahin'lerin üçüncü ülkelere satılamayacağını, Skorsky'nin teknoloji transferine izin vermediğini, bu nedenle sorunlar yaşandığını, ancak karşılıklı anlayışla bu sorunun aşıldığını sözlerine ekledi.

İlk özgün helikopter 2 buçuk yıl sonra

Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir, “Tamamen Kendi Yerli Helikopterlerimizi Üretebilecek konuma gelebilecek miyiz" şeklinde yöneltilen soruya, şöyle cevap verdi:

“Genel maksatlı helikopterlerin imzalanmasından daha önce ATAK Helikopterinin edinilen tecrübeye dayanarak bir özgün helikopter geliştirme projesi başlatılmıştı. O proje bütün hızıyla devam ediyor. Bu projede 5 yıl gibi bir sözümüz var ve bu yaklaşık 2 buçuk yıl önce verilmiş bir söz. Arkadaşlarımız bütün güçleriyle çalışıyor. Genel maksat helikopterinin gittiği yoldan bağımsız olarak da biz zaten bir özgün helikopter geliştirme projesi devam ettiriyoruz, inşallah 2 buçuk sene sonra bunu da göreceğiz. İlk helikopter çıktığında motoru yerli üretim olmayacak ama yerli motor geliştirme çalışmalarımız devam ediyor. Yerli motor çıktığında helikopterlerimizin de motoru yerli olacak."

F-38'ler 2018'den sonra gelecek

Demir, 8 ülkenin işbirliğiyle yapılacak F-38 savaş uçağıyla ilgili de bilgiler verdi. İlk uçağın 2018-2019 bandında geleceğini kaydeden Demir, “Bu projede ortak ülkelerden birisiyiz. Ortak ülke olarak bu uçağın belli kısımlarının üretimi bize verilmiş durumda. Şuanda bu uçakların orta gövdelerini biz üretiyoruz. Motorunun bazı parçalarını biz üretiyoruz. Uçakların motorlarının bakım, onarım, montaj kısımlarıyla ilgili ABD dışındaki ilk merkezin Türkiye'de kurulması kararı verildi. Uçağın belli alt sistemlerinde de Türkiye'deki firmaların yüklenici olmalarıyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor" ifadelerini kullandı.

“Yerli savaş uçağı, F16'ların yerini alacak"

Yerli savaş uçağı projesinin de iddialı projelerden biri olduğunu dile getiren Demir, bunun kolay bir proje olmadığını, dünyanın en modern savaş uçaklarından bir tanesini üretmek istediklerini vurguladı. Bu anlamda gerekli çalışmaların başlatıldığının altını çizen Demir, “2 yıl kadar önce bu projenin kavramsal tasarım süreci tamamlanmış, kavramsal tasarımda birkaç model çıkmıştı. Biz kaldığımız yerden başladık ve bir program yönetim ofisi kuraraktan, bu ofis çerçevesinde üretim çalışmalarımıza başladık. Ana yüklenici olarak TUSAŞ seçildi, ancak program yönetim ofisi bütün programı yönetmekle sorumlu. Bu arada süreci daha hızlı tamamlama adına da bir yabancı teknik destek sağlayıcı arama sürecimiz oldu. Şuanda ilk aşama olarak İngilizlerle bir ön çalışma yapıyoruz. 3 ülke buraya teklif vermişti, en iyi teklif veren ülkeyle başlandı. Bir müddet sonra en iyi desteği verecek ülke veya şirketle bir destek anlaşması da imzalanıp bu süreç devam ettirilecek. Bu sürecin aşamaları olacak. İlk aşamada bir ön dizayn safhası tamamlanacak. Uzun vadede F-16'ların yerine geçecek bir uçak arıyoruz, hedef de 2030'lar. Yüzde 100 yerli tabirine maksatlı ya da maksatsız vurgu yapılabiliyor. Biz uçağın tabi ki belli unsurlarını ilk aşamada dışarıdan temin edeceğiz. Bu süreci hızlı geçmek istiyorsanız başka yolu yok. Bu dışarıdan alınabilecek unsurların geliştirilmeyeceği anlamına gelmiyor. Belki ABD de dahil, dünyada hiçbir ülke kendi silah sistemlerinde, savunma sistemlerinde kullandıkları her şeyin yüzde 100 yerli olması, bütün teknolojilerin geliştirilmesi gibi bir çabaya girme lüksüne sahip değil. Dolayısıyla belli teknolojileri seçmek gerekiyor. Bizim şuanda hedef seçtiğimiz alanlardan birisi de bu savaş uçağı alanı" diye konuştu.

"MİLGEM'in yenileri geliyor"

Demir, Türkiye'nin gemicilik sektöründe dünyada adından söz edilen bir ülke haline geldiğini söyledi. Bu alandaki projelerle ilgili bilgiler veren Demir, “Gemicilik sektöründe kamuoyunda en çok bilinen firkateyn MİLGEM. MİLGEM'in yenileri geliyor. İlk 4'ünün sözleşmeleri imzalandı, 3'üncü denize indirilmek üzere, 4'üncü geliyor ama bunlardan daha yeni nesil diyeceğimiz 4 tane daha MİLGEM'in geleceğini söyleyeyim. Onlar daha gelişmiş, biraz daha büyük, daha yeni MİLGEM'ler olacak. Öte yandan özel sektör gemicilik alanında oldukça aktif. Çeşitli gemilerimiz var; mesela uçak gemisi dediğimiz gemi bizim dilimizde havuzlu çıkartma gemisi olarak da geçiyor. Uçak helikopterler görünebilir ama aslında gövdesinde bir havuz sistemi var. Oldukça büyük, komplike bir gemi. Bu da Türkiye'nin gücünü artıracak bir gemi. Bunun yanında bizim Sismik Araştırma Gemimiz var. Bu hem ekonomik anlamda, hem de çeşitli yer altı araştırmaları anlamında önemli. Arama kurtarma gemilerimiz var, denizaltı kurtarma gemilerimiz var. Zırhlı araçlar taşıyan, çıkartmalarda kullanılan gemilerimiz var. Türkiye gemicilik alanında dünyada bilinir hale geldi. Bizim çeşitli ihracat faaliyetlerimizde, en başta pazarlama yaptığımız unsurlardan biri de gemilerimiz" şeklinde konuştu.

Yeni tip denizaltılar Türkiye'de üretilecek

Yeni Tip Denizaltıların inşasına başlandığını kaydeden Demir, denizaltı dizaynının Alman bir firmaya ait olduğunu, ancak bütün inşa faaliyetlerinin Türkiye'de olacağını vurguladı. Demir, bu çalışmalar sayesinde 1 nesil sonra Türkiye'nin yerli denizaltı üretebiliyor olacağını belirtti.

“Teknoloji anlamında çeşitli destekler alan bir terör örgütüyle karşı karşıyayız"

Bölücü terör örgütü üyelerinin, son dönemlerde terör eylemlerinde kullandığı el yapımı patlayıcılara karşı alınacak tedbirlerle ilgili, çeşitli kurum ve kuruluşlardan uzman kişilerin çalışmalar yaptığını dile getiren Demir, şunları ifade etti:

“Burada bir çalışma grubu sürekli olarak kafa yoruyor. Bu da bir teknoloji-tuzaklama yarışı diyebiliriz. Sizin geliştirdiğini bir önleme yöntemine karşı başka bir yöntem devreye sokulabiliyor. Burada da oldukça karmaşık yöntemler ortaya çıkabiliyor. Karşımızda tek başına bir terör örgütü yok. Teknoloji anlamında da, silah anlamında da çeşitli destekler alan bir örgütle karşı karşıyayız. Bu bakımdan bulduğunuz tedbirlere karşı tedbirler de gerçekleştiriliyor. Bu birkaç aşamalı bir tespit. Bu el yapımı patlayıcının nerede olduğunu tespit için yapılan bir çalışma. Bu çeşitli kimyasal detektörler, XR detektörleri gibi çalışmalar var. Bunların da kabiliyetlerinin sürekli geliştirilmesi gerekiyor. Kablo sistemlerinin tespitiyle ilgili çalışmamız var. Elektronik sistemler varsa, bunların belli sinyaller gönderilerek yakılmasıyla ilgili çalışmalar var. Bu konuda çeşitli kurum ve kuruluşlardaki arkadaşlar birlikte kafa yoruyor, tedbirler bulmaya çalışıyor. Alanda uygulanan bir dizi tespitler var."

“Zırhlı personel taşıyıcılar konusunda ülke olarak iyi durumdayız"

Zırhlı personel taşıyıcılar konusunda Türkiye'nin iyi durumda olduğunu söyleyen Demir, “Gerek mayına dayanıklılık anlamında, gerekse çeşitli zırhlama, ateş kabiliyeti ve görüntüleme kabiliyeti anlamında bir dizi ürün sahaya verilmeye devam ediliyor. Tabi bunlar çeşit çeşit, sınıf sınıf. Bir kısmında çeviklik istiyorsunuz, bir kısmından çok dar alanlara girmesini istiyorsunuz, bir kısmından da patlayıcıya dayanıklılık istiyorsunuz. Hepsini bir araca yüklediğinizde çevikliğini kaybediyor. Alanda çeşitli kabiliyetlere sahip bir dizi araç göreceğiz ve bu süreç devam ediyor. Alana verdiğimiz bir dizi araç var. Arakası devam ediyor. Üretimler devam ediyor. Türkiye'de bilinen 4 tane firmamız var bu konuda faaliyet gösteren. Bu firmamızın hepsinden, onların kabiliyetli olduğu alanlarda temin yapılıyor. Aracı iyice patlayıcıya dayanıklı hale getireyim derken, hareket etmesi çok zor olan bir araca doğru gidiyorsunuz. O anlamda araçları patlayıcı tespit edebilen sistemlerle donatmak da dahil bir çalışma var. Hem patlayıcıyı tespit etme kabiliyetine sahip olsun, hem de gerekirse bir robotik seri imha etme kabiliyetine sahip olsun gibi unsurlarla donatılması. Çünkü diğer türlü araçlar ağırlaştıkça operasyon kabiliyetiniz azalmaya başlıyor" ifadelerini kullandı.

“Altay tanklarının seri üretimiyle ilgili geliştirme teklifi aldık"

Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir, Altay Tanklarıyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Altay Tankları'nın seri üretimiyle ilgili geliştirme teklifi aldık, onun değerlendirmesi devam ediyor. Değerlendirme neticesine göre bir karar vereceğiz. Başarılı bir sistem çıktı ortaya. Her tank bire bir karşılaştırılabilir değil. Burada sadece belirli parametreler var, tankın bunları gerçekleştirip, gerçekleştiremediği önemli. Testler neticesinde belli parametreler alındı, şuanda kalifikasyon testlerine başlayacağız. Bu aslında kendi rayında ve takviminde gidiyor. Burada alınan neticeler, seri üretime geçtiğimiz zamanki parametreleri de belirleyecek. Bu test çalışmaları ve Silahlı Kuvvetler'in koyduğu şartlarla ilgili karşılaştırmalar yapılacak."

"ATAK aşama aşama geliştiriliyor"

ATAK Helikopteri'nin aşama aşama üretildiği, her aşamada helikoptere yeni sistemler eklendiği bilgisini veren Demir, “İlk dahil olan bir grup var, ondan sonra her ATAK'ta belirli unsurlar geliştiriliyor. Bizim planladığımız, entegre etmeyi istediğimiz bir dizi sistem var. Bunlar aşama aşama olacağı için, her grupta 1 sistem entegre edilip konuluyor. Belki sona doğru gelindiğinde, bu planladığmız sistemlerin hepsine sahip bir ATAK göreceğiz. Yine başa dönüp, bunlara sahip olmayan atakları da bu özelliklerle donatacağız" diye konuştu.

“Biz her bakımdan 'ATAK' deriz"

Program sunucusu Batuhan Yaşar'ın “ATAK mı, Kobra mı" sorusuna cevap veren Demir, “Biz her bakımdan ATAK deriz. ATAK'ın bir artısı da her başınız ağrıdığında kullanıcıya müdahil olabileceğiniz, sistemini kendiniz belirleyebileceğiniz bir helikopter" değerlendirmesinde bulundu.

http://www.yeniakit.com.tr/haber/turkiyeden-muhtesem-bir-proje-daha-182626.html
http://www.yenisafak.com/gundem/turkiyeden-muhtesem-projeler-2478148

7 Haziran 2016 Salı

USAŞ Ana Yükleniciliğinde Türk Genel Maksat Helikopteri Programı Başladı

07.06.2016 TAI

TUSAŞ-Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. ana yükleniciliğinde yürütülecek olan "Türk Genel Maksat Helikopteri Programı" kapsamında, Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) ile ana yüklenici TUSAŞ, ana alt yüklenici Sikorsky Aircraft ve diğer yerli alt yüklenici firmalar arasında, ABD ihracat lisanslarına müteakiben, sözleşmeler imzalandı. Anılan sözleşmeler ile program yürürlüğe girdi.

Program kapsamında, 109 adet T70 Kara Şahin Helikopteri, önümüzdeki 10 yıl süresince Türkiye'de lisans altında üretim modeliyle, 6 farklı kullanıcıya (Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Özel Kuvvetler Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Orman Genel Müdürlüğü) teslim edilecek.

Ana yüklenici TUSAŞ, T70 helikopterlerinin kabin, kokpit, kuyruk konisi, yatay ve dikey kuyruk, ana ve kuyruk rotor palleri gibi tüm önemli yapısal parçaların üretimini, nihai montaj işlemlerini, testlerini ve entegre lojistik desteğini; Aselsan, temel aviyoniklerin geliştirilmesi ve entegrasyonunu ve Sikorsky ile birlikte helikopter kokpiti geliştirilmesini (IMAS); TUSAŞ Motor Sanayii A.Ş. (TEI), T-700 motorunun üretimini; Alp Havacılık ise iniş takımları, dişli kutusu detay parça üretimi ve dinamik parçalarının üretim ve montajını gerçekleştirecek.

Sözleşme bedeli yaklaşık 3.5 Milyar ABD Doları olan Türk Genel Maksat Helikopteri Programı ile Ülkemizin genel maksat helikopter ihtiyacı karşılanmış olacak, Türk endüstrisi, askeri ve sivil alanlarda yurtiçi ihtiyaçlarının karşılanmasında önemli rol alacaktır.
https://www.tai.com.tr/tr/basin-bultenleri/tusas-ana-yukleniciliginde-turk-genel-maksat-helikopteri-programi-basladi